GLOBAL SİLAH ENDÜSTRİSİ DOSYASI /// 22 Gün İçinde Yapılıp Seri Üretime Geçen Sovyet Anti-Tank Tüfeği : PTRD 41


22 Gün İçinde Yapılıp Seri Üretime Geçen Sovyet Anti-Tank Tüfeği : PTRD 41

1941’deki Barbarsossa Harekatı’nda kayıp üstüne kayıp veren Sovyetler Birliği, daha sonra bazı tespitler yaparak bir anti-tank tüfek üretilmesi kararını alır. PTRD 41 adı verilen bu silahın hikayesi.

ptrd 41, bir sovyet anti-tank tüfeğidir.

sovyetler, aşağıdaki içerikte anlatılan derin savaş teoremi üzerinde çeşitli düzenlemeler yapıyorken 1930’larda düşmanın tank unsuru üzerinde etkili olabilecek ana tanksavar silahının yüksek hızlı antitank topları olduğunu benimsemiş durumdadır:

Savaş sırasında güçlü ve ani bir vuruş yapmak yerine daha uzun süreli ve yıpratma temelli anlayışa derin savaş doktrini demiş Sovyetler. Sözlük’ün asker yazarı "anglachelm" anlatıyor.


onlara göre tabur seviyesinde kullanılacak 45mm ve 76mm toplar düşman tanklarını durdurmaya en ehil görünen şeylerdir. 1938 civarında bu antitank tüfeklerine de bir meyleder gibi olurlar ancak bakarlar ki bu tüfekler tek asker için çok ağır (15kg ve üstü), üstüne o esnada dünyada da hakim olan tank ön zırhı kalınlığı bu tüfeklerin delebileceği seviyeyi geçmiş durumda, daha da üstüne bu tüfekleri alıp kullanmak lojistiğe de yeni mermiler yeni yedek parçalar falan ekliyor bu antitank tüfeği konseptinden o ara komple vazgeçerler.

almanya bu sırada panzerbüchse 39, polonya da wzor 35 antitank tüfekleri yapmış ve bölük seviyesinde orduya dağıtmıştır.

Panzerbüchse 39

sonra gün olur devran döner, almanya durup dururken sovyetlere bir girer pir girer. sovyetlerin ilk günlerde kaybettiği arazi, ekipman, silah ve birlik organizasyonu askerlik tarihinde emsalsizdir. almanların 1941 haziranında sovyetlere ilk girişi olan ve moskova önlerinde sonlanacak olan barbarossa harekatı’nın ilk altı ayında yenilgiden yenilgiye, acıdan acıya koşan sovyetlerin bir ara durup dikkat kesildiği iki şey olur:

birincisi çekili antitank topçusunun alman blitzkrieg’ini durdurmada tek başına bir halt yiyemediğidir. alman tank kolları kundağı çekili topun geri çekilip pozisyon alıp tekrar savunmaya girişmesinden çok daha hızlı taarruz etmektedir. blitzkrieg’in ilacı derinlemesine savunma/defence in depth’tir. çekili top ise derinlemesine savunma için yavaş bir platformdur. o işler için daha mobil bir şeyler gerekmektedir.

ikincisi de alman tanklarının beklediklerinden biraz daha zayıf olduklarını fark ederler. onlar alman tankını panzerini demirden yenilmez bir kale gibi beklerken alman blitzkrieg’inde panzer 1, panzer 2 ve panzer 3 dizaynları da kervana katılmış utanmadan gelmektedir. hemen 1938 yılında zırhı çok kalın bir de tüfek mi taşıyacağız diye diye dizayn masasında bıraktıkları antitank tüfekleri akıllarına gelir.

stalin ertesi gün fetva vererek antitank tüfeği istiyorum ve hemen istiyorum dediği için ülkede hemen hemen hemen sesleri yankılanmaya başlar. sovyetlerin önde gelen iki silah tasarımcısı vasily degtyarev ile sergei simonov‘a bu iş anında simultane olarak ihale edilir. simonov dizaynı yarı otomatik ptrs-41 olarak üretime girer, daha kompleks daha ağır daha pahalı bir dizayndır. degtyarev’in dizaynı ise ptrd-41 haline gelir.

