TSK DOSYASI /// Müyesser Yıldız /// YAŞ’ta terfi alan komutan bunu mu dedi : “Ben AK Parti’nin paşasıyım, beni onlar terfi ettirdi”


Müyesser Yıldız /// YAŞ’ta terfi alan komutan bunu mu dedi : "Ben AK Parti’nin paşasıyım, beni onlar terfi ettirdi"

LİNK : https://odatv.com/ben-ak-partinin-pasasiyim-beni-onlar-terfi-ettirdi-06081932.html

06.08.2019 13:32

Geçen Perşembe 1.5 saatte tamamlanan Yüksek Askeri Şura kararlar daha çok emekliye sevk edilen komutanlar üzerinden tartışıldı.

Ya terfiler?

Ama bundan önce normal bekleme süresini tamamlamadan kadrosuzluk gerekçesiyle emekli edilen dikkat çekici bir isimden daha söz edelim.

15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Cemal Balıkçı’nın Tuğgeneral olması çok konuşulmuştu.

Neden konuşulmuştu? Çünkü Astsubaylıktan gelip, bu rütbeye terfi eden ilk isimdi.

Ancak bu başarı öyküsü fazla uzun sürmedi, terfilerin açıklanmasından kısa bir süre sonra Balıkçı’nın darbe girişimi soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırıldığı yönünde haberler yapıldı.

Bunun üzerine 15 Temmuz’da yaşanan olaylarla ilgili olarak sadece Balıkçı’nın ifadesine başvurulduğu, görevden uzaklaştırılmasının söz konusu olmadığı açıklandı. O sırada Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda görev yapan Balıkçı’nın yayınlanacak Hava Kuvvetleri atama kararnamesiyle yeni bir göreve atanacağı da bildirildi.

Sonrasında Balıkçı nereye atandı bilmiyoruz, ama işte bu yılki YAŞ kararlarıyla o da emekli edildi.

3 yıl önce “başarı öyküsü” diye sunulan birisi ne oldu, ne bitti de bu akıbeti yaşadı, haliyle merak edilmez mi ??

"HÜKÜMET YANLISI" KOMUTANLAR"

Terfi ettirilen isimlerden örneklere geçersek…

YAŞ kararlarıyla ilgili değerlendirmelerini almak için birçok emekli askeri aradım. Bunlardan ikisinin birkaç cümlesine aktarayım evvela.

Kuvvet komutanlığı son anda engellenen bir isim, “Biz hâlâ eski sisteme göre düşünüp, değerlendirme yapıyoruz. Oysa teamüller çalışmıyor. Başka değerlendirmeler öne çıkıyor. Bunu da sadece kararları alanlar biliyor” dedi.

Uzun yıllar Genelkurmay’da önemli görevlerde bulunmuş bir diğeri ise şunu anlattı:

“İsmi lâzım değil, bir komutanımız açıkça, ‘Ben AK Parti’nin Paşasıyım. Beni onlar terfi ettirdi’ diyor. Durum bu.”

Terfiler veya tasfiyelerde “Başka değerlendirmeler” mi öne çıkıyor, gerçekten “Ben AK Parti’nin Paşasıyım” diyenler mi var bilmiyoruz, ama önümüzde çok somut 4 terfi duruyor.

Bilmem hatırlar mısınız, geçen yıl Genelkurmay Çatı Davası ek klasörlerinde yer alan bazı belgeleri yazmıştım.

Bunlar, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sadece 1 ay önce hazırlanmış YAŞ’a girecek olan general-amiral ve albaylar hakkında yapılan istihbarat çalışmalarına ilişkin resmi dosyalardı. Kuvvet Komutanları dahil 700’ün üzerinde general/amiral ve albayla ilgili 4 ayrı kaynaktan gelen bilgilerin çizelgesi çıkarılmıştı.

Sözkonusu 4 kaynak, MİT ve Emniyet’in yanısıra dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın da doğruladığı bazı “Hassas kaynaklar”dı.

Darbe davalarında çokça gündeme gelen o “Hassas kaynakların”, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MGK Genel Sekreteri, Devlet Denetleme Kurulu Başkanı, 1 Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Hakimi, Kozmik Oda operasyonunda adı geçen emekli Albay Baki Kaya ve AKP Milletvekili Şirin Ünal olduğu iddia edildi.

2016 YAŞ’ı için hazırlanan çizelgeye dönersek;

Dosyası görüşülecek isimlerin karşısına haklarında hakkında hangi kaynaktan ne gibi bilgiler geldiği tek tek not edilmişti.

Mesela aynı kuvvetten 3 albayla ilgili 4 numaralı kaynaktan gelen bilgiler, “Terfi ettirilmeli, hükümet yanlısı” şeklindeydi.

4 numaralı kaynak, yine aynı kuvvetten bir diğer albay için ise “Terfi ettirilmeli (Eşi türbanlı), hükümet yanlısı” demişti.

Ve 15 Temmuz’dan sonraki YAŞ’ta bu 4 albay Tuğgeneralliğe yükseltilmişti.

Son YAŞ’ta ne mi oldu?

O 4 isim bu defa da Tümgeneralliğe terfi etti.

Bu tablo tümüyle tesadüf mü, yoksa TSK’da gerçekten artık bambaşka “ölçülerin” geçerli olduğunun göstergesi midir; Ne dersiniz?

Müyesser Yıldız

Odatv.com

BİYOGRAFİ DOSYASI : OSMANLI’NIN ÖNEMLİ PAŞALARINDAN CEMAL PAŞA KİMDİR ???


OSMANLI’NIN ÖNEMLİ PAŞALARINDAN CEMAL PAŞA KİMDİR ???

Asker, devlet adamı, Bahriye Nâzırı, yazar (D. 6 Mayıs 1872, Midilli – Ö. 21 Temmuz 1922, Tiflis).**Asıl adı Ahmed Cemal olup, askerî eczacı Mehmed Nesib Bey’in oğludur. Gazeteci Hasan Cemal ile akademisyen Ahmet Cemal’in dedeleridir. Kuleli As­keri İdadisi (Lisesi, 1890) ile Mekteb-i Harbiyye-i Şahâne (Harb Okulu, 1893)’den mezun olduktan sonra erkân-ı harbiye (kurmay) öğrenimini görerek, kurmay yüzbaşı rüt­besini aldı (1895). Bir süre Seraskerlik Er­kân-ı Harbiye Dairesi Birinci Şubesi’nde ve İkinci Ordu’ya bağlı Kırkkilise (Kırklareli) İstih­kâm İnşaat Şubesi’nde çalıştı. 1898 yılında, Üçüncü Ordu’ya bağlı Re­dif Fırkası Kurmay Başkanı olarak Selanik’te görevlendirildi. Bu sırada Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti tara­fından yapılan askeri teşkilâtlanma çalışmalarına yakınlık duymakla birlikte, bu hareket içinde hemen yer almadı.

1905 yılında binbaşı olan Cemal Bey, bölgede yoğunlaşan Jön Türklük çalışmalarınailgi duydu ve Ekim 1906’da Os­manlı Hürriyet Cemiyeti’ne üye oldu. İ908 Jön Türk ihtilâlinden sonra da Osmanlı İt­tihad ve Terakki Cemiyeti’nin askeri kad­rosu içerisinde dikkati çekmeye başladı. Cemal Bey böylece, cemiyet ta­rafından İstanbul’da siyasi durumu kont­rol altında tutmak üzere gönderilen on kişilik kurul içinde yer aldı. Daha sonra kay­makamlığa terfi etti ve Hey’et-i İslâhiyye üyesi olarak Anadolu’ya gönderildi. 31 Mart Olayı (13 Nisan 2009) üzerine İstanbul’a gelerek Ayastefanos’ta (Yeşilköy) Hareket Ordusu’na ve bu ordunun İstanbul’daki harekâ­tına katıldı. İstanbul’da durumun kontrol altına alınmasından sonra da Üsküdar’da mutasarrıf (kaymakam) olarak görevlendirildi. Bu gö­revi sırasında aldığı sert önlemlerle dik­kati çekti.**

Cemal Bey. Adana’da Ermenilerin çı­kardığı olaylar üzerine (14 Nisan 1909) vali ve “Kuvve-i Mürettebe Komutanı” olarak oraya gönderildi. Olayların bastı­rılmasında ve sorumluların cezalandırıl­masında başarı gösterdi. 1910 yılında hastalanarak İstanbul’a döndü. 1911’de Bağdat’a vali olarak atandı. Burada özellikleArap milliyetçilerinin çalışmalarına engel olmak için yoğun çaba göster­di. 22 Temmuz 1912’de Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından kurulan “büyük ka­bine” ile çalışmak istemediğinden istifa ederek İstanbul’a döndü. Kendi isteğiyle Balkan Savaşı’nda Konya Redif Fırkası komutanı olarak görev aldı. Komuta ettiği fırka (birlik) Pınarhisarı’nda yenilince Çatalca’ya sa­vunma hattına çekildi. Ekim 1912’de mi­ralaylığa (albay) terfi eden Cemal Bey, koleraya yakalandığı için İstanbul’a döndü. Kâmil Paşa Hükümeti tarafından İttihadçılar aley­hine yapılan izleme çerçevesin­de “büyük kabine aleyhine propaganda” yaptığı savı ile Divan-ı Harbi Örfi (Savaş Suçları Mahkemesi)’ye teslim edildiyse de, davası başlamadan serbest bırakıldı. Tekrar Çatalca’ya dö­nerek İkinci Kolordu Dördüncü Fırka Ku­mandanlığı ve daha sonra Menzil Müfettiş-i Umumiliği görevlerine getirildi.

Kâmil Paşa Hükümetince I. Balkan Sa­vaşı sonunda büyük devletlerle yapılan pazarlıklara karşı İttihad ve Terakki ta­rafından yürütülen propaganda hareke­tinde önemli roller oynadı. Enver Beyin (Pasa) Öncülük ettiği darbe girişimine destek verdi. 23 Ocak 1913’te Enver Bey liderliğinde yapılan Babıâli Bas­kını ile başbakanlığa getirilen Mahmut Şev­ket Paşa’nın emriyle İstanbul Muhafızlı­ğı ile görevlendirildi. Görevine hemen baş­layan Cemal Bey, darbe sonrasındaki karışıklığın sona erdirilmesinde önemli görevler yaptı. İttihadçılar tarafından büyük kin beslenen bakanları korumaya alarak onların İstanbul’dan ayrılmalarını sağla­dı. Gazetelerde yumuşak üslup ve içerikli yazılar yayımla­tarak durumu sakinleştirmeye çalıştı. “Onlu Muhalifler”den Ali Kemal ve Rıza Nur beyleri Avusturya ve Fransa’ya gön­derdi.

İstanbul Muhafızlığı görevinin yanı sı­ra Çatalca’da bulunan ordunun komutanlığını da yürüten Ce­mal Bey, muhafızlığı sırasında asıl ola­rak İttihad ve Terakki karşıtlarının hü­kümet aleyhine çalışmalarıyla uğraşmak­la birlikte, kaçakçılığa ve özellikle de kaçak tütün satışına karşı birtakım şiddetli önlemler aldı. Prens Sabahattin Bey’in kâ­tibi Satvet Lütfi Beyin hazırladığı muhalifler grubunun hükümet değişik­liği girişimini daha hazırlık aşamasındaiken bastırdı. Muhaliflere karşı

aldı­ğı sert önlemler gerek İttihad ve Terakki li­derleri, gerekse Sadrazam Mahmut Şev­ket Paşa ile olan ilişkilerinde birtakım sorunlara yol açtı. Cemal Bey’in tutuklamak iste­diği Prens Sabahattin, Talat Bey’in (Paşa) kendisini uyarması üzerine yurt dışına kaçtı. Eski sadrazam Kâmil Paşa’yı ev hapsinde tutarak ülke dışına gitmesi yolunda baskıda bulununca İn­giltere Elçiliği duruma müdahale etti. Mahmut Şevket Paşa’nın bu alandaki önlemlerine karşı çıkması üzerine de Cemal

Bey muhafızlık görevinden istifa etti. Ancak istifası kabul edilmedi. Mahmut Şevket Paşa’nın 11 Haziran 1913 tari­hinde öldürülmesinden sonra, muhalif­lerin olası darbe girişimini engellemeküzere alınacak önlemlerin uygu­lanması Cemal Bey’e bırakıldı.Böylece, iç siyasette durumu ta­mamen İttihad ve Terakki kontrolüne aldıktan başka, fırka içinde kendi duru­munu da kuvvetlendirdi.

