PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI /// VİDEO : ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ile Senatör Lindsey Graham : PKK – PYD – YPG konusu


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=AOHeOKaybcc&feature=share&fbclid=IwAR0tCa-9Gi897KpBA1RAjyJ-LINHeLMuCjCO1Ug_iZnWBOrkw4zM8brMMqg

[tags PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI /// VİDEO : ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ile Senatör Lindsey Graham : PKK – PYD – YPG konusuh

KÜRT SORUNU DOSYASI : PKK ÇOCUKLARI DAĞA KAÇIRIYORMUŞ, AİLELER İSYANDA /// ŞİMDİ Mİ AKLINIZA GELDİ ?? BUGÜNE KADAR NE YAPTINIZ ????


Acılı anneden HDP’lilere tokat gibi sözler : Elin çocuğunu Amerikan uşaklığına gönderen sizlersiniz !

HDP/PKK tarafından çocuğunun dağa kaçırıldığını söyleyen annelerde Ayşegül Biçer, HDP il binası önünde tartıştığı HDP’lilere ‘Barışın neresindesiniz? Elin çocuğunu Amerikan uşaklığına gönderen sizlersiniz’ dedi.

Diyarbakır’da HDP il binası önünde oturma eylemi yapan annelerin sözleri, tüm Türkiye’nin sesi oldu. Tartıştığı HDP’lilerin bütün kirli çamaşırlarını ortaya döken annelerden Ayşegül Biçer, şunları söyledi:

“Yanan yüreğimin ateşiyle oturuyorum. Diyarbakır sizin rezilliğinizden bıkmış artık. Bizim yüreklerimizi yakmak için parti kurmuşlar. Bunlar neyin barışından bahsediyorlar?

Kesin çocuğum onlarla. Gelsinler ispat edeyim. Çocuğumu onlar kandırdı. Barışın neresindesiniz? Elin çocuğunu Amerikan uşaklığına gönderen sizlersiniz. Yanan yüreğimin ateşiyle oturuyorum. Diyarbakır sizin rezilliğinizden bıkmış artık. Bizim yüreklerimizi yakmak için parti kurmuşlar. Bunlar neyin barışından bahsediyorlar. Kayyum haklarıdır, kayyum getirilmiş. Yoksa daha çok anaların yüreği yanacak. Biz mücadeleyi bırakmıyoruz. Tehdit edildim, ‘oğlunun peşini bırak’ diye. Oğlumun peşini bırakmıyorum, mücadeleye devam ediyorum. Hiçbir şeyden korkmuyorum. Yeter artık, her gün ölüyorum. Hiçbir şey yıldırmaz beni bu saatten sonra.”

Biçer daha sonra, kaçırıldığını iddia ettiği oğlu ve örgüt mensuplarıyla yaptığı telefon konuşmasına ilişkin ses kaydını basın mensuplarına dinletti.

Oğlu dağa kaçırılan Şahap Çetinkaya içini Aydınlık’a döktü

4.9.2019 02:00

Hacire Ana’nın eylemi, evlatlarını PKK’ya kaptıran diğer analara umut oldu. Dün sabah saatlerinde Çetinkaya ailesi, ardından üç aile daha ‘Çocuklarımızı dağa, PKK’ya gönderdiniz, geri getirin’ diye HDP’nin kapısında dayandı.

Diyarbakır HDP il binası çocuğunu PKK’ya kaptıran ailelerin isyan kapısı oldu. Daha geçen hafta Sur ilçesinden Hacire Akar, “Çocuğumu dağa kaçırdılar, PKK’ya verdiler, geri getirene kadar buradayım” diyerek beş gün dört gece HDP kapısında nöbet tuttu. HDP’liler Hacire Anayı itip kaktılar, gazetecilere bağırıp çağırdılar ama beşinci günün sonunda oğlu Mehmet geri geldi. Anası “işim bitti” diyerek çocuğunu aldı evine götürdü. Hacire’nin eylemi, evlatlarını PKK’ya kaptıran diğer analara umut oldu. Dün sabah saatlerinde Çetinkaya ailesi, ardından üç aile daha “Çocuklarımızı dağa, PKK’ya gönderdiniz, geri getirin” diye HDP’nin kapısında dayandı.

