PSİKOLOJİK HARP DOSYASI : ÜNLÜ YAZAR OKTAN KELEŞ ATEİST SİTELERİNİN TEK ELDEN VE PSİKOLOJİK HARP İÇİN YÖNETİLDİĞİNİ İDDİA EDİYOR


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=wAGF-IkepXw&feature=youtu.be

OKTAN KELEŞ’İN TÜM KİTAPLARINI SATIN ALMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖCÜ YAYIN ORGANI MİT ÜZERİNDEN “PSİKOLOJİK HARP”İNE DEVAM EDİYOR /// İŞTE BUYRUN !!!


Gökhan Türkmen’in kaçırıldığı mahkeme kaydına girdi: Sanık firari değil kaçırıldı

KAYNAK : http://aktifhaber.com/gundem/gokhan-turkmenin-kacirildigi-mahkeme-kaydina-girdi-sanik-firari-degil-kacirildi-h129454.html

(VPN İLE ERİŞİLEBİLİNİYOR)

Şubat ayında kaçırılan beş kişiden biri olan Gökhan Türkmen’in firari olmadığı kaçırıldığı, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı 2017/452 sayılı dosya kaydına girdi.


Tarım Bakanlığı’na bağlı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nda (TKDK) memur olarak çalışan Gökhan Türkmen, 7 Şubat’ta kaçırıldı. Şubat ayında kaçırılan beş kişiden biri olan Gökhan Türkmen’in, geçtiğimiz Çarşamba günü (6 Mart) duruşması vardı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, Gökhan Türkmen’in avukatı tarafından verilen dilekçede, “sanığın kaçırıldığı firari olmadığı”nı belirten dilekçe verildi. Böylece Gökhan Türkmen’in kaçırıldığı Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi kayıtlarına da geçmiş oldu.

Dilekçede Türkmen’in kaçırılışıyla ilgili Emniyet ve Savcılığa şikayette bulunulduğu ancak hiçbir sonuç alınamadığı da belirtildi.

ŞUBAT AYINDA BEŞ KİŞİ KAÇIRILDI

Kaçırıldıktan sonra Milli İstihbarat Teşkilatı’na yasa dışı biçimde teslim edildiği düşünülen Hizmet Hareketi’yle ilişkili dosyalardan toplamda 25 kişi bulunuyor. Bunlardan son beş kişi Şubat ayında kaçırıldı.

Yasin Ugan, Özgür Kaya, Gökhan Türkmen, Salim Zeybek ve Erkan Irmak Şubat ayında kaçırılan isimler.

SALİM ZEYBEK: Bilgi Teknolojileri Kurumu’nda uzman olan Salim Zeybek eşiyle birlikte KHK’yla ihraç kamu personeli. Zeybek, 21 Şubat’da Edirne Havsa gişelerinde silahlı kişilerce kaçırıldı. Kendilerini “Edirne Polisi” olarak tanıtan kişiler iki çocuğu ve eşinin yanında Zeybek’i başka bir otomobile bindirerek götürdü. Ardından Salim Zeybek’in eşi ve çocukları kendilerini “devlet” olarak tanıtan kişilerce Edirne’den Ankara’daki evlerinin yakınına getirilerek bırakıldı. Salim Zeybek’ten ise haber alınamıyor. Devletin resmi gözaltı kayıtlarında görülmüyor.

VİDEO LİNK : https://youtu.be/A4DcSXBxGhA


YASİN UGAN VE ÖZGÜR KAYA: Yasin Ugan (43) ve Özgür Kaya (41) Ankara Altındağ Çamlık Mahallesi 1847’nci Sokak’ta bulundukları evden 13 Şubat 2019 günü saat 15:00 civarı sivil kıyafetli, otomatik tüfekli yaklaşık 40 kişi tarafından kaçırıldı. Ellerinde otomatik tüfekler bulunan 40 sivilin çevrede oturan halka kendilerini “sivil polis” olarak tanıttıkları belirtiliyor. Kuşatmadan bir süre sonra evde bulunan Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın başlarına siyah poşetler geçirilmiş biçimde evden çıkartılarak beyaz bir minibüse bindirildiği ifade ediliyor. Ugan ve Kaya’nın yaşadıkları Altındağ Çamlık Mahallesi 1847’nci Sokak’ta yapılan aramanın tutanak altına alındığı ve bu tutanağın sorgulama sırasında ev sahibine gösterildiği öğrenildi. Tutanakta bulunan dosya numarası ise; 2017/69394. Bu dosya numarasını savcılık da doğrularken, Ugan ve Kaya’nın gözaltında olmadığı belirtiliyor.

ERKAN IRMAK: 17 Şubat 2019’dan beri haber alınamayan Erkan Irmak, en son 16 Şubat gece saat 23.10 da ailesinin oturduğu evden çıktı. Eşi, Ümraniye İstiklal Mahallesi’ndeki evinin önünden kaçırılan öğretmen Erkan Irmak’ın önünün kesildiği ve zorla bir Siyah Transporter’a bindirildiğini belirtiyor. Yapılan başvurularda Erkan Irmak’ın resmi olarak gözaltında olmadığı belirtildi.

25 KİŞİ KAÇIRILDI

Hizmet Hareketi’yle ilgili açılan soruşturmalar kapsamında isimleri yargılamalarda geçen toplam 25 kişi 2016 Ocak ayından itibaren farklı aralıklarla kaçırıldı. Kaçırılan kişilerden bazıları ağır işkence görmüş biçimde aylar sonra Emniyet’e teslim edildi. Bazılarından ise aylar hatta yıllardır haber alınamıyor.

Sunay Elmas
Mustafa Özgür Gültekin
Hüseyin Kötüce
Turgut Çapan
Mesut Geçer
Önder Asan
Ayhan Oran
Mustafa Özben
Cemil Koçak
Murat Okumuş
Fatih Kılıç
Durmuş Ali Çetin
Cengiz Usta
Ümit Horzum
Hıdır Çelik
Enver Kılıç
Zabit Kişi
Orçun Şenyücel
Hasan Kala
Ahmet Ertürk
Yasin Ugan
Özgür Kaya
Gökhan Türkmen
Salim Zeybek
Erkan Irmak

CEVHERİ GÜVEN BOLD MEDYA

PSİKOLOJİK HARP DOSYASI : PKK, SOSYAL MEDYA’DA SAHTE HESAP AÇIP CİNAYET PROPAGANDASI İLE PSİKOLOJİK HARP YAPIYOR


Etnik cinayet yalanının talimatı Kandil’den

Sakarya‘da işlenen bir cinayet üzerinden sosyal medyada ‘Kürt-Türk çatışması’ algısı oluşturuldu. İstihbarat birimleri, şüpheli hesaplar ve IP adresleri üzerinde inceleme yaptı. PKK’nın Kandil’deki elebaşlarının, yandaşlarına sahte hesaplar açtırarak kirli tezgâhı ortaya koyduğu tespit edildi

Sakarya’nın Hendek ilçesinde, birçok adi suçtan sabıkası bulunan H.U. (51), 16 Aralık’ta, alkol aldıktan sonra gittiği kahvehanenin önünde Kadir Sakçı ve oğlu Burhan Sakçı’ya tabancayla ateş etti. Yaralanan baba-oğuldan Kadir Sakçı, kaldırıldığı hastanede öldü, oğul Burhan Sakçı ağır yaralandı.

