MİT DOSYASI /// Tunca Bengin : MİT’in MOSSAD’ı kıskandıran başarısı


Tunca Bengin : MİT’in MOSSAD’ı kıskandıran başarısı

E-POSTA : tunca.bengin

Günlerdir “Beşte-pe’ye giden CHP’li” iddiasıyla başlayan gazetecilik etiği dersleri ve karşılıklı siyasi kumpas senaryolarına odaklandık… Dün itibarıyla geldiğimiz noktada ise İnce’nin sert çıkışıyla kumpas açısından oklar CHP genel merkezine yönelmiş durumda… Dolayısıyla ülkede bir yanda nerede, nasıl sonlanacağı flu, dipsiz bir tartışma, diğer yanda da başta terörle mücadele olmak üzere sorunlar ve çözümlere dönük “gerçek” gündem gibi iki farklı görüntü söz konusu. Nitekim dün siyasi arenada “kumpas” tartışmaları sürerken Savunma ve İçişleri bakanlıklarından teröristlere yönelik operasyonlarla ilgili peş peşe gelen açıklamalarla da bunun en somut örneğini yaşadık. O nedenle de “gerçek” gündeme odaklanmak da yarar var. Öncelikle de terörle mücadeleye…

Şöyle ki;
PKK/PYD/YPG,DAEŞ ile FETÖ’ye peş peşe indirilen ağır darbeler Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının yanı sıra imkân ve kabiliyetini de çok net ortaya koydu, koyuyor. Özellikle de istihbarat açısından. Çünkü terörle, teröristle mücadele başarı güvenlik güçlerinin donanımı ve kullanılan teknoloji kadar doğrudan istihbaratın etkinliğiyle de bağlantılı bir durum. Yani caydırıcılık açısından var olan vurucu güçle birlikte güvenilir, net bilgi elde etmek ve doğru ya da nokta hedeflere yönlendirmek de gerekiyor. Ki bu bağlamda hem teknik yetersizlik hem de teşkilat bünyesindeki FETÖ’cü hainlerden kaynaklanan geçmişte yaşanmış kötü örnekler de var. Dolayısıyla da son dönemlerde yakalanan, etkisiz hale getirilen terörist sayılarına baktığımızda şu anda istihbarat olarak Türkiye’nin çok önemli bir yerde olduğu çok açık.

Nedenlerini Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin, özetliyor:

“Bu işin iki, üç boyutu var. Birisi İHA, SİHA’lar başta olmak üzere teknolojiyi kullanıyoruz, ikincisi MİT bölgede insan istihbaratı olarak yerleşmiş vaziyette. Yani kurduğu teşkilat vasıtasıyla yerel unsurlardan haberler alıyor ve o haberleri size aktarıyor… Ya da bir başka yerden haber geldiği zaman da onlar teyit ediyorlar. Bu iki önemli gelişme Türkiye’nin önünü açtı. Bir de yurt dışı ve içinde çeşitli renklerdeki arananlar listelerinde yer alanların takibi var. Yani MİT belli hedefler üzerine de yoğunlaşmış vaziyette. O nedenle de hem insan istihbaratı hem teknoloji kritik önemde. Çünkü eskiden bir kaç tane olan İHA’lar şimdi çok sayıda, böyle olduğu için de 24 saat aralıksız gözetleme imkânı veriyor. Tabi bu arada Türkiye çok kısa zamanda profesyonel birlikler de oluşturdu. Ve bunların hepsi hibrit savaşa göre biçimlendirilmiş durumda. Yani hem özel harekât hem de klasik harekât yapabiliyorlar.”

Teknoloji açısından İsrail çok iyi bilinir?

“Doğru, bu konuda İsrail çok önemliydi. Şu an teknoloji konusunda İsrail’i yakaladık özellikle İHA’lar konusunda. İnsan istihbaratı konusunda da MOSSAD’ı falan yakaladığımızı hatta geçtiğimizi değerlendiriyorum. Yani insan istihbaratı konusunda da bölgede MİT en az MOSSAD kadar, İngiliz istihbaratı MI6 kadar iyi.”

MİT, MOSSAD kadar etkili anlamında mı?

