MEDYA DOSYASI : “İngiltere’de olsa asla affetmezlerdi” diyenler bu yazıyı okusun… O mesajı yayımlayanlara bakın ne olmuş


"İngiltere’de olsa asla affetmezlerdi" diyenler bu yazıyı okusun… O mesajı yayımlayanlara bakın ne olmuş

Mehmet Ömer Dedeoğlu yazdı

11.03.2020

Katharine Teresa Gun ismini hiç duydunuz mu? Kim olduğundan ve yaptıklarından bahsetmeden önce gelin 2003 yılına geri gidelim. 11 Eylül 2001 terör saldırılarının ardından Afganistan’ı işgal eden II. Bush Beyaz Saray yönetimi; başkan yardımcısı Dick Cheney, savunma bakanı Donald Rumsfeld ve ulusal güvenlik danışmanı Condolezza Rice gibi neo-con şahinler/soytarılar önderliğinde, Irak’ı ve Saddam Hüseyin’i “terör sponsoru rejim” yaftası yapıştırarak hedef tahtasının tam ortasına yerleştirirler.

Saddam Hüseyin’in bir nükleer program kapsamında “kitle imha silahları” elde etmesine çok az zaman kaldığını, bu doğrultuda ellerinde çok sağlam kanıtlar olduğunu söylerler (bu kanıtları sağlayan Iraklı kaynağın daha sonra Saddam muhalifi bir düzenbaz olduğu anlaşıldı). İlk körfez savaşından sonra uygulanan ambargolarla bırakın uranyumu, ağrı kesici ilaç bile bulunamayan Irak’ta, mobil ve gezici tır laboratuvarlar içinde nükleer ve kimyasal silahlar geliştirildiğine dair bir uydurma ile müttefiklerini ve dünya kamuoyunu Irak’ın işgali için ikna turuna çıkarlar. Dick Cheney ve ekibi katıldıkları tüm yayınlarda “kitle imha silahları” diye diye insanların beynini yıkamaya çalışırlar. Nihai darbe ise yalana ortak ettikleri, güvenilirlik abidesi emekli komutan, dışişleri bakanı Colin Powell’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunda, 5 Şubat 2003’te verdiği, yalan ve uydurma bilgilerle dolu sunumu olur. “Hadi biz politikacılara inanmadınız, kahraman asker de mi yalan söyleyecek?” diyerek Birleşmiş Milletler’in Irak’ın işgali ile ilgili karar verme sürecini iyice etki altına alırlar.

Saddam Hüseyin rejimine iktidarı bırakmaları için süre verilir ve eğer buna uymazsa “Amerikan Savaş Makinesi”nin gazabına uğrayacağı tehdidi savrulur. Sam Amca, Irak halkını Saddam ve ailesinin zulmünden kurtarmayı ve bu kadim topraklara demokrasi götürmeyi kafasına koymuştur!

Bütün büyük şehirlerde savaş karşıtı gösteriler düzenlenir, ABD ve müttefikleri bundan vazgeçirilmeye çalışılır. Dünya kamuoyunun geniş bölümü savaş için öne sürülen sebepleri yeterli ve inandırıcı bulmamıştır ve ikna olmamıştır…

Tam da bu ortamda, yazımızın 29 yaşındaki kahramanı, Katharine Theresa Gun, GCHQ-Government Communications Headquarters (Hükümet İletişim Merkezi) isimli İngiliz istihbarat kurumunda Mandarince-Çince çeviri uzmanı olarak görev yapmaktadır. Tayvan doğumlu Gun, İngiltere’nin Durham Üniversitesinde Japon ve Çin dilleri üzerine eğitim aldıktan sonra başka bir yerde iş bulamadığı için gazetede gördüğü ilan aracılığıyla başvurduğu GCHQ’da çalışmaya başlar. Esas görevi Çince belgeleri veya dinleme kayıtlarını İngilizceye çevirmektir.

AMERİKAN İSTİHBARATINDAN MESAJ GELİR

Kendisi için sıradan bir cuma günü olan 31 Ocak 2003’te, Amerikan istihbarat kurumu NSA-National Security Agency (Ulusal Güvenlik Teşkilatı) üst düzey yöneticilerinden Frank Koza imzalı bir e-postayı tesadüf eseri okur. Mesajda Koza, Güvenlik Konseyinde bulunan ve Birleşmiş Milletlerin Irak işgali için yapacağı oylamada belirleyici rol oynayacak olan Angola, Bulgaristan, Kamerun, Şili, Gine ve Pakistan’ın BM’deki çalışma ofislerine gizlice ve yasadışı yollarla dinleme cihazları yerleştirmek için yardım istemektedir. Bu talep, küresel diplomatik ilişkileri belirleyen Viyana Konvansiyonuna aykırıdır. Gun okuduklarına inanamaz, sinirlenir ve e-postanın yazılı bir kopyasını alarak evine gider. Hafta sonu boyunca ne yapması gerektiği konusunda yaşadığı iç çatışmanın ardından yazıyı gazeteci tanıdıkları olan eski bir arkadaşına verir.