burada parantez açarsak; sovyetler, 21 haziran 1941’de işgal edilmiş demiştim. ağustos’un 2’sinde bu silahların üretimi emredilmiş (işgalden 42 gün sonra), emir verildikten sadece 22 gün sonra ise silahların prototipleri atış testleri bitirilmiş ve seri üretime geçmişlerdir. işte bu aklın havsalanın alamayacağı bir hızdır. karşılaştırma yapacak olursak amerikan m1 garand tüfeğinin dizayn edilip piyade tüfeği ihalesine girişi 1928’de, testleri 1931’de, üretime geçişi 1937’de olmak üzere toplam 9 yıl almıştır. ruslar ise baskı ve ihtiyaç altında hemen silah dizayn edip, bunları hemen test edip 1 ayın altındaki sürelerde askere al git savaş diye dağıtabilen ilginç bir ordu kültürüdür. değişikliğe adapte olmakta üstlerine pek yoktur. nitekim silah 1941 yılı sonunda 18 bin adet kadar üretilmiştir. 1942 sonunda ise 185bin adedi kızıl ordunun elindedir. diğer silah üreticisi simonov ise 1941 yılında 77 adet ptrs-41 üretebilmiştir. bunun da nedeni ptrd üretiminin küçük atölyeler tornalar tarafından kolaylıkla yapılabilmesidir.

silah tek atışlı, 14.5x114mm çapında, 2 metre boyunda, 17 kg ağırlığında bir dev olarak fabrikadan çıkar. tanklara karşı kullanmak için de tungsten çekirdek etrafına kurşun dolgu ve pirinç kaplama zırh delici mermiler üretirler. ptrd tüfeği bu sayede tabur seviyesinden iki kişinin taşıyabildiği müfreze seviyesine inen bir silah olur. ptrd buna rağmen alman tanklarının ön zırhına zarar verememektedir, ancak tankın paletlerine cer dişlisine icra yaylarına falan bir denk getirdi mi affetmemekte ve tankı patlatmasa da durdurmaktadır. 1941 yılı kasım ayı sonuna kadar kızıl ordunun bütün olayı oyalama/delay operasyonu olduğundan tankları kamyonları sakatlayıp duran ptrd o ortamda çok feci iş görmüştür. penetrasyon averajı ise 100 metreden dik açıyla çelik levha zırha 3.5 – 4cm arasında bir nüfuzdur. tungsten karbür çekirdekli mermiyle 4cm zırh delebilmektedir. bu sayede panzer 1 (13mm yan zırh) ve panzer 2 (20mm) panzer 3 (30mm) tanklarının yan zırhlarını kolayca deler. panzer 4 tankını ise denk getirirse arkadan delebilmektedir.

Panzer 3

daha sonradan gelen alman tank serileri pz.kpfw v panther ve pz.kpfw vi tiger tanklarına ise tüfek mermisi işlememesine rağmen ptrd ile tank kupola vizörüne, sürücü holüne, tank taret rulmanına falan mermi denk gelirse tank yine bir şekilde sakatlanabilmektedir:

VİDEO LİNK : https://youtu.be/0-iSmSULCRo

tankların da haricinde alman doğu cephesinde kamyonlar, arabalar, zırhlı arabalar ve diğer mermilerin işlemediği statik koruganlardan binlerce vardır. bunların hepsi ptrd atışlarına karşı zayıf olduğundan ruslar deyim yerindeyse bu silahın bir süre sonra bokunu çıkaracak. tam 471500 tane üretecek ve uçana kaçana 14.5mm dolma gibi mermiler yollamaya başlayacaktır. bu da 1943 yılına falan denk gelir. ruslar bu silahta öyle bir üretim outputu yakalar ki savaşın ikinci yılında kızıl ordu’daki her taburda ptrd ihtiyacı karşılanır. yeni tüfeğe ihtiyaç pek kalmaz.

silah levyeyle kurulan/bolt action olmasına rağmen insanlık dışı geri tepmesinin bir kısmı mekanizmayı geriye atıp kovanı çıkarmakta kullanılır. yani mavzer gibi her atışınızdan sonra boş kovanı çıkarmak için levyeyi kaldırmazsınız. o kendisi yapar. ama kendi özel imalatı mermisini kullanmaz gider kpv makinelisinden 14.5 mermi alır (kırmızı siyah başlı zırh delici/izli) takarsanız mekanizma şahlanır ama geriye gidip boş kovanı çıkaramaz. bunun da yanında atışlarda şarjörü olmadığı için her atıştan sonra elle yeni mermi sürmek gerekir ki ikinci atış yavaştır. ptrs’e olan zayıf tarafı da işte odur.

kötü taraflarına gelince; öyle bir namlu ağız alevi vardır ki aydan dahi görülebilmektedir. özellikle pusu koşullarında gece falan ilk mermi isabet etti bir şeyler oldu ne ala, tüm alman keşif kolu bütün silahlarını ateşin görüldüğü yere çevirip ne var ne yok boşaltmaktadır. 17 kg silahla manevra yapamayıp oradan oraya koşamayan ptrd timleri savaş boyunca çok kayıp verecektir.

donetsk ayrılıkçı militanlarında halen kullanılmaktadır:

VİDEO LİNK : https://youtu.be/mByyKbJh2uM

GRU (RUS ASKERİ GİZLİ SERVİSİ) DOSYASI : Sovyet ajanından çarpıcı Adnan Menderes iddiası !!!! Darbeciler bakın ne talep etmiş


Sovyet ajanından çarpıcı Adnan Menderes iddiası !!!! Darbeciler bakın ne talep etmiş

Leonid Medvedko adlı eski Sovyet askeri istihbaratının (GRU) eski bir ajanı, Rusya basınına verdiği demeçte bir grup emekli Türk subayın, 61 darbesi sonrası idam edilen dönemin başbakanı Adnan Menderes’i devirmek için Moskova’dan yardım talep ettiği iddia etti.

