MİLLİ SAVUNMA DOSYASI /// Bülent ERANDAÇ : Dün, İHA İçin ABD-İsrail’in Gözüne Bakardık. Bugün.


Bülent ERANDAÇ : Dün, İHA İçin ABD-İsrail’in Gözüne Bakardık. Bugün…

20 Nisan 2020

Dünlerde İnsansız Hava Aracı almak için, ABD’nin, İsrail’in gözünün içine bakardık. Bugün, TÜRK İHA‘ları Türk semalarında, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Akdeniz’de tarih yazıyor. Dün yalvardığımız ülkeler, bugün Türkiye’yi gıptayla izliyorlar. Nereden nereye?

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın YERLİ VE MİLLİ GÜÇLE kendisini gelecek savaşlara hazırlamakta olan TÜRK ORDUSU, ”dostlarına müşfik, düşmanlarına karşı kahredici ‘’ özelliklerini geliştiriyor. SİHA’larımız Türkiye’nin 21. yüzyıl yeni savaş mantığını ortaya koymayı sürdürüyor.

DÜN

ABD ile İsrail, terörle mücadelede en etkili araçlardan biri olan Silahlı İnsansız Hava Aracı’nın (SİHA) satışı ve kiralanması konusunda Türkiye’ye çok kötülük yaptılar.

Türkiye, 1990’lı yıllarda terörle mücadelede ABD’nin GNAT ile İsrail’in Heron adı verilen insansız hava araçlarını kullanmak için, çırpındı, durdu.

Ancak bu araçların kullanımı konusunda ABD ile İsrail sürekli sorun çıkardı. Türkiye, 2008’de MQ-1 Predator ve MQ-9 Reaper silahlı insansız hava aracı alımı için ABD yönetimine talep mektubu göndermişti.

Ancak, ABD yönetimi Türkiye’yi oyalayarak, bu SİHA’ların Türkiye’ye satışına onay vermedi.

ABD, PKK hedeflerinin havadan vurulmasında etkili olan akıllı mühimmatların satışı konusunda da, Türkiye’ye devamlı sorun çıkardı.

Türkiye, bir dönem İsrail’den 10 Heron’u kiralamıştı. Ancak İsrail, Türkiye tarafından görüntü sistemi yerleştirilecek silahlı Heron projesini daha sonra iptal etti.

Milli Savunma Bakanlığı bir acı gerçeği açıklamıştı:

“İsrail’den aldığımız İHA’ların ürettiği bilgilere dayanarak yapılan bu bombalamaların önemli bir bölümünün isabetsiz olduğunu sonradan anladık. Sonradan anladık ki dağı taşı bombalamışız aslında”

BUGÜN

Türkiye, ABD ve İsrail’in bu tavırlarının ardından yerli İHA ve SİHA üretimine yöneldi. Yüzde 96 yerlilik oranı ile üretilen İHA’lar 2015’ten itibaren kullanılmaya başlandı. 2016’dan itibaren de SİHA’lar terörle mücadelede etkin bir şekilde devreye sokuldu.

İçinde bulunduğumuz süreçte, Üçüncü dünya savaşı (Küresel salgın) cephelerini tek tek kazanmakta olan Türkiye, günümüzde ve gelecekte çatışmaların asli unsuru olacak insansız sistemlere yatırım yapmayı çok akıllı hamlelerle yürütüyor.

Havadan gözlem ve üzerindeki patlayıcı ile hedeflere kamikaze dalışı yapacak YERLİ VE MİLLİ KARGU-2 Vurucu İnsansız Hava Aracı (İHA)’nın teslimatı, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne gerçekleştirildi.

TÜRK Ordusu, düşman İHA’larına karşı da İHASAVAR ‘larla da donatılıyor. Bir gün gelecek, KAMİKAZE İHA’LARIMIZ GÖKTEN YAĞACAK.

Yerli ve Milli İHA VE SİHA’LARLA Türkiye’mizi yabancıların eline bakmaktan kurtaran Milli Teknokratımız Selçuk Bayraktar’ın hakkını teslim edelim. Helal olsun Selçuk Bayraktar.

TÜRK SİHA’LARI DÜNYA GÜNDEMİNDE

Geçen aylarda Suriye’de, TÜRK SİHA’LARI SURİYE’DE TARİH YAZDI. Türkiye’nin Bahar Kalkanı Harekâtı kapsamında Suriye ordusuna karşı kullanıldığı Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA), birçok dünya basınında geniş yer bulmuştu.

Bahar Kalkanı Harekâtı ile teknolojik üstünlüğünü ortaya koyan Türkiye’nin operasyon kabiliyeti Amerika’nın ünlü dergisi Forbes tarafından analiz edildi. “Türk yapımı İHA’lar ve topçu atışları İdlib’de Esed rejimini yıkıma uğrattı” başlıklı yazıda "Türkiye 21. yüzyılın yeni savaş mantığını ortaya koydu" değerlendirmesi yapıldı.

“Türkiye bu alanda dünya lideridir”başlıklı yazıda,1 Mart’ta rejime ait Su-24 tipi uçakların düşürülmesinden bahsedilirken, "Sadece 3 gün içinde Türk drone’ları ve topçu atışları 100’den fazla zırhlı aracı ve düzinelerce topçu sistemini imha etti ve yüzlerce rejim yanlısı askeri öldürdü" ifadeleri kullanıldı.

"Türk saldırıları neden Esad’ın güçlerine bu kadar kısa sürede çok zarar vermeyi başardı ve neden bu kadar yıkıcıydı?" ifadeleri kullanılırken açıklamada, operasyon kapsamında kullanılan İHA ve SİHA’ların başarısına dikkat çekildi.

