NAZİZM DOSYASI : Milyonlarca insanın ölümünden sorumlu Hitler, CIA dosyasına göre, kendisini İsa Mesih’in ikinci gelişi sanıyordu


Milyonlarca insanın ölümünden sorumlu Hitler, CIA dosyasına göre, kendisini İsa Mesih’in ikinci gelişi sanıyordu

Gizliliği yeni kaldırılan CIA’in 2. Dünya Savaşı belgelerine göre cinsel açıdan beceriksiz, kendisine takıntılı, hiddetli ‘Führer’de aynı zamanda Mesih kompleksi vardı.

ABD’nin Merkezi İstihbarat Kurumu CIA’in gizliliği kaldırılan belgelerinin içinden çıkan 68 sayfalık Adolf Hitler portresi, Nazi liderinin karakteriyle ilgili şaşırtıcı unsurlara yenilerini ekledi.

ABD’nin Aralık 1941’te 2. Dünya Savaşına girmesinden bir yıl sonra CIA’in öncülü Stratejik Hizmetler Dairesi‘nin oluşturduğu Hitler portresi, ABD Başkanı’nın Antropoloğu ve Beyaz Saray’daki Özel İstihbarat Birimi’nin üyesi Dr Henry Field tarafından Başkan Franklin Delano Roosevelt‘in danışmanlarına gönderilmişti.

The Daily Star gazetesinin yayımladığı dosyadan parçalara göre cinsel açıdan beceriksiz, kendisine takıntılı, hiddetli ‘Führer’de aynı zamanda Mesih kompleksi de vardı.

Berlin’i günahtan temizleyecekti

Gençlik yıllarında kendisinin İsa peygamberin dünyaya ikinci gelişi olduğuna dair fantezileri olan Hitler, ‘günah yuvası’ olarak gördüğü Berlin‘i Mesih sıfatıyla temizleme hayalleri kuruyordu.

1920’lerin başında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi‘ni, kısaca Nazi partisini kurmakla meşgulken kendisi ‘yarı tanrı’ olarak gören Hitler, 1923’te kendisinden ‘dünyanın eli kamçılı Mesih’i’ diye söz etmeye başlamıştı. Bu düşünüş şekli, ‘Führer’in siyasi ve cinsel yaşamını etkiliyordu.

Benim için tek gelin Alman halkı

Dosyada Hitler’in Dr. Sedgwick adında bir şahsın kızkardeşiyle nişanlandığı haberlerini reddediş tarzı da aktarılıyor. Nazi lideri, dedikodulardan koltukları kabarmış halde Dr. Sedgwick’e "Şunu basına söyleyin: Hayatta asla bir kadınla nişanlanmam ya da evlenmem. Benim için tek gerçek gelin Alman halkıdır ve hep öyle kalacaktır" diye çatıyor.

Dosyada arkadaşı Ernst Hanfstaengl’in Hitler’in bu konuşmadan sonra kendisini Mesih gibi hissettiğine dair görüşü de yer aldı. Mesih fantezisi içindeki Hitler’in ağzından "Kendimden geçtim, kendimi neredeyse İsa Mesih olarak hayal ettim" sözlerinin döküldüğü kaydedildi.

‘Penisi çok küçüktü, hayvan testosteronu enjekte ediyordu’

Gizli dosyanın yayımlanmasından önce, Britanyalı tarihçi Emma Craigie, ‘Führer’in cinsel yaşamının mahrem ayrıntıları hakkında açıklamalar yapmıştı. Hitler’in çok küçük bir penisinin olduğunu, kendisine hayvan testosteronu enjekte ettiğini ve sevgilisi Eva Braun’u etkilemek için köpekleri kırbaçladığını anlatmıştı.

KUTLAMA MESAJI : PKK’nın Norveç Sorumlusu Bingöl’de Yakalandı /// KURUMLARIMIZI TEBRİK EDER, SAYGILARIMIZI SUNARIZ.


