FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Orhan UĞUROĞLU : Arınç’ın itirafları ve gizlediği gerçekler…


Orhan UĞUROĞLU : Arınç’ın itirafları ve gizlediği gerçekler…

E-POSTA : orhan

27 Haziran 2020

AKP’liler laf cambazlığında, algı yaratmakta profesyonelleri suya götürüp susuz getirirler. FETÖ itirafları yapan AKP’lilere ağabeyleri, ustaları Bülent Arınç da katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi, AKP kurucusu, Başbakan eski Yardımcısı Av. Bülent Arınç, Haber Global canlı yayınında Jülide Ateş’le 40 dakika programında çarpıcı itiraflar yaptı.

İşte Arınç’ın itirafları ve benim itirazlarım:

– İtirafı:

"Bunların karanlık yüzlerini maalesef çoğumuz göremedik. Masum değiliz hiçbirimiz."

– İtirazım:

FETÖ’nün karanlık yüzünü, Ceviz Kabuğu programına çıkardığı Gülen Cemaati itirafçıları ile Hulki Cevizoğlu ortaya koydu. Arabasına bomba konuldu. Faili meçhul kaldı…

Hulki Cevizoğlu, Yavuz Selim Demirağ, Zübeyir Kındıra, FETÖ’nün karanlık yüzünü anlatan kitaplar ve köşe yazıları yayınladılar.

Necip Hablemitoğlu suikastı da ders olmadı mı?

Değerli okurlarım,

Jülide Ateş, "FETÖ’cü müsünüz?" diye sordu.

– İtirafı:

"Bu bana yapılabilecek en kötü iftira olur. Türkçe olimpiyatlarının hepsine katıldım. Meclis Başkanıyken ödül de koydum. Çünkü Türkçe’nin konuşulması, Türkçe’nin uluslararası bir dil haline gelmesi, İstiklal Marşı’nın okunması bizi etkiliyordu. Bunların okullarına da gittim."

– İtirazım

Evet, FETÖ işte bu itiraflarınıza uygun olarak AKP iktidarlarının onayı ile askeriyeye, polise, bürokrasiye virüs gibi yayıldı.

– İtirafı:

"Bu sözün arkasından başkalarına da sormanız gerekir. Benim söylediğim sözleri Binali Yıldırım da, Bekir Bozdağ da, Sayın Recep Tayyip Erdoğan da söyledi. Çünkü biz dış görünüşüne bakarız. Kimsenin kalbini yarıp da bakmadık."

– İtirazım

Dış görünüşe bakmanız, Fethullah Gülen’in hedefini, gerçek yüzünü görmemeniz, anlamamanız yüzünden Türkiye 15 Temmuz hain darbe girişimini yaşadı.

İktidar olmak muktedir olmaktır.

Dış görünüşe aldanmak, tüm uyarılara rağmen gerçek yüzünü araştırıp ortaya çıkarmamak AKP iktidarının ihmalidir, görev suçudur…

– İtirafı:

"Hiçbir istihbarat raporunun, hiçbir emniyetin, askeriyenin istihbaratlarında bunlar 15 Temmuz gibi bir kalkışma yapabilirler diye bir notun gelmediği MGK toplantılarına katılmış biri olarak söylüyorum. Eğer bizi aldatmışlarsa, bizi yanıltmışlarsa bu suç bizim değil. Biz bu faaliyetleri sezseydik kafalarını ezerdik."

– İtirazım

2004 yılı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, FETÖ tehlikesini gündeme getiriyor, tedbir alınması için hükümete tavsiye kararı alınıyor. Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı ve AKP Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, Sabah Gazetesine "Bu MGK kararı yok hükmünde olmuştur. AK Parti bununla ilgili hiçbir adım atmamıştır. Bunu çok net ortaya koymamız lazım" demedi mi?

1972 yılında Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi Gülen’i "Atatürk’ü gençliğe din düşmanı olarak göstermeye ve tanıtmaya çalıştığı, Nurculuk tarikatı yoluyla dine dayalı devlet düzenini kurma yönünde faaliyette bulunduğu" gerekçesiyle 3 yıl hapse mahkûm etmesini ve Askeri Yargıtay’ın 24.10.1973 tarihinde onadığını nasıl bilmezsiniz?

28 Şubat davasında ve 2008’deki AKP kapatılma davasında da ortaya çıktı ki FETÖ tehlikesi içeren tüm istihbarat raporları MGK’ya, cumhurbaşkanlığına ve başbakanlığa gönderilmiş.

