TÜRKMEN DOSYASI : Irak Türkmenleri ülkelerine karşı sadakat gömleklerini hiçbir zaman çıkarmadı


Irak Türkmenleri ülkelerine karşı sadakat gömleklerini hiçbir zaman çıkarmadı

Cengizhan Demirkaya’nın hazırlayıp sunduğu Kanal Antalya TV’deki "Açık Oturum" adlı programın konuğu Irak Türkmen Birliği ve Dayanışma Derneği oldu. Irak Türkmen Birliği ve Dayanışma Derneği adına katılan dernek genel başkanı Kürşat Çavuşoğlu, başkan yardımcısı Mustafa Avcı, genel sekreteri Kazım Kerküklü ve Irak Türkmen Birliği ve Dayanışma Derneği Çağdaş Türk Müziği Korosu şefi Arzu Dede’nin Irak Türklerinin yaşadıkları haksızlıkları, insan hakları ihlalleri, derneğin kuruluş amacı ve çalışmaları hakkında bilgi aktardı.

Irak’taki Türkmenler’in nüfusları 3 milyonu aşmaktadır. Irak’ın kuzeybatısından güneydoğusuna, Bağdat yakınlarına kadar uzanan geniş bir coğrafi sahada yaşayan Türkmenlerin en önemli yerleşim merkezleri, Musul’un batısındaki Telafer ilçesi ve çevresindeki Türkmen köyleri, Erbil, Altunköprü, Türkmenlerin en büyük kültür merkezi ve kalbi olan Kerkük, Tazehurmatu, Tavuk, Tuzhurmatu, Bayat köyleri, Kifri, Hanekin, Karatepe ve Mendeli’dir.

Irak’ın üçüncü unsuru olan Türkmen toplumu, özellikle dikta yönetiminin acımasız uygulamaları karşısında yıllarca dayanmaya çalışmışlardır. Her türlü mahrumiyet içinde varlıklarını günümüze kadar sürdüren Türkmenler, Irak rejimleri tarafından baskı, zulüm, işkence, asimilasyon, etnik temizlik, katliamlar ve zorla göçe tabi tutulmuşlardır. 1924, 1939, 1946, 1959, 1980, 1991 ve 1996 yıllarında Türkmenler unutulması mümkün olmayan acılı günler yaşamışlardır. Bunların arasında 14 Temmuz 1959 tarihinde Kerkük’te meydana gelen katliam, Türkmenlerin yaşadığı en büyük facialardan biridir. Bu katliam 3 gün 3 gece sürer ve tarihe “Kerkük Katliamı” olarak geçer.

Irak Türkleri, Irak rejimleri tarafından çoğu zaman yok sayılan ve asimile edilmek istenen, uluslararası topluluk tarafından da garip bir şekilde göz ardı edilmiştir. Yüz yıllardır Irak’ta yaşayan Türkmenler köklü bir geçmişe sahiptir. 1918’e kadar yönetimde oldukça etkili olan Türkmenler, Irak halkının eğitimli ve aydın bölümünü oluşturmaktadır.

Irak Türk­menleri, Irak dev­le­ti ku­rul­du­ğun­dan be­ri dev­le­ti­ne, toprağına ve bay­ra­ğı­na sa­dık bir top­lum ola­rak şe­ref­li bir geç­mi­şe sahip­tir. Türkmenler Irak’ta hiçbir zaman ayrılıkçı bir siyaset gütmemiş, isyana kalkışmamış, devletine karşı silah çekmemiş ve Irak askerini öldürmemiştir. Savaşlarda vatanını şereflice savunmuş ve ülkesi uğruna binlerce şehit vermiştir. Türkmenler Irak’ın parçalanmasına karşı olan, Araplar ve diğer topluluklardan daha çok Irak’ın toprak bütünlüğünü savunan ve ülkesini seven insanlardır. Bunlar zaten Türkmenlerin doğasında var. Ancak, en fazla kenara itilen ve ötekileştirilmeye çalışılan millet Türkmenler olmuştur, ama Türkmenler ülkelerine karşı sadakat gömleklerini hiçbir zaman çıkarmadılar.

“Irak Türkmenleri, Sadakat Gösterdikleri Ülkeleri Irak’tan İstedikleri Tek Bir Şey Var, İnsanca Yaşamak”

Irak Türkmen Birliği ve Dayanışma Derneği Genel başkanı Kürşat Çavuşoğlu,“ Türkmenler bin yıldan fazla süredir yaşadıkları topraklarda ayakta kalmak, varlık ve kimliklerini sürdürmek için direniyorlar. Türkmenler, bir boyutu ile katliamlara, bir boyutu ile de etnik temizlik hareketlerine varacak düzeyde insan hakları ihlalleri ile karşı karşıya kalmışlardır.

Türkiye, şimdiye kadar Irak Türkmenlerine karşı izlediği politikaları tahlil etmeli ve bundan sonraki dönemde aynı dil, din, tarih, kültür ve kan bağına sahip olduğu Türkmenlerin daha fazla ezilmesine müsaade etmemelidir ve siyasi destek vermelidir. Şunu unutmamak gerekir ki, bu halkın dünyada sesini duyurmasına yardımcı olacak tek dayanağı Orta Doğu’da etkin bir güce sahip olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Türkiye’nin bir an önce gerekli siyasi girişimleri yaparak Türkmen meselesini dünya gündeminde üst sıralara taşıması gerekmektedir. Ülkelerine karşı sadakat gömleklerini hiçbir zaman çıkarmayan Irak Türkmenleri, sadakat gösterdikleri ülkeleri Irak’tan istedikleri tek bir şey var, insanca yaşamak” ifadelerini kullandı.

Hakan Çelik

BİYOGRAFİ DOSYASI : IRAK TÜRKMENLERİ’NİN EFSANE DAVA ADAMI SADUN KÖPRÜLÜ KİMDİR ???


