MI6 (İNGİLİZ DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ) DOSYASI /// Arslan BULUT : İngiliz ajanı bir kişi değil ki !!!


Arslan BULUT : İngiliz ajanı bir kişi değil ki !!!

E-POSTA : arslanbulut

12 Kasım 2019

Şu skandala bakar mısınız; adamın, İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6’nın önemli bir ajanı olduğu, son olarak Suriye’deki "Beyaz Baretliler"i kurduğu ve bu örgüt üzerinden "Kimyasal silah kullanıldı" yalanlarını dünyaya yaydığı biliniyordu ama Beyoğlu’nda bürosunun önünde ölü bulunana kadar dört yıldır Türkiye’de yaşıyordu! Evi de Büyükada’da idi!

Buna neden izin veriliyordu? Çünkü AKP iktidarı, Beşar Esad’ı devirerek yerine İhvanı Müslimin adlı yine İngilizlerin kurduğu örgütü iktidar yapmak için İngiliz ajanı James Le Mesurier’e faaliyetlerini Türkiye üzerinden sürdürme imkânı tanımıştı!

***

Kimse "haberimiz yoktu" diye yalana başvurmasın, bu daha büyük bir skandaldır!

Banu Avar, 2016 yılında yayınlanan Zemberek kitabında, "Beyaz Baretler ve Lawrence ile 007 James Bond karışımı bir İngiliz ajanı" başlığı altında konuyu incelemişti. O tarihte Avar’ın ifadesiyle "Küresel sırtlanların beyin bulandırma aracı Time Dergisi de koroya katılmış ve sözde ‘yardım kuruluşu’ Beyaz Baret’leri kapaktan kutsamıştı!"

Üstelik, Time dergisi, adamın resmini de yayınlamıştı. Avar, kitapta durumu şöyle özetlemişti:

"Karaköy’de çekilmiş bu fotoğrafta gördüğünüz adam James Le Mesurier… Sıradan bir İngiliz askeri değil. Birleşmiş Milletler Barış Gücü adına Balkanlar’da çalışmış, İngiliz Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Ortadoğu’da istihbaratçı olarak üst düzey görev yapmış biri. Çalıştığı alanlar saymakla bitmiyor. Irak İçişleri bakanının özel danışmanlığından, Birleşik Arap Emirlikleri doğal gaz sahaları özel koruma gücü oluşturma görevine, Dubai’de Black Waters’la bağlantılı kiralık asker şirketi Olive Group başkan yardımcılığından, Beyaz Baretler’e kadar uzayan bir yelpaze bu. Beyaz Baretler’e önderlik eden Mayday Rescue adlı ‘arama kurtarma yardım’ örgütünün de mimarı. MI 6 olarak bilinen İngiliz dış istihbaratının bölgedeki en güvendiği ajanlarından biri. CIA ve Mossad ile ortak operasyonlarda Mayday sivillere yardım’ teşkilatını paravan olarak kullanıyor. Suriye’de Kaide artığı El Nusra teröristlerine askeri ve istihbari eğitim veriyor…

Le Mesurier, Lizbon’daki bir konuşmasında 2013 yılında, Halep’den Türkiye’ye geçen bir grup Suriyeliyle Beyaz Baretler’in kuruluş sürecini şöyle anlatıyor:

‘Türkiye’de deprem arama kurtarma ekibi AKUT’unda yardımıyla 20 kişilik bir ekibe bir haftalık bir kurs düzenledik. Sıradan Suriyeli sivillerden, bir savunma ekibi yarattık.’

MayDay’in İstanbul bürosu Karaköy’de… Beyaz Baretler’in lideri Raid Saleh, Türkiye Suriye arasında mekik dokuyor. Mayday Rescue Suriye Sorumlusu Faruk Habib Türkiye’de yaşıyor, batı başkentlerinde ilişkileri yürütüyor… James, İstanbul, Gaziantep, Suriye arasında ve her yerde… Bu adamlar ‘iş’lerini Türkiye’den yürütüyor.

Beyaz Baretlerin USAID’den aldığı bağış miktarı: 16 milyon dolar. ABD dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Toner örgüte 23 milyon dolar verildiğini basına açıkladı. Japonya, Danimarka, İngiltere ve Hollanda da Beyaz Baretlere 50 milyon dolara yakın para bağışladı! Böyle ‘hükümet dışı örgüte’, böyle ‘gönüllü’lüğe inananlara da can kurban!"

***

Birkaç gün önce de Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Maria Zaharova, Le Mesurier’den, "Dünyanın farklı köşelerinde ortaya çıkan eski bir MI 6 ajanı" diye söz etmişti, Zaharova, Mesurirer’in Balkanlar ve Orta Doğu’da çalıştığını, Kosova’daki terörist gruplarla bağlantılarının deşifre edildiğini anlatmıştı.

Sonra da "Suriye’yi kim karıştırdı, beş milyon insanı Türkiye’ye kim sürdü? Türkiye’yi kendi aleyhine sonuç verecek bu projede kim kullandı?" diye soruyoruz!

Anlaşılıyor ki Türkiye’ye sürülen Suriyelilerin burada kalmasını isteyenler, bilerek veya bilmeyerek İngiliz gizli servisine hizmet etmektedir!

Kaynak Yeniçağ: İngiliz ajanı bir kişi değil ki! – Arslan BULUT

MI6 (İNGİLİZ DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ) DOSYASI : İNGİLİZ DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ MI6’NIN 2023 FAALİYET VE STRATEJİ RAPORUNDAN !!!


İNGİLTERE GİZLİ SERVİSİ MI6 NIN FAALİYET VE STRATEJİ RAPORU."" 186 SAYFALIK RAPORDA 2023 YILI EKİMİ İÇİN RESMİ YAZILI BELGE DE TÜRKİYE İÇİN YAZILI OLANLAR.

1. TÜRKİYE EKONOMİK OLARAK İFLAS ETMİŞ OLACAK.

2.YABANCI SERMAYEYE GEÇMİŞ BANKALAR ARAP SERMAYESİNE DEVİR EDİLMESİ TAMAMLANARAK BORÇ NUSHALARI İLE EV İŞ YERİ VE ARAZİLERE EL KONULACAK.

3.IMF GİBİ BENZERİ KURUM VE KURULUŞLARDAN TÜRKİYE YE ASLA NAKDİ YARDIM YAPILMAYACAK.

4.ETNİK VE DİNİ GRUPLAR AYAKLANDIRILARAK KAOS NETİCESİNDE GÜNEYDOĞU VE DOĞU ANADOLU İLE DOĞU KARADENİZ İLK ETAPTA ÖZERKLİGE SONRASINDADA ANADOLUDAN AYRILMAYA TEŞVİK EDİLECEK..

5.6 PARÇALI FEDERATİF BÖLGE PLANLAMASI HAYATA GEÇİRİLMEK ÜZERE MERKEZİ VE OTONOM BÖLGELER PAY EDİLECEK.

6.TÜRK ASKERİ ZAYIFLATILMIS OLARAK SİLAH VE TERTİBATI İLE SINIRLANDIRILACAK.

7.YUNANISTANIN KITA SAHANLIĞI HAKKI MUHAFAZA EDİLMEK ÜZERE ADALAR VE BOGAZLARIN DENETİMİ YUNANİSTANA BIRAKILACAK..

8.EGE BÖLGESİNDE ARAZİ VE KÖYLER KAMULAŞTIRILIP ACELE DEVİRLERİ YABANCI ORTAK PAYLARA BIRAKILACAK.

9.AKDENİZ DE TÜRK VARLIĞI SONA ERDİRİLECEK GEREKİRSE DİNCİ RADİKAL UNSURLAR VE SURİYELİLERE PAY SÖZÜ VERİLEREK KIŞKIRTMA VE KAOS ÇIKARTILACAK.

İSTİHBARAT DOSYASI /// VİDEO : MI6 – BND – MOSSAD’IN HİKAYESİ VE 2. DÜNYA SAVAŞINDAKİ ROLLERİ – CIA/KGB KAPIŞMASI (İNGİLİZCE)


İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ (MI6)’NIN HİKAYESİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=sOWyjdKoMqQ&feature=youtu.be

2. DÜNYA SAVAŞINDA İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=LjSD99ZoBtg&feature=youtu.be

2. DÜNYA SAVAŞINDA ALMAN GİZLİ SERVİSİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=8CuTbUGgC_c&feature=youtu.be

ÖLÜMCÜL GÜÇ İSRAİL İSTİHBARATI MOSSAD BELGESELİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=cfrzYVny-WA&feature=youtu.be

CIA ve KGB: Berlin SAVAŞI (Soğuk Savaş Belgeseli) (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=q05rMyTzMrM&feature=youtu.be

İRAN DOSYASI /// 1953 İran Darbesi : CIA ve MI6 Musaddık’ı Nasıl Devirdi ????


1953 İran Darbesi: CIA ve MI6 Musaddık’ı Nasıl Devirdi ????

KAYNAK : http://www.serenti.org/1953-iran-darbesi-cia-ve-mi6-musaddiki-nasil-devirdi/

Serenti | 05 Ocak 2018 |

Tudeh’in 1940’ların sonundaki gerilemesi 1950’li yılların başlarında İran’da ortaya çıkan milliyetçi harekete fırsat yarattı. Hareketin başında 1906 Meşrutiyet Devrimi’nden beri ulusal politikada öne çıkmış isimlerden Muhammed Musaddık vardı. Parlamento üyesi, bölge valisi ve Rıza Şah tarafından istifaya zorlanmadan önce kabinede bakan olarak görev yapmıştı.

İsviçre’de okumuş, doktora yapmış, Batı hukuk sisteminin tümüyle İran’a aktarılmasını savunan bir tez yazmıştı. 1913’te eğitiminin bitmesinin ardından sonra Tahran Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde ders vermeye başlayan Musaddık, 1921’de Ahmed Kavam hükümetinde Maliye Bakanı, 1923’te Muşir-ed-Dovle hükümetinde Dışişleri Bakanı olarak görev aldı.

1925’te yılında Başbakan Rıza Han’ın Kaçar Hanedanlığı’na son vererek Pehlevi Hanedanlığı’nı başlatan ve kendisini Şah ilan eden yasa önerisini İran Parlamentosu’nun kabul etmesi üzerine siyasetten çekilmiş; 1941’de İttifak Devletleri’nin İran’ı işgali ve Rıza Şah’ı görevden alarak yerine oğlu Muhammed Rıza Şah’ı getirmesinin ardından 1944 yılında bir kez daha milletvekili olarak siyasete dönüş yapmıştı.

Musaddık iç ilişkilerde katı bir anayasacı olarak bilinirdi. Şahın saltanat sürmek yerine, tıpkı Belçika ve Britanya’daki muadilleri gibi, yönetmesi gerektiğini savunacaktı. Silahlı kuvvetlerin kontrolünü elinde tuttuğu, böylelikle anayasa hukukunun ilkelerini olduğu kadar ruhunu da zedelediği, parlamento seçimlerine müdahale etmek amacıyla orduyu kullandığı, asıl sahiplerine iade edileceğine söz verilmiş hanedanlık arazilerinin denetimini yeniden eline aldığı için genç şahı topa tuttu. Seçimlere hile karıştığı gerekçesiyle 1949 Kurucu Meclisi’nin meşruiyetini sorguladı. Aynı zamanda seçim yasasında ordunun sandıkların çevresinde boy göstermesini yasaklayan, seçim kurullarının bağımsızlığını güvence altına alan ve başta Tahran olmak üzere Meclis’te şehirlere daha çok sandalye ayrılmasını sağlayan esaslı değişiklikler yapılmasından yanaydı. Hatta okuryazar olmayanların oy haklarının kaldırılması gerektiğini bile savunuyordu, çünkü “toprak oligarşisinin değişmeyen iktidarını zayıflatmanın en iyi yolu bu olacaktı.”

1953 Darbesi’nin Nedeni: Anglo-Iranian Oil Company

Geleneksel politikacıların “olumlu denge” ve büyük devletlere “taviz verme” gibi yanlış politikalarıyla İran’ın varlığını tehlikeye attıklarını ileri sürmüştü. “Böyle bir politika başka devletlerin de eşit ayrıcalıklar talep etmelerine yol açarak ulusal egemenliği tehlikeye sokacaktır” diye uyarıyordu. Bu nedenle 1919 İngiliz-İran Antlaşması’nı ve hem Amerika hem de Sovyetlerle yapılan 1945-46 petrol pazarlıklarını kınamıştı. Aynı gerekçelerle petrolün devletleştirilmesi davasına sarılarak hükümetin Anglo-Iranian Oil Company’ye (AIOC) el koyması gerektiğini iddia etti. İran’ın kendi petrol kaynaklarının üretiminde, satışında ve ihracatında tam denetimi elinde bulundurma hakkının vazgeçilmez olduğunda ısrarlıydı.

İran yönetimi ile Anglo-Iranian Oil Company arasında petrol gelirlerinin bölüşümü konusundaki tartışmalar 40’lı yılların sonlarına doğru yoğunlaşmaya başlamıştı. İran halkı İngilizlerin kendilerini sömürdükleri konusunda son derece haklıydı ve önlerinde bir örnek vardı. 1944’te Suudi Arabistan’a giren Arap-Amerikan Petrol Şirketi (ARAMCO) petrolün yüzde 50’sinin çıkarıldığı ülkeye, yüzde 50’sinin ise rafineriyi kuran şirkete ait olduğu şekilde adil bir anlaşma yapmıştı. Oysa Anglo-İran Petrol Şirketi, İran’a petrol gelirlerinden çok az bir pay veriyordu. 1912 ile 1933 yılları arasında AIOC 200 milyon İngiliz sterlini kâr elde ederken; İran hükümetine yalnızca 16 milyon sterlin ödenti (royalty) vermişti.

