TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI – TMT DOSYASI /// Kıbrıs’ta direnişin şifresi : TMT


Kıbrıs’ta direnişin şifresi : TMT

Kıbrıslı mücahitler, harekattan yıllar önce Rum saldırılarına karşı örgütlendi. Bu örgütler, daha sonra Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) çatısı altında birleşti. Bu yapının kurucularından biri de Toros kod adlı Rauf Denktaş’tı.

Kıbrıs’ta Türklere yönelik işkenceler ve toplu katliamlara dönüşen saldırılar, artık gün yüzüne çıkmıştı. Türkler, kurdukları diriliş örgütleriyle bu saldırılara karşı koymaya çalışıyordu ancak mücadele yetersizdi.

EOKA militanları yollara barikatlar kuruyor, otobüsleri durduruyor ve Kıbrıs Türklerini sorgusuz sualsiz kurşuna diziyordu. Kıbrıslı mücahitler, o dönemde verilen mücadeleyi TRT Haber’e anlattı.

TMT Üyesi Taner Kerimoğlu, "Bunların amacı toplu katliamlar yapmaktı. Aşağı inerdik ve bizi yoklarlardı. Pantolon ve gömleklerimizi çıkarırlardı, ayakkabılarımızı çıkarırlardı ki mesaj götürmeyelim" dedi.

Örgütlenmeden başka bir seçenek kalmamıştı

EOKA militanlarının saldırıları sistematik bir hal alınca Kıbrıs Türkleri için de ortak bir örgütlenmeden başka seçenek kalmamıştı. Ada’daki gelişmeler, Türkiye’nin de yakın takibindeydi.

Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Salih Coşkun, 1958’de EOKA’ya karşı bir örgütlenme için Özel Harp Dairesi Başkanı Tümgeneral Daniş Karabelen’i görevlendirmişti. Bu görevlendirmeden kısa süre sonra Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruldu.

TMT’nin amaçları

Rauf Denktaş ve Doktor Fazıl Küçük önderliğinde kurulan TMT’nin başlıca amaçları şöyleydi:

– Kıbrıs Türklerinin can ve mal güvenliğini sağlamak,

– Enosis’e karşı çıkmak,

– Türklere karşı yapılacak saldırıları püskürtmek,

– Türk toplumunun birliğini ve bütünlüğünü sağlamak,

– Anavatana olan bağlılığı sürdürmek.

TMT, uzun yıllar gizli bir yapılanma olarak kaldı. Ankara ve Antalya’da eğitim kampları kuruldu. İlk hedef 5 bin mücahidin eğitilip silahlandırılmasıydı.

Öğretmen, müfettiş, din adamı gibi kimliklerle TMT’de görev alacak subaylar da burada yetiştiriliyordu.

TMT Üyesi Kenan Vatanseven, "O şartlarda buna kafa tutmak her babayiğidin harcı değildi. Bizim silahlarımız vardı. Allah Türkiye’nin eksikliğini göstermesin. Onun sayesinde biz ayaktayız, yolladığı silahlarla" sözleriyle o günleri anlattı.

Subaylar için kod adlar belirlendi

Yarbay Rıza Vuruşkan, İş Bankası müfettişi olarak Kıbrıs’a gönderilen TMT lideriydi. Rumlar tarafından anlaşılmaması için TMT’de görev alacak subaylar için kod adlar da belirlenmişti.

TMT, öyle bir gizli örgütlenme içindeydi ki kimse kimsenin mücahit olduğunu bilmiyordu. O zaman kurulan sancakların isimleri de görüşmelerin ve bölgelerin Rumlar tarafından anlaşılmaması için kodlanmıştı.

“TMT kurulmasaydı Kıbrıs’ta Türk bulamazdınız”

O yıllarda Türkiye’den başka vasıflarla gönderilen yetiştirilmiş subaylar ve Kıbrıslı Türkler, büyük bir gizlilik içinde gönderilen silah ve mühimmatları toprak altına gömüyorlardı. O günün mücahitleri ise TMT’nin önemini şöyle özetliyor:

“TMT kurulmasaydı Kıbrıs’ta Türk bulamazdınız…”

20 Temmuz 1974 sabahına kadar, Kıbrıslı Türkler için EOKA’nın vahşice katliamlarına karşı savunma yapan Türk Mukavemet Teşkilatı, 1 Ağustos 1976’da Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına dönüştürüldü.

