YOLSUZLUK DOSYASI : BU KADAR PARA NEREYE GİDİYOR ??? AKP’Lİ BELEDİYE ÇOCUKLARA İMAMLI DERS VERDİ 8 MİLYON HARCADI


BU KADAR PARA NEREYE GİDİYOR ??? AKP’Lİ BELEDİYE ÇOCUKLARA İMAMLI DERS VERDİ 8 MİLYON HARCADI

AKP’li Selçuklu Belediyesi’nin 2012 yılında başlattığı “Değerler Eğitimi Projesi” kapsamında harcanan para 8 milyon TL’ye ulaştı. Öğretmenler yerine imamların ders verdiği proje kapsamındaki etkinlikler için yalnızca 2019 yılında 1 3 milyon TL harcandı.

10 Mart 2020

Bu kadar para nereye gidiyor? AKP’li belediye çocuklara imamlı ders verdi 8 milyon harcadı

Konya Selçuklu Belediyesi’nin 2012 yılında “Öğrencileri ahlaki kararlar ve davranışlar sergilemelerine yardımcı olacak değerler ile donatmak” gerekçesiyle başlattığı ‘Değerler Eğitimi Projesi’ kapsamında bugüne kadar 8 2 milyon TL harcandı.

BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre pedagojik açıdan uygun olmayan görseller içeren kitapların öğrencilere dağıtıldığı proje için 2017 yılında 844 bin TL harcanırken 2018 ve 2019 yıllarındaki toplam harcama 3 4 milyon TL’ye ulaştı.

Selçuklu Değerler Eğitimi Projesi’nin (SEDEP) maliyeti 2012 yılından bugüne katlanarak arttı. Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde SEDEP Koordinatörlüğü oluşturulduğu burada görev alan okul müdürlerinin okullarına gitmeden maaş aldığı da öne sürüldü. İktidara yakınlığı ve provokatif haberleri ile bilinen Yeni Akit’teki yazılarında kadınları hedef alan Yavuz Bahadıroğlu da “Yazarlar Buluşması” adı altında öğrencilerle bir araya getirildi.

MANEVİ DEĞERLER

Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen SEDEP’in ilk kapsamlı etkinlik düzenlediği yıl 2014 oldu. 2014 yılında SEDEP kapsamında yapılan öykü resim ve kısam film yarışması ve yılsonu şenliği gibi etkinlikler için 419 bin TL harcandı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ayşe Türkmenoğlu AKP Konya Milletvekili olarak görev yaptığı dönemde projeyi “Kitap ve kırtasiye ihtiyaçları karşılanan öğrencilerin manevi değerlere olan ihtiyacı da SEDEP ile karşılanacak” sözleriyle savundu. Projenin organizasyon hizmeti için 2014 yılında harcanan 419 bin TL’nin yanı sıra 1 4 milyon TL de SEDEP kapsamında öğrencilere dağıtılan kitapların temini için tüketildi.

Selçuklu Belediyesi projenin 2015-2016 dönemindeki etkinliklerin organizasyonu için harcadığı para ise 447 bin TL olarak gerçekleşti. 2015 yılındaki teması “Saygı” olan proje doğrultusunda yapılan etkinliklerin tamamına yakını AKP propagandasına dönüştü. 2015-2016 eğitim öğretim yılının açılışı nedeniyle SEDEP kapsamında Oğuz Kağan İlkokulu’nda gerçekleştirilen etkinliğe AKP Konya Milletvekili Hüsniye Erdoğan’ın yanı sıra AKP Selçuklu Teşkilatı yöneticileri de katıldı.

Proje 2016 yılında önceki yılların iki katı üzerinde maliyetle gerçekleştirildi. SEDEP’in “Türkiye değerlerini tanıyor” sloganıyla 2016 yılında yaptığı organizasyonlar için belediyenin kasasından 950 bin TL çıktı. Yoğunlukla öğrenci ve öğretmen seminerlerinin gerçekleştirildiği SEDEP’in 2016 yılı etkinliklerinde yine AKP’li isimler hazır bulundu.

MALİYET KATLANDI

SEDEP etkinliklerinin organizasyon hizmeti alım işinin maliyeti 2018 yılında 2 1 milyon TL’ye fırladı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılında düzenlediği Ramazan etkinliğinde kullandığı “Tecavüz etmeyi anasının yanında kendi evinde izleyen çocuğa ‘Özgecan’a niye dokundun?’ diye soramazsın” sözleriyle kamuoyunun gündemine gelen Nurten Ceceli de SEDEP’in 2018 yılı etkinliklerinden birinde konuşmacı olarak yer aldı.

İKİ YILDA 3 4 MİLYON TL

Selçuklu Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü’nün mali hesaplarına göre projenin 2019 yılındaki maliyeti ise 1 3 milyon TL ile ifade edildi. Böylelikle “Öğrencileri ahlaki değerler kazandırmak” amacıyla başlatılan SEDEP için yalnızca 2018 ve 2019 yıllarında harcanan para 3 4 milyon TL oldu.

LİNK : https://www.gercekgundem.com/egitim/163827/bu-kadar-para-nereye-gidiyor-akpli-belediye-cocuklara-imamli-ders-verdi-8-milyon-harcadi

YOLSUZLUK DOSYASI /// MURAT MURATOĞLU : 5 KURUŞ DEDİ 3 MİLYAR ÖDEDİ !!!!


MURAT MURATOĞLU : 5 KURUŞ DEDİ 3 MİLYAR ÖDEDİ !!!!

Sen bana “cebimizden 5 kuruş çıkmıyor” dedin mi? Dedin! Sonra ne oldu? Yavuz Sultan Selim Köprüsü için 2019 yılı ilk altı ayına 1 milyar 450 milyon lira ödedik.

İkinci altı ayı için de 1 milyar 600 milyon lira ödenecek! Toplamda 3 milyar 50 milyon lira… Nereden ödenecek? Hazineden! Hazine nereden gelir elde eder? Vergilerimizden. Biz mi köprüden geçtik köprü mü bizden?

★★★

2019 yılında bütçe 124 milyar lira açık verdi. Bu açığın 3 milyarı sadece bu köprüye gitti. Eski parayla 3 katrilyon lira! Ülke 82 milyon kişi kişi başına 37 lira… Daha da artacak gelecek yıla!

Keşke tek örnek bu köprü olsa… Bunun Osmangazi’si var Avrasya’sı var hastaneleri var duble yolları var hava limanları var gemi limanları var tren garları var döşenen raylar var! Keşke aslında kimin nereye döşediğini anlatsalar!

★★★

Ben anlatayım. Gelen doğalgaz elektrik faturaları var ya… Araba alırken bir araba parası da devlete veriyorsunuz ya… O arabaya benzin mazot doldururken canınız acıyor ya… Cep telefonu alırken konuşacak haliniz kalmıyor ya…

Çılgın projelerin çılgın faturaları olur. Hayatı boyunca kimsenin umursamadığı eğitimsiz kitleleri “aslında seni kıskanıyorlar” diye inandırabilirsen kayıtsız şartsız arkanda durur.

★★★

İhaleye çıkılacak. Şirket yatırımı yapacak. Belirli bir süre işletip para kazanacak. Yaptığını kamuya devredecek. Kulağa hoş geliyor değil mi?

Yapan neredeyse ihaleyi aldığı andan itibaren parayı kazanıyor. Kâr cepte… Sonrasında fazlası gelirse kaymağı da koyarsın üstüne…

★★★

Kendi parasını koymasına bile gerek yok! Kefili devlet projeyi göster krediyi kamu bankalarından ilk yılları ödemesiz olarak al. Mis!