Aynı zamanda yazar ve askeri tercüman olan 91 yaşındaki Leonid Medvedko, Türkiye ile ilgili anılarını Rusya’nın çok okunan gazetelerinden Moskovskiy Komsomolets’e anlattı.

Medvedko, 1956 yılında Sovyetler Birliği’nin, Türkiye sınırına yakın topraklarında büyük bir askeri tatbikat yapmak için acilen Türkiye’nin dev askeri haritalarını aradığını söyledi. Kendisine haritaları bulma görevi verildiğini belirten Medvedko, ordudan ayrılmış bir diş hekimine tedavi olan eşi sayesinde adını açıklamadığı emekli Türk albayı ile tanıştığını ileri sürdü.

Medvedko, "Önce araştırma yaptım. Söz konusu kişiyi soruşturdum, hakkında bilgi toplamaya çalıştım. Defalarca onunla lokantaya gittik, farklı konularda sohbet ettik. Sonunda eski albayın haritaları bulma işinde bana yardım edebileceğini anladım. Elbette para karşılığında! Ardından, Türk Genelkurmayının haritalarına olan ilgimi açık bir şekilde ima ettim" dedi.

‘Menderes’in devrilmesine yardım ederseniz haritalar sizin’

Ancak emekli albayın haritalar karşılığında Sovyetler’e karşı bir teklifte bulunduğunu iddia eden eski ajan Medvedko, “Onun kafasında başka meseleler vardı. Diğer birçok görevdeki ya da emekli Türk subayı gibi o da dönemin Başbakanı Menderes’ten nefret ediyordu. Bana, ‘Menderes’in devrilmesine yardım ederseniz haritalar sizin’ dedi. Bunun üzerine kendisine Türk başbakanını devirmenin bizim işimiz olmadığını anlattım” diye konuştu.

Eski Sovyet askeri istihbaratı ajanı Leonid Medvedko

Teması kes talimatı

Medvedko, yaptığı görüşmelerin ve emekli albayla aralarında geçen konuşmanın GRU’nun Türkiye’deki istihbarat şefi tarafından Moskova’ya aktarıldığını belirtti. Medvedko, GRU merkezinin yaşananların Sovyetler Birliği’ni darbe aracılığıyla Türkiye’deki siyasi hesaplaşmaya sürüklemek isteyen Türk istihbaratının bir planı olabileceği kanısına vardığını ve kendisine emekli albayla teması acil olarak kesme talimatı verdiğini anlattı.

Eski ajan yine de böyle bir olasılığa inanmadığını belirterek, Moskova’dan gelen talimata rağmen riskleri de göz önüne alarak söz konusu kişi aracılığıyla haritaları ele geçirme çalışmalarına devam ettiğini söyledi.

Medya Günlüğü’nden Fuad Safarov’un haberine göre Medvedko, sonunda para karşılığında emekli albayın İstanbul’daki bir limanın bagaj emanet odasına bıraktığı toplam 400 sayfayı bulan dev askeri haritaları aldığını ve Moskova’ya ulaştırdığını iddia etti. Eski ajan, "Haritaları almaya giderken çok heyecanlandım. Bu bir tuzak da olabilirdi. Ama değilmiş. Hatta 400 sayfanın içinde Suriye’nin haritaları da vardı" dedi.

Merhum Başbakan Adnan Menderes

Bazı ülkelerde gazeteci görünümüyle görev yapan Medvedko, SSCB’nin Ankara Büyükelçiliği’nde askeri ataşenin tercümanlığını yaptığını, ayrıca İstanbul’da askeri deniz ataşeliğinde tercüman olarak toplam 6 yıl çalıştığını anlattı. Medvedko aynı zamanda, bir dönem dış istihbarat servisini de yöneten eski başbakanlardan Yevgeniy Primakov’un yakın arkadaşıydı.

MI5 (İNGİLİZ İÇ İSTİHBARAT SERVİSİ) DOSYASI /// İngiliz paranoyasının altın çağı – Başbakan Sovyet ajanı mıydı ????


‘İngiliz paranoyasının altın çağı’ : Başbakan Sovyet ajanı mıydı ????