DAĞITIM :

1. EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2. BİNGÖL EMNİYETİ TEM ŞUBESİ

3. MİT BAŞKANLIĞI

ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak bu başarıda söz sahibi olan tüm güvenlik ve istihbarat kurumlarımızı samimiyetle tebrik eder, üstün başarılarının devamını dileriz.

PKK’nın Norveç Sorumlusu Bingöl’de Yakalandı

Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatının ortak düzenlediği operasyonda, PKK’nın Norveç’te faaliyet yürüten sorumlularından Roger Carlsen’ın Solhan’da gözaltına alındı.

Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatının ortak düzenlediği operasyonda, PKK’nın Norveç’te faaliyet yürüten sorumlularından Roger Carlsen’ın Solhan’da gözaltına alındı. Operasyonun detayları ile ilgili Bingöl Valiliğinden yapılan açıklamada, ‘‘PKK/KCK silahlı terör örgütü ile iltisaklı kişilerin eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yürütülen müşterek çalışmalarda Türk vatandaşlığından ayrılarak Norveç vatandaşı olan ve PKK/KCK terör örgütünün Norveç yapılanmasında sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğü tespit edilen R.C. İsimli şahıs 19.06.2019 günü Bingöl ili Solhan ilçesinde yapılan operasyon kapsamında yakalanarak gözaltına alınmıştır. Şahsın yakalandığı adreste yapılan aramada örgütsel dokümanlar ele geçirilmiş olup, 21.06.2019 günü hakkında düzenlenen tahkikat evrakları ile birlikte çıkarıldığı adli mercilerce tutuklanmıştır” ifadelerine yer verildi.

TERÖR DOSYASI : Sri Lanka saldırılarının sorumlusu olduğu söylenen Ulusal Tevhid Cemaati kimdir ???


Sri Lanka saldırılarının sorumlusu olduğu söylenen Ulusal Tevhid Cemaati kimdir ???

Sri Lanka’da Pazar günü Paskalya kutlamaları sırasında otel ve kiliselere düzenlenen, en az 310 kişi yaşamını yitirdiği, 500’den fazla kişi de yaralandığı 8 bombalı saldırının sorumlusu olduğu söylenen Ulusal Tevhid Cemaati (UTC) henüz saldırıları üstlenmedi.

Ancak çeşitli vesilelerle gazetecilere konuşan Sri Lankalı yetkililer, dolaylı yollardan UTC’yi suçluyor.

Son olarak Sri Lanka Savunma Bakanı Ruwan Wijewardene Meclis’te yaptığı açıklamalarda "Yürütülen soruşturma sonucu elde edilen ilk bulgular, saldırıyı Ulusal Tevhid Cemaati tarafından gerçekleştirildiğini ve Yeni Zelanda’daki cami saldırılarına bir misilleme olduğunu gösteriyor" dedi.

Peki bugüne kadar adı pek duyulmayan bu örgüt kimdir?

Yetkililer de, Sri Lanka basını da UTC’yle ilgili detaylı bir bilgi vermiyor.

Grubun, bir başka radikal İslamcı örgüt olan Sri Lanka Tevhid Cemaati’nden koptuğu tahmin ediliyor.

Henüz bu bağlantıyı kanıtlayan bir delil ya da belge sunulmasa da, özellikle Hint basını bu iddianın üzerinde duruyor. Sri Lanka Tevhid Cemaati de aslında Hindistan’daki Tamil Nadu Tevhid Cemaati’nin Sri Lanka’daki uzantısı.

UTC bugüne kadar pek duyulmazken Sri Lanka Tevhid Cemaati, çok daha organize bir örgüt. 2016’da örgütün liderlerinden Abdül Razik, ülkedeki Budistlere yönelik nefret söylemi nedeniyle gözaltına alınmış, ardından özür dilemişti.

UTC ismi en son 2018’in aralık ayında gündeme gelmişti. Mawanella’da Budist tapınaklarının dışındaki Buda heykellerine yapılan saldırılardan, bazı haberlere göre, UTC sorumluydu.

