FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Türkiye’den kaçan yüzlerce Gülen Cemaati üyesi Selanik’te


Türkiye’den kaçan yüzlerce Gülen Cemaati üyesi Selanik’te

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra açılan soruşturmalar, davalar ve haklarında çıkarılan yakalama kararları nedeniyle Türkiye’yi terk eden, aralarında 8 askerin de bulunduğu yüzlerce Fethullah Gülen Cemaati üyesi Yunanistan’a kaçıp iltica başvurusunda bulundu.

İnsan kaçakçıları aracılığıyla Meriç Nehri üzerinden veya Akdeniz’de sürat teknesiyle Yunan topraklarına geçen bazı Gülen Cemaati üyeleri Selanik için "Yeni evimiz" diyor.

Haklarında Türkiye’de soruşturma açılmasına ve yakalanma kararı olmasına rağmen Yunanistan, Türkiye’nin iade taleplerini reddediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atina ziyareti sırasında Yunan yetkililere seslenip, darbe girişimi sonrası Yunanistan’a sığınan 8 askerin de iade edilmesi talebini yineledi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Ekim ayında Yunanistan’a kaçan Cemaat üyelerini gündeme getirip darbe girişiminden sonra Yunanistan’a sığınmacı olarak başvuranların sayısının 955 olduğunu söylemişti.

Çavuşoğlu, "Yunanistan’ın FETÖ’cüler için adeta bir sığınma üssü olmasını arzu etmeyiz. Dolayısıyla bu başvuruların titizlikle değerlendirileceklerini ve Yunanistan Anayasası’na ve yasalarına göre değerlendirileceklerine, hainlere prim vermeyeceklerine inanıyoruz" diye konuştu.

Ama Selanik’te BBC’ye konuşan Gülen Cemaati üyeleri, darbe girişimi sonrası açılan "Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)" soruşturmaları kapsamında işkence ve gözaltında kötü muameleden korktukları için ülkeyi terk ettiklerini, kendilerine yöneltilen "terör örgütü üyesi olma" suçlamalarını kabul etmediklerini söylüyorlar.

Ebru, Rodos Adası’na geçerken belinden rahatsızlandığını söylüyor.

Eğitimci eşinin çalıştığı üniversite Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan kimya öğretmeni Ebru, 3 çocuğu ve eşiyle Mayıs ayı başında Yunanistan’ın Rodos Adası’na geçmiş.

Sürat teknesinde dalgalar nedeniyle yaşanan sarsıntıda beli kırılmış ve Rodos Adası’na varınca Selanik’e geçmeden önce bir süre adada tedavi görmek zorunda kalmış. Neden kaçtıklarını anlatıyor:

"Darbeden sonra Hizmet’le ilgili operasyonlar arttı, eşimin arkadaşının kaçırıldığını, ondan sonra bir ay hiç haber alınamadığını öğrendik, hala da haber alınamıyormuş. Bizi tanıyanların da ihbarları oldu."

"Bir suç işlemediğimizi biliyorduk ama işkence korkusu, gözaltında ölenler ve eşleriyle tehdit edilenler… Bunlar korku değil, yaşayan arkadaşlarımız var."

‘İşkence gördüm’

İşkence iddialarını Ekim ayında İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de "Gözaltında: Türkiye’de Polis İşkencesi ve İnsan Kaçırma" adlı raporunda gündeme getirdi. Raporda, tanıklarla gözaltında işkence yapıldığına dair ‘güvenilir kanıtlar olduğu’ belirtiliyor.

İşkence iddialarını ise Türkiye reddediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan Atina ziyaretinde 8 askerin iadesini isterken, "Türkiye’de işkence, idam söz konusu değil. Bunlar darbe gerçekleştiren kişilerdir ve Türkiye’ye iadesi mümkündür" dedi.

Selanik’e Ağustos ayında Meriç Nehri üzerinden kaçarak gelen ve güvenlik gerekçesiyle ismini vermek istemeyen bir öğretmen ise 29 Temmuz gece yarısı evinde gözaltına alınıp işkence gördüğünü, ters kelepçeyle dövüldüğünü ve aşağılayıcı, kötü muameleye maruz kaldığını öne sürüyor.

