ANMA MESAJI : ÖZEL BÜRO EKİBİ olarak 31 Temmuz 1980 tarihinde Ermeni teröristler tarafından şehit edilen Atina Büyükelçiliği Ataşesi Galip ÖZMEN ile kızı Neslihan ÖZMEN’in aziz hatırası önünde saygıyla eğiliriz.


DAĞITIM :

  1. T.C. DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞIMIZ
  2. ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

ÖZEL BÜRO EKİBİ olarak 31 Temmuz 1980 tarihinde Ermeni teröristler tarafından şehit edilen Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği İdari Ataşesi Galip ÖZMEN ile kızı Neslihan ÖZMEN’in aziz hatırası önünde saygıyla eğiliriz.

TSK DOSYASI : BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜNDE BOĞAZI KESİLEREK ŞEHİT EDİLEN HARBİYELİ ENES’İN OTOPSİ RAPORU


ÖZEL BÜRO NOTU : ÖNCE TALEBİMİZİ İLETELİM. ŞU ANDA TBMM’DE GÖREVLİ TÜM VEKİLLERİMİZDEN VE İSTİHBARATIMIZDAN AŞAĞIDA BAHSETTİĞİMİZ KONU HAKKINDA ÇALIŞMASINI İSTİYORUZ. BU KONU RAFA KALDIRILAMAZ, ERTELENEMEZ. ŞİMDİ GELELİM MESELEYE.

HER NORMAL VATANDAŞ DARBENİN KENDİ ÜLKESİNE VERDİĞİ ZARARI BİLİR. ÇÜNKÜ DEMOKRATİK ÜLKELERDE SANDIK KONUŞUR, HERKES SUSAR. İKTİDARA GELMENİN YEGANE YOLU HALK ÇOĞUNLUĞUDUR. OYUNUZU ALIR DEVLETİ YÖNETİRSİNİZ. BURAYA KADAR TAMAM. AMA AYNI DEMOKRATİK ÜLKELERDE ŞUNLARDA YAPILMAZ.

1. Sİ, DARBEYE KOMUTANI EMRETTİ DİYE KATILMAK ZORUNDA BIRAKILAN ASKERİ ÖĞRENCİ İLE BİZZAT DARBE HAREKATI İÇİNDE KENDİ İNSİYATİFİ İLE SORUMLULUK ALAN ASKER YADA KOMUTAN ARASINDAKİ FARK BİLİNİR VE ONA GÖRE MUAMELE EDİLİR. ÇÜNKÜ ASKERİ ÖĞRENCİ ADI ÜSTÜNDE ASKERİ KOMUTA ZİNCİRİNİN EN ALT HALKASI OLUP İNSİYATİFİ OLMAYAN VE EMRİ UYGULAMA MECBURİYETİNDE OLAN BİR RÜTBEDİR. AYNI ER GİBİDİR. ARASINDAKİ TEK FARK ASKERİ ÖĞRENCİNİN ALDIĞI EĞİTİMİN SONUNDA SUBAY OLMA POTANSİYELİ YÜKSEKTİR. SUBAY OLANA KADAR EN AZ 4 SENE HARBİYE OKUR. YÜZLERCE SÖZLÜ VE YAZILI SINAVA GİRER. EN SONUNDA BAŞARILI OLURSA TEĞMEN RÜTBESİ İLE TSK SAFLARINA KATILIR.

2. Sİ, HER DEMOKRATİK ÜLKEDE SUÇUN TANIMI VE CEZASI BELLİDİR. ADAMINA GÖRE SUÇ TASNİFİ OLMAZ. ANCAK SUÇUN DA DERECELERİ VARDIR. BİR ÖRNEK İLE ANLATALIM. ÖRNEĞİN KASTEN ADAM ÖLDÜRMEK İLE KAZAEN ÖLÜME SEBEBİYET VERMEK FİİLİNDE KURBAN ÖLMÜŞTÜR AMA İLKİNDE CEZA YÜKSEK İKİNCİSİNDE CEZA DÜŞÜK OLUR. BUNU 15 TEMMUZ DARBESİNE UYARLARSAK DARBEYE FİİLEN KATILAN VE İNSİYATİF KULLANAN BİR YÜZBAŞI YADA ALBAYIN DARBE SUÇUNDAKİ KATILIM ORANI İLE EMRE UYARAK DARBEYE KATILMASI ZORUNDA BIRAKILAN ASKERİ ÖĞRENCİNİN KATILIM ORANI EŞİT DEĞİLDİR.

