EL KAİDE ÖRGÜTÜ DOSYASI : 11 Eylül saldırılarının mimarı olmakla suçlanan Halid Şeyh Muhammed için saldırılardan yaklaşık 20 yıl sonra mahkeme tarihi belirlendi.


20 yıl sonra mahkeme tarihi

11 Eylül saldırılarının mimarı olmakla suçlanan Halid Şeyh Muhammed için saldırılardan yaklaşık 20 yıl sonra mahkeme tarihi belirlendi.

Muhammed ve Guantanamo cezaevinde bulunan dört tutuklu daha 11 Ocak 2021’de askeri mahkeme önüne çıkarılacak.

Bu beş kişi de "savaş suçu işlemek", "terörizm" ve 3 bine yakın cinayetle suçlanacak.

Eğer suçlu bulunurlarsa, beşi de ölüm cezası ile karşı karşıya kalabilir.

*Halid Şeyh Muhammed 2003 yılında Pakistan’da yakalanmış ve Guantanamo’ya getirilmişti.

Bu gelişme ile 11 Eylül 2001’de, New York, Washington ve Pennsylvania’da gerçekleşen saldırılarla ilgili Guantanamo’da tutulanlar özelinde ilk kez yargı aşamasına geçilmiş olacak.

Halid Şeyh Muhammed 2003 yılında Pakistan’da yakalanmış ve Guantanamo’ya getirilmişti.

16 yıldır cezaevinde olan Muhammed’in yargı süreci ertelemelerle geçti.

2009 yılında Barack Obama yönetimi, Guantanamo’yu kapatarak davayı New York’a taşımak istemiş ancak Kongre’nin muhalefeti nedeniyle 2011’de geri adım atmıştı.

Saldırıların mimarı olmakla suçlanan Muhammed’in, "şehit olmak amacıyla" suçlu olduğunu kabul etmek istediği belirtiliyordu.

Pentagon’dan önceki yıllarda yapılan açıklamada, Halid Şeyh Muhammed’in 11 Eylül saldırılarından "A’dan Z’ye" sorumlu olduğunu kabul ettiği kaydedilmişti.

183 KEZ İŞKENCEDEN GEÇİRİLMİŞTİ

Amerikalı savcılar Şeyh Muhammed’in bazı başka saldırılarla da ilişkili olduğunu iddia ediyor.

Bunlar arasında Endonezya’nın Bali kentinde 2002 yılında bir gece kulübünün bombalanması, 1993 yılında Dünmya Ticaret Merkezi’ndeki bombalama gibi olayların yer aldığı öne sürülüyor.

TERÖR DOSYASI : ABD’de silahlı saldırılar sonrasında 5 günlük yas ilan edildi


ÖZEL BÜRO NOTU : EEEEE NE DERLER BİLİRSİNİZ. AKŞAM YEDİĞİN HURMALAR GÜN GELİR TIRMALAR. SEN KAFANA GÖRE DEMOKRASİ GETİRİCEM DİYE ORAYI BURAYI İŞGAL EDERSEN, EDEMEDİKLERİNİ DARBE İLE DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIRSAN, KENDİNDEN BAŞKA ÜLKEDE NÜKLEER OLMASIN DİYE KABADAYILIK YAPARSAN, HAARP, MK ULTRA GİBİ TEKNOLOJİLERLE İNSAN VE DOĞA HAYATINI ROBOTİK HALE GETİRİRSEN, SONUNDA SENİN ÜLKEN DE KARIŞIR. BU ABD’DEKİ BİLMEM KAÇINCI HADİSE. VE SONU DA GELMEZ. GERÇEKTEN DEMOKRATİK ÜLKEYSEN LAF İLE İKNA ETMEYİ BIRAK, İCRAATINI GÖRELİM. SEN DEMOKRATİKLEŞTİĞİNDE ÖNCE DÜNYA SONRA DA ÜLKEN RAHAT BİR NEFES ALIR MERAK ETME.

ABD’de silahlı saldırılar sonrasında 5 günlük yas ilan edildi

ABD’nin 3 ayrı bölgesinde gerçekleşen saldırılar sonrası ülkede 5 günlük yas ilan edildi.

ABD’nin 3 ayrı bölgesinde gerçekleşen saldırılar sonrası ülkede 5 günlük yas ilan edildi. ABD Başkanı Donald Trump, Teksas, Ohio ve Chicago’da gerçekleşen silahlı saldırılarının mağdurlarını anmak ve saygı için ülkede 5 gün sürecek milli yas ilan etti. Trump’ın yayınladığı genelgede, Amerika Birleşik Devletleribayrağının başta Beyaz Saray olmak üzere tüm kamu binaları, askeri birliklerde, deniz istasyonlarında, Federal Hükümet‘in tüm birimleri, Birleşik Devletlerin Elçilik ve Dış Temsilciliklerinde, Konsolosluk ofislerinde ve yurtdışındaki diğer tesislerde aynı kademede 8 Ağustos 2019 gün batımına kadar yarıya indirileceği açıklandı. Akşam saatlerinde Chicago’da gerçekleşen saldırıda 14 kişi yaralanırken, sabah saatlerinde Ohio eyaletinin Dayton kentinde bir barın yakınında düzenlenen silahlı saldırıda 9 kişi hayatını kaybetmişti. Dün ise Teksas eyaletinin El Paso kentinde bir alışveriş merkezinde yapılan silahlı saldırıda 19 kişi hayatını kaybetmişti.