Darbe girişiminden bu yana Yunanistan’a sığınan Gülen Cemaati üyelerinin 1000’e yakın olduğu tahmin ediliyor.

Sorgusunda çalıştığı eğitim kurumundaki öğrencilerin işadamı velileriyle mali ilişkisine dair sorular sorulmuş. İş adamlarının TUSKON çatısı altında derneklerde çalıştığını, ama kendisinin "veli-öğrenci" ilişkisinden başka bir ilişkisi olmadığını söyledi.

Öğretmen, 6 aylık gözaltı süresi sonrası ilk duruşmada, aleyhine tanıklık eden iş adamının "Baskı altında ifade verdim" sözleri üzerine serbest bırakılmış.

Fakat ikinci duruşmada cep telefonunda, "FETÖ soruşturması" kapsamında Gülen Cemaati’nin şifreli yazışma uygulaması olduğu ifade edilen ByLock bulununca mahkemenin "ByLock indirmişsin, bu terör örgütü üyeliğine bir delildir" kararıyla hakkında tutuklama çıkmış.

Öğretmen, "Ben Bylock programını kendim indirdim, kullandım. Bu Kakao, Viber, WhatsApp gibi bir program. Siz de indirmiş olsanız siz de mi örgütle bağlantılı olacaksınız? Velev ki bağlantınız var, bu programı indirip kullanmanın neresi suç. Suçsa da o gün devletin çıkıp bu suçtur demesi lazım" diyor.

ByLock programı, soruşturma kapsamında Cemaat üyesi olduklarından şüphelenilenlerin izlenmesi için yetkililerin takibe aldığı bir program.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Nisan ayında katıldığı bir televizyon programında ByLock için "Bu ByLock olayıyla çok ciddi veri yakaladık. İnlerine adeta giriyoruz. Teknolojik olarak hangi imkanlarla çalışıyorlarsa biz de o imkanlara saldırıyoruz" demişti.

’20 bin euro yoksa geçemezsin’

Selanik’te BBC’ye konuşanların aktardığına göre Gülen Cemaati üyeleri, ülkeden kaçışlarını organize etmek için de ülkeler arası iletişimden faydalanıyor.

İnsan kaçakçılarıyla iletişimi de Almanya ve Avrupa’nın bir diğer ülkesine gidenlerin sağladığını söylüyorlar.

Kaçakçılara 4-5 kişilik bir aile 50 bin ila 70 bin TL arası bir ücret ödüyor zira "20 bin euro yoksa geçemiyorsun zaten" diyorlar.

Bu geçiş süresince haklarında arama kararı olduğu için birçoğu sınırı geçene kadar farklı şehirlerde haftalarca saklandıklarını anlattı.

Mustafa ve Semra çifti darbe girişiminden iki ay sonra çocuklarıyla kaçma kararı almış. Haklarında "terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla iddianameler var.

Kaçakçılara 3 çocukla ve diğer cemaat üyeleriyle Rodos’a geçebilmek için 50 bin lira ödemişler ama ilk denemelerinde kaçakçıların yarı yolda bırakmasıyla başarısız olmuşlar.

Image caption Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Ekim ayında "Yunanistan’ın FETÖ’cüler için adeta bir sığınma üssü olmasını arzu etmeyiz" dedi.

Kaçakçılar yürütüp bir su kenarına bırakınca Rodos kıyısına geldiklerini düşünmüşler önce ama gece karanlığında telefonu açtıklarında Menderes nehrinin kıyısına bırakıldıklarını görmüşler.

Birkaç hafta daha sahil kentlerinde saklandıktan sonra insan kaçakçısı bir gece sürat teknesiyle Rodos açıklarına kadar götürmüş.

Ama Sahil Güvenlik teknelerine yakalanmamak için hızla uzaklaşmalarını istemiş kaçakçı. Sebebi için de "Ben çok kişiyi geçirdimburadan, ama sizi kaçırırsam ve yakalanırsam vatan hainliğiyle yargılanacağım. Yakalanmamamız lazım, sakın. Bizim de çoluğumuz çocuğumuz var" deyip Semra ve ailesini kıyı yerine kayalıklara bırakmış.

Acar ailesi gibi darbe girişimi sonrası Selanik’e yerleşen aileler çocuklarını Yunan devlet okullarına veya göçmenlerin gittiği uluslararası eğitim kurumlarına gönderdiklerini söylüyor.