Olaydan sonra kaçan ve Bursa’da yakalanan zanlı tutuklandı. Sosyal medyada, ise zanlının Kürtçe konuşan babaoğula "Kürt müsünüz, Suriyeli mi?" diye sorduğu, "Evet Kürt’üz" yanıtını alması üzerine de "Zaten sizi sevmiyorum" diyerek ateş ettiği şeklinde paylaşımlar yapıldı. Bu paylaşımları yapan şüpheli hesapları incelemeye alan istihbarat birimleri, IP adresleri ve paylaşıp beğenenlerin hesapları üzerinde Bilişim Suçları Daire Başkanlığı aracılığıyla hassas bir çalışma yaptı. Ardından da kimlikleri ve bulundukları kentler belirlenen şüphelilere operasyon düzenlendi.

DERNEK VE VAKIFLAR ÜZERİNDEN…
İncelemeyi derinleştiren istihbarat birimleri, Kandil’deki PKK elebaşlarının bir süre önce, Türkiye’de bir Kürt-Türk çatışması oluşması için, yandaşlarına sosyal paylaşım sitelerinde sahte hesaplar açtırarak "Kürt kökenli vatandaşlara kötü muamele yapılıyor" algısının oluşturulması talimatını yolladığını tespit etti. Örgüt yönetiminin Türkiye’de örgüt yandaşlarınca kurulan sözde eğitim, gençlik, kültür, kadın, çocuk ve öğrenci temalı organizasyon görüntüsündeki dernek ve vakıflar aracılığıyla tezgahladığı ortaya çıktı. Kadir Sakçı’nın ağabeyi Fahrettin Sakçı, Hastanede yeğenim, kendilerine sarhoş bir kişinin silahla ateş ettiğini anlattı. Olay etnik nedenlerden kaynaklıymış gibi aktarıldı. Ancak bu gerçeği yansıtmıyor. Burada 30 senedir Türk-Kürt davası yaşamadık. Bu gibi şeyleri millet, Türkçülük-Kürtçülük malzemesi yapmasın. Buraya taziyeye gelenlerin yarısı Kürt ise yarısı da Türk’tür" demişti.

CUMHURİYET ALET OLDU
PKK’nın yayın organı Mezopotamya ajansının "İstanbul’da bir hamamda Kürtçe konuştum diye tellak beni sert keseledi" diyen bir kişiyle yaptığı sahte röportaj, Cumhuriyet gazetesinin internet sitesinde de yayımlandı. Böylece Sakarya’da işlenen cinayet üzerinden Kandil’in talimatıyla yürütülen algı operasyonu, PKK’nın yayın organlarınca üretilen sahte haberlerle devam ettirildi. Cumhuriyet de bu algı operasyonuna alet oldu.

PKK’nın sosyal medyadaki algı operasyonuna Kandil’de terör örgütü mensuplarıyla fotoğrafları bulunan türkücü Ferhat Tunç da katıldı.

PSİKOLOJİK HARP DOSYASI /// Bir Psikolojik Harp Uzmanı : Osman Sınav


Bir Psikolojik Harp Uzmanı : Osman Sınav

EMRAH ÇETİN, Eleştirel Kültür Dergisinin Mart 2011 sayısında, Ünlü yönetmen Osman Sınavlı Psikolojik Harp Uzmanına benzeterek önemli değerlendirmelerde bulunuyor…

Osman Sınav, birçoğumuzun 90’ların ortasından hatırladığı Süper Baba dizisinin yönetmeni olarak tanıdığı bir isim. Süper Baba, sıradan ve sıcak bir mahallede insanların dertlerinin, eğlencelerinin anlatıldığı bir dizi olarak kalmıştı benim aklımda. Fakat Osman Sınav’ın bugüne kadarki filmografisine baktığımızda Süper Baba’yı çektiği günlerde kendini tam olarak ifade etmediğini ya da ifade etmekten kaçındığını görürüz. Muhtemelen Osman Sınav o günlerde kendini yeteri kadar güçlü bulmadığından naif mahalle dizilerini yönetmekle yetiniyordu. Bilirsiniz bir milliyetçi-muhafazakar klişesi vardır. Buna göre, sanat ve medya ortamına solcular hakimdir. Eğer solcu değilseniz iş yaptırmazlar size. Osman Sınav da bu klişeyi bugün çıktığı jölesiyle ünlü Yiğit Bulut’un programında tekrar ediyor. Osman Sınav, 1980 öncesi faşist kadrolarından fakat bugünkü durumu Star Gazetesi’nde Murat Menteş’e verdiği röportajda şöyle tarif ediyor: “Net konuşalım. Bana şimdi nazikçe şunu soruyorsunuz: ‘Faşist misin?’ Hepimiz gençlikte bazı ideolojik kamplarda bulunduk. Fakat Cemil Meriç der ki ‘İzm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.’ Kültürle, bilgiyle, sanatla bağımız kuvvetlendikçe, ideolojilerin kalıplarından sıyrılırız. Ben deli gömleğini çıkaralı 30 sene oluyor.” Cemil Meriç’ in bu sözünün tam olarak “izm” in ta kendisi olduğu konusuna hiç girmeyelim, ayrı bir yazının ve tartışmanın konusu. Biz Osman Sınav filmlerinin ve dizilerinin dikkat çekici ortak paydalarına bir göz atalım.

Deli Yürek, dikkat çekici Osman Sınav yapımlarından biri. Hikaye Güneydoğu’da askerliğini yapmış bir gencin evine dönmesi ve kazara askerleri öldürmeye çalışan PKK militanlarını “etkisiz” hale getirmesiyle başlıyor. Askerden döndükten sonra araba tamirciliği yapan Yusuf Miroğlu, kazara içine düştüğü ve kahramanca savuşturduğu PKK eyleminden sonra mafya üyelerinin dikkatini çeker, onlarla çatışarak hızla yükselir. Deli Yürek’te Osman Sınav, Süper Baba kadar ürkek değilse de henüz tam anlamıyla gerçek yüzünü göstermez. Yusuf Miroğlu her tavrıyla ideal bir ülkücü genci çağrıştırırken, yatağının başında Yılmaz Güney posteri asılı durmaktadır. Bu dizinin Osman Sınav’ın diğer yapımlarıyla bir ortak paydası da saf türk bilge karakteridir. Bu dizide bu karakter Denizlili Kuşçu olarak çizilir. Daha sonra Deli Yürek’in sinema filmi olan “Deli Yürek Bumerang Cehennemi” gelir. Yusuf Miroğlu asker arkadaşı olan bir Diyarbakırlının düğününe Diyarbakır’a gider. Gaffar Okkan cinayetinin sırrını çözmüş asker arkadaşı, düğününde suikast sonucu öldürülür ve Miroğlu kendini olayların içinde bulur. Filmin dikkat çekici diyaloğu Miroğlu’nun eski komutanından gelir: “Dağda her öldürdüğümüz teröristin boynundan haçlı kolyeler topluyorduk.” Yani aslında Güneydoğu’da sorun filan yoktur, sorunu emperyalist batılılar yoktan var etmiştir. Miroğlu batılı ajanların başını öldürür ve arkadaşının intikamını alır.

