TERÖR DOSYASI /// Berfin Mahide ERTEKİN : HAMPİG SASUNYAN’A PİSKOPOSLUKTAN ZİYARET


Berfin Mahide ERTEKİN : HAMPİG SASUNYAN’A PİSKOPOSLUKTAN ZİYARET

Yorum No : 2019 / 60

16.09.2019

ABD’de yayınlanan Ermeni Radikal görüşlerinin temsilcisi Daşnaksutyun’un yayın organı Asbarez gazetesinin 12 Eylül 2019 tarihli haberine göre, 8 Eylül 2019 tarihinde ABD’de Ermeni Diasporasına ait “Western Prelacy of the Armenian Apostolic Church of Amerika” adlı piskoposluğun organize ettiği dini program kapsamında Ermeni kökenli bir din adamı olan ve bu din programını yöneten din görevlisi Rafi Garabedian, cezaevinde tutuklu olan “Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları” üyesi terörist Hampig Sasunyan’ı özel olarak ziyarete gitmiştir.[1] Habere göre Sasunyan’ın zor koşullar altındaki durumu sebebi ile din görevlisi Rafi Garabedian, Sasunyan’a cesaret ve manevi/dini güç vermesi için dualarını sunmuştur.

Bu ziyaret, Ermeni Diasporasına ait bahsi geçen piskoposluğun internet sitesinde terörist Sasunyan’ın Garabedian ile birlikte çekilen fotoğrafı ile yayımlanmıştır.[2] Asbarez’in haberinde yer alan ayrıntıya göre, Western Prelacy 10 yıldır Garabedian’ın yönetimi ile “cezaevi papazlığı” adlı organizasyonları ile California’daki cezaevlerinde bulunan Ermeni mahkumlara manevi/dini rehberlik hizmeti sunmaktadır.

ABD’deki cezaevlerinde, -ırk ayırmadan- herkese dini rehberlik hizmeti sunan gönüllü oluşumlar mevcuttur ve herkesin elbette dinini özgürce yaşamaya hakkı vardır. Fakat 1982 yılında Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan’ı katleden katil terörist Sasunyan’ın, bir din adamı ile birlikte çekilmiş fotoğrafını Ermeni Diasporasına ait piskoposluğun sitesinde yayınlamak talihsiz bir eylemdir. Piskoposluğun bu ziyareti haber yapması ile Ermeni Diasporasının Türklere ve Türkiye’ye karşı düşmanlığı bağlantılanabilir. Ayrıca bir din müessesesinin bu tür bir paylaşımı teröre teşvik olarak yorumlanabilir.

Bir diğer sorgulanması gereken husus ise -Ermeni veya başka bir grup fark etmez- diasporalara/gruplara verilen özel dini rehberlik hizmetinin California cezaevleri tarafından denetlenebilir olması konusudur; Dini programların dil ve içeriklerinin denetlenip denetlenmediği sorgulanmalıdır.

Foroğraf: Asbarez

[1] “Western Prelacy Clergy Visit Hampig Sassounian,” Asbarez, 12 Eylül 2019 http://asbarez.com/185340/western-prelacy-clergy-visit-hampig-sassounian/

[2] “WESTERN PRELACY JAIL MINISTRY REPRESENTATIVES VISIT HAMPIG SASSOUNIAN,” Western Prelacy News, 12 Eylül 2019 http://westernprelacy.org/en/western-prelacy-jail-ministry-representatives-visit-hampig-sassounian/

TERÖR DOSYASI /// Süleyman Özışık : Hadi şimdi konuşun !!!


Süleyman Özışık : Hadi şimdi konuşun !!!

06.09.2019

E-POSTA : suleyman.ozisik

“Oğlumu HDP dağa kaçırdı” diyen Hacire Ana’nın HDP parti binası önünde başlattığı oturma eylemi sonuç verince benzer eylemler yaşanmaya başlandı.

Hacire Ana’dan sonra Çetinkaya Ailesi de aynı gerekçeyle HDP binası önünde eylem yaptı.

Dikkatinizi çekerim!

Remziye Akkoyun isimli anne, 10 yaşındaki küçücük çocuğunun HDP’nin yardımıyla dağa kaçırıldığını söylüyor.

Biçer ailesi de oğulları Mustafa Biçer’in aynı yöntemlerle HDP’li bazı il yöneticilerinin yardımıyla dağa götürüldüğünü belirtiyor.