Netflix’te yayınlanan ve Kraliçe 2. Elizabeth’in yaşamını konu alan The Crown adlı dizide, Kraliçe’nin İşçi Partili Başbakan Harold Wilson’ın gizlice Sovyetler Birliği’ne çalıştığına dair söylentiler duyduğu kesit dikkat çekti. Dizide, Kraliçe’ye Wilson’ın ajan olmadığı konusunda açıklamalar yapılıyor. Fakat BBC, İngiltere’nin iç istihbaratından sorumlu MI5’in (Military Intelligence, Section 5) bu konu hakkında gerçekte ne düşündüğü sorusunu araştırdı. İşte o haber:

Oxford Üniversitesi’nde eğitim gören Harold Wilson, 1964-70 ve 1974-76 yılları arasında İşçi Partisi’nden Başbakandı.

SAĞCI VEKİLLER MOSKOV AYANLISI BİR HÜCREDEN ŞÜPHELENİYORDU

Müesses nizam ile bağları koparma vaadiyle iktidara gelen Wilson, bazı sağcı yetkililerin, Başbakanlık Konutu’nda Moskova yanlısı bir hücrenin varlığına inandıklarından emindi. Onları, kendisine karşı komplo kurmakla, kendisini karalamak için ABD ve Güney Afrika istihbaratıyla ortak çalışmakla suçluyor, müesses nizamın temsilcilerinin kendisini devirmek için yaptığı komploları örtbas ettiklerine inanıyordu.

Harold Wilson Kraliçe 2. Elizabeth ile 1965’te Waterloo istasyonunda

WILSON’DAN GAZETECİLERE: DEMOKRASİ TEHDİT ALTINDA

1976’da başbakanlıktan istifa ettikten birkaç hafta sonra Wilson, BBC’den iki gazeteciyi evine davet etmiş, demokrasinin tehdit altında olduğunu, gazetecilerin bunu araştırması gerektiğini, kendisinin onlara yardımcı olacağını söylemişti.

Kendimi odanın köşesinde tombul bir örümcek olarak görüyorum" diyen Wilson, "Bazen uykuda konuşuyorum. İkiniz de dinlemelisiniz. Arada bir görüştüğümüzde Charing Cross Caddesi’ne gidip kör bir adamı tekmelemenizi söyleyebilirim. O kör adam size bir şeyler anlatabilir" diye devam etmişti.

The Crown dizisinden bir sahne, Harold Wilson (Jason Watkins) Kraliçe 2. Elizabeth (Olivia Colman) ile

ÖGZLER NIXON SKANDALINDAYDI

O sıralar dünyanın dikkati ABD’de Başkan Richard Nixon’ın istifasına yol açan Watergate skandalı üzerine kilitlenmişti. Washington Post’ta skandalı yazan muhabirler, "Deep Throat – Derin Gırtlak" adını verdikleri esrarengiz birinden bilgi alıyorlardı. Wilson, bu tombul örümceğin yeni Derin Gırtlak olmasını umuyordu belki de.

WILSON’IN PARANOYAK OLDUĞU DÜŞÜNÜLDÜ

Salford Üniversitesi’nde Wilson komploları ile ilgili ders veren Dan Lomas’a göre, Tombul Örümcek haberi çıktığında genel kanı bunun "paranoyadan ibaret" olduğu yönündeydi.

ESKİ MI5 AJANI: WILSON’IN KOMÜNİST AJAN OLDUĞUNA İNANMIŞTIK

Ancak eski MI5 görevlisi Peter Wright,1980’lerde ‘Spycatcher’ adlı otobiyografisinde Wilson’ı istifaya zorlayacak bir komplo girişiminde bulunan MI5 ekibinde yer aldığını, zira onun komünist ajanı olduğuna inandıklarını yazmıştı.

İşçi Partili Başbakan Harold Wilson (Joseph Kagan’ın ürettiği Gannex trençkotları giyiyor)

WILSON’IN DOĞU BLOĞU ÜLKELERE ZİYARETİ

Bu konuda ellerinde herhangi bir delil bulunmuyordu. Wilson, 1940’larda ve 50’lerde Doğu Bloku ülkelerine önce ticaret bakanı olarak, daha sonra muhalefette iken de bir kereste şirketine danışmanlık yaptığı dönemde birkaç ziyarette bulunmuştu.

* Doğu Bloğu ülkeleri: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dışında Doğu Almanya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Çekoslovakya, Polonya ve 1961 yılına kadar Arnavutluk’tu. Yugoslavya komünist bir ülke olmasına karşın hiçbir zaman Doğu Bloku ülkeleri arasında yer almadı. Doğu Bloku 1989’da Sovyet rejiminin çökmesiyle birlikte sona erdi.

"JOSEPH KAGAN DA AJAN OLABİLİR"

Eski MI5 görevlisi Peter Wright, Wilson’un, bu ziyaretlerden birinde casus olmak için ikna edildiğinden emindi. 1988’de BBC’nin Panorama programında sorunun "ziyaret sayısı" olduğunu ifade ediyordu. Wilson’ın ayrıca Doğu Avrupa ülkeleri ile bağlantıları olan iş adamlarıyla dostluğu vardı. Bunlardan biri de trençkot imalatçısı Joseph Kagan ve basın patronu Robert Maxwell idi ki MI5’te onun hakkında da şüpheler vardı.

