MİT DOSYASI /// Mahmut Nedim Suiçmez : MİT’in Efsane Operasyonları


ÖZEL BÜRO GRUBU EKİBİ olarak şu ana kadar tüm terörle mücadele ve istihbarat operasyonlarında Şehit olmuş tüm isimsiz Kahraman İstihbarat Şehitlerimizi şükran, saygı ve rahmet ile anıyoruz.

Mahmut Nedim Suiçmez : MİT’in Efsane Operasyonları

Daha önceki yazılarımda istihbarat teşkilatımızın operasyonel yetkisinin hukuki ve fiili boyutunu incelemiş ve operasyonel kabiliyetin ne kadar önemli olduğu izah etmeye çalışmıştım. Milli İstihbarat Teşkilatı bugüne kadar operasyon yetkisini gizli yönetmeliklerden alarak faaliyet icra etmişti.

Korkut Eken liderliğinde bir ekip, eski MİT müsteşar yardımcımız Hiram Abas’ın gayretleriyle teşkilata operasyonel kabiliyet kazandırma çalışmalarına 1987 yılı sonrası başlamıştı. Hiram Abas’ın ricaları üzerine TSK’dan ayrılan Eken, MİT transfer olmuş ve MİT personelini askeri anlamda eğitmeye (motosiklet üzerinde ateş etme, bomba imha, yakın dövüş vb.) başlamıştır. Özellikle son 3 yılda teşkilatımız, yurtdışında operasyon yapma kapasitesi bakımından önemli ilerlemeler sağlamıştır.

Bir ön alma cümlesi olarak; tüm yazılarımda olduğu gibi bu yazımda da tamamen açık kaynaklar kullanılmıştır. Devlet güvenliğini tehlikeye düşürecek yahut gizli hiçbir bilgi yer almamaktadır. Yazımda çeşitli kaynaklarda dile getirilen, MİT’in bugüne kadar yaptığı “iddia edilen” operasyonlardan önemli olduğunu düşündüğüm birkaçını sizlere aktarmaya çalışacağım. İyi okumalar…

“Çay Bardağı Operasyonu”

Birinci körfez savaşında Saddam’ı deviremeyen ABD, bu kez kaleyi içten fethetmeye kararlıdır. 1996 yılında ABD’li yetkililer Türk hükümetine bir ricada bulunurlar. CIA kontrolündeki 2500 seçilmiş Kürt, pasaportsuz olarak Türkiye’ye sokulur. Türk yetkililer pasaportsuz olarak bu kişileri yurda kabul ederler ancak bir şartları vardır. En azından bu kişilerin parmak izlerini alalım derler. Bu 2500 kişinin parmak izleri alınır ve Emniyet arşivlerine kaldırılır. Daha sonra CIA, bu insanları Guam Adası’na götürerek orada askeri ve siyasi eğitime tabi tutarlar.

Yıllar sonra MİT yetkilileri, Barzani’den Kuzey Irak’taki aşiret reisleri için bir yemek tertip etmesini isterler. Barzani bunu kabul eder. Düzenlenen yemekte garsonluk yapmak için 3 araçlık bir MİT ekibi Ankara’dan yola çıkar. Önce Diyarbakır’a uğrar, oradan da Irak’a geçerler. MİT ajanlarımız, aşiret reisleri yemek yedikten sonra onlara çay ikram ederler. Çay içtikleri bardakları ise çok dikkatli bir şekilde, isim isim etiketleyerek kutulara koyarlar ve Ankara’ya getirirler. Bu bardaklar kriminal incelemeye alınır ve üzerlerindeki parmak izleri, Guam Adası’na götürülen 2500 kişinin Emniyet arşivinde saklanan parmak izleri ile karşılaştırılır. Sonuç ise şaşırtıcıdır. Aşiret reislerinden 17’si yıllar önce CIA’nın Türkiye’ye sokup oradan da Guam Adası’na götürüp eğittiği insanlardandır. MİT’in yaptığı iddia edilen bu operasyon da istihbarat tarihimizde “Çay Bardağı Operasyonu” olarak yerini alır.

“Erbil Valisi Suikasti”

2001 yılında Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan hain bir pusuda şehit edildi. Daha önceki bir yazımda bundan kısaca bahsetmiştim. Hain suikastı yaptığı iddia edilen örgütler böyle bir saldırı planı yapabilecek ve icra edebilecek askeri kapasiteden uzaktır. Suikastla alakalı en çok konuşulan iddia ise CIA’nın fail olduğudur. Bu iddiayı destekler nitelikte bir operasyondur Erbil valisi operasyonu.

(Tıklayın) Devlet Güvenliğinde İstihbarat Neden Önemli?

