TERÖRLE MÜCADELE DOSYASI /// “TAMBURALI PAŞA” KUNDAKÇI : SURİYE İLE İŞ BİRLİĞİ PKK’YI BİTİRİR


"TAMBURALI PAŞA" KUNDAKÇI : SURİYE İLE İŞ BİRLİĞİ PKK’YI BİTİRİR

“Tamburalı Paşa” olarak tanınan emekli Korgeneral Hasan Kondakçı Suriye’de yaşanan gelişmeleri ve Fırat’ın doğusuna yapılan Barış Pınarı Harekatını Aydınlık’a değerlendirdi.

Fırat’ın doğusunda hedefinPKK/PYD’nin temizlenmesi olması gerektiğinivurgulayan Kondakçı “30 km güvenlik hattıTürkiye’nin güvenlik sorununu çözmez. 30 km uzun vadede çözüm değil. Sen kovalarsın o 30 km geriye kaçar. 30 km sonrası teröristler için cephe gerisi olur. Yarın yeniden başına bela olarak karşına çıkar. Türkiye PKK/PYD’nin bitirilmesi hedefiyle hareket etmelidir. Bunun koşulları vardır” dedi.

Fırat Kalkanı Zaytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatları ile “terör koridoru”nun kesildiğini ABD’nin ve terör örgütünün “Akdeniz’e ulaşma” hayallerinin bittiğini kaydeden Kundakçı teröre karşı da önemli mesafe alındığını belirtti. Türkiye’nin hamleleri sonrasında Fırat’ın

doğusunda dengelerin değiştiğini belirten Kondakçışunları söyledi: “Şimdi yapılması gereken hamleŞam yönetimi ile işbirliği. Türkiye ile Suriye’nin çıkarı ortak. Türkiye’nin teröristdediğine Suriye de terörist diyor. Hedef bir. Yapılması gereken de teröre karşı birlikte hareket etmek. Birlikte hareket etmek zorundayız.

Suriye’nin toprak bütünlüğü siyasi birliği Türkiye’nin güvenliği için gerekli. İki ülke birlikte hareket ederse ABD oynayacak elemanbulamaz. Bölgede kalmak için de fazla şansı kalmaz. Amerika’nın bölgeden tamamen çıkışıiçin de Türkiye-Suriye işbirliği gerekli. Türkiye

Suriye ile işbirliği yaparsa terör örgütünü bitirme hedefine kısa sürede ulaşır. ”

Suriye askerinin sınırımıza kadar gelmesini isteyen Kondakçı “Suriye askerinin sınırımıza gelmesi Türkiye’nin güvenliğini de sağlar. Sınırımızın tamamında Suriye askeri dışındaki güçler tasfiye edilmelidir” diye konuştu. Kondakçı bölge ülkelerinin işbirliği yapmasının önemine de dikkat çekerek “Bölge ülkeleri birlikte hareket ederse sorun çok hızlı çözülür. Şu andaki birliktelik bozulmamalı” ifadelerini kullandı.

LİNK : http://www.ulusal.com.tr/baris-pinari-harekati/tamburali-pasa-kondakci-suriye-ile-is-birligi-pkk-yi-bitirir-h242013.html

PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : PKK’LILARA KUCAK AÇAN MISIR TEN TV TÜRKİYE’YE AÇIK DÜŞMANLIK GÖSTERMEKTEN ÇEKİNMİYOR /// İŞTE O HABER !!!!


O isimden çarpıcı sözler !!!!!

KAYNAK : http://www.samanyoluhaber.com/o-isimden-carpici-sozler-haberi/1343721/ (TÜRKİYE’DEN YASAKLI. TR’DEN GİRECEKLER VPN KULLANABİLİRLER)

"Türkiye, sınırlarını rahatça kullanabilmesi ve kendisine verdiği maddi destek karşılığında IŞİD’den ses getirecek intihar eylemlerini gerçekleştirmesini istiyordu. Yakaladığımız IŞİD üyelerini sorguladığımızda Türk istihbaratı ile aralarında doğrudan iletişimde olduklarını fark ettik. Buna dair delillerimiz de var. Bunu itiraf eden adamları elimizde." Bu çarpıcı sözler Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) lideri Mazlum Kobani’ye ait.