Bunlardan da hiç haberiniz olmadı mı?

Bunları inceleyip "kafalarını ezmemek" suç değil mi?

Askerlere kurulan kumpasları fark etmemek suç değil mi?

– İtirafı:

"15 Temmuz’da bir facia yaşadık. Bu facianın yaşanabilir olduğunu kimse önceden söylemedi. Evet, emniyetteki, asker içindeki bir yapılanmadan zaman zaman bahsedildi ama böylesine bir 15 Temmuz hain kalkışmasını kimse söylemedi."

– İtirazım

2014 ve 2015 Yüksek Askeri Şuralarında MİT raporuna rağmen FETÖ’cü tüm askerleri neden emekli etmediniz?

Başbakan Ahmet Davutoğlu ve MİT müsteşarının ısrarına rağmen Mehmet Dişli ve 8 generali neden emekli etmeyip terfi ettirdiniz?

MİT’e darbe olacağını ihbar eden Binbaşıyı neden dikkate almadınız?

İhbar varken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan neden tatilini kesip Ankara’ya dönmedi?

Dönemin AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, 3 Mart 2014’de dedi ki;

"Polisi, emniyeti, askeri, medyayı ele geçirerek ardından gelip Anadolu’ya 10 yıl sonra, 5 milyon kişi karşılayacak… Humeyni’ye nasıl teslim olduysa İran, biz de öyle teslim olacağız öyle mi?"

Bu sözleri de duymadınız mı?

– İtirafı:

"O yüzden kendimi bu noktada bir suçlu olarak görmüyorum. Hele hele FETÖ’cü olarak görmüyorum."

– İtirazım

Hepiniz 17-25 Aralık öncesi Fethullah Gülenciydiniz.

Devlette paralel yapı oluşması için Gülen cemaati ile elele olmanız sizleri suçlu yapmaz mı?

– İtirafı:

"Ben "Türkiye bağırsaklarını temizliyor" sözünü 2009’da söyledim. Cuntacılık Türkiye’de bir gelenektir. AK Parti iktidara geldi, cunta heveslileri bizi vesayet altına almak istediler. Biz onlara karşı direndik ve başardık.

– İtirazım

Başarınız; Türk askerine, Amerika ile FETÖ’cülerle kumpas kurmanız mı?

Değerli okurlarım,

AKP’liler; Suçlular mı, suçsuzlar mı?

Karar sizin…

Kaynak Yeniçağ: Arınç’ın itirafları ve gizlediği gerçekler… – Orhan UĞUROĞLU

KITA SAHANLIĞI DOSYASI /// Orhan UĞUROĞLU : “Türk karasuları Dimitri’nin çiftliği mi ? ??”


Orhan UĞUROĞLU : "Türk karasuları Dimitri’nin çiftliği mi ???"

E-POSTA : orhan

06 Haziran 2020

"Ege Denizi artık Yunan gölü oldu" başlıklı yazıma İçişleri Bakanlığı’na bağlı Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan gelen yazıyı aynen yayınladım. Hem bakanlığa, hem de komutanlığa sorular yönelttim. Bu arada bana 18 Türk adasının işgali, Yunan karasularının artması sonucunda Türk gemilerine yapılan tacizleri gönderen Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım’dan da yanıt beklediğimi vurguladım.

Bugün de Yalım’ın verdiği yanıtı aynen yanıtlıyorum:

"Sn. Orhan Uğuroğlu’nun 02 Haziran 2020 Salı günü, Yeniçağ Gazetesi’nin kağıt baskısında ve internet sitesinde yayınlanan "Ege Denizi artık Yunan gölü oldu" başlıklı yazısına aynı gün Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan itiraz geldi. Yazının muhatabı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Muğla Valisi Esengül Civelek olmasına rağmen itiraz yazısının Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan gelmesi son derece ilginç.

İtiraz yazısında özet olarak; "Ege Denizi’nde 18 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığının işgal edilmesinden ve Yunan Sahil Güvenlik Botlarının hiçbir engelle karşılaşmadan sürekli Türk Karasularına girmesi ve Türk bayraklı tekneleri taciz etmesinden" iddia olarak bahsedilmiş. Ayrıca, Sn. Uğuroğlu’nun yazısında yer alan iddiaların gerçek bilgiye, kayda ve rasyonel argümana dayanmayan tamamen mesnetsiz ve Sahil Güvenlik Komutanlığını kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya yönelik asılsız iddialar olduğu ifade edilmiş. Yani, Sahil Güvenlik Komutanlığı’na göre, Ege’de 18 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı işgal edilmemiş ve Türk Karasularına Yunan Sahil Güvenlik Botları girmiyor.

