MOSSAD DOSYASI /// Cem Küçük : Jeffrey Epstein, Ehud Barak, MOSSAD ve tuhaf bağlantılar


Cem Küçük : Jeffrey Epstein, Ehud Barak, MOSSAD ve tuhaf bağlantılar

E-POSTA : cemkucuk

Türkiye’de en ciddi konular saçma sapan komplo teorileriyle işlendiği için yeteri kadar irdelenmiyor. Yurt dışındaki meseleler de aynı şekilde akıl süzgeciyle değil genelgeçer laflarla izah ediliyor ya da sloganlarla anlamı öldürülüyor. İngiltere, MOSSAD, İsrail, Amerika yaptı deyip işin özüne inilmiyor. Böyle yazılar ne okunuyor ne de itibar görüyor.

Son 1 haftadır Amerika’da patlak veren çocuk pedofili Jeffrey Epstein ve onun tuhaf bağlantılarını okuyorum. Burada şu an okuduklarınız Amerikan ve İngiliz medyasından derlediklerimin çok kısa bir özeti. Derinlere indikçe öyle bağlantılar ortaya çıkıyor ki, insan küçük dilini yutuyor.

Epstein’in cezaevinde intihar süsü verilen ölümü ve garip bağlantıları aslında işin içinde başka şeyler olduğunu ortaya çıkarıyor. Nasıl mı? Tek tek anlatalım…

Jeffrey Epstein Silikon Vadisi’ndeki teknoloji devlerinin sahipleri ve tepe yöneticilerine yakın biri. Hedonist ve haz delisi olmuş tipler Epstein’in Latin Amerika, Afrika, Ukrayna, Belarus, Avrupa’dan getirdiği yaşı reşit olmayan küçük kızları istismar ediyordu. MOSSAD’la bağlantısı bariz Epstein küçük kızları kullanan bu devasa isimleri belli ki videoya çekiyordu. Onlardan karşılığında büyük paralar alıyordu. Sadece para alsa iyi. Aynı zamanda ağa düşen bu kişilere şantaj yaparak onların teknoloji şirketlerine de istediklerini yaptırıyorlardı.

Epstein’in yakın bağlantılı olduğu isimler kimlerdi dersiniz? Google kurucularından Sergey Brin, Facebook’un sahibi Mark Zuckerberg, Tesla CEO’su, Microsoft’un sahibi Bill Gates ve LinkedIn kurucularından Reid Hoffman.

İşte bu isimlerle yakın bağlantısı olan Epstein’in halkasına bir bakmak lazım. Epstein’in en yakın arkadaşlarından biri eski İsrail Başbakanı Ehud Barak. Barak geçmişte İsrail askerî istihbaratının da başkanıydı. Peki Ehud Barak şu an ne iş yapıyor? Carbyne911 ya da kısa adıyla Carbyne teknoloji şirketinin Başkanı. Bu şirket özellikle Amerika’da kitle saldırılarının önüne geçmek için acil arama ve bireysel tanıma programları geliştiriyor. Amerikan medyasında yazılanlara göre Carbyne sosyal medyayı da sıkı takip edip Filistinlileri izleyerek yapılacak bireysel eylemlerin önüne geçiyormuş.

Carbyne sadece bir teknoloji firması değil. İsrail askerî istihbarat birimi Unit 8200’le yakın teması var. Bu birimde yetişen çoğu eleman teknolojiyi iyi bildiği için belli yaşlara geldikten sonra ayrılıp Microsoft, Google, Facebook’ta çalışmaya başlıyorlar. İzleme yapan Unit 8200 ve Carbyne şirketleri, teknoloji devlerine geçen eski elemanlar sayesinde bu devasa sosyal medya araçlarının yazılımlarına bir "back door (arka kapı)" açıyorlar.

Açtıkları bu arka kapılarla Facebook, Twitter, Instagram gibi yerlerde İsrail’i boykot eden ya da eleştiren kim varsa adım adım izliyorlar (tracking). Benjamin Netanyahu bir söyleşisinde Unit 8200’ün bu yaptığını açıklayarak sır olmaktan çıkarmıştı.

Şimdi Epstein burada ne yapıyordu? Carbyne ve onun sıkı bağlantılı olduğu İsrail askerî istihbarat birimi Unit 8200’ü fonluyordu. Epstein paraları da uçağına alıp küçük çocukları istismar eden dünya çapındaki şöhretlere ya da zenginlere şantaj yaparak elde ediyordu.

Carbyne’i fonlayanlardan biri Epstein’in yakın arkadaşı Peter Thiel. Peki Thiel kim? 2016 Başkanlık seçimlerinde Trump için en büyük bağışı yapan kişi. Ayrıca aynı Carbyne gibi kitle katliamı yapacak kişileri eyleme geçmeden önce tespit edecek sistemler geliştiren Palantir şirketinin sahibi. Thiel’in şirketi Palantir "suç öncesi yazılımı (pre crime software)" geliştirdi ve bunu birçok Amerikan eyaletinde uyguluyor. Kiminle? Bingo, bildiniz, Carbyne şirketiyle. Palantir şirketinin bir merkezi de Tel Aviv’de. Peter Thiel, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile de yakın arkadaş.

