SİYASİ DOSYA /// BATUHAN ÇOLAK : TEK PARTİ DÖNEMİNİN TÜRKİYE’YE ETTİĞİ ZULÜM !!!!


BATUHAN ÇOLAK : TEK PARTİ DÖNEMİNİN TÜRKİYE’YE ETTİĞİ ZULÜM !!!!

E-POSTA : BATUHANCOLAK

06 ARALIK 2019

5 Aralık 1934…Mustafa Kemal Atatürk Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verdi. Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanınırken "Medeniyetin beşiği Avrupa"da ise kadınlar ‘ikinci sınıf insan’ gibi görülüyorlardı. Durumları o kadar vahimdi ki; Fransa 10 İtalya 11 Belçika 14 Yunanistan 15 İsviçre ise tam 36 yıl sonra kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyacaktı.

***

Geçtiğimiz günlerde AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Atatürk dönemine ilişkin şu sözleri sarf etti:"Tek parti yıllarında olduğu gibi İslam’ı gerilik emaresi olarak gören faşist zihniyet ülkemizde tarihe karışmıştır. Gerici yobaz takunyalı diyerek insanımızın inancıyla kavga edenler son 17 yılda olduğu gibi hep kaybetmeye mahkumdur. "

***

5 Aralık 2019…Atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkını verdiği günden tam 85 yıl sonra bir gün içinde kadınlarımızla ilgili çıkan haberler:

***

Samsun’da 54 yaşındaki Düriye Koyun 20 yıllık eşi Saadettin Koyun tarafından önce yumruklandı sonra üzerine kaynar su dökülerek yakıldı. Nöbetçi mahkeme saldırgan adamı serbest bıraktı. Olayın basına yansıması üzerine Savcılık itiraz etti ve saldırgan cezaevine gönderildi.

***

Nevşehir’de 2 çocuk annesi Yeter Ç. (25) gece geç saatlerde 10’uncu kattaki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitirdi. Polis şüpheli ölümle ilgili çok yönlü soruşturma başlattı.

***

Kadıköy vapurunda kadınlara yönelik "zincirleme cinsel taciz" suçunu işlediği iddiası ile hakkında 3 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Rıza E. ‘nin yargılanmasına başlandı. Sanık Rıza E. Sosyal medyaya da yansıyan görüntülerle ilgili olarak "Hastalığımın etkisiyle istemsiz davranışlarda bulunuyorum" savunması yaptı. Mahkeme sanığın tutuksuz yargılanmasına devam kararı vererek erteledi.

***

Antalya’da öğle yemeği için bir restorana giren Ebru Avaz’ın (21) elini yıkamaya giderken masada bıraktığı çantasındaki 750 lira çalındı. Maaşından kalan son para olduğunu belirten Avaz "Borcumu ödeyecektim. Çocuğuma bez alacaktım" diyerek gözyaşı döktü.

***

Samsun Karadeniz Kız Yurdu’nda görevli güvenlik müdürü M. K. kendisine kapıyı açmadıkları iddiasıyla 2 kadın güvenlik görevlisini darp etti. Olaydan sonra saldırgan M. K’nın sadece görev yerinin değiştirildiği anlaşıldı.

***

Evlerinin önünde bıçaklanarak öldürülen Ceren Özdemir’in katili emniyette verdiği ifadede olaydan pişmanlık duymadığını ve kendisine zayıf bir hedef seçerek planlı bir eylem yaptığını söyledi. Katil Özgür Arduç’un cinayet hükümlüsü olduğu daha önce cezaevinden 2 kez firar ettiği ve buna rağmen izinli olarak gezdiği ortaya çıktı. Katil Özdemir’i daha önce tanımadığını da belirtti.

***

Hükümete yakınlığıyla bir gazetede köşe yazarlığı yapan N. Ş. isimli şahıs yine hükümete yakınlığıyla bilinen bir kanalın canlı yayınında saldırıya uğrayan gazetecilerle gülerek dalga geçti. N. Ş. "Saldırı denilmez onlar aile içi şiddet" sözleriyle içi şiddeti de meşrulaştırmak istedi. ***Tek parti dönemi gerçekten bu ülkeye büyük zulüm etti!

Kaynak Yeniçağ: Tek Parti döneminin Türkiye’ye ettiği zulüm!

