SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ DOSYASI : Toplumun etki merkezleri STK’lar ve vakıflar


Toplumun etki merkezleri STK’lar ve vakıflar

İlk bölümünde ihanet çetesi FETÖ’nün iç yüzünü anlattığımız yazı dizimizde, bugün STK ve vakıfların öneminden bahsedeceğiz. Dünyayı kontrolü altına almaya çalışan ABD, istihbarat için masum görünüşlü STK ve vakıfları kullanıyor

Toplumsal ve sosyal sorumluluk projeleri konularında gönüllülük esasına göre faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, genellikle hoşgörü ve sevgi ile karşılanır. Ancak olayın bir de perde arkası vardır. Dünyayı kontrolü altına almaya çalışan ABD, bu STK ve vakıflar aracılığıyla istihbarat ağını örmüştür. ABD’deki STK’lar, maddi ve yasal yönden devlet kuruluşlarına göre daha esnektir. Bu nedenle ABD istihbarat mekanizması, ABD ile dost "demokratik" rejimler kurma misyonunu üstlenecek vakıf ve STK’ların kurulmasını sağlar. ABD’de kurulan bu vakıf ve STK’lar, 155 ülkedeki STK ve vakıflarla sıkı bir network oluşturarak hedef ülkeleri örümcek ağı gibi sarmıştır. Bu ülkelerdeki vakıf ve STK’lara nüfuz edemedikleri durumda o ülkedeki etki ajanlarına kendileri ile işbirliği yapabilecek STK ve vakıflar kurdururlar.

900 MİLYON DOLAR
Bu vakıflar dışında Türkiye’de 1300’den fazla yabancı dernek vardır. Bunlardan basında en çok yer alan 2005’te kurulan Konrad-Adenauer- Stiftung Türkiye Temsilciliği ve Heinrich Böll Stiftung Derneği, Bergama’daki altın madenlerine karşı protestoların düzenlenmesiyle başlayan pek çok çevreci eyleme eğitim ve finans desteği vermekle itham edildi. Türkiye’deki yasal boşluktan yararlanan kiliseler, rahatlıkla dernek statüsünde açılırken Avrupa’da ve ABD’de, cami açabilmek için pek çok bürokratik izin gerekir. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Derneği, yurtdışındaki Mason örgütlenmesi ile sıkı işbirliği içindedir. Bu vakıf ve derneklere ABD ve AB kaynaklı fonlardan son 15 yılda aktarılan para miktarının 900 milyon dolar civarında olduğu hesaplanır.

ABD’DE KURULAN VAKIFLAR
ABD’nin tüm dünyada demokrasiyi geliştirme adına kullandığı 7 adet vakıf vardır. Bu vakıflar tek tek faaliyet gösterseler de çoğu zaman ortak operasyonlar düzenlemektedir.

  1. USAID (ABD ULUSLARARASI KALKINMA AJANSI): Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilir.
  2. NED (ULUSAL DEMOKRASİ VAKFI ): Dışişleri Bakanlığı ve CIA tarafından desteklenir ve finanse edilir.
  3. IRI (ULUSLARARASI CUMHURİYETÇİ ENSTİTÜSÜ): Cumhuriyetçi Parti ile bağlantılı başkanı Senatör John Mccain olan vakıf.
  4. NID (ULUSAL DEMOKRATİK ULUSLARARASI İŞLER ENSTİTÜSÜ): Demokrat parti ile bağlantılı başkanı Eski Dışişleri Bakanı Maddeline Albright olan vakıf.
  5. OSI (AÇIK TOPLUM ENSTİTÜSÜ): Yahudi İşadamı George Soros tarafından kurulan en etkin vakıftır.
  6. FREEDOM HOUSE (ÖZGÜRLÜKLER EVİ): Şiddet dışı yurttaş girişimlerini destekleyen USAID, NED ve OSI tarafından finanse edilen vakıftır. CANVAS (UYGULAMALI ŞİDDET DIŞI EYLEM VE STRATEJİ MERKEZİ): Özellikle sokak eylemleri ve sosyal medya kullanımı alanında verdiği eğitimlerle bilinen USAID, NED ve OSI tarafından finanse edilen vakıftır.

TÜRKİYE’DE BULUNAN YABANCI VAKIFLAR

İçişleri Bakanlığı verilerine göre, şu anda Türkiye’de temsilcilik açıp faaliyette bulunan 7 tane yabancı vakıf bulunmaktadır. Şimdi bunları tek tek ele alalım.

