DUYURU : İZNİMİZ VE BİLGİMİZ OLMADAN “ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU” ADINI KULLANAN TAKLİTÇİ SİTELERİ VE SOSYAL MEDYA HESAPLARINI İFŞA EDİYORUZ.


Değerli Yurtseverler,

“ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU” TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK GÜVENLİK VE İSTİHBARAT GRUBU OLDUĞU İÇİN GEREK WHATSAPP ÜZERİNDE GEREKSE TELEGRAM GİBİ DİĞER PLATFORMLARDA VE İNTERNET SİTESİ OLARAK VEYA SOSYAL MEDYADA ÇOK SAYIDA TAKLİTÇİMİZ TÜREDİ. MALUM !! BAŞARI HER ZAMAN TAKLİTÇİ YARATIR. AMA TAKLİT TAKLİTTİR. BU ÇAKMA HESAPLARI VE SİTELERİ TESPİT ETTİĞİMİZDE 01.01.2011 TARİHİNDEN BERİ SİTEMİZDE İFŞA EDİYORUZ.

Değerli Yurtseverler,

SİTEDE VERİLMİŞ OLAN TÜM LİNKLER "ORİJİNAL LİNK"LERDİR. YANİ ÖZEL BÜRO GRUBU ADINI TAŞIYAN BİR SİTE VEYA HESAP GÖRDÜĞÜNÜZDE www.ozelburoistihbarat.com VEYA www.mit.ist SİTESİNE BAĞLANMIYORSA KESİNLİKLE TAKLİTÇİ BİR HESAPTIR.

TARAFIMIZA BİLGİ VERMENİZ HALİNDE GEREKLİ YASAL İŞLEM BAŞLATILACAK VE BU TAKLİTÇİ HESAPLAR/SİTELER SİTEMİZDE İFŞA EDİLECEKTİR.

ÖNEMLE HATIRLATIRIZ !!!

TAKLİTÇİ HESAPLARIN/SİTELERİN GRUBUMUZLA HİÇ BİR ŞEKİLDE BİR BAĞI YADA BAĞLANTISI YOKTUR.

DOLAYISI İLE 3. KİŞİLERİN YANİ ZİYARETÇİLERİN BU TAKLİTÇİ HESAPLAR/SİTELERDEN DOLAYI BİR ZARARA UĞRAMASI HALİNDE GRUBUMUZ HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL ETMEZ.

BİZ BU KONUDA 01.01.2011 TARİHİNDEN İTİBAREN BLOGLARIMIZDA, SİTEMİZDE VE SOSYAL MEDYADA GEREKLİ UYARILARI YAPIYORUZ. BU NEDENLE “BENİM BİLGİM YOKTU” YADA “HABERİM OLMADI” GİBİ MAZERETLER DE KABUL EDİLMEYECEKTİR.

TAKLİTÇİ SİTELER VEYA HESAPLARDAN DOLAYI ZARARA UĞRAMANIZ HALİNDE İLGİLİ SİBER SUÇLAR ŞUBESİNE MÜRACAATTA BULUNABİLİRSİNİZ.

Ayrıca ÖZEL BÜRO GRUBU Siber, Hacking ve Bilişim konularında herhangi bir eğitim vermemektedir.

Yaptığımız araştırmada internet üzerinde gerek web sitesi, gerek blog gerekse sosyal medya hesaplarından bazılarının illegal olarak ÖZEL BÜRO GRUBU adını kullandığı tespit edilmiş ve bu site ve hesaplarla ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Sizler de eğer internette ÖZEL BÜRO GRUBU adını kullanarak SİBER & HACK eğitimi verdiğini iddia eden yada grubumuzun adını kullanarak sair amaçlar için faaliyet gösterdiğini söyleyen sitelerle yada sosyal medya hesapları ile karşılaşırsanız Savcılığa suç duyurusunda bulunabilmemiz için lütfen tarafımıza bilgi verin. Alltını çizerek tekraren belirtiriz, ÖZEL BÜRO GRUBU’nun şu anda bulunduğunuz site dışında sadece www.mit.ist sitesi üzerinde hak sahipliği vardır. Sahibi olduğu bu iki site dışında başka bir web sitesi (WordPress blogları haricinde) yoktur. Lütfen taklitçi site ve hesaplara karşı dikkatli olunuz. Maddi veya manevi olarak oluşacak zararlardan ÖZEL BÜRO GRUBU sorumlu olmayacaktır. İlanen tekrar duyururuz.