İddialara göre Gaffar Okkan suikastı yapılmadan önce ABD’de Başkana düzenlenecek olası bir suikast için CIA ve FBI ortaklaşa bir tatbikat yaparlar. Tatbikat için iki ekibe ayrılırlar. İlk ekip saldırgan rolünde, ikinci ekip koruma rolündedir. Mizansene göre başkan arabasıyla ilerlerken onu motorize ekipler koruyacaktır. Başkanın arabasının önünde ve arkasında ilerleyen motorlu ekiplere el bombalı ve çapraz ateşli bir saldırı yapılacaktır. Daha sonra doğrudan başkan hedef alınacaktır. Koruma rolündeki CIA ajanları ise bunu engelleyecektir. CIA tam bir gövde gösterisi ile bu tatbikatı yapar ve operasyonun artı ve eksi yanlarını analiz ederek dosyayı arşive kaldırırlar. İşte o tatbikatın yapılma şeklinin aynısını Gaffar Okkan suikastında da görüyoruz.

İddiaya göre Gaffar Okkan’a suikast yapıldıktan 36 saat sonra Ankara’dan bir MİT ekibi yola çıkar. Diyarbakır’da Özel Kuvvetlerden bir subayın da katılımıyla ikinci bir toplantı yapılır ve ardından tam teçhizatlı şekilde Irak’a hareket edilir. Gaffar Okkan nasıl şehit edildiyse aynı şekilde CIA bölge sorumlusu olduğu iddia edilen, Irak Kürdistan Demokrat Partisi merkez komite üyesi ve Erbil valisi Franso Hariri’ye suikast yapılır. Arabasında kafasına sıkarlar. Yani ABD tarafından yollanan mektup iadeli taahhütlü adresine geri postalanmış olur. Bu operasyon da istihbarat tarihimizde “Erbil Valisi Operasyonu” olarak yerini alır.

“Bahoz Erdal Operasyonu”

08.07.2016 Cuma günü saat 20:25’te içinde bulunduğu araç havaya uçurularak öldürülen PKK’lı hain Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin operasyonunda da MİT parmağı olduğu iddia edilmektedir. Operasyonu o güne kadar bölgeyi yakından takip etmeyenlerin ismini hiç duymadığı “Tel Hamis Tugayları” üstlenmiştir.

Örgütün “Hasekavi” kod adını kullanan sözcüsü Bahoz Erdal ile birlikte 8 teröristin de öldürüldüğünü açıkladı. Açıklama şu şekildeydi;

“Gerçekleştirdiğimiz başarılı suikast eylemi neticesinde Bahoz Erdal ve yanındakilerin eylem sonucu hayatlarını kaybettikleri kesinleşmiştir. Olayı müteakip PKK’nın Suriye kolu olan işgalci PYD/YPG örgütünün Kamışlı şehrinde geniş kapsamlı gözaltı faaliyetlerine başladığı ve şehrin önemli noktalarına keskin nişancılar yerleştirdiği, şehrin giriş-çıkışlarını tamamen kapattığı, Suriye asıllı terör örgütü yöneticisinin kaybının örgüt mensuplarının morali üzerinde olumsuz etki yaratmasını engellemek amacıyla haberi gizlemeye çalıştığı öğrenilmiştir.
Bu gelişmeyi Suriye ve Türkiye halklarının şehitlerine armağan ederiz.
Yaşasın Özgür ve Demokratik Suriye, Şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza şifa ve tutsaklarımıza özgürlük diliyoruz.”

Tel Hamis’in Türkçe karşılığı “Beş Tepe”dir. Bu ismin Cumhurbaşkanlığını işaret ettiği iddialar arasında. Ayrıca yayınladıkları mesajda eylemi Suriye ve Türkiye halklarının şehitlerine armağan etmeleri bu örgütün MİT tarafından Suriye’de operasyon yapmak amacıyla kurulduğu iddialarının gündeme gelmesine neden oldu. İşin aslını vatandaş olarak bilmemiz imkânsız ancak bu olay da istihbarat tarihimizde “Bahoz Erdal Operasyonu” olarak yerini alıyor.

(Tıklayın) Kuzey Irak ve Birleşik Kantonlar: IKBY’nin Geleceği

“Sabahattin Savaşman Olayı”

Geçenlerde “Karşı Casusluk ve İstihbarata Karşı Koyma Farklı Şeylerdir” başlıklı bir yazı yayınlayarak kontrespiyonajın ne olduğunu kabaca açıklamaya çalışmıştım. İşte sizlere istihbarat tarihimizin en çok bilinen kontrespiyonaj operasyonun hikayesi…

Eski bir albay ve MİT mensubu olan Sabahattin Savaşman, 1977 yılında MİT’in 3.adamı pozisyonundadır. Bir gün Hiram Abas ve Mehmet Eymür tarafından bir CIA ajanına bilgi satarken yakalanmıştır. CIA ajanı ile takasın yapılacağı daireyi ellerinde silahlarla basan Hiram Abas ve Mehmet Eymür, dosyaları CIA ajanına teslim edemeden Savaşman’ı yakalamıştır. İddialara göre Savaşman, oğlunun okul parası karşılığında MİT’in önemli belgelerini satmak konusunda CIA ile anlaşmıştır.