Yaklaşık 21 milyon nüfusu olan Sri Lanka’nın yüzde 9,7’si Müslüman.

Örgütün sosyal medyadaki görünürlüğü de az. Facebook sayfası birkaç haftada bir güncelleniyor, Twitter hesabı ise Mart 2018’den beri güncellenmemiş.

Facebook sayfasında daha çok kan bağışı kampanyaları, birikimlerin yoksul kesimle de paylaşılması gibi çağrılar yer alıyor. Sayfada aynı zamanda, örgütün lideri olduğu düşünülen Muhammed Zahran’ın da bir videosu paylaşılmış.

Örgütün bir internet sitesi de var ancak kapatılmış durumda. Pazar günkü saldırılardan sonra yetkililer tarafından mı kapatıldı yoksa öncesinde kendileri mi kapatmıştı, henüz bilinmiyor.

Saldırılarla bağlantısı araştırılıyor

AFPHükümet Sözcüsü Rajitha Senaratne

Hükümet Sözcüsü Rajitha Senaratne, Pazartesi günü başkent Colombo’da gazetecilere yaptığı açıklama sırasında, "saldırıların öncesinde yabancı istihbarat örgütlerinden bazı uyarılar geldiğini" söyledi.

Başbakan Ranil Wickremesinghe de Pazar günü düzenlediği basın toplantısında "ilgili kurumların daha önceden bazı istihbarat bilgilerine sahip olduğunu ancak bu bilgilerin kendisine ya da doğrudan cumhurbaşkanına bağlı olan savunma ve güvenlikle ilgili bakanlarına iletilmediğini" söyledi.

Cumhurbaşkanı ile görevden alıp kısa bir süre sonra yeniden koltuğu verdiği Başbakan arasında, 2018’in sonundan beri gerilim yaşanıyor.

Sri Lanka İletişim Bakanı Harin Fernando da Twitter hesabından, Sri Lanka emniyet müdürünün nisan ayı başında gönderdiği bildirilen bir belgeyi paylaştı.

Twitter Reklamları’na ilişkin bilgiler ve gizlilik

Belgede, UTC ismi açıkça yer alıyor ve örgütün hem kiliselere, hem Hint Yüksek Komiserliği’ne saldırı hazırlığında olduğu uyarısı yapılıyor.

Örgütün lideri olarak da Muhammed Zahran’ın ismi veriliyor.

Bir gün sonra da Sağlık Bakanı Rajitha Senaratne, hükümetin güvenlik toplantısından çıkıp gazetecilerle bir araya geldi. Fernando’nun paylaştığı belgenin gerçek olduğunu ve UTC’nin adının da bu belgede yer aldığını açıkladı.

Ancak hükümet henüz resmi olarak saldırıları UTC’nin yaptığını duyurmadı.

Bugüne kadar 24 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınanlarla ilgili de detaylı bilgi verilmiyor. Bu isimlerin UTC’yle bağlantısı olup olmadığı henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Uluslararası bağlantı şüphesi

Yetkililer, çok küçük bir yapılanma olan UTC’nin tek başına hareket etmediğinden şüpheleniyor.

Hükümet Sözcüsü Sanaratne, "Bize göre bu ülkedeki küçük bir örgüt bütün bunları yapamaz. Şu an örgütün arkasındaki uluslararası desteği ve diğer bağlantıları araştırıyoruz. Buradaki intihar saldırganlarının nasıl ortaya çıktığını, bu bombaları burada nasıl ürettiklerini bulmaya çalışıyoruz." açıklaması yaptı.

UTC’nin adını doğrudan vermese de, Sri Lanka Cumhurbaşkanı Maithripala Sirisena’nın ofisinden yapılan açıklamada da saldırıların arkasındaki grubun ülke dışından destek aldığına yönelik iddiaya yer verildi:

"İstihbarat birimlerimiz, yerli teröristlerin arkasında uluslararası terör gruplarının olduğunu bildiriyor. Bunlarla mücadele etmek için uluslararası yardım talep edeceğiz."

