ARKEOLOJİ DOSYASI /// Ark. Kadir YILDIRIMSAL : SÜMERLER KİMLERDİR, DİLLERİNİN TÜRKÇE İLE BENZERLİKLERİ


Ark. Kadir YILDIRIMSAL : SÜMERLER KİMLERDİR, DİLLERİNİN TÜRKÇE İLE BENZERLİKLERİ

21 Kasım 2013

Sizlere bugüne kadar çiviyazılı tabletlerden alınma metinlerle Sumerler’i tanıtmaya çalıştım ve daha da tanıtmaya devam edeceğim. Umarım yazılarımla sizlere yardımcı olabilmişimdir. Belki bu arada Sumerler hakkında bilgisi olanların yanında, bilmeyenler veya tam olarak bilmek isteyenler vardır. Bu yüzden sevgili hocamız Muazzez İlmiye Çığ dururken bu konuda yazmak bana düşmez diyerek, onun bu konuda vermiş olduğu bilgiyi aşağıda ilgilerinize sunuyorum. İşte o yazı:

Sümerleri Kısaca Tanıyalım

Sumerler, M.Ö. 4000 yıllarında Mezopotamya’nın güneyinde Dicle ve Fırat nehirlerinin Basra Körfezi’ne yaklaştığı ve denize döküldüğü yerlere gelip yerleşen ve orada güçlü bir uygarlık kuran bir halk. Bu halkın adı Sumer değil. Onlar kendilerine “kiengi”, “kengir”, “kenger” diyorlardı. Sumer ise onların oturdukları bölgeye Akadlar tarafından verilen bir ad. Rahmetli Prof. Vecihe Hatipoğlu bu söz için, Asya’nın kuzeyinden güneyine inen Subarlar, Subartular, Subariler, Subirler ile aynı kökten gelen “su adamları” veya “sudan gelenler” anlamına gelen Subar b/m değişmesi ile “Sumer” olmuş diyordu.

Olcas Süleyman da Az İ YA adlı kitabının 242-251. Sayfaları arasında Sumer adının nereden geldiği üzerinde durmuş. Türkçede olan “yer-sub” kelimesinden “sub-yer=Sumer yapıyor. sulu yer. Bazıları ise, Tevrat’taki “Sinear” ile eşleştirmek istiyor. S.N. Kramer The Sumerian adlı kitabında, Arno Poebl’in Sumer –veya metinlerdeki yazılış şekliyle Şumer- adını, Nuh’un oğlu Şem ile bağdaştırmak istediğini yazıyor ve bunun üzerine yaptığı bir tartışma sonucu –eğer bu kabul edilirse- Musevilerin Sumerleri kendi ataları olarak kabul etmek isteyeceklerini, bunun da Sumerlerin eklemli dilleri bakımından hiç olmayacağını yazıyor.

Yapılan araştırmalara göre, bugünkü uygarlığın temelini atanlar Sumerler. Onların en büyük buluşları; dillerine göre bir yazı icat etmeleri, okullar açarak bu yazıyı her istediklerini yazacak şekilde geliştirmeleri ve kolay kolay bozulmayan kil üzerine geçirerek zamanımıza kadar kalmalarını sağlamalarıdır. Yazıları oluşturan çizgilerin çivi şekline benzemesi yüzünden çiviyazısı adı verilen bu yazı ile Sumerlerin yazdıkları bu belgelerde onların günlük yaşantılarını, matematik, astronomi, tıp bilgilerinde nasıl temel oluşturduklarını okuyoruz. Onlar matematikte “onlu, altılı” sistemi geliştirmişler ve bu rakamlarla en büyük ve karışık hesap ve geometri işlemlerini yapmışlar. Güneş’in ve Ay’ın görünüşüne göre zamanı yıla, yılı aylara, ayları haftalara, haftaları günlere, günleri saatlere bölmüşler; 5 gezegeni, burçları saptayarak adlandırmışlar. Bugün de onların burçlara verdiği bu adların çevirilerini kullanmaktayız. Hastalıklar için hayvanlar, bitkiler ve madenlerden yararlanarak çeşitli ilaçlar yapmışlar. Bunları da ya bira ile içmişler ya da bal ile karıştırıp yemişler (veya sürmüşlerdir). Mimarlıktaki kubbe, kemer sistemi, künklerle temiz ve kirli suların taşınması, nehir sularının kanallarla tarım alanlarına götürülmesini, tekneler, yelkenliler ile ulaşımı sağladıklarını onlarda görüyoruz.

Muazzez İlmiye Çığ

Bir de bana gelen yazılarda Sumerlerin Türk mü veya Türklerin bir kolu mu olduğu soruluyor. Bu konuya daha sonraki yazılarımda değineceğim fakat daha önce sizlere bir fikir vermesi açısından şunu belirtmekte yarar var. Araştırmacıların belirttiğine göre, Türkçe ile karşılaştırılan 400’den fazla Sumerce kelime var. Sümerce kelimeler üzerinde yaptığım çalışmamda bunları ben de tespit etmiş, acaba olabilir mi diye düşünmüştüm. Fakat dil üzerinde çalışma yapan bilim adamları, bunların aynı kökten türemiş veya benzer olduğunu açıkça belirtiyorlar. Buna ek olarak gramer de çok yakınlık gösteriyor. Sumer dilinde de –Türkçe de olduğu gibi- kelimeler, sözcük köklerine ekler konarak oluşturuluyor. Ses uyumu var, kelimelerde dişi-erkek ayrımı yok. Cümlelerde özne başta, eylem sonda. Zamirlerde çok açık benzerlik var. Sizlere fikir vermesi açısından aşağıda benzer kelimelerden küçük örnekler bulacaksınız.

Aba (Sumerce): ab, a-ba, ab-gal, abba

(anne, büyük anne, muhterem, muhterem kadın)

İlk Türkçe: apa

Eski Türkçe: aba

Osmanlı Türkçesi: aba

Azeri Türkçesi: aba

Altayca: aba

İlk Mongolca: abu

Ural-Altay: apa, appa, apa

Türkmence: aba

DINGIR (Sumerce)

Anlamı: Tanrı, Gök

Türk Dil Ailesi: TENGIR (TEGRI,DANGIR, DENİR,

TENİR) tanrıgök (Umum Türk)

UZUK (Sumerce)

Anlamı: Uzun, Yüce.

Türk Dil Ailesi: UZUN uzun (Umum Türk)

UZAK uzun (Kazak)

UD (Sumerce)

Anlamı: Ateş

Türk Dil Ailesi: UT (UD, OT, OD) ateş (Umum Türk)

GUD (Sumerce)

Anlamı: Öküz

Türk Dil Ailesi: UD öküz, boynuzlu hayvanlar

(E. Türk) GUDAA geyik, öküz

GAŞ (Sumerce)

Anlamı: Kuş. Ayrıca (KUŞ,KUS) kuş

Türk Dil Ailesi: GAŞ suda yüzen kuş (Umum Türk)

Birleşik sözlerde: GAŞ, GAY, mesela

Karlıkuş (kırlangıç), Toragay serçe,

Karga (karakuş)

Yüzlerce örnekten sadece birkaç tanesini aktarabildim. Umarım sizlere bir fikir verebilmiştir. Bir sonraki yazıma dek esenlikle kalın.

Ark. Kadir YILDIRIMSAL

DUYURU : Türkiye’nin ilk Kemalist Açık İstihbarat Platformu ÖZEL BÜRO GRUBU’na destek olmak ister misiniz ???


Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO GRUBU olarak Ocak 2002’den itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün.

Bilindiği üzere kamu yararı gözeten bir grubuz. Bunu şu ana kadar olan paylaşımlarımızdan ve faaliyetlerimizden anlamış olmalısınız, eğer henüz yeni üye iseniz grubumuzu tanımanız için inceleyin – lütfen buraya tıklayınız.- PDF dökümanını indirip inceleyiniz. Böylece kuruluşumuzdan bu yana ne gibi bir faaliyet içinde olduğumuzu yakından görmüş olacaksınız.

Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO GRUBU Dernek, Vakıf veya Sivil Toplum Örgütü gibi bir oluşum olmadığı için ve internet üzerinde sınırlı bir çalışma alanı olduğundan KAMU TARAFINDAN DENETİME TABİ DEĞİLDİR.