TMT’NİN TOROS’U VE KIBRIS’TA DİRENİŞİN ŞİFRELERİ

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

ARAP DOSYASI /// ERKAN MACİT : Lübnan’ın şifresi Turab din


ERKAN MACİT : Lübnan’ın şifresi Turab din

Büyük savaşa hazır mıyız?

Anlaşılan o ki fitili ateşlediler Armageddon timleri büyük plan için devreye sokulmuş..
Ben bunları yazarken şimdi duyar gibiyim.. Hadi canım yok artık..

**Evet evet ARMAGEDDON!!

Eski düzenin sonu ve yeni düzenin başlangıcını oluşturan bir dönüm noktası … Onlar fitili ateşlediler

Armageddonun uzun uzun yazmama gerek yok artık herkes biliyor

Beyrut Limanında patlama olduğunda herkes çok yorum yaptı dikkati İSRAİL’E çekmek isteyenler oldu. Evet İSRAİL pası attı ama golü kim attı?

Kimler attı?

Neden LÜBNAN ?

Lübnan’ın şifresi TURAB DİN de ondan

Büyük savaşın esas kıyamet gibi kopacağı yer TERÖR DEVLETİNİN orada kan emici örgütlerle kaos çıkaracağı yer TURAB DİN..

**MEZOPOTAMYA ‘nın kutsal topraklarında bu hainler yer altında ayin yapıp and içtiler.

Şöyle bir analizde yapabiliriz..

Saddam Hüseyin’in Halepçe katliamına ilişkin kimyasal silah maddelerinin tedarigini yapan şirketler (arkalarındaki gizli yöneticiler) önce neyi amaçlıyordu? İran – Irak savaşında kullanılmasını sağlamak amacıyla fakat ne oldu?

Halepçe katliamında kullanıldı.Sonuç hezeyan
Hedef yine o bölge üzerinden Türkiye’ye mesajdı…

O kadar kimyasalın transferi ne amaçla yapılmıştı? Nerede kullanılmıştı?
Gelelim Lübnan’a

**Saddam’ın Irak devlet başkanı olmadan önce LÜBNANDA AVUKAT OLMASI TEKRAR HATIRLANMAK
Z O R U N D A

Bunu not edelim..
Lübnan da limanda olan o kadar yük ton amonyum nitrat İst boğazından geçmişti.

Ne zaman önce 6 yıl önce!
O kadar zaman o tonajlı kimyasal Beyrut limanında depoda bekletilmez. Bu traji komik bir olay ..

O kadar tonajlı amonyum nitrat limandan kısım kısım çoktan başka bölgelere transfer edilmiştir..

Bu durum Beyrut ta kalan limandaki az bir kısmı olan amonyum nitratin bekletilmesi ve onun zamanı geldiğinde şov ile patlatılması ile asıl izlerin silinmesi olayıdır. 2750 bin ton amonyum nitrat Lübnan’ın altını üstüne getirirdi.. Eğer hepsi patlasaydı!

Amonyum nitrat çoğu transfer edilen yerlerde
Başta Kuzey Suriye otonom bölgesi ve bizim güneyimiz…

Kullanılacaktır. Alev Alev olacak olan bir savaş senaryosu var..
**Barış Pınarından rahatsız olan Rusya ve ABD KUZEY VE DOĞU SURİYE OTONOM BÖLGESİ ( PKK -YPG TERÖR DEVLETİ ) üzerinden TÜRKİYE’Yİ BM KARARI İLE Suriye’den çıkaracak safhayı adım adım dokuyorlar !

Mesela YPG: Yerel bir örgütten, NATO ülkelerinin desteklediği bir güce nasıl dönüştü?

**Türkiye’nin Suriye stratejisinde en önemli tehdit olarak gördüğü YPG, NATO üyeleri de dahil birçok ülke için Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı savaşın en önemli aktörü oldu, birçok Avrupa ülkesinde ve ABD’de, siyasi kanadının temsilcilikleri açıldı. Peki yerel bir güç olarak kurulan ve kamuoyuna kurulduğu 2012’de açıklanan YPG bugüne nasıl geldi?

**Demokratik Birlik Partisi (PYD), 2003’te Suriye’de kuruldu. Kuruluş bildirisinde PKK lideri Abdullah Öcalan’ın ifadelerine de yer veriliyor; Suriye’nin kuzeyi için "kutsal Rojava" deniliyordu.