Musaddık çoğu zaman “İngiliz düşmanı” diye nitelense de, aslında 19. yüzyılın Britanya liberal parlamenter hükümetinin hayranıydı. Demokrasiye ve sekülerizme yürekten inanan bir insandı. Kendisi aristokrat bir aileden gelmesine rağmen, Musaddık’ı destekleyenlerin çoğu orta sınıftı. Seçkin mustavfilerle Feth Ali Şah’ın baş veziri ünlü Muhsin Aştiyani’nin birinci göbekten torunu olan Musaddık, ayrıca kan ve evlilik bağıyla daha nice ayanla akrabaydı. Orta sınıf tarzı bir yaşam sürdüğü için “dürüst ve namuslu” olmakla ün salmıştı. Es-sultani unvanını kullanmaktan kaçınıyor, onun yerine Avrupa’da yaptığı lisansüstü öğrenimle ilişkili olarak doktor diye hitap edilmesini tercih ediyordu. Çağdaşları arasında yüksek eğitim görmüş kimselerden doktor ya da mühendis diye söz etme alışkanlığı vardı. Başbakan seçildikten sonra da Musaddık kendisine ekselansları diye hitap edilmesine karşı çıktı. Britanya büyükelçiliğine göre bu tavrı onun demagog, mantıksız ve öngörülemez yanlarının kanıtıydı. İranlılarsa onun diğer ileri gelenlerden farklı olduğunun bir kez daha doğrulandığını düşündüler.

Ulusal Cephe ve İran Petrollerinin Millileştirilmesi

Hem Britanya’ya hem şaha karşı kampanya yürüten Musaddık, Ulusal Cephe’yi (Cebbe-i Milli) kurarak orta sınıf partileriyle derneklerini geniş bir yelpazede harekete geçirdi. Bu nedenle Musaddık’ın yalnızca petrol şirketiyle Britanya İmparatorluğu’nu değil, aynı zamanda Şahı ve onun silahlı kuvvetler üzerinde devam eden kontrolünü tehdit eden çift taraflı bir kılıç diye görülmesine şaşmamak gerekir.

1950 yılında yapılan seçimlerde sekiz üyesi Meclis’e giren Ulusal Cephe, milletvekili sayısının çok az olmasına karşın aldığı toplumsal destekle etkili bir grup oldu. Orta sınıfın da desteğini alarak toplu dilekçeler göndermek ve sokak gösterileri yapmak gibi stratejiler sayesinde Musaddık petrol sanayiinin devletleştirilmesi çağrısıyla kitlesel bir hareket başlatabilmişti.

Musaddık ve Ulusal Cephe’nin kararlı çabaları sonucunda parlamentoda kurulan Petrol Komisyonu, Mart 1951’de ve petrol sanayisinin millileştirilmesine dair tasarıyı kabul etti. Öneri 13 Mart 1951’de Meclis üyelerinin oy birliğiyle yasalaştı ve İran petrol sanayisi millileştirildi. İran’ın bütün kentlerinde halk tarafından zafer havası içinde kutlanan bu olay, İran’ın despotizme ve kolonyal tahakküme başkaldırısının zaferi olarak İran tarihine geçti. Bu başarı, Musaddık’ı Nisan 1951’de Başbakanlık koltuğuna taşıdı.

Başbakan olarak Musaddık kendi programlarını yaşama geçirmek için harekete geçti. Ulusal Cephe’deki arkadaşlarını kilit bakanlıklara ve parlamento komisyonlarına yerleştirdi. National Iran Oil Company’yi kurdu (NIOC) ve kontrolün sorunsuz el değiştirmesi için Anglo-Iranian Oil Company (AIOC) ile görüşmelere başladı, AIOC direnince Musaddık NlOCnin rafineri ve ülke genelindeki bürolarının yanı sıra petrol kuyuları ve boru hattıyla birlikte AlOC’yi devralmasını emretti. AlOC’yi destekleyen Britanya hükümeti bütün şirket personelini tahliye edip İran’dan yapılan petrol ihracatını durdurarak Birleşmiş Milletler’e şikâyette bulununca Ulusal Güvenlik Konseyi’nin karşısına çıkan Musaddık, Britanya’yı yıkıcılıkla suçlayarak diplomatik ilişkileri kopardı ve başta büyükelçilik olmak üzere ülkesindeki bütün temsilciliklerini kapattı. Buna misilleme olarak Britanya İran’ın bütün alacaklarını dondurdu ve Basra Körfezi’ndeki donanmasını takviye etti. İran’a ekonomik ambargo uygulanmaya başlandı. 1951 yılının sonunda Musaddık kendini Britanya’yla İran arasında patlak vermiş krizin ortasında bulmuştu.

Şahla yaşanan sorun 1952 ortalarında baş göstermeye başladı. Musaddık’ın monarşiyi ve toprak ağalarını zayıflatmak üzere seçim yasasında reform yapma girişimiyle hız kazanmıştı. Reformu çıkaramayınca, şehir merkezlerindeki oylama sona erip de parlamentoda yeterli çoğunluğu sağlayacak kadar mebus seçilir seçilmez 16. Meclis’in seçimleri Musaddık tarafından durduruldu. Hemen arkasından Musaddık Başbakan olarak kabinenin diğer üyelerini olduğu gibi, Savaş Bakanını da atama yetkisinin anayasa kapsamında kendinde olduğunu ileri sürerek Şaha meydan okudu. Ordunun Şahın denetiminde olması ilk kez ciddi şekilde tehlike altındaydı. Şah karşı çıkınca, Musaddık davasını doğrudan halka götürdü.

Bir radyo yayınında menfur güçlerin petrolün devletleştirilmesini engellemesini önlemek adına silahlı kuvvetleri denetimi altında tutması gerektiğini savundu. Halk derhal sokaklara döküldü, üç gün süren genel grevlerin ve dökülen kanın ardından, Şah geri adım atmak zorunda kaldı. Bütün bu yaşananlar 30 Tır (21 Temmuz) krizi diye bilinir.

Musaddık ezici darbelerine devam ediyordu. 30 Tir gününü ‘‘milli şehitler” verilen “milli ayaklanma” günü ilan etti. Savaş Bakanlığının görevlerini devralarak adını Savunma Bakanlığı olarak değiştirdi, savunma silahları satın alacağına dair ant içti, genelkurmay başkanını tayin etti, 136 subayı ordudan uzaklaştırdı, 15.000 kişiyi jandarmaya aktararak askeri bütçede yüzde 15 oranında kesinti yaptı ve geçmişte yapılmış silah alımlarını soruşturmak üzere parlamentoda bir komisyon kurdu. Bundan başka hükümdarlık arazilerini devlete aktardı, sarayın bütçesini azalttı, Saray Bakanlığına Şah karşıtı bir arkadaşını getirdi, saraydaki yardım kuruluşlarını hükümetin denetimine bağladı, şahın yabancı büyükelçilerle görüşmesini yasakladı, yine Şahın siyasal açıdan etkin kız kardeşi Prenses Eşref’i sürgüne gitmeye zorladı, sarayı “rüşvet, ihanet ve casusluk batağı” olarak kınayan gazetelerin kapatılmasına karşı çıktı.

Böylece Musaddık hem İngiltere’yi hem de Şahı karşısına almış oldu.

Adım Adım 1953 İran Darbesine

1953 İran darbesi genellikle İran’ın uluslararası komünizmden kurtulması için CIA ile ortaklaşa yürütülen bir girişim olarak gösterilmiştir. Oysa uluslararası petrol kartelini kurtarmak adına İngilizlerle Amerikalıların ortak çabasıdır. Kriz boyunca başlıca konu petrol üretiminin, dağıtımının ve satışının kim tarafından yapılacağıydı. Kamuya yapılan açıklamalarda “kontrol” sözcüğünden özenle kaçınılmış olsa da, gerek Londra gerek Washington’da yayımlanan gizli raporlardaki geçerli terim buydu. Londra açısından AIOC, İran’da dünyanın en büyük petrol rafinerisine sahip olmanın yanı sıra, ham petrolün ikinci büyük ihracatçısı ve dünyanın üçüncü büyük petrol rezervlerini elinde tutan bir kurumdu. Ayrıca Britanya hazinesine 24 milyon sterlinlik vergi ve 92 milyon sterlin karşılığında dövizle katkıda bulunuyor, Britanya donanmasının yakıt ihtiyacının yüzde 85’ini karşılıyor ve AlOC’nin dünya çapındaki yıllık kârının yüzde 75’ini getiriyordu. Hoş, bunun çoğu Kuveyt, Irak ve Endonezya’daki petrol arama çalışmalarına ve İngiltere’deki hissedarlara gidiyordu. Washington açısından -aslında Londra için de öyle- İran’ın kontrolünün pek çok bakımdan yıkıcı sonuçları olabilirdi. Yalnızca Britanyalılara karşı doğrudan yapılan bir hamle olmakla kalmazdı. İpleri tümüyle İran’ın eline verirdi. Bu da özellikle Endonezya, Venezuela ve Irak’a emsal teşkil ederek onları aynısını yapmaya kışkırtabilir, böylelikle uluslararası petrol piyasasını Bâtılı petrol şirketlerinin denetiminden alarak petrol üreten ülkelere kaydırabilirdi. Dolayısıyla Batılı şirketlerin yanında Amerikan şirketleri de tehlikeye girer, aynı zamanda ABD kadar Britanya hükümeti de zarar görürdü.

Britanyalılarla Amerikalıların çıkarları ve stratejileri, zamanlama ve taktikleri kadar farklılık göstermiyordu. Britanyalılar en başından beri kararlılıkla ve ısrarla Musaddık’ın kontrol meselesinde asla ödün vermeyeceğini söylerken, Amerikalılar İran’ın kâğıt üstünde devletleştirilmiş sanayisini koruyacağı, fakat uygulamada sanayi işletmesini AIOC ve Batılı diğer şirketlerden oluşan bir konsorsiyuma devredeceği bir “uzlaşmaya” ikna etmek ya da oyuna getirmek için türlü yolları denediler. Musaddık’la başa çıkmanın tek yolunun onu devirmek olduğunu savunan Britanyalıların görüşünün Washington tarafından kabul edilmesi 1952 Kasım ayına kadar sürdü. ABD’nin tutum değişikliğinin temel nedeni 1952 Kasım ayında yapılan ABD Başkanlık seçimlerini Dwight Eisenhower’ın kazanmasıydı. Çünkü bir önceki başkan Harry Truman, Kore Savaşı ve Mc Charty’cilik yüzünden yeterince yıpranmış, başarısız bir darbe girişimi ile İran ile bağların tamamen kopması riskini göze alamamıştı.

Yeni başkanın beyin takımı, Musaddık konusunda Londra ile aynı görüşü paylaşıyordu. Özellikle de Eisenhower’ın Dışişleri Bakanı olarak kabineye alacağı John Foster Dulles ve CIA’in başına getireceği Allen Dulles…

Dwight Eisenhower daha yemin etmemişti ki, Tahran’dan kovulan MI6 ajanı Monthy Woodhouse elinde bir dosyayla Washington’a geldi. Bu sefer Amerikalıları hiç ilgilendirmeyen petrol sorunu üzerinde konuşmadı. Sıkı bir antikomünist olan Einsenhower’ın yakın çalışma arkadaşlarına Musaddık’ın eğer devrilmezse İran’ın ekseninin Sovyetler Birliği’ne doğru kayacağını, komünist TUDEH partisinin ordudaki adamlarıyla her an darbe yapabileceğini anlattı. Oysa gerçekte asıl sorun komünizm falan değildi. Çünkü Sovyetler Birliği, 1953 Şubat ayında ölen Stalin’in ardından kendi sorunlarıyla boğuşuyordu.

Başkan Eisenhower bir süre sonra Musaddık’ın devrilmesi gerektiğine ikna olmuştu.

Kod Adı Ajax Operasyonu

Nisan ayının sonunda CIA ve MI6 ajanları darbe hazırlıkları için Kıbrıs’ın Lefkoşa kentinde bir araya geldi. Yıllar sonra adının “Ajax Operasyonu” (resmi adıyla TP-Ajax) olduğu ortaya çıkacak bu darbe planını uygulamaya koyacak isim oldukça tanınan birisiydi: Theodere Roosevelt’in torunu da olan CIA Ortadoğu Direktörü Kermit Roosevelt.

Her iki istihbarat da plana en kuvvetli kaynaklarını dahil etmişti, İngilizlerin İran içerisinde eskiye dayanan ve kapsamlı istihbarat ağları bulunmaktaydı. Bazıları otuz yıldan fazla süredir aralıklı olarak İran’da çalışmış Farsça bilen uzmanları vardı. Ayrıca birçok eski politikacı, din adamı, aşiret reisi, iş dünyasının liderleri ve yüksek rütbeli subaylarla temas halindeydiler. Yıllar içerisinde MI6 siyasal eğilimleri, aile ilişkileri, meslekte izledikleri yol ve kişisel zaaflarıyla birlikte ordu içerisinde “Kim Kimdir” konusunda kapsamlı bir istihbarat toplamıştı. CIA bu tür bilgiler toplamaya tenezzül etmemişti, oysa böyle bir çalışmanın paha biçilmez olduğu belliydi.

Amerikalılar da masaya kendi geniş büyükelçilik olanaklarını koydular: İran ordusu ve jandarmasına yerleştirilmiş yüz kadar danışman; yakın tarihte ABD’de eğitim görmüş çoğu tank komutanı olan genç subaylar ve Tahran pazarlarında, özellikle de zurhane diye bilinen spor salonlarında kurulmuş gizli istihbarat ağları.

