MİT DOSYASI /// MURAT YETKİN : Türk spor âlemine yön veren bir istihbaratçı daha – TURGUT ATAKOL


MURAT YETKİN : Türk spor âlemine yön veren bir istihbaratçı daha – TURGUT ATAKOL

4 Haziran 2019

Sadece Süleyman Seba yoktu: Türkiye Basketbol Federasyonunun kurucu başkanı, Milli Olimpiyat Komitesi ve Galatasaray yöneticisi Turgut Atakol da Milli İstihbarat görevlisiydi.

Evliliklerinin üçüncü senesiydi. Evlerine hırsız girmiş, bir kaç gün sonra yakalanmıştı. Eşi Turgut Atakol işteydi, kapıyı Cahide Atakol açtı. Bir sivil polis kendisini tanıttı, “Burası Turgut Atakol’un evi mi?” diye sordu. “Evet” dedi Cahide Hanım, “Niye soruyorsunuz?”
Polis açıkladı: Turgut Atakol Milli Emniyet’te çalışıyordu, bazı “gizli” soruları olacaktı. Cahide Hanım, Turgut Atakol’un Dr. Oygur Yamak tarafından yazılan “Sporun Efendisi – Türk Basketbolunu Yücelten Adamın Yaşam Öyküsü” başlıklı biyografisine (1) göre “şoke oldu”. Çünkü o kocasını İstanbul Valiliğinde memur olarak çalışıyor diye biliyordu. Dört yıl önce Turgut Atakol, Galatasaray’ın o zamanlar “yenilmez armada” denilen dört tek dümencili ekibinde yer alıp, aynı zamanda kürek şubesi kaptanlığını yaptığı sırada, Cahide Usta da kadınlar takımında kürek çekerken tanışmışlardı. Atakol, o yıl İstanbul şampiyonluğunu kazandıktan sonra kürek sporunu bırakmış ve 27 yaşında Galatasaray Spor Kulübü yönetimine alınmıştı. Aynı yıl, yine kaptanlığını yaptığı Galatasaray basketbol takımındaki sporculuk hayatına da son verdi; artık spor yöneticisi kariyerine başlıyor, bir yandan da “Vilayetteki” devlet memuriyetini sürdürüyordu. Doğrusu işi İstanbul Valiliği binasındaydı ama mesleği istihbaratçılıktı. Bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının (MİT) öncülü olan Milli Emniyet Hizmetleri Riyasetinin (MAH) İstanbul ekibi, Valiliğin “Mektupçu Ofisi” denilen bölümündeki birkaç odasına sıkışmış çalışan bir avuç insandan oluşuyordu; 1860’larda Arnavutluk’tan Trabzon’a, oradan da 1900’lerin başında İstanbul’a göçüp yerleşen bir ailenin ferdi olan Turgut Atakol da onlar arasındaydı. O dönem İstanbul operasyonlarının başında Mehmet Tayfuroğlu olduğu bilgisi var. Yani, Atakol basketbol oynarken, kürek çekerken, müstakbel eşiyle tanışırken, Galatasaray’da yöneticiliğe başladığında da, evlendiği sırada da, o hırsızlık olayı sivil polisi kapılarına getirene kadar, tam dokuz yıldır herkesten sakladığı gizli hayatını sürdürüyordu bir yandan.

Turgut Atakol 1943’te Cahide Usta ile evlendiğinde 6 yıldır istihbarattaydı; eşi bu durumu 3 yük sonra tesadüfen öğrenecekti.

Dünya, ikinci büyük savaşa doğru sürüklendiği 1937 yılında, Alman Lisesini bitirdikten bir yıl sonra, bir MAH yetkilisi ona ulaşarak iş teklif etmişti. Almancası mükemmeldi, belge tercümeleri konusunda çalışmak ister miydi? O yıllarda MAH ajanlarının en çok uğraştığı işler arasında yabancı büyükelçilik ve konsolosluklardan gizlice aldıkları, kendi deyimleriyle “tırtıkladıkları” belgelerin içeriğini hükümete iletmek vardı. Genç Turgut işi kabul etmişti. Askerliğini Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat ettiği Kasım 1938 ile Nisan 1939 arasında, yalnızca altı ay yapıp Yedeksubay diplomasıyla tamamlamış olması, zaten onu bekleyen daha önemli devlet görevleri olduğunu gösteriyordu. Spor yöneticisi olarak çok parlak bir kariyeri oldu Turgut Atakol’un. İstihbaratçılığının –o aşamada sadece- eşine deşifre olduğu 1946 yılında Türk basketbol milli takımı ilk yurtdışı maçı için Yunanistan’a onun başkanlığında gitti; maçı ayarlayan da zaten oydu. İkinci Dünya Savaşı bitmişti ve Türkiye’nin çok kısıtlı imkânlarıyla dünyaya açılma çabasında spor kanallarının açılmasını sağlayan spor yöneticilerinden birisi MAH’ın İstanbul bölgesi ajanlarındandı. Yunanistan’ı 1947’de Lübnan ve Suriye, 1948’de Mısır izledi. (Bunların tamamı Türkiye’nin o dönem uluslararası ilişkileri bakımından önem taşıyan komşularıydı.) Türkiye Uluslararası Basketbol Federasyonu’nun (FIBA) Kahire’de düzenlediği turnuvaya ilk kez 1949’da katıldı; bu 1936’da Nazi yönetimindeki Almanya’da düzenlenen Berlin Olimpiyatlarından sonra Türk Milli Takımının katıldığı ilk resmî uluslararası turnuva olmuştu.