Eylemlerin iyiden iyiye yaygınlaşması üzerine HDP il yöneticileri, parti binasının kepenklerini indirip kayıplara karıştı.

Her şey bu kadar ayan beyanken, "Bu anneler neden çocuklarını PKK’nın elinden kurtarmak için HDP binasının önünde oturuyor?" diye sormak aptallık olur değil mi?

Çünkü; HDP’nin il ve ilçe teşkilatları, terör örgütü PKK’nın askerlik şubesi gibi çalışıyor. Ve HDP Diyarbakır İl Teşkilatı’nda bu işin önderliğini düne kadar kim yapıyordu biliyor musunuz?

Hani şu görevden alınıp yerine kayyum atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı vardı ya?

İşte o yapıyordu!

Bunu nereden mi biliyorum.

Diyarbakır’da özel bir hastanede hemşirelik yapan bir kadın bundan bir süre önce "itirafçı" oldu ve istihbarat teşkilatına çok önemli bilgiler verdi.

Adnan Selçuk Mızraklı’nın şehirde bulunan özel hastanede, özel bir bölümü PKK’lı teröristlerin tedavisi için izole ettiğini, yaralı teröristleri bu özel alanda tedavi ettirdiğini söyledi. Son olarak Mehmetçik ile girdiği çatışmada yaralanan Hogir isimli bir teröristi, aynı hastanede tedavi ettirip tekrar dağa gönderdiğini belirtti.

Hemşire, Mızraklı’nın HDP aracılığıyla PKK’ya eleman desteği sağladığını da itiraf etti.

Tekrar ediyorum, bu kayıtlar şu anda devletin elinde bulunuyor.

Kaldı ki…

HDP’liler ilk oturma eyleminden sonra dağa gidip Hacire Ana’nın oğlunu bizzat bulup getirdi mi?

Getirdi!

Peki, bu durum, "Biz PKK’nın siyaset kanadıyız ve PKK için eleman topluyoruz" itirafı anlamına gelmiyor mu?

Peki, hâl böyleyken herkes niye suspus?

Mesela;

Gölgelere bakıp "Atatürk’ün silüeti göründü" diye çığlık atan sözüm ona Atatürkçü CHP’liler bu alçaklığa neden ses çıkarmıyor?

“Ağaçlar katlediliyor” diye eylem üstüne eylem yapan Kazdağlılar? "HDPKK"nın ormanları yaktığını duyduğunuzda rezil kepaze oldunuz ama yine de sustunuz. Hadi şimdi haykırsanıza. Yıksanıza sosyal medyayı…

Selvi Kılıçdaroğlu ve Dilek İmamoğlu Hanımefendiler.

Kobani’nin faili, Yasin Börü’nün katili olan Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’ın doğum günü için koştur koştur gitmeyi biliyorsunuz. Oğlu dağa kaçırılan bu anneler için de bir iki söz söyleyebilecek misiniz?

Konuşsanıza hadi!

Teröristler itlaf edildiğinde, "Analar ağlamasın, çocuklar ölmesin" diye sözde barış bildirisi yayınlayan akademisyen bozuntuları…

Neredesiniz?

Terörist sevici Tabipler Odası, Mühendisler Odası, Barolar. Teneşir uykusunda mısınız niye konuşmuyorsunuz? Tasmanızı tutanlar müsaade etmiyor mu?

Neredesiniz solcu ve demokrat geçinen pek muhterem ünlüler? Neredesiniz barış için türkü çığıran sanatçılar? Neredesiniz "PKK’lı çocuklar yere izmarit bile atmıyor" diye söyleşi yapan gazeteci kılıklı teröristler?

PKK’ya bizzat eleman gönderen Adnan Selçuk Mızraklı’yı ziyarete giden, "Sizinleyiz" diye bağlılıklarını bildiren Sayın Ekrem İmamoğlu?

Neredesiniz, neden gıkınız çıkmıyor?

"Kayyuma karşıyız. Demokrasi elden gidiyor?" diye yaygara koparanlar neredesiniz?

Hadi Kemal Kılıçdaroğlu’nu saymayalım zira o Erdoğan’a karşı teröristlerle iş birliği yapmayı kendine görev edinmiş biri.

Peki ya siz?

Sayın Abdullah Gül, Sayın Davutoğlu, Sayın Akşener, Sayın Temel Karamollaoğlu neredesiniz yahu, bir ses versenize?

