ERMENİ SORUNU DOSYASI : TÜRKİYE-ABD ARASINDA İMZALANAN 25 EKİM 1934 TARİHLİ ANTLAŞMA ve ABD VATANDAŞI ERMENİLERİN TAZMİNAT TALEPLERİNE BAĞLAYICI ETKİSİ


TÜRKİYE-ABD ARASINDA İMZALANAN 25 EKİM 1934 TARİHLİ ANTLAŞMA ve ABD VATANDAŞI ERMENİLERİN TAZMİNAT TALEPLERİNE BAĞLAYICI ETKİSİ

Yorum No : 2020 / 1

AVİM

02.01.2020

GİRİŞ

  • Bilindiği üzere Bakalian-Davoyan davaları Birinci Dünya Savaşı sırasında Anadolu’da yaşayan ve sonradan Amerikan vatandaşı olan Ermenilerin mallarına el konulduğu iddiasıyla Türkiye Cumhuriyeti ve Türk makamlarına karşı açılan tazminat davalarıdır.
  • Bu davalar ABD’nin Kaliforniya eyaletinde görülmüş olup yaklaşık dokuz yıl sürmüştür.
  • Davalar sonucunda yerel mahkeme ve üst mahkeme her ne kadar farklı gerekçelerle de olsa her iki aşamada da davaların reddine karar vermiştir.
  • Şüphesiz bu ret kararları hukuki anlamda çok önemli kazanımlardır ve emsal teşkil edeceklerdir.
  • Ancak bu emsal davaların yanı sıra 25 Ekim 1934 tarihli Türkiye-ABD Antlaşması[1] işbu davaları hukuki yönden konusuz bırakacak nitelikte bir antlaşmadır.
  • Dolayısıyla, 1934 yılında Türkiye ile ABD arasında imzalanan antlaşma, yukarıda bahsedilen davalar ile gündeme gelen Ermeni asıllı ABD vatandaşlarının tazminat talepleri konusunda önemli bir rol oynamalıdır.

ABD’DE AÇILAN TAZMİNAT DAVALARININ YASAL DAYANAĞI

  • ABD’de görülen bu tazminat taleplerine ilişkin davaların yasal dayanağı Kaliforniya Eyalet Meclisi tarafından 2000 yılında çıkarılan SB1915 sayılı yasadır[2].
  • Bu yasa uyarınca, 1915-1923 yılları arasında Anadolu’da yaşamış olan ve Osmanlı Devleti’nin haksız uygulamalarından zarar gördüğünü iddia edenlerin ve/veya zarara uğrayanların alt soylarının Türk makamları aleyhine Kaliforniya mahkemelerinde tazminat davaları açmasının yolu açılmıştır.

BU DAVALARIN KONUSUNU TEŞKİL EDEBİLECEK BİR TAZMİNAT SÖZ KONUSU MUDUR?

  • Esas itibariyle Türkiye ile ABD arasında belirtilen yasanın konusunu teşkil eden tazminat taleplerine ilişkin temaslar Lozan Antlaşması sırasında Türk heyeti ile ABD heyeti arasında gerçekleştirilmiştir.
  • Lozan görüşmelerinde Türk ve Amerikan heyetleri arasında tehcir ve savaş nedeniyle Anadolu’dan ayrılarak ABD’ye yerleşen ve ABD vatandaşı olan kişilerin tazminat taleplerinin giderilmesi konusu gündeme gelmiş ve heyetler bu konunun Lozan Antlaşması sonrası dönemde görüşülmesine karar vermiştir.
  • Diplomatik kanaldan yürütülen süreçte, 24 Aralık 1923’te sözkonusu tazminat taleplerinin giderilmesine yönelik Türkiye-ABD arasındaki nota teatisi sonuçlanmış ve tazminatların hesaplanarak Türkiye tarafından ABD’ye ödenmesi için bir komisyon oluşturulmasına karar verilmiştir[3].
  • Ancak Lozan Antlaşması’nın ABD Senatosu’nda onaylanmaması, 1927’de sağlanan Modus Vivendi’ye kadar iki ülke arasındaki ilişkilerin tıkanmasına neden olduğundan Ermeni asıllı ABD vatandaşlarının tazminat taleplerinin görüşülmesi de mümkün olmamıştır.
  • 24 Aralık 1923’te oluşturulması kararlaştırılan komisyon ancak 15 Ağustos 1933’de İstanbul’da toplanabilmiştir.
  • Komisyon tarafından tazminat talepleri kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Türkiye, ABD’den tazminat talep edenlerin listesini talep etmiştir. Türkiye, listede yer alacak her dosya için;
  1. Tazminat talep edenin adı ve doğum yeri,
  2. Tazminat miktarı,
  3. Tazminat talebinin niteliği ve nedeni,
  4. Tazminata konu olayın tarihi ve dava nedeni,
  5. Taleplere ilişkin kanıtlar talep etmiştir.