Sezar yasası ile ABD’nin resmen tanıdığı terör devleti ile petrol antlaşması yaparak TERÖRE FİNANSI meşrulaştırmak safhasından SDG ( PKK-YPG ) ile ENKS Suriye Kürt Ulusal Meclisi
( Barzani ) yi birleştirme safhasına geçti !!!

Sadece petrol değil , tüm konularda Rus ABD şirketleri orda TERÖR DEVLETİNİ her konuda inşa etmek için sıraya girdi …. !!!

3. safhada ABD nin TERÖR SEVİCİLİĞİNİN SEVİYESİ …; TURAB DİN platosunun daha kuzeyde kalan parçası Mardin ve Diyarbakır’ı da oraya katmak olacağı bu gidişatın varacağı durumdur

Benden söylemesi.. Anadolu, Mezopotamya ve Suriye’nin kesişme noktasında yer alan Tur Abdin bölgesi…

Turabdin Platosu
Turabdin, yukarı Mezopotamya’da bulunan, inişli-çıkışlı yüksek bir kalker platosu. ‘Tanrı Hizmetkarları Dağı’ olarak da biliniyor. Bunun nedeni ise, 4. yüzyıldan itibaren burada kurulan 80 manastırda, keşişlerin yaşaması ve ibadet etmesi. Turabdin Platosu, Mardin’in 30 km güneydoğusunda, Mardin – Nusaybin yolunun (Tarihi İpek Yolu) 9 km doğusunda bulunuyor. En büyük özelliği Süryaniler tarafından kutsal ilan edilmesi. Arkasında Anadolu Dağları, önünde ise ucu bucağı bilinmeyen Mezopotamya Ovası yer alıyor.

Kutsal Topraklarda
Tanrıyı Kıyamete zorlamak ..

DİYARBAKIR ZERZEVAN KALESİ VE MİTHRAS TAPINAĞI bu bağlamda da çok önemli !

Diyarbakır tarihinde 36 medeniyetin izleri var !!!
Bölgede kazılar 2014 yılında başlamış, üç yıl sonra da yer altında çok önemli bir yapı keşfedilmiş.

Burası, İllüminatinin doğduğu yer olarak görülen Mithras tapınağı.

Zerzevan’da keşfedilen alan da bazı ipuçlarını veriyor.
Bugüne kadar yapılan araştırmalar, Mithras inancının milattan önce beşinci yüzyılda İran’da doğduğunu gösteriyor.

Mithras tapınağındaki İşaretler, Tapınak Şövalyeleri ve tarihin en karanlık tarikatlarından biri olan İllüminati gibi örgütlerin buralarda doğduğu iddialarını kuvvetlendiriyor.

İşaretler, Tapınak Şövalyeleri ve tarihin en karanlık tarikatlarından biri olan İllüminati gibi örgütlerin buralarda doğduğu iddialarını kuvvetlendiriyor.

Rotschild’lerin, Rockefeller’lerin gözdesi; Zerzevan Kalesi
Şimdi parçaları birleştirmek bize düşüyor!!

ABD her türlü kara – gri parayı aklayacağı / her türlü piş işleri yaptıracağı TERÖRİSTLERE TERÖR DEVLETİ KURDU !!!
17 25 Aralık
Hendekler
15 Temmuz

İle içerden alamadıklarını almak için güneyimizden geliyor !!! ABD nin BM nezdinde halen tanımamış olduğu GÜNEY SINIRIMIZI şekillendirmek istiyor…. Tabiî ki bizi daha kuzeye sürerek !!!

ŞİFRE TURAB DİN!!!

Kaynak: Lübnan’ın şifresi Turab din – Erkan MACİT

UYGUR TÜRKLERİ DOSYASI /// HÜSEYİN VODİNALI : ‘Uygur’ kampanyasının şifresi bu haritada gizli


HÜSEYİN VODİNALI : ‘Uygur’ kampanyasının şifresi bu haritada gizli

Xi Jinping’in evladı gibi benimsediği şahsi projesi.

Devasa bir fikir.

Dünyaya damgasını vuracak bir uygulama.

Özeti: Bin yıl önceki gelişmiş Asya’yı bir kez daha canlandıracak Yeni İpek Yolu.

Detayları çok.

