ŞEHİTLERİMİZ DOSYASI : Terörle Mücadelede Verdiğimiz Şehitler – (1984-2013)


  1. Terörle Mücadelede Verdiğimiz Şehitler – İsme Göre Sıralı Liste- (1984-2013)
  2. Şehitlerimiz – Şehit Düştükleri – Tarihe Göre Sıralı Liste (1984-2013)
  3. Şehitlerimiz – Şehit Düştükleri Yere Göre Sıralı Liste (1984-2013)

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

MİT DOSYASI : MİT şehidinin kimliğini ifşa eden fotoğrafları çeken isim bulundu !!!! “Oda TV muhabiri Hülya Kılınç benimle çay içmek istedi”


MİT şehidinin kimliğini ifşa eden fotoğrafları çeken isim bulundu !!!! “Oda TV muhabiri Hülya Kılınç benimle çay içmek istedi”

Libya’da görev esnasında şehit edilen MİT mensubunun kimliğini deşifre etme alçaklığını gösteren karanlık Oda TV’ye cenaze fotoğraflarını servis eden kişinin Akhisar Belediyesi Basın Biriminde görevli E.E. olduğu öğrenildi. E.E., fotoğraflarından kendisinden haber yapılma amaçlı olarak alındığından haberi olmadığını belirtirken; Oda TV muhabiri Hülya Kılınç’ın da kendisini telefonla aradığını, kendisiyle çay içmek istediğini ve fotoğraflarla ilgili konuştuğunu söyledi.

Şehit MİT mensubunun ve cenazesine katılan meslektaşlarının kimliklerinin ifşa edilmesiyle ilgili soruşturmada, görüntülerin kaynağına ulaşıldı. Fotoğrafların, Akhisar Belediyesi Basın Biriminde görevli E.E. tarafından çekildiği ortaya çıktı. Görevli E.E., fotoğraflarından kendisinden haber yapılma amaçlı olarak alındığından haberi olmadığını belirtirken; şehidin MİT mensubu olduğunu haber Oda TV’de yayınlandıktan sonra öğrendiğini ileri sürdü.

“Hülya Kılınç benimle çay içmek istedi”

Görevli E.E., fotoğrafları kendisinden isteyen kişinin Oda TV muhabiri Hülya Kılınç olduğunu belirtirken, “Hülya Kılınç’ı Manisa’da gazetecilik yaptığımdan dolayı 3 yıldır tanıyorum. Cenaze töreninin üzerinden yaklaşık 10 gün geçtikten sonra beni arayıp ‘çay içmek istediğini’ söyledi. Ben kendisine çalıştığımı ve yoğun olduğumu söyleyerek görüşemeyeceğimizi belirttim. Aynı gün akşam bir kez daha aradı. Bu görüşme sırasında katıldığım şehit cenazesiyle ilgili elimde fotoğraf olup olmadığını sordu. Haber yapmayı düşündüğünü, incelemek üzere fotoğraf istediğini söyledi. Ancak haber yapıp yapmayacağını söylemedi.” dedi.

“Fotoğrafları benden Hülya Kılınç istedi”

Libya’da görev yaparken şehit olan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu ve cenazesine katılan meslektaşları ile ailesinin ifşa edilmesiyle ilgili soruşturmada önemli bir tespit yapıldı. Şehidin cenaze töreninde fotoğrafları çeken ve Oda TV muhabiri şüpheli Hülya Kılınç’a ulaştıran kişinin Akhisar Belediyesi Basın Biriminde görevli E.E. olduğu belirlendi. Şüpheli E.E. ifadesinde MİT şehidinin cenaze töreninin fotoğraflarını şüpheli Hülya Kılınç’ın kendisinden istediğini, sadece inceleyeceğini düşündüğü için gönderdiğini ileri sürdü.

"Şehidin ailesi ‘konu hassas, fotoğraf çekip yayınlamayın’ dedi"

Şüpheli Hülya Kılınç’ın telefon kayıtlarından ulaşılan şüpheli E.E’nin, haberin Oda TV’de yayınlanmasından bir gün önce 3 kez, haber yayınlandıktan sonra ise 2 kez iletişime geçtiği belirlendi.