VE SON OLARAK DARBE CİDDİ BİR SUÇ BİLE OLSA HER DEMOKRATİK ÜLKEDE OLDUĞU GİBİ BUNUN CEZASINI T.C. MİLLETİ ADINA KARAR VERME YETKİSİ OLAN YÜCE MAHKEMELER VERİR. VE KARAR VERİRKEN DUYGUSAL RETORİK DEĞİL HUKUKSAL NORMLAR UYGULANIR. YANİ HİÇ BİR CENGAVER (!) VATANDAŞIN DARBECİLERE KARŞI DURMAK MAKSADIYLA HERHANGİ BİR DARBECİYİ SUÇU YADA RÜTBESİ NE OLURSA OLSUN CEZALANDIRMA YADA ÖLDÜRME SERBESTİYETİ YOKTUR. AMA 15 TEMMUZ DA MAALESEF ONLARCA ERİMİZ VE ÖĞRENCİMİZ – Kİ KOMUTANLARININ EMRİNE UYARAK NEREYE VE NE GÖREVE GİTTİKLERİNİ BİLMEDEN DARBEYE BULAŞTIRILAN ERİMİZ VE ÖĞRENCİMİZ – DARBE KARŞITI ÇAKMA VATANSEVERLER TARAFINDAN BOĞAZI KESİLEREK ÖLDÜRÜLDÜ. İŞTE AŞAĞIDA BİR TANESİNİN OTOPSİ RAPORU YER ALIYOR.

PEKİ BİZ DE HÜKÜMETE SORUYORUZ. BOĞAZI KESİLEN ASKERİ ÖĞRENCİLERİMİZ VE ERLERİMİZ İÇİN HÜKÜMET ŞU ANA KADAR NE YAPTI ? BİR SORUŞTURMA AÇTI MI ? KONUNUN ÜZERİNE GİDİLDİ Mİ ? MANİSA’DA DOMATES ÇALAN HIRSIZIN PEŞİNE GÜNLERCE KOŞAN POLİSİMİZ BOĞAZI KESİLEN ERLERİMİZ VE ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN ŞU ANA KADAR NE GİBİ TASARRUFTA BULUNDU ? BİZ SÖYLEYELİM. TAMAMEN ÜSTÜ KAPATILDI. ÖLENLER ÖLDÜĞÜ İLE KALDI. AİLELERİ DE FETÖCÜ DİYE DAMGALANDI. ŞİMDİ GERİ KALAN AİLE FERTLERİ YILLARCA BU DAMGA İLE YAŞAYACAKLAR. ŞİMDİ HİÇ KİMSE BİZE BEYLİK TASLAMASIN ! AK PARTİ‘NİN KELİME ANLAMININ ADALET OLDUĞUNA HİÇ BİR ZAMAN İNANMADIK, İNANMAYIZ. HEPSİ PALAVRA.

BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜNDE BOĞAZI KESİLEREK ŞEHİT EDİLEN HARBİYELİ ENES’İN OTOPSİ RAPORU

15 Temmuz gecesi boğazı kesilerek şehit edilen Hava Harp Okulu öğrencisi Ragıb Enes Katran’ın (20) otopsi raporu kan donduruyor.

23 Nisan 1996 doğumlu Ragıb Enes Katran için Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından istenen Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi doktorlarının yazdığı raporda yazılanlar dehşet verici. Darbe girişimden haberi olmayan komutanlarının emriyle Boğaz Köprüsüne götürülen 20 yaşındaki bir gence yapılanlar kan donduruyor.

Ragıb Enes Katran’ın tüm yüzünün kafasının şiş olduğu ve ödem topladığının belirtildiği raporda vücudunun çeşitli yerlerinde de kesici-delici alet yarası olduğu tespit edilmiş. Otopsi o gecenin ertesinde 16 Temmuz 2016’da saat 11.45’te yapılmış. Rapor ise 29 Temmuz 2016’da yazılmış.

BOYUN ORGANLARINI AÇIĞA ÇIKARAN KESİK

Ragıb Enes Katran’ın o gece boynunun kesilerek öldürüldüğü ailesi ve yakınları tarafından dile getiriliyordu. 8 maddelik raporda bu kesik de en son maddede şöyle tarif ediliyor:

“Boyun hatta tiroid kıkırdağının üzerine denk gelen yerde 5 6 7 lezyonların üzerinde 6 cm uzunluğunda boyun organlarını açığa çıkaran kesik vasıfta yara görüldü. ”Resmi Twitter’da görüntüle

15 Temmuz 2016’da Hava Harp Okulundan 259 öğrenci Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokulun’ndan 26 öğrenci toplamda 285 öğrenci darbe yapmaya kalkıştılar diye üç yıldır Silivri Cezaevi’nde haksız hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunuyor.

24. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuksuz yargılanan 108 Kara Harp Okulu öğrencisi beraat etti. 26 Haziran 2019’da görülen davada beraat etti.

LİNÇ ETTİRENLERİN HESAP VERMESİNİ İSTİYORUZ

Ragıb Enes Kantar ile birlikte öldürülen Murat Tekin’in babası Sedat Tekin 16 Ekim 2016’da verdiği bir röportajda

“Teröre karşı insanlar olduğumuz halde bu damgayı yemiş olduk. Acımızdan daha üstün acı oldu bunlar. Çocuğum da orada rahat değil eminim biz de değiliz. Devletimizden tek isteğim bunları yapanların ortaya çıkarılması. Çocuklarımızı o gece tatbikat deyip de boğaz köprüsüne götüren komutanların onları korumayıp kalabalığın arasında bırakıp linç ettirenlerin hesap vermesini istiyoruz. Büyüklerimizden devletimizden tek dileğim bizi duymaları. Bize bir şekilde el uzatsınlar. Cezaevlerinde yatan diğer askeri okul öğrencileri de masum günahsız. Bunlar bir şekilde temize çıksın. Bir daha o hainlerin eline düşmesinler. Bizimki gitti geri gelmeyecek. Ama hiç değilse yavrumun şehitliği verilsin” demişti.

LİNK : http://aktifhaber.com/15-temmuz/bogazici-koprusunde-bogazi-kesilerek-sehit-edilen-harbiyeli-enesin-otopsi-raporu-h134184.html

LİNK : https://tammakale.com/2019/06/bogazici-koprusunde-bogazi-kesilerek-sehit-edilen-harbiyeli-enesin-otopsi-raporu/

T.S.T. //// TSK DOSYASI /// MÜYESSER YILDIZ : Şehit ağabeyi TSK’dan böyle atılmış !!!!


Bu tam anlami ile bir ibret vak’asi Yarbay Mehmet Altan dosyası!

Feto ile mücadele ediyorum yalani ile vatansever Turk asker, polis ve sivilleri haksiz yere suclayan, Ergenekon, Balyoz vs gibi sahtekarlık urunu yalanlarla Vatana hizmetten alakoyan bu yönetim, Yarbay Mehmet Kalkan’a teşekkür edeceğine tum haklarından ve TSAK daki gorevinden mahrum bıraktı!

Lütfen Ozer Buronun ibretlik mazisini asagida okuyunuz.

Degerli Vatanseverler, evlatlarımıza sahip cikalim.
Onları haksiz yere tutuklayan ve buna sessiz kalan kadroları unutmayalım!
Feto ile ortaklasa yürütülen gorev simdi AKP tarafından sürdürülmektedirler!

Dr.Mustafa Atac

On May 17, 2019, at 3:10 PM, Digi Security (Isnet) <Digi.Security> wrote:

<image001.png>

Şehit ağabeyi TSK’dan böyle atılmış !!!!

1 yıl sonra tam da kardeşinin ölüm yıldönümünde, Jandarma Genel Komutanlığı’nda oluşturulan Değerlendirme Komisyonu’nun kararı ile Jandarma teşkilâtından çıkarıldı. Peşinden KHK ile TSK’dan ihraç edildi.

2015 yılında Şırnak Beytüşşebab’ta PKK’lı teröristlerle girdiği çatışmada şehit düşen Jandarma Yüzbaşı Ali Alkan’ın ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan, cenaze töreni ve sonrasında “Çözüm sürecinin” aleyhinde konuşunca hakkında idari tahkikat açıldı.

1 yıl sonra tam da kardeşinin ölüm yıldönümünde, Jandarma Genel Komutanlığı’nda oluşturulan Değerlendirme Komisyonu’nun kararı ile Jandarma teşkilâtından çıkarıldı. Peşinden KHK ile TSK’dan ihraç edildi.

Tüm bunların ardından da hakkında “FETÖ/PDY üyeliğinden” dava açıldı.

KHK ile ihraç edildiği için avukatlık, arabuluculuk, noterlik, bilirkişilik yapmasına izin verilmedi. Hatta kooperatif yöneticiliğini bile bırakmak zorunda kaldı.