KAYNAK : http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/umit-koprulu/sadun-koprulu-kimdi-90987m.html

Kardeşi Ümit Köprülü’nün kaleminden Sadun Köprülü kimdi ?

Dava için doğdu, dava yolunda öldü

Rahmetli Sadun Köprülü, 1 Temmuz 1957 tarihinde Kerkük’e bağlı, Küçük Zap Suyu incisi Altınköprü kasabasının Ortayaka semtinde doğdu. Babası ve annesi kasabanın tanınmış öz be öz Türkmen ailelerindendir.

14 Temuz 1959 Kerkük Katliamı günlerinde yeni iki yaşını doldurmuştu Sadun.

Katliam onun mücadele hayatında çok ciddi bir iz bırakmıştı.

Kerkük’te Türkmen liderleri düşmanlarınca acımasızca şehit edilirken, bir gurup peşmerge mensupları, Altın Köprü’de de Türkmen avındaydı. O arada Sadun’un dayısı rahmetli Şevket Ateşoğlu’nun da “Ateşoğlu” Çeyhanesi ateşe verilmişti.

Acı haberin farkında olan iki yaşındaki bir çocuğun ne yapacağına inanmayacaksınız.

Annem Şeker Ateşoğlu anlattığına göre, eskiden Altın Köprü’de komşuların bir birlerine çok güvendiklerinden dış kapıları hep açıkmış. o sıralarda Sadun yeni ayak tutmuş. Annem onu evde bulmuyunca hemen dışarı atlamış ve görmüş ki bir kaç silahlı Sadun’un etrafını sarmış. Annem hemen onu kucağına almış.

O sırada birisi anneme demiş ki bu çocuğa dikkat et. Şimdi yerden taş toplayıp bize atıyorsa kim bilir büyüdüğünde ne yapacak.

İlkokulunu 1970’de Kerkük’te tamamlayan Sadun Köprülü, babasının işi yüzünden ortaokulunu 1973 yılında Bağdat’ta tamamladı. Liseyi ise 1976’da Kerkük’te İslami Şeriati lisesinde okudu. Ardından ise Bağdat Üniversitesi Hukuk Fakültesine alındı ve 1980 yılında oradan diplomasını aldı.

Biz Sadun’la kardeşten ziyade birer sırdaş ve birer dava arkadaşıydık. Yeri gelirdi biri birbirimizle mücadelede yarışa girerdik.

1973 yılından en son tutuklanıncaya kadar her yıl anavatana gelirdi.

1975 yılında, kendisiyle gideceğimi söyleyince karşı çıktı. Bana bir şey olursa babama ne hesap vereceğinden korkuyordu. Babam ısrar edince yok diyemedi artık.

İnanamazsınız biz turistliğe gitmişiz vardığımız Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin ve Bursa’nın Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin büroları kalmadı ziyaret etmeyelim ve her bürodan milli kitap ve broşür toplamayalım. Üstelik rahat rahat rahmetli Başbuğ Alpaslan Türkeş ve Nihal Atsız’ın bir sürü kitaplarını aldık.

Seyahatimiz bittiğinde, otobüsle döndüğümüzde Türk kontrol noktasını geçtik. Irak kontrol noktasına geldiğimizde sınır çok kalabalıktı. Sadun valizleri otobüsün önünde bir arkadaşa bıraktı ve sadece kitap ve broşürlerle dolu olan valizi aldı ve kimsenin bulunmadığı tenha bir yere gittik.

Sıcak Ağustos ayı idi o kitap ve broşürleri karın ve bellerimize bağladık üstüne de o sıcakta birde kazak buluzler giydik. Geri döndük valizlerle kontrol için sıraya geçtik. Allahtan ki oradaki Gümrük polisi ve istihbaratçılar bir şeyin farkına varamadılar yoksa o günde canımızdan olurduk. Tabii Kerkük’e kadar kaç tane kontrol noktasından geçtiğimizi hatırlamıyorum. İyi ki yakalanmadan eve sağ salim döndük.

Yetmişli yıllarda Kerkük’te açılan Türk Kültür Merkezi Türkmen öğrenci ve gençlerinin bir mücadele yuvaları haline dönüşmüştü. Duydum ki Sadun Türkçe dersler almak için oraya yazılmış. Bende gidip yazıldım. O merkezde de bir çok mücadeleci arkadaşlarımızla tanışma fırsatımız olmuştu.

O yıllarda birde Türkmen mücadelecileri toplantılarını kimi çayhane ve iş yerlerinde yaparlardı. Bizim iş yerimiz yanı sıra Sadun’u arayan dava arkadaşlarıyla birlikte rahmetli Türkmen lideri Üstad Mehmet İzzet Hattat Kerküklü veya Halk Ozanı rahmetli Mustafa Gökkaya’nın işyerinde yoksa da Musalla, Mecidiye veya Cuma Pamukçu’nun çayhanelerinin birinde bulabilirdi.

Sadun Köprülü bin dokuz yüz yetmişli yıllarda Türkmeneli’nde düzenlenen hiç bir Türkmen tören ve şiir festival ve gecelerini kaçırmazdı.

Kerkük, Bağdat, Musul ve Erbil’deki Türkmen Kardeşlik Kulübü etkinliklerine katılımları da sayısız hesapsızdı.

Türkmen dramını anavatandaki soydaşlarına anlatmak amacıyla, Türkiye’nin birçok yerlerinde konferans ve seminerlerde hazır bulunduğu gibi, lise ve yüksek tahsilini gördüğü yıllarda Türkmeneli’nin tüm yörelerini dolaşarak Türkçülük, Turancılık davasını yaymaktaydı.