En az 70 ülkeyi ve dünya nüfusunun üçte ikisini kapsayan, 21’inci yüzyılın Asya merkezli olmasını perçinleyecek bir girişim.

Kuşak ve Yol.

Kuşak, karadan geçişleri, yol ise deniz yollarını temsil ediyor.

En az 2 trilyon dolarlık Çin yatırımı hedefleniyor.

Şimdiye kadar 350 milyar dolardan fazla taahhüt mevcut.

En güncel ve kritik olanı Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru.

Türkiye, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nde bugün orta koridor olarak tanımlanan eski İpek yolu güzergahında anahtar ülke.

İpek Yolu Ekonomi Kuşağı Çin, Orta Asya, Rusya, Avrupa ve Afrika’yı bir araya getirmeye; Çin’i Orta Asya ve Batı Asya boyunca Basra Körfezi ve Akdeniz’e bağlamaya; ve Çin’i Güneydoğu Asya, Güney Asya ve Hint Okyanusu ile birleştirmeyi hedefliyor.

Yeni İpek Yolu, ortaklaşa yeni bir Avrasya Kara Köprüsü inşa etmeye ve Çin-Moğolistan-Rusya, Çin-Orta Asya-Batı Asya (Türkiye) ve Çin-Hindiçin Yarımadası ekonomi koridorlarını geliştirmeye odaklanıyor.

Denizde ise, Kuşak ve Yol üzerindeki en büyük limanları bağlayarak sorunsuz, güvenli ve verimli ulaşım güzergahlarını ortaklaşa inşa etmeye yöneliyor.

Afrika ve Güney Amerika da Deniz İpekyolu üzerinde hedef ve eksen rotalar.

Dünya üzerinde 138 ülkede Çin’e ait 3 bin 485 kalkınma yatırım projesi halen devam ediyor. (Bunun için ayrıntılı tablo: https://www.aiddata.org/china-project-locations)

Haritadan bakıldığında kabaca bu projelerin yüzde 80’den fazlası, fakir güneyde sürüyor.

Çin yatırımları en çok, sırasıyla, Afrika, Batı, Orta ve Güney Asya, Güney Amerika ve Karayipler, Rusya, Yunanistan ve Doğu Avrupa ağırlıklı.

Türkiye de bunların içinde yer alıyor.

İşte ABD’nin en büyük kabusu da bu.

Çin, Batı emperyalizminden farklı çalışıyor.

Batı’nın sömürgeci geçmişinin üzerine bina ettiği yağmacı ve zorba küreselleşme yöntemi yerine, karşılıklı çıkara ve gelişmeye dayalı bir kalkınma işbirliği öneriyor.

Xi Jinping, Kuşak ve Yol Girişimi’ni 2013’ten beri adım adım geliştiriyor.

ABD ve diğer emperyalist dostları ise son dönemde bu projeye saldırıya geçti.

Türkiye’nin sayılı jeopolitik uzmanlarından olan Amiral Cem Gürdeniz’in de işaret ettiği gibi, Doğu Akdeniz’deki ABD, İsrail, Yunanistan, Mısır ve GKRY işbirliğindeki sondaj ve saha saldırıları da bunun bir parçası.

Tıpkı, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’deki ayrılıkçı PKK oluşumları gibi.

Zaten Doğu Akdeniz’deki son durum, Amerikan-İsrail yapımı Kürt koridoru planının bir devamı.

Yemen ve Libya da hakeza.

Yemen’e Suudi Arabistan’ı, Libya’ya Fransa’yı saldırttılar.

Rusya ve İran’a ambargo, Çin’e ticaret savaşı da büyük resmi tamamlıyor.

Çin’deki son anayasa değişikliğinde batılı mahfiller, ‘Xi görev süresini sınırsız hale getirdi’ kısmına dikkat çektiler. Aynı ‘kuşa bakın’ dercesine, Kuşak ve Yol’un Çin Anayasası’na eklendiğini herkeslerden sakladılar.

Evet, 5 bin yıllık uygarlık olan Çin, Asya bin yılını başlatacak olan bu dev insanlık projesini anayasasına koydu.

ABD MERKEZLİ PSİKOLOJİK SAVAŞ BAŞLATILDI

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, geçen hafta Papua Yeni Gine’deki Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği örgütü APEC Zirvesi’ne katıldı ve Çin’in Kuşak ve Yol girişimine “özel sektör merkezli” sözde alternatif bir proje önerdi.