“En az onun kadar etkili. Belki daha fazlası vardır eksiği yoktur. Son yaptıkları operasyonlara, elde edilen başarılara baktığımız zaman sadece PKK üzerinde değil, DAEŞ, El Kaide vs. radikal gruplara baktığımızda onlarla ilgili çalışmaları da var. Türkiye içerisinde de 4 milyon sığınmacıyı bir şekilde bazı istihbarat örgütleri yönlendirmesin diye kontrol ediyorlar. Türkiye dışındaki soydaşlarımızın ya da vatandaşlarımızın bulunduğu yerlerde yabancı istihbarat örgütleri tarafından etki altına alınmasını engellemeye dönük çalışmaları da var. Dolayısıyla istihbarat açısından çok önemli bir noktaya geldik diye değerlendiriyorum…”

Bu durum CIA ve MOSSAD’ı rahatsız etmiyor mu?

“Etmez olur mu? Ediyor tabi ama şu da var sahada her zaman istihbarat örgütleri arasında işbirliği olur. Tabi bu Türk istihbaratının başarısının MOSSAD ve CIA’yı rahatsız ettiği gerçeğini değiştirmiyor. Onun için onlarda bizim bölgemizde adamlar kullanıyorlar. Mesela Suriye Milli Ordusu’nun arasında, İdlib’de El Nusra’nın içerisinde bunların kullandığı adamlar vardır. Zaman zaman provokasyon da yapıyorlar. Bu açık, bu konuyu tartışmak bile abes…”.

MİT DOSYASI : MİT yeni binasına taşındı !!!!


MİT yeni binasına taşındı !!!!

Son dönemde hem yurtiçi hem de yurtdışında başarılı operasyonlara imza atan Milli İstihbarat Teşkilatı yeni binasına taşındı.

MİT son yıllarda yurt içinde ve yurt dışında peş peşe birbirinden başarılı operasyonlara imza atarken, istihbarat alanında adeta sessiz bir devrim gerçekleştiriyor.

Personel "kale"ye taşındı

Ayrıca teşkilat, birkaç ay önce, Yenimahalle’deki binanın yetersizliği nedeniyle Ankara’nın batısında kalan Bağlıca semtindeki inşa edilen yeni MİT karargahına taşınmasını tamamladı.

Son teknoloji kullanılan bina, teknik donanımı ile rakiplerine adeta parmak ısırtıyor!

Gayrı resmî ismi "Kale" olan bu yeni karargâhın resmî açılışının önümüzdeki haftalarda yapılması bekleniyor.

Dışarıdan karargâhın içini görmek mümkün değil. Ancak semt sakinleri yeni komşuları hakkında kısaca şunu söylüyor; "Orada hayat 7/24 devam ediyor. MİT’in ışıkları hep yanıyor. Biz burada rahat uyuyoruz. Onlar kesintisiz çalışıyor."

Çalışmalar gizlilik içinde yürütülüyor

MİT mensuplarının yerine getirdikleri görevler istihbarat kuruluşlarının doğası gereği gizlilik içinde yürütülüyor. Teşkilat yerine getirdiği kritik görevler hakkında kamuoyuna açıklama da yapmıyor.

Vatandaşlar genelde bu başarılı görevleri, konuyla ilgili diğer kurumların yaptıkları açıklamalardan öğreniyor. Tıpkı bugün El Bab’da gerçekleştirilen saldırının failinin yakalanması gibi…

Suriye’nin kuzeyindeki El Bab’da bombalı araçla 18 sivili katleden PKK/YPG’li teröristin Milli İstihbarat Teşkilâtı’nın operasyonuyla yakalandığını yine Milli Savunma Bakanlığı kamuoyuna duyurdu.

MİT DOSYASI /// HİKMET ÇİÇEK : Mehmet Eymür hortladı !


HİKMET ÇİÇEK : Mehmet Eymür hortladı !

Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, son günlerde tv kanallarının gediklisi oldu. Hangi kanalı açsanız karşınıza Eymür çıkıyor. Yıllardır bildiğimiz “Fabrikatör” vs. yavelerini tekrarlayıp duruyor.

