TEKNİK TAKİP DOSYASI : TEKNİK TAKİP HAKKINDA ÖNEMLİ 11 YAZI VE MAKALE


  1. Böcek Araması ve Ortam Dinleme Cihazları Tespiti.docx
  2. CEP TELEFONU DİNLENMESİ NASIL YAPILIR.docx
  3. Ceza Muhakamesi Hukukunda İletişimin Denetlenmesi.docx
  4. Dinleme Kanuni Olabilir Ama Hukuksuzdur.docx
  5. Dinlemeleri Kim-Nasıl-Neyle Yapıyorlar.docx
  6. Elektronik Gözaltı Dünyası.pdf
  7. İletişim Özgürlüğüne Müdahale.pdf
  8. SAVCILIK KARARI İLE TELEFON DİNLENİLMESİ.docx
  9. Teknik Araçlarla İzleme Nedir.docx
  10. Telefon dinleme hakkında herşey.docx
  11. Telefon Dinlemesi Hangi Suçlar İçin Yapılır.docx

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

KİTAP TAVSİYESİ : BİRBİRİNDEN ÖNEMLİ VE İLGİNÇ 26 ADET KİTABI DİKKATİNİZE SUNUYORUZ !!!!


  1. 21. Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat
  2. 21. Yüzyılda Prens
  3. Bağımlılık Paradigmaları ve Türk Milliyetçiliği
  4. Cesetler Gölgeler Yalanlar (Türkiye’deki Faili Meçhullerin ve Kayıpların Tam Listesi)
  5. Cumhuriyet En Uzun 10 Yılından Geçerken Türk Sorunu
  6. Ermeni Psikolojik Savaşı
  7. İKİNCİ TEK PARTİ DÖNEMİ
  8. İstihbarat Teorisi
  9. Kayıp Türkler
  10. Kerkük, Irak ve Ortadoğu
  11. Küçük Orta Doğu: Suriye
  12. Kürtler ve Türklük
  13. Mission Kürdistan
  14. PKK Gerçeği ve Terör Örgütünün İç Yüzü ve Çözüm Önerileri
  15. PKK İle Pazarlık
  16. PKK Terörü Neden Bitmedi, Nasıl Biter?
  17. Pusu ve Katliamların Kronolojisi
  18. Siber Uzay’da Güvenlik ve Türkiye
  19. Tarihi Siyasi ve Kültürel Yönleriyle Türklerin Dünyası ve Türkiye’nin Dış Türkler Politikası
  20. TELAFER – Bir Türkmen Kentinin ABD Ordusu ve Peşmergelere Karşı Direnişi
  21. Türk Dış Politikasında 41 Kriz 1924- 2012
  22. Türk Kimliğinin Yeni Boyutları Çokluktan Birliğe
  23. Türk Ordusu’nun Kuzey Irak Operasyonları
  24. Türk Ordusunun PKK Operasyonları 1983-2007
  25. Uluslararası İlişkilerin Ekonomi Politiği
  26. Zazalar ve Türklük

PKK İle Pazarlık

Kayıp Türkler

Mission Kürdistan

Türk Dış Politikasında 41 Kriz 1924- 2012

Uluslararası İlişkilerin Ekonomi Politiği

Bağımlılık Paradigmaları ve Türk Milliyetçiliği

Cesetler Gölgeler Yalanlar (Türkiye’deki Faili Meçhullerin ve Kayıpların Tam Listesi)

İKİNCİ TEK PARTİ DÖNEMİ

Türk Kimliğinin Yeni Boyutları Çokluktan Birliğe

Tarihi Siyasi ve Kültürel Yönleriyle Türklerin Dünyası ve Türkiye’nin Dış Türkler Politikası

Zazalar ve Türklük

Cumhuriyet En Uzun 10 Yılından Geçerken Türk Sorunu

Pusu ve Katliamların Kronolojisi

Ermeni Psikolojik Savaşı

Kürtler ve Türklük

PKK Gerçeği ve Terör Örgütünün İç Yüzü ve Çözüm Önerileri

PKK Terörü Neden Bitmedi, Nasıl Biter?

İstihbarat Teorisi

TELAFER – Bir Türkmen Kentinin ABD Ordusu ve Peşmergelere Karşı Direnişi

Siber Uzay’da Güvenlik ve Türkiye

Türk Ordusu’nun Kuzey Irak Operasyonları

Türk Ordusunun PKK Operasyonları 1983-2007

21. Yüzyılda Prens

21. Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat

Küçük Orta Doğu: Suriye

Kerkük, Irak ve Ortadoğu

SİYASİ DOSYA : ATATÜRK DÜNYANIN EN ÖNEMLİ SİYASİ LİDERLERİNİN BAŞINDA GELİYOR /// İŞTE KANITI


İnternette rastladığım bir haber, Atatürk’ün 20. yüzyıl politik liderleri arasında dünyanın en büyüğü olduğunu belirten bir kitaptan söz ediyordu. Anılan kitabı yurtdışından getirttim ve böylece incelemek olanağına kavuştum.

ABD’deki Kentucky Üniversitesi’nin yayımladığı “King of the Mountain: The Nature of Leadership” (Dağın Kralı: Siyasal Liderliğin Doğası) adlı kitaptı bu. Kitap 18 yıllık bir çalışmanın ve çok geniş, çok ayrıntılı bir araştırmanın ürünü. Yazarı Arnold M. Ludwig, Kentucky Üniversitesi’nin onursal psikiyatri profesörü; on kitabın ve birçok ödülün sahibi. Gerçekten de uzun ciddi inceleme ve araştırmalara dayalı bir puanlama ve sıralamadan sonra kitap, Atatürk’ü 20. yüzyılın en büyük siyasi lideri olarak belirliyor.

