MİT DOSYASI /// Tunca Bengin : MİT’in MOSSAD’ı kıskandıran başarısı


Tunca Bengin : MİT’in MOSSAD’ı kıskandıran başarısı

E-POSTA : tunca.bengin

Günlerdir “Beşte-pe’ye giden CHP’li” iddiasıyla başlayan gazetecilik etiği dersleri ve karşılıklı siyasi kumpas senaryolarına odaklandık… Dün itibarıyla geldiğimiz noktada ise İnce’nin sert çıkışıyla kumpas açısından oklar CHP genel merkezine yönelmiş durumda… Dolayısıyla ülkede bir yanda nerede, nasıl sonlanacağı flu, dipsiz bir tartışma, diğer yanda da başta terörle mücadele olmak üzere sorunlar ve çözümlere dönük “gerçek” gündem gibi iki farklı görüntü söz konusu. Nitekim dün siyasi arenada “kumpas” tartışmaları sürerken Savunma ve İçişleri bakanlıklarından teröristlere yönelik operasyonlarla ilgili peş peşe gelen açıklamalarla da bunun en somut örneğini yaşadık. O nedenle de “gerçek” gündeme odaklanmak da yarar var. Öncelikle de terörle mücadeleye…

Şöyle ki;
PKK/PYD/YPG,DAEŞ ile FETÖ’ye peş peşe indirilen ağır darbeler Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının yanı sıra imkân ve kabiliyetini de çok net ortaya koydu, koyuyor. Özellikle de istihbarat açısından. Çünkü terörle, teröristle mücadele başarı güvenlik güçlerinin donanımı ve kullanılan teknoloji kadar doğrudan istihbaratın etkinliğiyle de bağlantılı bir durum. Yani caydırıcılık açısından var olan vurucu güçle birlikte güvenilir, net bilgi elde etmek ve doğru ya da nokta hedeflere yönlendirmek de gerekiyor. Ki bu bağlamda hem teknik yetersizlik hem de teşkilat bünyesindeki FETÖ’cü hainlerden kaynaklanan geçmişte yaşanmış kötü örnekler de var. Dolayısıyla da son dönemlerde yakalanan, etkisiz hale getirilen terörist sayılarına baktığımızda şu anda istihbarat olarak Türkiye’nin çok önemli bir yerde olduğu çok açık.

Nedenlerini Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin, özetliyor:

“Bu işin iki, üç boyutu var. Birisi İHA, SİHA’lar başta olmak üzere teknolojiyi kullanıyoruz, ikincisi MİT bölgede insan istihbaratı olarak yerleşmiş vaziyette. Yani kurduğu teşkilat vasıtasıyla yerel unsurlardan haberler alıyor ve o haberleri size aktarıyor… Ya da bir başka yerden haber geldiği zaman da onlar teyit ediyorlar. Bu iki önemli gelişme Türkiye’nin önünü açtı. Bir de yurt dışı ve içinde çeşitli renklerdeki arananlar listelerinde yer alanların takibi var. Yani MİT belli hedefler üzerine de yoğunlaşmış vaziyette. O nedenle de hem insan istihbaratı hem teknoloji kritik önemde. Çünkü eskiden bir kaç tane olan İHA’lar şimdi çok sayıda, böyle olduğu için de 24 saat aralıksız gözetleme imkânı veriyor. Tabi bu arada Türkiye çok kısa zamanda profesyonel birlikler de oluşturdu. Ve bunların hepsi hibrit savaşa göre biçimlendirilmiş durumda. Yani hem özel harekât hem de klasik harekât yapabiliyorlar.”

Teknoloji açısından İsrail çok iyi bilinir?

“Doğru, bu konuda İsrail çok önemliydi. Şu an teknoloji konusunda İsrail’i yakaladık özellikle İHA’lar konusunda. İnsan istihbaratı konusunda da MOSSAD’ı falan yakaladığımızı hatta geçtiğimizi değerlendiriyorum. Yani insan istihbaratı konusunda da bölgede MİT en az MOSSAD kadar, İngiliz istihbaratı MI6 kadar iyi.”

MİT, MOSSAD kadar etkili anlamında mı?