Çocukları ve kendileri Yunanca İngilizce eğitim alıyorlar, maddi olarak da geçimlerini Türkiye’de sattıkları mal mülklerinden kalan parayla karşıladıklarını anlatıyorlar.

Bazı aileler de, BM’ye bağlı bir derneğin ayda 400-450 euro verdiğini söyledi.

Kiraladıkları evlerde yaşayanlar arasında, Türkiye’deki eşyalarını, mobilyalarını kaçak kargo şirketleriyle Selanik’te kiraladıkları evlere getirenler de var. Kimileri de bazı eşyaları, kitapları Almanya’daki tanıdıklarından alıyorlar.

Bazı Gülen Cemaati üyeleri, Müslüman Türk azınlıkların yaşadığı ve Türkçe eğitim veren okullar olmasına rağmen Batı Trakya’da hoş karşılanmadıkları için oraya yerleşmediklerini, sığınma başvurularının sonuçlarını Selanik’te beklediklerini söyledi.

Selanik’e sığınan Gülen Cemaati üyelerinin iadesi için yürütülen diplomatik çabalar ve Yunanistan’ın iade talebini reddetmesinin iki ülke arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceğine dair soruları, BBC’nin ulaştığı Türkiye’nin Selanik Başkonsolosluğu yanıtsız bıraktı.

DIŞ TİCARET DOSYASI /// Dr. Yurdagül ATUN : TÜRKİYE-ÇİN TİCARETİNE HANIMELİ


Dr. Yurdagül ATUN : TÜRKİYE-ÇİN TİCARETİNE HANIMELİ

Blog No : 2019 / 62

Dünyadaki değişimlerin başlıca aktörlerinden olan Çin, ekonomi argümanlarının çeşitliliği ve insan gücü bakımından da tüm ülkelerle ilişki halinde. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin, az nüfuslu Batı’dan, çok nüfuslu doğuya evrilmesinin doğal bir sonucu olarak Türkiye’nin de bu coğrafyaya ilgi ve ilişkisi sadece alım-satım bazında kalmıyor. Temelde ekonomi ve ticaret ekseninde şekillenen bu ilişkilerin Türkiye ayağı, iş birliklerini artırma çalışmalarıyla ivme kazanmış durumda.

Öncelikle, Çin deyince aklımıza ithal ürünler geliyor ancak nüfus olarak dünyanın en büyük ülkesi olan Çin, ekonomisinin hızla gelişmesiyle birlikte dışalımını da artırmış. Hatta siz “her şey orada üretiliyor. Dışarıdan ne alabilirler ki” diye düşünebilirsiniz, öyle düşünmeyin. Türkiye’den Çin’e mermer, maden, gıda (kiraz, kuru incir, zeytinyağı, kuru kayısı, antepfıstığı v.b), gül yağı, gül suyu, tıbbi ve aromatik bitkiler ve yağları, kanatlı hayvan, süt ve süt ürünleri, deniz ve su ürünleri ihraç ediliyor. Tabi bu ticaret hacminin genişlemesinde Türkiye Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği’nin katkıları büyük.

Türkiye Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği Başkan Yardımcısı Begüm Beyoğlu, Türkiye ve Çin arasında ihracat potansiyelinin artırılmasının yanı sıra, kültür, turizm ve spor alanlarında da Türkiye’yi tanıtmayı hedeflediklerini belirtiyor. İki ülke arasındaki ilişkileri kültürel boyutta da geliştirme yönünde çalışmalar yaptıklarına dikkat çeken Beyoğlu, 40 kişilik Çin Jiangsu Kadınlar Orkestrası ve 45 kişilik Zhe Jiang Wu Operası’nı Türkiye’deki sanatseverlerle buluşturduklarını, Afyonkarahisar’da Çin- İpek sergisinin hayata geçirildiğini açıklıyor.