  1. AÇIK TOPLUM ENSTİTÜSÜ VAKFI (OPEN SOCİETY INSTİTUTE ASSİSTANCE FOUNDATİON) : Bu vakıf borsa spekülatörü olan ABD vatandaşı Yahudi George Soros tarafından kurulmuş olup, "dünya çapında insan haklarını ilerletme" iddiasıyla faaliyet yürütür. Soros kendi kurduğu Açık Toplum Vakfı’na 2016 yılında 18 milyar dolar bağışta bulunmuştur. Kurulduğu 1993 yılından bugüne kadar Soros’un vakfa toplam katkısının 32 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Bu bağışın ardından vakıf, dünyanın en büyük üçüncü "hayır kuruluşu" haline gelmiştir. Bu vakıf, dünya genelinde "enerjik ve hoşgörülü demokrasiler inşa etmeyi" hedeflediğini söyler. Ancak Soros, bugüne kadar ABD’yle aynı hatta olmayan ülke yönetimlerini istikrarsızlaştırma girişimlerinin en büyük aktörü olmuştur. Sırbistan’da "Buldozer Devrimi", Gürcistan’da "Gül Devrimi", Ukrayna’da "Turuncu Devrim", Kırgızistan’da "Lale Devrimi", Tunus’ta "Yasemin Devrimi", Mısır’da "Tahrir Meydanı Protestoları" ve "Sisi Darbesi", Libya’da "Bingazi Ayaklanması" ve "İç Savaş", Suriye’de "İç savaş" ve "IŞID’in Kuruluşu", Bahreyn’de "İnci Meydanı Ayaklanması", Yemen’de "Sana Ayaklanması" ve "Suudi Arabistan Öncülüğünde Yemen’e Müdahale" olaylarının perde arkasında hep Soros’un parmağı olduğu ifade edilir.
  2. GENÇLERE YARDIM VAKFI : (YOUTH CAREER FOUNDATION): ABD kaynaklı bu vakıf pek çok Amerikan kuruluşu ve üniversiteleri için öğrenci seçilmesi için organizasyonlar yapar.
  3. ALMAN FREDRİCH NAUMANN VAKFI : Alman çıkarlarını korumak için faaliyet gösteren bu vakıf Bergama Altın madeni protestolarında da gündeme gelmişti. Son dönemde Kürt kökenli STK’lar ile işbirliği yapmaktadır.
  4. ABD’Lİ OTTOMAN STUDİES FOUNDATİON VAKFI: Türk kültürü üzerine çalışmalar yapan bu vakıf diğerlerinin aksine muhafazakar insanlar arasından öğretim görevlileri ve öğrencileri seçerek çalışmalar yapar. Bu vakfa dolaylı yoldan Birleşik Arap Emirlikleri tarafından da para aktarıldığı söylenir.
  5. TÜRKİYE YÜKSEK ÖĞRETİM VAKFI (HOLLANDALI STİCHTİNG HOGER ONDERWİJS NEDERLAND-TURKIJE):
    Hollandalıların Almanlara benzer kurduğu bir vakıftır. Hollanda’da yaşayan Türkler’in Hollanda toplumuna tehdit oluşturmasını engellemek üzere araştırmalar da yapmaktadır.

  6. HOLLANDA TİCARET TEŞVİK MERKEZİ VAKFI : Hollandalıların Türkiye’de yaptığı yatırımları ve ticari faaliyetleri korumak için kurulan ekonomik lobicilik yapmaktadır.
  7. AZERİ HAYDAR ALİYEV VAKFI: Türkiye dostu bir vakıftır.

TANIDIK İSİMLER

Resmi kayıtlarına göre, Türkiye’de 2004 yılında Anna Lindh Foundation adı altında faaliyete başlayan Açık Toplum Enstitü Vakfı, içinde üniversiteler, sendikalar, kadın kuruluşları ve derneklerin yer aldığı birçok sivil toplum kuruluşuna çeşitli projeler karşılığında kaynak aktarmaktadır. Vakfın Türkiye’deki "Mütevelli Heyeti" içinde İshak Alaton, Osman Kavala, Meltem Aslan, Nesra Gürbüz, Can Paker ve Dışişleri Bakanlığı eski sözcüsü Murat Sungar bulunur. Yönetim Kurulunda ise; İshak Alaton, Ferhat Boratav (CNN Türk Genel Yayın Yönetmeniydi), Üstün Ergüder (Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü), Osman Kavala (F-16′ ları modernize eden iş adamı, şu anda tutuklu) ve Murat Sungar’dır. Ayrıca Türkiye Ekonomik Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), KA-MER Vakfı , Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Türkiye Basın Enstitüsüdür (IPI) bu vakıf ile işbirliği içindedir.