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) lideri Mazlum Kobani, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın terör örgüte IŞİD’e destek verdiğini söyledi.

IŞİD’e katılmak için bölgeye açılan tek kapının Türkiye sınırları olduğuna işaret eden Kobani, Erdoğan rejiminin himayesinde farklı ülkelerden gelen binlerce IŞİD elemanının Suriye ve Irak’ta örgüt saflarında katliam yaptığının altını çizdi.

MAZLUM KOBANİ: MİT İLE IŞİD ARASINDA İRTİBAT VAR

Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri’nden hakkında kırmızı bülten çıkarmasını talep ettiği SDG’nin lideri Mazlum Kobani, Mısır’da TEN TV’den Neşet el-Dihi’ye mülakat verdi.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile IŞİD arasındaki irtibata dikkati çeken Kobani, Erdoğan’ın IŞİD’den ses getirecek intihar saldırıları gerçekleştirmesini istediğini iddia etti.

Kobani’nin sorulara verdiği cevaplar:

IŞİD’den size kendilerine katılmanız ile alakalı bir talep geldi mi?

Bunu basında ilk defa burada sizinle paylaşıyorum.

IŞİD bize aracılarlarla (orada bulunan tanıdıklar var) mektup gönderdi. Başkalarına da gönderdikleri mektubun aynısı.

Bize dediler ki: Biz Kobani’ye girmek istiyoruz. Siz halifeye biat edin. Kara bayrağı dikin Kobani’ye. Kürtler olarak tüm haklarınız mahfuz olacak. Biz, Kürdistanı işgal eden hükümete benzemeyiz.

Kültürel haklarınız, siyasi haklarınız olacak. Sizden tek isteğimiz İslam hilafetine biat etmeniz, bayrağımızı dikip Ebu Bekir Bağdadi’ye biat etmeniz. Tüm haklarınızdan istifade edeceksiniz.

Tabi biz bunu düşünmeksizin reddettik.

Başka önemli bir konu da şu.

Türkiye, IŞİD’i destekliyordu. Türk güvenlik kuvvetleri IŞİD ile karşı karşıya gelmeyi kabul etmedi, savaşmak istemedi. Amerikan askerleri Kuveyt üzerinden gelerek Suriye ordusuna IŞİD’e karşı yardımcı oldu.

Türkiye, IŞİD ile savaşmak için "NATO üyesi" olmasına rağmen uluslararası koalisyon güçlerine destek vermeyi reddetti ve Kuveyt üzerinden destek sağlandı. Bu iddia doğru mu?

Aynen dediğiniz gibi oldu. Türk istihbarat kaynakları bize şu an IŞİD’e karşı bir mücadele içinde olmak istemediklerini ve kendileri ile olan savaşta bir destek sağlayamayacaklarını iletti.

Yani Türkiye, IŞİD ile savaşmak istemedi ve size IŞİD’e karşı bir şey yapamayacağını iletti. O zaman Türkiye, YPG’yi mi ortadan kaldırmak istedi?

Zaten asıl hedefi de o Türkiye’nin. IŞİD’in Kobani’ye saldırmasını destekleyen de Türkiye oldu.

Türkiye, IŞİD’e maddi ve manevi desteklemek ve sınırlarını kullanmasına izin vermek şartıyla Kobani’ye, Fırat bölgesine saldırmasına teşvikte bulundu.

Bütün yabancı IŞİD mensupları Türkiye üzerinden bölgeye geçiş sağlıyordu. Gelen yabancı IŞİD militanları gerek İstanbul havalimanına gerekse Türkiye’nin diğer havalimanlarına inip oradan da sınır kapılarından bölgeye geçişleri sağlanıyor.

Erdoğan’ın Amerika’dan iadesini istediği SDG’nin lideri Mazlum Kobani, Mısır’da TEN TV’den Neşet el-Dihi’ye mülakat verdi.