POLİSE BAŞVURDULAR

Diyarbakırlı Şahap ile karısı Feyziye Çetinkaya, 17 yaşındaki oğulları S.’yi dağdan geri getirmek için HDP’nin kapısına dayandı. S., 30 Ağustos Cuma günü sabah evden çıkmış, akşam gelmemişti. S. bir süredir HDP’ye gidip geliyordu, “O halde PKK’ya teslim etmişlerdir” şüphesiyle polise başvuran aile haklı çıktı. Gencin Mardin-Dargeçit sınırından Suriye’ye geçirildiği belirlendi. Telefonla ulaştığımız acılı baba Şahap Çetinkaya, içini Aydınlık’a döktü, hem ağladı hem anlattı.

‘BU YOL YOL DEĞİL’

“Geçmiş olsun” diye söze başladık, ne olduğunu sorduk. Telefondaki ses, belki ağlamaktan belki acıdan kavrulmuş gibiydi, koyu bir Kürtçe aksanla konuşmaya başladı:

“Cuma günü sabah 7-8 gibi evden çıktı, cuma günü kayboldu. Aradık, aradık, telefonu çalmaz oldu. Polisi aradık, takip ettiler, Mardin Midyat’a kadar gelmiş, Suriye’ye geçmiş. Telefonunu kırıp atmışlar.” Peki, neden HDP kapısında arıyorsun oğlunu Şahap kardeş? Çünkü, çocuk HDP’ye gelir gidermiş. Haftada birkaç gün orda yattığını bile bilirlermiş. Bacısı, anası, babası, hepsi “S. bu yol doğru yol değil” derlermiş, dinlemezmiş. Sonra? Baba Şahap devam etti: “Tamam baba gitmeyeceğim, futbol oynayacağız. Akşama maç var, maç sonrası dönerim, dedi, yine gitti. Bunlar biliyordur yerini, geri getirsinler oğlumu. Nasıl götürdülerse öyle getirsinler.”

YALAN SÖYLÜYORLAR

Telefonda soruyoruz, “Ne biliyorsun HDP olduğunu? PKK başka, dağ başka, HDP başka… Sen kapıya dayanınca, bizimle ilgisi yok, demediler mi?” Şahap Çetinkaya’ya bu soru pek ağır geldi:

“HDP’den başka kimse bunlara yardım etmez. Tabii buraya geldi. Üç kez geldi, burada yatmış. Yürüyüş yapmış, hepsini burada öğrenmiştir. Beni keriz yerine koyuyorlar. Haberimiz yok, diyorlar, yalan söylüyor şerefsizler. Daha önce de geldim ben buraya, bırakın oğlumu, dedim. Bana ‘Burada ne işin var’, derlerdi. Çocuğu kendi emellerine kurban ettiler. Bunların çocuğu yok mu? Öyle partiseverse, dağseverse kendi çocuğunu göndersin. Ayrımcılık da değil bunların yaptığı, zulüm yapıyorlar. “

ELEKTRİK OKUYORDU YARIM KALDI

Baba Şahap Çetinkaya, 11 çocuk sahibi. Köyde yaşıyormuş, zaman zaman inşaatlarda çalışırmış. S’nin büyüğü iki ağabey daha var, başka illerde çalışıyorlar, ekmeklerinin peşinde. Ya S.?

Babası anlatıyor: “Elektrik (Meslek lisesi) okuyordu… Bu sene bitirdi, sınava da girdi. Bu parti marti her neyse gitti geldi, beynini yıkadılar. Seni kandırıyorlar, ayrıl, dedim. ‘Ayrıldım’ dedi…”

Nereden buldu bunları, diye merak ediyoruz. “Sizinki Kürt köyü mü? HDP mi hakim? Onlardan mı etkilendi” diye soruyoruz. “Bizim köy, düz arazidedir, dağdan hiç kimse yoktur. Polise haber verdik, inşallah bulacaklar.”

Yine merak ediyoruz bu HDP’liler hiç mi insafa gelmediler, bu adamcağıza “Yok kardeş, bizim dağla PKK’yla ilgimiz yok” diyemediler mi? Nasıl davrandılar? Bizimki tam bir cehalet örneği oldu. Meğer Şahap Çetinkaya daha önce defalarca gelmiş, içeri almamışlar. Ama dün, “içeri gel, konuşalım” dediyseler de, Şahap babanın artık karnı tok, bize dedi ki “İçeri girmedim. Bu şerefsizler ne derlerse yalandır. Çok geldik, bu kapıyı çaldık. Hiç açan olmadı. Şimdi mi konuşacaklarmış?”