Batuhan ÇOLAK

LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/tek-parti-doneminin-turkiyeye-ettigi-zulum-54135yy.htm

SİYASİ DOSYA /// Mustafa ACER : TÜRK SİYASETİNDE DIŞ YÖNLENDİRMELER


Mustafa ACER : TÜRK SİYASETİNDE DIŞ YÖNLENDİRMELER

25. 11. 2019

Egemen Dış Güçler Türkiye siyasetini kontrol altında tutarak kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmektedir.

Atatürk hayatta olduğu dönemde bu çabalara fırsat vermemiş ve bağımsızlığımızın korunmasını başarı ile sağlamıştır.

II. Dünya savaşı sonrası 1947’de Marshall Yardımı, 1949’da ABD ile ortak Eğitim Komisyonu kurulması, ABD ile ortak çalışma amacıyla birçok İkili anlaşmalar yapılmıştır. Türkiye 1951’de NATO’ya girmiş, 1959’da Avrupa Birliğine üyelik müracaatında bulunmuştur.

ABD Türkiye Büyükelçisi 1957’de “Türkiye’deki önemli Kuruluşların başına ABD dostlarını getirdik” diyor.

ABD Başkanı Johnson, 1964’te “Bizim ile görüşmeden Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesine şiddetle karşı çıkacağız ve NATO silahlarının kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz” diye sert bir uyarı mektubu göndermişti.

ABD; 1960 yılından sonra Türkiye’ye Barış Gönüllüleri adı altında misyoner ve etki ajanları göndermişti.

1990 Yılı ve sonrasında Egemen dış Güçler; Türkiye’de seri cinayetlerle Türkiye’yi baskı altına almış ve Ülkenin geleceğini kontrol etmek istemiştir.

AKP Egemen dış Güçler tarafından iktidara getirilmiş, karşılığında Uluslararası sermayenin istekleri doğrultusunda, programlar yürütülmüştür. BOP Eş-başkanlığı kabul edilmiş, Ortadoğu’nun kan gölüne dönmesine fırsat verilmiş, demokratik açılım ile ayrımcılığa göz yumulmuş, Türkiye’nin kaynakları ve Fabrikaları özelleştirme adı altında yabancılara ve yandaşlara satılmış, federasyon için altyapı kanunları hazırlanmış, Cemaatlerle işbirliği yapılarak ulusalcılar tasfiye edilmek istenmiş, Yolsuzluklarla kişisel menfaatler sağlanmıştır.

Lütfi AKDOĞAN 13 Ağustos 2015 tarihinde “1950’den sonra Türkiye’de iktidarları Egemen dış Güçler belirledi” diyor.

Egemen dış Güçler Türkiye siyasetini dizayn etmek için uğraşırken bu konuda da başarılı olmuşlardır.

CHP’de Deniz BAYKAL da, Kemal KILIÇDAROĞLU da AKP’nin İktidarda kalması için destek vermiştir.

Sayın Deniz BAYKAL; Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Siyasette önünü açarak Egemen dış Güçlerin projelerine hizmet etmesini sağlamıştır. Daha sonra Egemen dış Güçlerin emellerine hizmet etmediği için Cumhurbaşkanı yapılmadığı gibi 2010 Yılında bir kaset komplosu ile de CHP Liderliğinden de düşürülerek, Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’nun CHP Lideri olması sağlanmıştır.

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU 10 Yıl süren CHP Liderliğinde 10 defa seçime girmiş ve her seçimde de başarısız olmasına rağmen Liderlikte kalması için parlatılarak orada kalması sağlanmış ve AKP’nin İktidarda kalması için CHP’ye bir fren mekanizması oluşturmuştur.

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU;

Atatürkçüleri CHP’den tasfiye etmiş,

CHP’nin kurucu değerlerinden kopuşu ile Atatürk İlke ve Hedeflerinden uzaklaştırılması sağlanmış,

Ergenekon ve Balyoz yargılamalarında gerekli mücadeleyi vermemiş, Silivri’de tutukluları ziyaret etmemiş,

Çözüm sürecine karşı çıkmamış,

Etnik Ayrımcılığa karşı çıkmamış ve dini ayrışmada Alevi grupların yönetimde etkili olmasını sağlamış,

ABD Büyükelçisi ile özel görüşmeler yapmış ve ABD Düşünce kuruluşları ile toplantılara katılmış,

Dincilerin CHP’de yer almasını sağlayarak takiye yapmış,

FETÖ’cülere toleranslı ve destek verecek şekilde tavır almış,

Ankara’dan İstanbul’a FETÖ’cüler ve bölücülerle Adalet yürüyüşü yaparak parlatılmak istenmiştir.