Araştırma 20. yüzyılın tümünü ele almış ve kitabın ilk baskısı 2002’de çıkmış. 1 Ocak 1900’dan 31 Aralık 2000’e kadar uzanan 101 yıllık dönemi kapsayacak şekilde 199 bağımsız ülkeden tam 1941 ülke yöneticisi belirlenmiş, bunların içinden 377’si daha dikkate değer bulunduğu için daha derinlemesine incelenmiş.

Liderlerin nasıl iktidara geldikleri, nasıl güç yitirdikleri, karşılaştıkları tehlikeler… Yaşamları, karakterleri, kariyerleri ve akıl sağlıkları çeşitli güvenilir kaynakların yanısıra sağlanan biyografi bilgilerine dayanılarak tarafsız bir gözle incelenmiş.

Yazar, izlemeye aldığı liderleri, hem insani yönleriyle, hem de yurttaşları ile ilişkileri bakımından irdelemiş. Liderleri davranış biçimlerine göre altı gruba ayırmış. Buna göre lider tipleri şöyle:

• Hükümdarlar (Krallar, şeyhler, sultanlar, imparatorlar: Franz Joseph, 2. Abdülhamit gibi)

• Tiranlar (Zalimler-Kötü liderler: İdi Amin gibi)

• Vizyonerler (Toplum mühendisleri ve ütopyacı sosyalistler: Mao, Atatürk gibi)

• Otoriterler (Asker kökenli liderler ya da atanmışlar: Peron gibi)

• Geçiciler (Demokrasiye geçmekte olan ülkelerin liderleri: Kenyatta, Adenauer gibi)

• Demokratlar (Kurulu demokrasilerin liderleri: Churchill, de Gaulle, JFK gibi)

475 sayfalık kitap liderleri incelerken bir bakıma 20. yüzyılın toplumsal-siyasal tarihine de ışık tutmuş oluyor ve değerlendirmeler, yorumlar, karşılaştırmalı tablolarla sürüp gidiyor.

Askeri zaferler, sosyal yapılanma, toplumun doğasını değiştirme, ekonomik başarı, ahlâk gibi ölçütleri kapsayan 11 maddelik bir “Siyasal Büyüklük” belirleme sistemi ile yapılan derecelendirme sonunda, incelenen 377 liderin konumu bir çizelge halinde abecesel sırayla verilmiş. O listeyi burada vermenin olanağı yok; ama derecelendirmeye göre ilk sıralarda durum şöyle:

Siyasal Büyüklük puanlamasına göre Atatürk 31 puanla en başta. Onu 30 puanla Mao (Çin) ve Franklin D. Roosvelt (ABD), sonra da Josef Stalin (Sovyetler Birliği), 28 puanla Lenin (Sovyetler Birliği) izliyor. Daha sonra 27 puanla Fransa’dan Charles De Gaulle, Çin’den Deng Xiaoping, Kuzey Vietnam’dan Ho Şi Minh geliyor. Listede Atatürk’ün dışında bizden iki lider daha yer alıyor: Değerlendirmeye göre İsmet İnönü 13, 2. Abdülhamit ise 12 puanla epeyce sonraki sıralarda.

Yazarla yapılmış bir röportaja yine internetten ulaştım. Röportajı yapan Brian Lamb soruyor: “Niçin Atatürk bütün bu kişilerin en başında?” Yazar yanıtlıyor: “Atatürk’ün neler yaptığına bakalım… Atatürk Türkiye’yi kurdu, yarattı. O zaman var olan Osmanlı İmparatorluğu’na son verdi. O yalnızca ülkenin kurucusu, yaratıcısı olmakla kalmadı, Türkiye’de derin bir toplumsal dönüşüm sağladı. Türkiye’ye demokrasiyi getirdi; bir bakıma askerî tipte bir demokrasi, ancak ne olursa olsun bir demokrasi. Tarihte din ve devlet işlerini birbirinden ayıran ilklerden biri oldu. Gerçekte, İslamiyet etkisinde bir ülke olmasına karşın, bazı tip özgürlüklere, haklara olanak tanındı. Yine gerçekten, demokrasiye herhangi bir şekilde müdahale olması halinde askerler önlemekle yükümlüdür. Böylece her düzeyde, Atatürk inanılmaz bir etkiye sahipti ve başarısı olağanüstü idi.”

İşte, Atatürk’ü 20. yüzyılın en önemli dünya lideri olarak ilân eden, liderleri sıralama alanında dünya çapında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı çalışma böyle. Ne yazık ki biz kendi kısır iç çatışmalarımızı aşıp değerlerimize bile tam olarak sahip çıkamıyoruz. Değerlerimizin büyüklüğünü ortaya koymak da yabancılara düşüyor.

Çok kısa bir süre için bile olsa Atatürk’le aynı havayı soluyabilmiş bir Cumhuriyet çocuğu olmak ayrıcalığından dolayı bir kez daha mutlandım, gururlandım.

KAYNAK : İNTERNET

EKTEKİLER :

The King of the Mountain.pdf

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

SAĞLIK DOSYASI : COVID 19 İLE İLGİLİ ÖNEMLİ 6 ADET DOKUMAN /// İÇERİKLERİ AŞAĞIDADIR !!!!!!


  1. Çocuklar için Koronavirus Kitabi.pdf
  2. CORONA PANDEMİSİ-Grafik.pdf
  3. Covid-19 Raporu-Final+.pdf
  4. Cumhurbaskanlığı Yazısı-11.04.2020.pdf
  5. Gıda Isletmelerinde Covid-19 Vaka Senaryoları.pdf
  6. HS-Sokağa çıkma yasağı – (2).pdf

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

PARAPSİKOLOJİ & GİZEM DOSYASI : ÖLÜM VE RUH’A DAİR 3 ÖNEMLİ MAKALE


Bir Nörobilimci Ölüm Anında Beynimize Ne Olduğunu Buldu

İsa Ekici

Ölmekte olduğumuz o anda beynimize ne olduğu sorusu birçok kişi tarafından merak ediliyor. İnsanlar bu soruyu binlerce yıldan beri soruyor ve bilim aracılığıyla cevaplamak için uğraş veriyorlar.