Cemal Bey, Kasım 1913’te Nafia Nazır­lığı (Bayındırlık Bakanlığı)’na getirildi. Aralık 1913 tarihinde mir­livalığa (tuğgeneral) terfi etti ve Şubat 1914’te Bah­riye Nazırı (Deniz Bakanı) oldu. Bu görevi sırasında En­ver Paşa’nın önderliğinde yapılanordu içi düzenlemelerde ve Deniz Kuvvetleri’ndeki uygulamalarda onunla birlikte hareket etti. Kuzey Ege adalarının Yunanlılardan geri alınmasının İttihad ve Terakki tara­fından birinci siyasî ve askerî amaç durumunagetirilmesinde etkili oldu. 1914’te Fransa’ya gönderilerek, kendisinden, adalar sorununun çözümü yolunda Fransızların desteğini sağ­laması ve bir Osmanlı – Fransız ittifakı için ortam hazırlaması istendi. Fransızlara, Osmanlı Dev­leti ile ittifak yapmalarını önerdi. An­cak Fransızlar, öteki müttefikleri onayla­madıkça bir siyasi anlaşma ya­naşmayacaklarını söylediler.

Cemal Paşa, Osmanlı donanmasına bağlı gemile­rin Rus Karadeniz Filosu’na ve Rus liman­larına saldırısı ile başlayan hükümet kri­zinde savaş yanlısı grup için­de yer aldı. Osmanlı Devleti’nin savaşa gir­mesinden sonra Enver Paşa, Cemal Paşa’ya Mısır’da bulunan İngilizlere karşı askerî bir harekâta öncülük etmesini önerdi. Bahriye Nazırlığı’na ek ola­rak Dördüncü Ordu Komutanlığına ge­tirilen Cemal Paşa, İngilizleri Mısır’dan çıkarmak için Kanal Harekâtı adı veri­len bir planı uygulamaya koydu ve 7 Ocak 1915’te Osmanlı Kuvvetleri İngilizlere karşı harekâta geç­ti. Ancakistenen sonuçlar alınamadı.

Cemal Paşa, Şam’da iken Arap milliyetçilerle de çatıştı veArap milliyetçi liderlerine karşı sert önlemleraldı.1913 Ermeni tehcirinin uygulanması ve Ermenilerin gönderile­ceği yerler konusunda İttihad ve Terak­ki Fırkası ve hükümetle anlaşmazlığa düştü.

Aralık 1917 ayında İngiliz Generali Allenby’nin ilerlemesi karşısında Osman­lı ordusunun peş peşe yenilgilere uğra­ması üzerine Cemal Paşa, hükümet ve fır­ka içinde Dahiliye Nâzırı İsmail Canbolat’ın başlattığı eleştiri kampanyası so­nucu, Dördüncü Ordu Komutanlığı gö­revinden ayrılarak İstanbul’a döndü. İttihad ve Terakki Fırkası’nın 1917 yılında yapılan son genel kurulundagenel sekreterlik görevine getirildi.

12 Kasım 1918 tarihinde İttihad ve Terakki’nin yedi önderiyle birlikte ül­ke dışına kaçan Cemal Paşa, önce Berlin, daha sonra da Münih ve İsviçre’ye gide­rek İttihadçıların yurtdışı çalışmalarının düzenlenmesinde önemli roller oynadı. Savaş sırasındaki faaliyetleri, hem Beşinci Şube tarafından yapılan so­ruşturmada, hem de 1919’da başlayan Dîvân-ı Harb-i Örfi (sıkıyönetim) yargılamaları sıra­sında gıyabında sorgulandı. Beşinci Şu­be sorgulamalarında, Osmanlı Devleti’nin Arap milliyetçilerinin isyanına sebep olmak­la suçlanan Cemal Paşa, gıyaben (kendi olmadan) idama mahkûm edildi.

Daha sonra Rusya’ya giden Cemal Pa­şa, Sovyet Hariciye Komiseri Çiçerin’in desteğini alarak Afgan Emiri Emanullah Han’ın Afgan ordusunun modernleştiril­mesi için**yaptığı öneriyi kabul etti. Mos­kova’da iken Mustafa Kemal Paşa ile Bol­şevikler arasındaki ilişkilerin geliştiril­mesi için arabuluculuk yaptı. Bolşeviklerle ilişki ve Anadolu hareketine karşı alınacak tavır konusunda Enver Paşa ile anlaşmazlığa düştü.Bolşeviklerin siyasetindeki değişik­lik ve Hacı Sami Bey’in

kendisi aleyhindeki propagandası sonucu Afganistan’daki durumu sarsılan Cemal Paşa, gö­rüşmeler yapmak üzere Tiflis’e gitmişti. Bu­rada yaverleriyle birlikte 21 Temmuz 1922 günü öldürüldü. Tiflis’te gömülen Cemal Paşa, daha sonra Erzu­rum’a getirilerek burada toprağa verildi.

Cinayetin failleri hakkında çeşitli id­dialar bulunmaktadır. En kuvvetli olasılık, kendisinin Ermeni komitelerinin başlattığı ve ilk kurbanları Talat ve Sait Halim paşalar olan suikastlar zinciri çer­çevesinde öldürülmüş olmasıdır. Erme­ni kaynakları, Cemal Paşa’yıiki Erme­ni fedainin öldürdüğünü söylemekte ve bu savı çeşitli belgelerle destekle­mektedirler. Buna karşılık Halil Paşa, Cemal Paşa’ya Rus gizli servisinin bir su­ikast yapacağı konusunda kendisine özel olarak bilgi verildiğini söylemiştir. Bu konuda yayımlanan bir ma­kaleye göre ise Cemal Paşa. Moskova’­nın emri üzerine Gürcü komitacıları tarafın­dan öldürülmüştür.

Cemal Paşa, Osmanlı İttihad ve Terak­ki Cemiyeti’nin askeri kanadı içerisinde Enver Paşa’dan sonra gelen ikinci adam olmuş ve asıl ününü bu yolla sağlamış­tır. Mustafa Kemal Paşa dahil, önde gelen pek çok Osmanlı subayı Cemal Paşa’’ya destek vermiştir. Ancak Cemal Paşa’nın İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin ge­rek askeri gerekse genel politikaları içe­risindeki rolü Enver Paşa’ya nazaran ol­dukça sınırlı kalmıştır. Yayımlanan anıları, özellikle1913-17 yılları arasındaki si­yasî

gelişmelere ışık tutan çok önemli bir kaynaktır.

ESERLERİ:

/Plevne Müdafaası/(1898), /Alte Denkmaeler aus Syrien,Palastina und West Arabien/ (Suriye, Filistin ve Batı Arabistan’daki Eski Anıtlar, Berlin 1918),/Hâtırât: //1913-1922/(İstanbul 1922. Almanca olarakMünih’te, İngilizce olarak Londra’da da yayımlandı.Metin Martı’nın hazırladığı yeni harflerle basımı 1996), /Birinci Dünya Harbi’nde Suriye Hâtıraları/ (Haz: Ali Fuad Erden, 2003).

KAYNAKÇA: Cemal Pasa / Hatırat: 1913 1922//(İstanbul 1922); Nevsâl/-/i Milli//(s. 288-289,1330)); Sald Halim ve Mehmet Talat Paşalar Kabineleri­nin Divân-ı Ali’ye Sevkleri Hakkında Divâniye Mebusu Fuad Bey Tarafından Verilen Takrir Üzerine Berâ-yı Tahkikat Kur’a İsabet Eden Beşinci Şube Tarafından İcra Olunan Tahki­kat ve Zaptedilen İtâdâtı Muhtevitdir//(İstanbul 1334); Atiye Dlivân-ı//Harbi Örfisinde Rü’yet//Olunan Mesele-i Siyâsiyye Hakkında İzahat (İslanbul 1916); M. Yamauchl / The Green Crescent Under The Red Star: Enver Pasha in//Sovlet Russia (s. 288-289-299, Tokyo 1919); F.Crutwell / A History of Great War//(s. 351, Oxford 1936); F. Kazamzadeh / The Struggle for Transcaucasia//)s. 27-30, Princeton 1951); Tank Zafer Tunaya / Türkiye’de Siyasi Partiler//(s. 199, İstanbul 1952); a.mlf. / Türkiye’de Siyasal Partiler: İttihat ve Terakki//(III, 221-223, 572-573 İstanbul 1989); Ali Fuad Erden / Birinci Dünya Harbinde Suri­ye Hâtıraları//(s. 12-17, 129-138, 208-214, 240-244 İstanbul 1954); Ali Fuat Cebesoy. Mosko­va Hâtıraları://21 / 11 / 1920 – 2 / 6 / 1922//(s. 61 62, 274-299, 317 İstanbul 1955); Kâzım Karabekir / İstiklâl Harbimiz (s. 756-757, 760-764 İstanbul 1960); a. mlf. / İttihat ve Terakki Cemiyeti 1896-1908 (s.177 İstanbul 1982); a. mlf. / İstik­lal//Harbinde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkan//(s. 354 İstanbul 1990); E. H. Carr. / The//Bolshevik Revolution 1917-1923//(III, 213 Harmondsworth 1966); L. B. Poullada / Reform and Re-bellion in Afghanistan 1919-1929//(s. 239-250 Ithaca 1973); E. J. Zürcher / The Unionist//Factor: The Role of the Committee af Union and//Progress in the Turkish Natinalist//Movement 1905-1926//(s. 59-66, 84 Leiden 1984); D. Fromkin / A Peace To End All Peace (s. 214-215 New York 1985); Mahmud Şevket Paşa / Sadrâzam ve Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın Gün­lüğü//(s. 167-169 İstanbul 1988); Mim Kemal Öke / Hilâfet//Hareketleri (s. 87-88 Ankara 1991); F, Nuza / Cemal Paşayı Kimler Öldürdü Veya Öldürttü? (TK,//XXl / 243, s. -454-464,1983); D. A. Rustow / “Djemâl Pasha" El//(11,531-532, İne), Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (C. 7, İstanbul 1993), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2007) – Ünlü Devlet Adamları (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 1, 2013) – Encyclopedia of Turkey’s Fomous People (2013).

BİYPGRAFİ DOSYASI : ÖZEL HARPÇİ YURTSEVER KOMUTANIMIZ Eşref Bitlis PAŞAYI TANIYALIM !!!!


ÖZEL HARPÇİ YURTSEVER KOMUTANIMIZ Eşref Bitlis PAŞAYI TANIYALIM !!!!

ÖZEL BÜRO NOTU : RAHAT UYU KOMUTANIM. SENİ KATLEDENLERE HESABI SORULDU. KOMUTANIM KABRİN NUR TOPRAĞIN BOL OLSUN. NUR İÇİNDE YAT.

Eşref Bitlis (1933, Malatya – 17 Şubat 1993, Ankara), Türk asker. Türk Silahlı Kuvvetleri‘nin 32. Jandarma Genel Komutanı’dır.

