YOLSUZLUK DOSYASI /// VİDEO : Bilal ve Berat A.Ş. – Rüşvet, yolsuzluk, dolandırıcılık, silahlı tehdit


ÖZEL BÜRO NOTU : DEĞERLİ YURTSEVERLER BİLENLER BİLİR, ÖZEL BÜRO GRUBU İÇİN ÜLKE MENFAATLERİ SİYASİ PARTİLERİN MENFAATLERİNDEN ÖNCE GELİR. BİZİM İÇİN TÜM SİYASİ PARTİLER AYNI ÇİZGİDE VE HEPSİ İLE EŞİT MESAFEMİZ VAR. HANGİ PARTİ YOLSUZLUK VEYA USULSÜZLÜK YAPARSA ÇEKİNMEDEN TABİKİ DOĞRU OLMAK KAYDI İLE YAYINLARIZ. AMACIMIZ KARALAMAK VEYA ÇAMUR ATMAK DEĞİL ÜZÜM YEMEK. EĞER BİR PARTİ YADA BİR DEVLET KURUMU YADA YETKİLİSİ HAKKINDA TEYİD EDİLEBİLİR VE DOĞRULANABİLİR ŞAİBE İDDİALARI VARSA ÜLKENİN ALİ MENFAATLERİ GEREĞİ NEYSE ONU YAPARIZ. BİR İDDİANIN DOĞRU OLUP OLMADIĞINA BİZ DEĞİL BELGELER VE MAHKEME KARAR VERİR. DOLAYISI İLE SİTEMİZDE BULUNAN YOLSUZLUK VE USULSÜZLÜK İLE İLGİLİ BÖLÜMÜ İNCELERKEN BURADAKİ YAZI VE VİDEOLARIN “İDDİA” STATÜSÜNDE OLDUĞUNU UNUTMAYIN. AYNI BU VİDEODAKİLER GİBİ. BİZ HER ZAMAN DOĞRU BİLGİ VERMEKTEN YANAYIZ. SIRF BİR PARTİ ZARAR GÖRSÜN DİYE YALAN YANLIŞ İDDİALARI YAYINLAMAK BİZİM İŞİMİZ DEĞİL, TROLLERİN İŞİDİR.BURADA DA ŞİMDİ BİR VİDEO YAYINLIYORUZ AMA İDDİA STATÜSÜNDE. ÇÜNKÜ TARAFIMIZDAN HERHANGİ BİR TEYİD VE DOĞRULUK KONTROLÜ YAPILMADI. BU NEDENLE VİDEO İÇERİĞİNDE BULUNAN HABERİN YANLIŞ OLMA İHTİMALİNİ DE LÜTFEN GÖZ ARDI ETMEYİN. BU KONUDA BİLGİLİ TAKİPÇİLERİMİZ VARSA LÜTFEN HABER İÇERİĞİ HAKKINDA BİZİ AYDINLATSINLAR. TEŞEKKÜRLER.

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=3aFERV13xYo&feature=youtu.be

YOLSUZLUK DOSYASI /// ABD’deki Türken Vakfı’na bir yılda 152 milyon lira bağış : Kaynağı belirsiz


ABD’deki Türken Vakfı’na bir yılda 152 milyon lira bağış : Kaynağı belirsiz

Anka Haber Ajansı’nın haberine göre, Ensar ve Türge’in ABD’deki ortak kuruluşu Türken Vakfı’na bir yıl içinde 22,8 milyon dolar (Yaklaşık 152 milyon lira) bağış yapıldığı ve bu bağışların tek kalemden gerçekleştiği ortaya çıktı. Yapılan bağışlarla , New York’ta bir gökdelen inşaatı ve efsanevi boksör Muhammed Ali’nin Michigan’daki çiftliği satın alındı.

