DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NA KATALOG SUÇLAR HAKKINDA 7/24 BİLGİ VEREBİLİRSİNİZ !!!! (REVİZE)


Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU kamu yararı gözeten sivil bir açık istihbarat ve yurtsever platformudur.

Bugüne kadar resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz 2,011 adet ihbar ve bilgi notu (2001-2019 tarihleri arası) bunun en bariz ispatıdır.

Rakamı abartılı bulan Basın mensupları olursa lütfen tarafımıza bilgi versinler, hemen onlara resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz bilgi ve ihbar notlarının yazılı çıktısını ve resmi güvenlik ve istihbarat kurumu yetkilileri ile yapılan telefon görüşmelerinin ses kayıtlarının bir kopyasını sunabiliriz. Biz de abartma, mübalağa, yalan beyan olmaz. Bizler TATLISU milliyetçisi değiliz. Sadece iyi günde değil ülkemizin en kötü günlerinde bile (Allah yaşatmasın !) görevini kelle koltukta, gözleri odakta, elleri tetikte, can siperane yapan sahici YURTSEVERLERİZ. Allahtan başka korkumuz olmaz. Gözümüzün gördüğü, elimizin ulaştığı her yere menzil, engel demeden ulaşırız. İmkansız lafının biz de yeri yoktur. İmkansızı başarmak bizim işimizdir ve görevimizi de Ata’nın bize verdiği emanete sahip çıkarak layıkı ile yapıyoruz, ömrümüz yettiğince emanetine sahip çıkacağız. Bizler maaşlı profesyoneller yada paralı muhbirler değiliz. Görevimizin kutsallığı bizim için herşeyden önde gelir. Devlet büyüklerimizden bir beklentimiz de yok. Ricamız, sadece yapmış olduğumuz faaliyetlerde hukuksal yada bürokratik engel çıkarılmamasıdır. Başka bir talebimiz yoktur.

Aşağıda yer alan KATALOG suçlar hakkında bize yada aşağıda ihbar linkleri bulunan RESMİ GÜVENLİK KURUMLARIMIZA her konuda ihbar gönderebilirsiniz.

· Terör Örgütleri hakkında,

· Çocuk Pornografisi hakkında,

· Organize Suç Örgütleri (Mafya Örgütlenmeleri) hakkında,

· Uyuşturucu Ticareti (Narkotik) hakkında,

· Atatürk’e yönelik nefret suçları hakkında,

· Bilişim Suçları hakkında,

· Hayvan ve Değerli Eşya Kaçakçılığı, Silah Ticareti, Tarihi Eser Kaçakçılığı hakkında,

· Ya da bizzat gördüğünüz, şahit olduğunuz suç konusunda her zaman bilgi verebilirsiniz.

İstediğiniz takdirde kimliğiniz gizli tutulacaktır. Ancak ihbarınızın ASILSIZ çıkması halinde TÜRK CEZA KANUNU’nun ilgili maddesince hakkınızda yasal işlem başlatılır. Bu nedenle ihbar göndermeden önce vereceğiniz bilginin teyid edilmiş olduğuna ve kesin doğru bilgi içerdiğine emin olunuz ve buna göre bilgi veriniz.

İlgili kurumlara bilgi vermek isterseniz;

EMNİYET İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 155

Link : https://www.egm.gov.tr/sayfalar/ihbar.aspx

JANDARMA İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 156

Link : https://vatandas.jandarma.gov.tr/156IHBAR/form/frm156GD.aspx

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI LİNK

Link : https://www.mit.gov.tr/katkiniz.html

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’ndan AİLELER İÇİN Narkotik Suçları Dosyası ve Uyuşturucu Bağımlısı olan aile fertleri için ÖNERİLER

BAĞIMLILIK NEDİR ?

Bağımlılık, kişinin zarar görmesine rağmen madde kullanımına devam etmesi, kullandığı maddeyi uzun süre bırakamaması, sürekli madde arayışı içinde olması, kullandığı maddeyi giderek arttırması ile karakterize edilen bir tablodur (Ögel, Taner ve Yılmazçetin, 2003).

Bağımlılık karar verme süreçlerine bağlı bir durumdur. Bireyin yaşamındaki ilişkiler, yaşam düzenlemeleri ve sağlığına ilişkin kararları ve seçimleriyle ilgilidir. Seçimler ve yaşam biçimi ise bireyin ailesinden başlayarak zamanla içinde bulunduğu çevrelerden etkilenme yaşantılarına dayanmaktadır.

Madde kullanımının sağlık, suç, yargı, sosyal refah, eğitim, güvenlik, ulaşım, ülke içinde ve ülkeler arası ticaret için bir dizi doğurguları vardır. Bu tür maddelerin kullanımı sadece gençlerin bireysel yaşamını olumsuz etkilemekle kalmaz, toplumu da etkiler. Cinayetlerin %60’ı, saldırıların %40’ı, tecavüzlerin %33’ü alkol kullanımı ile ilgilidir. Madde kullanımının fizyolojik etkileri algılamada, gerçeklik değerlendirmede sorun yaratmaktadır. Çünkü merkezi sinir sistemini ve diğer organları etkiler (Korkut, 2007).

BAĞIMLILIK YAPICI MADDE İSE,

Beyin işlevlerini ve tüm bedensel yapıları etkileyerek, zamanla organ sistemlerinde kalıcı değişikliklere yol açan, ruhsal ve davranışsal sorunlar oluşturan, yaşam için gerekli olmayan doğal ya da yapay sahte iyi oluş hali ortaya çıkaran maddelerdir.

AMATEM’e göre, yasal olan ya da olmayan, uyarıcı ya da uyuşturucu niteliği olan, bağımlılık yapan maddelerin tümüne “uyuşturucu madde” denilmektedir.

“Madde Kullanımı/Bağımlılığı” dendiğinde uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle birlikte tütün ve alkol ürünleri de kapsanmaktadır. Tütün ürünleri ve alkolün ortalama düzeyde kullanımı bile ciddi kişisel ve sosyal sonuçlara yol açabilir.

BAĞIMLI BİREY; ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAYBEDER

İnsan var oluşundan itibaren hep özgürlüğünü kazanma uğruna mücadeleler vermiştir, hala da vermektedir. Özgürlük, herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumudur. Dolayısıyla, herhangi bir maddeye bağımlı olan insanın özgür olamaz.

KENDİNE OLAN GÜVENİ ZAYIFLAR

Maddenin neler yaptığını bağımlı olan kişi çok iyi bildiği için, maddenin yoksunluk anında örneğin kas sistemlerini kontrol edemeyeceği için tuvaletini tutamaz, tuvaletini tutamayan bir insanın kendine güvenmesinden de söz edilemez. Ya da madde bulabilmek için istemediği şeyleri yapmak zorunda kalır; kendi kararlarıyla değil, başkalarının yönlendirmeleriyle yaşayan kişinin de kendine güveninden söz etmek olanaksızdır.

KENDİNİ KONTROL ALTINDA TUTAMAZ

Maddeye karşı gösterilecek irade kullanmak ya da kullanmamakla ilgilidir. Kullandıktan sonra merkezi sinir sistemi bozulduğu için insanın sağlıklı hareketlerde bulunması zaten beklenemez. Maddenin etkisindeyken kendisi dahil, etrafına zararlı bir insan haline gelebilir.

İDEALLERİNİ KAYBEDER

İnsan; “ HAYATTAN NE BEKLİYORSUN?” sorusuna birden fazla cevaplar verir. Eğer veremiyorsa sorun var demektir, bu sorunların en önemlisi de bağımlılıktır. Bağımlı olan kişiler bu soruya genel olarak; "HİÇ" cevabını vermektedirler. Bu cevap da ideallerin kalmadığını göstermektedir.

İNSANİ İLKELERİ YOK OLMAYA BAŞLAR

Bağımlı kişi, maddenin etkisinde bir yaşam sürdürmeye başladığı ve maddenin denetiminde hareket ettiği için, yaşamla ilgili sorumluluklarını yerine getiremez.

Maddeyi kullanmak başlı başına bir suçtur, ayrıca madde beraberinde de diğer suçları getirmektedir.

Bağımlı kişi: Maddeyi alabilmek için, önce mevcut parasını bitirir. Parasını bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar, yani yakınındaki insanları soyar, günü kurtarma adına hırsızlık yapmaya başlar, parasını maddeye yatırır. Fuhuş yaparak, bu yolla kazanılan parayı maddeye harcar. Ayrıca insanlar bağımlı yapılarak, madde karşılığında zorla fuhşa zorlanırlar, ve en önemlisi; Narkotik Atasözü: "HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICI ADAYIDIR!" Bu ne demek? Her içici para bulma uğruna etrafındaki insanı maddeyle tanıştırır. Maddeyle yeni tanışan bu insanın başka bir yerden satın alma imkânı yoktur. Böylece uyuşturucu satıcıları için yeni bir para kaynağı oluşturulmuş olur.

Bağımlılık yapıcı maddelerden korunma

Önleme çalışmalarında bireyi madde kullanımına başlamadan bilinçlendirmek öncelikli hedeftir. Birincil önleme çalışmaları olarak tanımlanan bu yaklaşımda eğitim yolu ile, madde kullanımının engellenmesine çalışılmaktadır.

En iyi korunma yolu HİÇ BAŞLAMAMAKTIR…

Bir şekilde başlanmışsa;

KURTULMAK MÜMKÜNDÜR !

Madde kullanımı ve bağımlılığı bir sağlık sorunu olmakla birlikte tedavisi mümkün bir hastalıktır. Kişi ilgili hastanede tedavisini olup sağlıklı bir birey olarak kendi yaşam alanına geri dönebilir. Bunun için mutlaka tıbbi yardım ve uzman desteği gerekmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonraki süreç oldukça hassastır. Kişi kendisini madde kullanımına iten ortamlardan ve arkadaş çevresinden uzaklaşmalı, yaşamında anlamlı ve önemli olan kişiler, etkinlikler ve yaşantılarla iç içe olmalıdır. Aksi takdirde tekrar madde kullanım ihtimali oldukça yüksektir.

HUKUKİ BOYUT

Madde bağımlılığı içerisine girmiş insanlar bu bataktan çıkmak için bir fırsat yaratmakta çoğu zaman zorlanırlar. Bunun en büyük nedeni ise genellikle nereye ve nasılbaşvurabileceklerini bilmemeleridir. Herhangi bir sağlık kuruluşuna tedavi amaçlı başvurmaya ya da yetkililerden yardım istemeye, kanunla ters düşüp cezalandırılma korkusuyla çekinmektedirler. Oysa ki Türk Ceza Kanunu’nda bu konuyla ilgili olarak Etkin Pişmanlık başlığı altında gerekli düzenlemeler mevcuttur.

MADDE 192.

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

Görüldüğü gibi, TCK`nın 192. maddesi özellikle madde kullanıp da bırakmak isteyen bağımlılara önemli bir adli kolaylık getirmektir.

ANNE ve BABALAR İÇİN

Genç bir nüfus yapısına sahip olan ülkemizde sigara, alkol ve uyuşturucu maddeleri Madde ile tanışma ve madde kullanım yaşının giderek düştüğü ve 12-17 yaş arası gençlerin risk altında olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu bakımdan gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması ve onlara sağlıklı yaşama bilincinin kazandırılmasında en büyük görev eğitim kurumlarına düşmekte, bu bağlamda okul, öğretmen, aile ve toplumun işbirliği daha da önem taşımaktadır.

Yaşamının temellerini oluşturma sürecinde gençler,

•Güvenli ve mutlu bir yaşam için gerekli davranışları bilmeli,

•Bütüncül sağlıkları için gerekliönlemleri alabilmeli,

•Bir sorunla karşılaştıklarında çözüm üretebilmelidir.

Anne ve Babalar;

Uyuşturucu madde kullanan çocuğu ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olunsanız bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar.

Erken teşhis için çocuğunuzda şu ölçütlere dikkat ediniz:

  1. Bitkinlik, dalgınlık, halsizlik
  2. Sinirlilik, saldırganlık, baş dönmesi
  3. Gözbebeklerinde büyüme ve sulanma
  4. Gözlerde kızarıklık, donuk bakışlar
  5. Burun akıntısı, kanama ve kızarıklık
  6. Kusma, iştahsızlık, aşırı kilo kaybı, yüz renginin solması
  7. Ağızda kuruma, vücutta kaşıntılar
  8. Canlılık, enerji artışı, uzun süre uyumama
  9. Sebepsiz gülmeler, ağlamalar
  10. Sık sık tuvalet ihtiyacı
  11. Şiddetli ağrı ve kramplar
  12. Duygusal çöküntü ve mutsuzluk
  13. Aşırı para harcama
  14. Suç işleme eğilimi ve saldırganlık
  15. Arkadaş çevresinin değişmesi
  16. Aile içi ilişkilerin zayıflaması
  17. Yalnız kalmayı tercih etmesi
  18. Derslere olan ilgisinin azalması
  19. Kendisinin veya evdeki değerli eşyaların nedensiz kaybolması

Bunların bazılarını çocuğunuzda gözlemlediyseniz,

HEMEN ENDİŞELENMEYİN !

  1. Çocuğunuz ya da bir yakınınız uyuşturucu/uyarıcı madde kullanıyor olabilir.
  2. Ancak, özellikle dikkat etmeniz gereken konular şunlardır:
  3. Paniğe kapılmadan durumu gözlemleyin
  4. Uzman bir hekimin bilgisine başvurun, yönlendirmeleri doğrultusunda hareket edin
  5. Çocuğunuzun arkadaş çevresini inceleyip, sorunun kaynağını belirlemeye çalışın
  6. Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayın, onu suçlamayın, sabırla dinleyin
  7. Çocuğunuza daha fazla zaman ayırın ve sevginizi ona gösterin
  8. Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip güçlendirmeye çalışın, eğer boşanmış çiftlerseniz çocuğunuza destek olmak için bir araya gelin
  9. Sosyal ve sportif etkinliklere katılımını teşvik edin
  10. Arkadaş seçiminde titiz davranması konusunda yol gösterici olun
  11. Söylediklerini ciddiye alın, kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun

Uyuşturucu Madde kullanan Gençler Üzerinde Yapılan Araştırma Sonuçlarına Göre Madde Kullanma Nedeni Olarak;

  1. Merak
  2. Arkadaş çevresi
  3. Fiziksel ve psikolojik sorunlar
  4. Sevgisizlik ve ilgisizlik, parçalanmış aileler
  5. Büyüklerine özenti
  6. Ailede veya yakın çevrede özdeşleşeceği kimsenin olmaması gibi etkenler sayılabilir.

Ayrıca; Uyuşturucu kullanan gençlerin ailelerindeki benzer bazı özellikler dikkate değerdir;

1-Parçalanmış boşanmış aileler

2-Anne ve babadan birinin kaybı

3- Aile içinde madde bağımlısı bireylerin bulunması

4- Aile içi iletişim eksikliği

5- Baskıcı ve ilgisiz aile ortamı

6- Aile içinde gencin model alabileceği birey/bireylerin bulunmaması

BAĞIMLILIKTA GENCE NASIL YAKLAŞMALI?

• Önyargılarınızdan sıyrılın

• Kişi maddenin etkisindeyse konuşma girişiminde bulunmayın

•Konuşmaya hazır ve sakin olduğunuzdakonuyu açın

• Etiketlemeler kullanmayın

• Kendinizi onun yerine koyun, düşünceve duygularını anlamaya çalışın

• Öğüt vermeyin

AİLEYE ÖNERİLER:

1-“Benim çocuğum asla yapmaz” demeyin.

2- Çocuğunuzun okulunu, okula giriş çıkış saatlerini, okulla ev arasındaki sürenin ne kadar olduğunu bilin ve takibini iyi yapın.

3- Özel eşyalarını özellikle cep telefonunu karıştırmayın, ancak cep telefonu ile kiminle konuştuğundan ve mesajlaştığından emin olun.

4-Çocuklarınızın kullandığı kelimelere dikkat edin. Örnek : chat, nick name, dalga dümen vs.

5-Çocuklarınıza her zaman sarılın ve sevginizi gösterebilen bir ebeveyn olun.

6- Evde bilgisayar ve internet kullanımının kurallarını en baştan koyun ve bu konuda kararlı olun. Kuralların uygulanması kuralların iyi anlatılması ile doğru orantılıdır.

7- Çocuğunuzun alkol kullanımı konusunda hoşgörülü olmayın. Hoşgörülü olmak demek madde kullanımı kapısını aralamak demektir.

8-Bağımlı bir çocuk sahibi olmamak için önce kendi bağımlılıklarınızın farkına varın ve onları ortadan kaldırmak için elinizden geleni yapın. Örnek : sigarayı bırakın.

9-Aile ortamınızda bir boşanma söz konusu ise böyle bir durumda sadece eşinizden boşanın, anne ve babalıktan boşanmayın.

10-Çocuklarınızı koşulsuz sevgiyle sevdiğinizi hissettirin. Unutmayın ki yarının geleceği olan çocuklarımız geleceğimizin teminatıdır ve bizim çocuklarımızdır.

BAŞVURU MERKEZLERİ

Tedavi alanında ülkemizde alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri (AMATEM) aşağıdaki tabloda verilmiştir. Belirtilen telefonlardan randevu alınabilmektedir.