Burnundan kıl aldırmayan, emperyalist Fransa’nın L’Opinion gazetesi içinden gelmese de Türk SİHA’larına övdü. "Bir haftadır, Türk ordusu SİHA konusundaki kapasitelerini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Türkiye on yıldır ulusal sanayi kapasitesini geliştirdi. Türkiye bu alanda Fransa gibi ülkeleri geçti" ifadelerini kullandı.

Fransız haber ajansı AFP (Agence France-Press), " Dünyada öncü üreticilerinden olan Türkiye, silahlı drone sürüsünü kullanıyor. İHA’lar İdlib’de rejim güçlerine büyük kayıp yaşatıyor.İHA’lar Türk pilotların hayatını tehlikeye atmadan Suriye’yi devamlı vuruyor’’ diyordu.

Türkiye dostu Polonya Gazeta.pl adlı haber sitesi, "Türk drone’ları pençelerini gösterdi. Rusya’nın zafer yerine baş ağrısı var Avrupa, Türk SİHA’larını gördükçe, acizliğini çok iyi anlıyor’’ diye yazmıştı.

KAMİKAZE TÜRK SİHA’LARI GÖKTEN YAĞMAK ÜZERE BEKLİYOR

(Kamikaze: Japonca ’da kami ALLAH, kaze ise RÜZGÂR demektir. Türk kamikazeleri, ALLAH’IN RÜZGÂRI demektir)

Hem Esad ve Hafter’in insan kasaplarını, hem de Batı’nın kuklası PKK’yı mezara gömmeye kararlı Türk SİHA’ları devamlı geliştiriliyor. TSK’ya menzili 10 km olan 356 adet KARGU-2 Vurucu İHA teslım edıldı. TSK’ya 500’den fazla İHASAVAR VAR.

KAMİKAZE YERLİ VE MİLLİ SİHA ,tek er tarafından taşınabiliyor,, otonom veya uzaktan kumanda ile çalışabiliyor,, döner kanatlı, gövde içerisindeki 40 mm’lik bombaatar mühimmatı kamikaze dalışı ile kendisini hedef üzerinde de patlatabiliyor.

Hassas noktaları İHA’lara karşı koruyacak. İHASAVAR’lar, drone/mini-İHA’ların, uzaktan komuta, GPS/ GLONASS uydu seyrüsefer, veri ve görüntü aktarım frekanslarının tamamını aynı anda karıştırarak drone/mini-İHA kullanılarak oluşturulabilecek tehditleri bertaraf edebiliyor.

LİBYA SEMALARINDA TÜRK SİHA’LARI DENGE DEĞİŞTİRDİ

Türkiye’nin rolü

Trablus’u düşürmek için 4 Nisan 2019’da büyük bir kampanya başlatan Hafter, Eylül 2019’dan itibaren BAE’nin askeri yığınağı ve Rus Wagner paralı askerleri sayesinde önemli ilerlemeler kaydetmişti; az kalsın amacına ulaşıyordu. Libya’da güç dengesini değiştiren ve UMH’ye son başarıyı da getiren Türkiye’nin Kasım ayından itibaren denkleme müdahil olmasıdır.

Cumhurbaşkanımız Tayyıp Erdoğan-Türk Devlet Aklı’nın geleceğiğ ıyı okuyarak yürüttüğü LIBYA STRATEJISIsonucu, 26 Kasım 2019’da Serrac Hükümeti ile imzaladığımız güvenlik mutabakat muhtırasının sahaya yansıması müthiş oldu.

Libya’daki iç savaşın seyrini TÜRK SIHA’LARI ,Kukla Hafter’ın elınden aldı.Trablus açıklarındakı TÜRK DONANMASI-HAVA-DENIZ harekatını başarı ile yürütüyor.

Hafter’e kadım Lıbta toprakları mezar olacak.

BM çağrısıyla 22 Mart’ta "insani ATEŞKES " ilan edilmesine rağmen Fransa-Rusya-Mısır-BAE kuklası Hafter,

Trablus’u ele geçirme tezgahlarını hızlandırmıştı. Satılmış adam Hafter, Hafter, Mart ve Nisan ayında Trablus’taki hastaneleri, ilaç depolarını ve sağlık çalışanlarını hedef almıştı. Sadece Nisan ayında 61 sağlık tesisine zarar verdi.

Hatta 6 Nisan’da Kovid-19 hastalarının tedavi edildiği Hadra hastanesini vurdu. 7 Nisan’da 2 milyonu aşkın insanın yaşadığı başkentin suyunu kesti. 10 Nisan’da doğalgaz vanalarını kapatarak, elektrik üretilmesini engelledi. Hafter’in hukuk ve insanlık tanımayan saldırıların karşılıksız kalması mümkün değildi.

BAE , İsrail, Mısır üzerinden Hafter’e hava savunma sistemleri ulaştırıyor. Rusya, Suriye’den Wagner şirketi vasıtasıyla milis toplayarak Hafter’e gönderiyor.

Hafter’e anlayacağı dılden bir ders verılmesı zamanı gelmiştı. Nisan ayında, Türk Özel Kuvvetlerı’nin çok akıllı savaş planlarıyla hareket eden UMH güçleri 25 Mart’taki "Barış Fırtınası" adlı karşı saldırıyla Hafter’in hücumlarını durdurdu. Nisan aylarında Trablus’un batısında, güneybatısında ve doğusunda çatışmalar devam etti. Güneybatı cephesinde iki taraf da bir ilerleme sağlayamazken doğu cephesinde UMH güçleri, Hafter milislerinin saldırısını 27 Mart’ta Abu Grein bölgesinde püskürttü.