Daha sonra yargılanan Savaşman 17 yıl hapse mahkûm edilmiştir ancak 1984 yılında tahliye olmuştur. 1994’te de hayatını kaybetmiştir. Bu çok meşhur kontrespiyonaj operasyonu ile alakalı önemli bir iddia ise operasyonun bir kumpas olduğudur. O yıllarda MİT İstanbul Bölge Başkanlığı yapan Nuri Gündeş ve Hiram Abas arasında teşkilat içinde “kendi ekiplerini kurmak” konusunda bir istihbarat savaşı olduğu iddia edilir. Ve Hiram Abas ile Mehmet Eymür’ün, Nuri Gündeş’in ekibini tasfiye etmek amacıyla böyle bir operasyon düzenledikleri de iddialar arasındadır. İşin aslını bilemeyiz ancak, bu olay istihbarat tarihimize “Sabahattin Savaşman Operasyonu” olarak geçmiştir.

“Madanaloğlu Cuntasına Sızma”

Ayrıntılarını yaşayan kişinin ağzından bizzat dinleme imkânımızın olduğu nadir hikâyelerdendir. Mahir Kaynak , Madanoğlu Cuntası olarak bilinen hareketin içine “Fakülteli” kod adıyla bir MİT ajanı olarak sızar ve topladığı delillerle cuntacıların yargılanmalarını sağlar. Öncelikle işin resmi boyutunu açıklayan 15.01.197214073 tarih ve sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 197141 Esas ve 197167 karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararının küçük bir kısmına göz atalım;

“1967 yılında Devrim Ocaklarında tanıdığı Hıfzı Kaçar’ın bir ihtilâl örgütü kurduklarını, kendisini de buna dâhil etmek istediklerini söylemesi üzerine teklifi kabul ettiğini ve durumu Millî İstihbarat Teşkilâtına bildirdiğini, bundan sonra teşkilâtın direktifi ile hareket ederek gelişmeleri rapor ettiğini; ihtilâlci teşkilâtın zaman zaman toplanarak, hükümeti devirmek için hazırlıklar yaptığını; bu toplantıların büyük bir çoğunluğunda bulunduğunu, oradaki konuşmaları da kimi kez kendisine özgü usullerle teyple tespit ettiğini; dosyadaki 41 sayfalık raporun daha önce, yine dosyada bulunan çeşitli tarihlerde (Fakülteli) rumuzu ile verdiği raporların teşkilâtça çıkartılmış özeti olduğunu; dosyadaki belgeleri de kendisinin verdiğini; ihtilâlci teşkilât gizli servisçe bilindiği için faaliyetleri önleme yönünden alınan tertibat sayesinde bunların faaliyetlerini fiiliyata dökemediklerini; olayların raporlarda açıklandığı gibi olduğunu; bantla konuşmaları saptarken önleme tedbiri olarak ortada radyo, teyp, pikap gibi müzik aletleri bulunduğunu söylemektedir.”

(Tıklayın) Türkiye’nin eğittiği Ninova Muhafızları neden Haşdi Şabi’ye katıldı?

Gelelim hikâyenin ilginç kısmına. Mahir Kaynak’ın anlattıklarına göre Cemal Madanoğlu ile aralarında çok ilginç bir hatıra geçmiş. Madanoğlu cuntası açığa çıkmamak için her seferinde farklı bir subayın annesinin evinde, buluşma yeri ve saati kısa bir süre önceden belirlenmek suretiyle toplantı yaparmış. Bir gün bir Rus yetkili Madanoğlu’nun avucuna bir kâğıt sıkıştırır. Kâğıtta cuntanın açığa çıkmak üzere olduğu, istihbaratın içlerine sızdığı yazmaktadır. Bunun üzerine bir toplantıda Cemal Madanoğlu, toplantıya başlamadan önce bu durumu cuntacılara izah eder ve herkesin üzerinin aranacağını söyler. Tabi Mahir Kaynak’ın üzeri her toplantıda olduğu gibi ses kayıt düzenekleri ile doludur. O an başından kaynar sular dökülür gibi hisseder Mahir Kaynak. Artık sona gelmiştir. Ölümü kaçınılmazdır.

Arama yapılacağını söyleyen Madanoğlu Mahir Kaynak’a döner ve “Evlat ara bakalım herkesi” der. Mahir Kaynak bu duyduğuna inanamaz. Hemen kendini toplar ve aramaya başlar herkesi. Hatta Madanoğlu, Mahir Kaynak’a kendini bile aratır. Peki, onu kim arayacaktır? Mahir Kaynak hayatının kumarını oynar ve kollarını iki yana açarak “Beni de siz arayın Paşam.” der. Madanoğlu, Mahir Kaynak’ın yanaklarını sıkar ve “Senden hiç şüphelenir miyim evlat, geç otur yerine.” der. Bu toplantılardan elde edilen kayıtlar da yargılamada delil olarak kullanılır ve Madanoğlu’nun sonu olur. Bu olay da istihbarat tarihimize “Madanoğlu Cuntası Operasyonu” olarak geçer.