E.E. ifadesinde şunları anlattı:

"19 Şubat tarihinde belediyeye şehit cenazesi olduğuna ilişkin bilgi gelmesi üzerine, cenazenin bulunduğu yere gittik. Buraya giderken biz şehidin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu olduğunu düşünüyorduk. Aklımıza da başka herhangi bir şey gelmedi. Cenazede Akhisar Kaymakamı, bir milletvekili ve yine protokolden bazı kişiler ve vatandaşlar mevcuttu. Ben belediye başkanı başta olmak üzere protokolün fotoğraflarını çektim. Yine cenazeye ilişkin birkaç görüntü daha çektim ancak şehidin ailesi bana konunun hassas olduğunu, ‘Fotoğraf çekip yayınlamazsanız seviniriz, lütfen anlayış gösterin’ diye söyleyince fotoğraf çekmeyi bıraktım. Bu söylemden sonra da hiçbir fotoğraf çekmedim ve yayınlamadım. Bu cenaze esnasında ve sonrasında da benim şehidin MİT mensubu olduğuna ilişkin herhangi bir bilgim olmadı. Aynı cenaze töreninde bulunan belediye başkanı ve milletvekilinin de bilgileri olmadığını düşünüyorum. Cenaze töreninde de herhangi bir bilgi konuşulmadı."

"Bana haber yapıp yapmayacağını söylemedi"

Törenden 10 gün sonra Oda TV muhabiri şüpheli Hülya Kılınç’ın kendisini aradığını söyleyen E.E., şöyle devam etti:

"Hülya Kılınç’ı Manisa’da gazetecilik yaptığımdan dolayı 3 yıldır tanıyorum. Cenaze töreninin üzerinden yaklaşık 10 gün geçtikten sonra beni arayıp ‘çay içmek istediğini’ söyledi. Ben kendisine çalıştığımı ve yoğun olduğumu söyleyerek görüşemeyeceğimizi belirttim. Aynı gün akşam bir kez daha aradı. Bu görüşme sırasında katıldığım şehit cenazesiyle ilgili elimde fotoğraf olup olmadığını sordu. Haber yapmayı düşündüğünü, incelemek üzere fotoğraf istediğini söyledi. Ancak haber yapıp yapmayacağını söylemedi. Bu görüşmede bana şehidin MİT mensubu olduğuna ilişkin bir şey söylemedi. Ben şehidin TSK mensubu olduğunu düşünüyordum. Bunun üzerine Hülya Kılınç’a WhatsApp üzerinden 2 fotoğraf gönderdim. Gönderdiğim fotoğraflardan birinde şehidin cenazesinin vatandaşlar tarafından taşınırken bir fotoğraf, diğerinde ise şehidin naaşı ve protokol vardı. Ancak Hülya Kılınç yalnızca vatandaşlar tabutu taşırken çektiğim fotoğrafları kullanmış. Milletvekili ve protokolün olduğu fotoğrafı ise kullanmamış. Haber içeriğinde kullanılan diğer fotoğrafları nereden temin ettiğini ilişkin bilgim yok."

Hülya Kılınç "Sosyal medyadan aldım" demişti

E.E, fotoğrafları Hülya Kılınç’a verdiğini söylerken Hülya Kılınç ise ifadesinde "Libya’da medyana gelen olayda şehit haberi olarak haber yaptım. Haber içeriğinde yayınlanan görüntü içeriklerini sosyal medyadan buldum. Bu görüntüleri cenaze töreninde ben çekmedim. Haber şehit haberidir ancak, şehidin MİT mensubu olduğunu sonradan fark ettim" demişti.

"İncelemek istediğini söylediği için gönderdim"

Şehidin MİT mensubu olduğunu haber Oda TV’de yayınlandıktan sonra öğrendiğini ileri süren E.E., "Şehidin MİT mensubu olduğunu bilseydim fotoğrafları kesinlikle göndermezdim. Şehidi TSK mensubu olarak bildiğim ve sadece incelemek için istediği için 2 fotoğrafı Hülya Kılınç’a gönderdim." ifadelerini kullandı.

MİT mensupları deşifre edildi, devletin gizli bilgileri hedef alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, FETÖ’nün MİT TIR’ları kumpasında olduğu gibi "organize şekilde gerçekleştirilen eylem" tespiti yapılan soruşturma, TCK’nun 329’ncu ve MİT Kanunu 27’nci maddesi 2’inci fıkrasında düzenlenen suçlamalarla yürütülüyor.

MİT şehidinin cenaze törenine katılan MİT mensupları da basın yoluyla gösterilerek, Türkiye’nin dış ve iç güvenliği için büyük önem taşıyan, devletin gizli bilgilerinin ifşa edildiği belirlenen soruşturmada, olayın bir plan dahilinde gerçekleştirildiğinin tespit edildiği öğrenildi. TCK 329’ncu maddesinde, "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilir"; MİT Kanunu 27’nci maddesinde ise "MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerini herhangi bir yolla ifşa edenler ile MİT mensuplarının kimliklerini sahte olarak düzenleyen veya değiştiren ya da bu sahte belgeleri kullananlara 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası verilir." düzenlemesi yer alıyor.