ABD’nin tüm dünyaya ticaret savaşı açtığı bir dönemde böyle bir projenin ne olduğu pek anlaşılamadı ama asıl niyet, Pence’in Kuşak ve Yol’a saldırılarıyla ortaya çıktı.

Pence, "Çin’in kredi teklifleriyle desteklediği altyapı projeleri bitirilemez ve kalitesiz. Bu projeler ülkeleri kredi borçlarına sürüklüyor. Borçlanarak, ülkenizi ve bağımsızlığınızı tehlikeye atmayın. Ülkenizi koruyun." diye konuştu.

ABD’nin İndo-Pasifik bölgesinde denizlerin ve hava sahalarının “özgürlüğünü” korumak için çalışmaya devam edeceğini vurgulayan Pence, Çin’in Kuşak ve Yol girişimini, tek yönlü ve gizli ajanda yüklü bir tuzak olarak niteledi.

Yani özetle, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana tüm dünyada çıkarttığı ve desteklediği savaşlarda en az 20 milyon insanı öldüren bir emperyalist devlet, Çin Halk Cumhuriyeti’ni, emperyalistlik ve sömürgecilikle suçlamış oldu.

Komik deyip geçmeyin, Pence’in bu resmi ağızdan başlattığı açık saldırı, tüm dünya ve ülkemizde de başlatıldı.

Önce Uygurlar üzerinden yeni bir ‘insan hakları’ krizi senaryosu yarattılar.

Çin’in doktriner eğitim kampı adı altında açtığı kamplarda Uygurlar’a işkence edildiğine yönelik pek çok asılsız iddia ve yalan belgeyi dağıtmaya başladılar.

Almanya ve Türkiye gibi Çin’in potansiyel müttefikleri bile bunun üzerine atladı.

Halbuki biz bu yalanları Suriye ve Irak’tan çok iyi biliyoruz.

Beşar Esad’ın kimyasal silah saldırıları yalanları bugün açıkça çürütüldü.

Beyaz Miğferler denen Batı ve El Kaide yapımı sözde insan hakları örgütünün de foyası ortaya çıktı.

Çin’in Uygur politikası sorgulanabilir, eleştirilebilir.

Ancak bu, Amerikan gladyosunun, FETÖ’nün yalanlarına alet olarak, düşmanca değil, ikili ilişkileri geliştirerek yapılır.

Türkiye, batı kaynaklı devasa kriz ortamında en çok ihtiyaç duyduğu Çin’e savaş açmayı düşünmüyorsa eğer, bunun başkaca bir yolu yoktur.

Bir diğer etkili propaganda da, Mike Pence’in dile getirdiği, Çin’in yatırım yaptığı geri kalmış ülkeleri borç tuzağına düşürdüğü yalanı.

Bu aslında ‘kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi’ atasözünün bir tezahürü.

Batı emperyalizminin en temel taktiği, (basit tefeci taktiği), zor durumda kalan gariban ülkeyi yüksek faizle borçlandırıp elinde ne var ne yok yağmalamaya dayalıdır.

Batı için esas olan “Profit Über Alles” deyimidir. Yani, onlar için kâr her şeyin üzerindedir.

Osmanlı’ya ve son dönemdeki Türkiye’ye yaptıkları da budur.

Afrika’yı sömürge olarak tutmak için de aynı şeyi yapıyorlar.

Çin’in yatırımlarında uyguladığı kredi politikası uzun vadeli ve düşük faizli bir politika.

Xi Jinping, APEC Zirvesi’nde Pence’ten önce konuştuğu için doğrudan bir yanıt veremedi.

Ama muhtemelen hristiyan dincisi faşist Pence’in neler söyleyeceğini iyi biliyordu ki, cevabı önceden verdi.

Xi, Kuşak ve Yol’un bazılarının iddia ettiği gibi bir borç tuzağı filan olmadığını, Batılılarınki gibi seçkin bir kulüp üyeliği filan da olmadığını, kimseyi dışlamadığını, tamamen uzun vadeli bir kazan-kazan eksenli kalkınma projesi olduğunu söyledi.

Xi Jinping, dışa açılma ve işbirliğinin kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma için tek doğru seçenek olduğunu vurguladı ve düşmanca tavırlar yerine ortaklık yapmanın daha fazla yarar sağlayacağını belirtti.

Zirvede Pence’e cevap da böylece verilmiş oldu.