Operasyonu yönetecek Kermit Roosevelt, Temmuz başında Beyrut üzerinden, Suriye ve ırak çöllerini aşarak İran’a ulaştı ve Tahran’da darbe hazırlıklarını yöneteceği villaya yerleşti. Onun varlığından İranlı yöneticilerin haberi yoktu. Birlikte çalıştığı Amerikalılar tarafından bile James Lockridge adıyla tanınıyordu.

Aslında darbenin kâğıt üstündeki başı General Fazlullah Zahidi geleceğin başbakanı olmak üzere erken tarihli istifasını imzalayana dek, Şahın aklı bu plana yatmış sayılmazdı. Şah, Musaddık’ın yerine yeni bir potansiyel tehlike olabilecek bir general getirmek niyetinde değildi. Şah Muhammed Rıza, böyle bir kumpasın içine girmeyecek kadar çekingen ve korkaktı. Şahın ikna edilmesi gerekiyordu.

İlk denemeyi Musaddık tarafından sürgüne gönderilen Prenses Eşref yaptı. Gizlice ülkeye getirilen Prenses Eşref ne kadar dil döktüyse de Şahı ikna etmeyi başaramadı. Sıra Kermit Roosevelt’in bizzat gidip Şahı ikna etmesiydi. Roosevelt, Şah’ın gönderdiği bir arabanın arka koltuğunda bir battaniyenin arkasına saklanarak gece Saray’a girdi. Şahı Washington’un darbeyi, yapacağı geniş mali yardımla, durumu kurtaran bir petrol antlaşmasıyla ve monarşiyi koruyacağı güvencesiyle destekleyeceğine ikna etmeyi başardı.

1 Temmuzda İngiltere Başbakanı Churchill, 11 Temmuz’da da ABD Başkanı Eisenhower’ın darbe planına onay vermesiyle Ajax Operasyonu başladı.

Muhammed Musaddık’ın Devrilmesi

Ajax Operasyonu’nun ilk adımı 15 Ağustos 1953’te atıldı. Şah Rıza Pehlevi uzun zamandır yetkilerini hükümete bırakmak konusunda kendisini zorlayan Musaddık’ı görevinden aldığını ve ömür boyu ev hapsine mahkum ettiğini açıkladı. Fakat Musaddık kendisini teslim almaya gelen Şahın Muhafız Alayı Komutanı Albay Nasıri’yi ve beraberindeki askerleri tutuklatmış, Musaddık yanlıları da İran sokaklarına dökülerek eyleme başlamıştı. Sokak çatışmalarında yüzlerce insan ölmüş ve durumun kontrolden çıkması üzerine Şah Roma’ya kaçmak zorunda kalmıştı.

Darbe başarısız olmuş gibi görünüyordu. 18 Ağustos 1953 tarihinde CIA merkezinden İran’daki istasyon şefine gönderilen belgede şöyle yazıyordu: “Operasyon denendi ve başarısız oldu. ABD’nin rolünü ortaya çıkaracak herhangi bir Musaddık karşıtı operasyona katılmamalıyız. Musaddık’a karşı yürütülen operasyon sona erdirilmelidir.”

Fakat Kermit Roosevelt daha son kozunu oynamadığını düşündüğünden bu emri görmezden geldi. Musaddık’ın en büyük hatası ise darbenin bastırıldığını düşündüğü için daha fazla kan dökülmemesi adına taraftarlarını sokaklardan çekilmeye davet etmesi oldu.

28 Mordad (19 Ağustos) Ajax Operasyonu’nun ikinci aşaması başladı. Olasılıkla Şah yanlısı Ayetullah Behbehani ve Ayetullah Kâşani gibi vaizlerin kışkırtmasıyla, pazardaki spor salonlarında toplanan kalabalığın çıkardığı gürültü eşliğinde otuz iki Sherman tankı Tahranın şehir merkezine girerek kilit noktaları sardı ve Musaddık’ın eviyle ana radyo istasyonunu koruyan üç tankla üç saat sürecek çatışmadan sonra Zahidi, Şah tarafından atanmış meşru yeni Başbakan ilan edildi. Gözlemcilere göre, beş yüz kişilik “güruh” sivil giysiler içindeki iki bin kadar askeri personelin de katılmasıyla daha büyük bir kalabalık gibi gösterilmişti. Sokaklarda Musaddık yanlıları da kalmadığından karşı koyacak kimse yoktu. Musaddık devrildi, tutuklandı, “vatana ihanetle” suçlanıp yargılandı ve ömrünün son yıllarını ev hapsinde geçirdi.

Bu noktada, 15 Temmuz darbe girişimi bastırıldıktan sonra halkı günlerce sokaklarda kalmaya devam etmesini söyleyen Tayyip Erdoğan’ın tarihten bir ders almış olduğunu söylemek mümkün.

1953 darbesi derin ve kalıcı bir miras bıraktı. Şah, Musaddık’ı yok etmişti, ama onun -birçok yönden diğer büyük çağdaş ulusal kahramanları, Gandhi, Nasır ve Sukamo’yu andıran- gizemli gücü bir daha onun yakasına bırakmayacaktı. Darbe, monarşinin meşruiyetini ciddi anlamda sarsmıştı, hele de cumhuriyetçiliğin alıp başını gittiği bir çağda. Bu darbe Şahı İngilizlerle, Anglo-Iranian Oil Company ile ve emperyalist güçlerle özdeşleştirmişti. Aynı zamanda ordu da aynı emperyalist güçlerle, özellikle CIA ve MI6 ile bir tutulmaktaydı. Amerikalılar da Britanya’nın fırçasıyla karalanmıştı; İranlıların gözünde başlıca emperyalist güç artık yalnızca Britanya değildi, onunla işbirliği yapan Amerika da düşmandı şimdi. Darbe, Ulusal Cephe’yi ve Tudeh Partisi’ni mahvetmişti. İkisi de toplu tutuklanmalar, örgütlerinin yıkılması, hatta liderlerinin idam edilmesiyle karşı karşıyaydı. Bu yıkım, sonunda dinci hareketin doğmasına zemin oluşturdu. Diğer bir deyişle, darbe milliyetçilik, sosyalizm ve liberalizmin yerine İslam “köktendinciliğinin” konmasına yardım etmişti. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, tarafsızlık ve sosyalizm çağında Pehlevi monarşisi ayrılmaz ve kaçınılmaz bir biçimde emperyalizm, çokuluslu kapitalizm ve Batıyla yakınlaşma anlamına geliyordu. Nitekim 1979 İran İslam Devrimi’nin asıl köklerinin 1953 yılına uzandığı pekâlâ savunulabilir.

İyice yıpranan Anglo-Iranian Oil Company adını British Petroleum (BP) olarak değiştirse de artık gelirini zorunlu olarak İran halkıyla daha fazla bölüşmek zorunda kalacaktı.

İSTİHBARAT DOSYASI : YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER /// SISMI-SISDE-BND-DGSE-MI5-MI6


İTALYAN – JAPON – ALMAN – FEDERAL ALMAN VE DOĞU ALMAN – İNGİLİZ – FRANSIZ İSTİHBARAT SERVİSLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER

İTALYAN İSTİHBARAT SERVİSLERİ

Dünya gizli servislerinin atak yılı İkinci Dünya Savaşı olmuştur. Gizli servisler kuşkularından uyanmış ve hiper aktif hale gelmişlerdir. Bu gelişmelerden etkilenen İtaylan gizli servisi de küçük ataklara başlar. Birinci Dünya Savaşı sonunda İtalyanların ana istihbaratları diplomatık kanallardır. 30 kişiyi geçmeyen Deniz kuvvetleri ikinci bürosu istihbarata bakmaktadır. Ama aralarında casus olmayan 30 kadar personele sahiptirler. Daha sonra bu büro eleman takviyesiyle genişletilirken İstanbul, Madrit ve Şanghay’da öncü bürolar, ardından da Amerika, Portekiz ve diğer ülkelerde genişleme büroları oluşturulur.

Bu ikinci şubenin 4 ana birimi vardır.

B: Dinleme ve kripto ile görevli olan birim. Diğer adı karanlık odadır.

D: İstihbarat ile görevli birimdır.

C: Koordinasyon , tahlil ve değerlendirme birimidir.

E: İstihbarata ve casusluğa karşı koymayla görevli birimdir.

1960 da yapılan bir tahmine göre Berlin’den sonra en çok casus barındıran kent Roma olmuştur. Roma da tam 39 gizli servisin faaliyet gösterdiği ve 15 bin civarında casusun bulunduğu sanılmaktadır. Buna karşı İtalyanlar bir gizli servis reorganizasyonu gerçekleştirmişler ve bu alanda başarılı olmuşlardır.

İtalyan gizli servisi askeri unsurlarla birlikte çalışmıştır. SIFAR adlı birim İtalyan gizli servisini, CS adlı birim İtalyan güvenlik birimi Garabinieri içinde oluşturulmuş ve karşı casusluk alanında örgütlenmiştir. Bu birim 1961 yılının Ocak ayında Puglia’daki NATO üssünün planlarını Arnavut diplomatı Koko’ya veren İtalyan yüzbaşı Spada’yı suçüstü yakalamıştır. Ayrıca Centro Cina ajansının binasında aramaları sonucu 6 Çinli casusu yakalayıp sınır dışı etmeyi başarmışlardır. Ayrıca 1964 yılında Mordehay Luki veya Josef Dahan adlı İsrail casusunu ele geçirerek bir sandık içinde Mısır uçağı ile Roma’dan kaçırmak isteyen Mısırlı diplomat casus Salim Osman el Sayid ile Mohammed Moneim el Neklavi’nin planlarını alt üst etmişlerdir. Bugün de dünyanın önemli gizli servisleri arasında sayılmaktadırlar.

1967 yılında adını SİD olarak değiştiren SIFAR, daha sonra 1977 yılında politize olduğu için yeniden yapılandırılıp adı da SISMI ( Servizio İnformazioni e Sicurezze Militare) olarak yenilemiştir. Daha sonra 09.05.1978 de bugün faaliyette olan SİSDE adlı Demokratik İstihbarat ve Güvenlik Servisi kurulmuştur. Bunun ardından da CESİS adlı Güvenlik ve İstihbarat Servisleri İcra Komitesi, SİSMİ ve SİSDE arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla oluşturulup faaliyete geçirildi

JAPON GİZLİ SERVİSLERİ

1911 yılında İçişleri Bakanlığına bağlı olarak kurulan Japon özel polis servisi TOKKO ( Tokubetsu Koto Keisatsu) solcu akımlarla mücadele amacıyla yani iç isitihbarat işi ön planda olmak üzere kurumuştur.

1920’den itibaren Japonlar Amerika’da casusluk yapmak için harekete geçtiler. Bu casusluk faaliyeti 1935’de deniz ateşesi Yamaguşi zamanında son derece etkin bir noktaya ulaşır. Yamaguşi bazı Amerikalıları ajan olarak kullanmak ister. William Thompson, John Farnsworth gibi iki askerle bir sivil ‘e hizmet teklif eder. Ama bunda başarı sağlayamamıştır. Özel polis ( TOKKO) 1932’de organize edilir. TOKKO başlıca 4 daireden oluşur.

1- Aşırı akımları izler

2- Japonya’daki yabancıları takip eder.

3- Japonya’daki Korelileri izler

4- Sansür işlerini yürütür.

Şanghay, Londra, Berlin’de bürolar açmış olan TOKKO idarecileri iç istihbarat yanında dış istihbarata da önem vererek Milli Savunma konularında sıkı güvenlik tedbirleri almışlardır. Görev ve yetki alanında dış istihbarat servisi KEMPEİ ( İkinci büro) ile birlikte çılışmalar yaparlar. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Japonya’da gizli servisler, bağımsız daireler olarak çalışan, başlıca 4 oluşumdan ibarettir:

A- Dışişleri Merkezi İstihbarat Bürosu: İstihbarat daha ziyade diplomatlarca yapılır ajanlara yazılı emirleri diplomatlar verir; yabancı ülkelerdeki bölge ajanlarını dışişleri tayin eder , elçiliklerde bunlara bürolar tahsis eder , muhaberelerini sağlar, maaşlarını öder. Mesela Washington’daki Japon ikinci katibi TERASAKİ , Amerika kıtasındaki japon istihbarat servisinin başkanlığını yapar.

Ancak istihbarat servislerinin sefaretlerde bulunmasının sakıncaları barışta meydana çıkmıştır. Savaşta ise durum feci olmuştur. Zira 1941 de Amerika’daki Japon elçiliği kapatılınca buradaki şebeke de dağılıvermiştir.

B- Donanma ikinci bürosu: Japon istihbaratının önemli bir servisidir, Pearl Harbor ‘un hazırlanmasında büyük rol oynamıştır.

C- Kara Kuvvetleri İstihbarat Servisi: ( Genelkurmay Şube 3) Bu servisin Japon anavatanı dışında, mesala Kuantung ( Mançurya) da adeta bağımsız kolları vardır.

D- Kontrespiyonaj ile görevi 4. büro: Bunun da KEMPEİ TAİ ( Kara Ordusu Gizli Polisi) TOKKOKA ( Anavatan polis siyasi kısmı) adlı iki şubesi vardır.

Yukarda sayılan bu servislere ek olarak Japonya’da 1970 lere kadar Tokyo Sanayi Koruma Enstütüsü adını taşıyan bir ekonomik kontrespiyonaj okulu da oluşturulmuştur. Enstitünün başkanlığını yapanlar arasında Japonya’nın eski Ankara Büyükelçilerinden Tadaşi Kurihara da vardır.

Rivayetlere göre yalnız Tokyo’da 380 özel müesse, bütün Japonya’da ise 1970 rakamlarıyla ekonomik ve endüstriyel alanlarda 10 bin kişi casusluk yapmaktadır. Japon yasaları imalatçıyı sanayi erbabını ekonomik ve endüstriyel casusluğa karşı koruyacak hükümleri ihtiva etmediği için böyle bir okul veya enstütünün kurulması kaçınılmaz olmuştur. Enstitüye çalışmalarında bir çok japon istihbarat uzmanı yardım etmektedir. Japon istihbaratında ana unsur ekonomi ve teknoloji alanlarındaki istihbarat faaliyetleridir.