Deli Yürek’ten sonra Osman Sınav kısa bir süre sıcak mahalle dizisi modeline dönüş yapar ve Ekmek Teknesi’ni çeker. 2000’lerin başlarında, Kuzguncuk’ta geçen ve sıradan insanların hikayelerinin anlatıldığı bu diziyle aslında o dönem yaygınlaşan Amerikan tarzı sitcomlara tepki vermektedir Sınav. 2005’te ise Acı Hayat ile arz-ı endam eder. 60’lardan 80’lere kadar üç kere çekilmiş bir Türk filmini alır ve Türk-İslam senteziyle harmanlar. Zengin ve batılı Kervancıoğlu Ailesi’nin oğlu, yoksul çocuğun (Mehmet Kosovalı) sevgilisini kandırıp “kirletir”. Dizide soyadıyla çağırılan Kosovalı, zengin ailenin kızını kendine aşık eder ve onlardan intikamını alır. Bu arada zengin ailenin taşeronu Kürt mafya ve Kosovalı’nın kahraman arkadaşı Şamil dikkat çekicidir. İsimler üzerinden yapılan göndermeler de yerine ulaşmaktadır. Acı Hayat’tan sonra Sınav’ın yapımcısı ve yönetmeni olduğu “Pars: Kiraz Operasyonu” ve “Pars: Narkoterör” film ve dizileri gelir. Bu iki yapımın ana fikri; “Kürtler uyuşturucu satıyor, yoksul ve inançlı kahraman Türk polisleri (Çerkes Şamil esas oğlan) canları pahasına bu sorunla mücadele ediyor” olarak özetlenebilir. “İyi Kürt” klişesi unutulmamıştır tabii ki… Bu iki yapım arasına da bir de “Pusat” sıkışmış ki, o da boks aleminde Kürt mafyasıyla mücadele eden kahraman bir Sivaslı boksör… Bu dizide de yapmacık Orta Anadolu şivesi göze batıyor.

Yakın zamana geldiğimizde ise Osman Sınav’ın iki ayrı organik AKP kanalına dizi çektiğini görüyoruz. Bunlardan birincisi ATV’ye “Kılıç Günü” (bitti), diğeri ise TRT’ ye “Sakarya Fırat”.

Kılıç Günü dizisinde Uzan Ailesi’ne benzettiğim Balkan göçmeni bir aile kötü zenginleri canlandırıyor. Evleri firavunun sarayı olarak tasvir edilirken, ailenin çocuklarından birinin eşcinsel olması sıkça vurgulanıyor. Osman Sınav için sıra Kürtlerden sonra eşcinsellere de geliyor. İyi tarafta ise yine gözünü budaktan sakınmayan dindar Türk gençleri var. Osman Sınav’ın her Müslüman Türkü yoksul ve ahlaklı tasvir etmesiyle aklımıza MÜSİAD’ın ne olduğu sorusu gelmiyor değil. Belki de Osman Sınav MÜSİAD’ı kısa mesaj ile okul yaptıran bir hayırseverler derneği sanıyordur.

TRT’deki Sakarya Fırat ile de yine Kürt sorununa dönüyor ve yine bildik klişelerle karşı karşıya bırakıyor bizi Sınav. Asıl ilginç olan ise Kürt açılımı zamanlarında bu dizinin TRT’de yayınlanması. Bir yandan Ermenilerle görüşürken bir yandan da tehcir kararnamesini hazırlayan İttihatçıların politikası gibi AKP de Osman Sınav ile “evet”çi ülkücülere oynuyor. Ya da Kürt açılımı yapıyoruz diyip KCK’ye operasyon düzenlenmesine de benzetebiliriz bu hikayeyi…

Sonuç olarak; Osman Sınav, Adorno’nun şu sözünü hatırlatıyor, “Yarım anlaşılmış veya yarım öğrenilmiş olan, eğitimin ön basamağı değil onun can düşmanıdır.” Osman Sınav’ın bütün yapıtlarında yarım anti emperyalizm, yarım kapitalizm karşıtlığı sistematikleştirilmiş durumda ve öğrenilmiş cehaletin yeniden üretilmesinde dikkat çekici şekilde ön sıralarda koşuyor.

EMRAH ÇETİN

ELEŞTİREL KÜLTÜR

MART 2011

Kaynak: Bir Psikolojik Harp Uzmanı: Osman Sınav

PSİKOLOJİK HARP DOSYASI : Psikolojik Savaşın İçeriği , Tarihçesi Ve Psikolojik Harp Çeşitleri


Psikolojik Savaşın İçeriği , Tarihçesi Ve Psikolojik Harp Çeşitleri

Evrensel olarak bilinen savaş tanımlamaları, günümüzde büyük bir değişikliğe uğrayarak yine kendi muhteviyatında bulunan düşmanı psikolojik olarak etkilemek sureti ile zaferi kazanma yöntemi olan psikolojik harekât ile ayrı bir önem kazanmıştır. Bu tezimizin genel amacı kapsamında yapılması gereken ilk is hiç kuskusuz kavramın anlamsal çerçevesinin çizilmesidir. Bu bağlamda da öncelikle tezin ana omurgasını oluşturan “Psikolojik Harekât” kavramının herkesçe paylaşılabilir bir biçimde tanımlanmasıdır. Psikolojik Harekâtın tanımını yapmadan önce ise, psikolojinin tanımını yapmak gereklidir. Psikoloji, en temel anlatım sekli ile “ Bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünüdür ”. İnsan zihni anlaşılabildiğinde, bedenlerin edimsel ve tepkisel tüm özellikleri de açıklaştırılabilir. Bu açıklaştırma anlaşılabilmeyi ve dolayısıyla, bu süreçlerin nörobiyolojik olarak taklit edilmesi esasına bağlı olarak kontrol edilebilmesi olanağını da beraberinde getirir.İnsan zihninin, algılar konusundaki tutumu da göz önüne alındığında ortaya söyle bir sonuç çıkar: Algıyı kontrol etmek, zihni kontrol etmenin ilk adımıdır . Psikolojik harekâtın psikolojiyi kullanımı ise hem insan psikolojisine hem de toplum psikolojisine işleyiş ve etki etme açılarından nüfuz gücünü kullanması ile olmaktadır.

Ancak, psikolojik harekât kavramının ne olduğu, nasıl anlaşılması ya da tanımlanması gerektiği konusunda kesin bir tanımına rastlamanın mümkün olmadığı, arastırmacılar arasında da tam bir uzlaşı sağlanamamış olduğu gözlemlenmektedir. Bu farklılık, hatta kavram kargaşası da diyebileceğimiz ayrılığın baslıca iki sebebi vardır . Bunlardan birincisi; Psikolojik harekat kavramı çok geniş alanlarda kullanılan yaygın bir terimdir. Her bilim dalı kendi ilgi sahasına giren kısmı ile ilgili anlatımlar geliştirmistir. Dolayısı ile kavramlar birbiri ile çelişkilidir. İkincisi ve en önemlisi ise; bu faaliyetin insan beynine hitap etmesi ve insan beyninde tutum ve davranış değişikliği yaratmayı hedef alması zorunluluğundan alenen yapılması imkânsız olmasıdır.Psikolojik harekât ve savasın uzmanlar tarafından tanımlanması farklı şekillerde ele alınmıştır. Psikolojik harekât, nihai zaferlerin elde edilmesini destekleyecek şekilde düşman, tarafsız dost ve toplulukların düşünceleri, hayat görüşleri, hissiyat ve faaliyetlerine tesir etmek için propaganda ve ilgili tedbirlerin planlı bir şekilde kullanılması , olarak tanımlanırken, psikolojik savaş, hem savaşta hem barışta, insanların duygu, düşünce ve davranışlarını değiştirmek maksadıyla bilginin kullanılması olarak tanımlanmıştır . Psikolojik harekât, örgütlü, amacı sadece gerçek kisiler olan, mal ve cana yönelik şiddetten öte, ortaya çıkardığı korku psikozuyla propaganda ve kışkırtma yöntemlerini kullanarak zihinlerde, duygularda ve davranışlarda etki yapmaya yönelik metodik (bilimsel), sistematik (teknik) faaliyetler olarak da tanımlanmaktadır.

