PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : PKK’ya MOSSAD görevi


PKK’ya MOSSAD görevi

MOSSAD, PKK/PYD terör örgütüne Filistin liderlerini vurma görevi verdi. Kamışlı’da eğitilen 20 terörist Erbil üzerinden Tel-Aviv’e gönderildi.

İsmail Zelvi / Milat Gazetesi

İsrail-ABD’nin yıllardır Türkiye’ye saldırttığı PKK’ya Filistinlileri vurma görevi verildi. PKK/YPG’li teröristler ‘Yüzyılın ihaneti’ anlaşmasına karşı gelen Filistinlileri öldürmek için kullanılacak. Al-Haber Ajansı’nın haberine göre, Suriye’de İsrail için çalışan PKK’lılardan seçilen 20 kişilik terör ekibi Filistin topraklarına taşınarak Filistinlilere suikast ve öldürme olaylarında Mossad ajanı olarak kullanılacak.

ABD’nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey’in yardımcısı William Roebuck, Suudi Arabistan Körfez İşleri Bakanı Semir el Sabhan ile birlikte, PKK’lı teröristlerle pazarlık yaptılar.

İsrail Mossad’ının, PKK/YPG Mossad’ının nüvesini attığı programda başarılı olan 20 terörist Kamışlı’dan Erbil’e, oradan da hava yoluyla Tel Aviv’e götürdü. Teröristlerden üçünün ismi ise deşifre oldu. Ali Muhammed Hasan, Ribar Abdulrezzak Ahmed, Berkhudan Aziz Murad. Teröristler İsrail’e gitmeden önce Kamışlı’da eğitime tabii tutuldular. Eğitime giren 150 terörist arasından seçilen 20 tanesi Tel Aviv’e gönderildi.

Körfez sabotajını PKK mı yaptı?

Öte yandan ABD’nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey’in yardımcısı William Roebuck, Suudi Arabistan Körfez İşleri Bakanı Semir el Sabhan ile birlikte DeirEzzor’da bulunan el-Omar petrol kuyusu bölgesinde YPG karargahında bölücü örgüt yetkilileri ile toplantı yaptı. Toplantının Umman Körfezi’nde Japonya’ya yük taşıyan iki gemiye sabotaj öncesi yapılması dikkat çekti. Yerel kaynaklar. Japon gemilerini vurma görevini, ABD ve Suudlar tarafından PKK’lı teröristlere ihale edildiği konusunu gündeme getirdi.

İsrail’in tehditlerinden korkmuyoruz

Hareketin sözcüsü Hazim Kasım, Gazze’den İsrail’e yönelik roket saldırısının akabinde bazı İsrailli siyasetçilerin yaptığı çağrılarla ilgili açıklamada bulundu.

"İsrailli bazı parti liderlerinin, yapılacak seçimde daha fazla oy almak için savurduğu tehditler, Filistin halkını ve direniş gruplarını korkutamaz." diyen Kasım, Filistin halkının ablukayı kırmak ve onurlu bir yaşam sürme hakkını elde edebilmek için mücadelesine devam edeceğini vurguladı.

Kasım ayrıca hareketin, İsrail-Gazze arasında ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve ablukanın kırılması için ortam hazırlanması konusundaki çalışmalarını ara bulucularla sürdürdüğünü belirtti.

İsrail uçakları Gazze’nin doğusu ile güneyindeki noktalara hava saldırısı düzenlemişti. Saldırı, İsrail yerel basınının, Gazze’den İsrail’in güneyindeki Sderot kentine atılan roketin bir binaya isabet ettiğini duyurmasından birkaç saat sonra gerçekleşmişti.

Roket saldırısının ardından İsrailli siyasetçiler, Hamas liderlerine suikast düzenlenmesi ve Gazze’ye şiddetli karşılık verilmesi çağrısında bulunmuştu.

Mısır, Katar ve BM, bir süredir Filistinli gruplar ile İsrail arasında "Gazze’deki gösterilerin durdurulması karşılığında bölgeye uygulanan ablukanın hafifletilmesine dayanan bir ateşkes sağlanması" için görüşmeler yürütüyordu.

LİBYA SAVAŞI DOSYASI /// ERGÜN DİLER : :LİBYA’DA İSTİHBARAT SAVAŞLARI – CIA-PENTAGON-MİT-DGSE-MOSSAD ORADA !!!!!