2 Mart Pazar günü bu e-posta, The Observer isimli İngiliz gazetesinin birinci sayfasında yayınlanır. GCHQ’da yapılan İç soruşturma sırasında genç kadın, bağlı olduğu birimin müdürüne, belgeyi kendisinin sızdırdığını itiraf eder ve tutuklanır. Geceyi polis merkezinde geçiren Gun serbest bırakılır ve sekiz ay sonra, 13 Kasım 2003’te 1989 tarihli “Resmi Sırlar Kanunu” 1. Maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle savcılık tarafından suçlanır. 25 Mayıs 2004’te dava mahkemeye taşınır. Gun “suçsuz” olduğunu savunur, “21. Yüzyılda biz insanların, sorunlarımızı çözmek için hala birbirimizi bombaladığımıza inanamıyorum” der. Savcılık, belki de dava derinleşir ve uzarsa, Irak savaşının hangi yasal temellere dayandığı, yani yasadışı olduğu ve bunun da İngiliz hükümet yetkilileri tarafından bilindiği ortaya çıkacak ve mahkeme kayıtlarına geçecek korkusuyla mahkemeye delil sunmaz ve davadan vazgeçer. Konuyu temel hak ve özgürlükler ekseninde gören yargıç da dosyayı kapatır.

Günün sonunda, Katharine Gun belki devlet sırrı sayılabilecek bir belgeyi basına sızdırarak suç işlemiştir. İngiliz hukuk ve adalet sistemine göre ise, yasadışı saydığı bir savaşta meydana gelebilecek can kayıplarını önlemek için Gun’ın halkı bilgilendirme amacıyla yaptığı bu eylem, işlediği suçtan daha önemlidir, halkın haber alma ve evlatlarını ölüme niye yolladığını bilme özgürlüğü her şeyin üzerindedir. Yani halkın haber alma özgürlüğü, halkın olanları bilme hakkı, vatana ihanet gibi görülebilecek bir suçtan bile önemlidir.

SADEDE GELİRSEK

Vatan dediğimiz zaten ulusu meydana getiren insanlar değil midir? İnsan olmasa vatan, yavan topraktan başka nedir? Emperyalist İngilizler bile kendi halkının haber alma özgürlüğüne bu kadar önem verirken yurtdışında ülkesi için canlarını veren evlatlarının, istihbarat görevlileri de dahil olmak üzere, kimliklerini bilmek Türk ulusunun hakkı değil midir? Bu bir devlet sırrı sayılabilir mi? Hele de bu bilgi zaten daha önce kamuoyuna yansımışsa, bunu haberleştiren ve yurtsever oldukları kanıtlanmış, mesleğine sevdalı gazetecilerin hapse atılması hangi mantığın veya mantıksızlığın sonucudur? Soruşturmak, değerlendirmek tabi ki savcıların hakkı ama ülke yansa dahi kaçmayacak ve onunla birlikte yanacak kadar vatanına bağlı bu insanların tutuklu yargılanması ne kadar gereklidir? Türkiye’nin bu ortamında gerçekten tarafsız yayın yapmayı başaran, hiçbir görüşü dayatmayan veya kayırmayan yegâne haber sitelerinden birisine, Odatv’ye erişimi engellemek hangi akıl dışılığın ürünüdür?

Bu genç kardeşlerimiz ülkemizin geçmişinden gelen, yurtsever gazetecilik damarının, geleneğinin önemli temsilcileri, kolay yetişmeyen değerleridir. Gün gelecek izledikleri tarafsız ve yurtsever yayın titizliğine istisnasız herkesin çok daha fazla ihtiyacı olacaktır. Ayrıca bu tarz tutuklamalar Türkiye’nin aleyhine çalışan güçlerin değirmenlerine su taşımaktadır, ülkemizin giderek daha da yalnızlaşmasına sebep olmaktadır…

Bir an önce bu hatalı tutumdan vazgeçilmesini umarak; Odatv’ye, Barış Pehlivan’a, Barış Terkoğlu’na ve kıymetli ailelerine geçmiş olsun dileklerimizle…

Not: Katherine Gun öyküsünü detaylı anlatan “Official Secrets” isimli 2019 yapımı bir film de varmış.

Mehmet Ömer Dedeoğlu

Odatv.com

KUTLAMA MESAJI – Polisimizin, şanlı Ordumuzun, İstihbaratımızın, Jandarma’mızın ve Vekillerimizin 30 Ağustos Zafer Bayramını kutlarız.