ADIV (BELÇİKA GİZLİ SERVİSİ) DOSYASI : Belçika’da istihbarat sorumlusuna gözaltı


Belçika’da istihbarat sorumlusuna gözaltı

AB ve NATO’ya ev sahipliği yapan Belçika’da, askeri istihbarat biriminde karşı istihbaratın başındaki isim olan Clement Vandenborre’un, iç soruşturma kapsamında görevden geçici olarak uzaklaştırıldığının ve hakkında Rusya’ya gizli belge sağlama suçlamasının bulunduğunun ortaya çıkması ülkeyi karıştırdı.

Flamanca yayın yapan De Morgen’in ortaya çıkardığı olay, Vandenborre’un 2016’da Sırbistan’daki özel bir operasyonda bir Sırp ajana gizli belge ve bilgilere erişim sağlamasına dayanıyor. Gizli belgelerin yanlış şekilde kağıt öğütücüde imha edilmesi de suçlamalar arasında. Sorunun daha vahim bir hal almasına ise Vandenborre’un erişim sağladığı Sırp kadının Rusya için çalışan çifte ajan olmasından şüphelenilmesi neden oldu. Suçlamaların temelinde aynı birimden gelen bir ihbar mektubu yer alıyor. Yaklaşık 40 yıllık kariyeri olan Vandenborre iddia ve suçlamaları reddetti.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Eski MİT’çinin “Sorumlusu”Na 9 YIL 9 AY Hapis Cezası


Eski MİT’çinin "Sorumlusu"Na Hapis Cezası

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi sonrası tutuklanan ve verdiği bilgilerle birçok kurumdaki örgüt üyesinin tespit edilmesini sağlayan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) eski çalışanı Serkan Bal‘dan sorumlu olduğu tespit edilen örgüt üyesi Alaattin Tabak’a 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Alaattin Tabak ve Ömer Güllü ile avukatları katıldı.

Görüşü sorulan iddia makamı, önceki celse açıkladığı esasa ilişkin mütalaasını tekrar ettiğini belirterek, sanıkların örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock’u kullandığını ve sanık Tabak’ın FETÖ hiyerarşisinde "sorumlu" olduğunu dile getirerek, sanıkların "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Esasa ilişkin savunma yapan Tabak, "Daha önce alınan ve bana ait olduğu belirtilen ifadeler bana ait değil, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Hakkımda ByLock kullandığıma dair MİT belgesi delil olarak sayılmaz. Ayrıca ByLock tek başına da delil değildir. Tahliyemi talep ediyorum." dedi.

Sanık Ömer Güllü ise kız kardeşinin Tabak’ın eşi olduğunu belirterek, "Alaattin eniştem olduğu için burada yargılanıyorum. İddianamede suç olarak örgüte ait okulda çalışmam ve ByLock kullanmam gösterilmiş. Özel bir eğitim kurumunda çalışmamda sakınca varsa neden bu okulun çalışmasına izin verilmiştir? Atanamadığımdan dolayı ailemi geçindirmek için bu okulda çalıştım. Suçsuzum, tahliyemi istiyorum." diye konuştu.

Sanık savunmalarının ardından avukatlar da müvekkillerinin suçsuz olduğunu öne sürerek tahliye talebinde bulundu.

Son sözleri sorulan sanıklardan Tabak, "Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum.", Güllü ise "Ailemin yanında olmak istiyorum, tahliyeme karar verilsin." ifadelerini kullandı.

Müzakerenin ardından mahkeme heyetinin kararını açıklayan Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak, sanık Tabak’a "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 9 yıl 9 ay, Güllü’ye de aynı suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezası verildiğini ve tutukluluk hallerinin de devamına hükmedildiğini bildirdi.

Eski MİT çalışan Serkan Bal, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alındı. Bal’ın verdiği bilgilerle birçok kurumdaki örgüt üyesi tespit edilmiş, Bal kendisinden de Tabak’ın sorumlu olduğunu söylemişti.