ALMAN İSTİHBARAT SERVİSLERİ

Prusya’yı,Avrupa’nın büyük devletleri arasına sokan Kral Büyük Frederik (1712-1786) bir devletin iç ve dış güvenliğinin istihbarat olmadan olmayacağını o zamanlardan anlamış ve önmeler almıştır. Özellikle de askeri istihbarata çok önem vermiştir. Dönemin kusursuz örgütleri arasında sayılan istihbarat servisini özenle oluşturmuştur. Alman Birliğinin kurucusu ve Avrupa’nın şekillenmesinin mimarlarından Bismark’da ( 1815-1898) Frederik in yolundan yürümüş, ayrıca siyasi istihbarat açığını da bu alana verdiği büyük önem sayesinde kapatmayı bilmiştir. Yani Hitler’in iktidara gelişine kadar Almanya’da güçlü ve kusursuz çalışan iki büyük istihbarat oluşumu gerçekleştirilmiştir. Bunlardan birisi Genelkurmay istihbaratı ( Abwehr), diğeri siyasi istihbaratı yönlendiren Alman Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Servisi’dir. Bu iki kuruluş organize halde ve beraberce çalışmışlardır.

Hitler’de istihbarata son derece önem vermiştir. Abwehr onun döneminde 5 şube olarak şöyle organize olmuştur:

1- Geheimer Meldedienst adı verilen organizasyon. Bu şube espiyonaj ve kontrespiyonaj ( casusluk ve karşı casusluk) ile görevliydiler. Bu şubenin emrinde kara, hava ve deniz birlikleri ve olanakları vardır. Ayrıca bu alanlarda uzmanlaşmış çok sayıda personele sahiptiler.

2- Sabotaj işleri: Bu şubece yerine getirilmiştir. Bu alanda uzman bombacılar, özellikle elde tutulur bunların rahat kullanabilecekleri ve değerlendirecekleri bomba türleri geliştirmişlerdir. Özelikle bomba patlatma ve yerleştirme konusunda bu şube uzmandırlar. 1960 dan sonra Almanların bu konudaki uzmanlıklarından Türk asker ve sivil istihbaratçıları da eğitimler yoluyla yararlandırılmışlardır.

3- Güvenlik olarak adlandırılan bu şube Almanlara karşı girişilecek sabotaj ve diğer casusluk faaliyetlerinin eylemlerine karşı organize olmuştur.

4- Dış ülkelerdeki faaliyetlerle bu şube ilgilidir. Bunlar adam kaçırma, elde etme ve organizasyonları sağlamakla görevlidiler.

5- Bu şubenin görevi ise merkez koordinasyonunu sağlamak ve eşgüdüm içinde sorunsuz çalışılmasını gerçekleştirmektir.

Almanlar istihbaratı hep çok önemsemiştirler. 1939 yılında yalnız Berlin’de Abwehr’de ünlü casus şefi Canaris’in emrinde çalışan ajan sayısı ( Bunlara V= Vertrauen= mutemet denirdi)10 binin üzerindeydi. Bunlara hizmet veren teknik uzman kadrosunun sayısı ise 18 bini aşıyordu. Ajan V ler ünlü Majino hattı planlarını ele geçirmişlerdir. Canaris’in emrindeki bu kadro ayrıca 1937-1939 yılları arasında İngiliz, kara, deniz ve hava kuvvetlerine ait çok önemli planları , bilgileri, savaş düzenlerini öğrenip bu güçlerin hareket ve idari yapılarına kadar bütün bilinmeyenleri çözmüşlerdir.

Hitler Abwehr’e ilaveten 1933 yılında saldığı dehşetiyle ünlü olan Gestapo ( Geheime Staatspolizei) adlı devlet gizli polis teşkilatını kurmuş ve 1939 da bütün polis servislerini merkezileştirme yoluna giderek bu yapıyı dev bir organizasyon haline getirmiştir. Buna da RSHA ( Reichsicherheitshauptamt) adı verimiştir.Ancak Abwehr de çalışmalarına devam etmiştir. Alman Güvenlik Yüksek Dairesi olarak adlandırılabilecek olan RSHA veya Alman casusluk ve mukabil casusluk teşkilatı başlıca 7 daireden oluşmuştur. Bunlar:

1. Daire: Personel

2. Daire: İdari ve ekonomik işler

3. Daire: Parti işleri

4. Daire: Gestapo ( rejim düşmanları, kilise ve yahudilerle mücadele ve yurda girip çıkanları kontrol)

5. Daire: Kripto- cinayet polisi, devlet organizmasıyla ilgili işler

6. Daire: Dış istihbarat espiyonaj

7. Daire: Dini ve ideolojik çalışmalar-belgeler, biyografiler, arşiv.

Hitler ordularının 2. Dünya Savaşında yenilmelerinin ardından Almanya’nın ikiye bölünmesi üzerine zafer kazanan devletler öncelikle RSHA’yı dağıtmışlardır. Ortadan kalkan RSHA’nın yerine ikiye bölünen Almanya’da Doğu ve Federal Alman istihbarat teşkilatları yeniden örgütlenmiştir. İki Alman istihbaratı artık iki düşmandır.

FEDERAL ALMAN İSTİHBARAT TEŞKİLATI

BUNDESNACHRİCHTENDİENST ( BND) = Federal Almanya İstihbarat Servisi= Gehlen teşkilatı.

Münih’e bağlı Pullach’da, General Von Gehlen’in idaresinde kurulan Federal İstihbarat Servisinin emrinde 10 bin uzman ve ajan çalışıyordu ve bütçesi de 40 milyon markın üzerindeydi. General Gehlen’in çok kısa bir süre önce teşkilattan ayrılmasına rağmen Gehlen Teşkilatı adıyla da anılan Federal Alman’ya İstihbarat Servisi, küçük hücreler şeklinde örgütlenip çalışmıştır. Dost veya düşman ayırd etmeden aynı titizlikle çalışan teşkilat Almanya’nın özel statüsü gereği bu yıllarda CIA ile de büyük paslaşmalar ve dayanışmalar içinde çalışmıştır.

Almanlar iç istihbarat konusunda ise özel olarak oluşturdukları “ Batı Almanya Anayasasını Koruma Ajansı”ndan yararlanmaktadırlar. Bu kuruluş aynı zamanda karşı casusuluk örgütü olarak da faaliyet göstermektedir.Amerika’daki FBI’ya denk olan kuruluşun karargahı Köln’e bağlı Ehrenfeld’de çalışmalara başlamıştır. Merkez teşkilatında bine yakın görevlinin bulunduğu kuruluşa o zamanlar polis teşkilatı ile askeri istihbarat da yardım vermiştir.

Alman istihbaratında askeri bölüm çok önemlidir. Çünkü burada oluşturulan ve FOİ ( Field Operations İntelligence) adı ile anılan grup vurucu güçtür ve eylemleri yapar. Eylemlerinde ünlü ve acımasızlığıyla bilinen bir güçtür.

Karargahı Bonn’da bulunan BUNDESKRİMİNİLAMT da casusulukla mücadele eder. Bu birimin çok ünlü laboratuvar ve teknik olanakları vardır.

Almanya’nın savaş sonrası statüsü gereği CIA Frankfurtta, Berlinde, Stuttgart’da bürolar açmıştır. Frankfurt’taki CIA bürosu DAD (Department of Army Detachment), Münih’teki büro SD (Special Detachment) adını, Stuttgart ve Berlin gibi yerlerdeki bürolararı ise US Mission ( ABD Misyonu) adını alırlar. Bunların ana amaçları komünizme karşı mücade etmektir. Bu kapsamda Narodno Turudoyoz Soyuz adlı anti komünist Rus müyteci teşkilatına öğretmen verirler.Bu dönemde Almanlar ile CIA nın işbirliği sonucu 1949 da Hür Hukukçular Birliği kurulur. Bu birlik Batıya ilticaları teşvik eden bir istihbarat yan kuruluşudur.

Alman makamları 1968 yılında yaptıkları bir açıklamada ülkelerinde 15-16 bin kadar casusun Doğu Bloku lehine çalıştığını sandıklarını, 1967 yılında bunlardan 167 , 1968 de de 350 kişinin yakalanarak mahkemeye sevkedildiğini belirtmişlerdir.

BND’nin kuruluş yasası bulunmamaktadır. 12 Temmuz 1955 tarihli Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak kurulmuştur. BND içinde yaklaşık 7 bin personel görev yapmaktadır. 1995 de BND’nin Başkanlık koltuğunu Başbakan Kohl, muhalefet partisinden bir milletvekiline vermiştir. BND değerlendirmelerinde Almanya’yı bir süper güç olarak yorumlayıp ona göre analizler ve eylemler planlamaktadır.

BND bugün askeri istihbarat, siyasi istihbarat, teknolojik ve bilimsel istihbarat, dış istihbarat, terörizm, uluslararası kaçakçılık, illegal geçişler ve Almanyaya sığınmalar konusunda istihbarat çalışmaları yapmaktadır. İnsan, teknoloji, değerlendirme, idari işler, güvenlik, merkezi faaliyetler olarak yapılanan BND etkinliği çok güçlü bir istihbarat örgütü konumunda bulunmaktadır.

Almanya’da önemli bir kurluşta Federal Anayasayı Koruma Teşkiltı (BfV) dir. 3 bini aşkın personeli ile çalışan kurum, 27 Eylül 1950 de kurulmuştur. Teşkilatın iç yapılanmasında her ana ünite, toplama ve kıymetlendirme olarak iki bölümde konumlanmıştır. Toplama bölümleri operasyonları yürütmektedir. Eyaletlerin teşkilatları ile işbirliği bu bölümlerde esasdır.

1. daire arşiv işleri ve üniteler arası koordinasyon,

2. daire sağ terör ve radikal sağcı örgütlenmelerle ilgilenir,

3. daire sol terör ve radikal sol örgütlenmelerle ilgilenir,

4. daire kontr espiyonaj ile ilgidir

5. daire araştırma ve güvenlik ile ilgili işleri yürütür

6. daire idari işlerle sorumludur.

16 eyalette örgütlenmiş durumda bulunan BfV demokratik yapının korunmasından da sorumludur. Eyaletlerde örgütlü bulunan LfV adınrdaki servisler ise bağımsız hareket etmekle birlikte , aralarındaki koordinasyonu BfV gerçekleştirmektedir.

DOĞU ALMANYA İSTİHBARAT SERVİSLERİ

MFS = Doğu Almanya Devlet Güvenlik Bakanlığı.

Almanların ayrılmasının sonunda Sovyet nüfuz alanında kalan Doğu Almanya casusluğun adeta yüreği olmuştur. Öyküleringerçeklerle karıştığı olaylar yaşanmıştır casusluk adına Doğu ve Batı Almanya arasında. Doğu Almanya’da gizli servis geleneğini geliştiren ve burasını Avrupa yani Batı dünyası içinde bir ileri karakol gibi kullanan Moskovadır.

1950 yılında mevcut oluşumların tek çatı altında toplanmasıyla Doğu Almanya Devlet Güvenlik Bakanlığı kurulmuştur. KGB bu bakanlığı oluşturduğu bir konseyle kontrol altında tutmuştur. Bakanlığın emrinde 22 bin subay, 5 bin polis, 3 bin komünist partili memur çalışmıştır. karargahı Doğu Belirlin’de Normannenstrasse’de bulunan MFS’in Batı Almanya ‘da adam kaçırma ve öldürme , yıkıcı faaliyet ve propaganda işlerinde kullandığı 16 bini aşkın ajanının bulunduğu bilinmektedir. İstihbarat bakanlığının başlıca daireleri ve görevleri şunlar olmuştur:

1. Daire : Doğu Almanya ordusu içinde iç istihbarat yapmak, askerlerin rejime sadakatini sağlamak.

2. Daire : Batılı ülkelerde casusluk faaliyetlerinde bulunmak.

3. Daire : Sovyet işgal bölgesinde her türlü ekonomik faaliyet sahasında casusuluk çalışması yapmak.

4. Daire : Din ile mücadele müesselere ortadan kaldırma.

“R” Dairesi : Berlindeki müttefik askeri misyonların faaliyetlerini izlemek.

MFS ayrıca idarecilerin güvenliğini sağlamak amacıyla 6300 kişilik bir muhafız kıtası da oluşturmuştur.

Ayrıca HVA= Ana İstihbarat Dairesi adı altında Doğu Almanya Komünist İstihbarat Teşkilatı adı altında Batılı ülkelerde casus şebekeleri kurmak ve istihbarat işleriyle görevli bir birim daha vardır. HVA MFS’e bağlı bir birimdir ama ayrıca bir casusuluk okulu da vardır. Bu teşkilatların koordinasyonundan ise VFK = Koordinasyon Dairesi adı verilen birim sorumludur. Bu da bir gizli servis gibi çalışır. Elbe nehri üzerindeki Klietz’de bir casus okulları faaliyet göstermiştir. Bunların teknik laboratuvarlarında gizli mürekkepler ve sahte belgeler üretimi gerçekleştirilmiştir. Doğu Alman gizli servisi belge üretiminde oldukça başarılı ve ünlü bir servis olmuştur. Bu konu gizli servislerde büyük önem taşımaktadır.