Yani diğer STK’lar gibi belirli periyodlar içinde denetlenmiyoruz. Biz de tam bu sebeple yurtsever bağışçılarımızdan gelen bağışları ve ARAŞTIRMA SETLERİ’mizden gelen cüzi tutarları nereye ve nasıl harcadığımızı belgeleriyle kamuya açarak ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’nun tüm faaliyetlerinin ve gruba destek olanların bağışlarının şeffaf olduğunu ve hesap verebilecek durumda olduğumuzu göstermek istedik.

İlgili masraf dokumanını buradan görebilirsiniz. (Eylül 2018 tarihine kadar ki masraflar bulunuyor. Bu tarihten sonraki masraf dokümanları bilahare yayınlanacaktır)

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU her zaman finansal durumu ile ilgili HESAP VEREBİLİR VE ŞEFFAF BİR GRUPTUR. HESAPLARI AÇIK VE DENETİME HER ZAMAN UYGUNDUR.

İsteyen bir takipçimiz veya ekipten bir arkadaşımız istediği zaman YUKARIDAKİ LİNKTEN tüm GELİR-GİDER hesaplarını inceleyebilir.

Değerli Yurtseverler,

Bir sitenin internette sürekli yayında olmasının doğal olarak bir maliyeti var. Şimdi yüksek müsaadenizle ben bu maliyetleri sıralayayım.

1. İnternet sitemizin oldukça dolgun bir HOSTING MALİYETİ var,

2. Yine İnternet sitemizin oldukça dolgun bir DOMAIN MALİYETİ var,

3. SMS VERİTABANI’mızda olan binlerce insana ÜCRETLİ SMS HATTI üzerinden SMS gönderiliyor,

4. Faaliyetlerimiz için lisanslı orijinal programlar satın alıyoruz,

5. Yurtdışında kiraladığımız server üzerinden PKK, IŞİD, EL KAİDE gibi terör örgütleri, SÖZDE SOYKIRIM gibi milli sorunlar konusunda on binlerce insana EMAIL MARKETING çalışması yapılıyor,

6. Resmi kurumlara ve diğer makamlara ÜCRETLİ FAKS sitesi üzerinden faks gönderiyoruz,

7. Paylaşımlarımızın sosyal medyada geniş kitlelere ulaşması için ÜCRETLİ RSS aboneliklerimiz var,

8. Yurt dışında bazı ücretli medya platformlarına abonelik bedeli ödüyoruz

9. Kullanılan bilgisayar, harici hard disk, USB, internet, kablolama gibi donanımsal ihtiyaçlarımızın güncellenmesi için her 3 ayda bir belirli bedel ödüyoruz,

10. Ve sair Genel Giderlerimiz var.

YURTSEVER grup olarak prensip gereği web sitemize reklam almadık, hiçbir zaman da almayacağız. Tabiri caize bu sitenin devamı için yeri ve zamanı gelirse üstümüzdeki ceketi satar yine devletimize milletimize hizmete devam ederiz. Bu grup bu ülkenin ihtiyaç duyduğu ARAŞTIRMA ve BİLGİ PAYLAŞMA HİZMETİNİ gören bir grup olarak kamu yararı sağlıyor. İleride ekonomik durumumuz iyileşirse o takdirde tüm ARAŞTIRMA SETLERİNİ de bedelsiz olarak dağıtacağız. Ancak şu anda duyarlı vatandaşlarımızın desteğine ihtiyaç duyuyoruz.

Çalışmalarımıza bağışçı olmak isteyenler aşağıdaki hesabımıza istedikleri tutar kadar EFT yapabilirler. Tüm bağışçılarımıza bağış miktarı gözetmeksizin yaptıkları bağış için grubumuzca TEŞEKKÜR BERATI gönderilecektir.

HESAP NO : ZİRAAT BANKASI HESAP NO : 0318-62940443-5001 /// İBAN NO :TR130001000318629404435001

Desteğiniz ve ilginiz için tüm yurtsever takipçilerimize teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.

Yusuf Özbek

İstihbarat Uzmanı

ÖZEL BÜRO GRUBU

TARİH : ‘ABDÜLHAMİD YAHUDİLERİN FİLİSTİN’DEN TOPRAK ALMASINA İZİN VERDİ’


‘ABDÜLHAMİD YAHUDİLERİN FİLİSTİN’DEN TOPRAK ALMASINA İZİN VERDİ’

17:21 28.08.2017

Tarihçi Doç. Dr. Sezai Balcı ile Prof. Dr. Mustafa Balcıoğlu ikilisi tarafından Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki belgelerin gün yüzüne çıkartılmasıyla hazırlanan "Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu" başlıklı çalışmada Yahudi kökenli Rothschild Ailesi’nin Osmanlı padişahları ile olan gizli ilişkileri ortaya çıktı.

Kitapta Rothschild üyeleriyle görüşen Osmanlı hükümdarları 2. Mahmut Abdülmecid ve 2. Abdülhamid aile üyelerine birçok defa nişan takdim edildiği 2. Abdülhamid zamanında Rothschildler’in Filistin’de koloniler kurdukları Abdülhamid’in Filistin’de yaşayan yerli ve yabancı Yahudilerin toprak satın almalarına izin verdiği belgelerle sunuldu.

‘TÜRK ORDUSUNU FİNANSE ETTİLER’

Milliyet gazetesinden Mert İnan’ın aktardığına göre Rothschild Ailesi ile Osmanlı Devleti arasındaki ilk temas 2. Mahmut döneminde başlamış. Bu ilişki 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan itibaren kesintisiz devam ediyor. Osmanlı Temmuz 1853’te 40 bin tüfek 2 bin şişhane 10 milyon fişek 50 milyon kapsül satın alırken bu silahlar için Rothschildler’e 10 milyon 514 bin 976 kuruşluk ödeme yapıldığı Maliye Nezareti’nin orijinal nüshalarında yer alıyor. Kitapta; Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Tuna kalelerindeki Türk ordusuna gerekli olan finansmanın Avusturyalı Stametz-Şirketi üzerinden Rothschild Ailesi tarafından üstlenildiği Rothschildler’in temsilcisi Nathaniel de Rothschild’in 1834’te Yunanistan’ın Osmanlı Devleti’ne ödeyeceği tazminatı teslim etmek için İstanbul’a gelip Sultan II. Mahmut’la görüştüğü Rothschild Ailesi’nden borç alınması için yapılan girişimlere Prens Metternich’in destek sağladığı da belgelerle ortaya konuluyor.

ABDÜLHAMİD ROTSCHİLD AİLESİNDEN BORÇ ALDI

2. Abdülhamid’in torunu: Halep’in kuzeyi ve El Bab dedemin tapulu malıdır

Dikkat çeken bölümlerden birini ise 2. Abdülhamid’in Rothschild Ailesi’nden iki kez borç aldığına dair belgeler oluşturuyor. 1891’de alınan 6 milyon 316 bin 920 sterlin tutarındaki borcun faizi belgelerde yüzde 4 olarak belirtiliyor. Söz konusu geri ödeme süresinin 60 yıl olarak tanzim edildiği arşivlere yansımış. 2. Abdülhamid tarafından 1894’te alınan ikinci borç tutarı ise 8 milyon 212 bin 340 sterlin. 61 yıl vadeli alınan borcun 15 Ekim 1955’e kadar geçerli olduğu her yıl 329 bin 249 sterlin tutarındaki meblağın İngiltere Bankası’na ödeneceği belgelerde yer alıyor.

BORÇLAR CUMHURİYET’E KALDI

Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne intikal eden Rothschild borçları Lozan Antlaşması gereğince Rothschild Ailesi’ne geri ödeniyor. Rothschild üyeleriyle görüşen Osmanlı hükümdarları 2. Mahmut Abdülmecid ve 2. Abdülhamid aile üyelerine birçok defa nişan takdim ediyor. Ayrıca 2. Abdülhamid zamanında Rothschildler’in Filistin’de koloniler kurdukları Abdülhamid’in Filistin’de yaşayan yerli ve yabancı Yahudiler’in toprak satın almalarına izin verdiği gün yüzüne çıkartılıyor.

10 BİN SİGARA HEDİYESİ

2. Abdülhamid’in 1888’de Baron Rothschild ile görüşmesi o dönem Beyoğlu’nda çıkan Moniteur Européen gazetesi tarafından tespit edilirken gazetenin 30 Temmuz 1888 tarihli haberine kitapta yer veriliyor.