Peter Thiel-Benjamin Netenyahu

Suç öncesi kavramı bizde pek bilinmiyor ama yakın zamanda adı daha çok duyulacak. Daha önce Carbyne’de Trae Stephens şimdi Palantir şirketinde çalışıyor. Stephens Trump’ın kampanyasında çalışmış. Ama daha önemlisi İç Güvenlik (Homeland Security) Başkanı Michael Chertoff’un emrinde hizmet vermiş.

Jeffrey Epstein’in tuhaf bağlantıları bunlarla bitmiyor. Epstein’in kız arkadaşı ve uçakla küçük kız taşıma hizmetini beraber yaptığı kişi Ghislaine Maxwell. Epstein’in sır küplerinden biri olan Ghislane Maxwell’in babası Robert Maxwell İngiltere’de bir medya imparatoruydu. İsrail istihbaratı MOSSAD ve CIA’le yakın iş birliği yapmış biri. Robert Maxwell 1991’de Atlantik Okyanusu’nda lüks bir yattan düşüp ölmüş ve ölümü gizemini hâlâ koruyor. Ghislane Maxwell Tesla CEO’su Elan Musk’a yakın biriydi.

Ghislane Maxwell-Elan Musk

Epstein’in yakın ilişki içinde olduklarından biri de iş adamı Leslie Wexner. Victoria’s Secret iç çamaşırlarının sahibi. Milyarder Wexner Carbyne şirketine ciddi miktarda bağış yapmış biri. Pedofili işine bulaşmış ve Epstein’in uçağıyla adalara seyahatin müptelası kişi…

Daha yazacak çok şey var ama özetle denilen şu: Epstein, Ehud Barak ve kız arkadaşı Ghislane Maxwell üzerinden MOSSAD’a çalışıyordu. Teknoloji devlerini küçük kız istismarları üzerinden İsrail’e mahkûm etti. Carbyne ve Unit 8200’e ağına düşürdükleri üzerinden büyük bağışlar yaptırdı. Amerikan şirketlerine yazılımlar üzerinden "back door (arka kap)" açtırdı ve İsrail hepsini izledi.

Bazı Amerikan sırları İsrail’e geçince CIA devreye girdi ve Epstein cezaevinde öldürüldü. Çok daha girift ve tuhaf ilişkiler söz konusu. Onları da ilerleyen zamanlarda yazarız…

MOSSAD DOSYASI : Mossad ajanlığı mı, vize ihlali mi ? Rus gazeteci Yulia Yuzik neden gözaltında ?


Mossad ajanlığı mı, vize ihlali mi ? Rus gazeteci Yulia Yuzik neden gözaltında ?

Rusya’nın Tahran Büyükelçiliği, Rus gazeteci Yulia Yuzik’in 4 Ekim’de İran’da İsrail’in istihbarat servisi Mossad adına ajanlık yapma suçlamasıyla tutuklandığı açıklandı. Olay İsrail basınında geniş yer buldu.

Rusya’nın Tahran Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada Rusya’dan İran’a eşiyle birlikte giden Rus gazeteci Yulia Yuzik’in havaalanında pasaportuna el konulduğu, ardından gazetecinin Tahran’daki oteline ulaştığında ise İran Devrim Muhafızları’ndan bir ekibin otele giderek gazeteciyi gözaltına aldığı, ardından tutukladığı belirtildi.

RUSYA: ARAŞTIRIYORUZ

Rusya tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamada gazetecinin gözaltına alınma sebebi ile ilgili araştırma başlatılarak, İran tarafıyla iletişime geçildiği ifade edilirken, Rus basını bazı kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Rus gazeteci Yulia Yuzik’in İsrail ajanı olmak suçlamasıyla tutuklandığını iddia etti.

İRAN’IN RUSYA BÜYÜKELÇİSİ RUS DIŞİŞLERİNE ÇAĞRILDI

Diğer taraftan, konuyla ilgili bilgi edinmesi amacıyla İran’ın Rusya Büyükelçisi’nin Moskova’da Rusya Dışişleri Binası’na çağrıldığı bildirildi.

RUSYA: SORGU SONRASI SERBEST BIRAKILACAK

Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada "4 Ekim’de Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı İgor Morgulov ile İran’ın Moskova Büyükelçisi Mehdi Sanai arasında tutukluluk koşullarının öğrenilmesi amacıyla görüşme gerçekleşmiştir. Mehdi, Yuzik’in savcılık birimleri tarafından gözaltına alınmasını doğruladı. Mehdi tarafından Yuzik’in sorgu işlemlerinin tamamlanmasından sonra serbest bırakılacağı belirtildi" denildi.

PESKOV: AÇIKLAMA BEKLİYORUZ

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov’dan da gözaltına alınan Rus gazeteci Julia Yazik ile ilgili açıklama geldi. Peskov, gazetecinin gözaltına alınmasını kabul edilemez olarak değerlendirirken, "Yuzik’in gözaltına alınmasıyla ilgili tavrımız net. Biz Rus gazetecinin gözaltına alınmasını kabul edilemez olarak görüyoruz. Yakın bir gelecekte gazetecinin serbest bırakılacağına inanıyoruz ve İran tarafından gerekli açıklamaların yapılacağını düşünüyoruz" dedi.

Fakat Yuzik’in serbest bırakıldığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

"GÖZALTININ NEDENİ CASUSLUK DEĞİL" İDDİASI

Bugün (7 Ekim) Rus haber ajansına açıklamalarda bulunan İran Hükümeti’nden bir yetkilinin konuyla ilgili "Gözaltında tutulma olayı ajanlık suçlaması ile ilgili değil. Bildiğim kadarıyla bu vize sorunu yüzünde gerçekleşti" açıklamasında bulundu.

