MOSSAD (İSRAİL DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ) DOSYASI : İSRAİL DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ MOSSAD HAKKINDA 8 ADET DOKUMAN 2 ADET VİDEO


İSRAİL DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ MOSSAD HAKKINDA 8 ADET DOKUMAN 2 ADET VİDEO

  1. MİT ile Mossad işbirliği – Güncel haberler.pdf
  2. Mossad – Vikipedi.pdf
  3. MOSSAD Ajanlarının Suikastleri.pdf
  4. MOSSAD DOSYASI _ İSRAİL GİZLİ SERVİSİ “MOSSAD” NASIL ELEMAN ALIR – NASIL ÇALIŞIR.pdf
  5. Mossad Kayıt Sitesi.pdf
  6. MOSSAD’ın Bugüne Kadar Amerika, Avrupa ve Orta Doğu’da Gerçekleştirdiği Operasyonlar.pdf
  7. Mossad’ın gizli operasyonlar için yönettiği sahte tatil köyünün hikâyesi.pdf
  8. Netanyahu’yu çılgına çeviren Türk ajan !!.pdf
  9. VİDEO : MOSSAD SUİKASTLERİNİ ANLATIYOR !!!!

10.VİDEO : The Mossad: Inside the Missions of Israel’s Elite Spy Agency

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

MOSSAD DOSYASI : MOSSAD’ın sitesinde çarpıcı iddia !!!!


MOSSAD’ın sitesinde çarpıcı iddia !!!!

Türkiye’nin Libya’da Ulusal Mutabak Hükümeti ile imzaladığı kıta sahanlığı anlaşması Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından "provakatif bir girişim" diye nitelenirken, İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD’a yakın internet sitesinde çarpıcı bir iddiaya yer verildi.

İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD’a yakınlığıyla bilinen "DebkaFile" internet sitesinde Türkiye ile ilgili çarpıcı iddialara yer verildi.

Site, Mısır tanklarının 19 Aralık Perşembe günü Türkiye’nin Libya’ya herhangi bir "müdahalesini" önlemek maksadıyla 19 Aralık Perşembe günü Libya’ya ulaştığını iddia etti.

LİBYA EMRİNİ BİZZAT SİSİ VERDİ

İstihbarat kaynaklarına dayandırılan haberde, sevkiyatın bizzat Mısır lideri Sisi tarafından emredilmiş olduğu belirtilirken, ayrıca Mısır’a ait hava filosunun bir kısmının da hazır bekletildiği aktarıldı.

Sisi’nin bu hamlesinin, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir cevap olarak görüldüğünü kaydetti.

Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesi halinde Mısır hava kuvvetlerinin Türkiye’ye karşı bir restleşme için devreye gireceği iddia edildi.

LİBYA KARASULARINDA SEYREDEN BİR GEMİYE EL KONULDU

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında imzalanan kıta sahanlığı mutabakatı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilmesinden saatler sonra Akdeniz’de bir Türk gemisine el konuldu.

Türkiye’nin 27 Kasım’da Libya ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge Muhtırası, Doğu Akdeniz’de tansiyonu yükseltti.

Libya’da Tobruk merkezli Halife Hafter güçleri, içerisinde Türkiye vatandaşlarının olduğu ve Grenada bayrağı taşıyan bir geminin ele geçirildiğine dair video görüntülerini yayınlandı.

Rasulhilal Limanı açıklarında el konulan kargo gemisin taşıdığı yükün inceleneceği ifade edildi.

DONANMA KOMUTANI: TÜRK GEMİLERİNİ BATIRACAĞIM

Hafter’e bağlı deniz kuvvetlerinden yapılan açıklamada, "Türkiye ile Mutabakat Hükümeti arasında varılan anlaşma kapsamında çizilen deniz sınırları içerisinde devriye yapan güvenlik güçleri tarafından Libya karasularında seyreden bir gemiye el konulmuştur." denildi.

Hafter güçleri 3 gemiciye ait olduğunu iddia ettiği Türkiye pasaportlarının fotoğrafını yayımladı.