Gerek bu taleplerin geniş bir araştırma içermesi, gerek tazminat talep edenlerin vatandaşlık durumları ile ilgili sıkıntılar görüşmelerde tazminat konusunun maktu bir ödeme ile çözülmesine ilişkin görüşü kuvvetlendirmiştir. Taraflar arasında aylarca süren verimli görüşmeler neticesinde 13 taksitte olmak üzere 1.300.000,00 USD’nin Türkiye tarafından tazminat taleplerine karşılık ABD’ye ödenmesi hususunda anlaşma sağlanmıştır. Bu antlaşma aslında günümüzde görülen ve birçok tartışmayı da beraberinde getiren Ermeni asıllı ABD vatandaşlarının tazminat taleplerinin ne denli haksız ve yersiz olduğunu da ortaya koymuştur. 25 EKİM 1934 TARİHLİ ANTLAŞMA

  • Resmi adı “Metalibin Tesviyesine Mütedair İtilafname” olan antlaşma 25 Ekim 1934 tarihinde Türkiye ve ABD tarafından imzalanmıştır.
  • Söz konusu antlaşma 2 Ocak 1935 tarihli ve 2896 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
  • Tazminat Antlaşması metni Amerikan Kongresi’nde de 22 Mart 1935 tarihinde onaylanmıştır.
  • Antlaşma ile:
  1. Türkiye Cumhuriyeti, ABD’ye 24 Aralık 1923 tarihli antlaşmada yer alan Amerikan vatandaşlarının taleplerinin tamamen karşılanması için faizsiz olarak 1.300.000,00 Amerikan Doları ödeyecektir. Bu bedel her sene 100.000,00 dolar olmak üzere 13 senede ödenecektir. İlk taksit TBMM’nin bu antlaşmayı onayının ardından 1 Haziran 1936’da ödenecektir.
  2. Her iki hükümet yukarıda belirtilen bedelin ödenmesi ile Türkiye Cumhuriyeti’nden taleplerin ve 24 Aralık 1923 Antlaşmasına dahil bütün taleplerin de ibra edilmiş olacağını kabul etmişlerdir.
  3. Türkiye, Amerikan vatandaşlarının taleplerinin tamamen karşılanmasına yönelik maktu bir miktar ödemiştir.
  4. Tazminat antlaşması sadece Ermeni asıllı Amerikan vatandaşlarına yönelik değil, 1915-1923 yılları arası Osmanlı vatandaşı olan ve tazminat almaya hak kazanan Rum, Ermeni ve Yahudileri de kapsamaktadır.
  5. Komisyon’da ABD adına antlaşmayı imzalayan Fred Kenelm Nielsen’in de belirttiği üzere antlaşma bir ülkenin vatandaşlarının diğeri aleyhinde hâlihazırda açılmış bütün tazminat davalarına son veren bir mahiyet taşımaktadır[4].
  6. Raporlar uyarınca, Komisyon tarafından 33 talep tazminat almaya hak kazanmıştır. Bu 33 talebin toplam bedeli ise 899.338,09 Amerikan Doları’dır. Görüldüğü üzere, bu miktar esas olarak belirlenen 1.300.000,00 dolardan da azdır.