ERGÜN DİLER : Savaş masası

MICHAEL D’Andrea…
Geçtiğimiz günlerde yazdım. AFGANİSTAN’da düşürülen uçakta can verdiği notunu da ekledim. CIA için son derece önemli bir isimdi.
Yaklaşık 40 yıl CIA’nın İslam coğrafyasındaki planlarını hazırladı, uyguladı. Kısa bir süre önce de İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’yi infaz etti. Bu operasyon onun son göreviydi.
Çünkü 27 Ocak’ta Afganistan’da vurulan uçakta Michael D’Andrea da vardı. Şimdi aktif kişi Faridah Currimjee D’Andrea oldu.
Buraya kadar olan kısmı zaten bir şekilde paylaştım.
Şimdi biraz daha genişletelim.
AJANLAR dünyasında neler olduğunu anlamaya çalışalım.
Geçtiğimiz gün de altını çizdiğim gibi CIA bilerek bazı yerlere bazı önemli noktaları sızdırıyor. Oraya bakarak ilerleyelim… Çünkü çarşı karışmış durumda. Herkes sahada. Müthiş bir kapışma var…Michael D’Andrea’nın eşi, istihbarat partneri Faridah Currimjee yeni bir dönem başlattı. Libya’dan start verdi.
Michael D’Andrea’nın 1990’lı yıllarda CIA’ye devşirdiği Muhammed Dahlan da yeni patronu Faridah Currimjee ile çalışmaya başladı. Dahlan’a bakacak olursanız son yıllarda her taşın altından çıktığını görürsünüz… Faridah Currimjee, Dahlan’a çok güveniyor. Libya’da etkin gücün Washington olması için Dahlan’ın yetkileri arttırıldı. Yani Libya’da vites yükseltildi… Beklenmeyen gelişme de değildi…
Dikkatle incelediğimiz zaman, Muhammed Dahlan Ortadoğu’da çok aktif. Filistin’e gitmesi riskli olarak görülse de birkaç haftada bir İsrail’in korumasıyla Gazze’de toplantı yapmakta. O gün Michael D’Andrea’nın uçağı vuruldu. Donald Trump da Michael D’Andrea’nın vurulduğu günden sadece 18 saat sonra İsrail için çok önemli olan anlaşmayı açıkladı.
Gazze’de iki grup, bu karara karşı eylem yapmaktan vazgeçti. İşte bu eylemi engelleyen kişi Muhammed Dahlan’dı.
Dahlan, Michael D’Andrea’nın ölümüne bile üzülemeden, GAZZE-Birleşik Arap Emirlikleri arasında mekik dokudu! Ardından Malta’ya, sonra da deniz uçağıyla Sirte Limanı’nın 45 mil açığında bekleyen bir yata gitti.
Kritik nokta zaten YAT’tı…
Gösterişli olan YAT’ın sahibi CIA’ydı. İçinde Michael D’Andrea’nın eşi Faridah Currimjee D’Andrea, 2 Türk general, yine Türkiye’de hakkında tutuklama kararı olan ve kırmızı bültenle aranan Türk işadamı ve New York’ta yaşayan etkili bir Türk bulunuyordu.
Konu elbette Libya oldu.
Yata son katılan isim de Libya’da Amerikan planlarını hayata geçirmek isteyen Halife Hafter oldu. Hafter’in yanında Afganistan ve Irak’ta görev yapmış emekli Amerikalı generaller de vardı.
Yatta kurulan "Savaş Masası" 2020’nin nasıl şekilleneceğini planlıyordu. İKİ TÜRK GENERAL, ARANAN İŞADAMI ve ABD’de etkili bir TÜRK, LİBYA’nın açıklarında TÜRKİYE’ye karşı oluşturulan blokta yer alıyordu… ŞAKA GİBİ DEĞİL Mİ!
Aynı toplantıya 1 Fransız generalin de katılması beklenirken, mazeret bildirmeden gelmedi. ABD tarafı neden gelmediğini hala bilmiyor.
O generalin 1 yıl önce emekli olduğu sanılıyor.
Toplantıya katılmaması, Fransa’nın da bu toplantının ana unsurlarından olduğunu ortaya koymakta. Fransa HAFTER’le görüşse de tam destek vermiyor.
Fransız askeri birlikleri, Sirte’nin doğusundaki Sidra Limanı’ndan sorumlu.
Hafter’e yaklaşık 9 aydır destek veren Fransız birlikleri, şimdi geri adım attı.
Hafter’in tamamen Washington’ın planıyla hareket ettiği gizli değildi.
Ancak Trablus konusunda Fransa’nın desteği önemliydi.
Şimdi Fransa, Hafter konusunda ağır davranmayı seçti. Yattaki toplantıda elbette Fransa’nın desteği de konuşuldu. Burada Faridah Currimjee’nin tavrı belirleyici olacaktı. Faridah Currimjee, Fransa’dan çok Türkiye’ye odaklanılmasını istedi.
Masadaki Türk generaller de Hafter’e her konuda yardımcı olacaklarını söyledi.
Libya’nın önemi her geçen gün daha da artıyor. Sadece ABD değil, Türkiye, Fransa, İngiltere, Rusya, İtalya gibi 30’a yakın ülke Libya’da olmak istiyor. Her ülkenin farklı düşünceleri var. Bu da son derece doğal. Mısır bile Libya’da etkin olmak istiyor.
Ancak Mısır tehlikeli bir oyun içinde. Hem Washington’la karar alacağını açıklıyor hem de Londra ile anlaşmalar yapıyor. Bu nedenle de Trump’ın hışmına uğruyor…
Sisi’nin göreve geldiği günlerde bu durum doğal karşılanabilirdi. Ancak günümüzde bu pek mümkün görünmüyor. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri hiçbir konuda ortaklık istemiyor. Tek kutuplu bir dünyanın büyük zararlar vereceğini bilmesine rağmen Pentagon’da alınan bu karar hala geçerli. ABD DERİN DEVLETİ bildiği yoldan ilerliyor. Masada kimseyi görmek de istemiyor…
Amerika Birleşik Devletleri, karşı kutup olarak ÇİN konusunda anlaşmıştı. Ancak bu anlaşma da Coronavirüs’le bitti. İKİ KUTUPTAN GERİYE ABD kaldı…
Yeni bir anlaşma da yakın zamanda mümkün değil. Çin’e yapılan virüs operasyonu Washington’ın tek kutuplu bir dünya kararının da ilanıydı. Çin’in yerine bir ülke şu an için yok. İngiltere’yi ayrı tutsak da gelecekte de bir rakip olması pek muhtemel görünmüyor. En azından durum şimdilik bu… Rusya elbette güçlü bir ülke. Ancak hiçbir zaman, Sovyetler Birliği döneminde bile, iki taraflı kutbun bir parçası değildi.
Sadece öyle lanse edilmişlerdi.
ÇİN Devlet Başkanı Cinping TİME’a kapak oldu. Maskeli bir fotoğrafla… Gideceği söylenmekte. 2020’nin ilk 30 gününde neler oldu neler… "Çin ABD’yi yıkar mı?" sorusuna cevap ararken ‘Çin ne zaman teslim bayrağı çekecek’e geldik… İdlib de Libya da ÇİN’e yapılan saldırıdan ayrı konular değil. Çin, HAFTER’le yakınlaşmasaydı belki CORONAVİRÜS’ü görmeyecektik bile… Kartlar yeniden dağıtılıyor… Bakalım bölgemizde neler değişecek…