DAĞITIM :

  • GENELKURMAY BAŞKANLIĞI,
  • KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI,
  • DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI,
  • HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI,
  • JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI
  • EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
  • POLİS ÖZEL HAREKAT DAİRE BAŞKANLIĞI (PÖH)
  • ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

Ülkemizin bütünlüğü, halkımızın huzuru için karda kışta, ağustos sıcağında yurdun her karış toprağında savaşan, sınır bekleyen, sınır dışında Devletin bekası için operasyonlar yapan, terör örgütleri ile yeri geldiğinde göğüs göğüse çarpışan, uğursuzla, hırsızla, uyuşturucu tüccarıyla, gıda teröristleriyle, darbecilerle mücadele eden Polisimizin, şanlı Ordumuzun, Jandarma’mızın,İstihbaratçılarımızın ve özverili şekilde çalışan Vekillerimizin30 Ağustos Zafer Bayramını kutlarız.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com

POLİS ÖZEL HAREKAT

JANDARMA ÖZEL HAREKAT

TERÖR DOSYASI /// Rum aktivist EOKA örgütü adına özür mesajı yayınladı : “Katliam yaptık, bizi affedin”


Rum aktivist EOKA örgütü adına özür mesajı yayınladı : "Katliam yaptık, bizi affedin"

LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/rum-aktivistten-mesaj-katliam-yaptik-bizi-affedin-245515h.htm

Kıbrıs’ta 14 Ağustos 1974 tarihinde EOKA-B örgütü tarafından Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde katledilen 126 Kıbrıslı Türkün anıldığı gün Kıbrıslı Rum barış aktivisti Christina Valanidou’nun yayınladığı ‘özür paylaşımı’ gündem oldu.

Sosyal medya hesabından, "Sevgili Kıbrıslı Türk vatandaşlarımız" diye selenen barış aktivisti Valanidou, "Sizden, size karşı işlenmiş Rum toplumunun tüm suç üyelerinin, masum insanlara, kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçları için bizi affetmenizi istiyorum" dedi.

‘BİR DAHA SAVAŞMAYALIM’

"Bu milliyetçilerin ve şöven Rumların, Rumlara karşı da suç işlediğini biliyorsunuz" diye devam eden Valanidou, "Ortak ülkemizi seven bizler, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi, ülkemiz ve bölgemizdeki barış için mücadelemize devam etmeliyiz. Bir daha asla savaşmamalı, bir daha asla toplumlarası çatışmalarda bulunmamalıyız. Kıbrıs, bölünemeyecek kadar küçüktür ve tüm Kıbrıslıların barış içinde yaşaması için yeterince büyük" ifadelerini kullandı.

Valanidou’nun paylaşımı medyada, ‘katliam gününde anlamlı’ çağrı şeklinde yer aldı. Kıbrıs’ta Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde en genci 16 günlük, en yaşlısı ise 95 yaşında olmak üzere 126 Türk katledilmişti.

MİLLİ SAVUNMA DOSYASI /// Ahmet TAKAN : Rusya’ya verilen ince “çark ediyoruz” mesajı…


Ahmet TAKAN : Rusya’ya verilen ince "çark ediyoruz" mesajı…

E-POSTA : ahttakan

Güncel sorulardan biri;

"Seçimden sonra neler olacak?"

Herkesin, bulunduğu pozisyon, tuttuğu taraf, ilgi ve uzmanlık alanına göre bu soruya cevabı var. Omurilikten atmanın serbest olduğu, herhangi bir yaptırımın bulunmadığı (!) caanım ülkemde tahmin ve tahlillerin de ucu bucağı yok. Benim başım kel mi?.. Bendeniz de katkıda bulunayım. Yeri geldiğince değindiğim şu S-400’ler meselesi var ya… İşler sarpa sarıyor gibi!.. En azından devlet itibarı, millî menfaatler diyenler, kaygı duyanlar için!.. Yazının flaşını en sona saklayıp elimizdeki doneleri alt alta sıralayalım;

R.Erdoğan katıldığı bir canlı altın çanak yayınında konu S-400’lere gelince önce, "S-400 konusunda biz bu işi bitirdik geri adım atmayız" dedi. Sonra devam etti;

"Bizim için aslolan birinci derecede Türkiye’nin güvenliğidir. Biz güvenlik meselesinden taviz veremeyiz. Güney sınırımızdan ülkemize yönelik gerçek bir tehdit var. Şu anda Suriye’nin elinde bu tür silahlar mevcut. Böylesi bir tehditle karşı karşıya kalan bir ülke, biz de ülkenin güvenliğimizi teminat altına almamız lazım."