BELEDİYEDE DAĞDAKİLERE İŞ VAR

Baba Şahap Çetinkaya, telefon konuşmamızda belediyedeki duruma da değindi: “Çocuklarım için iş istesem, yok derler. Bin kişi çalışıyor, bir iş yok ortada. Bizim köyde de herke bilir, dağdakilere iş verirler ancak” dedi. Dağla bu kadar sıkı bağları var yani dediğimizde ise ekledi: “Var tabii, her yerle bağlantıları var. İsterlerse çocuğumu getirebilirler. Hangi saat isterlerse getirebilirler. Örgütle bağlantılıdırlar. Polis de uğraşıyor, inşallah çocuğum gelecek.

‘DİYARBAKIR’DA GENÇ BIRAKMADINIZ’

Çetinlaya ailesinin fertlerinden Aysel Bozkurt, HDP’lilere şöyle isyan etti: “Senin oğlun dağa gitsin, bakalım sen oturuyor musun, oturuyor musun? Bizim canımız gitmiş, senin umurunda mı? Gönderdiniz, yalan mı? Kaç tane genç toprağın altında. Diyarbakır’da genç bırakmadınız, ya cezaevinde ya toprağın altındalar. Başlarım sizin Kürdistan davanıza. ‘Fakir fukaranın çocuğu dağa, ben koltuklarda.’ Alıştınız insanları dağa göndermeye. Size verecek çocuğumuz yok, getirin. Bunların çocukları lüks okullarda okuyor. Yeter artık toprağın altı genç doldu, nereye kadar? Çocuk dağa gönderilmiş, hepsi de biliyor.”

HDP KEPENK KAPATTI

Diyarbakr’da ailelerin eylemlerinin büyümesi üzerine HDP İl Başkanlığı binasnın kepenkleri partililerce kapatldı. Öte yandan anne Çetinkaya’nn oturma eylemi srasında HDP il binasının camını kırmak istemesi sonucu partililerle aile bireyleri arasnda yaşanan arbede polisin müdahalesi ile sona erdi.

AİLE SAYISI HER GEÇEN SAAT ARTIYOR

Hacire Ananın açtığı yol, çocukları HDP tarafından dağa götürülen çocukların aileleri için ışık oldu. Dün sabah Çetinkaya ailesinin başlattığı oturma eyleminin ardından çocuklarının PKK tarafından kaçırıldığını iddia eden baba Ömer Tokay ile anne Remziye Akkoyun da HDP il binası önüne gelerek Çetinkaya ailesinin oturma eylemine destek verdi. İlerleyen saatlerde HDP İl Başkanlığı önünde oturma eylemi yapan ailelerin sayısı dörde yükseldi.

AĞAÇ KATLİAMLARI DOSYASI : Orman yangınlarını PKK üstlendi


Orman yangınlarını PKK üstlendi

Son iki ay içerisinde art arda meydana gelen orman yangınlarında binlerce hektar ormanlık alan kül olurken, yangınları terör örgütü PKK üstlendi.

Son iki ayda yurdun özellikle Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde çıkan orman yangınlarından binlerce hektar orman alanı yandı.

Yangınlara müdahale tartışmaları devam ederken, terör örgütü PKK çıkan orman yangınlarını üstlendi. Tarih ve bölge bölge olarak açıklanan listede yangınların teröristler tarafından çıkarıldığı belirtildi.

İşte PKK’lı hainlerin açıkladığı o yangınların listesi:

"24 Ağustos günü Kütahya’nın Gediz ilçesinde 8 hektarlık ormanlık alan
24 Ağustos günü Mersin’in Tarsus ilçesinde ormanlık alan
24 Ağustos günü Edirne’nin Keşan ilçesinde ormanlık alan
24 Ağustos günü Uşak’ın Banaz ilçesinde ormanlık alan
22 Ağustos günü Balıkesir’in Edremit ilçesinde ormanlık alan
22 Ağustos günü Muğla’nın Marmaris ilçesinde ormanlık alan
19 Ağustos günü Muğla’nın Marmaris ilçesi Beldibi bölgesinde ormanlık alan
18 Ağustos günü İzmir’in Karabağlar ilçesinde başlayarak 500 hektarlık alanı
18 Ağustos günü İzmir’in Bornova ilçesinde ormanlık alan
18 Ağustos günü İzmir’in Urla ilçesinin Yağcılar ve Demircili mahaleleri arasındaki bölge
18 Ağustos günü İzmir’in Menderes ilçesinin Gümüldür mahallesinde ormanlık alan
17 Ağustos günü İzmir’in Selçuk ilçesinde ormanlık büyük bir alan
12 Ağustos günü Balıkesir Marmara ilçesinde ormanlık alan ve polis lojmanları
11 Ağustos günü İstanbul Pendik’te bulunan Göçbeyli Köyü etrafındaki ormanlık alan
11 Ağustos günü Mersin’in Bozyazı ilçesinde ormanlık alan
11 Ağustos günü Afyonkarahisar’ın Başmakçı ilçesinde Deliktaş mevkisinde ormanlık alan
11 Ağustos günü Antalya’nın Kumluca ilçesi Papaz koyunda 10 hektarlık ormanlık alan
11 Ağustos günü Bursa’nın İznik ilçesi Hisardere Mahallesi Doruk mevkisinde geniş bir ormanlık alan
10 Ağustos günü Çanakale’nin Eceabat ilçesinde 100 hektarlık ormanlık alan
7 Ağustos günü Muğlanın Bodrum ilçesi ve Mumcular mevkiinde ormanlık alan
4 Ağustos günü İzmir’in Foça ilçesinde 4 hektarlık ormanlık alan
24 Temmuz günü Manisa’nın Soma ilçesinde ormanlık alan
23 Temmuz günü Antalya’nın Manavgat ilçesinde kaymakamlık konutunun da içerisinde olduğu alan
22 Temmuz günü Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde ormanlık alan
22 Temmuz günü İstanbul’un Şile ilçesinde ormanlık alan
21 Temmuz günü Aydın’ın Nazilli ilçesinde 6 hektarlık ormanlık alan
11 Temmuz günü Muğla’nın Fethiye ilçesinde ormanlık alan"

MLKP ÖRGÜTÜ DOSYASI /// ABD’nin MLKP ile görüşmesi : PKK yerine yeni maşa arıyorlar


ABD’nin MLKP ile görüşmesi : PKK yerine yeni maşa arıyorlar

Türkiye ile ABD arasında ‘güvenli bölge’ görüşmeleri devam ededursun, bölgedeki teröristlere tırlar dolusu silah gönderen ABD farklı terör gruplarıyla da toplantılar düzenliyor. İçişleri Bakanı Soylu’nun "MLKP ile Amerikalılar görüştü. Ne görüştüklerini de biliyoruz" açıklamasını değerlendiren eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı İsmail Hakkı Pekin, "PKK bitti. ABD kullanabileceği yeni bir maşa arayışında. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de bombalı saldırılar olabilir" dedi.

Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak Güvenli Bölge için Türkiye ile ABD arasındaki görüşmeler devam ediyor. Her iki ülkeden de ‘görüşmeler olumlu’ açıklamaları yapılsa da henüz sınır ötesi operasyonla ilgili merak edilen sorular yanıt bulmadı.

Bölgedeki PYD-PKK unsurlarıyla organik bağı defalarca ortaya çıkan ABD’nin farklı terör örgütleriyle de dirsek temasında olduğu ortaya çıktı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, "14 gün önce Suriye’nin bir tarafında bizim kırsalda bitirdiğimiz MLKP (Marksist-Leninist Komünist Parti)
ile Amerikalılar görüştü. Ne görüştüklerini de biliyoruz." açıklaması gözleri bir kez daha ABD’nin teröristlerle işbirliğine çevirdi.

ABD yeni bir maşa arıyor

Eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı İsmail Hakkı Pekin, Yenisafak.com’a yaptığı açıklamada, ABD’nin bu temasının ne anlama geldiğini değerlendirdi.

"Türkiye, son dönemlerde attığı adımlarla PKK’nın belini büktü. ABD kendine istediği gibi kullanabileceği bir aparat arıyor" diyen Pekin, şöyle devam etti:

"ABD, kullanabileceği tüm örgütlerle görüşebilen bir ülke. Bu görüşme de onlardan biri. PKK son dönemlerde sahada çok ciddi darbe aldı. ABD’nin yeni süreçte onları devreden çıkarıp MLKP’yi sahaya sürmek niyetinde olabilir.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’de legal görünümlü kliklerin karıştığı bombalama faaliyetleri yaşanabilir."

MLKP üyesi bir grup terörist.