Adana

Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 322 324 70 10

Ankara

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği

0 312 395 95 95

Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 310 33 33

Ankara

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 202 44 44

Antalya

AMBAUM (AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ)

0 242 249 62 73

Denizli

Denizli Devlet Hastanesi

0 258 265 34 30

Diyarbakır

Diyarbakır Devlet Hastanesi

0 412 228 54 30

Elazığ

Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 424 218 17 05

İstanbul

Bakırköy Prof.Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÇEMATEM

0 212 543 65 65

İstanbul

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi

0 212 414 20 20

İstanbul

Özel Balıklı Rum Hastanesi

0 212 547 16 00

İstanbul

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (AMATEM)

0 216 444 06 20

İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 412 12 12

İzmir

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 444 13 43

İzmir

Egebam(EGE ÜNİVERSİTESİ)

0 232 363 48 99

İzmir

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

0 232 243 32 08

Kayseri

Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AMATEM)

0 352 336 88 84

Manisa

Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 236 234 63 63

Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 362 435 60 60

SOYKIRIMLAR & KATLİAMLAR DOSYASI /// Ercan Caner : Türkiye’nin Süryani Soykırımı İslamcı Bir Suçtu


Ercan Caner : Türkiye’nin Süryani Soykırımı İslamcı Bir Suçtu

E-POSTA : ercancaner

Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir. Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri (2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO deneyimlerine sahiptir.

03 Mart 2018

Türkiye’nin Süryani Soykırımı İslamcı Bir Suçtu

Kanlı zulmün başlamasından yüz yıl sonra bir soykırım sonunda tanınacak mı?

Geride bıraktığımız yüzyılda insanlık ailesi üç tane büyük ve görülmemiş trajedi yaşamıştır. Bu trajedilerden, büyük ölçüde yirminci yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilen birincisi, ilk Hristiyan ulus olan siz Ermenilerin yanı sıra Katolik ve Ortodoks Suriyelileri, Süryanileri, Keldanileri ve Yunanlıları vurmuştur. Piskoposlar, rahipler, din adamları ve kadınlar, yetişkinler ve savunmasız çocuklar ve sakatlar dahi katledilmiştir. Papa Francis, 12 Nisan 2015.

Yazar: Mardean Isaac, Tablet, 8 Ocak 2018

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 3 Mart 2018

Yüzyıldan biraz daha fazla bir zaman önce, içinde bulunduğumuz hafta, Türk ve Kürt birlikleri Süryani halkın antik çağlardan beri yaşamakta olduğu toprakları işgal etmeye ve onları katletmeye başladılar. Sadece katliam 1915 ile 1923 yılları arasında vuku bulmuş, 300,000 Süryani öldürülmüş ve çok sayıda kadın kaçırılmıştır.

Joseph Yacoub tarafından kaleme alınan, 2014 yılında Fransızca olarak yayımlanan ve 2016 yılında İngilizceye çevrilen ‘‘Kılıcın Yılı: Süryani Hristiyan Soykırımı’’ adlı kitap, soykırımı oluşturan olayların tarihsel akış içinde anlatıldığı en kolay bulunabilen kitap olmasının yanı sıra, soykırım olarak nitelendirilen olayların da kapsamlı bir incelemesini sunmaktadır. Lyon Katolik Üniversitesi siyasi bilimler bölümünden emekli olan Profesör Yacoub kitabında, soykırım faillerinin ve tanık olanların söylediklerini, kaynaklara dayandırarak anlatmaktadır. Olayların özünü yansıtmanın yanı sıra dikkatli bir şekilde analiz de eden ‘‘Kılıcın Yılı: Süryani Hristiyan Soykırımı’’ adlı kitap, neler olup bittiğinin kapsamlı ve derinliğine öğrenilmesi için gereklidir.

Süryani soykırımı her ne kadar ayrı olsa da aynı dönemde yaşanan Ermeni ve Yunan soykırımlarını da içine alan bir programın parçasıdır. Amaç, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu topraklarda, bölgedeki üç Hristiyan toplumunun varlığını sonlandırmaktır. Soykırım politikaları güçlü milliyetçi ideoloji veya geleneklerin bir uzantısı değildir. Türk milliyetçiliği, genellikle Orta Asya’da bir yerlere yerleştirilen, ırksal orijinlerine atavist bir anlam ihtiyacı ile Küçük Asya’yı zapt etme ve bir araya getirme ihtiyacını uyumlaştırmak için sürekli bir mücadele içinde olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti ise bunun aksine, yeni ortaya çıkan Türk devletinin bölgesel sınırlarına uygulanan şiddetli cihat üzerine kurulmuştur. Türkiye’nin İslamlaşması, onun ulusal hâkimiyetini kurma faaliyetlerinden ayrılamaz.

Yacoub kitabında, yıkılmak üzere olan Osmanlı halifeliğinde, Sultan Hamid II (1876-1909) yönetimindeki iktidarın acımasız bir şekilde merkezileştirilmesi ve onun ayağını kaydıran ve imparatorluğu soykırım devrine sürükleyen Genç Türklerin milliyetçiliği gibi konulara da değinerek, soykırımdan onlarca yıl öncesindeki siyasi gelişmeleri de anlatmaktadır. Kitabın arka planı tümevarımsal çıkarsamalardan ziyade işin özünü yansıtmayı hedeflemektedir. Yacoub’un ana odak noktası, öldürme eylemlerinin detaylandırılmasıdır.

Çölü geçen Süryaniler.

Süryani soykırımındaki yöntemler kitlesel cinayet ve yağmanın yanı sıra kızların ırzına geçilmesi ve kaçırılmasıdır. Günümüzde İran topraklarında bulunan Urmiye kentinin Alman-Amerikan Papazı Hristiyan Pfander; Kürtlerin köylerde ele geçirdikleri herkesi öldürdüğünü yazmıştır. Fransız misyoner ve yazar Hyacinth Simon ise, Süryanilerin baltalarla öldürüldüğünü ve nehirlere atıldığını veya yarı infaz edilmiş durumda güneşin acımasızlığına terk edildiklerini dile getirmiştir. Bir Kürt; topraklarının Hristiyan köpeklerin mezarı olamayacak kadar temiz olduğunu ifade etmiştir. Papazlar inanılmaz işkence yöntemlerine maruz kalmışlar, bir papazın kafa derisi yüzüldükten sonra kafası kesilmiş, bir papaz ise kuru inek tezek yığınına bağlanarak diri diri yakılmış ve bir başkası da dua etmesi için diz çöktürülerek bıçaklanmıştır.

Diyarbakır gibi kentlerde cinsel kölelik ‘‘kadınların bir Türk’ten diğerine geçmesi’’ anlamına gelmektedir. Urmiye ölüm tarlaları ve Hakkâri gibi daha uzak bölgelerde ise silahlı adamlar, bazen can vermekte olan kızların dahi ırzlarına geçmişlerdir. Urmiye kentindeki Amerikan Tıp Departmanı, 12 yaş üstündeki hiçbir kadın veya kızın (bazen daha genç) şiddetten kaçamadığını gözlemlemiştir. Kaçırılan bütün Süryani kız, kadın ve çocuklar, Türkler tarafından Müslüman yapıldığından, bunların sayısını tespit etmek, ölenlerin sayısını tespit etmekten çok daha zordur. Süryanilerin kitlesel olarak kaçırılmaları nüfuslarını azaltmış ve üreme ile çoğalma kapasitelerini yok ederek, fetheden Müslüman grupların büyüme ve yayılmalarına hizmet etmiştir.

Joseph Yacoub tarafından kaleme alınan Kılıcın Yılı adlı kitap

Yacoub’un soykırımın tanınmasında en kilit rol oynayan yasal dayanaklar olan, merkezi planlama ve yönetim kanıtlarına dikkat çekiyor olması, ‘‘Kılıcın Yılı: Süryani Hristiyan Soykırımı’’ adlı eserin en kuvvetli özelliklerinden biridir. Yacoub, yaygın şekilde gözlemlenen ve birbirini tekrar eden cinayet süreçlerini ifşa etmektedir. Ana unsurlar; erkeklerin bilinmeyen yerlere götürülmesi ve infaz öncesinde; Osmanlı devletinin fermanının ve infaz edenlerin eylemleri ve ölenlerin kaderleri hakkında sesiz kalınması için Kur’an üzerine yemin edilmesini bildiren emrinin yüksek sesle okunmasıdır. Yacoub, olayları gözlemleyen ve tanık olanların “Türk yetkililerin yaptıklarının, önceden tasarlanan, tanımlanan ve canice bir amacı olduğu” yolundaki ifadelerine dayanarak, soykırıma iten gücün dağlardan ziyade, başkentte olduğunu doğruladığını ileri sürmektedir.

Soykırıma potansiyel tepkilerin tartışılması haberlerin yayılmasına neden olmuştur. Yacoub, hayatta kalabilen Süryanilerin kaderlerinin belirlenmesinde yer alan kurumlar ve aktörler ağının haritasının oluşturulmasında mükemmel bir çalışma sergilemiştir.

Modern anlamda milli politik bir varlık olarak ortaya çıkmalarının hemen sonrasında Süryaniler, onları çevreleyen düşmanlıkların üstesinden, Batının desteği ile gelmek istemişlerdir. Süryaniler, her ne kadar coğrafi açıdan hâlâ Avrupa’da var olsa da yaygın Hristiyanlığın hızla yok olduğu ve Birinci Dünya Savaşı ile birlikte tamamen ortadan kaybolacağı gerçeği ile yüz yüze geldiler. Kılıcın Yılı adlı kitabın en etkili satırlarından bir tanesi, Süryani Aramice yazan Süryani yazarların vardığı şu ortak kanı olmuştur: ‘‘İstisnasız her yazar, iki Hristiyan ülke olan Almanya ve Avusturya’nın kendilerini Türkiye ile aynı tarafta bulmasından duydukları şoku ifade etmektedir.

Hayatta kalabilmek için IŞİD terör örgütü ile savaşan Iraklı Süryaniler. Foto: CNN

19’uncu yüzyılda Süryani dış politikası ve kurumsal girişimlerinin temelini oluşturan Batıdan bir Hristiyan birliği beklentisi, uluslararası topluma yapılan dua gibi bir yaklaşıma dönüşmüştür. 1919 yılındaki Paris Barış Konferansından günümüze kadar geçen sürede Süryaniler, Süryani davasının ahlaki meşruiyetinin sonunda ödüllendirileceği yönünde derin ve trajik bir inançla, batılı güçlere itiraz ve müracaatlar sistemi içinde sıkışmış kalmışlardır.

İslami Devletin 2014 yılında, Orta Doğu’da önemli Süryani demografik yoğunlaşmasının olduğu son yer olan Irak’taki Nineveh Ovasını işgal etmesi sonrasında ‘‘güvenli bir yer’’ ve ‘‘uluslararası koruma’’ çağrıları, Süryani hareket ve davasının esasını oluşturmuştur. Raphael Lemkin’in yeni soykırım sınıflandırmasını açık bir şekilde listelediği kurbanları ‘‘arasında Hristiyan Süryaniler de bulunmaktadır’’ uluslararası koruma nosyonu ile ilişkilendirmesi çok önemlidir. Ulus devlet anlayışı, tazminatı uluslararası kurumların ahlaki güç ve yasal düzenlemeleri ile halledilebilen, kendine has ya da şahsına münhasır bir kitlesel katliam olarak adlandırılan bir utanç yaratmıştır.

Soykırım sonrası kaynak ve devlet meşruiyetinin yokluğu, suçun failleri yararına olmak üzere, Süryanilerin soykırımın tanınması yönünde halen sürmekte olan başarısızlıklarına, bazı istisnalar hariç, katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte ABD Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Parlamentosu ve diğer organlar, İslami Devlet terör örgütü tarafından son zamanlarda işlenen suçları soykırım olarak tanımışlardır. Bu olayların soykırım olarak nitelendirilmesinde, faillerin niyeti üzerine odaklanılmış ve Hristiyanlar dahil bir kısım dini gruplardan oluşan kurbanların çektikleri acılar, olayların soykırım olarak tanımlanmasında kullanılmamıştır. Soykırımın tanınmasından sonra Süryanileri güçlendirecek belirgin herhangi bir tedbir alınmamıştır.

1914-15 yıllarındaki olaylarda maalesef Kürt halkı da İslamiyet adına açık bir şekilde kullanılmıştır diyerek; Süryani, Ermeni halklarından ve Ezidilerden özür dileyen Ahmet Türk. 17 Aralık 2014. Foto: Yeni Akit

Soykırım, yükünden arınmış bir gelecek için geçmişi temizlemeyi hedefler. Hakkâri’de saldırganlar bu emellerinde neredeyse tamamen başarılı olmuşlardır. Binlerce yıl Süryaniler tarafından sürekli yerleşim yeri olarak kullanılan Hakkâri, bugün, büyük oranda ıssız bir kent görünümündedir. Faillerin soyundan gelenler büyük oranda bilmiyor olsalar da 250 kadar harabe durumdaki Süryani kilise ve manastırı, bugün Avrupa’da yaşamakta olan oğullar ve kızlar tarafından gizlice hatırlanan bir soykırımın sessiz anıtlarıdırlar.

Yerel Kürtler, çoğu kez kimlik kartlarında neden bir Hristiyan büyük anne adı olduğu hususunda bilgi veya merak eksikliği olduğunu itiraf etmektedirler. Süryani kiliselerindeki taşlarda rastlanılan hazine kazı talimatlarının yer aldığı kafa karıştırıcı geleneksel haç figürleri, örtülmeye çalışılan geçmişin ortaya çıkarılmasını tetikleyen bir durum arz ederek kişisel servet için mezarların açılmasını teşvik eden bir kazı parodisi sergilemektedir.

Türkiye kendi topraklarında herhangi bir soykırım yapıldığını kabul etmemektedir. Myanmar’da Müslümanlara yapılan zulmü soykırım olarak niteleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2009 yılında yaptığı bir konuşmada, Müslümanların soykırım yapmasının imkânsız olduğunu ifade etmiştir.

Süryanilere yapılan zulüm sürdürülürken, soykırım, Milliyetçi Kürt liderler ve özellikle de liderlik tarafından, bağımsız bir Kürdistan devletine olan ihtiyaç vurgusunun arkasına itilmektedir. Yacoub kitabında Kürtlerin, bir asır önce Türk yetkililerin planlı ve iyi yönetilen Kürdistan’da ilan edilen kutsal savaş çağrısına, büyük bir hevesle olumlu yanıt verdiklerini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ancak, kurbanların günümüze yönelik iddiaların geçerliliğini kanıtlamak için kâğıt para gibi istiflendiği dünyanın bir bölümünde, Süryani soykırım mirasının, ona ev sahipliği yapan toprakların mülkiyeti gibi, hala karmaşa içinde olması hiç de şaşırtıcı değildir.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir ve yazar Mardean Isaac ve yayıncı kuruluşun görüşlerini yansıtmaktadır. Yazının çevrilmesi ve bu sitede yayınlanması, Sun Savunma Net ve çevirenin yazıda ifade edilen ve ileri sürülen görüşleri paylaştığı anlamına gelmemektedir.

Yazının çevrilmesindeki maksat; Ermeni Soykırımı iddiaları ile mücadele eden Türkiye’nin gelecekte önüne çıkarılması olası bir diğer soykırım iddiasını yetkililere hatırlatmak ve gerekli önlemler için bugünden harekete geçmelerini teşvik etmektir.

Birbirinden tamamen farklı iki olay: Solda Yahudi Soykırımı, sağda Ermeni Tehciri

Osmanlı tarihinin en tartışmalı konularından bir tanesi olan ve ‘‘Ermeni Katliamı, Ermeni Soykırımı, Ermeni Tehciri’’ gibi birçok isimle adlandırılan 1915 Olaylarını ‘‘soykırım’’ olarak tanıyan ülkeler arasında; Uruguay, Kıbrıs Rum Kesimi, Arjantin, Rusya Federasyonu, Kanada, Yunanistan, Lübnan, Belçika, İsveç, İtalya, Vatikan, Fransa, İsviçre, Slovakya, Hollanda, Venezuela, Litvanya, Polonya, Şili, Bolivya, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Brezilya, Suriye, Bulgaristan, Lüksemburg, Paraguay, Ermenistan ve Almanya bulunmaktadır. Bu ülkelerin yanı sıra bazı kurum, organizasyon ve parlamentolar (son olarak Hollanda Parlamentosu) da 1915 Olaylarını soykırım olarak tanımaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Doğu Perinçek kararına bakıldığında iki husus öne çıkmaktadır: AİHM verdiği kararda, parlamentoların mahkeme ve tarihçilerin görevlerini üstlenemeyeceklerini ve 1915 Olaylarının Yahudi Soykırımına benzemediğini ifade etmiştir. Bunun anlamı 1915 Olaylarının kesinlikle soykırım olmadığıdır.

ABD eski Başkanı Ronald Reagan’ın danışmanı Bruce Fein’in Ermeni soykırım iddialarıyla ilgili olarak: “Beyaz Saray araştırma yaptı, Ermenilerin iki milyon Müslüman Osmanlı’yı katlettiği ortaya çıktı. Ermeniler, kendi arşivlerini açmıyor, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor…” ifadelerini kullanmıştır.

ABD Başkanı Ronald Reagan’ın hukuk danışmanlığını yapan Bruce Fein, sözde Ermeni soykırımı iddialarının son derece asılsız olduğunu belirterek, Reagan’ın başkan olduğu 1981′de bu konunun Beyaz Saray tarafından araştırıldığını ve iddiaların asılsız olduğunun belgelendiğini söylemiştir.

Sözde Ermeni soykırımı iddiaları hakkında Bruce Fein’in açıklamaları: “Osmanlı İmparatorluğu’nun azınlıklara karşı “müthiş” sayılabilecek bir özen gösterdiği gerçeğini unutmamak gerekir. Azınlıklar, kendi dini özgürlüklerini ve hayatlarını son derece rahat bir şekilde sürdürdü. Ermeni terör çeteleri Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlıları öldürdü. Bu rakamın iki milyon civarında olduğu bir gerçek. Ermeni kayıplarının ise 500 bin civarında olduğu araştırmalarla kanıtlandı. Burada asıl önemli konu, Ermenilerin ihanetidir. Osmanlı da kendisini savundu. Özellikle ABD’de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük getiri sağlıyor. ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermenileri karşısına almak istemiyor. Ermeniler ısrarla kendi arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen getirimi kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak.”

DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NA KATALOG SUÇLAR HAKKINDA 7/24 BİLGİ VEREBİLİRSİNİZ !!!! (REVİZE)


Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU kamu yararı gözeten sivil bir açık istihbarat ve yurtsever platformudur.

Bugüne kadar resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz 2,011 adet ihbar ve bilgi notu (2001-2019 tarihleri arası) bunun en bariz ispatıdır.

Rakamı abartılı bulan Basın mensupları olursa lütfen tarafımıza bilgi versinler, hemen onlara resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz bilgi ve ihbar notlarının yazılı çıktısını ve resmi güvenlik ve istihbarat kurumu yetkilileri ile yapılan telefon görüşmelerinin ses kayıtlarının bir kopyasını sunabiliriz. Biz de abartma, mübalağa, yalan beyan olmaz. Bizler TATLISU milliyetçisi değiliz. Sadece iyi günde değil ülkemizin en kötü günlerinde bile (Allah yaşatmasın !) görevini kelle koltukta, gözleri odakta, elleri tetikte, can siperane yapan sahici YURTSEVERLERİZ. Allahtan başka korkumuz olmaz. Gözümüzün gördüğü, elimizin ulaştığı her yere menzil, engel demeden ulaşırız. İmkansız lafının biz de yeri yoktur. İmkansızı başarmak bizim işimizdir ve görevimizi de Ata’nın bize verdiği emanete sahip çıkarak layıkı ile yapıyoruz, ömrümüz yettiğince emanetine sahip çıkacağız. Bizler maaşlı profesyoneller yada paralı muhbirler değiliz. Görevimizin kutsallığı bizim için herşeyden önde gelir. Devlet büyüklerimizden bir beklentimiz de yok. Ricamız, sadece yapmış olduğumuz faaliyetlerde hukuksal yada bürokratik engel çıkarılmamasıdır. Başka bir talebimiz yoktur.

Aşağıda yer alan KATALOG suçlar hakkında bize yada aşağıda ihbar linkleri bulunan RESMİ GÜVENLİK KURUMLARIMIZA her konuda ihbar gönderebilirsiniz.

· Terör Örgütleri hakkında,

· Çocuk Pornografisi hakkında,

· Organize Suç Örgütleri (Mafya Örgütlenmeleri) hakkında,

· Uyuşturucu Ticareti (Narkotik) hakkında,

· Atatürk’e yönelik nefret suçları hakkında,

· Bilişim Suçları hakkında,

· Hayvan ve Değerli Eşya Kaçakçılığı, Silah Ticareti, Tarihi Eser Kaçakçılığı hakkında,

· Ya da bizzat gördüğünüz, şahit olduğunuz suç konusunda her zaman bilgi verebilirsiniz.

İstediğiniz takdirde kimliğiniz gizli tutulacaktır. Ancak ihbarınızın ASILSIZ çıkması halinde TÜRK CEZA KANUNU’nun ilgili maddesince hakkınızda yasal işlem başlatılır. Bu nedenle ihbar göndermeden önce vereceğiniz bilginin teyid edilmiş olduğuna ve kesin doğru bilgi içerdiğine emin olunuz ve buna göre bilgi veriniz.

İlgili kurumlara bilgi vermek isterseniz;

EMNİYET İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 155

Link : https://www.egm.gov.tr/sayfalar/ihbar.aspx

JANDARMA İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 156

Link : https://vatandas.jandarma.gov.tr/156IHBAR/form/frm156GD.aspx

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI LİNK

Link : https://www.mit.gov.tr/katkiniz.html

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’ndan AİLELER İÇİN Narkotik Suçları Dosyası ve Uyuşturucu Bağımlısı olan aile fertleri için ÖNERİLER

BAĞIMLILIK NEDİR ?

Bağımlılık, kişinin zarar görmesine rağmen madde kullanımına devam etmesi, kullandığı maddeyi uzun süre bırakamaması, sürekli madde arayışı içinde olması, kullandığı maddeyi giderek arttırması ile karakterize edilen bir tablodur (Ögel, Taner ve Yılmazçetin, 2003).

Bağımlılık karar verme süreçlerine bağlı bir durumdur. Bireyin yaşamındaki ilişkiler, yaşam düzenlemeleri ve sağlığına ilişkin kararları ve seçimleriyle ilgilidir. Seçimler ve yaşam biçimi ise bireyin ailesinden başlayarak zamanla içinde bulunduğu çevrelerden etkilenme yaşantılarına dayanmaktadır.

Madde kullanımının sağlık, suç, yargı, sosyal refah, eğitim, güvenlik, ulaşım, ülke içinde ve ülkeler arası ticaret için bir dizi doğurguları vardır. Bu tür maddelerin kullanımı sadece gençlerin bireysel yaşamını olumsuz etkilemekle kalmaz, toplumu da etkiler. Cinayetlerin %60’ı, saldırıların %40’ı, tecavüzlerin %33’ü alkol kullanımı ile ilgilidir. Madde kullanımının fizyolojik etkileri algılamada, gerçeklik değerlendirmede sorun yaratmaktadır. Çünkü merkezi sinir sistemini ve diğer organları etkiler (Korkut, 2007).

BAĞIMLILIK YAPICI MADDE İSE,

Beyin işlevlerini ve tüm bedensel yapıları etkileyerek, zamanla organ sistemlerinde kalıcı değişikliklere yol açan, ruhsal ve davranışsal sorunlar oluşturan, yaşam için gerekli olmayan doğal ya da yapay sahte iyi oluş hali ortaya çıkaran maddelerdir.

AMATEM’e göre, yasal olan ya da olmayan, uyarıcı ya da uyuşturucu niteliği olan, bağımlılık yapan maddelerin tümüne “uyuşturucu madde” denilmektedir.

“Madde Kullanımı/Bağımlılığı” dendiğinde uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle birlikte tütün ve alkol ürünleri de kapsanmaktadır. Tütün ürünleri ve alkolün ortalama düzeyde kullanımı bile ciddi kişisel ve sosyal sonuçlara yol açabilir.

BAĞIMLI BİREY; ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAYBEDER

İnsan var oluşundan itibaren hep özgürlüğünü kazanma uğruna mücadeleler vermiştir, hala da vermektedir. Özgürlük, herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumudur. Dolayısıyla, herhangi bir maddeye bağımlı olan insanın özgür olamaz.

KENDİNE OLAN GÜVENİ ZAYIFLAR

Maddenin neler yaptığını bağımlı olan kişi çok iyi bildiği için, maddenin yoksunluk anında örneğin kas sistemlerini kontrol edemeyeceği için tuvaletini tutamaz, tuvaletini tutamayan bir insanın kendine güvenmesinden de söz edilemez. Ya da madde bulabilmek için istemediği şeyleri yapmak zorunda kalır; kendi kararlarıyla değil, başkalarının yönlendirmeleriyle yaşayan kişinin de kendine güveninden söz etmek olanaksızdır.

KENDİNİ KONTROL ALTINDA TUTAMAZ

Maddeye karşı gösterilecek irade kullanmak ya da kullanmamakla ilgilidir. Kullandıktan sonra merkezi sinir sistemi bozulduğu için insanın sağlıklı hareketlerde bulunması zaten beklenemez. Maddenin etkisindeyken kendisi dahil, etrafına zararlı bir insan haline gelebilir.

İDEALLERİNİ KAYBEDER

İnsan; “ HAYATTAN NE BEKLİYORSUN?” sorusuna birden fazla cevaplar verir. Eğer veremiyorsa sorun var demektir, bu sorunların en önemlisi de bağımlılıktır. Bağımlı olan kişiler bu soruya genel olarak; "HİÇ" cevabını vermektedirler. Bu cevap da ideallerin kalmadığını göstermektedir.

İNSANİ İLKELERİ YOK OLMAYA BAŞLAR

Bağımlı kişi, maddenin etkisinde bir yaşam sürdürmeye başladığı ve maddenin denetiminde hareket ettiği için, yaşamla ilgili sorumluluklarını yerine getiremez.

Maddeyi kullanmak başlı başına bir suçtur, ayrıca madde beraberinde de diğer suçları getirmektedir.

Bağımlı kişi: Maddeyi alabilmek için, önce mevcut parasını bitirir. Parasını bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar, yani yakınındaki insanları soyar, günü kurtarma adına hırsızlık yapmaya başlar, parasını maddeye yatırır. Fuhuş yaparak, bu yolla kazanılan parayı maddeye harcar. Ayrıca insanlar bağımlı yapılarak, madde karşılığında zorla fuhşa zorlanırlar, ve en önemlisi; Narkotik Atasözü: "HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICI ADAYIDIR!" Bu ne demek? Her içici para bulma uğruna etrafındaki insanı maddeyle tanıştırır. Maddeyle yeni tanışan bu insanın başka bir yerden satın alma imkânı yoktur. Böylece uyuşturucu satıcıları için yeni bir para kaynağı oluşturulmuş olur.

Bağımlılık yapıcı maddelerden korunma

Önleme çalışmalarında bireyi madde kullanımına başlamadan bilinçlendirmek öncelikli hedeftir. Birincil önleme çalışmaları olarak tanımlanan bu yaklaşımda eğitim yolu ile, madde kullanımının engellenmesine çalışılmaktadır.

En iyi korunma yolu HİÇ BAŞLAMAMAKTIR…

Bir şekilde başlanmışsa;

KURTULMAK MÜMKÜNDÜR !

Madde kullanımı ve bağımlılığı bir sağlık sorunu olmakla birlikte tedavisi mümkün bir hastalıktır. Kişi ilgili hastanede tedavisini olup sağlıklı bir birey olarak kendi yaşam alanına geri dönebilir. Bunun için mutlaka tıbbi yardım ve uzman desteği gerekmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonraki süreç oldukça hassastır. Kişi kendisini madde kullanımına iten ortamlardan ve arkadaş çevresinden uzaklaşmalı, yaşamında anlamlı ve önemli olan kişiler, etkinlikler ve yaşantılarla iç içe olmalıdır. Aksi takdirde tekrar madde kullanım ihtimali oldukça yüksektir.

HUKUKİ BOYUT

Madde bağımlılığı içerisine girmiş insanlar bu bataktan çıkmak için bir fırsat yaratmakta çoğu zaman zorlanırlar. Bunun en büyük nedeni ise genellikle nereye ve nasılbaşvurabileceklerini bilmemeleridir. Herhangi bir sağlık kuruluşuna tedavi amaçlı başvurmaya ya da yetkililerden yardım istemeye, kanunla ters düşüp cezalandırılma korkusuyla çekinmektedirler. Oysa ki Türk Ceza Kanunu’nda bu konuyla ilgili olarak Etkin Pişmanlık başlığı altında gerekli düzenlemeler mevcuttur.

MADDE 192.

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

Görüldüğü gibi, TCK`nın 192. maddesi özellikle madde kullanıp da bırakmak isteyen bağımlılara önemli bir adli kolaylık getirmektir.

ANNE ve BABALAR İÇİN

Genç bir nüfus yapısına sahip olan ülkemizde sigara, alkol ve uyuşturucu maddeleri Madde ile tanışma ve madde kullanım yaşının giderek düştüğü ve 12-17 yaş arası gençlerin risk altında olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu bakımdan gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması ve onlara sağlıklı yaşama bilincinin kazandırılmasında en büyük görev eğitim kurumlarına düşmekte, bu bağlamda okul, öğretmen, aile ve toplumun işbirliği daha da önem taşımaktadır.

Yaşamının temellerini oluşturma sürecinde gençler,

•Güvenli ve mutlu bir yaşam için gerekli davranışları bilmeli,

•Bütüncül sağlıkları için gerekliönlemleri alabilmeli,

•Bir sorunla karşılaştıklarında çözüm üretebilmelidir.

Anne ve Babalar;

Uyuşturucu madde kullanan çocuğu ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olunsanız bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar.

Erken teşhis için çocuğunuzda şu ölçütlere dikkat ediniz:

  1. Bitkinlik, dalgınlık, halsizlik
  2. Sinirlilik, saldırganlık, baş dönmesi
  3. Gözbebeklerinde büyüme ve sulanma
  4. Gözlerde kızarıklık, donuk bakışlar
  5. Burun akıntısı, kanama ve kızarıklık
  6. Kusma, iştahsızlık, aşırı kilo kaybı, yüz renginin solması
  7. Ağızda kuruma, vücutta kaşıntılar
  8. Canlılık, enerji artışı, uzun süre uyumama
  9. Sebepsiz gülmeler, ağlamalar
  10. Sık sık tuvalet ihtiyacı
  11. Şiddetli ağrı ve kramplar
  12. Duygusal çöküntü ve mutsuzluk
  13. Aşırı para harcama
  14. Suç işleme eğilimi ve saldırganlık
  15. Arkadaş çevresinin değişmesi
  16. Aile içi ilişkilerin zayıflaması
  17. Yalnız kalmayı tercih etmesi
  18. Derslere olan ilgisinin azalması
  19. Kendisinin veya evdeki değerli eşyaların nedensiz kaybolması

Bunların bazılarını çocuğunuzda gözlemlediyseniz,

HEMEN ENDİŞELENMEYİN !

  1. Çocuğunuz ya da bir yakınınız uyuşturucu/uyarıcı madde kullanıyor olabilir.
  2. Ancak, özellikle dikkat etmeniz gereken konular şunlardır:
  3. Paniğe kapılmadan durumu gözlemleyin
  4. Uzman bir hekimin bilgisine başvurun, yönlendirmeleri doğrultusunda hareket edin
  5. Çocuğunuzun arkadaş çevresini inceleyip, sorunun kaynağını belirlemeye çalışın
  6. Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayın, onu suçlamayın, sabırla dinleyin
  7. Çocuğunuza daha fazla zaman ayırın ve sevginizi ona gösterin
  8. Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip güçlendirmeye çalışın, eğer boşanmış çiftlerseniz çocuğunuza destek olmak için bir araya gelin
  9. Sosyal ve sportif etkinliklere katılımını teşvik edin
  10. Arkadaş seçiminde titiz davranması konusunda yol gösterici olun
  11. Söylediklerini ciddiye alın, kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun

Uyuşturucu Madde kullanan Gençler Üzerinde Yapılan Araştırma Sonuçlarına Göre Madde Kullanma Nedeni Olarak;

  1. Merak
  2. Arkadaş çevresi
  3. Fiziksel ve psikolojik sorunlar
  4. Sevgisizlik ve ilgisizlik, parçalanmış aileler
  5. Büyüklerine özenti
  6. Ailede veya yakın çevrede özdeşleşeceği kimsenin olmaması gibi etkenler sayılabilir.

Ayrıca; Uyuşturucu kullanan gençlerin ailelerindeki benzer bazı özellikler dikkate değerdir;

1-Parçalanmış boşanmış aileler

2-Anne ve babadan birinin kaybı

3- Aile içinde madde bağımlısı bireylerin bulunması

4- Aile içi iletişim eksikliği

5- Baskıcı ve ilgisiz aile ortamı

6- Aile içinde gencin model alabileceği birey/bireylerin bulunmaması

BAĞIMLILIKTA GENCE NASIL YAKLAŞMALI?

• Önyargılarınızdan sıyrılın

• Kişi maddenin etkisindeyse konuşma girişiminde bulunmayın

•Konuşmaya hazır ve sakin olduğunuzdakonuyu açın

• Etiketlemeler kullanmayın

• Kendinizi onun yerine koyun, düşünceve duygularını anlamaya çalışın

• Öğüt vermeyin

AİLEYE ÖNERİLER:

1-“Benim çocuğum asla yapmaz” demeyin.

2- Çocuğunuzun okulunu, okula giriş çıkış saatlerini, okulla ev arasındaki sürenin ne kadar olduğunu bilin ve takibini iyi yapın.

3- Özel eşyalarını özellikle cep telefonunu karıştırmayın, ancak cep telefonu ile kiminle konuştuğundan ve mesajlaştığından emin olun.

4-Çocuklarınızın kullandığı kelimelere dikkat edin. Örnek : chat, nick name, dalga dümen vs.

5-Çocuklarınıza her zaman sarılın ve sevginizi gösterebilen bir ebeveyn olun.

6- Evde bilgisayar ve internet kullanımının kurallarını en baştan koyun ve bu konuda kararlı olun. Kuralların uygulanması kuralların iyi anlatılması ile doğru orantılıdır.

7- Çocuğunuzun alkol kullanımı konusunda hoşgörülü olmayın. Hoşgörülü olmak demek madde kullanımı kapısını aralamak demektir.

8-Bağımlı bir çocuk sahibi olmamak için önce kendi bağımlılıklarınızın farkına varın ve onları ortadan kaldırmak için elinizden geleni yapın. Örnek : sigarayı bırakın.

9-Aile ortamınızda bir boşanma söz konusu ise böyle bir durumda sadece eşinizden boşanın, anne ve babalıktan boşanmayın.

10-Çocuklarınızı koşulsuz sevgiyle sevdiğinizi hissettirin. Unutmayın ki yarının geleceği olan çocuklarımız geleceğimizin teminatıdır ve bizim çocuklarımızdır.

BAŞVURU MERKEZLERİ

Tedavi alanında ülkemizde alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri (AMATEM) aşağıdaki tabloda verilmiştir. Belirtilen telefonlardan randevu alınabilmektedir.