ÖRNEK VERMEMİZ GEREKİRSE

  1. https://twitter.com/apoist GRUP BASIN SÖZCÜMÜZÜN İSMİ ÜZERİNDEN ALINAN TAKLİTÇİ TWITTER HESABI
  2. https://twitter.com/erkutersoy02 GRUP BASIN SÖZCÜMÜZÜN İSMİ ÜZERİNDEN ALINAN TAKLİTÇİ TWITTER HESABI
  3. https://twitter.com/ErkutErsoy3 GRUP BASIN SÖZCÜMÜZÜN İSMİ ÜZERİNDEN ALINAN TAKLİTÇİ TWITTER HESABI
  4. https://twitter.com/tc_buro GİBİ ÖZEL BÜRO ADINI KULLANAN HESAPLAR TAMAMİYLE TAKLİTÇİ YASA DIŞI HESAPLARDIR. BU HESAPLAR İÇİN CUMHURİYET SAVCILIĞINA BİLGİ VERİLDİ. HUKUKEN GEREĞİ YAPILACAK.
  5. https://twitter.com/ozelburoist BU HESABA BAĞLI atabeyler1.blogspot.com ADLI BLOG GİBİ ÖZEL BÜRO ADINI KULLANAN HESAPLAR TAMAMİYLE TAKLİTÇİ YASA DIŞI HESAPLARDIR. BU HESAPLAR İÇİN CUMHURİYET SAVCILIĞINA BİLGİ VERİLDİ. HUKUKEN GEREĞİ YAPILACAK.
  6. https://twitter.com/Ozelburolar GİBİ TWITTER PORTALINDA ÖZEL BÜRO ADINI KULLANAN HESAPLAR TAMAMİYLE TAKLİTÇİ YASA DIŞI HESAPLARDIR. BU HESAPLAR İÇİN CUMHURİYET SAVCILIĞINA BİLGİ VERİLDİ. HUKUKEN GEREĞİ YAPILACAK.
  7. https://ujisab.com ADLI SİTE İZNİMİZ VE ONAYIMIZ OLMADAN "ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU" adını kullanmaktadır. Kamuoyuna ilanen duyururuz. Bu konuda ihtarımızı yaptık. Web sitemizin adı tescillidir. Uyarımız sonunda gereken yapılmadığı takdirde suç duyurusunda bulunacağız.

12.06.2019

NOT : HENÜZ KAPSAMLI BİR TARAMA YAPMADIK AMA YAPARSAK DAHA ÇOK SAYIDA TAKLİTÇİ SİTEYE VE HESABA ULAŞABİLECEĞİMİZİ TAHMİN EDİYORUZ. BU SİTE VE HESAPLARA İTİBAR ETMEYİNİZ. HERHANGİ BİR ŞEKİLDE DİYALOG KURMAYINIZ VE İLETİŞİME GEÇMEYİNİZ. AKSİ HALİNDE MADDİ/MANEVİ ZARARA UĞRAYABİLİRSİNİZ. BU UYARIMIZ WEB SİTEMİZDE, SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZDA VE BLOGLARIMIZDA DA YAYINLANMIŞTIR. İLANEN DUYURURUZ !

ERMENİ SORUNU DOSYASI : BAHAETTİN ŞAKİR’E ATFEDİLEN SAHTE MEKTUPLAR VE TANER AKÇAM’IN KANDIRMACALARI


BAHAETTİN ŞAKİR’E ATFEDİLEN SAHTE MEKTUPLAR VE TANER AKÇAM’IN KANDIRMACALARI

KAYNAK : https://avim.org.tr/tr/Yorum/BAHAETTIN-SAKIR-E-ATFEDILEN-SAHTE-MEKTUPLAR-VE-TANER-AKCAM-IN-KANDIRMACALARI

