SİYASİ DOSYA /// CELAL EREN ÇELİK : “KANTİN SOLCULARININ” ONURU.


CELAL EREN ÇELİK : “KANTİN SOLCULARININ” ONURU…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün Cumhuriyet Gazetesi’nden İpek Özbey’e bir röportaj verdi ve adeta “Döktürdü”, ”Döktürmekle” de kalmadı eteğindeki taşları döktü…

Tabii biz beklerdik ki kendisi AKP iktidarına karşı eteğindeki taşları döksün Sn.Kılıçdaroğlu ama siyasi hayatındaki her bir hamle AKP iktidarının değirmenine su taşıyan CHP Genel Başkanı yine parti içi muhalefeti hedef aldı…

Bakın ne gibi “İnciler” geldi bu röportajda kendisinden…

***

“Partiyi sağa kaydırdığınız için eleştiriliyorsunuz” deniliyor Sn. Kılıçdaroğlu’na…

Sn.Kılıçdaroğlu “Bunlar kantin solcusu” diyor…

“Ayasofya açılışına tepki göstermediniz,hedef alınan Atatürk’e sahip çıkmadığınız dahi söylendi” deniliyor Sn.Kılıçdaroğlu’na…

Sn.Kılıçdaroğlu “Bunlar ciddiye alınamayacak derecede ülke gerçeklerinden kopmuş küçük bir grup” diyor.

Röportajın başlığı da şahane bir Kılıçdaroğlu vecizesi (!) ile atılmış:”CHP’Yİ RAKI MASASINDSA ELEŞTİRMEYİ KABUL ETMEM!”

Vay,vay,vay…

***

Şimdi özetle parti içinde kendisini partiyi sağa kaydırmakla,AKP’ye karşı pasif kalmakla,gerekli muhalefeti yapamamakla eleştiren parti içi muhaliflere Sn.Kılıçdaroğlu “Kantin solcusu” “Küçük bir azınlık” diyerek bu muhaliflerin “RAKI MASASI MUHABBETİ” yaptığını söylüyor…

O zaman şöyle bir açalım “Sandık çeyizinin” kapağını…

***

Bu partide “CHP kapatılıp vakıf yapılmalıdır” diyen,SOROS destekli 10 Aralık Hareketi’nin “Yıldızı” Oğuz Kaan Salıcı “Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı” ve “Gerçek solcu”… Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler “Kantin solcusu”…

Bu partide yıllarca Refah Partisi içerisinde Atatürk’e etmediği hakareti bırakmayan Mehmet Bekaroğlu,partide PM üyesi, vekil olurken “Gerçek solcu”,Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler “Kantin solcusu”…

Bu partide “Milliyetçilik bir virüstür”, “CHP içindeki ulusalcılar reformları engelliyor” diyen “Açılım sevdalısı” Yüksel Taşkın Genel Başkan Yardımcısı ve “Gerçek Solcu”, Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler “Kantin solcusu”…

Bu partide Habur rezaletinin yaşanmasından sonra Meclis’e gelen PKK’lı grubun Avukatlığını üstlenen muhteşem insan hakları savuncusu “TR-705” kodu ile gölge CIA Stratfor’un belgelerinde ismi geçen Sezgin Tanrıkulu, vekil olurken,Genel Başkan Yardımcısı olurken,PM Üyesi olurken “Gerçek solcu”,Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler “Kantin solcusu”

Bu partide partinin yönetimine “Paraşütle indirilmiş”,eşinin yönettiği belediyedeki yolsuzluk iddiaları arşa yükselmiş Gamze Akkuş İlgezdi MYK üyesi olurken “Gerçek solcu”, Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler “Kantin solcusu”…

Bu partide,partiye haber dahi vermeden ABD’ye giderek ABD’de Kemal Derviş ve ABD eski Türkiye büyükelçisi Ricciardone ile buluşup,onların kendisini buluşturduğu ABD’deki büyük ve “Derin” sermaye gruplarını temsil eden senatörler ile “Kapalı” toplantılar yapan,bu partide TRUVA ATI olarak Cihaner ekibini hem 2018’de hem 2020’de yarı yolda satıp Kılıçdaroğlu listesinden PM’ye giren (Tabii burada Böke’den büyük hata,Böke’nin kendisini 2. Kez satacağını anlayacak siyasi öngörüden dahi yoksun olup CHP Genel Başkanlığı’na aday olan İlhan Cihaner’de) üzerine Genel Sekreter olan Selin Sayek Böke “Gerçek Solcu” (!), Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler ise “Kantin solcusu”