“Öldürülmesinden 7 ay önce Turgut Özal’a bir mektup yazarak mektubun ilk bölümünde ABD tarafından bölgede konuşlu Çekiç Güç’teki bazı komutanların terör örgütü PKK’ya yardım ettiğini ayrıntıları ile açıklayan ve 17 Şubat 1993 tarihinde içinde bulunduğu Beechcraft B200 King Air tipi uçağın henüz aydınlanamayan nedenlerle(!) düşmesi sonucu hayatını kaybeden büyük komutan Eşref Bitlis’in aziz hatırasına… Ruhu şad olsun…” Saygılarımla…

SON OPERASYONLAR

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) “para kasası” olduğu belirtilen iş adamı Memduh Çıkmaz’ın, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) operasyonuyla Sudan’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmesi, yakın dönemdeki önemli
MİT operasyonlarının hatırlanmasına neden oldu.
MİT, son yıllarda değişen şartlar çerçevesinde yeniden yapılandırıldı. MİT Müsteşarlığı bünyesinde Stratejik Analiz Başkanlığı, İstihbarata Karşı Koyma Başkanlığı, Dış Operasyonlar Başkanlığı, Güvenlik İstihbaratı Başkanlığı, Elektronik ve Teknik İstihbarat Başkanlığı, Sinyal İstihbaratı Başkanlığı olmak üzere 6 ana başkanlık birimi oluşturuldu. Yeni yapılanma ile MİT’in teknik istihbarat olanakları geliştirildi, operasyon gücü de yükseltildi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından MİT içinde yurtdışına kaçan FETÖ mensuplarıyla ilgili bir ekip oluşturuldu. Bu ekibin çalışmaları sonucunda Memduh Çıkmaz’ın Sudan’da kaldığı yer 2 ay önce tespit edildi. Çıkmaz, MİT ile Sudan istihbarat biriminin ortak operasyonu ile bu ülkede gizlendiği evde yakalandı ve Türkiye’ye getirildi.
Öcalan Kenya’da
MİT’in, resmi olarak açıklanmayan çok sayıda operasyona imza attığı yönünde iddialar sürekli gündemde yer aldı. Ancak bunlar resmi doğrulama olmadığı için sürekli iddia düzeyinde kaldı. 16 Şubat 1999’da Abdullah Öcalan, MİT operasyonu ile Kenya’dan Türkiye’ye getirildi. Öcalan, Kenya’da Yunanistan Büyükelçiliği’ne sığınmıştı.
MİT’e, Yunanistan’ın Öcalan’ı Kenya’dan Hollanda’ya Falcon 900B tipi bir uçakla götüreceği istihbaratı geldi. Bu uçaktan Türkiye’de sadece bir tane vardı, o da eski bakanlardan Cavit Çağlar’a aitti. İçinde bordo berelilerinin de bulunduğu ekip, uçakla Hollanda’dan kalkan aynı tip uçaktan önce Kenya’ya gitti. Havalimanında derdest edilen Öcalan, özel uçak ile Bandırma’daki askeri havaalanına getirildi.
Cunta deşifre edildi
9 Mart Cuntası da MİT tarafından deşifre edilmişti. Milli Demokratik Devrimciler, Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı Devrim gazetesi etrafında birleşmişti. Bu hareketin lideri emekli Korgeneral Cemal Madanoğlu idi. Bu hareket, darbe yapmak ve Türkiye’de sosyalist bir yönetim kurmak istiyordu. 9 Mart 1971’deki darbe girişimi başarılı olamadı. Darbe içlerinde Mahir Kaynak ve Mehmet Eymür’ün de bulunduğu MİT mensuplarının durumu ve o dönemde ilgili toplantılara sızmış olan Korgeneral Atıf Erçıkan’ın toplantılarda aldığı kaset kayıtları sayesinde deşifre edildi.
Rehineler kurtarıldı
Terör örgütü DAEŞ, 11 Haziran 2014’te Türkiye’nin Musul başkonsolosluğuna baskın düzenledi. Baskında Türkiye’nin Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz’ın da dahil olduğu 49 kişi rehin alındı. Yılmaz ve 49 konsolosluk çalışanını serbest bırakılarak 20 Eylül 2014 sabaha karşı saat 05.00’te Türkiye’ye getirildi. Rehineleri kurtarma süreci MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanlığı’nca tamamen yerli bir operasyon olarak yürütüldü. MİT, Musul’daki rehin alınma olayının ardından DAEŞ’in bölgede daha önce gerçekleştirdiği tüm rehin alma operasyonlarını analiz ederek bir strateji geliştirdi ve bu çerçevede sonuca ulaştı.

SDG sözcüsü getirildi

MİT’in yakın tarihteki operasyonlarından biri Suriye Demokratik Güçleri (SDG) sözcüsü Talal Silo’nun Türkiye’ye getirilmesi. Suriye’de ABD’nin desteklediği PKK’nın uzantısı niteliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sözcülerinden Talal Silo, kasım ayında saf değiştirip terör örgütünden ayrıldı. Silo, MİT tarafından teslim alınarak Fırat Kalkanı Harekat bölgesi içinde yer alan Türkiye ve ÖSO’nun kontrolündeki Cerablus’a getirildi. Silo buradan Türkiye’ye getirilerek MİT tarafından sorgulandı.