Atakol aynı zamanda uluslararası basketbol hakemiydi. Hakemliğin kitabını yazmıştı. Uluslararası Basketbol Federasyonu FIBA Onur Listesinde Türkiye’den ismine yer verilen ilk ve tek isim oldu.

Atakol’un girişimleriyle 1950’de FIBA gözetiminde ilk Uluslararası İstanbul Basketbol Turnuvası düzenlendi. Nihayet 1959’da İstanbul’da ilk Avrupa Basketbol Şampiyonasının düzenlenmesinden bir yıl önce Turgut Atakol, Türkiye Basketbol Federasyonunun kurucu başkanlığı görevine getirildi. Bu arada uluslararası turnuvalarda basketbol hakemi olarak da görev alıyordu. 1964 yılında, Turgut Atakol’u Türkiye’nin Münih Başkonsolosluğu, Konsolos Yardımcısı olarak görüyoruz. Biyografisinde “ataşe” olarak da geçiyor, ama ayrıntı verilmiyor. Biz verelim. Türk işçi göçünün başlaması ardından “68’inci vilayetimiz” olarak da adlandırılan Münih o yıllarda (ve hâlâ da) Türk istihbaratının en önem verdiği dış merkezler arasındaydı. O tarihlerde Alman istihbaratı BND’nin merkezi de Münih’teydi. Dahası Münih, o zamanlar (ve kısmen hâlâ) Amerikan istihbaratı CIA’nın Avrupa operasyonlarının merkez üssü konumundaydı. Atakol’un dört yıllık Münih görevinin spor idareciliği ile bir ilgisi olmadığı açıktı. Milli istihbaratın Münih istasyon şefliğindeydi. Zaten en başta “Teşkilata” Almanca bilgisi sayesinde alınmıştı. Artık, otuz yıl kadar önce ajan olarak girdiği mesleğinin bir istihbarat analisti olarak zirvesinde, MİT İstanbul Bölge Daire Başkan Yardımcısı düzeyindeydi.

Atakol 1964-1968 arası Münih’te Konsolos Yardımcısı sıfatıyla Milli i İstihbarat istasyon şefliği yaptı. Atandığı sırada İstanbul Bölge Daire Başkanlığında üst düzey analistti.

Yine de sporla ilgisi kopmadı. Çünkü Münih aynı zamanda FIBA’nın da merkeziydi. Münih’teyken, 1967’de yayınladığı “Basketbol Hakemlik Tekniği”, FIBA tarafından “kılavuz kitap” kabul edildi. 1968’de Türkiye’ye dönüşü ardından 1971 İzmir Akdeniz Oyunları organizasyonunda yine spor idarecisi şapkasıyla önemli işlevi oldu. Biyografisinden 1972 yılında (artık MİT adını almış olan) devlet görevinden emekli olduğunu anlıyoruz. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyeliği gibi görevlerine bu tarihten sonra da devam etti. 1988’deki vefatından yıllar sonra, 1995’te, kurucusu olduğu Basketbol Federasyonu Turgut Atakol adına bir turnuva düzenlemeye başladı. Bu U20 – yirmi yaş altı turnuva düzenlenmeye devam ediyor. FIBA, 2007 yılında Turgut Atakol’u basketbola yaptığı katkılardan dolayı “Onur Listesine (Hall of Fame) aldı; bu listeye Türkiye’den eklenen ilk ve tek isimdi. Peki, Turgut Atakol’u Milli İstihbarata kim almıştı? Bunu kesin olarak bilemiyoruz. Ancak, spor camiasından gelip istihbaratçı olduğu açığa çıkan ilk isim olan (o zamanın gözde futbol takımlarından) Eyüpspor’un kaptanı Neşet Güriş’in 2006 yılında Tribün Dergisinden Engin Gürses’e yaptığı şu açıklamayı biliyoruz:

• “Sporcu olup da ajan olan bir de Beşiktaş’ın eski başkanı Süleyman Seba vardı. (..) Kendisi de çok başarılı işlere imza attı. (..) Ayrıca eski Galatasaraylı basketbolculardan Turgut Atakol da benim maiyetimdeydi.”

