TÜRKİYE VE DÜNYA DOSYASI : HANGİ ÜLKE 101 YILDAN BERİ TÜRKİYE İLE RESMEN SAVAŞ HALİNDE ????


Dünya’nın Yaşayan En Eski Cumhuriyeti, Türkiye ile Hala Resmen Savaş İçinde

by Hasan Sabbah

KAYNAK : https://oldlaikdays.com/dunyanin-yasayan-en-eski-cumhuriyeti-turkiye-ile-hala-resmen-savas-icinde/

San Marino, 61,2 km²’lik yüzölçümü ile İtalya yarım adasında küçük bir ülke. Bu küçük devletin kurulma sebebi, Hristiyanlara karşı yaptığı işkencelerle tanınan Roma İmparatoru Diocletianus’a dayanıyor. İmparator Diocletianus’un işkencelerinden kaçan bir grup Hristiyan, aslında bir taş ustası olan Marinus’un etrafında birleşerek, Orta İtalya’nın doğusundaki Apeninkayalıkları üzerine yerleştiler. Böylelikle 3 Eylül 301 tarihinde “San Marino” devleti kurulmuş oldu.

Kayalık ve ormanlık bir alanda bulunan bu küçük devlet, zorlu ulaşım yolları nedeniyle ve ciddi bir kaynağı bulunmadığı için, İtalya’nın güçlü devletleri tarafından istila edilmekten korundu.
San Marino,
1243 yılında bir cumhuriyet haline geldi ve XIII. yüzyılda kabul edilen ülke yasaları, küçük değişiklikler ile bugüne dek yaşamaya devam etti. San Marino, bugün hala ayakta bulunan en eski Cumhuriyet olma özelliğini taşıyor.

Türkiye ile Resmen Savaş Halinde

San Marino Devlet Arşivi Müdürü Prof. Dr. Cristoforo Buscanini, devletlerinin Türkiye ile kağıt üzerinde halen savaş halinde olduğunu belirtiyor. Bu durumun sebebi, her iki ülke arasında I. Dünya Savaşı’nı bitiren anlaşmanın imzalanmamış olması.

Osmanlı devleti I. Dünya Savaşı sırasında aralarında Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan’ın bulunduğu İttifak Devletleri grubunda bulunuyordu. San Marino devleti ise İtalya ile birlikte İtilaf Devletleri içindeydi. San Marino savaş sonrasında gecikmeli de olsa diğer İttifak Devletleri ile birer barış anlaşması imzaladı (Almanya 1934, Macaristan ve Bulgaristan 1937, Avusturya 1986). Ancak arşiv müdürü Prof. Dr. Buscanini’nin belirttiğine göre, Türkiye ve San Marino bir barış anlaşması imzalamayı unuttular, bu nedenle söz konusu iki ülke kağıt üstünde hala savaşıyor gözüküyor.

EKONOMİ DOSYASI : DÜNYANIN EN ZENGİN 19. ÜLKESİ İSVEÇ’TE 1 MAKAM ARACI VAR, SONLARDAKİ TÜRKİYE’DE 115 BİN


Stefan Lofven

ÖZEL BÜRO NOTU : ŞİMDİ BİR TAKIM AMİGO AKP TARAFTARI DİYECEK Kİ DEVLETİN ZENGİNLİĞİNİ SERGİLEMESİ DEVLETİN GÜCÜNÜ GÖSTERMESİDİR. EVET SİZİN DE GSMH DURUMUNUZ KİŞİ BAŞI 50,000 USD OLURSA SERGİLERSİNİZ BOLCA. BORÇLA HARÇLA ALIP GÜÇ GÖSTERİSİ YAPMAK ANCAK 0 ZEKA AFRİKA KABİLELERİNDE OLUR. VATANDAŞIN % 90’I YOKSULLUK SINIRINDA YAŞARKEN 115,000 MAKAM ARACI TUTMAK, SARAYLAR, LÜKS CAMİLER YAPMAK GÜCÜ GÖSTERMEK DEĞİLDİR. HEM DE BUNLARI BORÇLANARAK YAPIYORSANIZ. BUNUN ADINA KERİZLİK DENİR.

Başbakan Stefan Lofven, makam olan tek İsveçli siyasetçi.

Jonas EsbjörnssonPer-Arne Hakansson gibi milletvekilleri, sık sık parlamentonun kafeteryasında görülebiliyor.

