TAZİYE MESAJI : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak merhum Başbakanımız Bülent Ecevit’in kıymetli eşi Rahşan hanıma rahmet, DSP camiasına ve tüm Türk Ulusuna sabır dileriz.


DAĞITIM :

  1. DEMOKRATİK SOL PARTİ YÖNETİMİ
  2. ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak merhum Başbakanımız Bülent Ecevit’in kıymetli eşi Rahşan hanıma rahmet, DSP camiasına ve tüm Türk Ulusuna sabır dileriz.

Karaoğlan, Beyazgüvercin’ine kavuştu. Biz onları hep bu sevgi tablosu ile hatırlayacağız. Nur içinde yat sevgili Başbakanım, Rahşan Yengem. Toprağınız bol, kabriniz nur olsun.

www.ozelburoistihbarat.com

BİYOGRAFİ DOSYASI : ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak Ata’nın sanatçısı merhum Ayşe Yıldız Kenter’e rahmet, yakınlarına sabır dileriz.


Ayşe Yıldız Kenter

Doğum : 11 Ekim 1928 İstanbul, Türkiye

Ölüm : 17 Kasım 2019 (91 yaşında) İstanbul, Türkiye

Meslek : Tiyatro ve sinema oyuncusu

Etkin yıllar 1949-2019

Ayşe Yıldız Kenter (11 Ekim 1928, İstanbul – 17 Kasım 2019, İstanbul), Türk oyuncudur. Aynı zamanda Devlet Sanatçısı ve UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi’dir.[1]

11 Ekim 1928 tarihinde İstanbul’da doğdu. Annesi İngiliz asıllı Olga Cynthia[2] (Turkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını aldıktan sonra adı Nadide Kenter olarak değişmiştir), babası bir diplomat olan Ahmet Naci Kenter’dir. Ankara Devlet Konservatuarı Yüksek Bölümünü sınıf atlayarak bitirdi. On bir yıl Ankara Devlet Tiyatrosunda çalıştı. "Rockefeller" bursu kazanarak, American Theatre Wing, Neighbourhood Play House ve Actor’s Studio’da oyunculuk ve oyunculuk öğretiminde yeni teknikler üzerine çalışmalar yaptı. Ankara Devlet Konservatuvarı’na hoca olarak atandı.

1959‘da Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı. Muhsin Ertuğrul ile bir yıl çalıştı. Kardeşi Müşfik Kenter ve eşi Şükran Güngör ile Kent Oyuncuları Topluluğunu kurdu. Daha sonraki yıllarda sürekli olarak Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık‘ta "Değişen Eğitim Metotları" ve "Oyunculuk Metotları" üzerine çalışmalar yaptı.

1962’de tiyatro hizmetlerinden ötürü “Yılın Kadını” seçildi. 1968’de İstanbul’da Kenter Tiyatrosunun binasının inşaatını tamamladı. Sinema oyuncusu olarak üç kez “Altın Portakal” ödülüne layık görüldü. Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Almanya, Hollanda, Danimarka, Kanada, Yugoslavya ve Kıbrıs’ta İngilizce ve Türkçe oyunlar sergiledi.

100’ün üstünde oyun oynadı. 100’e yakın oyun sergiledi. Shakespeare, Çehov, Brecht, Inoesco, Pinter, Albee, Tennessee Williams, Alan Ayckbourn, Arthur Miller, Brian Freil, Neil Simon, Athol Fugard, Sergey Kokovkin gibi pek çok yazarların yanı sıra Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Güner Sümer, Adalet Ağaoğlu, Zeki Özturanlı, Güngör Dilmen, Muzaffer İzgü gibi pek çok Türk yazarının oyunlarını da sahneye koydu, oynadı.

1984‘te Roma’daki İtalyan Kültür Birliğince “Adalaide Ristori” ödülüne layık görüldü. Profesör Yıldız Kenter, 37 yıldır sahne hocalığı yapmaktadır.

1989 yılında, Korsika – Bastia Film Festivalinde “Hanım” filmindeki rolüyle “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü aldı.

1991 yılında tiyatro sanatına hizmetlerinden ötürü Uluslararası Lions Kulübünün “The Melvin Jones” ile ödüllendirildi. İki kez Ulvi Uraz “En İyi Kadın Oyuncu”, üç kez de aynı dalda Avni Dilligil ödülüne laik görüldü.

1994‘te “Konken Partisi” oyunundaki Fonsla rolü ile “Olağanüstü Yorum” ödülünü aldı. Finlandiya Dünya Kadın Kuruluşu tarafından yüzyılın en başarılı yüz kadınından biri olarak onurlandırıldı. 1995’te Kültür Bakanlığınca, tiyatro sanatına katkılarından ötürü “Onur” ödülüne layık gördü. Profesör Kenter’e aynı yıl tiyatro sanatına katkılarından dolayı “Mevlana Kardeşlik ve Barış Ödülü” verildi.