Bu konunun cevabının 1980 yılında çekilen Star Trek: TheNextGeneration’da olduğu ortaya çıktı.
Sadece birkaç ay önce, bir nörolog ekibi tarafındanölüm anında beyne ne olduğunu açıklayan bazı inanılmaz araştırmalar yayınladı.

Bu tür şeyler daha önce hayvanlarda görülmüştü ama insanların bu konudaki deneyimi bilinmiyordu. Aslında bu ekip beynin kalp durduktan sonra dakikalarca canlı kalabileceğini kanıtladı. Kalbin atışı ve kanın pompalanması olmadığında beyin hızla oksijenden mahrum kalacaktır.

Böylece, 20 ila 40 saniye içinde, “serebraliskemi” devreye girer ve nöronlar temelde dwindling enerjisini korumak için “uyku moduna” girerler.

Beyin bu noktada (teoride) hayata geri getirilebilmesine rağmen elektriksel olarak aktif değildir.
Kalbin durmasından birkaç dakika sonra nöroelektrik aktivite dalgası ve beyin tsunamisi olarak bilinen ısı – beyinde yanıp söner.

Beyin, sinir hücrelerinin iç ve dış arasındaki iyonların eşit olmayan dağılımını sürdüremez, bu nedenle nöronları depolarize eder ve elektrokimyasal enerjinin yükselmesine izin verir.

Charité’nin Stroke Research Merkezi’nden Dr. JensDreier keşfettikleri bu sürecin ilk defa 1988’de yayınlanmış olan TheStar Trek:

The Next Generation (Yeni Nesil) adlı filmde nasıl anlatıldığıyla ilgili bir açıklama yaptı. Çalışmanın araştırmacıları, mekanizmanın bölüm içerisinde garip bir şekilde resmedildiğini düşünüyorlar.

Filmde şeytani siyah çamur canavarı olan Armus’la savaşan Teğmen Tasha Yar ağır yaralanır. Ekip tarafından gemide teğmen Yar’ın ölümünü izlemektedirler.

<span data-mce-type="bookmark" style="display: inline-block; width: 0px; overflow: hidden; line-height: 0;" class="mce_SELRES_start"></span>

Tıpkı yeni bilimsel araştırmanın açıkladığı gibi Komutan Beverly Crusher, teknik olarak beyin aktivitesi olmamasına rağmen, Teğmen Yar’ı yeniden canlandırma umudu bulunduğunu belirtiyor. Şimdiki bilimsel araştırmada açıklandığı gibi, başka bir mürettebat üyesi de “Nöronlar depolarize olmaya başlıyor” diye ekliyor.

Araştırmacılar Star Trek’i yapanların bu bilgileri bir zaman yolculuğunda bulmadığına eminler. Bu bilgilerin hayvanlarda yapılan benzer bir çalışmadan dizi senaristleri tarafından alınmış olabileceği düşünülüyor.

Bu tür beyin dalgalarıyla ilgili ilk araştırmalar 1940 yılında tavşanlar üzerinde Brezilyalı bir nörofizyolog tarafından yapıldı.

Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/star-trek-predicted-the-latest-research-on-brains-and-death-in-1988/

Yazar İsa Ekici

Gelecekte olabilecek 7 ölüm sebebi

Şahane Firdevs ER

Şimdiki yaygın ölüm sebepleri oldukça tahmin edilebilir: kalp hastalıları, kanser ve kazalar… Şimdi bir-iki yüzyıl sonrasını hayal edelim.

İşte bazı tahminler.

1. Markasız uzay giysisindeki yırtık sebepli sızıntıdan dolayı içeride kaynamak

Eğer geniş, soğuk ve boş bir uzay deneyimi yaşamak istiyorsanız ekipmanlarınız da en yüksek kalitede olmalı. Fakat hala cebinizi düşünüyor markasız alışveriş yapıyorsanız karar sizin zararınıza olabilir. Çünkü mesele uzay giysisi.

Dünya yörüngesinde 500,000den fazla uzay çöpü ve 17,500 mph hızlarda seyahat eden şarapnel parçaları, miktometeorlar bulunuyor. Bu nesneler giysinizi kesebilir ya da delebilir. Eğer giysinizde yırtık oluşursa nefes almaya çalışmayın çünkü oluşan ani basınçsızlıktan dolayı akciğerleriniz de yırtılabilir.

Ayrıca, düşük basınç vücut sıvılarının kaynama noktasını da düşürür ve kandaki sıvı maddeler kaynamaya, buharlaşmaya, baloncuklar oluşturup kan akışını yavaşlatmaya hatta kalbe ve akciğerlere ulaşmasını engellemeye başlar.

Bu duruma “ebullism” denir ve sadece bir hipotezden ibaret değildir. The Journal of Occupational and Environmental Medicine’a göre 1966’da 24 yaşında bir NASA astronotu vakum çemberinde bu durumu yaşamış neyse ki çember tekrar basınçlandırılmış ve ertesi gün astronot kendine gelmişti.

Boş uzayda bu kadar şanslı olamayabilirsiniz. Eğer şanslıysanız da 15 saniye içerisinde oksijen eksikliğinden ölürsünüz ve tam anlamıyla Dünya’dan göçmüş olursunuz.

2.Bir seks robotu tarafından öldürülmek

Robot arkadaşlar gelecek tahminleri arasında neredeyse garanti teknolojilerden biri. Aslında şimdiden bir seçenek de mevcut. Fütüristik arkadaş marketinin en popülerlerinden biri RealdollX Abyss Creations tarafından geliştirilmiş, Realbotx’in özelleştirilebilir yapay zekası “Harmony AI” tarafından işletiliyor.

Realbox’in CEO’su Matt McMullen Forbes’a, Harmony için şimdilik bir endişe olmadığını, işin daha başında olduklarını ve bu teknolojinin Westworld’de gördüklerine ulaşabilmesi için daha çok yolları olduğunu söyledi.