Öğrenciliği sırasında bir kaç kez tutuklanan Köprülü, ilk kez henüz daha 10 yaşındayken tutukevine düşmüştü. 1967 yılında o dönemin Türkiye Başbakanı olarak Irak’a gelen Sayın Süleyman Demirel, Kerkük’ü de ziyaret etmişti. Köprülü bir gurup öğrenci arkadaşıyla başbakanı “Ağam Süleyman, Paşam Süleyman” türküsü ve “Kerkük Türktür Türk Kalacak” sloganıyla karşıladıkları için 8 ay tutuklanmışlardı.

1973 yılında o dönemin Cumhurbaşkanı olarak Kerkük’ü ziyaret eden rahmetli Fahri Korutürk’ü ise Sadun Köprülü ve dava arkadaşları Kerkük’teki Türk Kültür Merkezi önünde Türk İstiklal Marşını okuyarak ve yaşasın Türkiye bağırarak karşılamışlardı. Ondan sonrada tutuklanarak 6 ay boyunca işkenceler görmüşlerdi.

1976 yılında liseyi bitirince, Bağdat’ta yüksek öğrenimini tamamlamayı çok istiyordu. Kazandığı için de çok sevinmişti. Teyzesi o zaman evinde kalacağını isteyince ona dedi ki:

Ben Bağdat’a davamı sürdürmek için gelmeyi istedim. Bırak beni Türkmen Kardeşlik Kulübü yurdunda kalayım. Ben ancak orda rahat ederim.

Rahmetli o yıllarda Türkmen lideri rahmetli Abdullah Abdurrahman, Adil Şerif, Necdet Koçak ve Rıza Demirci şehitlerimizle sürekli görüşmekteydi. Onların tutuklanmasına çok üzülmüştü. Birde üstüne Mehmet Korkmaz, Halit Şengül, İzzettin Terzi, kardeşler Rüştü ve Erşet Reşat Salihi gibi diğer dava arkadaşlarının da tutuklandığını duyunca işte o zaman tam yıkılmıştı.

Sadun Köprülü 29 Ocak 1980 tarihinde Kerkük Emniyet Müdürlüğünce Türkçülük suçu ve Tükiye’deki milliyetçi Hareket Partisi ile ilişkiler kurmakla suçlanarak tutuklandı. 9 Haziran 1980’de Irak Devrim mahkemesi Başkanı Muhammed AL Shamma, 158, 164, 208 ceza maddelerine dayanarak Köprülü’ye ertelenmiş idam kararı verdi. 23 Haziran 1980’de ise, verilen karar hafifleşerek müebbetle değişti. Aynı gün, aynı mahkeme tarafından 6 yıl hapis cezası alan kardeşi Ümit Köprülü ile birlikte Abu Garip Cezaevi, Özel Hükümlüler bölümüne gönderildi. 17 yıl cezaevinde kalan Köprülü, Baas rejiminin çıkardığı hiç bir af kararından yararlanmadı. En son 1995 yılında Birleşmiş Milletler Konseyine bağlı, İnsan Hakları Örgütünün girişimleriyle serbest kaldı. Serbest kaldıktan iki hafta sonra ailesi ile birlikte Irak’ın güneyine göç ettirilen Köprülüler güneye gitmeyip Erbile geldiler.

Sadun Köprülü Erbil’de Irak Türkmen Cephesi Enfermasyonunda aylar çalıştı, ancak Baas elamanları orada da peşini bırakmayınca anavatanına geldi. Birleşmiş Milletler Örgütü yoluyla siyasi sığınmacı olarak ABD’ye gönderildi. Ancak orada kaldığı 6 yıl Sadun için 17 yıllık hapisten daha zordu. Davasından uzak bırakıldığına dayanamadı. 2003’de geri döndü anavatanına ve Irak Türkmen Türkmen Cephesi Türkiye Temsilciliğinde enfermasyon ve halkla ilişkiler sorumluluğunu üstlendi. Dr. Mustafa Ziya ve Ahmet Muratlı beylerle çalıştı ve Muratlı’dan sonra, bir senelik sürede temsilcilik görevini yaptı. 2009 yılında yayına başlayan Türkmen Şanı aylık dergisinin Türkiye Temsilciliğini yaptı. Bağımsız Türkmen Şanı Medya ve Araştırma Merkezinin Türkiye Temsilcisi olarak Türkiye’nin bir çok kentinde düzenlenen etkinliklere katıldı. Türkmen davasının gür sesiydi, Türkmeneli’nin Türkiye’deki diliydi. Anavatandaki kardeşlerine Türkmenelini ve Türkmenlere yapılan haksızlığı yaşamını bitirinceye dek anlattı.

Sadun için Türkmen davası ailesinden, çocuklarından ve kendi sağlığından bile hep ön plandaydı. Yiğitti, gözü korkmazdı, kahramandı, yılmazdı, yenilmezdi, milletinin haklarını kazanmak için geçesini gündüzüne katmıştı.

21 Temmuz 2014 sabahı saat onda eşi rahmetlinin telefonundan aradı beni ve tüm doktorların müdahalesine rağmen hayata dönmemesini söyledi. Öyle kolay öleceğine inanamadım zaten bir ben değil kimse inanamamıştı. Meğer rahmetli bir gün öncesi, 6 ay önce kurmuş olduğu ve Genel Başkanlığını yaptığı Türkmeneli Stratejik Sanat ve Araştırmaları Derneği başkan yardımcıları Harun Kılıç ve Ramazan Durmuş beylerle bir Türk kurumunun verdiği iftar yemeğindeymiş. Orada Türkmelinin son durumunu hazır olanlara anlatmıştı. O günkü çok yorgun olduğunu söylemiş evde ve sahura kadar dava için çalışmış. sahuru kızı Asanla birlikte yaptıktan sonra uyumuş ve bir daha kalkmamıştı.