Adana

Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 322 324 70 10

Ankara

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği

0 312 395 95 95

Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 310 33 33

Ankara

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 202 44 44

Antalya

AMBAUM (AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ)

0 242 249 62 73

Denizli

Denizli Devlet Hastanesi

0 258 265 34 30

Diyarbakır

Diyarbakır Devlet Hastanesi

0 412 228 54 30

Elazığ

Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 424 218 17 05

İstanbul

Bakırköy Prof.Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÇEMATEM

0 212 543 65 65

İstanbul

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi

0 212 414 20 20

İstanbul

Özel Balıklı Rum Hastanesi

0 212 547 16 00

İstanbul

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (AMATEM)

0 216 444 06 20

İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 412 12 12

İzmir

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 444 13 43

İzmir

Egebam(EGE ÜNİVERSİTESİ)

0 232 363 48 99

İzmir

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

0 232 243 32 08

Kayseri

Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AMATEM)

0 352 336 88 84

Manisa

Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 236 234 63 63

Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 362 435 60 60

DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NA KATALOG SUÇLAR HAKKINDA 7/24 BİLGİ VEREBİLİRSİNİZ !!!! (REVİZE)


Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU kamu yararı gözeten sivil bir açık istihbarat ve yurtsever platformudur.

Bugüne kadar resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz 2,011 adet ihbar ve bilgi notu (2001-2019 tarihleri arası) bunun en bariz ispatıdır.

Rakamı abartılı bulan Basın mensupları olursa lütfen tarafımıza bilgi versinler, hemen onlara resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz bilgi ve ihbar notlarının yazılı çıktısını ve resmi güvenlik ve istihbarat kurumu yetkilileri ile yapılan telefon görüşmelerinin ses kayıtlarının bir kopyasını sunabiliriz. Biz de abartma, mübalağa, yalan beyan olmaz. Bizler TATLISU milliyetçisi değiliz. Sadece iyi günde değil ülkemizin en kötü günlerinde bile (Allah yaşatmasın !) görevini kelle koltukta, gözleri odakta, elleri tetikte, can siperane yapan sahici YURTSEVERLERİZ. Allahtan başka korkumuz olmaz. Gözümüzün gördüğü, elimizin ulaştığı her yere menzil, engel demeden ulaşırız. İmkansız lafının biz de yeri yoktur. İmkansızı başarmak bizim işimizdir ve görevimizi de Ata’nın bize verdiği emanete sahip çıkarak layıkı ile yapıyoruz, ömrümüz yettiğince emanetine sahip çıkacağız. Bizler maaşlı profesyoneller yada paralı muhbirler değiliz. Görevimizin kutsallığı bizim için herşeyden önde gelir. Devlet büyüklerimizden bir beklentimiz de yok. Ricamız, sadece yapmış olduğumuz faaliyetlerde hukuksal yada bürokratik engel çıkarılmamasıdır. Başka bir talebimiz yoktur.

Aşağıda yer alan KATALOG suçlar hakkında bize yada aşağıda ihbar linkleri bulunan RESMİ GÜVENLİK KURUMLARIMIZA her konuda ihbar gönderebilirsiniz.

· Terör Örgütleri hakkında,

· Çocuk Pornografisi hakkında,

· Organize Suç Örgütleri (Mafya Örgütlenmeleri) hakkında,

· Uyuşturucu Ticareti (Narkotik) hakkında,

· Atatürk’e yönelik nefret suçları hakkında,

· Bilişim Suçları hakkında,

· Hayvan ve Değerli Eşya Kaçakçılığı, Silah Ticareti, Tarihi Eser Kaçakçılığı hakkında,

· Ya da bizzat gördüğünüz, şahit olduğunuz suç konusunda her zaman bilgi verebilirsiniz.

İstediğiniz takdirde kimliğiniz gizli tutulacaktır. Ancak ihbarınızın ASILSIZ çıkması halinde TÜRK CEZA KANUNU’nun ilgili maddesince hakkınızda yasal işlem başlatılır. Bu nedenle ihbar göndermeden önce vereceğiniz bilginin teyid edilmiş olduğuna ve kesin doğru bilgi içerdiğine emin olunuz ve buna göre bilgi veriniz.

İlgili kurumlara bilgi vermek isterseniz;

EMNİYET İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 155

Link : https://www.egm.gov.tr/sayfalar/ihbar.aspx

JANDARMA İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 156

Link : https://vatandas.jandarma.gov.tr/156IHBAR/form/frm156GD.aspx

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI LİNK

Link : https://www.mit.gov.tr/katkiniz.html

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’ndan AİLELER İÇİN Narkotik Suçları Dosyası ve Uyuşturucu Bağımlısı olan aile fertleri için ÖNERİLER

BAĞIMLILIK NEDİR ?

Bağımlılık, kişinin zarar görmesine rağmen madde kullanımına devam etmesi, kullandığı maddeyi uzun süre bırakamaması, sürekli madde arayışı içinde olması, kullandığı maddeyi giderek arttırması ile karakterize edilen bir tablodur (Ögel, Taner ve Yılmazçetin, 2003).

Bağımlılık karar verme süreçlerine bağlı bir durumdur. Bireyin yaşamındaki ilişkiler, yaşam düzenlemeleri ve sağlığına ilişkin kararları ve seçimleriyle ilgilidir. Seçimler ve yaşam biçimi ise bireyin ailesinden başlayarak zamanla içinde bulunduğu çevrelerden etkilenme yaşantılarına dayanmaktadır.

Madde kullanımının sağlık, suç, yargı, sosyal refah, eğitim, güvenlik, ulaşım, ülke içinde ve ülkeler arası ticaret için bir dizi doğurguları vardır. Bu tür maddelerin kullanımı sadece gençlerin bireysel yaşamını olumsuz etkilemekle kalmaz, toplumu da etkiler. Cinayetlerin %60’ı, saldırıların %40’ı, tecavüzlerin %33’ü alkol kullanımı ile ilgilidir. Madde kullanımının fizyolojik etkileri algılamada, gerçeklik değerlendirmede sorun yaratmaktadır. Çünkü merkezi sinir sistemini ve diğer organları etkiler (Korkut, 2007).

BAĞIMLILIK YAPICI MADDE İSE,

Beyin işlevlerini ve tüm bedensel yapıları etkileyerek, zamanla organ sistemlerinde kalıcı değişikliklere yol açan, ruhsal ve davranışsal sorunlar oluşturan, yaşam için gerekli olmayan doğal ya da yapay sahte iyi oluş hali ortaya çıkaran maddelerdir.

AMATEM’e göre, yasal olan ya da olmayan, uyarıcı ya da uyuşturucu niteliği olan, bağımlılık yapan maddelerin tümüne “uyuşturucu madde” denilmektedir.

“Madde Kullanımı/Bağımlılığı” dendiğinde uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle birlikte tütün ve alkol ürünleri de kapsanmaktadır. Tütün ürünleri ve alkolün ortalama düzeyde kullanımı bile ciddi kişisel ve sosyal sonuçlara yol açabilir.

BAĞIMLI BİREY; ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAYBEDER

İnsan var oluşundan itibaren hep özgürlüğünü kazanma uğruna mücadeleler vermiştir, hala da vermektedir. Özgürlük, herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumudur. Dolayısıyla, herhangi bir maddeye bağımlı olan insanın özgür olamaz.

KENDİNE OLAN GÜVENİ ZAYIFLAR

Maddenin neler yaptığını bağımlı olan kişi çok iyi bildiği için, maddenin yoksunluk anında örneğin kas sistemlerini kontrol edemeyeceği için tuvaletini tutamaz, tuvaletini tutamayan bir insanın kendine güvenmesinden de söz edilemez. Ya da madde bulabilmek için istemediği şeyleri yapmak zorunda kalır; kendi kararlarıyla değil, başkalarının yönlendirmeleriyle yaşayan kişinin de kendine güveninden söz etmek olanaksızdır.

KENDİNİ KONTROL ALTINDA TUTAMAZ

Maddeye karşı gösterilecek irade kullanmak ya da kullanmamakla ilgilidir. Kullandıktan sonra merkezi sinir sistemi bozulduğu için insanın sağlıklı hareketlerde bulunması zaten beklenemez. Maddenin etkisindeyken kendisi dahil, etrafına zararlı bir insan haline gelebilir.

İDEALLERİNİ KAYBEDER

İnsan; “ HAYATTAN NE BEKLİYORSUN?” sorusuna birden fazla cevaplar verir. Eğer veremiyorsa sorun var demektir, bu sorunların en önemlisi de bağımlılıktır. Bağımlı olan kişiler bu soruya genel olarak; "HİÇ" cevabını vermektedirler. Bu cevap da ideallerin kalmadığını göstermektedir.

İNSANİ İLKELERİ YOK OLMAYA BAŞLAR

Bağımlı kişi, maddenin etkisinde bir yaşam sürdürmeye başladığı ve maddenin denetiminde hareket ettiği için, yaşamla ilgili sorumluluklarını yerine getiremez.

Maddeyi kullanmak başlı başına bir suçtur, ayrıca madde beraberinde de diğer suçları getirmektedir.

Bağımlı kişi: Maddeyi alabilmek için, önce mevcut parasını bitirir. Parasını bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar, yani yakınındaki insanları soyar, günü kurtarma adına hırsızlık yapmaya başlar, parasını maddeye yatırır. Fuhuş yaparak, bu yolla kazanılan parayı maddeye harcar. Ayrıca insanlar bağımlı yapılarak, madde karşılığında zorla fuhşa zorlanırlar, ve en önemlisi; Narkotik Atasözü: "HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICI ADAYIDIR!" Bu ne demek? Her içici para bulma uğruna etrafındaki insanı maddeyle tanıştırır. Maddeyle yeni tanışan bu insanın başka bir yerden satın alma imkânı yoktur. Böylece uyuşturucu satıcıları için yeni bir para kaynağı oluşturulmuş olur.

Bağımlılık yapıcı maddelerden korunma

Önleme çalışmalarında bireyi madde kullanımına başlamadan bilinçlendirmek öncelikli hedeftir. Birincil önleme çalışmaları olarak tanımlanan bu yaklaşımda eğitim yolu ile, madde kullanımının engellenmesine çalışılmaktadır.

En iyi korunma yolu HİÇ BAŞLAMAMAKTIR…

Bir şekilde başlanmışsa;

KURTULMAK MÜMKÜNDÜR !

Madde kullanımı ve bağımlılığı bir sağlık sorunu olmakla birlikte tedavisi mümkün bir hastalıktır. Kişi ilgili hastanede tedavisini olup sağlıklı bir birey olarak kendi yaşam alanına geri dönebilir. Bunun için mutlaka tıbbi yardım ve uzman desteği gerekmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonraki süreç oldukça hassastır. Kişi kendisini madde kullanımına iten ortamlardan ve arkadaş çevresinden uzaklaşmalı, yaşamında anlamlı ve önemli olan kişiler, etkinlikler ve yaşantılarla iç içe olmalıdır. Aksi takdirde tekrar madde kullanım ihtimali oldukça yüksektir.

HUKUKİ BOYUT

Madde bağımlılığı içerisine girmiş insanlar bu bataktan çıkmak için bir fırsat yaratmakta çoğu zaman zorlanırlar. Bunun en büyük nedeni ise genellikle nereye ve nasılbaşvurabileceklerini bilmemeleridir. Herhangi bir sağlık kuruluşuna tedavi amaçlı başvurmaya ya da yetkililerden yardım istemeye, kanunla ters düşüp cezalandırılma korkusuyla çekinmektedirler. Oysa ki Türk Ceza Kanunu’nda bu konuyla ilgili olarak Etkin Pişmanlık başlığı altında gerekli düzenlemeler mevcuttur.

MADDE 192.

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

Görüldüğü gibi, TCK`nın 192. maddesi özellikle madde kullanıp da bırakmak isteyen bağımlılara önemli bir adli kolaylık getirmektir.

ANNE ve BABALAR İÇİN

Genç bir nüfus yapısına sahip olan ülkemizde sigara, alkol ve uyuşturucu maddeleri Madde ile tanışma ve madde kullanım yaşının giderek düştüğü ve 12-17 yaş arası gençlerin risk altında olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu bakımdan gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması ve onlara sağlıklı yaşama bilincinin kazandırılmasında en büyük görev eğitim kurumlarına düşmekte, bu bağlamda okul, öğretmen, aile ve toplumun işbirliği daha da önem taşımaktadır.

Yaşamının temellerini oluşturma sürecinde gençler,

•Güvenli ve mutlu bir yaşam için gerekli davranışları bilmeli,

•Bütüncül sağlıkları için gerekliönlemleri alabilmeli,

•Bir sorunla karşılaştıklarında çözüm üretebilmelidir.

Anne ve Babalar;

Uyuşturucu madde kullanan çocuğu ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olunsanız bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar.

Erken teşhis için çocuğunuzda şu ölçütlere dikkat ediniz:

  1. Bitkinlik, dalgınlık, halsizlik
  2. Sinirlilik, saldırganlık, baş dönmesi
  3. Gözbebeklerinde büyüme ve sulanma
  4. Gözlerde kızarıklık, donuk bakışlar
  5. Burun akıntısı, kanama ve kızarıklık
  6. Kusma, iştahsızlık, aşırı kilo kaybı, yüz renginin solması
  7. Ağızda kuruma, vücutta kaşıntılar
  8. Canlılık, enerji artışı, uzun süre uyumama
  9. Sebepsiz gülmeler, ağlamalar
  10. Sık sık tuvalet ihtiyacı
  11. Şiddetli ağrı ve kramplar
  12. Duygusal çöküntü ve mutsuzluk
  13. Aşırı para harcama
  14. Suç işleme eğilimi ve saldırganlık
  15. Arkadaş çevresinin değişmesi
  16. Aile içi ilişkilerin zayıflaması
  17. Yalnız kalmayı tercih etmesi
  18. Derslere olan ilgisinin azalması
  19. Kendisinin veya evdeki değerli eşyaların nedensiz kaybolması

Bunların bazılarını çocuğunuzda gözlemlediyseniz,

HEMEN ENDİŞELENMEYİN !

  1. Çocuğunuz ya da bir yakınınız uyuşturucu/uyarıcı madde kullanıyor olabilir.
  2. Ancak, özellikle dikkat etmeniz gereken konular şunlardır:
  3. Paniğe kapılmadan durumu gözlemleyin
  4. Uzman bir hekimin bilgisine başvurun, yönlendirmeleri doğrultusunda hareket edin
  5. Çocuğunuzun arkadaş çevresini inceleyip, sorunun kaynağını belirlemeye çalışın
  6. Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayın, onu suçlamayın, sabırla dinleyin
  7. Çocuğunuza daha fazla zaman ayırın ve sevginizi ona gösterin
  8. Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip güçlendirmeye çalışın, eğer boşanmış çiftlerseniz çocuğunuza destek olmak için bir araya gelin
  9. Sosyal ve sportif etkinliklere katılımını teşvik edin
  10. Arkadaş seçiminde titiz davranması konusunda yol gösterici olun
  11. Söylediklerini ciddiye alın, kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun

Uyuşturucu Madde kullanan Gençler Üzerinde Yapılan Araştırma Sonuçlarına Göre Madde Kullanma Nedeni Olarak;

  1. Merak
  2. Arkadaş çevresi
  3. Fiziksel ve psikolojik sorunlar
  4. Sevgisizlik ve ilgisizlik, parçalanmış aileler
  5. Büyüklerine özenti
  6. Ailede veya yakın çevrede özdeşleşeceği kimsenin olmaması gibi etkenler sayılabilir.

Ayrıca; Uyuşturucu kullanan gençlerin ailelerindeki benzer bazı özellikler dikkate değerdir;

1-Parçalanmış boşanmış aileler

2-Anne ve babadan birinin kaybı

3- Aile içinde madde bağımlısı bireylerin bulunması

4- Aile içi iletişim eksikliği

5- Baskıcı ve ilgisiz aile ortamı

6- Aile içinde gencin model alabileceği birey/bireylerin bulunmaması

BAĞIMLILIKTA GENCE NASIL YAKLAŞMALI?

• Önyargılarınızdan sıyrılın

• Kişi maddenin etkisindeyse konuşma girişiminde bulunmayın

•Konuşmaya hazır ve sakin olduğunuzdakonuyu açın

• Etiketlemeler kullanmayın

• Kendinizi onun yerine koyun, düşünceve duygularını anlamaya çalışın

• Öğüt vermeyin

AİLEYE ÖNERİLER:

1-“Benim çocuğum asla yapmaz” demeyin.

2- Çocuğunuzun okulunu, okula giriş çıkış saatlerini, okulla ev arasındaki sürenin ne kadar olduğunu bilin ve takibini iyi yapın.

3- Özel eşyalarını özellikle cep telefonunu karıştırmayın, ancak cep telefonu ile kiminle konuştuğundan ve mesajlaştığından emin olun.

4-Çocuklarınızın kullandığı kelimelere dikkat edin. Örnek : chat, nick name, dalga dümen vs.

5-Çocuklarınıza her zaman sarılın ve sevginizi gösterebilen bir ebeveyn olun.

6- Evde bilgisayar ve internet kullanımının kurallarını en baştan koyun ve bu konuda kararlı olun. Kuralların uygulanması kuralların iyi anlatılması ile doğru orantılıdır.

7- Çocuğunuzun alkol kullanımı konusunda hoşgörülü olmayın. Hoşgörülü olmak demek madde kullanımı kapısını aralamak demektir.

8-Bağımlı bir çocuk sahibi olmamak için önce kendi bağımlılıklarınızın farkına varın ve onları ortadan kaldırmak için elinizden geleni yapın. Örnek : sigarayı bırakın.

9-Aile ortamınızda bir boşanma söz konusu ise böyle bir durumda sadece eşinizden boşanın, anne ve babalıktan boşanmayın.

10-Çocuklarınızı koşulsuz sevgiyle sevdiğinizi hissettirin. Unutmayın ki yarının geleceği olan çocuklarımız geleceğimizin teminatıdır ve bizim çocuklarımızdır.