ABD bu görüşmeyle Türkiye’yi tehdit ediyor

  • Pekin, ABD’nin bu görüşmeyi ‘açıktan’ yapmasının da kendi içinde bir anlam taşıyabileceğine vurgu yaparak, "Bunu bilerek duyulacak şekilde yaptılar. Türkiye’ye ‘Terör örgütleriyle görüşüyorum’ diyerek aslında bir nevi tehdit mesajı yollamış oluyorlar" dedi.
  • Soylu’nun yanıtının da kendi içinde bir anlamı olduğuna işaret eden Pekin, "Türkiye de bu adıma karşılık ‘Toplantınızı biliyoruz. Aldığınız kararı da. Atacağınız adımları engelleriz’ diyor Soylu’nun bu sözleriyle." şeklinde konuştu.

Pekin ayrıca, MLKP üyesi bazı teröristlerin ülkemiz vatandaşı olduğunun da altını çizerek, "Özellikle Hatay bölgesinde kandırılmış çocukların sayısı hayli fazla" uyarısında bulundu.

TERÖR DOSYASI /// Cahit Armağan DİLEK : ABD himayesinde PKK-Rum işbirliği


Cahit Armağan DİLEK : ABD himayesinde PKK-Rum işbirliği

E-POSTA : cahitdilek

19 Ağustos 2019

Kurumsal karar sürecinin ortadan kalkmış olması, tek bir noktadan gelecek talimatın beklenmesi yani sistemsizlik, krizlerin kişilere emanet edilmesi devletin kurumlarının ve sorumlu makamların olaylara tepki ve karşılık vermesini de geciktiriyor veya engelliyor. Ülkeyi açmaza sürüklüyor.

Örneğin, Rum Yönetiminin terör örgütü PKK ile birlikte 4 Temmuz’da, Güney Lefkoşa’da düzenlediği panelde yapılan konuşmalar ortaya çıktı. Bunlar medyaya geç yansıyabilir ama devletin istihbarat ve dışişleri birimleri bunları anında tespit edip deşifre etmeli ve gereken yanıtı verebilmeliydi.

Panelde Rum siyasi partilerden milletvekillerinin yanında PYD’li terörist Salih Müslüm de katılımcılardandı. Terörist Müslüm panelde "Kürtlerin ve Rumların yaşadığı sorunlar aynıdır" deyip Türkiye’ye karşı ortak mücadele çağrısında bulunmuş.

Rum milletvekilleri ise PKK’yı terör örgütü olarak görmediklerini, özgürlük mücadelesini desteklediklerini ifade etmişler.

Teröristbaşı Öcalan’ı koruyan kollayan siyasi-askeri destek aktaran pasaport veren Yunan-Rum ikilisi şimdi de Suriye kuzeyindeki PKK/YPG terör yapılanmasına destek vermeye devam ediyor.

Size karşı ortak mücadele cephesi kuran bu iki (Rum-PKK) işgalci-terörist yapı ortadayken Türk tarafı halen Kıbrıs’ta sözde birlikte yaşamı öngören federasyon müzakerelerini tamamen gündemden çıkarıp iki devletli çözümü, bağımsız bir Kıbrıs Türk Devletini hedefine alamıyor.

Bunu yapamadığı gibi gazetemiz Yeniçağ’ın Ankara temsilcisi Ahmet Takan‘ın son iki yazısında gündeme getirdiği Ege ve Kıbrıs’ta Yunan işgalini savunan, Türkiye’yi işgalci gösteren sözde bir Yunan diplomatı konuşmacı olarak Türk Büyükelçiler Konferansına davet etmekte mahzur görülmüyor. Bu nasıl bir körlüktür anlamak mümkün değil.

Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’de Yunan-Rum ikilisinin bu pervasız girişimlerini şimdilerde sözde enerji güvenliği ve bölgesel istikrar bahanesiyle askeri kanatları altına da alanın ABD olduğunu bir kez daha yazalım.

ABD kanatları altına aldığı bu yapılarla anavatan ve yavru vatanı hedef almış durumda.

İşte o ABD’nin kanatları altına aldığı diğer işgalci-terörist yapı PKK/YPG için Suriye kuzeyinde tesis etmeye çalıştığı güvenli bölge konusuna geçelim.

ABD ile varılan mutabakatın en somut sonucu Şanlıurfa’da kurulacak müşterek harekat merkezi.