Bir gün insanlar bu robotlar için daha sofistike yapay zekalar (Sophia ve Alpha Go’nun torunlarının torunları) geliştirecek.

Programlanmış bir kıskançlık daha tehlikeli bir şeye dönüşebilir mi?

Ya da daha hızlı şarj olan ve daha uzun pil ömrüne sahip olabilecek bu robotlar gerçekten bir kullanıcıyı yorgunluktan öldürebilecek seviyeye gelebilir mi?

Peki ya teknolojik tekilliğe ulaştıktan sonra, ömürlük seks oyuncaklarınız insan etinin tadını merak eder ve silahlanırlarsa?

3.Birileri simülasyonun fişinin çekerse

Gelecekte olabilecek 7 ölüm sebebi

2003 ’te Nick Bostrom tarafından yayımlanmış “AreyouLiving in a ComputerSimulation?” isimli makalede simüle edilmiş bir gerçeklikte yaşıyor olabileceğimizden bahsediyordu ve bu teori kısmen, gelecekte inanılmaz kaliteli simülasyonlar yaratabilecek güce sahip olacağımız varsayımına dayanıyordu.

Aslında varsayım doğru, gelecek jenerasyonlar atalarının süper güçlü ve detaylı simülasyonlarını yaratabilecek bilgisayarları kullanabilecekler ve bu farklı gerçekliklerden oluşan matruşkada sahte gerçekliklerden birinde yaşıyor olmak, en üst gerçeklikte olma ihtimalimize göre daha makul görünüyor.

Gelecekte olabilecek 7 ölüm sebebi

Bazı teknoloji milyarderleri bilim insanlarına zaten içerisinde olduğumuz simülasyonu kırmaları için ödeme bile yapıyorlar.

Peki bu doğru bir karar mi?

Bostrom öyle düşünmüyor: “Bu hipotetik simülasyonu kırmaya çalışmak akılsızca bir davranış. Başarı şansı neredeyse yok. Eğer başarılı olursa da bir felaket olabilir” diyor Vulture dergisinde.

Teori doğruysa bile simülasyonun kontrolörlerini ne motive eder bilmiyoruz. Belki de TheSimsoynarken sıkılıp yeni bir oyuna başlamaya karar verecekler ve bu da sonumuzu getirecek. Yani bir gün uçan koltuğunuzda uzanmış 2100 olimpiyatlarını izliyor ve bir kase çekirdeği damar yoluyla yiyorken her şey bir anda kararabilir. İyi geceler. SON

4.Fütüristik bir hayvanat bahçesinde diriltilmiş bir mamutun dişine oturmak

Yüzyıllar sonrasında ailenizi bir hayvanat bahçesine götürdüğünüzü ve yaşayan bir mamut gördüğünüzü hayal edin.

Harvard’dan George Church ve takımı yünlü mamutları diriltmeyi kendilerine görev edinmişler. 2015’te de mamut DNA’sını birleştirmiş ve CRISPR kullanarak bunu en yakın akrabası olan Asya fillerine aktarmışlardı.

Bu şahane bir ilk adımdı ama bundan sonrası daha zorlayıcı olacak. Sonuçta ortaya çıkacak canlı ise bir mamuttan çok mamut/fil hibriti olacak fakat şimdilik elimizden gelenin en iyisi bu.

Yünlü mamutlar ebat olarak Afrika fillerine yakındır ve dişleri 4.5 metreye kadar ulaşır. Yani eğer hayvanı kırbaçlamak ya da evcilleştirmek için etrafında dolaşırsanız sizi dişlerine oturtup tarih öncesi bir şişte insan kebabına dönüştürmesi çok zor olmayacaktır.

5.Dünya’ya asteroid çarpması

2016’da NASA OSIRIS-REx görevini Bennu isimli asteroide fırlattı. Bu asteroidin seçilme sebebi güneş sisteminin ilk 10 yılında oluşmuş bundan dolayı da hayatın kökleri ile ilgili bilgiler elde edebileceğimiz ihtimaliydi.

Fakat ikinci bir sebep daha vardı: bu asteroidin 22. yüzyıl sonlarında Dünya ’ya çarpma ihtimali.

Ama gözünüz korkmasın bu ihtimal sadece %0,037. Ayrıca bu ihtimal gerçekleşse bile bu asteroid Dünya’yı yok edebilecek kadar büyük bir kütleye ve enerjiye sahip değil.

Peki ya Bennu çok daha büyük olsaydı?

6 mil kadar (dinozorların sonunu getiren asteroid kadar büyük). 2017’de GeophysicalResearchLettersdergisinde asteroid çarpasının insan popülasyonları üzerindeki etkilerinin simülasyonlarının analizleri yayınlandı.

Makalede çarpma sonucu oluşacak ana tehditlerden bahsedildi: fırtına, aşırı basınç şoku, termal radyasyon, kraterleşme, sismik dalgalar, volkanik birikmeler ve tsunami.

Simülasyonlarda ölüm sebeplerinin %60’ı rüzgar ve basınç sebepliydi. 6 millik ve saniyede 19 mil hızla yaklaşan bir asteroidi hiçbir şey yavaşlatamaz ve yere ya da denize çarptığında tüm kabuğu buharlaştırıp koca bir krater bırakır.

Oluşan basınç tüm iç organları yırtabilecek ve oluşan rüzgar tüm bina, araba ve yaşayan dokuları parçalayabilecek güçtedir.

Böyle bir durumda şanslı iseniz ilk felakette ölürsünüz. Fakat herhangi bir sebeple ölmezseniz muhtemelen yıllar sürecek yiyecek ve kaynak eksikliğinden veya en azından bir yıl, atmosferi dolayısıyla güneşi kapatacak kül yağmurundan dolayı öleceksiniz.

Şanslıyız ki NASA ve FEMA herhangi bir asteroid çarpmasına karşı hazırlıklar yapıyor.