BİYOGRAFİ DOSYASI /// İnanılmaz İşkencelere Uğrayarak Şehit Edilen Kıbrıs Kahramanı : Cengiz Topel


İnanılmaz İşkencelere Uğrayarak Şehit Edilen Kıbrıs Kahramanı : Cengiz Topel

8 Ağustos 1964 tarihinde Kıbrıs Harekatı sırasında Eskişehir’den Kıbrıs’a, dörtlü kol komutanı olarak gönderilen kullandığı F-100 uçağıyla uçuş esnasında uçağı yerden isabet alarak düşürülen ve Rumlar tarafından esir alındıktan sonra şehit edilen Yüzbaşı Cengiz Topel nasıl öldürüldü?

Uçağı arızalanınca paraşütle atlayan Topel Rumların kontrolündeki bölgeye iner. Rumlar barış gücü askerlerinin gözü önünde onu esir aldıktan sonra Lefkoşa’ya götürürler. Türkiye Lefkoşa BE aracılığıyla Yüzbaşının serbest bırakılması istenir. Rumlar Yüzbaşı Cengiz Topel’in hayatta olduğunu ve sorgulandığını bildirirler. Fakat beş gün sonra cesedini Birleşmiş Milletler barış gücü askerleri vasıtasıyla Türk yetkililere gönderirler. Ceset üzerinde işkence gördüğü anlaşılır. Rumlar Cenevre Sözleşmesi’ni hiçe saymışlar, genç Yüzbaşıyı korkunç işkencelere tâbi tutarak öldürmüşlerdir. Cesedi inceleyen Eşref Düşenkalkar’ın ifadesi gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Eşref düşenkalkar derki Türk doktorların ve Birleşmiş Milletler askerlerinin huzurunda Topel’in cesedini dikkatle incelediğimde, sol gözünün Rumlar tarafından tahrip edilmiş ve her iki kolunun pazusunun matkapla delinmiş olduğunu gördüm. Edep yerleri ezilmiş, kafatasının sol tarafına bir beton çivisi çakılmıştı. Sol ayağı da kırılmıştı. Bunlar yetmezmiş gibi, boğazından göbeğine kadar göğsü yarılmış ve çuval diker gibi yeniden dikilmişti. İç organlarını çalmışlardı, akciğeri ve kalbi noksandı der.

İşte birçoğumuzun ismini bildiği fakat nerede ne şekilde şehit edildiğinin bilinmediği Yüzbaşı Cengiz Topel’in öyküsü. Allah tüm şehitlerimizin şehadetlerini kabul etsin…

Cengiz Topel’in hayatı

Cengiz Topel, 2 Eylül 1934, İzmit doğumlu – 8 Ağustos 1964 yılında hayatını kaybeden , Türk pilot yüzbaşıdır. 1964’te Türk Hava Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği uyarı uçuşunda, uçağı Rum uçaksavarlar tarafından vurulunca paraşütle atladı ve esir düştü. Rumlar tarafından hastanede öldüğü belirtilen Topel’in naaşı iade edildi. Türk Hava Kuvvetleri’nin Kıbrıs’taki ilk pilot kaybıdır.

Trabzonlu Tekel tütün eksperi Hakkı Bey’in oğludur. Babasının görevli olduğu İzmit’te 2 Eylül 1934 tarihinde doğdu. Annesi Mebuse Hanım’dır. Ailede dört kardeşin üçüncüsüdür.

İlkokula Bandırma II. İlkokulu’nda başladı, babasının Gönen, Balıkesir’e tayini ile Ömer Seyfettin İlkokulu’nda öğrenimine devam etti. Babasını kaybettikten sonra ailesi Kadıköy, İstanbul’a yerleşti. Kadıköy Yeldeğirmeni Okulu’nda ilk ve orta öğrenimini tamamladı. Lise öğrenimine, Haydarpaşa Lisesi’nde başlayıp Kuleli Askeri Lisesi’ne devam ederek 1953 yılında bitirdi. 1955 yılında Kara Harp Okulu’nu bitirip asteğmen olarak ordu saflarına katıldı.

Küçük yaşlardan beri havacılığa olan merakı sonucu hava sınıfına ayrıldı. Pilotaj eğitimi için Kanada’ya gönderildi. Kanada’daki eğitimini başarıyla tamamlayarak 1957 yılında yurda dönüp Merzifon 5. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda göreve başladı. 1961 yılında Eskişehir 1. Hava Ana Jet Üssü’ne atandı. 1963 yılında yüzbaşılığa terfi etti.