Görüntüde sanki her şey iyi ama gelin görün ki harekat merkezinin neye hizmet edeceği tartışmalı.

Türk tarafı tesis edilecek harekat merkeziyle Fırat doğusunda kurulacak 32 km derinliğinde bir alanının güvenli bölge olacağını, buradaki PKK/YPG’nin bölge dışına çıkarılacağını, silahlarına el konulacağını, bölgenin kontrolünün Türkiye’de olacağını iddia ediyor. Talepleri de bu yönde.

ABD tarafından bu konuda en net açıklama Şanlıurfa’ya gelen USEUCOM komutan yardımcısı Korgeneralin ziyaretine ilişkin olarak USEUCOM’dan yapılan açıklama.

Ara bilgi verelim. CENTCOM ve USEUCOM operasyonel komutanlıklardır ve görevleri açısından doğrudan ABD Başkanına bağlıdır.

Açıklamanın tercümesi aynen şöyle:

"Devam eden müzakereler, geçtiğimiz hafta Ankara’da düzenlenen ve Türkiye’nin güvenlik endişeleri, IŞİD’in yeniden birleşmesini önlemek için Suriye’nin kuzeydoğusunda güvenliği sağlama ve Koalisyon ve ortaklarımızın IŞİD’in tamamen bozguna uğratma başarısına odaklanmasını sağlama konularına değinen askeri görüşmelerin hemen ardından gerçekleştirildi. Müşterek harekat merkezi bu çaba için planlama ve bilgi vermeyi sürdürecektir."

Ne diyor ABD? Kurulacak harekat merkezi Türkiye’nin sınır güvenliği ve Suriye kuzey doğusunda IŞİD’le mücadele hedeflidir. O kadar.

Harekat merkezinin amacına ilişkin olarak Türkiye ile ABD’den gelen açıklamalarda bir örtüşme görüyor musunuz? Hayır.

ABD açıklamasında PKK-YPG-SDG’den hiç tek kelime bahsedilmemesi, uzaktan yakından ima bile edilmemesi dikkat çekici.

Böyle olunca da güvenli bölgenin kim için bir güvenli bölge olacağı deşifre edilmiş oluyor.

Bu durum, ortak hedefler ve tehditler konusunda mutabakat olmadan müşterek harekat merkezi kurmakla ABD’nin Türkiye’yi bir kez daha kandırdığının ve Fırat doğusunda kendi hedefleri doğrultusunda Türkiye’yi alet ettiğinin açık ilanıdır.

ABD Avrupa Komutanlığının açıklaması da bunun resmen duyurusudur.

Tabi burada sadece ABD’yi suçlamakla, kandırıldık denilerek bu vahim gelişmeden kurtulunamaz.

Bunca uyarılara rağmen iktidarın bir ABD-PKK planı olan güvenli bölge uygulamasını hayata geçirmek için ABD ile mutabık kalmayı başarı olarak sunması ve körü körüne ısrar etmesi anlaşılmaz.

Devletin de bu oyunu görememesi skandaldır.

Güvenli bölge uygulaması bu haliyle, BM’nin yanında Uluslararası Kriz Grubu gibi STK’ların raporlarında resmen özerk yerel yönetim olarak tanımladıkları, ABD ve AB’nin siyasi ve askeri olarak tanıdığı PYD/YPG özerk devletçiğinin yeni Suriye anayasasında resmileştirmesinin önünü açacaktır. Bu da büyük Kürdistan projesinin ikinci parçasının kurulmasıdır.

Yol yakınken, henüz harekat merkezi açılmamışken PKK’ya hizmet edecek bu mutabakattan dönülmeli, Suriye’de ABD değil Şam yönetimiyle işbirliği yapılmalıdır.

Kaynak Yeniçağ: ABD himayesinde PKK-Rum işbirliği – Cahit Armağan DİLEK

PENTAGON DOSYASI /// EMEKLİ BİR SUBAYIMIZ İFŞA EDİYOR : PENTAGON – MÜŞTEREK HIYANET MERKEZİ VE PKK


EMEKLİ BİR SUBAYIMIZ İFŞA EDİYOR : PENTAGON – MÜŞTEREK HIYANET MERKEZİ VE PKK

ABD özellikle Türkiye ile olan ilişkileri kapsamında arzu etmediği bir süreci doğrudan engellemek yerine o sürece bir şekilde müdahil olup süreci kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirme konusunda pek marifetlidir. Kurulacak Müşterek Harekat Merkezinin de Türkiye’nin Frat’ın batısında icra ettiği başarılı harekatların benzerinin Fırat’ın doğusunda yapılmasını önlemek içini boşaltmak için bir tuzak olduğu bilinmelidir. Hele hele işe önce İHA ile başlanması çok daha manidar. Tarih tekerrürden ibarettir derler ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi. Alın size bir ders….