Ancak Batı medyası, siyasetçileri, az gelişmiş ülkelerdeki işbirlikçileri, bu “borç tuzağı ve yeni sömürgecilik” edebiyatını giderek yükselen bir tonda tekrarlamaya başladı.

Türkiye’de de medyadan, kimliği belli sivil toplum örgütlerinden, iktidar ve muhalefet milletvekillerinden benzer yorumlar geliyor.

Hükümet cephesinde ise bir tepkisizlik ve unutturma çabası sezinliyorum.

Yani ABD ile “düzelmeye başlayan ilişkilerin” bir sonucu gibi, "Uygur Zulmü" edebiyatı yükselirken, Kuşak ve Yol Girişimi adeta unutturuluyor.

ABD ve AB ile ilişkilerin düzelmesi illüzyonu yaratılırken, Avrasya seçeneği buharlaştırılmaya çalışılıyor.

Oysa Türkiye’nin ABD ile arası asla düzelmeyecektir.

Türkiye, ABD, İsrail ve Fransa’nın açık hedefindedir.

Suriye ve Irak’tan tutun da Doğu Akdeniz’e kadar Türkiye, nesnel olarak Batı Asya, yani Rusya, İran, Suriye ve Çin cephesindedir.

Bunun aksini söyleyenler, Türkiye’yi emperyalist saldırı karşısında savunmasız ve çaresiz bırakmaya çalışanlardır.

Türk de olsa, Amerikalı, Alman, Fransız da olsa, Çinli veya Rus da olsalar onlara inanmayınız.

Dünya, kaçınılmaz olarak Asya binyılına girmiştir ve Türkiye de Asya’nın yükselen yıldızı olacaktır.

ÖNEMLİ BİR KAÇ NOT

Financial Times, ABD’nin Çin’e açtığı ticaret savaşının sonucunda Çin’den ithalatın ve ABD dış ticaret açğının daha da yükseldiğini yazdı!

Afrika’da ise Çin’in ekonomik kalkınma yatırımlarına Rusya askeri destek vermeye başladı. Mozambik’ten başlanan bu sürecin adım adım yayılması ve Kuşak ve Yol’da bariz bir Rus-Çin ortaklığının pratiğe geçmesi bekleniyor. Venezuela’dan başlayan, dolara karşı alternatif değişim araçları arayışı da Trump ile birlikte aşırı hızlandı. Bugün dünyada yazılan her 10 ekonomi makalesinden 5’inde ABD dolarının miyadını doldurmaya başladığı ifade ediliyor.

“Şüyuu Vukuundan beter” deyimi adeta doğrulanıyor. ABD’nin aşırı saldırgan ve panik atakları bundan kaynaklanıyor. Çin, “Made in China 2025” projesine de hız veriyor. Yapay zeka ve alternatif enerji -lityum pil teknolojileri, kamucu sosyal kredi sistemi, ulaşım ve altyapı teknolojileri, eğitimde reformuyla pek yakında ABD’yi hatta Avrupa’yı bile geride bırakacak. Bugün ABD’de bile Fransızca’dan çok Çince öğreniliyor. Kapalı toplum, korumacılık gibi Soros tarafından kullanılan olumsuz terimler artık Trump, Pence ve ABD için kulanılıyor. Hollywood bile propaganda üstünlüğünü yitirmeye başlıyor. Rus yapımı Maşa ve Koca Ayı çizgi filmi bile gizli Rus propagandası olarak suçlanıyor. Sanki 70 yıldır beynimizin üstünde, Hollywood ve onun sözde kahraman, özde soykırımcı kovboyları tepinmemiş gibi!

KAYNAKLAR:

https://www.globalresearch.ca/china-new-philosophy-economics/5660068 – Peter Koenig

https://af.reuters.com/article/worldNews/idAFKCN1NM007

https://www.globalresearch.ca/the-us-leading-from-behind-in-africa-lets-russia-lead-from-the-front/5660096

https://www.aiddata.org/china-project-locations

FETÖ ÖRGÜTÜ DAVASI : ABD BAŞKONSOLOSLUK GÖREVLİSİ Metin Topuz’un telefonundaki şifreler kırıldı