MİT BAŞKANI Hakan Fidan aslen nerelidir, kaç yaşındadır ???

Türkiye tarihinin en çalkantılı dönenmelirnden birinde en hassas kurumun başında bulunan isim olan Hakan Fidan doğal olarak nereli olduğu merak ediliyor. Peki Hakan Fidan aslen nerelidir, kaç yaşındadır, daha önce hangi kurumlarda çalıştı?

Türkiye’nin en hassas kurumlarının başında uzun yıllardır devlet büyüklerinin güvenini kazanarak, kalmaya devam eden Hakan Fidan aslen nerelidir, kaç yaşındadır, daha önce hangi kurumlarda çalıştı? İşte Hakan Fidan hakkında çok merak edilen bilgilerden bazıları:

Hakan Fidan Ankara doğumlu olmasına karşın aslen Vanlı olduğu biliniyor. Ancak aslen Denizlili olduğu iddiaları da mevcuttur.

Kimlik bilgilerine göre Doğum yeri Ankara ‘dır.

Aslen nereli olduğuna dair en yakın iddia Denizli’de bir yerel gazetenin Hakan fidan hemşerimiz manşetine göre Denizli ‘dir.

Kendisi bu bilgiyi doğrulamamıştır.

Hakan Fidan’ın Van’lı olduğu belirtiliyor.

Hakan Fidan, 1968 yılında Ankara’da dünyaya geldi.

1986’da Kara Kuvvetleri Muhabere Okulu’ndan mezun olduktan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Astsubay rütbesiyle görev yapmaya başladı.

Fidan, TSK’da bilgisayar teknisyenliği görevinde de bulundu.

Fidan, NATO bünyesinde Almanya’da görev yaptı, bu görevi sırasında University of Maryland University College’dan (UMUC) mezun oldu.

Fidan, Türkiye’ye döndükten sonra da kariyer eğitimine devam etti. Bilkent Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölümü yüksek lisansla bitirdi.

Yüksek lisans tezi ise Intelligence and Foreign Policy: A Comparasion of British, American and Turkish Intelligence Systems başlığını taşıyordu.

Hakan Fidan bu tezinde Türkiye’nin dış istihbarat alanında güçlü bir sisteme ihtiyaç duyduğunu belirterek önerilerde bulunuyordu.

Aynı üniversiteden doktora tezi de hazırlayan Fidan’ın doktora tezinin konusu da yine bilgi çağına uygun bir başlığı taşıyordu. Diplomacy in the Information Age: The Use of Information Technologies in Verification başlığını taşıyan Fidan, bilgi teknolojilerini irdeliyordu.

Fidan OYAK üyeliğinin ardından 2001 TSK’dan ayrıldı. Ankara’da Avustralya Büyükelçiliği’ne danışmanlık yaptı.

Viyana’daki Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ve Cenevre’deki BM Silahsızlanma Enstitüsü ile Londra merkezli Verification Research, Training and Information Center’da çalışmalara imza attı.

Hakan Fidan, AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra 2003-2007 yıllarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığı’na getirildi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na danışmanlık yapan Hakan Fidan, Kasım 2007’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dış Politika Ve Uluslararası Güvenlikten Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görevlendirildi.

17 Nisan 2009’da, dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner’in yardımcılığına getirildi.

27 Mayıs 2010 tarihinde, MİT Müsteşarı olarak atandı.

Son olarak MİT’in müsteşarlıktan "Başkanlık"a dönüştürülmesi ve direkt Cumhurbaşkanlığına bağlanmasıyla Hakan Fidan Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ilk "başkanı" olarak tarihe geçti.

SUÇ DOSYASI : Sahte MİT’çiye 30 yıl hapis


Sahte MİT‘çiye 30 yıl hapis

SAMSUN’da kendini ‘Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) personeli’ olarak tanıtarak, dolandırıcılık yaptığı iddiasıyla tutuklanan Volkan Savaş’a (35), yargılandığı davada, 30 yıl hapis ve 868 bin TL para cezasına çarptırıldı.

Samsun’da, kendini ‘MİT personeli Tibet Demir’, olarak tanıtıp 2’si kadın 6 kişiyle yakınlık kuran Volkan Savaş, İngiltere’den geçici görevle geldiğini, yakın bir zamanda Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ‘Başdanışman’ olarak göreve atanacağını belirterek bakanlar ve kamu görevlileri ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu söyledi. Bu yolla 6 kişiyi toplam 328 bin 394 TL ve 5 bin Euro dolandıran Volkan Savaş, kayıplara karıştı.

Şikayet üzerine, 26 Temmuz 2018’de, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yakalanan Volkan Savaş, tutuklanarak Samsun T Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi. Savaş hakkında ‘kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtma ve bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemek suretiyle dolandırıcılık, kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin görüleceği vaadiyle aldatarak dolandırıcılık’ suçlarından dava açıldı.