Tarihi açıdan önemine binaen bir daha sormak istiyorum. Yani IŞİD içinde savaşan yabancı bütün örgüt elemanları bölgeye geçişlerinin Türkiye üzerinden mi sağlıyorlar?

İstisnasız olarak hepsi bu şekilde geçişlerini sağlıyorlar. Türk topraklarını bu bölgeye geçiş için kullanıyorlar. Binlerce yabancı örgüt elemanı var savaşan.

Bölgeye geçmek için bu yolu kullanıyorlar. Aklınıza hangi ülke gelirse gelsin hatta Amerikalılar bile Türkiye üzerinden bölgeye geçiyorlar.

O zaman Türkiye’nin, bölgede IŞİD’in yerleşmesine ve büyümesine katkı sağladığını söyleyebilir miyiz?

Aynı dediğiniz şekilde oldu. Kimsenin, hatta Türkiye’nin bile bunu inkâr edeceğini de sanmıyorum. Bizim IŞİD’e karşı çok mücadelemiz oldu. Suriye ordusu da IŞİD ile ciddi mücadelede bulundu.

Birçok ülke IŞİD ile savaştı. Ancak Türkiye, IŞİD’in hep ayakta kalmasını sağladı ve bu yönde destekledi. 2016 yılında bölgedeki IŞİD ile mücadelemiz arttıkça sınırlar da IŞİD’den temizlendi.

"TÜRKİYE İKİ ŞEKİLDE IŞİD’İ KULLANDI"

Ras el ayn gibi, Münbiç’te de başarılı olduğumuz ve bu konuda ısrarımızı gören Türkiye’nin sınırlarının IŞİD ile alakası kesildi. Türkiye, IŞİD’in askeri olarak da zayıfladığının farkına vardı.

2016 yılının yaz aylarında Suriye’ye saldırma kararı aldı. Sebep olarak da IŞİD ile mücadeleyi bahane etti.

Türkiye iki şekilde IŞİD’i kullanmış oldu. Birincisinde YPG’yi ortadan kaldırmak isterken IŞİD’i kullandı. İkincisinde ise Suriye topraklarına saldırmak için IŞİD’i bahane etti.

Birçok Suriye toprağını bu şekilde ele geçirdi.

O zaman Türkiye kendi çıkarları için yani YPG’yi ortadan kaldırmak ve Suriye topraklarına saldırmak için IŞİD’i kullanmış oldu. IŞİD, Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için kullandığı başka argümanlardan biri.

Gerçekten de öyle oldu. DAEŞ’in gelişmesinde Türkiye’nin desteği oldu.

Türkiye ve Bağdadi yönetimi arasında veya IŞİD ve Türk istihbaratı arasında direkt bir bağ var mıydı? Yoksa aralarındaki alaka sadece bilgi paylaşımından mı ibaretti?

Elimizde yakalamış olduğumuz IŞİD üyelerini sorguladığımızda Türk istihbaratı ile aralarında doğrudan iletişimde olduklarını fark ettik. Sınırdaki Türk görevlileriyle IŞİD’liler anlaşma yapmışlardı.

Örgüte katılmak isteyen herkes sınırdaki Türk görevliler tarafından sınırı geçmelerine izin veriliyordu.

Türklerin yönetimde olan sınır boyu bütün kapılardan IŞİD’e katılmak isteyenlere kolaylık sağlanmaktaydı.

ÇARPICI İDDİA: TÜRKİYE, IŞİD’DEN SES GETİRECEK İNTİHAR EYLEMLERİ İSTEDİ

Örnek verecek olursak Suriye’nin doğusunda IŞİD yenilgiye uğradıktan sonra bize istihbarat kaynaklarımızdan bilgi ulaştı. Bunu ikisi arasındaki alakanın ve irtibatın ne kadar ileri seviyede olduğunu göstermek için anlatıyorum.

Burada Bağuz’da IŞİD’in yenilgiye uğramadan iki ay öncesiydi ve daha sonra da bu şekilde devam etti.

Türkiye, sınırlarını rahatça kullanabilmesi ve kendisine verdiği maddi destek karşılığında IŞİD’den bölgede ses getirecek intihar eylemlerini gerçekleştirmesini istiyordu.