Hafter’in Sirte Operasyon Odası vurularak Tümgeneral Salim Diryak ve ekibi etkisiz hale getirildi.13 Nisan’da UMH, batı cephesinde daha önce kaybedilen Rikdalin, el-İsa, Ajaylat, Zlatan, Sabrata ve Surman’ı yeniden ele geçirdi. Böylece Tunus ile sınır kapısının olduğu Ras Ajdir ile yeniden kara bağlantısı sağlanmış oldu.

İNGİLTERE VE TUNUS’TAN TÜRK DOSTU SERRAC’A DESTEK

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan-Türk Devlet Aklı’nın çok akıllı manevraları,Lı9bya savaş cephesınde önemli denge değişikliklerine sahne oldu.

Libya’nın komşusu Tunus ve Ortadoğu’nun kılcal damarlarında sesizce gezmekte olan Ingıltere,Türkıye hamlelerının tesiriyle,Lıbya’lı kardeşimiz Serrac’ı destekleme kararı aldılar.

16 NİSAN 2020: Tunus Cumhurbaşkanı Said: Libya’da meşru hükümetten yanayız’açıklaması yaptı.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Libya’nın Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilcisi Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac ile telefon görüşmesinde Tunus’un Libya meselesinde ‘yasal meşruiyetten’ yana olduğunu ve aksi yöndeki hiçbir beyanın gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Brexit sonrası(Avrupa Birliğinden ayrılan) İngiltere’nin bu hamlesi çok dikkate değerdir.

17 Nisan 2020: İngiltere’nin Orta Doğu’dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly, ülkesinin Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde meşru Ulusal Mutabakat Serrac Hükümeti’nin (UMH) yanında olduğunu belirtti.

İngiltere’nin bu açıklamayı,Türk Özel Kuvvetlerı’nın çok akıllı savaş manevralarıyla yürüttüğü UMH güçlerinın , 13 Nisan’da "Barış Fırtınası" operasyonu kapsamında yaklaşık 3 bin kilometrekarelik alanı Hafter milislerinden temizleyerek büyük bir başarıya imza atması, Başkent Trablus’tan Tunus sınırına kadarki bölgede Sabrata ve Surman başta olmak üzere 7 belde ve bir şehri, Hafter milislerinden geri alan UMH, ülkenin batısındaki sahil şeridi boyunca kontrolü sağlaması üzerıne gerçekleştırdığını anlamak yeter.

SONUÇ,

ORTADOĞU’NUN KOD’LARINI ANLATAN ÇOK İYİ BİR TARİHİ ANEKDOT VARDIR. ‘Ortadoğu’da, önemli bir yemeğin davetli listesinde adınız yoksa, bir de menüye bakın. Adınız orada olabilir’

TÜRKİYE HEM SAHADA,HEM MASADA.OLMAK VEYA OLMAMAK İŞTE BÜTÜN MESELE BUDUR….

MİLLİ SAVUNMA DOSYASI /// BÜLENT ORAKOĞLU : SİHA’ların yazılım sırrı ?


BÜLENT ORAKOĞLU : SİHA’ların yazılım sırrı ?

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’nin teknolojik gelişmesini baltalayarak bu konuda Batı’ya ve kolonyalist ülkelere bağımlı kalmasına yönelik projeler başarılı olmuştu. 28 Şubat sürecinde eski Başbakan merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın TBMM kürsüsünde yerli otomobil, tank, motor ve uçak projelerini anlattığı TBMM’deki unutulmaz konuşması vesayetçi yapıların kontrolündeki muhalefetin tepkisi ile karşılanmıştı. Dönemin Başbakanı Erbakan’a psikolojik harekat uygulanarak alay bile edilmişti. Türkiye 1990’lı yıllarda PKK terörü ile mücadele etmek için Amerika ve İsrail’den silahlı İHA Predator ve Heron almak için birçok kez girişimde bulunmuşsa da Başkan Obama ikna edilememişti. ABD hükümetinin, Ankara’nın silahlı İHA almak istemesinden duyduğu rahatsızlık açıkça Türkiye’ye iletilmişti. Zira PKK’nın arkasındaki kurucu ve azmettirici ülkeler ABD ve İsrail’den başkası değildi. Türkiye’nin kendi İHA’sını yapabileceğinden endişe eden ABD ve İsrail Türkiye’ye 10 adet Heron’u 183 milyon dolara kiralamışlardı. Ancak Heronları MOSSAD yönetiyordu. Görüntüler önce Tel Aviv’e gidiyor montajlandıktan sonra Ankara’ya gönderiliyordu. 183 milyon dolara kiraladığımız Heron’ların Türkiye’ye kasıtlı olarak yanlış istihbarat verdiği teröristler yerine dağı taşı bombalattıkları yıllar sonra anlaşılıyordu.