Ancak bu iki servisin kanlı bıçaklı günleri Doğu ve Batı Almanya’nın birleşme kararının ardından tek çatı altında ortak çalışmaya dönmüştür. Bu birleşme sırasında Doğu Alman casuslarla Batı Alman muhbirler büyük sıkıntılar çekmişler ama Batı Alman istihbarat çatısı altında birleşmeyi başarmışlardır. Çok geniş bir arşivi bulunan MfS ile 1991 birleşmesinden sonra çıkan durum sonucunda Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı sorumlu kılınmıştır. Arşiv bilgilerinin incelenmesi görevi bu teşkilata verilmiştir.

Bu birleşmeden ortaya çıkan bilgi ve ilişkiler ağı dünyanın en büyük istihbarat arşivini ortaya çıkarmıştır. Önümüzdeki dönemde Almanların bundan kaynaklanan güçlerini diğer ülkeler üzerinde kullanacaklarından hiç şüphe yoktur. Arşiv bulgileri içinde Türklere ait bilgilerin çokça olması da doğaldır. Yani önümüzdeki günlerde Almanya hesabına casusluk yapacak Türklerin sayısında bir artışın olması da doğaldır

İNGİLİZ İSTİHBARAT SERVİSLERİ

İngiliz gizli servislerinin temeli Kral 8. Henri’nin Adalet BakanıThomas Cromwell tarafından 1530 da atılmıştır. Daha sonra gelen Kral 3. George’un Başmüşaviri Wıllıma Pıtt oluşturulan servisi yeniden düzenlemiş ve eksiklerini gidermiştir. Bu krallık geleneğinin devamını Birinci Dünya Savaşı’na kadar getirirsek, 1914 öncesi İngiliz istihbaratının temelini oluşturan gizli servisleri şöyle sıralamak mümkündür.

a) Özellikle siyasi istihbarata önem veren Dışişleri Bakanlığı istihbarat servisi( Foreign Office İntelligence Service)

b) Askeri istihbarat çalışmalarını yürüten Milli Savunma istihbarat servisi ( War office İntelligence Service)

c) Sömürgelerin İngiltere’ye karşı tavırlarını, tasavvur ve gayelerini, orlardaki aleyhte gelişmeleri , milliyetçilik hareketlerini ve buralardaki karşı sabotaj hareketlerini organize eden Sömürgeler Bakanlığı isitihbarat servisi ( Colonial İntelligence Service)

d) Ekonomik , endüstriyel ve ticari istihbaratı yürüten, devlet organizasyonu içindeki olumsuz akımları saptayan da Ticaret Bakanlığı istihbarat servisidir: ( Board of Trade İntelligence Service).

Bu servise bağlı olarak bir de “Heyecanlı Haberler Bürosu” bulunmaktadır odönemde. Bu büro 1916 yılında Alman ve İngiliz donanmaları arasında Sakarejak’da yapılan savaşı İngilizler kazandığı halde , Amerikalılara savaşı İngilizlerin kaybettiği , Almanların kazandığı şeklinde duyurmuştur. Buun üzerine İngiliz hisse senetlerinin değeri borsada müthiş bir şekilde düşmüştür. İngiliz ajanları bunun üzerine borsada çok düşük fiyattan İngiliz senetlerini toplamışlar, ertesi gün İngilizlerin savaşı kazandıkları ortaya çıkınca İngiltere bu iki günlük kazancını o dönemin 600 bin liraya kadar çıkartma olanağına kavuşmuştur.

Ancak İngiltere’de Dıoşişlerine bağlı gizli servis uzunca bir süre eleştirilmiş ve bunun sonucunda da Dışişleri Siyasi İstihbarat Servisi dağıtılmıştır. Ancak Çek buhranının ardından tekrar oluşturulmuştur. 1938’de İngiltere’nin istihbaratına ayırdığı para 400.000 Sterlindir. Bu paranın büyük bir kısmı da ajanlarla mücadeleye ayrılmıştır.

1970 lerde yeniden yapılandırılan İngiliz gizli servisleri şöyle sıralanmaktadır:

1- Askeri İstihbarat servisleri:

Mİ: ( Military İntelligence) Kara Ordusu istihbarat servisidir Mİ-1 den Mİ-12 kadar uzanan şubeleri bulunmaktadır. Mİ-11 gizli siyah propaganda ile görevlidir.

Nİ: Deniz Kuvvetlerinin istihbarat servisidir. Amerikalıların ONİ adlı kuruluşunun karşılığıdır. Deniz Kuvvetlerini ilgilendiren alanlarda casusluğa karşı savaşır. Güvenlik tedbirlerini alır ve şifreleri korur.

Aİ: Hava Kuvvetlerinin istihbarat servisidir.

İngilizlerin en önemli istihbarat oluşumları ise Special Branch ya da Special İntelligence adını verdikleri özel istihbarat birimidir. Bu birim 1829’da Robert Peel’in çıkarttığı bir yasayla kurulmuş olan Scotland Yard adlı Londra polis teşkilatının ilgili birimlerinden oluşturulmuşturulmuştur. Bu birimler iç güvenlik ile yabancıları kontrol gibi görevlerin yanısıra bir de Kraliyet ailesini korurlar. Bu teşkilatın casusulkula ilgili birimleri karşı casusluk ile ilgili denetimleri de yaparlar. 1961 yılında Portland’da faaliyetteki ünlü Rus casus şebekesini ortaya çıkartarak bu alandaki ünlerini pekiştirmişlerdir.

İngiliz istihbaratında önemli bir birim de Mİ-5 adı verilen ve doğrudan doğruya Başbakan’a bağlı olarak çalışan casusluk servisidir. Bu birim casusulukta her alanda etkinlik gösterir ve Başbakanın korunmasından sorumludur. British Counterintelligence olarak da adlandırılır. Karşı casusluk alanındaki ünü ile tanınır.

İngiliz Dışişleri Bakanlığı binasında çalışmalarını yürüten ve MI-6 olarak adlandırılan istihbarat servisi ise sadece pozitif espiyonaj konusu ile uğraşır.

İngilizler ayrıca Supply Mınıstry Security Service olarak adlandırdıkları ve İaşe Bakanlığı bünyesinde bulundurdukları bir gizli servis ile de Atom enerjisi ve füze teknolojileri konusunda casusluğa karşı mücadele verirler. Ayrıca oluşturdutkları çok ileri teknolojiyle donattıkları bakteriyolojik ve kimya laboratuvarlarını da bir kimsyasal savaşa karşı hazırlık için kullanırlar.

Bütün bu birimlerin birbirleriyle ilişkilerini üçler konseyi adı verilen ve İkinci Dünya Savaşı sırasında oluşturulan bir koordinasyon ünitesi sağlar. Bu koordinasyon ünitesi aslında bizdeki Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu’na benzeridir. Bütün bunlara ilaveten İngilizlerin dünyanın her yerindeki ekonomik, siyasi ve askeri elemanları da ayrı ayrı birer gizli servis elemanı gibi çalışır ve bilgi toplarlar.

İngilizler ekonomik casusluk alanında da önemli yollar katetmişlerdir. 1968 yılı sonunda Edward Boyle adlı muhafazakar bir mebus İngiliz Avam Kamarasına endüstriyel casuslukla ilgili bir yasa teklifi vermiştir. Bu nedenle yapılan açıklamalara göre İngiltere ‘de endüstri alanında casusuluğu önleyici bir yasanın mevcut olmaması yüzünden 1970 li yılarda yılda 70 milyon sterlin kayıp verilmiştir. Endüstriyel sırların gizli tutulması için yapılan bu masraflara rağmen yine de casusluk önlenememekte endüstriyel casuslar, telefon dinlemek, gizli seçikler yapmak ve adamlar satın almak, çalmak yollarıyla rakiplerinin geliştirdiği ürünlerin teknolojilerini çalmaktadırlar.

Bunlar arasında bir ünlü kuruluş da dünyada çok saygın bir yeri bulunan yayın organı BBC’dir. BBC’nin dinleme servisi İngiliz istihbaratında çok önemli bir yer tutmaktadır. Örneğin 1958 Lübnan iç savaşı sonunda Amerikalıların Lübnan’a, İngilizlerin Ürdün’e çıkartmalarına karsı Sovyet lideri Kuruçev’in batıya salladığı tehditların blöf olduğunu BBC ortaya çıkarmıştır. BBC yaygın dinleme ve tahlil markezleri sayesinde Kuruçef’in Sovyetlerdeki konuşmalarının tamamını dinlemiş, bunlarda savaşa dair hiç bir ışık bulunmadığını anlayınca, halkın pisikolojik olarak savaşa değil tahıl üretimini arttırmaya davet edildiğini ortaya çıkartarak batıyı rahatlatmıştır.

Bugün İngiliz istihbarat yapılanmasında J.I.C olarak tanımlanan Birleşik İstihbarat Komitesi en etkin konumdadır. Bu teşiklat bütün kamu kesiminin uyacağı günlük raporları hazırlar. “Kırmızı Kitap” olarak adlandırılan bu raporlar ulusal istihbarat bilgilerinin analiz edilmiş halini oluştur.

Bunun dışında İngiltere de şu servisler de bulunmaktadır:

1- İstihbarata Karşı Koyma ve Güvenlik Servisi (M.I.5)

İçişleri Bakanına bağlı olarak çalışmakta ve sıkı bir denetim mekanizması işletilmeye çalışılmaktadır.

2- Özel İstihbarat Servisi S.I.S (M.I.6)

Askeri istihbarat servisidir. 1985 den sonra terör için özel eğitimli timleriyle tanınmıştır.Hazırladığı terör ve uyuşturucu kaçakçılğı raporları ünlüdür.

3- Hükümet Muhabere Karargahı ( G.C.HQ.)

İstihbarat Komitesinin saptadığı ihtiyaçlar doğrultusunda haberleşme istihbaratını yapmakla görevli birimdir. Şifreler ve çözümleri bu burumun en tecrübeli olduğu daldır.

4- Savunma İstihbarat Servisi (D.I. S)

Bütün askeri yapının istihbaratını üreten bu kuruluş dört temel bölümden oluşmaktadır

FRANSIZ İSTİHBARAT SERVİSLERİ

Dünyada etkin bir istihbarat servisi de Fransızlara aittir. Fransızların istihbarat servisinin kurucusu XII. Louis’in başmüşaviri Kardinal Rıchelıeu dur. Richelieu’nun attığı temeller XIV. Louis zamanında Kardinal Mazarın tarafından tamamlanıp geliştirilmiştir. Bunların ardından askeri casuslukta büyük başarı sağlayan ve Fransız gizli servisini sağlamlaştıran kişi Napolyon olmuştur.Ancak bu dönemlerin ardından İkinci Dünya Savaşına kadar Fransız gizli servisinin çok büyük başarılarının olduğunu söylemek mümkün değildir. Fransızların istihbarat çalışmalarını Genelkurmay yürütmektedir. Bu istihbarat anlayışında 4 servis çalışmalarını sürdürmektedir. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Fransız istihbaratı dağınık, tembel ve değerlendirmelerden yoksun çalışmıştır. Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında bu durum değişmiştir. Fransızlar bütün istihbarat alanlarında ilgili birimler oluşturmuşlar ayrıca bir Milli Emniyet ( Surete Nationale) adlı genel istihbarat örgütü kurmuşlardır.İçişleri Bakanlığına bağlı olan bu kuruluş, ayrı birimler yerine tek merkezden yönetim esasına göre oluşturulmuştur. Kuruluş beş kısımdan oluşmuştur. Bunlar şöyle sıralanmaktadır:

1- Adli polis. 1970 lerde 17 bölgede iki bine yakın kadrosuyla hizmet vermiştir.

2- Kırpolisi. bu kadrolar taşrada görev yapmışlardır ve jandarma ile birlikte çalışmışlardır

3- Ulusal Gözleme Müdürlüğü DST ( Direction de la Surveillance du Territoire) bir karşı casusluk servisidir.

1942 yılında işgal zamanı lağvedilmiş, fakat 1945’de yeniden faaliyete geçirilmiştir. 1970’lerde 1200 memur çalıştıran DST sert, etkili bir servistir. DST’nin 1947-1961 yılları arasında 473 kişiyi mahkemeye sevkettiği, 1300 kişiyi sınırdışı ettiği, 75 diplomatın Fransa’dan geri çağrılmasına yolaçtığı, şüpheli 2700 yabancının Fransaya girmesine mani olduğu, 30 Fransızı vatandaşlıktan attırdığı,120 gazete ve dergiyi kapattırdığı, 140 cemiyetin kapısını mühürlettiği açıklanmıştır. Bu rakamlar servisin çalışmaları hakkında bir fikir verse gerektir.

4- Genel İstihbarat (RG- Renseignements Generaux) teşkilatı ise politik ve ekonomik haberler başta olmak üzere bütün istihbarat değerleri ilgi alınana girer ve ülkedeki yabancıları kontrol eder.

Fransada faal durumdaki ajanların saptanmasına çalışır. RG arşivlerinde 1970 yılların başında 400 binden fazla kişi hakkında arşiv bilgisi bulunduğu bilinmektedir. Aynı yıllar içinde Fransız polisinin arşivlerindeki fiş sayısı da 10 milyonun üzerindedir. Fransız gizli polisi sendikacılardan, işadamlarına,yabancı gazetecilerden devlet ve bilim adamlarına kadar herkesin fişini tutmaktadır.

5- CRS olarak adlandırılan (Compagnies Republicanıes de Securite) seyyar polis teşkilatıda olaylara müdahale için hazır güç olarak çalışır.

Fransızlarca da itiraf edilmektedir ki teknik açıdan çok üstün olmamakla birlikte merkezi sistemi ve kulandığı yöntemler açısından Frarsız servisi dünya istihbarat servisleri arasında ön sıralarda yeralabilmektedir.

Fransız istihbarat sisteminde en önemli şey muhbir veya haber kaynağı için getirilen olanaklardır. Fransızlar bu iki unsuru teminat altına alan ve

koruyan bir sistem kullanmaktadırlar. Onların suçlarını affeder ve korurlar. Oysa diğer ülkelerde bu durum genellikle az bir ceza veya en hafif yoluyla göz hapsi olarak uygulanmaktadır.