Ee, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!.. Rusya, S-400’leri Suriye’ye karşı kullanmamız için mi veriyor yani?.. Aslında bu, kapalı kapılar ardında ABD’ye verilen sözün sonucunda, "kararınızı 31 Mart’tan önce ilan edeceksiniz" dayatmasına teslim olunuşun ilanıdır!.. "Suriye’den gelecek Rus/Çin üretimi füze saldırılarına karşı kullanacağımız hava savunma sistemleri Batı malı olacak" demektir. Geçen yılki NATO zirvesinin sonuç bildirisinde yer alan "Güney’den gelen tehdit" tarifine de bakınca Erdoğan’ın televizyon programında kullandığı cümlelerle nasıl örtüştüğünü hayretler içinde göreceksiniz.

Bir diğer önemli gelişme. ABD’nin,"S-400" almayacaksınız dayatmasına karşı salladığı F-35 sopası… Savunma Bakanı Hulusi Akar, yeni nesil F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye tedariki konusunda bazı spekülasyonların yapıldığını belirterek, "birtakım açıklamalar olmasına rağmen F-35 şu anda normal işliyor görünüyor. Pilotlarımız, bakım personelimiz ABD’de eğitim almayı sürdürüyor." demişti. Daha da önemlisi, Hulusi Akar, kesin tarih vererek, F-35’lerin Kasım ayında Malatya’ya gelmesini beklediklerini ve bununla ilgili Malatya’da altyapı hazırlıklarının tamamlandığını söylemişti. Peki bu ne manaya geliyor?.. Bence, F-35’ler geliyorsa S-400’ler gelmiyor demek.

Havuz medyası yazarlarına yazdırılan, "Patriotlar bize biraz pahalı geldi" yazılarındaki "ABD fiyat kırsın da kamuoyuna açıklayacak yüzümüz olsun mesajlarını" da bir kenara not edin…

Şimdi hafta başında, İngiltere merkezli ‘al monitor’ sitesinde çıkan şu ilginç (!) habere bir göz atıverin;

"Rusya’nın SDG/YPG ile Menbiç konusunda bir anlaşma imzaladığı bildiriliyor. Bu anlaşma, ABD güçlerinin bölgeden çekilmesi durumunda uygulanacak. Suriye’deki Rus güçlerinin Türkiye ya da desteklediği grupların Menbiç’e girmek için yapacağı herhangi bir girişime karşı koymasını öngörüyor. Site, Menbiç askerî konseyi eş başkanı Muhammed Mustafa’ya atfen, Rusların kendilerine ABD’nin yarın ayrılması durumunda kendilerinin ABD’nin yerini alacaklarını bildirdiğini aktardı.

Rus komutanlar tarafından kendisine iki gün önce tam olarak ABD’liler ayrıldığı an Rusya’nın Menbiç’i Fırat Kalkanı bölgelerinden ayıran sınır hattı boyunca güçlerini konuşlandıracağını bildirdiklerini sözlerine ekledi."

Kapalı kapılar arkasında gerçekten çok enteresan işler cereyan ediyor. Sadece ABD tarafında değil Rusya kanadında da… Bir Rus kaynağım, geçenlerde Rusya ve Türkiye arasında teknik heyetler seviyesinde sürdürülen görüşmelerde Türk tarafının "S-400’lerden vazgeçebiliriz" mesajı verdiğini iddia etti. Buna benzer söylentileri Ankara’nın derin koridorlarından da duyuyordum. Rus tarafından bu mesaja ne karşılık verildiğini merak edip sorduğumda, "tabii ki seçenekleriniz var" denilip "Türkiye’nin Suriye’den nasıl çekileceğinin yollarını işaret eden mesajlar verildi" karşılığını aldım…

Sadece parasına ve çıkarlarına bakan ABD ve Rusya’nın kapalı kapılar arkasında Türkiye’ye karşı anlaştıkları iddiamı bir kez daha yineliyorum!..

***

Geçen bir yazımda devlet koridorlarından aldığım bilgilere dayanarak; Rus kredisi ile peşinatını ödediğimiz ve o krediye bağladığımız S-400’leri bir başka ülkeye satmak için görüşüldüğünü bunlardan birinin de Hindistan olduğunu kaleme almıştım. Hindistan ile Pakistan arasında son yaşanan krizde R. Erdoğan’ın yoğun arabuluculuk girişimlerini de hatırlayın!.. Güvenlik koridorlarını bir kez daha yokladım. Söylenen şöyle;

"Son anda bir şeyler olabilir. Hindistan da istiyor. Peşinatımızı bize iade ederlerse, ‘peşinat’ dediğiniz para da bizim paramız değil, Rusya’dan kredi aldığımız para. Hindistan da parayı öderse herkes kurtulacak bu işten. Gidilip görüşüldü Hindistan ile. Onların da böyle bir talebi var. Talepleri erken yerine gelmiş olacak. Rusya da oraya satılmasına ses çıkarmaz. Mal satıp para kazanacak. Ancak, Suriye’de bize o da bir sopa gösterir."