Psikolojik harekât ve psikolojik savaş terimleri birbirlerinin yerine kullanılmaktadır. Oysa aralarında anlamsal açıdan benzerlik olduğu kadar ince ayrıntılar da söz konusudur. Psikolojik savaş, uygulama alanı olarak psikolojik harekâtı kapsamaktadır. Psikolojik harekât, ulusal hedeflerin gerçekleştirilmesi için, ulusal güç unsurlarından biriyle yürütülen faaliyetler iken psikolojik savaş ulusal güç unsurlarının tümüyle yürütülmektedir . Değişen dünya dengeleri ve uluslararası ilişkilerdeki kutuplaşmalar neticesinde sıcak savaşların yerine soğuk savaş metotları almakta ve bu kapsamda uygulandığı hedefi yok etmeyi veya etkisini azaltmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Düşük yoğunluklu savaş da (Low Indensity Confilict) Soğuk Savasın en önemli silahı psikolojik harekâttır. Ünlü düşünür Gustave Le Bon’da günümüzde uygulanan psikolojik faaliyetlerin önemini belirtirken çarpıcı su sözleri dile getirmiştir:

“Kullanılması bilinirse psikolojinin tersanelerinde dünyanın en kudretli toplarından daha etkili silahlar vardır “.

Tarhan’a göre General Eisenhower, II. Dünya Savaşı’ndan sonra, “Askeri bilimlerde yasadığımız en büyük değişim, psikolojik savasın belirli ve tesirli bir silah olarak gelişmesidir. ” demiş ve savaş öncesi ocak bası sohbetleri düzenleyerek Amerikan toplumunu savaşa zihinsel olarak hazırlamıştır.

Psikolojik savasın en etkin olarak kullanıldığı yerlerin basında istihbarat birimleri gelmektedir. Tarihin derinliklerinden beri devam eden savaşlarda kendi çıkarları için sürekli savaslara giren devletlerin, istihbarat üniteleri tarafından sürekli olarak espiyonaj (ajanlık) faaliyetlerine başvurması bilinen bir gerçektir. Bir yerde veya ülkede amacı karışıklık çıkarmak, isyana teşvik etmek, menfaatleri çatışan iki grubu birbirine karsı kışkırtmak olan istihbarat servislerinin kullanacağı en önemli silah; zannedildiği gibi fiziki anlamdaki silah değildir. İşte burada insanların beyin hücrelerine girilerek onlar için özel çalışmalar yapılmaktadır. Bir grubu sözde destekliyormuşçasına destek verir görüntüsü altında onu taieron olarak kullanarak kendi hedeflerine yönelik eylem gerçeklestirmesidir. Bu bazen bir ideolojiyi temsil eden kisinin ortadan kaldırılarak karsı gruba kışkırtıcı eylem seklinde olurken bazen de etki ajanları kullanılarak üzere amaca yönelik psikolojik savaş çalışmaların yapılması seklindedir.

‘Psikolojik Savaş İstihbaratı’ ise Oğuz Kalelioğlu’nun yapmış olduğu tanıma göre; “ Bir devletin diğer devlet üzerinde milli menfaatlerini gerçekleştirmek üzere uyguladığı psikolojik harpte kullanacağı her alandaki (siyasi, askeri, ekonomik, sosyal, ideolojik, teknolojik vd.) zafiyetlerin ve hassasiyetlerin sistematik tarzda tespiti, tasnifi, yorumlanması ve istihbarat haline getirilmesidir.” Psikolojik savaş istihbaratının amacı düşmanın/ rakibin/ dostun bütün toplumsal özelliklerine nüfuz ederek, onun bütün güçlü ve güçsüz yanlarını anlamaktır. Hedef unsurun stratejik zekâsını ve toplumsal psikolojisini çözecek şekilde analiz edilmesi gerekmektedir. Başarılı bir psikolojik istihbarat için başarılı stratejik, politik ve sosyolojik istihbarat şarttır. Psikolojik savasın başarılı olabilmesi için psikolojik operasyon noktalarının bir başka ifade ile psikolojik siklet merkezlerinin çok iyi belirlenerek baskının psikolojik savaşta ‘Etki Merkezli Operasyon’ diye adlandırılan uygulamalarla bu merkezler üzerinde uygulanması başarı sansını artıracaktır . Savaş sanatı isimli kitabında günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce Sun Tzu Türk devletlerinin parçalanması sürecindeki psikolojik savaş yöntemlerini “Harp Sanatı” adlı eserinde söyle açıklamıştır; “Hasım ülkelerde iyi olan şeyleri gözden düşürünüz. Hasım ülkelerin hakanlarının başarılarını küçük göstererek şöhretlerine gölge düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız. Adi ve aşağılık kişilerin işbirliğinden yararlanınız. Düşman halkın kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayınız. Hasmınızın geleneklerini gülünç hale getiriniz”.

Psikolojik harbin, plansız ve teskilatsız olarak tarihte ilk uygulamasını yapan Çinli komutan Sun Tzu ayrıca “Hasmı güç harcamaya sevk ederken kendi gücünü korumayı bilmek gerekir” diyerek iç savas çıkarmanın önemine de değinmistir. Çinliler Hun, Göktürk ve Moğol İmparatorluklarını parçalarken iç kavgaları çok iyi kullanmıslardır. Yine Moğol Orduları da savas alanına gelmeden önce çevrede kendilerinin çok büyük bir ordu kurduklarını, karsı taraftan daha güçlü olduklarını, ortalığı yakıp yıkacaklarını propaganda ederek düsmanı psikolojik olarak çökertmeye
çalışmışlardır . Yine aynı şekilde Osmanlı’da, Kanuni döneminde Batıya yapılan seferlerde Martolos’lardan geniş ölçüde yararlanılmış ve daha çok haber alma islerinde görevlendirilmişlerdir. Martolos’lar gayrimüslim olup Osmanlı Devleti için hudut, kale askeri, akıncı ve haberci olarak görev yapmaktaydılar. Martolosların görevlerinden biri de, Osmanlılar ile savaşmayı göze alan devletin halkı arasına karışarak, onlara Osmanlıların gücünü ve üstünlüğünü anlatarak morallerini bozmak ve genel güvenliği sarsmaktı.Yani düsman topluluk üzerinde psikolojik harekat yürütme görevleri vardı.