İşin güzel tarafı batsalar bile borcu hazine üstlenecek ve devlet sırrı olduğundan kimse bilemeyecek. Ayrıca eğer az araç geçer ve şirket zarar ederse farkı da devlet ödeyecek. Senden alacak öyle verecek! Marifet bu olsa gerek…

★★★

Sahi nereye gidiyor onca vergi? Bütün fabrikaları satan parasını verene askerlik yaptırmayan devlet bu projeleri yapamaz mıydı? Böyle yapınca devlet borçlu görünmüyor orası ayrı…

Ülke cihan savaşını kaybetse kapitülasyonları kabul etse şartları bundan farklı olmazdı. Hatta insaflı olur “ağır gelir” deyip daha fazlası dayatmazlardı!

★★★

Dedi ki; “Ey Konyalı Yozgatlı Vanlı bakın boğaza üçüncü köprü yapıldı. Cebimizden de 5 kuruş para çıkmadı!” Millet de alkışladı! Oy istedi. Cayır cayır aldı.

Şöyle söyleyeyim o kadar alkışa az bile yaptı. Yapıştırsın ne işe yarayacağını bile bilmediğimiz kanalı sevindirsin Katarlıyı ancak böyle böyle anlayacak kadim Türk halkı…

LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/murat-muratoglu/5-kurus-dedi-3-milyar-odedi-5578605/

YOLSUZLUK DOSYASI : MİLLİ PİYANGO’DA SON TOP DÜŞMEDEN NUMARA YAZILDI ???


MİLLİ PİYANGO’DA SON TOP DÜŞMEDEN NUMARA YAZILDI ???

04 Ocak 2020

Milli Piyango’nun yılbaşı çekilişleri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Büyük ikramiye çekilişinde Noter’in ‘sus’ işareti yapması ve endişeli tavırları dikkat çekmişti şimdi de son top düşmeden kazanan bilet numarasının yayınlanması ile gündemde…

Yılbaşı için gerçekleştirilen Milli Piyango çekilişinde noterlerin kendi aralarında yaşadığı diyalog sosyal medyada büyük tartışmalara neden oldu. Sonuçlar açıklandıktan sonra kadın noterin endişeli tavrı ve diğer üyeye “Sus” işareti yapması dikkat çekti. Öte yandan Demirören Grubuna ait Hürriyet gazetesi Milli Piyango büyük çekilişi yapılırken canlı yayındaydı. Büyük ikramiye çekilişinde daha rakamlar belli olmadan alt yazıda rakamlar yer aldı. Bu anın videosu sosyal medyada birçok kullanıcı tarafından paylaşıldı.

Milli Piyango’nun yılbaşı çekilişinde büyük ikramiye olan 80 milyon lira çeyrek biletlere vurdu. Bu nedenle meblağ 4’e bölünürken kazanan biletler İstanbul Bursa Gaziantep ve İzmir’de satıldı.

Milli Piyango çekilişine ise noter üyelerinin görüntüleri damga vurdu. Sosyal medyada yayılan görüntülerde noter üyelerinin şüpheli tavırları göze çarptı. Kazanan şehirlerin açıklanmasıyla iki noterin arasında geçen diyalogda kadın noterin endişeli tavrı ve “Sus” işareti yaptığı görülüyor.

DEMİRÖREN GRUBUNA AİT HÜRRİYET CANLI YAYINLADI

Bu seneki çekilişte şüphe uyandıran bir gelişme yaşandı. Demirören Grubuna ait Hürriyet gazetesi Milli Piyango büyük çekilişi yapılırken canlı yayındaydı. Büyük ikramiye çekilişinde daha rakamlar belli olmadan alt yazıda rakamlar yer aldı. Bu anın videosu sosyal medyada birçok kullanıcı tarafından paylaşıldı. Ayırca bir devlet kurumu iken özelleştirilen Milli Piyango Demirören grubunun sahibi Yıldırım Demirören tarafından alınmıştı

ŞAİBE İDDİALARI HEP DİLE GETİRİLDİ

Uzun yıllardır Milli Piyango ve şans oyunlarında hile iddiaları gündeme getiriliyordu.

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz 5 Ocak 2019’taki Sayısal Loto çekilişinde 5 bilen kişi sayısının 1901 olmasının önceki çekilişlere göre bilimsel gerçekliğin üzerinde olduğunu belirterek “Gerek Sayısal Loto gerekse Milli Piyango’da şaibeler var” dedi.

CHP’li Yavuzyılmaz parlamentoda düzenlediği basın toplantısında 5 Ocak’ta yapılan Sayısal Loto çekilişinde büyük ikramiyenin tek kişiye isabet ettiğini 5 bilen kişi sayısının ise bin 901 olduğunu hatırlattı.

2018’de yapılan 75 Sayısal Loto çekilişinin 74’ünde 5 bilen kişi sayısının 258’in altında çıktığını anlatan Yavuzyılmaz çekilişte matematiksel olarak büyük ikramiyeyi kazanma ihtimalinin 14 milyonda bir 5 bilme olasılığının ise 54 bin 200’de bir olduğunu belirtti.

Yavuzyılmaz 5 Ocak’ta yapılan Sayısal Loto çekilişinde 5 bilen kişi sayısının bin 901 olmasının bilimsel gerçekliğin üzerinde olduğunu söyledi.

Milli Piyango İdaresi’nin şeffaflığına ilişkin sorunlar bulunduğunu vurgulayan Yavuzyılmaz çekilişlerin noter huzurunda yapıldığının açıklanmasına rağmen noterin hangisi olduğuna ilişkin bilgi verilmediğini ifade etti.

Yavuzyılmaz “Gerek Sayısal Loto gerekse Milli Piyango’da şaibeler var” dedi.

‘MİLLİ PİYANGO 12 YIL BOYUNCA ÜST ÜSTE ÇEYREK BİLETE ÇIKTI’

Milli Piyango’da yılbaşı büyük ikramiyelerinin 2019 dışında 12 yıl boyunca üst üste çeyrek bilete çıktığını hatırlatan Yavuzyılmaz “Özellikle bu yıl yılbaşı büyük ikramiyesinin çıktığı kişiyle ilgili herhangi bir açıklama ve bilgilendirme yapılmadı.

Dolayısıyla bu ikramiyenin hangi gelir grubunda yaşayan birine çıktığı ne şekilde bir ikramiye yönlendirmesi yapıldığı soru işareti olarak kalmış oldu. Bu soru işaretlerinin üzerinde özellikle duruyoruz. ” diye konuştu.

5 Ocak’taki Sayısal Loto çekilişine ilişkin bilimselliğin dışında konuya görsel olarak yaklaşan Yavuzyılmaz 1901 kişinin 5 bildiği Sayısal Loto çekilişindeki kuponu basın mensuplarına gösterdi.