ASELSAN’DA 900 KRİPTO FETÖ’CÜ

Bağımsız Türkiye konseptinde stratejik öneme sahip, yerli savunma sistemlerinin dışa bağımlılıktan kurtarılması ve millileştirilmesi adına, Türk Savunma Sanayii’nin son yıllarda yaptığı büyük atılımların, küresel güçleri ve onların Türkiye’deki uzantılarından biri olan FETÖ’yü rahatsız ettiği yapılan operasyonlardan anlaşılmıştı. “Milli tank, gemi, uçak, helikopter, İHA, uzun menzilli füze savunma sistemleri” gibi milli projelerin Türkiye’nin bölgedeki caydırıcı gücünü artırması hegemonik güçlerin dikkatinden kaçmamıştı. Bu nedenle küresel güçler ve onların istihbarat servisleri tarafından, dünya çapında örgütlenmesi sağlanan FETÖ’nün, Türkiye’de savunma sanayisinin hedef alınması konusunda yönlendirildiği tespit edilmişti. “Grup Abi’lerinin örgüt üyeleri vasıtasıyla ASELSAN’daki tüm projeler hakkında bilgi topladığı, kritik projelerin de olduğu bilgilerin, şifreleme programı ile casusluk yapılarak ABD’ye gönderildiği ” anlaşılmıştı. ASELSAN’da ise daha önceki yıllarda başlatılan soruşturmalar genişletilerek tespit edilen kripto isimlerin itirafları ve savcılıklara gönderilen ByLock listelerinden üzerinden iz sürerek 900 civarında kripto FETÖ’cü tespit edilmişti.

YERLİ VE MİLLİ SİHA’LAR PKK’YI BİTİRME NOKTASINA GETİRDİ

Türk İHA VE SİHA’ları korkusundan PKK terör örgütü mensuplarının inlerinden başını dahi çıkaramadıkları artık dağlarda gruplar halinde gezemedikleri hatta beslenme zorluğu bile çektikleri biliniyor. Son 9 ayda SİHA ve İHA’larca düzenlenen 562 operasyonda 1853 terörist öldürüldü. Büyük kayıplar veren PKK, kırsalda eylem yapamaz hale geldi. Öyle ki telsiz konuşmalarında “İHA’lardan dolayı kafamızı kaldıramıyoruz” diyen PKK’lılar, ölenin yerine dağa çıkartacak adam da bulamıyor. Zira 2017’de PKK’ya katılan kişi sayısı sadece 92…

YERLİ VE MİLLİ SİHALAR ESED REJİMİNİ VE RUSYA’YI DA ÇİZDİ

SİHA’larla yapılan operasyonlar dünya savaş literatürüne girdi. 36 Türk askerinin rejim tarafından şehit edilmesinin ardından benzeri görülmemiş sayıda uçağın sürü halinde ve eşgüdüm içinde hareket ederek rejime ağır zayiat ve kayıplar verdirmesi dünya medyasında da yer aldı:

Esed bozguna uğradı! Rusya ve rejim şok üstüne şok yaşadı. Türkiye’ye karşı rejimi tercih eden Putin’in geçilmez sandığı “Hava Savunma Sistemleri” Türk SİHA’ları tarafından radarlar aşılarak imha edildi. Putin’in önemli gelir kaynağı olan “Hava Savunma Sistemleri”ne karşı dünyada güvensizlik baş gösterdi.

Suriye’de ve özellikle İdlip’te rejim ve Rus askerlerinin konvansiyonel silahlarla kadın çoluk çocuk demeden işledikleri katliamlar insanlık ve savaş suçlarını oluşturmasına rağmen dünya devletleri bu olaya seyirci kaldı. Türkiye’de CHP içindeki ve dışındaki FETÖ ve PKK muhibbi çevreler de bu katliamlara ses çıkarmadıkları gibi bu katliamlara destek vererek Türkiye ile Esed’in ittifak yapmasını önerdiler. Hak ile batılın mücadelesinde toplum içinde milyonların sevgisini kazanmaya layık bir kişi olarak Selçuk Bayraktar’a yönelik CHP’den yapılan bu iftira ve fitne söylemleri kendisi ve grubu için bir şereftir böyle biline. Zira kem söz sahibine aittir.

İHA ve SİHA’ların mimarı Selçuk Bayraktar, “SİHA’nın sırrı uçuş bilgisayarının içinde gömülü yazılımda. 130 bin saattir bu sırla ve bayrağımızla görev yapıyor. Biz de o görev yapsın diye ne zaman ihtiyaç olduysa, olursa, olacaksa, gereken her yerde her zaman. O mübarek Bayrak işte bu Bayrak!” dedikten sonra yazılım sırrını da açıklamıştı: “Kodunda ayet saklı”.

MİLLİ SAVUNMA DOSYASI : S-400 Alımı ve Türkiye – ABD Arasında Yaşananlar


S-400 Alımı ve Türkiye – ABD Arasında Yaşananlar

Stajyer Verda ŞENSOY

03 Eyl 2019

Uluslararası kamuoyu tarafından da yakından takip edildiği üzere; Türkiye’nin Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemi’ni satın alması, bir federal yasa olan CAATSA (Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act; Amerika’nın Düşmanlarına Karşı Yaptırım Yasasıyla Mücadele) Kanunu’nun 231. maddesinde yer alan yaptırım tehditleri ile karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur. …

Analiz: S-400 Alımıyla Birlikte ABD ve Türkiye Arasındaki Süreçte Neler Yaşandı?