“En az onun kadar etkili. Belki daha fazlası vardır eksiği yoktur. Son yaptıkları operasyonlara, elde edilen başarılara baktığımız zaman sadece PKK üzerinde değil, DAEŞ, El Kaide vs. radikal gruplara baktığımızda onlarla ilgili çalışmaları da var. Türkiye içerisinde de 4 milyon sığınmacıyı bir şekilde bazı istihbarat örgütleri yönlendirmesin diye kontrol ediyorlar. Türkiye dışındaki soydaşlarımızın ya da vatandaşlarımızın bulunduğu yerlerde yabancı istihbarat örgütleri tarafından etki altına alınmasını engellemeye dönük çalışmaları da var. Dolayısıyla istihbarat açısından çok önemli bir noktaya geldik diye değerlendiriyorum…”

Bu durum CIA ve MOSSAD’ı rahatsız etmiyor mu?

“Etmez olur mu? Ediyor tabi ama şu da var sahada her zaman istihbarat örgütleri arasında işbirliği olur. Tabi bu Türk istihbaratının başarısının MOSSAD ve CIA’yı rahatsız ettiği gerçeğini değiştirmiyor. Onun için onlarda bizim bölgemizde adamlar kullanıyorlar. Mesela Suriye Milli Ordusu’nun arasında, İdlib’de El Nusra’nın içerisinde bunların kullandığı adamlar vardır. Zaman zaman provokasyon da yapıyorlar. Bu açık, bu konuyu tartışmak bile abes…”.

MİT DOSYASI : MİT yeni binasına taşındı !!!!


MİT yeni binasına taşındı !!!!

Son dönemde hem yurtiçi hem de yurtdışında başarılı operasyonlara imza atan Milli İstihbarat Teşkilatı yeni binasına taşındı.

MİT son yıllarda yurt içinde ve yurt dışında peş peşe birbirinden başarılı operasyonlara imza atarken, istihbarat alanında adeta sessiz bir devrim gerçekleştiriyor.

Personel "kale"ye taşındı

Ayrıca teşkilat, birkaç ay önce, Yenimahalle’deki binanın yetersizliği nedeniyle Ankara’nın batısında kalan Bağlıca semtindeki inşa edilen yeni MİT karargahına taşınmasını tamamladı.

Son teknoloji kullanılan bina, teknik donanımı ile rakiplerine adeta parmak ısırtıyor!

Gayrı resmî ismi "Kale" olan bu yeni karargâhın resmî açılışının önümüzdeki haftalarda yapılması bekleniyor.

Dışarıdan karargâhın içini görmek mümkün değil. Ancak semt sakinleri yeni komşuları hakkında kısaca şunu söylüyor; "Orada hayat 7/24 devam ediyor. MİT’in ışıkları hep yanıyor. Biz burada rahat uyuyoruz. Onlar kesintisiz çalışıyor."

Çalışmalar gizlilik içinde yürütülüyor

MİT mensuplarının yerine getirdikleri görevler istihbarat kuruluşlarının doğası gereği gizlilik içinde yürütülüyor. Teşkilat yerine getirdiği kritik görevler hakkında kamuoyuna açıklama da yapmıyor.

Vatandaşlar genelde bu başarılı görevleri, konuyla ilgili diğer kurumların yaptıkları açıklamalardan öğreniyor. Tıpkı bugün El Bab’da gerçekleştirilen saldırının failinin yakalanması gibi…

Suriye’nin kuzeyindeki El Bab’da bombalı araçla 18 sivili katleden PKK/YPG’li teröristin Milli İstihbarat Teşkilâtı’nın operasyonuyla yakalandığını yine Milli Savunma Bakanlığı kamuoyuna duyurdu.

SİBER İSTİHBARAT DOSYASI /// 7 ülkeden 100 bin saldırı oldu : MİT’ten sonra SİB kuruluyor


7 ülkeden 100 bin saldırı oldu : MİT’ten sonra SİB kuruluyor

Son 1 yıl içerisinde Türkiye’ye yönelik siber saldırı sayısı 100 bine yaklaşmış durumda. Son olarak geçtiğimiz ayın son haftasında gerçekleştirilen saldırılarda Türkiye’nin önde gelen iki kurumunda kısa süreli hizmet aksamaları meydana geldi. Geçtiğimiz yıla göre iki kat artışın yaşandığı bu yeni nesil güvenlik tehdidine karşı Siber İstihbarat Birimi kurulması gündemde. Bu sayede kurulacak ağ üzerinden istihbarat kaynakları çoğaltılarak maddi ve itibar kayıplarına yol açan siber saldırılar önceden haber alınacak ve gerekli müdahalelerde hızlıca bulunulabilecek.