8 Ağustos 1964 tarihinde Kıbrıs Harekatı sırasında Eskişehir’den Kıbrıs’a, dörtlü kol komutanı olarak gönderildi. F-100 uçağıyla uçuş esnasında uçağı yerden isabet alarak düşürüldü. Paraşütle atlamayı başardı, fakat Rumlar tarafından esir alındı. Uluslararası savaş hukukunun esirleri kapsayan maddelerine aykırı olarak yapılan işkenceler sonucu öldüğü iddia edilir. Kıbrıs’taki ilk Türk hava harp kaybı olan Cengiz Topel’in hastanede öldüğü açıklandı, ancak naaşı ısrarlı girişimler sonucu 12 Ağustos 1964 tarihinde Rumlar’dan alınabildi.


cengiz topel’in uçağının düştüğü yer güzelyurt’a yakın (yeşilyurt kasabasına çok yakın olan) bir yerdir. paraşütünün yere düşmesinin ardından cengiz topel, rumlar tarafından yakalanır ve esir düşer. rumlar o tarihten itibaren cengiz topel’e inanılmaz işkenceler yaparak öldürürler ve türk tarafına birleşmiş milletler aracılığı ile cesedi gönderirler.

cengiz topel’in cesedini görenler arasında bulunan eşref düşenkalkar şöyle diyor:

‘’birleşmiş milletler askerlerinin temsilcileri önünde aziz şehidimizi gördüğüm gün, hayatımın en ıstıraplı günü idi. ana vatanla yavru vatan arasına çelik kanatları ile köprü kuran topel’imize son bir defa daha baktım. baktım ki; kahpe rumlar sol gözünü tahrip etmişler, pazılarını matkapla oymuşlar, kafatasının sol tarafına beton çivisi çakmışlar, sol ayağını kırmışlar, bu yetmiyormuş gibi boğazından göbeğine kadar göğsünü yarıp çuval diker gibi dikmişler. (bir doktorumuzun beyanına göre iç organlarını çalmışlar, kalp ve ciğerlerini) bir ara yumruklarını sıkmış, dişlerini kenetlemiş, ideal vücutlu cengiz topel’imize kahpece yapılanları düşündüm ve o an allah’ın bana lütfetmiş olduğu tebessümü rumların çaldığına inandım ve yemin ettim: yunan sözü lügatlerde durdukça, bu kin benden vallahi de gidemez.’’

(vehbi zeki serter, kıbrıs’ta rum – yunan saldırıları ve soykırım, ataşe, s.231-236)

cengiz topel’in işkence gördüğü yer kıbrıs yeşilyurt’ta bulunan cengiz topel kışlası’ndadır. günümüzde işkence gördüğü oda müze haline getirilmiştir. oda restore edilmeden önce işkencenin izleri odanın duvarlarında görülmekteymiş. anlatılanlara göre esir alındıktan sonra müze olan odaya getirilmiş ve işkenceye maruz kalmıştır. matkapla sol omzu ve sol gözü oyulmuş (ingiliz bir hemşire tarafından bu halinin fotoğrafı çekilmiş), acımasızca işkence edilmiş ve son olarak da bilinci açıkken kalbi çıkarılarak şehit edilmiştir.

ŞEHİTLERİMİZ & GAZİLERİMİZ DOSYASI : Kıbrıs Barış Harekâtı Ve Harekata Katılan Amasyalı Şehit Ve Gaziler


Rum ve Yunanlıların” Enosis” emelleri, yani Kıbrıs’ın Yunan adası yapılma düşüncesine karşı, 20-22 Temmuz ve 14-16 Ağustos 1974 tarihleri arasında, adadaki Türklerin güvenliği ve barışı için Kıbrıs Barış Harekâtı gerçekleştirildi. Barış Harekâtıyla adada yüzyıllardan beri süre gelen, Rum tahakkümü ve zulmü sona erdirildi. Böylece adadaki Türklerin insanca, hür ve bağımsız yaşayabilmeleri için yeni bir ortam sağlandı.

Barış harekâtına, Türkiye’nin hemen her ilinden olduğu gibi Amasya’dan da askerler katıldı. Çalışmayla bugün çoğunluğu hayatta olan gaziler referans kaynağı alınarak, genç nesillerin yarını yorumlayabilmeleri ve sonuçlar çıkarıp değerlendirme yapabilmelerine yardımcı olmak amaçlandı. Sözlü tarih çalışması olarak gazilerle mülakat yapılıp, anlatımları görüntülü ve sesli olarak kayıt altına alındı. Gazilerin bire bir yaşayıp, şahit oldukları olaylar tespit edilip, Amasya Gaziler Derneği, Merzifon Şehit Aileleri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği ile Askerlik şubelerinden alınan bilgilerden de faydalanılarak tablolarlar oluşturuldu.

Kıbrıs Barış Harekâtının çizdiği sınırlar, Türk tarafına devlet kurma hakkını tanıdığından sonuçta; adadaki Türkler 13 Şubat 1975’de “Kıbrıs Türk Federe Devleti” ni ve 15 Kasım 1983’te de “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” ni kurdular.