***

Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN; bir CHP’li ile görüşerek “Sizi CHP’nin başında görmek isteriz” dediği ifade edilmektedir.

Bu olay gerçek olmadığı halde, Egemen dış Güçlerin kurguladığı Sayın KILIÇDAROĞLU’nun CHP Liderliğinde kalmasının sağlanması için yapılmış olan bir operasyondur. Bu konuyu kurgulamak için dış Güçlerin güdümündeki FETÖ’cüler kullanılmış olabilir.

Amaç; CHP’nin güçlenmesinin, Atatürk İlke ve Hedeflerinde Kuruluş değerlerine sahip çıkmasının önüne geçmektir. Kim CHP’ye Liderlik için rakip olarak çıkacaksa, “Sayın ERDOĞAN ile görüşmüş olabilir” şüphesi yaratılmak istenmektedir.

Ülkenin kurtuluşu için Atatürk’ün kurduğu parti olan CHP’nin Atatürk İlke ve Hedeflerinde Kuruluş değerlerine sahip çıkaran kadroların yönetiminde ülkenin kaderinde söz sahibi olması kaçınılmazdır. CHP Yönetimi ilk Genel kurulda değiştirilerek, Atatürkçü kadrolarla ülkenin geleceğine sahip çıkmalıdır.

***

Egemen dış Güçler; Türkiye’yi dönüştürmek istedikleri Yeni Osmanlıcılık modelinde, ülkenin Etnik ve Dini temelde federasyonlara ayrıştırılarak üniter yapının bozulmasını arzu etmektedir. Bu yapmak istedikleri planlarını da açıkça ifade etmektedirler. CIA yetkilisi Graham Fuller Türkiye raporunda “Atatürkçülük ölmüştür. Ulus devletler dönemi bitmiştir. Türkiye Osmanlı gibi çok kültürlü, çok dinli ve çok ırklı bir yapıyı benimsemelidir. Bunun için en iyi yol Ilımlı İslam’dır. Toplumda Etnik kimliklere kendilerini ifade etme hakkı verilmelidir” diyor.

AKP Hükümetleri de bu yapıyı oluşturmak için Egemen dış Güçlerin istekleri doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı Yönetim sistemi dahil gerekli kanun ve düzenlemeleri adım adım yapmaktadır.

Türkiye Siyasetinin Egemen dış Güçlerin güdümünden kurtarılması gerekmektedir. Bu da ancak Türk Milletinin kendi kaderine sahip çıkması, dış Güçlerin yönlendirmelerine fırsat vermemesi ile sağlanabilir.

Mustafa Kemal ATATÜRK Amasya bildirgesinde “Ulusun bağımsızlığını yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır” diyerek ve Türk Milletine güvendiğini “Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir” diyerek ifade etmiştir.

Türk Milleti; Egemen dış Güçlerin Siyasette yapmak istediği yönlendirmeleri boşa çıkaracak, kendi bağımsızlığına sahip çıkacaktır.

Ülkemizin kurtuluşu; kuruluş değerlerine sahip çıkmakla mümkün olacaktır.

Türkiye’nin dönüştürülmek istendiği güdümlü siyaset karşısında bağımsızlığımızın önemine vurgu yapan Sayın Prof İlber ORTAYLI “Bir tarafta Abdulhamit Han beklerken, bakarsınız ATATÜR çıkagelmiş” diyerek Türk Milletinin dış yönlendirmelerden etkilenmeden kendi kaderine sahip çıkacağına inandığını ifade etmek istemiştir.

SİYASİ DOSYA /// HULKİ CEVİZOĞLU : BİR SİYASİ GELENEK OLARAK İTTİHAT VE TERAKKİ


HULKİ CEVİZOĞLU : BİR SİYASİ GELENEK OLARAK İTTİHAT VE TERAKKİ

E-POSTA : hulkicevizoglu

1 Kasım 1918’de İttihat ve Terakki Partisi kendisini fesh etti.

İttihat ve Terakki tarihimizde çok tartışılan seveni olduğu kadar lanetleyeni de bol olan bir siyasal organizasyondur.