MOSSAD DOSYASI /// Mossad için çalışan Mısırlı casusun hikâyesi : HEBA SELİM


Mossad için çalışan Mısırlı casusun hikâyesi : HEBA SELİM

Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat İsrail ile olası barış anlaşması pazarlıklarında bir sonraki adımının ne olacağını düşünürken, Heba Selim adında bir casus, bir Mısır subayını baştan çıkarıp gizli bilgileri elde ederek İsrail’in Mısır’ı Yom Kipur Savaşında yenmesini sağlamaya çalışıyordu.

Heba Selim son sözlerinde Rifat Osman Gabriel adlı generale barış için çalıştığını söylüyordu: “Casus değilim, insan ırkını yıkımdan korumak için çalışıyorum.”

Heba Selim’in ilk yılları

İstihbarat hizmetlerinde çalışan çoğu insanda olduğu gibi Heba Selim’in de hayat hikâyesinde boşluklar veya uydurulmuş kısımlar bulunuyor. Yine de Kahire’de üst sınıf bir mahallede yaşadığına ve Ain Shams Üniversitesinde Fransızca okuduğuna inanılıyor.

Muhafazakâr yaşam biçiminden sıkılan Selim üniversitede Fransızca bölüm başkanının yardımı ile Paris’teki Sorbonne Üniversitesine geçiş yapar. Mısır İstihbarat Servisinde çalışan General Rifat Osman Gabriel’a göre, Selim bu esnada Polonyalı Yahudi bir kadının evindeki parti davetini kabul eder ve orada Mossad ile ilk kez temasta bulunur.

Partideyken Selim Yahudi arkadaşlarına savaştan nefret ettiğini ve bölgede barışın hakim olmasını dilediğini söyler. Bir arkadaş ziyaretinde ise demokratik bir şekilde yönetilen İsrail’in modern şehir hayatının gözler önüne serildiği bir video izler. Fransız Yahudi gençleriyle buluşmalarını sıklaştıran Selim sonunda Mossad için çalışarak İsrail’e hizmet etmeye karar verir.

Askeri sırlar sızmaya başlıyor

Mossad ajanı ile bir konuşmalarında Selim, Yarbay Faruk el-Feki ile tanışıklığından bahseder; yarbayın kendisine deli gibi aşık olduğundan emindir. Daha sonra Selim’in nişanlısı olacak el-Feki de bir zaman sonra Mossad tarafından işe alınır. İkili bundan böyle birlikte çalışacak; İsrail’e Mısır’ın askeri sırlarını sızdıracaktır.

Çift Mısır’ın Maadi şehrine yerleşir. Selim el-Feki’ye görünmez mürekkep ile mektup yazmayı öğretir. Paris üzerinden yapılan mektuplaşmalarda, el-Feki misil rampalarının yerini gösteren haritaları ve dokümanları paylaşır, Rusya’dan gelen yeni misil sistemlerinin önemini vurgular.

Yom Kipur Savaşında, Selim’in sağladığı istihbarat ile İsrail Mısır ordusuna büyük kayıplar verdirmiş, Mısır’ın füze uçaklarının üslerini bir bir bombalamıştı. İsrail’in bu üsleri vuruştaki hatasızlığı karşısında Mısır tarafı içlerinde muhbirler olabileceğinden neredeyse emin olur.