Tabii Güriş’in Teşkilata girişiyle (1932-33), Atakol’un girişiyle (1937) Seba’nın girişi (1954) arasında kuşak farkı vardı. Ama Atakol’un Teşkilata alan eğer Güriş değilse bile, oradaki ilk şefi, üç-dört yıl önce MAH’a katılan Güriş olmuştu. Süleyman Seba’nın imza attığı önemli işler arasında, İstanbul Bölge Daire Başkanlığı Komünizmle Mücadele Şube Müdürlüğünde görevliyken, 1971 darbesi öncesinde Doğan Avcıoğlu-Cemal Madanoğlu örgütü içine sızdırılan MİT ajanı Mahir Kaynak’ın “Teşkilatla” irtibatını sağlayan vaka subaylığı da bulunduğunu artık biliyoruz. Ayrıntılarını “Meraklısı İçin Casuslar Kitabında” yazmıştım. (2) Zaten bu kitabı okuyan kızı Sema Atakol Kasapoğlu’nun bana ulaşması sayesinde, özel olarak basılıp sınırlı sayıda dağıtılan biyografisini edinme imkânım oldu, müteşekkirim. Kitap 2015’te basılmıştı ve Atakol’un çalıştığı devlet dairesinin adı özellikle yazılmamıştı; kendisinin ve ailesinin ömür boyu sakladığı sırrı uyarınca. Şimdi böylelikle Türkiye’de hem spor tarihinin, hem istihbarat tarihinin bir sayfası daha kamuoyunun bilgisine açılmış oluyor.

(1) Dr. Oygar Yamak, Doğumunun 100. Yılında Turgut Atakol, Sporun Efendisi – Türk Basketbolunu Yücelten Adamın Yaşam Öyküsü, İstanbul: Elit Ofset, 2015
(2) Murat Yetkin, Meraklısı İçin Casuslar Kitabı, İstanbul: Doğan Kitap, 2018

MİT DOSYASI : Fransa, PKK’lı 3 kadının öldürülmesinde ‘MİT’in parmağı’ olup olmadığını araştıracak


Fransa, PKK’lı 3 kadının öldürülmesinde ‘MİT’in parmağı’ olup olmadığını araştıracak

Fransa’nın başkenti Paris’te Ocak 2013’te öldürülen PKK’li 3 kadının dava dosyası ‘Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) olası rolünün’ araştırılması nedeniyle yeniden açıldı.

Soruşturma kapsamında bir de terörle mücadele savcısı görevlendirildi.

Öldürülen kadınların aileleri, mart 2018’de cinayet emrini kimin verdiği ve muhtemel suç ortaklarının da kimler olduğunun anlaşılması için soruşturma açılması talebinde bulunmuştu.

PKK’nın kurucularından Sakine Cansız (54), Leyla Söylemez (24) ve Fidan Doğan (28), 9 Ocak’ta Paris’te uğradıkları silahlı saldırı sonucu öldürülmüşlerdi.

Cinayetin tek şüphelisi Ömer Güney’in Paris Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması bekleniyordu ancak 2016 yılında henüz dava başlamadan, tutulduğu cezaevinde beyin kanseri nedeniyle öldü.

Güney’in ölümü, kendisi hakkında açılan davaların düşmesine ve dosyanın kapanmasına neden oldu. Ömer Güney’in hadiseden iki yıl önce PKK’ya katıldığı belirlenmişti.

Fransız güvenlik birimleri ya da yargısı MİT’in olayda dahli olduğuna dair herhangi bir delil getiremedi.

Bununla birlikte Türk Milli İstihbarat Teşkilatı da ocak 2014’te yaptığı açıklamayla olayla ilgilerinin olmadığını duyurdu.

MİT DOSYASI : MİT uyarınca alarma geçildi !!!