Çekilişte çıkan 6 numaranın yukarıdan aşağıya doğru aynı sütunda yer aldığına işaret eden Yavuzyılmaz şöyle konuştu:

“Bu sütun sanki bir şifre kodlama gibi. Yalnızca bir tek numara değişmiş. Sayısal Loto’nun 1200’e yakın çekilişinin hiçbirinde böyle bir tablo oluşmamış olmalı ki 5 bilen sayısı da bu bağlamda bu kadar az katılımla 1901’in üzerine çıkmamış. Bu aynı zamanda Milli Piyango’nun kendi içerisinde çelişkisidir. Bu çekilişlerin bir an önce TRT’de canlı olarak yayınlanması için CHP olarak gerekli adımları tekrar atacağız. Bu abes durumu ortadan kaldıracağız. ”

‘3 BİLENLERİ KARŞILAŞTIRDIK ARADA 20 KAT FARK VAR’

Bir gazetecinin “Sayısal Loto’da 5 bilen sayısının 1901 olması akla bilime sığmıyor? Usulsüzlük mü var?” sorusu üzerine Yavuzyılmaz şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu katılım oranıyla 2 binin üzerinde 5 bilenin olduğu 4 çekiliş var. Ondaki katılım oranını bize açmıyorlar söylemiyorlar. Biz de bunu sağlıklı karşılaştırma yapmak için 3 bilenleri karşılaştırarak yaptık. Birinde 3 bilen 124 bin diğerinde 2.5 milyon. Arada 20 kat fark var.

Bunlar artık karşılaştırabilir olmaktan çok uzak. Hem Milli Piyango İdaresi’nin çekilişteki toplarla ilgili görüntülerde ortaya çıkan açıklanamamazlık hem de Sayısal Loto’da bilimsel çizginin dışına çıkan acayiplik üzerinde büyük soru işareti var. Bunu giderecek olan Milli Piyango’dur. Bunu gidermenin yolu şeffaflıktır topluma bilgi vermektir. ”

2012’DE DE CHP’Lİ KART DİLE GETİRMİŞTİ

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart yurtdışına kaçan bir Milli Piyango mensubunun kendisine gönderdiği itiraflarını açıkladı. Atilla Kart hurriyet.com.tr’ye yaptığı açıklamada 2012 yılında verdiği soru önergisindeki iddiaların bu itirafla doğrulandığını söyledi.

CHP’li Atilla Kart “Milli Piyango Müdürlüğünde yapılan çekilişlerin şaibeli olduğunu mensupların çoğunun varlığının milyonlarla ifade edildiğini ancak bunun kamufle edildiğini ayrıntılı olarak ifade etmektedir” dedi.

Milli Piyango çekilişlerinde şaibe olduğunu 2012 yılında soru önergesiyle gündeme getiren CHP’li Atilla Kart yurtdışına kaçan bir Milli Piyango mensubunun itiraflarını gündeme getirdi.

“Çok Pişmanım” rumuzuyla kendisine ulaşan eski bir Milli Piyango çalışanından bahseden CHP’li Kart “Milli Piyango mensubu olduğunu şu anda yurtdışında güzel bir hayat sürdürdüğünü Kurum bünyesindeki çıkar örgütlenmesinden kendisinin de yararlandığını ifade etti” dedi.

CHP’li Kart kendisine ulaşan kişinin “Atilla Bey şaibe olduğunu söylediği dönemde çok tedirgin olduk foyamız ortaya çıkacak diye” şeklinde açıklamada bulunduğunu söyledi.

“ÇEKİLİŞLER ŞAİBELİ”

AKP’nin Milli Piyango Kurumu’nu denetlemekten kaçınarak halka saygısızlık yaptığını vurgulayan CHP’li Kart Milli Piyango itirafçısının kendisine ulaştırdığı bilgileri şöyle aktardı:

“Milli Piyango Müdürlüğünde yapılan çekilişlerin şaibeli olduğunu mensupların çoğunun varlığının milyonlarla ifade edildiğini ancak bunun kamufle edildiğini; çekiliş sonuçlarını değiştirmek ve istenilen rakamlara ikramiye çıkmasını sağlamanın hiçbir zorluğunun olmadığını; öncelikle TRT payı diye milyonlarca lira verilen canlı yayın ilişkilerinin ortadan kaldırıldığını; birçok özel kanaldan yayın talebi geldiği halde bu taleplerin kabul edilmediğini; önceden çekilişi birkaç vatandaş ve gazetecinin izlerken TRT sözleşmesinin iptali sebebiyle izlemez hale geldiğini; çekiliş yapıldığında 21.30’da internet sitesinde sonuçlar açıklanıncaya kadar kimsenin haberinin olmadığını çekiliş sonucu belli olur olmaz ‘son 1 kupon tavrıyla’ hemen çıkan rakamları kapsayacak şekilde belli bayiler aracılığıyla iştirakin sağlandığını; bu yöntemin canlı yayın iptalinden sonra rahatlıkla uygulanır hale geldiğini; ayrıntılı olarak ifade etmektedir. ”

Milyonlarca işsizin dar gelirlinin emeklinin umutlarının sömürüldüğünü ifade eden CHP’li Kart “Hükümeti kamuoyuna açıklama yapmaya davet ederken; Tarafımıza ulaşan yeni bulgularla konuyu kamuoyu ve TBMM gündeminde takip etmeyi sürdüreceğimizi ifade ediyoruz” açıklamasında bulundu.

YOLSUZLUK DOSYASI : 60 milyona THK’ya verilmeyen ihale, 600 milyona özel şirkete verildi


60 milyona THK’ya verilmeyen ihale, 600 milyona özel şirkete verildi

Türk Hava Kurumu’nun (THK) eski başkanı Korgeneral Erdoğan Karakuş, 15 yangın söndürme uçaklarının hazır vaziyette olduğunu söyledi. Karakuş, 10 milyon dolara(60 milyon TL) milletin kurumu THK’ya ‘uçuş garantisi olmadan’ verilmedikleri ihaleyi, 600 milyon TL civarında bir bedel ile özel şirketlere ‘3,500 saat uçuş garantili’ olarak verdiler.. dedi. Karakuş, 5 bin hektarlık alanın yandığı Ege’de ‘mevcut uçaklar kullanılmış olsa böyle bir kayıp yaşanmazdı’ ifadelerini kullandı..

Türk Hava Kurumu’nun (THK) eski başkanı emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş Halk TV’de canlı olarak yayınlanan Gündem Özel programına telefonla bağlandı.

Son günlerde peş peşe meyda gelen yangınlar ‘söndürme ihalesinini’ tartışmaya açtı. , Geride kalan 5 gün içinde sadece İzmir’de ‘5 bin hektarlık’ ormanlık alanın kül olması ‘yangın uçakları neden kullanılmıyor’ sorularına neden oluyor.

THK eski başkanı emekli Korgeneral Karakuş yaktığı açıklamasında şu detayları paylaştı;

– THK, 1925 Yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İstikbal Göklerdedir’ vizyonuyla kurulan Cumhuriyetin ilk kurumudur, bu kurum hiçbir siyasetçi, şirket veya kişiye ait değildir, bu kurum ‘Milletin kurumudur.’

– THK, geçmişte aynı anda 165 yangına anında müdahalede bulunmuş ve bu yangınlar büyümeden, milletin ruhu dahi duymadan başarıyla söndürmüştür.

10 milyon dolar(60 MİLYON TL)’YE THK’YA VERİLMEYEN İHALE, 600 MİLYON TL’YE ŞİRKETLERE TL’YE VERİLDİ


– THK’nın 6 uçağı var arızalı ve uçmaz deniyor!, THK’nın 15 uçağı hazır vaziyette yangın söndürme görevi için beklemektedir.

– 60 milyon TL’ye THK’ya verilmeyen ihale, toplamda 600 milyon TL’ye özel şirketlere verildi. THK ile 1 yıllık ihale sözleşmesi uygulanırken, bu şirketlere 2023’e kadar, 3 bin 500 saat uçma garantisi verilerek iahle edildi.

THK, ‘uçma garantisi’ de istenmemiştir. Sadece yangın çıkarsa uçaklarımız müdahele edecekti.