21 Nisan’da Agos Gazetesinde “Bahaettin Şakir’in Ermenilerin imhasına dair mektupları” başlığıyla Taner Akçam tarafından bir makale yayınlandı. Makalede Akçam, Aram Andonyan tarafından yayınlanan ve Bahaettin Şakir’e atfedilen iki adet sahte mektubun gerçek olduğunu iddia etmekte ve bunu Andonyan mektuplarındaki imzanın Bahaettin Şakir’e ait yazı ve mektuplardaki gerçek imzalara benzemesiyle açıklamaktadır. Daha önce farklı AVİM çalışmalarında Akçam’ın Andonyan belgelerini doğrulamak için yayınladığı kitapta ne tür tahrifatlar yaptığı ve kendisinin eleştirdiği Şinasi Orel ve Süreyya Yuca’ya ait ifadeleri nasıl çarpıtarak bağlamı dışına çıkardığı ve bu sayede argümanlarını çarpıtarak kendini haklı göstermeye çalıştığı etraflı bir şekilde gösterilmiştir. [1]

Her zaman olduğu gibi bu defa da Akçam’ın iddia ve açıklamaları yanıltıcı ifadeler ve büyük eksikliklerle doludur ve imzalar hakkında ileri sürdüğü savlar ciddi çelişkiler içermektedir.

İlk olarak, sahte imzalar ile gerçek imza örnekleri arasında şeklen kabaca bir benzerlik bulunmasına karşın, imzalar etraflıca incelendiğinde gerçek imzalar ile Andonyan belgelerinde bulunan sahte imzalar arasında ciddi farklar bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Aşağıda sunulan tablonun sol sütunda Bahaettin Şakir Bey’e ait gerçek imzalardan örnekler verilmektedir. Tablonun sağ sütununda ise Andonyan belgelerinde yayınlanan ve Bahaettin Şakir’e atfedilen sahte mektuplardaki imzalar sunulmaktadır. İki imza grubu arasındaki farkları okuyucuların daha iyi görebilmesi için gerçek imza örneklerinin sahte örneklerde bulunmayan farklı kısımları kırmızı daire içine alınarak gösterilmiştir.

Tablodan da net bir şekilde görülebileceği üzere, gerçek ve sahte imzalar arasında ciddi farklar bulunmakta ve sahte imzaların gerçekleri taklit edilerek benzetilmeye çalışıldığı ortaya çıkmaktadır. Bu noktada Bahaettin Şakir’in imzalarının neye dayanarak taklit edildiği hususunda okuyucuların zihninde bazı soru işaretleri belirebilir. Ancak hem İttihat ve Terakki Cemiyet’inin önde gelen isimleri arasında olması ve hem de çeşitli Jön Türk yayın organlarına yazdığı açık mektuplardan Bahaettin Şakir’in imzası zaten kamuoyu tarafından bilinmekteydi. Yani para kazanmak için sahte belge üreten biri çeşitli dönemin gazete ve dergilerine bakarak Bahaettin Şakir’in imzasını taklit etme şansına sahipti. Nitekim aşağıda sunulan ve 1902-1910 yılları arasında basılan Şura-yı Ümmet gazetesine ait bir sayıda Bahaettin Şakir Bey’e ait bir imza oldukça net bir şekilde yayınlanmıştır.

Bu nedenle sahte imza grubundaki imzaların kabaca ve şeklen gerçek imzalara bir nebze de olsa benzemesi şaşkınlık yaratmamalıdır.

Üstelik bu imzaların sahte olduğunun tek göstergesi gerçek imzalar ile sahte imzalar arasındaki fark değildir. Andonyan belgelerindeki mektuplar coğrafi konum ve kronoloji ilişkisi açısından da sorunludurlar. Şubat ve Mart 1915 tarihinde İstanbul’dan Adana’ya yollanmış olduğu iddia edilen ve Bahaettin Şakir Bey’e atfedilen iki adet mektup bizi açıklanması imkânsız bir çelişkiye sokmaktadır. Zira Mektupların yollandığı tarihlerde Bahaettin Şakir Bey İstanbul’da değil Erzurum’dadır. Akçam son dönemde çarpıtılmış Ermeni söyleminin sözcüsü haline gelen Agos’taki makalesinde de Bahaettin Şakir’in o tarihlerde Erzurum’da olduğunu ve Nisan 1915’e kadar İstanbul’a dönmediğini kabul etmektedir. Ancak mektupların İstanbul’dan yollanması hususunu göz ardı ederek belgelerin sahte olduğunu gösteren bu müthiş çelişkiyi görmezden gelmekte ve belgelerin gerçek olduğu yönündeki mesnetsiz iddialarını sürdürmektedir.