Hafter güçlerine bağlı donanmanın komutanı Farac el Mehdevi, geçen hafta Türk gemilerini tehdit etmiş, "Gerekli emri aldım, keşif gemileri yaklaşırsa benim yapacağım şey onları kendim batırmak olacak. Bu talimatı General Hafter’den aldım." demişti.

MOSSAD DOSYASI /// İSMAİL GÜZEL : Mossad ajanı Kamil Amin….


İSMAİL GÜZEL : Mossad ajanı Kamil Amin….

Tutuklanmadan önce topladığı istihbaratın, İsrail’in Altı Gün Savaşı’ndaki başarısında önemli bir faktör olduğu söyleniyor.

Eli Kohen tartışmasız bir şekilde İsrail’in en başarılı ve en ünlü casuslarından biriydi. Takma adı Kamil Amin Tabet….

Zengin bir Arap işadamının kimliği altında, sonunda Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı görevinde bulunduğu düşünüldüğünde, Suriye hükümetinin en üst kademelerine kadar girmiş biri!

Tutuklanmadan önce topladığı istihbaratın, İsrail’in Altı Gün Savaşı’ndaki başarısında önemli bir faktör olduğu söyleniyor.

Eli Kohen, İskenderiye’de 1924’te dindar bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ocak 1947’de, bütün genç Yahudilerin ödemesi gereken öngörülen tutarı ödemenin bir alternatifi olarak Mısır Ordusu’na kaydolmayı seçti.

O yılın ilerleyen zamanlarında üniversiteden ayrıldı. İsrail’in kurulmasını izleyen yıllarda, birçok Yahudi aile Mısır’dan ayrıldı. Ebeveynleri ve üç erkek kardeşi 1949’da İsrail’e gitmesine rağmen, Kohen elektronik alanında bir derece bitirmek ve Yahudi faaliyetlerini koordine etmek için Mısır’da kaldı.

Mossad…

1957’de Kohen, İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından işe alındı ve karşı istihbarat analisti olduğu askeri istihbarata yerleştirildi. İlerleyen zamanlarda Mossad’a katılmaya çalıştı. Kohen, Mossad onu reddettiğinde hayal kırıklığına uğradı… Bunun üzerine karşı istihbarat analisti olduğu askeri istihbarattan istifa etti.

Sonraki iki yıl boyunca, Kudüs’te bir sigorta bürosunda dosyalama memuru olarak çalıştı. 1959’da Iraklı-Yahudi göçmen Nadia Majald ile evlendi. Üç çocuğu oldu…

Mossad, Suriye hükümetine sızmak için özel bir ajan arayan Genel Direktör Meir Amit’in, mevcut adayların hiçbiri iş için uygun görünmediğinden, ajansın reddedilen aday dosyalarına bakarken ismiyle karşılaştığında Kohen’i görevlendirdi.

İki hafta boyunca gözetim altına alındı. İşe alım ve eğitim için uygun olduğuna karar verildi. Kohen, Mossad’ın onu işe almaya karar verdiği ve Mossad eğitim okulunda altı aylık yoğun bir kurs geçireceği konusunda bilgilendirildi.

Mezuniyet raporunda saha ajanı olmak için gereken tüm özelliklere sahip olduğu belirtildi.

Sızma ve güven artırma adına 1961’de Arjantine taşındı. Ardından Arjantin’de yaşadıktan sonra ülkeye geri dönen Suriye’li bir işadamı olarak sahte bir kimlik verildi.

Kohen, Suriye’de de Arjantin’de olduğu gibi sosyal hayatını sürdürdü, kafelerde siyasi dedikodu dinleyerek zaman geçirdi. Ayrıca evinde, üst düzeydeki Suriye’li bakanları, iş adamları, üst düzey asker ve diğerleri için alem haline gelen partiler düzenledi. Bu partilerde, üst düzeydeki yetkililer işlerini ve ordu planlarını açıkça tartışacaklardı. Kohen, yakından ilgilendiği bu tür konuşmaları teşvik etmek için sarhoş gibi davranacaktı. Ayrıca hükümet yetkililerine borç para verecekti ve birçoğu tavsiye için ona gelecekti…

Kohen’in, Suriye’nin üst düzey politikacıları, askeri yetkilileri, etkili halk figürleri ve yerel yabancı diplomasi topluluğu ile ilişkileri kurma taktikleri, Mossad tarafından titizlikle ele alındı.