YOLSUZLUK DOSYASI : KIZILAY VE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NDAN KÖTÜ KOKULAR GELİYOR /// İŞTE 2 HABER


HABER 1 : BÜLENT KUŞOĞLU : “KIZILAY’A BAĞIŞLAR BIÇAK GİBİ KESİLDİ”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu: Kızılay bir kamu kuruluşu olarak vergi kaçakçılığına aracılık etmiş. Vergi her ülkede kaçırılıyor ama bir devlet kurumunun vergi kaçakçılığına aracılık etmesi affedilecek bir olay değil. Vatandaş şimdi kan bile bağışlamıyor.

Sami GÖKÇE / YENİÇAĞ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu Başkentgaz’ın Kızılay üzerinden TÜGEV ve ENSAR Vakfı ortak kuruluşu olan TÜRKEN’e 8 milyon dolar tutarındaki bağışın vergi kaçırmak olduğunu söyledi. Bülent Kuşoğlu; olayın ardından Kızılay’a yapılan bağışların bıçak gibi kesildiğini belirterek "maddî bağışı bırakın kan bağışı bile çok düştü" dedi.

CHP’nin TBMM Başkanlığı’na verdiği araştırma önergesinin görüşülmesi sırasında konuşan Bülent Kuşoğlu "hukukumuza göre; her firmanın bağış yapma hakkı yetkisi vardır. Yaptığı bağış "kanunen kabul edilmeyen gider" sayılır ve vergiden düşülmez normalde böyledir. Fakat "kamuya yararlı dernek ve vakıf" statüsünde olan dernek ve vakıflara bağışta bulunulduğu zaman; kazancın yüzde 5’i tutarında indirim konusu yapılabilir. Yalnız Kızılay ve Yeşilay’a bağışta bulunulduğunda Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesine göre tamamı ile yani yüzde 100 oranında indirim konusu olabilir. Başkentgaz’ın bu bağıştan dolayı 30 milyon liranın üzerinde bir kazancı vergiden indirilmiş" dedi.

Vergi avantajının Kızılay üzerinden sağlandığını kaydeden Bülent Kuşoğlu şöyle devam etti "Avantaj sağlandıktan sonra bağışın bir başka vakfa aktarılması şartlı bağış gibi görünüyor ama kanuna aykırı hukuka aykırı ahlâka aykırı bağış olamaz şartlı bağış yapılamaz. Böyle bir durum söz konusu olmuş ve bu durum aynı zamanda muvazaa teşkil ediyor. Yani gerçek işlemi vergi indirimini perdelemişler yoksa onu göstermemeye çalışmışlar böyle bir durum söz konusu. Kızılay bir kamu kuruluşu olarak vergi kaçakçılığına aracılık etmiş. Yani devlet itibarıyla oynanmış Vergi çok kaçırılıyor her ülkede kaçırılıyor ama bir devlet kurumunun vergi kaçakçılığına aracılık etmesi böyle bir organizasyonun içerisinde bulunması affedilecek bir olay değil.

Öğrenciler bile; harçlıklarından arttırdıkları paraları Kızılay’a yardım olarak veriyorlardı şimdi kan bağışı yapılmıyor. Ayrıca BAŞKENTGAZ Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı altyapı gayrimenkul yatırım ortaklığı statüsü kazanmış bununla ilgili konunun SPK mevzuatı yönünden araştırılması lâzım. Konu bir suç teşkil ettiği için vergi dışında Ceza Kanunu yönünden araştırılması lâzım. "

Bülent Kuşoğlu: “Kızılay’a bağışlar bıçak gibi kesildi”

HABER 2 : "VELİLERDEN ALINAN PARA ENSAR’A GİDİYOR"

Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ensar Vakfı’nın protokolünü kaleme aldı. Öztürk "Genel müdürlükler tarafından verilen izinlerin yanı sıra il milli eğitim müdürlüklerinin dini vakıflarla yaptığı çok sayıda protokol bulunuyor. Bunlar da kamuoyundan gizleniyor "diye yazdı

Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk "Torunlar şirketine ait Ankara Başkentgaz şirketi tarafından Kızılay üzerinden 8 milyon dolar aktarılan Ensar Vakfı devletin hemen bütün birimlerine girmiş durumda. Bakıyorsunuz devletin okulunun içinde ana sınıfı açıyor. Bütün masraflar devlete ama velilerden alınan paralar Ensar’a gidiyor"ifadesini kullandı.

Sözcü yazarı Öztürk bugünkü köşe yazısında Ensar Vakfı’nın hemen hemen devletin bütün birimlerine girdiğini belirtti.

Vakfın devlet okullarının içine ana sınıfı açtığını velilerden alınan paraların ise Ensar’a gittiğini ileri süren Öztürk yazısında şu ifadelere yer verdi:

"Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından 2017 yılında Ensar Vakfı Birlik Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti’yle ayrı ayrı ‘Çeşitli Eğitim Seminer ve Sosyal Etkinlikler Düzenlenmesine Dair İş Birliği Protokolü’ imzalanmış. Bu protokollere karşı çıkmalara rağmen siyasi iktidar geri adım atmadı aksine iş birliğini artırdı. Karşı çıkanlardan birisi de avukat Esra Deniz Ağar Şudaşdemir’di. Üç protokolün de iptali ve yürütmelerinin durdurulması için dava açtı. Açılan bu davaları emekli Yargıtay Üyesi Ali Suat Ertosun da yakından takip etti.

Ensar Vakfı ve Birlik Vakfı’na karşı açtığı davalarda Danıştay 8. Dairesi’nin yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair verdiği kararlar itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından kabul edilerek protokollerin yürütmesi durduruldu. İlim Yayma Cemiyeti ile yapılan ‘Öğrencilere Yönelik Sosyal Kültürel Sportif Etkinlikler ile Mesleki ve Teknik Kurslar Düzenlenmesine Dair İş Birliği Protokolü’nün iptali ve yürütmesinin durdurulması için açılan davada da Danıştay 8. Dairesi ret kararı verdi. İtiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu bu kararı kaldırdı ve yürütmenin durdurulmasına hükmetti.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın dini vakıflarla yaptığı protokoller bu kadar mı? Değil. Genel müdürlükler tarafından verilen izinlerin yanı sıra il milli eğitim müdürlüklerinin dini vakıflarla yaptığı çok sayıda protokol bulunuyor. Bunlar da kamuoyundan gizleniyor. "

‘Velilerden alınan para Ensar’a gidiyor’

YOLSUZLUK DOSYASI : AMİGO TARAFTARLAR KIZACAK !!!! İŞTE 6 YOLSUZLUK & USULSÜZLÜK HABERİ DAHA /// BUYRUN !!!!