ABD’nin Teksas eyaletinde TERÖR : 20 kişi öldü

Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas eyaleti silahlı saldırıyla sarsıldı. Alışveriş merkezine giren bir kişi etrafa ateş açtı. Saldırıda 20 kişi hayatını kaybetti, 26 kişi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, Teksas’ta bir AVM’de yaşanan saldırıyla ilgili, “Haberler çok kötü, çok ölü var” dedi. FBI, silahlı saldırıyla ilgili iç terör soruşturması başlatıldığını açıkladı.

VİDEO : https://www.dailymotion.com/video/x7f6tv5

ABD’nin Teksas eyaleti Valisi Greg Abbott, El Paso kentindeki alışveriş merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda 20 kişinin yaşamını yitirdiğini, 26’sının da yaralandığını açıkladı.

Abbott, yaptığı basın açıklamasında, Cielo Vista alışveriş merkezi içindeki Walmart mağazasında düzenlenen saldırıyı "iğrenç ve anlamsız bir şiddet eylemi" olarak nitelendirdi ve olaya ilişkin tüm güvenlik ekiplerini bölgeye yönlendirdiklerini belirtti.

Elde edilen en son bilgilere göre saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının 20’e ulaştığını aktaran Abbott, yaralanan 26 kişinin de çevre hastanelerde tedavi altına alındığını ifade etti.

Şüpheli 21 yaşındaki Patrick Crusius

NEFRET SUÇU

Öte yandan El Paso Polis Şefi Greg Allen, saldırganın bir gün öncesinden bir manifesto yayımladığını ve nefret içerikli paylaşımlarda bulunduğunu belirterek, saldırının "muhtemel nefret suçu" olabileceğini vurguladı.

El Paso polis merkezi yetkilileri, yerel saatle sabah 10 civarında saldırı ihbarı aldıklarını ve bölgeye ulaştıklarında içinde en az 3 bin kişinin bulunduğu mağazada çok sayıda insanın saldırgan tarafından vurulmuş olduğunu gördüklerini belirtti.

Yetkililer, şüphelinin 21 yaşındaki Patrick Crusius adlı beyaz bir Amerikalı olduğunu ve kendisinin gözaltına alındığı duyurmuştu.

Federal Soruşturma Bürosundan (FBI) yapılan açıklamada, saldırının iç terör soruşturması kapsamında değerlendirildiği kaydedildi.

TRUMP’TAN AÇIKLAMA

Beyaz Saraydan da konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapılmış, Başkan Donald Trump’ın saldırıya dair bilgilendirildiği ve konuyu yakından takip ettiği belirtilmişti.

Öte yandan saldırıyla ilgili yerel polis ile Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) başlattığı soruşturma devam ediyor.Saldırıyla ilgili yerel polis ile Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) başlattığı soruşturma devam ediyor.

MEDYA DOSYASI : Sabah’ın ‘tarihçi’ yazarı Erhan AFYONCU TEVFİK FİKRET’TEN BAŞLAYIP AYDINLARA SALDIRDI !!!


Sabah’ın ‘tarihçi’ yazarı Erhan AFYONCU TEVFİK FİKRET’TEN BAŞLAYIP AYDINLARA SALDIRDI !!!

AKP’li Turkuvaz medyanın amiral gemisi Sabah’ın ‘tarihçi’ yazarı Erhan Afyoncu aydınlara saldıran bir yazı kaleme aldı.

Televiyonlarda ‘tarih’ programlarında boy gösteren yazar Afyoncu Tevfik Fikret’ten ‘teröristleri alkışlayan’ şair diye bahsederken; şairlerin II. Abdülhamid Adnan Menderes ve Turgut Özal’a yönelik eleştirilerine karşılık da “Halkın yöneticilere sevgisi ne kadar çoksa entellerimizin nefret ve kinleri de o kadar çoktur. ” diye yazdı.