MİT uyarınca alarma geçildi

Musevi ve Hıristiyan vatandaşların güvenliğiyle ilgili uyarı yapıldı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) DEAŞ ve El Kaide Terör Örgütü’nün Türkiye’de yaşayan İsrail Hükümeti vatandaşlarına yönelik Paskalya Bayramı, Bağımsızlık Günü, Lag Baomer Bayramı ve Hasat Bayramı’nda eylem yapacağı bilgisine ulaştı. Önümüzdeki günlerde yapılması planlanan kutlamalar için alınan bilgiler Emniyet Genel Müdürlüğü ile paylaşıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü İsrailli vatandaşlarının olduğu yerlerde ve kutlamalarda tedbirlerin gözden geçirilmesini istedi.

MİT, terör örgütlerini Musevi vatandaşlara yönelik Musevi Bayramları’nda eylem yapılacağı bilgisini Emniyet Genel Müdürlüğü ile paylaştı. Emniyet Genel Müdürlüğü, Musevi vatandaşların yaşadığı yerlerde alınan tedbirlerin gözden geçirilmesini istedi.

İKİ ÖRGÜT EYLEM ÇAĞRISI YAPMIŞ

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) DEAŞ ve El Kaide Terör Örgütü’nün Türkiye’de yaşayan İsrail Hükümeti vatandaşlarına yönelik Paskalya Bayramı, Bağımsızlık Günü, Lag Baomer Bayramı ve Hasat Bayramı’nda eylem yapacağı bilgisine ulaştı. Terör örgütlerini faaliyetlerini deşifre etmek amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bir yazı göndererek, Nisan ayı içerisinde kutlanan Paskalya Bayramı’nı yanı sıra Mayıs ayı içerisinde yapılacak kutlamaları hatırlattı ve El Kaide ve DEAŞ terör örgütünü eylem çağrısı yaptığı belirtti.

MİT, HEDEF GÜNLERİ TESPİT ETTİ

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği yazıda, Nisan ayında kutlanan Paskalya Bayramı’nın yanı sıra 8-9 Mayıs İsrail Bağımsızlık günü, 22-23 Mayıs Lag Baomer Bayramı, 8-10 Haziran Şavout/Hasat Bayramı’nda yapılacak kutlamaların hedef alınacağı belirtti. Önümüzdeki günlerde yapılması planlana kutlamalar için elde edilen bilgiler, Emniyet Genel Müdürlüğü ile paylaşıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü İsrailli vatandaşlardın yaşadığı yerlerde ve planlana kutlamalarda tedbirlerin arttırılmasını istedi.

GENEL MÜDÜR YARDIMCISI UYARDI

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Erhan Gülveren imzasıyla 81 kente gönderilen yazıda, Yeni Zelanda’daki saldırıya karşı Hristiyan vatandaşların düzenleyeceği etkinliklerde saldırı olabileceği ihtimalin karşın gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. Ülkeyi zora sokmak isteyecek terör örgütü mensuplarının bu eylemleri yapabileceğini belirten Gülveren, istihbarat çalışmalarına ağırlık verilmesi, tüm ibadethanelerin güvenlik tedbirlerini gözden geçirilmesini ifade etti. Nisan ayının son haftasında kutlana Paskalya (Diriliş) Bayramı için uyarıda bulunan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Erhan Gülveren, terör örgütlerinin sosyal medya hesaplarını titizlikli takip edilmesini istedi.

MİT DOSYASI : ALEVİNET SİTESİ MİT’İ KÖTÜLEYECEKKEN SİTESİNDE YAPTIĞI HABER İLE MİT’İN REKLAMINI YAPMIŞ OLDU !!!!!


ÖZEL BÜRO NOTU : DAİŞ’İN MUCİDİNİN CIA VE MOSSAD OLDUĞUNU SAĞIR SULTAN BİLE DUYDU. BU KONU ARTIK BİR BİLİNMEYEN DEĞİL. AMA ALEVİNET’İN İDDİASI ÖNEMLİDİR. AMA ŞU BAKIMDAN ÖNEMLİDİR. BİR İSTİHBARAT TEŞKİLATI GEREKTİĞİNDE KARŞISINDA DÜŞMAN OLARAK GÖRÜNEN BİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜ KENDİ MENFAATİ İÇİN KULLANIYORSA BU ÖNEMLİ BİR BAŞARIDIR. BUNU DA MİT BAŞARMIŞ VE DAİŞ’İ T.C. MENFAATLERİ İÇİN KULLANMIŞTIR. BU DA TUHAF BİR DURUM DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ İSTİHBARAT SERVİSLERİNİN GÖREVLERİ İÇİNDE BU TÜR OPERASYONLARDA BULUNUYOR. BU SEBEPLE ALEVİNET MİT’İ HEDEF GÖSTERMEK İSTEDİYSE DE ASLINDA BİR NEVİ BAŞARISININ SERVİSİNİ YAPARAK MİT’İN REKLAMINA KATKIDA BULUNMUŞ OLDU.