KARARDA “OYBİRLİĞİYLE” YAZIYOR

Mehmet Alkan’ın gerçekte “FETÖ üyesi” olmaktan mı, yoksa “Çözüm süreci” karşıtı açıklamalarından dolayı mı TSK’dan ihraç edildiği yarın Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde büyük ölçüde açıklığa kavuşacak.

Yarınki duruşmada neler olacağından önce Alkan’ın Jandarma Genel Komutanlığı’ndan ihracına karar veren Değerlendirme Komisyonu’nu anlatalım.

Dönemin Jandarma Genel Komutanı, bugünün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler başkanlığında toplanan 8 kişilik Komisyon’un 22 Ağustos 2016 tarihli kararının, “Son 1 yıllık sosyal çevresindeki PDY/FETÖ irtibatları” başlıklı ikinci maddesinde, Alkan’ın 6 kişiyle irtibatından söz edildi.

Birinci maddeyi sorarsanız; “21 Ağustos 2015 tarihinde kardeşi J. Yzb. Ali Alkan’ın şehit edilmesinden sonra ‘Bunun katili kim? Düne kadar çözüm diyenler ne oldu da sonradan savaş diyor?’ şeklinde söylemlerde bulunduğu, kamuoyunda destek kampanyası başlatıldığı ve kardeşi Murat Alkan’ın Facebook hesabından PDY/FETÖ’ye müzahir çok sayıda arkadaşının bulunduğu…” bilgisine yer verildi.

Karar bölümüne de, “Oybirliği ile J. Gn. K.lığından çıkarılması” diye yazıldı.

İKİ ÖNEMLİ TANIK

Alkan’ın “Oybirliğiyle” denilen ihraç kararında, dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler ve Yardımcıları, İstihbarat ve Hukuk Hizmetleri Başkanı ile Tayin Daire Başkanının yanısıra iki ismin daha imzası vardı.

Bunlar, dönemin Personel Başkan Vekili Jandarma Kurmay Albay Aziz Yılmaz ve İstihbarat Daire Başkanı Jandarma Kurmay Albay Güven Şağban’dı.

Bu iki ismi nereden hatırlıyoruz? 15 Temmuz darbe teşebbüsünden. Darbecilerle en yoğun çatışmaların yaşandığı yerlerden birisi Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhıydı. İşte bu çatışmalar sırasında, Balyoz kumpasında 3 yıl hapis yatmış olan Aziz Yılmaz yaralandı, rehin alınan Güven Şağban ise darbecinin silahının tutukluk yapması sayesinde infaz edilmekten son anda kurtuldu.

Ancak ne olduysa, 2 yıl sonra Şağban ve Yılmaz hiçbir gerekçe gösterilmeden emekli edildiği gibi, bu isimlere “TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası” verilmesi de engellendi. Dahası, ödül verilmemesi konusu medyaya yansıyınca, Aziz Yılmaz hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunulup, hakkında soruşturma açıldı ve disiplin cezasına çarptırıldı.

“İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BÖYLE İSTİYOR” DENMİŞ

Şehit abisi Mehmet Alkan’ın “FETÖ/PDY üyeliğinden” yargılanmasına gelirsek;

Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması 15 Şubat’ta yapıldı. Alkan ve Avukatları, ihraç kararında imzası bulunan Aziz Yılmaz ve Güven Şağban’ın tanık olarak dinlenmesini istedi.

Mahkeme de bu talebi kabul etti.

İşte yarınki duruşmada bu iki isim dinlenecek. Peki, ne anlatacaklar? Öğrendiğimiz kadarıyla şunları:

“Bu komisyon resmi bir komisyon değil, idari bir kurul. Jandarma Genel Komutanı’nı bilgilendirme amaçlı toplanır. İstihbarat ve personel başkanları, görüşülecek askerle ilgili bilgileri getirir. Komisyondakiler, Komutana kanaatlerini söyler. Burada karar alma, oylama yapma sözkonusu değildir. Atılan imzalar, komisyon toplantısına katılındığına ilişkindir. Mehmet Alkan’ın durumunun görüşüldüğü ilk toplantıda, dönemin İstihbarat Başkanı bazı bilgiler sunduktan sonra Komutan Yardımcılarından birisi meslekten çıkarılmasını talep etti. Biz, bu bilgilerle ihraç yapılamayacağını belirtip, şayet kardeşinin cenaze töreninde yaptığı konuşmadan dolayı ihraç edilecekse, bunun ancak Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla olabileceğini hatırlattık. Ardından da ihraç edilmesi yerine emekliliğinin istenmesini önerdik. Bu öneriyi, Mehmet Alkan’ın ihracını isteyen Komutan Yardımcısı ve İstihbarat Başkanı hariç herkes destekledi. Jandarma Genel Komutanı Yaşar Güler de, ‘Tamam. Söyleyin emekli olsun’ dedi. Mehmet Alkan’a haber gönderildi. O da emeklilik dilekçesini verdi. Ancak o zaman görev yaptığı birim bu dilekçeyi Karargâha göndermemiş. İkinci toplantı oldu. Komutan Yardımcısı, yine atılması talebinde bulundu, ama bu sefer İçişleri Bakanlığı’na kast ederek, şunu ekledi, ‘Bakanlık böyle istiyor’. Diğer üyeler yine karşı çıkıp, ’30 Ağustos’u bekleyelim’ dese de Bakanlığın adını duyan Yaşar Güler, atılmasına karar verdi. Özetle, Mehmet Alkan’ın FETÖ’cülükten değil, kardeşinin şehit olması üzerine yaptığı konuşmalar yüzünden ihraç edildiğini düşünüyoruz.”

Eğer böyleyse, buyurun “FETÖ’yle mücadele” adı altında yapılan haksızlıklara acı bir örnek daha!..

Müyesser Yıldız

Odatv.com


TÜRK STRATEJİ KURUMU, ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU paylaşım listesidir.

http://www.ozelburoistihbarat.com

BU GRUP, TÜRKİYE’NİN ÖNDE GELEN İSTİHBARAT VE GÜVENLİK KURUMU YETKİLİLERİNİN, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ ÜYE VE LİDERLERİNİN, MİLLİ KONULARDA HASSASİYET DUYAN HER VATANSEVERİN BULUNDUĞU VE ÜLKEMİZİ İLGİLENDİREN HER KONUDA FİKİR ALIŞVERİŞİ YAPTIĞI, TARTIŞTIĞI BİR GRUPTUR.

Bu iletiyi Google Grupları’ndaki “TÜRK STRATEJİ KURUMU” grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için turk-strateji-kurumu+unsubscribe adresine e-posta gönderin.
Bu gruba yayın göndermek için, turk-strateji-kurumu adresine e-posta gönderin.
Bu grubu https://groups.google.com/group/turk-strateji-kurumu adresinde ziyaret edebilirsiniz.
Bu tartışmayı web’de görüntülemek için https://groups.google.com/d/msgid/turk-strateji-kurumu/!%26!AAAAAAAAAAAuAAAAAAAAADDF1Lenor9FjpbJAt7UBhUBAMO2jhD3dRHOtM0AqgC7tuYAAAAAAA4AABAAAAA0b42Q5naKRo5iFMSYm2seAQAAAAA%3D%40isnet.net.tr adresini ziyaret edin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

TSK DOSYASI /// MÜYESSER YILDIZ : Şehit ağabeyi TSK’dan böyle atılmış !!!!


Şehit ağabeyi TSK’dan böyle atılmış !!!!

1 yıl sonra tam da kardeşinin ölüm yıldönümünde, Jandarma Genel Komutanlığı’nda oluşturulan Değerlendirme Komisyonu’nun kararı ile Jandarma teşkilâtından çıkarıldı. Peşinden KHK ile TSK’dan ihraç edildi.

2015 yılında Şırnak Beytüşşebab’ta PKK’lı teröristlerle girdiği çatışmada şehit düşen Jandarma Yüzbaşı Ali Alkan’ın ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan, cenaze töreni ve sonrasında “Çözüm sürecinin” aleyhinde konuşunca hakkında idari tahkikat açıldı.

1 yıl sonra tam da kardeşinin ölüm yıldönümünde, Jandarma Genel Komutanlığı’nda oluşturulan Değerlendirme Komisyonu’nun kararı ile Jandarma teşkilâtından çıkarıldı. Peşinden KHK ile TSK’dan ihraç edildi.

Tüm bunların ardından da hakkında “FETÖ/PDY üyeliğinden” dava açıldı.

KHK ile ihraç edildiği için avukatlık, arabuluculuk, noterlik, bilirkişilik yapmasına izin verilmedi. Hatta kooperatif yöneticiliğini bile bırakmak zorunda kaldı.