Siyatte kariyer yapmak, mali açıdan çok kârlı olabilir.

Ama İsveç’te durum hiç de böyle değil.

İskandinav ülkesinde, siyasete yaklaşım halkın temsilcilerinin işlerini yaparkenki kanaatkârlıklarıyla şekilleniyor.

İsveçli milletvekilleri, cömert ödemeler ve daha başka birçok avantaj yerine, vergi mükelleflerinin parasını nasıl harcayacakları konusunda sıkı sınırlamalarla karşı karşıya.

‘Sade vatandaş’

Sosyal Demokrat Parti Milletvekili Per-Arne Hakansson, "Biz sade vatandaşlarız" diyor ve ekliyor:

"İşimiz vatandaşları ve yaşadıkları gerçeklikleri temsil etmek olduğundan, milletvekillerine özel ayrıcalıklar vermenin anlamı yok

"Ayrıcalığımızın işimizi yapmak ve ülkenin gideceği yöne nüfuz etme fırsatına sahip olmak olduğunu söyleyebiliriz."

İsveç’te milletvekilleri toplu taşıma araçlarını bedava kullanabiliyor. Ancak makam araçları ve şöforleri yok.

Örneğin İsveç Parlamentosu’nun, sadece 3 adet Volvo S80 model aracı var. Bu araçlar da sadece Parlamento Başkanı ve 3 yardımcısı tarafından resmi etkinliklerde kullanılabiliyor.

‘Taksi durağı işletmiyoruz’

Parlamento yetkilisi Rene Poedtke, "Taksi durağı işletmiyoruz. Araçlarımız insanları evlerine ya da işlerine götürmek için değil" diyor.

Aslında, İsveç’te makam aracı olan tek siyasetçi başbakan.

İsveç Parlamentosu binası

Camilla Svensk/Sveriges Riksdagİsveçli milletvekilleri, birçok ülkeye kıyasla çok daha az para kazanıyor.

İsveç’te milletvekilleri ayda 6900 ABD Doları (40 bin 500 TL) maaş alıyor.

Amerikalı bir kongre üyesinin maaşı ise 14 bin dolar civarında.

İsveç’te ortalama maaş 2800 ABD Doları.

Günlük harcırah 12 dolar

Ülkede başkent Stockholm dışından gelen milletvekilleri "traktament" adı verilen bir günlük harcırah alabiliyor.

Bu harcırah ise günde 12 dolar. Bu parayla, Stockholm’de bir öğün sade bir yemekten fazlasını alamıyorsunuz.

İsveç Parlamentosu

Ingemar Edfalk/Sveriges Riksdag Parlamenterler, maaş almaya 1957’de başladı.

1957’ye dek İsveçli milletvekillerine maaş bile ödenmiyordu. Bunun yerine, parti üyeleri milletvekillerine mali destek veriyordu.

Parlamento zabıtları, maaş ödemesinin herhangi bir vatandaşın siyasete girmesinin engellenmediğinden emin olmak için başlatıldığını gösteriyor. Ancak İsveçliler, maaşların öyle çok da çekici olmasını istemiyor.

Dünyadaki birçok parlamenter gibi, İsveçli milletvekilleri ucuz barınma imkanlarından faydalanıyor.

Ancak sadece Stockholm dışından gelenler.

Tek kişilik yataklar

Verilen konutlarsa hiç öyle lüks değil. Örneğin Per-Arne Hakansson 46 metrekarelik bir dairede yaşıyor.

Milletvekili lojmanı

Claudia Wallin – Devletin elindeki daireler, son derece sade döşeniyor ve milletvekillerinin yakınları buralarda kalabilmek için para vermek zorunda.

Devletin elindeki bazı lojmanlar da 16 metrekarelik stüdyo daireler.

Ayrıca, dairelerde çamaşır ve bulaşık makinesi gibi beyaz eşya yok. Hepsinde tek kişilik yataklar var.

Vergi mükelleflerinin parası sadece milletvekillerinin barınması için harcanıyor. Milletvekillerinin aile üyeleri, dairede tek bir gece bile kalsalar, bunun için para ödemek zorundalar. Bir milletvekili eşiyle yaşamak istiyorsa, eş kiranın yarısını devlete ödüyor.

Kira yardımında sınırlama

Parlamento yetkilisi Anna Aspergen "Dairelerde yaşayanlar arasında, milletvekili dışındaki kimse için para vermeyiz" diyor.