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

MİT DOSYASI /// RAHMİ TURAN : Milli İstihbarat şehitlerine saygı


RAHMİ TURAN : Milli İstihbarat şehitlerine saygı

17 Mart 2020

MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) elemanları, ülke savunmasında istihbarat bilgileri toplamak için yurt dışında hayatlarını tehlikeye atıyor, bazıları şehit oluyor.

Bu uğurdaki çabalar şükranla anılır, hiçbiri ödenemez.

Ancak, MİT mensuplarının, ölümlerinden sonra bile isimlerinin açıklanmaması ve sanki hiç var olmamışçasına üzerlerinin örtülmesi, o kahramanlara haksızlık değil midir?

Toplumda şimdi bu tartışılıyor.

Gizli operasyonlarda yer almış yiğit insanlarımızın görev süresince güvenlikleri nedeniyle kimliklerinin gizli kalması çok önemlidir. Fakat “yüce ve milli bir görev yapan” o kahramanlara ölümlerinden sonra, hak ettikleri saygıyı esirgememek gerekmez mi?

★★★

Gazeteci Fatih Ametoğlu’ndan bir mektup aldım. Libya‘da şehit düşen MİT elemanının kimliğini açıkladığı iddiasıyla Odatv‘nin kapatılması olayını şöyle eleştiriyor:

“MİT mensuplarının cenaze töreninin haberleştirilmesinin ardından Odatv’ye yönelik operasyonun yankıları hâlâ devam ediyor.

Haber nedeniyle ‘erişim engellemesi’ getirilerek Odatv‘nin kapatılmasının yanı sıra, Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve muhabir Hülya Kılınç tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Odatv’den bir hafta önce söz konusu şehit MİT mensubunun ismi Meclis‘te İYİ Parti milletvekili Ümit Özdağ tarafından açıklanmıştı. Odatv ise haberi, şehidimizin soy ismini kapatarak okuyucularına aktarmıştı. Ayrıca şehidin fotoğrafları da sosyal medyada defalarca paylaşılmışken yalnızca Odatv‘ye kapatma, gazetecilere tutuklama kararı hukukla bağdaşmamış, bu nedenle kamuoyunda tepkilere yol açmıştır.

Birçok internet sitesi, PKK‘nın yürütme konseyi olarak bilinen KCK‘nın, MİT mensuplarının isimlerinin açıkça yer aldığı açıklamasını haber yaptı ama o sitelere herhangi bir yaptırım uygulanmadı. Kamuoyu, MİT şehidinin soy ismini dahi açıklamayan Odatv’ye operasyon yapılmasının amacının “Odatv’yi yaptığı muhalefet nedeniyle susturmak” olduğu görüşünde birleşiyor.”

Ahlâk ve ahlâksızlık!

Show TV ana haber sunucusu Ece Üner, tutucuların saldırılarına hedef oldu. Bu devirde doğru sözler nedense bazılarına diken gibi batıyor!

Ece Üner’in yalnızca fırsatçılar için söylediği sözleri kim anlamaz ya da anlamak istenmez? Aklı başında olan hangi insan buna itiraz edebilir?

Okuyun ve kararınızı siz verin:

“Şimdi namuslu esnafa hiçbir lâfımız, sözümüz yok ama virüs mü, fırsatçılar mı daha hızlı yayılıyor, bilemedik! Korona geliyor, maske fiyatı beş katına çıkıyor. Dezenfektan bilmem kaç katına çıkıyor. Makarna üç katı fiyatına satılıyor. Deprem oluyor, ev sahipleri kirayı üç katına çıkarıyor. Ramazan oluyor, yiyeceğe zam geliyor.

Sorsan hepimiz Müslümanız ama gel gör ki, namaz 5 vakit, ahlâk 24 saat farz. İhbar edin. İhbar edin, bu bizim vatandaşlık sorumluluğumuz aynı zamanda…”

Ece Üner’in bu sözlerinde alınacak, darılacak bir şey var mı? Bazılarına göre varmış! Ne yapalım? Memleketin hali bu işte!

TEBESSÜM

Kadın korkusu!

Komiser, yakalanıp karakola getirilen adama, kaşlarını çatarak sorar:

“Gece yarısı bu kadının evine neden girdin?”

“Çok sarhoştum komiser bey, orayı kendi evim sandım.”

“Öyleyse, kadını görünce neden arkana bakmadan kaçtın?”

“Eve çok geç kalmıştım. Neredeyse sabah olacaktı. Karım uyanmasın diye ayaklarımın ucuna basarak yürüyordum. Aniden onu karşımda görünce karım sandım vallahi! Karımın eli çok ağırdır hâkim bey!”