PSİKOLOJİ DOSYASI /// Rol Teorisi : Toplumdaki Rolümüz Nedir ?


Rol Teorisi : Toplumdaki Rolümüz Nedir ?

KAYNAK :

Sosyal rolleri toplumda oynadığımız roller olarak açıklayabiliriz. Sosyal rol detaydır ve insanların bulunduğumuz sosyal çevrede bizden beklediği hareketleri veya davranışları temsil eder. Yapmamız gereken hareketleri bize açıklayan kişiler kimlerdir? Birisi daha önceden o rolü bize tahsis mi etmiştir? Ya da o rolü kendimiz mi yaratıyoruz? Bu yazıda bu sorulara cevap vereceğiz.

Herhangi bir grupta ve girdiğimiz bütün gruplarda birer rolümüz vardır. Bunu en kolay şekilde takım içinde görebiliriz. Örneğin; müdafi veya hücum oyuncusu, takım kaptanı veya oyun kurucu. Aileler içinde de roller bulunur, anne, baba ya da erkek kardeş gibi. Roller iş yerinde de vardır: müdür, sekreter, çalışma arkadaşı veya asistan. Şartlara göre bir kişi birkaç rol üstlenebilir. Bir kişi hem iş arkadaşı, hem bir ailede erkek evlat veya bir arkadaş grubu içinde ahbap olabilir.

Kendimize ait rolleri biz inşa ederiz veya zaten var olan rollere adapte oluruz. Grubun diğer üyeleri başlangıçta sizden bekledikleri davranışları açıklayabilirler. Bu beklentiler genelleştirilir ve her bir şahıs sonuç olarak sizin kişisel özelliklerinizi kabullenmek zorunda kalır.

Roller ile bağlantılı stres faktörleri

Üstlendiğimiz rollerden kaynaklanan sorunlar farklı kaynaklardan gelebilir:

  • Anlaşmazlık. Bu durumda birisi bizden gerçekten anlamadığımız bir role adapte olmamızı istemektedir. Belirsiz bir durumdur ve başkalarının bizden ne istediğini ya da bulunduğumuz gruba nasıl katkı sağlamamızı istediklerini bilemeyiz.
  • Çelişkili roller. Bu bölümde iki fikirden bahsedebiliriz. İlki aynı rol içindeki çelişkidir. Bu durum biçilen rol kişiye uygun olmadığı zaman meydana gelir. Her ne sebeple olursa olsun insanların bizden beklediği role adapte olamayız, çünkü onların istekleri yeteneklerimizi çok aşar. Ayrıca insanların istekleri bizim değerlerimize aykırı olabilir, bu da onların istekleri doğrultusunda kendimizi rahat hissetmediğimiz anlamına gelir. Diğer bir problem türü ise iki farklı rolün birbiriyle çatışmasıdır. Örneğin; bir grup içinde iki farklı role sahip olabilirim, hem bir bilim insanı olabilirim, hem de aynı zamanda derslerime devam edebilirim ya da hem bir ebeveyn, hem de bir çalışan, meslek sahibi bir kimse olabilirim. Bu durum bende stres yaratabilir, çünkü her iki rolün beklentilerini aynı anda karşılamak çok zor olabilir.
  • Verilmiş roller. Bunlar insanların önceden bizim için belirlediği role adapte olurken yaşadığımız sorunlardır. Böyle durumlarda rolü kendimize özgü hale getirmek, genişletmek ve geliştirmek için çok az alan vardır. Bu tür strese iyi bir örnek toplumdaki cinsiyet rolleridir. Eğer kız iseniz, belli bir şekilde davranmanız gerektiğini hissedersiniz, çünkü bir bayansınız, hatta o davranışlar sizin kimliğinize uymasa bile bunu yapmak zorundasınızdır.
  • Aşırı yüklenen roller. İnsanlar bizden çok fazla şeyler beklerse, bunalır, boğuluruz. Verilen rol çok fazla enerjimizi alabilir ve bu da bizim role uyum sağlamak için yeteneklerimizi aşmamıza sebep olabilir. Bu durum bize stres olarak yansır.
  • Düşük roller. Bu da aşırı yüklenen rollerin zıddı olarak tanımlanabilir. Aşırı yüklenen rollerin aksine düşük bir rolde maksimum potansiyelimizi kullanamadığımızı düşünebiliriz. Kendimizden daha çok verebileceğimizi hissederiz, ama üstlendiğimiz rol bunu yapmamıza izin vermez.