Kafeteryadaki milletvekilleri

Claudia Wallin – Milletvekilleri, kahveleri için bile para ödemek zorunda.

Milletvekilleri başka bir yerde yaşamayı ve barınma yardımını burayı kiralamakta kullanmayı seçebilir. Ancak barınma yardımının miktarı, aylık 820 ABD dolarını aşamıyor ve Stockholm’ün merkezi yerlerindeki kiralar düşünüldüğünde, bu az bir miktar.

1990’lı yıllara kadar koşullar daha da sıkıydı. Barınma yardımı yoktu ve milletvekilleri, ortalama 15 metrekarelik bürolarında kalıyorlardı.

İsveçli milletvekilinin ofisi.

Claudia Wallin – İsveçli milletvekillerinin ofisleri de sade.

İsveçli milletvekillerinin sekreter ya da danışman istihdam etmesi de yasak. Bunun yerine, parlamentoda temsil edilen tüm partilere, bütün milletvekilleri için çalışan bir personel havuzunun masraflarını karşılamak için para veriliyor.

Ücretsiz iş

Kemer sıkma önlemleri, yerel siyaset düzeyinde daha da sıkı.

Siyasi temsil, asıl kariyere paralel bir faaliyet olarak görülüyor. Yerel meclis üyelerinin yüzde 94 kadarı herhangi bir ücret almıyor. Bunun istisnaları yürütme komitelerinde tam ya da yarı zamanlı çalışan siyasetçiler.

Stockholm Belediye Meclisi Üyesi Christina Elffors-Sjödin, bu felsefeyi şöyle açıklıyor;

"Boş zamanlarımızda da gayet iyi yapılabilecek, gönüllü bir iş."

TÜRKİYE VE DÜNYA DOSYASI : Eski Rum Bakan’dan itiraf gibi sözler ! ‘Türkiye’yi durduracak bir ülke yok’


Eski Rum Bakan'dan itiraf gibi sözler! 'Türkiye'yi durduracak bir ülke yok'

Eski Rum Bakan’dan itiraf gibi sözler ! ‘Türkiye’yi durduracak bir ülke yok’

KAYNAK : https://www.sabah.com.tr/dunya/2019/05/13/eski-rum-bakandan-itiraf-gibi-sozler-turkiyeyi-durduracak-bir-ulke-yok

Eski Güney Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin sondaj çalışmalarını durduracak bir ülke olmadığını belirterek “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oyunu akıllıca oynuyor. Türkiye’yi kim durdurabilir ki? Bizim için hangi filo Türkiye ile savaşacak?” dedi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi‘nde çeşitli bakanlık görevlerinde bulunan ve deniz bölgesinde doğalgaz ve petrol konusunu ilk olarak 1998 ele alan Rum siyasetçi Nikos Rolandis, bugün Doğu Akdeniz’de şekillenen durumu “takıntılarımızla kaldık” sözüyle değerlendirdi.

Eski Güney Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin sondaj çalışmalarını durduracak bir ülke olmadığını belirterek "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oyunu akıllıca oynuyor. Türkiye’yi kim durdurabilir ki? Bizim için hangi filo Türkiye ile savaşacak?" dedi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde çeşitli bakanlık görevlerinde bulunan ve deniz bölgesinde doğalgaz ve petrol konusunu ilk olarak 1998 ele alan Rum siyasetçi Nikos Rolandis, bugün Doğu Akdeniz’de şekillenen durumu "takıntılarımızla kaldık" sözüyle değerlendirdi.

Güney Kıbrıs Politis Gazetesi "Hayata ve Tarihe Bakış" isimli kitabının, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in de katılımıyla 16 Mayıs Perşembe günü tanıtılacak olması nedeniyle Rolandis ile yaptığı söyleşiyi aktardı.