Begüm Beyoğlu, Türkiye Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği’nin kuruluş amaçlarını, Türkiye-Çin ilişkilerinde gelinen noktayı, pazar potansiyelini ve hedefleri şu sözlerle açıklıyor;

Soru: Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Çocukluğumdan bu yana yabancı dillere karşı olan ilgim, farklı dil ve kültürleri öğrenmeye karşı güçlü bir merak duygum vardı. Lise eğitimim esnasında İngiltere’de yabancı dillimi daha da geliştirebilmenin yanı sıra, dünyanın çok farklı uluslarından aynı amaç için toplanmış arkadaşlar edindim ve bu yöndeki girişimlerim başlamış oldu. Yabancı dillere karşı olan ilgim, farklı dil ve kültürleri öğrenmeye olan merak duygumla, üniversitede yine farklı bir dil ve kültür üzerine bölüm tercihi yaptım ve 2006 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Aslında 1997 yılından beri iş hayatının içindeyim diyebilirim. Aile şirketlerimiz, Saha Laboratuvar Ltd Şti ve İldam Laboratuvar cihazları A.Ş’nin yönetim kurulu üyesi ve dış ticaret müdürüyüm. Ankara’da 1963 yılından beri laboratuvar malzemeleri üretmekte ve birçok ülkeye ihraç etmekteyiz. Hedefimiz, her zaman üretim kalitemizi daha da üst seviyelere taşıyarak ihracat rakamlarımızı artırmak. Yurtdışındaki fuarlara katılarak ürünlerimizi tanıtıyoruz.

Soru: Türkiye Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği ne zaman kuruldu? Kaç üyeniz var?

2006 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’ne iş toplantıları için gitmeye başladım ve uzun bir süre Shanghai (Şangay) şehrinde yaşadım. Orada ortağı olduğumuz fabrikadan da birçok ülkeye ihracat yaparak bu alanda kendimi geliştirmeye devam ettim. Bu esnada da yine farklı bir kültür ve yabancı dili tanıma imkanım oldu. Çin’de kaldığım süre boyunca Türkiye’de başlamış olduğum Çince eğitimime Shanghai’da devam ettim. O dönem geliştirdiğimiz ticari ve dostluk ilişkilerimizi farklı bir mecraya taşıyarak, Çin’in potansiyelini gören arkadaşlarımızla Türkiye – Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği’ni oluşturduk. Şu an derneğin başkan yardımcılığı görevini sürdürmekteyim.

Derneğimizin 50 üyesi bulunuyor ve bu üyeler Türkiye’nin önemli ithalat ve ihracatına sahip firma ve kuruluşlarıdır. Ayrıca derneğimizin üyelerinin yanısıra İzmir, Antalya, Muğla, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde de temsilcilikleri mevcut.

Soru: Bugüne kadar yaptığınız icraatlar ve hedefleriniz neler?

Derneğimizin, resmî kuruluş tarihi 25 Aralık 2018 olsa da Çin Halk Cumhuriyeti ile olan ilişkilerimiz 10 yıl öncesine dayanmakta. Dernek başkanımız İhsan Beşer öncülüğünde, Türkiye ve Çin arasında ihracat potansiyelinin artırılmasının yanı sıra, Türkiye’yi kültür, turizm ve spor alanlarında da tanıtmayı hedeflemekteyiz. Bu doğrultuda 40 kişilik Çin Jiangsu Kadınlar Orkestrası ve 45 kişilik Zhe Jiang Wu Operası’nı Türkiye’de misafir ettik ve gösterilerini izledik. Afyonkarahisar’da Çin- İpek sergisi açıldı.

Derneğimiz, TC Ticaret Bakanlığı, TC Tarım Orman Bakanlığı, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği, Türkiye Bilişim Derneği, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Çin Gıda ve Hayvancılık Tarım İthalat İhracat Ticaret Odası, Çin Baharatçılar Birliği, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi ve Kültür Müsteşarı ile işbirliği içindedir.

Ticari ilişkilerde ise Türkiye’den Çin’e mermer dışında ilk kez kiraz ihracatını gerçekleştirdik. Merkezi Pekin olan Çin Gıda ve Hayvancılık Tarım İthalat İhracat Ticaret Odası ile derneğimiz arasında bir işbirliği protokolü imzalandı. Bu kapsamda Çin Baharatçılar Birliği’ne bağlı üye şirketlerin oluşturduğu 36 şirketten 50 yönetim kurulu başkanı ve CEO’yu ülkemize getirerek TBMM, Afyonkarahisar, Isparta, Denizli ve İzmir’de ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdik. Derneğimiz bu vesileyle Çin’den Türkiye’ye ilk alım heyetini getirmiş oldu.