6.Şaka teröristleri tüm otonom araçları hackleyip aynı anda birbirlerine çarpmalarını sağlarsa

Gelecekte olabilecek 7 ölüm sebebi

İnternet trolleri durdurulamıyor. 2009’da 4chan kurucusunu Time 100’de birinci sıraya koyan troller, İngiltere’nin bir araştırma gemisinin isminin “BoatyMcBoatface” olmasının da sebebiydiler. Ayrıca şiddet içerikli pek çok örnek de bulunuyor.

Motherboard’a konuşan bir hacker iki aracın kontrol panellerine erişebildiğini ve araçların yerlerine ve sürücülerin özel bilgilerine ulaşabildiğini hatta araç motorlarını durdurabileceğini söyledi. Binlerce aracın kontrolünü eline alırsa bir tıkla tüm dünyada büyük bir trafik problemi yaratabileceğini açıkladı.

2020’dea.b.d yollarında 10 milyon kadar otonom araç bulunacağı tahmin ediliyor ve 2030’da bu sayı 20.8 milyona kadar çıkabilecek.

Peki ya gelecekte bir grup hacker bir araya gelir ve tüm otonom araçları aynı anda çarpıştırırsa? Tehlike sadece otonom araç sahipleri için değil yollardaki bisikletli, yaya, otonom olmayan araçlar için de geçerli.

Büyük bir kitlesel katliam ve kaosyaratmak için şahane bir yol. Otonom araçların daha güvenli olmasını beklemiyor muyduk?

7.Otomasyonu gördükten, temel gelir ile sanat, bilim veya hobilerle uğraşarak yaşlandıktan sonra huzurlu bir ölüm

Gelecekte olabilecek 7 ölüm sebebi

Şimdiye kadar ölüm kaçınılmazdı. Fakat bilim insanları kaderi değiştirme konusunda ısrarcı. Mesela İngiliz biyolog Aubrey de Grey 1000 yaşına ulaşacak ilk insanın çoktan doğmuş olduğuna inanıyor ve yaşlanmayı,tedavi edilebilir en azından yönetilebilir, semptomları olan bir hastalık gibi görmeyi öneriyor.

Son zamanlarda yapılan bir çalışmada, farelerdeki nörolojik yaşlanma semptomlarıyla savaşan genç kan transfüzyonları umut vadediyordu ama tedavide hala pek çok ihtilaf vardı. FDA bu konuda bazı düzenlemeler getirip halkı uyardıktan sonra da en bilinen tedarikçi bu işten elini çekti.

Ayrıca, ölüme çözüm bulmak amacıyla kurulan Google’a ait bir biyoloji şirketiolan Calico, insanların kanser olma riskini veya diğer genetik durumlarını tahmin edebilen bir algoritma kullanan Human LongevityInc. ve yine Google’a bağlı kronik hastalıklı insanlar için araçlar geliştiren Verily gibi şirketler insanların sağlıklı uzun bir ömür sürmeleri için çalışıyor.

Bu alanda en son, yaşlanma karşıtı araştırmalarda asılsız söylentileri ve gerçek inovasyonları birbirinden ayırmak ve yaşlanmayı geçmişe gömecek beyinleri bir araya getirmek için kar amacı gütmeyen Academy forHealthandLifespanResearch isimli bir grup oluşturuldu.

Belki de gelecekte otomasyon ve temel gelir sayesinde çalışmamıza bile gerek kalmayacak. Böylece fiziksel ve mental olarak daha az baskı hissedeceğiz ve insan ırkı olarak beraber ve bilimsel gayretlerle çalıştığımız sürece:

iklimi düzelteceğiz, otonom teknoloji sayesinde kazalar da azalacak, uzun yaşama şansımız bir anda artacak.Peki nasıl öleceğiz? Çok çok uzun zaman sonra ve huzur içinde. Belki de ölmeyeceğiz.

Kardashev ölçeğine göre bu 4. Seviyede gerçekleşecek. Belki denizin dibindeki en derin çatlağı ya da evrendeki en uzak zerreciği keşfedeceğiz ve sonunda tatmin olmuş ve huzura ermiş hissedeceğiz.

Huzur senaryoları kadar felaket senaryoları da muhtemel. Belki sahte bir dünya lideri nükleer savaş başlatacak, CERN’de kazara yaratılmış cehennem boyutuna açılan bir portaldan gelen bir şeytan insanları yemeye başlayacak, insanlık koca plastik yığınlarına gömülmüş bir hayat sürecek veya teröristler biyolojik silahlarla durdurulamaz bir salgın başlatacaklar…

Şu kadarından eminiz ki mezar taşı yazıları ve ağıtlar çok daha ilginç hale gelecek.

Çeviri: Ş. Firdevs Er

Kaynak: https://futurism.com/7-ways-die-future

Yazar Şahane Firdevs ER

Adım Firdevs Er ve Elektrik Elektronik Mühendisliği öğrencisiyim. Kendini geliştiren, düşünen, sorgulayan, araştıran ve öğrenen insanların hayatlarına daha fazla anlam kattıklarına inandığım için ben de kendimi, sevdiğim okumak ve öğrenmekten zevk aldığım bazı alanlarda geliştirme gayreti içerisindeyim. Beyinsizler platformuna da bu gibi insanlar için katkıda bulunmak benim için bir mutluluk verici.,

Vücudunuzun Dışında Ruhunuzun Tükendiğini Gösteren 8 şey

Ezgi Semirli

Yorgun olan aslında ruhunuz olabilir mi? Eğer çoğu zaman kendinizi yorgun ve zayıf hissediyorsanız, size yalnız olmadığınızı söylemek için buradayız. Her 5 kişiden biri herhangi bir anda yorgun hissediyor ve ne yazık ki tükenme bir kural haline geliyor. Modern dünyanın ritmi; sürekli çalışma, stres, gerginlik, uykusuzluk ve uygun egzersiz yapmayı içerir. Ve bunların hepsi ruhun durumunu etkiler. O incinir ve yardıma ihtiyaç duyar. Burada dikkatinizi önemsiz gibi görünen, ancak büyük bir rahatsızlık ve sorun yaratabilen yorgun bir ruhun belirtilerine çekmek istiyorum.