Bu partide, kanalını FETÖ firarisi Akın İpek’e satan,parti sayesinde medya grubu kuran,Ege bölgesi belediyelerini adeta haraca bağlayan,”Asansör firması” temsilciliği yapan Tuncay Özkan vekil olurken,genel başkan yardımcısı olurken,delege tarafından üzeri çizilmesişne rağmen kendisine “Başdanışmanlık” payesi verilirken “Gerçek solcu”,Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler “Kantin solcusu”

Ve bu partide SOROS’un fonladığı TESEV’in kurucu üyeliğini “Gururla” anlatan,Atatürk’e hakaret edilirken çıtını çıkartamayan,kendisinden önce FETÖ’nin kaset kumpası kurarak görevden ayrılışını sağladığı genel başkana kurulan kumpasın peşine düşmeyen, 2.Cumhuriyetçilere,Ilımlı İslamın,merkez sağın sembol isimlerine gösterdiği “Muhabbeti” kendi partisinin Kemalist-sol tabanına göstermeyen ,CHP Geleneklerini yerle yeksan ederek,kurultay dizayn edebilmek için Genel Merkez’den dayattığı tek adaylı kongreler ile CHP’yi “Parti içi demokrasi” sınıfında AKP ve MHP ile aynı lige sokan,2014’te daha sonra MHP vekili olup,2018’de Erdoğan’a oy verdiğini söyleyen Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gösteren,2018’de son dakikaya kadar Abdullah Gül’ün adaylığı için uğraşan,bugün Gül olmazsa Babacan hayalleri kuran,Babacan ve Davutoğlu’nu verdiği röportajlar ile “Memlekete değerli hizmetleri oldu” diyerek temize çeken Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu “Gerçek solcu”, kendisini eleştirenler “Kantin solcusu”…

Öyle mi?

***

Bakınız Sn.Kılıçdaroğlu; paraşütle inerek Genel Başkan olduğunuz Cumhuriyet Halk Partisi’nde siz 1999’da 18 Nisan seçimleri için DSP’nin kapısında Kocaeli’nden “Milletvekili adaylığı” için sıra bekleyip rahmetli Ecevit tarafından veto edilirken bu partinin sizin “Kantin Solcuları” diyerek, “Küçük bir azınlık” diyerek”,”Rakı sofrası muhalifleri” diyerek aşağıladığınız gerçek sahipleri,parti emekçileri,gerçek solcuları,Kemalistleri partisi baraj altında kalmasına rağmen sizin gibi rotayı DSP’ye kırmayıp bu partiyi terk etmeyenlerdir…

Bakın Sn.Kılıçdaroğlu; sizin “Kantin solcusu” diyerek aşağıladığınız parti emekçileri bu partide sizin yok etmeye çalıştığınız “Solcu” ,”Kemalist” kesimleri temsil eder ve o parti emekçilerinin sizi ne kadar rahatsız ettiklerini de her beyanınız,her uygulamanız ile daha çok ortaya koyuyorsunuz.

Ama şunu biliniz ki; bu partideki “Kantin solcuları”, partinin sol değerlerine,Kemalist çizgisine sahip çıkmanın gurunu ve onurunu ömürleri boyunca bir madalya gibi göğüslerinde taşıyacaklardır…

“Kantin solcusu” olmayıp yukarıda saydıklarımızın bir ömür boyu taşıyacakları şey ise ancak ve ancak utanç olacaktır…

***

Cumhuriyet Halk Partisi kimsenin babasının malı değildir,Genel Başkan dahi olsa hiçbir parti yöneticisi CHP’nin cefakar,vefakar parti emekçilerini aşağılayamaz…

Sizler bilmelisiniz ki; Cumhuriyet Halk Partisi asırlık bir çınar, bu partiyi bugün yöneten sizler ise bu çınarın gölgesinden “nemalanan” ve o çınar olmasa adı sanı dahi anılmayacak kişilersiniz.

Bu partinin o aşağıladığınız “KANTİN SOLCUSU” parti emekçileri artık ayağa kalkmıştır ve parti geleneklerine ve nezaketine uygun biçimde sizleri o çınarın altından bir daha geri dönmemek üzere uğurlayacaktır…

Zira Cumhuriyet Halk Partisi,sizlerin planlarınızın “aracı”, bu partinin isimsiz kahramanları,neferleri olan parti emekçilerinin yani “KANTİN SOLCULARININ” ise ONURUDUR.