ÖZEL BÜRO NOTU : ZAMAN ZAMAN BAZI AK PARTİLİ ÜYELERİMİZ MESAJ ATIP SİZLERE SUNDUĞUMUZ YOLSUZLUK VE USULSÜZLÜK DOSYALARINA TEPKİ GÖSTERİYORLAR. DİYORLAR Kİ “SİZ ÜLKEDE OLAN GÜZEL ŞEYLERİ GÖRMEYİP SÜREKLİ YANLIŞ YUNLUŞ KONULARI GÜNDEME TAŞIYORSUNUZ. BİRAZ DA GÜZEL OLAYLARI GÜNDEME TAŞIYIN” DİYORLAR. ŞİMDİ BURADA BİR ES VERELİM. BİR KERE BİZ AK PARTİ DÜŞMANI DEĞİLİZ. HİÇ BİR PARTİNİN DÜŞMANI DEĞİLİZ. BİZ GAZETECİ HASSASİYETİYLE ÜLKEDEKİ OLUMSUZLUKLARI YAZIYORUZ. PEKİ NEDEN YAZIYORUZ ??? KARALAMAK İÇİN DEĞİL ELBETTE. DÜZELTİLSİN DİYE YAZIYORUZ. DAHA REFAH, DAHA MÜREFFEH BİR ÜLKE OLSUN DİYE YAZIYORUZ. AMA HÜKÜMET DOĞRU BİR İCRAAT YAPTIĞINDA ONU DA YAZIYORUZ. İNANMAYAN www.ozelburoistihbarat.com SİTEMİZİN ARŞİVİNE GİRSİN, İNCELESİN. YANLIŞI GÜNDEME GETİRMEK, DÜZELTİLMESİNİ TALEP ETMEK KARALAMAK DEĞİLDİR. MADEM HEPİMİZ AYNI GEMİNİN YOLCUSUYUZ, BU GEMİ BATTIĞINDA DA BERABER BATARIZ. AMA GEMİ LİMANA ULAŞIRSA BUNA EN ÇOK BİZ SEVİNİRİZ. BU NEDENLE HÜKÜMET TARAFTARLARI BİZİ ELEŞTİRMEK YERİNE O ÇOK SEVDİKLERİ REİSLERİNE ELEŞTİRİ GETİRSİN. Kİ REİS’TE BUNA GÖRE BU ÜLKENİN DÜMENİNİ DAHA SAĞLAM TUTAR. NEYSE, BU KADAR LAF YETER. İŞTE AŞAĞIDA HÜKÜMET HAKKINDA 6 YOLSUZLUK & USULSÜZLÜK HABERİ DAHA. BUYRUN. BİZ Mİ YANLIŞ YOLDAYIZ HÜKÜMET Mİ SİZ KARAR VERİN.

HABER 1 : MELİH GÖKÇEK’TEN 576 MİLYONUN HESABI SORULUYOR !!!

Melih Gökçek dönemindeki 576 milyon liralık ihale dolayısıyla belediyenin zarara uğratıldığı gerekçe gösterilerek suç duyurusunda bulunuldu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) şirketi ANFA tarafından 2015 yılında Belediye’nin 576 milyon TL’lik zarara uğratıldığı gerekçesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı 28 Aralık 2015’te ANFA Şirketi’ne 01 Ocak 2016 – 31 Aralık 2017 tarihlerini kapsayan 1 milyar 722 milyon 220 bin 502 TL bedelli; “Ankara İl Sınırları İçerisinde Bulunan Parklar Refüjler Yan Bantların Yeşil Alanları Piknik Alanları Rekreasyon Alanları Mezarlıklar Havuzlar ve Göletler ile Belediyemize Ait Tesislerin Bitkisel İnşaat Tesisat Elektrik Bakım ve Onarım Hizmet Alımı” işini ihale etti.

Buna göre 2015 yılında yapılan ihale sözleşmesinin 20 Ocak 2016 tarihinde imzalandığı belirtildi.

1 Ocak 2016 – 31 Aralık 2017 tarihleri arasında belirlenen iş süresine işe 25 Ocak 2016 tarihi itibariyle başlandı. Genel Sekreterlik Makamının; 2 Ocak 2018 tarihli Olur’u ile “İş Bitimi Süresi”nden itibaren 92 takvim günü ilave süre verilerek 02 Nisan 2018 tarihine kadar iş süresinin uzatıldığı dolayısıyla işin yaklaşık 28 aylık bir süreye yayıldığı ifade edildi.

576 MİLYONLUK ZARAR!

ABB Teftiş Kurulu tarafından yapılan incelemede işin ihalesinde iş kalemi olarak 5 bin 301 pozun yer aldığı ancak işin uygulaması esnasında bin 817 pozda çalışılmadığı belirlendi. Bununla birlikte yapılan pozlardaki belirtilen metrekarelerin (çeşitli kullanım alanlarındaki çim çiçeklik alan ağaçlık alan sert zemin temizliği gibi) hakediş evraklarında yükseltilerek yansıtıldığı tespit edildi.

ABB Başkanlığı’nca yapılan teftişte alım ile ilgili 576 milyon 677 bin TL idari zarar olduğu tespit edildi.

Kurul raporunda yaklaşık maliyetin piyasa fiyatlarından çok yüksek olduğu ve fiyatı yüksek olan imalatların miktarının arttırılması nedeni idare zararına neden olunduğu da vurgulandı. ABB Hukuk Müşavirliği soruşturma sonucunda kurumun 576 milyon TL’lik zarara uğratıldığı gerekçesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Ayrıca ihaleyi alan şirketler hakkında da idareyi zarara uğrattıkları gerekçesiyle ek soruşturma başlatıldı.

siyasetcafe.com

LİNK : https://www.siyasetcafe.com/gokcekten-576-milyonun-hesabi-soruluyor-sorusturma-acildi-61984h.htm?fbclid=

HABER 2 : ‘AKP FETÖ’YE 934 KAMU ARAZİSİ 109 YURT VE 23 SAĞLIK KURULUŞU KURMA İZNİ VERMİŞ’

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin AKP’nin cemaate 934 kamu arazisi 109 yurt ve 23 sağlık kuruluşu kurma izni verdiğini açıkladı

‘AKP FETÖ’ye 934 kamu arazisi 109 yurt ve 23 sağlık kuruluşu kurma izni vermiş’

“FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmalarını değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin AKP’nin Gülen cemaatine 934 kamu arazisi 109 yurt ve 23 sağlık kuruluşu kurma izni verdiğini söyledi.

Tekin “FETÖ’ye parsel parsel arazi verenlerin yüzü kızarmıyor bir de milleti FETÖ’cülükle suçluyorlar” diye konuştu.

Sözcü’den Hande Zeyrek’in aktardığına göre “Elimizde resmi makamlar tarafından hazırlanan bir rapor var. Rapora göre Türkiye’nin her şehrinde FETÖ’cülere özel okul kurulması için toplam 934 kamu arazisi peşkeş çekilmiş bu okullar eliyle terör örgütüne maddi kaynaklar aktarılmış ve militanlar yetiştirilmiş. Bu okulların hepsinin altında iktidarın imzası var” diyen Tekin şöyle devam etti:

109 YURT

"Örneğin 81 ilde 109 yurt açtırılmış buraların bütün izinleri işlemleri bu iktidar tarafından yapılmıştır. Bunun yanında bu iktidarın Bakanlar Kurulu tarafından tam 104 vakfa kamu yararı statüsü verilmiştir. Hepsinin altında bu iktidarın imzası var. "

1125 DERNEK. 23 SAĞLIK KURULUŞU

"Özelikle FETÖ’cüler vakıf eliyle örgütlenerek anayasal düzeni yıkmak için çalıştılar. İktidar da onların faaliyetlerine destek oldu. Diğer bir örnek ise toplamda FETÖ’cü 1125 adet dernek kurulmuş bunların hepsinin izinlerini de bu iktidar vermiştir. Yine FETÖ’cülere ait Ankara’da 7 Bursa’da 2 İstanbul’da 4 ve Urfa’da 10 sağlık kuruluşu kurulmasına bu iktidar izin vermiş yardım etmiştir.

Bu durumda FETÖ’ye kim yardım ve yataklık etmiştir? 2010 referandumundan sonra tüm vakıfların başvurusu reddedilirken FETÖ’nün arsa talepleri kabul edilmiştir. "

LİNK : https://www.birgun.net/haber/akp-feto-ye-934-kamu-arazisi-109-yurt-ve-23-saglik-kurulusu-kurma-izni-vermis-288295

HABER 3 : SON DÖNEMDE HANGİ ÜNLÜ ŞİRKETLER İFLAS İSTEDİ ???