1. Bütün Bir Gece Dinlendikten Sonra Yorgun Hissetmek

Uygun saatlerde uyumanıza rağmen, sabahları uyanıp yataktan kalkmanın zor olması yorgun bir ruhun ilk işareti olabilir. Fiziksel olarak iyileşirsiniz, ama ruhunuzu uyku ile iyileştirmek zordur. Sonuç olarak, kronik yorgunluk ortaya çıkar ve tüm günü bir şeyler yapmanız gerektiğinde kendinizle savaşarak geçirirsiniz.

2. Hayal Kurmak ve Gerçeklikten Kaçmak

Gerçeklikten kaçmak istiyorsanız ve farklı bir hayat hayal ediyorsanız, ruhunuz yorgunluk belirtileri veriyor demektir. Sık sık geçmiş hakkında düşünürsünüz ve gelecekten korkarsınız. Asıl mesele şu anki anı sevmediğiniz ve kendinizi ondan mümkün olan herhangi bir şekilde uzaklaştırmaya çalışmanızdır. Fakat gerçeklerden kaçmak size zarar verebilir; çünkü günlük görevlerinize yine de geri dönmeniz gerekir ve gerçeklerle hayalleriniz arasındaki uyuşmazlık yüzünden hayatla ilgili memnuniyetsizliğiniz artar.

3. Kayıtsızlık ve İsteksizlik

Sürekli yorgun hissettiğinizi düşününce; bir şeyler yapma isteğinizde eksiklik yaşar, çevrenizdeki her şeye kayıtsızlık gösterir ve hatta daha önce hoşlandığınız şeylere ilgi duymazsınız. Yaptıklarınızda hiçbir şey göremez ve davranışlarınızın sonuçlarına ilgisiz kalırsınız. Bu koşullar fazladan gerilim yaratır, çünkü enerjiniz ve isteğiniz olmasa bile görevlerinizi yerine getirmeniz gerekir.

4. Duygulardaki Ani Değişiklikler

Memnuniyetsizlik, bitkinlik ve ilgisizlik duygularınızı etkiler. Sıklıkla sinirlenirsiniz, küçük bir şeye kızarsınız veya beklenmedik bir şekilde ve sebepsiz yere ağlamaya veya gülmeye başlarsınız. Düzenli olarak bunun gibi ruh halleri içindeyseniz, bu bitkin bir ruhun işaretidir. Bu duygusal dalgalanmalar ile hayatınız zorlaşır. Ve sizi başkalarıyla barış ve anlayış sağlamaya çalışmaktan çok çatışmaya zorlar.

5. İyi Hissediyormuş Gibi Davranmak

İyi hissediyormuş gibi davranmayı acınızı gizlemenin ve iyiymiş gibi davranmanın sorununuzu çözmenin iyi bir yolu olduğunu düşünmeyin. Bunu yaparsanız, içinizdeki her şey parçalanırken kendinize ve başkalarına gerçek duygularınız hakkında yalan söylersiniz. Ruhunuz ağlarken, gülümsemek için elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışır ve neşeliymiş algısı yaratmaya çalışırken ekstra enerji harcarsınız. Ancak ruhunuz yorgundur ve her şeyin yolunda olduğunu iddia etmek gibi bir gücü yoktur.

6. Yalnız Hissetmek

Tüm öfkenizi ve suçunuzu etrafınızdaki insanlara yönlendirirseniz, ilişkileriniz gergin bir hal alır. Kendinizi iyi hissediyormuş gibi yaptığınız zaman, hiç kimse olayların gerçek halini bilmez. Bu durum yalnız hissetmenize ve probleminizle yalnız kalmanıza neden olur. Kimsenin sizi anlamadığını, kabul etmediğini ve yardım edemeyeceğini düşünmeye başlarsınız. Böylelikle her şeyi tek başınıza halletmeye çalışır, içinde olduğunuz durumla her gün mücadele edersiniz.

7. Diğerlerinden Gizlenme Arzusu

Etrafınızdaki insanlardan gizlenme arzunuz varsa, bu yorgun bir ruhun gerçek bir işaretidir. Köşede oturmak, kendinizi başkalarından korumak, hatta farkedilmeyen bir hale gelmek istersiniz. Ancak kendinizi evinize kilitleyemediğiniz ve insanlarla etkileşimi durduramadığınız için, istenmeyen iletişimden etkilenirsiniz. Yalnız kalmak isteseniz bile, günlük konuşmalarınızı sürdürmeniz ve diğer insanlara yakın olmanız gerekir.

8. Olumsuz Düşünmek

Hoş küçük şeyleri fark eder misiniz, komik olayları hatırlar ve mutlu anlar yaratmaya çalışır mısınız? Olumsuz ve kötü deneyimlere yoğunlaşmaya alışırsanız, ruhunuz yorgunluktan muzdarip olur. Kendinizi pozitif enerjiyle yüklemezsiniz. Aksine, sürekli yeniden yaşarken ya da hoş olmayan anların olmasını beklerken, onu boşa harcarsınız. Bu ruh halinizi etkiler ve mutsuzluk hissi yaratır.