Bazı yayın organlarında da İran hükümet sözcüsü Ali Rabiei’nin develt televizyonunda "Dava casuslukla ilgili değil. Hızlıca ele alınıyor" dediği aktarıldı.

MOSSAD DOSYASI /// RAFAEL SADİ : MOSSAD’ın hedefinde hangi Türk şirketleri var ???


RAFAEL SADİ : MOSSAD’ın hedefinde hangi Türk şirketleri var ???

Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığının bir kararnamesinde Türkiye Hamas terör örgütünün finans ve mali işlerini yönettiği bir ülke olarak belirtiliyor.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığının bir kararnamesinde Türkiye Hamas terör örgütünün finans ve mali işlerini yönettiği bir ülke olarak belirtiliyor.

ABD Adalet ve Devlet bakanlıklarınca da söz konusu kararname 10 Eylül 2019 günü yayınlandı ve bu kararnamede Hamas örgütünün finans kaynakları Türkiye’deki para aklama ve transferlerini gerçekleştiren kurumların ve yöneticilerinin isimlerini yayınladı.

Bu listenin başında da gerek İsrail gerekse Türk basınında ismi bilinen ve Gilad Şalit esir iade anlaşması çerçevesinde Türkiye’ye gönderilen SALAH AL-AURURİ hakkında da bir “ARANIYOR” ilanı yayınladılar.

İlanda görülebileceği üzere 3 kişinin resimleri ve işimleri ile altında da bulana verilecek ödül yazılı… Her birine 5 milyon dolar ödül verilecek.

Diğer isimler HALİL YUSİF HARB VE HAYTAM ALI TABATABA olarak belirlenmiş.

Salah Al-Aururi’nin Hamas Türkiye Ofisi yöneticisi olduğu biliniyordu ve bu kişi Mavi Marmara Anlaşması çerçevesinde Türkiye’den sınırdışı edilmesi şartına dayandırılmış ve fiilien Türkiye’den sınır dışı edilmişti. Ancak İsrail kaynaklarına göre kişi halen Türkiye’de faal.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın listesinde, Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistin’de üç kıdemli Hamas ve İslami Cihad operatörü de dahil olmak üzere 12 terörist ajanın yeni isimleri vardı.

Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan şirketler ve aktivistlerin listesi ve bunlarla ilgili temel bilgiler , Hamas da dahil olmak üzere terör örgütlerinin mali işlerini yönettiği bir temel ülke olarak öne çıkıyor . ABD’de yayınlanan raporda, Hamas’ın Türkiye’deki çalışanlarının ve asistanlarının, fon toplamak, Gazze Şeridi’ndeki askeri kollara aktarmak, Judea ve Samiriye’deki terör örgütlerini finanse etmek olduğunu gösteriyor. Türkiye’de terör şirketleri fonlarının beyazlatıldığı döviz büroları ve para transferleri. ABD Hazine Bakanlığı tarafından yayınlanan bilgiler açıkça Hamas’ın Türkiye (ve bazen Lübnan’da) için ana mali destek kaynağının İran olduğunu açıkça belirtiyor. Amerikan tanıtımına göre, Hamas’a devirleri, İran Devrim Muhafızlarının Kudüs Gücü aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Devir işlemi, Hamas aktivistlerini ve asistanlarını ve Türkiye’de bulunan takas şirketlerini içermektedir. Türkiye’den fonların Judea ve Samiriye’deki Hamas terör örgütlerine devredilmesinin İsrail’in güvenlik hizmetleri tarafından birçok kez açığa çıkarıldığına dikkat edilmelidir.

TÜRKİYE’DE HAMAS AKTİVİSTLERİ VE HAMAS’IN İŞLETTİĞİ ŞİRKETLER

– 10 Eylül 2019’da ABD Hazinesi, 15 terörist operatörü ve borsa şirketleri ile terör örgütlerine yardım eden para transferlerine yaptırım uyguladığını açıkladı. IŞİD’e fon transferinde yer alan aktivistler ve şirketler ile birlikte, Türkiye’de

– Zahar Jabarin, Hamas ile Devrim Muhafızlarının Kudüs Gücü arasında önemli bir bağlantı görevi gördü. 2017’den bu yana, Hamas aktivistlerinin İran’ın finansmanını artırma çabaları ışığında bu bağlantı sıkılaştırıldı. Son yıllarda, Jabarin faaliyetlerinin kapsamını arttırdı ve Hamas terörist faaliyetlerini finanse etmek için yüzbinlerce doları Judea ve Samiriye’ye aktardı.

– Faaliyet gösteren aktivistler ve şirketler de Hamas’a fon transferinde.

ZAHAR JABARİN

Türkiye’deki kıdemli Hamas yetkilisi Zahar Jabarin, "Shalit anlaşması" nda serbest bırakıldı.

(Zaracha News web sitesi, Ürdün, 8 Mayıs 2018).