Bir rol inşa etmek

Toplum içindeki veya bir gruptaki rolümüz dinamiktir ve sürekli gelişmektedir. Bu dönüşüm esnasında değişme şeklinden dolayı sorumluluğumuz büyüktür. Bu bağlamda kaybolduğumuzda ve kendimizden emin olmadığımızda sorunlar artar. Sınırlarımızı aşan bir role uyum sağlamaya çalıştığımız veya kendimizi çok hızlı değiştirmeye çalıştığımız zaman bu durum oluşur. Vücudumuz ve zihnimiz radikal değişikliklere cevap verirken zor anlar yaşar.

Günün sonunda roller benzersiz, tek olmalıdır ve devredilmemelidir. Yeni bir gruba katıldığımızda uyum sağlamamız gereken şeyler olabilir. Bu roller genellikle bir dizi ana esaslar ve davranışlarla var olur, fakat bunlar bizimle bağdaşmalıdır ve başka şekilde olmamalıdır.

Kendi rolünüzü inşa ederken zamana ve zekaya ihtiyacınız vardır. Her şeyden önce rolünüz sizin dünyaya kapasitenizi gösterebilmeniz için bir fırsattır.

TÜRKİYE VE DÜNYA DOSYASI /// VİDEO : 1960’LARDA Kİ TÜRKİYE’DE SEVGİ – SAYGI VARDI – ŞİMDİ ŞİDDETİ SEVEN BİR TOPLUMA DOĞRU GİDİYORUZ


İstanbul, yıl 1960’lar. Video’da fark ettiniz mi ?

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=_6IloZz3bjI&feature=youtu.be

– Yayalara yol veren arabalar,

– Kendi başlarına sokakta oynayan çocuklar,

– Birbirine saygılı, sakince sıra bekleyen, stresten uzak, sanki bu dünyadan değilmiş gibi davranan insanlar.

– Tertemiz ara sokaklar, huzur dolu bir şehir.

Yıl 2019. Nerede yanlış yaptık?

Tamam nüfus arttı ama geçen sürede biz;

– Aynı havayı soluduğumuzu,

– Aynı sudan içtiğimizi,

– Aynı toprakta yetişen yiyecekleri yediğimizi, En önemlisi, birbirimize olan bağlılığımızı unuttuk. Dünyamızın uzaydan görünen o meşhur resmi vardır ya, Günlük yaşamımızda daha bilinçli seçimler yapmak istiyorsak, o resmi arada bir hatırlamakta fayda var.

AZERBAYCAN DOSYASI : AZERBAYCAN PİONER TEŞKİLATI VE SOVYET TOPLUMUNUN İNŞASI SÜRECİNDE ÇOCUKLAR


Pioner teşkilatı, Sovyetler Birliği’nde 10-14 yaş aralığındaki çocuklardan meydana gelen bir komünist çocuk teşkilatıydı. Bu teşkilatın temel amacı, çocukların ideolojik eğitimi vasıtasıyla yeni bir sosyalist toplum yaratmaktı. Sovyetler Birliği’nde ilk Pioner birliği 1922 yılında Rusya’da kuruldu. Kısa sürede tüm Sovyetler Birliği’nde pioner birlikleri teşkil edilmeye başlandı. Azerbaycan’da ilk pioner birliği 1922 yılında Bakü şehrinde kuruldu. 1923 yılından itibaren Bakü dışındaki şehirlerde de pioner birlikleri organize edilmeye başlandı. Azerbaycanlı pionerler, kolhozlarda çalışarak, okullardaki eğitim çalışmalarına yardımda bulunarak, Sovyet ordusuna destek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleyerek komünist bir düzenin kurulmasına hizmet ettiler. Azerbaycan’da çocuklar, yeni toplumun inşası için yürütülen çalışmalarda da aktif rol üstlendiler. Bu çalışmalar dinle mücadeleden, okuma-yazma seferberliğine kadar çok çeşitli faaliyetleri kapsıyordu.

RGASPİ (Rus Sosyo-politik Devlet Arşivi)’den temin edilen arşiv belgeleriyle de desteklenen bu çalışmada, pioner teşkilatının Azerbaycan’daki kuruluş süreci anlatılacak ve pioner teşkilatının bu ülkede Sovyet toplumunun inşası sürecine katkısı ele alınacaktır.

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.