Kaynak: https://brightside.me/inspiration-psychology/8-signs-its-not-your-body-thats-exhausted-its-your-soul-715410/ , https://www.tzv.org.tr/?#/haber/3995

Yazar Ezgi Semirli

SAĞLIK DOSYASI ;: COVİD19 İLE İLGİLİ 6 ÖNEMLİ DOKUMAN (PDF FORMATINDA)


  1. COVİD 19 SONRASI SİYASAL SİSTEM SENARYOLARI.pdf
  2. Covid-19 Immun Sistem ve Beslenme.pdf
  3. Covid-19 ve Tum Viruslerde Carvacrol Etkin Başarısı.pdf
  4. Evde Yasam Ipuçları.pdf
  5. Handbook of COVID-19 Prevention and Treatment (Volunteer)-Turkish.pdf
  6. KORONAVİRÜS ve ETKİLİ BİTKİLER.pdf

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

SAĞLIK DOSYASI : CORONAVİRÜS NEDİR ??? NE DEĞİLDİR ??? TEDAVİSİ NASIL ? BİTER Mİ ??? /// 12 ADET ÖNEMLİ DOKUMAN


  1. Coronavirus – Neden Şimdi Harekete Geçme Zamanı.pdf
  2. COVID19- Acilde Hasta Kabulü ve Takibi.pdf
  3. COVID19- Hasta Yönetimi ve Tedavisi.pdf
  4. COVİD19 ÖNLEME VE TEDAVİ EL KİTABI.pdf
  5. Geleceğin Silahları Otonom Silah Sisteml.pdf
  6. KORONAVİRİS DEĞERLENDİRME TOPLANTISI SONRASI MİLLETE SESLENİŞ KONUŞMASI.doc
  7. KORONAVİRİS DEĞERLENDİRME TOPLANTISI SONRASI MİLLETE SESLENİŞ KONUŞMASI.pdf
  8. Koronavirüs Mü, Grip Mi, Nezle Mi Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız.PDF
  9. Koronavirüs Salgını Nasıl Sona Erecek – İşte Detaylar..PDF
  10. Ortadoğu Solunum Yetmezliği Sendromu-Koronavirüs Enfeksiyonu.pdf
  11. SALGIN HASTALIK DÖNEMLERİNDE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIMIZI KORUMAK.pdf
  12. Zeki Tez – Tıbbın Gizemli Tarihi.pdf

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU DOSYASI : Avrupa Parlamentosundan önemli Doğu Türkistan kararı !!!


Avrupa Parlamentosundan önemli Doğu Türkistan kararı !!!

Avrupa Parlamentosu (AP) Doğu Türkistan’da Uygurlar ve diğer Müslüman azınlık gruplara yönelik baskı rejiminden ötürü Çin yönetimini kınayan bir karar aldı. Baskı politikasının sorumlusu Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını istedi.

AP’de temsil edilen belli başlı siyasi gruplar tarafından ortaklaşa hazırlanan “Çin’deki Uygurların Durumu” başlıklı karar tasarısı Strasbourg’daki genel kurul oturumunda ezici oy çoğunluğuyla kabul edildi. Uygurların durumu hakkında Kasım 2019’da yayımlanan “China Cables” belgelerine dayandırılan kararda, Doğu Türkistan’da 10 milyondan fazla Müslüman Uygur ve etnik Kazak kökenlinin yaşadığı, Çin’in bu bölgede “terörü yok etme” adına yürüttüğü mücadelenin “din ve etnisiteye karşı savaşa dönüştüğü” görüşü dile getirildi.

Bölgede “eğitim kampı” adı altında bir milyonu aşkın Uygur ve diğer etnik gruplardan Müslümanın yüksek güvenlikli enterne kamplarında tutulduğu, bu kamplarda tutulanlara yönelik “sistematik beyin yıkama” gerçekleştirildiği not edildi.

“ÇİN’İN SÖMÜRDÜĞÜ UYGUR EMEĞİNİ KULLANAN ÜRÜNLERİ ALMAYIN”

Tüm bu baskı rejimini kınayan AP, Çin hükümetinden suçlama, dava veya mahkumiyet olmaksızın keyfi tutuklamalara derhal son vermesini, tüm kampları kapatmasını ve bu kamplarda tutulanların koşulsuz serbest bırakılmasını talep etti. Kamplardakilerin Çin ile iş yapan uluslararası şirketlerin tedarik zincirinde zorla çalıştırıldıkları yönündeki haberlere dikkat çekilen kararda, AB özel sektörüne, tedarik zincirlerini kontrol etmeleri ve “Uygurlara yönelik baskının suç ortağı olmamaları” çağrısında bulunuldu.

Uygurlar, Kazaklar ve diğer Müslüman gruplara baskının temellerinin Çin’de en üst düzey siyasi yönetim tarafından Nisan 2014’te atıldığına dikkat çekilen kararda, bu politikanın Şubat 2018’den itibaren yoğunlaştığı ve yurt dışında yaşayan Uygurlara taciz boyutuna ulaştığı belirtildi. Bazı AB devletlerinin siyasi iltica başvurusunda bulunan Uygurları Çin’e geri göndermeyi askıya almış olmasını memnuniyetle karşılayan AP, bu kişilerin iltica başvuru işlemlerine hız verilmesini istedi.

Uygurlara ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik baskının Çin-AB diyaloğunda sistematik biçimde gündeme getirilmesini isteyen AP, Pekin yönetiminin muhaliflere yönelik siber gözetimi daha da yoğunlaştırmak amacıyla kullanabileceği mal ve hizmetlerin ihracatı ve teknoloji transferi konusunda AB devletleri ve uluslararası toplumu da uyardı.

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI /// BÜLENT ORAKOĞLU : Hablemitoğlu suikastında çok önemli gelişme mi ???


BÜLENT ORAKOĞLU : Hablemitoğlu suikastında çok önemli gelişme mi ???