İsmail Tash: Radin Ticaret Şirketi Müdür Yardımcısı (aşağıya bakınız) ve şirketin dış ilişkilerinden sorumludur. Tash aynı zamanda Akıllı Şirket’in sahibidir (aşağıya bakınız) . 2017’nin sonundan beri, Tash, İran’dan Hamas’a fon transferi için Hamas yardımcıları ile düzenli temas halinde bulunuyor. İsmail Tash aracılığıyla, Devrim Muhafızlarının Kudüs Gücü’nden, özellikle Gazze Şeridi’ndeki Hamas askeri kolu için fonlar transfer edildi. Ocak 2019’da, Tash İran’dan Hamas’a yapılan ve çoğu Hamas yardım işçisinin [mali] faaliyetlerinde yer alan pek çok finansal transferde kilit bir rol oynadı. (Not: İsmail Tash, İsmail Salman’ın takma adıdır.)

İsmail Salman (İsmail Tash)

khalas-hamas.info, 19 Eylül 2019

ABD Hazine listesi, Hamas’a fon transferinde rol oynayan şirketlerin adlarını ve bunlarla ilgili temel bilgileri içeriyordu:

– Redin Borsası: Türkiye merkezli bir şirket. Hamas’a fon transferi için bir boru hattı. 2018 yılının ortalarında şirket, fonların Hamas’a devredilmesi ile ilgili altyapının kilit bir bileşeni olarak tanımlandı. Şirketin yardımı ile on milyonlarca dolar Hamas’a devredildi. 2017 yılında, Zahar Jabarin (yukarıda belirtilen), şirket aracılığıyla milyonlarca doları Hamas’a devretmekle ilgilenmiştir. Şirket için çalışan Muhammed Sror, Mart 2019’da Hamas’ın askeri koluna 10 milyon dolarlık transfer yapmakla ilintilidir.

– Şirket kartviziti ve tabelası…

– Hakkı: Redin Exchange İstanbul ofisi. Solda: Şirketin kartvizitleri

(khalas-hamas Facebook hesabı, 12 Eylül 2019).

SMART şirket kartvizitleri ve tabelası…

Hakkı: İstanbul’da Akıllı Ofis. Sol: Akıllı Kartvizitler

(halas-hamas Facebook hesabı, 12 Eylül 2019).

Lübnan’dan Hamas’a fon transferi

Türkiye’de faaliyet gösteren Hamas çalışanlarına ek olarak, ABD Hazine listesinde Lübnan merkezli İran Devrim Muhafızları’nın kıdemli bir Kudüs’ü olan Muhammed Said İzdi’nin adı belirdi. Muhammad Isadi, Filistin’deki Lübnan Kolordusu Kuvveti Komutanlığı’ndan sorumlu ve mali, maddi ve teknolojik yardımların Hamas’a devri ile ilgileniyor [3] . Örneğin, 2016’nın sonunda Hamas’taki bir politik aktivistten, örgütte üç üst düzey aktivistin kendisine doğrudan para transferi için onay almasını istedi. Aynı siyasi eylemci, Isadi’nin İran’ın rutin [fon] tahsislerinin [Hamas’a] ek olarak kendisine 1 milyon dolar vereceğini belirtti. Aslında, ekstra milyon dolar aslında aynı Hamas siyasi eylemcisine aktarıldı.

Lübnan merkezli İran Devrim Muhafızlarının kıdemli Quds yetkilisi Said Isdi, El Quds kuvvet şefi Qassem Slimani’nin (Said Isdi’nin Twitter hesabı) arkasında bulunuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı listesinde görünen Filistin’de Hamas ve İslami Cihadlı kıdemli teröristler

– Dışişleri Bakanlığı’nın listesinde "Özel Olarak Belirlenmiş KüreselTeröristler (SDGT)" olarak tanımlanan 12 kıdemli teröristin ismi yer aldı, 12 eylemci arasından Gazze Şeridi’nde ikamet eden üç kıdemli terörist yer aldı. Onlarda görünen temel bilgi şudur (Moshav sözcüsünün açıklamasına göre, 10 Eylül 2019):

Marwan Issa: Hamas Askeri Kolu Komutan Yardımcısı İzz el-Din el Qassam Tugayları.