31 Mart seçimlerinden sonra İdlib’e, gövdesini YPG’nin oluşturduğu SDG’nin, Rusya tarafından sokulduğu haberleri ile karşılaşırsak… Ne olacak?.. 5 harflilerin mucidinin dediği gibi "yaz geldi patlıcan ucuzladı. Bol bol yiyoruz" diye sevinip göbek mi atacağız?.

Kaynak Yeniçağ: Rusya’ya verilen ince "çark ediyoruz" mesajı… – Ahmet TAKAN

MİLLİ SAVUNMA DOSYASI : Tank palet fabrikasında bir çalışanın whatsapp gruplarına yolladığı bir mesaj


Tank palet fabrikasında bir çalışanın whatsapp gruplarına yolladığı bir mesaj

20 Aralık 2018 Tarihli ve 30631 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 481 sayılı Özelleştirme İdaresi ile ilgili Cumhurbaşkanlığı kararı ile; Milli Savunma Bakanlığı Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1’nci Ana Bakım Merkezi Müdürlüğü işyerinin tüm mal ve hizmet üretim birimleri (fabrika) “milli savunma sanayiinde ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanması ile fabrikanın işletme verimliliğinin arttırılması ve yeni iş/üretim imkanları oluşturmaya yönelik yatırımların özel sektör tarafından yapılacağı” gerekçe gösterilerek özelleştirme kapsam ve programına alındığı ilan edilmiştir.

1’nci Ana Bakım Merkezi Müdürlüğü Fabrikasının 50 yılda oluşan savunma sanayi tecrübesiyle zırhlı araçları (Fırtına obüs) sıfırdan üretmesi, tank modernizasyonunda tecrübe, bilgi ve deneyime sahip yetişmiş işgücü, son 10 yılda 3 defa özel sektörü bile gıpta ettirecek şekilde MİLLİ PRODÜKTİVİTE MERKEZİ’nin en verimli işyeri olarak tescil ettiği, Dünya’daki ilk beş arasındaki bir işyeridir. Bu fabrikanın bu gün yeniden kurulması sadece 20 milyar dolarlık bir yatırımı gerektirmekte, bilgi ve tecrübe oluşumu ise en az 10 yılı bulmaktadır. Fabrikada gururumuz FIRTINA ÖBÜS seri üretimi, gündüz ve gece görüş dürbünleri üretimi, dünyanın en uzun süre dayanıklı tank ve tırtıllı araç paleti üretimi sıfırdan %100 milli olarak yapılmakta, Leopard 1 ve 2 tanklarının ve diğer tankların modernizasyonu tamamen sökülerek yeniden yapılması şeklinde modernize edilmeye devam edilmektedir. TSK’nın mevcut taleplerine bile 7/24 esasına göre çalıştırılarak yetişmekte zorlanmaktadır. Fabrika, Sakarya ili Arifiye ilçesinde, E-5 ile Otobanın tam ortasında Adapazarı şehir girişinde, 1 milyon 804 bin metrekarelik her türlü yeni yatırıma müsait çok geniş bir arazi üzerinde kuruludur. 500 ile 700 milyon dolarlık bir yatırımla 6 ay içerisinde seri Altay tankı üretim kapasitesi Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından tespit edilmiş, bizzat Başkan ve MSB Bakan yardımcısı tarafından, Altay tankının ana üretiminin bu fabrika tarafından MSB-ASFAT A.Ş kanalıyla yapılacağı deklere edilmiştir. Fabrika, ülkemiz savunma sanayii açısından vazgeçilemez kritik önemde ve tekrar yerine konulması mümkün olmayan STRATEJİK ÖNEMDEKİ bir tesistir.

10 yıldır sadece prototipi için ALTAY tankına 1 milyar doların üzerinde ülkemizin kaynakları harcanırken, ülkemizde ALTAY tankını az bir yatırımla, 100 kadar yeni işçi alımı yapılarak 6 ayda seri üretimi yapabilecek devletin elindeki tank üretme kapasitesi ve tecrübesi olan tek fabrikamız, hiçbir tank ve obüs üretme yeteneği ve kapasitesi olmayan, adrese teslim olarak alacağı kesin olan Ethem Sancak ve Katar girişimine havale edilmesi kabul edilemez. Aklı başında her firma veya holding bile kendi elindeki pırlanta değerindeki, ekonomiye sağladığı katma değeri olan böyle bir fabrikayı kaptırmamak için uğraşacakken, kendi silahlı kuvvetlerine ve stratejik işbirliği içerisinde olduğu dünyanın diğer silahlı kuvvetlerine üretim ve satış yapmakta olan böyle bir fabrikanın göz göre göre millilikten çıkarılması mantıkla izah edilemez. Kara Kuvvetleri Komutanlığının zırhlı ve tırtıllı araçlarının, tanklarının, Fırtına Obüslerin kalbi elinden alınmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı’na bağlı Askeri Fabrikalar ve Tersaneler Anonim Şirketi (ASFAT A.Ş.) adı altında zaten 2 yıl önce bu amaçla kurulmuş olup, bu şirketin tüm askeri fabrikalarla, askeri tersanelerle, yurt içi ve yurt dışı firmalarla, askeri fabrika ve tersanelerin imkanlarını kullanarak ortak üretim, ortak kullanım ve çalışma yapması imkanı varken, Fabrikanın özelleştirilerek tamamen devredilmesi milli değerin elden çıkarılması anlamına gelmektedir .