MİT yeniden DAİŞ’i örgütlüyor

KAYNAK : https://alevinet.com/2019/04/15/mit-yeniden-daisi-orgutluyor/

Türk devletinin Suriye iç savaşı boyunca politik ve yayılmacı hedeflerine ulaşmak için Müslüman Kardeşler, Cephet El Nusra, DAİŞ ve diğer çeteler çinde en fazla umut bağladığı ve desteklediği DAİŞ oldu ve DAİŞ’i Türkiye’de devletin önemli mekanizmalarında, paramiliter güç olarak da kullandı.

Türk devleti, DAİŞ elemanlarını Türkiye’de yeniden organize etmeye çalışıyor. MİT bünyesinde çalıştırılan ve DAİŞ sorumlularını Suriye’den Türkiye’ye kaçırmakla görevlendirilen bazı Suriyeli DAİŞ’lilerin isim ve bilgilerine ulaştık.

YENİDEN ORGANİZE EDİYOR

Edinilen bilgilere göre; QSD’nin operasyonları sonucu sıkışan DAİŞ’lilerin bazıları MİT planlamasıyla bazıları da insan kaçakçıları tarafından Türkiye’ye geçirildi. Türk devleti geçmişte bunları ordu, polis ve istihbarat güçleri içinde kullanırken bazılarını topluma serpiştiriyor. MİT Türkiye’deki DAİŞ elemanları ve ailelerinin yeniden toparlanması, içlerinde savaşa katılabileceklerin belirlenmesi için bir çalışma başlattı. Bu doğrultuda örgütsüz bir biçimde Türkiye’ye kaçanlar bazı kamplarda bir araya getirilip yeniden örgütlendiriliyor. Bu çalışma, DAİŞ adı kullanılmadan çok gizli bir biçimde yürütülüyor.

DEVLETTE ÇALIŞTIRILAN DAİŞ ELEMANLARI

Türkiye’de MİT içinde çalışan, DAİŞ emirleri ve elamanlarını Türkiye’ye geçirmekten sorumlu olan bazı isimler şöyle:

İsmail El İdo: Ebu Abdullah olarak tanınıyor. Girê Spîlidir (Til Ebiyad). El Ilêmat aşiretinden. DAİŞ içinde silahlardan sorumluydu. Daha sonra Türkiye’ye geçen bu şahıs şu anda MİT’le çalışıyor.

Abdülbasit El İdo: İsmail El İdo’nun kardeşidir. DAİŞ içinde savaşçıydı ve Türkiye sınırında görev yapıyordu. Suriye’den mültecileri ve DAİŞ elemanlarını Türkiye’ye geçiriyordu. Şu anda MİT’e çalışıyor.

Musiab El Bedir El Marûf: Ebu Teyir ismiyle tanınıyor. Girê Spîli ve El Meşhur aşiretindendir. DAİŞ içinde sınır güvenliği ve istihbaratında görevliydi. Şimdi MİT’e çalışıyor.

Sadun El Aşiq: Lesuud Aşiq’in kardeşi. Bu DAİŞ elemanı da şimdi Türkiye’de MİT’e çalışıyor.

Brahim El Şoia: Girê Spîli. DAİŞ istihbaratında yer alıyordu. Şu anda Türkiye’de ve MİT’e çalışıyor.

Birahim Elzakir: Ebu Muhammed ismiyle tanınıyor. Dêrazor’un Meyadin ilçesinin Mehken köyünden. Cizîr Fırtınası Hamlesi başladıktan sonra Türk devletinin işgali altındaki Şehba alanlarına geçerek ‘Fırat Kalkanı Güçleri’ adı verilen Türk devlet çeteleri içinde yer aldı. Şu anda Kuzey-Doğu Suriye’de saklanan DAİŞ emirleri ve elemanlarını Türkiye’ye kaçırmayı organize etmekle görevli.

DAİŞ TÜRKİYE’YE KARŞI EYLEM YAPMADI

DAİŞ çetesi Girê Spî, Hol, Şeddadê, Minbic, Reqa, Dêrazor’da QSD tarafından geliştirilen hamleler sürecinde hem savaşçılara hem de Kuzey-Doğu Suriye ve Rojava’daki sivillere karşı yüzlerce intihar saldırısı ve silahlı saldırı gerçekleştirdi. Türk devletin Cerablus ile başlayan işgal saldırılarına karşı ise Türkiye’de tek bir eylem yapmadı. ‘Fırat Kalkanı Harekatı’ sürecinde de DAİŞ’liler sakallarını kesip üniformalarını değiştirerek ‘ÖSO’ elemanı oluverdi.