BAŞVURU MERKEZLERİ

Tedavi alanında ülkemizde alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri (AMATEM) aşağıdaki tabloda verilmiştir. Belirtilen telefonlardan randevu alınabilmektedir.

Adana

Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 322 324 70 10

Ankara

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği

0 312 395 95 95

Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 310 33 33

Ankara

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 202 44 44

Antalya

AMBAUM (AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ)

0 242 249 62 73

Denizli

Denizli Devlet Hastanesi

0 258 265 34 30

Diyarbakır

Diyarbakır Devlet Hastanesi

0 412 228 54 30

Elazığ

Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 424 218 17 05

İstanbul

Bakırköy Prof.Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÇEMATEM

0 212 543 65 65

İstanbul

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi

0 212 414 20 20

İstanbul

Özel Balıklı Rum Hastanesi

0 212 547 16 00

İstanbul

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (AMATEM)

0 216 444 06 20

İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 412 12 12

İzmir

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 444 13 43

İzmir

Egebam(EGE ÜNİVERSİTESİ)

0 232 363 48 99

İzmir

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

0 232 243 32 08

Kayseri

Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AMATEM)

0 352 336 88 84

Manisa

Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 236 234 63 63

Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 362 435 60 60

DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NA KATALOG SUÇLAR HAKKINDA 7/24 BİLGİ VEREBİLİRSİNİZ !!!! (REVİZE)


Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU kamu yararı gözeten sivil bir açık istihbarat ve yurtsever platformudur.

Bugüne kadar resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz 2,011 adet ihbar ve bilgi notu (2001-2019 tarihleri arası) bunun en bariz ispatıdır.

Rakamı abartılı bulan Basın mensupları olursa lütfen tarafımıza bilgi versinler, hemen onlara resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz bilgi ve ihbar notlarının yazılı çıktısını ve resmi güvenlik ve istihbarat kurumu yetkilileri ile yapılan telefon görüşmelerinin ses kayıtlarının bir kopyasını sunabiliriz. Biz de abartma, mübalağa, yalan beyan olmaz. Bizler TATLISU milliyetçisi değiliz. Sadece iyi günde değil ülkemizin en kötü günlerinde bile (Allah yaşatmasın !) görevini kelle koltukta, gözleri odakta, elleri tetikte, can siperane yapan sahici YURTSEVERLERİZ. Allahtan başka korkumuz olmaz. Gözümüzün gördüğü, elimizin ulaştığı her yere menzil, engel demeden ulaşırız. İmkansız lafının biz de yeri yoktur. İmkansızı başarmak bizim işimizdir ve görevimizi de Ata’nın bize verdiği emanete sahip çıkarak layıkı ile yapıyoruz, ömrümüz yettiğince emanetine sahip çıkacağız. Bizler maaşlı profesyoneller yada paralı muhbirler değiliz. Görevimizin kutsallığı bizim için herşeyden önde gelir. Devlet büyüklerimizden bir beklentimiz de yok. Ricamız, sadece yapmış olduğumuz faaliyetlerde hukuksal yada bürokratik engel çıkarılmamasıdır. Başka bir talebimiz yoktur.

Aşağıda yer alan KATALOG suçlar hakkında bize yada aşağıda ihbar linkleri bulunan RESMİ GÜVENLİK KURUMLARIMIZA her konuda ihbar gönderebilirsiniz.

· Terör Örgütleri hakkında,

· Çocuk Pornografisi hakkında,

· Organize Suç Örgütleri (Mafya Örgütlenmeleri) hakkında,

· Uyuşturucu Ticareti (Narkotik) hakkında,

· Atatürk’e yönelik nefret suçları hakkında,

· Bilişim Suçları hakkında,

· Hayvan ve Değerli Eşya Kaçakçılığı, Silah Ticareti, Tarihi Eser Kaçakçılığı hakkında,

· Ya da bizzat gördüğünüz, şahit olduğunuz suç konusunda her zaman bilgi verebilirsiniz.

İstediğiniz takdirde kimliğiniz gizli tutulacaktır. Ancak ihbarınızın ASILSIZ çıkması halinde TÜRK CEZA KANUNU’nun ilgili maddesince hakkınızda yasal işlem başlatılır. Bu nedenle ihbar göndermeden önce vereceğiniz bilginin teyid edilmiş olduğuna ve kesin doğru bilgi içerdiğine emin olunuz ve buna göre bilgi veriniz.

İlgili kurumlara bilgi vermek isterseniz;

EMNİYET İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 155

Link : https://www.egm.gov.tr/sayfalar/ihbar.aspx

JANDARMA İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 156

Link : https://vatandas.jandarma.gov.tr/156IHBAR/form/frm156GD.aspx

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI LİNK

Link : https://www.mit.gov.tr/katkiniz.html

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’ndan AİLELER İÇİN Narkotik Suçları Dosyası ve Uyuşturucu Bağımlısı olan aile fertleri için ÖNERİLER

BAĞIMLILIK NEDİR ?

Bağımlılık, kişinin zarar görmesine rağmen madde kullanımına devam etmesi, kullandığı maddeyi uzun süre bırakamaması, sürekli madde arayışı içinde olması, kullandığı maddeyi giderek arttırması ile karakterize edilen bir tablodur (Ögel, Taner ve Yılmazçetin, 2003).

Bağımlılık karar verme süreçlerine bağlı bir durumdur. Bireyin yaşamındaki ilişkiler, yaşam düzenlemeleri ve sağlığına ilişkin kararları ve seçimleriyle ilgilidir. Seçimler ve yaşam biçimi ise bireyin ailesinden başlayarak zamanla içinde bulunduğu çevrelerden etkilenme yaşantılarına dayanmaktadır.

Madde kullanımının sağlık, suç, yargı, sosyal refah, eğitim, güvenlik, ulaşım, ülke içinde ve ülkeler arası ticaret için bir dizi doğurguları vardır. Bu tür maddelerin kullanımı sadece gençlerin bireysel yaşamını olumsuz etkilemekle kalmaz, toplumu da etkiler. Cinayetlerin %60’ı, saldırıların %40’ı, tecavüzlerin %33’ü alkol kullanımı ile ilgilidir. Madde kullanımının fizyolojik etkileri algılamada, gerçeklik değerlendirmede sorun yaratmaktadır. Çünkü merkezi sinir sistemini ve diğer organları etkiler (Korkut, 2007).

BAĞIMLILIK YAPICI MADDE İSE,

Beyin işlevlerini ve tüm bedensel yapıları etkileyerek, zamanla organ sistemlerinde kalıcı değişikliklere yol açan, ruhsal ve davranışsal sorunlar oluşturan, yaşam için gerekli olmayan doğal ya da yapay sahte iyi oluş hali ortaya çıkaran maddelerdir.

AMATEM’e göre, yasal olan ya da olmayan, uyarıcı ya da uyuşturucu niteliği olan, bağımlılık yapan maddelerin tümüne “uyuşturucu madde” denilmektedir.

“Madde Kullanımı/Bağımlılığı” dendiğinde uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle birlikte tütün ve alkol ürünleri de kapsanmaktadır. Tütün ürünleri ve alkolün ortalama düzeyde kullanımı bile ciddi kişisel ve sosyal sonuçlara yol açabilir.

BAĞIMLI BİREY; ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAYBEDER

İnsan var oluşundan itibaren hep özgürlüğünü kazanma uğruna mücadeleler vermiştir, hala da vermektedir. Özgürlük, herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumudur. Dolayısıyla, herhangi bir maddeye bağımlı olan insanın özgür olamaz.

KENDİNE OLAN GÜVENİ ZAYIFLAR

Maddenin neler yaptığını bağımlı olan kişi çok iyi bildiği için, maddenin yoksunluk anında örneğin kas sistemlerini kontrol edemeyeceği için tuvaletini tutamaz, tuvaletini tutamayan bir insanın kendine güvenmesinden de söz edilemez. Ya da madde bulabilmek için istemediği şeyleri yapmak zorunda kalır; kendi kararlarıyla değil, başkalarının yönlendirmeleriyle yaşayan kişinin de kendine güveninden söz etmek olanaksızdır.

KENDİNİ KONTROL ALTINDA TUTAMAZ

Maddeye karşı gösterilecek irade kullanmak ya da kullanmamakla ilgilidir. Kullandıktan sonra merkezi sinir sistemi bozulduğu için insanın sağlıklı hareketlerde bulunması zaten beklenemez. Maddenin etkisindeyken kendisi dahil, etrafına zararlı bir insan haline gelebilir.

İDEALLERİNİ KAYBEDER

İnsan; “ HAYATTAN NE BEKLİYORSUN?” sorusuna birden fazla cevaplar verir. Eğer veremiyorsa sorun var demektir, bu sorunların en önemlisi de bağımlılıktır. Bağımlı olan kişiler bu soruya genel olarak; "HİÇ" cevabını vermektedirler. Bu cevap da ideallerin kalmadığını göstermektedir.

İNSANİ İLKELERİ YOK OLMAYA BAŞLAR

Bağımlı kişi, maddenin etkisinde bir yaşam sürdürmeye başladığı ve maddenin denetiminde hareket ettiği için, yaşamla ilgili sorumluluklarını yerine getiremez.

Maddeyi kullanmak başlı başına bir suçtur, ayrıca madde beraberinde de diğer suçları getirmektedir.

Bağımlı kişi: Maddeyi alabilmek için, önce mevcut parasını bitirir. Parasını bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar, yani yakınındaki insanları soyar, günü kurtarma adına hırsızlık yapmaya başlar, parasını maddeye yatırır. Fuhuş yaparak, bu yolla kazanılan parayı maddeye harcar. Ayrıca insanlar bağımlı yapılarak, madde karşılığında zorla fuhşa zorlanırlar, ve en önemlisi; Narkotik Atasözü: "HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICI ADAYIDIR!" Bu ne demek? Her içici para bulma uğruna etrafındaki insanı maddeyle tanıştırır. Maddeyle yeni tanışan bu insanın başka bir yerden satın alma imkânı yoktur. Böylece uyuşturucu satıcıları için yeni bir para kaynağı oluşturulmuş olur.

Bağımlılık yapıcı maddelerden korunma

Önleme çalışmalarında bireyi madde kullanımına başlamadan bilinçlendirmek öncelikli hedeftir. Birincil önleme çalışmaları olarak tanımlanan bu yaklaşımda eğitim yolu ile, madde kullanımının engellenmesine çalışılmaktadır.

En iyi korunma yolu HİÇ BAŞLAMAMAKTIR…

Bir şekilde başlanmışsa;

KURTULMAK MÜMKÜNDÜR !

Madde kullanımı ve bağımlılığı bir sağlık sorunu olmakla birlikte tedavisi mümkün bir hastalıktır. Kişi ilgili hastanede tedavisini olup sağlıklı bir birey olarak kendi yaşam alanına geri dönebilir. Bunun için mutlaka tıbbi yardım ve uzman desteği gerekmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonraki süreç oldukça hassastır. Kişi kendisini madde kullanımına iten ortamlardan ve arkadaş çevresinden uzaklaşmalı, yaşamında anlamlı ve önemli olan kişiler, etkinlikler ve yaşantılarla iç içe olmalıdır. Aksi takdirde tekrar madde kullanım ihtimali oldukça yüksektir.

HUKUKİ BOYUT

Madde bağımlılığı içerisine girmiş insanlar bu bataktan çıkmak için bir fırsat yaratmakta çoğu zaman zorlanırlar. Bunun en büyük nedeni ise genellikle nereye ve nasılbaşvurabileceklerini bilmemeleridir. Herhangi bir sağlık kuruluşuna tedavi amaçlı başvurmaya ya da yetkililerden yardım istemeye, kanunla ters düşüp cezalandırılma korkusuyla çekinmektedirler. Oysa ki Türk Ceza Kanunu’nda bu konuyla ilgili olarak Etkin Pişmanlık başlığı altında gerekli düzenlemeler mevcuttur.

MADDE 192.

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

Görüldüğü gibi, TCK`nın 192. maddesi özellikle madde kullanıp da bırakmak isteyen bağımlılara önemli bir adli kolaylık getirmektir.

ANNE ve BABALAR İÇİN

Genç bir nüfus yapısına sahip olan ülkemizde sigara, alkol ve uyuşturucu maddeleri Madde ile tanışma ve madde kullanım yaşının giderek düştüğü ve 12-17 yaş arası gençlerin risk altında olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu bakımdan gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması ve onlara sağlıklı yaşama bilincinin kazandırılmasında en büyük görev eğitim kurumlarına düşmekte, bu bağlamda okul, öğretmen, aile ve toplumun işbirliği daha da önem taşımaktadır.

Yaşamının temellerini oluşturma sürecinde gençler,

•Güvenli ve mutlu bir yaşam için gerekli davranışları bilmeli,

•Bütüncül sağlıkları için gerekliönlemleri alabilmeli,

•Bir sorunla karşılaştıklarında çözüm üretebilmelidir.

Anne ve Babalar;

Uyuşturucu madde kullanan çocuğu ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olunsanız bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar.

Erken teşhis için çocuğunuzda şu ölçütlere dikkat ediniz:

  1. Bitkinlik, dalgınlık, halsizlik
  2. Sinirlilik, saldırganlık, baş dönmesi
  3. Gözbebeklerinde büyüme ve sulanma
  4. Gözlerde kızarıklık, donuk bakışlar
  5. Burun akıntısı, kanama ve kızarıklık
  6. Kusma, iştahsızlık, aşırı kilo kaybı, yüz renginin solması
  7. Ağızda kuruma, vücutta kaşıntılar
  8. Canlılık, enerji artışı, uzun süre uyumama
  9. Sebepsiz gülmeler, ağlamalar
  10. Sık sık tuvalet ihtiyacı
  11. Şiddetli ağrı ve kramplar
  12. Duygusal çöküntü ve mutsuzluk
  13. Aşırı para harcama
  14. Suç işleme eğilimi ve saldırganlık
  15. Arkadaş çevresinin değişmesi
  16. Aile içi ilişkilerin zayıflaması
  17. Yalnız kalmayı tercih etmesi
  18. Derslere olan ilgisinin azalması
  19. Kendisinin veya evdeki değerli eşyaların nedensiz kaybolması

Bunların bazılarını çocuğunuzda gözlemlediyseniz,

HEMEN ENDİŞELENMEYİN !

  1. Çocuğunuz ya da bir yakınınız uyuşturucu/uyarıcı madde kullanıyor olabilir.
  2. Ancak, özellikle dikkat etmeniz gereken konular şunlardır:
  3. Paniğe kapılmadan durumu gözlemleyin
  4. Uzman bir hekimin bilgisine başvurun, yönlendirmeleri doğrultusunda hareket edin
  5. Çocuğunuzun arkadaş çevresini inceleyip, sorunun kaynağını belirlemeye çalışın
  6. Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayın, onu suçlamayın, sabırla dinleyin
  7. Çocuğunuza daha fazla zaman ayırın ve sevginizi ona gösterin
  8. Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip güçlendirmeye çalışın, eğer boşanmış çiftlerseniz çocuğunuza destek olmak için bir araya gelin
  9. Sosyal ve sportif etkinliklere katılımını teşvik edin
  10. Arkadaş seçiminde titiz davranması konusunda yol gösterici olun
  11. Söylediklerini ciddiye alın, kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun

Uyuşturucu Madde kullanan Gençler Üzerinde Yapılan Araştırma Sonuçlarına Göre Madde Kullanma Nedeni Olarak;

  1. Merak
  2. Arkadaş çevresi
  3. Fiziksel ve psikolojik sorunlar
  4. Sevgisizlik ve ilgisizlik, parçalanmış aileler
  5. Büyüklerine özenti
  6. Ailede veya yakın çevrede özdeşleşeceği kimsenin olmaması gibi etkenler sayılabilir.

Ayrıca; Uyuşturucu kullanan gençlerin ailelerindeki benzer bazı özellikler dikkate değerdir;

1-Parçalanmış boşanmış aileler

2-Anne ve babadan birinin kaybı

3- Aile içinde madde bağımlısı bireylerin bulunması

4- Aile içi iletişim eksikliği

5- Baskıcı ve ilgisiz aile ortamı

6- Aile içinde gencin model alabileceği birey/bireylerin bulunmaması

BAĞIMLILIKTA GENCE NASIL YAKLAŞMALI?

• Önyargılarınızdan sıyrılın

• Kişi maddenin etkisindeyse konuşma girişiminde bulunmayın

•Konuşmaya hazır ve sakin olduğunuzdakonuyu açın

• Etiketlemeler kullanmayın

• Kendinizi onun yerine koyun, düşünceve duygularını anlamaya çalışın

• Öğüt vermeyin

AİLEYE ÖNERİLER:

1-“Benim çocuğum asla yapmaz” demeyin.

2- Çocuğunuzun okulunu, okula giriş çıkış saatlerini, okulla ev arasındaki sürenin ne kadar olduğunu bilin ve takibini iyi yapın.

3- Özel eşyalarını özellikle cep telefonunu karıştırmayın, ancak cep telefonu ile kiminle konuştuğundan ve mesajlaştığından emin olun.

4-Çocuklarınızın kullandığı kelimelere dikkat edin. Örnek : chat, nick name, dalga dümen vs.

5-Çocuklarınıza her zaman sarılın ve sevginizi gösterebilen bir ebeveyn olun.

6- Evde bilgisayar ve internet kullanımının kurallarını en baştan koyun ve bu konuda kararlı olun. Kuralların uygulanması kuralların iyi anlatılması ile doğru orantılıdır.

7- Çocuğunuzun alkol kullanımı konusunda hoşgörülü olmayın. Hoşgörülü olmak demek madde kullanımı kapısını aralamak demektir.

8-Bağımlı bir çocuk sahibi olmamak için önce kendi bağımlılıklarınızın farkına varın ve onları ortadan kaldırmak için elinizden geleni yapın. Örnek : sigarayı bırakın.