Burada çok önemli ve tehlikeli bir nokta söz konusu. Siz bu bölgeye girerek Türkiye ve IŞİD arasındaki bağı da kesmiş oldunuz. Aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkardınız. Yani Türk istihbaratı IŞİD’den belli yerlerde ve belli bölgelerde intihar saldırıları düzenlemesini mi istiyordu?

Evet, buna dair delillerimiz de var. Bunu itiraf eden adamları elimizde. Biz bunu uluslararası arenada da paylaştık. Ancak her ülkenin kendine göre çıkarları olduğu için istenilen şekilde ses çıkaran olmadı.

Yani dünyanın kendisine savaş açtığı IŞİD’den Türk istihbaratı intihar saldırıları düzenlemesini istiyor! Bu aynı zamanda da savaş suçu sayılır!

IŞİD zaman zaman ufak da olsa az ses getirecek intihar saldırıları gerçekleştiriyordu. Ancak Türkiye bundan memnun kalmıyor, aksine daha çok ses getirecek devasa saldırılar istiyordu.

2015’te onlarca kişinin öldüğü Kamışlı saldırısında Türk istihbaratı IŞİD’den bu tür saldırıların sayısını artırmasını istedi.

"SALDIRIYA YARDIMCI OLANLAR İTİRAF ETTİ, DÜNYA ORALI OLMADI"

Türk yetkililerle örgüt arasındaki irtibat Bağuz düştükten sonra da devam etti. Örnek olarak yaklaşık bundan bir sene önce 2018’in sonuna doğru Münbiç’te intihar saldırı meydana gelmişti.

Bu olayı gerçekleştirenleri yakaladık. Bizzat yardımcı olanları ele geçirdik. Bunu herkes biliyor normalde. Soruşturma esnasında bir çok ülkeden Amerika’dan yetkililer vardı.

Şunu gördük ki patlamanın hazırlığı Türkiye’nin elindeki El Bab’da gerçekleşmiş. Patlamayı gerçekleştiren teörist ve IŞİD’den sorumlu kişi oradan Münbiç’e gelmiş.

Terörist patlamayı gerçekleştirdikten sonra IŞİD üyesi aynı geldiği yerden dönüş yapmış. Yani tekrar El Bab’a dönmüş. Operasyona katılan herkes de bunu itiraf etti. Bu anlattığımı da çoğu devlet bilmekte.

Herkesin kendi çıkarı olduğu için gerektiği şekilde tepki verilmiyor.

Maalesef!

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan ne istiyor?

Erdoğan, İhvan’ın resmi olmasa da fiili temsilcisi. Resmi temsilcileri başka tabi ki. Pratikte bu işi kendi üstlenmiş durumda. Kendini İhvan’ın bütün yapılanmasından sorumlu kişi olarak görüyor.

Sadece fikri olarak da değil. Bunu bölgeyi kendi kontrolü altına alarak yapmak istiyor. Bunu Mısır’da denedi başarısız oldu, Suriye’de denedi ve başaramadı. Şimdi de Libya’da deniyor. Dini kullanarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyor.

"ERDOĞAN KENDİ PROJESİ ADINA HER ÖRGÜTÜ KULLANIYOR"

Bunun içinde IŞİD gibi Nusra gibi bir çok argümanları kullanıyor. Kendi projesini gerçekleştirme adına bu bölgede her şeyi kullanıyor.

Maalesef uluslararası arenanın Erdoğan’ın bu girişimlerine, saldırılarına sessiz kalması kendisinin daha rahat hareket etmesini sağlıyor.

İhvanı da kullanarak tekrar Osmanlı’yı geri getirmeye çalışıyor. Bu amaçla bazen Kürtleri kullanıyor, bazen de Libya’da olduğu gibi kendi çıkarına ne uygunsa onu kullanıyor.

Malesef eğer Erdoğan’ın Libya’yı işgaline ses çıkartılmazsa bu sefer de kendine başka hedefler koyup başka ülkelerin içişlerine karışacaktır.

Bundan dolayı Erdoğan’ın düşünce ve fikirleri bölge adına tehlike oluşturmakta.

PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Aytunç ERKİN : PKK/YPG, Suriye’de Barzani modeli istiyor Esad ise kabul etmiyor


Aytunç ERKİN : PKK/YPG, Suriye’de Barzani modeli istiyor Esad ise kabul etmiyor

✔ PKK/YPG: Suriye ordusunun parçası oluruz ancak kendi bölgelerimizi koruruz ve özerklik istiyoruz

✔ Esad: Suriye ordusunun parçası olun ancak üniformalarınızı çıkaracaksınız, size özerklik vermeyiz

✔ Oğul Barzani, 1970’ten bu yana istediği özerkliğe ve orduya 2003’te ABD ile ittifak kurarak kavuştu

✔ AKP iktidarı da 2003’ten bu yana Irak’ın kuzeyinden Kuzey Irak çizgisine geçti… Bugün öyle değil…

1 – Tarih 11 Mart 1970… Irak lideri Saddam Hüseyin ve Molla Mustafa Barzani arasında yapılan anlaşma sonucunda Kürtler özerklik kazandı. Anlaşma, Irak’ın kuzeyindeki üç ili kapsıyordu ve Erbil’de kurulacak bir yerel parlamento tarafından yönetilmesi karara bağlanmıştı. Barzani ayaklanınca anlaşma bozuldu.

1991… Kuveyt ile yaşanan Körfez Savaşı’ndan sonra ABD ve Batı’nın müdahalesiyle Kürtler fiili bir özerklik elde etti. 1992 yılında Iraklı Kürtler bir parlamento seçti ve bir hükümet kurdu.

1994… Kürdistan Demokrat Partisi (Barzani) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (Celal Talabani) partileri arasında bir iç savaş çıktı. Barzani, Talabani güçlerini püskürtmek için Saddam Hüseyin’le anlaştı. Ancak…

2003 yılında iki rakip parti aralarındaki savaşı bir kenara bırakarak Saddam Hüseyin’i deviren ABD güçleri ile ittifak kurdu. Kürtler güçlerini birleştirdi ve Kuzey Irak’ta başkentin Erbil seçildiği bir özerk yönetim oluşturuldu.

Mesud Barzani 16 Kasım 2013 tarihinde Diyarbakır’a davet edilmişti.

ECEVİT KARŞI ÇIKTI AKP İSE DESTEKLEDİ

Bu noktada hatırlatmam gereken tarihi bir not var: 2002 Ekim ayında Irak’a yönelik ABD müdahalesine dönemin Başbakanı Bülent Ecevit şu sözlerle karşı çıkmıştı: “… Irak’ın kuzeyinde fiili devlet belirgin biçimde ortaya çıkarsa, Türkiye bunu önlemek için gereken olanaklara sahiptir.”

Süreç, ABD’nin desteklediği sözde devlet için hızlıca devam etti. 2005’te yeni bir Irak Anayasası hazırlandı. Barzani ve Talabani, hukuki olarak anayasayla güvence altına alındı.

İşte tam bu noktada…

KÜRT DEVLETİNE GEÇİŞİN MİMARLARI KİMLERDİ?

Bülent Ecevit’ten sonra 2002’de iktidara gelen AKP, Irak’ın kuzeyindeki yönetimle sıcak ilişkiler kurdu.

11 Mart 2010 tarihinde Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu faaliyete geçti.

16 Kasım 2013’te Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’daki programına Mesud Barzani’yi davet etti. Barzani çok mutluydu ve “Başbakan Erdoğan bana Kürtçe, ‘bı xer hatin’ (hoş geldiniz) dedi. Bu ziyaret Kürtler için bir milattı. Kurtuluş kapısını kapatmamak gerekiyor” dedi.

Yani… ABD ve Türkiye, Irak’ın kuzeyinden “Irak Kürt Bölgesel Yömetimi’ne geçişin mimarları oldu!

Peki bugün Suriye’de ne yaşanıyor?

İktidar partisi neden farklı bir pozisyon almak zorunda kaldı?