Niye konuşmuyorsunuz?

Ama pardon…

İktidar uğruna her şey mübahtı değil mi?

Erdoğan’ı devirmek uğruna hainlere koltuk değneği olmak mübahtır değil mi?

Yakışır…

Vallahi size yakışır!

Bilesiniz ki biz bu sessizliğinizi unutmayacağız. Tarih sizi unutacak ama biz sizin şu sessizliğinizi unutmayacağız. Kafayı dışarı çıkardığınız her dakika, her saniye bu sessizliğinizi çığlıklar hâlinde suratınıza çarpacağız.

TERÖR DOSYASI : Bomba iddia ! Bush 11 Eylül saldırısını önceden biliyor muydu ?


Bomba iddia ! Bush 11 Eylül saldırısını önceden biliyor muydu ?

Eski üst düzey CIA analisti George Beebee, 2001 yılındaki 11 Eylül saldırıları öncesi, Rusya lideri Vladimir Putin’in Bush’u arayıp uyardığını ileri sürdü.

George W. Bush’un son dönem Merkezî İstihbarat Teşkilatı (CIA) analisti George Beebee tarafından yazılan ”Rusya Tuzağı: Rusya’yla Gölgeler Ardında Süren Savaşımız Nükleer Bir Yıkıma Nasıl Dönüşür” kitabında çok konuşulacak çarpıcı iddialara yer verdi.

Beebee kaleme aldığı kitapta, tarihe 11 Eylül Saldırısı olarak tarihe geçen ve 2753 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya da yer verdi. Beebee kitabında, Putin’in 11 Eylül Saldırısı’ndan 2 gün önce Bush’u arayarak ”Afganistan’da uzun süre hazırlıkları yapılan yeni bir terör saldırısı tespit ettik” dediğini ileri sürdü.

Daha önce de gündeme gelmişti

Moskova’dan gelen bir uyarı olduğu konusu uzun yıllardır konuşuluyor. Ancak bu iddialar ‘istihbaratlar arası bilgi alış verişi’ bağlamındaydı. Ancak Beebee’nin kitabında, istihbarat teşkilatları arasında bilgi alış verişinde bulunulmadığı, Bush’un şahsen Putin tarafından kişisel olarak uyarıldığını öne sürülüyor.

Washington’un 11 Eylül 2001’de saldırı ile ilgili Rusya’nın yanı sıra, ABD’nin İngiliz casusları tarafından uyarıldığı, olası saldırı tehlikesinin CIA ve FBI tarafından sürekli olarak vurgulandığı ileri sürülüyor.

Tüm bu iddiaların ışığında Beyaz Saray’ın bu uyarılara kulak verip, vatandaşlarını korumak için elinden geleni yapıp yapmadığı tartışma konusu olarak konuşulmaya devam ediyor.

11 Eylül saldırısı

Amerika Birleşik Devletleri, 11 Eylül 2001 sabahı tarihinin en büyük saldırısına uğradı. El-Kaide militanları 11 Eylül 2001 yılında kaçırdıkları uçaklarla New York – Manhattan’da bulunan Dünya Ticaret Merkezi’ne saldırı düzenledi. İkiz kuleler çökerken 2753 kişi saldırıda yaşamını yitirdi. Yaşanan olay tarihe "11 Eylül Saldırısı" olarak geçti.

TERÖR DOSYASI /// Sefa Yürükel : Türkiye’de ve Suriye’de bölücü terör örgütlerine karşı ne yapmalı ???


Sefa Yürükel : Türkiye’de ve Suriye’de bölücü terör örgütlerine karşı ne yapmalı ???

Türkiye’de ve Suriyedeki PKK aslen kimdir? Neden ve nasıl kurulmuştur ?

PKK ve diğer terör örgütlerine karşı Çözüm nedir? Nasıl imha edilir?

PKK Türk MİT’i içinde Kontrgerilla ( gladio yada süper Nato diye de bilinen) tarafından kürt kökenli olan ve Türk Milletinin bir parçası olarak kalan, solcu örgütler ve liderlerini, entellektüelleri katlettirmek için kurulan ABD-İsrail tarafından yönlendirilen bir örgüttür. Emperyalizmin uzun vaadeli planları çerçevesinde kurulmuştur.

PKK’nn tarihi, Emperyalizmin ve Siyonizmin, halkalara, suikast, kan gölü oluşturma, katletme, tehdit, şantaj, bölme, hakaret etme tarihidir.

