TARİH : TÜRK MEDENİYETİNİN 2200 YIL ÖNCE TARİHE VURDUĞU DAMGA; KARIZLAR VE TURFAN.


TÜRK MEDENİYETİNİN 2200 YIL ÖNCE TARİHE VURDUĞU DAMGA; KARIZLAR VE TURFAN…

Doğu Türkistanın Turfan bölgesinde yapılmış bir yer altı su şebekesi sistemi olan Karız Kanalları, dünya uygarlık tarihinin en önemli eserlerinden biri.
2 bin 200 yıl önce Türkler tarafından Tanrı Dağlarında eriyen karları, taraçalarla bir kanalda toplayarak, yazın buharlaşmasın, kışın donmaması için çölün altından toplam 6000 km. yapılan kanalla tarım alanlarına taşıyan Türk medeniyetin çocukları ne kadar gururlansa azdır..

2200 yıl önce bu kadar ilginç ve muazzam bir su şebekesi, mühendislik temelli yapı yok.
Deniz seviyesinin altında olan Turfan vilayetinin merkezi olan Turfan şehri, su kaynakları bulunmayan ve iklimi son derece kurak bir bölgede bulunuyor.
Bölgedeki su sıkıntısından ötürü 2 bin yıl önce Tanrı Dağları’ndan Turfan istikametinde toplam uzunluğu 5 bin 272 kilometre olan yeraltı su kanalları inşa edilmesinin ardından bölge, Anadolu Türkçesinde kullandığımız Turfanda kelimesinin kökünü oluşturmustur. Karız Kanalları Tanrı Dağları’ndan topladığı suyu 60 km çölün altından geçirerek Turfan’daki tarım alanlarına götürür.

Doğu Türkistanda yaşayan ve bölgenin temel halkı olan Türk soylu halkların başında gelen Uygurlar Türkleri tarafından yapılmıştır. Kanalın derinliği 110 metre den başlıyor. Kanallar çölün altından ağ gibi örülmüş. Aralıklarla açılan kuyular yardımıyla tarım alanları bu gün bile sulanmaktsdır.

2200 yıldan beri Tanrı Dağları’ndan kar sularından elde edilen günlük 858 metreküp su, bu kanallardan taşınarak bölgede bu gün yaşayan insanların %30 su sağlamaktadır. Kısaca 1.5 m. Yükseklik suya paralel yürüme yolları ve kanalın toprak üzerinden ulaşılabilen kuyuları ile hala insanlığa, hayvanlara ve bitkilere hizmet etmektedir.
Abdullah Buksur

SİYASİ DOSYA : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak Türk siyasi hayatının değerli kurumu ŞAHLANIŞ HAREKETİ’ne siyasi faaliyetlerinde başarılar dileriz.


ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak Türk siyasi hayatının değerli kurumu ŞAHLANIŞ HAREKETİ’ne siyasi faaliyetlerinde başarılar dileriz.

YEKTA YAKTI : Şahlanış hareketi 30 yaşında

Ankara’da 19 Üniversite öğrencisi 18 Ocak 1990 yılında Şahlanış Hareketi’ni kurdu. Hareketin kurucusu ise Ankara Dil ve Tarih Corafya Üniversitesi öğrencisi Murat Altun’du.

Şahlanış Hareketi, 1990 yılından günümüze, memleket meselerinin yılmaz savunucu oldu. Onursal Başkan Murat Altun’un Türkiye’nin iç ve dış politikalarında yapılan yanlışları, çözümlerinide ortaya koyarak verdiği mücadelenin sonunda Türkiye’nin her tarafında ciddi anlamda teşkilatlanan en büyük hareketi oldu.

Yerli ve milli siyasi bir hareket olarak 30 yıldır ülkesine ve milletine hizmet eden Şahlanış Hareketi’ni bugünlere alnı açık, dik ve hiç bir siyasi yapıya arkasını dayamadan geldi.

Hareketin içinde olanların imece usulü ile 30 yıldır çizgisinden şaşmadan, doğruya doğru , yanlışa ise ortaya koyduğu çözümler sunarak, ayrıştıran değil, birliştirici oldular.

İnanç ve kararlıkla çıktıları yolda bugün Türkiye’nin en köklü hareketinin kurucusu ve onursal başkanı Murat Altun’un önüne çok engeller kondu. İşinden aşından oldu.