Ekonomik krizle birlikte işsiz sayısı hızla artarken binlerce şirket de kapandı. Ünlü firmalar önce konkordato daha sonra iflas başvuruları için sıraya girdi. Son olarak Atlas Global’in eklendiği iflas listesinde İnci Deri gibi asırlık şirketler de yer aldı.

Ekonomik kriz Türkiye’de son iki yılda binlerce firmanın kepenk kapatmasına neden oldu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre 2018’de 12 bin 564 2019’da 13 bin 197 olmak üzere son iki yılda 25 bin 761 şirket kapandı.

Ticaret Sicili Gazetesi verilerine göre 2018’de bin 94 2019’da 899 olmak üzere son iki yılda konkordato başvurusu yapan şirket sayısı 1993 oldu.

Bu süreçte birçok ünlü firma da iflas başvurusunda bulundu. Listeye en son Atlas Global eklendi.

İşte o şirketlerden bazıları:

1- ATLASGLOBAL

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 14 Şubat 2020’de Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Atlasjet Havayolları operasyonlarını sürdüremediğinden iflas başvurusunda bulunmuş olup uçuşları durdurulmuştur” dedi.

Atlasglobal önceki yıllarda aldığı mali hasar ve İstanbul’daki yeni havalimanının artırdığı maliyetler nedeniyle Kasım ayı sonunda tüm uçuşlarını durdurmuş; 21 Aralık’ta tekrar uçuşlara başlamıştı. Ancak Ocak ayında sezonsal düşük talep nedeniyle Avrupa uçuşlarına Mart ayına kadar ara verdiğini açıklamıştı.

Atlasglobal 14 Mart 2001’de “Tarifesiz İç Hat ve Dış Hat Uçuşlarda Yolcu ve Kargo Taşımacılığı” gerçekleştirmek üzere kurulmuş ve ilk uçuşunu 1 Haziran 2001’de gerçekleştirmişti. Şirket iç ve dış hat tarifeli uçuşlarına 2004 yılında başlamıştı.

2- BETA AYAKKABI

2018’de konkordato talep eden BETA Ayakkabı’nın pazarlama faaliyetlerini yürüten Beta İç ve Dış Pazarlama A. Ş için Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi iflas kararı verdi. Diğer şirketi olan Beta Ayakkabı San. A. Ş için ise konkordato süresi bitti.

İflas nedeniyle 50 mağazası kapanan BETA internet satışları ve ihracata yöneleceğini açıkladı.

Şirket 1980’de kurulmuştu.

3- YÖRSAN

Türkiye’nin önde gelen süt ve süt ürünleri üreticisi Yörsan Gıda Mamülleri Sanayi ve Ticaret A. Ş. Ekim 2018’de konkordato istedi. Şirket Aralık 2019’da iflas başvurusu yaparken Balıkesir Karesi ve Altıeylül ilçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek şirket yönetimine kayyum olarak atandı.

İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı en büyük 500 sanayi kuruluşu listesine de giren Yörsan’ın temeli 1964 yılında Yörükler Gıda Limited Şirketi olarak atılmıştı. 1984 yılında Türkiye’nin ilk beyaz peynir fabrikasını kuran Yörsan 4 yıl önce özel sermaye fonu Dubai merkezli Abraaj Group’a satıldı.

4- TEKİN ACAR

Türkiye’nin büyük kozmetik perakendecilerinden Tekin Acar 10 Ocak 2020’de resmen iflas etti. 2017 yılında Türkiye genelinde 80 mağazası olan Tekin Acar’ın mağazalarının 19’u 2017’de Fransız Sephora’ya satılmıştı. İstanbul 1. İflas Dairesi’nin 2019/28 sayılı kararına göre firmanın iflası resmileşti.

1979 yılında Ankara’da temeli atılan Tekin Acar zaman içinde büyüyerek sektörün önde gelen oyuncularından biri konumuna yükselmişti.

5- LUNCH BOX

İstanbul Tekirdağ ve Kayseri’de toplam 11 şubesi bulunan konkordato sürecindeki Lunch Box hakkında olumsuz raporlar sebebiyle mahkeme şirketin iflasına karar verdi.

2001 yılından bu yana hizmet veren Lunch Box bünyesinde 350 kişi çalışıyordu.

2019 yılında 900’e yakın şirket konkordato ilan etti!2019 yılında 900’e yakın şirket konkordato ilan etti!

6- İNCİ DERİ

102 yıllık ayakkabı devi İnci Deri iflasını istemiş daha önce borçlarını ödemekte zorluk çektiği için birçok çeki karşılıksız çıkmış ve şirket icralık olmuştu.

Şirketin genel merkez binası onlarca mağazası ve internet sitesi kapandı. Şirket hakkında geçen yıl açılan iflas davası ise sürüyor.

7- HAKAN ÇANTA

Türkiye’nin en eski çanta üreticilerinden Hakan Çanta Kasım 2019’da iflas etti.

Hakan Çanta’nın temeli 1955’te atılmıştı. 1980’lerin ikinci yarısıyla bilinirliği artmıştı. Marka ilk lisans sözleşmesini 1995’te Walt Disney ile imzaladı.

Hakan Çanta 2017’de FIFA ile anlaşarak Rusya’da düzenlenen ‘Dünya Kupası’nın lisanslı ürünlerinin bir bölümünü üretti.

8- BORA JET

2010 yılında kurulan Borajet Kasım 2019’da iflas etti. Borajet Havayolları 2016 yılının son günlerinde ABD’de yaşamını sürdüren iş insanı Yalçın Ayaslı tarafından SBK Holding’e satılmıştı.

Sezgin Baran Korkmaz’ın sahibi olduğu SBK Holding bünyesinde 2017 yılının Nisan ayına kadar uçuşlarını sürdüren Borajet daha sonra ani bir kararla yeniden yapılanma sürecine girildiği belirtilerek uçuşlarını durdurduğunu duyurmuştu.

9- ULUSOY

Türkiye’nin en köklü otobüs firmalarından olan Ulusoy Seyahat’in marka hakkını alan ve konkordato başvurusu sonucu 3 ay mühlet verilen Ulusoy Ulaşım hakkında Şubat 2019’da iflas kararı verildi.

Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen duruşmaya davacı Ulusoy Ulaşım’ın vekili Abidin Oğul ile alacaklılar İro Turizm Temsa Loukoil ve Akpet Coca Cola Mapar Otomotiv Enerjisa Osmanlı Turizm Yapı Kredi Bankası vekilleri katılmıştı.

10- FLEETCORP

Filo kiralama sektörünün en büyüklerinden olan ve 2001’de kurulan Fleetcorp A. Ş. Eylül 2018’de konkordato talebiyle İstanbul Ticaret Mahkemesi’ne başvurmuştu. Konkordato talebi kabul edilen Fleetcorp’a mahkeme Kasım 2018’de ise iflas kararı verdi.

Piyasaya 2 milyar TL’nin üzerinde borcu olduğu ileri sürülen Kuveyt sermayeli şirketin konkordato raporuna göre 12 bin aracı bulunuyordu.

LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/son-donemde-hangi-unlu-sirketler-iflas-istedi-5629489/

HABER 4 : HAVALİMANINDA BÜYÜK RANT ! PROJENİN MALİYETİNİ BÖYLE ARTIRDILAR

İhalesi üç yıl önce yapılan ve maliyetinin bir milyar 78 milyon lira olarak belirlendiği Rize-Artvin Havalimanı için ikmal ihalesi açıldığı ve proje maliyetinin 632 5 milyon lira daha arttığı ortaya çıktı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle temeli atılan ve ihalesi yaklaşık üç yıl önce yapılan Rize-Artvin Havalimanı’nın yapım maliyeti açılan yeni bir ihale ile arttı.

2017 yılı başında bir milyar 78 milyon 434 bin lira bedelle Cengiz-Aga Enerji ortaklığının ihaleyi kazanması ile başlayan projenin maliyeti ‘İkmail ihalesi’ ile 632 5 milyon lira daha arttı.

Sözcü gazetesi yazarı Çiğdem Toker ikmal ihalesini Cengiz İnşaat-ASL İnşaat ortaklığının kazandığını belirterek “İlk ihaleye Aga Enerji ile girmiş olan işi asıl yürüten Cengiz bu kez ikmal ihalesini ASL İnşaat ile üstlenmiş. İlk dönem AKP milletvekili Abdülkadir Kart’ın son dönem pek çok büyük inşaat ve altyapı ihalesinde adını görmeye başladığımız şirket” ifadelerini kullandı.

Çiğdem Toker’in “Rize-Artvin Havalimanı’na ikmal ihalesi” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“İkmal tamamlama demek. Bilen bilir memlekette “Şu kadara mal olacak” diye adeta davul çalınan nice kamu ihalesi “ikmal” ihaleleriyle kat kat fazlasına bitebilmiştir.

Temel atmaya hamaset nutuklarına inşaat işlerine milliyetçilik sosu bulandırmaya bayılan siyasiler sıra ikmal ihalelerine geldiğinde olay mahallini hızla terk eder. Çünkü ikmal ihalesi bütçede delik dahası iş bilmezlik anlamına gelir. Ki; bunlar da hesabı verilmesi gereken işlerdir. ”

PARA YETMEDİ ORTAK DEĞİŞTİ

“İhalesi üç yıl önce yapılmış temeli partili Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından atılan Rize-Artvin Havalimanı da “ikmal” kervanına katıldı.

2017 başında açık usulle yapılan ilk ihalede en düşük teklifi 1 milyar 78 milyon 434 bin TL ile Cengiz-Aga Enerji ortaklığı vermişti. O dönem “Kim Bu Aga Enerji” başlığıyla sorduğumuz şirketin bir internet sitesinin bile olmadığını resmi olarak bünyede görünmese de Bayburt Grubu’nun sahiplerinin eski bir şirketlerinin kimlik ve yer değiştirmiş hali olduğunu yazmıştık. Yapılan son haberlerde de havalimanını yüzde 50’sinden fazlasının tamamlandığı duyurulmuştu. ”

632.5 MİLYON TL

“Rize-Artvin Havalimanı pisti denize dolguyla yapılıyor. 266 hektarlık alanda 88.5 milyon ton taş kullanılacağı günde 120 bin tonu yakın dolgunun yapıldığı duyurulmuştu.

Belli ki 1 milyar 78 milyon TL ihale bedeli bu ölçekler için yetmemiş. Artık baştan maliyetler yanlış saptandığı indirimler doğru verilmediği için mi yoksa şirketlerin mali bilançolarıyla ilgili sorunlardan mıdır -lütfedip açıklamadıkları için bilemiyoruz- geçen kasım ayında ikmal ihalesi yapılmış. 8 Kasım 2019’da yapılan ihalede 21/b usulü tercih edilmiş. Pazarlık yönteminin olağanüstü durumlar için kullanıldığı ilansız bu usulde genellikle ihaleyi önceden kimin alacağının belli olduğu da herkesin bildiği sırdır.

İlk ihaleye Aga Enerji ile girmiş olan işi asıl yürüten Cengiz bu kez ikmal ihalesini ASL İnşaat ile üstlenmiş. İlk dönem AKP milletvekili Abdülkadir Kart’ın son dönem pek çok büyük inşaat ve altyapı ihalesinde adını görmeye başladığımız şirket. ”

ETKİLEYİCİ (!) İNDİRİM: YÜZDE 7.30

“Bu ihalenin yaklaşık maliyeti de 682 milyon 293 bin 367 TL olarak belirlenmiş. Cengiz-ASL bu ikmal ihalesini 632 milyon 497 bin 233 TL teklifle almışlar. Gördüğünüz gibi yüzde 7.30 gibi süper bir indirim.

1 milyar TL’ye bitecek denilen Rize-Artvin Havalimanı’nın maliyeti şimdilik 1 milyar 632 5 milyon TL’ye yükselmiş durumda. ”

LİNK : https://www.gercekgundem.com/ekonomi/157764/havalimaninda-buyuk-rant-projenin-maliyetini-boyle-artirdilar

HABER 5 : SINAV HIRSIZLIĞININ GÖRÜNTÜSÜ İLK KEZ ORTAYA ÇIKTI

Eski İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Coşkun Çakar’ın eşinin sınavdan geçebilmesi için emniyetin istihbarat aracına kopya düzeneği kurduğu ortaya çıktı.

KAMERAYLA SINAVA GİRMİŞ

Çakar’a yönelik operasyonda sınav usulsüzlüğünün görüntüleri çıktı.

Yapılan incelemede 14 dakika 28 saniyelik videoda bir kadının katıldığı sınava ait gizli çekilmiş görüntülerinin olduğunu belirlendi. Görüntüye göre kadının önündeki sıra üzerinde soru kitapçığı ve cevapların işaretlendiği sınav cevap kağıdının olduğu anlaşıldı. Söz konusu videoyu kayda alınan kameranın ise radyo frekansı (RF) özellikli görüntüyü canlı olarak dışarıya aktaran kamera sistemi olduğu tespit edildi.

Sınav cevap kağıdında yapılan incelemeyle sınava katılan kişinin Çakar’ın eşi Gül Çakar olduğu ortaya çıktı.

Aynı kaset içerisindeki 7 saniyelik görüntünün ise istihbaratın teknik takip ve izlemede kullandığı obzervasyon aracının içerisinde çekildi anlaşıldı. Görüntüye göre camları perdeli panelvan tarzı araçta iki erkek şahıs bulunuyor. Bunlardan birinin Coşgun Çakar olduğu değerlendirilirken videoda şahıslardan birisinin kolu görünüyor. Ayrıca araç içerisinde radyo frekans receiver (alıcı) cihazı olduğu görülüyor. Yapılan incelemede ise Gül Çakar tarafından sınav sırasında kullanılan RF kamera ile obzervasyon aracı içerisinde bulunan radyo frekans receiver cihazına ait görüntülerin aynı video üzerinde kayıtlı olduğu belirlendi.

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak’ın haberine göre soruşturma dosyasına giren bilgilere göre kopya olayı şöyle gerçekleşti: Gül Çakar sınavda esnasında RF kamera ile soru kitapçığındaki soruları taradı. RF kamera yardımıyla bu görüntüler okul binası dışında bulunan obzervasyon aracı içerisindeki alıcıya gönderildi. Aracın içerisinde bulunan Coşgun Çakar ile yanında bulunan şahıs ise soru cevaplarını telsiz kulaklık yardımıyla Gül Çakar’a iletti.