Atatürk’ün ittihatçı olup olmadığını da hâlen tartışılmaktadır.

*

Bu konuya ben de eserlerimde zaman zaman yer verdim.

Atatürk İttihat ve Terakki konusunda şöyle düşünüyordu:

"Bunlar (düşmanlar-HC) cihan nazarında milli harekâtı kirletmek ve kendilerini kurtarmak için zaman icabı kuvvetli bir silaha sahipti. Bu silah ise İttihatçılık iftirası idi. Fakat gerek milli fiiliyatımız ve gerekse hükümetin değiştirilmesinde gösterdiğimiz tarafsızlık cihan kamuoyunda sefil ihtiraslardan ne kadar uzak olduğumuzu ispat etti.

Bize İttihatçı diyenler unutuyorlar ki milli harekât bütün millet tarafından icra edilmektedir. Eğer işin içinde İttihatçılık olmak lazım gelse bütün millet İttihatçılıkla itham edilmiş olur. "

Atatürk ittihatçı mı idi?

Kendisine İttihatçı olup olmadığı sorulduğunda verdiği yanıt da şudur:

"Milletin hep birlikte hakkını talep etmesine parti manevrası denir mi? Demek doğru mudur? Canlandırılmasından en ziyade kaçınılan şey İttihat ve Terakki Fırkası’dır.

İttihat ve Terakki siyaseti itibariyle de iflas etmiştir. Öyle değil mi?

Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin emeli ise o siyasetten dolayı bu hale gelen zavallı memleketi ve toprakları meşru olmayan emperyalizm ve kolonizasyon siyasetleriyle istila edip parçalamaya çalışan yabancı ve mütecaviz kuvvetlere çiğnetmemek!. Bu düşünce ile hareket: eden bir cemiyet ruh ve sebep mevcudiyeti itibarı ile kendisini feshetmiş olan İttihat ve Terakki Fırkası’nı tekrar diriltecek kabiliyette değildir…

Bu kadar açık bir şeye de İttihatçılığın canlandırılması iktidar mevkiine gelme hırsı gibi iftiralar savurmak faziletkârlığa vatandaşlığa yakışmayacak bir izansızlıktır.

Ben kendi hesabıma takip ettikleri siyasetin vatan ve millete zararlı olduğunu yüzlerine karşı söyleyip alenen muhalefette bulunduğum insanların ve sistemlerinin tekrar iktidar ve geçerlilik mevkiine gelmesine ve neticede feci akıbetleri şu anda hepimize kan ağlatan dünkü hallerin tekrar devam etmesine mi çalışacağım? Bunu hangi aklı başında ve insafı yerinde adam düşünebilir? Böyle bir düşünce mantıkla uzlaştırılabilir değildir!"

Yahya Kemal Beyatlı

İki gün önce ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın 61. ölüm yıldönümü idi.

*

1884 yılında Üsküp’te doğan Beyatlı 1 Kasım 1958’de 74 yaşında yaşama veda etti.

Onun neredeyse tüm şiirleri belleklerimizdedir.

Sessiz Gemi Akıncılar Endülüs’te Raks Rindlerin Akşamı 26 Ağustos Hazan Bahçeleri Vuslat Açık Deniz Âheste Çek Kürekleri Ezan Kar Musikileri Başka Bir Tepeden Eylül Sonu Süleymaniye’de Bayram Sabahı Rindlerin Ölümü Mohaç Türküsü Erenköy’de Bahar Duyuş Ve Düşünüş Özleyen ve daha pek çoklarını bir çırpıda anımsarız.

EYLÜL SONU

Günler kısaldı. Kanlıca’nın ihtiyarları

Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa…

Yazlar yavaşça bitmese günler kısalmasa…

*

BAŞKA BİR TEPEDEN

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!

Görmedim gezmediğim sevmediğim hiçbir yer.

Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

*

RİNDLERİN AKŞAMI

Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç;

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!

Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile

Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.

Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan

Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan

Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece.

*

ENDÜLÜS’TE RAKS

Zil şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı…

Şevk akşamında Endülüs üç def’ kırmızı…

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.

İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/bir-siyasi-gelenek-olarak-ittihat-ve-terakki-53776yy.htm