MİLLİ GÜVENLİK DOSYASI /// Ahmet TAKAN : MSB eski Genel Sekreteri Yalım’dan şok iddialar !…


Ahmet TAKAN : MSB eski Genel Sekreteri Yalım’dan şok iddialar !…

E-POSTA : ahttakan

30 Nisan 2017

15 Temmuz hain darbe girişimine ilişkin her gün yeni ilginç detaylar(!) öğreniyoruz. Havuz medyası es geçse de bunlardan biri asker kökenli AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal ile ilgili. Darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargahı’nın işgal edilmesine ilişkin hazırlanan iddianameden, Şirin Ünal’da çıktı. Şirin Ünal’ın darbe günü saat 16.00’da Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı ziyaret ettiği fotoğraf ve video kayıtlarıyla belirlendi. Bu ziyaret saati, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın gelerek (saat,18.10) "MİT’e baskın düzenleneceğini ilişkin" ihbarı Akar’a iletmesinin hemen öncesine denk geliyor…

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, Şirin Ünal’ı çok yakından tanıyan bir isim. Yalım, karargahta görev yaptığı dönemde tanıklık ettiği bazı olayları YENİÇAĞ’a anlattı. Dudak uçuklatacak cinsten her biri bomba haber değerinde iddiaları gündeme getirdi… O yüzden, bugünkü yazımızın tek flaş girişi yok. Hangisini başa çıkaracağımı şaşırdığım için yazıyı doğal akışına bıraktım. Yoruma girmeye de hiç gerek görmedim!..

Bundan sonrasını Ümit Yalım’ın anlattıklarına bırakalım;

"Halihazırda AKP milletvekili olarak görev yapan Şirin Ünal, 2008-2010 yılları arasında, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda, Tümgeneral rütbesi ile, Komuta Kontrol Daire Başkanı olarak görev yaptı. Ünal, Silahlı Kuvvetlerde koyu bir AKP karşıtı olarak tanınan ve Tayyip Erdoğan’ı çok sert dille eleştiren bir generaldi. Şirin Ünal, emekli olduktan sonra, nasıl olduysa Erdoğan tarafından İstanbul’dan aday gösterildi ve milletvekili olarak Meclis’e girdi.

Şirin Ünal ile ilgili ilk adli olay

Genelkurmay Başkanlığı’nda görevli olduğu sırada, Ekim 2008’de yaşandı. PKK’lı teröristler tarafından Aktütün Karakolu’na ağır silahlarla saldırı yapılmış ve askerlerimiz şehit olmuştu. Ünal, saldırı sonrasında Ankara’ya dönen Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları hakkında çetele tutmuş ve komutanların uçağa biniş saatleri ile Ankara’ya iniş saatlerini ceride haline getirmişti. Ünal’ın hazırladığı ceride, Taraf Gazetesi’nde, Mehmet Baransu’nun imzasıyla, noktasına ve virgülüne kadar aynı şekilde manşetten yayımlandı. Bunun üzerine Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturma başlattı. Soruşturma sırasında, bilgisayardan iki suret renkli çıktı aldığı tespit edilen Ünal, ceridenin bir suretini gösterebildi ancak ikinci suretinin nerede olduğunu açıklayamadı. Ünal’ın elinde bulunan 2. suret nasıl olmuşsa Baransu’ya ulaşmış ve Taraf’a manşet olmuştu.

Şirin Ünal’ın ikinci icraatı da oldukça ilginç

Ünal, Yunan askeri helikopterinin, 31 Aralık 2008 tarihinde yaptığı hava sahası ihlalini, Genelkurmay internet sitesinden kaldırdı. Yunan Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı, Didim açıklarındaki Bulamaç Adası’na helikopterle gelerek, adadaki Yunan askerlerini ziyaret etmişti. Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olan Bulamaç Adası’nın Yunan işgali, altında olduğu ortaya çıkıyordu. Ünal, AKP’nin foyası meydana çıkmasın diye, Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Büyükelçi Haydar Berk ile görüşerek haberi siteden kaldırdı. Ancak haber, Yorgo Kırbaki’nin imzasıyla 3 Ocak 2009 tarihli Hürriyet gazetesinde yayımlandı. Ayrıca anılan haber Yunan haber sitelerinde de resimleri ile birlikte yayımlandı.