Samsun 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Volkan Savaş, "Suçlamaları kabul etmiyorum. Benim hakkımda daha önce uğradığım silahlı saldırı nedeniyle koruma tedbir kararı mevcuttur. Bu yüzden kimliğimi saklamam mevcuttur. Ben kendimi MİT personeli olarak tanıtmadım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Ailem Ankara’da onlarla bile görüşmüyorum. Çünkü devamlı takip ediliyorum" dedi.

MİT DOSYASI : MİT’ten çok özel VIP yakın koruma eğitimi !!!


MİT’ten çok özel VIP yakın koruma eğitimi !!!

Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı tarafından devlet büyüklerine yönelik olası tehditlere karşı yakın korumaları özel eğitimden geçiriyor. "VIP Yakın Koruma Eğitimi" özel tasarım ve donanıma sahip tesislerde uzman personeller tarafından gerçekleştiriliyor.

Başta terörizm olmak üzere tüm güvenlik tehditlerine karşı etkin ve rasyonel mücadele yöntemlerinden biri olan koruma faaliyetlerine, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de büyük gereklilik duyuluyor.

Devlet kademesindeki önemli kişilerin olası tehditlere karşı korunması da önemli bir güvenlik gündemi oluşturuyor.

Koruma faaliyetinden sorumlu güvenlik birimlerinin bilgi, teknik ve kabiliyetlerini süreklilik arz edecek şekilde geliştirmesi ve sürekli üretken bir yapıya sahip olması vazgeçilmez bir unsur olarak öne çıkıyor.

Devletin tüm güvenlik kurumları gibi Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde de kurumun korumakla görevi olduğu devlet büyüklerine yönelik, özel eğitim ve donanıma sahip uzman personel tarafından "VIP Yakın Koruma Eğitimi" faaliyeti yürütülüyor.

ÖZEL TESİSLERDE ÖZEL EĞİTİM
Koruma eğitimi alanında sayılı güvenlik servislerinin sahip olduğu özel eğitim imkanlarını bünyesinde barındıran MİT‘in özel tasarım ve donanıma sahip eğitim tesislerinde yürütülen çalışmalar neticesinde VİP koruma hizmetleri sahaya taşınıyor.

MİT’in yakın koruma ve savunma alanında düzenlediği eğitim programlarının içeriğinde, "VIP Yakın Koruma Organizasyonlar Eğitimi, VIP Yakın Koruma Organizasyonları nazari ve uygulamalı eğitimleri, VIP güvenliğine yönelik keşif çalışmaları, VIP güvenliğine yönelik uzman koruma personelinin bilmesi gereken ilk yardım metotları, VIP güvenliğine yönelik uzman koruma personelinin arama metotları, uzman koruma personelince kullanılan silahlar ve mekanik nişancılık eğitimi, günlük koordinasyon sağlayıcı spor aktiviteleri, VIP’lere yönelik gerçekleşebilecek saldırı senaryolarına söre özel atış eğitimlerinin yanı sıra suikast ve sabotajlarda karşı koymak üzere oluşturulan unsurlar olan CAT (Karşı Saldırı- Atak Timi) ve keskin nişancılık eğitimleri" yer alıyor.

Teşkilat ulusal güvenlik birimlerinin yanı sıra çeşitli dost ve müttefik ülkelerin güvenlik birimlerine de VIP Koruma alanında eğitimleri sunuyor.

MİT DOSYASI : MİT bu siyah çantanın peşine düştü


MİT bu siyah çantanın peşine düştü

Irak’ın Erbil kentinde Türk diplomatın şehit edilmesi olayının ardından istihbarat şimdi saldırı esnasında şehit diplomat Köse’nin yanında bulunan ve tetiği çeken terörist tarafından alınan siyah çantanın bulunması çalışma yürütüyor.

Irak’ın kuzeyindeki Erbil şehrinde 17 Temmuz’da gerçekleştirilen saldırıda Türk diplomat Osman Köse şehit düşmüş, bu olay Türkiye’nin 25 yıl sonra ilk kez bir diplomatının terör saldırısına uğraması olarak tarihteki yerini almıştı.

Yeni Şafak gazetesinden Sertaç Aksan’ın haberine göre MİT’in koordinesinde yürütülen ve kimi noktalarda TSK’nın kimi noktalarda yerel emniyet güçlerinin dahil olduğu süreçte saldırıya karışanların hepsi oldukça kısa bir sürede etkisiz hale getirildi.

Diplomatımızı şehit eden kalleş kurşunu ateşleyen terörist Mazlum Dağ ve ona yardım eden 3 teröristi kıskıvrak yakalan Türkiye, bu ihanete azmettirici ve planlayıcı olarak bulaşan tüm teröristleri de nokta operasyonlarla öldürdü.