ABD BAŞKONSOLOSLUK GÖREVLİSİ Metin Topuz’un telefonundaki şifreler kırıldı

FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan ABD İstanbul Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz’un el konulan cep telefonundan yaptığı mesajlaşmalara ulaşıldığı öğrenildi. ABD, Topuz’un kullandığı telefonun ABD’ye ait olduğu iddia etmiş ve Türkiye’ye “nota” vererek “telefonun iadesini” talep etmişti. Savcılık Topuz’un eylemlerinin istihbarat faaliyeti kapsamında olduğu belirledi. İşte soruşturmanın ayrıntıları…

FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan ABD İstanbul Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz’un el konulan cep telefonundan yaptığı mesajlaşmalara ulaşıldı. Topuz’un kullandığı bu telefonun ABD’ye ait olduğu iddia edilerek “nota” verilmiş ve “iade edilmesi” talep edilmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasına giren bilgilere göre şüpheli Topuz, kimliği tespit edilemeyen yabancı şahısların da yer aldığı bir WhatsApp grubu kurarak FETÖ operasyonlarına ilişkin bilgiler verdi.

“PARALEL OPERASYON” GRUBU

Bilgilere göre, şüpheli Topuz, 8 Aralık 2015’te “Yeni Paralel Operasyon” isimli bir WhatsApp grubu kurdu. Topuz’un bu gruptan, “Bugün yeni bir paralel operasyonu oldu. Osman Balcı ve Yasin Topçu’nun da içinde olduğu 18 polis memuru tutuklandı. Hamza Tosun firari” şeklinde mesaj attığı tespit edildi. Aynı grupta, ismi tespit edilemeyen bir kişinin “Komik” şeklinde cevap yazdığı, yine kimliği tespit edilemeyen başka bir kişinin de “Yasin ve Hamza birkaç vakada iyi iş ortaklığı yapmışlardı. Merkezde paralel devlet. Kral olmak güzel!” şeklinde cevap verdiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında Topuz’un, Rıza Sarraf’ın ABD’de yakalanması olayına ilişkin de yazışmalar yaptığı belirtildi. Bu mesajların içeriğinde Topuz’un, Sarraf’ın ABD’deki tutuklanma sürecine ilişkin yazdığı mesajlarla ilgili de “Şüphelinin Rıza Sarraf isimli şahısla ilgili yaptığı öngörünün gelinen aşamada isabetli olduğu, bu hususun öngörü sınırlarını aştığı” yorumu yapıldı.

“EYLEMLERİ İSTİHBARAT FAALİYETİ KAPSAMINDA”

Savcılık, şüpheli Topuz’un WhatsApp gruplarındaki yazışmalarda “tercümanlık ve mihmandarlık görevini aştığını” vurgulayarak şu çarpıcı tespiti yaptı: “Şüphelinin WhatsApp isimli program üzerinden yapmış olduğu yazışmaları incelendiğinde savunmasının aksine asistan gibi hareket etmediği, hemen her grup yazışmasında birlikte çalıştığı kişilere karşı daha detaylı bilgilere sahip biçimde yazışma yaptığının değerlendirildiği, şüphelinin yazışma yaptığı kişilere karşı ast olarak çalıştığına dair herhangi bir hitabının dahi bulunmadığı, bu suretle de şüphelinin bu yönde aktif ve önemli görev yürüttüğü değerlendirilmiş olup, kendisinin görevi ile ilgili iddia ettiği tercümanlık ve mihmandarlık görevini aşacak biçimde istihbarat faaliyetleri kapsamında eylemlerde bulunduğu anlaşılmıştır.”

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTENDİ

4 Ekim 2017 tarihinde tutuklanan ABD İstanbul Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz hakkında hazırlanan iddianamede, “Siyasi ve askeri casusluk”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek” ve “gizliliği ihlal” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmişti.

ABD’NİN “TELEFONDAKİ BELGELER DOKUNULMAZ” İDDİASI

ABD, Metin Topuz’un el konulan cep telefonu ve sim kartının iadesini isteyerek bu konuda Türkiye’ye nota vermişti.

Topuz’un telefonunun ABD’ye ait olduğu iddia edilen nota da şu ifadeler kullanılmıştı: “Metin Topuz’a ait cep telefonu, SIM kart ile bağlantılı her türlü bilgi ve verinin Konsolosluk İlişkileri hakkında Viyana Sözleşmesi’nin 33’üncü maddesi uyarınca, Konsolosluk arşiv ve belgelerinin dokunulmazlığı kapsamında olduğu kaydedilmektedir.”