Türkiye’ye yönelik siber saldırılar çoğunlukla elektronik haberleşme altyapısını ve kamu kurumları başta olmak üzere bankacılık, enerji, sağlık gibi kritik sektörlerde faaliyet gösteren kuruluşları hedef alıyor.

Söz konusu saldırıların yüzde 99’unu dağıtık servis dışı bırakma (DDoS) ve oltalama (phishing) saldırıları oluşturuyor.

Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde bulunan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’ne (USOM) 2019 yılı içerisinde işletmeciler tarafından raporlanan saldırılar geçtiğimiz yıla göre 2 kat artışla 100 bine yaklaşmış durumda.

7 ÜLKEDEKİ SERVERLAR KULLANILIYOR

Son günlerde özellikle bankacılık sektörüne çok yoğun DDoS atakları yapılıyor. Söz konusu saldırılarda ABD, Hollanda, Ukrayna, Çin, Tayland, Rusya ve İran üzerindeki serverlar etkin olarak kullanılıyor.

Ekim ayının son haftasında ABD ve Rusya üzerinden gerçekleştirilen siber saldırı da bunlardan bir tanesi.

DDoS tekniği kullanılan saldırılardan en çok Türk Telekom ve Garanti BBVA etkilenmiş uzun süre hizmetlerde aksamalar meydana gelmişti.

DDoS saldırısı, internete bağlı bir hizmeti geçici ya da süresiz olarak aksatmayı hedefliyor. Bir başka deyişle DDoS saldırısı, web kaynağına birden çok istek göndererek internet sitesinin kapasitesini aşmasına yol açıyor ve sistemin çalışmasını engelliyor.

SİBER GÜVENLİK STRATEJİSİ HAZIRLANACAK

Siber saldırıların 2 kat artarak 100 bin bandına dayanmasının ardından Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi için hazırlık çalışmalarına başlanarak gerekli olan mevzuat çalışması da yapılacak. Çalışmayı Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, Ulaştırma Bakanlığı ve TÜBİTAK ortak yürütecek.

ÇALIŞTAY YAPILACAK

Avrupa Birliği’nin Şebeke ve Bilgi Güvenliği Direktifine uyum sağlanmasına yönelik de çalışma yürütülecek ve buna ilişkin teknik yardım projesi başlatılacak. Bu aşamada kritik kamu kurum ve kuruluşlarının da katıldığı iki çalıştay gerçekleştirilecek.

Ayrıca İhtiyaç duyulan alanlara yönelik 5 güvenlik standartı tespit edilerek bunların adaptasyonu sağlanacak. Kritik altyapılarda bilgi yönetim güvenliği sistemi de kurulacak.

SİBER TEHDİTE KARŞI SİB

Ulusal siber güvenliğinde en önemli adım ise bilgi ve iletişim teknolojileri altyapılarına yönelik ortaya çıkan tehditlere ilişkin atılacak. Bu noktada 2020 yılı için bir Siber İstihbarat Birimi kurulması da gündemde. Kurulacak ağ üzerinden siber tehdit istihbaratı sağlanan kaynakların sayısı çoğaltılacakken, ulusal siber güvenlik olaylarına müdahale ve koordinasyon kapasitesi de arttırılacak.

2020 yılı içerisinde bin üniversite öğrencisine siber güvenlik alanında eğitimi verilecek.

Siber güvenliğe yönelik ABD, Avustralya, Brezilya, Estonya, Hindistan, İngiltere, İtalya ve Japonya’da Siber Güvenlik Operasyon Merkezi gibi çeşitli isimler altında özel birimler bulunuyor.

KRİTİK ALTYAPIYA TEST YATAĞI

Siber güvenlik sistemlerinin faydalanması ve bu alanda katma değeri daha yüksek ürün ve çözümlerin geliştirilmesi için de kamu araştırma kurumları ile üniversitelerin de dahil olduğu siber güvenlik ürünü geliştirilecek. Bu projelerden elde edilen çıktılar açık kaynak kodlu siber güvenlik ekosistemiyle paylaşılacak.