MEDYA DOSYASI : “MİT şehidini deşifre” yalanına komutanlar ne diyor ???


“MİT şehidini deşifre” yalanına komutanlar ne diyor ???

FETÖ’nün Balyoz kumpasında mağdur edilen komutanlar, Odatv’ye yönelik operasyonu eleştirip destek mesajlarında bulundu.

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Odatv Haber Müdürü ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu ile gazeteci Hülya Kılınç, daha önce İYİ Parti Milletvekili Ümit Özdağ tarafından açıklanan MİT mensubu şehidimizin cenaze törenine ilişkin yayımlanan haber gerekçesiyle tutuklandı.

Odatv, şehit MİT mensubunun kimliğini ifşa etmedi.

Odatv haberinden bir hafta önce, TBMM’de basın toplantısında; şehidimizin adı-soyadı, görevi, nasıl şehit olduğu açıkça söylendi, yazıldı.

Buna rağmen, algı operasyonu yürütüldü.

“MİT şehidini deşifre” yalanına komutanlar karşı çıktı.

FETÖ’nün Balyoz kumpasında mağdur edilen komutanlar, Odatv’ye yönelik operasyonu eleştirip destek mesajlarında bulundu.

İşte o mesajlar…

Emekli Oramiral Nusret Güner:

Maalesef sayıları çok az olan güvenilir medya organlarından biri belki de birincisi Oda TV’nin Çalışanlarının tutuklanmasını protesto ediyorum.

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz:

Barış Terkoğlu’nu tutuklamak, Odatv’ye erişim engeli getirmek, Barış Pehlivan’ı ifadeye çağırmak… Yolculuk nereye acaba? Kısa aralıklarla aynı filmi görmenin dayanılmaz hafifliği…

Emekli Koramiral Atilla Kezek:

Gazeteci Barış Terkoğlu gözaltına alınmış. Kriptolar iş başında

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk:

Barış Terkoğlu ülkemizin az sayıda ve kalemini satmayan onurlu ve yurtsever bir gazetecisidir. Tutuklanması bir susturma girişimidir! 1 Eylül 2013’de ABD’de New Jersey’de Cemaatin ülkemiz için ne kadar büyük tehdit olduğunu beraber anlatırken iktidar yardım ve yataklık yapıyordu!

Emekli Tuğamiral Mustafa Özbey:

Geçmişinde FETO ile "gerçek anlamda" mücadele etmiş kim varsa, hesap soruluyor. Sözcü Davası, Barış’lar, Hülya, Murat Ağırel, ODATV. Sonuç: Bu ülkede FETO ölmedi. Ölü taklidi yaptı. Şimdi uyuyan hücreler YENIDEN görevde. Ey İktidar, FETO ile mücadelede samimi isen bu nedir?

Emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel:

#BarısTerkoğluYalnızDeğildir . Şu an için kararı değiştirecek gücüm yok! Ama itiraz ediyorum. @baristerkoglu ndan ziyade ülkem adına üzülüyorum. FETÖ ile mücadele mi? Zaten kör topaldı. Bittiğinin resmen ilanıdır bu tutuklama. İsterseniz FETÖ hesaplarına bakın!

Emekli Albay Alican Türk:

Yetmez! Bence HALK TV, TELE1, KRT, Sözcü, Cumhuriyet, Yeniçağ… Bunların da kapatılması lazım. Hatta ardından CHP, İYİP, SP… Bunlar işlerine gelmeyen ne varsa yok edebilirler, ama gerçekten tarihi bilmiyorlar; tarihe nasıl geçeceklerinin farkında değiller. Acıyorum!

Emekli Kurmay Albay Bora Serdar:

Hasdal’da bizleri ziyaret eden birkaç gazeteciden biri olan kardeşimiz @baristerkoglu bir kitap yazacaktı.Ama emin olun şimdi bir başka kitap daha yazacak… Bir gazeteciyi saat 4’te karanlıkta evinden alıp bir gün sonra saat 4’te karanlıkta tutuklamak ne hukukidir ne de vicdani.

Emekli Kurmay Albay Ali Türkşen:

Bu işin çivisi ne zaman çıktı diye sorarsanız bir gün; “evlatlarımız şehit olurken şakalar, espriler yapıyor, muhalefete söylediklerimiz karşıdan tekrarlanınca 1 milyonluk dava açıyor, FETÖ’nün bıraktığı yerden hukuksuzluğa devam ediyorduk” dersiniz.