Fransa’da bugün iki ana istihbarat yapılanması gözlenmektedir. Bunlardan biri Dış Güvenlik Genel Müdürlüğü olarak adlandırılan DGSE’dir. 2 nisan 1982 tarih ve 82?306 sayılı kararname ile kurulan birim Savunma bakanlığı çatısı altında örgütlenmiştir. Bilgilerini Milli Savunma Sekreteryası (SGDN), Cumhurbaşkanı Özel Genel Kurmayı ve Başbakan ile direkt bağlı olarak , bütün istihbari birimlerle koordineli çalışmak zorulluğundadır DGSE’de 5 bine yakın eleman görev yapmaktadır. Casus avcılığı bu birimin görevleri arasındadır. DGSE bir Genel müdür, ve ona bağlı istihbarat, teknik, strateji, operasyon ve idari işler birimleri tarafından çalıştırılmaktadır.

Fransız istihbarat yapısının temel ikinci yapılanması ise 22 Aralık 1982 yılında 82/1100 sayılı kararname ile yeniden düzenlenen DST dir. Bu köklerini çok eskilere götürebileceğimiz istihbarat yapılanması Fransa içinde her türlü operasyonda en etkin kurumdur. Son dönemde ekonomik istihbarata karşı koyma ve teknolojik casusluk konusunda da uzmanlaşmaktadır.

BU KONUDAKİ DİĞER DOKUMAN VE BİLGİLERİ BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

TOPLU LİSTE

  1. “İSTİHBARAT BİRİMİNİN ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ”.pdf
  2. 21. YÜZYILDA İSTİHBARAT.pdf
  3. 21. Yüzyılda İstihbarat.pdf
  4. 27 – DUYURU – 27.docx
  5. 2018-YAYINDA OLAN İSTİHBARAT KONULU KİTAPLAR VE YAYINEVLERİ.doc
  6. 2018-YAYINDA OLAN İSTİHBARAT KONULU KİTAPLAR VE YAYINEVLERİ.pdf
  7. ABD İstihbarat Topluluğunun Dünya Genelinde Tehditler Değerlendirmesi.pdf
  8. ABD İSTİHBARATINDA YAŞANAN DEĞİŞİMLER.pdf
  9. ABD ÖZEL İSTİHBARAT ŞİRKETİ STRATFOR VE İSRAİL FUTURİZMİNİN TEMSİLCİSİ PASSİG’İN TEZLERİ.doc
  10. ABD ÖZEL İSTİHBARAT ŞİRKETİ STRATFOR VE İSRAİL FUTURİZMİNİN TEMSİLCİSİ PASSİG’İN TEZLERİ.pdf
  11. ABDÜLHAMİD HAN’DAN ATATÜRK’E TÜRK DERİN DEVLET GELENEĞİ.pdf
  12. AÇIK KAYNAK İSTİHBARATI.pdf
  13. ALİ YÜKSEL – ABD İçgüvenlik Bakanlığı.pdf
  14. Amerika Birleşik Devletleri İstihbarat Topluluğu’na Genel Bir Bakış.pdf
  15. AMERİKAN İSTİHBARATI – 2013.pdf
  16. Ankara’da bir İstihbaratçı Diplomat – Komer.docx
  17. Ankara’da bir İstihbaratçı Diplomat – Komer.pdf
  18. ATATÜRK VE İSTİHBARAT.pdf
  19. AVRUPA BİRLİĞİ İSTİHBARAT KURUMLARI.pdf
  20. BİLGİ SAVAŞI – SİPERLERDEN KLAVYELERE TAŞINAN HAREKÂTIN ANATOMİSİ.pdf
  21. BİLGİNİN ELDE EDİLMESİ VE KORUNMASINDA EKONOMİK İSTİHBARAT SİSTEMLERİNİN ROLÜ.pdf
  22. BİR İSTİHBARAT SAVAŞI – ÇİÇERO OLAYI.pdf
  23. BİR ZAMANLAR CASUSLARIN MERKEZİ İSTANBUL’DU.pdf
  24. Bundesbürger im Dienst der DDR-Spionage.pdf
  25. Bürokratik artıklık teorisi (BRT) ve Türkiye’deki istihbarat servisleri için uygulama.pdf
  26. Casusların Tehlikeli Dünyasında Kullanılan 21 Çok Gizli Cihaz.doc
  27. Casusların Tehlikeli Dünyasında Kullanılan 21 Çok Gizli Cihaz.pdf
  28. CONFIDENTIAL – USA v Apple et al E-Book Proposed Final Judgment.pdf
  29. Cybersecurity Services Pilot (JCSP).pdf
  30. DERİN DEVLET-GLADYO-İSTİHBARAT-KONTRGERİLLA İLE İLGİLİ KİTAPLAR.xls
  31. DÜNYA İSTİHBARAT TARİHİNE GEÇMİŞ ÖZEL AJANLAR VE İSTİHBARATÇILAR.doc
  32. DÜNYA İSTİHBARAT TARİHİNE GEÇMİŞ ÖZEL AJANLAR VE İSTİHBARATÇILAR.pdf
  33. Dünya Küresel Dinleme ve Takip Krizi Edward SNOWDEN İncelemesi.docx
  34. Dünya Küresel Dinleme ve Takip Krizi Edward SNOWDEN İncelemesi.pdf
  35. DÜNYACA ÜNLÜ TARİHHE GEÇMİŞ ULUSLAR ARASI CASUSLAR VE AJANLAR – (ALFABETİK SIRALAMA).doc
  36. DÜNYACA ÜNLÜ TARİHHE GEÇMİŞ ULUSLAR ARASI CASUSLAR VE AJANLAR – (ALFABETİK SIRALAMA).pdf
  37. DÜNYADAKİ ÖNEMLİ — İÇ VE DIŞ — İSTİHBARAT SERVİSLERİ (ALFABETİK SIRALAMA).doc
  38. DÜNYADAKİ ÖNEMLİ — İÇ VE DIŞ — İSTİHBARAT SERVİSLERİ (ALFABETİK SIRALAMA).pdf
  39. DÜNYANIN ÖNDE GELEN İSTİHBARAT SERVİSLERİ – CIA-MI6-MİT-BND-DGSE-MSS-ISIS VS….doc
  40. DÜNYANIN ÖNDE GELEN İSTİHBARAT SERVİSLERİ – CIA-MI6-MİT-BND-DGSE-MSS-ISIS VS….pdf
  41. EK -13 – HEDEF ANALİZİ.ppt
  42. EKONOMİK İSTİHBARAT NEDİR.pdf
  43. Ekonomik İstihbarat Sisteminin Oluşturulmasına Yönelik Türkiye İçin Yeni Bir Model Önerisi.pdf
  44. Ekonomik istihbarat.docx
  45. EMEVİLER VE ABBASİLER DEVRİNDE İSTİHBARAT (HABER ALMA VE CASUSLUK).pdf
  46. Gizli servislerin açık operasyonları – Amatörlük mü strateji mi.doc
  47. Gizli servislerin açık operasyonları – Amatörlük mü strateji mi.pdf
  48. Going All In to Expose Intelligence Malfeasance.doc
  49. Going All In to Expose Intelligence Malfeasance.pdf
  50. Gueltekin Avcı – İstihbarat Teknikleri.pdf
  51. HIGH TECHNOLOGY THEFT APPREHENSION & PROSECUTION PROGRAM .pdf
  52. Hz.Peygamber Devrinde İstihbarat.pdf
  53. II. Dünya Harbi Yıllarında ZSA ZSA GABOR’un Türkiye Hakkında Görüşleri.pdf
  54. II.Dünya Savaşı – SOE (Special Operations Executive)’in İzmir Merkezli Çalışmaları.pdf
  55. II.Dünya Savaşı’nda İstihbarat Savaşları – İstanbul’daki Adamımız.pdf
  56. İki Devrin Perde Arkası – Teşkilat-ı Mahsusa Başkanı Hüsamettin Ertürk.docx
  57. Intellipedia Entries.doc
  58. Intellipedia Entries.pdf
  59. İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Fransa Cumhurbaşkanı Macron.doc
  60. İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Fransa Cumhurbaşkanı Macron.pdf
  61. İran ve İsrail istihbaratı birlikte çalışıyor, MOSSAD casusları İran’da.doc
  62. İran ve İsrail istihbaratı birlikte çalışıyor, MOSSAD casusları İran’da.pdf
  63. İSTİHBARAT BİRİMİNİN ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ.pdf
  64. İstihbarat Çeşitleri ve Stratejik İstihbarat (Intelligence Strategies and Strategic Intelligence).pdf
  65. İSTİHBARAT DOSYASI – DÜNYANIN ÖNDE GELEN İÇ-DIŞ-ASKERİ-SİNYAL VE GÖRÜNTÜ İSTİHBARAT SERVİSLERİ.doc
  66. İSTİHBARAT DOSYASI – DÜNYANIN ÖNDE GELEN İÇ-DIŞ-ASKERİ-SİNYAL VE GÖRÜNTÜ İSTİHBARAT SERVİSLERİ.pdf
  67. İSTİHBARAT DOSYASI – DÜNYANIN ÖNDE GELEN İÇ-DIŞ-ASKERİ-SİNYAL VE GÖRÜNTÜ İSTİHBARAT SERVİSLERİ.xls
  68. İSTİHBARAT DÜNYASI.docx
  69. İstihbarat Fotoğrafçılığı.pdf
  70. İstihbarat için Kurulan Futbol Takımı.doc
  71. İstihbarat için Kurulan Futbol Takımı.pdf
  72. İSTİHBARAT KONUSUNDA TEMEL BİLGİLER.pdf
  73. İSTİHBARAT NEDİR – NE DEĞİLDİR.doc
  74. İSTİHBARAT NEDİR – NE DEĞİLDİR.docx
  75. İSTİHBARAT NEDİR – NE DEĞİLDİR.pdf
  76. İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNCE YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN FALSE FLAG OPERASYONLARI – İNGİLİZCE.doc
  77. İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNCE YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN FALSE FLAG OPERASYONLARI – İNGİLİZCE.pdf
  78. istihbarat servisleri.pdf
  79. ISTIHBARAT TEKNIKLERI Aktörleri, Örgutleri ve Açmazları.pdf
  80. İSTİHBARATA KARŞI KOYMA EĞİTİMİ.pdf
  81. İSTİHBARATIN DEĞİŞEN SEYRİ – ULUSAL GÜVENLİK İSTİHBARATI VE KRİMİNAL İSTİHBARAT.pdf
  82. İSTİHBARATIN TARİHSEL TEORİSİ.pdf
  83. JEOPOLİTİK VE İSTİHBARAT SAVAŞLARI.pdf
  84. Kafkasya’ya Dair (1916-1917) Osmanlı İstihbaratının Yayımladığı Bir Rapor.pdf
  85. KAMU GÜVENLİĞİNDE İSTİHBARAT SİSTEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ.pdf
  86. Klasik Dönemde Osmanlı Devletinin istihbarat Stratejileri – Ankara.pdf
  87. KLASİK DÖNEMDE OSMANLI DEVLETİNİN İSTİHBARAT STRATEJİLERİ.pdf
  88. Kritik Altyapılar & Endüstriyel Casusluk.pps
  89. Kritik Altyapılar & Endüstriyel Casusluk.ppt
  90. May 25, 1967 Meeting Between Mossad and CIA.pdf
  91. METROPOL NOKTA İSTİHBARAT PERSONELİ ANKARA TREN GARINDA NEDEN YOKTU – İSTİHBARAT ZAAFİYETİ.doc
  92. METROPOL NOKTA İSTİHBARAT PERSONELİ ANKARA TREN GARINDA NEDEN YOKTU – İSTİHBARAT ZAAFİYETİ.pdf
  93. Necip Hablemitoğlu – Fethullahçı İstihbaratçılar Dosyası.pdf
  94. NIZAMÜLMÜLK’ÜN SIYASETNAMESI VE İSTIHBARATA YÖNELIK İLKE VE YÖNTEMLERI.pdf
  95. OPERASYON MERKEZİNDEN YÖNETİLEN SAHA AJANLARI, TEKNİK TAKİP TEKNOLOJİSİ VE İSTİHBARİ TERİMLER.doc
  96. OPERASYON MERKEZİNDEN YÖNETİLEN SAHA AJANLARI, TEKNİK TAKİP TEKNOLOJİSİ VE İSTİHBARİ TERİMLER.pdf
  97. Orduda istihbarat teşkilatına ihtiyaç var.doc
  98. Orduda istihbarat teşkilatına ihtiyaç var.pdf
  99. ORTAÇAĞDA İHTİYAT BAĞLAMINDA HÜKÜMDARIN ASLİ BİR VAZİFESİ – İSTİHBARAT ( YUSUF HAS HACİB VE NİZAMÜ’L MÜLK EVRENİNDE).pdf
  100. Ortadoğu’da İngiliz İstihbaratı; 1914-1918.pdf
  101. OSMANLILARDA İSTİHBARAT (XIV.-XX. YÜZYILLAR).pdf
  102. ÖRTÜLÜ OPERASYON ESASLARI.doc
  103. ÖRTÜLÜ OPERASYON ESASLARI.pdf
  104. ÖZEL BÜRO’dan İzlenmesi Gereken Film Önerileri #1 – İnsan Avı (A Most Wanted Man).doc
  105. ÖZEL BÜRO’dan İzlenmesi Gereken Film Önerileri #1 – İnsan Avı (A Most Wanted Man).pdf
  106. ÖZEL HAYATIN KORUNMASI KAPSAMINDA İSTİHBARAT FAALİYETLERİNİN HUKUKSAL SINIRLARI.pdf
  107. Post-Modern İstihbarat.pdf
  108. PSİKOLOJİK HARP İSTİHBARATI.pdf
  109. RUS GİZLİ SERVİSİ KRİPTO VE ŞİFRELEME UZMANI Igor Sergeyevich Gouzenko olayı.doc
  110. RUS GİZLİ SERVİSİ KRİPTO VE ŞİFRELEME UZMANI Igor Sergeyevich Gouzenko olayı.pdf
  111. Savaş ve Rekabetin Değişimi – Ekonomik İstihbarat.pdf
  112. Savunma ve İstihbarat.doc
  113. Savunma ve İstihbarat.docx
  114. Savunma ve İstihbarat.pdf
  115. Soğuk Savaş – Pazarlıklar, Casuslar, Yalanlar, Gerçek.pdf
  116. STRATEJİK İSTİHBARAT OLGUSUNUN TEORİK ÇERÇEVESİ, UNSURLARI VE TERÖRLE MÜCADELE POLİTİKALARI AÇISINDAN ROLÜ VE ÖNEMİ.pdf
  117. Stratejik İstihbarat ve Genel Yanılgılar (Strategic Intelligence and Common Mistakes).pdf
  118. Stratejik Istihbarat ve Türk Dış Politikası’na Etkisi.pdf
  119. STRATEJİK İSTİHBARAT.pdf
  120. SULTAN HAMİD’İN MEMLEKETİ SARAN İSTİHBARAT AĞI.doc
  121. SULTAN HAMİD’İN MEMLEKETİ SARAN İSTİHBARAT AĞI.pdf
  122. SULTANIN CASUSLARI – 16. YY’DA İSTİHBARAT, SABOTAJ VE RÜŞVET AĞLARI.pdf
  123. Şirket (iş) istihbaratı.pdf
  124. TARİHİ DERİNLİK İÇİNDE SOĞUK SAVAŞ SONRASI DÜNYADA YENİ İSTİHBARAT KAVRAMI.pdf
  125. Teknolojinin Casuslukta Kullanılması ve Karşı Önlemler.pdf
  126. Terör çağında istihbarat.docx
  127. Terör çağında istihbarat.pdf
  128. Terörizmle Mücadelede İstihbaratın Rolü Kültürel İstihbarat Konsepti.pdf
  129. Teşkilat-ı Mahsusa – MİT’İN KURULUŞ HİKAYESİ VE İSTİHBARAT ÇEŞİTLERİ.doc
  130. The CIA and “Uncle Louie”.doc
  131. The CIA and “Uncle Louie”.pdf
  132. Tuncay Özkan – Milli İstihbarat Teşkilatı.pdf
  133. Turkey-U.S. Defense Cooperation.PDF
  134. Türk – Alman istihbarat birimleri, Amerikalılara külahı nasıl ters giydirdi.doc
  135. Türk – Alman istihbarat birimleri, Amerikalılara külahı nasıl ters giydirdi.pdf
  136. TÜRK İSTİHBARAT SİSTEMİ.pdf
  137. TÜRK İSTİHBARAT SİSTEMİNİN SORUNSALLARI.pdf
  138. TÜRK İSTİHBARAT TOPLULUĞU.docx
  139. TÜRK İSTİHBARAT TOPLULUĞU.pdf
  140. Türk İstihbaratının Yeniden Yapılandırılması Ne Anlama Geliyor.pdf
  141. Türkiye’de Güvenlik ve İstihbarat Kurgusunun Temel Sorunları.pdf
  142. TÜRKİYE’DE İSTİHBARAT MEKANİZMALARININ KOORDİNASYON SORUNU.doc
  143. TÜRKİYE’DE İSTİHBARAT MEKANİZMALARININ KOORDİNASYON SORUNU.pdf
  144. Türkiye’nin Askeri İstihbarat İhtiyacı.pdf
  145. Türkiye’nin etrafındaki Sinyal İstihbarat Savaşları.doc
  146. Türkiye’nin etrafındaki Sinyal İstihbarat Savaşları.pdf
  147. ULUSAL GÜVENLİK POLİTAKALARININ BELİRLENMESİNDE İSTİHBARATIN ROLÜ VE ÖNEMİ.pdf
  148. Ulusal Güvenlik ve İstihbarat Sisteminde Geleneksel Anlayıştan Modern ve Değişen İhtiyaçlar Dönemine Geçiş.pdf
  149. Ulusal Kamu Politikalarında İstihbaratın Önemi.pdf
  150. ULUSLARARASI GÜVENLİK İŞBİRLİĞİ – İSTİHBARAT UYGULAMALARI.docx
  151. ULUSLARARASI GÜVENLİK İŞBİRLİĞİ – İSTİHBARAT UYGULAMALARI.pdf
  152. Uluslararasi Iliskilerde Istihbarat.docx
  153. Uluslararasi Iliskilerde Istihbarat.pdf
  154. Uluslararası İlişkiler ve İstihbarat.doc
  155. Uluslararası İlişkiler ve İstihbarat.pdf
  156. Uluslararası İlişkilerde İstihbarat.docx
  157. Uluslararası İlişkilerde İstihbarat.pdf
  158. What a Coup! Afghan CIA Base Hit by Taliban.pdf
  159. YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER – SISMI-SISDE-BND-DGSE-MI5-MI6.doc
  160. YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER – SISMI-SISDE-BND-DGSE-MI5-MI6.pdf
  161. Yakın Tarihimizin Gizemli Şahsiyetlerinden Biri, Türkiye’nin Edward Lawrence’i Ahmet Esat Tomruk.doc
  162. Yakın Tarihimizin Gizemli Şahsiyetlerinden Biri, Türkiye’nin Edward Lawrence’i Ahmet Esat Tomruk.pdf
  163. YENİ MİLİS GÜCÜ.pdf
  164. YENİ”MİLİS” GÜCÜ.do