Sn. Uğuroğlu’nun yazısında, 23 Mayıs 2020’de Aydın’ın Didim ilçesinden hareket ederek Muğla’nın Fethiye ilçesine giden Türk yatına, Yunan Sahil Güvenlik Botlarından, Bodrum ve Datça açıklarında, Türk Karasularında seyir halindeyken iki kez taciz ateşi açılması olayına yer verildi. Sahil Güvenliğin itiraz yazısında ise "olayın kendilerine bildirilmesini müteakip derhal olay yerine intikal edilerek müdahale edildiği ve hukuki sürecin başlatıldığı" belirtilmiş. Ancak yazıda, Sahil Güvenlik envanterinde 7/24 faaliyette olan 96 Deniz Mili menzilli Mobil Radarlar ve 48 Deniz Mili menzilli ASELSAN Serdar Sahil Gözetleme Radarları varken, iki Yunan Sahil Güvenlik Botunun 6 millik Türk Karasularına nasıl girdiği ve neden önlenmediğine cevap verilmemiş.

Geçmişten günümüze örnekler vererek Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın itiraz yazısındaki iddiaların doğru ve yerinde olmadığını belgeleyelim. 15 Ocak 2016’da, Türk Karasularını 6 mil ihlal eden LS-604 Borda numaralı Yunan Sahil Güvenlik Botu, Vatanın Harim-i İsmetine girerek Aydın/Didim Tuz Burnu plaj bölgesinde karaya oturdu.

Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos’un, Muğla Keçi Adası’na geleceği haberi bir gün öncesinden devletin bütün kurumları ile birlikte Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bildirilmesine rağmen Pavlopoulos hiçbir engelle karşılaşmadan tenezzüh (gezinti) teknesiyle Keçi Adası’na geldi.

Yunan Cumhurbaşkanı Türk Karasularını ihlal edilirken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Sahil Güvenlik Komutanı Tuğamiral Bülent Olcay olanı biteni turist gibi seyretti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy ve Sahil Güvenlik Komutanı Tuğamiral Ahmet Kendir döneminde yaşanan ihlaller:

İzmir Koyun Adası ve Aydın Eşek Adası Türk karasularındaki Yunan balık çiftlikleri hiçbir engelle karşılaşmadan faaliyetlerini sürdürüyor. Türk balıkçılarına göz açtırmayan İçişleri Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, Yunan balıkçıların Türk karasularında kaçak olarak balık çiftlikleri işletmelerine göz yumuyor ve hiçbir hukuki işlem yapmıyor.

Yunan Savunma Bakanı Yardımcısı Alkiviadis Stefanis, hiçbir engelle karşılaşmadan, 13 Mart 2020’de, İzmir Koyun Adası Türk Karasularında, 14 Mart 2020’de de Muğla Kalolimnoz Adası Türk Karasularında, Yunan bayraklı taarruz botuyla egemenlik ve bayrak gösterisi yaptı.

Sahil Güvenlik envanterinde 7/24 faaliyette olan 96 Deniz Mili menzilli Mobil Radarlar ve 48 Deniz Mili menzilli ASELSAN Serdar Sahil Gözetleme Radarları varken, hiç kimse ‘Yunan botlarını görmedim, duymadım ve bilmiyorum’ diyerek üç maymunu oynayamaz.

Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın Türk Karasularında kamu düzeni sağlamasını kim engelliyor?

Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın görevleri, 2692 sayılı kanunun 4. Maddesinde açık ve net bir şekilde yazılıdır. Yunanistan, işgal ettiği Türk adaları ve kayalıkları ile bu adaların karasularında korsanlık, egemenlik ve bayrak gösterisi yaparken, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı neden müdahale etmiyor? Müdahale etmeyin emri veriliyor mu, veriliyorsa kim veriyor? Böyle bir emir verilse bile emrin kanunsuz emir olduğu ve Anayasa’nın 137. Maddesine göre uygulanmayacağı, konusu suç teşkil eden emrin uygulanması halinde emri uygulayanın da sorumlu olacağı biliniyor mu?

Türk karasuları, Dimitri’nin çiftliği mi?