S-400 Alımı ve Türkiye – ABD Arasında Yaşananlar

Uluslararası kamuoyu tarafından da yakından takip edildiği üzere; Türkiye’nin Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemi’ni satın alması, bir federal yasa olan CAATSA (Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act; Amerika’nın Düşmanlarına Karşı Yaptırım Yasasıyla Mücadele) Kanunu’nun 231. maddesinde yer alan yaptırım tehditleri ile karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur. 2017 yılında ABD’de yürürlüğe giren CAATSA Kanunu’nun amacı öngördüğü yaptırımlar aracılığı ile hasımlarına karşı korunmayı sağlamaktır. Türkiye’nin de engeline takıldığı 231. madde; Rusya Federasyonu’nun savunma ve istihbarat sektörleriyle önemli iş yapan kişi ve kurumlara yaptırımlar uygulanacağıdır. İlk olarak üzerinde durulması gereken nokta ise yaptırımın uygulanmasının koşulu olarak gösterilen “önemlilik” şartını S-400 HSS’nin taşıyıp taşımadığıdır. Kanunda “önemli iş” kavramının tanımı yapılmamıştır fakat yakın bir tarihte aynı sebepten uygulanmış olan bir yaptırım örneği mevcuttur. Çin’in Rusya’dan S-400 HSS’ni satın alması neticesinde Çin’e ait Donanım Geliştirme Dairesi’ne ve başkanı Li Shangfu’ya yönelik ABD’de ihracat lisansına başvurmaktan ve ABD finansal sistemini kullanmaktan men etme kararı alınmıştır. Bu karar S-400 HSS’nin Çin bağlamında satın alınmasının “önemli iş” kavramı kapsamına girdiğini göstermektedir.

Kanunun amacı doğrultusunda ilerlendiğinde CAATSA kanunu hasımlara karşı caydırıcı bir tedbir olmakla birlikte tek amacı bu değildir. Bu kanun aynı zamanda, kendi devlet başkanlarının yetkisini kısıtlayarak ona karşı bir önlem alma çabasıdır. Bu gayeler kanunun tatbik edilmesi konusundaki ısrarları da açıklar niteliktedir. Türkiye’nin hava savunma sistemini Rusya’dan satın almasındaki en önemli gerekçe ise “Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi (T-LORAMIDS)” ihalesindeki yaşanan sorunlar olarak gösterilebilir.

Türkiye S-400 HSS’ni Rusya’dan almaya karar vermeden önce yurtdışı hazır alıma dayalı tedarik usulü ile hava savunma sistemi ihtiyacını karşılamak istemiştir. Bu ihaleye Çin, ABD, Rusya, İtalya ve Fransa katılmıştır. Teklifler arasında en makul olan Çin’in teklifi olmuştur. Fakat bu teklif Türkiye’nin savunma sistemi konusunda isteklerini yeterince karşılamamıştır. Bu sebeple Türkiye, ek süre vererek diğer ülkelerin tekliflerini yineleyebileceğini ilan etmiştir. Sonraki süreçte yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmıştır. En nihayetinde Türkiye ihale kararını iptal etmiş ve Rusya ile görüşmelere başlamıştır. Sürece gereken önemin ilgili ülkeler tarafından gösterilmemesi Türkiye’yi Rusya’yla bir araya getiren etkenler birisi olarak gösterilebilir. Bununla birlikte Türkiye stratejik konumunun kullanılması gibi gerekli olan tüm sorumluluklarını, NATO müttefiki ülkeler için üstlendiği hâlde ihale süreci devam ederken gerçekleşen Türkiye’nin güvenliği için ABD, Hollanda ve Almanya tarafından Türkiye’ye konuşlandırılmış olan Patriot sistemlerinin geri çekilmesi de Türkiye’yi hava savunma sistemi edinme konusunda zorunlu hâle getirmiştir. Sayılan sebeplerin sonucu olarak da Türkiye, S-400 HSS’ni satın almaya karar vermiştir. Sonuç aşaması Türkiye’nin kararı olsa da gelişme aşaması Türkiye’nin menfi şekilde etkileneceği şekilde gerçekleşmiştir. ABD Senatosunun Türkiye’nin haklılık paylarını göz önünde tutarak, bu süreci ikili ilişkilere en az zarar verecek şekilde bir sonuca bağlayacağı düşünülmektedir.

İhtimaller Üzerinden

Türkiye hükümeti ve tüm dünya “ABD Türkiye’ye ne tür yaptırımlar uygulayabilir?” sorusunu merak etmektedir. Bu soru farklı ihtimaller üzerinden düşünülerek cevaplandırılabilir. İlk ihtimal olarak girişte de bahsedildiği gibi Türkiye ile benzer sebepten Çin’e uygulanmış bir yaptırım mevcuttur. Bu yaptırımın içeriği Çin’deki satın almayla ilgili kurumların ABD’de ihracat lisansına başvurmaktan ve ABD finansal sistemini kullanmaktan men etmesini içermekteydi. Türkiye-ABD ilişkileri de göz önünde bulundurularak bu ihtimal üzerinde düşünüldüğünde; 20,7 milyar dolar olan ABD-Türkiye ticaret hacminin 3,1 milyar dolarlık kısmını askeri harcamalar oluşturmaktadır. Türkiye Ticaret Bakanı Ruhsan Pekcan’ın açıklamasına göre ABD ile hedeflenen ticaret hacmi ise 75 milyar dolardır. Bunun anlamı ise ABD ile olan ticari ilişkilerin uzun vadede iyi tutulmak istendiğidir. ABD’nin de ticari anlamda isteğinin aynı doğrultuda olduğunu söylemek mümkündür. Buna rağmen ticari ilişkilerin yanı sıra ikili arasındaki askeri anlaşmazlıklar, İran yaptırımları, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olan YPG’ye yapılan ABD yardımları ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in iadesinin yapılmaması gibi hususlar nedeniyle gergin bir ilişki de süregelmektedir. Her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump açıklamalarında Türkiye ile ilişkilerin iyi olduğunu, yaptırım uygulamayı düşünmediğini ifade etse de bu gerginlik Amerikan Senatosunca farklı şekilde yorumlanmaktadır. Durumların ortak sonucu olarak ise Türkiye için de Çin ile aynı yaptırımlar uygulanabileceği gibi döviz üzerinden işlem yapılmasının yasaklanması, uluslararası mali kuruluşlardan kredi verilmemesi gibi benzer mali yönü ağır gelecek yaptırımlar uygulanması söz konusu olabilir. Bu tür yaptırımlar Türkiye’nin ticaret hacminin tahmin edilen düzeye gelmesinde büyük bir engel olacaktır.