– Muhammad Alhandi: Filistin’de İslami Cihad Genel Sekreter yardımcısı

– Abu Alta Baha’u: Gazzeşeridi’ndeki Kuzey Kudüs Taburu Komutanı

– Ziad Nakhaleh: Gazze İslami Cihat Yüksek Askeri Konseyi Üyesi

Şubat 2018’de İsrail güvenlik güçleri şüpheli iki kişiyi gözaltına aldı. Türk topraklarından Hamas saflarında faaliyete geçme. Sorguları İki erkeğin Türkiye’de bulunan Zaher Jabarin tarafından işe alındığını açıkladı. Saleh el-Arouri’nin talimatı altında Hamas’ın bütçesinden sorumlu. Tutuklulardan birinin sorgulanması, Türkiye’nin Hamas’a katkıda bulunduğunu ortaya koydu askeri inşa, diğerlerinin yanı sıra, Adnan’ın emriyle kurulan bir şirket olan SADAT tarafından Türk idaresine yakından bağlı bir danışman olan Paşa. İçinde ortaya çıktı Hamas’ın Türk makamlarıyla Cihad aracılığıyla doğrudan temas halinde olduğu sorgulaması IDF askeri Nachshon’un kaçırılmasıyla uğraşan bir ajan olan Yaghmour Wachsman ve Shalit mahkum değişimi anlaşmasının bir parçası olarak serbest bırakıldı. Sorgulama Hamas’ın Türkiye’de sipariş üzerine geniş çaplı aklama faaliyetinde bulunduğunu açıkladı. Zaher Jabarin, Türk makamlarıyla fonların kaynağını görmezden geliyor. Sorgu ayrıca Hamas çalışanlarının IMES adında bir şirkete sahip olduğunu da ortaya koydu. Milyonlarca ABD Doları tutarındaki para aklama faaliyetini gizlemek için kullanılan Gazze Şeridi ve çeşitli ülkelere transfer edildi (ISA İnternet sitesi, 14 Şubat 2018). Nisan 2018’de, ISA’nın İsrail’de gerçekleşmesi beklenen terörist saldırılara engel oldu Hamas çalışanlarına Gazze Şeridi’nden talimat verildi. Takımın iki operatörü buluştu 2017’de Gazze Şeridi operatörlerinden birinin aldığı Türkiye’deki Hamas üyeleriyle birlikte binlerce dolar. Gazze Şeridi’nden bir başka Hamas operatörü, yüzlerce Hamas’ın askeri-terörist ağı için Türkiye’deki avukatlarından binlerce avro ve parayı Judea ve Samiriye’ye (Kudüs Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Politika Belgesi) sakladı. Ömer Dostri, “Hamas’ınİsrail’le Türkiye’deki faaliyetleri”, 3 Ağustos 2018).

Kaynak: https://www.terrorism-info.org.il/en/new-designations-recently-published-us-department-state-department-treasury-reveals-turkeys-central-role-hub-hamas-handles-financial-matters-includin/

Haber kaynağına ilişkin not: “Meir Amir İntellegence And Terrorism İnformatıon Center” adlı kurum aslında istihbarat ve terör ile mücadele için kurulmuş bir dernek olup isminden de anlaşılabileceği üzere MOSSAD istihbarat organizasyonunun başkanlarından biri olan Meir Amit adı verilmiş bir organizasyondur. MOSSAD ile yakın ilişkisi olduğu ve birçok istihbarat bilgisinin veya basına aktarılmak istenen gerçek bilgileri irdeleyen tanzim eden ve aktaran bir kurumdur. Birkaç Türk basın mensubunu da bu kurumda misafir etmişlerdir. Ben de onlara mihmandarlık etmiştim.

Rafael Sadi

Odatv.com

CASUSLAR DOSYASI /// Eli Cohen : Netflix’in The Spy dizisindeki Mossad casusunun gerçek öyküsü nasıl ???


Eli Cohen : Netflix’in The Spy dizisindeki Mossad casusunun gerçek öyküsü nasıl ???

1960-65 yılları arasında sahte kimlikle Suriye’de İsrail adına casusluk yapan Eli Cohen’in hikayesi, The Spy adlı mini diziyle Netflix ekranlarına aktarıldı.

İsteğe bağlı video yayın platformu Netflix’in bu ay başında yayınlamaya başladığı altı bölümlük The Spy adlı mini dizide, Orta Doğu’daki istihbarat savaşları tarihinin en önemli isimlerinden Eli Cohen’in öyküsü konu ediliyor.

Mısırlı bir Yahudi olan Cohen, 1960’lı yılların başında İsrail istihbarat teşkilatı Mossad adına çalışmaya başladı ve Suriye‘de çok önemli istihbarat çalışmaları yaptı. Daha sonra Suriye tarafından yakalanan Cohen, 1965 yılında idam edildi.

Başrolünde komedi filmleriyle tanınan Sacha Baron Cohen’in oynadığı The Spy dizisi, Eli Cohen’in masabaşı bir işte çalışırken Mossad’ın en önemli ajanlarından birine dönüşmesi sürecini ve yaptığı istihbarat çalışmalarını anlatıyor.

Sacha Baron Cohen’in canlandırdığı Eli Cohen kimdir?

Mısırlı bir Yahudi olan Eliyahu (Eli) Cohen, 1924 yılında İskenderiye’de dünyaya geldi.

Gençliğinde, Mısırlı Yahudilerin İsrail’e göçlerine yardımcı olan gizli bir grubun içinde çalışmalar yaptı.

Daha sonra İsrail’in Mısır’da kurduğu casus ağının üyeleri arasına girdi. Ancak bu ağ, Mısır tarafından 1954 yılında ortaya çıkarıldı.

1956 yılındaki Süveyş Krizi’nin ardından İsrail’e yerleşen Cohen, askeri istihbarata girmek istedi ancak kabul edilmedi.

Daha sonra bir sigorta şirketinde dosya memuru olarak çalışmaya başladı.

1960 yılında ise Mossad tarafından ajan olarak işe alındı.

The Spy dizisi de dosya memuru olarak çalışırken Mossad’a katılma süreciyle birlikte, bundan sonra yaşanan olayları ele alıyor.

Cohen Mossad’a nasıl katıldı?

Cohen’in Mossad’a katıldığı 1960’ların başında İsrail, Suriye ile sınır konusunda ciddi uzlaşmazlıklar yaşıyordu. Mossad da Suriye yönetiminin niyetleriyle ilgili istihbarat sağlayacak bir casusu yetiştirip, yerleştirmeye karar verdi.

Cohen’in Mossad’a katılmasında Genel Direktörü Meir Amit önemli rol oynadı.

Suriye konusundaki istihbarat çalışmaları için uygun bir casus adayı ararken, reddedilen başvuru dosyalarına bakan Amit’in dikkatini Cohen’in dosyası çekti.