Fabrikada halen bir albayın komutasında 29 subay, 50 astsubay, 22 uzman çavuş, 112 memur ve 714 işçi çalışmaktadır. Fabrikanın hukuki vasfı TSK’ya hizmet üreten diğer tabur, alay veya tugaylarla aynı durumdadır. Askeri tırtıllı araçların bakım, onarım ve modernizasyonu yapan bu Fabrika Müdürlüğünün işletmesinin devri, Anayasa’mızın Savunmanın devletin görevi olduğu, savaşa hazırlık yapması gerektiği ilkesi, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığı Kuruluş Ve Teşkilat Kanununa ve en önemlisi 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu’nun 1.maddesinde sayılan “özelleştirme kapsamına alınabilecek kuruluşları belirleyen” maddeye aykırıdır. Bu nedenle de, bu fabrikanın özelleştirme kapsamına alınması Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir birliğini özelleştirmekle aynı hukuki sonuçları doğurmaktadır. Bu derece hukuksal ve stratejik hata yapılmasının, Sayın Cumhurbaşkanımızın Özelleştirme İdaresi Başkanı ve askeri fabrikalardan sorumlu Milli Savunma Bakan Yardımcısının yanlış bilgilendirilmesinden ve yönlendirilmesinden kaynaklandığını değerlendirmekteyiz.

Ülkemizin, geri dönülmez bir hata zincirinin başlangıcı olan böyle vehametin içine sokulduğunun henüz farkına varılmadığını görmek bizleri derinden üzmektedir. Bu özelleştirme kararından vazgeçilerek, fabrikanın mevcut haliyle Altay Tank projesini alan firmayla, ASFAT A. Ş. kanalıyla işbirliği ve sözleşme yapılarak, tank üretim sürecinde kullanılmasının daha doğru olacağının dile getirilmesi ve takip edilmesi, yüreği yaralı ve özverili yüzbinlerce savunma işçisi ve memuru tarafından umutla beklenmektedir.

GÜNDEM ANALİZİ : “Kılavuz Tren” mesajı !?


İLETEN : cesuryorum

NEDİR NE DEĞİLDİR

Yazı şu:

Hıncal & Öcal Uluç: Kılavuz Tren, hızlı trenin rayları ve sistemindeki en ufak hatayı belirleyip, haber verecek, gerekirse, trenin seferini engelleyecek araçtır.

Saatte 350 kilometre hıza ulaşan hızlı trenin raylardaki en ufak hataya tahammülü olmadığı için, bu denetim, Kılavuz trenle devamlı yapılır.

https://www.sabah.com.tr/yazarlar/uluc/2018/12/14/ilicali-hocam-sadece-sabotaj-demedi

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-46551115

(…)

Yorum şu:

İsrail/İran ve/veya ABD/Rusya ya da NATO/ŞİÖ makası kapsamında, Ankara’ya, özel’de Erdoğan’a, tüzel’de büyük müteahhit’lere geçilen mesaj:

"Kılavuz’unuz yanlış", bu bir.

"Çarpışmaya ramak kaldı", bu da iki.

Düşman kazık’ı yoktur, dost kazık’ı vardır ise MİT odak’ta.

Kılavuz’u "karga" olanın burnu BOP’tan çıkmaz, bu mana.

DURUM

Haber şu:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fırat’ın doğusunu huzura kavuşturmakta kararlı olduklarını belirterek ABD’ye yönelik birtakım uyarılarda bulundu.

Erdoğan, "Münbiç’i temizlemezseniz oraya da gireriz" ifadesini kullandı.

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine dair de konuşan Erdoğan, "Faili bana göre belli" dedi.

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812141036629938-erdogan-kasikci-cinayeti/

(…)

Yorum şu:

Acem Harp güncesi, 3, 2, 1..

Velev ki, öyle değil böyle!

Sıfır’lanan, minimize edilen siyasal kürt hareketi’nin kıçı’nı kim ya da kimler kaldırdı?!