Ve “KANTİN SOLCULARI” onurlarına sahip çıkacaklardır.

Kaynak: “KANTİN SOLCULARININ” ONURU… – Celal Eren ÇELİK

SİYASİ DOSYA : Erken Seçim ve Türkiye Gerçekleri “Siyaset”


Erken Seçim ve Türkiye Gerçekleri “Siyaset”

E-POSTA : levent

Sun Savunma Haber sitesinin imtiyaz sahibidir ve aynı zamanda sitenin editörlüğünü yapmaktadır.

17 Mayıs 2018

Yazı Dizisi – 4

Siyaset

Yazan: Yakup Battal, Sun Savunma Net, 17 Mayıs 2018

12 Eylül sonrasında siyasi partilerde lider sultası oluşmuş durumda. Esasında 1961 Anayasası Türkiye’nin en modern anayasasıdır. 1971 değişikliği, 1982 Anayasası ve geçen yıl yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı dâhil yürütmenin yetkisi gittikçe artırılmış, buna karşın yasamanın, yani Meclis’in yetkileri azaltılmış, şimdi son Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı’na verilen yetkiler, 1908 sonrası padişahlara verilen yetkilerden de 1924 Anayasası ile Atatürk’e verilen yetkilerden de fazla. Son Anayasa değişikliği nedeniyle Türkiye’de ileride çok kötü şeyler olabilir, siyasi iktidar ya bunların farkında değil ya da iktidarda kalmak için her şeyi yapıyor.

“Tehdit var’’ diyerek ağlayarak görevinden istifa eden Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur. Foto: Borsatek

Türkiye’de demokrasi Cumhurbaşkanı, milletvekili, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri seçimine indirgenmiş durumda. Daha da vahimi Belediye Başkanlarına “o zaten kendi oyuyla değil partimizin oyuyla seçildi, onun için belediye başkanlığından alınabilir” deniliyor ancak seçimlerde AK Partiden daha fazla oy almış Kadir Topbaş görevden alınıyor. “İstifa etti” denebilir ama herkes gerçeği biliyor. Zorla istifa ettirilen diğer belediye başkanlarının konuşmaları ve ağlamaları malum. Seçimle gelmiş bir kişinin istifa ettirilmesi demokrasi ile bağdaşmayan bir işlem. İstanbul AK Parti İl Başkanı istifade ettirmekle kalmamış üstelik eline okuması için bir de istifa metni verilmiş.

Çin Komünist Partisinde mühendis kökenli çok, ABD’nin Yale ve Harvard gibi meşhur üniversitelerinden mezun çok üye var. Bizim siyasi liderlerimize bile baktığımızda, siyasilerimizde maalesef yabancı dil bilen yok veya nadir, çoğu İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi veya Eğitim Fakültesi mezunu. Şüphesiz ki siyasette tahsil, belirleyici bir faktör değil, ancak Türkiye’de üniversite tercihlerinde siyasilerimizin öğretim gördüğü akademilerin tercih sıralarının vasatın altında olduğu da bir gerçek.

Türkiye siyaseti, Max Weber’in asker, bilim adamı ve akademisyenlerden siyasetçi olmaz tezini teyit eder mahiyette. Çünkü bu meslek sahipleri, gerçekler ve olması gerekenler üzerinde konuşurlar, algıların egemen olduğu siyasette söz cambazlığı ve seçmenin gönlünü alma konularında başarılı olamazlar, rol yapmak istemezler veya yapamazlar. Siyaset ise aslında halka açık bir tiyatrodur, en iyi siyasetçi de halkın nabzını en iyi tutan siyasetçidir. Tiyatroda suflörlük var, siyasette ise danışmanlar ve bugünlerde prompterler. Dünyada ve ülkemizde siyasetçilik meslek haline gelmiş, ancak dünyadan farklı olarak bizim siyasetçiler emekli olmuyor veya istifa da etmiyor; ölmeden, aciz duruma düşmeden siyaseti bırakmak istemiyor.

Kılıçdaroğlu: 25 Haziran 2018 günü ilk iş OHAL’i kaldırmak olacak diyor.