Yine siber tehditlere karşı geliştirilem 30 ürüne yönelik etiketleme yapılarak sertifika verilecek ve bu alanda çalışma yürüten 10 firmaya ihracat desteği sağlanacak.

Kritik altyapılara yönelik ise Endüstriyel Kontrol Sistemleri Test Yatağı Merkezi kurulacak.

BİN ÜNİVERSİTELİYE ÖZEL EĞİTİM

Düzenlemeler dahilinde üniversitelerin müfredatlarında da değişiklik yapılacak. Bu kapsamda bin üniversite öğrencisine siber güvenlik eğitimi verilecek ve üniversitelerde siber güvenlik müfredatı içerisinde siber güvenlik lisans ve yüksek lisans programları oluşturulacak.

MİT DOSYASI : MİT ESKİ KONTRTERÖR D. BŞK. MEHMET EYMÜR’ÜN ATİN (.) ORG SİTESİ YAZILARI /// 431 ADET İSTİHBARİ YAZI /// DOSYA HACMİ : 75,4 MB


MİT ESKİ KONTRTERÖR DAİRESİ BAŞKANI MEHMET EYMÜR’ün www.atin.org SİTESİNE AİT 431 ADET İSTİHBARİ YAZI

DOSYA HACMİ : 75,4 MB

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Tırları durdurmak için MİT görevlilerini dinlemişler


Tırları durdurmak için MİT görevlilerini dinlemişler

Ankara İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü eski görevlisi FETÖ mensuplarının, MİT tırlarını durdurmak için yapılan operasyon öncesi 7 MİT görevlisini "uyuşturucu ticareti" yaptıkları bahanesiyle dinledikleri ortaya çıktı.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesince MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin 54 sanıklı davayla ilgili gerekçeli kararda, 1 Ocak 2014’te Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde, 19 Ocak 2014’te de Adana’nın Ceyhan ilçesinde MİT’e ait araçların durdurularak arama yapılmasıyla ilgili Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) organizasyonu gözler önüne serildi.

Gerekçeli karara göre, "doğrudan hükümeti ve MİT’i hedef alan, planlı bir örgütsel organizasyonu" hayata geçiren FETÖ, ilk olarak 1 Ocak 2014’te, Hatay Kırıkhan’da MİT’e ait, gizli görev kapsamında devlet sırrı niteliğinde malzeme taşıyan tırı uydurma bir ihbarla durdurup aramaya teşebbüs etti.

Bu eylemle "devletin, MİT aracılığıyla yürüttüğü, güvenliğiyle iç ve dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken faaliyetlerini açığa çıkarıp ifşa etme" amacına ulaşamayan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ve örgütün bu amacı doğrultusunda hareket eden üyeleri, bu kez amaca ulaşmak için daha kapsamlı bir çalışmayla hazırlık yaptı.

Sanıklardan dönemin Ankara İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Yarbay Erdal Turna ve bu birimde görevli bazı sanıklar, 19 Ocak 2014’te MİT tarafından yerine getirilecek gizli ve içeriği devlet sırrı olan faaliyette görev alacak 7 MİT görevlisinin telefonlarını bir şekilde tespit etti.

Ankara İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube’de görevli FETÖ mensupları, uyuşturucu madde ticareti ve kaçakçılık suçlarından yürüttükleri istihbari takibi bahane ederek, 7 Ocak 2014’te, 7 MİT görevlisi hakkında, uydurma araştırma raporlarıyla uyuşturucu madde ticareti ve kaçakçılık suçlarından Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden iletişimin dinlenilmesi, kayda alınması ye sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi yönünde kararlar aldırdı. Telefonların dinlenmesi ve teknik takibine 10 gün süreyle devam edildi.

Böylelikle MİT mensuplarının görevlerini ifa ettikleri esnada iletişimlerini dinleyip, kayda alan, sinyal bilgilerini değerlendiren örgüt mensupları, bu şekilde yardım faaliyetiyle ilgili süreçten anbean haberdar oldu, faaliyetin tüm ayrıntısını öğrendi.