[5]

SONUÇ

  • Bu antlaşmaya tabi tazminat talepleri titizlikle incelenmiştir.
  • Tazminat talep edenler ile tazminata hak kazananlar arasında büyük bir fark bulunmaktadır.
  • Bu farkın oluşmasında ülkemizin tazminat görüşmeleri sırasında talep ettiği belge ve delillerin Amerikan yetkililer tarafından düzenli bir şekilde derlenememesinin etkisi büyüktür.
  • Bu hususun tazminat taleplerine ilişkin bedelin belirlenmesinde maktu bir ödeme planının seçilmesine de etki ettiğinden bahsedilmiştir.
  • Bu gelişmeler çerçevesinde 1923 yılından başlayan Türkiye-ABD arasındaki tazminat sorunu 1934 Antlaşması ile herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde sonlanmıştır.
  • Antlaşmanın maddeleri de göstermektedir ki; Türkiye’nin Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nde Osmanlı Devleti vatandaşı olarak yaşayan ve daha sonra çeşitli sebeplerle Amerikan vatandaşlığına geçen, toprakları ve mallarına el konulan Amerikan vatandaşlarına ödeyeceği hiçbir tazminat bulunmamaktadır.
  • Dolayısıyla, ABD’nin Kaliforniya Eyaleti’ndeki SB1915 sayılı yasanın esasen ABD’nin imzalamış olduğu bir uluslararası antlaşma ile çeliştiği belirtilmelidir.
  • Aynı zamanda gerek bu yasanın oluşturulmuş olması, gerek ABD’nin hiçbir eyaletinde Türkiye ve Türk makamları aleyhine 1915-1923 yılları arasında doğduğu iddia edilen bir tazminat talebinin dava konusu yapılamaması uluslararası hukukun gereğidir.

[1] Bu antlaşmaya ilişkin detaylı bilgi için: Kemal Çiçek, “1934-1935 Türk-Amerikan Tazminat Anlaşması ve Günümüze Yansıması,” Ermeni Araştırmaları Dergisi: 37–38 (2011 2010).

[2] İlgili yasanın tam metni için: “SB-1915 Insurance: Armenian Genocide Victims.,” Erişim 30 Aralık 2019, http://leginfo.legislature.ca.gov/faces/billTextClient.xhtml?bill_id=199920000SB1915.

[3] 1924 yılında Türkiye-ABD arasında yapılan karşılıklı notalar için: “PAPERS RELATING TO THE FOREIGN RELATIONS OF THE UNITED STATES,” Erişim 30 Aralık 2019, https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1923v02/d983.

[4] Nielsen’in raporlarına ilişkin daha detaylı bilgi için: Fred K. Nielsen, American – Turkish Claims Settlement: Under The Agreement of December 24, 1923, and Supplemental Agreements Between the United States and Turkey Opinion and Reports (United States Government Printing Office), Erişim 28 Aralık 2019, https://babel.hathitrust.org/cgi/pt?id=mdp.39015004301209&view=1up&seq=5.

[5] Antlaşma metninin İngilizcesi için: “Claims Agreement Between the United States of America and Turkey, Signed at Ankara, October 25, 1934,” Erişim 30 Aralık 2019, https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1934v02/d778.

KUTLAMA MESAJI : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak yavru vatan Kıbrıs ’ın 21-25 Aralık Millî Mücadele ve Şehitler Haftası’nı kutlarız.


DAĞITIM :

  1. K.K.T.C YÖNETİMİ
  2. T.C. DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞI
  3. ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak yavru vatan Kıbrıs’ın 21-25 Aralık Millî Mücadele ve Şehitler Haftası’nı kutlar, K.K.T.C’li kardeşlerimize saygı ve selamlarımızı sunarız.

ÖZEL BÜRO GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com

KUTLAMA MESAJI : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak başta Musevi Türk vatandaşlarımız ve Hazar Devletinden bakiye Musevi Türkler olmak üzere tüm Musevilerin Hanukkah Bayramını kutlarız.


ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak başta Musevi Türk vatandaşlarımız ve Hazar Devletinden bakiye Musevi Türkler olmak üzere tüm Musevilerin Hanukkah Bayramını kutlar, bu vesile ile bayramın tüm insanlığa barış getirmesini dileriz.

ÖZEL BÜRO GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com

YOLSUZLUK DOSYASI /// Adnan PELVANLAR : Vatandaşın aldığı ücretler ve bankalardaki mevduatları aşırılıyor. !!!!


Adnan PELVANLAR : Vatandaşın aldığı ücretler ve bankalardaki mevduatları aşırılıyor…!

E-POSTA : adnanpelvanlar2

AKP Hükümetinin öncelikli hedefi, kredi faizlerini düşürmek. Böylece konut satışlarına yol açıp yandaş müteahhitleri kurtarmak. Tabi bunun için önce enflasyonu düşürmek gerekiyor. Ama nasıl…?