mailservice?url=https%3A%2F%2Fci3.googleusercontent.com%2Fproxy%2FsMy4VISaep-FxW2e_gq2nUn1TUM8FWVnQHZdyyuPlz14NJrNZJOB0Zo4XHG7vSkNMnxWm3nqsqDbIP6I_IqIwwtvrHFdTmfRr-I4RxAihkyGUOfi2COfJaBcVg99alwHCfBApaAdpmTpUL6SaQcB4BHt_UTadn8FzF2ICZOtymH36gbPYa87NBUI3QMiC3yU74_4GcV48cTQNSde-wVtM8QBs9eCQEqBpgFvpjy1aV1p2wmtnxjGDOg1ZjA7Xt1petWf2qJuWgttWeEvPQ_hIlpM%3Ds0-d-e1-ft%23https%3A%2F%2Fiasbh.tmgrup.com.tr%2F9cb8e9%2F0%2F0%2F0%2F0%2F800%2F602%3Fu%3Dhttps%3A%2F%2Fisbh.tmgrup.com.tr%2Fsbh%2F2019%2F05%2F13%2Feski-rum-bakandan-itiraf-gibi-sozler-turkiyeyi-durduracak-bir-ulke-yok-1557758823097.jpg%26mw%3D600&proxy=yes&key=3aee19b5d857da5ac2ed76e9caab9fd1

‘TÜRKİYE’NİN ŞAKASI YOK!’

Yıllardır açıklama ve makaleleriyle Türkiye’nin şakası olmadığını ve Rumların doğalgazı değerlendirmesini oturup izlemeyeceği konusunda uyaran Rolandis, 17 Şubat 2003’te Mısır ile Doğu Akdeniz’deki ilk münhasır ekonomik bölge anlaşması olan anlaşmayı imzalamasından sonra Ada’ya dönüşünde zamanın Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides’in kendisine "Nikos, şimdi imzaladığın bu anlaşmayı al da ofisindeki kasana kilitle çünkü Kıbrıs sorunu çözülene kadar hiçbir şey olamaz" dediğini hatırlattı.

"Kıbrıs sorununun çözülmeyeceğini ben de gördüğümden Başkan Klerides’e katıldım" diyen Rolandis, 2005-2006’da şu öneride bulunduğunu hatırlattı:

mailservice?url=https%3A%2F%2Fci3.googleusercontent.com%2Fproxy%2FkRykAMaZ46M5n6qtjLsrAGt3Mp2cJigJ0yUCmsyPtQEJOcVn0chfCCBvTIoZ899qwpllJHajst5cofOAu45WL6VhXYBkaK_ZaRy4OtDp10pzO6OUZoQNELZ_ZsjhIpPSIz1hT-NkQ2DEuWsg_M1Tz791tXagx_x39gViw5coA_kzGmYSJIq4nBIcRbHsrllgulmceJr9Tb3gLymyQ9TUeZNHYPGBBSH_u6lhxLEG9_tG17gFa9nAbW3fJzFHU01URioAdBz7LFg3tm6VDTwuGnE_%3Ds0-d-e1-ft%23https%3A%2F%2Fiasbh.tmgrup.com.tr%2F45c23a%2F0%2F0%2F0%2F0%2F800%2F535%3Fu%3Dhttps%3A%2F%2Fisbh.tmgrup.com.tr%2Fsbh%2F2019%2F05%2F13%2Feski-rum-bakandan-itiraf-gibi-sozler-turkiyeyi-durduracak-bir-ulke-yok-1557758824356.jpg%26mw%3D600&proxy=yes&key=0f2a34e99387adc2b26a86278522186a

"Kıbrıslı Türklerle ve Türkiye’yle hidrokarbon konusunu Kıbrıs sorunuyla ilgili diğer işlemlerden izole edecek bir anlaşma yapalım. Hidrokarbonların değerlendirilmesinden devletin kasasına girecek her dolardan, anlaşma yapılacak bir miktarını -ki benim önerim 20-25 sentti- Kıbrıslı Türklerin, ya Kıbrıs sorunu çözüldüğünde veya çözülmezse 10 yıl sonra çekebilecekleri bir hesaba yatırılmasını önerdim. Bunu, onların değil bizim çıkarlarımızı korumak için önerdim."

Rolandis, bu önerisini KKTC İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüştüğü hatırlatıldığında da Talat’ın kendisini iki kez akşam yemeğine davet ettiğini söyledi. Rolandis özetle şunları anlattı:

"Sayın Talat bana ‘önerdiğini -ki sana olduğu şekliyle kabul ediyorum demiyorum- kendi liderliğine de önerirsen ve o da kabul ederse, görüşmeye ve konuyu Ankara ile birlikte ele almaya hazırım’ dedi. O zaman itibarıyla pek çok makale yazdım ve ‘Türkiye ya vurur veya sondaj yaparsa veya her ikisini de yaparsa biz ne ‘yaparız dedim. Yani bizi savaş maceralarına çeker ve bugün yapmakta olduklarını yapmaya başlarsa Sonra Kıbrıs sorunu nasıl ileri götürülecek? Yani şimdi müzakereler ne olacak? Bir yandan Türk sondaj gemisi kazı yaparken bir öte yandan müzakere mi edeceğiz? Türkiye bizim doğal gazımızı çıkarırken biz görüşme mi yapacağız? Ne için?"