ESKİ KGB AJANI DA "WILSON CASUS" DEMİŞTİ

Ayrıca 1960’ların başlarında Sovyetler Birliği’nden kaçan eski KGB ajanı Anatoly Golitsyn, Wilson’ın casus olduğunu, Wilson’dan önce İşçi Partisi lideri olan Hugh Gaitskell’in de ona liderlik yolunu açmak için suikast sonucu öldürüldüğünü iddia ediyordu. Bu iddia MI5 genel müdürü tarafından yalanlanmış olsa da, Wright’ı ve CIA karşı istihbarat birimi başkanı James Angelton’u ikna etmeye yetmişti.

KGB WILSON’I HEDEF ALMIŞTI

KGB’nin arşivcisi Vasili Mitrokhin’in 1992’de Rusya’dan kaçması sonrasında, Wilson’ın bir ara KGB’nin hedeflediği politikacılar listesinde yer aldığı anlaşıldı. Ancak Wright’ın bunu 1970’lerde bilmesi mümkün değildi; yani sadece tahminde bulunmuştu. (Mitrokhin arşivi, bu planla ilgili hiçbir gelişme kaydedilmediğini gösteriyordu.)

Harold Wilson parti konferansında konuşuyor

MIS: KAYNAK GÜVENİLİR DEĞİL

MI5, eski MI5 görevlisi Peter Wright’ın güvenilir bir kaynak olmadığını söylüyor. İnternet sitesinde Wilson hakkındaki iddialara yönelik bir sayfada MI5, Wright’ın istihbarat servisinde Wilson karşıtı komplo iddialarının "çürütüldüğünü" ifade ediyor.

Wright ise Spycatcher kitabında, 30 MI5 görevlisinin bu komploya karıştığını iddia etmiş, daha sonra Panorama programında sorulduğunda bu sayıyı 8-9 olarak düzeltmiş ve sadece bir görevlinin Wilson’u devirme konusunda ciddi kararlılık sergilediğini söylemiş, kitabın bu bölümünün "güvenilir olmadığını" ifade etmişti.

WILSON’A "İSTİHBARAT İÇİNDE RAHATSIZ BİR GRUP VAR" DENİLMİŞTİ

Wilson’ın biyografisini yazan tarihçi Ben Pimlott’a göre, Başbakan Wilson 1975’te MI5 başkanını huzuruna çağırmış, Başbakanlık konutunda komünist bir hücrenin varlığına inanan "küçük bir hoşnutsuzlar grubunun" istihbarat servisinde yer aldığı bilgisini bu kişinin ağzından duymuştu. MI5 yetkilisi, bu grubun kontrol altına alındığına dair Wilson’a güvence vermişti.

"İNGİLİZ PARANOYASININ ANTIN ÇAĞI"

Bu konuda rahatsızlık duyan tek insan Wilson değildi. Yazar Francis Wheen, o dönemi "İngiliz paranoyasının altın çağı" olarak tanımlıyor. Gerçekten de o zamanlar çok sayıda komplo söylentileri, bir miktar da gerçek komplo girişimleri ortaya çıkmıştı.

1968’de Daily Mirror’ın sahibi Cecil King, müeses nizamın önde gelenleriyle bir toplantı yapıp, seçilmiş hükümetin yerine Kraliçe’nin kuzeni Lord Mountbatten’ın başkanlığına bir hükümetin gelmesi çağrısı yapmıştı. Ancak Mounbatten öneriyi reddetti ve komplo bir yere varamadı.

"SİVİL SAVUNMA GRUPLARI" YANİ "ÖZEL ORDULAR"

1970’li yılların başlarında, sendikaların militanlığına kızgın bir dizi sağcı eski ordu mensubu, "sivil savunma" grupları olşuturmaya başladı ve bunların aslında özel ordular olduklarından korkuluyordu.

ASKERİ DARBE ÇAĞRISI YAPILDI

2006’daki bir BBC belgeselinde eski ordu ve güvenlik yetkilileri, bir askeri darbe çağrısında bulunduklarını neşeyle anlatıyordu.

"DARBE İÇİN PROVA YAPTILAR"

Wilson’ın en çok güvendiği yardımcısı Barones Falkender, hem kendisinin hem de Wilson’ın, Londra’da 1974’te Heathrow Havaalanı’nda yapılan tatbikatın ya bir güç gösterisi ya da bir darbe için prova olduğuna inandıklarını söyledi.