Dev bir dava unvanı olan Sadun Köprülü, tanınmış bir şairdi aynı zamanda. Çoğu zaman konuşmalarında bile şiir ve hoyratlarına rastlanırdı. Sekiz yaşından beri şair olarak tanınan Köprülü’nün ilk şiir kitabı (Altın Köprü) 1973 yılında Kerkük’te basılmıştır. ikinci kitabı ise, (Her bahçeden bir gül ) adındaydı, 1975 yılında yine Kerkük’te yayınlanmıştı. ( Yıllanmış Çileler) ise Sadun Köprülü’nün 2004 yılında Erbil’de yayınlanan diğer kitabıdır. Rahmetlinin üç kitabı da yayınlanmak üzereydi. Biri siyasi, diğeri destan şiir. Üçüncüsü ise, davayla ilgili siyasi yazılarını içermektedir. Ayrıca dörtlük ve hoyratlarını kapsayan iki kitabı daha yayın için hazırdı. Onun dışında onlarca milli ve Türkmen şehitleriyle ilgili şiirleri de yaşasaydı yayınlanacaktı.

Kerkük Gönlümde Aşk Yüreğimde Sızı

Tanınmış milliyetçi yazar Osman Oktay Sadun Köprülü’nün yaşam hikayesini kaleme alarak bir roman şeklinde 2007 yılında yayınlamıştır. Roman Türk ve Türkmen okurlarınca çok beğeni kazanmıştı.

Son olarak yazımı mekânı cennet olsun rahmetli Sadun Köprülü’nün şiirlerinden bir kaç örnekle bitiriyorum.

Necdet KOÇAK

Ey ülkücü Türk kardeş, Türk toprağa dayandık
Duyduk şehitler sesin, Necdet diye uyandık
Korku ölüme karşı, canlar verdik direndik
Necdet Koçak ilkenle kavuşmayı bekledik

Kerkük’te Türk uyandı, Türklük koktu her alan
Millet yolun bekledik, ölüme geldik andan
Her karış toprağımız, kurtardık canla kandan
Necdet Koçak ilkenle, kavuşmayı bekledik

Sen Necdet usumda sen, giderken Türk göreve
Bu toprağı almaya, hazırız biz ödeve
Türklük hakkın almadan, dönmeyiz birde eve
Necdet Koçak ilkenle, kavuşmayı bekledik

Bu dava çok çetindir, bu dava üstün ağır
Türklük sesi gelince, kulaklar olur Sağır
Kerkük’ü kurtarmaya, ALLAH adıyla bağır
Necdet Koçak ilkenle, kavuşmayı bekledik

Şehit olsak, ölürsek, sağ olsun büyük vatan
Ne mutlu size kardeş, Necdet Koçakla yatan
Bir gün gelir uyanır, hakkını alır atan
Necdet Koçak ilkenle kavuşmayı bekledik

Hapishane Dertler

Gökyüzünde özgürce, uçan bir kuş gibiydim.
Kıyıcılarca bir gün, düştüm yere vuruldum
Gönüllerde yaşayan, bitmeyen düş gibiydim
Tutsak oldum ellerde, yalnız gibi göründü

Bir köşede oturdum, işkenceyle emirle
Yediğim içtiğim yok, içimde kan zehirle
Türk duyguyla hapiste, hiçe döndüm demirle
Her yerim yaralandı, kuru yerde kırıldı

Coştu, doldu kanımı, bulakla Pınar diye
Bu kadar işkenceyle, düştüm de rüzgâr diye
Tokatla sopalarla, vuruldum duvar diye
Güçsüz bir tekmeyle ben, yerden yere devrildi

Günüm siyah geceden, bahtım daha katıdır
Düşman öyle sanmazdım, kötülerden kötüdür
Yaşadığım işkence, acı hayat tadıdır
Yakıldım sürüklendim, ölürüm çok yoruldum

İdam bana verildi, ölümü soramadım
Her yerimden kan aktı, yaramı saramadım
Anne, babam karşında, sevinip duramadım
(Köprülü) kara günde, kardeş yurttan ayrıldım

TÜRK ÇOCUĞU DİYOR

Bu bayram, kutlu bize
Türkler, umutlu bize.
Her yerde, söylüyoruz
Türk’üz, ne mutlu bize

Türklük aşkı, candadır
Toprak, bayrak şandadır
Benim, yiğit, milletim
Gönlümdedir, kandadır

Tarihte, büyük, yaşım
Savaşta, yüksek, başım
bütün, dünya Türkleri
Benim, dava, soydaşım

Kerkük benim, Vatanım
toprak, bayrak şan benim,
Türkiye’ye, can kurban
Türk, dünyasıdır canım

Türk’ten, nasıl, doyarım
Toprağa, can, koyarım
Türkleri, sevmeyenin
Gözlerini, oyarım

Türk milleti, bir tektir
yiğitlikle, örnektir
Türklüğün, şen güneşi
Parlar, sönmeyecektir

Türkçüyüm Turancıyım

Ben Türkçü Türkmenciyim
Her yerde vatancıyım
Bütün Türk’e seslenen
Bozkurtçu, Turancıyım

Coşmuşum Yaralıyım
Türküm ben buralıyım
Canımı kurban verem
Kim dese Turancıyım

Türkmen Oğuz Azer ben
Türk, Özbek Kırgız kan
Gagavuz Kızıl deri
Türk dünyası yol Turan

Kırım, Tatar, AHISKA
Türklük kokar her bir yan
Ötüken’di Türk yolum
TANRI dağıdır belim

TURAN’I kurmak için
Genişti boyum kolum
Bayrağım Türk birliği
Türk Tarihim Türk dilim

Türklük coşar yüreğim
KIZILELMA Ereğim
Türk’ten başka dostum yok
Birleşmekti dileğim

Ne Mutlu TÜRK’ÜM Diyen
Türklüğe canın veren
Bozkurt, Ülkü yolunda
Can, kanla, şehit, ölen

Anne, babam Türk benim
Üç kıtada var şanım
Beni tarihler yazmış
Yol, izimle TÜRKMENİM