2. Abdülhamid Rothschild ile 27 Temmuz 1888 Cuma günü öğleden sonra gerçekleşen görüşmede kendisinden Anadolu Demiryolları’nın yapım işinin üstlenmesi teklif ederken Rothschildler’e hususi olarak yaptırdığı 10 bin sigarayı hediye ediyor. Bu görüşmenin detayları o dönemki Moniteur Européen Gazetesi tarafından şöyle aktarılıyor:

"Baron Rothschild ile kerimesi dün Talya vapuruyla Dersaadet’i terk eylemişlerdir. Talya Vapuru Pire’ye uğrayıp sonra Ancona ve Marsilya’ya gidecektir. Baron Rothschild’in geçen Cuma selamlığından sonra [27 Temmuz 1888] Yıldız Sarayı Hümâyûnu’nda gördüğü iltifat Hazret Cihanbânî ve huzûr Hümâyûn’a kabulden fevkalgaye mahzûz olduğu temin ediliyor. Zât Hazret Padişahî Baron ile bir saat kadar müddet mülakat ederek envai ulunmuştur ve Anadolu şimendiferlerinin Baron tarafından teşkil edilecek bir heyetsarrafiye tarafından inşa arzusunu dermiyân buyurmuşlardır. Bu arzu Cihanbanî Mösyö Rothschild’ce büyük mahzûziyeti celbetmiş olup mumaileyh tedkik keyfiyet edeceğini vaad eylemiştir. Baron’un mazhar olduğu envai iltifatlardan başka avdeti esnasında ZâtHazret Padişahî kendisine bilhassa imâl ettirilmiş on bin aded sigara hediye buyurmuşlardır. "

LİNK : https://tr.sputniknews.com/turkiye/201708281029910386-abdulhamid-yahudilerin-filistinden-toprak-almasina-izin-verdi/

ÜMİT ZİLELİ /// EFSANE ÇÖKTÜ : ‘YAHUDİLERE FİLİSTİN’İ 2. ABDÜLHAMİT VERDİ!..’

17 Ekim 2017

İddialı başlık değil mi?.. Oraya geleceğiz; ancak önce efsane neydi onu anlatmam lazım… Siyonizmin kurucusu ve İsrail devletinin babası olarak bilinen Theodor Herzl, tüm yaşamını Yahudilerin tarihi anavatanı Filistin topraklarında bir devlet kurmaya adamıştı. “Yahudi Sorunu” nun ancak siyasi yoldan çözülebileceğine inanan Herzl, Filistin’e yerleşebilmek için en köklü çözümün ise Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamit’i razı etmekten geçtiğini düşünüyordu… Bu konuda çeşitli kitaplar ve en önemlisi Theodor Herzl’in anıları, bu amaç için neler yapıldığını anlatıyor… O kitaplardan okuyalım… Herzl ilk olarak Abdülhamit ile yakın ilişkisi olan Polonyalı asilzade Philip Michael Ritter von Newlinski’yi aracı yaparak sultanla yüz yüze görüşebilmek umuduyla 18 Nisan 1896’da İstanbul’a geldi. Ancak bir gün sonra Newlinski Abdülhamit’in görüşmeyi kabul etmediğini şu mesajla birlikte Herzl’e iletti: -Eğer sayın Herzl sizinle benimle olduğunuz kadar dostsa ona bu konuda başka girişimde bulunmamasını telkin ediniz. Bir adımlık torak bile satamam, zira bu topraklar bana değil milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu savaşarak ve kanıyla sulayarak kazandı. Bizden ancak kanla koparılabilir… Yahudiler milyarlarını saklasınlar, imparatorluk bölüşüldüğünde Filistin’i bedavaya alabilirler. Ancak cesedimiz paylaşılabilir canlıyken parça koparılmasını kabul etmeyeceğim. Ne kadar asil değil mi? Herzl’in tüm Osmanlı borçlarını üstlenme, hatta üstüne para da verme teklifini Sultan Abdülhamit, göz yaşartıcı bir jestle reddetmişti… -Acaba gerçekten öyle miydi?..

Theodor Herzl işin peşini bırakmadı… Üstelik bu görüşmeden bir kaç ay sonra Saray tarafından Üçüncü Dereceden Mecidiye nişanıyla ödüllendirildi, iyi mi!.. Yıllar sonra 17 Mayıs 1901’de bu kez bizzat Abdülhamit tarafından kabul edildi. Sultan, Herzl’e Yahudilerin iltica edebilmesi için bütün sınırlarını açık tuttuğunu anlattı… Bu ziyaretten sonra Herzl bu kez Birinci Dereceden Mecidiye Nişanıyla taltif edildi!.. Aynı yılın aralık ayında İsviçre’nin Basel kentinde toplanan 5. Siyonist Kongre’sinde Herzl Abdülhamit’e bağlılıklarını bildirdi… Hemen ardından da acilen İstanbul’a davet edildi. 19 Şubat 1902’de Saray Herzl’e Yahudilerin Anadolu, Suriye ve Mezopotamya dahil ancak Filistin hariç her yerde yerleşim faaliyetinde bulunabileceğini bildirdi… Herzl beşinci ve son kez 28 Temmuz 1902’de Abdülhamit’e Osmanlı borçlarının yapılandırılmasına yönelik 30 milyon sterlinlik bir anlaşma karşılığında Mezopotamya ve Filistin’in bir parçasında yerleşme izni talep etti. Ancak Sultan Fransızlarla iyi bir anlaşma yapıp bu teklifi yine reddetti!.. Mabeyin teşrifatçısı İbrahim Bey İstanbul’dan ayrılan Herzl’i şu sözlerle uğurladı: -Size Zat-ı Şahanenin son derece sempatisi ve hürmeti vardır. Sizin kavminiz için yapmak istediğiniz asil bir şeydir. Siyonizm esasen asildir!.. İslamcıların “Siyonizm asildir!” sözleri hariç yere göğe sığdıramadıkları efsane böyle… -Ancak gerçeğin de bir şekilde ortaya çıkmak gibi kötü huyu var, ne yazık ki!..

Aradan yüz yılı aşkın zaman geçti… İki akademisyen, Tarihçi Doç Dr. Sezai Balcı ile Prof. Dr. Mustafa Balcıoğlu, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yaptıkları uzun araştırmalardan sonra çarpıcı bir kitap hazırladı: -Rotschildler ve Osmanlı İmparatorluğu Bu kitaba göre Yahudi kökenli bu aileyle Osmanlı arasındaki ilk temas, 2. Mahmut döneminde başlıyor, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan itibaren de kesintisiz devam ediyor!.. Savaşlarda lojistik destek, silah satışları, borç alışverişleri hatta Yunanistan’ın Osmanlı devletine ödediği tazminata aracılık etmeye varıncaya dek bir yığın yakın ilişki belgeleriyle anlatılıyor.. Gelelim 2. Abdülhamit dönemine; Ulu Hakan da Rotschild Ailesi’nden iki kez borç almış!.. 1891’de alınan 6 milyon 316 bin 920 sterlin tutarındaki borcun faizi yüzde 4, geri ödeme süresi ise 60 yıl!.. 1894’te alınan ikinci borç tutarı ise 8 milyon 212 bin 340 sterlin. Bu borç ise 15 Ekim 1955’e dek geçerli ve her yıl 329 bin 249 sterlin tutarındaki meblağın İngiltere Bankası’na ödeneceği belgelerde yer alıyor… Pekii, bu borçlar hem de sultana şahsi olarak niçin bu kadar kolay veriliyor dersiniz?.. Belgeler de o da var, merak buyurmayınız: -2. Abdülhamit zamanında Rotschild Ailesi, Filistin’de koloniler kuruyor,;Zat-ı Şahaneleri Filistin’de yaşayan yerli ve yabancı Musevilerin toprak almalarına izin veriyor!.. Kısacası Başbakanlık Osmanlı Arşivi yüz küsur yıl sonra Abdülhamit’in Teodor Herzl’e yazdığı “ölürüm de bir adım toprak vermem” mevzulu mesajın tamamen palavra olduğunu, memleketinin topraklarını aldığı şahsi borç karşılığında pazarladığını belgeleriyle önümüze koyuyor!.. -Efsanenin ruhuna El Fatiha!.. Haa, bu borçları kim ödemiş aileye diye merak ederseniz söyleyeyim: -Tabii ki, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti!.. Ehh, Rotschild Ailesi üyelerinin 2. Mahmut, Abdülmecid ve 2. Abdülhamid’den bol kepçe aldıkları nişanlar da böylece yanlarına kâr kalmış oluyor!..