ÖRTÜLÜ OPERASYONLAR DOSYASI /// Ömür Çelikdönmez : MI6 – CIA / MOSSAD kapışması MI6 Başkanı Alex Younger’in oğlunun ölümüyle sonuçlandı !


Ömür Çelikdönmez : MI6 – CIA / MOSSAD kapışması MI6 Başkanı Alex Younger’in oğlunun ölümüyle sonuçlandı !

Kural bir: her ülkenin gizli servisi öncelikle kendi ülkesinin çıkarı için çalışır.

Kural iki: gizli servisler arasında dayanışma olduğu gibi rekabet de vardır. CIA, Mossad, MI6 gibi dünyanın en büyük istihbarat servisleri, zaman zaman gizli operasyonlarda birbirlerine taşeronluk yapar.

Kural üç: NATO veya AB üyesi olmalarına bakılarak CIA, MI6, BND ve Fransız DGSE (Direction Générale de la Sécurité Extérieure)’ın birlikte hareket ettiklerini sanmak gibi toptancı bir yaklaşımda bulunmayın.

Hele hele MOSSAD’ı VATİKAN izi taşıyan bu örgütlerle eşgüdümlü çalışıyor gibi bir kanıya asla kapılmayın. Bu saydığımız istihbarat teşkilatlarının her birinin ayrı bir gündemi ve gizli ajandası vardır.

Kimse kimsenin gözünün yaşına bakmaz.

Rusya’nın dış istihbarat kuruluşu, Rusya Federasyonu Dış İstihbarat Servisi SVR tamamen bu döngünün dışındadır.

Olayları doğru okumak gerekir.

CIA – MI6 savaşının perde arkasındaki Rockefeller ve Rothschild çekişmesi…

Rockefeller, Rothshild aileleri arasındaki anlaşmazlık nerdeyse kan davasına dönüştü.

Rockefeller ABD yönetimi, Rothshild İngiltere yönetimi üzerinden kozlarını kapışıyor.

Hiç tartışmasız ABD’nin ve dünyanın en zengin birkaç ailesinden birisi de Rockefeller. Kontrol ettikleri para 5 trilyon dolarla 15 trilyon dolar arasında değişen aile şirketlerinin, sadece New York’ta 1 trilyon dolarlık gayrimenkulü var.

ABD’nin süper güç olarak dünyayı yönetmesinin arka planındaki organizasyonlarda onun ismi geçer.

Rockefeller ailesi ABD’de 20’yi aşkın çok uluslu şirketin koordinasyonunu yapar, yönlendirir.

Rothshild hanedanı; 18. yüzyılın sonlarından başlayarak Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde bankalar kuran Alman kökenli Yahudi bir aile.

Aile bireyleri İngiliz Kraliyet Saraylarında kralın-kraliçenin yaveridir.

Rothshild ailesi Londra borsasından tutun da “One Belt One Road/OBOR-Bir Kuşak Bir Yol” projesine kadar her türlü ekonomik yapılanmayı kontrol ediyor.

Bugün dünya genelinde elmas ticaretinin yüzde 90’ını, elmas üretiminin yüzde 40’ını, kömür-bakır-uranyum-alüminyum ticaretinin de yüzde 15’ini gerçekleştiren küresel güç, Rothschild Ailesidir.

Ailenin en ünlü şirketleri HSBC Bank, Royal Bank of Scotland, Banco Santander, De Beers, Rio Tinto, ING Group ve Aviva’dır. Aile ayrıca 2000 yılında Fransız devletine sattıkları BNP Baripas şirketi ile Somanh Bankası’nın da (kapanana kadar) kurucusu ve sahibi.

Son yıllarda şarap pazarına da giren aile, Fransa, Şili, Amerika ve Güney Afrika’da üretim yapmakta, Fransız şarap piyasasının yüzde 50’sini elinde bulunduruyor.

Ailenin serveti yaklaşık 2009 verilerine göre 4-5 trilyon dolar, kontrol ettiği para ise 15 trilyon dolar civarında.

Amerika Birleşik Devletleri’nde bağımsız bir kuruluş olan Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) yönetiminde hem Rothschild ailesi hem de Rockefeller ailesi etkin.

Bu bankanın tek bir açıklamayla tüm dünya ekonomisine yön verdiği düşünülürse, bu iki ailenin dünya ekonomisinde ne kadar söz sahibi olduğunu anlaşılabilir.

Trump, Rockefeller’ın adamı mı?

1 Ekim 2017’de 50’den fazla ABD vatandaşının öldürüldüğü terör eyleminin asıl amacının Trump’la birlikte küresel sermayenin jandarmalığından çekilme kararlılığı gösteren Amerika Birleşik Devletleri’ni, yeniden dünya sahnesine çekme operasyonu olduğunu, 02 Ekim 2017 günlü analizimde belirtmiştim.

Küresel sermayenin konuşlandığı Britanya Krallığı’nın, ABD olmadan bu jandarmalığı tek başına yapması mümkün görülmediğine değinmiştim.

Las Vegas’daki kanlı eylem, kendi ülkesinde ve dünya genelinde Trump’a yaşatılan, itibarsızlaştırma operasyonunun kanlı versiyonundan başka bir şey değildi.

Bunun en önemli nedeni Trump’ın Amerikan devini küresel odakların oyun alanlarından çekip çıkarmak istemesi.

Çünkü o, partileri farklı olmasına rağmen John Fitzgerald Kennedy gibi bir Amerikan milliyetçisi. Henry Ford gibi yerli Amerikan sanayisinin başarısına inanıyor.

Trump’ın siyasi genleri, antibritanist.

Kraliçe’nin eteklerinin altına saklanan, finans yarasalarından nefeslenen politikacılardan değil.

Trump’ı indirmek isteyen küresel güç odağının en tepesinde, Londra’da konuşlanmış Rothschild gibi finans devleri var.

Trump’ın burnunu Kuzey Kore ile sürtmek istedikleri gibi Çin ile kapışmasını dört gözle bekleyen bu küresel ahtapot, Trump’ın Amerika’sının arasını stratejik müttefikleriyle açmakta beis görmüyor.

Ama Trump’ın da boş durduğunu sanmayın. Ajandasını parayla değil sırayla takip ediyor. ABD Başkanı Trump, seçim kampanyası sırasında Pasifik bölgesi ile yapılan serbest ticaret anlaşmasına karşı olduğunu duyurmuş, Trans-Pasifik Ortaklığı’ndan çıkılmasını onaylayan bir kararname ile Londra merkezli küresel finans ahtapotunun hayati damarlarından birine neşter vurmuştu.

Rothshild ailesine suikast!

Rockefeller ve Rothschild şirketleri arasında finans, enerji ve sanayi sektörleri arasında bir paylaşım olduğu gibi zaman zaman rekabetten kaynaklanan anlaşmazlıklar yaşanabiliyor.

Nitekim 13 Aralık 2017’de “Rothschild ailesine suikastta Pentagon şüphesi?”, ABD ile İngiltere arasındaki anlaşmazlığın hedefindeki ismi Rothshild ailesine düzenlenen suikastı yazmıştım.

Trump’ı indirmek isteyen küresel güç odağının en tepesindeki, Londra’da konuşlanmış Rothshild gibi finans devine kesilen cezanın ne olduğu bu kaza görünümlü suikast ile ortaya çıkmıştı.

Olay neydi nasıl oldu?

Aralık 2017’de İngiltere’nin Aylesbury kentinde Rothshild Vakfı’nca idare edilen, aileye ait tarihi yazlık Waddeston Manor Şatosu yakınlarında Cessna 152 tipi uçak ile helikopter havada çarpıştı.

Bu kazayı daha da ilginç kılan kazadan önce, İngilizce dilini kullanan ve resim tabanlı forum özelliğindeki 4chan sitesinde “Q” rumuzlu kullanıcının Sir Evelyn Robert de Rothschild’in eşi 2 Temmuz 1954 doğumlu Lynn Forester de Rothschild’i ölümcül uçak kazası hakkında 3 gün önceden uyarmasıydı.