MI5 WILSON HAKKINDA OLUMSUZ HABERLER YAPTIRDI

Wilson MI5’in basına hakkında olumsuz haberler yaptırdığını da düşünüyordu. Wright bu iddianın doğru olduğunu söyledi.

İKİ SORUŞTURMA YAPILDI

İki soruşturma oldu. 1987’deki soruşturmada, istihbarat servisinde Wilson’a karşı komplo iddialarının doğru olmadığı sonucuna varıldı. Ancak 1996’da kabine sekreteri Lord Hunt’ın başkanlık ettiği soruşturma ise "MI5 içinde biraz, çok az bir miktar hoşnutsuzun var olduğu" ve "yıpratıcı kötücül haberleri yaydığı" sonucuna vardı.

MI5’TE DOSYA AÇILDI

Profesör Christopher Andrew’un 2009’da yayımladığı ve MI5’ın resmi tarihini anlatan kitabında, istihbarat servisinin 1947’de Wilson hakkında bir dosya açtığı, komünist olarak bilinen bir kamu personelinin Wilson’ı onaylayıcı tarzda konuşması üzerine "Worthington" kod adıyla anılan bu dosyanın açıldığı ifade ediliyor.

Andrew, MI5’ın komplo kurmadığı, Wilson’ın ise paranoyak olduğu sonucuna varsa da, kitabın önsözünde, "önemli bir konuyu kasıtlı olarak çıkardığını" belirtiyor. Daha sonra bu konunun "kamu yararı" gerekçesiyle ifşa edilmeyen ve 1963-77 yılları arasında Başbakanlık konutunun dinlendiği iddiası ile ilgili olduğu haberleri çıkmıştı.

Birçok kaynak Wilson’ın bu yönde iddialarda bulunduğunu doğruluyor.

HALA TARTIŞILAN KONULAR

Ancak tarihçilerin hala tartışmakta olduğu ve netlik kazanmamış birçok konu var. David Leigh’in 1988 tarihli ‘Wilson Komplosu’ (The Wilson Plot) kitabında, benzer bir komplodan söz ediliyor. Wilson’ın biyografisini yazan Pimlott’ın yanı sıra tarihçi Dominic Sandbrook da ortada karanlık bir mesele olduğuna dair göndermelerde bulunuyor.

Lomas ise gerçeğin ortada bir yerde olduğuna inanıyor. MI5 içinde "Peter Wright ve bir arkadaşı" ile sınırlı bir komplo olduğunu, ancak "1970’lerde Wilson’ı devirmek isteyen daha geniş bir sağcı grubun varlığının da kesin olduğu" sonucuna varıyor.

"Wilson komplosu olduğuna inanmak istiyorsanız bu iddiaları destekleyecek pek çok kanıt var. Karşı tarafta iseniz bu kanıtların hayal ürünü olduğunu, asla böyle bir şey olmadığını söyleyebilirsiniz, ki bu argümanı destekleyen kanıtlar da var" diyor Lomas.

"İşte Wilson komplosu ile ilgili harika şeylerden biri de bu. Doğrudur ya da yanlıştır diyemeyeceğiniz, inandığınız şeye göre değişebilen bir mesele."

MK ULTRA PROJESİ /// Kavel Alpaslan : İngiliz ordusunda LSD deneyi : Yoksa Sovyet icadı olmasın ???


Kavel Alpaslan : İngiliz ordusunda LSD deneyi : Yoksa Sovyet icadı olmasın ???

‘Asit’ olarak da bilinen LSD kullanımı, 1960’lı yıllarda artıyor. Psikolojik sorunları tetikleyebildiği de bilinen LSD kullanımındaki artışın, Soğuk Savaş dönemine denk gelmesi ise ABD müttefiki Batı ülkelerinin aklına tek bir soru getiriyor: Yoksa ‘kızıl icadı’ olmasın?

E-POSTA : kalpaslan

Ağır bir halüsinojen uyuşturucu olan LSD (Liserjik asit dietila/Liserjik asit dietilamid), özellike 1960’larda popülerlik kazandı. Kullananların saatler boyunca renkler ve şekillerle dolu halüsinasyonlar görmesi, bir devrin ‘psychedelic’ (psikedelik/saykodelik) kültürünü ciddi anlamda etkiledi. Elbette çoğu uyuşturucu gibi, ‘asit’ olarak da bilinen bu maddenin anksiyete gibi psikolojik sorunları tetikleyebildiği biliniyor. LSD’nin popülerleşmesi, toplumsal olarak anksiyete dolu bir dönem olan Soğuk Savaş ile kesişince ortaya oldukça garip sonuçlar çıkar. Mesela varını yoğunu Sovyetler Birliği’yle mücadeleye adamış ABD müttefiki Batı ülkeleri, LSD’nin ciddi ciddi bir ‘kızıl icadı’ olabileceğinden şüphelenerek kendi askerlerine bazı testler uygular…

Söze küçük bir parantezle başlayalım: Bugüne kadar ‘Dünyanın en korkunç deneyleri’, ‘Bilmem hangi istihbarat örgütünün gizli laboratuvarları’ gibi asılsız komplo haberlerine çokça maruz kaldığımızı varsayıyoruz. Bu nedenle havada kalan bilgileri elden geldiğince elemeye ve kaynaklarımızı mümkün mertebe belirtmeye çalıştığımızı belirttik. Umarız bu, kafalarda oluşan haklı tedirginliklere cevap olabilir.