Askeri kariyeri[değiştir | kaynağı değiştir]

1952 yılında Kara Harp Okulu‘nu bitirdi, 1954 yılında Polatlı Topçu Okulu’nu bitirerek Teğmen rütbesi ile mezun oldu. 1966 yılında Kara Harp Akademisi‘ni tamamladı. Almanya‘da dil eğitimini tamamladıktan sonra 1969 yılında Türk Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun oldu. 1973 yılında Alman Harp Akademisi’ni tamamladı ve bir yıl Kara Harp Akademisi‘nde başöğretmen olarak görev yaptı. 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı sırasında Albay rütbesiyle Kıbrıs Türk Alayı Komutanlığına atandı. Bu alayın komutanlığını yaparken Kıbrıs Yunan Alayı imha edildi. 1978 yılında Tuğgeneral rütbesine terfi etti ve Bolu Komando Tugayı Komutanlığına atandı. 1982 yılında Tümgeneral rütbesine terfi etti ve Kıbrıs 28. Tümen Komutanı oldu. 1986 yılında Korgeneral rütbesine terfi etti. 1988 yılında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı oldu. 1990 yılında Orgeneral rütbesine terfi etti ve Jandarma Genel Komutanlığı‘na atandı.

Vefatı[değiştir | kaynağı değiştir]

Kuzey Irak’ta konuşlanmış durumda bulunan Çekiç Güç Kuvvetlerinin Türkiye‘den ayrılması gerektiğini ve ABD‘nin Kuzey Irak‘ta oluşturmaya çalıştığı Kürt Devleti’nin Türkiye’nin zararına olduğunu söylüyordu. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri büyükelçiliği tarafından birkaç defa hükümete şikayet edildiği iddia edildi. 17 Aralık 1992 tarihinde Çekiç Güç’e bağlı Amerikan savaş uçakları, kendilerine bildirildiği halde Irak’ın Selahaddin kentine gitmekte olan Bitlis’in helikopterine taciz uçuşu yaptı ve helikopteri inişe zorladı. Komutanlığı döneminde JİTEM‘in kurularak yargısız infazların yapılmasına ve itirafçılarla birlikte silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yapılmasına karşı çıktığı da basına yansıdı.[1] Yine uçağının düşmesi sonucu vefat eden Eşref Bitlis, ölümünden 7 ay önce kendisini gelecekte genelkurmay başkanı olarak görmek isteyen dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal‘a yazdığı son mektupta Kürt sorununa ilişkin şöyle yazmıştır:

« "Sayın Cumhurbaşkanım, Zatı Aliniz bu olaya müdahil olmalı, aksi takdirde bölgede sonu alınamayacak ciddi risk ve tehditlerle karşı karşıya kalabiliriz." »
(Eşref Bitlis’in Turgut Özal‘a yazdığı 1993 tarihli mektubundan[2])

Komplo endişeleri[değiştir | kaynağı değiştir]

7 Şubat 1993 tarihinde İncirlik Üssü‘nden kalkan ABD uçaklarının, PKK‘ya yardım dağıttığı" açıklamasını yaptıktan sonra 17 Şubat 1993 tarihinde içinde bulunduğu Beechcraft B200 King Air tipi uçağın[3] henüz aydınlanamayan nedenlerle düşmesi sonucu hayatını kaybetti.[4] Kazanın ardından olay yerinde inceleme yapan Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş uçağın düşüş sebebinin buzlanma ve pilotaj hatasını olduğunu söylemiş, ertesi gün Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada hiçbir bilirkişi ve teknik raporun olmadığı açıklandı. Kara Havacılık Okulu Komutanı Tuğgeneral Armağan Kuloğlu tarafından kazadan yarım saat sonra hazırlanan bilirkişi raporunda genelkurmay açıklamasını tekrarlamıştır.

Orgenaral Bitlis’in kamuoyunda tartışmalara neden olan ölümünün hemen ardından kendisine yakınlığıyla bilinen Cumhurbaşkanı Turgut Özal geçirdiği kalp kriziyle, ardından Bitlis’in ekibi içinde yer alan Rıdvan Özden ve Bahtiyar Aydın gibi bazı yüksek rütbeli askerler de görevi başında vefat etti. Aynı yıl Türkiye’de derin yankı uyandıran Uğur Mumcu ve Adnan Kahveci suikastleri yapılmış, Bingöl karayolunda 24 Mayıs 1993 PKK pususunda yolları kesilen 33 silahsız er öldürülmüş, hemen ardından Alevi-Sünni çatışmasına sahne olan Sivas Katliamı yaşanmış, yine aynı yıl PKK saldırısında 33 sivilin katledildiği Başbağlar Katliamı yaşanmış, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın‘ın Lice’de uzun menzilli tüfekle vurulması olayları arkası arkasına gerçekleşti.[5]

KAYNAK : WIKIPEDIA

1933 yılında Malatya’da dünyaya geldi. 1952 yılında Kara Harp Okulu’ndan Teğmen rütbesi ile mezun oldu. 1966 yılında Kara Harp Akademisini tamamladı. Almanya’da dil eğitimini tamamladıktan sonra 1969 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun oldu. 1973’de Alman Harp Akademisi’ni tamamladı. Bir yıl Kara Harp Akademisi’nde başöğretmen olarak görev yaptı.

1978’de Tuğgeneral oldu ve Bolu Komando Tugay Komutanlığına getirildi. 1982’de Tümgeneral ve Kıbrıs 28. Tümen Komutanı oldu. 1986’da Korgeneral rütbesi aldı. 1988’de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı oldu.

1990’da Orgeneral rütbesi aldı ve Jandarma Genel Komutanlığı‘na atandı..

Bitlis bölgede konuşlanmış durumda bulunan Çekiç Güç Kuvvetlerinin Türkiye’den ayrılması gerektiğini açıklıyor ve ABD’nin Kuzey Irak’da oluşturmaya çalıştığı Kürt Devleti’nin Türkiye’nin zararına olduğunu söylüyordu. Bu nedenle ABD büyükelçiliği tarafından birkaç defa Hükümete şikayet edildiği iddia edildi.

17 Aralık 1992’de Çekiç Güç’e bağlı Amerikan savaş uçakları, kendilerine bildirildiği halde Irak’ın Selahattin kentine gitmekte olan Bitlis’in helikopterine taciz uçuşu yapar ve helikopteri inişe zorlarlar.

Eşref Bitlis 17 Ocak 1993’de henüz çözümlenmemiş bir şekilde uçağının düşmesi sonucu öldü.

Diyarbakır’a gitmek üzere Ankara’dan havalanan uçak, kalkıştan birkaç dakika sonra Yenimahalle PTT İşletme Binası önünde yere çakılarak infilak etti. Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in yanı sıra, Piyade Binbaşı Fahir Işık, Pilot Binbaşı Yaşar Erian, Pilot Yüzbaşı Tuğrul Sezginler, Başçavuş Emin Özer ve PTT Güvenlik Görevlisi Tuhi Salay’ın ölümüne yolaçan kazadan sonra sabotaj iddiaları da ortaya atıldı. Kara Kuvvetleri Askeri Savcılığı, kazanın yüzde 60 pilotaj, yüzde 40 da buzlanmadan kaynaklandığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.

Bu olayın üzerinden 17 yıl geçtikten sonra Eylül 2010 tarihinde JİTEM’in kurucusu olduğu belirtilen ve halen Ergenekon davasında tutuklu yargılanan emekli Albay Arif Doğan‘a ait olduğu belirtilen bir ses kaydı, gündemi sarstı. Doğan, Bitlis’e suikastı JİTEM komutanlarından Cem Ersever’in düzenlediğini öne sürerek, "Ben destek vermezsem ….(nahh) öldürürlerdi." Diyor

KAYNAK : FORSNET

Eşref Bitlis’ten Özal’a son mektup

Orgeneral Eşref Bitlis, ölümünden 7 ay önce dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a yazdığı mektupta PKK ile işbirliği içerisindeki bazı isimleri veriyor ve Kürt sorununa çözüm önerileri sunuyor.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın ölümüyle ilgili tekrar soruşturma başlattığı Jandarma Eski Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in ölümünden 7 ay önce dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a yazdığı son mektup ortaya çıktı.

Sabah gazetesinin haberine göre, Bitlis’in "Sayın Cumhurbaşkanım, Zatı Aliniz bu olaya müdahil olmalı, aksi takdirde bölgede sonu alınamayacak ciddi risk ve tehditlerle karşı karşıya kalabiliriz" dediği üç sayfalık mektupta Kürt sorununa ilişkin önemli uyarılar yapılıyor ve çözüm önerileri sunuluyor.

Bitlis, mektubun ilk bölümünde ABD tarafından bölgede konuşlu Çekiç Güç’teki bazı komutanların terör örgütü PKK’ya yardım ettiğini ayrıntıları ile açıklıyor. Bu iddiayı güçlendiren görüntü ve telsiz konuşmaları aktarılıyor. ABD’li bazı komutanlarla, PKK lider kadrosunun yaptığı üç toplantıya ilişkin ayrıntılar veriliyor.

Eşref Bitlis, mektubunda ikinci olarak devlet içindeki bazı unsurların terörden rant sağladığını vurguluyor ve isimler veriyor. Güneydoğu’daki bazı işadamlarının güvenlik güçlerinin de desteğini alarak bölgede terör örgütü PKK adına kaçakçılık yaptığını belirtiyor. Mektubun ikinci bölümünde ise Kürt Sorunu Çözüm önerilerini içeren bir rapordan bahsediliyor. "Kod Adı: Kale" olarak tanımlanan planda öncelikli olarak terör belasının defedilmesi gerektiği belirtiliyor. İkinci aşamada ise Kürt halkına yönelik ılımlı adımların atılması için devlet politikası oluşturulması gerektiği vurgulanıyor ve "Bölge halkının kazanılması zaruridir. Halk yanlış yönetim ile terör örgütü arasında sıkışmış durumdadır. Bunu suiistimal eden unsurların bertaraf edilmesinin zorunluluğu ortadadır" tespitinde bulunuluyor.

MGK GÜNDEMİ OLDU
Kürt sorunu çözüm planını ciddi şekilde değerlendiren Turgut Özal, kendisine gelen mektuptan sonra Org. Bitlis ile iki görüşme gerçekleştiriyor. Bitlis Paşa’dan planın nasıl uygulanması gerektiğine ilişkin ayrıntılı yeni bir çalışma yapmasını istiyor ve bu konuda bazı sivil isimlerden yardım alabileceğini belirtiyor. Turgut Özal, Bitlis’le yaptığı ilk görüşmeden sonra konuyu devletin zirvesinde tartışmaya açıyor. Planın içeriğini önce dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ve Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş ile değerlendiriyor. Konunun ayrıntıları daha sonra MGK toplantılarında ele alınıyor. Özal, Bitlis’in de tavsiyesine uyarak MGK’nın Ağustos 1992 tarihli toplantısını Diyarbakır’da olağanüstü topladı. 27 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen toplantı sonrasında 6 maddelik bir bildiri yayınlandı. Adeta "Kod Adı: Kale" planının izlerini taşıyan bildiride "terörle mücadelenin yasalar çerçevesinde yürütüleceği" ve "Bölge halkının yaşam seviyesinin yükseltilmesi için" çalışmalar yapılacağı vurgulandı. Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 1992 tarihli MGK toplantılarda da terör konusu ayrıntılı bir şekilde işlendi ve aynı şekilde bildirilere yansıtıldı.

EŞREF BİTLİS KİMDİR?
1933’te Malatya’da dünyaya geldi. Kara Harp Okulu’ndan 1952’de teğmen rütbesiyle mezun oldu. 1966’da Kara Harp Akademisi’ni tamamladı. Dil eğitimini Almanya’da yapıp 1969’da Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun oldu. 1973’te Alman Harp Akademisi’ni bitirdi. Bir yıl Kara Harp Akademisi’nde başöğretmen olarak görev yaptı. 1978’de tuğgeneral oldu ve Bolu Komando Tugay Komutanlığı’na getirildi. 1982’de tümgeneral ve Kıbrıs 28. Tümen Komutanı oldu. 1986’da korgeneral rütbesi aldı. 1988’de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı oldu. 1990’da orgeneral rütbesi aldı ve 20 Ağustos 1990’da Jandarma Genel Komutanlığı’na atandı. 17 Şubat 1993’te uçağının düşmesi sonucu Ankara’da öldü.