Kaynak Yeniçağ: "Türk karasuları Dimitri’nin çiftliği mi?" – Orhan UĞUROĞLU

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// Orhan UĞUROĞLU : Türkiye’ye milyarlarca dolar tazminat riski


Orhan UĞUROĞLU : Türkiye’ye milyarlarca dolar tazminat riski

E-POSTA : orhan

02 Kasım 2019

Türkiye ile Amerika arasındaki sorunlara yeni bir başlık daha eklendi. Amerika’daki Türkiye kökenli Ermenilerin, "Tehcir edildik, malımıza mülkümüze el kondu, onların tazminini istiyoruz" diye açtıkları davalar yine gündeme geldi.

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Heyeti üyesi Cemil Çiçek "herkese uyarı" başlığı ile Türkiye’nin milyarlarca dolarlık tazminat riski ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.

Çiçek’i arayarak, bu açıklamasını Karar Gazetesi köşe yazarı Ahmet Taşgetiren’in köşe yazısından okuduğumu belirterek sordum:

– Yüksek İstişare Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a söylediniz mi? Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün haberi var mı?

Çiçek, "Haberi olması gerekenlerin bilgisi var" diye yanıt verdi.

"Türkiye’nin milyarlarca dolarlık tazminat riski ile karşı karşıya kaldığı riskin ne olduğunu TBMM eski başkanı, Adalet eski bakanı ve Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek, şöyle anlattı:

"Amerika’daki Türkiye kökenli Ermeniler bir süreden beri Türkiye aleyhine tazminat davaları açmışlardı.

‘Tehcir edildik, malımıza mülkümüze el kondu, onların tazminini istiyoruz’ iddialı bu davalara Kaliforniya’da bir idari mahkeme Türkiye’nin itirazı üzerine, bu konunun yargı meselesi olmadığına, siyasi nitelikli olduğuna dolayısıyla kararı siyasilerin vermesi gerektiğine." hükmetti.

Amerikan Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği, ‘Soykırım’ tasarısı ile ilgili son karar, bir manada işin siyasi boyutunu Ermenilerin talebi çerçevesine getirmiş oldu.

Üstelik kabul oyunun oranı Ermenileri cesaretlendirici bir mahiyet taşıyor.

Mahkemeler bundan sonra ‘Siyaset çözsün’ gerekçesini kullanmayabilirler.

Amerika’daki herhangi bir mahkeme Temsilciler Meclisi’nin ‘Soykırım’ kararını dayanak olarak alıp, ‘Soykırım zaman aşımına dahil değildir’ kararını verebilir.

9 Kasım 2019 temyiz itirazının son tarihi. Ermeniler şu anda Amerika’daki iklimin kendi lehlerine önemli sonuçlar doğurabileceği ümidiyle Yüksek Mahkemeden bir ‘Tazminat kararı’ çıkarabilirler."

Değerli okurlarım,

Cemil Çiçek, "Böyle bir tazminat kararı Türkiye’nin başına 100 yıl altından kalkamayacağı sorunlar açar" diyor.

Evet, Amerika’daki Türkiye düşmanlığını da göz önüne alırsak, Amerikan mahkemeleri Türkiye’yi milyonlarca dolar tazminat ödemeye mahkum edebilirler.

Türkiye, elbette Amerikan mahkemelerinin kararlarını ret edebilir.

Ancak, Amerikan başkanı ve devleti bu konuyu da Türkiye’ye yaptırım konuları arasına alabilirler.

Gerçekten çok önemli bir konudur ve Cemil Çiçek’in bu konuyu bir köşe yazarına sızdırması da ilginçtir.

Madem AKP iktidarı bu konuyu biliyor neden kamuoyuna açıklamıyor?

Neden Türk milletinden saklanıyor?

Cemil Çiçek’in şu ifadesi de bence gerek Cumhurbaşkanına, gerek AKP hükümetine uyarıdır:

"İçe dönük söylemlerin heyecanıyla dışardaki pek çok mesele gözden kaçıyor"

Değerli okurlarım,

Cemil Çiçek, Mazlum Kobani kod adlı teröristin Kanada Başbakanı ve Amerikan Başkanı tarafından tanınmasını, "Yeni bir Yaser Arafat yaratmak" olarak değerlendiriyor ki bu benzetmesini açıklamasını da istedim.

Çiçek, "Arafat, terör örgütü başı olarak kamplarda Türkiye’den giden teröristlere de eğitim vermişti. Daha sonra Birleşmiş Milletler kendisini Filistin Devletinin siyasi aktörü haline getirerek tanımadı mı? Mazlum Kobani kod adlı terörist de ‘Siyasi aktör’ haline getirilmeye çalışılıyor" dedi.