Cohen, iki hafta boyunca yakın takibe alındı. Hakkında geçmişi ve o dönemde yaptığı işler de dahil olmak üzere çok kapsamlı bir dosya hazırlandı.

Mossad, bu süreç içerisinde hem istihbarat teşkilatına hem de kendisine verilecek olan göreve uygun olup olmadığını inceledi.

Daha sonra Cohen ile temasa geçilerek, Mossad’ın kendisini işe almaya kabul ettiği bilgisi verildi.

Cohen, daha sonra altı ay boyunca yoğun eğitim programına alındı.

Eğitimi tamamlamasının ardından hazırlanan raporda, sahada casus olarak çalışabilmek için gereken tüm özellikleri karşıladığı yazıldı.

Kendisine Suriyeli bir işadamı kimliği verildi ve bu kimliğinin oturması için de Güney Amerika’ya gönderildi.

Cohen Mossad’a katıldıktan sonra neler yaptı?

Cohen’in Kemal Amin Thabet adına hazırlanan sahte kimliğiyle ilk durağı Arjantin’in başkenti Buenos Aires oldu.

Thabet’in Suriye siyasetinin önemli isimlerine erişmesi için burada yaşayan Suriyelilerin arasına girmesi ve bağlantılar kurması amaçlanıyordu.

Thabet, Arjantin’de kendini zengin bir işadamı olarak tanıttı ve bu dönemde Suriye diasporası içerisinde çok ciddi bir çevre edindi. Bu çevredeki önemli isimlerden aldığı referans mektuplarıyla 1962 yılında Şam’a yerleşti.

Arjantin’de edindiği bağlantılarla Şam’da da ekonomi ve siyaset dünyasının önemli isimleriyle hızlı bir şekilde bağlantı kurmayı başardı ve partiler ile gece hayatının aranan isimlerinden birine dönüştü.

Sosyal hayatı sayesinde tanıştığı isimler arasında yer alan üst düzey Suriyelilerden çok kritik bilgiler topladı.

Bu dönemde dizide de gösterildiği gibi, Suriye’nin Arjantin’deki askeri ataşesi olan ordunun en etkili isimlerinden Albay Emin el Hafız ile tanışması casusluk kariyeri açısından bir dönüm noktası oldu.

Hafız, Suriye’ye döndükten sonra Baas Partisi’ne mensup bir grup subay ile birlikte darbe yaparak, yönetimi ele geçirdi. Bunun ardından Cohen’in devlet sırlarına erişim olanağı daha da genişledi.

Darbenin ardından devlet başkanı olan Hafız, Cohen’i en yakın isimlerinden biri haline getirdi. Hatta bir dönem Hafız, Cohen’i savunma bakanı olarak atamayı bile düşündü.

İsrail adına hangi istihbaratları topladı?

Tanıştığı kişiler aracılığıyla Suriye’nin askeri üslerine erişim olanağı elde ederken, İsrail ile en çatışmalı yerlerden biri olan Golan Tepeleri’ndeki Suriye ordusunun karargahlarını sık sık ziyaret etme olanağı elde etti.

Faal olarak istihbarat çalışmasında bulunduğu 1961 ile 1965 yılları arasında topladığı bilgileri, evinde gizlediği telsiz vericisiyle Mors alfabesi kullanarak İsrail’e ulaştırdı; elde ettiği belgeleri de Avrupa üzerinden kendisiyle ilgilenen Mossad ajanslarına verdi.

Ayrıca Cohen’in bu dönem içerisinde en az üç kere İsrail’i ziyaret ettiği söyleniyor.

Cohen, Golan Tepeleri’nde güneşin altında nöbet tutan askerlerin gölgesinde durabilmeleri için belli yerler ağaçlar diktirdi.

Bu ağaçlar daha sonra 1967 yılındaki Altı Gün Savaşları sırasında İsrail ordusu tarafından askerlerin yerini belirlemede kullanıldı ve hedef olarak vuruldu.

Ayrıca Suriye ordusunun konuşlandığı noktaları da bildirdi. İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgal etmesiyle sonuçlanan savaşın gidişatında özellikle Suriye’nin tek kademe değil, üç kademeli bir savunma hattı kurduğu yönündeki istihbaratı kritik rol oynadı.

Cohen nasıl yakalandı?

Suriye istihbaratı, yaşanan bir dizi gelişme üzerine içlerinde üst düzey bir casusun olduğundan şüphelenmeye ve bunu araştırmaya başladı.

Suriye İstihbarat Teşkilatı’nın başına Albay Ahmed Sueydani’nin getirilmesinin ardından olası bir casusla ilgili soruşturma daha da derinleştirildi.

Cohen de bu dönem etrafındaki çemberin daraldığının ve aldığı riskin giderek arttığının farkındaydı.

Cohen, Kasım 1964’te hem yeni doğan üçüncü çocuğunu görmek hem de yeni elde ettiği belgeleri teslim etmek için İsrail’e gitti. Burada Mossad’a Suriye’ye geri dönmek istemediğini, kendini tehlikede hissetiğini söyledi. Ancak bu talebi kabul edilmedi ve son bir kez daha Suriye’ye gitmeye zorlandı.