KARARDA “OYBİRLİĞİYLE” YAZIYOR

Mehmet Alkan’ın gerçekte “FETÖ üyesi” olmaktan mı, yoksa “Çözüm süreci” karşıtı açıklamalarından dolayı mı TSK’dan ihraç edildiği yarın Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde büyük ölçüde açıklığa kavuşacak.

Yarınki duruşmada neler olacağından önce Alkan’ın Jandarma Genel Komutanlığı’ndan ihracına karar veren Değerlendirme Komisyonu’nu anlatalım.

Dönemin Jandarma Genel Komutanı, bugünün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler başkanlığında toplanan 8 kişilik Komisyon’un 22 Ağustos 2016 tarihli kararının, “Son 1 yıllık sosyal çevresindeki PDY/FETÖ irtibatları” başlıklı ikinci maddesinde, Alkan’ın 6 kişiyle irtibatından söz edildi.

Birinci maddeyi sorarsanız; “21 Ağustos 2015 tarihinde kardeşi J. Yzb. Ali Alkan’ın şehit edilmesinden sonra ‘Bunun katili kim? Düne kadar çözüm diyenler ne oldu da sonradan savaş diyor?’ şeklinde söylemlerde bulunduğu, kamuoyunda destek kampanyası başlatıldığı ve kardeşi Murat Alkan’ın Facebook hesabından PDY/FETÖ’ye müzahir çok sayıda arkadaşının bulunduğu…” bilgisine yer verildi.

Karar bölümüne de, “Oybirliği ile J. Gn. K.lığından çıkarılması” diye yazıldı.

İKİ ÖNEMLİ TANIK

Alkan’ın “Oybirliğiyle” denilen ihraç kararında, dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler ve Yardımcıları, İstihbarat ve Hukuk Hizmetleri Başkanı ile Tayin Daire Başkanının yanısıra iki ismin daha imzası vardı.

Bunlar, dönemin Personel Başkan Vekili Jandarma Kurmay Albay Aziz Yılmaz ve İstihbarat Daire Başkanı Jandarma Kurmay Albay Güven Şağban’dı.

Bu iki ismi nereden hatırlıyoruz? 15 Temmuz darbe teşebbüsünden. Darbecilerle en yoğun çatışmaların yaşandığı yerlerden birisi Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhıydı. İşte bu çatışmalar sırasında, Balyoz kumpasında 3 yıl hapis yatmış olan Aziz Yılmaz yaralandı, rehin alınan Güven Şağban ise darbecinin silahının tutukluk yapması sayesinde infaz edilmekten son anda kurtuldu.

Ancak ne olduysa, 2 yıl sonra Şağban ve Yılmaz hiçbir gerekçe gösterilmeden emekli edildiği gibi, bu isimlere “TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası” verilmesi de engellendi. Dahası, ödül verilmemesi konusu medyaya yansıyınca, Aziz Yılmaz hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunulup, hakkında soruşturma açıldı ve disiplin cezasına çarptırıldı.

“İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BÖYLE İSTİYOR” DENMİŞ

Şehit abisi Mehmet Alkan’ın “FETÖ/PDY üyeliğinden” yargılanmasına gelirsek;

Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması 15 Şubat’ta yapıldı. Alkan ve Avukatları, ihraç kararında imzası bulunan Aziz Yılmaz ve Güven Şağban’ın tanık olarak dinlenmesini istedi.

Mahkeme de bu talebi kabul etti.

İşte yarınki duruşmada bu iki isim dinlenecek. Peki, ne anlatacaklar? Öğrendiğimiz kadarıyla şunları:

“Bu komisyon resmi bir komisyon değil, idari bir kurul. Jandarma Genel Komutanı’nı bilgilendirme amaçlı toplanır. İstihbarat ve personel başkanları, görüşülecek askerle ilgili bilgileri getirir. Komisyondakiler, Komutana kanaatlerini söyler. Burada karar alma, oylama yapma sözkonusu değildir. Atılan imzalar, komisyon toplantısına katılındığına ilişkindir. Mehmet Alkan’ın durumunun görüşüldüğü ilk toplantıda, dönemin İstihbarat Başkanı bazı bilgiler sunduktan sonra Komutan Yardımcılarından birisi meslekten çıkarılmasını talep etti. Biz, bu bilgilerle ihraç yapılamayacağını belirtip, şayet kardeşinin cenaze töreninde yaptığı konuşmadan dolayı ihraç edilecekse, bunun ancak Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla olabileceğini hatırlattık. Ardından da ihraç edilmesi yerine emekliliğinin istenmesini önerdik. Bu öneriyi, Mehmet Alkan’ın ihracını isteyen Komutan Yardımcısı ve İstihbarat Başkanı hariç herkes destekledi. Jandarma Genel Komutanı Yaşar Güler de, ‘Tamam. Söyleyin emekli olsun’ dedi. Mehmet Alkan’a haber gönderildi. O da emeklilik dilekçesini verdi. Ancak o zaman görev yaptığı birim bu dilekçeyi Karargâha göndermemiş. İkinci toplantı oldu. Komutan Yardımcısı, yine atılması talebinde bulundu, ama bu sefer İçişleri Bakanlığı’na kast ederek, şunu ekledi, ‘Bakanlık böyle istiyor’. Diğer üyeler yine karşı çıkıp, ’30 Ağustos’u bekleyelim’ dese de Bakanlığın adını duyan Yaşar Güler, atılmasına karar verdi. Özetle, Mehmet Alkan’ın FETÖ’cülükten değil, kardeşinin şehit olması üzerine yaptığı konuşmalar yüzünden ihraç edildiğini düşünüyoruz.”

Eğer böyleyse, buyurun “FETÖ’yle mücadele” adı altında yapılan haksızlıklara acı bir örnek daha!..

Müyesser Yıldız

Odatv.com

ŞEHİTLERİMİZ DOSYASI : Anneler Günü’nde şehit anasına büyük saygısızlık


Anneler Günü’nde şehit anasına büyük saygısızlık

Şehit Anneleri Derneği Başkanı Pakize Akbaba’ya anneler gününde katıldığı iftar yemeğinde MHP’li Ahmet Baykan tarafından büyük saygısızlık yapıldı. Akbaba konu ile ilgili Yeniçağ’a açıklamalarda bulundu.

Şehit Anneleri Derneği Pakize Akbaba, anneler gününde katıldığı bir iftar programında 31 Mart’ta MHP’nin Maltepe Belediye Başkan adayı olan Ahmet Baykan ile görüşmek istedi. Ancak Baykan, şehit annesini "İşim var, görüşemem" diyerek tersledi ve sırtını döndü.

Şehit annesi, MHP’li ismin kendisine karşı neden böyle bir harekette bulunduğunu Yeniçağ’a açıkladı.

Pakize Akbaba şunları kaydetti: “Bir iftar yemeğine davetliydim. Oraya gittim. Gittiğimde de ‘Ahmet Başkan, Ahmet Baykan nerede’ diye sordum. Çünkü kendisini senelerdir tanıyorum. Oğlum şehit olduğundan beri tanıyorum. İftar yemeğinde bana çiçek verilecekmiş. Haberim yoktu. İsmim anons edildi. Ben kürsüye çıkarken Ahmet Baykan’ın amcasının oğlu Ali Baykan yanıma geldi, sarıldı. Sonra Ahmet Baykan’a döndü ve ‘Ahmet, Pakize anam burada’ dedi. Ahmet Baykan ‘benim işim var’ dedi, sırtını döndü ve görüşmek istemedi. Şok oldum. Sonra kürsüye çıktım.”

“BAHÇELİ YÜZÜNDEN SIRTINI DÖNDÜ”

Pakize Akbaba sözlerini şöyle sürdürdü, “Bir anneler gününde, bir şehit anasına ne oldu da sırtını dönüyorsun? Sırf Bahçeli yüzünden sırtını döndü. Ben sana ne yaptım? Sen Bahçeli’ye yaranacaksın diye bende mi yaranmaya çalışacağım? Saray arkasında takmış yürütüyor Bahçeli’yi. Ben bu şehitlerin huzuruna o zaman nasıl geleceğim? Bir şehit anası yiğit olur. Sözünün eri olur. Söylediği sözün de arkasında durur. Ben menfaatim için boynumu bükseydim şimdi nelerim olmuştu. Kürsüdeki konuşmamda Ahmet Baykan’a karşı bunlardan bahsettim. İyici bozuldu. Davette tanımadığım gençler de vardı. Onlar anne bu yapılır mı sana dediler. Ben de dedim ki, o Bahçeli’den korkuyor. Ben korkmam ki. Korkunun ecele bir faydası yok.