Mert olan yoldan dönmez
Milli duygudan sönmez
Türklük için çalışan

Başka yollara uymaz
Bülbül gülün severse

Başka dallara konmaz
Türk olan Türk’üm söyler
Türklük aşkından caymaz

Türk dedim Dilim açtım
Türklük aşkını seçtim
Yiğit annem elinden
Helal sütümü içtim
Babamın öğüdü ile
Gönlüm Türklüğe açtım

Atsız Atatürkçüyüm
Başbuğla Bozkurtçuyum
Turancıyım Ülkücü
Türkçüyüm Kerkükçüyüm

Ben Türküm şanda Türk’tür
Dil Türk’tür canda Türk’tür
Nasıl Türk’ten ayrılım
Damarımda kanda Türk’tür

Ergenekon’dan yola
Geliyoruz Türk ile
Bütün Türkler birleşmiş
Vermiş gönül, gönül’e

Biz buyuz

Biz Türk’üz Türkçüyüz
Türkiye, Kerkükçüyüz
Azerbaycan, Türkistan
Turancı Bozkurt’çuyuz

Biz Türk’üz Erbilliyiz
Tarihlerde belliyiz
Türklük aşkın kapsayan
Biz Turanın iliyiz

Biz Türk’üz Tebrizliyiz
Kıbrıslı, Halepli biz
Bütün Dünya Türkleri
Bizim iki gözümüz

Şimdi de kendi kaleminden SADUN KÖPRÜLÜ KİMDİR ?

Kerkük’e bağlı Altunköprü ilçesinde 1957 yılında dünyaya gözlerimi açtım. İlkokulu Kerkük’te, ortaokulu Bağdat’ta, liseyi Kerkük’te ve yüksek öğrenimimi ise Bağdat Üniversitesi Kanun Şeriat (Hukuk) Fakültesinde tamamladım. Okuldan mezun olduktan bir hafta sonra, benim şeref madalyam olan Türkçülük, Türkmen ve Kerkük milli davalarından dolayı haksız yere hüküm giyerek; 17 yıl Abu Garip Hapishanesinde mahkûm kaldım. Hapishanede geçen 17 yılda çektiğim sıkıntıları bir ben bir de Allah bilir!

Bir buçuk sene öyle vahşi işkencelere tabi tutuldum ki, anlatmaya kelimeler yetmez. Saddam rejimi beni haksız yere hapsettiği ve işkence ettiği yetmiyormuş gibi. Ayrıca tırnaklarımı dahi söktüler… Bu benim ilk mahkûmiyetim değildi. 1967 yılında henüz 10 yaşında iken, Süleyman Demirel’in bir Irak ziyareti esnasında kendisini, “Ağam Süleyman, Paşam Süleyman” türküsüyle ve “Yaşasın Türkiye” sloganlarıyla karşıladık. Bu yüzden 8 ay tutuklu kaldım. Aynı olaydan ötürü anneme ve bana çeşitli işkenceler yaptılar.

1973 yılında Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün Irak’ı ziyaretinde ben yine hapishaneyi boyladım. Çünkü İstiklal Marşımızı okumuş yine “Yaşasın Türkiye” diye bağırmıştık. 6 Ay tutuklu kalıp çocuk yaşta büyük işkencelere maruz kaldım. BM ve İnsan Hakları kuruluşlarının çabalarıyla 1996 yılında özgürlüğüme kavuştum. Saddam rejimi beni öldürmek için çeşitli suikast girişimlerinde bulundu. Bu yüzden BM beni ABD’ye gönderdi. Orada kaldığım 6 yıl boyunca çeşitli kurslara katılarak kendimi geliştirdim. Irak Türkmen Milli davası ve Türkiye sevgisi yüzünden 2003 yılında Türkiye’ye döndüm.

ITC’de görev aldım. 1 yıl ITC Türkiye Temsilcisi olarak görev yaptım. Halen Türkmen Araştırmaları ve Projeleri Koordinatörü olarak görev yapmaktayım. Evli ve 4 çocuk babasıyım. Arapça ve İngilizce bilmekteyim. Irak Türklerini Türk dünyasını ve Milli Davalarımızı konu alan, araştırmalarım, şiirlerim, hikâye ve romanlarımın yanı sıra çeşitli konuları içeren makalelerim vardır. Basılmış 4, basılmayı bekleyen 3 kitabım mevcuttur. Halen çeşitli gazete ve dergilerde makaleler yazmaktayım.

Basılmış kitaplarım şunlardır:

Kitaplarım

1-ALTUNKÖPRÜ

İlk kitabım 48 sayfa Altunköprü adında, 1973 yılında yayınlanmıştır. Çocuk yaşlarında yazmış olduğum milli, aşk şiirim ve Hoyratlarım 18 şiir 30 hoyrat kapsayarak, büyük şairimiz Nasih Bezirgânın ön sözüyle başlamıştır, Ön sözünde şöyle yazmıştır.

Altun Köprü kitabinin yazarı Sadun Osman Köprülü Yurdumuzun yetirmiş olduğu yüzlerce, yiğit milliyetçi, Türkçü şairlerin biridir, Altunköprü Kerkük’ün sağ eli olan kitapta yazılan ilk şiir Altunköprü şiiridir, ne kutsal ad, ne hür toprak, ne şirin su ırmak, ne temiz toplum, tarih boyunca erleri vardır, bay Sadun Köprülü diğer şairlerimiz gibi, ince düşünceli gönlü imanla dolu, bir gençtir, şairimiz 1957 yılında Altunköprülü Çay mahallesinde dünya gelmiştir, lisede okumaktadır. Sadun Köprülü şiir dünyasına çocuk yaştan ilk payesine ayak basmıştır ve yükselmek arza ediyor tabii iradesi küvetli olan amacına ulaşır.

Son olarak bütün kalpımla bu kitabın yazarına başarılar dilerim.