"ERDOĞAN, RUSYA YÖNÜNDE DE HAREKET EDEREK OYUNU AKILLICA OYNADI"

Bölge ülkeleriyle üçlü iş birlikleri ve ExxonMobil ve Total’e ruhsat verilerek MEB’in zırhlandırılmış varsayıldığı hatırlatıldığında "Kuşkusuz, bütün bunlar iyi hareketler ama savunma açısından böyle zırhlandırılmaz" diyen Rolandis, özetle devam etti:
"Son noktaya varırsan, gelip senin için savaşacak ülke yoktur. Büyük sorunların varsa her zaman tek başınasındır. Durum nispeten iyiyken dostun çoktur ama uçurumun kenarına geldiğinde, tek başına kalırsın ve elinden geleni tek başına yapmak zorundasın. Erdoğan’ın başında olduğu Türkiye’nin, kolayca uzlaşılacak bir ülke olmadığına inanıyorum. (Erdoğan) öngörülemezdir, tehlikelidir keza bunu Afrin’de göstermiştir. Suriye’ye girdi, ilini aldı ve neredeyse istediğini yapıyor. Erdoğan, Rusya yönünde de hareket ederek oyunu akıllıca oynadı. Çok değerli bir müttefik edindi. Rusya, Batı’dan koparacak ve NATO ile ilişkisini bozacak bir müttefik istemiyor. Şu anda teçhizat, enerji satıyor, nükleer santral yapıyor, bunları neler takip eder bilemem. Türkiye yıllardan beridir Rusya’dan elektrik enerjisi satın alıyor. Yanı başımızda, gelecekte bize çok ciddi sorunlar çıkarabilecek bir ittifak: Rusya-Türkiye-İran ittifakını kurdu. Biz, Türkiye profesyonel personel bulamayacağı için sondaj yapamaz takıntımızla kaldık. Azerbaycan var, şu anda İran müttefiki, bunlar, petrol konusundaki en iyi uzmanlardır. Yapacak personel mi bulamaz? 80 milyonluk ülke olduğunu ve Orta Asya’daki bir 80 milyonun daha kontrol ettiğini unutmayalım. Oraya gittim ve Türkiye’nin ne yaptığını gördüm. Azerbaycan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Özbekistan’da at oynatıyor. Bunlar Batı için çok kıymetli olan petrol zengini ülkelerdir. Türkiye’yi, hiç kimsenin güç olarak görmezden gelemeyeceği Türk merkezli Asya bütününün parçası sayıyorlar. Şimdi buna Rusya ve İran’la ittifaklar da eklendi. Dış politikamızı belirlerken doğru analizler yapmalıyız, kolay şeyler değil."

Rolandis, önerisinin ne olduğu sorulduğunda ise "uçurumdan düşmeyelim diye öneri yaptım. E, etkilendik. Düştükten sonra şimdi ne diyeyim? Kolay bir cevabı yok. Onların da bir payları olduğunu bileceği çok basit bir hal çaresi ile birçok maceradan kurtulabilirdik. Kıbrıs sorunu çözülmeyebilir. Paylarını bildiklerinde, onlarınkini değil aslında kendi payımızı güvence altına alırdık. Şimdi durum çok zor. Erdoğan’ın devam edeceğine inanıyorum. Bugün S-400 konusunda ABD’yi görmezden gelen, burada ne yapacak? Zenginlik çok büyük, bölgemizin ganimeti muazzam, yüz milyarlarca dolardan söz edilebilir, bunlar komik şeyler değil. Bana, yapabileceğimiz bir şey var mı diye soruyorsunuz. Türkiye, Kıbrıslı Türkler, Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar, hepsi; çıkış yolu bulabilmemiz için bir, iki, üç ay ara vermekte anlaşırsa, belki. Çünkü aksi halde biz siper aldık diyeceğiz, onlar ilerleyecek, sondaj matkabını indirecekler, kim gelip engelleyecek? Herhangi bir filo mu gelecek? Bizim için hangi filo Türkiye ile savaşacak? Bu nasıl 1964’te, 1974’te ve S-300’ler konusunda 1998’de olmadıysa, şimdi de olmayacak" dedi.