Devletin Anadolu Ajansı tarafından da, 06 Ocak 2009 tarihinde Yunan Cumhurbaşkanı’nın Didim açıklarındaki Eşek Adası’na giderek denize haç atma töreni yaptığı haberi veriliyordu. Türk Adası olan Eşek Adası’nın da Yunan işgali altında olduğu ortaya çıkıyor ancak kamuoyu tarafından algılanamıyordu.

Bu gelişmeler üzerine 2009 yılının başında Dışişleri Bakanlığı Diplomatları ile birlikte Genelkurmay Başkanlığı Karargâhında müşterek bir toplantı yapıldı. Şirin Ünal davet edilmesine rağmen toplantıya katılmadı. Toplantıda Genelkurmay temsilcileri ısrarla işgal altında bulunan adaların boşaltılmasını talep etti. Ancak Dışişleri Bakanlığı Diplomatları bu konuda ayak sürttü. Diplomatlardan birisi tarafından ‘adaların hükümetinin bilgisi dahilinde işgal edildiği’ itiraf edildi. Yani, adalar AKP Hükümeti tarafından alenen Yunan askerine teslim edilmişti. Toplantı sonuçları Şirin Ünal’a aktarıldı ve adaların hükümetin bilgisi dahilinde işgal edildiği, bu konuda üst makamın uyarılması gerektiği belirtildi. Ünal bütün uyarılara kayıtsız kaldı ve hiçbir işlem yapmadı.

Ünal’ın üçüncü ve en ilginç icraatı

Anlaşmalara aykırı bir şekilde Amerikan Silahlı Kuvvetleri’ne destek vermesi idi. Ünal, emrindeki subaylar üzerinde baskı kurarak, Amerikan Büyükelçiliği’nin, ikili anlaşmalara aykırı taleplerinin süratle karşılanmasını sağlıyordu. Ankara üzerinde uçarken, teknik arıza gerekçesiyle iniş izni isteyen Amerikan uçakları, Ankara yerine Adana/İncirlik üssüne iniyordu. Amerika, Şirin Ünal sayesinde, Adana İncirlik üssünü Sam Amca’nın çiftliğine çevirmişti. Şirin Ünal, Amerika’ya ve AKP’ye olan hizmetlerinin karşılığını almış ve AKP milletvekili yapılarak ödüllendirilmişti. Büyükelçi Haydar Berk de, NATO Daimi Temsilcisi sıfatıyla Brüksel’e atanarak ödüllendirildi.

Şirin Ünal’ın, Silahlı Kuvvetler’de görev yaptığı dönemde, terfi etmesine engel olarak gördüğü havacı general arkadaşları ve komutanları, ne hikmetse Balyoz davasında tutuklanıp, yargılanarak ağır cezalar aldılar. Ünal, Silahlı Kuvvetler’in içinde Truva Atı gibiydi."

Ümit Yalım’ın birçok olayın perde arkasını aralayabilecek açıklamaları böyle!.. Eğer, Şirin Ünal’ın bu iddialara verecek yanıtı varsa, tarafsız gazeteciliğin gereğini yerine getiririz…

Kaynak Yeniçağ: MSB eski Genel Sekreteri Yalım’dan şok iddialar!… – Ahmet TAKAN

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI /// ÜMİT YALIM : İşgalci Yunan ile güven artırıcı önlemler…


ÜMİT YALIM : İşgalci Yunan ile güven artırıcı önlemler…

Milli Savunma Bakanlığı’ndan teşkil edilen bir heyet Yunanistan’a giderek 20-25 Mayıs 2019 tarihleri arasında Yunan Savunma Bakanı yetkilileri ile görüştü. Görüşmenin konusu “Ege Denizi’nde Güven Artırıcı Önlemler ve Davranış Kuralları olmak üzere Yunanistan ile işbirliğini geliştirmek” olarak açıklandı. Türk kamuoyu, Ege Denizi’nde 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı Yunan işgali altındayken hangi güven artırıcı önlemlerin konuşulduğunu merak ediyor.

Yunanistan, Ege Denizi’nde sürekli olarak uluslararası antlaşmaları ve uluslararası hukuku ihlal ederken, güven artırıcı önlemlerden bahsetmek içi boş söylemlerdir. Yunanistan;

*2004’te 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını işgal etti.