Necip Hablemitoğlu 17 yıl önce, 18 Aralık 2002 yılında soğuk bir Çarşamba gecesinde evinin önünde faili meçhul bir suikast sonucu öldürülmüştü. Uzmanlarca olay yerinde yapılan incelemeler cinayeti işleyen tetikçi veya tetikçilerin birçok açıdan profesyonelce ve soğukkanlı hareket ettiklerini ortaya koymuştu. Hablemitoğlu suikastı faillerinin aradan geçen bunca uzun bir zamana rağmen bulunamamış olması kamuoyunda cinayetin tamamen ortadan kaldırmaya, yok etmeye ve susturmaya yönelik devlet içinde kontrol dışı yapı veya birimlerce işlendiğine yönelik bir algı yaratmıştı. Zira yapılan tespitlere göre suikastçı çok yakın bir mesafeden (10-15 cm) ateş açarak Hablemitoğlu’nu sol gözünden vurarak öldürmüştü. Bu durum suikastın kesin öldürme refleksi ile gerçekleştirildiğinin açık bir işaretiydi. Aslında suikastın en önemli ipuçları Hablemitoğlu’nun öldürülmesi sonrasında piyasaya çıkan Köstebek isimli kitabının sayfalarında gizliydi. 1 numaralı failler CIA ve FETÖ terör örgütüydü. Hablemitoğlu kaleme aldığı Köstebek isimli kitabında küresel istihbarat örgütleriyle FETÖ arasındaki ilişkileri çok açık bir biçimde deşifre etmişti. Ayrıca kitapta Alman vakıfları ve Almanya Federal Devlet Haber Alma Teşkilatı BND’nin Türkiye faaliyetleri irdelenirken FETÖ’ün istihbarat birimleri ve Emniyet içindeki yapılanmasına yönelik önemli bilgi ve belgelere yer verilmişti. Anlaşılan Hablemitoğlu’na derin yapının arşivi sonuna kadar açılmıştı. Hablemitoğlu milli ve yerli zannettiği bu yapının kolonyalist ülkelerle işbirliği içinde olduğunu anladığında iş işten geçmişti. Bu derin yapı Hablemitoğlu’nu katlettikten sonra 2003 Nisan tarihli Aksiyon Dergisi suikastı sanki itiraf etmişti.

’’Belki de suikastin sırrı, Hablemitoğlu’nun sol gözüne sıkılan kurşunda gizlidir. Çalışma ve konuşmalarıyla, bakmaması gereken bir yere bakmışsa, yönelmemesi gereken bir tarafa yönelmişse, bu kurşun bir mesajdır. O zaman suikastçilerin onu ‘hain’ olarak değerlendirmedikleri anlaşılıyor. Eğer hain olduğunu düşünseler arkadan vururlardı. Ama önden, hem de gözüne vuruyorlar. Yaptığı ölümcül hata, yüzüne okunduktan sonra vurulmuştur.”

FETÖ’nün Türkiye’de işlediği veya azmettirdiği suikast veya kaza süsü verilmiş faili meçhul cinayetlerde çok önemli deliller olmasına rağmen nedense bu cinayetler bir türlü aydınlatılamıyor. Bu durum FETÖ çatı iddianamesinde de yer almıştı. Hablemitoğlu Suikastı soruşturmasının FETÖ’cü polisler tarafından bilinçli bir şekilde karartıldığı anlaşılmıştı. Ankara Başsavcılığı tarafından kurulan özel bir ekip yaptığı soruşturmalarda Hablemitoğlu’nun ölümünden 6 ay öncesine giderek suikastten önce gittiği her adresteki baz istasyonlarından alınan kayıtlar numaralar ve sahipleri ile ‘’Olay anında ve yerinde baz kayıtları olan telefonların kim ya da kimlerin oldukları tespit edilmişti. İşte bu mükemmel teknik takip çalışmasında TSK’dan ihraç edilmiş eski asker N.G.B´nin ismi belirlendi.’’ 5 ay önce Ukrayna’nın başkenti Kiev’in merkezinde yakalanan Nuri Gökhan Bozkır’ı kamuoyunda sauna çetesi davasından (Küre Operasyonu) hatırlıyoruz. Üst düzey rütbeli asker ve polislerin de aralarında bulunduğu bir grubun mafyavari faaliyetlerinin yanısıra cuntadan darbe hazırlıklarına ve casusluk faaliyetlerine kadar uzanan bir dizi karmaşık ilişkiler ağı ortaya çıkarılmıştı. Çetenin reisi Kasım Zengin isimli bir medyumdu. ÖKK içinde görevli Yüzbaşı N.G.B yapı içinde yer alan kişilere İstihbarat, gayri nizami harp ve bombalama konularında ders verdiği ortaya çıkarken; infaz listelerinden bakan ve milletvekillerinin fişlendiği dosyalara, psikolojik harekat çalışmalarından gerilla faaliyetlerine sabotajdan taarruza kadar bir dizi eylem planının yer aldığı 68 adet CD’ye el konuldu. Güvenlik güçlerince çete üyelerinin ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda 4 adet ruhsatsız tabanca bir adet Keleş, TNT kalıpları ve A-4 plastik patlayıcılar elde edildi.

Medyada çeşitli gazetelerde Yüzbaşı N.G.B için Hablimetoğlu’nun tetikçisi yakalandı gibi bazı başlıklar atılsa da bu doğru değil. Şengül Hablemitoğlu Yüzbaşı N.G.B ile ilgili yaptığı açıklamada ‘’Henüz net bir şey yok. Sadece çok güçlü şüphe demişti. Hablemitoğlu’nun avukatı Barkın Necip Hablemitoğlu hayattayken, FETÖ’nün bazı kişileri özellikle 1990’larda adı çok geçen bazı siyasi isimleri araya sokarak ‘Köstebek’ adlı kitabın basılmasını engellemeye çalıştıklarını belirterek, bu kişilerin ifadeleri cumhuriyet savcılığı tarafından alındı. İade süreci gerçekleşirse dosyadaki mevcut ifadeler, alınmayan ifadeler ile ilgili kişinin vereceği ifade dosyada yıllar sonra çok önemli gelişmeler yeni bir umut ışığı yaratabilir” demişti. Yüzbaşı N.G.B nin Türkiye’ye tesliminden sonra başta Hablemitoğlu suikastı olmak üzere kamu vicdanını yaralayan tüm FETÖ suikastlarının aydınlatılması şüphesiz FETÖ ile mücadelede başarının olmazsa olmaz en önemli şartıdır.