Mao Ce Tung tarafından yapılan ” Savaş, kanlı bir politika, politika ise kansız bir savaştır.” tanımlaması, hükmetme arzusunun ve hayatta kalma mücadelesinin değişmez ve sınır tanımayan akıl oyunları ile birlikte sahnelendiği insanlık tarihinde, savaştan galip ayrılmanın tek yolunun beyinlere hükmetmekte olduğunun altını çizmektedir. Psikolojik olarak yenilgiye uğratılan ve kazanamayacağı düşüncesi içinden çıkılamayacak şekilde zihinlerine kazınan toplumlar için mücadele; başlamadan yenilgiyi kabul etmenin en basit anlatım şeklidir. Birey olarak toplumu oluşturan unsurlardan her biri bir diğerinden farklı kişisel, sosyal, ırksal, ideolojik, tarihi ve kültürel özelliklere sahip olabilmektedir. İşte psikolojik harekâtın devreye girmesi bu noktada olup, vatan ve millet olgusunu baki kılan asli unsurlara yönelik tehditlerin oluşması, toplumsal zafiyetlerin kullanılması ve farklılıkların ön plana çıkarılması suretiyle yapılmaktadır.

İnsanlık tarihi tasnif edildiğinde kölelik, isçilik ve özgürlük dönemleri karsımıza çıkar. Özgürlük döneminde güç odakları, denetimi ellerinde tutabilmek için, baskı, tehdit ve korkutma yöntemleri yerine, daha çok propagandayı kullanmaya baslamıslardır. Günümüzde hâkimiyet, silah ve kol gücünden çıkarak bilgi ve teknolojinin eline geçmiş, ona sahip olup en etkin şekilde kullananlar mutlak gücün sahibi olmuslardır. Geleceğin savasları da artık kursun ile değil bilgi kullanılarak yapılacak ve savasın galibini ise teknoloji belirleyecektir .

Psikolojik Savaşın Amaçları

Psikolojik harekâtın genel amacı dost, tarafsız veya düşman kitleler üzerinde, milli amaçlara ulaşılmasını desteklemeye yönelik duygu, düşünce ve davranışların uygulayıcıların yanında yer alacak şekilde oluşmasını sağlamak, taraftar toplamak, rakibin mücadele gücünü ve azmini zayıflatmak, savaş döneminde askeri hedeflerin elde edilmesini destekleyerek kolaylaştırmak, barış döneminde ise caydırıcılık taktiklerinin hayata geçirilmesini sağlamaktır. Uygulandığı kitleye göre farklılık gösterse de, eğer hedef karsı bir ülke ise bu durumda sıcak savaş ve her türlü silahlı mücadele ile düşmanın teşhis ve tespitinin yapılarak kitlenin savaşma azmini, davalarındaki haksızlıkları aşılanarak azimlerini kırmak ve yıpratmak için kullanılmaktadır .

Bu bağlamda psikolojik savasın biri stratejik diğeri de taktiksel olmak üzere iki farklı amacından söz edilebilir. Asağıda bu amaçlar tek tek ele alınıp irdelenmeye çalısılmaktadır.

Psikolojik Savasın Stratejik Amaçları

Bilginin en büyük güç olarak kullanılacağı geleceğin savaşlarında, psikolojik savasın amaçları daha büyük önem taşır. Bu savaşın stratejik amaçlarını kavramanın çok önemli olduğunu bilmeliyiz:

1- Düsmanın siyasî, ekonomik, sosyal ve moral bakımından zayıflığı istismar edilerek onun savas gücünü zayıflatmak.

2- Kurtarılan bölgeleri teşkilatlandırıp kontrolü kolaylaştırmak.

3- Düşmanın yenilgisini sağlamak için, düsünce, heyecan, eğilim ve davranıslar üzerine ısrarlı etkiler yaparak; direnis ve savas azmini kırmak, morali bozarak manevi çöküntüye uğratmak ve korku duygusu uyandırarak cesaretlerini kırmak .

Psikolojik Savasın Taktik Amaçları

Genelde psikolojik savasın bes ayrı taktik hedefinden söz edilmektedir. Bunlar:

1- Toplumda itaat duygusunu arttırmak,

2- Uluslararası kamuoyunu yanıltmak,

3- Halk ile yönetimin arasını açmak,

4- Komutanları yanıltmak

5- Kültür değisimini sağlamaktır.

Bu hedeflerin her birinin ne anlama geldiği sorusu, asağıdakilerden hareketle kısaca cevaplandırılamaya çalısılacaktır.

1- Toplumda itaat duygusunu arttırmak, psikolojik savası millete, halka yönelterek toplumda itaat duygusunu arttırarak ve korku duygusunu uyandırarak doğabilecek tepkileri önlemek amaçlanır. Barıs sartlarında düsman hedeflerine yöneltilen psikolojik savasa “soğuk savas” denilir. Nitekim yasanan soğuk savaslarla Rus toplumu, Batı değerlerine karsı sempati duymaya basladı. Kendine olan güveni azaldı. Çernobil gibi olaylar abartılmak suretiyle kamuoyunun sisteme olan bağlılığı zayıflatıldı. Soğuk savas; yoğun film, radyo ve diğer basının yaptığı propaganda etkisi Sovyetler toplumunda amacına ulasmıs oldu. Bu, silaha basvurmadan kazanılan bir savastı.

2- Uluslararası kamuoyuna yöneltilen psikolojik savaş: Yunanistan’ın Türkiye’ye uyguladığı, ABD’nin de İran ve Sudan’a uyguladığı bir yöntemdir bu. Hedef olarak seçilen ülke, ekonomik ve politik olarak yalnızlığa itilir.

3- Halk ile yönetimin arasını açarak güvensizlik olusturmak. Burada çatısma çıkarmak hedeflenir. 2002 yılında Irak toplumu yönetime karsı tepkilendirilmeye uğrasıldığı halde, bundan sonuç alınamamıstır. Saddam’ın Irak halkı üzerinde olusturduğu kontrolün dinamiği, arastırılması gereken önemli bir konudur.

4- Komutanları yanıltmak, savasta komuta katının yanlıs karar vermesini sağlamak isidir. Yanlıs bilgilendirilmis komuta kademesi elindeki veriler sebebiyle yanlıs karar verecektir.

5- Kültür ihracı yoluyla yapılan psikolojik savasın örneğini bugün bütün dünya yasıyor. Birçok kültürler yok olmak üzereyken Amerika kültürü dünyada tek kültür olma yolunda. Hollywood yapımı filmler, blucin, kola ve fast foodlarda insanların yüzyıllara dayanan kültürel dokuları, yasama biçimleri ve damak zevkleri değistirilmeye çalısılıyor. Fransa ve İtalya bu durumun farkında olan ülkeler olarak İngilizce’yi günlük yasamda kullanmıyor, kendi mutfak, sanat ve dillerini böyle koruyabiliyorlar.

Psikolojik Savaşın Özellikleri

Psikolojik savasın en doğal özelliği “ Çok Gizli “ bir faaliyet olmasıdır. Çok gizlidir çünkü insan karakteri kendisine dısarıdan dikte ettirilen doğruları değil, kendi kültürü çerçevesinde algılayacağı doğruları seçer ve dısarıdan yönlendirilen zorlama fikirleri asla kabul etmez. Sonunda doğal olarak yönlendirilen fikre karsı savunmaya geçer ve bunu siddetle reddeder, iste gizlilik bu yüzden onun temel özelliğidir. Ayrıca sonuçlarını tam anlamı ile tespit etmek mümkün değildir veya sonuçlara bakılarak olayın bir psikolojik saldırı sonucu mu yoksa doğal bir davranıs sonucu mu meydana geldiğini tespit edebilmek her zaman mümkün değildir. Sadece savas zamanlarında değil, barıs dönemlerinde de etkinliğini göstermektedir. Sadece düsman tarafına değil, dost birliklere, tarafsız ve yabancı toplumlara da uygulanan ve birbiri ile koordineli yürütülen bir seri beyinleri etkileme faaliyeti seklinde kullanılmaktadır. En etkin uygulama vasıtası ise “propaganda”dır .
Psikolojik savas ile verilmek istenen mesajların her seyden önce inanılır olması gerekmektedir. Çünkü yalan ve yanlıs faaliyetin ortaya çıkması durumunda silah kendilerine daha etkin bir sekilde döner ve zafer kutlamalarına hazırlanılırken bir anda matem havasına büründürebilir .