Nasih Bezirgânın bana yazmış iki hoyratı.

Ara yerde

Altını ara yerde

Tut elim koyma düşüm

Kalmayım, ara, yerde

Su sizdi

Ara yerden su, sizdi

Gözyaşım adam boğar

Kerkük çayı, susuzdu

1973 Kerkük Musalla Mahallesi

İlk hoyratım ise

Gülse Nadi

Bu konca gül, senedi

Gönlüm Verene dönmüş

Ağlasa, Gülse, Nadi

Altunköprü kitabım tam olarak, 1970 yılında hazırladım, bir türlü siyesi nedenlerden basılmadı.İçinde olan şiirlerle tam olarak, 1968 – 1970 yıllarında yazmıştım. ilk önce ona izin vermediler. Bastırılmaya, kitap önce genel emniyet araştırıldı, Türkçe bilen insanlar uygun olduğunu söyleyerek, basıldı, o günlerde kitaplar devlet tarafından basılırdı, oda Baas partisine bağlı olmakla, birde Onların ilkelerine bağlı olmak istenildi, bende buna karşı olarak, kitabı kendi hesabıma bastırdım, toplamış olduğum bir bölüm paralarla, birde arkadaşlarım kitap yayınlayacağım diye, babama Haber vermişlerdir, babam o kadar sevinerek, mutlu olmuştur, beni öperek kutladı, kitabın tüm Parasını vererek, kitap tam olarak bin adet basıldı, ortaokul, lisede iki günde satıldı, bunun yanında Kitap basılmadan önce, kaplığını kitap evlerinin önüne bırakılmıştır, bende her akşam, sabah geçerek, adımı kitabın kaplığınıda görünce, kendimi heyecan içinde sanıyordum mutluydum, her kes artık kitabımı okuyacak, geceler uyumak bilmiyordum küçük yaşımda kitap yayınlandı, ortaokulda bulunan arkadaşlarım birlikte onu sattılar, kitabın parası üzerine kitaptan kazanmış olduğum paraları yoksullara dağıtarak, sevinçli mutlu idik, kitapta olan şiirlerimden.

Bizler var oluruz

Türklük uğrunda kurban, tarih burhanımız var

Güzel Kerkük’e karşı, içten hayranımız var

• • •

Kimse Türklerden başka, Türkleri seve bilmez

Ölürüz büyük şeref, erler kurbanımız var

• • •

Bülbül bizim güllerde, kutsal toprak bizimdir

Doğru seven âşık biz, aşkta cananımız var

• • •

Dağ tepeler yürürse, canla karşı dururuz

Gönlü temiz Türkleriz, yüce imanımız var

• • •

Korkma bizi bir düşman, yurtta yok ede bilmez

Gözün aç kurban diye, uyak aslanımız var

• • •

Gönlümüz coşkun kanla, milletsever insanız

Kimseye baş eğmeyen, yiğit Türkmen’imiz var

• • •

Sabır ile iman çoktur, Kura’ndı burhanımız

Türklük için vermeye, canla kanlarımız var

1970-Kerkük Kale

Gönül seçmeyecek

Kasırgalar kopuyor, gül, çiçek açmayacak

Bülbül çileli küskün, özgürce uçmayacak

• • •

Kerkük’ten yıllar uzak, göz yaşlar kanla akar

Irmaklarda üzgündür, coşup ta akmayacak

• • •

Ne bahar var Kerkük’te, ne dallarda kuş öter

Gönül Kerkük’ü seçmiş, başkaya bakmayacak

• • •

Yeni gün doğmasını, millet yıllardı bekler

Neden bu karanlığa, güneş nur saçmayacak

• • •

Ay yıldızlı bayrağım, canlansın Kerkük’ümde

Saray, Kale bir başka, bayrağı takmayacak

• • •

Gönül aşkını seçmiş, senin için ölecek

Türk aşkıyla yaşayıp, gayrı aşk seçmeyecek

1970-Bağdat

Her Bahçeden bir gül

İkinci kitabim: Her bahçeden Bir gül Hıdır Gece yatmazın adıyla yayınlanmıştır, çünkü kitap yayınlamak benim ismimle emniyet tarafından yasaklanmıştır, ayrıca şiir yazılarımı Erdoğan Köprülü, Ay doğan Köprülü, Necibe Köprülü, Mahzun gönül birkaç isimle Hapishanede olduğum sırada yayınlıyordum.

Her Bahçeden Bir Gül kitabımda Irak Türklerinin ses sanatkârlarının türkü, şarkıları hayatları yer almaktaydı, kitapta çok siyasi şiir şarkılardan dolayı kitabın bir çoğu satıldıktan sonra, emniyet tarafından yasaklanarak kitap evinde kalanlar emniyet üstüne el bırakmıştır.

Kitap 72 sayfa idi içinde 30 Türkmen ses sanatkârların şarkı sözleri, yazarı besteleyen bulunmaktaydı. Kitapta bulunan büyük ses sanatkârı Abdul Vahit Küzeci 1925 Yılında Kerkük şehrinde dünyaya gelmiştir, mollada camide Kuran kerim dersleri okumuştur ve onu beğenmişlerdir, 1944 öğretim hayatını bırakarak, Kerkük petrol şirketinde çalışmıştır, Genç yaştan Türk büyük ses sanatkârı Celal Güzel sesine hayran olarak, onu her zaman dinlermiş 1952 yılında Londra’ya gönderilmiş, orada bulunan Türkçe radyo evine birçok Kerkük hoyrat şarkılarını tepe Kesite almıştır.1956 yılında Ankara, İstanbul radyolarında çok sayıda besteler hoyrat türküler kayıt etmiştir.

1959 – 1 Şubat tarihinde Irak Türkmen radyosu açılışında, ilk ses sanatkarı olarak çok sayıda türküler, makam, hoyrat sesiyle kayıt etmiştir.