Türkiye’de 1988 sonrasında sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da OHAL ilan edilmişken şimdi Türkiye genelinde OHAL var. OHAL’in gerekçesi olarak terör gösteriliyor, ancak Türkiye’de terör, 1990-2000 döneminde şimdiyle kıyaslanmayacak kadar yüksekti. Son bir yılda herhangi bir terör olayı olmadı, emniyet personelimize minnettarız ancak hala OHAL var, seçilmiş belediye başkanları görevden alınmış, daha ileri demokrasi propagandası yapılıyor. HDP Belediye Başkanlarının yerine kayyum atanmış, CHP’li belediyelere soruşturma açılmış. Görevden alınan AK Parti Belediye Başkanlarının niçin görevden alındığı belli değil. Şayet FETÖ’cü iseler veya yolsuzluk yapmışlarsa yargılanmaları gerekir, yok başarısızlık deniyorsa buna vatandaşın seçimle karar vermesi gerekmez mi? OHAL gerekçe gösterilerek her konuda KHK çıkarılıyor.

Siyasiler vatandaşa örnek olacağına sürekli birbiri ile tartışıyor, çatışıyor, ağza alınmayacak hakaretler ediliyor. Fikirler değil sanki kişilik mücadelesi yapılıyor. Demokrasi en iyi rejim değil, kötü rejimlerin en iyisi. Platon 2300 yıl önce şöyle söylemiş: “Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar.”

SİYASİ DOSYA /// Tarihimizin İlk Demokratik Seçimi : 1833 Bolu Muhtarlık Seçimleri


Tarihimizin İlk Demokratik Seçimi : 1833 Bolu Muhtarlık Seçimleri

Seçimlerin bizde 1876’da ilan edilen I. Meşrutiyet ile başladığı sanılır ancak esasen daha eskiye dayanmakta. İnceleyelim.

osmanlı devleti padişahı ikinci mahmud döneminde gerçekleşen ve türk tarihindeki ilk seçim kabul edilen 1833 senesi muhtarlık seçimleri hakkında…

padişah ikinci mahmud, türk tarihindeki en zeki ve yenilikçi liderlerden biridir. öyle ki gerçekleştirdiği yeniliklerden bazılarının günümüzde dahi faydasını görmekteyiz. işte bu padişah döneminde binlerce yıllık tarihimizdeki bir ilk daha yaşanmış ve bolu’da halkın katıldığı bir muhtarlık seçimi yapılmıştır. muhtar; kelime anlamı olarak da "seçilmiş" demektir.

muhtarlık teşkilatını kuran padişah da ikinci mahmud‘un kendisidir.

II. Mahmut

yeniçeri ocağı’nı ortadan kaldıran padişah, mahallelerde nizamı sağlayabilmek, giriş çıkışları denetleyip istanbul’a göçü engelleyebilmek adına 1829’da üsküdar, galata ve eyüp’te ilk muhtarlıkları kurdurmuştur. lâkin bu muhtarlar seçimle değil; atamayla görevlendirilmişlerdir. daha sonra ise kastamonu vilâyetinin taşköprü semtinde âyan olan hacı ömer, halka kötü davranınca ortadan kaldırılmış ve ilk taşra muhtarlığı burada kurulmuştur. esasen bu ayanlar da devletin başına beladır ve türk tarihindeki ilk anayasal belge kabul edilen sened-i ittifak da yine ikinci mahmud döneminde, 1808’de devlet ile ayanlar arasında gerçekleştirilmiş bir antlaşmadır. ayrıca osmanlı tarihinde işkenceyi yasaklayan ilk belgedir.

evet, ikinci mahmud zeki bir yöneticidir demiştim. taşköprü’deki âyanın yerine istanbul’daki gibi muhtarlar getirilmiş ve kısa sürede çoğu vilayette âyanlar görevden uzaklaştırılarak muhtarlık sistemi yerleştirilmiştir.

yine bu tarihte ahâlînin katılımıyla yani atamayla değil seçimle yetkilendirilen ilk muhtar ise bolu‘nun merkezinde göreve başlamıştır.

bu ilk olmuş daha sonraki yıllarda vilayet nizamnâmesine göre her köy kendi muhtarını bir yıllığına seçebilme hakkına sahip olmuştur. 18 yaşını doldurmuş erkekler isterlerse devlete yıllık en az 50 kuruş vergi vermek koşuluyla bu seçimlere katılabilmişlerdir.

bu fotoğraf tarihimizdeki ilk seçimin, bolu muhtarlık seçimlerinin belgesidir.

bu fotoğraf ise aydın vilâyetinin sarıkemer köyü’nde gerçekleştirilen muhtarlık seçimlerinin sonucunu gösteren bir mazbataya aittir.