İktidara yakınlığı ile bilinen ve AKP’li belediyelerin milyonlarca lira aktardığı Ensar ve Türgev Vakıflarının ABD’deki ortak kuruluşu Türken Vakfı’na 1 Temmuz 2018 ile 30 Haziran 2019 tarihleri arasında 22,8 milyon dolarlık (Yaklaşık 152 milyon lira) bağış yapıldığı ortaya çıktı. CHP ABD Temsilciliği söz konusu bağışların tek kalemden verildiğini belirtirken, New York’ta bir gökdelen inşaatı ve efsanevi boksör Muhammed Ali’nin Michigan’daki çiftliğini satın almak için kullanıldığını vurguladı.

CHP ABD Temsilciliği. New York merkezli Türken Vakfı’nın Temmuz 2018-Haziran 2019 arası finansal raporlarını 31 Mart günü ABD Hazine Bakanlığı Vergi Dairesi’nden (IRS) temin etti. Temsilcilikten yapılan açıklamada, “Ensar ve Türgev’in ABD’deki ortak vakfı Türken’e 2014-2019 yılları arasında 56 milyon 552 bin 52 dolar gitmiştir. Bu miktar, New York’ta bir gökdelen inşaatı ve efsanevi boksör Muhammed Ali’nin Michigan’daki çiftliğini satın almak için kullanılmıştır” denildi.

‘22.8 MİLYON DOLAR HİBE VE BAĞIŞ’

Açıklamada şu ifadeler yer verildi: 2018 yılı altında gözüken $22,852,591 (22.8 milyon dolar), TÜRKEN’e Temmuz 2018-Haziran 2019 tarihleri arasında gelen toplam para. Bu paranın neredeyse tamamı ($22,845,437) hibe ve bağış şeklinde gelmiş. (F) sütununda görülen $56,552,052 ise 2014-2018 yılları arasında gelen toplam hibe ve bağış miktarı. Temmuz 2018-Haziran 2019 arasında gelen bağışın tamamına yakınının tek bir kaynaktan geldiğini aşağıdaki tabloda görebiliyoruz. Kanunlar gereği raporda bağışçıların isimleri silinmiş olsa da, toplam bağış miktarı olan 22,845,437 doların 22,764,187 dolarının tek bir isimden veya kurumdan geldiğini görebiliyoruz. Bir yıl içinde gelen diğer yedi bağışın da en büyüğü 25 bin dolar olmak kaydıyla nispeten daha ufak meblağlar olduğunu görebiliyoruz.

’22.7 MİLYON DOLAR BELİRSİZ’

"Ensar Vakfı, bu iddialar hakkında vakıflarından Türken’e Kasım 2018-Şubat 2019 arasında her biri 2 milyon dolardan toplam 8 milyon dolar tutarında dört farklı havale yapıldığını gösteren dört dekont yayınlamıştı. Belgelerden görüldüğü üzere, ya Ensar Vakfı, açıkladığı miktardan çok daha fazlası olan 22,764,187 dolarlık bir bağış yaptı ya da bu parayı hiç Türken Vakfı’na göndermedi ve 22,7 milyon dolar Türken’e bir başkası tarafından verildi."

Açıklamada şu sorular soruldu:

1- Bu tarihler arasında Türken Vakfı’na 22.8 milyon dolarlık rekor bağışı hangi kişi veya kurum yaptı? İddia edildiği gibi Başkentgaz’ın Kızılay’a yaptığı bağışlar Ensar Vakfı üzerinden mi aktarıldı?

2- Eğer bu iddialar doğruysa, neden daha önce bu bağışın miktarı 8 milyon dolar olarak açıklandı? Eğer doğru değilse, ABD Vergi Dairesi kayıtlarında gözükmeyen 8 milyon dolar nerede?

3- Bu bağış Ensar Vakfı tarafından gönderildiyse, ne kadarı Kızılay üzerinden geldi? Halkın vergileri New York’ta yurt yapması için Türken’e mi gönderildi?

NE OLMUŞTU?

Başkentgaz’ın Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na yaptığı 8 milyon dolarlık bağış yapmış. Ensar Vakfı Genel Müdürü Hüseyin Kader imzası ile yayınlanan yazılı mesajda, Kızılay’dan gelen bağışın ABD’de yurt yapılması için TÜRKEN Vakfı’na bağışlandığı ifade edilmişti.