General Rifat Osman Gabriel bu muhbirleri bulmanın kolay olmadığını anlatır, fakat bilgi sızdıranların kurmay başkanları arasından ve tüm ordunun askeri operasyon toplantılarına katılanlar arasından olduğu bilinmektedir.

İlk önce el-Feki görünmez mürekkeple yolladığı mektupların ortaya çıkmasından sonra tutuklanır. Sonrasında el-Feki onu Mossad’ın emriyle Heba Selim’in işe aldığını itiraf eder. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat Selim’in derhal tutuklanıp idam edilmesini ister, ona göre Selim’in bu ihaneti ortaya çıkarılmasaydı Mısır güçleri henüz savaşın ilk saatlerinde İsrail tarafından bertaraf edilebilirdi.

Son günleri

General Gabriel Libya hükümeti ile işbirliği yapar. Selim’in babası Trablusgarp’tadır ve görünüşte hastadır. Selim babasını ziyarete gider. Orada hemen tutuklanan Selim Kahire’ye getirilir. Yolculuk sırasında öfke krizine giren Selim uluslararası kurumlar tarafından kollandığını ve Devlet Başkanı Sedat’a devlet başkanı affı için başvuracağını ve Enver Sedat’ın eşi Cihan Sedat’a Kadınlar Yüksek Şurası aracılığıyla mektup yazacağını söyledi. Hapishanedeyken Selim garip davranışlarda bulundu, dekorasyon işleriyle ilgilendi, peruklar giydi, odasına Paris’ten gelen parfümler sıktı; her an salıverileceğine inancı tamdı.

Amerikan Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Sedat’tan onu ve el-Feki’yi affetmesini istedi, fakat yanıt olumsuzdu. El-Feki idam mangası tarafından vuruldu, Selim ise asılarak idam edildi.

İsrail Başbakanı Golda Meir’in, İsrail liderlerinden daha sadık olduğuna inandığı Selim’in ölümünün ardından ağladığı söylenir.

Heba Selim’in hikayesini anlatan Al sood ila al haweya- Uçuruma tırmanış filmden bir kare. Mısır sinema tarihinin en ünlü cümlelerinden ‘Ve burası da Mısır, Abla’ istihbarat memurunun Libya’dan uçağa bindirdiği Heba Selim’e Mısır piramitlerini ve Nil nehrini gösterirken söylediği sözler.

MOSSAD DOSYASI /// Eski Mossad şefinden şok iddia : Humeyni’ye suikast teklifi !!!


Eski Mossad şefinden şok iddia : Humeyni’ye suikast teklifi !!!

Mossad’ın eski Tahran istasyon şefi Eliezer Tsafrir,, İran Şahı Pehlevi’den gelen Humeyni’ye sürgünde bulunduğu Paris’te suikast düzenlenmesi talebinin Tel Aviv tarafından reddedildiğini açıkladı.

Sputnik’te yer alan habere göre, İsrail’in eski ünlü casuslarından Eliezer Tsafrir, geçmişte Mossad istasyon şefi olduğu İran’daki İslam devrimi yıldönümü törenlerini bugün ekrandan takip etmesi öncesi açıklamalarda bulundu.

1948 yılında kurulan İsrail’i nüfusunun çoğunluğu Müslüman ülkeler içinden Türkiye’den sonra İran’ın tanıdığını hatırlatan Eliezer Tsafrir, “İsrail için İran dünyada ikinci en önemli müttefikti. Şah Rıza Pehlevi’nin son yılında İran’da 1300 İsrailli çalışıyordu” dedi.

1978 YILINDA YAŞANAN OLAYLAR

1978’de İran’daki karışıklığa rağmen, The New York Times gazetesinin Şah rejiminin devrilmesinin 15 yıl alacağı tahmininde bulunduğunu, Mossad ve Şah’ın gizli servislerinin de benzer görüşlerde olduğunu aktaran Tsafrir, ancak Kasım 1978’de muazzam protestoların patlak verdiğini, mitinglerden birinin protestocuların İsrail havayolu El Al’ın ofisini basıp ateşe vermesiyle sonuçlandığını, ofistekilerin linç edilme korkusuyla damdan atladığını anlattı.

Eski Mossad casusu, “Gelip kurtarmaları ve kızgın kalabalığı dağıtmaları 5 saat aldı. O zaman anladık ki, kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz lazım” dedi. Tsafrir’in Tel Aviv’i arayıp üstlerine olanları anlatması üzerine İsrail tüm vatandaşlarını İran’dan çıkarmak için üç uçak gönderdi ve Mossad istasyon şefini her şeyin yolunda gitmesini sağlamakla görevlendirdi.

“ŞAH’IN KİŞİSEL TALEBİ: HUMEYNİ’YE SUİKAST”

Bu noktada İsrail’in İran’la ilişkilerin dönüşü olmayan noktaya vardığını anladığını, Şah’ın da ülkenin saptığı rotayı fark ettiğini belirten Tsafrir, şunları söyledi:

* Aralık ayında üst düzey bir yetkili bana yanaştı ve Şah’ın kişisel talebini iletti. Şah, Mossad’ın Ayetullah Humeyni’ye Paris’te suikast düzenlemeye istekli olup olmadığını öğrenmek istiyordu.