Bu kazanın rastlantı olmadığı Kasım ayı ortalarında Rothschild ailesine başka bir suikastın düzenlendiği ve aile fertlerinin yara almadan kurtuldukları da iddia ediliyor.

Lynn; aileye ait EL Rothschild şirketinin CEO’su.

Şirket, The Economist dergisinin sahibi olan The Economist Group, Congressional Quarterly’nin sahibi ve Economist Intelligence Unit, EL Rothschild LP, Birleşik Devletler’deki önde gelen bağımsız varlık yönetimi şirketlerinin yanı gayrimenkul, tarım ve gıda çıkarları için yatırımları yönetiyor.

Hillary Clinton da dahil olmak üzere birçok politikacıya destek veriyor. “The Coalition for Inclusive Capitalism/Kapsayıcı Kapitalizm Koalisyonu” oluşumunun mimarı.

Rockefeller ve Rothshild kavgası Ortadoğu kaynaklarının talanında anlaşmazlıktan çıkıyor!

Pentagon-Rockefeller ve Rothschild ailesinin son ortak operasyonu Arap Baharı’ydı.

Operasyon öncesinde taraflar Arap Baharı’nın en önemli oyuncuları Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih (95 milyar dolar), Libya lideri Kaddafi (153 milyar dolar), Tunus lideri Zeynel Abidin bin Ali (103 milyar dolar) ile Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in (145 milyar dolar) tutarındaki kişisel servetlerinin pay edilmesini kararlaştırmıştı.

Evdeki pazarlık çarşıya uymadı!

Bu 4 lider yaşarken paraları İngiliz fonlarında kullanıldı.

Anlaşma gereği, bu paraların yarısı Amerikan silah şirketlerine devrolacaktı, petrol sahaları da iki güç arasında paylaştırılacaktı.

Ancak operasyon bittiğinde ABD ve Rockefeller ailesinin tetikçi kurumu Pentagon avucunu yaladı.

Bazı ülkelerdeki petrol rafinerileri Rothschild ailesine geçti. Pentagon’a büyük kazık atıldı.

Deyim yerindeyse hem paraların hem de petrol sahalarının üstüne bir bardak soğuk su içti. 496 milyar dolar tutarındaki meblağ, “allem-kallem" edilip Rothschild ailesinin hissesine geçmişti.

Rothschild ailesi, Arap Baharı’nda tek mermi atmadan, tek dolar kullanmadan trilyonlarca doların sahibi oldu. Petrol rafinerilerinden günlük kazançları 200 milyon dolar civarında.

Trump yönetimi bunun hesabını sormak istiyor. Çünkü Pentagon tarihinde ilk kez bu kadar güçlü aldatıldı.

Arap Baharı, Yeni İpek Yolu’nun da güzergâhının temizlenmesi anlamına geliyordu. Arap Baharı’ndan sonra 7 ülkenin hazine, çevre ve maliye bakanlıklarına, Rothschild ailesinin bursu ile okuyan isimler geçti.

Görev değişikliği ve istihdam, Arap Baharı’ndan önce planlanmıştı ve başarılı şekilde uygulandı. Buna itirazı eden, etmesi gereken tek güç vardı, o da Rockefeller ailesinin tetikçi kurumu PENTAGON’du!

Rothschild ailesinin çok önemli şirketlerine çok büyük terör saldırıları düzenleyebilecek güç erki de Pentagon’da mevcut.

İki gücün savaşı en üst boyuta taşındı.

Her yerde kavga ediyorlar.

En çok da ABD’nin içinde!

Bir adım ötesi, Pentagon’un Rothschild ailesinin önemli isimlerine suikast düzenlemesiydi.

Bir adım daha attılar.

MI6 Başkanı Alex Younger’in oğlunu öldürdüler…

CIA, MOSSAD’ı yanına çekti, MI6’ya savaş açtı!

Rockefeller ve Rothschild şirketleri arasında finans, enerji ve sanayi sektörleri arasında bir paylaşım olduğu gibi zaman zaman rekabetten kaynaklanan anlaşmazlıklar yaşanabiliyor.

Trump’ın Kudüs ve Golan açılımı, Londra’ya karşı Washington ve Tel Aviv yönetimlerinin siyasi işbirliği hakkında yeterli ipucu. İngiltere’nin, Arap davasına sözde sahip çıkışı da önemli bir parametre.

Trump’ın Netanyahu hükümetine verdiği Kudüs ve Golan desteği, iki ülke askeri kurumları ve gizli servislerinin işbirliğini güçlendirdi.

İngilizler’in Arap seviciliği, Trump’ın İsrail’e yaklaşma hamlesinin önündeki diplomatik molozları kaldırmasında önemli katkı sundu. Türkiye, bu süreçte “Arap sevici İngilizler”le saf tuttu.

ABD, bölgeyi nasıl şekillendiriyor?

ABD bölgeyi yeni baştan Suudiler üzerinden, Suudiler aracılığı ile kendi küresel çıkarlarına göre düzenlemeye uğraşıyor.

ABD’nin yanında saf tutanlar kimler?

Tabii ki baş aktör ABD. Yardımcı oyuncular İsrail, Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri.

NATO üzerinden ABD’nin bölgedeki en büyük müttefiki Türkiye nedense bu projenin dışında? Çünkü İngiliz kraliçesi ile aynı yastığa baş koyduğu için olabilir mi?

İngilizler zaten bu işin dışında; çünkü operasyon onlara çekiliyor!

İngiliz gizli servisi MI6 öncelikle kendi kadroları ve imkânları ile diğer dost ülkelerin istihbarat örgütleriyle anlaşmalı olarak özellikle Suudi Muhaberatı, CIA ve MOSSAD’a yönelik bir karşı harekât planlıyor, gerçekleştiriyor.

MI6 Başkanı Alex Younger’in oğlunu öldürdüler

Arap sevici İngiliz istihbaratı MI6 Başkanı Alex Younger.

Bu kavgayı o yönetiyor.

4 Temmuz 1963 Westminster doğumlu.

Marlborough College, Saint Andrews Üniversitesi, Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi mezunu. Sarah Hopkins ile evli. Üç çocuğu var.

30 Mart 2019’da, oğlu Sam, Stirlingshire‘daki trafik kazasında öldü.

Ülkenin gizli servisine 1991’de giren Younger, Avrupa‘da ve Ortadoğu‘da çeşitli yerlerde görevlendirildi ve Afganistan‘da üst düzey istihbarat yetkilisi olarak çalıştı. Younger, Londra‘da 2012 yılında yapılan olimpiyat oyunları öncesi terörle mücadele çalışmaları da yürüttü.

Genel merkezi Londra‘da bulunan ve İngiliz hükümetine yabancı kaynaklı istihbarat sağlayan MI6‘nın, 3 binden fazla çalışanı bulunuyor.

MI6 başkanlığına 2014’te atanan Alex Younger kamuoyuna açık ilk konuşmalarından birinde MI6 için “Gerçek anlamda global bir istihbarat örgütü bizimki” demişti.

Uzun kulaklar örgütü denilebilecek GCHQ ile ve ülkenin iç istihbaratından sorumlu MI5 ile işbirliğinin mükemmel olduğunu anlatmış, “Mükemmelliği günümüzün teknolojik imkânları sayesinde sağlayabiliyoruz” açıklamasını yapmıştı.

Alex Younger’ın oğlu Sam, Londra‘nın güneyinde 70 hektar yeşil alan üzerine 1619’da kurulan Londra’nın en prestijli yatılı erkek okullarından Dulwich Kolejinden mezun olduktan sonraİskoçya‘nın başkenti, Edinburgh‘da bulunan ve 14 Nisan 1582’de Kral VI. James tarafından yasalaştırılan Edinburgh Üniversitesi’nde okuyordu.

Edinburgh Üniversitesi mezunları arasında Charles Darwin, David Hume, Alexander Graham Bell gibi isimler bulunuyor ve, Adam Smith, Max Born, Peter Higgs de ders verdiği biliniyor.

Edinburgh Üniversitesinde 22 yaşındaki bir öğrenci olan Sam Younger; 30 Mart 2019 Cumartesi günü sabahın köründe Stirlingshire‘daki özel bir mülk üzerindeki bir motorlu taşıt aracını kullanırken kaza sonucu ölmüştü.

Alex Younger’ın oğlu Sam, motor tutkunluğuyla tanınıyor. Sam, 1996 yılında Viyana‘da doğmuştu. O tarihte babası MI6’da çalışıyordu.

Alex Younger, Edinburgh biralarının kurucusu William Younger‘in soyundan geliyor.

Alex Younger’ın büyükbabası, 12 Haziran 1940‘ta St Valery-en-Caux‘da öldürülen Henry Johnston Younger‘dı.

1940’ta 54 bin kişiden oluşan İngiliz ve Fransız birlikleri, Manş Denizi sınırında St. Valery-en-Caux’da, Alman Feld Mareşal Erwin Rommel’in ordularına teslim olmuştu.

Kaza sonrası ölüm olayı ile ilgili soruşturma başlatılması bunun kaza görünümlü suikast olabileceğini gösteriyor. Polis yetkilileri yaptıkları incelemeler sonucu Procurator Fiscal‘a sundukları raporda ölüm nedeninin şüpheli görünmediğini açıklasalar da olay halen gizemini koruyor.

Dediğim o ki, MI6CIA / MOSSAD kapışması kanlı bir sürece evrildi.

MI6 Başkanı Younger; “Revenge is a cold eaten meal/ intikam soğuk yenen bir yemektir” kültüründen geliyor.

Yakın zamanda İsrail’de patlayan bombalar, Amerika’da kanlı otel ve okul baskın haberleri ajanslara patır patır düşmeye başlar.

Bu kanlı savaşın bilançosunu infazlardan öğreniriz.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

İSTİHBARAT DOSYASI : MOSSAD-MI6-CIA’den film gibi operasyon !!!


MOSSAD-MI6-CIA’den film gibi operasyon !!!

İran’da bir nükleer uzmana yönelik suikastte ismi geçen ve İran’ın nükleer çalışmaları hakkında bilgi sahibi olan bilim insanı Ahmedi Roşan’ın, MOSSAD-MI6-CIA ortak operasyonuyla İngiltere’ye götürüldüğü ileri sürüldü.

Daily Mail ve Sunday Express, İran‘ın nükleer programı hakkında bilgi sahibi ve İran’ın bir numaralı nükleer uzmanı Mustafa Ahmedi Roşan‘a 2012 yılında düzenlenen suikasta karışmış bir bilim insanının İngiltere üzerinden ABD‘ye kaçırılması için operasyon düzenlendiğini duyurdu.

Operasyondan haberdar kaynaklara dayandırılan haberde, karşı tarafa casusluk yapan 47 yaşındaki İranlı bilim insanının, İran’dan çıkarılıp İngiltere’ye sokulması için İngiliz, Amerikan ve İsrail dış istihbarat servisleri MI6, CIA ve MOSSAD‘ın ortak operasyon gerçekleştirdiği belirtildi.

EKİMDE PLANLANDI, ARALIKTA HAYATA GEÇİRİLDİ

ABD Başkanı Donald Trump‘ın İran’la nükleer anlaşmadan çekilip yaptırımlara geri döndüğünü açıklamasından 5 ay sonra, Ekim 2018’de yapılan operasyon planı, aralık ayının sonunda hayata geçirildi.

SIĞINMACI SÜSÜ VERDİLER

MOSSAD, İran’dan çıkarmayı başardığı şahsı, ilkin Türkiye‘ye getirdi. Oradan karadan 4828 kilometre kat ederek Fransa‘nın Calais kentine ulaştırdı. İngiltere’ye açılan Manş Denizi kıyısındaki Calais kenti, Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden düzensiz göçmenlerin yığıldığı bir merkez. Hesap, İranlının göçmen krizi kılıfı altında İngiltere’ye sokulmasıydı.

ŞİŞME BOTLA GEÇTİLER

Sunday Express’e konuşan İngiliz gizli servisinden bir yetkili, "Fransa’ya varınce geriye Britanya’ya nasıl sokacağımız sorusu kaldı. Uçağa koyup gönderemezdik. Alışılmadık da olsa, onu Manş Denizi’ni şişme botla geçmeye hazırlanan bir göçmen grubunun içine sızdırmanın çözüm olabileceğine karar verildi" dedi.

İRAN BULMAK İÇİN EKİP ÇIKARDI

Sputnik’te yer alan habere göre yetkili sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu çözüm yolunun da kendince zorlukları vardı. İran’da yokluğu fark edilmişti ve yakalanması içim İran Devrim Muhafızlarından özel bir birlik görevlendirilmişti, bu istihbarat güvenlik ajanlarımıza ulaştı."

Yılbaşında 12 göçmenle birlikte İngiltere’nin Kent bölgesindeki Lydd kasabasına varan İranlı nükleer bilimci önce MI6 tarafından sorgulandı, ardından uçakla ABD’ye gönderildi.

İran’la nükleer anlaşmadan ABD çıkmıştı, ama Avrupa Birliği ülkeleri gibi İngiltere’de bağlılığını devam ettiriyor.

İSRAİL’DEN SUİKAST KAMPANYASI

2010-12 arasında Tahran’da İran’ın 5 önde gelen nükleer uzmanına suikast düzenlendi. İçlerinde İran Atom Enerjisi Kurumu bünyesinde önemli bir görevde bulunan Mecid Şahriari ve Natanz’daki uranyım zenginleştirme tesisinin yöneticilerinden Mustafa Ahmedi Roşan da vardı. ABD’nin desteklediği İsrail’i sorumlu tutan ve ilgili Mossad hücresini çökerttiğini açıklayan İran yönetimi, suikastların düzenlenmesine yardım ettikleri suçlamasıyla biri nükleer bilimci en az 4 kişiyi idam etti.