Bu yolla tırları ve MİT görevlilerini Ankara’dan yola çıktıklarında fiziki olarak takip eden, olay günü ihbarı yapmadan önce organizasyonun Adana ayağındaki unsurlarını öğrendikleri ayrıntılarla ilgili bilgilendiren örgüt mensupları, sonrasında da ihbar organizasyonunu gerçekleştirdi.

Gerekçeli karara göre, Ankara İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olan sanık Erdal Turna, bu dinleme faaliyetlerinin ve ihbara kadarki takip işlemlerinin tüm organizasyonunu yaptı.

Bu kapsamda, 18 Ocak 2014’ü 19 Ocak’a bağlayan gece saatlerinden itibaren MİT’in gizli ve içeriği devlet sırrı faaliyetinde görevli tırlar, Ankara Esenboğa Havalimanından hareket etti. Tırları ve eskort araçları takibe başlayan iki örgüt mensubu, ertesi günün ilk saatlerinde, Gölbaşı ilçe çıkışında tırların ve refakatçi aracın plakalarını tespit ettikten sonra takibe son verdi.

Fiziki takip sırasında sanık Ahmet Yüksel de MİT personelinin baz istasyonu takibini yaparak yardımcı oldu. Bu aşamadan sonra İl Jandarma Komutanlığı’na geçen sanıklar, tırlara refakat eden MİT görevlilerini bir süre de sistem üzerinden takip etti.

Ankara’daki örgüt mensupları, 19 Ocak 2014 saat 03.57’de Adana Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü’ndeki örgüt mensuplarını arayarak, tırların Adana’ya doğru yola çıktığı bilgisini verdi, bir süre sonra da "kurguyu gizlemek ve gerçekleştirilecek eylemlere adli soruşturma görüntüsü vermek" amacıyla Ankara’nın Etlik semtindeki ankesörlü telefondan Adana Jandarma ihbar hattını arayarak gerçekleştirilecek eylemlerin dayanağı olarak gösterilen ihbarı yaptı.

Gerekçeli kararda tanık olarak beyanına yer verilen ve FETÖ mensuplarınca takiple dinlendiklerinden haberi olmayan bir MİT görevlisi ise tırların yola çıkışını ve güzergahta yaşananları şu sözlerle anlattı:

"18 Ocak 2014 günü Esenboğa Havaalanı’na insani yardım malzemesi geleceğini ve bunun Hatay’daki ünitemize götürüleceğini söylediler. Kurumdan talimatı alınca 19 Ocak 2014 günü Ankara’dan Hatay’a götürülmek üzere 6 tane kapalı çelik sandığı 3 adet tıra yükleyip yola çıktık. Yaptığımız iş gereği sandıkların içinde ne olduğunu bilmiyorduk. Tırlara eskortluk yapan araçta bulunuyordum. Gece saat 02.00 sularında Ankara’dan yola çıktık, kafilenin sorumlusu bendim. Adana doğu girişinde Ceyhan gişelerine vardığımız da gişelerin sağdan 5 şeridinin araçlarla ve askerle kapatıldığını, soldan iki şeridinin açık olduğunu gördük, gişeleri geçer geçmez arkada büyük bir askeri kalabalığın bulunduğunu fark ettik."

AYAKLANMALAR DOSYASI : MİT’İN 5 ŞÖVALYESİ VE 6-7 EYLÜL AYAKLANMALARINDAKİ CASUSLAR


Beş kişiydiler..

Beş farklı insan..

Biri öğrenci, biri patron, biri gazeteci, biri kaymakam, biri asker..

Oktay Engin, Mithat Perin, Gökşen Sipahioğlu, Hayretttin Nakipoğlu ve Sabri Yirmibeşoğlu..

61 yıl önce kaderleri ortak bir noktada buluştu.

1955 yılının 6-7 Eylül’ünden sonra hayatları birden bire değişti.

*. *. *

Yıl 1955 idi..

5 Eylül’ü 6 Eylül’e bağlayan gece..

Selanik’te Atatürk’ün evi bombalandı..

Türkiye olayı TRT Radyo’nun öğlen 13.00 haber bülteninden duydu..

Ardından İstanbul Ekspress Gazetesi "Yıldırım Baskı" yaptı..