Mektuplardaki imzaların detaylı olarak karşılaştırılması ve söz konusu mektupların içerik ve tarih bakımından incelenmesi Andonyan Belgelerinin sahte olduklarını şüpheye mahal vermeyecek bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Akçam’ın Agostaki makalesi ise her zaman yaptığı gibi kullandığı kaynakları çarpıtarak bir sonuç bir elde etme çabasından öteye geçememektedir.

[1] Ömer Engin & Yiğit Alpogan, “Review Article: Killing Orders: Talat Pasha’s Telegrams and the Armenian Genocide.” Review of Armenian Studies, Issue 37 (2018).

ERGENEKON DAVASI /// AYTUNÇ ERKİN : Sahte Ergenekon belgeleri MiT’e kim tarafından verildi ?


AYTUNÇ ERKİN : Sahte Ergenekon belgeleri MiT’e kim tarafından verildi ?

TUNCAY GÜNEY 2001’DE POLİSE İFADE VERİR… DELİL YOKTUR, DOSYA KAPANIR…

FETÖ’NÜN POLİS ŞEFİ RECEP GÜVEN VE ELEMANLARI 2003’TE HAREKETE GEÇER…

Tarih 1 Ağustos 2012… Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök, Silivri’de, Ergenekon mahkemesinde tanık olur. Daha önce ‘Kasaptaki ete soğan doğramam’ diyen ve FETÖ’cü firari savcı Zekeriya Öz tarafından ‘demokrasi kahramanı’ ilan edilen (6 Ağustos 2012/Akşam Gazetesi/İsmail Küçükkaya) Özkök, 2003’te Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) gelen şemayı şöyle anlatmıştı: “Şema 2003 yılında dönemin MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun tarafından gönderildi. Ciddi tutarsızlıklar gördüm ve işlem yapmadım. Şemayı, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı’na gönderdim. Belgenin üzerinde makam, tarih ve imza yoktu. Hâlâ üzerinde işlem yapılabilecek bir evrak olduğunu düşünmüyorum.” Peki, MİT ‘tutarsız’ ve imzasız belgeleri neden Genelkurmay Başkanı ile Başbakanlık makamına iletir? Bunun yanıtı, Ergenekon’un ‘kara kutusu’ Tuncay Güney’den alınan ifadede gizli… Devam edelim…

Fehmi Koru ve Aksiyon üzerinden ‘arşiv’ çalışması

Tarih 2 Mart 2001… Tuncay Güney, araçlara sahte ruhsat ve plaka hazırlamaktan şikayet üzerine İstanbul Asayiş Şube tarafından gözaltına alınır. Sorgusu sürerken, Emniyet İstihbarat’tan bir polis Güney’i merak eder ve Asayiş Şube’ye gider. Çünkü, genç yaşta Fetullah Gülen, Veli Küçük gibi isimlerle ilişkiye geçebilen Tuncay Güney’i tanımak ister.

ANKARA’DAN TALİMAT

Fetullahçı olmayan polisin Güney’le görüştüğü duyulunca ‘cemaatin’ Organize Şube’deki memurları Serdar Güldalı ve Ahmet Davulcu Ankara’dan gelen talimatla harekete geçer. Güney, Asayiş Şube’den Organize Şube’ye götürülür. Güldalı ve Davulcu, Emniyet İstihbarat’tan polisin Güney’le kayıt altına aldığı sohbeti okuyup soru hazırlar.

Ve kritik isim Ankara’dan gelir… Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın Organize Şube Müdürü Recep Güven… Bugün firari olan Güven’in başkanlığında sorular hazırlanır ve Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan bilgilendirilir. Meşhur, 9 saatlik ifade çıkar. Saçan, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’e ifadeyle ilgili raporunu sunar. Engin de ‘Kurumları incitmeyecek şekilde araştırın’ der. Güney’in anlattıkları uzun bir süre araştırılır ve delillendirilemez. Hatta bir arkadaşıyla kaldığı evde yapılan aramada çıkan “Ergenekon Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi”, “Lobi”, “Ulusal Medya”, “Birleşik Komün Girişimi” gibi belgeler de incelenir. Yine delil bulunamaz… Ancak… 30 Nisan 2001’de Fehmi Koru (Taha Kıvanç) Tuncay Güney’den çıkan belgeleri kaleme alır. 12 Mayıs 2001’de de ‘cemaatin’ dergisi Aksiyon ‘Sivil Ergenekon’ başlıklı kapak dosyası hazırlar! Recep Güven ve ekibi ‘arşiv’ çalışmasına başlamıştır… Yetmez… Devam edelim…

MİT eski Müsteşarı Şenkal Atasagun

Kimse inanmadı Atasagun inandı!