9-Aile ortamınızda bir boşanma söz konusu ise böyle bir durumda sadece eşinizden boşanın, anne ve babalıktan boşanmayın.

10-Çocuklarınızı koşulsuz sevgiyle sevdiğinizi hissettirin. Unutmayın ki yarının geleceği olan çocuklarımız geleceğimizin teminatıdır ve bizim çocuklarımızdır.

BAŞVURU MERKEZLERİ

Tedavi alanında ülkemizde alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri (AMATEM) aşağıdaki tabloda verilmiştir. Belirtilen telefonlardan randevu alınabilmektedir.

Adana

Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 322 324 70 10

Ankara

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği

0 312 395 95 95

Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 310 33 33

Ankara

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 202 44 44

Antalya

AMBAUM (AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ)

0 242 249 62 73

Denizli

Denizli Devlet Hastanesi

0 258 265 34 30

Diyarbakır

Diyarbakır Devlet Hastanesi

0 412 228 54 30

Elazığ

Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 424 218 17 05

İstanbul

Bakırköy Prof.Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÇEMATEM

0 212 543 65 65

İstanbul

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi

0 212 414 20 20

İstanbul

Özel Balıklı Rum Hastanesi

0 212 547 16 00

İstanbul

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (AMATEM)

0 216 444 06 20

İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 412 12 12

İzmir

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 444 13 43

İzmir

Egebam(EGE ÜNİVERSİTESİ)

0 232 363 48 99

İzmir

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

0 232 243 32 08

Kayseri

Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AMATEM)

0 352 336 88 84

Manisa

Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 236 234 63 63

Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 362 435 60 60

DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NA KATALOG SUÇLAR HAKKINDA 7/24 BİLGİ VEREBİLİRSİNİZ !!!! (REVİZE)


Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU kamu yararı gözeten sivil bir açık istihbarat ve yurtsever platformudur.

Bugüne kadar resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz 2,011 adet ihbar ve bilgi notu (2001-2019 tarihleri arası) bunun en bariz ispatıdır.

Rakamı abartılı bulan Basın mensupları olursa lütfen tarafımıza bilgi versinler, hemen onlara resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz bilgi ve ihbar notlarının yazılı çıktısını ve resmi güvenlik ve istihbarat kurumu yetkilileri ile yapılan telefon görüşmelerinin ses kayıtlarının bir kopyasını sunabiliriz. Biz de abartma, mübalağa, yalan beyan olmaz. Bizler TATLISU milliyetçisi değiliz. Sadece iyi günde değil ülkemizin en kötü günlerinde bile (Allah yaşatmasın !) görevini kelle koltukta, gözleri odakta, elleri tetikte, can siperane yapan sahici YURTSEVERLERİZ. Allahtan başka korkumuz olmaz. Gözümüzün gördüğü, elimizin ulaştığı her yere menzil, engel demeden ulaşırız. İmkansız lafının biz de yeri yoktur. İmkansızı başarmak bizim işimizdir ve görevimizi de Ata’nın bize verdiği emanete sahip çıkarak layıkı ile yapıyoruz, ömrümüz yettiğince emanetine sahip çıkacağız. Bizler maaşlı profesyoneller yada paralı muhbirler değiliz. Görevimizin kutsallığı bizim için herşeyden önde gelir. Devlet büyüklerimizden bir beklentimiz de yok. Ricamız, sadece yapmış olduğumuz faaliyetlerde hukuksal yada bürokratik engel çıkarılmamasıdır. Başka bir talebimiz yoktur.

Aşağıda yer alan KATALOG suçlar hakkında bize yada aşağıda ihbar linkleri bulunan RESMİ GÜVENLİK KURUMLARIMIZA her konuda ihbar gönderebilirsiniz.

· Terör Örgütleri hakkında,

· Çocuk Pornografisi hakkında,

· Organize Suç Örgütleri (Mafya Örgütlenmeleri) hakkında,

· Uyuşturucu Ticareti (Narkotik) hakkında,

· Atatürk’e yönelik nefret suçları hakkında,

· Bilişim Suçları hakkında,

· Hayvan ve Değerli Eşya Kaçakçılığı, Silah Ticareti, Tarihi Eser Kaçakçılığı hakkında,

· Ya da bizzat gördüğünüz, şahit olduğunuz suç konusunda her zaman bilgi verebilirsiniz.

İstediğiniz takdirde kimliğiniz gizli tutulacaktır. Ancak ihbarınızın ASILSIZ çıkması halinde TÜRK CEZA KANUNU’nun ilgili maddesince hakkınızda yasal işlem başlatılır. Bu nedenle ihbar göndermeden önce vereceğiniz bilginin teyid edilmiş olduğuna ve kesin doğru bilgi içerdiğine emin olunuz ve buna göre bilgi veriniz.

İlgili kurumlara bilgi vermek isterseniz;

EMNİYET İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 155

Link : https://www.egm.gov.tr/sayfalar/ihbar.aspx

JANDARMA İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 156

Link : https://vatandas.jandarma.gov.tr/156IHBAR/form/frm156GD.aspx

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI LİNK

Link : https://www.mit.gov.tr/katkiniz.html

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’ndan AİLELER İÇİN Narkotik Suçları Dosyası ve Uyuşturucu Bağımlısı olan aile fertleri için ÖNERİLER

BAĞIMLILIK NEDİR ?

Bağımlılık, kişinin zarar görmesine rağmen madde kullanımına devam etmesi, kullandığı maddeyi uzun süre bırakamaması, sürekli madde arayışı içinde olması, kullandığı maddeyi giderek arttırması ile karakterize edilen bir tablodur (Ögel, Taner ve Yılmazçetin, 2003).

Bağımlılık karar verme süreçlerine bağlı bir durumdur. Bireyin yaşamındaki ilişkiler, yaşam düzenlemeleri ve sağlığına ilişkin kararları ve seçimleriyle ilgilidir. Seçimler ve yaşam biçimi ise bireyin ailesinden başlayarak zamanla içinde bulunduğu çevrelerden etkilenme yaşantılarına dayanmaktadır.

Madde kullanımının sağlık, suç, yargı, sosyal refah, eğitim, güvenlik, ulaşım, ülke içinde ve ülkeler arası ticaret için bir dizi doğurguları vardır. Bu tür maddelerin kullanımı sadece gençlerin bireysel yaşamını olumsuz etkilemekle kalmaz, toplumu da etkiler. Cinayetlerin %60’ı, saldırıların %40’ı, tecavüzlerin %33’ü alkol kullanımı ile ilgilidir. Madde kullanımının fizyolojik etkileri algılamada, gerçeklik değerlendirmede sorun yaratmaktadır. Çünkü merkezi sinir sistemini ve diğer organları etkiler (Korkut, 2007).

BAĞIMLILIK YAPICI MADDE İSE,

Beyin işlevlerini ve tüm bedensel yapıları etkileyerek, zamanla organ sistemlerinde kalıcı değişikliklere yol açan, ruhsal ve davranışsal sorunlar oluşturan, yaşam için gerekli olmayan doğal ya da yapay sahte iyi oluş hali ortaya çıkaran maddelerdir.

AMATEM’e göre, yasal olan ya da olmayan, uyarıcı ya da uyuşturucu niteliği olan, bağımlılık yapan maddelerin tümüne “uyuşturucu madde” denilmektedir.

“Madde Kullanımı/Bağımlılığı” dendiğinde uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle birlikte tütün ve alkol ürünleri de kapsanmaktadır. Tütün ürünleri ve alkolün ortalama düzeyde kullanımı bile ciddi kişisel ve sosyal sonuçlara yol açabilir.

BAĞIMLI BİREY; ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAYBEDER

İnsan var oluşundan itibaren hep özgürlüğünü kazanma uğruna mücadeleler vermiştir, hala da vermektedir. Özgürlük, herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumudur. Dolayısıyla, herhangi bir maddeye bağımlı olan insanın özgür olamaz.

KENDİNE OLAN GÜVENİ ZAYIFLAR

Maddenin neler yaptığını bağımlı olan kişi çok iyi bildiği için, maddenin yoksunluk anında örneğin kas sistemlerini kontrol edemeyeceği için tuvaletini tutamaz, tuvaletini tutamayan bir insanın kendine güvenmesinden de söz edilemez. Ya da madde bulabilmek için istemediği şeyleri yapmak zorunda kalır; kendi kararlarıyla değil, başkalarının yönlendirmeleriyle yaşayan kişinin de kendine güveninden söz etmek olanaksızdır.

KENDİNİ KONTROL ALTINDA TUTAMAZ

Maddeye karşı gösterilecek irade kullanmak ya da kullanmamakla ilgilidir. Kullandıktan sonra merkezi sinir sistemi bozulduğu için insanın sağlıklı hareketlerde bulunması zaten beklenemez. Maddenin etkisindeyken kendisi dahil, etrafına zararlı bir insan haline gelebilir.

İDEALLERİNİ KAYBEDER

İnsan; “ HAYATTAN NE BEKLİYORSUN?” sorusuna birden fazla cevaplar verir. Eğer veremiyorsa sorun var demektir, bu sorunların en önemlisi de bağımlılıktır. Bağımlı olan kişiler bu soruya genel olarak; "HİÇ" cevabını vermektedirler. Bu cevap da ideallerin kalmadığını göstermektedir.

İNSANİ İLKELERİ YOK OLMAYA BAŞLAR

Bağımlı kişi, maddenin etkisinde bir yaşam sürdürmeye başladığı ve maddenin denetiminde hareket ettiği için, yaşamla ilgili sorumluluklarını yerine getiremez.

Maddeyi kullanmak başlı başına bir suçtur, ayrıca madde beraberinde de diğer suçları getirmektedir.

Bağımlı kişi: Maddeyi alabilmek için, önce mevcut parasını bitirir. Parasını bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar, yani yakınındaki insanları soyar, günü kurtarma adına hırsızlık yapmaya başlar, parasını maddeye yatırır. Fuhuş yaparak, bu yolla kazanılan parayı maddeye harcar. Ayrıca insanlar bağımlı yapılarak, madde karşılığında zorla fuhşa zorlanırlar, ve en önemlisi; Narkotik Atasözü: "HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICI ADAYIDIR!" Bu ne demek? Her içici para bulma uğruna etrafındaki insanı maddeyle tanıştırır. Maddeyle yeni tanışan bu insanın başka bir yerden satın alma imkânı yoktur. Böylece uyuşturucu satıcıları için yeni bir para kaynağı oluşturulmuş olur.

Bağımlılık yapıcı maddelerden korunma

Önleme çalışmalarında bireyi madde kullanımına başlamadan bilinçlendirmek öncelikli hedeftir. Birincil önleme çalışmaları olarak tanımlanan bu yaklaşımda eğitim yolu ile, madde kullanımının engellenmesine çalışılmaktadır.

En iyi korunma yolu HİÇ BAŞLAMAMAKTIR…

Bir şekilde başlanmışsa;

KURTULMAK MÜMKÜNDÜR !

Madde kullanımı ve bağımlılığı bir sağlık sorunu olmakla birlikte tedavisi mümkün bir hastalıktır. Kişi ilgili hastanede tedavisini olup sağlıklı bir birey olarak kendi yaşam alanına geri dönebilir. Bunun için mutlaka tıbbi yardım ve uzman desteği gerekmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonraki süreç oldukça hassastır. Kişi kendisini madde kullanımına iten ortamlardan ve arkadaş çevresinden uzaklaşmalı, yaşamında anlamlı ve önemli olan kişiler, etkinlikler ve yaşantılarla iç içe olmalıdır. Aksi takdirde tekrar madde kullanım ihtimali oldukça yüksektir.

HUKUKİ BOYUT

Madde bağımlılığı içerisine girmiş insanlar bu bataktan çıkmak için bir fırsat yaratmakta çoğu zaman zorlanırlar. Bunun en büyük nedeni ise genellikle nereye ve nasılbaşvurabileceklerini bilmemeleridir. Herhangi bir sağlık kuruluşuna tedavi amaçlı başvurmaya ya da yetkililerden yardım istemeye, kanunla ters düşüp cezalandırılma korkusuyla çekinmektedirler. Oysa ki Türk Ceza Kanunu’nda bu konuyla ilgili olarak Etkin Pişmanlık başlığı altında gerekli düzenlemeler mevcuttur.

MADDE 192.

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

Görüldüğü gibi, TCK`nın 192. maddesi özellikle madde kullanıp da bırakmak isteyen bağımlılara önemli bir adli kolaylık getirmektir.

ANNE ve BABALAR İÇİN

Genç bir nüfus yapısına sahip olan ülkemizde sigara, alkol ve uyuşturucu maddeleri Madde ile tanışma ve madde kullanım yaşının giderek düştüğü ve 12-17 yaş arası gençlerin risk altında olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu bakımdan gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması ve onlara sağlıklı yaşama bilincinin kazandırılmasında en büyük görev eğitim kurumlarına düşmekte, bu bağlamda okul, öğretmen, aile ve toplumun işbirliği daha da önem taşımaktadır.

Yaşamının temellerini oluşturma sürecinde gençler,

•Güvenli ve mutlu bir yaşam için gerekli davranışları bilmeli,

•Bütüncül sağlıkları için gerekliönlemleri alabilmeli,

•Bir sorunla karşılaştıklarında çözüm üretebilmelidir.

Anne ve Babalar;

Uyuşturucu madde kullanan çocuğu ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olunsanız bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar.

Erken teşhis için çocuğunuzda şu ölçütlere dikkat ediniz:

  1. Bitkinlik, dalgınlık, halsizlik
  2. Sinirlilik, saldırganlık, baş dönmesi
  3. Gözbebeklerinde büyüme ve sulanma
  4. Gözlerde kızarıklık, donuk bakışlar
  5. Burun akıntısı, kanama ve kızarıklık
  6. Kusma, iştahsızlık, aşırı kilo kaybı, yüz renginin solması
  7. Ağızda kuruma, vücutta kaşıntılar
  8. Canlılık, enerji artışı, uzun süre uyumama
  9. Sebepsiz gülmeler, ağlamalar
  10. Sık sık tuvalet ihtiyacı
  11. Şiddetli ağrı ve kramplar
  12. Duygusal çöküntü ve mutsuzluk
  13. Aşırı para harcama
  14. Suç işleme eğilimi ve saldırganlık
  15. Arkadaş çevresinin değişmesi
  16. Aile içi ilişkilerin zayıflaması
  17. Yalnız kalmayı tercih etmesi
  18. Derslere olan ilgisinin azalması
  19. Kendisinin veya evdeki değerli eşyaların nedensiz kaybolması

Bunların bazılarını çocuğunuzda gözlemlediyseniz,

HEMEN ENDİŞELENMEYİN !

  1. Çocuğunuz ya da bir yakınınız uyuşturucu/uyarıcı madde kullanıyor olabilir.
  2. Ancak, özellikle dikkat etmeniz gereken konular şunlardır:
  3. Paniğe kapılmadan durumu gözlemleyin
  4. Uzman bir hekimin bilgisine başvurun, yönlendirmeleri doğrultusunda hareket edin
  5. Çocuğunuzun arkadaş çevresini inceleyip, sorunun kaynağını belirlemeye çalışın
  6. Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayın, onu suçlamayın, sabırla dinleyin
  7. Çocuğunuza daha fazla zaman ayırın ve sevginizi ona gösterin
  8. Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip güçlendirmeye çalışın, eğer boşanmış çiftlerseniz çocuğunuza destek olmak için bir araya gelin
  9. Sosyal ve sportif etkinliklere katılımını teşvik edin
  10. Arkadaş seçiminde titiz davranması konusunda yol gösterici olun
  11. Söylediklerini ciddiye alın, kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun

Uyuşturucu Madde kullanan Gençler Üzerinde Yapılan Araştırma Sonuçlarına Göre Madde Kullanma Nedeni Olarak;

  1. Merak
  2. Arkadaş çevresi
  3. Fiziksel ve psikolojik sorunlar
  4. Sevgisizlik ve ilgisizlik, parçalanmış aileler
  5. Büyüklerine özenti
  6. Ailede veya yakın çevrede özdeşleşeceği kimsenin olmaması gibi etkenler sayılabilir.

Ayrıca; Uyuşturucu kullanan gençlerin ailelerindeki benzer bazı özellikler dikkate değerdir;

1-Parçalanmış boşanmış aileler

2-Anne ve babadan birinin kaybı

3- Aile içinde madde bağımlısı bireylerin bulunması

4- Aile içi iletişim eksikliği

5- Baskıcı ve ilgisiz aile ortamı

6- Aile içinde gencin model alabileceği birey/bireylerin bulunmaması

BAĞIMLILIKTA GENCE NASIL YAKLAŞMALI?

• Önyargılarınızdan sıyrılın

• Kişi maddenin etkisindeyse konuşma girişiminde bulunmayın

•Konuşmaya hazır ve sakin olduğunuzdakonuyu açın

• Etiketlemeler kullanmayın

• Kendinizi onun yerine koyun, düşünceve duygularını anlamaya çalışın

• Öğüt vermeyin

AİLEYE ÖNERİLER:

1-“Benim çocuğum asla yapmaz” demeyin.

2- Çocuğunuzun okulunu, okula giriş çıkış saatlerini, okulla ev arasındaki sürenin ne kadar olduğunu bilin ve takibini iyi yapın.

3- Özel eşyalarını özellikle cep telefonunu karıştırmayın, ancak cep telefonu ile kiminle konuştuğundan ve mesajlaştığından emin olun.

4-Çocuklarınızın kullandığı kelimelere dikkat edin. Örnek : chat, nick name, dalga dümen vs.

5-Çocuklarınıza her zaman sarılın ve sevginizi gösterebilen bir ebeveyn olun.