Türkiye içerisinde de DAİŞ’in geliştirdiği bütün saldırılar, Kürtlere veya demokratik güçlere karşı geliştirildi. 20 Temmuz 2015’te Kobanê’deki çocuklara yardım için sınırı geçmek isteyen gençlere, Ağustos 2016’da Antep’teki Kürt düğününe, yine Mayıs 2015’te HDP’nin Adana ve Mersin’deki binalarına, Haziran 2015’te HDP’nin Amed’deki mitingine saldırılar gibi. Zaten Adana ve Mersin saldırılarını yapan DAİŞ’li Savaş Yıldız, Şubat 2016’da Girê Spî’de yaptıkları katliam sonrası yaralı yakalanınca MİT’le ilişkilerini ve saldırıların MİT-DAİŞ ortaklığıyla gerçekleştirildiğini itiraf etti.

KARAYILAN: DAİŞ’LİLER, TÜRK GÜÇLERİNİN YANINDA

Türk devleti, Türkiye’deki Suriyeli DAİŞ elamanlarını hem Güney Kürdistan dağlarında HPG gerillalarına karşı geliştirdiği operasyonlarda hem de öz yönetim direnişçilerine karşı Kuzey Kürdistan kentlerinde kullandı. PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, 22 Ekim 2015’te ANF’de yayınlanan söyleşisinde, bu durumu şu sözlerle ifade etmişti: “Savaşın kirliliğinin daha net açığa çıkması açısından bir örnek daha vereyim: Halkımız, Cizre’de mahallelere saldıran polislerin birbirleriyle Arapça konuştuklarına şahit olmuş. Aynı şekilde şu an Çarçella’da ordu içinde kendi aralarında Arapça muhabere yapanlar varmış. Herhalde o muhabereyi yapanlar Türk askeri değildir. Biraz önce ‘DAİŞ’le savaşıyor mu savaşmıyor mu’ diye sordunuz ya; işte DAİŞ’le olan ittifakın bulguları.”

AleviNet

MİT DOSYASI /// Solcu Parti’den açıklama : “MİT arkadaşlarımızı kaçırdı”


Solcu Parti’den açıklama : "MİT arkadaşlarımızı kaçırdı"

ÖDP Ankara İl Yönetimi, bugün bir parti üyelerinin iş görüşmesi için gittiği Ankara MTA önünde polis ve istihbarat kimliklerini gösteren iki kişi tarafından zorla araca bindirilerek kaçırıldığını açıkladı.

ÖDP Ankara İl Yönetimi, bugün bir parti üyelerinin iş görüşmesi için gittiği Ankara MTA önünde polis ve istihbarat kimliklerini gösteren iki kişi tarafından zorla araca bindirilerek kaçırıldığını açıkladı.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Ankara İl Yönetim Meclisi imzalı açıklamada bugün Ankara MTA önünde bir parti üyesinin MİT tarafından kaçırıldığı bildirildi.

Açıklamada şöyle denildi:

“Ankara’da geçtiğimiz aylarda iki arkadaşımız MİT tarafından kaçırılarak ‘ajanlık teklifi’nde bulunulmuştu. Benzer vakalar İzmir ve başka illerde de yaşandı. Bugün ise buna yeni bir kaçırma daha eklendi.

Parti üyemiz MİT tarafından macera filmlerini aratmayacak bir yöntemle kaçırıldı. İş-Kur’a iş başvurusu yapan üyemiz, bir akşam İş-Kur adına aranarak Ankara MTA’ya iş randevusu verildi.

Üyemiz iş için MTA önüne gittiğine karşısında MİT’i buldu. Polis ve istihbarat kimlikleri gösteren iki kişi arkadaşımızı zorla araca bindirerek kaçırdı.

Daha öncekilere benzer şekilde ‘iş bulma vaadiyle ajanlık teklif’ eden emniyet mensupları yine Parti üyelerimiz hakkında sorular sorarak bilgi almaya çalıştı.”

“PARTİMİZ ÜYEMİZİ KAÇIRAN ARACIN PLAKASI İLE…”

Son aylarda birbirini tekrarlayan bu olayların artık “kabak tadı” verdiği belirtilen açıklamada, MİT’in ÖDP üyelerine yönelik bu zorbalıklara son vermesi çağrısında bulunuldu.