RAHATSIZ OLDULAR
Org. Bitlis’in Kürt sorununa ilişkin çözüm planı devlet içinde bazı kesimlerde rahatsızlığa neden oldu. TSK içinde de bazı komutanlar Org. Bitlis’e yönelik sert eleştiriler dile getiriyor, rahatsızlığın bir başka boyutunu ise Org. Bitlis’in planın uygulanması konusunda doğrudan Cumhurbaşkanı Özal ile temasa geçmesi oluşturuyordu. Bitlis’in bu çalışmaları bazı dış güçler tarafından da yakın takibe alındı. Bitlis’i Erbil’e götüren helikopter taciz ateşi ile karşılaştı. Özal ile ikinci görüşmesini Aralık 1992’de yapan Bitlis, bütün ağırlığını bundan sonra Kürt sorunu üzerine verdi. Kendine yakın kurmay kadrodan bir ekip oluşturdu. Bu isimlerle planın ayrıntıları üzerine yeni bir çalışma başlattı. Ancak bu sırada uçak kazası oldu. Yapılan açıklamalarda uçağın buzlanmadan düştüğü belirtildi, ancak kaza sonuç raporu kimseyi tatmin etmedi.

KAYNAK : NTV

Eşref Bitlis bugünleri görmüştü!

Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in katledilişinin 25. yılı. Bitlis, ABD’nın Kürt projesine engel olduğu için CIA operasyonuyla katledildi.

Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in katledilişinin 25. yılı. Bitlis, ABD’nın Kürt projesine engel olduğu için CIA operasyonuyla katledildi. Uçağına yapılan suikastla hayatını kaybeden Bitlis, geleceğin Genelkurmay Başkanı adayıydı. Kürt meselesinde, ABD’nin bölgede çevirdiği oyunları fark eden Bitlis, bunu bölge ülkeleri ve güçleriyle işbirliği yaparak bozmaya çalıştı. Aydınlık, olayın ilk gününden bugüne takipçisi oldu. Örtülmeye çalışılan suikastı aydınlattı. Perde arkasındaki Gladyo’yu gün yüzüne çıkardı.

GÜRÜŞ’İN YILLAR SONRAKİ AÇIKLAMASI

Org. Eşref Bitlis suikastının soruşturmasında ifade verdiği ileri sürülen zamanın Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş’in, "Bitlis’in ölümünde buzlanma yalandı. Pilotoj hatası da tespit edilmedi" şeklindeki açıklamaları, Aydınlık’ın 19 yıl önceki haberlerini doğruladı.

Yeni Şafak gazetesinin 3/4 Şubat 2012 tarihli sayılarında yeralan haberde, "Güreş’in ifadeleri soruşturmanın seyrini değiştirecek" deniliyor. Oysa Aydınlık 17 Şubat 1993 günü şehit edilen Org. Bitlis’in uğradığı uçak kazasının peşini bırakmamış ve 18 Eylül 1993 tarihli sayısında ‘Suikat değil kaza’ denilen olaya, ‘Kaza değil suikast’ başlığıyla yanıt vermişti. Bununla da Bitlis Dosyası’nı açmış oldu.

KALKIŞTAN 5 DK SONRA YERE ÇAKILDI

Org. Eşref Bitlis o gün uçağıyla Diyarbakır’a gidiyordu. Özel uçak, Ankara Güvercinlik Askeri Havaalanı’ndan 12.20’de kalktıktan 5 dakika sonra ‘arıza anonsu’ yaptı ve kısa süre içinde yanarak yere çakıldı. Uçağın içinde bulunan Org. Bitlis ile birlikte Albay Fahir Işık, Binb. Yaşar Erihan, Yzb. Tuğrul Sezginler ile Astsubay Emin Önen şehit oldu.

Olay yerine gelen zamanın Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş, Başbakan Süleyman Demirel gazetecilerin ‘Sabotaj mı?’ sorusuna "Öyle berşey yok" karşılığını verdiler. Genelkurmay Başkanlığı tarafından 2 gün sonra yapılan açıklamada ise "Ani buzlanma" dendi.

Ertesi günkü gazetelerin çoğu da ‘Sabotaj değil kaza’ manşetini attılar. Aydınlık ise işin peşini bırakmadı. Aydınlık’ın 19 Eylül 1993 tarihli manşeti ‘GATA’nın otopsi raporu Güreş’in emriyle yok edildi’ şeklindeydi. Bitlis’in yakınında bulunan bir kurmay subay Aydınlık’a, "Bitlis öldürüldü. ABD-PKK ilişkisini kanıtlamıştı" dedi.

SUİKAST MOTORA YAPILDI

Aydınlık’ın ortaya çıkardığı önemli bir bilgi ise ‘suikastın motora yapılması’ydı. Plana göre, yakıt deposuna konulan bir madde, uçak havadayken motora giden yakıt borularını tıkayacak ve uçak yere çakılacaktı. Pilotun son anonslarında ‘motor arızası’ demesi bunu kuvvetlendiriyordu. Uçağa bu maddeyi ise önceden içerden ‘güvenilir’ birisi koydu.

‘BUZLANMA’ DEMİŞLERDİ

Suikastın en önemli yalanı ‘uçak kalkıştan sonra buzlandı ve yere çakıldı" şeklindeydi. Bu da ‘kaza’ya gerekçe yapıldı. Bir de raporlarda ‘pilotoj hatası’ deniliyordu. Olayda şehit olan Pilot Yzb. Tuğrul Sezginler’in ailesi, Milli Savunma Bakanlığı’na dava açtı ve olayın kaza olmadığını kanıtlamaya çalıştı. Sezginler sıradan bir pilot değildi. Kullandığı uçaklara göre eğitim almış ve bu konuda da bir hayli deneyimi vardı.

‘EKSİ 60 DERECEDE UÇAR’

Aile olayın peşini bırakmadı. Avukat Nusret Senem uzun yıllarını bu davaya verdi ve çok önemli kanıtları ortaya koyarak davayı belli bir aşamaya getirdi. Senem, uçağın ABD’deki firmasına iddialara soru olarak gönderdi. Gelen bilgiler, olayın çözülmesinde önemli ipucu oldu: "Uçaklarımız sağlamdır. Eksi 60 derecede bile uçar. Kaldı ki uçağın buzlanmaya karşı sistemi var ve anında devreye girer."

Esenboğa Meteoroloji Müdürlüğü de bunu destekler mahiyette, o günkü hava soğukluğunun sadece küçük tip uçaklar için sorun olacağını ve büyük tip uçaklarda buzlanma yaratmayacağını açıkladı. Aile olayın peşine düştükçe, yeni bilgilerle olayın esrar perdesi aralanmaya başladı. Her gelen yeni bilgi ‘suikastı’ güçlendirdi. Önemli bir konu da, kazadan sonra motorun ciddi bir incelemeye tabi tutulmamasıydı. Kaza sonrası enkazın süpürgeyle kaldırılması da ayrı bir sorundu. Tıpkı Uğur Mumcu suikastından sonra delillerin süpürülmesi gibi!

BİTLİS NEDEN HEDEF SEÇİLDİ!

Geleceğin Genelkurmay Başkanı olarak görülen Eşref Bitlis, ABD’de değil Almanya’da eğitim almış ve ayrı bir ekoldendi. Özellikle ‘Kürt meselesi’nde ‘Bölgesel çözüm’ peşindeydi. Buna ‘Bitlis Planı’ deniliyordu. Bitlis, Gladyo’nun Güneydoğu’da uyguladığı şiddet ve göç politikasından da rahatsızdı. Planda şu önemli başlıklar vardı: "Bölge halkı kazanılacak. Irak yönetimi, Barzaniler ve Türkiye ortak hareket edecek. Dış destekli PKK, bölgeden çıkarılacak."

PKK’nın arkasında ABD ve Batılı güçlerin de olduğunu tespit eden Org. Bitlis, buna ilişkin görüş ve önerilerini zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a da rapor etmişti. (22 Mart 1992 tarihli mektubu gibi…) Özal’ın da bu raporları, ABD’li yetkililere verdiği ve bu bilgilerden rahatsız olan ABD’nin de, CIA üzerinden Türkiye’deki Gladyo unsurlarını kullanarak suikastı planlandıgı ileri sürüldü.

Aydınlık, olayda ABD’nin Adana Konsolosu Elizabeth Shelton’un da etkin olduğunu yazdı. Aydınlık Haber Müdürü Adnan Akfırat da gelişmeleri ‘Eşref Bitlis Suikastı’ ismiyle kitaplaştırdı. Dönemin Jandarma Asayiş Komutanı Org. Necati Özgen’in, 2002 yılında Ulusal Kanal ve basına yaptığı "1992 yılında Irak’ın kuzeyinde bir operasyon sırasında Org. Bitlis’in içinde bulunduğu Sikorsky helikopteri, ABD jetlerinin tacizine uğradı. İçinde ben de vardım. Neredeyse yere çakılacaktık" açıklaması, olayın perde arkasına ilişkin önemli bir bilgi olarak kayıtlara geçti.

‘TÜRK ORDUSU HİZADAN ÇIKTI’

Bitlis’in ölümüyle ‘bölgesel iş birliği planı’, rafa kaldırıldı. Org. İsmail Hakkı Karadayı’nın Genelkurmay Başkanlığı döneminde ise plan 1995 Mart’ında yapılan ‘Güneş Harekâtı’ ile hayata geçirildi. Harekâtı öğrenen CIA, 12 Mart günü İstanbul’da Alevi derneklerine Gladyo elemanlarını saldırtarak kışkırtmada bulundu çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden oldu. Tertip büyümeden bastırıldı.

Buna rağmen, Bitlis Planı uygulandı ve Irak yönetimi, Barzani ve Türkiye’nin ortak hareketiyle bölgedeki ‘CIA Peşmergeleri’ kovuldu. Irak, Türk sınırına kadar bölgeye hakim oldu. Bu harekât Batı basınında "ABD’nin, Vietnam’dan sonraki en büyük yenilgisi" olarak değerlendirildi. ABD’nin Türk ordusuna düşmanlığı da bundan sonra arttı. ABD ve Batı basını sürekli olarak TSK’yı hedef alarak "Türk ordusu hizadan çıktı" yorumları yapmaya başladı.

Bitlis’i sadece ABD hedef yapmadı. Ergenekon tertipçileri de onun ismini ‘şema’ üzerinden iddianameye sokarak hedef yaptılar.

KAYNAK : AYDINLIK

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?v=yNphQUy5Jro

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?v=z0ap9_iy5ks

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?v=tQoaIFL10_k (BÖLÜM 1)

VİDEO LİNK : https://www.youtube.com/watch?v=YULbm4nmcvw (BÖLÜM 2)

BİYOGRAFİ DOSYASI : KOMUTAN NASIL OLUR HATIRLATALIM İSTEDİK !!!! EFSANE ÖZEL HARPÇİ E. KORG. HASAN KUNDAKÇI PAŞAMIZI TANIYALIM !!!!


KOMUTAN NASIL OLUR HATIRLATALIM İSTEDİK !!!!

Amerikali Generalin "Ben Onunla Aynı Tatbikata Katılmam O Bizim Başımıza Sıkar" dediği Komutan…

14 Ağustos 1996’da KKTC topraklarında Türk Bayrağını yere indirmeye çalışan Rumun başına geleni ve Türk destanını anlatıyoruz. İyi dinleyin.

"11 Ağustos 1996 yılında yolculuğa Batı Almanya’dan başlayan; Batı Avrupalı Rum ve Yunanlı motosikletliler Kıbrıs’ta sınırları delip Türk topraklarına girerek Türk bayrağını indirip yerine Rum bayrağı çekeceklerini açıklıyorlar.