SAĞLIK DOSYASI : İLAÇ FİRMASI SORUMLUSU ROLAND DİGGELMAN KÜRESEL İLAÇ FİRMALARININ SAHTEKARLIĞINI İTİRAF ETTİ


İLETEN : AYLA ÇOKBUDAK HANIMA KALBİ TEŞEKKÜRLERİMİZLE.

DÜNYA’NIN EN BÜYÜK İLAÇ FİRMALARINDA GÖREV ALAN ROLAND DİGGELMAN BİR İTİRAFTA BULUNDU.

"İLAÇ ŞİRKETLERİ İÇİN, TEDAVİ EDİLMİŞ HER HASTA KAYBEDİLMİŞ BİR MÜŞTERİ DEMEKTİR. ÇOĞU İLAÇ FİRMASININ FELSEFESİ, "ÖLDÜRMEYİN AMA SAKIN İYİŞLEŞTİRMEYİN …" ŞEKLİNDEDİR.

KANSER, ŞEKER, TANSİYON, KALP, KEMİK ERİMESİ, BU HASTALIKLAR ŞİRKETLER İÇİN ALTIN YUMURTLAYAN TAVUKLARDIR.

İLAÇ ŞİRKETLERİ KANSERE TEDAVİ FALAN ARAMIYOR.

İNSANLARI KANSERLİ BİR ŞEKİLDE DAHA UZUN SÜRE YAŞATIP, SÖMÜRMEYİ HEDEFLİYORLAR. DÜNYA’NIN BUNU BİLMEYE HAKKI VAR !!

ANI (ŞİLİ GİZLİ SERVİSİ) DOSYASI : 12 kişinin kaybedilmesinden sorumlu tutulan 20 eski istihbaratçıya hapis cezası


12 kişinin kaybedilmesinden sorumlu tutulan 20 eski istihbaratçıya hapis cezası

Şili’de 1975-1977 yılları arasında 12 kişinin kaybedilmesinden sorumlu tutulan 20 eski istihbarat üyesine 17 yıla varan hapis cezaları verildi. Devlet kayıp yakınlarına tazminat ödeyecek.

Tele 13 televizyon kanalının haberine göre Şili’de "Akbaba Operasyonu" kapsamında 12 kişinin kaybedilmesinden sorumlu tutulan 20 eski istihbarat üyesine hapis cezaları verildi. Alman haber ajansı dpa, mahkemenin iki eski istihbaratçıya 17, beş kişiye 15 yıl, kalanlara ise 10, 7, 5 yıl, 300 ve 100 gün hapis cezaları verdiğini duyurdu. Mahkeme 30’dan fazla eski istihbaratçıyı ise suçsuz buldu. Devlet kayıp yakınlarına tazminat ödemeye mahkum edildi.

Hâkim Mario Carrozo gerekçeli kararında, Şili ve diğer üç ülkenin davaya konu olan "kurbanları tutuklama konusunda anlaştığını", "onları kilit altında tutmak için koşullar yarattığını", "gizli yerlerde sorgulamak ve işkence yapmak üzere" onları Şili’ye "karanlık ve sinsi bir planla getirdiğini" ve "aşırı zalimce yok ettiğini" söyledi.

SOL HAREKET MENSUPLARI TAKİP EDİLİP ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ

Akbaba Operasyonu 1970 ve 1980’li yıllarda Güney Amerika’daki askeri diktatörlüklerin siyasi muhalifleri yok etmek için gizli bir işbirliği içinde uyguladıkları planın adı. Şili, Arjantin, Brezilya, Uruguay, Paraguay ve Bolivya Amerikan istihbarat servisi CIA desteğiyle uygulanan planın parçası olmuştu. Akbaba Operasyonu kapsamında rejim muhalifleri, sendikacılar ve sol hareket mensupları dünya çapında düzenlenen operasyonlarla takip edilip öldürülmüştü.