Açıklamada Ankara Emniyeti’ne de gerekli araştırmaları yaparak bu hukuksuz sürecin muhataplarını ortaya çıkarma çağrısında bulunularak “Partimiz üyemizi kaçıran aracın plakası ile birlikte bu konuda Savcılığa gerekli suç duyurusunda bulunacaktır” denildi.

İşte o açıklama:

Odatv.com

MİT DOSYASI /// MİT, Yeni Zelanda teröristinin izini sürüyor : Türkiye’deki iki terör dosyası raftan indi


MİT, Yeni Zelanda teröristinin izini sürüyor : Türkiye’deki iki terör dosyası raftan indi

Yeni Zelanda’da iki camiye yönelik terör saldırısı gerçekleştiren ve 50 kişiyi katleden terörist Brenton Tarrant’ın, Türkiye’deki adımları mercek altında. MİT, Tarrant’ın Türkiye’de bulunduğu dönemlerle çok benzer tarihlerde meydana gelen Yenibosna ve İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırılarını yeniden masaya yatırdı.

Brenton Tarrant’ın ülkemizdeki görüşme trafiği ve burada olduğu sürede meydana gelen toplumsal olaylar MİT tarafından oldukça detaylı bir şekilde araştırılıyor. Yenisafak.com’un güvenlik kaynaklarından edindiği bilgiye göre Tarrant, Türkiye’deyken bir Türk hattı almak yerine ünlü bir telefon markasına ait telefonla Yeni Zelanda hattını kullandı, Ağrı, Ankara, Edirne, Sivas, Mersin, Tokat, İstanbul, İzmir, Konya’da bulundu. Kayıtları inceleyen güvenlik güçlerinin ilk belirlemelerine göre Tarrant Türkiye’den herhangi bir isimle irtibat kurmadı. MİT, Tarrant’ın Türkiye’de bulunduğu dönemlerle çok benzer tarihlerde meydana gelen Yenibosna ve İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırılarını da yeniden masaya yatırdı. Tarrant’ın neden Bulgaristan’a gittiği ve burada araba kiralayıp kimseyle görüşmeden sadece şehir turu attığı da yanıt bekleyen sorular.

Müslümanlar için kutsal olan Cuma günü Yeni Zelanda’da bir camiyi silahlarla basan ve içeride gördüğü herkese ölüm yağdıran terörist Brenton Tarrant’ın Türkiye’ye neden geldiği, burada neler yaptığı, kimlerle görüştüğü ve en önemlisi bu görüşmelerini yabancı bir istihbarat örgütünün bilgisi/gözetimi dahilinde yapıp yapmadığı gibi sorular oldukça merak ediliyor.

Saldırının ardından çok titiz bir çalışma yapan Türk istihbaratı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere ‘bilmesi gerekenler’ prensibi çerçevesinde konuyla ilgili bilgi notlarını ilgili makamlara sundu.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Tarrant’ın Türkiye’de bulunduğu süreler en ince ayrıntısına kadar inceleniyor.

İKİ TERÖR DOSYASI YENİDEN RAFTAN İNDİ

Tarrant’ın Türkiye’de geçirdiği 43 günü en ince ayrıntısına kadar inceleyen, kullandığı hattın hangi baz istasyonlarında sinyal verdiği ve o istasyondaki muhtemel hedef isimleri belirleyen MİT, teröristin ülkemizde bulunduğu dönemlerle eşleşen terör olaylarını da yeniden en ince ayrıntısına kadar inceliyor. Bu kapsamda Marmaris ve Tokat’ın üzerinde özellikle durulduğu kaydedildi.

Tarrant’ın diğer bulunduğu illerin ise Ağrı, Ankara, Edirne, Sivas, Mersin, Tokat, İstanbul, İzmir, Konya olduğu belirtiliyor.

Hatırlanacağı üzere terörist Tarrant’ın yasal yollardan Türkiye’ye giriş yaptığı ilk dönemin 17-20 Mart 2016 olduğu açıklanmıştı.

Bu dönemde İstiklal Caddesi’nde bombalı bir terör saldırı olmuş, 19 Mart 2016’daki saldırıda 3’ü İsrail biri İran vatandaşı olmak üzere 4 kişi hayatını kaybetmişti. Saldırıyı Gaziantep nüfusuna kayıtlı bir DEAŞ militanın gerçekleştirdiği kaydedilmişti.

Bu saldırıdan çok kısa bir süre önce de, 13 Mart 2016’da Ankara Kızılay’da 38 kişinin hayatını kaybettiği bir bombalı saldırı yapılmıştı.