*2006’da F 16 Savaş uçağımızı düşürdü. Paraşütle atlayarak canını zor kurtaran pilotumuzu gıyabında yargılayarak 2009 yılında 4 yıl hapse mahkum etti. Pilotumuzun yakalanması için interpolden kırmızı bülten çıkardı.

*Nisan 2014’te Muğla Bodrum yakınında Türk karasularında seyir halinde olan tekneye ateş açarak Türk Kaptan Mustafa Ateş’i öldürdü.

*Mayıs 2014’te Bodrum Turgutreis’e 1,5 mil mesafedeki Çatal Ada bölgesinde balık avlayan vatandaşlarımıza ateş açtı. Kaptan Kaan Camuzoğlu ve arkadaşlarını silah zoruyla İstanköy’e götürerek tutukladı.

*2015’te, 1976 tarihli Bern Mutabakatını ihlal ederek Taşoz Adası Türk karasularındaki petrolümüzü çalmaya başladı.

*İşgal edilen adalarımıza yaklaşan Türk balıkçılarına ateş açarak taciz ediyor.

*İşgal ettiği adalara 5 binden fazla Yunan askeri, Amerikan jipleri ve Amerikan topçu silahları yerleştirdi.

İŞGALCİ YUNAN SAVUNMA BAKANI’NIN YANINDA HAZIR OL VAZİYETİNDE DURAN SUBAYLAR

Türk ve Yunan heyetleri arasında yapılan Güven Artırıcı Önlemler görüşmelerinin fotoğrafları Yunan Savunma Bakanlığı resmi internet sitesinde yayınlandı. Yunan Savunma Bakanı işgalci Evangelos Apostolakis’in yanında çakı gibi esas duruş gösteren ve hazır ol vaziyetinde duran bir Türk generali ve bir Türk Amirali dikkat çekti.

Yunan subay ve astsubayları, Apostolakis’in yanında son derece rahat pozisyonda dururken, Türk subaylarının işgalci Apostolakis’in yanında hazır ol vaziyetinde durmaları hayret ve üzüntü vericidir. Türk subaylarının arkasında deniz savaşlarını gösteren iki adet tablo bulunuyor. Tabloların hangi savaşı canlandırdığını bilmiyoruz. Umarız, Navarin savaşının tablosu değildir. Türk subayları fotoğraf çektirdiği yere ve davranışlarına dikkat etmelidir.

İşgalci Apostolakis, 05 Şubat 2018’de silah yüklü Mirage 2000-5 Savaş Uçağı ile Kardak Kayalıklarının üzerinden uçarak kayalıklara sanal hava taarruzu yaptı. İşgal altındaki Türk adalarına sık sık giden Apostolakis, bizim adalarımızdan Türkiye’ye küstahça meydan okudu. Apostolakis, “Türkler kayalıklarımıza çıkarsa yerle bir ederiz” demişti.

TESLİMİYETÇİ AKADEMİSYEN

Yunanistan’da yapılan görüşmelere, Türk subayları ile birlikte Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren de katıldı. Başeren, Ali Kurumahmut ile birlikte yazdığı “Ege’de Gri Bölgeler” kitabında yayınladığı haritada, 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile egemenliği Yunanistan’a devredilmeyen, Taşoz, Semadirek, Limni, Midilli, Sakız, Sisam, Ahikerya, İpsara, Bozbaba ve Limoniye adalarını Yunan egemenliğinde göstermiş.

Toplam 10 Türk Adasını Yunan egemenliğinde gösteren Başeren, adaların etrafındaki karasularını da Yunan karasuları olarak belirtmiş. Bu kadar büyük yanlışlıklara imza atan Başeren neyse ki doğru bir iş yaparak Yunanistan’ın işgal ettiği 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını Türk egemenliğinde göstermiş.

Başeren’in imza attığı skandallardan birisi de Doğu Akdeniz Türk Kıta Sahanlığı haritasıdır. Başeren, 2004 yılında yayınladığı kitabındaki haritada Girit Adası’nın etrafındaki adaları Türk egemenliğinde göstermesine rağmen anılan adaların kıta sahanlığını yok saymış ve 78.200 km² Türk Kıta Sahanlığını Yunanistan’a hibe etmiştir.

Teslimiyetçi bir akademisyen olan Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren’in Yunanistan’da yapılan görüşmelere katılması büyük bir talihsizliktir.