Baba gür, gür bir kızdır,

Kerkük üste yıldızdır

Aç gözün dünyaya bak

Gece değil gündüzdür

Şarkısı

Öksüz Bülbül

Söz: Mehmet İzzet Hattat

Beste müzik: Abdul Vahit Küzeci oğlu

Bir bülbülüm öterem ne yerim var ne yuvam

Bir detliyem gezerem ne çarem var ne davam

Benim destanı aşkım ne has anlar ne avam

Hülyalar gezen gönlüm dalına konmak ister.

Ne güzelsin gözümde güneş gibi gün gibi

Yıllar oldu ayrılık bana gelir dun gibi

Birden ezdin bağrımı eyledin un gibi

Yollarında dilberin mum gibi yanmak ister

Yıllanmış Çileler

Bu şiir, Hoyrat kitabım 200 yakın sayfa olarak, çok sayıda milli Türkçülük şiirlerdir 2004Yılında Kuzey Irak Erbil Türk şehrinde yayınlanmıştır. Kitapta bulunan şiirlerden

Şehit Mehmet KORKMAZ

Türkmen Kifri’nin, gülü mert Korkmaz

Senle ümitler, senle güneş doğan

İbrahim Ali, Türk yolundan bıkmaz

Ulu şehitsin, millet yazdı destan

• • •

Uğrunda dökeriz, Korkmazım kanlar

Senle güvenir, Türk Turan alanlar

Adını dağ taşta, mertlikle yazdık

Yolundan dönmez, kardeş Türkmenler

• • •

Korkmaz Memadım, Türklüğün eri

Candan severdin, her Türkmen diyarı

Türk öğretmendin, erler yetirdin

Satmadın düşmana, toprağı yeri

• • •

Sen bir gül idin, bahçede bir tek sin

Yolumuz ışığı, ümit dilek sin

Fatih Şakırla, çalışıp, yoruldun

Gelecek kurmaya, bize erek sin

• • •

Her yanda Türkmen, cana kıyarlar

Kerkük, Kifri, Tuza canlar koyarlar

Sen yaşarsın diye, gelmen beklerler

Yer altından kalkıp, sesin duyarlar

• • •

Sen şehit oldun, Türk tarihte izin

Çalıştın diktin, mert millete gözün

Her yerde koşardın, Türkmen dadına

Bir tek eriydin, milli duygumuzun

• • •

Yiğit bir Türkçüydün, gözünden belli

Adın söylerdi, Telafer Mendili

Kerkük’ü, Erbil’i, ayrım yapmazdın

Her Türkmen yurduna, açtın gönüllü

1984-Abu garip Siyasi Hapishanesi-Medrese

Kerkük

Gönlümde Aşk Yüreğimde Sızıdır

284 Sayfa olan bu kitap geçmiş ve 17 sene hapishane ile ilgili olarak bir romandır. İçinde bulunan önemli belgeler ve konuları gizli olarak Abu garip hapishanesinde Yazdığım sıralarda Anne, Şeker, Babam Osman, Teyzem Güler ve kız kardeşlerim, Şengül, Gülşen’in ve Kardeşlerim Yaşar, Ziyat yardımıyla saklayarak her görüşmenin sonunda eve göndermekteydim Ve şimdi Türkiye İstanbul’da yayınlanarak birçok insanlar tarafından karşılandı ve sayın Milliyetçi kardeşimiz Osman Oktay tarafından roman olarak kelama alınmıştır.

1973 yılında Kerkük’te basılan Altunköprü şiir kitabım ikinci defa olarak 2008 tarihinde değerli soydaşlarım tarafindan kendi paralarıyla tekrar basılmıştır Ve Kerkük’te 2008 tarihinde 1973 yılında yayınlanan Altunköprü şiir kitabımın ikinci baskısı Kerkük’te Ses sanatkârı Behçet Gemgin ile birlikte Salah Behlül Çamurcu kardeşim yayınlanmışlardır.

Kardeşim Salah beye teşekkür ederim her zaman bizim yanımızda olarak bizlere destek moral vermektedir ayrıca Saddam döneminde korku bilmeyerek kaç defa bizleri hapishanede ziyaret etmiştir. Ayrıca Hapishanede olduğum sıralarda, yazmış olduğum üç şiir Kitabım arkadaşlarımın adıyla yayınlanmıştır. Ayrıca bunun yanında birçok kitaplarım basılmak için, hazırlanmaktadır. Ve birçok şiir yazılarımda Türkiye, dünyada gazete dergilerde ve internet yoluyla birçok sitelerde Yayınlanmaktadır.

Baba Harun Arkadaşımdır 2006

Sadun Köprülü: 1957 tarihinde Kerkük’e bağlı Altunköprü ilçesinde orta yakada mahallesinde göz açtım, ilkokulu Kerkük’te, ortaokulu Bağdat’ta, liseyi Kerkük’te Bağdat Üniversitesi Kanun, Şeriat fakültesini bitirdikten sonra bir haftalık avukat, hâkim görevine atlandım ve tutuklanarak, Türkiye, Türkçülük Türkmen Kerkük davasından dolayı 17 yıl Abu garip hapishanesinde kaldım.

1967 Tarihine Sayın Süleyman Demirel, Kerkük şehrine ziyareti sırasında, onu ağam Süleyman, Paşam Süleyman, Türküsüyle, yaşasın Türkiye diye karşıladık, Demirel’in dönüşüyle 8 ay tutuk evine, 10 yaşta atıldım, her türlü işkence gördüm, aynı günde annem Şeker Köprülü iki yaşında küçük kardeşimi adak diye Demirel’in önünde kurban vermeye kalktı ve bizleri kurtarın, yaşasın Türkiye bağırdı, onu karşı her türlü işkenceye kalktılar kulakları sağır yapmakla elleri kullanılmaz hala gelmiştir.