Motosikletlilere Rum-Yunan Ortodoks kiliseleri destek veriyor. ABD Büyükelçisi de iki günde bir Hasan Kundakçı Korgeneral’e gelip "Motosikletliler sınırınızı geçip bayrak direğinize bir bez parçası (Rum bayrağını kastediyor) asacaklar bundan bir şey olmaz" diyor.

Kundakçı Paşa da ABD Büyükelçisine "Öyleyse Rauf Denktaş Bey’den izin alın ben sessiz kalayım" diyerek onlara zekice bir tuzak kuruyor. Fakat bu tuzağa düşmeyen Büyükelçi de diyor ki; "O zaman KKTC’yi tanımış oluruz". Bunun üzerine Kundakçı Paşa "O halde bizi zorlamayın. Bizim sınırımızı geçmeye kalkan kim olursa olsun kurşunlarım. Onun için sakın sınırda bulunan bayrak direğine çıkıp Türk Bayrağı’nı indirmeye ve Rum bayrağı çekmeye yeltenmesinler" çıkışını yapıyor.

Hasan Kundakçı Paşa Türk askerlerine şunu söylüyor; ‘Eğer sınırlarımızı bir kişi geçer Bayrağımızı indirirse ben Türkiye’ye dönmem dönemem. Alnıma tabancayı dayar dokunurum tetiğe’.

11 Ağustos 1996 günü işin ciddiyetini anlayan motosikletlilerden en az yarısı bu işlerden vazgeçiyor ortada sadece Rum ve Yunanlılar kalıyor. 14 Ağustos 1996 günü 35-40 fanatik Rum ve Yunanlı hududumuzu delip Bayrağımızı indirmeye kalkınca bayrak direğine tırmanan bir Rum Türk Bayrağına dokunamadan tek kurşunla yere indiriliyor. Bu fanatiklere destek veren iki İngiliz askeri de kalçalarından vuruluyor.

Korgeneral Hasan Kundakçı anlatır:

– Olaydan on dakika sonra odamda oturuyordum BM Barış Gücü Komutanı Tuğgeneral ve BM Kurmay Başkanı İngiliz Albay geldi:

– Sayın Generalim çok kötü şeyler oldu. Bayrak direğine çıkan bir kişi öldü ve iki de İngiliz askeri kalçasından yaralı.

– Onlara dedim ki; ‘Sizi kaç gündür uyarıyorum. Bu işe mani olabilirdiniz olmadınız üstelik o vurulan İngiliz askerleri de motosikletli fanatiği direğe doğru yönelttiler. Engel olabilirlerdi olmadılar. Merak etmeyin Albayım biz iki sümüklü İngiliz askerini uyardık. İsteseydik öldürebilirdik sadece uyardık öldürmedik. Onun için kalçalarından kurşunladık. ‘

BM Kurmay Başkanı Albay:

– Ölebilirlerdi Generalim diye yüksek sesle konuşur.

İngiliz Albay küstahlaşınca Kundakçı Paşa odadaki havalı tabancayı alır.

Albaya der ki;

‘Yan taraftaki hedefi yenile’.

Albay şaşkındır ama hedefi yeniler.

Paşa 25 metreden 5 el ateş eder

‘Oku puanları Albayım’.

Puanlar okunur 50 üzerinden 5 kurşun da 49’a isabet etmiştir.

Biraz önce küstahça konuşan İngiliz Albay şaşırır ve susar.

Korgeneral Kundakçı devam eder ‘Şimdi anladınız mı?. .

Türk Bayrağını indirmek isteyeni şah damarından vurup öldürmek istedik öldürdük. Sizin iki İngiliz’i öldürmek istemedik sadece uyardık’…"

Büyük Devlet vizyonunun gereği; sağı solu ağlama duvarı haline getirip salya-sümük ondan bundan medet ummazsınız. Gereğini gerektiğinde yapar geçersiniz !. .

KİMSE TÜRK’ÜN GÜCÜNÜ TEST ETMESİN !!!!

Hasan Kundakçı Paşamız kimdir?

Hemşerimiz Hasan Kundakçı Paşa kimdir? Hasan Kundakçı, (1937 Afyon Sandıklı), Emekli Korgeneral. Türkiye’de gayrinizami harp denince akla ilk gelen isimlerden biridir. Hayatı 1937 yılında Afyon’un Sandıklı ilçesinde dünyaya geldi. Evli ve iki çocuk babasıdır….

Hasan Kundakçı, (1937 Afyon Sandıklı), Emekli Korgeneral. Türkiye’de gayrinizami harp denince akla ilk gelen isimlerden biridir.

Hayatı

1937 yılında Afyon’un Sandıklı ilçesinde dünyaya geldi.

Evli ve iki çocuk babasıdır.

Lice Baskını

22 Ekim 1993 günü Diyarbakır’ın Lice ilçesinde teröristler ile güvenlik güçleri arasında başlayan çatışmada Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, başına isabet eden bir kurşunla vurulmuş, Asayiş Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı ve yardımcısı Tümgeneral İlker Başbuğ’u taşıyan helikopter yoğun Kanas ateşi altında Diyarbakır’ın Lice ilçesi üzerine gelip alçalmaya başlamış ve 55 yaralı ve hasta askerin bulunduğu okulun bahçesine inmiştir.

Telsizle haberleşen PKK’lıların, “Hasta, sakat fark etmez, 55 asker iyi skandal olur” konuşmaları üzerine Korgeneral Kundakçı askerlere, Arkadaşlar teröristler sizi gözlerine kestirmiş, biraz sonra saldıracaklarmış. Yataklarınızda basılarak öleceğinize, mevzide çarpışarak ölünüz. Sizin için zor olduğunu biliyorum ama, hemen kalkın, aşağıda toplanın demiştir. 55 yaralı asker 2 general ve yaverleri ile 2 pilot toplam 61 asker çatışmaya başlamışlar, ilçenin doğusunda 20-25 kilometre mesafede teröristlerle çatışma halindeki Askeri kışladaki birlikler gelene kadar (14 saat sonra) tek zaiyat vermeden teröristleri geri püskürtmüşlerdir.

Askeri Kariyer

1955 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirerek Kara Harp Okuluna girdi. 1957 yılında Kara Harp Okulu’ndan piyade asteğmen olarak mezun oldu.

1961-1962 yıllarında, 12’nci Kore Bölüğü’nde takım komutanlığı, 1965-1967 yıllarında Ağrı ve Tendürek Dağları’nda sınır bölük komutan­lığı yaptı.

1979-1980 yıllarında kıbrıs’ta 230’ncu Piyade Alay Komu­tanlığı yaptı. 1984’te tuğgeneralliğe yükseldi. iki yıl 70’nci Piyade Tugay komutanı ve Siirt’te Sıkıyönetim komutan yardımcılığı görevini yürüttü.

1986 yılında Özel Harp Dairesi başkanlığı’na atandı.

1970’li yıllarda Atina’da askeri ataşe olarak görev yaptı. Paşa’nın görev sırasında Yunanlı istihbarat ajanları ile başından komik öyküsü;

Tamburalı Paşa olarak adlandırılan Hasan Kundakçı, 1994-95 yillarinda Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Kuzey Irak üzerinde çok etkili bir askerdi. 1993-95 yılları arasında Jandarma Asayiş Bölge Komutanı olarak görev yapan Kundakçı Paşa, aynı dönemde Hakkari Dağ Komando Tugay Komutanı olan E. Tümgeneral Osman Pamukoğlu’nun da komutanı idi.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı olarak görev yaptığı yılı 14 Ağustos 1996 günü Rum gösterici Solomos Solomou’nun bayrak direğine tırmanırken vurulup öldürülmesiyle Kıbrıs Rum Kesimi’nin başvurusu üzerine Interpol tarafından kırmızı bülten çıkarıldı.

E. Korgeneral Hasan Kundakçı, 20 Mart 1995 tarihli PKK’ya ağır darbe vuran Cudi Dağı Operasyonu’nun perde arkasını teröristlerin telsiz konuşmalarıyla anlatmıştır. Kundakçı’nın sözlerine göre, Cudi’nin temizlendiği gün, bir PKK’lının telsizdeki son sözü ‘Her şey bitti başkanım. ‘ olmuştur.

Korgenerallige ileride Genelkurmay Başkanı olacak Hilmi Özkök’un ardından ikinci sıradan terfi ettirilmiş ve orgenerallik sırasi geldiğinde de orgenerallige terfi ettirilmesi beklenirken surpriz bir şekilde emekli edilmiştir.

Terörle mücadeledeki yanlış politikada AB sürecinin etkili olduğunu söylemektedir.

TSK DOSYASI : ŞEHİT KORGENERAL HULUSİ SAYIN PAŞA İLE ÇOK ÖZEL BİR ANI


Şehit Korgeneral HULUSİ SAYIN PAŞA İLE ÇOK ÖZEL BİR ANI

İLETEN :

1988 in Ekim ayı idi.

Gece ile gündüz arasında ısı farkı fazla rakım yüksek.

Diyarbakır Ergani ve Dicle ilçeleri ile Elazığ ın Arıcak ilçesi ara hattında Veşin dağı uzantısında Bükardi köyü kırsalında Teröristlerin geçiş güzergahında 2.5 aydır eve gelmeden tıkama ve oynak pusu faaliyeti icra ediyoruz.

Bir helikopter inişe geçti.

3 nöbetçi hariç 14 kişiyle karşılayıp tekmil verdim.

Ayaklarımızda kara lastikler mekaplar ve eskimiş botlar sırtımızda telermiş elbiseler.

Bir yağ tenekesinin içinde ıslatılmış makarnayı gördü.

Emir subayına döndü.

Siz gidin ben bu gece bu kahramanlarla kalacağım.

Emir subayı müsade edin ben de kalayım dediyse de hayır dedi.

Gidin.

Yarın saat 10.00 gibi gelin.

Eli boş gelmeyin.

Görüyorsunuz çocukların halini.

Gitti timin tam ortasını eliyle açtı.

Askerler çakı gibi.

Oraya girdi.

Ben 8 numaralı avcı eriyim.

Öyle farz et.

Her gün ne yapıyorsanız öyle yapın.

Öyle yaptık.

Akşam üzeri verdiğim Harekat emrini ciddiyetle dinledi.

Makinelı tüfeğin yanındaki mevzide beraberiz.

Battaniye ve panço nun altında fısıltılı bir gece geçirdik.

Sabaha karşı biraz uyudu.

Ertesi sabah helikopter geldi.

Postallar Bir tepsi baklava ve bolca erzak elbise.

Hepimizi gözlerimizden öperken ilk elini uzattığı minyon tipli ufak tefek asker elini öptü.

Karşı koymadı.

Tüm askerler elini öptü.

Tek tek gözlerinden öptü.

En son helikoptere binerken bana elini uzattı.

25 yaşındaydım.

Ben de elini öptüm.

Gözlerimden öptü.

Şehit Korgeneral Hulusi Sayın.

Öyle her paşayım diyen paşa değildir.

Biz ne paşalar gördük.

Nur içinde yat komutanım.

Elazığ lı Gakkoş yiğit kumandan.