“Türkiye’de kendilerine aydın denilen enteller kendi milletinin değerlerine sırt çeviren kendi milletine kendi devletine kendi tarihine küfreden kişilerdir” satırlarını köşesine taşıyan Afyoncu Türk aydınını vatana ihanetle suçlayarak şu satırları yazdı:

“Aydın ihanetine başka ülkelerde de rastlanmıştır ama Türkiye’deki aydın geçinen entellerimizin ihanetlerinin ve milletlerine yabancılaşmalarının dünyada eşi benzeri yoktur. İhanette sınır tanımayan aydın müsveddelerinin farkında olmadıkları durum tarihin en büyük üç imparatorluğundan biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran Türk milletinin üç-beş tane entele ve fantezilerine boyun eğmeyeceğidir. ”

Aynı zamanda Milli Savunma Üniversitesi Rektörü olarak atanan medyatik tarihçi Erhan Afyoncu’nun “Bizde teröriste ‘şanlı avcı’ diyen Tevfik Fikretler bitmez” başlıklı yazısının bir bölümü şöyle:

“Bizde teröriste ‘şanlı avcı’ diyen Tevfik Fikretler bitmez

Sultan Abdülhamid’e 1905’te suikast düzenleyip 26 kişinin ölümüne sebep olan bombacı teröristlere alkış içimizdeki bir şairden (Tevfik Fikret) gelmişti. Bu kafa yapısında olup dünyayı kurtardıklarını sanan entellerimiz Türkiye aleyhtarı bildiriler yayınlayıp günümüzde terörü ve teröristleri övmeye devam ediyorlar

Ermeniler Avrupalılar’ın kışkırtmalarıyla 19. yüzyılın sonlarına doğru bağımsız olabilmek için Taşnak ve Hınçak komiteleriyle çeşitli isyanlar çıkardılar. Dönemin hükümdarı İkinci Abdülhamid Ermeniler’e taviz vermeyip bağımsızlık yolunu tıkayınca Ermeni teröristler sultanı en büyük düşman olarak gördüler.

* * *

Entelektüel (münevver/aydın) bilgisini paylaşıp yayarak halkını aydınlatan ve hakikat peşinde koşan ülkesinin dilini edebiyatını tarihini ve toplumsal değerlerini bilen kişidir. Bizde ise maalesef çok az entelektüel çok fazla entel vardır. Bizim entel geleneğimizin iki temel ögesi vardır. Birincisi “memlekete küfretme” ikincisi ise “özellikle devleti yöneten kişilere karşı nefret saplantısı”.

Müstemleke aydınları olan entellerimiz rahmetli Durmuş Hocaoğlu ağabeyimizin de dediği gibi çok kolayca ihanet ve yabancılaşma hastalıklarına yakalanırlar. Maalesef bu hastalıklarının tedavisi de yoktur.

Türkiye’de halkın çok sevdiği devlet adamlarının entellerimizle yıldızları hiç barışmamıştır. II. Abdülhamid Adnan Menderes ve Turgut Özal birkaç örnektir. Halkın yöneticilere sevgisi ne kadar çoksa entellerimizin nefret ve kinleri de o kadar çoktur. Bunların iradeleri siyasi ihtiraslarının esiridir. Siyasi ihtiras oyunu oynayıp dururlar. Bütün gücün kendilerinde olması gerektiğine ve en doğruyu kendilerinin bildiğine inanırlar. Türkiye’de olupbitenler kendi istedikleri gibi değilse sinir krizlerine girerler. İnatla halkın benimsemediği ülke gerçekleriyle ve menfaatleriyle uyuşmayan uçukkaçık kendi düşüncelerini ön plana çıkarmaya çalışırlar. Her fırsatta saplantılı nefretlerini kusarlar. Halka ve devlet adamlarına hakaret ederler ve bunu ifade özgürlüğü diye savunurlar. Terörist seviciliklerini ise barış maskesi altında gizlemeye çalışırlar. Görünüşte siyasi iktidarın kusurlarını otoriteyi kötüye kullanmasını eleştirirler. Ancak dertleri kendi çevrelerinin çıkarlarını kollamaktır. Kin ve nefretleri hiç bitmez. Entelektüelin bilgilerini kullanarak iktidarların meşruiyet temellerini sorgulamasını devlet adamlarına ve devlete küfretmek olarak algılarlar. Milletin taleplerini devlet karşısında korumak yerine herkese ve her türlü milli değere küfrederler. Asılsız yaygaralarla dehşet ortamı yaratarak devleti ve devlet adamlarını yıpratırlar.