Psikolojik harbin genel özelliklerini su sekilde sıralayabiliriz :

1- Psikolojik harbin belli bir cephesi yoktur. Bu savas barısta da devam eder ve bu yüzden her yer bir cephedir. Sokaklar, kahvehaneler, sinemalar, hatta evlerin içi bile birer cephedir. Yani düsman her yerde ve her zaman mevcuttur.

2- Psikolojik harpte düsman ayrı dilden konusmaz, bizim öz dilimizi kullanır. Bu nedenle düsmanın tanımlaması çok güç olabilir. Bu yüzden çok uyanık bulunmak, kendi öz çıkarlarımızdan önce ulusun ve vatanın çıkarlarını düsünmek gerekir.

3- Psikolojik harbin belli bir zamanı yoktur. Psikolojik harp barısta, savasta, savastan sonra her zaman ve her yerde devam eder.

4- Psikolojik harp gözle görülmeyen, elle tutulmayan malzeme ile yapılır. Bu malzeme sözler ve fikirlerdir. Yani psikolojik harbin silahı geliyorum demez. O ancak uyanık olanlar tarafından anlasılabilir ve hissedilebilir.

5- Psikolojik harpte askerler üniforma giymezler, onlar bir toplumun içinde, hatta en yakınında bile olabilirler. Dost sözlü, güler yüzlü davranıslarla insanları kendi ulusuna ve vatanına bilmeden kötülük yapmaya sevk edebilirler. Ayrıca psikolojik harbin verdiği zayiat, yaptığı zararlar gözle görülemez, hemen fark edilemez. Bu yüzden gerekli önlemlerin alınma zamanı geçebilir.

Psikolojik Savaşın Uygulama Alanları

Genelde psikolojik savasın uygulama alanına göre dört farklı biçiminden bahsedilmektedir. Bunlar sırası ile; Stratejik Amaçlı Psikolojik Savas, Taktik Psikolojik Savas, Takviye Edici Psikolojik Savas ve Provokasyon Tipi Psikolojik Savastır.

Stratejik Amaçlı Psikolojik Savas

Savas ve barısta milli seviyedeki hedefleri desteklemek amacıyla Milli Güvenlik Politikası çerçevesinde Milli Güvenlik Kurulu tarafından tespit edilen ve devletin diğer güvenlik ve ilgili birimleri tarafından kurulan koordine ve milli bir sorumluluk gerektiren faaliyetlerdir . Dost, düsman bütün topluluklara yöneltilir. Savas hatlarının gerisi öncelikle planlanır. Beyaz propaganda tercih edilir. Haberler doğru çıktıkça inandırıcılık artar. Halk inanmadığı radyoyu dinlemez, inanmadığı gazeteyi okumaz, okusa da bilgilerini süphe ile karsılar.

Taktik Psikolojik Savaş

Stratejik planın, belirli alanlarda uygulanmasıdır. Planlar en iyi hareket tarzını olusturmak için yapılır. Kâr-zarar analizleri yapılarak belirli bir hedef belirlenir, bu hedefe Kore’deki bir olay örnek olarak verilebilir. Sarp bir tepeye sığınan ve direnen düsman askerlerine mermilerle kâğıt gönderip, hoparlörlerle ses duyurup savasa yarım saat ara verildi. Teslim olan bir asker memnun sekilde geri gönderildi. Bundan sonra ikna olan Korelilerin teslim olmaya baslamasıyla tepe alındı. Barısta yapılan taktik psikolojik faaliyete Batı Çalısma Grubu (BÇG) örnek olarak gösterilebilir. Elde bulunan veriler, yapılan brifinglerle yargıya, ülke yöneticilerine ve akredite olan gazetecilere anlatıldı. Askerî suraya, silahlı kuvvetlerde örgütlendiği söylenen irticai faaliyet listeleri sunuldu. Daha sonra bu verilerin, sahte istihbarat raporlarından olustuğu anlasıldı, fakat öngörülen siyasî hedefe ulasılmıstı .

Takviye Edici Psikolojik Savaş

Savaş sonrasında halkı rahatlatıcı ve güven verici telkinleri içeren, ayaklanmayı önleyerek itaati sağlayan psikolojik bir savaştır. Barışta yapılan takviye edici psikolojik faaliyetler kapsamında 1940’lı yılların Türkiye’sinde de görebiliriz. Savaşa girmemiş olan Türkiye’de, gücü elinde bulunduranlar Türkiye’yi savaşa sokmamak gibi büyük bir işi başarmıslardı. Fakat bu süre zarfında halka çok kötü muameleler yapıldı, ikinci sınıf insan uygulaması ile halk horlandı. Poturlu ve çarıklı olan insanlar, dönemin Ankara valisi Nevzat Tandoğan tarafından bu sehre sokulmuyordu. Saz çalmak bile yasaktı, inançları yasamak ve öğretmek baskı altındaydı. Plajlara bile halkın girmesi yasaktı. Baskı o kadar ileri seviyedeydi ki, plaj serbestliğinin uygulandığı günlerde halk plajlara hücum ediyordu. Ertesi günün gazete mansetleri “Halk geldi, vatandaş açıkta kaldı” seklinde atılıyordu. 1950 yılında yapılan serbest seçimlerde Demokrat Parti, baskı gruplarına sürpriz gelecek şekilde çoğunluğu sağlıyordu .

Bazı DTP milletvekillerinin televizyonlarda seyredip gazetelerde okuduğumuz, ve maalesef PKK terör örgütünün tam olarak paralelindeki ve onun amaçlarını destekleyen, Diyarbakır belediye baskanının da “Dilimizi tanıdılar, toprağımızı da tanıyacaklar” ifadeleri ve açıklamaları, devletimizin terörle mücadeleden sorumlu tüm unsurlarının moralini ve terör örgütü ile mücadeledeki azim ve iradesini zayıflatmayı, Kürtçülüğe destek vermeyi amaçlayan tutum ve davranısları ise, PKK terör örgütünün stratejik psikolojik harekâtını destekleyen Takviye Edici Psikolojik Harekâta güzel bir örnektir .

Provokasyon Tipi Psikolojik Savaş

Saldırı türünde bir psikolojik savas yöntemidir. Önceden planlanmadan, genellikle “ani görevler” ieklinde ortaya çıkar. Miting, gösteri ve cenaze törenlerinde topluluğun içerisine sızarak, inandırıcı birkaç kelime ile orada bulunanların hassasiyetlerini tahrik edecek söylemlerde bulunur, gerginliği arttırır ve öfkeyi ateşler. Bunu yaparken kullandığı silah, yalan bilgidir . Güneydoğu Anadolu bölgesinde; PKK terör örgütü ve yandaşlarınca planlanan gösterilerde, terör örgütü mensuplarının; çocukların ve kadınların ellerine taş ve sopa vererek güvenlik güçlerine atmalarını ve direnmelerini sağlamak, zaman zaman göstericilerin başlarına bazı milletvekillerini de koyarak güvenlik güçlerimizi tahrik edip aşırı tepki göstermesini temin ederek bu sahneleri medyada kullanmayı ve bölgede mağdur edilen ve ezilen bir grup ve onu korumaya çalışan temsilciler mesajı vermeyi amaçlayan faaliyetleri ise provokasyon tipi psikolojik harekat olarak adlandırılan faaliyetlerdir .