1996’da Magazin Gazetecileri Derneği tarafından Ramiz ile Jülide’deki Jülide rolü için “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü verildi. 19 Mayıs 1997‘de Uluslararası İstanbul Festivali tarafından ömür boyu Tiyatro Sanatına katkısından dolayı verilen onur ödülü Yıldız Kenter’e Dame Diana Rigg tarafından takdim edildi.

1998’de Ankara Sanat Kurumu “Yılın Kadın Sanatçısı” ödülü, 1998 Muhsin Ertuğrul yaşam boyu tiyatro sanatına katkılarından dolayı onur ödülü, 1998 Cumhurbaşkanlığı Büyük Kültür ve Sanat Ödülü, “Martı” adlı oyunda Madam Arcadina rolüyle 1999, Afife Tiyatro Ödülleri – En İyi Kadın Oyuncu ödülü .

2019’da uzun zamandır mücadele ettiği akciğer rahatsızlığı sebebi ile İstanbul da hastaneye kaldırılan Yıldız Kenter, yaşa bağlı solunum yetmezliği sebebi ile 17 Kasım 2019 tarihin de 91 yaşında vefat etmiştir.

Rol aldığı tiyatro oyunları

· Miras Kültürel Müzik Ses Nefes Ruh Beden – Neyzen Kerem Tufan – İzmir Adnan Saygun Kültür Merkezi (2013)

· Ben Anadolu : Güngör DilmenKent Oyuncuları2007

· Anna Karenina : Tolstoy/Helen EdmundsonKent Oyuncuları2006

· Gece Mevsimi : Rebecca LinkieviczKent Oyuncuları2005

· Oscar ve Pembeli Meleği : Eric Emmanuel SchmittKent Oyuncuları2004

· Sırça Kümes : Tennessee WilliamsKent Oyuncuları2002

· Hep Aşk Vardı : Yıldız Kenter – Kent Oyuncuları2001

· Nükte : Marget EdsonKent Oyuncuları2000

· Martı : Anton ÇehovKent Oyuncuları1998

· Harold ve Maude : Colin HiggınsKent Oyuncuları1990

· Salıncakta iki kişi : William GibsonAnkara Devlet Tiyatrosu1969

· Hamlet : William Shakespeareİstanbul Şehir Tiyatrosu1959

· Öfke : John OsborneAnkara Devlet Tiyatrosu1958

· Ümitsiz Saatler : Joseph HayesAnkara Devlet Tiyatrosu1957

· Çöl Faresi : Ladislas FodorAnkara Devlet Tiyatrosu1957

· Yağmurcu : N. Richard NashAnkara Devlet Tiyatrosu1956

· Misafir (oyun) : Fritz SchweigerAnkara Devlet Tiyatrosu1956

· Finten : Abdülhak Hamit TarhanAnkara Devlet Tiyatrosu1956

· Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş) : Orhan AsenaAnkara Devlet Tiyatrosu1954