Tuncay Güney serbest bırakılır… 20 bin lira kefaletle! Ancak… Bu parayı kimin ödediği bilinmez!… Sonra ABD’ye gider. Oteli ayarlayan kişi Güney Afrika’da canlı hayvan ticareti yapan, ABD’de halıcı dükkanı olan bir isimdir. (Başka bir yazıda anlatacağım bu kişiyi.) ‘Cemaat’ bu sözde belgeleri Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’a sunar. Sunan kişi yine Recep Güven’dir. Sabri Uzun ‘operasyon’ yapmayı kabul etmez… Çünkü inandırıcı bulmaz!

MİT NEDEN ARAŞTIRMADI?

Sözde Ergenekon dosyası arşive girer ama delilsizdir! Bu sefer de MİT üzerinden çalışma yapar ‘örgüt’. Benzer ihbar mektupları ve 6 CD teşkilata gönderilir. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, belgelerin doğruluğunu araştırmadan 10 Temmuz 2003’te dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve Başbakanlık makamına sunar.

MİT yöneticisi neden böyle bir karar alır? Emniyet’in ‘delil yok’ raporunu neden dikkate almaz? Bu sorunun yanıtını kimse bilmiyor! Bilinen şu: 2001’de alınan ifade 2003’te resmileşiyor, 2007’de ‘yeni bulunmuş’ gibi arşivden çıkarılıyor ve Ergenekon başlıyor… İki tanıklıkla devam edelim…

10 yıl önce ‘verilmeyecek hesabım yok’ demişti…

Tarih 16 Mart 2009… Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ergenekon şemasıyla ilgili olarak MİT eski Müsteşarı Şenkal Atasagun hakkında şemada (Ergenekon) adı geçen İşçi Partisi’nin yaptığı suç duyurusu üzerine soruşturma başlatır. Peki 17 Mart 2009’da Atasagun, o dönem Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’ya ne der? Okuyalım:

“Soruşturmayı açsınlar. Hiçbir çekincem yok. Benim hazırladığım bir şema değildir. Şema… Bana komik gelmişti. Saçmaydı. Vermesek şimdi bize de Ergenekoncu, Ergenekon’u korudular diyeceklerdi. Bu raporu saçma sapan diye nitelendirip kenara koyamazdım, ilgililerine ilettik. Sayın savcı çağırır, gider, bildiklerimi anlatırım. Bu konuyla ilgili verilmeyecek hesabım yok.” Soru şu: 10 yıl önce bunları söyleyen Atasagun artık neyi bekliyor? Neden anlatmıyor? Devam edelim…

Tarih 5 Nisan 2012… İstanbul 10. Ağır Ceza’da Balyoz kumpası sürmektedir. Genelkurmay 2. Başkanlığı’ndan emekli olan Orgeneral Ergin Saygun, “MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un tanık olarak dinlenmesini istiyorum” der. Neden mi? Saygun, ikinci “Ergenekon” davasından tutuklu olan CHP İzmir Milletvekili gazeteci Mustafa Balbay’a ait olduğu iddia edilen günlüklere atıfta bulunarak, “Balbay ve İlhan Selçuk’un da katıldığı bir yemekte, Atasagun ‘1. Ordunun darbeye hazır olduğunu’ söylüyor. Tanık olmalı” der. Tanık olarak çağrılmaz…

BALYOZ’DA TANIK OLMASI İSTENMİŞTİ
Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Ergin Saygun, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, Balyoz sanığı yapılmışlardı. Saygun, Atasagun’un tanık olarak dinlenmesini istemişti.