İkinci ihtimal ise yakın geçmişte ABD ile yaşanmış olan Rahip Brunson krizi ve sonucunda Türkiye’ye uygulanan yaptırımlar üzerinden düşünülmesidir. Rahip Brunson krizinde iki ülke arasında gergin bir süreç yaşanmış olmasına karşın yaptırımlar ilişkileri yıpratıcı nitelikte olmamıştır. İçişleri ve Adalet Bakanlarının ABD’ye gitmesinin yasaklanması gibi Türkiye için zor sonuçlar doğurmayacak yaptırımlar uygulanmıştır. ABD Başkanı Trump ve Senatonun açıklamaları göz önünde tutulduğunda benzer bir yaptırımın uygulanması ihtimali daha yüksek görünmektedir. Diğer bir ihtimal üzerinde ise ABD Başkanı Trump’ın iyimser açıklamaları üzerinden düşünülmektedir. Yaptırım uygulanmaması bu iyimserliğin sonucudur. Yaptırım uygulanmaması için ABD Başkanı Trump’ın yasada yer alan usule uygun olarak hareket etmesi, yaptırımlardan muafiyet kararı vermesi gerekmektedir. Bu kararı verebilmesi için Kongre’nin ilgili komisyonuna yaptırımlardan muafiyet tanımanın ülke için hayati önem taşıdığını anlatması ve ispatlaması gerekir. 231. maddeden farklı olarak kanunun bir diğer maddesinde ise daha kolay bir çözüm sunulmaktadır. 236. madde milli güvenlik çıkarlarına uygunluk durumunda Başkan Trump’a bu muafiyeti sağlayabilme yetkisi vermiştir. Bunun anlamı yaptırımın uygulanmasının, ABD güvenliğinin fonksiyonlarına bir tehdit teşkil etmesi hâlinde Başkan tarafından yaptırım kararı durdurulabilecektir. Fakat Başkan’ın yetkisini kullanması sonuç almak için yetmemekte, aynı zamanda Kongre’nin onayı gerektiğinden Türkiye için uygulanabilir bir madde olup olmadığı muallaktadır.

Başlanılan Süreç

Başkan Trump ve ABD Senatosu bazı konularda görüş ayrılığı içerisinde olsalar da hemfikir oldukları Türkiye’nin S-400 HSS’ne ve F-35 savaş uçaklarına aynı anda sahip olamayacağı fikri vardır. Bu doğrultuda ABD Savunma Bakanlığı, Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarının üretim ortaklığından çıkarılacağını açıklamıştır. Bu durum Türkiye’nin 1,5 milyar dolarlık yaptığı harcamanın ve bu üretimden elde edeceği 9 milyar dolarlık iş hacminin kaybı anlamına gelmektedir. ABD’nin bu durumla ile ilgili kaygısı ise S-400 HSS aracılığıyla Rusya’nın F-35 savaş uçaklarının zafiyetinin tespit etmesi ve aleyhe olarak kullanmasıdır. Türkiye böyle bir riskin olmadığını defaten çeşitli açıklamalarda izah etse de ABD bu durumu güvenlik tehdidi olarak görmektedir. F-35 savaş uçakları Türkiye için sadece silahlı kuvvetler olarak değil, ekonomik anlamda da çok büyük bir öneme sahiptir. Sürecin Türkiye aleyhine sonuçlanması halinde ekonomide yaşanılacak zafiyet büyük olacaktır. ABD ile imzalanan anlaşmada uluslararası mahkemelere başvurma imkânından feragat edildiği ve ABD’ye tek taraflı tasarruf yetkisi verildiği için durumla ilgili olarak Türkiye’nin ABD ile müzakere yapmaktan başka bir çözüm yolu kalmamaktadır. Bu sebeple müzakerelere devam edilmekte, yaptırımların farkındalığında başlanılan bu süreç en az hasarla atlatılmaya çalışılmaktadır.

Sonuç

Türkiye’nin Rusya ile anlaşma yapacağının ilan edilmesine müteakip, ABD Türkiye’ye indirimli olarak Patriot HSS vermeyi teklif olarak sunmuştur. Fakat Türkiye gecikmiş bu teklifi kabul etmemiştir. T-LORAMIDS sürecinde çıkılmış olan ihale, sunulan teklifler, kabul edilmeyen makul istekler, ek süre verilmesi, ihalenin iptali vb. yaşanmış en nihayetinde Türkiye’yi Rusya ile masaya oturmaya yönlendirmiştir. Riskler, tehditler, maliyetler hesaplandığında bunun doğru bir adım olmadığı söylenebilir. Her şeye rağmen Türkiye’nin hava savunma sistemleri konusunda kaybedecek zamanı yoktur. Bu sebeple S-400 HSS alımının atılması gereken bir adım olduğu ortadadır. Fakat Türkiye için farkındalığın önlemleri de beraberinde getirmiş olması hayati öneme haizdir. İleriki aşamalarda Türkiye’nin uluslararası konumunun menfi şekilde etkilenmemesi için yapılacaklar açısından sürecin yeni başladığı söylenebilir.