NOT: Kitabı ararsanız “baskısı tükendi” yanıtını alacaksınız!.. Bu kadar iyi satan bir kitap niçin yeni baskı yapmaz acaba? “İyi saatte olsunlar” olmasın sakın!..

LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/umit-zileli/efsane-coktu-yahudilere-filistini-2-abdulhamit-verdi-2051941/

DUYURU : Türkiye’nin ilk Kemalist Açık İstihbarat Platformu ÖZEL BÜRO GRUBU’na destek olmak ister misiniz ???


Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO GRUBU olarak Ocak 2002’den itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün.

Bilindiği üzere kamu yararı gözeten bir grubuz. Bunu şu ana kadar olan paylaşımlarımızdan ve faaliyetlerimizden anlamış olmalısınız, eğer henüz yeni üye iseniz grubumuzu tanımanız için inceleyin – lütfen buraya tıklayınız.- PDF dökümanını indirip inceleyiniz. Böylece kuruluşumuzdan bu yana ne gibi bir faaliyet içinde olduğumuzu yakından görmüş olacaksınız.

Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO GRUBU Dernek, Vakıf veya Sivil Toplum Örgütü gibi bir oluşum olmadığı için ve internet üzerinde sınırlı bir çalışma alanı olduğundan KAMU TARAFINDAN DENETİME TABİ DEĞİLDİR.

Yani diğer STK’lar gibi belirli periyodlar içinde denetlenmiyoruz. Biz de tam bu sebeple yurtsever bağışçılarımızdan gelen bağışları ve ARAŞTIRMA SETLERİ’mizden gelen cüzi tutarları nereye ve nasıl harcadığımızı belgeleriyle kamuya açarak ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’nun tüm faaliyetlerinin ve gruba destek olanların bağışlarının şeffaf olduğunu ve hesap verebilecek durumda olduğumuzu göstermek istedik.

İlgili masraf dokumanını buradan görebilirsiniz. (Eylül 2018 tarihine kadar ki masraflar bulunuyor. Bu tarihten sonraki masraf dokümanları bilahare yayınlanacaktır)

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU her zaman finansal durumu ile ilgili HESAP VEREBİLİR VE ŞEFFAF BİR GRUPTUR. HESAPLARI AÇIK VE DENETİME HER ZAMAN UYGUNDUR.

İsteyen bir takipçimiz veya ekipten bir arkadaşımız istediği zaman YUKARIDAKİ LİNKTEN tüm GELİR-GİDER hesaplarını inceleyebilir.

Değerli Yurtseverler,

Bir sitenin internette sürekli yayında olmasının doğal olarak bir maliyeti var. Şimdi yüksek müsaadenizle ben bu maliyetleri sıralayayım.

1. İnternet sitemizin oldukça dolgun bir HOSTING MALİYETİ var,

2. Yine İnternet sitemizin oldukça dolgun bir DOMAIN MALİYETİ var,

3. SMS VERİTABANI’mızda olan binlerce insana ÜCRETLİ SMS HATTI üzerinden SMS gönderiliyor,

4. Faaliyetlerimiz için lisanslı orijinal programlar satın alıyoruz,

5. Yurtdışında kiraladığımız server üzerinden PKK, IŞİD, EL KAİDE gibi terör örgütleri, SÖZDE SOYKIRIM gibi milli sorunlar konusunda on binlerce insana EMAIL MARKETING çalışması yapılıyor,

6. Resmi kurumlara ve diğer makamlara ÜCRETLİ FAKS sitesi üzerinden faks gönderiyoruz,

7. Paylaşımlarımızın sosyal medyada geniş kitlelere ulaşması için ÜCRETLİ RSS aboneliklerimiz var,

8. Yurt dışında bazı ücretli medya platformlarına abonelik bedeli ödüyoruz

9. Kullanılan bilgisayar, harici hard disk, USB, internet, kablolama gibi donanımsal ihtiyaçlarımızın güncellenmesi için her 3 ayda bir belirli bedel ödüyoruz,

10. Ve sair Genel Giderlerimiz var.

YURTSEVER grup olarak prensip gereği web sitemize reklam almadık, hiçbir zaman da almayacağız. Tabiri caize bu sitenin devamı için yeri ve zamanı gelirse üstümüzdeki ceketi satar yine devletimize milletimize hizmete devam ederiz. Bu grup bu ülkenin ihtiyaç duyduğu ARAŞTIRMA ve BİLGİ PAYLAŞMA HİZMETİNİ gören bir grup olarak kamu yararı sağlıyor. İleride ekonomik durumumuz iyileşirse o takdirde tüm ARAŞTIRMA SETLERİNİ de bedelsiz olarak dağıtacağız. Ancak şu anda duyarlı vatandaşlarımızın desteğine ihtiyaç duyuyoruz.

Çalışmalarımıza bağışçı olmak isteyenler aşağıdaki hesabımıza istedikleri tutar kadar EFT yapabilirler. Tüm bağışçılarımıza bağış miktarı gözetmeksizin yaptıkları bağış için grubumuzca TEŞEKKÜR BERATI gönderilecektir.

HESAP NO : ZİRAAT BANKASI HESAP NO : 0318-62940443-5001 /// İBAN NO :TR130001000318629404435001

Desteğiniz ve ilginiz için tüm yurtsever takipçilerimize teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.

Yusuf Özbek

İstihbarat Uzmanı

ÖZEL BÜRO GRUBU

TARİH : SEVR NE İDİ, LOZAN NE GETİRDİ ???


KAYNAK : http://ankaenstitusu.com/sevr-ne-idi-lozan-ne-getirdi/

SEVR NE İDİ, LOZAN NE GETİRDİ ???

Kimisi Lozan’da kayıplarımız var diyerek şunu yazar:

“Sevr Anlaşması’nda parçalanan Anadolu topraklarının Lozan’da canlandığı yönünde analizler yapılsa da Osmanlı’nın imzalamak zorunda kaldığı Sevr’in maddelerinin Lozan’da yer alması dikkat çekiyor.”

Kimisi de Sevr gösterilerek Lozan’ın imzalatıldığını, yani ölümü gösterip sıtmaya razı ettiklerini iddia ediyor. İngilizlerin “Müslümanları İslâm’dan uzaklaştırmak” için başvurdukları yollardan birinin Osmanlı’nın yerine laik Türk devletinin kurulması olduğunu savunur. Bunlar Sevr’e bakmadan Lozan Antlaşması’na saldırırlar. Çünkü Lozan Atatürk’e, Sevr Vahdettin’e ait. Dert Vahdettin’i aklayıp Atatürk’ü “batıcı, İslam düşmanı” göstererek laik cumhuriyet karşıtlığı yapmak. O halde durum böyle midir, 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması’nın maddelerini gösterelim. Sevr ile;

1) Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’a, Ceyhan-Antep-Urfa-Mardin-Cizre kent merkezleri Suriye’ye bırakılacak, İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacaktı.

2) İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlarda deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletlerin donanmalarını yardıma çağırabilecekti.

3) İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki yerlerde Kürdistan’a özerklik verilecek; 1 yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabileceklerdi.

4) İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı devleti egemenlik haklarının kullanımını 5 yıl süre ile Yunanistan’a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan’a katılması için halkoylaması yapılacaktı.

5) Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyeti’ni 88-93. maddeleriyle tanıyacaktı; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecekti. ABD Başkanı Wilson 22 Kasım 1920’de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a verdi.

6) Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecekti.

7) Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrımüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okullar ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı’nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecekti.

8) Osmanlı’nın askeri kuvveti 50.000 olacak, Türk donanması tasfiye edilecekti. Marmara Bölgesinde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecekti.

9) Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacaktı.

10) Osmanlı’nın mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye’nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecekti; ancak Türk maliyesi müttefikler arası mali komisyonun denetimine alınacaktı.

11) Osmanlı’nın 1914’de İttihat ve Terakki’nin tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak.

12) Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan iş bölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek; eski eserler kanunu çıkarılacaktı.

“Osmanlı’nın imzalamak zorunda kaldığı Sevr’in maddelerinin Lozan’da yer aldığı”nı iddia etmek aklı geçtik gözle bağdaşmıyor. Lozan’da bugünkü sınırımızdan Hatay hariç (Atatürk’ün çabasıyla 1939’da sınırlarımıza kattık) elde edilen toprak ile haritada görüleceği gibi Ankara çevresi ile sınırlandırılan Sevr’deki topraklar aynı mı!

Sevr’de siyasi, ekonomik, hukuki kapitülasyonlar artarak devam edecekti. Lozan’da ise kapitülasyonları kaldırdık.

Batı’nın dayattığı Sevr’i silahla yırtmak “batıcı, İslam düşmanı” yapmaz. Lozan ile “Müslümanları İslâm’dan uzaklaştırmak” hedefi yoktur. Aksine özgür bir vatanda kişi inancını rahatça yaşayabilir. Lozan sonrası camiler mi kapatıldı! İbadetler mi yasaklandı?

Hayır. Sorunları laik cumhuriyetin kurulmuş olması. Hedefledikleri şeriat devleti savunanların vatanı emperyalistlere peşkeş çektiğinden utanacaklarına, insanlara İslâm’dan uzaklaşmadan Müslümanlıklarını yaşayabilecekleri bağımsız bir vatan sağladıkları için Kuvvayi Milliyecilere ve Atatürk’e şükranlık beslemeleri gerekir.

RESEARCH DOCUMENT /// Top Secret Chernobyl : The Nuclear Disaster through the Eyes of the Soviet Politburo, KGB, and U.S. Intelligence


Top Secret Chernobyl : The Nuclear Disaster through the Eyes of the Soviet Politburo, KGB, and U.S. Intelligence

Memorial to Those who Saved the World, Chernobyl, Ukraine (Wikipedia)

Published: Aug 15, 2019

Briefing Book #681

Edited by Svetlana Savranskaya, Sarah Dunn, Brooke Lennox with Alla Yaroshinskaya

For more information, contact:
202-994-7000 or nsarchiv

Declassified documents detail highest-level reactions, cover-ups, critiques

Sources include Politburo notes, diaries, protocols never before translated into English

Part One of a Two-Volume Publication

Washington, D.C., August 15, 2019 – Documents from the highest levels of the Soviet Union, including notes, protocols and diaries of Politburo sessions in the immediate aftermath of the Chernobyl nuclear disaster in 1986, detail a sequence of cover-up, revelation, shock, mobilization, individual bravery, and bureaucratic turf battles in the Soviet reaction, according to the “Top Secret Chernobyl” e-book published today by the National Security Archive.

Key sources include protocols of the Politburo Operational Group on Chernobyl that were published in Russian by the journalist and former Supreme Soviet deputy Alla Yaroshinskaya in 1992. The posting today begins with Yaroshinskaya’s essay (written exclusively for this publication) reviewing the Chernobyl story and her own efforts dating back to 1986 to document and expose the lies and the secrecy that surrounded the disaster.

Also included are excerpts from the diary of Politburo member Vitaly Vorotnikov, notes on Politburo sessions by Anatoly Chernyaev, and excerpts from rare “official working copies” of Politburo sessions that were published in Russian by former Rosarchiv director Rudolf Pikhoia in 2000. Today’s publication also contains declassified reactions from the U.S. State Department’s intelligence bureau, the CIA, and the National Security Council’s Jack Matlock, as well as reporting from the Ukrainian KGB.

“Top Secret Chernobyl” is the first part of a two-volume documentary publication, taking the Chernobyl story through July 1986. The second part will include Soviet military reporting on the radiation contamination, the process of “liquidation” of the consequences, and more foreign reactions to the disaster.

The documents published today complement a number of other important accounts of Chernobyl. The author Adam Higginbotham, whose book Midnight in Chernobyl (2019) illuminates the tragedy with quotations from his hundreds of interviews, also relied on a trove of Soviet-era documents collected by the Ukrainian National Chernobyl Museum in Kiev. In April 2019, Higginbotham published an extremely useful selection of these documents on the “Sources and Methods” blog of the History and Public Policy Program at the Woodrow Wilson International Center for Scholars. The Higginbotham documents particularly detail the reaction of the Kiev authorities, ranging from the Council of Ministers to the Ukrainian Communist Party Central Committee to the Ministry of Health to the Ukrainian Academy of Sciences.

Another richly documented account that begins with the trial of the Chernobyl plant operators in 1987 and analyzes the entire rise of the Soviet nuclear power industry is Sonja D. Schmid’s Producing Power (2015). Schmid dissects the various competing explanations for the Chernobyl disaster, including operator error, reactor design, and deficiencies in the Soviet system overall, and cites to more than 100 pages of notes on sources. A more popularized and novelistic treatment may be found in Serhii Plokhy’s account, Chernobyl: A History of a Nuclear Catastrophe (2018).

Deception on the Scale of Chernobyl

By Alla Yaroshinskaya

In my journalistic archive are stored pounds of secret Chernobyl documents from the Central Committee of the Communist Party of the Soviet Union (CC CPSU) and the Soviet government. The tens of thousands of deaths of liquidators and victims of the catastrophe and the loss of health and quality of life for the nine million people who still survive in the affected areas paid for them.

It is known that from the very beginning of everything, the nuclear accident at the Chernobyl nuclear power plant (NPP) was completely classified, and the communist regime repeated its deceitful mantra: “Nothing threatens peoples’ health.” (I write about this in detail in my nonfiction books.) I managed to fight my way to the most secret Kremlin documents only in 1991, when I was elected a People’s Deputy of the USSR from the city of Zhytomyr, which is 86 miles from Chernobyl. After the military coup in the USSR in August of 1991 and the ban of the Communist Party, the transfer of its archives began and the deputies finally received the secret protocols of the operative group of the Politburo of the CC CPSU on the accident at the Chernobyl NPS.

One of the December days in 1991, when the USSR was already in the process of self-destruction and the parliament living out its last months, I went over to the building of the Supreme Soviet (the parliament) and saw the deputies’ archives being loaded into cars. And suddenly it dawned on me: now the secret Chernobyl protocols will be carried off, even though we, the deputies, have not even had the time to read them yet! I decided to immediately make copies of them. However, the ‘veto’ in the only deputies’ copy center was imposed by a certain Vladimir Pronin from the secret sector of the Armed Forces of the USSR. This was a shock: the special services were watching all of the deputies’ actions! I dropped in on the head of the special units of the Secretariat of the Armed Forces of the USSR Anatoly Burko, and explained that I had the right. He calmly uttered: in order to get the authorization to copy documents, I must address the organization that classified them. Let me remind you that it was after the August coup of 1991. The President of Russia Boris Yeltsin had already banned the CPSU, and some members of its politburo were contemplating life in KGB cells.

I decided to go to the newspaper ‘Izvestia’, where I found the coveted Xerox. (In 1991 in the USSR, Xerox copying machines were still inaccessible not only to ordinary citizens, but, as one can see, to members of parliament.) On my return to my deputy’s office, I put the originals back in the safe and thought: in this country everything is so unsteady, and if the communists end up in power again tomorrow, what will become of my family? I opened the safe again, took out the first protocol from there—the original—and put the copy in its place.

When I began to read the secret documents, I saw that the deception around the catastrophe turned out to be just as vast as the catastrophe itself. And the main deadly isotope leaking out the Chernobyl reactor was not Cesium-37, but ‘Deception-86.’ As it follows from the documents, the first meeting of the Politburo group was held on April 29, 1986. A flood of reports on the hospitalization of the public comes, starting on May 4th.

“Secret. Protocol No. 7. May 6, 1986. Present: members of the Politburo of the CC CPSU Comrades N.I. Ryzhkov, E.K. Ligachev, V.I. Vorotnikov, V.L. Chebrikov, the Secretary of the CC CPSU A.N. Yakovlev… (…) as of 09:00 hours on May 6th, the total number of the hospitalized amounted to 3,454 people…the number stricken with radiation sickness amounted to 367 people.” According to the protocols, the number of the sick is growing every day. The count is already in the thousands.