Suriye istihbaratı da bu dönemde elinde olan Sovyetler Birliği’ne ait cihazlarla teknik takip yaparak, telsizle farklı bir frekanstan yasadışı yapılan yayınları tespit etmeye başladı. Bu teknik takip sonucunda, Cohen, Ocak 1965’te evinde İsrail’e istihbarat geçerken suçüstü yakalandı.

Yakalandıktan sonra ne oldu?

Cohen, yakalandıktan sonra Suriye istihbaratı tarafından sorgulandı ve çok yoğun işkencelerden geçirildi.

Çıkarıldığı askeri mahkeme tarafından casusluktan suçlu bulunarak, idam cezasına mahkum edildi.

İsrail, Cohen’in iadesi edilmesi için uluslararası alanda geniş çaplı bir kampanya başlatmış olmasına karşın, Suriye geri adım atmadı.

Cohen, 18 Mayıs 1965 günü Şam’ın Merci Meydanı’nda asılarak idam edildi.

Cohen’in naaşının nerede halen bilinmiyor. Suriye’nin naaşın İsrail tarafından bulunup geri götürülmesini engellemek için en az üç kez yerini değiştirdiği belirtiliyor.

Suriye ile İsrail arasında, 2007 yılında Türkiye’nin arabuluculuğuyla ilişkilerin normalleştirilmesi için yürütülen müzakere sürecinde Cohen’in naaşının iade edilmesi konusu da masaya getirildi. Ancak bir sonuç alınamadı.

Temmuz 2018’de Cohen’a ait kol saati detayları açıklanmayan "özel bir Mossad operasyonu" ile İsrail’e getirildi. Saat, halen Mossad’ın merkezinde sergileniyor.

Bu yılın Nisan ayında, Cohen’in naaşının Şam’dan ayrılan bir Rus heyetine teslim edildiği yönünde haberler çıksa da bu haberler doğrulanmadı.

Cohen, halen İsrail’de bir ulusal kahraman olarak kabul ediliyor.

İSTİHBARAT DOSYASI /// VİDEO : MI6 – BND – MOSSAD’IN HİKAYESİ VE 2. DÜNYA SAVAŞINDAKİ ROLLERİ – CIA/KGB KAPIŞMASI (İNGİLİZCE)


İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ (MI6)’NIN HİKAYESİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=sOWyjdKoMqQ&feature=youtu.be

2. DÜNYA SAVAŞINDA İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=LjSD99ZoBtg&feature=youtu.be

2. DÜNYA SAVAŞINDA ALMAN GİZLİ SERVİSİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=8CuTbUGgC_c&feature=youtu.be

ÖLÜMCÜL GÜÇ İSRAİL İSTİHBARATI MOSSAD BELGESELİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=cfrzYVny-WA&feature=youtu.be

CIA ve KGB: Berlin SAVAŞI (Soğuk Savaş Belgeseli) (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=q05rMyTzMrM&feature=youtu.be

MOSSAD DOSYASI : İsrail medyasından Hafter iddiası !!! MOSSAD ile iş birliği yapıyor !!!


İsrail medyasından Hafter iddiası !!! MOSSAD ile iş birliği yapıyor !!!

Libya’da 42 yıllık Kaddafi yönetiminin, ABD ve Batı’nın desteklediği "Arap baharı" maskeli darbeyle indirilmesinin ardından çatışmalar, kan ve göz yaşı bir türlü dinmedi.

İsrail’de yayın yapan Maariv gazetesinin istihbarat analisti Yossi Melman’ın Twitter hesabından yaptığı "Libyalı General Halife Hafter, İsrail istihbarat servisi MOSSAD ile irtibat halinde" şeklindeki paylaşımı tartışmalara yol açtı.

Yossi Melman ve Salih Al Nami’nin açıklamalarını AA muhabirine değerlendiren uzmanlar, Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti yerine Hafter’i destekleyenlerin bölgede demokratik ve güçlü bir devlet istemediklerini kaydetti.

Yossi Melman’ın açıklamasını kendi Twitter hesabından duyuran Filistinli yazar Salih Al Nami, Hafter’in MOSSAD’ın yanı sıra Fransa, Mısır ve BAE ile de bağlantısı olduğunu söyledi.

"HAFTER ALDIĞI DIŞ DESTEĞE RAĞMEN BAŞARISIZ OLDU"

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Doğu ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü (DOAF) Müdürü Prof. Dr. Enver Arpa, Libya’da Kaddafi’nin 2011 yılında devrilmesinin ardından yaşanmakta olan iktidar mücadelesinde tarafların yeni ittifak arayışlarına hız verdiğini söyledi.

General Hafter’in Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlarca tanınan ve Türkiye tarafından meşru muhatap olarak kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümetine (UMH) karşı güç kullanarak yönetimi ele geçirmeye çalıştığını belirten Prof. Dr. Arpa, "Hafter, 2014 yılında meşru yönetime karşı darbe girişiminde bulunmuş ancak başarılı olamamıştır. 2015 yılında Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi tarafından Libya Ulusal Ordusu başkanı ilan edilen General Hafter’in 4 Nisan’da başkent Trablus’a saldırı girişiminde bulunması ülkeyi yeni bir gerilime sürüklemiştir." diye konuştu.

Prof. Dr. Arpa, Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümetine bağlı güçlerin Hafter’in Trablus yönündeki saldırılarını püskürtmesinin, lojistik merkezi ve harekat noktası olan Giryan kentini geri almasının, Hafter’e büyük bir prestij kaybettirdiğini anlattı.