Kaynak Yeniçağ: ABD’deki Türken Vakfı’na bir yılda 152 milyon lira bağış: Kaynağı belirsiz

YOLSUZLUK DOSYASI : Trilyonluk yer Diyanet Vakfı’na verildi


YOLSUZLUK DOSYASI : Trilyonluk yer Diyanet Vakfı’na verildi

İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkan Aytun Çıray, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla açılan Türkiye’nin ilk verem hastanesi Heybeliada Sanatoryum’un Diyanet Vakfına devredilmesini TBMM gündemine taşıdı.

27 Mart 2020

İYİ Parti Milli Güvenlik Politikalarından Sorumlu Başkanı ve İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Türkiye’nin ilk verem hastanesi olan ve 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla açılan Heybeliada Sanatoryum’un Diyanet Vakfına devredileceğinin doğruluğu ile ilgili soruları, Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün 96. Maddesi gereğince Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay’a sordu.

Çıray, Heybeliada Sanatoryum’un birçok hastaya şifa olmanın yanı sıra çok önemli sağlık çalışanlarını milletimize kazandırdığını, 81 yıllık hizmetinin ardından 2005 yılından beri atıl durumda tutulan Heybeliada Sanatoryum’un, 2018 yılında Diyanet Vakfına devredileceği ve sit alanına dini eğitim merkezi inşa edilmesinin gündeme geldiğini söyledi.

Tüm dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de hayatı durdurma noktasına getiren ve toplum sağlığını büyük ölçüde tehdit eden korona virüs pandemisi ile mücadele edildiği bir dönemde Heybeliada Sanatoryumu’nun Diyanet Vakfına devredildiği haberlerinin kamuoyunda yer aldığını belirten Çıray, "Bu vahim süreçte Cumhuriyet tarihinin en değerli kamusal sağlık kurumlarından Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü 2 Kasım 2011 tarihinde kapatılma kararının ne kadar telafisi imkansız bir yanlışlık olduğu ortaya çıkmışken, son derece önemli sağlık hizmetleriyle çok başarılı geçmişine rağmen uzun süredir hizmet dışı bırakılmış olan Heybeliada Sanatoryumu’nun Diyanet Vakfına devredildiği haberlerine açıklık getirilmesi, sağlıkta yeniden kamusal bir anlayışın hakimiyet kazanması beklenti ve ihtiyacı içinde olan Türk Milleti için büyük önem taşımaktadır" dedi ve bu bilgiler çerçevesinde Oktay’a şu soruları yöneltti:

– Heybeliada’da bulunan Çam Limanı ve Sanatoryumun Diyanet Vakfı’na devredildiği doğru mudur?

– Geçmişte hastane olmadığı için Adalar halkının yaşadığı zorluklar göz önünde bulundurulduğunda Adalar halkının ihtiyaçları doğrultusunda Heybeliada Sanatoryumu’nun asli fonksiyonuna uygun bir şekilde yeniden hastane olarak açılması daha doğru değil midir?

– Adalar halkının açık ihtiyaçları ve taleplerin rağmen Heybeliada’da Milli Emlak, Sağlık Bakanlığı ve Maliye Hazinesine ait arazide yer alan Çam Limanı ve Sanatoryumun Diyanet Vakfı’na devredilmesindeki asıl maksat bölgenin imara mı açılması planı mıdır?

– Tarihi eser olarak tescil edilen Sanatoryum binalarının ve toplamda 200 dönümü aşkın “Birinci Derece Doğal Sit Alanı” olarak koruma altındaki bölgenin özel ya da vakıflara devredilmesine dayalı muhtemel planlar ve projeler hayata geçirilmeye kalkışıldığı takdirde Adalar’ın sosyal, tarihi ve kültürel dokusu dönüşü olmayan bir şekilde tahrip edilmiş olmayacak mıdır? Böyle bir sosyo-kültürel tahribat kaçınılmaz olduğuna göre, bu ısrar kimlere ve hangi çıkar gruplarına hizmet edecektir?