Ama bu joker terör örgütünü zaman zaman maymuncuk gibi başka devletlerinde kullandığı olmuştur.

Bu örgütün 1979 sonlarından itibaren, geçmişte Suriye kontrolündeki Lübnan ve Suriye’de olması da ve desteklenmesi de, o zaman Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’ın işine geliyordu.

1980 lerde Suriye’de PKK, Hafız Esad tarafından korunuyor, destekleniyordu. Çünkü bu o zaman Türkiye Devleti içine yerleştirilmiş Kontrgerilla tarafından eğitilen ve desteklenen ve Mardin’de eğitim gören Suriyeli islamcı örgütlere karşı denge oluşturuyordu.

Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliğinin desteklediği Hafız Esad ve İstihbarat teşkilatı olan Suriye Muhabaratı, PKK’nın nasıl, kimler tarafından kurulduğunu tabiki biliyordu. Soğuk savaş dönemiydi. Bu bakıldığı zaman normalde bir paradokstu. Ama bu gerçekti.

Peki PKK’yı hem Suriye hemde ABD ve İsrail niye desteklesindi? denebilir. Esasında terörizmin ne olduğunu bilenler açısından bu çok kolay analiz edilecek bir konudur.

O dönem PKK’nın Suriye’de olması İsrail’in PKK’yı desteklemesinin yüzünü örtüyor bu sayede kendisini Türkiye’ye de karşı kamufle ediyordu. Verilerdende biliyoruzki herhangi bir terör örgütünün bir kaç devlet tarafından içine girilerek yada sızılarak yada doğrudan yönlendirilerek kısa, orta ve uzun vaadeli menfaatleri için kullanıldığı çok defa görülmüştür. En sonunda bu bir maşadır. Bu sadece PKK için tesadüfi olan bir durum değildir.

PKK’nın yaklaşık 40 yıllık tarihçesinde hiç bir zaman solcu bir örgüt olmadı. BOP çerçevesinde oluşan ayrılıkçı bir mikro (etnik) milliyetçi örgüt oldu. Bugünkü sonuç onu zaten göstermektedir.

Arşivlere bakın, PKK hep öncelikle sol ve entellektüel yada köylü TC vatandaşı ve Türkiye’ye bağlı ve dost olan kürt kökenlileri veya Türkleri katletti.

PKK’nın hiç bir zaman ABD ve İsrail’e yada İngiltere, Fransa’ya karşı anti emperyalist her hangi bir eylemi olmadı. Emperyalizmin Ortadoğu’da, İŞİD, FETÖ veya HTŞ gibi maşası oldu. Oysaki sol en önemli kıstas olarak öncelikle anti emperyalisttir. Anti emperyalist olmayan sol asla sol değildir.

Bugün PKK adı BOP olan, daha önceki Ortadoğuyu yeniden dizayn adındaki bir ABD planının her zaman bir parçası oldu. Bugün ise, ABD- İsrail’in Suriye ve Irak’da, ABD resmi bütçesinden maaşlı Kara gücü olarak Suriye, Irak, Türkiye ve İran’a karşı verilen görevi icraa etmektedir.

Daha öncede açıktan ve Suriye’de devlet tarafından Mardin’de ki kamplar’da eğitilen islamcılara karşı ve Türkiye ‘ye karşı denge unsuru olarak kullanılan PKK, şimdi ise görüldüğü gibi açıktan ABD, İsrail, İngiltere ve Fransa tarafından Suriyeyi bölmek için kullanılıyor. İhtiyaç duyulduğunda ise ABD tarafından yarın başka bir şeye dönüşürüleceğide bu anlamda kesindir. Karekteri budur.

PKK tipi örgütler, zaman içinde güçlendikleri yada dahada güçlenmek için ve muhattap alınmak için, her türlü güçle, kendisini sürekli olarak kontrol eden güç tarafından kontrollü olarak yatağa sürülen ve giren bir fahişe gibidir.

Emir alır. İtiraz edemez. İtaatçıdır. PKK Bağımsız bir örgüt asla değildir ve olmamıştır.

Kuruluş, kullanılış ve amaç itibarı ile de olamazda.

PKK kısaca, aynı FETÖ gibi İŞİD gibi, HTŞ gibi bir Süper NATO ( Gladio- Kontrgerilla) örgütüdür. Tüm icraatları ABD- İsrail’in stratejileri doğrultusundadır.