Ülkede radikal güçlerle mücadele ettiğini ileri sürerek Mısır, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin desteğini arkasına alan Hafter’in bu ülkelerin açık, Fransa ve Rusya gibi ülkelerin ise örtülü desteğine rağmen bu saldırılarda başarılı olamadığını kaydeden Prof. Dr. Arpa şöyle konuştu:

"Hafter önemli bir hezimet yaşamıştır. Bu yenilgisinin etkisini azaltmak için ülkedeki meşru hükümete destek veren Türkiye’yi suçlama yoluna gitmiştir. Son aylarda yaşanan bu gelişmelerle büyük bir itibar kaybına uğrayan Hafter, toparlanmak için yeni ittifak arayışlarına girişmiş bulunmaktadır.

Her ne kadar Fransa tarafından açıkça ilan edilmese de Hafter’in Fransa’dan önemli destekler aldığı medyaya sık sık yansımaktadır. Hafter’e bağlı lojistik merkezlerinde Fransız ordusuna ait çeşitli füzelerin bulunması, bu desteği gözler önüne sermiştir. Nisan ayında planlanan darbe girişiminde Hafter birliklerine askeri danışmanlık yapmak üzere ülkeye geldikleri iddia edilen diplomatik pasaportlu 13 Fransız vatandaşının Tunus sınırında yakalanması bu desteğin başka bir delili olarak kabul edilmektedir. Bu gelişmenin ardından Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti, Fransa ile yapılmış olan tüm güvenlik işbirliği anlaşmalarını askıya aldığını açıklamıştır."

"DÜNYA BASININDA GÖRMEZDEN GELİNDİ"

Prof. Dr. Arpa, Hafter’in, Fransa ve Rusya’nın yanı sıra İsrail devletiyle de iş birliği yaptığının ortaya çıktığını vurgulayarak "İsrail Maariv gazetesi istihbarat işleri yorumcusu Yossi Melman 7 Ağustos 2019 tarihinde Twitter hesabında yaptığı paylaşımda Halife Hafter’in MOSSAD’la iş birliği yaptığını açıklamıştır. Sosyal medyada büyük yankı bulan bu açıklama BAE, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkeler dahil olmak üzere dünya basınında görmezden gelinmiştir." şeklinde konuştu.

"Hafter’in geçmişi incelediğinde bu tür ilişkilerde bulunmuş olması yadırganmamalıdır." diyen Prof. Dr. Arpa, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Onun geçmiş yıllarda geliştirdiği bu tür ilişkilerle Libya’da yükselen bir aktöre dönüştüğü ifade edilmektedir. Kaddafi’nin 1978-1987 yılları arasında Çad’a karşı yürüttüğü savaşta esir düşen Hafter, Amerikan ordusunun yardımıyla kurtarılmış ve siyasi sığınma hakkı alarak Amerika’ya yerleşmiştir.

CIA ile iş birliği yapmakla suçlanan Hafter, Amerika’daki ikameti süresince Kaddafi’ye karşı çeşitli faaliyetlerde bulunmuştur. Hafter bu karanlık ilişkilerinden dolayı Libya halkı nezdinde şüpheli bir kişilik konumuna düşmüştür. Amerika’da CIA merkezine yakın bir bölgede ikame etmesi bu suçlamayı güçlendiren bir husus olmuştur. Hafter, 20 yıllık bir Amerika yaşantısının ardından 2011 yılında Kaddafi’ye karşı başlayan ayaklanmadan bir ay sonra Libya’ya geri dönmüş ve ülkede BM’nin çabalarıyla kurulan meşru hükümete karşı mücadele başlatmıştır.”

"ŞİMDİ İSRAİL İLE DAHA YAKIN ÇALIŞIYOR"

Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal da Maariv gazetesinin istihbarat analisti Yossi Melman’ın Twiter hesabından paylaştığı "Libyalı General Halife Hafter İsrail casusluk servisi MOSSAD ile irtibat halinde." bilgisinin sürpriz olmadığını söyledi.

Orta Doğu’da yaşanan kaosta İsrail’in doğal olarak payı olduğunu aktaran Prof. Dr. Uysal, "Batı’nın bir uzantısı olarak İsrail, bölgede güçlü bir ülke istemiyor. Batı demokrasi ile bölge halkın gücünün yönetime yansımasını istemiyor. İsrail onlar adına hareket ederken, BAE de İsrail ve Batı adına aynı politikaları uyguluyor." diye konuştu.

Darbeleri destekleyen ve iç çatışmaları körükleyenlerin arkasında Birleşik Arap Emirlikleri (BEA) ve İsrail olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uysal, şu değerlendirmede bulundu:

"BAE ve İsrail’e, yaptıkları anti-demokratik uygulamalar ve ihlaller dolayısıyla kimse hesap sormuyor. Aynı şekilde bu ülkeler tarafından desteklenen Hafter’den de yaptığı katliamlar, suikastlar ve insan hakları ihlallerinden dolayı hesap sorulmuyor. ABD ile koordineli hareket eden Hafter’in şimdi daha çok İsrail ile yakın çalıştığı ve ABD’nin geri çekildiği anlaşılıyor. Ama olayın özü itibariyle çok fark olmasa da Trump döneminde ABD’nin Libya’ya ilgisinin biraz azaldığı fark edilmektedir."