Bu operasyonlar kapsamında kimi zaman yerel güçlerle birlikte kara operasyonları düzenlenirken, kimi zaman da dünyada oldukça az sayıda ülkenin başarabileceği, hareket halindeki araçta bulunan teröristi herhangi bir patlama yaşanmadan hava-kara operasyonuyla etkisiz hale getirmek gibi çok önemli işlere imza atıldı.

Saldırıya dahli olan herkes cezasını çekti

Şehit Diplomat Köse’ye yönelik saldırıda ilk olarak tetiği çeken terörist Mazlum Dağ ve beraberindeki üç kişi Kuzey Irak’ta yakalandı. Terörist Dağ’ın, HDP’li Milletvekili Dersim Dağ’ın abisi olduğu ortaya çıktı.

18 Temmuz’da Duhok’ta gerçekleştirilen operasyonda ise teröristlerin içinde bulunduğu araç, Erbil’den çıkışından itibaren yerel istihbarat unsurlarının da katkısıyla takip edildi. Yerleşim yerinden uzak bir alanda araç, TSK unsurlarınca vuruldu ve teröristler etkisiz hale getirildi.

İkinci operasyon da 24 Temmuz’da düzenlendi. Teröristlerin içinde bulunduğu araç, Irak’ın kuzeyinde Batika kırsalında vuruldu. Operasyonlarda Osman Köse’ye yönelik suikastın 2 planlayıcısı ve korumaları etkisiz hale getirildi. Bu operasyonda öldürülen kişinin, Erbil saldırısının azmettiricisi PKK’lı terörist Erdoğan Ünal olduğu belirlendi.

MİT DOSYASI : Cumhurbaşkanı Erdoğan inceleme yaptı !!!!! İşte son teknolojiyle donatılan MİT’in yeni binası


Cumhurbaşkanı Erdoğan inceleme yaptı !!!!! İşte son teknolojiyle donatılan MİT’in yeni binası

Milli İstihbarat Teşkilatı, Ankara’da yeni binasına geçiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da incelemelerde bulunmak üzere helikopterle Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yeni binasına geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan son teknolojiyle donatılmış MİT’in yeni binasına saat 12.40 civarında geldi. Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere, Milli Savunma Bakanlığı ve kuvvet komutanlıkları bu bölgede toplanacak.

16

Güvenlik kurumları, tek merkezden faaliyetlerini yürütecek. Son teknolojiyle donatılan yeni binayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da ziyaret ederek incelemeler yaptı. İşte MİT’in yeni kalesinin özellikleri…

26

‘Kale’ olarak nitelendiriliyor

Yaklaşık 5 bin dönüm alanın üzerine inşa edilen ve ‘kale’ olarak nitelendirilen bina 3 metre yüksekliğinde duvarlarla çevrili.

36

Sinyal kesici dinlemeyi önleyen sistem

Bina ve çevresinde sinyal kesici dinlemeyi önleyen sistemlerinde de bulunduğu edinilen bilgiler arasında.

46

Mimari yapısı dikkat çekiyor

Ana binanın iç içe katmanlar şeklindeki mimari yapısı da dikkat çeken özelliklerinden biri olarak gösteriliyor.

56

MİT personel atış talimi yapacak

Devasa ana binanın haricinde MİT personelinin atış talimi yapacağı farklı bir bina da bölgede yer alıyor.

MİT DOSYASI : MİT artık sadece klasik istihbarat yapmıyor


MİT artık sadece klasik istihbarat yapmıyor

Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 2018 faaliyet raporunda klasik istihbari faaliyetlerin yanı sıra istihbarat diplomasisi çalışmalarının da hassasiyetle yürütüldüğü belirtildi.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) klasik istihbari faaliyetlerin yanı sıra istihbarat diplomasisi de yürütüyor. Başkanlığın internet sitesinde yayımlanan, teşkilatın faaliyetleri ve çalışmalarıyla ilgili bilginin yer almadığı raporda, MİT Başkanı Hakan Fidan’ın sunuş yazısı bulunuyor.

“İstihbarat diplomasisi çalışmaları yürütülüyor”

Fidan, yazısında, "Sürekli değişim ve gelişim ilkesiyle hareket eden teşkilatımız, mevcut uluslararası sistemin işleyişine ve ihtiyaçlara göre çalışmalarını şekillendirmekte, tehditler karşısında öngörülebilirliği artırmayı, hızlı hareket etmeyi ve doğru bilgiyi zamanında ilgili mercilere ulaştırmayı hedeflemektedir." ifadelerini kullandı.

MİT Başkanı Fidan, içeriden ve dışarıdan gelen tehditlerle mücadele, milli çıkarlar doğrultusunda Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası görünürlüğüyle etkinliğini artırma amaçlı klasik istihbari faaliyetlerin yanı sıra istihbarat diplomasisi çalışmalarının da teşkilat tarafından hassasiyetle yürütüldüğünü vurguladı.

