ÇOCUKLARIMIZ DOSYASI /// VİDEO : DÜNYADA ÇOCUK KAÇIRMA VAKALARI – ADRENOCHROME


http://www.aljazeera.com.tr/haber/3-b…

  1. Avustralya’da her yıl yaklaşık 20.000 çocuğun kayıp olduğu bildiriliyor. Avustralya Federal Polisi, Ulusal Koordinasyon Merkezi .
  2. Kanada’da her yıl yaklaşık 45,288 çocuğun kayıp olduğu bildirilmektedir. Kanada Hükümeti, Kanada Eksik – 2015 Hızlı Bilgi Formu .
  3. Almanya’da her yıl yaklaşık 100.000 çocuğun kayıp olduğu bildiriliyor. Girişim Vermisste Kinder .
  4. Hindistan’da her yıl tahmini 96.000 çocuk kayboluyor. Bachpan Bachao Andolan, Hindistan’ın Kayıp Çocukları .
  5. Jamaika’da , 2015 yılında tahmini olarak 1.984 çocuğun kayıp olduğunu bildiriyordu. Jamaika Çocuk Sicil Dairesi
  6. Rusya’da 2015 yılında yaklaşık 45.000 çocuğun kayıp olduğu bildirildi. Pavel Astakhov MIA “Russia Today” ile röportaj, 4 Nisan 2016 .
  7. İspanya’da her yıl yaklaşık 20.000 çocuğun kayıp olduğu bildiriliyor. İspanya, Kayıp Çocuklar için AB Yardım Hattına Katıldı, 22 Eylül 2010 .
  8. Birleşik Krallık’ta her yıl yaklaşık 112.853 çocuğun kayıp olduğu bildirilmektedir. Ulusal Suç Ajansı, İngiltere Kayıp Kişiler Bürosu .
  9. Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 460.000 çocuğun kayıp olduğu bildiriliyor. Federal Soruşturma Bürosu, NCIC .

Ancak bu yalnızca sorunun bir anlık görüntüsüdür. Birçok ülkede, kayıp çocuklara ilişkin istatistikler mevcut değildir; ve ne yazık ki, mevcut istatistikler bile aşağıdakiler nedeniyle yanlış olabilir: yetersiz raporlama / yetersiz tanıma; şişirme; vaka bilgilerinin yanlış veritabanı girişi; ve vaka kapatıldıktan sonra kayıtların silinmesi.

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?feature=share&v=6jinDhOS0YE&app=desktop

ADLİ BİLİMLER DOSYASI : Olay Yeri İnceleme Ekiplerimiz Radyasyonlu Vakalara Hazırlıklı mı ???


Olay Yeri İnceleme Ekiplerimiz Radyasyonlu Vakalara Hazırlıklı mı ???

Nükleer veya radyolojik maddeler, tıp, tarım, sanayi ve endüstriyel alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra , nükleer ya da radyolojik malzemelerin terörizm ya da diğer suç işlemlerinde kullanılma riski vardır.

Bir nükleer silahın, radyasyon saçıcı aygıtın (RDD) patlaması veya bir radyasyon yayıcı aygıtın (RED) yerleştirilmesi ciddi sonuçlara yol açar.

Bu tür olaylar insan sağlığına ve çevreye zarar vererek, panik yaratır ve ekonomik ve politik istikrarı etkiler.

Her türlü suç olayı ya da kazada, olayın aydınlatılması "Olay Yeri İncelemesi" ile başlar. Kolluğumuzun sıradan olayalara müdahale eden gelişmiş bilgi ve teknolojiyle donatılmış "Olay Yeri İnceleme Ekipleri" mevcuttur.

Ancak , Radyoaktivite ile kirlenmiş bir saha da durum biraz farklıdır.

Radyolojik olay yeri yönetimi, nükleer veya diğer radyoaktif maddelerle kirlenmiş veya şüpheli olduğu bir olay yerinde yapılılmaktadır.

Burada tüm olay yeri incelemelerinde olduğu gibi, güvenli, etkili ve verimli operasyonlar yapolmalıdır.

Radyolojik bir suç mahallini yönetmek, nükleer bir güvenlik açığına cevap vermenin kilit parçasıdır.