Değerli okurlarım,

Uluslararası planda kamu diplomasisi yapılmasını vurgulayan Çiçek şunu söylüyor: "TBMM’de, 120’yi aşkın dostluk grubu var. Bunlar ne işe yarar, ne zaman çalışacaklar? Barolar Birliği, Odalar Birliği, farklı işadamı kuruluşları, sivil toplum örgütleri dünyaya Türkiye’nin tezlerini anlatamazlar mı?"

Cemil Çiçek anlaşılan o ki AKP içinde yeni bir muhalefet modeli sergiliyor…

Kaynak Yeniçağ: Türkiye’ye milyarlarca dolar tazminat riski – Orhan UĞUROĞLU

ATATÜRK VE TÜRK MİLLİYETÇİLERİ DOSYASI /// ORHAN UĞUROĞLU : 10 Kasım Atatürk’ten af dileme günüdür


ORHAN UĞUROĞLU : 10 Kasım Atatürk’ten af dileme günüdür

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokratik parlamenter rejimini yok ettiniz ve tek adam rejimini getirdiniz ya, bugün Anıtkabir’e gittiğinizde Mustafa Kemal Atatürk’ten af dileyin.

Ve Anıtkabir defterine şunları yazın:

"Hata yaptık Ata’m, anayasayı değiştirip güçlendirilmiş demokratik parlamenter rejime geçmek için senden de büyük Türk milletinden de af diliyoruz.

Tüm partilerle, sivil toplum örgütleri ile işbirliği yaparak yeni anayasa için çalışmalara hemen başlayacağız."

Bitmedi.

AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılından bugüne kadar yaptığınız tüm hatalı icraatlar için de af dileyin…

Haydi, size yardımcı olayım da konu başlıkları ile Anıtkabir defterine yazmanız gereken cümleleri hatırlatayım;

– Fethullah Gülen hocaefendimizle kol kola yürüyerek kahraman subaylarımıza, kumpas kurduk affet bizi büyük Ata’m,

– Fethullah Gülen hocaefendimizle kol kola yürüyerek Türkiye’yi 15 Temmuz kahpe darbe girişimine maruz bıraktık affet bizi büyük Ata’m,

– Yolsuzluklar yapan 4 bakanımızı, Reza Zarrab’ı banka müdürünü siyaseten akladık affet bizi büyük Ata’m,

– Milli eğitim sistemimizi 17 yılda alt üst ettik affet bizi büyük Ata’m,

– Yandaş müteahhitleri süper milyarder ettik affet bizi büyük Ata’m,

– Dar gelirliyi, fakir fukarayı ihmal ettik, işsizliği rekor seviyeye çıkarttık affet bizi büyük Ata’m,

– Toplumu ikiye böldük affet bizi büyük Ata’m,

– Nefret dili ile yaptığımız siyasetten dolayı pişmanız affet bizi büyük Ata’m,

– Terörü önleyemedik affet bizi büyük Ata’m,

– Atatürk düşmanlarını ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı atadık affet bizi büyük Ata’m,

– Senin büyük önem verdiğin kadınlarımıza yönelik taciz, tecavüz ve cinayetleri önleyemedik affet bizi büyük Ata’m,

– Mütevazı Çankaya Köşkünü bırakıp 1350 odalı Saray’a taşındık, yazlık sarayı Göcek’te, yayla sarayını Ahlat’ta yapıyoruz affet bizi büyük Ata’m,

– Atatürk adını devlet tesislerinden kaldırdık affet bizi büyük Ata’m,

– Türkiye Cumhuriyeti’nin T.C. olarak kısaltılmış rumuzunu ortadan kaldırdık affet bizi büyük Ata’m,

– Andımızı kaldırarak çocuklarımızı senin izinde yürümelerine engel olmaya çalıştık affet bizi büyük Ata’m,

– 23 Nisan 1920’de kurduğun Türkiye Büyük Millet Meclisinin başkomutanlığı ile Kurtuluş Savaşımızı kazandığımızı unutarak bu gazi meclisi etkisiz hale getirdik affet bizi büyük Ata’m,

– Kuvvetler ayrımını ortadan kaldırıp tek adama hepsini bağladık affet bizi büyük Ata’m,