Kaynaklar

https://www.amerikaninsesi.com/a/turkiyeyi-s400-alimindan-sonra-neler-bekliyor/4996208.html
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-48365138
https://www.dw.com/tr/abdden-rusya-ve-%C3%A7ine-yapt%C4%B1r%C4%B1m-karar%C4%B1/a-45587635
https://tr.euronews.com/2019/06/19/abd-den-kuzey-kore-ye-yardim-ettigi-iddiasiyla-rus-finans-kurumuna-yaptirim
https://www.bagimsizhavacilar.com/abdnin-turkiyeyi-tehdit-ettigi-caatsa-yaptirimlari-nedir-neleri-kapsiyor/
https://tr.euronews.com/2019/07/19/trump-turkiyeye-karsi-yaptirimlari-engelleyebilir-mi
https://tr.euronews.com/2019/07/19/abd-senatosuna-turkiyeye-yaptirim-uygulanmasi-icin-yeni-onerge-sunuldu
https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-49006630
https://tr.euronews.com/2019/07/25/abd-kongresi-s-400-satin-alan-turkiye-ile-ilgili-ne-yapacagimizdan-emin-degiliz
https://gercekgazetesi.net/karsi-manset/bir-insan-iyi-polis-kotu-polis-oyununu-kac-defa-yutar
https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/abdnin-f-35-karariyla-turkiye-uretilen-her-f-35in-yuzde-6sini-kaybetti-5234819/
https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2019/07/17/pentagon-turkiye-f-35-programindan-cikarildi/
https://www.independentturkish.com/node/23751/d%C3%BCnya/reuters-t%C3%BCrkiye-rusya%E2%80%99yla-f%C3%BCze-anla%C5%9Fmas%C4%B1nda-yapt%C4%B1r%C4%B1mlardan-ka%C3%A7%C4%B1nmak-i%C3%A7in-trump%E2%80%99

MİLLİ SAVUNMA DOSYASI : SAVUNMA SANAYİ İLE İLGİLİ TÜRK HALKINA 18 YILDIR SÖYLENEN PEMBE YALANLAR


SAVUNMA SANAYİ İLE İLGİLİ TÜRK HALKINA 18 YILDIR SÖYLENEN PEMBE YALANLAR

"HÜRKUŞ’UMUZUN SİLAHLI MODELİ GÖKLERDE"

"Altay tankımız ordumuzun gözbebeği 250 adet siparişi hemen teslim edeceğiz"

"MMU TFX 2023’te hava kuvvetlerine katılacak Eyy ABD F-35 vermesen de olur"

"T-129 Atak helikopterimizi Pakistan ve Filipinler’e sattık Brezilya Katar sırada"

Bu ve benzeri haberleri 15 yıldır yandaş yalaka yalama basından medyadan Anadolu Ajansı’ndan TRT’den görüyoruz izliyoruz.

Ama artık yalanlar aynı mızrak gibi çuvala sığmıyor.

Önce HÜRKUŞ’ tan başlayalım. Bu HÜRKUŞ denilen teyyare toplamda altı prototip yapıldı. Pratt Whitney motoru KAI KT-1 Woongbi’nin de üreticisi olan Korea Aerospace Industries avionikleri vermeyince altı prototipten başkası hayal oldu. Pratt Whitney motoru vermezse çöp…

ALTAY tankı da bir başka çöp proje. Motoru Alman Rheinmetall ürünü olarak tasarlandı Almanya ile yaşanan siyasi kriz sonrası Almanlar motor vermeyeceklerini bildirdiler. Yerli imkanlarla motor ve (tank) üretimi için Erdoğan yandaşı Ethem Sancak’a Tank Palet fabrikasının bile peşkeş çekilmesine rağmen motor yapılamadı ve proje güme gitti.

TFX yani "Milli Muharip Uçak" projesi F-35 kazanımlarıyla yürütülen bir çabaydı. Erdoğan’ın anlamsızca S-400 alımı ısrarı sonucu F-35 programından dışlanma sonrasında önce İsveç SAAB ile sonra İngiliz BAE Systems ile projeye devam kararı alınmış olsa da yabancı partnerler bu projeye beklenen ilgiyi göstermedi. 2023’te ilk uçuşunu yapması beklenen milli savaş uçağımız bu durumda 2035’e kadar göklere çıkamayacak.

İtalyan Mangusta A-129 helikopteri platformu üzerinden geliştirilen ATAK helikopteri katıldığı çeşitli uluslararası fuarlarda hafif sınıf taarruz helikopterinde beğeni kazandı. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı 13 Temmuz 2018’de Pakistan’a 30 adet T129 ATAK helikopteri satışı konusunda anlaşma sağladı. Anlaşmanın yapıldığı dönemde ihracatın toplam tutarının 1.5 milyar dolar tutarında olduğu ve böylece Türkiye tarihinin tek seferde en büyük savunma sanayii ihracatının gerçekleştireceği belirtilmişti. Ayrıca Filipinler’in de ATAK helikopterine ilgi gösterdiği belirtilmiş bu kapsamda Türkiye ile Filipinler arasında Savunma Sanayii İşbirliği Mutabakat Muhtırası imzalanmıştır. Ama ortada çok ciddi bir sorun vardı. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A. Ş. (TUSAŞ/TAI) tarafından üretilen ATAK helikopterinde Amerikan Honeywell ile İngiliz Rolls Royce şirketlerinin ortak girişimi olan Light Helicopter Turbine Engine Company’in (LHTEC) ürettiği CTS800 tipi motor kullanılıyor. Helikopterde bu motor kullanıldığı için başka bir ülkeye ihracatında ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) izni gerekiyor. Pentagon’dan bu izin halen çıkmadı. Pakistan ve Filipinler Türkiye’ye verdikleri siparişleri iptal ettiler. Motoru milli olmayan hiçbir platformu satamayacağımız bir kere daha ortaya çıktı.