Radyolojik suç mahallerinde kanıt toplama, coğrafi alanın veya olay yerinin modellemesi ve patlayıcı olayların dahil olup olmadığına dair kanıt arama çalışmaları, geleneksel olay yerine yaklaşımla benzer özellikler gösterebilir. Ancak radyoaktif veya nükleer malzemenin karıştığı bilinen veya şüphe edilen bir olay yerinin incelemeleri sırasında maruz kalınacak dozun belirlenmesi, inceleme personelinin radyasyondan korunması, kullanılacak kişisel koruyucu ekipmanın kullanılması, kirlenmiş ve örnek alınacak alanın belirlenmesi, olası radyoaktif örneklerin uygun şekilde alınması ve iletilmesi, alınan örneklerin doğru laboratuvarlara gönderilmesi, önem taşır.

Bu örneklerin doğru alanlardan alınmaması değerli kanıtların kaybolmasına neden olabileceği gibi , radyoaktif olarak kirlendiği bilinmeyen olay yerlerinde görevli personelin radyasyona maruziyetine neden olabilir.

Bu nedenle kirli bomba açısından yerli veya uluslararası istihbarat bilgisi elde edilmiş eylemlerde , radyolojik/nükleer saldırı içeren tehdit mektupları ile çalıntı radyolojik /nükleer kaynakların varlığında gerçekleşen olaylarda olay yeri veya bölgesinin radyoaktivite açısından değerlendirilmesi son derece önemlidir.

Bu nedenlerle olay yeri incelemelerinde ,ortam veya alandaki radyasyon ölçümlerini doğru ve güvenilir şekilde yapabilecek, olay yerinde davranma kuralları hakkında bilgili,radyasyondan kendini koruyabilecek, personelin özellikle büyük şehirlerden başlayarak eğitilmesi hususu ülkemiz için bir gerekliliktir.

Bu eğitimlerin sadece teorik olarak değil pratik olarak yapılabilmesi, radyolojik ve/veya nükleer adli bilimler açısından değerli olduğu kadar, verilerin yanlış yorumlanması , gözden kaçırılmasının önüne geçebilir.

Unutulmamalıdır ki, Radyasyon, duyu organları ile hissedilebilen bir meta değildir. Görülmez, duyulmaz, hissedilmez ve dokunarak algılanamaz.

Günlük yaşamda kişilerin aldıkları radyasyon dozunu ayrıca olay yerindeki radyasyonun varlığını belirleyip miktarını özel geliştirilmiş cihazlar kullanılmaktadır.

Bu maksatla geliştirilmiş olan aygıtlara genel olarak radyasyon dedektörü denilmektedir.

Dedektörler, radyasyonun içlerinde sebep olduğu iyonlaştırma ve uyarma mekanizmalarının elektrik sinyallerine çevrilmesi prensibiyle çalışırlar .

Kalibrasyonları uygun şekilde ve aralıklarla yapılan radyasyon dedektörlerinin şüpheli olaylarda kullanılabilmesi için öncelikle radyasyon dedeksiyon timlerinin oluşturulmalıdır.

Bu dedektörlerin çok yüksek maliyeti olmadığını düşündüğümüzde, hele ki ülkemizde milli olarak imal edersek,

hemen her olay yeri inceleme aracında bulundurulması personelin güvenliği açısından uygun olacaktır.

Bu demek değildir ki her Olay Yeri İnceleme Tim i , Radyoaktif olaylara müdahal etsin. Çünkü bu müdahaleler için çok ciddi özel ekipmanlar ve giysiler gerekmektedir.

Hiç olmazsa Olay Yeri İnceleme Ekibi şüpheli ortamda bu dedektörlerle radyasyon olup olmadığını belirleyip, yetkili ekiplere haber verebilecektir.

Adli Bilimciler Derneği adına

Prof.Dr.Levent Kenar – Prof.Dr.İ.Hamit Hancı

İSTİHBARAT DOSYASI : İkinci Lawrence Vakası


İkinci Lawrence Vakası

Osmanlı Devleti’nin çöküşünü başlatan zihniyet, 100 yıl sonra dünya Müslümanlarının umudu olan Başkan Erdoğan’ın şahsında Türkiye’yi hedef alıyor. Yakın tarih; Osmanlı’nın yıkılış döneminden bu yana milletin adamlarına karşı aynı oyununun defalarca sahneye konulduğunu gözler önüne serdi.