PSİKOLOJİK HARP DOSYASI : PKK, SOSYAL MEDYA’DA SAHTE HESAP AÇIP CİNAYET PROPAGANDASI İLE PSİKOLOJİK HARP YAPIYOR


Etnik cinayet yalanının talimatı Kandil’den

Sakarya‘da işlenen bir cinayet üzerinden sosyal medyada ‘Kürt-Türk çatışması’ algısı oluşturuldu. İstihbarat birimleri, şüpheli hesaplar ve IP adresleri üzerinde inceleme yaptı. PKK’nın Kandil’deki elebaşlarının, yandaşlarına sahte hesaplar açtırarak kirli tezgâhı ortaya koyduğu tespit edildi

Sakarya’nın Hendek ilçesinde, birçok adi suçtan sabıkası bulunan H.U. (51), 16 Aralık’ta, alkol aldıktan sonra gittiği kahvehanenin önünde Kadir Sakçı ve oğlu Burhan Sakçı’ya tabancayla ateş etti. Yaralanan baba-oğuldan Kadir Sakçı, kaldırıldığı hastanede öldü, oğul Burhan Sakçı ağır yaralandı.

Olaydan sonra kaçan ve Bursa’da yakalanan zanlı tutuklandı. Sosyal medyada, ise zanlının Kürtçe konuşan babaoğula "Kürt müsünüz, Suriyeli mi?" diye sorduğu, "Evet Kürt’üz" yanıtını alması üzerine de "Zaten sizi sevmiyorum" diyerek ateş ettiği şeklinde paylaşımlar yapıldı. Bu paylaşımları yapan şüpheli hesapları incelemeye alan istihbarat birimleri, IP adresleri ve paylaşıp beğenenlerin hesapları üzerinde Bilişim Suçları Daire Başkanlığı aracılığıyla hassas bir çalışma yaptı. Ardından da kimlikleri ve bulundukları kentler belirlenen şüphelilere operasyon düzenlendi.

DERNEK VE VAKIFLAR ÜZERİNDEN…
İncelemeyi derinleştiren istihbarat birimleri, Kandil’deki PKK elebaşlarının bir süre önce, Türkiye’de bir Kürt-Türk çatışması oluşması için, yandaşlarına sosyal paylaşım sitelerinde sahte hesaplar açtırarak "Kürt kökenli vatandaşlara kötü muamele yapılıyor" algısının oluşturulması talimatını yolladığını tespit etti. Örgüt yönetiminin Türkiye’de örgüt yandaşlarınca kurulan sözde eğitim, gençlik, kültür, kadın, çocuk ve öğrenci temalı organizasyon görüntüsündeki dernek ve vakıflar aracılığıyla tezgahladığı ortaya çıktı. Kadir Sakçı’nın ağabeyi Fahrettin Sakçı, Hastanede yeğenim, kendilerine sarhoş bir kişinin silahla ateş ettiğini anlattı. Olay etnik nedenlerden kaynaklıymış gibi aktarıldı. Ancak bu gerçeği yansıtmıyor. Burada 30 senedir Türk-Kürt davası yaşamadık. Bu gibi şeyleri millet, Türkçülük-Kürtçülük malzemesi yapmasın. Buraya taziyeye gelenlerin yarısı Kürt ise yarısı da Türk’tür" demişti.

CUMHURİYET ALET OLDU
PKK’nın yayın organı Mezopotamya ajansının "İstanbul’da bir hamamda Kürtçe konuştum diye tellak beni sert keseledi" diyen bir kişiyle yaptığı sahte röportaj, Cumhuriyet gazetesinin internet sitesinde de yayımlandı. Böylece Sakarya’da işlenen cinayet üzerinden Kandil’in talimatıyla yürütülen algı operasyonu, PKK’nın yayın organlarınca üretilen sahte haberlerle devam ettirildi. Cumhuriyet de bu algı operasyonuna alet oldu.

PKK’nın sosyal medyadaki algı operasyonuna Kandil’de terör örgütü mensuplarıyla fotoğrafları bulunan türkücü Ferhat Tunç da katıldı.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Trabzon İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Duran Çakırca Askeriyeye sahte raporla yerleşmiş


Trabzon İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Duran Çakırca Askeriyeye sahte raporla yerleşmiş

Trabzon’da FETÖ/PDY’den hakkında soruşturma açılan albay, 1986 yılında girdiği askeri sınavın sorularının öncesinde kendisine çözdürüldüğünü, örgütün bir mahrem imamının düzenlettiği sahte doktor raporuyla askeriyeye yerleştirildiğini söyledi.