#mtyilmaz

MİLLİ SAVUNMA DOSYASI /// Yavuz Selim DEMİRAĞ : TANK PALET’TEN SONRA SIRA ASELSAN DA MI ???


Yavuz Selim DEMİRAĞ : TANK PALET’TEN SONRA SIRA ASELSAN DA MI ???

E-POSTA : ysd592

"Mars’a duble yol yaptık desek, inanacak kitlemiz var" diyen Damat’ın hesapları yaşadığımız gerçeklerle uymasa da memnun bir kitlenin olduğunu kabullenmek zorundayız. Bunun bariz örneklerinde birisi Sakarya… Öteki adı ile Adapazarı… Cumhuriyet tarihimizin savunma sanayinin kilometre taşlarından birisi de Arifiye Tank Palet Fabrikası’dır. Gönüllülük esası ile kurulan "Milli kuruluş"larımızdan birisidir.

Malumunuz Tank Palet Fabrikasının 50 milyon dolarlık yatırıma ihtiyacı olduğu için BMC’ye kiralamışlar ya!.. Sarayın kaç günlük gideri olduğuna dair Sayıştay raporu olmadığı için konuyu pas geçip, önce BMC’ye, dolayısı ile Katar’lılara peşkeş çekilen BMC’ye gelelim. AKP’nin Genel Başkanı, BMC’nin "Milli" olduğunu iddia ede dursun. Yönetim Kurulu Başkanı Katarlı… Yüzde 51’in geri kalanı 25 ile Talip Özdemir… Erdoğan’ın teyze oğlu, yüzde 24’ü Ethem Sancak’a ait… Konu uzun önce Arifiye’deki Tank Palet Fabrikasına uzanalım. Yönetim "Albay" rütbesinde idi. Makamı da mütavazı bir binadan oluşmaktaydı. Sonradan görmeler beğenmemiş. Devirden sonra makamın binasını restore etmek için kolonları, kirişleri kesmişler. Şatafat, lüks sonradan görmelerin zaafiyetidir. O zaaf başlarına bela olmuş. Kesilen, kolon ve kirişler yüzünden yönetim binasının hafif depremde yıkılacağı raporu üzerine Tank Palet’in yönetim binası yıkılmış ve yerine şimdi harfiyat kazılıyor yeni bina inşaatına başlanmış. Fakat; "Ben yaptım oldu!" zihniyeti her zaman olmuyor. Yapı ruhsatı olmadığı için "Durun!" demeye cesaret edilemese de hafif düzeyli bir "Uyarı" gelmiş… Dinleyen olursa. Arifiye Tank Palet Fabrikasının hikayesi uzun. Yarından itibaren arı kovanına çomak sokacağız…

***

Biz gelelim ASELSAN’a… Bir dönem 1919 cep telefonu yaparak dünyaya kafa tutan ASELSAN; asrın liderinin kararlı (!) tutumu yüzünden ne hallere düştü bilen var mı? TSK Güçlendirme Vakfı’nın kuruluşu olan ASELSAN’daki "Mühendis intiharları"nın asıl katillerinin FETÖ olduğu izleri nedense ısrarla takip edilmiyor. Hollanda’nın savunma sanayi’ndeki koridorun adı, beyin göçünden dolayı "ASELSAN" ama, malum medyaya göre her şey güllük gülüstanlık. ASELSAN çökmek üzere. Dolar 7 lirayı bulduğu günlerde Reis’in talimatı ile dövizleri bozduran ASELSAN tam 80 milyon TL zarar etti. Yönetim Kurulu ayrı dert. Menzil’in generalleri geldi. Genel Müdür aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı ve 80 bin TL maaş alıyor. Yerli İHA vs hep hikaye. Personel maaşını ödemek için devlet bankalarından kredi almaya başladılar. Kurtuluş reçetesi ne biliyor musunuz? ASELSAN’ı da Katar’lı şirkete satmak!.. Katar’lı şirketin sözde satın aldığı yada kiraladığı şirkette "Altay tankı" ne durumda? Motor yok! Şanzuman yok! Güç monitörü yok!

Altay yerli tankı için 5 adet örnek üretildi. Testleri yapıldı. Motor ve şanzuman dünyaca ünlü Alman firmasından. Dahası ABD’nin tankları bile bu Alman firmasının (Abraham tankı) motor ve şanzumanını kullanıyordu.

MSB’nın Savunma Sanayi Başkanlığı Kore’yi işaret edip, Kore’nin motorunun peşine düştüler de ne oldu? Motor yarım, şanzuman yok! Sözleşmenin fesh edilmesi gerekiyor ama uyanıklar 330 milyon avroluk avansın peşindeler. O parayı alabilmek için cinlik planlıyorlar. Aldığımız bilgilere göre 40 adet tank gövdesi yapıp 5 tane Altay prototipinin motorunu yerleştirip yutturmaya kalkışma planını tezgahlama kalkışırlarsa kimse şaşırmasın. Tabi yenirse.. Dokunulmazlığı olan BMC için formül aranıyor kısacası.

İnşaat bitti!.. Kupon arazi belediyeler elden gidince sona erdi. Tek elde… İyi ve nakit paranın olduğu savunma sanayi. ASELSAN personel maaşına sıkışınca çare KATAR… Önümüzdeki günler bunu tartışacağız. Haberiniz olsun!.. ASELSAN’dan sonra sırada HAVELSAN ve ROKETSAN var. Bir dönem milli diye övündüğümüz bu kuruluşlardan da iyi kokular gelmiyor.

Aselsan ve BMC’yi yazmaya devam edeceğim…