GÜNDEM ANALİZİ /// TUNCAY MOLLAVEİSOĞLU : MUHARREM İNCE VE APOLETİ SÖKÜLECEK PAŞALAR


TUNCAY MOLLAVEİSOĞLU : MUHARREM İNCE VE APOLETİ SÖKÜLECEK PAŞALAR

Haziran 1913…

Mareşal Fevzi Çakmak Gülcemal adlı geminin güvertesinden yıkılmış omuzları hüzünlü bakışları ile uzaklaşan kıyıları izliyordu… Kurtuluş Savaşı kahramanı o anları 10 yıl sonra şöyle anlatacaktı;

"Batı Rumeli’de 500 yıllık Türk hakimiyetine veda ettik. Güneş batarken Arnavutluk kıyıları da yavaş yavaş gözümün önünden siliniyordu. Atalarımızın asırlar boyunca kanları ile suladığı eski ve yeni şehitlerimizin gömüldüğü vatan parçasının terk edilmesi kalplerimizde giderilemeyecek acılar hasretler meydana getiriyordu…"

Peki ne olmuştu da beş asırlık Türk vatanı olan Balkan coğrafyasını kaybetmiştik? Osmanlı ordusunun bütçesi rakip ordunun bütçesinin dört katıydı subaylarının sayısı düşman ordunun subaylarının neredeyse üç katıydı…

Ama savaş kaybedilmişti…

O savaşta yer alan Fevzi Çakmak genç Cumhuriyetin Genelkurmay Başkanı olduğunda gelecek kuşaklara da ders olacak şu açıklamayı yapacaktı;

" Ordunun içine siyaset girmişti!…"

Mareşal Çakmak; " O vakte kadar görülmemiş bir disiplin içinde ve düzende olan 1’inci Tümen iç siyasetle uğraşan birkaç subayın kışkırtması ile çürüdü inancı bozuldu. Askerler subaylarını subaylar komutanlarını tanımamaya başladı. O düzenli birlik rezil oldu…" diyordu.

*

Emekli General Nejat Eslen beni arayıp heyecanla "izledin mi?" diye sordu…

"Neyi?" diye cevapladım… Eslen Paşa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir toplantıda siyasi konuşma yaptığını izleyiciler arasında bulunan bir ordu komutanının gülerek Erdoğan’ı alkışladığını ordunun siyasete alet olduğunu gösteren bu görüntülerin vahim sonuçlar doğuracağını söyledi…

Kayıtlardan girip baktım Cumhurbaşkanı Erdoğan Malatya’da bir iftar yemeğinde yapmıştı bu konuşmayı… Skandal görüntülerdi… Eleştirimi sosyal medyadan dile getirdim;

"Cumhurbaşkanı Erdoğan bir salon konuşmasında Muharrem İnce’yi eleştiriyor. Salonda gülüşmeler ve sonrasında alkışlar… Ancak gülüşenler ve alkışlayanlar arasında TSK İkinci Ordu Komutanı Korgeneral de var! Siyasi bir eleştiriye alkış tutan komutanı da gördük…"

Bu paylaşım kısa zamanda yüzbinlere ulaştı… Komutanın bu davranışı büyük tepki topladı… Yapılan yorumlar arasında abartılı bulduğum ve katılmadığım olanlar da var ama şunu belirtmem gerekir;

Bu olay kişisel bir olay değildir… İkinci Ordu Komutanı’nı tanımıyorum. Olay ilkeseldir ve memleket meselesidir… Toplantı sırasında siyasi konuşmalar yapan Cumhurbaşkanlığı yarışında rakipleri ile dalga geçen ve eleştiren Erdoğan’ı resmi üniforma ve parlayan apoletleri ile gülümseyerek alkışlayan bir komutan TSK içinde büyük sıkıntılara neden olur… Aynı görüntüyü Muharrem İnce’nin ya da Meral Akşener’in konuşması sırasında da görsem aynı tepkiyi gösteririm…

*

Yakaladığı bu görüntü ile Türkiye’yi "uyandıran" Eslen Paşa da gidişattan endişeli… "Ordunun siyasete karışması Türkiye’nin sonunu getirir" diyor…

Referandum öncesinde "yeni Anayasa onaylanırsa artık TSK personeli terfi alabilmek için AKP il ve ilçe başkanlarının kapısını kollayacaklar" diyordum…

Bin yıllık geleneği olan şanlı Türk ordusuna yapılacak en büyük haksızlıklardan biriydi bu… Kimse başkomutanlık masalını bu sürece gerekçe göstermemeli…

Muharrem İnce haklı olarak bu görüntüye isyan ediyor; "Türk Ordusu’nun generali misin Ak Parti’nin il başkanı mısın?" diye soruyor…

İnce; "Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir general siyasi bir parti başkanının konuşmasında ki o konuşmada vatan bayrak demiyor beni eleştiriyor beni eleştirdiği yerde o general Erdoğan’ı alkışlıyor… 30 Ağustos’ta onun apoletlerini sökeceğim…" diyor.

*

Bakınız Kurtuluş Savaşı kahramanı Mareşal Fevzi Çakmak yıllar öncesinden uyarıyor;

"Orduya siyasetin bulaşması çürümeyi getirir" diyor!

Balkan Savaşı’nı neden kaybettiğimizi unutmayalım… İş Bankası yayınlarından çıkan Fevzi Çakmak’ın anlatımlarının yer aldığı "Batı Rumeli’yi Nasıl Kaybettik" adlı kitabı mutlaka okuyunuz… Özellikle TSK personeli ve subayları okumalı… Tarih bize "çürümeye" karşı panzehri de sunuyor…

/// DUYURU /// PAŞALARA VE VATANSEVERLERE KARŞI TELE-KULAK VE ORTAM DİNLEMELERİ OPERASYONLARI ///


ŞU ANA KADAR ORTAM DİNLEMESİNE TAKILANLAR ŞUNLAR;

ORTAM DİNLEMESİ YAPILAN KOMUTANLAR VE KOMUTAN EŞLER, VATANSEVER BÜROKRATLAR (tıklayın)

ORTAM DİNLEMELERİ VE YASA DIŞI TEKNİK TAKİP İLE İLGİLİ GAZETE HABERLERİ (tıklayın)

1. BU İLLEGAL DİNLEMELER VE TAKİPLER NASIL YAPILIYOR ?,

2. BU AMAÇLA HANGİ TEKNOLOJİK CİHAZLAR KULLANILIYOR ?,

3. BU TAKİP VE DİNLEMELER HANGİ YÖNTEMLERLE YAPILIYOR ?,

4. BU CİHAZLAR NASIL, NE ŞEKİLDE VE NERELERDEN TEMİN EDİLİYOR ?

SAYIN YETKİLİ, SAYIN BASIN MENSUBU VE SAYIN TAKİPÇİLER;

ELBETTE KİMSE TARAFINDAN DİNLENMEK İSTEMEZSİNİZ, AMA YİNE DE ŞU SORUMUZA CEVAP VERİRSENİZ ÇOK SEVİNİRİZ.

EĞER DİNLENMEK MUKADDERATSA, KİMLER TARAFINDAN DİNLENMEK İSTEMEZSİNİZ ?

A) DEVLET

B) CEMAAT

C) İSRAİL

CEVAPLARI ARASINDA “D) HİÇ BİRİ” ŞIKKININ BULUNMADIĞI BİR SORU BU.

SORUDA GARİP GELEN ŞIKKIN “C) İSRAİL” OLDUĞUNU BİLİYORUM.

TELEFON DİNLEME CİHAZLARINI DÜNYA İÇİN İSRAİL FİRMALARI ÜRETİYOR.

İSRAİL’İN KULAKLARI :

SİNYAL İSTİHBARATI (SIGINT) DENİNCE DÜNYADA AKLA GELEN İLK ÜLKE AMERİKA‘ DIR. BU ÜLKE EN GELİŞMİŞ İLERİ TEKNOLOJİLERİ KULLANARAK BU ALANIN EN İYİSİ OLARAK TEMAYÜZ EDER. BUNU DA KISA ADI NSA OLAN MİLLİ GÜVENLİK AJANSI YA DA KURULUŞU İLE YAPAR ..

DÜNYAYA YAYILMIŞ İSTASYONLARI, GÖKLERDEKİ UYDULARI, BAŞKA ARAÇLAR VE ÇALIŞTIRDIĞI 100 BİN KADAR PERSONEL İLE NSA ‘GLOBAL KULAK‘ OLARAK DA ANILIR.

BU ALANDA NSA’YI, KISA ADI GCHQ OLAN İNGİLİZ SİNYAL İSTİHBARAT KURULUŞU İZLER. BU KURULUŞ DÜNYANIN EN ESKİSİDİR.

1919 YILINDA “HÜKÜMET KOD VE ŞİFRE OKULU” OLARAK FAALİYETE GEÇER.

CHELTENHAM MERKEZLİ GCHQ’DA BİNLERCE PERSONEL ÇALIŞIR.

BU İKİ KURULUŞUN FAALİYETLERİ MODA DEYİMLE ‘KOZMİK FAALİYETLERDİR‘. BÜTÇELERİ, PERSONEL KİMLİK VE SAYILARI DEVLET SIRRI KAPSAMINA GİRER.

DOLAYISIYLA HAKLARINDA BİLİNENLER SON DERECE SINIRLIDIR. .

BU İKİ KURULUŞ, KISA ADI ECHELEON OLAN DAHA SONRA YAPAY ZEKÂ ÖZELLİKLERİ EKLENEREK DIG-INT ADINI ALAN GLOBAL SIGINT FAALİYETİNDE AVUSTRALYA, KANADA VE YENİ ZELANDA İLE İŞBİRLİĞİ HALİNDE DE ÇALIŞIRLAR.

HATTA TÜRKİYE’DE DE ÜSLERİ MEVCUT VE KAMUOYUNDAKİ İDDİALARA GÖRE, ŞU ANDA BAŞBAKANLIK ÖZEL İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ’NÜN, BİRÇOĞU GAYRİ NİZAMİ HARP EĞİTİMİ ALMIŞ İSTİHBARAT PERSONELİ GÖZETİMİNDE, CEMAATİN ÖZEL İSTİHBARAT TALEPLERİNİ KARŞILAMAYA DEVAM EDİYORLARMIŞ.

SAYIN HANEFİ AVCI, KİTABINDA BU “KOCA KULAKLARI” İFŞA ETMİŞTİ.

BAKIN NE DİYOR KİTABINDA HANEFİ AVCI:

"MAALESEF BU CEMAATE KARŞI ÇIKMAK ÇOK KOLAY DEĞİL. BİR ANLAMDA FETHULLAH HOCA’NIN İNSAFINA KALMIŞTIR. AMA ÖNCELİKLE ŞUNLARIN YAPILMASI GEREKİR. İSTİHBARİ DİNLEMELERİ CİDDİ OLARAK ARAŞTIRILMALIDIR. POLİS, JANDARMA VE MİT’İN DİNLEME İŞLEMLERİ MUTLAKA DENETLENMELİDİR.

ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELERİN TÜM HAKİM VE SAVCILARI EMSALİ HAKİM VE SAVCILARLA DEĞİŞTİRİLMELİDİR. BU SAĞLANMADAN, CEMAATE MUHALİF OLAN HİÇ KİMSENİN ÖZGÜRLÜĞÜ VE HAYATI GÜVENCEDE OLAMAZ"

CUMHURİYET GAZETESİ’NİN 30.09.2010 TARİHLİ MANŞETİ İSE BU HABERE AYRILMIŞTI.

BAKINIZ AŞAĞIDAKİ HABER KÜPÜRÜ …

İÇİŞLERİ BAKANI SAYIN BEŞİR ATALAY İSE, 07.09.2010 TARİHİNDE NTV KANALINA VERDİĞİ ÖZEL RÖPORTAJDA, İDDİALAR İÇİN ŞUNU DEMİŞTİ.

HATIRLAYALIM.

“SORUŞTURMANIN BAZI SAFHALARI VAR. AMA TEFTİŞİN ÇALIŞMASI DEVAM EDİYOR. KİTABIN İÇERİĞİ İLE İLGİLİ OLARAK SADECE. HEM BAKANLIK HEM SAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI. AVCI’NIN KİTABINDA BELİRTTİĞİ İSİMLER İÇİN RAPOR GETİRECEKLER”

GLOBAL SIGINT” FAALİYETLERİ SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA BU ANLATTIKLARIMA İLAVETEN BİR DE İSRAİL’İN SIGINT KURULUŞU AKLA GELİR.

ANCAK, İSRAİL VE MEDYASI BU KONUDA SON DERECE DUYARLI DAVRANIR, BU KONUDAN HEMEN HEMEN HİÇ SÖZ ETMEZ. ESASEN, İSRAİL MEDYASI BU VE BENZERİ MİLLİ GÜVENLİK KONULARINDA BİR TÜR OTO SANSÜR UYGULAR.