Normalde 20 bin satan gazete o gün tam 290 bin adet basılmıştı.

Özellikle Rumlar’ın yoğun olduğu semtlerde dağıtıldı..

İstanbul Ekspress tam sayfa verdiği haberde "Atamızın evi bombayla hasara uğradı" başlığını kullandı..

Gazete bombayı Yunanlılar’ın attığını yazıyordu..

İşte ne olduysa bundan sonra oldu..

Ülkede "Rum Avı" başladı.

Başta İstanbul olmak ùzere sahil kentlerindeki Rumlar’ın işyerleri ve evleri talan edildi…

15 Rum öldürüldü, 300 kişi yaralandı..

30’dan fazla kadına tecavüz edildi..

4214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile fabrika, otel, bar gibi 5317 mekan talan edildi..

Kiliselerin içindeki kutsal resimler, haçlar, ikonalar ve diğer kutsal eşyalar tahrip edildi..

İstanbul’da bulunan 73 Rum Ortodoks kilisesinin tamamı ateşe verildi.

Rum ,Yahudi ve Ermeni mezarlıkları saldırıya uğradı..

İki gün süren yağma, talan ve linçten sonra sıkıyönetim ilan edildi..

Türkiye’deki tüm gazeteler olayda "Yunan kışkırtması" olduğunu ve Yunanlılar’ın Atatürk’ün evinin bombalayarak halkı tahrik ettiğini yazdı..

*. *. *

Yunanistan hükümeti olayın aydınlanması için hemen soruşturma başlattı..

Öncelikle Atatürk’ün evinde hiçbir hasar yoktu..

Atılan bir ses bombasıydı..

Üstelik görgü tanıkları vardı..

Yunan makamlarına göre Atatürk’ün evini iki Türk, konsolosluk görevlisi Hasan Uçar ile üniversite öğrencisi Oktay Engin bombalamıştı.

Hasan Uçar yardım etmiş, Oktay Engin bombayı atmıştı

İkisi de hemen tutuklandı..

Bombacı Oktay Engin 21 yaşında ve Batı Trakya Türklerindendi.

Türkiye’nin verdiği bursla Selanik’te hukuk fakültesinde okuyordu..

Bir süre sorgulandıktan sonra tutuksuz yargılanmak ùzere serbest bırakıldı..

Yunanistan dışına çıkması yasaktı ama nasıl olduysa Türkiye’ye kaçtı..

Yargılaması bittiğinde 3 yıl 6 ay hapis cezası aldı..

Yunanistan cezasını çekmesi için Oktay Engin’in hemen iadesini istedi..

Türkiye vermedi..

*. *. *

Oktay Engin Türkiye’ye geldikten sonra elini kolunu sallayarak dolaştı..

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ikinci sınıftan eğitimine devam etti..

Üniversiteye kayıt yaptırırken, Selanik’de eğitim gördüğüne dair geçerli belge getirmesi gerekiyordu..

Nedense ondan istenmedi.

Okurken İstanbul Belediyesi’nde maaşa bağlandı..

Mezun olunca kaymakamlık sınavını kazandı..

Çankaya kaymakamı oldu..

Ancak dönemin emniyet müdürü tarafından özel olarak istendi ve Emniyet Genel Müdürlüğü Siyasi İşler Müdürlüğü’ne atandı..

Eşi benzeri görülmemiş, inanılmaz bir terfiydi bu..

Bu göreve gelmek için en az 15 yıllık bir tecrübe gerekiyordu..

Acemi kaymakam Oktay Engin basamakları ikişer üçer çıkıyordu..

Sanki birileri "Yürü ya Oktay" demişti..

Ardından vali oldu..

Nevşehir Valisi..

Atatürk’ün Selanik’teki evini bombalayan adam artık bir Türkiye Cumhuriyeti valisiydi..

*. *. *

Ya diğerleri..

Oktay Engin’i hiç bir tecrübesi olmamasına ragmen siyasi şubenin başına getiren kişi Emniyet Genel Müdürü Hayrettin Nakipoğlu idi..

İlginçtir..

Hayrettin Nakipoğlu 6-7 Eylül olaylarının olduğu gün Beyoğlu kaymakamıydı..