Türkiye’de kendilerine aydın denilen enteller kendi milletinin değerlerine sırt çeviren kendi milletine kendi devletine kendi tarihine küfreden kişilerdir. Ne kadar küfrederlerse o kadar büyük entel olduklarını sanırlar. Entel milletini tarihini devletini ve devlet adamlarını hiç beğenmez. Donkişot’un yel değirmenleriyle savaşması gibi bizim aydın müsveddelerimiz de kendi milletiyle kendi tarihiyle savaşırlar. Entellerimizin fantezileri hiç bitmez Bunların çoğu SSCB’nin çökmesiyle birlikte işsiz kalan eski komünistlerimizdir. Her fırsatta Türkiye aleyhtarı faaliyetlerde boy gösterirler. Ermeni tezlerini Türkiye’de yaymak için ellerinden geleni arkalarına koymazlar. Terörü ve teröristleri desteklerler. Türk’e zararı dokunacak ne varsa orada bit gibi biterler. Hiçbir milli idealleri ve vatan sevgileri yoktur. Türk milletine olan dinmez nefret ve kinlerinden beslenirler. Aydın ihanetine başka ülkelerde de rastlanmıştır ama Türkiye’deki aydın geçinen entellerimizin ihanetlerinin ve milletlerine yabancılaşmalarının dünyada eşi benzeri yoktur. İhanette sınır tanımayan aydın müsveddelerinin farkında olmadıkları durum tarihin en büyük üç imparatorluğundan biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran Türk milletinin üç-beş tane entele ve fantezilerine boyun eğmeyeceğidir. ”

LİNK : https://gazetemanifesto.com/2019/afyoncu-tevfik-fikretten-baslayip-aydinlara-saldirdi-284593/

PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : İşte Erbil’deki saldırının perde arkası


İşte Erbil’deki saldırının perde arkası

Kuzey Irak’ın Erbil kentinde dün bir restorana düzenlenen silahlı saldırıda, Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu’nda görevli diplomat Osman Köse ile iki Iraklı vatandaş hayatını kaybetti. Saldırının ayrıntılarını Aydınlık araştırdı.

Erbil’de dün öğle saatlerinde Empire City’deki Huqqabaz isimli restoranda Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu çalışanlarına yönelik hain bir saldırı düzenlendi. Planlı olduğu anlaşılan saldırıda, Türk diplomat Osman Köse şehit oldu. Olay sırasında restoranda bulunan Iraklı vatandaşlar Neriman Osman ve Beşdar Ramazan da hayatını kaybetti. Restoranda üç saldırgan olduğu belirlenirken, dışarıda bekleyen iki kişi de saldırganların kaçmasına yardımcı oldu.

Aydınlık, saldırının arka planını araştırdı.

PKK’NIN PLANLI EYLEMİ

Bölge kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Pençe-2 Operasyonu’yla birlikte PKK’nın üst düzey yöneticileri etkisiz hale getirildi. Misilleme için hazırlıklar yapan PKK’lılar, MİT mensubu olduğunu düşündükleri bir konsolosluk çalışanını izlemeye aldı. Erbil’in gözde semtlerinden olan ve huzurlu ve emniyetli ortamıyla tanınan Empire City bölgesinin yabancı diplomatlar tarafından sık kullanıldığını bilen teröristler, hain saldırıları için bölgede keşif çalışmaları yaptı. Profesyonel olduğu ve istihbarat örgütleri tarafından eğitildiği değerlendirilen katiller, Türk diplomatların bölgeye gelmesiyle birlikte harekete geçti.

Rûdaw muhabiri Senger Abdurrahman, o anları şöyle anlattı:

‘OTOMOBİL PLAKASI SAHTE’

“Saat 11:30’da üç kişi Toyota Yaris model bir araba ile Türk diplomatların bulunduğu restoranın karşısına gelerek bekliyorlar. Bölgede biraz dolaşmaya başlıyorlar. Daha sonra bölgeden ayrılarak yarım saat sonra geri gelerek restoranın içine geçiyorlar. Bir tanesi Türk diplomatın bitişiğindeki masada, diğer iki kişi ise karşı tarafta oturuyor. Rahat bir şekilde hareket eden saldırganlar herkes gibi su, çay ve kahve siparişi veriyorlar. Çevreyi çok dikkatli bir şekilde gözlemleyen saldırganlar, ortamın sakinliğinden emin olmak istiyorlar.

Bir müddet sonra Türk diplomat restorandan ayrılmak üzere ayağa kalkıyor. Türk diplomat hesabı ödemek üzere kasaya doğru gittiğinde saldırganlardan birisi ayağa kalkarak susturucu tabanca ile Türk diplomatın başına bir el ateş ediyor. Türk diplomat, başına kurşun isabet etmesi ile olay yerinde hayatını kaybediyor. Saldırı ile birlikte restorandakilerin hepsi yere uzanıyor. O sırada hayatını kaybeden iki vatandaş ise ayağa kalkmak istiyor. Ancak görüntülerden iki kişinin saldırganlara müdahale etmek mi istediği ya da dışarıya kaçmak mı istedikleri anlaşılmıyor. İki kişinin ayağa kalkmasıyla birlikte saldırganın arkadaşı ve onu koruma amaçlı orada bulunan diğer saldırgan da susturucu tabanca ile diğer iki kişiye bir kaç el ateş ediyor.

Bu sırada yere uzanan Türk diplomatın yanındaki arkadaşı silahını çekerek saldırganlara ateş etmeye başlıyor. Saldırganlardan biri kapıya yakın bir yerde yaralanıyor. Yaralanan saldırgan sendeleyerek dışarı çıkıyor. Saldırganlar dışarda onları bekleyen iki kişi ile buluşarak olay yerini çok çabuk bir şekilde terkediyorlar.