İstihbarat toplandı…

Kohen, İsrail Ordusuna dört yıl boyunca 1961-1965 yılları arasında inanılmaz miktarda istihbarat verisi sağladı.

Kohen radyo ile İsrail’e istihbarat gönderdi… En önemli başarısı Golan Tepeleri’ni gezip Suriye surları hakkında istihbarat toplamasıydı. Golan tepelerine mevzilenmiş ve güneşe maruz kalan Suriyeli askerler için üzüldüğünü söyleyen Kohen, o alana ağaçlar dikti. Ağaçlar, Altı Gün Savaşı sırasında İsrail ordusu tarafından hedef belirteç olarak kullanıldı ve İsrail’in Golan Tepelerini iki günde kolayca ele geçirilmesini sağladı.

Kohen, güney sınır bölgesini tekrar tekrar ziyaret ederek Suriye mevkilerinin fotoğraflarını ve eskizlerini çizdi.

Yeni atanan Suriye İstihbaratı Albay Ahmed Su’edani kimseye güvenmiyordu. Çok şüpheciydi. Kohen’i de sevmez ve güvenmezdi..

Bunu da bilen Kohen, 1964 Kasım’ında İsrail’e yaptığı son gizli ziyareti sırasında Suriye görevini sonlandırmak istediğini dile getirdi. Yine de, İsrail İstihbaratı ondan bir kez daha Suriye’ye dönmesini istedi.

Ocak 1965’te, Suriye’de üst düzey bir köstebek bulma çabaları hararetle hızlandırıldı. Sovyet yapımı izleme ekipmanlarını kullanarak ve Sovyet uzmanları tarafından desteklenen bir yasadışı radyo yayınların tespit edilebileceği umuldu. Ve sonun da büyük bir radyo yayını tespit edilip kaynağına kadar takip edildikten sonra, 24 Ocak’ta Suriye güvenlik görevlileri, Kohen’in İsrail’e bilgi gönderirken suç üstü yakalandığı dairesine girdi.

Mahkumiyet ve ölüm cezası…

Kohen’in defalarca sorgulandığı ve işkence gördüğü söylendi. İsrail, Suriyelileri onu idam etmemeye ikna etmeyi umarak uluslararası bir kampanya düzenledi. İsrail Dışişleri Bakanı Golda Meir, uluslararası toplumdan Şam’ı Kohen’i asmanın sonuçlarını düşünmeye zorlamalarını isteyen bir kampanya başlattı. Diplomatlar, Başbakanlar ve hatta Papa bile araya girmeye çalıştı.

Meir, Sovyetler Birliği’ne gerekçeli argümanlarla bile itiraz etti. Uluslararası itirazlara, Fransa, Belçika ve Kanada Suriye hükümetini ölüm cezasını kaldırması için baskı kurdu. Fakat hiç bir şey özellikle Arap kamuoyunda küçük düşürülmüş bir Suriye’yeyi caydıramadı ve sonuçta, Suriye hükümeti ölüm cezası kararını onayladı.

18 Mayıs 1965’te Kohen, Şam’daki Marjeh Meydanı’nda halka açık bir şekilde asıldı. İnfaz gününde, Kohen’in bir haham görmek için ‘son dileği’ cezaevi yetkilileri tarafından saygıyla karşılandı.

Cenazesi İsrail’e geri verilmedi. Suriye’de bilinmeyen bir yerde gömülü…

Kohen’in ailesinin kalıntılarının İsrail’e iade edilme talepleri Suriye makamları tarafından reddedildi. Ağustos 2008’de, Suriye’nin eski lideri Hafız Esad’ın eski istihbarat bürosu şefi Months Maosily, Suriyeli’lerin cenazesini ve geri kalanların geri alınmasını önlemek için idam edilen İsrail casusunu üç kez gömdüğünü iddia ederek Eli Kohen’in mezar alanının bilinmediğini söyledi..

Ulusal kahraman ilan edilen Kohen’nin adı İsrail’de birçok cadde ve mahalleye verildi…

The Impossible Spy filmi ve Netflix’de yayınlanan Spy dizisi hayatının bir tasviridir.