6- Evde bilgisayar ve internet kullanımının kurallarını en baştan koyun ve bu konuda kararlı olun. Kuralların uygulanması kuralların iyi anlatılması ile doğru orantılıdır.

7- Çocuğunuzun alkol kullanımı konusunda hoşgörülü olmayın. Hoşgörülü olmak demek madde kullanımı kapısını aralamak demektir.

8-Bağımlı bir çocuk sahibi olmamak için önce kendi bağımlılıklarınızın farkına varın ve onları ortadan kaldırmak için elinizden geleni yapın. Örnek : sigarayı bırakın.

9-Aile ortamınızda bir boşanma söz konusu ise böyle bir durumda sadece eşinizden boşanın, anne ve babalıktan boşanmayın.

10-Çocuklarınızı koşulsuz sevgiyle sevdiğinizi hissettirin. Unutmayın ki yarının geleceği olan çocuklarımız geleceğimizin teminatıdır ve bizim çocuklarımızdır.

BAŞVURU MERKEZLERİ

Tedavi alanında ülkemizde alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri (AMATEM) aşağıdaki tabloda verilmiştir. Belirtilen telefonlardan randevu alınabilmektedir.

Adana

Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 322 324 70 10

Ankara

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği

0 312 395 95 95

Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 310 33 33

Ankara

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 202 44 44

Antalya

AMBAUM (AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ)

0 242 249 62 73

Denizli

Denizli Devlet Hastanesi

0 258 265 34 30

Diyarbakır

Diyarbakır Devlet Hastanesi

0 412 228 54 30

Elazığ

Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 424 218 17 05

İstanbul

Bakırköy Prof.Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÇEMATEM

0 212 543 65 65

İstanbul

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi

0 212 414 20 20

İstanbul

Özel Balıklı Rum Hastanesi

0 212 547 16 00

İstanbul

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (AMATEM)

0 216 444 06 20

İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 412 12 12

İzmir

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 444 13 43

İzmir

Egebam(EGE ÜNİVERSİTESİ)

0 232 363 48 99

İzmir

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

0 232 243 32 08

Kayseri

Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AMATEM)

0 352 336 88 84

Manisa

Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 236 234 63 63

Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 362 435 60 60

TARİH /// İzlanda’nın Bir Zamanlar Türk Öldürmeyi Suç Saymadığı Olayın Perde Arkası : Korsan Murat Reis


Küçük Murat Reis

İzlanda’nın Bir Zamanlar Türk Öldürmeyi Suç Saymadığı Olayın Perde Arkası : Korsan Murat Reis

1627 yılında İzlanda halkı, aslen Hollandalı olan kötü niyetli bir korsanın sahile yaptığı çıkarma ile çok ciddi acılar yaşamış. Cariye ve köle olarak satmak için kaçırılarak teknelere doldurulan masum insanlara Murat Reis’in başka ne acılar yaşattığına bakalım.

izlanda ve irlanda kıyılarına baskınlar yapıp yüzlerce esir almış barbar bir korsandır. asıl adı jan janzsoon olan haarlem’li bir hollandalıdır. akdeniz’de korsanlık ederken osmanlı tebaı olan cezayir korsanları tarafından esir alınıp cezayir’e götürülmüş, burada müslüman olup murat ismini almıştır. kendi isteğiyle mi, zorla mı olduğu tartışmalıdır ama her ne ise müslüman olup osmanlı vatandaşlığına geçince cezayir’de tezgah açıp eylemlerine buradan devam etmiştir. saz arkadaşlarından biri, yine kendi gibi müslüman olmuş bir hollandalı olan süleyman reis’tir.

murat reis ya da gerçek adıyla jan janzsoon, akdeniz’de dolanmaktan sıkılıp gözünü kuzeye dikmiş ve bir danimarkalı esirle faroe adaları yakınında ele geçirdiği bir balıkçı teknesinin kaptanının ‘yardımıyla’ izlanda’ya gidip baskın yapmıştır. izlandalılar bunu ‘türk baskınları’ olarak bilir. baskını planlayan ele başı hollandalı, fikrin sahibi hollandalı, ama gemi osmanlı bandıralı olduğundan bu barbarlık türklerin üzerine kalmış ve izlandalıların yüzlerce yıldır türklerden nefret etmesine vesile olmuştur. hiçbirinin murat reis’in aslen hollandalı olduğundan bile haberi yoktur, ya neyse.

murat reis ve şürekası birçoğu kadın ve çocuk olan esirleri gemiye doldurup zincirlemiş, kadınları osmanlılara, cezayirlilere ve bilumum zengin araplara cariye (seks kölesi) olarak satmışlar, erkekleri kürek mahkumu ve amele yapmışlar. bu esirlerden çok azı, savaşlar yüzünden neredeyse iflas eden danimarka kralı’nın yıllar sonra anca fidye parasını denkleştirebilmesiyle ülkelerine geri dönmüş. bazı sözlükçülerin iddia ettiği gibi çoğunluğu değil, ufak bir azınlığı. bunlardan en çok bilineni gudrídur símonardóttir isimli bir hatundur. izlandalılar ve danimarkalılar ona geri döndüğünde tyrk-gudda ismini takmışlar.

kendisi bir balıkçının karısıymış ve bir de çocuğu varmış, kadıncağızı ailesinden ayırıp esir etmiş, cezayir’de pis kokuşmuş arabın tekine seks kölesi olarak satmışlar. kadıncağız ancak 10 yıl sonra danimarka kralı fidyeyi zar zor denkleştirince memleketine geri dönebilmiş. işte vay aslanlar kaplanlar hatunları almışlar hede hödö diye geyiğini yaptığınız olay bu. ailesinden, kocasından, çocuklarından ayrılıp pis, kokuşmuş, barbar heriflerin altına seks kölesi olarak atılan, yıllarca haremlerde hapis olarak çile dolduran kadınlar, ufak bir balıkçı kasabasında sessiz sakin bir hayat sürerken denizden peyda olan yabancılar tarafından zincirlere vurulup ölene kadar gemilerin dibinde kürek çekmeye zorlanan, karısını, çocuğunu bir daha göremeyen erkekler.

gudda’nın temcit pilavı gibi tiyatro oyunu, belgesel, vs yapılan hikayesi 2001 yılında izlanda’da kim bilir kaçıncı kez kitap olarak çıkmış ve aylarca best seller listelerinde kalmış (bu izlandalılar niye bilmem kaç yüzyıl önceki olayı unutmuyor da bize hala gıcık kapıyor diye merak edenler not alsın).

murat reis’in baskınları izlanda ile bitmiyor, bir de türkiye’de fazla bilinmeyen baltimore baskını vardır.

burada da murat reis, namı diğer janszoon, irlandalı bir balıkçıyı esir alıp ondan rotayı öğreniyor ve irlanda’nın baltimore kıyılarından 108 kişiyi esir alıyor. bunlardan da sadece 2 tanesi memleketine geri dönebilmiş.

o yol gösteren balıkçıyı da ingilizler bu hıyanetinden dolayı idam etmişler sonradan.

bizim(!) murat reis ve korsanları iyi para edecek sarışın, kızıl saçlı güzel kadınları ve ağır iş yapacak güçlü kuvvetli erkekleri alıp gemiye dolduruyor, aynen izlandalılara yaptıkları gibi bunları da araplara seks kölesi ve amele olarak satıyorlar. bir ara kitapçıda gezinirken sack of baltimore konulu (ismi bu olabilir, aklımda değil şimdi) yeni çıkmış bir kitaba rastladımdı, epey bir kısmını okudum, bu kitapta ailesinden, vatanından koparılan, sevdiklerini bir daha göremeyecek olan zavallı bedbaht esirlerin çektiği onlarca cefa, bazılarının hatıra defterlerinden alıntılarla anlatılıyordu.

zavallı kadınlar zorla müslüman yapılmış, ülkesindeki eşini, sevdiğini unutmak istemeyenler öldüresiye dövülüp falakaya yatırılmış, sindirene kadar tecavüz mü ararsınız işkence mi, ne bok ararsanız var. şanslı bir azınlık (böyle şansı da sikeyim yani) sayılı zenginlerin haremlerine düştükleri için şükretmiş, bunlar da elmaslar, yakutlar, ipek kaftanlar içinde ancak kafes arkasında hapis gibi yaşamışlar.

erkeklerin birçoğunun durumu vahim, onlar da her tür eziyet altında yaşlanıp elden ayaktan düşene kadar ağır işlere koşulmuş, bir kısmı yıllarca korsan gemilerinde zincirlere vurulup kürek çekmeye zorlanmış. kitapta anlatılanları insan olanın insanlığından utanmadan okuması mümkün değil -ki ben hepsini okuyamadım, midem kaldırmadı .

bu barbarlığı yapanlar türk bile olmadığı halde osmanlı vatandaşı oldukları, osmanlı bandırasıyla hareket ettikleri için yedikleri bok türklerin üzerine kaldı, türklerin en medenisi en aşmışı bile hala barbar türk yaftasını yiyor, adamlar izlanda’ya gidenlere vize vermemek için işi her türlü yokuşa sürüyorlar. allah’ın hollandalıları yüzünden türklerin imajı yüzlerce yıldır çamura batmış, düzelten de yok. kaç kişiyle konuştumsa (izlandalı ve türk) murat reis ve mürettebatının türk olmadığını bilmiyordu.

sorg

kaynak

kaynak

kaynak

MEDYA DOSYASI /// Soner Yalçın : Bu yazdığım suç mu ???


Soner Yalçın : Bu yazdığım suç mu ???

16 Haziran 2020

Odatv her dönem neden hedef?

Nazım Hikmet’ten Aziz Nesin’e hepsinin başına aynı olay geldi:

Yazılamayanı yazarsanız, söylenemeyeni söylerseniz “nişan tahtası” yapılırsınız.

Odatv’nin haber yapması istenmiyor.

Size tek örnek vereyim:

Haberiniz vardır; PKK üst düzey yönetici Kasım Engin öldürüldü.

Medya haberlerine göre, Kasım Engin, 25 Mayıs 2020 günü PKK yayın organına demeç verirken MİT-Sinyal İstihbaratı Başkanlığı ile Dış Operasyonlar Başkanlığı- yerini -Kandil eteklerindeki Bradost- tespit etti.

TSK başarılı askeri operasyonla bombaladı.

Tarihin garip cilvesi:

Kasım Engin, Almanya’da üniversitede elektrik-elektronik okudu ve bu alanda mastır yaparken 1989‘da PKK’ya katıldı. Elektronik konusunda uzman olmasına rağmen böylesine hatayı nasıl yaptı?

Kırmızı bültenle aranan başına 10 milyon ödül konan PKK yöneticisinin ölümü üzerine yorum yazmak suç mu?

Mesela… İddiaya göre Kasım Engin Hollanda’daki Fırat Haber Ajansı (ANF) ile görüşürken yeri tespit edildi. Fakat. ANF diyor ki, “Biz o röportajı 25 Mayıs’tan sekiz gün önce yaptık!”

Şunu biliyoruz; PKK dünyanın en yalancı terör örgütüdür; kuşkusuz ANF yalan söylüyor olabilir. Ya doğru ise?

Devam edeyim:

“YENİ AÇILIM”

Öldürülen Kasım Engin, 2012’de PKK Merkez Komitesi üyeliğine getirildi. Mayıs 2020’de ise bu görevine ek olarak PKK Yürütme Komitesi üyesi oldu. Yani, PKK içindeki statüsü çok arttı. Bu ne anlama geliyor?

Kasım Engin, Alevi ve babası Maraşlı Türkmen dedesi idi. Bunu şundan yazdım:

PKK içinde Barzani’ye yakın olan Sünni -PKK askeri kanat sorumlusu- Murat Karayılan ile bu ilişkiyi sorgulayan -üst siyasi bürodaki- Kasım Engin gibi yöneticiler arasında ayrılık var mı? Evet.

Öcalancı Kasım Engin grubu “çözümü” Türkiye içinde mi arıyor? Çünkü: PKK yönetiminde “halkı kırdıracağı” için hendek savaşı stratejisine karşı çıkan Kasım Engin ile bu tür şiddet içeren askeri yöntemleri savunanlar arasında görüş farklılığı mı vardı? Evet.

Bugünlerde… Barzani ve James Jeffrey gibi Amerikalılar eliyle “yeni açılım” gündeme getirilirken/ “açılımcılar” ortaya çıkarken Kasım Engin’in ortadan kaldırılması ne anlama geliyor? Öcalan’ı PKK içinde güçsüzleştirmek olabilir mi? O halde şunu sorabilir miyiz:

Kasım Engin PKK içinden alınan istihbarat bilgisiyle mi öldürüldü? Bilgiyi kim ne amaçla verildi? Vs.

Bu soruları sormak suç mu?

Oysa. Devletlerin istihbarat kurumları bilgilerini medya gibi açık kaynaklardan edinir. PKK konusunda gazeteciler haber yazmayacak- siyasi değerlendirmeler yapmayacaksa istihbarat kurumları bundan zararlı çıkmaz mı? Ki gazetecinin görevi -haberi bilgiyi nereden alırsa alsın- kamuoyunu aydınlatmak değil midir?

Şuraya geleceğim:

DEMEÇ GAZETECİLİĞİ

Müyesser Yıldız’ın tutuklanması Türkiye’de milattır. Muhtemelen irtibat kurması için “görevlendirilen” -psikolojik tedavi gören- bir astsubayın söylediklerini not eden Müyesser Yıldız, bu habercilik eylemi sebebiyle nasıl tutuklanır?

İşin özünde gazetecilik hapse atılarak tehlikeli bir süreç başlatıldı. Artık… Gazeteci hangi haberi yapacağını -istibdat döneminde olduğu gibi- devlete mi soracak? Bu sebeple sert bir örnek yazdım:

PKK konusunda haber-analizler artık suç kapsamında mı? Kuşkusuz… Kendine karşı silahlı kalkışma yapan -PKK gibi- her terör örgütüyle devlet mücadele eder. Ama… İktidar gazetecinin eline “kelepçe” vurarak, açık kaynakları yok ederek “açılım masallarına” yine kanmaz mı?

“Birileri” tıpkı FETÖ döneminde olduğu gibi gerçek gazetecilerin yazmasının-konuşmasının önüne geçmek istiyor. Büyük hatadır:

Bırakınız yazalım…

Bırakınız konuşalım…

Bu ülke menfaatinedir.

Barışları tutuklamak doğru değildir…

Müyesser Yıldız’ı tutuklamak doğru değildir…

Odatv’yi kapatmak doğru değildir…

Anlatmadan-yazmadan-yorumlamadan gazetecilik olmaz.

PKK yönetimi içindeki çatışmaları yazmak nasıl suç olur? Tek yanlı haber doğru değerlendirme yapmayı güçleştirir.

Gazetecilik, hürriyetin ayrılmaz parçasıdır. Bilgi-haber olmayan yerde cehalet olur.

Gazeteciliği özgürleştirin…

Ülkenin Odatv‘ye ve Barışlara, Müyesser’e ihtiyacı var; bunu iktidarın kavraması gerekiyor.

Arkadaşlarımız vatanseverdir. Yoksa bilmiyorlar mı; dönem rüzgârlarına kapılıp demeç gazeteciliği yapmayı veya eline verileni sorgusuz yazmayı…

DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’NA KATALOG SUÇLAR HAKKINDA 7/24 BİLGİ VEREBİLİRSİNİZ !!!!


Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU kamu yararı gözeten sivil bir açık istihbarat ve yurtsever platformudur.

Bugüne kadar resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz 2,011 adet ihbar ve bilgi notu (2001-2019 tarihleri arası) bunun en bariz ispatıdır.

Rakamı abartılı bulan Basın mensupları olursa lütfen tarafımıza bilgi versinler, hemen onlara resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarına gönderdiğimiz bilgi ve ihbar notlarının yazılı çıktısını ve resmi güvenlik ve istihbarat kurumu yetkilileri ile yapılan telefon görüşmelerinin ses kayıtlarının bir kopyasını sunabiliriz. Biz de abartma, mübalağa, yalan beyan olmaz. Bizler TATLISU milliyetçisi değiliz. Sadece iyi günde değil ülkemizin en kötü günlerinde bile (Allah yaşatmasın !) görevini kelle koltukta, gözleri odakta, elleri tetikte, can siperane yapan sahici YURTSEVERLERİZ. Allahtan başka korkumuz olmaz. Gözümüzün gördüğü, elimizin ulaştığı her yere menzil, engel demeden ulaşırız. İmkansız lafının biz de yeri yoktur. İmkansızı başarmak bizim işimizdir ve görevimizi de Ata’nın bize verdiği emanete sahip çıkarak layıkı ile yapıyoruz, ömrümüz yettiğince emanetine sahip çıkacağız. Bizler maaşlı profesyoneller yada paralı muhbirler değiliz. Görevimizin kutsallığı bizim için herşeyden önde gelir. Devlet büyüklerimizden bir beklentimiz de yok. Ricamız, sadece yapmış olduğumuz faaliyetlerde hukuksal yada bürokratik engel çıkarılmamasıdır. Başka bir talebimiz yoktur.

Çünkü 2001 yılından bu yana bir çok kaynağımızdan, yurtseverlerimizden ve en önemlisi resmi kurumlara bilgi vermeye çekinen kişilerden, açtığımız ihbar hattına binlerce ihbar gönderildi. Tüm ihbarları titizlikle araştırarak, gerekli ön incelemeleri de yaparak hukuksal normlarda hazırladığımız bilgi notları ile tasnifli şekilde ilgili suça göre ilgili güvenlik ve istihbarat birimlerine ilettik. Bu konuda oldukça titiz davrandık ve hukuki sorun çıkmaması için elimizden geldiğince kanunun bize tanıdığı yasal çerçeve içinde hareket ettik. İhbarlara dair kişisel veri depolamadık, dedektifçilik oynamadık yada yasanın yasak kıldığı teknik takip cihazları da kullanmadık. Ancak buna rağmen, ne zaman ki resmi güvenlik ve istihbarat kurumlarının terörle mücadele faaliyetlerindeki zaaflara, amatörlüklere ve hatalara değindik ve ifşa ettik, işte o gün kadar hiçbir engel çıkarmayan otoriteler hukuksal sorun çıktığını iddia ederek bu yurtsever faaliyetimizi engellemeye kalktılar. Biz de emir demiri keser düşüncesiyle ikiletmeden 15.03.2019 tarihinde İHBAR HATTIMIZI kapattık.