Yıl 2009 güney doğudaki uzun süreli İHA görevlerinin ardından adını daha önce duymadığım bir göreve atandım; Combined Intelligence Fusion Center(CIFC) Director (Birleşik İstihbarat Füzyon Merkezi Direktörü). Ankara’da teşkil edilen bu birim Türkiye-ABD arasında istihbarat paylaşımı amacıyla teşkil edilmiş. ABD PKK terör örgütünün Irak’ın kuzeyindeki faaliyetlerine ilişkin Türkiye’nin istihbarat ihtiyaçlarını ben karşılarım demiş. Kâğıt üstünde her şey muhteşem ABD 10-15 civarında personelini Ankara’ya yollamış O dönemde Katar’da konuşlu Global Hawk İHA’larını EP-3 Sinyal İstihbarat Uçaklarını hatta uydularını bile Türkiye’nin emrine amade etmiş.

Büyük bir heyecanla göreve başladım. Hemen her gün üst düzey ABD’li yetkililerle muhatap oluyordum. NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı(ABD’li) ABD Büyük Elçisi James Jeffrey(şimdiki ABD Suriye Özel Temsilcisi) vs.vs. Adamlara brifing vermekten bıkkınlık gelmişti. Gariptir bizim taraftan üst düzey kimse pek uğramazdı. Belki de onlar da bunun bir oyun olduğunun farkındaydılar kim bilir.

Daha önce yapılan Mutabakat Muhtırasına göre Irak’ın kuzeyindeki muhtemel terörist hedeflerinin bulunduğu liste bir gün önceden ABD tarafına veriliyor bu hedeflere İHA ve Uydularla bir gün sonra bakılıyordu. Bir hafta geçti tek bir görüntü yok ikinci hafta yine aynı. Adamların filesi takılı voleybol sahaları eğitim alanları var kendileri yok. Tam bir hayal kırıklığı…Bu durumun İHA’ların gündüz saatlerinde bize tahsis edilmesinden kaynaklı olabileceğini değerlendirdim keza önceki tecrübelerim kapsamında gündüz 40-50 derece sıcaklıkta teröristin mağara dışına pek çıkmadığını biliyordum. İHA operasyonlarının geceye alınması gerektiğini Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı’ndaki makamlara bildirdim. Onlar da ABD’lilerle görüş razı edebilirsen öyle yapalım dediler. ABD’li üst düzey yetkililere konuyu ilettim cevap HAYIR oldu. İHA’lar gece başka görevler için kullanılıyormuş. Ben de bu durumda sizden bir talebimiz olmayacak dedim. 2 gün sonra ABD’li bir yarbay koşarak mutlu haberi getirdi. Talebimiz kabul edilmişti. Büyük bir heyecanla tekrar hedef listeleri hazırlıyor gece sabaha kadar bizzat İHA uçuşlarını takip ediyordum. Değişen bir şey yok. Ortada bir gariplik olduğu kesin. O dönemde var olduğu değerlendirilen 6.000 civarındaki teröristin büyük çoğunluğu Irak kuzeyinde olmak üzere 4.000’i yurt dışında 2.000 ‘i yurt içindeydi. Yurt içinde kendi İHA’larımızla neredeyse her gün terörist görüntüsü alırken Irak Kuzeyinde görüntü alınamaması mantık dışıydı. Aslında mantık dışı olan bir şey yoktu. Tarafımızca bir gün önceden ABD’lilere verilen listeler kuvvetle muhtemel el altından teröriste ulaştırılıyordu. ABD hem bölgeye yönelik neler bildiğimizi ve neyin peşinde olduğumuzu öğreniyor hem de bölgedeki teröristleri bilgilendiriyordu. Bir taşla iki kuş…Bu konudaki görüşlerimi üst makamlara ilettiğimde boyumdan büyük değerlendirmeler yapmamam gerektiği söylendi. Yapacak tek şey vardı oturup iki satır emeklilik dilekçesi yazmak…