* Hemen Tel Aviv’i arayıp talepten haberdar ettim, ama gönülsüz bir ‘hayır’ yanıtı aldım. Bana ‘İsrail’in dünyanın polisi olmadığı’ söylendi.

“ORTADAN KALDIRSAYDIK DÜNYA BİZE KARŞI OLURDU”

Bugünden baktığında, Tel Aviv’den o kararın gelmesinden pişmanlık duymadığını ifade eden Tsafrir, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“O zaman Humeyni’yi ortadan kaldırsaydık, tüm dünya bize karşı olurdu ve uluslararası toplum bizim onları büyük bir felaketten kurtardığımız anlayışına hiçbir zaman varmazdı. Felaketin büyüklüğünü şimdi anlıyorlar.”

“NÜFUSUN YÜZDE 80’İ REJİMDEN BEZMİŞ”

İran’daki teolojik yönetiminin bir gün gelip sona ereceğini söyleyen eski İsrail casusu, “Nüfusun yüzde 80’ini rejimin onlara dayattığı kısıtlamalardan bezmiş gençler oluşturuyor. Kot giyip ruj sürmek, harem-selamlıktan kurtulmak ve hepsinden önemlisi haklarını geri kazanmak istiyorlar” dedi.

İSLAM DÜNYASI /// MUHAMMED BİNİCİ : CIA ve MOSSAD’ın İslam Dünyasını Çatıştırmak İçin SÜNNİ-Şİİ Hurafeleri Kullanma Şekilleri


MUHAMMED BİNİCİ : CIA ve MOSSAD’ın İslam Dünyasını Çatıştırmak İçin SÜNNİ-Şİİ Hurafeleri Kullanma Şekilleri

Konuya girmeden önce Şii ve Sünni çatışmasına sebep olan unsurları önce sıralayalım:

  1. Tahran’da 500 bin İran’lı Sünni yaşıyor. Bayram ve Cuma namazı kılacakları Sünni bir camileri yoktur.
  2. İran’da Ehl-i Sünnet tabii Müslüman asla bir memuriyete getirilmez.
  3. Son 20 Yıl içinde Türkiye’de yüzlerce Şii Camii yapıldı.
  4. Irak işgal edildikten sonra Şiiler Ebu Hanife Camii ve medreselerini yıktılar.
  5. Suriye’de Sünni Müslümanları öldüren Esad’a Şiiler destek veriyorlar
  6. Hz. Ömer’i hançerleyerek öldüren İran’lı Mecusi Ebu Lü-lü’yü kahraman ilan ettiler. İran Lü-lü’ye devlet eli ile türbe yaptı. Ve bu türbe en çok ziyaret edilen yerlerin başında geliyor.
  7. Şia Caferi mezhebine göre 3 vakit namaz kılar.
  8. Mescid-i Aksa’nın Kudüs’te değil semada olduğuna inanırlar. Şia’ya göre Kudüs ve Mescd-i Aksa’nın kıymeti yoktur.
  9. Filistinliler Şia mezhebini benimsemediği sürece Yahudilerden bir farkı yoktur.
  10. Hz. Peygamberi Hayber’de zehirleyen Yahudi bir kadın değil, Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir zehirlemiştir. Namazlarda bu iki halifeye beddua ederler.
  11. İran Şia’sı Kudüs’ün iki fatihi Hz. Ömer ve Selahattin Eyyubi’yi Müslümanların katili olarak söylerler.
  12. İmamı Rabbani buyurmuştur ki; “Ehli Sünnet için bir Şia Frenk kâfirinden daha zararlıdır”

Yukarıda 12 Madde olarak saydığımız iddialar çeşitli internet sitelerinde sosyal medya platformlarında, mobil mesaj platformlarında yayınlanmaktadır.

İki mezhep arasındaki çatışma unsurlarını; bu zamanda ve bu içerikte kim planlayıp yayınlamaktadır? 1400 sene önce olduğu öne sürülen hadiseler neden bugün kaşınmaktadır?

İtikadı konular tartışmayla, istişareyle, uzlaşmayla çözümlenmesi mümkünken neden çatışma kronik hale getirilmektedir? Neden Uzlaşma, konuşma ve anlaşma yollarının önün set çekilmektedir? İmam’ı Rabbani “Ehli Sünnet için bir Şia Frenk kâfirinden daha zararlıdır” sözünü nerede? Ne zaman söylemiş? Ya da hangi kitabında yazmıştır? Bu aslı astarı olmayan söylentiler bu gün neden sıkça tekrar edilmekte ve insanların kafası karıştırılmaktadır.