Sonuçta, bu milletin yüreğine ateş düşürenler, bir an bile göz kırpmadan can yakanlar, kötü izler bırakanlar, bizden gibi görünüp de bizden olmayanlar, adı, soyadı bizden ama ruhu, aklı bizden olmayan Türk ve İslam düşmanları, içimizde tam da yanı dibimizde her işimize vakıf Eli Kohen’ler nam-ı diğer Kamil Amin Tabet’ler var…

MOSSAD DOSYASI : Mossad ajanları RMMO’yu izledi


Mossad ajanları RMMO’yu izledi

Güney Kıbrıs, şu ana kadar 1 milyon telefon numarası kaydettiği saptanan “casus van” olayının şokunu yaşarken; yeni bir iddiayla sarsıldı

“Casus van” olayıyla çalkalanan Güney Kıbrıs’ın, 20 yıl önce de İsrailli ajanların hedefi olduğu bildirildi. Politis gazetesi, Mossad’ın iki ajanı olduğu iddia edilen Woody Hargov ile Igal Demary’nin, yanlarında gerekli tüm teçhizatla, 1998 yılında Güney Kıbrıs’a giderek “Nikiforos” tatbikatını izlediklerini yazdı. Aynı şahısların bir ay sonra “Kıbrıs Havayolları” uçağıyla ve şahsi pasaportlarını kullanarak Güney Kıbrıs’a gittikleri ve Rum Polisi ile Rum Milli Muhafız Ordusu’nun sinyallerini takip ettikleri de belirtildi. Gazete, iki ajanın kayıt cihazları aracılığıyla telefon görüşmelerini de kaydettiklerini ancak tutuklandıklarında, kayıt cihazında yalnızca Rum polisinin ceza tahsilatı yaptığı bir ses kaydı bulunduğunu belirtti. Hiçbir devlet makamının iki ajanın varlığından şüphelenmediğini ve lokanta sahibi bir Rumun, iki ajanın hareketlerinden ve cep telefonları olmasına rağmen sık sık telefon kulübesinden yaptıkları konuşmalardan şüphelenerek polise haber verdiğini kaydeden gazete, iki ajan aleyhinde tutuklama emri çıkarıldığını yazdı. İki ajanın tasarrufunda son model takip cihazları ve Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) kışlalarının işaretli bulunduğu haritalar tespit edildiğini belirten gazete, ajanların tutuklanmasının o dönemde Güney Kıbrıs ile İsrail arasındaki ilişkilerin gerilmesine yol açtığını anımsattı.


OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.kibrisgazetesi.com/kibris/mossad-ajanlari-rmmoyu-izledi-h78169.html

Kıbrıs Gazetesi

MİT DOSYASI /// Tunca Bengin : MİT’in MOSSAD’ı kıskandıran başarısı


Tunca Bengin : MİT’in MOSSAD’ı kıskandıran başarısı

E-POSTA : tunca.bengin

Günlerdir “Beşte-pe’ye giden CHP’li” iddiasıyla başlayan gazetecilik etiği dersleri ve karşılıklı siyasi kumpas senaryolarına odaklandık… Dün itibarıyla geldiğimiz noktada ise İnce’nin sert çıkışıyla kumpas açısından oklar CHP genel merkezine yönelmiş durumda… Dolayısıyla ülkede bir yanda nerede, nasıl sonlanacağı flu, dipsiz bir tartışma, diğer yanda da başta terörle mücadele olmak üzere sorunlar ve çözümlere dönük “gerçek” gündem gibi iki farklı görüntü söz konusu. Nitekim dün siyasi arenada “kumpas” tartışmaları sürerken Savunma ve İçişleri bakanlıklarından teröristlere yönelik operasyonlarla ilgili peş peşe gelen açıklamalarla da bunun en somut örneğini yaşadık. O nedenle de “gerçek” gündeme odaklanmak da yarar var. Öncelikle de terörle mücadeleye…