Her şey’e laf edip Barzan’ı görmezden gelmek ne mana?!

1 Mart Tezkeresi, bumerang.

Rüzgar eken’e, BOP’un final’inde biçtirdikler hasat ortada!

SÖYLEMMETRE

Haber şu:

Economist: Erdoğan’ın bulduğu yeni düşman George Soros

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-46563174

(…)

Yorum şu:

Doğu Perinçek etkisi!

Yani?!

Negatif etki.

Doğu Perinçek dokunduğu şey’i nasıl marjinalize ediyor ise Erdoğan üzerinden, sokaklar karışmadan önce Soros’u ak’latıyorlar.

Erdoğan ne diyor ise "tam tersi"ni yapan kitle’ye mesaj çakıyor..

a. Soros mu

b. Erdoğan mı?!

Ne yazık ki, şu an için açılmış bir "C şıkkı" yok.

İki uç’u BOP’lu değnek, dilemma.

Avrupa’da AB krizi ve/veya Neo Führer, AB’nin liderlerini yek tek düşürürken?!

https://www.gazetebirlik.com/haber/avrupada-lider-krizi-4873/

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-theresa-may-siyaseti-birakiyor-41051248

http://www.yeniasya.com.tr/dunya/ab-den-ingiltere-ye-ne-istediklerini-soylemeliler_480978

https://tr.euronews.com/2018/12/13/sari-yelekliler-hukumetin-cagrisina-uymadi

https://tr.euronews.com/2018/12/13/ab-liderler-zirvesi-rusya-ya-uygulanan-ekonomik-yaptirimlar-devam-edecek

http://hayrullahmahmudozgur.blogspot.com/2018/12/klavuz-tren-mesaj-veveya-2019-sita.html

ENSTANTANE 1:

Son dakika: Erdoğan duyurdu, panik başladı!

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-erdogan-duyurdu-hareketlilik-basladi-41050748

(…)

ENSTANTANE 2:

Binali Yıldırım: Benim de korumalığımı yapmıştı

http://video.haber7.com/video-galeri/131561-binali-yildirim-benim-de-korumaligimi-yapmisti

(…)

ENSTANTANE 3:

Son dakika: Antalya İl Emniyet Müdür Yardımcısı intihar etti

https://www.haberturk.com/son-dakika-antalya-il-emniyet-mudur-yardimcisi-intihar-etti-2258455

(…)

ENSTANTANE 4:

Kısıklı’daki Cengiz Holding binasında zaman ayarlı bomba bulundu

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812131036604210-kisikl-cengiz-holding-binasi-zaman-ayarli-bomba/

(…)

ENSTANTANE 5:

Ankara’da hızlı tren kazası: 9 ölü 92 yaralı!

https://tr.sputniknews.com/haberler/201812131036605145-ankara-yuksek-hizli-tren/

(…)

ENSTANTANE 6:

Soma maden ocağında göçük: Yaralılar var

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812131036603434-manisa-soma-maden-ocagi-gocuk-yaralilar-var/

(…)

ENSTANTANE 7:

Gaziantep’te Kerkük petrol boru hattına yıldırım düştü: Sızıntı nedeniyle 34 ev tahliye edildi

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812121036603016-gaziantep-kerkuk-boru-hatti-yildirim-dustu/

(…)

ENSTANTANE 8:

Fırat’ın doğusuna yapılacak olası harekatla ilgili Pentagon’dan açıklama

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201812131036605356-firat-dogu-operasyon-pentagon-aciklama/

(…)

ENSTANTANE 9:

https://tr.sputniknews.com/columnists/201812121036588458-ugur-gurses-turkiye-petrol-ulke-kriz-hikaye/

(…)

ENSTANTANE 10:

AB’nin 2019 bütçesi belli oldu: ‘Demokraside gerileme’ gerekçesiyle Türkiye’ye mali yardımlarda 147 milyon euroluk kesinti

https://tr.sputniknews..com/avrupa/201812131036604638-ab-2019butce-demokrasi-gerileme-turkiye-mali-yardim-kesinti/

(…)

ENSTANTANE 11:

Hamaney: ABD’nin İran’da iç savaş planı olabilir

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201812121036593378-hamanet-abdnin-iranda-ic-savas-plani-olabilir/

(…)

ENSTANTANE 12:

İngiltere Başbakanı May’den güvenoyu sonrası ‘birlik mesajı’

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201812131036603894-ingiltere-basbakani-may-guvenoyu-sonrasi-birlik-mesaji/

(…)

ENSTANTANE 13:

‘Barış bildirisi’ imzacılarından yazar Nuray Mert’e hapis cezası

https://tr.sputniknews.com/turkiye/201812121036598441-nuray-mert-hapis-cezasi/

(…)