“Secret. Protocol No. 12. May 12, 1986. (…) There are 10,198 people under in-patient examination and treatment, of which 345 people have symptoms of radiation sickness.”

After more than ten thousand of the radiation-exposed turned up in hospital beds their general discharge suddenly began. It seems the worse the radiation spread, the healthier the Soviet people grew.

And here is the solution of sudden, miraculous ‘healing.’

“Secret. Protocol No. 9. May 8, 1986. (…) The Ministry of Health of the USSR approved new standards of permissible levels of exposure of the population to radioactive irradiation, surpassing the former by 10 times. In special cases, it is possible to increase these standards to levels exceeding the previous by 50 times. [Author’s Note- !]”

The Kremlin went to great lengths to hide the scale of the radiation debacle. Not two months after the evacuation of people from the ‘black’ zone—as the 30—kilometer zone was termed in the secret letters of the Secretary of the Central Committee of the Communist Party of Ukraine Vladimir Shcherbitsky—the authorities hastily began the reverse process: re-evacuation! “Secret. Protocol No. 29. (…) June 23, 1986. The conclusion about the possibility of the return of children and pregnant women to the areas where the radiation levels fall within the limits of 2 to 5 mR/hr. 1. Allow the re-evacuation (return) of children and pregnant women to all residential areas where the combined calculated dose will not exceed 10 rem for the first year (237 residential areas in total)”, and there “where the calculated doses of radiation exposure (without the restriction of the consumption of contaminated foods) surpasses 10 rem,—from October 1, 1986…(174 residential areas)… Israel, Burenkov, Aleksandrov.” This is despite the fact that a month earlier the head of the State Committee for Hydrometeorology Yuri Israel reported: “Areas with radiation levels higher than 5 mR/hr (…) are recognized as dangerous for people to live in. In areas with radiation levels of less than 5 mR/hr it is critical to introduce strict control for radioactive food, especially milk.”

It is interesting to compare with the secret “Report of the head of the Chemical Corps of the Ministry Defense of the USSR V. Pikalov at a meeting of the CC CPSU on June 15, 1987.”: “…in the ‘red’ forest, because of the turn-down and the conservation of the forest, the radiation levels are lowered from 5 Roentgen/hr to 7.5 mR/hr, which surpasses admissible values by 15 times.” ‘Red’ was the name of the forest close to the NPP, which had been killed by a nuclear blast. It turns out that pregnant women and children were re-evacuated nearly to the ‘red’ forest! Isn’t this criminal? (One of the authors of the idea of returning children and pregnant women to the danger zone—Yuri Israel—was subsequently awarded the Order of Lenin “for Chernobyl.”)

Secret recipes from the Politburo on the use of radioactive meat and milk are undoubtedly one of the strongest parts of the Kremlin-Chernobyl bestseller. “Secret. Protocol No. 32. August 22, 1986. (…) Paragraph 10: “Consider it expedient to store meat with an elevated level of radioactive contaminant in the government reserve, in storage, as well as subject for purchase in the current year.”

“Top Secret. Resolution of the Politburo of the CC CPSU on May 8, 1986. Comrade V.S. Murakhovsky’s report. (…) Secretary of the CC CPSU M.S. Gorbachev. (…) In the course of slaughtering large cattle and pigs, it is established that washing the animals with water and also the removal of their lymph nodes results in obtaining meat suitable for consumption.” It is interesting, what did they do with the ‘removed lymph nodes’? Indeed, they also could have been put on Soviet schoolchildren’s doughnuts!

“Secret. Attachment to paragraph 10 of Protocol No. 32. (…) At present, there are around 10 thousand tons of meat with contamination levels of radioactive materials from 1.1*10-7 Ci/kg to 1.0*10-g Ci/kg in storage in fridges of the meat industry in a number of regions, in August to December of this year it is expected that another 30 thousand tons of such meat will enter into production.” And then comes the recommendation: “…disperse the meat contaminated with radioactive material around the country as much as possible, and use it for the production of sausage products, canned goods, and manufactured meat products at a ratio of one to 10 with normal meat.”

The following is how the Deputy Prosecutor-General of the USSR V.I. Andreyev answered my official inquiry 5 years after the accident: “…in the period of 1986 to 1989, in the specified zones 47,500 tons of meat and 2 million tons of milk over the limit of the level of contamination were produced….These circumstances put around 75 million people in dangerous living conditions (Author’s Note- !)… and created the conditions for increased mortality, the increase in the number of malignant tumors, the increase of the number of deformities, hereditary and somatic medical problems, and a change in the population’s capacity for work.

… Only 1.5 million people (as well as 160,000 children under the age of 7 ) at the time of the accident were living in the zone of the largest contamination with iodine-131, those with irradiation exposure of the thyroid gland at 30 rem composed 87% of adults and 48% of children, at 11% and 35%, respectively, at 30 to 100 rem, and 2% of adults and 17% of children were at upwards of 100 rem.” An exposure to radiation of 100 rem guarantees cancer.

The Union collapsed. Even in Bulgaria criminal proceedings took place for those who had lied to the people about the radiation. And we did not have those who were guilty in the Chernobyl outrages under the party bosses, who called “to intensify propaganda efforts aimed at the exposure of false fabrications of the bourgeois information and intelligence agencies about the events at the Chernobyl NPP,” nor under democracies—sovereign public prosecutors still keep a deathlike silence.

Alla Yaroshinskaya

Writer, author of nonfiction books about Chernobyl
Former Peoples’ Deputy of the USSR
Former Adviser to the President of the Russian Federation Boris Yeltsin

Translated by Sarah Dunn for the National Security Archive.

Read the documents

Document 1

Excerpt from Vitaly Vorotnikov Diary

1986-04-26

Source: Vorotnikov, V.I. A eto bylo tak: Iz dnevnika chlena PB TsK KPSS (Moscow, Soyuz Veteranov Knigoizdaniya: SIMAR, 1995)

Member of the Politburo Vitaly Vorotnikov writes in his diary about the first information Politburo members received regarding the accident at the Chernobyl NPS (Nuclear Power Station). According to Vladimir Dolgikh, the Central Committee Secretary in charge of heavy industry and energy production who received information from Station Director Viktor Bryukhanov, the fire was extinguished and the reactor was not damaged. In the morning the leadership formed a State Commission headed by Boris Shcherbina, which departed for Chernobyl later in the day.

Document 2

USSR Ministry of Energy, "Regarding the Accident at Reactor No. 4 of the Chernobyl Nuclear Power Plant," Urgent Report to the CC CPSU Politburo

1986-04-26

Source: Russian State Archive of Contemporary History, Fond 89

The first official report of the accident to the Politburo misrepresents the situation completely. According to the report from the Ministry of Energy, the fire was extinguished by 3:30 a.m. and the reactor core was being cooled down. The report states that according to Ministry of Health representatives, “adoption of special measures, including evacuating the population from the city, is unnecessary.”

Document 3

Excerpt from Vitaly Vorotnikov Diary

1986-04-27

Source: Vorotnikov, V.I. A eto bylo tak: Iz dnevnika chlena PB TsK KPSS (Moscow, Soyuz Veteranov Knigoizdaniya: SIMAR, 1995)

A brief note from Vitaly Vorotnikov’s diary shows a reassessment of the situation by Moscow. According to new information, the accident was much more severe that thought earlier. The decision is made to evacuate the town of Pripyat.

Document 4

Extraordinary Session of the CC CPSU Politburo

1986-04-28

Source: Archive of the President of the Russian Federation (APRF), Record of Session of the CC CPSU Politburo, 28 April 1986, working copy, published in Rudolph Pikhoia, Sovetskii Soyuz: Istoriya Vlasti, 1945-1991 (Novosibirsk: Sibirskii Khronograph, 2000), pp. 429-432.

Excerpts from this amazing document are available to us thanks to the extraordinary work by the first Director of the Russian state archival agency (Rosarchiv), Rudolph Pikhoia, who published them in his book on the history of the Soviet government. Almost all of the “working copies” of Politburo sessions are still secret in the Russian Presidential Archive. These excerpts provide a practically verbatim account of the first discussion of the Chernobyl accident by the full Politburo.