2 – Kobani, 3 ay önce Esad’ı küçümsüyordu Ancak… Suriye devleti ana aktör oldu

Tarih 19 Temmuz 2019… Gazeteci Fehim Taştekin, PKK’lı Mazlum Kobani’yle röportaj yaptı. Kobani, Suriye’yle ilgili Barzani modelinin uygulanmasını şu cümlelerle istedi:

Suriye lideri Esad 22 Ekim’de, İdlib’te askerleri ziyaret etti.

‘BÖLGEMİZİ BİZ KORURUZ’

“… Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız, ayrı bir projemiz yok. İki talebimiz var: Şam’ın özerk yönetimi kabul etmesi ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kendi özerkliğini koruması. SDG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesini kabul etmiyoruz. Suriye ordusunun bir parçası olmasını kabul ediyoruz ama SDG’nin kendi bölgelerini koruması ve özerk olmasında ısrarlıyız.” Kobani yıllardır savunduklarını açıkça ilan etti…

PKK/YPG HEP YANILDI

Ancak o röportajda kurduğu cümleler Esad’ın tavrının ne olduğunu anlatıyordu:

“… Şam’ı iyi tanıyoruz. Şam çözüme hazır değil. Şam’ın anladığı uzlaşma devletin tekrar hakimiyetinin olduğu gibi kabul edilmesidir. Teslimiyet istiyorlar. Rejimin artık bu durumu değiştirme gücünün olmadığını görmesi gerekir. Bizi ne askeri olarak ne de ekonomik olarak zorlayabilirler. Buraya giremeyeceğini anlaması lazım…”

PKK/YPG’li Mazlum Kobani yanılıyordu! Esad savaşın başladığı günden bu yana daha da güçlendi ve bölgedeki denklemde Rusya ile Türkiye arasında yapılan anlaşmadaki aktörlerden biri oldu. Ve… Son gelişme… Suriye devleti, PKK/YPG’ye rejim ordusuna katılma çağrısı yaptığını duyurdu.…

Terör örgütü ise ‘katılın’ çağrısına olumsuz yanıt verdi. Örgütün ayrı yapısının tanınmasıyla sürecin başlayabileceği belirtildi.

3 – Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı… sonrasında ‘Büyük Kürdistan’ hayal oldu

Bugün iktidar partisi AKP, Irak’ta ve Suriye savaşının başladığı 2012’den farklı bir noktada! Çünkü…

Tarihsel zorunluluklar ve emperyalizm gerçeği, “Suriye’nin bölünmesi Türkiye’nin bölünmesi” tezinin kabulüne neden oldu…Hem iktidar hem de Suriye devleti, toprak bütünlüğü konusunda netti!

Org. Kıvrıkoğlu ve Ecevit, ABD’nin planlarını bozmuştu.

TERÖR KORİDORU ARTIK YOK

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarıyla ‘terör koridoru’ parçalandı ve ABD’yle ters düşüldü! Bunlara bir de FETÖ darbe girişimini eklemekte fayda var!

Artık, Türkiye’nin Irak’tan sonra Suriye’de bir devletçiği kabul etmesi düşünülemez! Önemli bir röportajı tekrar hatırlatmakta yarar var… Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, TESUD’un Birlik Dergisi’ne geçen temmuz ayında röportaj verdi……

ABD’nin 2002’de başlattığı Irak harekatına ilişkin ‘şahin’ komutan Kıvrıkoğlu şöyle konuştu:

SEVR’DEN BU YANA PLAN BELLİ

“… O sırada Çin, petrol ihtiyacının büyük bir kısmını Irak’tan sağlıyordu. Çin ekonomisi ABD ekonomisini tehdit etmeye başlamıştı. Bu harekat zamanlama olarak biraz da bu konuyla alakalıydı bence. ABD’nin oradaki ikinci önemli hedefi de Kürt devleti kurmaktı. ABD’nin bu bölgede bir Kürt devleti kurma arzusu Sevr Antlaşmasında var olan bir plandır. Irak’a müdahaleden sonra ilan edilen ‘36. Paralel’ de tamamen bu konuyla alakalıdır. Şimdi aynı şeyler Suriye’de olmaktadır.”