Şöyle ki;
PKK/PYD/YPG,DAEŞ ile FETÖ’ye peş peşe indirilen ağır darbeler Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının yanı sıra imkân ve kabiliyetini de çok net ortaya koydu, koyuyor. Özellikle de istihbarat açısından. Çünkü terörle, teröristle mücadele başarı güvenlik güçlerinin donanımı ve kullanılan teknoloji kadar doğrudan istihbaratın etkinliğiyle de bağlantılı bir durum. Yani caydırıcılık açısından var olan vurucu güçle birlikte güvenilir, net bilgi elde etmek ve doğru ya da nokta hedeflere yönlendirmek de gerekiyor. Ki bu bağlamda hem teknik yetersizlik hem de teşkilat bünyesindeki FETÖ’cü hainlerden kaynaklanan geçmişte yaşanmış kötü örnekler de var. Dolayısıyla da son dönemlerde yakalanan, etkisiz hale getirilen terörist sayılarına baktığımızda şu anda istihbarat olarak Türkiye’nin çok önemli bir yerde olduğu çok açık.

Nedenlerini Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin, özetliyor:

“Bu işin iki, üç boyutu var. Birisi İHA, SİHA’lar başta olmak üzere teknolojiyi kullanıyoruz, ikincisi MİT bölgede insan istihbaratı olarak yerleşmiş vaziyette. Yani kurduğu teşkilat vasıtasıyla yerel unsurlardan haberler alıyor ve o haberleri size aktarıyor… Ya da bir başka yerden haber geldiği zaman da onlar teyit ediyorlar. Bu iki önemli gelişme Türkiye’nin önünü açtı. Bir de yurt dışı ve içinde çeşitli renklerdeki arananlar listelerinde yer alanların takibi var. Yani MİT belli hedefler üzerine de yoğunlaşmış vaziyette. O nedenle de hem insan istihbaratı hem teknoloji kritik önemde. Çünkü eskiden bir kaç tane olan İHA’lar şimdi çok sayıda, böyle olduğu için de 24 saat aralıksız gözetleme imkânı veriyor. Tabi bu arada Türkiye çok kısa zamanda profesyonel birlikler de oluşturdu. Ve bunların hepsi hibrit savaşa göre biçimlendirilmiş durumda. Yani hem özel harekât hem de klasik harekât yapabiliyorlar.”

Teknoloji açısından İsrail çok iyi bilinir?

“Doğru, bu konuda İsrail çok önemliydi. Şu an teknoloji konusunda İsrail’i yakaladık özellikle İHA’lar konusunda. İnsan istihbaratı konusunda da MOSSAD’ı falan yakaladığımızı hatta geçtiğimizi değerlendiriyorum. Yani insan istihbaratı konusunda da bölgede MİT en az MOSSAD kadar, İngiliz istihbaratı MI6 kadar iyi.”

MİT, MOSSAD kadar etkili anlamında mı?

“En az onun kadar etkili. Belki daha fazlası vardır eksiği yoktur. Son yaptıkları operasyonlara, elde edilen başarılara baktığımız zaman sadece PKK üzerinde değil, DAEŞ, El Kaide vs. radikal gruplara baktığımızda onlarla ilgili çalışmaları da var. Türkiye içerisinde de 4 milyon sığınmacıyı bir şekilde bazı istihbarat örgütleri yönlendirmesin diye kontrol ediyorlar. Türkiye dışındaki soydaşlarımızın ya da vatandaşlarımızın bulunduğu yerlerde yabancı istihbarat örgütleri tarafından etki altına alınmasını engellemeye dönük çalışmaları da var. Dolayısıyla istihbarat açısından çok önemli bir noktaya geldik diye değerlendiriyorum…”

Bu durum CIA ve MOSSAD’ı rahatsız etmiyor mu?

“Etmez olur mu? Ediyor tabi ama şu da var sahada her zaman istihbarat örgütleri arasında işbirliği olur. Tabi bu Türk istihbaratının başarısının MOSSAD ve CIA’yı rahatsız ettiği gerçeğini değiştirmiyor. Onun için onlarda bizim bölgemizde adamlar kullanıyorlar. Mesela Suriye Milli Ordusu’nun arasında, İdlib’de El Nusra’nın içerisinde bunların kullandığı adamlar vardır. Zaman zaman provokasyon da yapıyorlar. Bu açık, bu konuyu tartışmak bile abes…”.