Eymür’ün FETÖ’cü firari savcı Zekeriya Öz ile olan samimiyetini hatırlatmanın tam zamanıdır. Birinci Ergenekon davasının ek klasörlerinde, 17 Haziran 2008 tarihli Bilgi Alma Tutanağı’nda çok önemli bir itiraf bulunuyor:

“Benim görev alanıma girmemesine rağmen, bu grup (Doğu Perinçek grubu) üzerinde çalışmalarım oldu.”

Bunu söyleyen Mehmet Eymür’dür.

Bir kamu görevlisi, hele hele bir MİT görevlisi,”görev alanına girmediği halde” bir parti üzerine niçin “çalışmalarda” bulunur? MİT tarihinde acaba böyle bir işgüzerlığın başka örnekleri var mıdır?

Aslında yukarıdaki cümle, Mehmet Eymür’ün hayatının özeti gibidir. O, hayatı boyunca “görev alanına girmeyen”, fakat “başkaları” tarafından verilen talimatları yerine getiren bir kişidir.

MOSSAD’IN MUHBİRİ

1973’ün Şubat ayında Filistin halkının mücadelesine destek için Lübnan Nahrel Bared kampında bulunan Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi yöneticisi Bora Gözen ve 8 devrimci yoldaşını MOSSAD’a ihbar etmek ve öldürtmek hangi “görev alanına” giriyordu? Eymür’e bu görevi kim vermişti?

1979 yılında CHP Erzincan Milletvekili Nurettin Karsu’nun oğlunu dövmekten hakkında soruşturma açıldı. Bir milletvekilinin oğlunu dövmek elbette “görev alanına” girmiyordu!

ASIM EKREN’İ KAÇIRDI

Hiram Abas, 1986 Ocak ayında MİT Müsteşar Yardımcılığı’na atandığında, Eymür’de MİT’te Güvenlik Dairesi’nin başına getirilmişti.”Görev alanına” girmiyordu ama Zeynep Özal’ın nişanlısı Asım Ekren’i kaçırma girişiminde bulunuyordu!

Eski Genel Kurmay Başkanı Necdet Üruğ’u yıpratmak için hakkında asılsız dedikodulara yer veren Birinci MİT Raporu’da Eymür’ün görev alanında değildi!

Ergenekon davasının ünlü sahtekarı Tuncay Güney’le karanlık ilişkiler içine girmek, ABD’de kurduğu ATİN sitesiyle onu yönlendirmek, onun amiri gibi davranmak, hangi alandaki göreviydi, Eymür’ün?

MİT’in 300 milyarını borsada batırmak mı “görev alanına” giriyordu ? (Avni Özgürel,Yeni Şafak, 2 Aralık 2008)

Yine Mehmet Eymür’ün Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’la yaptığı görüşmeler hangi “görev” icabıydı? Yeşil’in nasıl bir kişilik olduğu; etrafına topladığı itirafçılarla haraç, gasp, haneye tecavüz, ırza tecavüz, soygun, öldürme, işkence, adam kaçırma v.b. gibi çeşitli olayların faili olduğu bilinirken Eymür’le işbirliği hangi göreve dayanıyordu. Yeşil kiminle ortaktı? Uyuşturucudan gelen parayı kimlerle paylaşıyordu?

Kutlu Savaş raporunda bu sorulara tek bir cümleyle yanıt verir:

“Cevap mantıklı ve kısa olacaktır; kendini kimler koruyor, kimler kolluyor ise…”

MİT DOSYASI /// HİKMET ÇİÇEK : Hakan Fidan ile Kaşif Kozinoğlu nerede tanıştı ????


HİKMET ÇİÇEK : Hakan Fidan ile Kaşif Kozinoğlu nerede tanıştı ????

MİT Orta Asya şefi Kâşif Kozinoğlu, bundan tam 8 yıl önce 12 Kasım 2011 günü Silivri Cezaevi’nde kuşkulu bir biçimde hayatını kaybetti. Kozinoğlu, Odatv tertibi kapsamında tutuklanmıştı.

Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov, Kaşif Kozinoğlu’nu "oğlum" diye hitap edecek kadar çok severdi. Birçok konuda ona fikir danışır, düşüncelerini önemserdi. Kozinoğlu’nun tutuklandığını duyunca akıl erdiremedi, çok öfkelendi. Nasıl olur da "oğlum" dediği bu MİT görevlisi tutuklanırdı?

KİM BU KOZİNOĞLU

1955 doğumlu, Trabzonlu olan Kâşif Kozinoğlu 1976’da Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1980 yılında başladığı Özel Kuvvetler görevindeyken çeşitli kurslar gördü, sonraları bunların eğitimini verdi ve çeşitli görevlerde bulundu. 1995 yılında MİT’ten gelen talep üzerine, kendi isteğiyle piyade binbaşı rütbesindeyken istifa ederek emekli oldu ve MİT’e geçti.

Uzun süreler Suriye, Bosna Hersek, Azerbaycan, Afganistan başta olmak üzere Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde çeşitli görevlerin yanında Bosna’da yaptığı hizmetlerinden sonra bir kışlaya Kâşif Kozinoğlu adı verildi. Son görevi ise MİT Orta Asya baş müşavirliğiydi.

O OKULLARI KOZİNOĞLU KAPATTIRDI

Özbekistan, Türk cumhuriyetleri içinde "FETÖ okullarına" karşı en sert tutumu alan devletti. Bu okulları yasadışı faaliyetlerinden dolayı kapatmıştı.

Emniyet ve istihbarat kurumları içinde yuvalanmış FETÖ elemanlarına göre nedeni Kaşif Kozinoğlu’ydu!

10 Mart 2011 günü, özel yetkili savcı Zekeriya Öz’e verdiği ifadede, "İrtica benim görev alanım değildir. Görevim de değildir" demesine rağmen Kozinoğlu FETÖ’nün hedefi oluyordu.

Hayatında Rusya’ya hiç gitmediği, buranın görev bölgesi olmadığı halde Kozinoğlu, Odatv soruşturmasında, Rusya’daki cemaat operasyonları hakkında belge sızdırmakla suçlanıyordu.

BELGEYE BAK

"Belge" denilen "Koz" adı verilmiş dijital bir word sayfasından ibaretti.

Sayfada şunlar yazılıydı:

"Rusya ve Özbekistan’daki cemaat operasyonları hakkında Kozinoğlu’ndan gelen belgeleri mutlaka gündeme taşıyalım. Kozinoğlu’ndan gelen diğer belgeleri de değerlendirelim."

Kaşif Kozinoğlu’nun tutuklanması için bu sözde belge kanıt olarak gösterildi.

İşte böyle bir kişinin, adını Afganistan’da görev yaparken duyduğu, iktidara karşı sert muhalefet yapan bir haber sitesine, Odatv’ye hem de kendi adıyla belge gönderdiğine inanmamız isteniyordu!

MİT: KOZİNOĞLU GÖNDEREMEZ

Kaldı ki, Kozinoğlu’nun Odatv’ye ya da Soner Yalçın’a gönderdiği iddia edilen belgeler onun görev alanıyla ilgili değildi. Kozinoğlu, savcı Zekeriya Öz’ün sorusuna şöyle cevap veriyordu:

"Benim elimde Afganistan ve Pakistan bölgelerine ait belgeler vardır. O bölgede çalıştığım için. Bizde kompartımasyon sistemi vardır, başka odalara gidip belge alamam, o belgeler nereden çıktıysa yazıcısı bellidir. Her koridorda kamera vardır, bizim koridorlara girmemiz yasaktır. Ayrı bir birimdir, birimler arası geçiş yasaktır."

Kozinoğlu’nun avukatlarının bilgi talebi dilekçesine MİT’ten gelen, Odatv iddianamesinin ek klasörlerinde bulunan resmi yanıt bunu doğruluyor. MİT cevabında şöyle deniliyor:

"Müsteşarlığımız bilgi sistemlerinde kullanıcılar, bulunduğu hiyerarşi ve çalıştığı birim kapsamında sadece iş kuralları dâhilinde yetkili oldukları yazılar ile dosyalar içerisindeki dokümanlara erişebilmektedirler. Söz konusu sistemlerdeki erişim kayıt altına alınmaktadır.