“Filistinliler Şia mezhebini benimsemediği sürece Yahudilerden bir farkı yoktur” rivayetinin kaynağı nedir? Hangi Şii söylemiştir? Ne zaman ve nerede söylemiştir? Bu işin aslı astarı nedir? Geçtiğimiz günlerde ABD’nin öldürdüğü İran’lı Devrim Muhafızları Komutanı Süleyman Kasımi’nin kumanda ettiği birliğin adı “Kudüs Güçleri” ismini nasıl açıklayacağız? Gerçi Kasımi’nin kumanda ettiği Kudüs Güçleri İsrail’e bir tek mermi sıkmamıştır. Bir tek Yahudi öldürmemiştir. Ancak İran halkını aldatmak için bu ismin bilinçli olarak verildiğini söylenebilir. Ayrıca İran Halkı’nın Filistinlilerin Şia mezhebini benimsemelerine ihtiyaç olmadan Yahudi zulmünden kurtulmaları gerektiği için çaba harcadığını birliklerine verdiği isimden anlıyoruz. İran halkı Filistin halkının bu zulümden kurtulmasına inanmaktadır. Bu yüzden bu birliklere “Kudüs Güçleri” adı verilmiştir. Filistinlilerin Yahudilerden daha aşağı olduğunu söyleyen bir tek Şii bir tek Caferi bulamazsınız! Bu absürt fikir nereden çıkmıştır?

İtikâdi olarak hiçbir Şii Mescid-i Aksa’nın semada olduğuna inanmaz. Hz. Peygamber’de Miraca çıkarken Mescid-i Aksa’dan çıkmış olması Şii mezhebini benimseyenlere manevi değeri yüksek ulvi duygular vermiş olabilir. Bu düşünceye de itiraz edilemez.

İran Hz. Ömer devrinde zapt edildikten sonra iktidarı kaybeden Mecusilerin ona kin tutması ağır iftiralarda bulunması mümkündür. Halen Pers milliyetçiliği yapan gizli Mecusilerin, Zerdüştlerin böyle düşünmesi tabii karşılanmalıdır. Tarihte hiçbir din ve mezhep tamamen silinmez ve yok olmaz. Dolayasıyla bu tür yanlış düşünce ve itikatları savunanları İran Halkının bütününe mal edemeyiz. Ve bütün İran halkı ebu Lü-lü’nün peşinde gidiyor diyemeyiz.

Gelelim Hz. Peygamberi Hz. Ömer ve Hz Bekir zehirlediği meseleye; bu anlatım tamamen iftiradır. İran halkının böyle bir fikri olduğu kanaatinde değilim. En sahih rivayetlerden biliyoruz ki; Hz Peygamber Hayber savaşından sonra Yahudi kadının getirdiği zehirli et ile zehirlenmiştir. Suç Yahudilerin üzerindeyken suçu sahabenin üzerine atmak ve İslam içi çatışmayı hızlandırmak için bilinçli olarak servis edilmiş bir istihbarat çalışması ve iftiradır.

Sünniler İran’da memuriyete getirilmiyor. Sünnilerin cami yapmasına izin verilmiyor. Irak’ta Ebu Hanife Camii ve medreselerini Şiiler yıktı. Gibi söylemler bir yönü ile teferruat, diğer yönü ile ABD kışkırtması-izni olmadan yapılabilir mi? 1991’de Guam’a Adasında yetiştirdikleri ajanların Irak’ta olduğunu bütün Dünya bilmektedir. Bu faaliyetlerin, bu kışkırtmaların ve bölgede çıkartılan dedikoduların bu oluşumlarda hiç mi rolü yoktur?

Bu gün Türkiye’de Sünnilerin bile en az %70’i namaz kılmamaktadır. Kılanlarında çoğu Cumadan Cumaya namaza gitmektedir. Caferi mezhebinin üç vakit namaz kılması neden namaz kılmayan bu kesimin diline pelesenk ediliyor? Neden tüm platformlar kullanarak servis ediliyor? Ya da Cumadan Cumaya namaz kılan ve hiç kılmayan bu kesimi Caferilerin 3 vakit namaz kılması niçin bu kadar ilgilendiriyor anlamış değilim.

Sonuç:

  • 12 madde de sıraladığımız hususları şöyle bir tekrar gözden geçirdiğimizde; bu istihbarat faaliyetleri, çıkartılan iftira ve dedikoduların tek bir merkeze hizmet ettiği görülmektedir.

İslam içi Sünni ve Şii çatışması çıkartılarak İslam Âleminin bir araya gelmesinin önüne geçilmek istenmektedir.

  • Hangi Sünni Ebu Lü-Lü ismini duymuştur. Hangi Şii Mescidi Aksanın gökte olduğunu söylemiştir. Hangi Müslüman diğer İslam Mezhepleri hakkında teferruatlı bir bilgiye sahiptir. Hangi Şii Selahaddin Eyyubi’yi düşman saymaktadır. Bu suallerin cevabı yoktur. Bu faaliyetler çamur at izi kalsın kabilinden sürdürülen örtülü istihbarat faaliyetlerindendir.

Sorular, oluşumlar, iftiharalar, dedikodular kafamızı karıştırdığında tek bir çıkış yolu vardır. “Bu iş kime yaramıştır” sorusunu sormak ve öngörü fenerimizi yakmamız gerekmektedir.

Selam ve Dua ile Allah’a Emanet Olunuz.