Restoranda bulunanlar olayın normal adli bir vaka olduğunu zannediyor. Ancak asayiş güçlerinin olay yerine gelerek hayatını kaybeden kişinin kimliğini kontrol etmesiyle öldürülen kişinin Türk diplomat olduğu anlaşılıyor. Kamera görüntülerinde saldırganlar net bir şekilde teşhis edilebiliyor. Ancak yapılan incelemelerde otomobil plakasının sahte olduğu anlaşılıyor."

PKK SALDIRIYI NEDEN ÜSTLENMEDİ

PKK yöneticilerinden Diyar Deniz, Westga News isimli siteye saldırıyla ilgili açıklama yaptı. Diyar Deniz, Erbil’deki olayla bir ilgilerinin olmadığını ileri sürdü.

Fakat bölge kaynakları, PKK’nın Kuzey Irak’ta zor durumda olduğunu, halkın ve yönetimin tepkisini çekmek istemediği için saldırıyı üstlenemediğini belirtiyor.

PKK’nın Irak’ın kuzeyinde eylem yapmak üzere oluşturduğu ‘Güney Kürdistan Öz Savunma Güçleri’ isimli silahlı gruba çok sayıda tepki geldiği biliniyor.

Sincar’dan çıkmaları için de çeşitli girişimler başlatılmış durumda.

Bölgede tutunabilmek adına saldırıyı üstlenemeyen PKK’nın, saldırı için yabancı istihbarat örgütlerinden yardım aldığı, Türk diplomatın MİT görevlisi olduğu yönünde bilgiye ulaştığı ve doğrudan Osman Köse’yi hedef aldığı değerlendiriliyor.

TERÖR DOSYASI : Erbil saldırısının faili PKK’lı çıktı


Erbil saldırısının faili PKK’lı çıktı

Suikaste istihbarat desteği var mı? Erbil saldırısının faili PKK’lı çıktı

Suikaste istihbarat desteği var mı? Erbil’de Türk diploat Osman Köse ile iki Irak vatandaşını katleden suikastçinin terör örgütü PKK kampını bir hafta içinde 4 kez ziyaret ettiği ortaya çıktı. HaberTürk yazarı Çetiner Çetin’in konuyla ilgili olarak Haber Türk TV kanalında NedirNediğildir programında yaptığı açıklama, saldırıya ilişkin önemli bilgiler verdi. Kuzey Irak Kürt yönetimi polis teşkilatının peşine düştüğü suikastçi Diyarbakır doğumlu Müslüm Dağ’ın kullandığı silahın İsrail yapımı ve saldırı için özel olarak hazırlandığı bildiriliyor. Erbil Emniyeti, Erbil’deki bir restoranda Türkiye Başkonsolosluk görevlisinin şehit edildiği saldırıyla ilgili olarak Diyarbakır nüfusuna kayıtlı Mazlum Dağ’ın ‘baş şüpheli’ olarak arandığını bildirdi… Erbil emniyeti yetkilileri dün Erbil’deki bir restoranda Türkiye Başkonsolosluk görevlisinin şehit edildiği saldırıyla ilgili olarak Diyarbakır nüfusuna kayıtlı 27 yaşındaki Mazlum Dağ’ın ‘baş şüpheli’ olarak arandığını duyurdu. Erbil yönetimi tarafından yayınlanan bildiride ise Kürt Bölgesi’nde yaşayan vatandaşlarda, görüntüleri yayınlanan teröristin yerini bilenlerin güvenlik güçlerine bilgi vermesini istedi. Saldırgan’ın 2014 yılında terör örgütüne katıldığı ifade ediliyor. Öte yandan gözaltına alınan 53 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Gözaltına alınanların tamamının Mahmur Kampı’nda kalanların olduğu bildiriliyor. Gözaltına alınanlardan 11’nin kaçış planı içerisinde rolü olduğuna inanılıyor. Gazeteci yazar Çetiner Çetin’in verdiği bilgilere göre, suikastin terör örgütü PKK merkez komitesi talimatıyla yapıldı.

1 HAFTADA DÖRT KEZ PKK KAMPINI ZİYARET ETMİŞ

Bölücü terör örgütü PKK’lı olduğu tespit edilen Mazlum Dağ’ın saldırıyı planlayan 3 kişiden biri olduğu öğrenildi. Dağ’ın eylem öncesinde bir hafta içinde 4 kez PKK’nın Mahmur’da bulunan kampına gittiği tespit edildi. Saldırıyla ilgili 11 kişi sorgulanırken Kuzey Irak Kürt yönetimi Terörle Mücadele ekipleri birinci derece araman kişi Mazlum Dağ peşinde olduğu belirtildi. Erbil güvenlik birimleri 2 saldırganın yakalanması için geniş çaplı operasyon başlattı.