Bu konudaki yazımızı okumak isterseniz lütfen TIKLAYINIZ.

Ancak engellemeyi yapan değil de farklı bir güvenlik kurumu ile yaptığımız telefon istişaresinde yetkililerin faaliyetlerimizi çok yararlı bulduklarını öğrenince biz de tekrar devreye alalım mı diye sormadan edemedik ve “GEÇ BİLE KALDINIZ” cevabını duyunca çok mutlu olduk.

Değerli yurtseverler, aldığımız bürokratik desteğe istinaden 15,03.2019 tarihinde geçici olarak kapattığımız İHBAR HATTIMIZ 19.05.2019 tarihinde tekrar aktif edilmiştir.

Aşağıda yer alan KATALOG suçlar hakkında bize yada aşağıda ihbar linkleri bulunan RESMİ GÜVENLİK KURUMLARIMIZA her konuda ihbar gönderebilirsiniz.

· Terör Örgütleri hakkında,

· Çocuk Pornografisi hakkında,

· Organize Suç Örgütleri (Mafya Örgütlenmeleri) hakkında,

· Uyuşturucu Ticareti (Narkotik) hakkında,

· Atatürk’e yönelik nefret suçları hakkında,

· Bilişim Suçları hakkında,

· Hayvan ve Değerli Eşya Kaçakçılığı, Silah Ticareti, Tarihi Eser Kaçakçılığı hakkında,

· Ya da bizzat gördüğünüz, şahit olduğunuz suç konusunda her zaman bilgi verebilirsiniz.

İstediğiniz takdirde kimliğiniz gizli tutulacaktır. Ancak ihbarınızın ASILSIZ çıkması halinde TÜRK CEZA KANUNU’nun ilgili maddesince hakkınızda yasal işlem başlatılır. Bu nedenle ihbar göndermeden önce vereceğiniz bilginin teyid edilmiş olduğuna ve kesin doğru bilgi içerdiğine emin olunuz ve buna göre bilgi veriniz.

İlgili kurumlara bilgi vermek isterseniz;

EMNİYET İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 155

Link : https://www.egm.gov.tr/sayfalar/ihbar.aspx

JANDARMA İHBAR HATTI LİNK & İHBAR TELEFONU : 156

Link : https://vatandas.jandarma.gov.tr/156IHBAR/form/frm156GD.aspx

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI LİNK

Link : https://www.mit.gov.tr/katkiniz.html

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’ndan AİLELER İÇİN Narkotik Suçları Dosyası ve Uyuşturucu Bağımlısı olan aile fertleri için ÖNERİLER

BAĞIMLILIK NEDİR ?

Bağımlılık, kişinin zarar görmesine rağmen madde kullanımına devam etmesi, kullandığı maddeyi uzun süre bırakamaması, sürekli madde arayışı içinde olması, kullandığı maddeyi giderek arttırması ile karakterize edilen bir tablodur (Ögel, Taner ve Yılmazçetin, 2003).

Bağımlılık karar verme süreçlerine bağlı bir durumdur. Bireyin yaşamındaki ilişkiler, yaşam düzenlemeleri ve sağlığına ilişkin kararları ve seçimleriyle ilgilidir. Seçimler ve yaşam biçimi ise bireyin ailesinden başlayarak zamanla içinde bulunduğu çevrelerden etkilenme yaşantılarına dayanmaktadır.

Madde kullanımının sağlık, suç, yargı, sosyal refah, eğitim, güvenlik, ulaşım, ülke içinde ve ülkeler arası ticaret için bir dizi doğurguları vardır. Bu tür maddelerin kullanımı sadece gençlerin bireysel yaşamını olumsuz etkilemekle kalmaz, toplumu da etkiler. Cinayetlerin %60’ı, saldırıların %40’ı, tecavüzlerin %33’ü alkol kullanımı ile ilgilidir. Madde kullanımının fizyolojik etkileri algılamada, gerçeklik değerlendirmede sorun yaratmaktadır. Çünkü merkezi sinir sistemini ve diğer organları etkiler (Korkut, 2007).

BAĞIMLILIK YAPICI MADDE İSE,

Beyin işlevlerini ve tüm bedensel yapıları etkileyerek, zamanla organ sistemlerinde kalıcı değişikliklere yol açan, ruhsal ve davranışsal sorunlar oluşturan, yaşam için gerekli olmayan doğal ya da yapay sahte iyi oluş hali ortaya çıkaran maddelerdir.

AMATEM’e göre, yasal olan ya da olmayan, uyarıcı ya da uyuşturucu niteliği olan, bağımlılık yapan maddelerin tümüne “uyuşturucu madde” denilmektedir.

“Madde Kullanımı/Bağımlılığı” dendiğinde uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle birlikte tütün ve alkol ürünleri de kapsanmaktadır. Tütün ürünleri ve alkolün ortalama düzeyde kullanımı bile ciddi kişisel ve sosyal sonuçlara yol açabilir.

BAĞIMLI BİREY; ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAYBEDER

İnsan var oluşundan itibaren hep özgürlüğünü kazanma uğruna mücadeleler vermiştir, hala da vermektedir. Özgürlük, herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumudur. Dolayısıyla, herhangi bir maddeye bağımlı olan insanın özgür olamaz.

KENDİNE OLAN GÜVENİ ZAYIFLAR

Maddenin neler yaptığını bağımlı olan kişi çok iyi bildiği için, maddenin yoksunluk anında örneğin kas sistemlerini kontrol edemeyeceği için tuvaletini tutamaz, tuvaletini tutamayan bir insanın kendine güvenmesinden de söz edilemez. Ya da madde bulabilmek için istemediği şeyleri yapmak zorunda kalır; kendi kararlarıyla değil, başkalarının yönlendirmeleriyle yaşayan kişinin de kendine güveninden söz etmek olanaksızdır.

KENDİNİ KONTROL ALTINDA TUTAMAZ

Maddeye karşı gösterilecek irade kullanmak ya da kullanmamakla ilgilidir. Kullandıktan sonra merkezi sinir sistemi bozulduğu için insanın sağlıklı hareketlerde bulunması zaten beklenemez. Maddenin etkisindeyken kendisi dahil, etrafına zararlı bir insan haline gelebilir.

İDEALLERİNİ KAYBEDER

İnsan; “ HAYATTAN NE BEKLİYORSUN?” sorusuna birden fazla cevaplar verir. Eğer veremiyorsa sorun var demektir, bu sorunların en önemlisi de bağımlılıktır. Bağımlı olan kişiler bu soruya genel olarak; "HİÇ" cevabını vermektedirler. Bu cevap da ideallerin kalmadığını göstermektedir.

İNSANİ İLKELERİ YOK OLMAYA BAŞLAR

Bağımlı kişi, maddenin etkisinde bir yaşam sürdürmeye başladığı ve maddenin denetiminde hareket ettiği için, yaşamla ilgili sorumluluklarını yerine getiremez.

Maddeyi kullanmak başlı başına bir suçtur, ayrıca madde beraberinde de diğer suçları getirmektedir.

Bağımlı kişi: Maddeyi alabilmek için, önce mevcut parasını bitirir. Parasını bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar, yani yakınındaki insanları soyar, günü kurtarma adına hırsızlık yapmaya başlar, parasını maddeye yatırır. Fuhuş yaparak, bu yolla kazanılan parayı maddeye harcar. Ayrıca insanlar bağımlı yapılarak, madde karşılığında zorla fuhşa zorlanırlar, ve en önemlisi; Narkotik Atasözü: "HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICI ADAYIDIR!" Bu ne demek? Her içici para bulma uğruna etrafındaki insanı maddeyle tanıştırır. Maddeyle yeni tanışan bu insanın başka bir yerden satın alma imkânı yoktur. Böylece uyuşturucu satıcıları için yeni bir para kaynağı oluşturulmuş olur.

Bağımlılık yapıcı maddelerden korunma

Önleme çalışmalarında bireyi madde kullanımına başlamadan bilinçlendirmek öncelikli hedeftir. Birincil önleme çalışmaları olarak tanımlanan bu yaklaşımda eğitim yolu ile, madde kullanımının engellenmesine çalışılmaktadır.

En iyi korunma yolu HİÇ BAŞLAMAMAKTIR…

Bir şekilde başlanmışsa;

KURTULMAK MÜMKÜNDÜR !

Madde kullanımı ve bağımlılığı bir sağlık sorunu olmakla birlikte tedavisi mümkün bir hastalıktır. Kişi ilgili hastanede tedavisini olup sağlıklı bir birey olarak kendi yaşam alanına geri dönebilir. Bunun için mutlaka tıbbi yardım ve uzman desteği gerekmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonraki süreç oldukça hassastır. Kişi kendisini madde kullanımına iten ortamlardan ve arkadaş çevresinden uzaklaşmalı, yaşamında anlamlı ve önemli olan kişiler, etkinlikler ve yaşantılarla iç içe olmalıdır. Aksi takdirde tekrar madde kullanım ihtimali oldukça yüksektir.

HUKUKİ BOYUT

Madde bağımlılığı içerisine girmiş insanlar bu bataktan çıkmak için bir fırsat yaratmakta çoğu zaman zorlanırlar. Bunun en büyük nedeni ise genellikle nereye ve nasılbaşvurabileceklerini bilmemeleridir. Herhangi bir sağlık kuruluşuna tedavi amaçlı başvurmaya ya da yetkililerden yardım istemeye, kanunla ters düşüp cezalandırılma korkusuyla çekinmektedirler. Oysa ki Türk Ceza Kanunu’nda bu konuyla ilgili olarak Etkin Pişmanlık başlığı altında gerekli düzenlemeler mevcuttur.

MADDE 192.

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

Görüldüğü gibi, TCK`nın 192. maddesi özellikle madde kullanıp da bırakmak isteyen bağımlılara önemli bir adli kolaylık getirmektir.

ANNE ve BABALAR İÇİN

Genç bir nüfus yapısına sahip olan ülkemizde sigara, alkol ve uyuşturucu maddeleri Madde ile tanışma ve madde kullanım yaşının giderek düştüğü ve 12-17 yaş arası gençlerin risk altında olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu bakımdan gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması ve onlara sağlıklı yaşama bilincinin kazandırılmasında en büyük görev eğitim kurumlarına düşmekte, bu bağlamda okul, öğretmen, aile ve toplumun işbirliği daha da önem taşımaktadır.

Yaşamının temellerini oluşturma sürecinde gençler,

•Güvenli ve mutlu bir yaşam için gerekli davranışları bilmeli,

•Bütüncül sağlıkları için gerekliönlemleri alabilmeli,

•Bir sorunla karşılaştıklarında çözüm üretebilmelidir.

Anne ve Babalar;

Uyuşturucu madde kullanan çocuğu ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olunsanız bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar.

Erken teşhis için çocuğunuzda şu ölçütlere dikkat ediniz:

  1. Bitkinlik, dalgınlık, halsizlik
  2. Sinirlilik, saldırganlık, baş dönmesi
  3. Gözbebeklerinde büyüme ve sulanma
  4. Gözlerde kızarıklık, donuk bakışlar
  5. Burun akıntısı, kanama ve kızarıklık
  6. Kusma, iştahsızlık, aşırı kilo kaybı, yüz renginin solması
  7. Ağızda kuruma, vücutta kaşıntılar
  8. Canlılık, enerji artışı, uzun süre uyumama
  9. Sebepsiz gülmeler, ağlamalar
  10. Sık sık tuvalet ihtiyacı
  11. Şiddetli ağrı ve kramplar
  12. Duygusal çöküntü ve mutsuzluk
  13. Aşırı para harcama
  14. Suç işleme eğilimi ve saldırganlık
  15. Arkadaş çevresinin değişmesi
  16. Aile içi ilişkilerin zayıflaması
  17. Yalnız kalmayı tercih etmesi
  18. Derslere olan ilgisinin azalması
  19. Kendisinin veya evdeki değerli eşyaların nedensiz kaybolması

Bunların bazılarını çocuğunuzda gözlemlediyseniz,

HEMEN ENDİŞELENMEYİN !

  1. Çocuğunuz ya da bir yakınınız uyuşturucu/uyarıcı madde kullanıyor olabilir.
  2. Ancak, özellikle dikkat etmeniz gereken konular şunlardır:
  3. Paniğe kapılmadan durumu gözlemleyin
  4. Uzman bir hekimin bilgisine başvurun, yönlendirmeleri doğrultusunda hareket edin
  5. Çocuğunuzun arkadaş çevresini inceleyip, sorunun kaynağını belirlemeye çalışın
  6. Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayın, onu suçlamayın, sabırla dinleyin
  7. Çocuğunuza daha fazla zaman ayırın ve sevginizi ona gösterin
  8. Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip güçlendirmeye çalışın, eğer boşanmış çiftlerseniz çocuğunuza destek olmak için bir araya gelin
  9. Sosyal ve sportif etkinliklere katılımını teşvik edin
  10. Arkadaş seçiminde titiz davranması konusunda yol gösterici olun
  11. Söylediklerini ciddiye alın, kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun

Uyuşturucu Madde kullanan Gençler Üzerinde Yapılan Araştırma Sonuçlarına Göre Madde Kullanma Nedeni Olarak;

  1. Merak
  2. Arkadaş çevresi
  3. Fiziksel ve psikolojik sorunlar
  4. Sevgisizlik ve ilgisizlik, parçalanmış aileler
  5. Büyüklerine özenti
  6. Ailede veya yakın çevrede özdeşleşeceği kimsenin olmaması gibi etkenler sayılabilir.

Ayrıca; Uyuşturucu kullanan gençlerin ailelerindeki benzer bazı özellikler dikkate değerdir;

1-Parçalanmış boşanmış aileler

2-Anne ve babadan birinin kaybı

3- Aile içinde madde bağımlısı bireylerin bulunması

4- Aile içi iletişim eksikliği

5- Baskıcı ve ilgisiz aile ortamı

6- Aile içinde gencin model alabileceği birey/bireylerin bulunmaması

BAĞIMLILIKTA GENCE NASIL YAKLAŞMALI?

• Önyargılarınızdan sıyrılın

• Kişi maddenin etkisindeyse konuşma girişiminde bulunmayın

•Konuşmaya hazır ve sakin olduğunuzdakonuyu açın

• Etiketlemeler kullanmayın

• Kendinizi onun yerine koyun, düşünceve duygularını anlamaya çalışın

• Öğüt vermeyin

AİLEYE ÖNERİLER:

1-“Benim çocuğum asla yapmaz” demeyin.

2- Çocuğunuzun okulunu, okula giriş çıkış saatlerini, okulla ev arasındaki sürenin ne kadar olduğunu bilin ve takibini iyi yapın.

3- Özel eşyalarını özellikle cep telefonunu karıştırmayın, ancak cep telefonu ile kiminle konuştuğundan ve mesajlaştığından emin olun.

4-Çocuklarınızın kullandığı kelimelere dikkat edin. Örnek : chat, nick name, dalga dümen vs.

5-Çocuklarınıza her zaman sarılın ve sevginizi gösterebilen bir ebeveyn olun.

6- Evde bilgisayar ve internet kullanımının kurallarını en baştan koyun ve bu konuda kararlı olun. Kuralların uygulanması kuralların iyi anlatılması ile doğru orantılıdır.

7- Çocuğunuzun alkol kullanımı konusunda hoşgörülü olmayın. Hoşgörülü olmak demek madde kullanımı kapısını aralamak demektir.

8-Bağımlı bir çocuk sahibi olmamak için önce kendi bağımlılıklarınızın farkına varın ve onları ortadan kaldırmak için elinizden geleni yapın. Örnek : sigarayı bırakın.

9-Aile ortamınızda bir boşanma söz konusu ise böyle bir durumda sadece eşinizden boşanın, anne ve babalıktan boşanmayın.

10-Çocuklarınızı koşulsuz sevgiyle sevdiğinizi hissettirin. Unutmayın ki yarının geleceği olan çocuklarımız geleceğimizin teminatıdır ve bizim çocuklarımızdır.

BAŞVURU MERKEZLERİ

Tedavi alanında ülkemizde alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri (AMATEM) aşağıdaki tabloda verilmiştir. Belirtilen telefonlardan randevu alınabilmektedir.

Adana

Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 322 324 70 10

Ankara

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği

0 312 395 95 95

Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 310 33 33

Ankara

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 202 44 44

Antalya

AMBAUM (AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ)

0 242 249 62 73

Denizli

Denizli Devlet Hastanesi

0 258 265 34 30

Diyarbakır

Diyarbakır Devlet Hastanesi

0 412 228 54 30

Elazığ

Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 424 218 17 05

İstanbul

Bakırköy Prof.Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÇEMATEM

0 212 543 65 65

İstanbul

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi

0 212 414 20 20

İstanbul

Özel Balıklı Rum Hastanesi

0 212 547 16 00

İstanbul

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (AMATEM)

0 216 444 06 20

İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 412 12 12

İzmir

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 444 13 43

İzmir

Egebam(EGE ÜNİVERSİTESİ)

0 232 363 48 99

İzmir

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

0 232 243 32 08

Kayseri

Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AMATEM)

0 352 336 88 84

Manisa

Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 236 234 63 63

Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 362 435 60 60