MUHAMMED BİNİCİ

İSLAM DÜNYASI DOSYASI /// Muhammet Binici : CIA ve MOSSAD’ın İslam dünyasını çatıştırmak için Sünni-Şii hurafeleri kullanma şekilleri


Muhammet Binici : CIA ve MOSSAD’ın İslam dünyasını çatıştırmak için Sünni-Şii hurafeleri kullanma şekilleri

26 Ocak 2020

CIA ve MOSSAD’ın İslam Dünyasını Çatıştırmak İçin SÜNNİ-Şİİ Hurafeleri Kullanma Şekilleri

Konuya girmeden önce Şii ve Sünni çatışmasına sebep olan unsurları önce sıralayalım:

  1. Tahran’da 500 bin İran’lı Sünni yaşıyor. Bayram ve Cuma namazı kılacakları Sünni bir camileri yoktur.
  2. İran’da Ehl-i Sünnet tabii Müslüman asla bir memuriyete getirilmez.
  3. Son 20 Yıl içinde Türkiye’de yüzlerce Şii Camii yapıldı.
  4. Irak işgal edildikten sonra Şiiler Ebu Hanife Camii ve medreselerini yıktılar.
  5. Suriye’de Sünni Müslümanları öldüren Esad’a Şiiler destek veriyorlar
  6. Hz. Ömer’i hançerleyerek öldüren İran’lı Mecusi Ebu Lü-lü’yü kahraman ilan ettiler. İran Lü-lü’ye devlet eli ile türbe yaptı. Ve bu türbe en çok ziyaret edilen yerlerin başında geliyor.
  7. Şia Caferi mezhebine göre 3 vakit namaz kılar.
  8. Mescid-i Aksa’nın Kudüs’te değil semada olduğuna inanırlar. Şia’ya göre Kudüs ve Mescd-i Aksa’nın kıymeti yoktur.
  9. Filistinliler Şia mezhebini benimsemediği sürece Yahudilerden bir farkı yoktur.
  10. Hz. Peygamberi Hayber’de zehirleyen Yahudi bir kadın değil, Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir zehirlemiştir. Namazlarda bu iki halifeye beddua ederler.
  11. İran Şia’sı Kudüs’ün iki fatihi Hz. Ömer ve Selahattin Eyyubi’yi Müslümanların katili olarak söylerler.
  12. İmamı Rabbani buyurmuştur ki; “Ehli Sünnet için bir Şia Frenk kâfirinden daha zararlıdır”

Yukarıda 12 Madde olarak saydığımız iddialar çeşitli internet sitelerinde sosyal medya platformlarında, mobil mesaj platformlarında yayınlanmaktadır.

İki mezhep arasındaki çatışma unsurlarını; bu zamanda ve bu içerikte kim planlayıp yayınlamaktadır? 1400 sene önce olduğu öne sürülen hadiseler neden bugün kaşınmaktadır?

İtikadı konular tartışmayla, istişareyle, uzlaşmayla çözümlenmesi mümkünken neden çatışma kronik hale getirilmektedir? Neden Uzlaşma, konuşma ve anlaşma yollarının önün set çekilmektedir? İmam’ı Rabbani “Ehli Sünnet için bir Şia Frenk kâfirinden daha zararlıdır” sözünü nerede? Ne zaman söylemiş? Ya da hangi kitabında yazmıştır? Bu aslı astarı olmayan söylentiler bu gün neden sıkça tekrar edilmekte ve insanların kafası karıştırılmaktadır.

“Filistinliler Şia mezhebini benimsemediği sürece Yahudilerden bir farkı yoktur” rivayetinin kaynağı nedir? Hangi Şii söylemiştir? Ne zaman ve nerede söylemiştir? Bu işin aslı astarı nedir? Geçtiğimiz günlerde ABD’nin öldürdüğü İran’lı Devrim Muhafızları Komutanı Süleyman Kasımi’nin kumanda ettiği birliğin adı “Kudüs Güçleri” ismini nasıl açıklayacağız? Gerçi Kasımi’nin kumanda ettiği Kudüs Güçleri İsrail’e bir tek mermi sıkmamıştır. Bir tek Yahudi öldürmemiştir. Ancak İran halkını aldatmak için bu ismin bilinçli olarak verildiği söylenebilir. Ayrıca İran Halkı’nın Filistinlilerin Şia mezhebini benimsemelerine ihtiyaç olmadan Yahudi zulmünden kurtulmaları gerektiği için çaba harcadığını birliklerine verdiği isimden anlıyoruz. İran halkı Filistin halkının bu zulümden kurtulmasına inanmaktadır. Bu yüzden bu birliklere “Kudüs Güçleri” adı verilmiştir. Filistinlilerin Yahudilerden daha aşağı olduğunu söyleyen bir tek Şii bir tek Caferi bulamazsınız! Bu absürt fikir nereden çıkmıştır?

İtikâdi olarak hiçbir Şii Mescid-i Aksa’nın semada olduğuna inanmaz. Hz. Peygamber’de Miraca çıkarken Mescid-i Aksa’dan çıkmış olması Şii mezhebini benimseyenlere manevi değeri yüksek ulvi duygular vermiş olabilir. Bu düşünceye de itiraz edilemez.