Document 5

CC CPSU Politburo Session (from Vitaly Vorotnikov Diary)

1986-04-29

Source: Vorotnikov, V.I. A eto bylo tak: Iz dnevnika chlena PB TsK KPSS (Moscow, Soyuz Veteranov Knigoizdaniya: SIMAR, 1995)

These brief notes from a Politburo session contain only snippets of what was said, but they convey the sense of utter shock among the Soviet leadership. Dolgikh reports: “The situation at the NPS is catastrophic. The reactor is practically destroyed. There is an active expulsion of graphite …” The Politburo approves urgent measures to deal with the fire and contamination and forms the Politburo Operational Group on Chernobyl.

Document 6

CC CPSU Politburo Operational Group Session Protocol #1

1986-04-29

Source: Alla Yaroshinskaya “Chernobyl: Sovershenno Sekretno (Moscow: Drugie Berega, 1992)

This is the first of many protocols created by the Politburo Operational Group. These protocols, and all the granular details of how the Soviet leadership dealt with the accident day-by-day, are available to scholars and citizens due to the courage and decisiveness of a brave Russian journalist and subsequently member of the first democratically elected Supreme Soviet, Alla Yaroshinskaya, who published these protocols after the August 1991 coup in Moscow. The Politburo Operational Group on Chernobyl was staffed by some of the most powerful and experienced leaders in the USSR. The first protocol reviews necessary measures to combat the damage done by the explosion in energy block 4. Among those measures are assignments to accurately measure radiation, evacuate citizens from Pripyat, and deploy chemical troops and other emergency management services.

Document 7

CC CPSU Politburo Operational Group Session Protocol #2

1986-04-30

Source: Alla Yaroshinskaya “Chernobyl: Sovershenno Sekretno (Moscow: Drugie Berega, 1992)

This protocol of the second session of the Politburo Operational Group Chernobyl focuses on tasking representatives of government agencies with various emergency management duties. The tasks delineated in this protocol include management of radiation levels in the European territories of the USSR, cleanup by the Ministry of Defense, and monitoring of international students studying in Ukraine at the time of the accident. Chief of General Staff Marshal Sergey Akhromeyev reports on the Soviet military’s efforts to contain the fire and clean the most radioactive parts of the accident site. He states that the remote control equipment (which failed practically immediately because of high levels of radioactivity and had to be replaced with “biorobots”—Soviet soldiers) has arrived and tells the Group that the brigade of chemical troops will be formed and deployed by May 4.

Document 8

Ukrainian KGB Intelligence Report on students studying abroad during the Chernobyl accident.

1986-04-30

Source: Bashan, Oleg, Burchak, Vladimir, and Gennady Boryak. Chernobilsky Dossier KGB. (Academic Council Institute of History of Ukraine, 2019).

This Ukrainian KGB intelligence report reviews discussions in Kiev among international students about the Chernobyl explosion. It uses information collected undercover to monitor the level of panic among students. The report quotes students mainly from the Middle East who discuss various rumors about the cause of the accident—that it was political revenge, punishment for Communists, or karma. In conclusion, Major Komarevich reports that his informers were instructed to identify and locate those who were spreading these panicked rumors.

Document 9

INR Information Memorandum from Morton Abramowitz to the Secretary of State: Estimate of Fatalities at Chernobyl Reactor Accident. Secret.

1986-05-02

Source: Obtained through FOIA

This memo reviews early Soviet information and information received through U.S. intelligence and speculates about the number of fatalities on the day of the explosion. The authors conclude that “the entire intelligence community believes that the fatality figure of two is preposterous.” Intelligence analysis estimates the number of people in the immediate vicinity of the reactor at the time of the accident to be around 100. It is emphasized that this is purely speculation as inside details are unknown. In fact, the number of people on the night shift was minimal and actual fatalities did total two on the first day of the accident. The memo notes images of fire trucks and other personnel in the area, but those were dispatched to the reactor after the accident. No immediate evacuation followed.

Document 10

Draft Collective European Statement on Chernobyl Implications

1986-05-06

Source: Obtained through FOIA from the Central Intelligence Agency

This statement comes from the leaders of seven industrialized European countries and expresses sympathy and offers aid to the USSR and the town of Pripyat. It goes on to discuss the increased global use of nuclear energy and requests information from the USSR on the cause of the explosion so that the other nuclear countries can avoid such an accident. The authors further encourage an expansion of International Atomic Energy Agency guidelines on sharing information.

Document 11

National Security Council Jack Matlock Memo on Strategy for US-Soviet Relations

1986-05-07

Source: Ronald Reagan Presidential Library

In a memo from NSC staffer Jack Matlock to National Security Advisor John Poindexter, Matlock outlines what he calls the Soviet “public propaganda campaign on arms control,” and Gorbachev’s seeming preference for public proposals over private negotiations with Reagan (reference to his January plan for elimination of nuclear weapons), and the Soviet handling of Chernobyl. Matlock describes the Soviet response to the Chernobyl disaster as a “PR fiasco,” and predicts that it will make the Soviets “testy.” He cautions that the issue of Chernobyl and the Soviet failures should not be excessively exploited as it might backfire with the European publics and could also drive Gorbachev into a corner in terms of further negotiations. At the same time, Matlock believes that “there are ways we can capitalize on this indirectly.” He predicts correctly that one could expect “an upsurge in generalized anti-nuclear sentiments, unless we act rapidly to lead public opinion.” Matlock also outlines a “notional” proposal for the elimination of nuclear weapons clearly responding to Gorbachev’s proposal of January 1986.

Document 12

Letter from Science Editor Vladimir Gubarev to the CC CPSU About His Trip to Chernobyl

1986-05-10

Source: Source: Russian State Archive of Contemporary History, Fond 89, opis 53, delo 6.

IIn this secret letter to the Central Committee, Gubarev shares his observations and recommendations. His main criticism is about the lack of information, the level of secrecy, and the degree of incompetency that led to unnecessary human losses, especially among the fire-fighters. He notes that “the situation with radiation in the city [of Pripyat] was clear within an hour.” And yet, “no planned emergency evacuation measures existed: people did not know what to do.” He criticizes military officers who wanted to show off their bravery and appeared near the reactor wearing regular uniforms. Gubarev compares standards and regulations in the Ministry of Defense and Ministry of Energy and finds the latter ones much weaker. He notes the complete paralysis of local authorities who were unable to do anything without orders from Moscow. Gubarev recommends that the central leadership should move quickly to award several liquidators who “don’t have long to live,” in particular Major L. Telyatnikov, Lieutenants V. Pravik, and V. Kibenkov, with the rank of Hero of the Soviet Union and take priority care of other people working on eliminating the consequences of the explosion.

Document 13

Minutes of CC CPSU Politburo Session (Anatoly S. Chernyaev notes)

1986-06-05

Source: Archive of the Gorbachev Foundation, Fond 2, opis 6

In these notes from a Politburo session, Chernyaev mainly records Gorbachev’s interventions. The General Secretary calls for individual responsibility of every agency in eliminating the consequences of the accident and emphasizes “the social sphere,” meaning taking care of the people who are working on decontamination and those who were evacuated from the area. He also insists on informing the West and the socialist countries, especially because they are using the same reactors supplied by the USSR. Gorbachev is also thinking about the connection between Chernobyl and the threat that nuclear weapons represent: “One or two accidents like this and we would get it worse than from a total nuclear war.”

Document 14

Session of the CC CPSU Politburo

1986-07-03

Source: Source: Archive of the President of the Russian Federation (APRF), Record of Session of the CC CPSU Politburo, 3 July 1986, working copy, published in Rudolph Pikhoia, Sovetskii Soyuz: Istoriya Vlasti, 1945-1991 (Novosibirsk: Sibirskii Khronograph, 2000), pp. 434-437

These excerpts from the official working copy of Politburo sessions were published by Rudolph Pikhoia. They present a fascinating account of a rare “fight” at the Politburo, where representatives of various agencies were trying to shift the blame onto one another and protect their turf. Gorbachev blasts the nuclear industry leadership and academic scientists for making the wrong decisions, especially regarding placing nuclear power stations close to cities as if they had not been considered and approved by the party leadership and the Politburo itself.