"Bu kapsamda, Güvenlik İstihbaratı Başkanlığı emrinde görevli olmayan Kaşif Kozinoğlu’nun, bu Başkanlığa ait yetkili olmadığı herhangi bir dokümana Müsteşarlık bilgi sistemlerinden erişim imkanı bulunmamaktadır."

MİT’TE ASKER İSTEMİYORLAR

Kaşif Kozinoğlu, MİT’teki değişimden büyük rahatsızlık duyuyordu. "MİT’te asker bırakmayacaklar" diyordu. Müsteşar değişince emekliliğini istedi. Ancak yeni müsteşar Hakan Fidan bunu kabul etmedi. "Sen bize Orta Asya’da çok lazımsın" diyordu. 2010 yılının Eylül ayında Asya bölgesine Başmüşavir olarak atandı.

FİDAN’LA NEREDE TANIŞTI

Kozinoğlu’nun Hakan Fidan’la tanışmaları çok daha eskilere "Binbaşı Kaşif" olduğu zamana dayanıyor. Kozinoğlu, savcı Öz’ün kendisi gibi emekli ÖKK subayı ve o dönemde Ergenekon tutuklusu olan değerli arkadaşım Levent Göktaş’la ilgili soruya şu yanıtı veriyordu:

"Mustafa Levent Göktaş benim rütbe olarak altımda çalıştı. Özel Kuvvetlere gelenlere eğitim veriyordu. Bir dönem de Azerbaycan ordusunu eğitmeye gittiğimizde orada da kendisi subaydı. Grubun içinde eğitmendi… Emir komuta bende olduğu için aramızda herhangi bir güç mücadelesi de olması söz konusu değildir."

İki ÖKK subayının Azerbaycan’da olduğu tarih 1992.
İfadede olmayan, Aydınlık’a ulaşan bir iddiayı da soru sorarak biz ekleyelim.
Hakan Fidan da orada mıydı? Tanışmaları da oradan mıydı?
İlişkileri nasıldı, bilemiyoruz. Ancak samimi olduklarını söyleyen kimseye rastlamadık!

MEHMET EYMÜR’LE İLİŞKİ

Fidan’la ilişkisini bilemiyoruz fakat Mehmet Eymür’le nasıl olduğunu biliyoruz!

Eymür’ün MİT içinde düşmanca tutum aldığı, sürekli suçladığı kişilerin başında eski Müsteşar Senkal Atasagun geliyorsa, ikincisi Kozinoğlu’dur. ABD’ye kaçtıktan sonra faaliyete geçirdiği ATİN sitesinde, muhtemelen kendisinin yazdığı, "MİT personelinden acı itiraflar" başlıklı bir mektup yayınlamış ve burada Kozinoğlu’ndan "Teşkilatın Yeşil’i" diye söz etmişti.

10 Mart 2011 günü Kozinoğlu’nu, "Silahlı terör örgütüne üye olma" iddiasıyla ve “kaçma şüphesi olduğu” gerekçesiyle tutuklayan yargıç Resul Çakır, Odatv ve Şike kumpaslarının görüldüğü İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı iken, 2011 yılında Yargıtay üyeliğine seçilmişti. Çakır, 16 Temmuz 2016 akşamı Türkiye’den kaçmıştı!

SİLİVRİ CEZAEVİ

Kâşif Kozinoğlu, 10 Mart 2011 günü savcı Zekeriya Öz’e ifade verdikten sonra mahkeme önüne çıkarıldı ve tutuklandı.

Metris’ten Silivri 1’nolu Cezaevi’ne sevk edildi. Ergenekon sanığı emekli Albay Hasan Atillâ Uğur ile emekli Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım’ın kaldığı B1 koğuşuna konuldu.

Hasan Ataman Yıldırım, Aydınlık’ta çıkan dizi yazısında şöyle diyordu:

“14 Mart 2011 Pazartesi akşamüstü koğuşumuza geldi. Çok şaşkındı.