Emniyet Müdürlüğü’nün ardından Adalet Partisi Kayseri Milletvekili oldu ve 1970 yılında İmar İskan Bakanlığı yaptı..

*. *. *

O gün "Atamızın evi bombalandı" manşetiyle yıldırım baskı yapan ve Rumlar’ın yoğun olduğu semtlerde dağıtılan İstanbul Ekspress gazetesininin sahibi Mithat Perin’di.

Olaylardan kısa bir süre sonra Demokrat Partiden İstanbul Milletvekili oldu..

Daha sonra Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanlığı, Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Üyeliği, İstanbul ve İzmir Gazeteciler Cemiyetlerinin başkanlığını yaptı..

*. *. *

İstanbul Ekspress Gazetesi’nin o dönem ki Genel Yayın Yönetmeni ise Gökşin Sipahioğlu’ydu..

Yıldırım baskıyı hazırlayan kişiydi..

1960’larda SIPA Press’i kurdu..

Askeri kriz yaşanan ve kimsenin girmeyi cesaret edemediği ülkelere girdi..

Bu ülkelerden dünya medyasına fotoğraflar geçerek tanındı..

1969’da SIPA Press dünyanın en büyük fotoğraf ajansı seçildi.

SIPA Press olay çıkacak ülkelere daha önceden muhabir göndermesiyle ünlendi..

O dönem Sipahioğlu’nun MİT’in Avrupa’daki önemli kaynaklarından birisi olduğu iddia edildi.

Yıllar sonra patronu Mithat Perin, 6-7 Eylül’de Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Gökşin Sipahioğlu’nu kullandığını itiraf etti..

*. *. *

Beşinci kişi Sabri Yirmibeşoğlu..

6-7 Eylül’de Özel Harp Dairesi’nde (Seferberlik Tetkik Kurulu) görevliydi..

Sonra Özel Harp Dairesi’nin Başkanı oldu..

1974 yılında Kıbrıs’ta Özel Harp Dairesi’nin sivil direnişi örgütleyen lideri olarak nam saldı..

Sabri Yirmibeşoğlu’nun yıllar sonra "6-7 Eylül bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı." demişti.

23 Eylül 2010 tarihinde Habertürk gazetesine ise şunları söylemişti.

"Eğer bir yerde halkın galeyana gelmesini bir mukavemet hareketini göstermesini arzu ederseniz sizin saygın değerlerinize düşmanın, karşı tarafın bir şey yaptığını, küçültücü hareket yaptığını gösterirseniz, halkı galeyana getirirsiniz. Özel Harp’te bir kural vardır; halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs’ta cami yaktık biz. Cami yakılır mesela."

*. *. *

Beş kişiydiler..

Beş farklı insan..

Biri öğrenci, biri patron, biri gazeteci, biri kaymakam, biri asker..

Oktay Engin, Mithat Perin, Gökşen Sipahioğlu, Hayretttin Nakipoğlu ve Sabri Yirmibeşoğlu..

61 yıl önce kaderleri ortak bir noktada buluştu.

1955 yılının 6-7 Eylül’ünden sonra hayatları birden bire değişti..

Sanki Allah hepsine "yürü ya kulum" demişti..

Casus filmi senaryosu gibi değil mi?.

Casus filmi demişken..

6-7 Eylül olaylarının olduğu günler İngiliz Sunday Times Gazetesi’nin muhabiri de İstanbul’daydı..

Hem de İstiklal Caddesi’nde..

Olayların tam ortasında..

Üstelik Atatürk’ün evinin bombalandığı Selanik’ten yeni gelmişti..

Kimdi o biliyor musunuz?..

Ian Fleming..

"007 James Bond" karakterini yaratan dünyaca ünlü yazar..

Ve İngiliz istihbarat örgütü MI6’ın ajanı..

Herkese iyi haftalar dilerim..

(Sedat Kaya, Datça)

MİT DOSYASI : IŞİD üyesi Balı-MİT ilişkisi iddiası Meclis’e taşındı


IŞİD üyesi Balı-MİT ilişkisi iddiası Meclis’e taşındı

Ankara katliamının planlayıcısı IŞİD üyesi İlhami Balı’nın kırmızı bültenle arandığı dönemde MİT tarafından Ankara’da bir otelde konakladığı iddiası CHP ve HDP tarafından Meclis gündemine taşındı.