Odatv.com.tr

ŞEHİTLERİMİZ & GAZİLERİMİZ DOSYASI : Suriye İdlib’de şehit olan 33 askerin isimleri ve memleketleri belli oluyor


Suriye İdlib’de şehit olan 33 askerin isimleri ve memleketleri belli oluyor

Son dakika haberleri… Suriye’nin İdlib kentindeki Türk askerlerine düzenlenen hava saldırısında 33 Mehmetçik şehit oldu. Saldırıda ağır yaralanan askerlerimiz Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye getirildi. Şehit olan askerlerin isimleri belli olmaya başlarken, acılı ailelerine de haber veriliyor.

Son günlerde yoğun çatışmaların yaşandığı İdlib kentinden dün akşam gelen acı haberle kahrolduk. Hatay Valisi Rahmi Doğan, Esad rejim güçlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarına düzenlediği hava saldırısında 33 askerin şehit olduğunu açıkladı.

Saldırının rejim unsurlarınca gerçekleştirildiğini belirten Doğan, şunları kaydetti:

"Esed rejim güçlerinin yapmış olduğu hava saldırısı sonucu TSK mensuplarımızdan 4 Mehmetçiğimiz tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştır. 4 Mehmetçiğimiz daha şehit olmuştur. Yapılan hava saldırıları sonucu 33 Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Hastanelerdeki yaralı askerlerimizin hayati tehlikesi bulunmamaktadır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Birazdan hastanede yaralılarımızı ziyaret edeceğiz. Sağlık mensuplarımız, hiçbir Mehmetçiğimizin hayati tehlikesinin olmadığını ifade ettiler. Şu an itibarıyla hastanemizde 32 yaralımız var."

BAKAN AKAR, YARALI ASKERLERİ ZİYARET ETTİ

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Küçükakyüz, İdlib’deki faaliyetlerin sevk ve idare edildiği Hatay’daki Taktik Komuta Yeri’ne geldi. Bakan Akar, ardından kuvvet komutanları ile birlikte Hatay Devlet Hastanesi’nde yaralı askerleri ziyaret etti. Bakan Akar ve beraberindeki komutanlar, ziyaretin ardından hastaneden ayrıldı.

ŞEHİTLERİN İSİMLERİ BELLİ OLUYOR

Öte yandan hain saldırının ardından şehit olan askerlerin isimleri de belli oluyor.

YÜZBAŞI SÜLEYMAN ŞAHİN – (35) – AFYONKARAHİSAR

İdlib’de rejim unsurlarının saldırısı sonucu şehit olan Yüzbaşı Süleyman Şahin’in (35), Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesindeki babaevine şehadet haberi ulaştı.

TEĞMEN BAYRAM OLGUN – (26) – KONYA

Şehit olan 33 askerden Piyade Teğmen Bayram Olgun’un (26) acı haberi memleketi Konya’daki ailesine verildi.

ASTSUBAY MUHARREM ÖĞÜTÇÜ – (25) – BİNGÖL

Şehit olan 33 askerden Astsubay Muharrem Öğütçü’nün (25) acı haberi, Bingöl’ün Karlıova ilçesinde yaşayan ailesine verildi.

UZMAN ÇAVUŞ İBRAHİM TÜZEL – (24) MERSİN

Şehit olan 33 askerden Uzman Çavuş İbrahim Tüzel’in (24) acı haberi, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşayan ailesine verildi.

PİYADE UZMAN ONBAŞI TURGUT BURKAY KORKMAZ – (23) – ANTALYA

Suriye’nin İdlib kentinde düzenlenen hava saldırısında şehit olan 33 askerden Piyade Uzman Onbaşı Turgut Burkay Korkmaz’ın Antalya Finike’de yaşayan ailesine acı haberi, askeri yetkililer verdi.

UZMAN ONBAŞI AHMET SAYGILI (23) – KAHRAMANMARAŞ

Şehit olan Uzman Onbaşı Ahmet Saygılı’nın (23) Kahramanmaraş’taki evine şehadet haberi ulaştı.

UZMAN ONBAŞI ALİ TAŞÖZ (24) – KAYSERİ

Şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Ali Taşöz’ün (24) Kayseri’deki ailesine acı haber verildi.

UZMAN ÇAVUŞ GÜVEN KURTULMUŞ – BİTLİS

Suriye’nin İdlib bölgesinde rejim güçlerinin yaptığı saldırıda Bitlisli Uzman Çavuş Güven Kurtulmuş’un şehit olduğu haberi ailesine verildi.

UZMAN ONBAŞI BATUHAN TANK – OSMANİYE

Şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Batuhan Tank’ın, Osmaniye’deki babaevine acı haber ulaştı.

UZMAN ONBAŞI HALİL İBRAHİM AKKAYA – 23 – OSMANİYE

Piyade Uzman Onbaşı Halil İbrahim Akkaya’nın şehadet haberi, Osmaniye’nin Bahçe ilçesinde oturan ailesine, askeri yetkililer tarafından verildi.