Burada irdelenmesi gereken, Süper NATO’nun ( Kontrgerillanın) neden PKK yı 1977 den itibaren (1978 diye bilinir) oluşturduğu, oluştururken Türkiye ‘ye ne vaatler verildiği, kimlerin içinde yer aldığı konusudur.

Eğer PKK ‘nın kurulmasına,Türkiye Devleti bu konuda Misakı Milli ( Musul- Kerkük dahil) sınırlarını kurtarmak ve dizayn etmek için PKK’nın kurulmasına ve kullanılmasına ikna edildiyse, ki veriler bu yöndedir, Türkiye devletini yönetenler büyük bir gaflet, delalet ve hiyanet içerisine girmiştir. Sonuç ortadadır. Bunlar tarihsel olarak kesinlikle ortaya çıkarılmalıdır. Bundan sorumlu olan ve hala hayatta olanlar mahkemelerde ve gıyaplarında şerefleri ellerinden alınmak da dahil en ağır bir ceza ile yargılanmalıdırlar. Mahkum edilmelidirler.

Çünkü yabancı bir güce, kendi devletine ve milletine karşı eleman sağlamışlar, örgüt kurdurmuşlar, buna iştirak etmişler ve her ölen vatandaşının katledilmesindende sorumlu duruma düşmüşlerdir. Çünkü bu şekilde Türkiyeyi ve Ortadoğuyu daha önceden bugüne kadar olan süreçte PKK ve diğer HTŞ, İŞİD terör örgütleri konusundaki destekleri ile bataklığa sürüklemekte ortak olmuşlardır.

Son söz , ABD veya başka bir güçle birleşerek kurulan bu tip terör örgütleri ( etnik yada dini kılıf fark etmez), mutlaka bir gün yılan gibi sizide sokar. Bu bilinci taşıyarak hareket edenler ancak içerde ve dışarda dirlik, birlik ve barış içinde yaşarlar ve kalkınırlar.

Terörizm ve terör örgütleri kurmak ve kullanmak bir insanlık suçudur. Kuranlar, kurduranlar ve kullananlar mutlaka yargılanmalı, lanetlenmeli ve vicdanen ve hukuken mahkum edilmelidir.

Bugün Türkiye ve Suriye ABD -israil tarafından kontrol edilip kullanılan PKK ve diğer İŞİD, HTŞ yılanına karşı objektif olarak ortak cephededirler. Türkiyedeki PKK ile mücadele Suriyeninde yararınadır. Suriyedeki PKK ile mücadele ise Türkiye’nin de yararınadır.

Önemli olan bir daha Türkiye ve Suriye’nin bu tip hatalar yapmamaları gerekir.

Çözüm : Tarihden ders alıp, ABD ve İsrail’i Türkiye ve Suriye ortamında, PKK, İŞİD, HTŞ ile mücadelede, Türkiye ve Suriye Devletlerinin ortak düşmana karşı ve vatanlarının bütünlüğü için acilen (Irak, İran ve Lübnan’da dahil edilerek) el sıkışmasıdır.

Beraber silah çatmasıdır. Siyaset üretmesidir.

Suriye ve Türkiye’nin (Irak, İran ve Lübnan’da dahil edilerek) birlikte hareketi, Rusya ve Çin’in kısa ve orta vadede olsa desteğinin alınması, bu tip terör örgütlenmelerinin, kendi topraklarında yada bölgede, emperyalizminin planı çerçevesinde kullanılmasını ve terörü hatta bölgedeki emperyalizmin kahredici etkisini bitirecek yegane ve en önemli ve çok meşru bir adım olacaktır. İkinci bir alternatifi yoktur. Çünkü coğrafya stratejik ve siyasi olarak bunu dayatmaktadır. Türkiye, Lübnan ve Suriye Kıbrıs gibi Doğu Akdeniz dedir. Doğu Akdeniz havzasındaki olaylar bir biri ile doğrudan bağlantılıdır. Çözüm yukarıda söylendiği gibi bellidir.

Sosyal Antropolog ve Etnograf-Soykırımlar ve Terörizm Araştırmacısı

Sefa YÜRÜKEL – 27 Ağustos 2019

LİNK : http://dunya48.com/siyaset/32213-turkiyede-ve-suriyede-bolucu-teror-orgutlerine-karsi-ne-yapmali