– Yargıyı tek adama bağladık affet bizi büyük Ata’m,

– Basına verdiğin önemi, desteği hiçe sayarak fikirlerini yazan özgür gazetecileri hapse attık affet bizi büyük Ata’m,

– Medyayı yandaş yapmak için devlet bankalarından bazı iş adamlarına krediler verdirerek, reklam destekleri vererek besleme yandaş medya oluşturduk affet bizi büyük Ata’m,

– Milletin iradesi ile seçilmiş milletvekillerini değil sarayın atadığı isimleri bakan yaparak millet ile hükümet arasındaki bağı kopardık affet bizi büyük Ata’m…

– Resmi bayramlarda ve 10 Kasım’larda Diyanet hutbelerinde seni anmadık ruhuna bir Fatiha dahi okutmayı çok gördük affet bizi büyük Ata’m…

Değerli okurlarım,

Elbette AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak bugün ziyaret edeceği ve saat 9’u 5 geçe saygı duruşunda bulunacağı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesinin önünde bunları aklının ucundan bile geçirmeyecektir.

Ve Anıtkabir şeref defterine bu satırları da asla yazmayacaktır.

Ancak bilsinler ki, büyük Türk milletini Ata’sının izinden yürümelerini de ilke ve devrimlerinin ilelebet bekçisi olmalarını da asla engelleyemeyecekler…

Atam izindeyiz devrimlerinin yılmaz bekçisiyiz…

Her 10 Kasım’da olduğu gibi vefatının 81. yılında da seni şükran ve minnetle anıyoruz ruhun şad olsun büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk…

Değerli okurlarıma not:

Bu gece saat 18.00’den 24.00’e kadar Halk TV’nin özel 10 Kasım yayını var.

CHP eski milletvekili İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan, gazeteci yazar ve Ceviz Kabuğu programı ile efsane olan Dr. Hulki Cevizoğlu, Halk TV’nin sevilen ismi Cüneyt Akman ve ben televizyonların çok sevilen sıcak ve genç yüzü İrfan Değirmenci’nin moderatörlüğünde birlikte olacağız.

Ankaralı tüm okurlarımı da Çankaya Belediyesinin Güzel Sanatlar Merkezindeki HALK TV canlı yayınına davet ediyorum…

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// ORHAN UĞUROĞLU : TÜRKİYE’YE MİLYARLARCA DOLAR TAZMİNAT RİSKİ


ORHAN UĞUROĞLU : TÜRKİYE’YE MİLYARLARCA DOLAR TAZMİNAT RİSKİ

Türkiye ile Amerika arasındaki sorunlara yeni bir başlık daha eklendi. Amerika’daki Türkiye kökenli Ermenilerin "Tehcir edildik malımıza mülkümüze el kondu onların tazminini istiyoruz" diye açtıkları davalar yine gündeme geldi.

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Heyeti üyesi Cemil Çiçek "herkese uyarı" başlığı ile Türkiye’nin milyarlarca dolarlık tazminat riski ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.

Çiçek’i arayarak bu açıklamasını Karar Gazetesi köşe yazarı Ahmet Taşgetiren’in köşe yazısından okuduğumu belirterek sordum:

– Yüksek İstişare Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a söylediniz mi? Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün haberi var mı?

Çiçek "Haberi olması gerekenlerin bilgisi var" diye yanıt verdi.

"Türkiye’nin milyarlarca dolarlık tazminat riski ile karşı karşıya kaldığı riskin ne olduğunu TBMM eski başkanı Adalet eski bakanı ve Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek şöyle anlattı:

"Amerika’daki Türkiye kökenli Ermeniler bir süreden beri Türkiye aleyhine tazminat davaları açmışlardı.

‘Tehcir edildik malımıza mülkümüze el kondu onların tazminini istiyoruz’ iddialı bu davalara Kaliforniya’da bir idari mahkeme Türkiye’nin itirazı üzerine bu konunun yargı meselesi olmadığına siyasi nitelikli olduğuna dolayısıyla kararı siyasilerin vermesi gerektiğine. " hükmetti.

Amerikan Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği ‘Soykırım’ tasarısı ile ilgili son karar bir manada işin siyasi boyutunu Ermenilerin talebi çerçevesine getirmiş oldu.

Üstelik kabul oyunun oranı Ermenileri cesaretlendirici bir mahiyet taşıyor.

Mahkemeler bundan sonra ‘Siyaset çözsün’ gerekçesini kullanmayabilirler.