LİNK : https://haber.sol.org.tr/turkiye/sinav-hirsizliginin-goruntusu-ilk-kez-ortaya-cikti-280633

HABER 6 : MURAT AĞIREL : KİLİS DEVLET HASTANESİ’NDE HAYALİ MR YOLSUZLUĞU

E-POSTA : murat.agirel

17 Şubat 2020

Biliyorum… Sizlere sürekli "sıkıcı" ihalelerden iç karartan yolsuzluklardan bahsediyorum. Fakat ne zaman güncel bir konuyu değerlendirmeye kalksam önüme yazmaktan kendimi alıkoyamadığım başka bir usulsüzlük geliyor.

Daha önce Gaziantep Belediyesi’nin torba ihaleleri başlıklı bir makale yazmış ve ihalelerdeki bazı çarpıklıkları gündeme getirmiştim. Yazı içeriğinde bir firmadan bahsetmiş ve takipçi olacağımı da bildirmiştim.

Firma ismi Gama-Gazi Sağlık Hizm. idi.

Neden şimdi tekrar hatırlatıyorum?

Yazımızın başrolü yine bu firmada… Bu sefer Gaziantep değil Kilis. Belediye değil Devlet Hastanesi…

Aktarayım.

Kilisli yurttaşlar Kilis Cumhuriyet Savcılığına Kilis Devlet Hastanesi’nde yapılan 12 ayrı konuda şikâyette bulunuyorlar.

Konu hakkında Kilis Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü de Kilis Devlet Hastanesi Görevlileri hakkında araştırma inceleme yapılmasına karar veriyor.

Valilik makamınca Sağlık Bakanlığı’ndan da müfettiş talebinde bulunuluyor. S. Ş. adlı müfettiş görevlendiriliyor.

Peki nedir bu konu?

Müfettiş incelemesi sonucu bir rapor hazırlanıyor.

Hazırlanan raporun 13. sayfasında; MR cihazının arızalı olmasına rağmen çekim yapılmadan çekim yapılmış gösterildiği firmaya bu yönde ödemeler yapıldığı tespit ediliyor. Aynı raporun 17. sayfasında fazla ödemenin otomasyon sisteminden kaynaklı bir hatadan oluştuğu belirtiliyor.

Raporun eklerinde MR cihazının arızalı olduğu dönemlere ait tutanaklar mevcut olmasına rağmen idarenin bu raporları yok sayarak MR cihazı çalışıyormuş gibi göstermelerini ne gariptir ki otomasyon sistemine bağlanıyor!

Daha sonra valilik ve Bakanlık müfettişleri tekrar inceleme yapıyor iddia edildiği gibi otomasyon sisteminde herhangi bir hataya rastlanılmıyor.

Müfettiş S. Ş. ‘nin yaptığı incelemede Gama-Gazi firmasına yapılan fazla ödemelerin tahsil edilmesi isteniyor. Valilik tarafından görevlendirilen muhakkikler ise çalışmayan MR cihazı ile sanki çalışıyormuş gibi ne kadar para tahsil edildiğini tespit ediyor…

Rakam tam tamına 1 milyon 900 bin TL!

Hayatınızda bu kadar parayı bir arada gördünüz mü?

Ben görmedim.

Peki ne kadarı geri alınmış?

713 bin TL.

Geri kalan 1 milyon 187 bin TL için Kilis Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılmış.

Sağlık Bakanlığı konu ile ilgili denetçi görevlendirmiş. S. U ve C. U. konuyu tekrar incelemişler ve yapılan fazla ödemenin tahsil edilmesini edilemiyorsa imzası olan doktorlardan tahsil edilmesini istemiş.

TCK 257’ye göre işlem tesis edilmesi içinde 4483 sayılı kanun kapsamında Kilis Valiliğince ön inceleme yapılması istenilmiş Gama-Gazi firmasının da ihalelerden men edilmesi istenilmiş.

Kilis Valiliği adı geçen firma ve şahıslar hakkında soruşturma iznine gerek olmadığı için soruşturma izni vermemiş. Suçlu olarak imza yetkisi dahi olmayan firma personeli N. G. hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş.

Yani aylarca çalışmayan MR cihazı çalışıyor gibi gösterilerek tam 2 milyon TL fazla fatura kesiliyor paralar yetkililerin imzaları ile ödeniyor ama suçlu sadece imza yetkilisi olmayan bir kişi çıkıyor.

Bak sen şu işe!

Fazla ödemeyi alan Gazi firması ihale şartnamesi gereği hastaneye MR çekimlerinin görüntülerinin saklandığı PACS sistemini kurmuş. Bu sistem üzerinde bulunan hard diskler de yapılan çekimlerin görüntüleri saklanmak ve hastane bilgi yönetim sistemine entegre etmek zorunda olmasına rağmen PACS sistemi HBYS’ye 2008 ve 2013 yılları arasında entegre ettirilmemiş.

Yani ortada kanıt da bırakılmamış.

Daha bitmedi.

Devam edelim…

Gama Gazi firmasının bir de kimya firması var. Kilis Devlet Hastanesi müdür yardımcılarının eşleri de bu yolsuzluk yapılırken bu firmada çalışanmış.

Nasıl yani diyorsunuz değil mi?

Mesela Müdür Yardımcısı S. Sarıgöz’ün eşi G. Sarıgöz A. Çelebi’nin eşi F. Çelebi K. Demir’in eşi Y. Demir…

Dahası soruşturma başladıktan sonra istifa eden Müdür Yardımcısı K. Demir’in yine Gazi firmasına ait Özel Adıyaman Park Hospital’de hastane müdürü olarak çalışmasına ne dersiniz?

Ne doktorlar hakkında ne de firma hakkında bir suç duyurusu yapılmamış. Bahse konu doktorların FETÖ ile iltisaklı olduğu tespit edilmiş hatta doktorlardan bir tanesi de şu anda FETÖ’den cezaevinde.

Üstüne üstlük hakkında iltisak tespiti yapılan doktorlar ise halen Kilis Devlet Hastanesi’nde çalışıyor.

Hakkında dava açılan tek kişi N. G. de halen çalışıyor. Daha ilgincini söyleyeyim. N. G. ‘nin avukatı da Kilis Belediye Başkanı Abdi Bulut.

Gazi Gama’nın ortaklarının da FETÖ güdümünde faaliyet gösteren ve KHK ile kapatılan dernek üyelikleri olduğu tespit edilmiş. 4734 sayılı kanuna göre bu suç. Buna rağmen firma halen ihale almaya devam ediyor. Kilis Devlet Hastanesi’nde bu yolsuzluklar yapılıyor iken dönemin başhekimi Kilis AKP Milletvekili Fuat Karakuş’tur.

Hatta…

Öyle ki bu firma 2020 yılında 30 ay süre ile görüntüleme hizmet alımı ihalelerini alıyor. Kilis satın almadan sorumlu müdür yardımcısı olayların yaşandığı anda imzası bulunan Dr. E. Ö! AKP Kilis Kadın Kolları başkanı’nın eşi.

İşte önceki yazılarımda aynı firmanın Gaziantep Büyükşehir Belediyesinden de ihale aldığını söylemiş ve bu işlerin adrese teslim yapıldığını uyarmıştım.

Şimdi Sağlık Bakanlığı yetkililerini bir daha uyarıyorum.

Kilis Devlet Hastanesinde iddialara göre 3 boyutlu görüntüleme girişi yapılarak tek çekim yapıldığı halde 2 çekim yapılmış gibi girişler yapılıyormuş.

Kilis’te yaşananları anlatmaya devam edeceğim…

Sadece Kilis’te değil tüm Türkiye’nin diğer illerinde öyle şeyler oluyor ki hepsini yazacağım.

LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/kilis-devlet-hastanesinde-hayali-mr-yolsuzlugu-54895yy.htm