Kaynak: İşgalci Yunan ile güven artırıcı önlemler… – Ümit YALIM

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI /// Emekli Albay Ümit Yalım : Gizli mutabakat yapıldı AKP döneminde 17 ada, Yunanistan’a geçti ‘


Emekli Albay Ümit Yalım : Gizli mutabakat yapıldı AKP döneminde 17 ada, Yunanistan’a geçti ’

Emekli Albay Ümit Yalım, “Bu iktidar önce Ege’de, Yunanistan’a geçen 17 adanın hesabını versin” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “1923’te Lozan’a razı ettiler. Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar” sözlerine ilişkin emekli Albay Ümit Yalım “Lozan’ın en büyük zaferi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu iktidar önce Ege’de, Yunanistan’a geçen 17 adanın hesabını versin” dedi.

“İşgal 2004’te başladı. 2004’ten itibaren Erdoğan ve AKP hükümetleri, vatan topraklarını Yunan askerine teslim ettiler” diyen Yalım “Bunun o dönemde AB’den müzakere tarihi alabilmek için verilen bir taviz olduğu söyleniyor” ifadelerini kullandı.

Sözcü’den Özlem Gürses’in haberine göre, Osmanlı hayranları ile Cumhuriyetçilerin bitmeyen tartışması “Lozan Antlaşması” bir kez daha gündemde.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtarlarla yaptığı toplantıda söylediği “Lozan Antlaşması bir zafer değildir” cümlesi günlerdir konuşuluyor.

“Lozan Antlaşması zafer midir, hezimet mi?” Sorusuna Yalım şu yanıtları verdi:
Lozan’ın en büyük zaferi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu iktidar önce Cumhuriyet tarihinin en büyük toprak kaybına nasıl izin verdiğinin hesabını versin! AKP döneminde Ege’de 17 ada, Yunanistan’a geçti. Bu adalarda Yunan belediyeleri var. İzmir, Aydın ve Muğla sınırlarındaki 17 ada ve bir kayalığımızda artık sadece Yunan varlığı var.

2004’ten itibaren Erdoğan ve AKP hükümetleri, vatan topraklarını Yunan askerine teslim ettiler. İşgal 2004’te başladı. Bunun o dönemde AB’den müzakere tarihi alabilmek için verilen bir taviz olduğu söyleniyor. Diğer bir iddia da 6-7 Eylül olaylarından sonra Türkiye’den göç eden Rumların mallarına karşılık olarak bu adaların verildiği…

Ümit Yalım, Kuleli Askeri Lisesi mezunu. Bosna’da NATO subaylığı, Irak Savaşı sırasında Ürdün’de Askeri Ataşelik, Genelkurmay Karargahı’nda Harbe Hazırlık Şubesi ve Harekat Komuta Merkezi Amirlikleri, son olarak da Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu.

Gizli mutabakat yapıldı

Bu gizli bir mutabakat. Kayıtları var mı bilmem. 2006’dan itibaren Türkiye ile Yunanistan arasında istikşafi görüşmeler başladı. Bu görüşmeler maalesef gizli olarak, Türkiye’den üç diplomat, Yunanistan’dan da iki diplomat ve bir amiral tarafından yürütüldü. Kamuoyuna bilgi verilmedi.

Sadece Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi vardı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir personeli olarak benim de haberim yoktu, ta ki 2008’deki bir hava sahası ihlaline kadar.

Genelkurmay Başkanlığı’nda Komuta ve Harekât Merkezi’nin amiriydim. Bir gün, bir hava sahası ihlali oldu. Yunan Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı hava ihlali yaparak Bulamaç Adası’na indiler. Bulamaç Adası, Didim açıklarında, Türkiye toprağı. Tabii şaşırdım, elimde harita var, dedim ki “Bu adamların bizim adada ne işi var?” Bir araştırdık ki ada işgal edilmiş!

Yunan Belediyesi, Yunan askerleri var o adada. Sadece onda değil, başka adalarımızda da. Zaten Yunan Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı da askerlerinin Noel’ini kutlamak için gitmişler adaya.