Amerika’daki herhangi bir mahkeme Temsilciler Meclisi’nin ‘Soykırım’ kararını dayanak olarak alıp ‘Soykırım zaman aşımına dahil değildir’ kararını verebilir.

9 Kasım 2019 temyiz itirazının son tarihi. Ermeniler şu anda Amerika’daki iklimin kendi lehlerine önemli sonuçlar doğurabileceği ümidiyle Yüksek Mahkemeden bir ‘Tazminat kararı’ çıkarabilirler. "

Değerli okurlarım

Cemil Çiçek "Böyle bir tazminat kararı Türkiye’nin başına 100 yıl altından kalkamayacağı sorunlar açar" diyor.

Evet Amerika’daki Türkiye düşmanlığını da göz önüne alırsak Amerikan mahkemeleri Türkiye’yi milyonlarca dolar tazminat ödemeye mahkum edebilirler.

Türkiye elbette Amerikan mahkemelerinin kararlarını ret edebilir.

Ancak Amerikan başkanı ve devleti bu konuyu da Türkiye’ye yaptırım konuları arasına alabilirler.

Gerçekten çok önemli bir konudur ve Cemil Çiçek’in bu konuyu bir köşe yazarına sızdırması da ilginçtir.

Madem AKP iktidarı bu konuyu biliyor neden kamuoyuna açıklamıyor?

Neden Türk milletinden saklanıyor?

Cemil Çiçek’in şu ifadesi de bence gerek Cumhurbaşkanına gerek AKP hükümetine uyarıdır:

"İçe dönük söylemlerin heyecanıyla dışardaki pek çok mesele gözden kaçıyor"

Değerli okurlarım

Cemil Çiçek Mazlum Kobani kod adlı teröristin Kanada Başbakanı ve Amerikan Başkanı tarafından tanınmasını "Yeni bir Yaser Arafat yaratmak" olarak değerlendiriyor ki bu benzetmesini açıklamasını da istedim.

Çiçek "Arafat terör örgütü başı olarak kamplarda Türkiye’den giden teröristlere de eğitim vermişti. Daha sonra Birleşmiş Milletler kendisini Filistin Devletinin siyasi aktörü haline getirerek tanımadı mı? Mazlum Kobani kod adlı terörist de ‘Siyasi aktör’ haline getirilmeye çalışılıyor" dedi.

Değerli okurlarım

Uluslararası planda kamu diplomasisi yapılmasını vurgulayan Çiçek şunu söylüyor: "TBMM’de 120’yi aşkın dostluk grubu var. Bunlar ne işe yarar ne zaman çalışacaklar? Barolar Birliği Odalar Birliği farklı işadamı kuruluşları sivil toplum örgütleri dünyaya Türkiye’nin tezlerini anlatamazlar mı?"

Cemil Çiçek anlaşılan o ki AKP içinde yeni bir muhalefet modeli sergiliyor…

ACI KAYBIMIZ: Magazin basının önemli isimlerinden 83 yaşındaki canım ağabeyim Erdoğan Sevgin hayatını kaybetti. Cenazesi bugün (02 Kasım 2019) Cumartesi günü İstanbul Levent Afet Yolal Camisinde kılınacak öğle namazı sonrası Küçükyalı Kabristanı’nda defnedilecek. Mekanı cennet ruhu şad olsun. Allah ailesine sabır versin…

LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/turkiyeye-milyarlarca-dolar-tazminat-riski-53761yy.htm

ANALİZ /// ORHAN UĞUROĞLU : Gençler : İşte eski Türkiye


Gençler : İşte eski Türkiye

LİNK : http://www.yenicaggazetesi.com.tr/gencler-iste-eski-turkiye-48144yy.htm

Orhan UĞUROĞLU

orhan

13 Temmuz 2018

1.90 metre boyunda olan Adapazarlı komando Onbaşı Hüseyin Çetinkaya’yı 1980 yılı sonunda komando Asteğmen olarak görev yaptığım Yüksekova komando taburunda tanıdım.

Balıkesir Savaştepeli komando er Mehmet Günaydın’ı şehit verdiğimiz Kavaklı mezrası operasyonunda 2’de gazi verdik.

Kavaklı dahil birçok terör operasyonunda Çetinkaya ve tüm komandolarım büyük kahramanlıklar gösterdiler, birçok teröristi etkisiz hale getirdik.

Her komando askeri gibi Çetinkaya da terör operasyonlarında büyük kahramanlıklar gösterdi ki 38 yıldır arar "Komutanım nasılsın?" diye hatırımı sorar.