“Yeni görevler nitelikli personeli zaruri kılıyor”

Artan sorumluluklar ve yeni görevlerin aynı zamanda nitelikli personel, yeni donanım ve kapasiteyi zaruri kıldığına dikkati çeken Fidan, şunları kaydetti:

"Teşkilatımız, tüm bu çalışmalarını 2018 yılında da bütüncül ve kapsayıcı yaklaşımla, bünyesinde yeni birimler oluşturma, farklı yetenek ve disiplinleri beraber kullanma, kadrosunu, çalışma yöntemlerini, fiziki ve teknik donanımını güncele uyarlama, yeni kabiliyetler geliştirme, kurumlararası koordinasyonu titizlikle sürdürme gayretiyle yerine getirmiştir."

PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : İşte MİT ve TSK’nın ‘Diyar Garip’ operasyonun perde arkası


İşte MİT ve TSK’nın ‘Diyar Garip’ operasyonun perde arkası

Terör örgütü PKK/KCK’nın sözde başkanlık ve yürütme konseyi üyelerinden Halmat Diyar kod adlı Diyar Garip Muhammed, MİT ve TSK’nın Kandil’de düzenlediği ortak operasyonla öldürüldü. 24 TV Ankara Haber Müdürü Necdet Tunaç, operasyonla ilgili önemli detayları anlattı. Son dönemdeki operasyonların ortak özelliğinin tamamen milli ve yerli imkânların kullanılması olduğunu belirten Tunç, ‘Yerde başlayan istihbarat gökyüzünde devam ediyor.’ dedi.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Kandil Dağı’nda ortak bir operasyon yürüttü. Söz konusu operasyon kapsamında terör örgütü PKK/KCK’nın sözde başkanlık ve yürütme konseyi üyelerinden Halmat Diyar kod adlı Diyar Garip Muhammed öldürüldü.

MİT ve TSK’nın ortak operasyonuyla ilgili önemli detaylar paylaşan 24 TV Ankara Haber Müdürü Necdet Tunaç, “Uzunca bir süredir bu bölgedeki PKK/KCK unsurları takip ediliyordu.” diye konuştu.

Necdet Tunaç, şunları kaydetti:

“Bu teröristin (Halmat Diyar kod adlı Diyar Garip Muhammed) en önemli özelliği, terör örgütünün sözde yürütme konseyinin Irak ve Suriye bağlantılarını sağlayan, sevkiyatları yöneten isim olması. Bu operasyonla birlikte örgüte şu mesaj verilmiştir; Artık Kandil’de de rahat değilsiniz. Operasyonda etkili sonuç alınması, terör örgütü PKK/KCK’nın sözde yürütme konseyi üyelerinin artık burunlarını mağaradan çıkaramayacaklarını da gösteriyor.”

MİT’in Lazkiye’de gerçekleştirdiği operasyonla, Reyhanlı saldırısının planlayıcısı olan terörist Yusuf Nazik’i Türkiye’ye getirme başarısını ve yine terör örgütü elebaşlarından Rıza Altun’un konvoyunun vurulduğu operasyonu hatırlatan Tunaç şöyle konuştu:

TAMAMEN MİLLİ VE YERLİ İMKANLAR

İki önemli somut örnek var. İki ortak özelliği var. Yusuf Nazik, Reyhanlı saldırısının planlayıcısı bir isimdi. Yusuf Nazik’in canlı olarak Türkiye’ye getirilmesi başlı başına büyük operasyondu. Rıza Altun’a gerçekleştirilen operasyonla bu son operasyonun ortak özelliği tamamen milli ve yerli imkânların kullanmasıdır.

MİT’in aldığı istihbaratın değerlendirilmesi, Bayraktar İHA’larıyla bu ismin gökyüzünden takip edilmesi, lazerle işaretlenmesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin işaretlenmiş hedefleri vurması. Yerde başlayan istihbarat, gökyüzünde devam ediyor ve onların işaretlediği unsurlar savaş uçaklarıyla etkisiz hale getiriliyor.

Silahlı kuvvetler ile Milli İstihbarat Teşkilatının birlikte çalışmasının faydaları görülüyor. Terörist elebaşlarından Rıza Altun ağır yaralandı, Diyar Garip Muhammed etkisiz hale getirildi.

KANDİL’DE PANİK HAVASI

Operasyon Kandil’in Kortek Virajları bölgesinde gerçekleştirildi. Artık ellerini kollarını sallayarak gezemeyecekler. Artık Kandil’in içinde bile bu operasyonlar yapılıyor. PKK terör örgütünün sosyal medyadaki hesaplarında bir ölüm sessizliği var.

TERÖRİST DİYAR GARİP MUHAMED KİMDİ?

Halmat Diyar kod adıyla Diyar Garip Muhammed, terör örgütü PKK içinde karar merci içinde olan 7 isminden biriydi. Rıza Altun nasıl dış işlerinden sorumlu bir isimse, bu bahsettiğimiz isim de PKK’nın Irak sorumlusu olarak adlandırdığı bir isim. Bölgedeki birçok kritik noktaya sevkiyatların sağlanması kararını veren etkin bir merciydi. Sincar’a, Mahmur’a terör örgütü unsurlarına sevkiyatları sağlayan bir isimdi. Bu bir çözülmenin de işareti.