Document 15

Minutes of CC CPSU Politburo Session (Anatoly S. Chernyaev notes)

1986-07-03

Source: Archive of the Gorbachev Foundation, Fond 2, opis 6

Chernyaev’s notes from the same Politburo session as Document 14 are less detailed than those made by official stenographers, but they capture the heated emotional atmosphere of the meeting and they cover the entire Chernobyl discussion. Chernyaev’s notes reveal the central leadership’s obsession with presenting a proper image of the Soviet system to the West, especially in how it is dealing with the Chernobyl accident. The Politburo is aware that the failures in addressing the accident will serve as judgment on the vitality of the system. At the end of the session Gorbachev gives sweeping instructions on removing several ministers and lower-level officials for failure to prevent and deal with the consequences of the accident. He also sharply criticizes scientists for their independence and lack of party oversight of the institutes.

DUYURU : İZNİMİZ VE BİLGİMİZ OLMADAN “ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU” ADINI KULLANAN TAKLİTÇİ SİTELERİ VE SOSYAL MEDYA HESAPLARINI İFŞA EDİYORUZ.


Değerli Yurtseverler,

“ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU” TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK GÜVENLİK VE İSTİHBARAT GRUBU OLDUĞU İÇİN GEREK WHATSAPP ÜZERİNDE GEREKSE TELEGRAM GİBİ DİĞER PLATFORMLARDA VE İNTERNET SİTESİ OLARAK VEYA SOSYAL MEDYADA ÇOK SAYIDA TAKLİTÇİMİZ TÜREDİ. MALUM !! BAŞARI HER ZAMAN TAKLİTÇİ YARATIR. AMA TAKLİT TAKLİTTİR. BU ÇAKMA HESAPLARI VE SİTELERİ TESPİT ETTİĞİMİZDE 01.01.2011 TARİHİNDEN BERİ SİTEMİZDE İFŞA EDİYORUZ.

Değerli Yurtseverler,

SİTEDE VERİLMİŞ OLAN TÜM LİNKLER "ORİJİNAL LİNK"LERDİR. YANİ ÖZEL BÜRO GRUBU ADINI TAŞIYAN BİR SİTE VEYA HESAP GÖRDÜĞÜNÜZDE www.ozelburoistihbarat.com VEYA www.mit.ist SİTESİNE BAĞLANMIYORSA KESİNLİKLE TAKLİTÇİ BİR HESAPTIR.

TARAFIMIZA BİLGİ VERMENİZ HALİNDE GEREKLİ YASAL İŞLEM BAŞLATILACAK VE BU TAKLİTÇİ HESAPLAR/SİTELER SİTEMİZDE İFŞA EDİLECEKTİR.

ÖNEMLE HATIRLATIRIZ !!!

TAKLİTÇİ HESAPLARIN/SİTELERİN GRUBUMUZLA HİÇ BİR ŞEKİLDE BİR BAĞI YADA BAĞLANTISI YOKTUR.

DOLAYISI İLE 3. KİŞİLERİN YANİ ZİYARETÇİLERİN BU TAKLİTÇİ HESAPLAR/SİTELERDEN DOLAYI BİR ZARARA UĞRAMASI HALİNDE GRUBUMUZ HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL ETMEZ.

BİZ BU KONUDA 01.01.2011 TARİHİNDEN İTİBAREN BLOGLARIMIZDA, SİTEMİZDE VE SOSYAL MEDYADA GEREKLİ UYARILARI YAPIYORUZ. BU NEDENLE “BENİM BİLGİM YOKTU” YADA “HABERİM OLMADI” GİBİ MAZERETLER DE KABUL EDİLMEYECEKTİR.

TAKLİTÇİ SİTELER VEYA HESAPLARDAN DOLAYI ZARARA UĞRAMANIZ HALİNDE İLGİLİ SİBER SUÇLAR ŞUBESİNE MÜRACAATTA BULUNABİLİRSİNİZ.

Ayrıca ÖZEL BÜRO GRUBU Siber, Hacking ve Bilişim konularında herhangi bir eğitim vermemektedir.

Yaptığımız araştırmada internet üzerinde gerek web sitesi, gerek blog gerekse sosyal medya hesaplarından bazılarının illegal olarak ÖZEL BÜRO GRUBU adını kullandığı tespit edilmiş ve bu site ve hesaplarla ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Sizler de eğer internette ÖZEL BÜRO GRUBU adını kullanarak SİBER & HACK eğitimi verdiğini iddia eden yada grubumuzun adını kullanarak sair amaçlar için faaliyet gösterdiğini söyleyen sitelerle yada sosyal medya hesapları ile karşılaşırsanız Savcılığa suç duyurusunda bulunabilmemiz için lütfen tarafımıza bilgi verin. Altını çizerek tekraren belirtiriz, ÖZEL BÜRO GRUBU’nun şu anda bulunduğunuz site dışında sadece www.mit.ist sitesi üzerinde hak sahipliği vardır. Sahibi olduğu bu iki site dışında başka bir web sitesi (WordPress blogları haricinde) yoktur. Lütfen taklitçi site ve hesaplara karşı dikkatli olunuz. Maddi veya manevi olarak oluşacak zararlardan ÖZEL BÜRO GRUBU sorumlu olmayacaktır. İlanen tekrar duyururuz.

ÖRNEK VERMEMİZ GEREKİRSE

  1. https://twitter.com/apoist GRUP BASIN SÖZCÜMÜZÜN İSMİ ÜZERİNDEN ALINAN TAKLİTÇİ TWITTER HESABI
  2. https://twitter.com/erkutersoy02 GRUP BASIN SÖZCÜMÜZÜN İSMİ ÜZERİNDEN ALINAN TAKLİTÇİ TWITTER HESABI
  3. https://twitter.com/ErkutErsoy3 GRUP BASIN SÖZCÜMÜZÜN İSMİ ÜZERİNDEN ALINAN TAKLİTÇİ TWITTER HESABI
  4. https://twitter.com/tc_buro GİBİ ÖZEL BÜRO ADINI KULLANAN HESAPLAR TAMAMİYLE TAKLİTÇİ YASA DIŞI HESAPLARDIR. BU HESAPLAR İÇİN CUMHURİYET SAVCILIĞINA BİLGİ VERİLDİ. HUKUKEN GEREĞİ YAPILACAK.
  5. https://twitter.com/ozelburoist BU HESABA BAĞLI atabeyler1.blogspot.com ADLI BLOG GİBİ ÖZEL BÜRO ADINI KULLANAN HESAPLAR TAMAMİYLE TAKLİTÇİ YASA DIŞI HESAPLARDIR. BU HESAPLAR İÇİN CUMHURİYET SAVCILIĞINA BİLGİ VERİLDİ. HUKUKEN GEREĞİ YAPILACAK.
  6. https://twitter.com/Ozelburolar GİBİ TWITTER PORTALINDA ÖZEL BÜRO ADINI KULLANAN HESAPLAR TAMAMİYLE TAKLİTÇİ YASA DIŞI HESAPLARDIR. BU HESAPLAR İÇİN CUMHURİYET SAVCILIĞINA BİLGİ VERİLDİ. HUKUKEN GEREĞİ YAPILACAK.
  7. https://tr-tr.facebook.com/OzelBuro/ GİBİ FACEBOOK PORTALINDA ÖZEL BÜRO ADINI KULLANAN HESAPLAR TAMAMİYLE TAKLİTÇİ YASA DIŞI HESAPLARDIR. BU HESAPLAR İÇİN CUMHURİYET SAVCILIĞINA BİLGİ VERİLDİ. HUKUKEN GEREĞİ YAPILACAK.

01.01.2011

NOT : HENÜZ KAPSAMLI BİR TARAMA YAPMADIK AMA YAPARSAK DAHA ÇOK SAYIDA TAKLİTÇİ SİTEYE VE HESABA ULAŞABİLECEĞİMİZİ TAHMİN EDİYORUZ. BU SİTE VE HESAPLARA İTİBAR ETMEYİNİZ. HERHANGİ BİR ŞEKİLDE DİYALOG KURMAYINIZ VE İLETİŞİME GEÇMEYİNİZ. AKSİ HALİNDE MADDİ/MANEVİ ZARARA UĞRAYABİLİRSİNİZ. BU UYARIMIZ WEB SİTEMİZDE, SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZDA VE BLOGLARIMIZDA DA YAYINLANMIŞTIR. DOLAYISI İLE OLUŞABİLECEK BİR ZARARDAN GRUBUMUZ SORUMLU OLMAYACAKTIR. TEKRAR İLANEN DUYURURUZ !