ANKARA – Ankara Tren Garı’nda 103 kişinin ölümü ile sonuçlanan katliamın planlayıcısı, IŞİD’in Türkiye sorumlusu olarak bilinen İlhami Balı’nın kırmızı bültenle arandığı dönemde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Ankara’da bir otelde ağırlandığına ilişkin iddialar HDP ve CHP tarafından Meclis gündemine taşındı. Balı’nın Suruç ve Ankara katliamları başta olmak üzere çok sayıda saldırının faili olduğu hatırlatıldı.

CHP’Lİ ŞEKER’DEN SOYLU’YA 6 SORU

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, MİT’in İlhami Balı ile bağlantı iddialarını işaret ederek, “7 Haziran-1 Kasım arası karanlık dönemin kirli ilişkilerinin ortaya çıkarılarak tüm sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerekiyor” dedi.

Meclis Başkanlığı’na, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle önerge veren Ali Şeker, kırmızı bültenle aranan İlhami Balı’nın 27-29 Mart 2016 tarihleri arasında Ankara’da lüks bir otelde konakladığı iddialarının gerçek olup olmadığını sordu. İlhami Balı’nın Ankara’da konaklatıldığı süreçte üst düzey MİT yetkilileri ile görüştüğü iddialarının da cevaplanmasını isteyen CHP’li Şeker, “İlhami Balı 27-29 Mart 2019 tarihi öncesinde de istihbarat yetkilileri ile iletişim halinde miydi?” diye sordu.

‘SALDIRILARA KARŞI NEDEN TEDBİR ALINMADI?’

CHP’li Ali Şeker, İlhami Balı’nın Suruç ve Ankara katliamları başta olmak üzere çok sayıda saldırının faili olduğunu hatırlatarak, Soylu’dan şu sorulara yanıt istedi:

-İlhami Balı’nın telefonları teknik takibe alınmış mıdır? Alındı ise İlhami Balı’nın telefonları dinlendiği halde organize ettiği katliamlar ve saldırılara ilişkin gerekli tedbirler neden alınmamıştır?

-İlhami Balı’nın ve Adıyaman Dokumacılar grubunun organize ettiği katliam ve saldırılara ilişkin gerekli tedbirleri almayan yetkililer hakkında herhangi bir idari ya da adli işlem başlatılmış mıdır?

-İlhami Balı’nın Ankara’da istihbarat yetkilileri ile görüştüğüne ilişkin iddialar doğru ise dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından değinilen 7 Haziran-1 Kasım arası karanlık dönemin kirli ilişkilerinin ortaya çıkarılması için bir adım atılması düşünülmekte midir?

IŞİD ÜYESİ BALI İLE MİT ARASINDAKİ BAĞLANTI İDDİALARI

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker’in ardından HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul da İlhami Balı’nın MİT tarafından yönlendirildiğine ilişkin iddiaları Meclis’e taşıdı. Toğrul’un verdiği soru önergesi ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a yönelttiği sorular şu şekilde:

-IŞİD terör örgütü üyesi Balı’nın, herhangi bir istihbarat örgütüyle bağlantısı bulunmakta mıdır? Balı ile MİT arasında bağlantı bulunmakta mıdır? IŞİD terör örgütü üyesi Balı ile MİT arasındaki bağlantı ne zaman başlamıştır?

-Suruç ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nı gerçekleştiren IŞİD terör örgütünün Türkiye sorumlusu İlhami Balı’nın MİT müsteşarının şahsına ait olan Anadolu Oteli’nde ağırlandığı iddiası doğru mudur? Bu bilgiler doğrultusunda herhangi bir araştırmanız mevcut mudur?

-IŞİD terör örgütü üyesi Balı, MİT’in bilgisi dâhilinde mi Anadolu Oteli’nde misafir edilmiştir? Bu otelde kalmasını sağlaya şahıslar hakkında herhangi bir idari soruşturma açılmış mıdır? Açılmışsa hangi aşamadadır? Bakanlığınızca, IŞİD terör örgütü ve MİT arasındaki bağlantı hakkında bir araştırmanız mevcut mudur?