UZMAN ONBAŞI RECEP BEKİR – 21 – TEKİRDAĞ

Şehit olan 21 yaşındaki Uzman Onbaşı Recep Bekir’in Tekirdağ’daki baba ocağına haber verildi.

UZMAN ONBAŞI – NİHAT KARA – KIRKLARELİ

Şehit olan Piyade Onbaşı Nihat Kara’nın Tekirdağ’daki ailesine ailelerine acı haber verildi.

UZMAN ONBAŞI AHMET ALPARSLAN – (23) – İSTANBUL

Şehit düşen 23 yaşındaki Uzman Onbaşı Ahmet Alpaslan’ın evine şehit ateşi düştü.

ASTSUBAY ÇAVUŞ MEHMET MUHAMMED AKAY – MERSİN

Astsubay Çavuş Mehmet Muhammed Akay’ın şehadet haberi, Mersin’deki ailesine ulaştırıldı.

SÖZLEŞMELİ ER BİRHAN ER – TEKİRDAĞ

Şehit olan sözleşmeli er Birhan Er’in Tekirdağ’daki ailesine ailelerine acı haber verildi.

PİYADE UZMAN ÇAVUŞ – Ali TURGUT – (39) UŞAK

Şehit olan Piyade Uzman Çavuş Ali Turgut’un Uşak’taki baba evine şehadet haberi ulaştı.

SÖZLEŞMELİ ER CUMA BAĞATUR – BATMAN

Şehit olan sözleşmeli er Cuma Bağatur’un Batman’ın Sason ilçesindeki evine şehadet haberi ulaştı.

PİYADE UZMAN ONBAŞI MEHMET ORHAN – (25) – ADIYAMAN

Şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Mehmet Orhan’ın (25) Adıyaman’daki evine şehadet haberi ulaştı.

PİYADE UZMAN ÇAVUŞ TOLGA CAN YILMAZ – (24) – BURSA

Piyade Uzman Çavuş Tolga Can Yılmaz’ın (24) acı haberi, Bursa’da yaşayan ailesine verildi.

AKİF AKÇADAĞ – KAHRAMANMARAŞ

Şehit olan 33 askerden Piyade Astsubay Çavuş Akif Akçadağ’ın acı haberi, Kahramanmaraş’ta yaşayan ailesine verildi.

PİYADE UZMAN ÇAVUŞ ADEM AKIN – (30) – TOKAT

Şehit olan 33 askerden Piyade Uzman Çavuş Adem Akın’ın (30) acı haberi, Tokat’ta yaşayan ailesine verildi.

UZMAN ÇAVUŞ EMİN YILDIRIM – HATAY

Uzman Çavuş Emin Yıldırım’ın şehadet haberi, askeri yetkiler tarafından merkez Antakya ilçesine bağlı Akcurun Mahallesi’nde oturan ailesine verildi. Acı haberi alan şehidin yakınları, gözyaşı dökerken, eve Türk bayrakları asıldı. Evin bulunduğu sokağa, taziye çadırı kuruldu.

Emre BAYSAL – İSTANBUL

İdlib’de rejim unsurlarının hava saldırısı sonucu şehit olan Uzman Onbaşı Emre Baysal’ın, Sancaktepe’deki evine şehadet haberi ulaştı.

PİYADE UZMAN ÇAVUŞ OSMAN AK – (23) – MERSİN

Piyade Uzman Çavuş Osman Ak’ın (23) acı haberi, Mersin’in Silifke ilçesinde yaşayan ailesine verildi.

UZMAN ÇAVUŞ SELMAN CANKARA – ADANA

Şehit olan 33 askerden Uzman Çavuş Selman Cankara’nın (26) acı haberi, Adana’da yaşayan ailesine verildi.

UZMAN ONBAŞI TAYFUN PEKER – (28) – SAMSUN

Hava saldırısında şehit olan Uzman Onbaşı Tayfun Peker’in (28), şehadet haberi, Samsun’da yaşayan annesine ulaştı. Şehit Uzman Onbaşı Tayfun Peker’in acı haberini, Canik ilçesine bağlı Düvecik Mahallesi’nde yaşayan annesi Menşure Gürdal’a, Vali Yardımcısı Mehmet Aktaş ile askeri yetkililer verdi. Tek çocuk ve bekar olduğu öğrenilen Peker’in, anne-babasının ayrı olduğu, baba Hüseyin Peker’in İstanbul’da yaşadığı bildirildi. Evine Türk bayrakları asılan Şehit Peker’in, belli sürelerle anne vebabasının yanında kaldığı öğrenildi.

İsimleri belli olan diğer şehitlerimiz ise şöyle:

Mustafa BAYRAKDAR – HATAY