IKBY : PLANLI BİR TERÖR EYLEMİ

Irak Kürt Bölgesi Hükümeti, Erbil’de dün gerçekleşen saldırının planlı bir terör eylemi olduğunu açıkladı. Hükümet Sözcüsü Cotyar Adil tarafından yapılan açıklamada, dün Erbil’deki bir restoranda gerçekleşen ve biri Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu personeli olmak üzere toplamda 3 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan saldırının planlı bir terör saldırısı olduğu belirtildi. Açıklamada, “İlk araştırma sonuçlarına göre, 17 Temmuz 2019’da Erbil’de gerçekleştirilen saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti. Bu önceden planlanmış bir terör saldırısıdır” ifadelerine yer verildi. Saldırıyla ilgili soruşturmanın sürdüğü ve önemli gelişmelerin kaydedildiğinin ifade edildiği açıklamada, soruşturmaya dair gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağı kaydedildi.

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.iyigunler.net/gundem/erbil-saldirisinin-faili-pkk-li-cikti-suikaste-istihbarat-h334546.html

TERÖR DOSYASI /// Serkan Yıldız : Terörist saldırı mı yoksa uzman bir suikast mi ????


Serkan Yıldız : Terörist saldırı mı yoksa uzman bir suikast mi ????

17 Temmuz günü Erbil’de Türk Diplomat Osman Köse hain bir suikast sonucu şehit edild’.

Bu haber beni şaşırtmasının yanında Ankara’da bir dönem (Sanırım 2016 Haziran’ı) Osman Köse ile tanışmış olduğumu hatırlamak daha da üzmüştür. Adıyaman / Kahta’nın yetiştirdiği bir çok “kaliteli” insandan biriydi kendisi…

Olayın tüm duygusal travmalarını bir kenara bırakıp, profesyonel bir gözle, bir kaç gündür görsel ve yazılı medyada çıkan haberler neticesinde bazı sentezlerde bulunmak istiyorum.

İlki, suikastın gerçekleştiği bölge / lokasyon? Burada ciddi bir soru işareti uyanıyor kafamda. Çünkü orası Erbil… Öyle elinizi kolunuzu sallayarak belinizde “susturuculu” silahla gezemezsiniz. Kaldı ki sadece bu eylemi yapanlar değil en kıdemli istihbaratçı bile o bölgede böyle bir durumla baş başa kaldığında tedirgin olur. Diken üstünde yürür. Ve o atmosfer, insanın üzerine üzerine çöker. Erbil, jeopolitik olarak kritik bir yer olması dışında şu anda mevcut Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminin (IKBY) başkentidir. Ve bu konuda, o şehir sınırları içerisinde herhangi bir “terörist eylem” gerçekleşmemesi için sorumlular ve kolluk kuvvetleri çok hassas çalışmaktadır. Erbil, bölgenin “cazibe merkezi” olmaya aday kentiyken buna bu şekilde izin verilmesi bir tek şeyi gösteriyor? “O bölgede, o kadar korunaklı ve septik bir lokasyonda böylesine bir eylemi gerçekleştirmek için mutlaka ama mutlaka profesyonel olmanız gerekmektedir.”

İkinci parametremiz, suikastın gerçekleştiği şekil (Uzmanlar buna “Anomnezi” der). Erbil’in en işlek bölgelerinden birinde bulunan ve oldukça lüks sayılabilecek bir restoranda gerçekleştirilen “susturucu” kullanılan ateşli silahla sonlandırılmış eylem. Size şöyle tarif edeyim: Bunun terörist bir eylem olduğunu kabul etsek bile (ki ben etmiyorum) orta sınıf ya da ikinci sınıf “gerilla eğitimi” görmüş hiçbir terör örgütü üyesi bunu yapamaz. Başaramayacağından demiyorum. Yapamaz. Yetenekleri ve aldığı eğitim burada yetersiz kalır. Ne kadar eğitime tabii tutarsanız tutun, belli bir disiplin almamış hiç bir uzman o kadar işlek bir yerde, o kadar revaçta olan bir restoranda içeri girip elini kolunu sallayarak ateş edemez. Hadi etti diyelim. Hedef kim? Rahmetli Osman Köse kardeşim mi? Peki orada ölen Neriman Osman ve Beşdar Ramazan kim? İşte burada suikastın “anomnezine” baktığımızda şunu görürüz: “Bu tarz suikast şekillerinde -ana hedef- dışında çevreden – oradan – buradan – yan masadan bir kaç canlı hedefi daha gayri faal duruma getirirsiniz ki -uzman suikast- iddiasından kurtarırsınız.”