ENSTANTANE 14:

ABD’den vatandaşlarına ‘Ermenistan’da dikkatli olun’ uyarısı

https://tr.sputniknews.com/abd/201812131036603675-abd-vatandaslarina-ermenistan-dikkatli-olun-cagrisi/

(…)

ENSTANTANE 15:

Netanyahu: Suudi Arabistan’da istikrar bozulursa, tüm dünyada istikrar bozulur

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201812131036603551-netanyahu-suudi-arabistan-istikrar-dunya/

(…)

ENSTANTANE 16:

Avrupa Parlamentosu’ndan Kuzey Akım-2 karşıtı karara onay

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201812131036603369-avrupa-parlamentosundan-kuzey-akim-karsiti-karara-onay/

(…)

ENSTANTANE 17:

ABD Kongresi’nde Google CEO’suna soruldu: Neden ‘aptal’ araması yapılınca Trump’ın fotoğrafı çıkıyor?

https://tr.sputniknews.com/abd/201812121036595470-abd-kongresinde-google-ceosuna-soruldu/

(…)

ENSTANTANE 18:

Pompeo’dan ‘Suudiler zaten bedel ödedi’ açıklaması

https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201812121036601515-pompeo-suudiler-zaten-bedel-odedi-aciklamasi/

(…)

ENSTANTANE 19:

SDG Sözcüsü Gabriel Kino, SDG’nin 70 bine ulaştığını belirterek, asayiş ve iç güvenlik gücünün de olduğunu söyledi.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/sdg-70-bine-ulasti-41050274

(…)

ENSTANTANE 20:

Harita uygulaması Türk askeri tesislerini teşhir etti

NATO ÜSSÜ DE BUZLANDI

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/harita-uygulamasi-turk-askeri-tesislerini-teshir-etti-41050270

(…)

ENSTANTANE 21:

ABD’den BMGK’ye İran’a kısıtlama çağrısı

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/abdden-bmgkye-irana-kisitlama-cagrisi-41050311

(…)

ENSTANTANE 22:

Fransa’da ‘acil saldırı uyarısı’ seviyesine geçildi

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/fransada-acil-saldiri-uyarisi-seviyesine-gecildi-41049350

(…)

ENSTANTANE 23:

Google’ın Çin’deki ofisinde yangın çıktı

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-googlein-cin-ofisinde-yangin-cikti-41049006

(…)

ENSTANTANE 24:

Olağandışı kayıtsız döviz girişi

https://odatv.com/olagandisi-kayitsiz-doviz-girisi-13121827.html

(…)

ENSTANTANE 25:

Çin’de ABD ürünlerine boykot kampanyası, iPhone kullanan çalışanlara ceza

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46539375

(…)

ENSTANTANE 26:

Avusturya Başbakanı: Türkiye’nin tutumu kabul edilemez

https://www.dw.com/tr/avusturya-ba%C5%9Fbakan%C4%B1-t%C3%BCrkiyenin-tutumu-kabul-edilemez/a-46703492

(…)

Yorum şu:

Yazmak ya da nedir ne değildir diye her daim anlatmaya ihtiyaç var mı?!

Merak eden gider stratejik danışmanlık alır.

Nüans?!

Alt alta sıralanan olaylar, kasıt’a girer.

Yani?!

Mesaj, Ankara’ya!

Başka?!

1. 29 Mart 2019 gece yarısı itibariyle Londra, AB’den ayrılıyor.

2. 31 Mart 2019, Türkiye’de yerel genel seçim tarihi.

3. Trump’ın, İran’a yaptırımlar çerçevesi’nde "Tavan" değil "Taban" üzerinden açılan 6 aylık süre, Mart’ın sonu Nisan gibi bitiyor.

Zalim Nisan ve/veya step by step Mayıs, Haziran…

Soru:

Medya üzerinden yansıtılan hava nedir?!

Cevap:

ABD’ye rağmen Fırat’ın Doğu’suna operasyon!

Ek soru: Hakikat nedir?!

Bundan kısa bir süre önce ABD’li yetkililerin de altını çizdiği gibi, siyasal silahlı kürtler "geçici" olan idi, onların yerini şimdi "Kalıcı" olarak Ankara alıyor, taşeron.

Yani?!

"İran’la savaş" güncesi kapsamında Suriye bataklığı’ndayız!

"Ankara’daki yapı’nın cayma hakkı çerçevesi’nde eş zamanlı "sarı yelekli öfke" Türkiye’de yükseliyor.

Ezcümle:

Uzatmanın uzatması Mart’a kadar ve/veya 2019 Mart "keder" ayı ya da kader ayı!

LARP.

http://hayrullahmahmudozgur.blogspot.com/2018/12/gecici-kalici-proxy-army-veveya-ver.html