Soğuk Savaş’ın başlamasıyla birlikte Sovyetler Birliği’ne dair komplolar, yalnızca kamuoyuna yansıtılan bir şeytanlaştırma politikasında kendine yer bulmaz. Sovyetler’in ‘neler karıştırdığı’ istihbaratın da gündemidir. LSD’nin, yaygınlaşmasıyla birlikte bu maddenin, sırları bilinçdışı bir şekilde açıklatan bir ‘gerçeklik silahı’ olup olmadığı da tartışılmaya başlar. İşin daha da garibi, bunun ‘Sovyetlerin bir silahı’ olup olmadığı ciddi ciddi Batı’daki istihbarat servislerinin gündemindedir. 2006 yılında BBC’de yer alan bir haberde şu ifadelere yer verilmiş: “Bu deneyler, Soğuk Savaş yıllarının en gerilimli günlerine rastlıyor. (…) Bir ara hem Washington hem de Londra, Sovyetlerin beyin yıkamayı sağlayan bir ilaç keşfettiğine inanıyor. İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6, buna en yakın maddenin LSD türevi bir şey olduğundan neredeyse emin. ”

Şimdi İngiliz ordusunun bir deneyine ait görüntülerle başlayalım. 1964 yılında 17 Kraliyet denizcisi ve üç subay gönüllü olarak bu deneye katılır. Üç gün boyunca tatbikat yapılacaktır. Fakat bu günlerden birinde, haber verilmeden askerlere LSD verilir. İkinci gün içtikleri suyun içinde bulunan maddenin farkına varmayan askerler için tatbikatın başı oldukça normaldir. Hatta tatbikat gereği askerler, temsili bazı ‘teröristleri’ bile yakalamıştır. Fakat uyuşturucu etkisini göstermeye başlar, askerler yavaşa yavaş saklanmaktan vazgeçer. Özellikle biri tüm gerçekle bağını yitirir ve silahını bırakarak olduğu yerde sallanmaya başlar. Asker daha sonra ambulans eşliğinde alandan çıkarılır.

Subaylar, deneyin bir parçası olarak LSD’yi vücutlarında hissetseler de göreve devam etmeye çabalar. Ancak tek sıra halinde mevzilerinden ayrılan askerlerin büyük bir çoğunluğu kahkahalarla ilerlemekte, arkadaşlarına etraflarını çevreleyen doğadaki değişimleri göstermektedir. İlerleyen ekip karargah yapılan bölgeyle iletişime geçerek ‘roket saldırısı’ talep eder. Roket ekibi bu sırada ellerindeki silahları bir oraya bir buraya sallamakta, gülmekten nişan almayı başaramamaktadır (Bu deneyde gerçek cephaneler kullanılmadığı belirtiliyor).

Saatler geçtikçe askerler yeniden silahlarını bırakmaya başlar, durmadan gülmesine karşın bir tek radyo görevlisi diğerlerinden daha sadık bir şekilde görevini yapmaktadır. Fakat bir süre sonra o da teslim olur, iki ekip arasındaki iletişim kaybolur. Çünkü radyocu telsizi ağacın etrafına dolamaya başlamıştır. Uyuşturucunun tam olarak etkisini gösterdiği zaman bütün askerler yerlere yatıp kahkaha atmaya ve ağaçlara sarılmaya başlar. Her asker doğaya karşı aynı şekilde yaklaşmaz tabi, bir tanesi sadece küreğini kullanarak bir ağacı neredeyse kökünden söker. Komutanlar da sonunda artık devam edemeyeceklerini fark eder. Çünkü bir asker ‘kuşlara yem vermek üzere’ ağaca tırmanmaya başlamıştır. Askerler hastaneye götürülecektir ancak çoğu ambulansta kapalı bir alana sıkışmak istemez, ormanda kalmayı tercih eder. Deneyi organize edenlerin zorlu çabaları sonucunda hastaneye gözlem için götürülürler. Kimileri uyur, kimileri gördüğü geometrik şekillerden bahseder, kimileriyse gülmeye devam eder.