Bir suçum yok, yakında avukatım itiraz eder, tahliye olurum, diye düşünüyordu. Ben ve Atilla Albay ise morali bozulmasın diye, inşallah diyorduk, ancak içimizden durumun böyle olmadığını, onun da komploya kurban edildiğini düşünüyorduk.”

ELYAZILARINI NEDEN AYDINLIK’A GÖNDERDİ

“Yazdığı yazıların toplamı yaklaşık bin sayfa civarındaydı. Medyanın halini gördükçe sadece yazıların değerini bulabileceği Aydınlık gazetesi olduğunu tespit etmişti. Vefatından sonra Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar” kitabında yayımlanan yazıların hepsini yazıldıkları günlerde bize okumuştu. Zaten kitapta orijinal el yazıları da basılıdır.”

KÂŞİF KOZİNOĞLU’NUN ÖLÜMÜ

Hasan Ataman Yıldırım’ın yazısından aktaralım

“Tarih, 12 Kasım 2011 Cumartesi. Kâşif Bey günlük spor ve banyosundan sonra 18.15 civarı kalp krizi geçirdi. Tansiyonu yüksekti. Nöbetçi personel tarafından ancak 18.40 civarı koğuştan çıkarıldı.

Daha sonra öğrendiğimize göre, cezaevinin mahkûm kabul kısmında yine bilinci açık, nabzı atar ve konuşur durumda bekledi. Bu saatler infaz koruma memurlarının günlük vardiya nöbetlerinin değişme saati olduğundan eski ve yeni vardiya personeli halen cezaevinde bulunuyordu.

“112 Acil yaklaşık 18.50’de geldi, ancak ambulansta doktor yoktu. Kâşif Bey burada da nöbetçi memurdan yanına ayrıca memur vermesini istedi. Ambulansla gelen iki teknisyenin kalp masajı yaptığı söyleniyor. Ancak kalp halen çalışıyor ise, yani kalp durmadan kalp masajı yapılmasının hayati tehlike yaratacağını, yani çalışan kalbi durduracağını sonradan öğreniyoruz!..

Ambulansla Kâşif Bey’i TEM yolu kullanılarak Silivri Devlet Hastanesi’ne doğru yola çıkarılıyor. Ambulans görevlileri durumun kötü olduğunu söyleyerek hastaneye haber verince, hastaneden nöbetçi doktor başka tam teşekküllü bir ambulansla yola çıkıyor ve TEM çıkışında gelen diğer ambulansı karşılıyor. Kâşif Bey, yeni ambulansa transfer ediliyor ve doktor müdahale ederek, 19.10’da hastaneye varılıyor, ancak yaşam emaresi olmamasına rağmen kalp masajı yapılıyor ve 19.30’da kesin olarak öldüğüne karar veriliyor. Daha sonra Adli Tıp Kurumu ön otopsi raporuna göre damar tıkanıklığına bağlı kalp krizi sonucu öldüğü belirtiliyor.

Netice olarak ilk ağrının gelmesinden sonra ancak bir saat sonra hastaneye ulaşabilmiştir. Cezaevi yerleşkesinde bu şartlarda bütün tutuklular için durum aynıdır. Kalp krizi geçirildiğinde kurtulmak imkânsızdır.”

Hikmet Çiçek

Odatv.com

MİT DOSYASI /// Ali Eyce : Karabağlar’daki sahte MİT’çiye !!!!


Ali Eyce : Karabağlar’daki sahte MİT’çiye !!!!

Üç harfli MİT kelimesini, öyle ya da böyle duyanınız olmuştur. Göreniniz ise eminim hiç olmamıştır.

Kısa adı MİT olan, Millî İstihbarat Teşkilâtı, Türkiye Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olan, Türkiye’nin resmî istihbarat örgütü.

Devleti yönetenler için gerek ülke içinde, gerekse ülke dışında bilgi toplayan, bu bilgileri değerlendirmesi için ülkeyi yönetenlere ileten bir kurum.

Uzun süre operasyon yetkisi olmayan, sadece bilgi toplayıp, veren teşkilat yapısına sahipti ama artık operasyon yetkisine sahip, topladığı bilgiler ışığında devletin güvenlik güçleriyle beraber operasyonlara da katılma özelliğini aldı.