Bunun üzerine olay büyüdü. 4-5 gün sonra, Ocak 2009’da, bu kez Yunan Cumhurbaşkanı yine bizim olan Eşek Adası’na indi ve oradaki Yunan sancağını selamladı! Bir de baktık ki, dehşet bir durum var, Yunan Cumhurbaşkanı, adadaki belediyeyi ziyaret ediyor.

Belediyenin levhasının önünde poz veriyorlar, ve o levhada şöyle yazıyor: Yunanistan Belediyesi, 12 Ada Bölgesi, Eşek Adası nahiyesi ! Bakın, artık fiilen işgal olduğu gibi Yunanistan bu adaları hukuken de kendi ülke sınırları içine almış.

Ben 18 Mayıs 2011’de muhabirlerle adaya gitmek istedim. Kendi vatan toprağıma pasaportla girdim! O belgeler ve resimler de Türk medyasında yayınlandı.
O adalar boştu. Ama bu toprakları bizim hükümetin alenen vermesi üzerine, Yunanistan’dan önce askerler, sonra da Yunan vatandaşları getirilip buraya yerleştirildi.

En büyük toprak kaybımız
Bu Cumhuriyet tarihimizin en büyük toprak kaybıdır! Ayrıca, bu adaların karasuları var, bitişik bölgesi, kıta sahanlığı var. AKP hükümeti Ege Denizi’nin kontrolünü Yunanistan’a vermiş oldu böylece.

Bulamaç ve Eşek adaları, ismen belirtilerek herhangi bir anlaşma ile hiçbir ülkeye devredilmemiş, Osmanlı Adası kimliğini korumaktaydı. İddia edildiği gibi Yunan adaları değiller. Her iki adanın da Lozan Barış Antlaşması Madde 12 gereği silahsızlandırılmış olmaları gerekmektedir. Ama bu adalarda artık Yunan askerleri var.

Bu hükümet Ege’de veriyor, Kıbrıs’ta vermeye çalışıyor, Doğu’da PKK’ya teslim ediyor, Suriye’de Süleyman Şah Türbesi’nin yerini değiştiriyor. Şu anda AKP hükümetinin dış politikası da bu yönde… Anayasaya aykırı hareket ediyorlar. Meclis’te CHP ve MHP’den namuslu ve şerefli milletvekilleri, bu adalar konusunda 100’e yakın soru önergeleri verdiler. Hiçbir sonuç yok.

Hükümet kabul etti

Sözcü manşet yaptı, AKİT gazetesi bile bu haberi manşetten verdi, Yeni Şafak ve TRT haberi aktardı, hükümet işgali kabul etti, ama 5 yıldır CHP ve MHP genel başkanları bu konuda tek kelime söylemediler. CHP ve MHP bunun üzerine gitseydi, AKP baraja bile takılırdı. Çünkü milletimiz vatan topraklarını Yunanistan’a teslim edenlere oy vermez! Bu kadar açık ve net.

O işgal edilen adalara Fener Rum Patrikhanesi tarafından papaz gönderilmiş. Patrikhanenin kendi internet sitesinde bu bilgi var. Patrik, Türk vatandaşı. Bu görevlendirme yasaya aykırı. Ama İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı buna da sesini çıkarmadı.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Erdoğan’ın kaldığı otele saldıran askerlerden ikisinin Keçi Adası’nda saklandığı ortaya çıktı. Keçi Adası bize ait. Burada aramayı bizim yapmamız lazım. Ama ne yazık ki biz Keçi Adası’na asker gönderemedik! Neden? Çünkü pasaportla girmemiz gerek. Orada Yunan askeri var artık. Dolayısı ile aramayı Yunan komandoları yaptı!

Sorumluların yargılanmaları gerekir. Binali Yıldırım, Başbakan olunca gördük ki, kendi seçim bölgesi olan Koyun Adası’na pasaportla girmiş! Koyun Adası, İzmir’e bağlı. Türkiye Başbakanı vatan toprağına pasaportla giriyor, hem de Yunan gümrüğünden geçerek! Daha da vahim bir şey var.

Yıldırım, teknedeki Türk Bayrağı’nı rulo yaparak saklıyor ve tekneye Yunan Bayrağı çekiyor! Bu şekilde 3 kere gitti Koyun Adası’na. Milletin gözüne bakarak “Tek bayrak” diyen Başbakan, Yunan Bayrağı ile vatan toprağına gidiyor. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde savcıların bu işin peşine düşmesi lazım.