BİR ANLAMDA UYGULAMAYA DA MECBURDUR; ZİRA BU KONULAR ASKERİ SANSÜR KAPSAMINA GİRERLER. İSRAİL’İN SIGINT KURULUŞUNUN KARARGAHI YA DA MERKEZİ TEL-AVİV’İN KUZEYİNDEKİ HERZLİYA ŞEHRİNDEDİR. BURASI ‘8200 BİRİM‘ ŞEKLİNDE DE ANILIR, BİLİNİR.

BU KARARGÂH, SIGINT SAHA BİLGİ VE İSTİHBARATINI, NEGEV ÇÖLÜ’NDE BULUNAN VE URİM ADLI KİBBUTZ’IN BİRKAÇ KİLOMETRE YAKININDA KURULU MUAZZAM BİR SIGINT ÜSSÜNDEN TEMİN EDER.

ÇEŞİTLİ KAYNAKLAR, 2333 KODLU YOLUN İKİ TARAFINDA YER ALAN BU ÜSTE ÇEŞİTLİ UYDU ÇANAKLARIN, DEV ANTENLERİN VE BAŞKA ARAÇLARIN YER ALDIĞINI, ÜSSÜN ÇİTLERLE, BAŞKA ENGELLERLE VE KÖPEKLERLE KORUNDUĞUNU SÖYLERLER.

NORMAL UYDU GÖRÜNTÜLERİNDE, ÜSTE, ÇEŞİTLİ BİNALARIN, ÇANAKLARIN VE ANTENLERİN OLDUĞU GÖRÜNÜR. BUNLARIN ARASINDA YÖN BULMA VE TESPİT İÇİN KULLAMLAN HP/DP ANTENİ DE GÖRÜNÜR. SÖYLENDİĞİNE GÖRE, BU ANTEN SEYİR HALİNDEKİ DENİZ TRAFİĞİNİ, GEMİLERİ İZLER, DİNLER. .

ÜSSÜN NE ZAMAN KURULDUĞU VE NE ZAMANDIR FAALİYETTE OLDUĞU BİLİNMEZ.

YALNIZ ONLARCA YIL ÖNCE KURULDUĞU SÖYLENİR. ÖNCELERİ ÜLKELER ARASINDA HABERLEŞMEYİ SAĞLAYAN INTELSAT UYDULARINI İZLEMEK VE DİNLEMEK İÇİN KURULDUĞU, SONRALARI DENİZ TRAFİĞİNİ SAĞLAYAN INMERSAT HABERLEŞMELERİNİ DE KAPSAMA ALANINA DAHİL ETTİĞİ, DAHA SONRALARI İSE HER TÜRLÜ HABERLEŞMEYE EL ATTIĞI SÖYLENİR.

ÜSTE, EN İLERİ BİLGİSAYARLARIN BULUNDUĞU, BUNLARIN HEDEF KELİME VE NUMARALARI TESPİT EDECEK ŞEKİLDE PROGRAMLANDIKLARI, BÖYLECE İSTENEN TELEFON GÖRÜŞMELERİNİN, E-POSTALARIN VE BAŞKA TÜR HABERLEŞMELER VE MESAJLARIN İZLENDİĞİ İFADE EDİLİR. İZLENEN VE DİNLENEN BU MESAJLAR KARARGÂHA İLETİLİR VE BURADA TERCÜME VE ANALİZE TABİ TUTULURLAR.

URİM ÜSSÜ HAKKINDA BİRKAÇ AY ÖNCE, İLK AYRINTILI BİLGİLERİ VEREN YENİ ZELANDALI GAZETECİ NICKY HAGGER‘A GÖRE, ÜS, DOST-DÜŞMAN BİRÇOK ÜLKEYİ HEDEF ALIR, AKDENİZ’İN ALTINDAN GEÇEN DENİZ ALTI HABERLEŞME KABLOLARINI DİNLER, HATTA YURTDIŞINDAKİ İSRAİL ELÇİLİKLERİNDE GİZLİ DİNLEME TESİSLERİNE DE SAHİPTİR, BUNLARA İLÂVE OLARAK ÜSSÜN FİLİSTİN BÖLGELERİNDE GİZLİ İSTASYONLARI DA MEVCUTTUR VE FAALİYETLERİNDE ÖZEL DİNLEME DONANIMINA SAHİP UÇAKLAR DA KULLANIR. . .

BU ARADA ÜSSÜN SADECE SIGINT DEĞİL AYNI ZAMANDA ELINT (ELEKTRONİK İZLEME-DİNLEME) FAALİYETLERİ YÜRÜTMEKTE OLDUĞU DA SÖYLENİR. YANİ RADAR VE BENZERİ ARAÇLARI DA İZLEDİĞİ BELİRTİLİR.

ÜSSÜN GEÇMİŞTE, 1967 SAVAŞI’NIN İLK GÜNLERİNDE ZAMANIN MISIR LİDERİ CEMAL ABDÜLNASIR İLE ÜRDÜN KRALI HÜSEYİN‘İN TELEFON KONUŞMALARINI DİNLEDİĞİ, SONRALARI FKÖ LİDERİ YASER ARAFAT‘I DA DİNLEDİĞİ, DİNLEME ÖRNEKLERİ OLARAK BUGÜN DE SÖYLENİR.

KISACASI, ORTAYA ÇIKTIĞI KADARIYLA İSRAİL’İN ÇOK İYİ KULAKLARA SAHİP BİR ÜLKE OLDUGU AŞİKÂR.

AYRICA BU KULAKLARIN BAŞKA BÜYÜK KULAKLARLA İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLDUĞU DA MUHAKKAK SAYILIR.

ÖZELLİKLE, SAYIN HANEFİ AVCI’NIN KİTABINDA BELİRTMİŞ OLDUĞU GİBİ, “CEMAATİN EMRİNDEKİ BAZI EMNİYET İSTİHBARAT POLİSLERİ’NİN BİRTAKIM ÖZEL DİNLEME VE İZLEME CİHAZLARI KULLANDIĞI” İDDİASINI DA DÜŞÜNECEK OLURSAK BUNA HİÇ ŞAŞIRMAMAK GEREKİR KANAATİNDEYİZ.

İSTİHBARİ DİNLEME SİSTEMLERİNİ, 100’ÜN ÜZERİNDE ÜLKEYE İSRAİL’İN “VERİNT” FİRMASI KURDU.

AVUSTRALYA’DA PARLEMENTO, "UZUN KULAKLAR ÇOK UZAKLARDAN BİZİ DİNLİYOR" KAYGISINA KAPILIP VERİNT YETKİLİLERİNİ SORUŞTURMA KOMİSYONU ÖNÜNE ÇIKARINCA GERÇEĞİ HERKES ÖĞRENDİ. CİHAZLARIN TOPLADIĞI VERİLERE İSRAİL’DEN DE ULAŞILIYOR.

CEP TELEFONLARI ŞİRKETLERİNİN ABONELERİNE FATURA VE SMS MESAJ GÖNDERME İŞİNİ DE İSRAİL FİRMALARI ÜSTLENMİŞ DURUMDA.

ABD’NİN İKİ BÜYÜK CEP TELEFONU ŞİRKETİNDEN BİRİ OLAN VERİZON’UN "DİNLEME ODASI" HOUSTON / TEXAS’TA.

AT&T ŞİRKETİNİN "GİZLİ ODASI"DA SAN FRANSISCO KENTİNDE. AT&T’NİN DİNLEME CİHAZLARI NARUS, VERİZON’UNKİ VERİNT TARAFINDAN KURULMUŞ.

ÜLKENİN YASAL DİNLEME GÖREVİNİN SAHİBİ OLAN NSA (NATIONAL SECURITY AGENCY) HANGİ TELEFONUN DİNLENMESİNİ TALEP EDİYORSA, TALEBİNİ ŞİRKETLERE BİLDİRİYOR, ONLAR DA İSRAİL’DEN GELEN CİHAZLARA BU İŞLEMİ YAPTIRIYORLAR.

AYRICA, NSA’NIN MÜTTEFİK ÜLKELERDE DE “KOCAKULAKLAR”I VAR. BUNLARIN ARASINDA ABD İSTANBUL BAŞKONSOLOSLUĞU, ECHELON YENİ ADI İLE DIG-INT SİSTEMİNİN TÜRKİYE’DEKİ MERKEZİ KONUMUNDA.

BAŞKONSOLOSLUĞA KURULAN DEV ÇANAK ANTENLERLE TÜM SINIR KOMŞULARININ FALİYETLERİNİ MERCEK ALTINA ALIYORLAR.

AŞAĞIDA 07.11.2010 TARİHLİ VATAN VE ZAMAN GAZETELERİNDEN BAZI HABERLERİ DİKKATİNİZE ARZ EDİYORUZ.

BİZDE DE "TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (TİB)" YASAL DİNLEME GÖREVİNİN SAHİBİ, KENDİSİNE İLETİLEN "ŞU NUMARALI TELEFONU DİNLE" YASAL TALİMATINI İSRAİL FİRMALARINA ON MİLYONLARCA DOLAR ÖDENEREK SATIN ALINMIŞ CİHAZLARLA YERİNE GETİRİYOR.

YA VERİNT, YA NARUS… BİR DE YİNE İSRAİL’Lİ NICE FİRMALARI…

KAÇARI YOK ! ALTERNATİFİ YOK !

FİRMA KURUCULARININ İSRAİL’DE İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİYLE İÇLİ DIŞLI OLDUĞUNU, ÇALIŞANLARIN DOĞRUDAN "ÖRGÜT"TEN DEVŞİRİLDİĞİNİ, YÖNETİMLERİNDE SHIN BETH VEYA MOSSAD‘IN ESKİ YÖNETİCİLERİNİN BULUNDUĞUNU SÖYLERSEM SAKIN ABARTTIĞIMI SANMAYIN …

İDDİANIN SAHİBİ BİZ DEĞİLİZ !

KONUNUN UZMANI OLAN JAMES BAMFORD KISA SÜRE ÖNCE ÇIKAN "SHADOW FACTORY" (GÖLGE FABRİKA) ADLI KİTABINDA AÇIK AÇIK VE İSİMLER VEREREK YAZIYOR BUNU …

MOSSAD’IN EFSANEVİ ŞEFİ EPHRAİM HALEVY BİLE, EMEKLİLİĞİ SONRASI, NSA’YE CİHAZ SATAN ATHLONE GLOBAL SECURITY FİRMASININ DANIŞMA KURULUNDA GÖREV ALMIŞ …

İSRAİL İSTİHBARATI, TELEFON DİNLEME CİHAZI İHTİYACINI İLK DUYAN ÖRGÜT; GETİRECEĞİ AVANTAJLARI DEĞERLENDİRİP SERİ ÜRETİME GEÇİLMESİNİ DE TEŞVİK EDEN DE YİNE O OLMUŞ.

ADINI KİMSELERİN BİLMEDİĞİ "UNIT 8200" ADLI İSTİHBARAT BİRİMİ ÜLKENİN ÖNDEGELEN MÜHENDİSLERİNİ BİRARAYA GETİRİP ORTAYA ÇIKARMIŞ İLK CİHAZI; SONRA DA PROJEDE ÇALIŞANLARA FİRMALAR KURDURARAK DÜNYAYA PAZARLAMIŞ …

BAMFORD’UN BİR KAYNAĞI, ŞUNU DİYOR :

"UNIT 8200"DE ÇALIŞMIŞ KİŞİLERİN KURUCUSU OLDUĞU EN AZ 30-40 ELEKTRONİK FİRMASI VAR VE BUNLARIN ÇOĞU BİLGİ TOPLAMA İŞİNDE; DÜNYANIN DEĞİŞİK YERLERİNDE KULLANILAN İSRAİL’DE ÜRETİLMİŞ TEKNOLOJİLER, İLK OLARAK İSTİHBARAT BİRİMİ UNIT 8200 İÇİN ÜRETİLMİŞ VE GELİŞTİRİLMİŞTİR …”

FİRMALAR İSE BİRBİRİYLE BU YÜZDEN GEÇİŞLİ …

CEP TELEFONLARINI FATURALAYAN VE SMS MESAJLARI ATAN COMVERSE FİRMASI SÖZGELİMİ, DİNLEME CİHAZLARI ÜRETİCİSİ VERİNT‘İN BİR YAN KURULUŞU …

CEP TELEFONU SEKTÖRÜ, BÜTÜN DÜNYADA, BİR KAÇ İSRAİL FİRMASININ TEKNOLOJİLERİNİ KULLANIYOR.