Trabzon’da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan Trabzon İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Duran Çakırca (46), çıkarıldığı mahkemece ‘yurt dışı çıkış yasağı’ getirilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Çakırca, ifadesinde, 1986 yılında girdiği askeri sınavın sorularının öncesinde kendisine çözdürüldüğünü, örgütün bir mahrem imamının düzenlettiği sahte doktor raporuyla askeriyeye yerleştirildiğini söyledi.


Trabzon’da, Fetulahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında ‘FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamasıyla Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekiplerinin gözaltına aldığı Trabzon İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Duran Çakırca, emniyetteki sorgusunun ardından Kaşüstü’nde bulunan Trabzon Adliyesi’ne sevk edildi.


Cumhuriyet savcısına verdiği ifadede, Çorum’un Sungurlu ilçesi İncesu Köyü’nde okurken ailesinin maddi imkansızlıkları nedeniyle kendisine ücretsiz yurt önerildiğini söyleyen Çakırca, "Ailemizin maddi durumu iyi değildi. Ücretsiz yurt var dediler. Ben de ortaokulun ikinci döneminden itibaren bu yurtta kalmaya başladım" beyanında bulundu.


Yurtta, Fetullah Gülen’e ait kasetleri dinlediklerini aktaran Çakırca, "Yaz döneminde eve gitmiyor, yurtta kalmaya devam ediyordum. Fetullah Gülen’e ait kasetleri dinlediğimizi hatırlıyorum" dedi. Çakırca, 1986 yılında, Maltepe Askeri Lisesi sınavlarına hazırlandığını, öğrencilik yıllarında yurtta tanıştığı ‘mahrem imam’ın yardımıyla askeri okulu kazandığını belirterek, "Askeri okula hazırlanıyorduk. Sınav gününden önce ‘mahrem imam’ bize çok sayıda soru çözdürdü. Özellikle Türkçe sorularını çözdük" beyanında bulundu.


Askeri okula girerken aldığı sağlık raporunun sahte olduğu anlatan Çakırca, "Maltepe Askeri Lisesi’ne girmeden önce sağlık kontrolünden geçirildik. Yapılan kontrollerde göz kartlarının birçoğunu okuyamadım. Diş muayenesinde diş eti hastalığımın bulunduğu tetkik edildi. Muayene olmam gerektiği söylendi" itirafında bulunarak, ‘mahrem imam’ın kendisinin yerine farklı bir kişiyi muayeneye ettirdiğini ve geçerli sağlık raporu aldırdığını söyledi.


Savcılıktaki ifadesinin ardından, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Çakırca, çıkarıldığı 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde adli kontrol şartı ve yurt dışı çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı. Harp Okulu’ndan 1994 yılında mezun olduktan sonra, çeşitli illerdeki görevlerinin ardından, 2017 yılında iki haftalık Ordu görevinin ardından Trabzon’da İl Jandarma Komutan Yardımcısı olarak göreve başlayan Çakırca’nın, ‘Psikolojik Harp’ üzerine 4 sertifikasının bulunduğu bilgilerine ulaşıldı.

EĞİTİM DOSYASI : TAYYİP ERDOĞAN’IN SAHTE OLDUĞU İDDİA OLUNAN DİPLOMASI HK. CHP ESKİ ŞİŞLİ İLÇE BAŞKANININ ÜST YÖNETİME AÇIK MEKTUBU


MEKTUBU BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

CHP GENEL SEKRETERİ ESKİ TANIDIĞIM MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ’YE YOLLADIĞIM DOSYADIR. BEN ,""HİÇ"" DÖNEMDE 1994 DE ECEVİTİN ŞİŞLİ İLÇE BŞK.NI OLDUM. ŞİŞLİYİ İKTİDARA TAŞIDIK. SARIGÜL ADAY OLUNCA ONU VETO ETTİM. TAŞ DİKSEK %37ALIRIZ DEDİM. SARIGÜLLE %38ALDIK.DHKP-C İLÇEMİ BASTI KORUMA POLİSİMİ ŞEHİT ETTİ. İLK BİLİŞİMCİLERDENİM. TÜRK ABD İŞADAMLARI TABA FİNANS VAKFI ÜYESİ, USİAD KURUCU GENEL SEKRETERİYDİM. CHP 2015 MV ADAY ADAYIYDIM AMA ÖNSEÇİMDE KAYBETTİM.

DÜŞÜNCEMDE SAMİMİYİM.

SAYGILAR,

OĞUZ TOLGA