Psikolojik Savaşın Vasıtaları

Bir düşman ordusunu en kolay tarzda yenmek için aklın olanaklarını kullanmak bakımından psikolojik savaş, harp sanatının bir parçasıdır: Araçları kurnazlık ve baskındır, panik yada teşhis, bunların ayrılmaz parçalarıdır. Psikolojik savaş esasında taktik bir araç olarak kalmaktadır. Psikolojik savaş kimi zaman asıl askeri faaliyetin ek bir işlemsel aracı, kimi zaman da topyekün savasın son uçtaki bir bilimi olarak ortaya çıkmaktadır. Radyo, televizyon, video, teyp, sinema, gazete, kitap, dergi, broşür, bildiri, pankart, afis, yerlere, duvarlara ve benzeri şeylere yazılan sloganlar, toplumu etkileyen fotoğraf ve karikatürler, yüz yüze temas, ziyaretler, konferans ve seminerler, forumlar, eğlence ve festivaller, sergi, fuar ve panayırlar, turistlik geziler, sanat olayları, spor müsabakaları, miting ve gösteri yürüyüşleri, boykot, işgal ve grevler, şantaj ve komplo, para, devlet sırları olan bilgiler, gizli belge ve dokümanlar, megafon, hoparlör, alıcı verici cihazlar, dinleme cihazları kayıt cihazları, kodlayıcı ve kod çözücü cihazlar, fotoğraf makinesi ve tele-objektif, casus uydular psikolojik savasın vasıtalarıdır .

Psikolojik Savasın vasıtaları Stratejik, Taktik ve İdari olmak üzere tek tek ele alınarak irdelenmeye çalışılacaktır.

1- Stratejik Amaçlı Psikolojik Harbin Vasıtaları:

a- Radyo ve Televizyon Yayın Sistemi: Devletin siyasi güdümüne göre, koordineli sekilde düzenlenen psikolojik harbin en çok kullanıldığı vasıta radyo ve televizyondur.

b- Havadan Atılan Matbu Vesikalar (Beyanname, bildiri, brosür vb. ): Bu sistem en çok harp esnasında kullanılmakta olup, atılan vesikaların içeriği ve fiziği görünüsleri, toplama ve muhafazalarında çok önemli rol oynamaktadır.

c- Sızma suretiyle hedefe ulastırılan haberler veya propagandacının maksadına hizmet edebilecek diğer her çesit maddeler,

d- Planlı sayialarla hedefe taarruz etmek.

2- Taktik Amaçlı Psikolojik Harbin Vasıtaları:

a- Topçu, uçak, kesif kolları ve ajanlar tarafından dağıtılan beyannameler,

b- Hoparlörler: Hoparlörler, doğrudan doğruya veya içinde bulunan sartları tam zamanında hedefe anlatmak suretiyle direkt olarak etki yapabilirler.

c- Radyo,

d- Küçük gazeteler, brosürler ve bültenler.

3- İdari Amaçlar İçin Yapılan Psikolojik Harbin Vasıtaları :

a- Radyo ve televizyon yayınları,

b- Gazeteler: Mahalli gazetelerle isbirliği yapmak suretiyle halkın alıstığı vasıta ve kaynaklardan faydalanarak idari propagandanın düsman korkusu belli olmadan hedefe ulastırılması mümkündür.

c- Hoparlörler,

d- Bülten, mecmua, kitap, broşür vb. kullanılarak halkın işgal makamları ile işbirliği yapmaması sağlanmaya çalışılır.

e- Sinema ve Tiyatrolar: Filmin ya da tiyatronun genel atmosferi içine sokulan ferdi yahut kolektif psikolojiyi bu yönde etki yapmak genel bir usuldür.

Psikolojik Savaşın En Etkili Silahı Propaganda

Psikolojik harekâtın kullandığı silahlar içerisinde propaganda, ayrı bir öneme sahiptir. Toplumu yönlendirmede değistirilmesi zor bir etki bırakma gücüne sahip olan yazılı ve görsel basın, internet, sinema filmleri ve kitaplar psikolojik savasın propaganda faaliyeti açısından kullandığı argümanlardır. Propaganda savasta çok güçlü bir silahtır. Bu durumda amaç genellikle içerideki veya dısarıdaki düsmanı insanlık dısı olarak göstermek ve ona karsı nefret yaratmaktır. Bazı özel kelimeler kullanarak veya bazı özel kelimeleri kullanmaktan sakınarak düsman hiç yapmadığı seyler için suçlanır ve bu sayede zihinlerinde hatalı bir imaj olusturulur. Çoğu propaganda düsmanın gerçek veya hayali bir haksızlığın sebebi olduğu hissini vermek ister. Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir. Propagandanın etkili olması için inanılır, basit, ilginç, tutarlı, sık sık tekrar edilmesi, bölgesel veya genel gerçeklerle uyumlu olması gerekir. Propagandacı özellikle mücadelenin sonucunu belirleyecek olan tarafsızlar, fikri olmayanlar ve tereddütlü olanlar üzerinde çalısır. Araçları ise söz, yazı ve resim ile ilgili bütün araçlardır .

Propagandanın Tanımı ve İşlevi

Propaganda tarih boyunca çesitli sekillerde tanımlanmıstır. Latince“ propagare” kelimesinden gelen propaganda, “ bir filizin toprağa dikilerek yeni bitkiler elde edilmesi ” anlamına da gelmektedir. Türk Dil Kurumu Sözlüğü ‘ne göre propaganda, “Bir öğreti, düsünce veya inancı baskalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçeklestirilen çalısma“ olarak tarif edilirken, Meydan Larousse ‘da, “ bir öğreti, düsünce ve inancı ve benzeri baskalarına tanıtmak, benimsetmek amacını güden ve söz, yazı vb. araçlarla gerçeklestirilen eylem “ olarak tarif edilir. Propagandanın en basit sekilde; “ Bir kanaat veya aksiyona yardım veya dayanarak kazanmak için harcanan sistematik bir çaba “ olarak tanımlanmıstır . Tarih boyunca insanlar gücü ve kontrolü ellerinde tutmak için üç yönteme basvurmuslardır. Endüstri öncesi toplumlar güç kaynağı olarak “siddet”i, endüstri toplumları “servet” i, endüstri sonrası toplumlar ise güç kaynağı olarak “bilgi”yi kullanmıslardır. Bilgi ya da enformasyon toplumuna geçis sürecini tamamlayan bazı gelismis ülkelerde bilgi toplumu niteliklerini görmek mümkündür. Bu toplumlarda
baslıca ürün enformasyon, en önemli faaliyet ise enformasyon üretilmesi, depolanması ve dağıtılmasıdır.İşte bu noktada yapılan faaliyetlere verilen ad ise kısaca propagandadır.