Şöyle küçük bir terzi dükkânınız olsa, içinde iki elemanınız çalışsa, onların ne yapıp, ne yapmadıklarını dahi gözlemlemek, öğrenmek ve ona göre dükkânın işleyişinin sağlıklı şekilde devam etmesi için bir takım kararlar alırsınız. Bu düzlemde baktığınızda, MİT Türkiye için gerçekten önemli bir kurum.

MİT ile ilgili her zaman efsanelere konu olacak şeyler anlatılır.

Bir de bu efsanelerden etkilenen, içinde olmak isteyen ama olamayan, kendini öyle görmek isteyen psikolojisini o derece bozmuş, kendini MİT elemanı gibi gösterenleri de görürsünüz, duyarsınız.

Şimdilerde yine ‘Ben MİT’im’ demek moda oldu sanırım.

Etrafında birilerinden bir tık fazla devletle, devletin işleyişiyle ilgili bilgiye öyle, ya da böyle bir sebeple sahip olmanız ‘Ben MİT’çiyim demek için yeterli.

Oysaki bilmezler, MİT elemanı gizlidir. Açığa çıktığında MİT olmaktan, MİT’in görev ve sorumluluklarını yapmaktan çıkar. Çünkü doğru bilgiye ulaşamaz, bilindiği için yönlendirilmiş bilgiye ulaşabilir.

Sözü nereye getireceğim!

Karabağlar’da geçtiğimiz günlerde bir kafeterya da oturuyorum. Bir arkadaşı bekliyorum. Kahve içip, televizyon için hazırladığım Hakkımız Hukukumuz programına konuk olabilir mi, olursa konu olarak neyi konuşuruz onu değerlendirecektik.

O gelene kadar karşımda duran bir masada, bir kadın, etrafından biri erkek, 5 kişi ile çok gizli ama çok sesli sohbet ediyorlardı.

Kendi konuştuklarını sadece kendilerinin duyacağını sanacak kadar da konuya dalmışlardı.

Beş kişiye etrafına toplayan kadın, AK Parti Karabağlar İlçe Teşkilatı’nın çalışmaları ve çalışamamasıyla ilgili olarak bir şeyler anlatıyor, bazen isim vererek, bazen isim vermeden ‘Kim olduğunu ben biliyorum’ diyerek bombardıman yapıyordu. Bombalarının etkisi biraz daha fazla olsun diye, ara da bir de Ankara’dan, Cumhurbaşkanlığı’ndan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, bakanlıklardan yine sadece etrafındaki o beş kişinin şok içinde kalacağı bilgileri de araya serpiştiriyordu.

Dinleyen 5 kişi bilmediklerini bilen kadının konuşmalarını pür dikkat dinliyorlardı.

Konuşma sırasında birisi dayanamayıp, “Abla bu kadar bilgiyi nereden biliyorsun? Sen MİT misin? Senden korkulur’ cümlesini kullandı.

Kullanmaz olaydı!

Etrafına topladığı bilgisizlerden birisini bu sözünü anında kafasına sokan, beyin süzgecinden geçiren kadın, “Müsaade edin de MİT olduğumu da açık, açık söylememeyim” diyerek yalan özgüvenin de Nirvana yaptı.

‘Aaa Ali abim de buradaymış, nasılsın abi’ diyerek, kızarmış yüzüyle orada olduğumu fark edene kadar!

İnsana Dair:
– Yılandan korkmam, yalandan korktuğum kadar.

Kaynak: Karabağlar’daki sahte MİT’çiye!

MİT DOSYASI : MİT ESKİ KONTRTERÖR D. BŞK. MEHMET EYMÜR’ÜN ATİN (.) ORG SİTESİ YAZILARI /// 431 ADET İSTİHBARİ YAZI /// DOSYA HACMİ : 75,4 MB


MİT ESKİ KONTRTERÖR DAİRESİ BAŞKANI MEHMET EYMÜR’ün www.atin.org SİTESİNE AİT 431 ADET İSTİHBARİ YAZI

DOSYA HACMİ : 75,4 MB

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.