Tarrant’ın Türkiye’ye resmi yollardan ikinci geliş tarihi ise 13 Eylül-25 Ekim 2016. Bu tarih aralığında Türkiye yine bombalı başka bir saldırıya maruz kalmıştı. 75. Yıl Polis Merkezi yakınlarında 6 Ekim 2016’da bombalı motosikletin patlatılması sonucu 10 kişinin yaralanmıştı.

Güvenlik kaynakları, Tarrant’ın bu olaylarla bir bağı olup olmadığı, eğer varsa Türkiye’deki o dönemde gerçekleşen terör saldırılarında hangi dış istihbarat örgütlerinin doğrudan müdahalesi olduğunun da ortaya çıkabileceği görüşünde.

ATİNA-SELANİK-İSTANBUL ÜÇGENİ

2016 yılı Mart ayında İran’dan Türkiye’ye gelen buradan da Yunanistan’ın başkenti Atina’ya giden Tarrant’ın ardından gerçekleştirdiği Selanik-İstanbul seyahatleri ve hemen ardından Slovenya’ya gitmesi de Türk istihbarat ekiplerince mercek altına alındı.

YENİ ZELANDA HATTINI KULLANDI

Türkiye’ye geldiğinde yeni bir hat almak yerine Yeni Zelanda’da kullandığı hattı ünlü bir telefon markasını ait telefonda çalıştıran Tarrant’ın, ülkemizde telefonda herhangi bir irtibat gerçekleştirmediği öğrenildi.
Güvenlik güçleri, Tarrant’ın telefonunun sinyal verdiği alanlardaki o tarihlere ait tüm güvenlik kamerası, MOBESE ve kapalı devre sistemlerdeki görüntüleri inceleyerek, cep telefonu üzerinden herhangi bir kişiyle iletişim kurmayan Tarrant’ın yüz yüze temas kurup kurmadığını, kurduysa bu isimlerin kim olduğunu ortaya çıkarmaya çalışıyor.

BULGARİSTAN’DA ŞEHİR TURU

MİT’in üzerinde hassasiyetle durduğu bir diğer konu da Tarrant’ın kaçak yollarla Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye giriş yapıp yapmadığı konusu oldu. Öncelikle Tarrant’ın Bulgaristan’daki temaslarını değerlendiren güvenlik güçleri burada da oldukça ilginç bir detayla karşılaştı.

İstihbarat birimlerinin edindiği bilgiye göre terörist Tarrant Bulgaristan’da bir araç kiraladı ve herhangi bir isimle temas kurmadan şehir turu atarak bu ziyaretini tamamladı.

CEVAP BEKLEYEN SORULAR

Terörist Tarrant’ın temas ettiği isimler, gruplar, geride bıraktığı bildiri ve dijital veriler farklı ülkelerin istihbarat örgütleri tarafından dikkatlice incelenirken terör saldırısına ilişkin kimi sorular halen geçerliliği koruyor.

-Tarrant bu denli iyi bir şekilde silah kullanmayı nereden öğrendi? (Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, teröristin silah seçimi, silahla ilerleme, omuz ve kalça üstü atışları, canlı-cansız hedef ayrımı gibi konularda kusursuz bir saldırı gerçekleştirdiğini açıklamıştı.)

-Terörist Tarrant herhangi bir ülkenin istihbaratı tarafından kullanıldı mı? Bunca ülkeyi gezmesine ve birbiriyle ters olan ülkeleri (İran-İsrail) dolaşmasına rağmen neden herhangi bir ülkenin istihbaratının dikkatini çekmedi ve takibe alınmadı?

-Tarrant için herhangi bir ülkenin istihbaratı tarafından Avrupa’nın en önemli ülkelerinden birinin istihbaratına ‘izlenmesi gerekli’ şeklinde not gönderildi mi?

-Yeni Zelanda Başbakanlığına, Bakanlıklara ve tüm kamu kurumlarına saldırıdan 10 dakika önce bir mail atan ve terörist eylemini haber veren Tarrant neden engellenemedi? Tarrant oldukça serin kanlı bir şekilde hareket edip, arabasına yeniden dönüp silah değiştirirken bile koşmadı, yürüdü. Bu rahatlığı ona sağlayan bildiği bir şey mi vardı?

-Tarrant’ın silahında yazan ve oldukça derin bir tarih bilgisi üzerinden çok farklı noktaları birleştirip, örgüyü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Ayasofya’ya bağlayan bilgileri, tarihleri ve isimleri ona kim verdi?