Şili’de 1973-1990 yılları arasında General Augusto Pinochet yönetimindeki askeri diktatörlük sırasında yaklaşık 40 bin kişi tutuklanarak sistematik işkenceye tabi tutuldu. Tutuklananlardan yaklaşık 3 bini öldürüldü.

SUÇ DOSYASI : Eskişehir Osmangazi katliamı sorumlusu Volkan Bayar istihbaratçı mıydı ?


Eskişehir Osmangazi katliamı sorumlusu Volkan Bayar istihbaratçı mıydı ? Resmi açıklama geldi

Eskişehir Valiliği, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde 4 kişiyi öldüren Volkan Bayar’ın istihbarat elemanı ve muhbir olarak çalıştığı yönündeki iddiaları yalanladı.

Eskişehir Valiliği, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Eğitim Fakültesinde 4 kişiyi tabancayla öldüren Volkan Bayar’ın ne 15 Temmuz öncesi ne de sonrasında Eskişehir ilinde istihbarat veya muhbiri olarak çalışmadığını ve bu yönde kendisi ile görüşülmediğini bildirdi.

EMNİYET İÇİN ÇALIŞTIĞI İDDİA EDİLMİŞTİ

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Eğitim Fakültesinde 4 kişinin tabancayla öldürülmesi olayına ilişkin, bazı basın yayın organlarında, olayın faili Volkan Bayar’ın, emniyet istihbaratının elemanı ve muhbiri olduğu, bazı üst düzey emniyet yöneticileri ile görüştüğü, eylem öncesinden kurumların haberdar olduğu, olayın Hrant Dink cinayetiyle özdeşleştirilerek algı oluşturulmaya çalışıldığının müşahede edildiği öne sürüldü.

"NE 15 TEMMUZ ÖNCESİ NE DE SONRASI…"

Güvenlik güçlerinin sözde saldırıdan haberdar olmasına rağmen tedbir almadığı iddiasının gerçek dışı olduğu vurgulanan açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Böyle bir saldırı ihbarı veya duyumu hiçbir şekilde Emniyet Müdürlüğüne gelmemiş, herhangi bir tedbir talebinde de bulunulmamıştır. Adı geçen şahıs ne 15 Temmuz öncesi ne de sonrasında Eskişehir ilinde istihbarat elamanı veya muhbiri olarak çalışmamış ve bu yönde kendisi ile görüşülmemiştir. Emniyete sürekli olarak gelip gittiği ve sık sık iletişime geçtiği iddiası tamamen asılsızdır. Adı geçen şahsın Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü binasına iki kez trafik tescil, 5 kez silah ruhsat işlemleri için geldiği, ayrıca 3 Ekim 2016 tarihinde TEM Şube Müdürlüğüne gelerek dilekçe vermek istediği, şahsın KOM Şubeye yönlendirildiği, son olarak 31 Ocak 2018 tarihinde Ankara’dan gelen talimat doğrultusunda ifade vermek amacıyla KOM Şubeye geldiği kayıtların incelenmesinden anlaşılmıştır."

"FETÖ İLE MÜCADELEYİ OLUMSUZ ETKİLER"

Açıklamada, bu tür haberlerle, FETÖ terör örgütü mensuplarına yönelik yapılan tüm çalışmaların sanki "asılsız ihbarlara dayandırılarak yürütüldüğü" algısıyla bilerek veya bilmeyerek terör örgütünün propagandasına alet olunduğunun değerlendirildiği belirtilerek, "Basın kuruluşlarının bu tür haberleri yayınlarken daha dikkatli olmalarında fayda görülmekte olup, FETÖ terör örgütü ile mücadele eden güvenlik görevlilerinde ve kamuoyunda olumsuz bir havanın oluşmasına sebebiyet vereceği göz ardı edilmemelidir. Asılsız haber ve iftiralarla kurumları ve yöneticileri yıpratmaya yönelik bu tür haberlerle ilgili olarak hukuki yollara başvurulacaktır." ifadeleri kullanıldı.