Propaganda bir doktrini yaymak, hedef millet veya kitleyi fikren kazanmak, karsı tarafın zihin ve psikolojisini arz edilen tesire tabi kılmak için, teskilatlı ve devamlı surette telkinlerde bulunmak ve faaliyet göstermektir. Daha bir tarifle propaganda ; “ Bir fikrin her çesit vasıtadan istifade etmek sureti ile hedef kitleye telkin edilmesidir “. Baska bir kaynakta ise propaganda ; “ Hedef olarak seçilen toplulukların morallerini bozmak, onların her alanda basarma gayretlerini, mücadele azim ve iradelerini yok etmek, insanların inançlarını zayıflatarak kendilerine olan güvenini
kaybettirmek ve nihayet kendileri tarafından tespit edilen belirli fikirleri aşılamak maksadı ile psikolojik harekatın başvurduğu en etkili vasıtadır ” seklinde tanımlanmış aynı kaynakta bir diğer tanımda ise “ Belli hedef gruplarının düşünce, inanç, tutum ve davranışlarını etkilemek maksadını güden haber, bilgi ve özel dökümanların kitle iletişim araçları yardımı ile planlı ve devamlı olarak hedef seçilen toplum üzerine gönderilmesi işlemidir ” .Cephanesi söz ve kelimeler olan propaganda, Goethe’nin “En güçlü silah, zamanı gelmiş fikirdir” söylemi ile, insan düşüncelerinin doğru söz ve eylemler kullanılarak istenilen istikamete yönlendirilebileceği seklinde tanımlanabilmektedir. Bunun yöntemi gelişigüzel sarf edilen sözler değildir. Üzerinde çok uzun düşünülmüş, zaman ve zemini iyi hesaplanmış, sekil ve ölçüsü doğru belirlenmiş ve hedef kitlesi tayin edilmiş bir faaliyetler bütünüdür. Her bir adım bir öncekinin devamı ve bir sonrakinin başlangıcıdır. L. John Martine ise propagandayı ; “İnsanların davranışlarını, tavır ve hareketlerini değiştirmek, geliştirmek, kontrol ve idare edebilmek için fikir, düşünce ve kanaatleri üzerine etki yapmak sanatıdır“ seklinde tanımlamıştır. Norman John Pawell’e ise; “Düşüncelere veya davranışlara veya her ikisine birden tesir eden fikirlerin yayılmasıdır“ demiştir .

Propagandanın amacı ise en kısa yoldan söyle ifade edilmektedir :

“Fertlerin kabulü zorunlu olmadıkları bir düşünceyi, istekleri ile kabule, yapmaya zorlanmayacakları bir hareketi istekleri ile yapmaya yöneltmektir ”.

Görüldüğü gibi propagandanın sınırı nihayetsiz gibi görünmektedir. Bu amaçla herşeyi propaganda amacıyla kullanmak mümkün olduğu gibi, her konu da propaganda amacı ile ele alınabilir. Harold D. Lasswell propagandanın amacını açıklarken, “Düşünce ve doktrinlerin kasıtlı olarak aşılanması girimi” olarak tarif eder. Tarih boyunca propagandayı en sistemli kullanan devlet adamlarının basında gelen Hitler, propagandacının amacı bir yerde ; “Propagandanın görevi, örgüt için taraftar toplamaktır. İkinci görevi yeni doktrini anlatmak ve benimsetmektir” seklinde ifade ederken, bir başka yerde de ; “Propagandanın amacı tek tek ve bilimsel olarak kişileri bilgilendirmek değildir. Onun görevi, kitlelerin dikkatini belirli olaylar, ihtiyaçlar ve gerekler üzerine çekmektir” diye ifade etmektedir.Propaganda mesajlarının hangi yollarla ulaştırılacağı önemlidir ama bilgi yayılımı stratejileri, sadece propaganda mesajı ile birleştikleri zaman ‘propaganda strateji’ halini alırlar. Bu mesajları tanımlamak, mesajların hangi yollardan yayıldığını çalışabilmek için şarttır. Bu yüzden propaganda oluşturmak için gerekli olan tekniklerin bazıları şu şekilde açıklanabilir ;

Korkuya başvurma: Korkuya başvurma genel nüfusta korku yaratarak bir konuya destek saylamayı amaçlar. Örneğin, Joseph Göbbels Teodore Kaufman’nın ‘Almanya yok olmalı’ sözlerini kullanarak Müteffiklerin Alman halkını yok etmeyi amaçladığını iddia etmiştir.

Tren etkisi: Hedef kitleye “herkes bunu yapıyor” diyerek bir hareket tarzını kabul ettirmek.Bu etkinin alt başlığında su yöntemlerde kullanılır ;

-Kalabalığa katıl: Bu teknik insanların kazanan tarafta olma dürtüsünü kullanır. Bu teknik hedef gruba bunun bir kitle hareketine döndüğü ve onların da katılmasının kendi çıkarlarına olduğunu söylemeyi içerir.

-Kaçınılmaz zafer: Trene henüz katılmamış olanlar, kesin zafere giden yolda gidenlere katılmaya çağrılır. Hali hazırda trende olan veya kısmen trende olanlara da kalmalarının en iyi hareket olduğu fikri verilmiş olur.

Direkt emir: Bu teknik karar verme sürecini basitleştirmeyi amaçlar. Propagandacı resimler ve kelimeler kullanarak dinleyicilere tam olarak ne yapmaları gerektiğini söyler. Diğer olası seçenekleri ortadan kaldırır. Emri vermek için otorite figürleri kullanılabilir ama şart değildir. Sam amcanın “seni istiyorum” resmi bu tekniği örnektir.

Sloganlar: Slogan kısa, çarpıcı bir söz veya cümledir. Damgalama içerebilir. Slogan haline getirilmiş fikirler ikna edicidirler.

Damgalama: Bu teknik propagandanın hedefini nefret edilen veya istenmeyen bir şeyle damgalayarak onun hakkında bir önyargı oluşmasını sağlamayı içerir. Propagandayı yaymak için kullanılan yaygın yöntemler arasında haberler, hükümet raporları, tarihin tekrar yazılması, uydurma bilim, kitaplar, broşürler, propaganda filmleri, radyo, televizyon ve posterleri sayabiliriz. Radyo ve televizyonda propaganda haberlerde, güncel olaylarda, konuşma programlarının içinde veya reklam olarak yer alabilir .

Kitle iletişim teknolojilerinin bas döndürücü bir hızla geliştiği günümüz dünyasında psikolojik savaş faaliyetleri, profesyonel uzmanlar vasıtasıyla geliştirilerek etkili ve yaygın bir silah olarak kullanılmaktadır. Devletlerin eski çağlardan beri, kendilerine hedef devlet insanlarının ve toplumlarının örf ve adetlerini, inançlarını, düşüncelerini, hissettiklerini, davranışlarını ve ülkelerine bağlılıklarını zayıflatmak ve yok etmek için ne gerekiyorsa yaptıkları görülmektedir. Günümüzde de teknoloji de ve kitle iletişim araçlarındaki gelişmeler, psikolojik harekatla verilen zararları daha da arttırmaktadır .

Kaynaklar :

Servet Kılpelit , Psikolojik İstihbarat Ve Harekat : Türkiye Örneğinde Oluşum Ve Gelişimi

Rabi Baştürk , Psikolojik Harp Ve Kültür Savaşları

Necati Alkan , Psikolojik Harekât Terörizm ve Polis

Adrien Clazze , Psikolojik Savaşın Türkçesi

*Bu çalışmanın tüm hakları, Servet Kılpelit’e aittir.