FİRMALARIN HEPSİ BİRBİRİYLE GEÇİŞLİ. HERBİRİ ÖZEL BİRİM "UNIT 8200"DE YETİŞMİŞ MÜHENDİSLERİ ÇALIŞTIRIYOR VE HEPSİ SONUÇTA İSRAİL İSTİHBARAT ÖRGÜTÜYLE İÇLİ DIŞLI.

"GÖLGE FABRİKA" KİTABININ YAZARI "BEYLER, WASHINGTON’DA YAPTIĞINIZ TÜM KONUŞMALAR TEL AVİV’DEN DİNLENİYOR" DİYOR …

COMVERSE’İN TEL AVİV’DEKİ MERKEZİ 7 BİNAYA YAYILMIŞ DURUMDA. BURADA ÜRETİLEN "AUDIODISK" ADLI CİHAZ, YÜZLERCE TELEFON VE FAKS İLETİŞİMİNİ EŞZAMANLI İZLEYİP KAYDETME KAPASİTESİNE SAHİP.

KONUŞMALARDA GEÇEN BİR SÖZCÜĞÜN DERHAL BULUNABİLDİĞİ DİJİTAL KAYITLAR BUNLAR …

ANINDA TALEP EDENE VEREBİLME KOLAYLIĞI DA VAR …

COMVERSE’İN ANA FİRMASI OLAN VERİNT "100’DEN FAZLA ÜLKEDE 5,000’İN ÜZERİNDE ÖRGÜTE İSTİHBARAT KOLAYLIĞI SAĞLAYAN CİHAZLAR SATIYORUZ" DİYE ÖVÜNÜYOR ZATEN …

VİETNAM’A DA SATIYOR CİHAZLARI, TÜRKİYE’YE DE …

2002 YILINA AİT BİR KARARLA 2007 YILINDA SATIN ALMA İŞLEMİ BAŞLATILMIŞ 2008 YILINDA DEVREYE GİRMİŞ OLAN GENELKURMAY’IN "KOCA KULAĞI"’DA VERİNT’TEN ALINMA.

EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’DE YİNE BENZER BİR CİHAZ KULLANIYOR.

SÖYLENENE GÖRE, BAŞBAKANLIĞA BAĞLI ÖZEL DİNLEME MERKEZİNDE İSE ÇOK GELİŞMİŞ BİR SİSTEM OLAN “MACELLAN S12 SİSTEMİ KULLANILIYOR.

GENELKURMAY’IN SATIN ALDIĞI CİHAZ İSE, VERİNT’İN EN BAŞARILI OLDUĞU "STAR-GATE" SİSTEMİ.

FİRMA BU SİSTEMİ ŞÖYLE TANITIYOR.

“SERVİS SAĞLAYICILAR BUNUNLA HER TÜRLÜ ŞEBEKEDE YAPILAN GÖRÜŞMELERE RAHATLIKLA KULAK VEREBİLİR, İSTENDİĞİ KADAR UZUN SÜRE TUTULACAK VERİ TOPLAYABİLİR, VERİLERDEN İSTENEN BİLGİYE DERHAL ULAŞABİLİR …”

ŞİMDİ DE, YASA DIŞI DİNLEME VE İZLEMELER HANGİ YÖNTEMLER İLE YAPILIYOR ? HUSUSUNDAKİ TESPİTLERİMİZİ ARZ EDİYORUZ.

A) GSM SCANNER : AYNI ADDAKİ CİHAZLA BELLİ BİR BÖLGEDE, HAVADAKİ GSM FREKANSLI SİNYALLER TARANIP BULUNABİLMEKTE, SAPTANAN GÖRÜŞMELERE, GÖREVLİLERİN SAHTE BAZ İSTASYONU ADI VERİLEN BİR BAŞKA CİHAZLA, HEDEF BÖLGEDEKİ CEP TELEFONLARININ SİNYAL ALDIĞI BAZ İSTASYONLARI ELE GEÇİRİLEREK İZLENEBİLMEKTEDİR.

B) LAZERLE DİNLEME : HEDEFTEKİ KİŞİNİN BULUNDUĞU BİNA İZLEMEYE ALINABİLMEKTE, SÖZKONUSU BİNADAKİ PENCERELERE LAZER SİNYALİ GÖNDERİLEREK CİHAZIN ALICISI İLE CAMDAN YANSIYAN SİNYALLER DEŞİFRE EDİLEBİLMEKTEDİR.

C) BİLGİSAYAR ÜZERİNDEN : KİM KİMİNLE NE ZAMAN İLETİŞİM KURUYOR SORUSUNU CEVAPLANDIRMAK İÇİN UYGULAMADA, PEK ÇOK TEKNİK VE YÖNTEM KULLANILARAK KİŞİSEL BİLGİSAYARLAR ÜZERİNDE YAPILAN İNTERNET GEZİNTİLERİ, E-POSTA TRAFİĞİ, ANLIK İLETİ TRAFİĞİ TESPİTİ YAPILABİLMEKTEDİR.

D) CEP TELEFONLARI : CEP TELEFONU NASIL DİNLENİYOR KONUSUNDA BİRAZ EVVEL DETAYLI OLARAK AÇIKLAMA YAPTIM. O NEDENLE TEKRAR DEĞİNMİYORUM.

E) KÜRESEL KONUM BELİRLEME (GPS) : YER TESPİTİ KONUSUNDA TEMEL BİR YÖNTEM OLARAK GÖRÜLMEKTEDİR. DÜZENLİ OLARAK BİLGİ YOLLAYAN UYDULARDAN OLUŞMUŞ BİR AĞDAN RADYO SİNYALLERİ ARACILIĞI İLE BİLGİ ALINARAK YER TESPİTİ YAPILABİLMEKTEDİR.

F) İSTİHBARAT UYDULARI : ÖZELLİKLE ASKERİ AMAÇLI OLARAK GÖKÜYÜZÜNDE YÖRÜNGEYE YERLEŞTİRİLMİŞ UYDULAR ARACILIĞIYLA YERYÜZÜNDEKİ KİŞİ VE TESİSLERE İLİŞKİN AYRINTILI GÖRSEL MALZEMELER VE ÇEŞİTLİ BİLGİLER EDİNİLEBİLMEKTEDİR.

G) CASUS YAZILIMLAR : BU YAZILIMLARLA GÖRÜNTÜLERİN AKTARIMI DA YAPILABİLMEKTEDİR. BUNLARIN HER BİRİ İÇİN AYRI PROGRAMLAR BULUNABİLECEĞİ GİBİ TÜM BU İŞLEVLERİ YERİNE GETİREN YAZILIMLAR DA PİYASADA SATILMAKTADIR. BAZI CASUS YAZILIMLAR BU TÜR İŞLEMLER İÇİN BİLGİSAYARDAKİ ‘BLUETOOTH’ ÖZELLİĞİ İLE BAĞLANTILI OLARAK AKTARIMI GERÇEKLEŞTİRMEKTEDİR.

H) ORTAM DİNLEMESİ VE HASSAS TAKİP : CEP TELEFONLARINA YÜKLENEN CASUS YAZILIMLAR, BÖCEK, LAZER DİNLEME, VAKUMLAMA, MİKROFONU OLAN BİLGİSAYARLARA YÜKLENEN YAZILIMLAR, CASUS KULAKLIK, SABİT TELEFON, ÇİÇEKLİK, SAAT GİBİ ALETLERE TAKILABİLEN APARATLAR YADA DAHA HASSAS İZLEME OLANAĞI SAĞLAYAN NANO-TEKNOLOJİ HASSAS DİNLEME EKİPMANLARI İLE ORTAMDA YAPILAN KONUŞMALAR DİNLENİP KAYDEDİLEBİLMEKTEDİR.

İ) BÖCEKLİ DİNLEME : BÖCEK TABİR EDİLEN CİHAZLAR YALNIZCA 15 GRAM AĞIRLIĞINDA OLUP TÜM İSTİHBARAT SERVİSLERİ TARAFINDAN KULLANILMAKTADIR. 18 SAAT ÖMRÜ OLDUĞUNDAN KISA OPERASYONLARDA TERCİH EDİLİRLER. BİR RADYO VERİCİSİNDEN İBARET OLAN CİHAZ, 24 METRE MESAFEDEKİ TÜM SESLERİ ALABİLMEKTE VE ORTAMDAKİ KONUŞMALARI RADYO ALICISINA GÖNDERMEKTEDİR. CEP TELEFONLARININ KAPALI OLMASI HALİNDE BİLE ÇALIŞAN VE ORTAMDAKİ KONUŞMALARI AKTARAN SİSTEMLER GELİŞTİRİLMİŞTİR. ORTAMDA BİLGİSAYAR BULUNMASI DURUMUNDA DA YAPILAN KONUŞMALARIN DİNLENME VE KAYDEDİLME İMKANI VARDIR.

J) VAKUMLAMA YÖNTEMİ : BU YÖNTEMDE ÇANAĞA BENZER BİR ALET SÖZKONUSUDUR. ÇANAĞIN DİNLENMEK İSTENEN YÖNE ÇEVRİLMESİYLE ÇANAKTAKİ MİKROFONDA TOPLANAN SES DALGALARI KAYDEDİLMEKTEDİR. ÖZELLİKLE, AÇIK ALANDAKİ KONUŞMALARIN DİNLENEBİLMESİ İÇİN KULLANILIR.

K) LAZER TABANCASI : ÇANAĞA BENZER BİR ALETİN YANINDA LAZER TABANCASININ DOĞRULTULDUĞU YERDEKİ SESİN YAYDIĞI TİTREŞİMLERİN ALGILANMASI ESASINA DAYANIR. BU YÖNTEMDE LAZER IŞIĞI İÇERİDEKİ KONUŞMALARIN YAYDIĞI SES DALGALARININ PENCERE VE CAMDAKİ TİTREŞİMLERİNİ ALGILAYARAK DİNLEMEYİ YAPANA GÖNDERMEKTEDİR. UZAK MESAFEDEN KAPALI BİR ALANDAKİ KONUŞMAYI DİNLEMEK İÇİN UYGUN BİR SİSTEMDİR.

L) ECHELON VE DIG-INT : BU SİSTEMDE DÜNYADA İNTERNET ÜZERİNDE YAPILAN İLETİŞİM DE DAHİL OLMAK ÜZERE TÜM UYDU TABANLI İLETİŞİM DENETLENMEKTEDİR. BÜTÜN DÜNYA ÜZERİNDEKİ UYDU TABANLI İLETİŞİMİ İZLEYEN VE 5 DEVLETİN GİZLİ SERVİSLERİNİN ORTAKLAŞA ÇALIŞMASI SONUCU KURULAN ECHELON SİSTEMİ VE ONDAN SONRA GELİŞTİRİLEN YAPAY ZEKA TABANLI DIG-INT SİSTEMİ DÜNYANIN ÇEŞİTLİ YERLERİNDE KONUŞLANDIRILAN ANTENLER SAYESİNDE TÜM UYDU TABANLI İLETİŞİMİ (TELEFON GÖRÜŞMELERİ VE E-POSTA TRAFİĞİ DE DAHİL OLMAK ÜZERE) GÖZETLEMEKTEDİR.