İran Hz. Ömer devrinde zapt edildikten sonra iktidarı kaybeden Mecusilerin ona kin tutması ağır iftiralarda bulunması mümkündür. Halen Pers milliyetçiliği yapan gizli Mecusilerin, Zerdüştlerin böyle düşünmesi tabii karşılanmalıdır. Tarihte hiçbir din ve mezhep tamamen silinmez ve yok olmaz. Dolayasıyla bu tür yanlış düşünce ve itikatları savunanları İran Halkının bütününe mal edemeyiz. Ve bütün İran halkı ebu Lü-lü’nün peşinde gidiyor diyemeyiz.

Gelelim Hz. Peygamberi Hz. Ömer ve Hz Bekir zehirlediği meseleye; bu anlatım tamamen iftiradır. İran halkının böyle bir fikri olduğu kanaatinde değilim. En sahih rivayetlerden biliyoruz ki; Hz Peygamber Hayber savaşından sonra Yahudi kadının getirdiği zehirli et ile zehirlenmiştir. Suç Yahudilerin üzerindeyken suçu sahabenin üzerine atmak ve İslam içi çatışmayı hızlandırmak için bilinçli olarak servis edilmiş bir istihbarat çalışması ve iftiradır.

Sünniler İran’da memuriyete getirilmiyor. Sünnilerin cami yapmasına izin verilmiyor. Irak’ta Ebu Hanife Camii ve medreselerini Şiiler yıktı. Gibi söylemler bir yönü ile teferruat, diğer yönü ile ABD kışkırtması-izni olmadan yapılabilir mi? 1991’de Guam’a Adasında yetiştirdikleri ajanların Irak’ta olduğunu bütün Dünya bilmektedir. Bu faaliyetlerin, bu kışkırtmaların ve bölgede çıkartılan dedikoduların bu oluşumlarda hiç mi rolü yoktur?

Bu gün Türkiye’de Sünnilerin bile en az %70’i namaz kılmamaktadır. Kılanlarında çoğu Cumadan Cumaya namaza gitmektedir. Caferi mezhebinin üç vakit namaz kılması neden namaz kılmayan bu kesimin diline pelesenk ediliyor? Neden tüm platformlar kullanarak servis ediliyor? Ya da Cumadan Cumaya namaz kılan ve hiç kılmayan bu kesimi Caferilerin 3 vakit namaz kılması niçin bu kadar ilgilendiriyor anlamış değilim.

Sonuç:

  • 12 madde de sıraladığımız hususları şöyle bir tekrar gözden geçirdiğimizde; bu istihbarat faaliyetleri, çıkartılan iftira ve dedikoduların tek bir merkeze hizmet ettiği görülmektedir.

İslam içi Sünni ve Şii çatışması çıkartılarak İslam Âleminin bir araya gelmesinin önüne geçilmek istenmektedir.

  • Hangi Sünni Ebu LüLü ismini duymuştur. Hangi Şii Mescidi Aksanın gökte olduğunu söylemiştir. Hangi Müslüman diğer İslam Mezhepleri hakkında teferruatlı bir bilgiye sahiptir. Hangi Şii Selahaddin Eyyubi’yi düşman saymaktadır. Bu suallerin cevabı yoktur. Bu faaliyetler çamur at izi kalsın kabilinden sürdürülen örtülü istihbarat faaliyetlerindendir.

Sorular, oluşumlar, iftiharalar, dedikodular kafamızı karıştırdığında tek bir çıkış yolu vardır. “Bu iş kime yaramıştır” sorusunu sormak ve öngörü fenerimizi yakmamız gerekmektedir.

Selam ve Dua ile Allah’a Emanet Olunuz.

MOSSAD (İSRAİL DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ) DOSYASI : İSRAİL DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ MOSSAD HAKKINDA 8 ADET DOKUMAN 2 ADET VİDEO


İSRAİL DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ MOSSAD HAKKINDA 8 ADET DOKUMAN 2 ADET VİDEO

  1. MİT ile Mossad işbirliği – Güncel haberler.pdf
  2. Mossad – Vikipedi.pdf
  3. MOSSAD Ajanlarının Suikastleri.pdf
  4. MOSSAD DOSYASI _ İSRAİL GİZLİ SERVİSİ “MOSSAD” NASIL ELEMAN ALIR – NASIL ÇALIŞIR.pdf
  5. Mossad Kayıt Sitesi.pdf
  6. MOSSAD’ın Bugüne Kadar Amerika, Avrupa ve Orta Doğu’da Gerçekleştirdiği Operasyonlar.pdf
  7. Mossad’ın gizli operasyonlar için yönettiği sahte tatil köyünün hikâyesi.pdf
  8. Netanyahu’yu çılgına çeviren Türk ajan !!.pdf
  9. VİDEO : MOSSAD SUİKASTLERİNİ ANLATIYOR !!!!

10.VİDEO : The Mossad: Inside the Missions of Israel’s Elite Spy Agency

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.