“DESTEK VEREMEZDİM"

Kendisi Maltepe’den belediye başkan aday oldu. Ama bir yanında Binali Yıldırım bir yanında Devlet Bahçeli. O yüzden destek vermedim. Hatır için hasta yatamam. Eğer benimle konuşsaydı ona Bahçeli’yi şikayet edecektim. Sen de Ülkücülük kalmadı mı ki gittin Bahçeli’nin emrine girdin? Onun adayı oldun? Ne gereği vardı? Bağımsız aday olsaydı millet yine seçerdi onu. Türklerde geleneksel bir şey vardır. Adama adama diyor ki, ‘Oğlunu öldürdüm. Düşmanınım kapına geldim.’ Ona buyur ediyor. Acı tebessümle de olsa ‘hoş geldin’ diyor. Ben senin oğlunu mu öldürdüm? Ne yaptım?

"BİR ZAMANLAR İP ATIYORDU, ŞİMDİ AVUKAT YOLLUYOR”

Tepkilerini sürdüren Akbaba, Ahmet Baykan ve Devlet Bahçeli’ye tepkisini şöyle sürdürdü “Bahçeli’ye laf ediyorsun dedi. ‘İyi yapıyorum’ dedim. Hak ediyor. Bir zamanlar ip atıyordu şimdi de avukat yolluyor. Bu kadar da olmaz. O üç hilalin altında durup ona buna yaranma sevdasına girmesinler. Ben Doğu Perinçek’e kızıyordum. Zaten ne olduğu, nerede durduğu belli değil demiştim. Bahçeli de aynıymış. PKK ile Kürt kardeşlerimi ayırdığım gibi Bahçeli ile de MHP’yi ayırıyorum.” dedi.

Kaynak Yeniçağ: Anneler Günü’nde şehit anasına büyük saygısızlık

EĞİTİM DOSYASI : Çanakkale’de şehit olan öğrenciler için 104 yıl sonra diploma


Çanakkale’de şehit olan öğrenciler için 104 yıl sonra diploma

Tüm son sınıf öğrencilerinin gönüllü olarak katıldıkları Çanakkale Savaşı’nda şehit düşmesi nedeniyle 1915yılında mezun veremeyen Sivas Lisesi öğrencileri için 104 yıl sonra Sivas Valiliği tarafından temsili olarak hazırlanan diploma, Çanakkale’ye gönderildi.

Sivas Kongresi’nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında Sivas Valiliği himayesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen "Okuyan Gençlik Ecdadının İzinde" adlı projeyle Sivas ve ilçelerinden 281 öğrencinin Çanakkale’ye uğurlanması dolayısıyla tören düzenlendi.

Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi bahçesinde düzenlenen törende konuşan Vali Salih Ayhan, "Gençlerimiz 104 yıl önce aynı sıralarda oturan dedelerini ziyarete gidecekler, dedelerinin oradaki fedakarlıklarını görecekler. Sivas ile Çanakkale arasındaki bu güzel iklimin devamını getirecekler. Orada cephe cephe nasıl savaşılmış, nasıl fedakarlık yapılmış, binlerce şehidimiz bu ülke uğruna nasıl şehit olmuş görüp hissedecekler. Döndükten sonra da gelip bunu arkadaşlarına anlatacaklar." diye konuştu.

Ayhan, Sivas Lisesinin 1915 yılında son sınıf öğrencilerinin Çanakkale’de şehit olması nedeniyle mezun veremediğini anımsatarak, "Öğrenciler o dönem tahtaya ‘Hocam hakkınızı helal edin, biz Çanakkale’deyiz.’ yazdılar. O yıl lise, mezun veremedi. Dolayısıyla Sivas Lisesi’nin mezuniyet defterinde 1915 yılı boştur. Bu çok önemli ve anlamlıdır. Sivas Lisesi, bizim gururumuzdur. 1915 yılındaki bu duruma dikkati çekmek açısından bir diploma hazırlandı. Bu diplomayı öğrencilerimize Çanakkale’ye götürülmek üzere teslim ediyoruz." dedi.

Çanakkale Savaşı’nda şehit olan Sivas Lisesi öğrencileri adına 104 yıl sonra Sivas Valiliği tarafından temsili olarak hazırlanan bir diploma, Çanakkale’ye götürülmek üzere Mustafa Kemal Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Özgür Avan’a teslim edildi.

Diplomanın Çanakkale’de müzeye teslim edileceği belirtildi. Ayrıca Sivas ve 16 ilçesinden birer kavanoz toprak, Çanakkale Şehitliği’ndeki topraklar ile birleştirilmesi amacıyla öğrenciler tarafından teslim alındı. Törenin ardından öğrenciler, Çanakkale’ye uğurlandı.