TAZİYE MESAJI : ÖZEL BÜRO EKİBİ olarak Polonya, İngiltere, Mısır gibi ülkelerde Büyükelçilik yapan büyüğümüz merhum Korkmaz Haktanır’a rahmet, sevenlerine baş sağlığı dileriz.


ÖZEL BÜRO EKİBİ olarak Polonya, İngiltere, Mısır gibi ülkelerde Büyükelçilik yapan büyüğümüz merhum Korkmaz Haktanır’a rahmet, sevenlerine baş sağlığı dileriz.

Korkmaz Haktanır (d. 24 Ocak 1943, Menemen) Türk büyükelçi.

1961 yılında Robert Koleji‘nden ve 1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi‘nden mezun olmuştur. 1965 yılında Dışişleri Bakanlığı’na girmiş, çeşitli görevlerin ardından 1991-1994 yılları arasında İran, 1994-1996 arasında Polonya büyükelçisi olarak görev yapmış, 1996-1997 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı Avrupa İşleri müsteşar yardımcılığı, 1997-2000 yıllarında Dışişleri Bakanlığı müsteşarlığı görevlerinde bulunmuştur. 2000-2002 yılları arasında Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevini yürütmüş hemen ardından Mısır Büyükelçiliği görevine getirilmiş ve bu görevini 2005 yılına kadar yürütmüştür, merkeze döndükten sonra 2006 yılında kendi isteğiyle emekli olmuştur. Arkeolog Handan Ünlü Haktanır ile evli olup iki çocuk babasıdır.

SOSYALİZM DOSYASI : SOSYALİST ÜLKE KÜBA DÜNYAYA DERS VERDİ /// KÜBALI DOKTORLAR SURİYE’Yİ FETHETTİ !!!


YUKARIDA ÇANTALARI İLE HAZIR BEKLEYENLER SURİYE’YE YARDIM GÖTÜREN KÜBA’LI DOKTOR VE HEMŞİRELER.

SOSYALİST BİR ÜLKE OLAN KÜBA, SURİYE’YE 2,000 DOKTOR, 1,650 HEMŞİRE, 35,000 DOZ AŞI, 2 TON İLAÇ GÖNDERİRKEN EMPERYALİST ÜLKELER İSE BİNLERCE TON BOMBA GÖNDERDİ.

TEK KELİME İLE BRAVO !!!

EKONOMİ DOSYASI : Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkelerin Özellikleri Nelerdir ???


Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkelerin Özellikleri Nelerdir ???

Gelişmiş Ülkelerin Özellikleri

  • Gelir dağılımı daha dengelidir.
  • Kişi başına düşen millî gelir yüksektir.
  • Nüfusun büyük bir bölümü sanayi ve hizmet sektöründe istihdam edilir. Tarım sektöründe çalışanların oranı azdır.
  • Nüfus artış hızı düşüktür.
  • Sağlık ve eğitim hizmetleri gelişmiştir.
  • Altyapı gelişmiştir.
  • Tarımda modern yöntemler kullanılır.
  • Araştırma geliştirme faaliyetlerine ayrılan kaynak yüksektir.
  • Doğum ve ölüm oranları düşüktür.
  • Kentsel nüfus fazladır.
  • Nitelikli iş gücü fazladır.
  • Okuryazarlık oranı yüksektir.
  • Teknolojik imkânlar fazladır.
  • Toplumun geneli çekirdek ailelerden oluşur.

Gelişmekte Olan Ülkelerin Özellikleri

  • Gelir dağılımı dengesizdir.
  • Kişi başına düşen millî gelir düşüktür.
  • Nüfusun büyük bir bölümü tarım sektöründe istihdam edilir.
  • Nüfus artış hızı yüksektir.
  • Sağlık ve eğitim hizmetleri yetersizdir.
  • Altyapı yetersizdir.
  • Tarımda ilkel yöntemler kullanılır.
  • Araştırma geliştirme faaliyetlerine ayrılan kaynak düşüktür.
  • Doğum ve ölüm oranları yüksektir.
  • Kırsal nüfus fazladır.
  • Nitelikli iş gücü azdır.
  • Okuryazarlık oranı düşüktür.
  • Teknolojik imkânlar azdır.
  • Toplumun geneli geniş ailelerden oluşur.