1973 Tarihinde Sayın Fahri Koru Türkün Kerkük şehrine gelişinde, onu Kerkük Türk kültür merkezi önünde İstiklal marşı ile yaşasın Türkiye diye karşıladık tutuklanarak 6 ay her türlü işkenceye maruz kaldım.

8 yaşından Edebiyat âlemine katıldım ilk kitabim, Altunköprü adında 1973 yılında yayınlandı, ondan sonra 7 kitabim yayınladı, en son kitabim 2004 tarihinde Erbil’de Yıllanmış çileler yayınlanmıştır, şimdi üç kitabim sırasını beklemektedir, biri siyasi kitap, öteki destan, üçüncü kitap ise milli davayla ilgili siyası yazılar, bunun yanında, dörtlüklerimle, hoyratlarımı da toplayarak, iki kitap hazırladım.

17 yıl yaşamış olduğum roman olarak hapishane geçmişimi hazırlamak üzereyim.

Ayrıca Kerkük ve Türkmeneliyle ilgili yazmakta olduğum kitaplarımla ilgili uzun süreden beri çalışmak üzereyim, çok sayıda şiir, Hikaye, Roman, onlarca düz yazı makale yazdım bir çok dergi, gazetelerde kitaplarda, Internet sitelerinde, yazdıklarım yayınlandı, ve yayınlanmaktadır.

Türkiye’de günlük aylık olarak yazılar yazmaktayım.

Bağdat Fakültede öğrencisi olduğum sıralarda Türkmen Kardeşlik ocağında birçok faaliyetlere, törenlere siyasi gezilere katıldım, gizli yolla Türkiye’ye gelerek çok Sayıda Türkçe milli davayla ilgili kitaplar dergiler gazeteler, Irak Türklerine dağıttım, Şehit olan birçok Türkmenlerin resimlerini mücadeleleriyle gizli olarak bastırdım bunlardan 1959 Kerkük şehitleri ve Temel Abbas Hüseyin Demirci’n resimleri dağıttım yazılar yazdım.

Bir hafta Avukat olduktan sonra 1979 yılında Türkiye’den, Kerkük, Musul’dan dolayı tutuklanarak bir yıl 6 ay gönde dört defa Berzan El Tikriti eliyle işkence görerek tırnaklarım söküldü. ve 17 sene hapishanede kaldıktan sonra 1996 tarihinde, İnsan hakları ve BM yoluyla özgürlüğe kavuşarak bir daha Saddam rejimi beni yakalamak isteyerek gizli yolla Erbil’e geçtim birkaç ay Erbil’de Türkmen Cephesinde çalıştım.

İlk defa olarak Türkçe, Arapça Türkmeneli gazetesini yayınladım Baş yazarlık yaptım ve Türkmeneli radyo Televizyonun de çalıştım. birçok sayıda gizli raporlar yazılar Arapçadan Türkçeye çevirdim, çok sayıda Türkiye, ile ilgili yazılar yazdım. Saddam rejimi, tarafından defalarca tehdit oldum evime bomba koydular öldürmeye defalarca kalktılar.

1996 yılında Türkiye’ye yerleştim Faruk Çam ağır makine sanayisinde, Ticari Müdür olarak çalıştım, Türkiye gazetesi benimle ilgili bir yazı yazmasıyla, o yılda Irak istihbarat tehdit etmesine karşı, beni öldürmeye kalkarak, BM, insan hakları beni Amerika’ya gönderdi birinci derece siyasi olarak, birkaç kurslara devam ettim 6 sene okudum, bir fabrikada genel müdürü olarak işe başladım, 2003 sonunda milli davadan, Türkiye sevgisinden dolayı mücadeleyi devam etmek için, Türkiye devletinin İstek üzere Irak Türkmen Cephesinde görev alarak Enformasyon, Halkla ilişkiler müdürlüğüne başladım. ayrıca Avrupa’da Kardeşim Ümit Köprülüyle Birlikte Türkmen Şanı dergisini aylık olarak Türkiye, Ankara temsilcisi olarak devamı sürdürmekteyim. Davayla ilgili sürekli olarak günlük ve aylık Irak’ta ve dünyanın her yerinde Türkçe, Arapça yazılar yazmaktayım.

Çocukluktan siyasete katıldım 10 yaşından tutuklandım en son 17 sene hapiste Türkiye’den, dolayı yattım. 2009 tarihinden günümüze kadar Temsilci olarak çalışmaktaydı.

Birçok önemli işler yaparak Irak ile Türkiye arasında yoğun olarak çalışmalarda bulundum. Bunlardan Şii, Sünni, Alevi Ve Türkmen aşiretler alanında, Gençlik, spor, ,sanat, ticaret kalkınma, işadamlarıyla Türk işadamları arasında diyalog kurmak bölgede Irak’ta önde gelen devlet adamları ile ilişkisi kurma projeleri bulunmaktadır

Sadun Köprülü ilk görevi avukat 1996’da enformasyon genel müdürü sonradan Faruk çam şerik atında ticari müdür ve 2009 2010’a kadar Irak Türkmen cephesi Türkiye temsilcisi en son görevi ise Türkmen araştırmaları ve proje koordinatörlük başkanı ve Türkmen şanı Türkiye temsilcisi.

KAYNAK : http://sadunkoprulu.blogcu.com/sadun-koprulu-kimdir/10546250

ANMA MESAJI : IRAK TÜRKMENLERİNİN EFSANE DAVA ADAMI SADUN KÖPRÜLÜ’YÜ VEFATININ 4. YILINDA SAYGI VE MİNNET İLE ANIYORUZ.


ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT EKİBİ OLARAK IRAK TÜRKMENLERİNİN EFSANE DAVA ADAMI SADUN KÖPRÜLÜ’YÜ VEFATININ 4. YILINDA SAYGI VE MİNNET İLE ANIYORUZ.

ÖZEL BÜRO GRUBU