Asırlarca Ortadoğu’da istikrarı sağlamış olan Osmanlı İmparatorluğu’ndan kutsal toprakları koparması için gönderilen İngiliz ajanı Lawrence’nin ardından ABD’nin “iyi bir Hristiyan” olarak lanse ettiği Andrew Brunson’un da rahip kılığında Güneydoğu’yu parçalamak için Türkiye’ye gönderildiği ortaya çıktı.

AYNI TEZGAH YENİDEN KURULDU

16 yılda hayal bile edilemeyen projeleri hayata geçiren ve İslam coğrafyasında ümmetin lideri olarak kabul edilen Başkan Erdoğan ve Türkiye, dış güçlerin hedefi olmaya devam ediyor. 1916 yılında arkeolog maskesiyle Osmanlı topraklarına ayak basıp, kutsal şehirler bulunduğu Hicaz bölgesini Osmanlı’dan koparan ayaklanmaları başlatan Lawrence’in ardından ABD’nin iyi bir Hristiyan olarak tanıttığı Brunson’un rahip kılığında Güneydoğu’yu parçalamak için gönderildiği belirlendi. ABD Başkanı Donald Trump ve Batılı ülkelerin kamuoyunu yanıltmak için çeşitli propagandalar ürettiği Brunson’un CIA’nin saha ajanı olduğu, küresel güçlerin istekleri doğrultusunda ‘ajanlık’ suçunu işlediği kayıtlara geçti.

İSTİHBARAT YAKIN TAKİBE ALDI

ABD’nin doğrudan Türk yargısını hedef alan skandal kararına gerekçe olarak gösterdiği sözde ‘din adamı’ Andrew Brunson’un; terör örgütü PKK-DEAŞ işbirliğiyle gerçekleşen 34 vatandaşımızın hayatını kaybettiği Suruç’a, Yasin Börü ve üç arkadaşının katledildiği 6-7 Ekim olaylarında Diyarbakır’a, hendek saldırılarının başladığı süreçte ise Güneydoğu’ya defalarca gittiği tespit edildi. İzmir’de Hristiyanlara ders verdiği iddia edilen Brunson’un, görev yerini terk ederek çeşitli ziyaretler gerçekleştirdiği Güneydoğu’dan yüzlerce kez telefonun sinyal verdiği bildirildi. Casusluk ve terör suçundan yargılanan ajan Brunson’un ziyaret trafiğinin istihbarat birimleri tarafından yakın takibe alındığı ifade edildi. 15 Temmuz’dan 6 gün sonra Dan Slade isimli bir kişiye, “Darbe teşebbüsü bir şoktu. Birçok Türk geçmişte de olduğu gibi askeriyeye güvendi ancak bu sefer çok geçti. Sonunda biz kazanacağız” şeklinde mesaj gönderdiği deşifre olan Brunson’ın, PKK’nın hendek terörörüne ilişkin WhatsApp’tan anlık bilgiler aktardığı kaydedildi.

AJAN LAWRENCE KİMDİR?

16 Ağustos 1888’de Galler’de doğan Edward Lawrence, zengin bir aileye mensuptur. Oxford Üniversitesi’nde ise arkeoloji okumuştur. Profesyonel olarak T. E. Lawrence veya T. E. Shaw isimlerini kullanmış, 1916-1918 yıllarında Osmanlı’ya karşı yürütülen Arap ayaklanmasında, Birleşik Krallık irtibat subayı olarak aldığı görev nedeniyle Arabistanlı Lawrence olarak tanınmıştır. Arap dil ve adetlerini tam anlamıyla öğrenen Lawrence, bir Müslüman kadar İslam’ın şartlarını öğrenerek, kendini gizlemiştir. 13 Mayıs 1935 günü kendi kullandığı motosikletin devrilmesi sonucu ağır yaralanan Lawrence 6 gün komada kaldıktan sonra öldü.