Operation MONEYBAGS (Full) : VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?v=5WscQIp3Kac&feature=youtu.be

Resmi videoda söz konusu deneyin ‘Kıbrıs’daki EOKA görevi sırasında iç güvenlik sorununa yönelik’ yapıldığı belirtiliyor. Ancak gerçekten tek neden bu mu? İngiltere’de daha öncesinde de benzeri deneyler 1950’li yıllarda yapılmıştır. Yine aynı BBC kaynağına göre, ‘grip virüsüne karşı tedavi’ bahanesiyle kimyasal savaş laboratuvarında askerlere LSD verilir. İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI-6, yürüttüğü bu gizli deneyler sırasında üç eski askere izinlerini almadan LSD verdiği için on yıllar sonra tazminat ödemek zorunda kalacaktır. Bir asker kendisiyle birlikte bir başka ere ‘berrak bir sıvı içirme’ deneyinde hissettiklerini şöyle açıklıyor: ”İlk etki olarak kahkahalarımızı kontrol edemez duruma geldik. Aslında korkunç bir yanı vardı. Neye güldüğümüzü bilmiyorduk ve kendimizi durdurmamız imkansızdı. Bunun ardından arkadaşımın gözlerine bakınca sanki her ikisinin de kanlı birer pamuk parçası olduğunu sandım.”

The New Yorker’da yer alan habere göre, ABD’de de benzeri çalışmalar yapılıyordu. Kimi deneyler, bir Sovyet ajanının onlara gizlice belli bir dozda LSD verildiği takdirde askerlerin nasıl tepkiler vereceğini görmek üzere tasarlanır. Tahmin edilebileceği üzere ordunun ve istihbaratın açısından çok verimli sonuçlar veren deneyler değildir bunlar, ancak hem İngiltere hem de ABD’deki çalışmaların devamlılığını sağlayan tek neden ‘muhtemelen Sovyetler de böyle şeyler üzerine çalışıyor’ düşüncesidir.

The New York Times’ın 1977 yılındaki bir sayısında, eski bir asker olan James R. Thornwell’in, bilgisi olmadan LSD deneyine dahil edildiğine dair bir haber yer alıyor. Thornwell, deneye dair hatırladıklarını aktarıyor: Kendisine bir istihbarat yetkilisi tarafından ‘dosyaları ne yaptığı’ sorulur. O sırada Thornwell ‘kafasının uçtuğunu, yıldızların yükselmeye başladığını’ söyler. Soru sorulmasının kesilmesini ister ancak deney devam eder. Asker masaya yığılır ve ağzından salyalar akmaya başlar. Metinde 1955-1962 yılları arasında halüsinojen uyuşturucularla yapılan deneylere binin üzerinde askerin kendi rızasıyla katıldığı belirtiliyor. Yine bu haberde de deneylerin ‘Sovyetlerin bir şeyler keşfetmesi sonrası yapıldığı’ yer alıyor.

Soğuk Savaş yıllarının özellikle ilk dönemlerinde Sovyet karşıtı paranoya tüm topluma empoze edilmeye çalışılır. Bu anlamda Ekim Devrimi’nden sonraki on yıllarla kıyaslanamayacak bir karalama politikası yürütülür. Elbette ‘kızıl tehlikeye’ karşı kollarını sıvayan bu propagandistler ne yaptıklarının farkındadır. İşin daha ilginç yanı bu paranoya halinin ‘devletlere’ de nüfuz edebilmiş olmasıdır.

Günümüzde bunca istihbarat örgütü arasından Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin (DAC/ya da yaygın bilinen ismiyle ‘Doğu’ Almanya’nın) istihbaratı Stasi, düzenli olarak kurdukları sistemle yargılanır. Belki de kafalarda en ‘şeytani’ ve ‘paranoyak’ görünümlü istihbarat teşkilatı haline gelmiştir. Kendi orduları üzerinde böylesi deneyler yapan ülkeler ve istihbarat servisleri ise nedense bu denli ‘medyatik’ olamaz!

Elbette Stasi’nin her yaptığına alkış tutacak değiliz, fakat şunu da gözardı edemeyiz: Bu ülke sosyalist ülkeler için bir ‘sınır’ ülkesidir ve var olan tehditler dolayısıyla ister istemez bir paranoya oluşmuştur. Bunu başka ülkeler için de söyleyebiliriz. Ancak DAC’da oluşan tepkilerin ne sebepleri ne de düzeyi, elini dünyanın her köşesinde kana bulamış diğer yakadaki istihbarat teşkilatlarıyla kıyaslanamaz. Görünen o ki yalnız uyuşturucu kullanıcıları değil; devletler de anksiyete sorunları yaşayabiliyor…

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı adresler

LİNK : https://www.independent.co.uk/news/uk/home-news/lsd-video-porton-down-chemical-weapons-experiments-trials-uk-military-army-marines-sixties-acid-a8366906.html
LİNK : http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/story/2006/02/printable/060224_lsd.shtml
LİNK : https://www.nytimes.com/1977/10/07/archives/army-data-describe-lsd-test-on-soldier-declassified-docements-are.html