Ülkesine ve milletine hizmetten başka bir gayesi ve amacı olmayan, 7 yabancı dil bilen, sayın Murat Altun ile arkadaşlarını yürekten tebrik ediyor ve nice 30. yıllara diyorum…

Mehmet Mahmut Yıldız

Şahlanış Hareketi’nin, memleket meselerine katkısını sürdürmesi için mücadele edenler arasında yer alan kişilerden biride, Genel Başkan Mehmet Mahmut Yıldız’dır.

İstanbul’da merkez sağ dendiğinde ismi ilk akla gelenlerden olan ve saygın kişiliği ile siyasette makam ve mevki elde edeceği siyasi yapılaşmaların içinde yer almak yerine, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza yaşanabilir bir ülke bırakmanın mücadelesini veren Mehmet Mahmut Yıldız’ın şüphesiz ki, Şahlanış Hareketi’nin Türkiye genelinde teşkilatlanmasına katkısı büyüktür.

Türkiye’de mevcut siyasi yapılardan umudunu yitirenlerin bir araya geldiği Şahlanış Hareketi, iç ve dış politikada ortaya koyduğu çözüm önerileri ile iktidara alternatif olacak kadrolara sahip bir harekettir.

Tüm zorluklara rağmen, yollarına döşenen dikenli tellere aldırmadan, Türkiye’nin huzurlu, herkesin bir arada mutlu ve geleceğe umutla bakması için mücadele veren Şahlanış Hareketinin tüm mensuplarını yürekten tebrik ediyor ve Türkiye’nin 2023’ünde yapılacak seçiminde siyasi bir yapı olarak ortaya çıkmasını diliyorum…

TAZİYE MESAJI : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak merhum Başbakanımız Bülent Ecevit’in kıymetli eşi Rahşan hanıma rahmet, DSP camiasına ve tüm Türk Ulusuna sabır dileriz.


DAĞITIM :

  1. DEMOKRATİK SOL PARTİ YÖNETİMİ
  2. ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak merhum Başbakanımız Bülent Ecevit’in kıymetli eşi Rahşan hanıma rahmet, DSP camiasına ve tüm Türk Ulusuna sabır dileriz.

Karaoğlan, Beyazgüvercin’ine kavuştu. Biz onları hep bu sevgi tablosu ile hatırlayacağız. Nur içinde yat sevgili Başbakanım, Rahşan Yengem. Toprağınız bol, kabriniz nur olsun.

www.ozelburoistihbarat.com

EGE ADALARI SORUNU DOSYASI : Yunanistan, Rodos ve İstanköy’deki Türk vakıf mallarını hukuksuzca satışa çıkarmaya devam ediyor


Yunanistan, Rodos ve İstanköy’deki Türk vakıf mallarını hukuksuzca satışa çıkarmaya devam ediyor

Yunanistan’ın Rodos ve İstanköy (Kos) adalarında yaşayan Müslüman Türklere ait vakıf mallarının elden çıkarılması konusunda, Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı basın açıklaması yayımlayarak gelişmeler hakkında kamuoyunu bilgilendirdi.

Başkan Kaymakçı gelişmeler hakkında, Yunanistan’ın adayı İtalyanlardan aldığından beri vakıf mallarının, çeşitli hak ihlalleri ile yüz yüze kaldığını belirtti. Türk Müslüman vakıflarının ticari mal varlıkları gibi değerlendirildiğini belirten Kaymakçı, Kiliselerin ise bu tür bir uygulamaya tabi tutulmadığını vurguladı.

Kaymakçı “Geçtiğimiz yıllarda olduğu üzere Rodos Ve İstanköy’deki Vakıf İdarelerinin seçimle belirlenmesi ve Vakıf mallarının soydaşların tercihleri doğrultusunda soydaş toplumun yararına kullanılması yönündeki talebimizdir. Yunanistan’ın ülkesindeki tarihi ve kültürel eserlerin restorasyonunu Vakıfların gelirlerine ve mallarına el koyma karşılığına bağlamaması gerektiğinin ifade etmek isteğindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Adalardaki camilerin durumu ve ibadethane eksikliğine de değinen Kaymakçı, “Rodos ve İstanköy’de camilerin ibadethane olarak tescili konusunun da açıklığa kavuşturulması ve kesinlikle camilere devlet tarafından İmam dayatılmaması, Müslüman Türk Azınlık mensuplarının din görevlisi konusundaki tercihlerinin esas alınması gerekmektedir.” dedi.