Türkiye’den Çin’e mermer, maden, gıda (kiraz, kuru incir, zeytinyağı, kuru kayısı, antepfıstığı v.b), gül yağı, gül suyu, tıbbi ve aromatik bitkiler ve yağları, kanatlı hayvan, süt ve süt ürünleri, deniz ve su ürünleri ihraç etmekteyiz. Ayrıca turizm konusunda da (kültür, doğa ve spor turizmi) Türkiye’yi tanıtmak için gerekli çalışmaları üstlenmekteyiz. Ki 2010 yılında “Stratejik İşbirliği” düzeyine yükseltilen ilişkilerimizin, çalışmalarımızın katkısıyla hızla meyve verdiğini görüyoruz.

Soru: Neden Çin?

Çin Halk Cumhuriyeti, nüfus olarak dünyanın en büyük ülkesi. Ekonomisinin hızla gelişmesiyle birlikte son 30 yılda ihracatı ile beraber ithalatı da artmaya başladı. Çin’deki tüketim miktarlarının çok fazla olmasından dolayı ithalat potansiyeli de hayli fazla. Dolayısıyla Türkiye’nin de her geçen gün Çin’e artan bir ihracatı var ki bizim hedefimiz bu ihracat rakamlarını yükseltmek. Türkiye-Çin arasındaki ticaret dengesinin Türkiye lehine iyileştirilmesi, Türkiye ekonomisi açısından büyük fırsatlar içeriyor.

KÜRT SORUNU DOSYASI /// Nikki Haley : Türkiye dostumuz değil, Kürtleri ölüme terk etmek büyük bir hata


Nikki Haley : Türkiye dostumuz değil, Kürtleri ölüme terk etmek büyük bir hata

ABD’nin eski Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Nikki Haley, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’nin kuzeydoğusundan asker çekme kararına tepki gösterdi. Haley kararın, ABD’nin müttefiklerini ‘ölüme terketmek’ anlamına geldiğini belirtti.

Şuan Güney Carolina valiliği görevini yapan ABD’nin eski BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, ABD Başkanı Trump’ın Suriye’nin kuzeydoğusundan asker çekme kararını sert bir dille eleştirdi.

Haley, Twitter hesabından yaptığı açıklamada "Türkiye dostumuz değil" etiketini kullanarak, "Bize destek vermelerini bekliyorsak her zaman onları (Suriyeli Kürtler) desteklemeliyiz. Kürtler Suriye’de IŞİD’e karşı başarılı savaşımızda etkili oldu. Onları ölüme terk etmek büyük bir hata" ifadelerini kullandı.

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ise, Haley’e verdiği yanıtta "Dünya, Haley gibi güçlü Amerikan liderlerine güveniyor ve ABD’li ortaklarımızın bu kararı tersine çevireceğini ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki ortak çabalarımızı yüzüstü bırakmayacağını umuyor" dedi.

ABD Başkanı Trump, geçtiğimiz saaterde Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik başlatmayı planladığı harekatla ilgili açıklama yaparak ‘Türkiye’nin sınırları aşan bir şey yapması halinde, ekonomisini tamamen yok edeceğini’ söylemişti.

Beyaz Saray’dan, sie "Türkiye, yakın zamanda Suriye’nin kuzeyine uzun süredir planladığı operasyon için harekete geçecek. ABD Silahlı Kuvvetleri, bu operasyonu desteklemeyecek ya da bu operasyona dahil olmayacak" açıklaması yapılmıştı.

ANMA MESAJI : ÖZEL BÜRO EKİBİ OLARAK ATA’NIN AKADEMİSYENİ VE ÇAĞDAŞ TÜRKİYE ÖĞRETMENİ BAHRİYE ÜÇOK’U RAHMET, SEVGİ VE ŞÜKRAN İLE ANIYORUZ.


ÖZEL BÜRO EKİBİ OLARAK ATA’NIN AKADEMİSYENİ VE ÇAĞDAŞ TÜRKİYE ÖĞRETMENİ BAHRİYE ÜÇOK’U RAHMET, SEVGİ VE ŞÜKRAN İLE ANIYORUZ.