Üçüncü maddemiz ki bence kırılma noktası: “Suikastçıların Profilleri”. Bu tip suikast şekillerinde 3 kişi ile oraya o eylemi gerçekleştirmeye gitmeniz “kesinlikle” ama “kesinlikle” sizlerin profesyonel olduğunu gösterir. Neden 3 kişi? Hemen açıklayayım: İlk kişi, “Gözcü” dediğimiz tekniği uygular. “Erkete” de denir halk arasında. Ve o içeriye daha önce girip planı kuran kişidir. Diğer iki kişiden biri “muhakkak suikastçıdır”, yani ilk tetiği çekecek kişi… Diğer üçüncü kişi peki? O ise “yedek muhakkak suikastçıdır“. Öyle ya; silah bu, tutukluk yapar, ateş almaz, hatta adamın kafasına meteor bile düşebilir. İşte o sırada o üçüncü kişi devreye girecektir. Çok uzun zamandır planlanmış bir operasyon olduğu ve bu operasyonu planlayanların profesyonel olduğunun ap açık göstergesidir bu.

Medyada bir kaç kaynağa göre “Muhakkak Suikastçı” iki eliyle, susturucu takılı silahlarla ateş etmiştir. Abdullah Ağar’ın yazdığı gibi bu “kesinlikle profesyonellik” isteyen bir iş değildir. Kısa bir eğitimle bunu siz de başarabilirsiniz. Buradaki soru şu olmalı: İki elinde susturuculu silah bulunan bir adam, lüks ve işlek bir restorana girerek o silahları çıkarıp, ana hedef dışında diğer iki canlı hedefe de ateş etmeye kadar geçen sürede ve o eylemin gerçekleştiği anda ve 10 – 20 saniye sonrasında “nasıl bir soğukkanlılıkla” bulunduğu yerden ayrılabiliyor? Bunu dağda – bayırda – kampta eğitim almış bir gerilla yapabilir mi? O restoranda hiç koruma, sivil kolluk kuvveti ya da ne bileyim öğlen yemeğini yemeye gelmiş bir bekçi de mi bulunmuyor? Mutlaka ki vardır… Ancak gördüğü sahne sonrası nutku tutulmuş olmalı ki, ısırdığı lokma bile ağzından düşüyor. Böylesine şaşırtıcı bir eylemi sıradan bir terörist yapabilir mi? Ya da civardaki diğer insanlar… Onların gözlerinden bu gerçekleşen sahneye baktığınızda siz ne yaparsınız? Ya da ne düşünürsünüz? Bir film sahnesi gibi; yemeğinizi yiyip arkadaşınızla sohbet ediyorsunuz… İçeriye 2-3 kişi giriyor… Girenlerden biri adımlarını atarken iki tane susturuculu yarı otomatik silah çıkarıyor ve ateş etmeye başlıyor. Sonra elini kolunu sallayarak çıkıp gidiyor. James Bond filmleri gözünüzün önüne geldi değil mi? Evet ben de öyle düşünüyorum. Ve bu eylemin kesinlikle “bir istihbarat uzmanı” tarafından gerçekleştirildiğini iddia ediyorum.

Bu kanlı eylemin bir terör eylemi olmadığını düşündüren bir kaç tane de siyasi – ideolojik alt yapı da var kafamda… ABD Büyükelçisinin ziyareti, S-400 alımları ve MÜRTED Hava Üssüne inmeleri… ABD’nin yaptırımları, ABD’nin tehditleri ve ABD’nin bu tip eylemleri dünyanın her yerinde kolaylıkla gerçekleştirebileceğini (geçmişte gerçekleştirmiş olanları) biliyor olmam… Diğer yandan olası bir ihtimal dâhilinde olan PKK eylemi… Ki, bu operasyon başka bir yerde olsaydı ilk şüpheyi onlar toplardı, ama orası Erbil… PKK’nın pek de rahatlıkla nefes alıp veremeyeceği bir bölge… Kolay değil orada böylesine bir eylem yapabilmesi.

Aslında tüm soruların cevapları burada ama bakmakla – okumak arasındaki farkı bilmek önemli…

Korkulan konu ise; yurt dışında gerçekleşen bir Türk Diplomata karşı yapılan bu eylemin 25 yıl sonra tekrar etmesi… Ve ASALA’nın geçmişte spesifik olarak Türk Diplomatlara karşı giriştiği eylemler örnek alınarak – bahane edilerek, diğer başka Türk Diplomatlara yönelmesi.

Acil önlemler alınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu “korkulanın” tekrar başımıza gelmeyeceğini düşünmek sadece “ahmakların” düşeceği bir hata olur.

PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : Abdullah Ağar Erbil saldırı yorumu ‘her tetikçi bunu yapamaz’ dedi o ayrıntıyı açıkladı


Abdullah Ağar Erbil saldırı yorumu ‘her tetikçi bunu yapamaz’ dedi o ayrıntıyı açıkladı

Güvenlik ve Strateji Uzmanı Abdullah Ağar, Irak’ın kuzeyindeki Erbil kentinde, Türk başkonsolosluk görevlisi Osman Köse’nin şehit olmasıyla sonuçlanan saldırıda iki elle ateş açılmasına değinerek, "Böyle bir saldırıyı gerçekleştiren terörist, istihbarat servisleri ve özel kuvvetlerin eğitiminden geçer" dedi.