TÜİK, Temmuz’da %16,65 olan enflasyonu, Ağustos’ta %15,01’e düşmüş olarak açıkladı. Oysa, 2019-Ağustos ayında benzine, motorine, çaya, sigaraya, harca, vergiye ve her şeye zam geldi. Doğalgaza, 2019-Ağustos ayında yapılan %30 zamla birlikte son bir yılda yapılan zam %53,8 oldu.

İstanbul Ticaret Odası, 2019-Ağustos ayı için aylık perakende fiyat artışını %2,53, Birleşik kamu iş, zorunlu gıdadan oluşan enflasyonu %54 olarak açıkladı.

Bu iki kurumun açıklamalarını dikkate alırsak, gerçek enflasyon rakamını %40 olarak kabul etmemizde bir yanlışlık olmayacaktır.

AKP Hükümeti ise, TÜİK’in inandırıcı olmayan enflasyon rakamlarına göre kararlar almaya devam ediyor.

2019-Temmuz’da, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 5, memur ve memur emeklilerine yüzde 6 zam yapıldı. Bu durumda; %40 enflasyonu yaşayacak olan işçi, memur ve emeklilerin maaşları, yıl sonuna geldiğimizde aldığı zam sonrası %35 oranında erimiş olacaktır.

Konuyu bir örnekle açıklayalım: Kişinin maaşı 100 lira olsun. %5 zam ile maaşı 105 lira oldu diyelim. Bu durumda kişi, ihtiyaçları için 105 lira harcayabilir durumdadır. Ancak, enflasyon yani fiyatlar %40 artarsa bu kişinin 140 lira harcaması gerekecektir. Fakat cebinde 105 lirası olan kişi, önceki dönemde yaptığı harcamanın 33’ü kadar daha az yani ancak 70 liraya denk gelen alışveriş yapabilecektir.

Vatandaşın bu kayıpları, devletin aldığı gizli vergidir.

Hükümet, 80 milyar bütçe açığını kapatmak için zam yapmaya devam edecek, devam etmek zorunda. Bu zamlar halkımızın sırtına binecek, yoksulluk daha da artacak.

Merkez Bankası, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına dayanarak 25 Temmuz 2019’da banka faizlerini %24’ten %19,75’e çekti. Bunun üzerine bankalar, TL mevduat faizlerini %16’lara, Ticari Kredi faizlerini %19 seviyesine, Tüketici Kredi faizini de ortalama %23’lere çekti.

Merkez Bankasının, 12 Eylül’de faiz oranlarını tekrar 2-3 puan daha düşüreceği kesin görülüyor. Böylece TL mevduat faizleri %12-13’lere, kredi faizleri de %20-21’lere çekilecektir.

Hem enflasyona karşı değerini korusun hem de faiz getirsin diyerek biriktirdiği parasını Bankaya yatıran Vatandaşın parası, %40 enflasyon karşısında, aldığı %12-13 faizi ve hak ettiği ama alamadığı %5 reel faizi de dikkate alırsak %33 kayba uğrayacaktır. Vatandaşın bu kayıpları, yerli/yabancı bankaların ve yandaş müteahhitlerin cebine girecektir. Aynı hesap, %1-2 faiz uygulanan ve faizinden %20 stopaj kesilen döviz mevduat hesapları için de geçerlidir.

Bu durumda, Bankalar tasarruf sahiplerine faiz veriyorum derken gerçek anlamda faiz almaya devam edecektir.

Daha açık bir anlatımla vatandaş her yönden soyulmaktadır.

Diğer taraftan imalatçı şirketler, kurların oynaklığından dolayı maliyet hesabı yapamamakta, zarar endişesi ile siparişleri kabul etmekte zorlanmaktadırlar.

Ülkenin durumu bu iken; Kılıçdaroğlu’nun gündemi ne? Kürtçe eğitim, eşit vatandaşlık, yerel yönetimlere özerklik, Ermenilerle konuşmak…! Bu ihanet içeren istekler, ülkeyi parçalamak isteyen ABD projesi, HDP-PKK yoldaşı Dersimli Ermenici Kemal’in tek amacıdır…!

Peki, çözüm, çıkış yolu nedir?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ve halkın çıkarlarını önde tutarak uyguladığı üretime dayalı planlı karma ekonomi modelidir.

Bize, bu hedefleri konuşan siyasetçiler gereklidir. Gerisi yalandır…!