Sosyal medyadan da arkadaşım olan bu kahraman vatan evladının bugün yazdığı bir yazıyı sizlerle de paylaşayım istedim.

İşte Facebook’ta yayınladığı o yazı:

"Erdoğan emeklilere seslenmiş ”Lütfen gençlere eski Türkiye’yi anlatın.”

Konfor Hüseyin anlatıyor, buyrun okuyun!…

Toplaşın anlatıyorum.

Yaş 58. SGK emeklisiyim. 14 yaşımdan beri çalışıyorum. 2 kızım var biri üniversite mezunu biri lise mezunu arz ederim..

Kredi kartımız yoktu.

O yüzden bakkala falan borç yazdırırdık.

Bakkallar süpermarket olmadığı için haciz falan gelmezdi.

En fazla borç takar bir sabah erkenden taşınırdık.

Sendika vardı.

Tamam, hö hö korkutmasa da Devrimci İşçi Sendikası DİSK üyesi isen adamı öyle kapının önüne beş parasız koymaya patron potkası sıkmazdı!..

Devlet memuruna it muamelesi yapmaya g… isterdi. (sansürledim)

657 sıkı kanundu. Öğretmen saygı görürdü.

Ana baba gelip zart-zurt (sansürledim) edemezdi.

Onlar da öğrencilere tecavüz etmezlerdi.

Torpil yok muydu tabii ki vardı ama tarikat mensubu ya da cemaat mensubu olman gerekmezdi.

Kimse g… korkusu (sansürledim) ile cumaya gideyim, oruç tutayım derdinde değildi!..

Öğretmenlerden gizli sigara içmek cesaretti ama okul önünde uyuşturucu satmak akla hayale bile gelmezdi…!

Komşunun çocuklarını istediğin gibi öper koklar oynardın.

Kimse "ulan tecavüz etmesin" diye seni kollamazdı.

İnanan, inanmayan çocuklara melek gözüyle bakardı.

Mahallenin imamından dayak yemek işin şanındandı ama tecavüz edilmek akla bile gelmezdi.

Babana gidip Cemil Hoca sırtımda sopa kırdı dedin mi "vay piç kurusu delirttin mi hacı abiyi" deyip bi araba da ondan yerdin.

Ama sana "başka bir şey yaptı mı" diye sormazdı.

Baban emekli olmaya yaklaştı mı ananla beraber iki göz oda aramaya başlardın, çünkü ikramiye ona yeterdi.

Sabah radyoda çiftçi saati olurdu.

Çiftçilerin hasattan sonra pavyonlarda para yediğini okurdun traktör yaktığını değil.

Üç kuruşun bile olsa "Allah kerim deyip" eşten dosttan yardım isterdin.

Kimse "%70 enflasyon var ben sana dolar veriyim dolar alırım" demezdi.

Mahallede bekçi polis olurdu.

Ha, POLBİR- POLDER ayrımı da olsa en azından herkese düşman gözüyle bakmazlardı.

Sana yağı kuyruğuna, tüp kuyruğuna girerdin ama o kuyruklarda tanışıp evlenenlerin haberini alırdın.

Semtlere göre okul farkı yine vardı ama kimsenin anası babası "benim çocuğum onunla, bununla aynı sınıfta olamaz" demezdi.

Ayıptı, günahtı, gerçekten Allah’ın varlığına inanırdı insanlar.

Gırgır bir milyon, heey 1.000.000 satardı ve ne kadar siyasetçi varsa itin şeyine s… ç……… (sansürledim) ama hiçbiri bulaşamazdı çünkü bu sefer Fırt, Çarşaf da sana giydirirdi.

Oğuz Aral’a laf edecek siyasetçi silinirdi!

Son bir şey söyleyeyim ulan aynı ceket aynı pantolonla yıllarca okula gittim de gelecekten korkmadım.

Hep gülecek sevinecek bir şeyler oldu ama 16 senedir bu çocuklar için korkuyorum be, Allah b…… müstahakkınızı (sansürledim) versin!.."

Korkma be kahraman Hüseyin Onbaşım;

Zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı var…

Zulüm ile abat olanın akıbeti berbat olur…

Not: Aslında her gün kullandığımız kelimeler ama yine de bazı sansürler koydum, Hüseyin ve okurlarım kusura bakmasınlar…

LİNK : http://www.yenicaggazetesi.com.tr/gencler-iste-eski-turkiye-48144yy.htm