Türk diplomatlara yönelik en son 25 yıl önce Atina’da düzenlenen saldırının ardından Güvenlik ve Strateji Uzmanı Abdullah Ağar, hain Erbil saldırısını Habertürk için değerlendirdi. İşte, Türkiye’nin yüreğini yakan saldırının perde arkası ve tetikçinin profili…

Terörist, istihbarat servisleri ve özel kuvvetlerin eğitiminden geçer

Öncelikle Erbil saldırısına ilişkin dikkat çeken ayrıntı, iddia edildiği gibiyse, suikastı gerçekleştiren teröristin susturucu takılı silahlarla ve iki elini de kullanarak ateş açması. Bu ayrıntı açıkçası teröristin gerçekten çok profesyonel olduğunu gösterir ve böyle bir saldırıyı gerçekleştiren terörist, istihbarat servisleri ve özel kuvvetlerin eğitiminden geçer. Her tetikçi bunu yapamaz. Normal bir suikastta tetikçi, tek silahla girer, vurur ve çıkıp gider. Saldırıyı düzenleyen teröristlerin psikolojilerinin bile hazırlandığını düşünüyorum.

Erbil istikarın merkeziydi

Saldırının düzenlendiği Erbil’in bir stratejisi vardı. Şöyle ki terör örgütü PKK ile Barzani ve PKK ile Talabani arasında Erbil, bölgedeki Kürt nüfus için bir istikrar adası, bir ticaret alanı olarak özel bir statüye sahipti. Erbil’in bir cazibe merkezi olarak nefes alması için özellikle bölgesel yönetimin büyük bir gayret gösterdiği biliniyordu. Dağda kıyamet kopsa bile Erbil’de yaprak kımıldamazdı.

Saldırı Barzani’yi rahatsız etti

Bu saldırı özellikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani’yi çok rahatsız etti. Hain saldırıyla birlikte Erbil’in büyüsü de bozuldu. Bakın Neçirvan Barzani ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Bu önemli bir mesajdı.

Barzani yönetimi PKK’nı talebine izin vermedi

Barzani’nin Türkiye ziyaretinin ardından Irak’ın kuzeyinde gerek kamu gerekse sivil yapılar, yerel yönetimler terör örgütü PKK’ya karşı sesini yükseltmeye, eleştiri mekanizmasını işletmeye başlattı. Bu dönemde Türkiye’nin Pençe Harekâtı’yla birlikte bölücü örgüt, sivil unsurlardan destek istedi. Sivillerin canlı kalkan olmasını talep etti ancak Barzani yönetimi buna izin vermedi.

Peşmerge bize alan bıraktı

Barzani’ye bağlı Peşmerge güçleri özellikle Irak’ın kuzeyinde, Türkiye’nin askeri üstlerinin bulunduğu bölgelerin çevresini boşalttı. Bu bölgelerde Türkiye’nin daha rahat hareket etmesine destek oldu. İçerde Türk askeri konvoyları daha rahat manevra, hareket etmeye başladı.

Mesud Barzani döneminde silahlandırılan, eğitim verilen Suriyeli Kürtler’in, Suriye peşmergelerinin tekrar Suriye’ye gönderilmesi konusunda açıklamalar basına yansıdı. Bu açıklamalar da bölücü örgütte ciddi rahatsızlığa neden oldu.

Diyar Garip’in ölümü travma yarattı

Kandil’de terör örgütü PKK’nın en üst düzey isimleri arasında bulunan Diyar Garip Muhammed’in öldürülmesi PKK’da travmaya neden oldu. Türkiye tarafından bu teröristin etkisiz hale getirilmesi gerçekten çok önemli bir olaydır. Bu olayın ardından terör örgütü sözde lider kadrosunun darbe aldığını gördü ve intikam çığlıkları atmaya başladı.

Saldırının küresel aktörleri

Erbil saldırısının küresel boyutuna bakacak olursak; Türkiye’nin Irak’taki etkinliği ve faaliyetinin artmasıyla birlikte, Doğu Akdeniz’deki gerilim, Suriye meselesi; tüm bu alanlarda Türkiye’nin karşısında hangi ülkelerin durduğunu hepimiz biliyoruz. Irak’ta Türkiye’nin alanını daraltmaya çalışan güçlerin de saldırının perde arkasında olması gayet mümkün

İstikrarsızlaştırma dalgasına dikkat

Son dönemde Türkiye’nin yaptığı hamle ve ataklara bağlı olarak bize karşı istikrarsızlaştırma dalgası yaratılmaya çalışılıyor ve bunu görmek gerekiyor. Bu süreçte milletçe dikkatli, dirençli ve uyanık olmaktan başka da bir yol bulunmuyor.