· Maria Stuart : Friedrich SchillerAnkara Devlet Tiyatrosu1954

· Şatoya Davet : Jean AnouilhAnkara Devlet Tiyatrosu1954

· Onunikinci Gece : William ShakespeareAnkara Devlet Tiyatrosu19541957

· Lady Frederick : W. Somerset MaughamAnkara Devlet Tiyatrosu1953

· Gelin (oyun) : Emile ZolaMarcelle MauretteAnkara Devlet Tiyatrosu1953

· Yanlış Yanlış Üstüne : Oliver GoldsmithAnkara Devlet Tiyatrosu1952

· Sahne Dışındaki Oyun : Refik Ahmet SevengiAnkara Devlet Tiyatrosu1952

· Ölü Kraliçe : Henry de MontherlantAnkara Devlet Tiyatrosu1952

· Fatih (oyun) : Nazım kurşunluAnkara Devlet Tiyatrosu1952

· Ramak Kaldı : Thornton WilderAnkara Devlet Tiyatrosu1952

· Gölgeler) : Ahmet Muhip DranasAnkara Devlet Tiyatrosu1952

· Elektra : SofoklesAnkara Devlet Tiyatrosu1952

· Öteye Doğru : Sutton VaneAnkara Devlet Tiyatrosu1951

· Miras (oyun) : Augustus GoetzAnkara Devlet Tiyatrosu1951

· Hile ve Sevgi : SchillerAnkara Devlet Tiyatrosu1950

· Yalancı : Carlo GoldoniAnkara Devlet Tiyatrosu1949

· Kıskançlar : Oktay RıfatMelih Cevdet AndayAnkara Devlet Tiyatrosu1949

· Peer Gynt : Henrik İbsenAnkara Devlet Tiyatrosu1949

· Scapin’in Dolapları : MolierAnkara Devlet Tiyatrosu1949

· Antigone : SofoklesAnkara Devlet Tiyatrosu1949

Filmografi

Rol aldığı filmler

Yıl Film adı Rolü Notlar
1951 Vatan İçin Büyükanne
1964 Ağaçlar Ayakta Ölür
1965 İsyancılar
1966 Pembe Kadın Pembe
1967 Yaşlı Gözler Ümran
1971 Anneler ve Kızları Fatma
1971 Elmacı Kadın Fatma, Gündoğdu bacı
1972 Fatma Bacı
1973 Ablam
1974 Kartal Yuvası
1974 Kızım Ayşe Huriye Bacı
1974 Bir Ana Bir Kız Zeynep
1983 Zulüm Orhan’ın annesi Ayşe
1988 Hanım Olcay Hanım
1999 Güle Güle Zarife
2001 Büyük Adam Küçük Aşk Müzeyyen Hanım
2005 Sen Ne Dilersen Dadı Mimi
2007 Beyaz Melek Melek
2008 Mevlana Aşkı Dansı Seslendirme

Diziler

· 19891991 Uğurlugiller

· 2002 Aşk ve Gurur

· 2005 Saklambaç

Ödülleri

· 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü, Ağaçlar Ayakta Ölür

· 1966 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü, İsyancılar

· 1974 Antalya Film Şenliği, Kızım Ayşe filmi ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

· 1984 Roma’daki İtalyan Kültür Birliğince "Adalaide Ristori" ödülü.

· 1989 Korsika – Bastia Film Festivalinde "Hanım" filmindeki rolüyle "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü.

· 1991 Uluslararası Lions Kulübü The Melvin Jones Ödülü

· İki kez Ulvi Uraz "En İyi Kadın Oyuncu" Ödülü

· Üç kez Avni Dilligil "En İyi Kadın Oyuncu" Ödülü

· 1994‘te "Konken Partisi" oyunundaki Fonsla rolü ile "Olağanüstü Yorum" ödülünü aldı.

· Finlandiya Dünya Kadın Kuruluşu tarafından yüz yılın en başarılı yüz kadınından biri olarak onurlandırıldı.

· 1995‘te Kültür Bakanlığı, Tiyatro Sanatına katkılarından ötürü Onur ödülüne layık gördü.

· 1995 "Mevlana Kardeşlik ve Barış" ödülü verildi.

· 1996’da Magazin Gazetecileri Derneği tarafından Ramiz ile Jülide’deki Jülide rolü için "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü

· 1997‘de Uluslararası İstanbul Festivali tarafından ömür boyu Tiyatro Sanatına katkısından dolayı ödülü.

· 1998’de Ankara Sanat Kurumu "Yılın Kadın Sanatçısı" ödülü

· 19982. Afife Tiyatro ÖdülleriMuhsin Ertuğrul Özel Ödülü

· 1998 Cumhurbaşkanlığı Büyük Kültür ve Sanat Ödülü,

· 1999 "Martı" adlı oyunda Madam Arcadina rolüyle Afife Tiyatro Ödülleri – En İyi Kadın Oyuncu ödülü.

· 2012 Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2. Medya Ödülleri’nde Onur ödülünü aldı.

TAZİYE MESAJI : ÖZEL BÜRO EKİBİ olarak Polonya, İngiltere, Mısır gibi ülkelerde Büyükelçilik yapan büyüğümüz merhum Korkmaz Haktanır’a rahmet, sevenlerine baş sağlığı dileriz.


ÖZEL BÜRO EKİBİ olarak Polonya, İngiltere, Mısır gibi ülkelerde Büyükelçilik yapan büyüğümüz merhum Korkmaz Haktanır’a rahmet, sevenlerine baş sağlığı dileriz.

Korkmaz Haktanır (d. 24 Ocak 1943, Menemen) Türk büyükelçi.

1961 yılında Robert Koleji‘nden ve 1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi‘nden mezun olmuştur. 1965 yılında Dışişleri Bakanlığı’na girmiş, çeşitli görevlerin ardından 1991-1994 yılları arasında İran, 1994-1996 arasında Polonya büyükelçisi olarak görev yapmış, 1996-1997 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı Avrupa İşleri müsteşar yardımcılığı, 1997-2000 yıllarında Dışişleri Bakanlığı müsteşarlığı görevlerinde bulunmuştur. 2000-2002 yılları arasında Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevini yürütmüş hemen ardından Mısır Büyükelçiliği görevine getirilmiş ve bu görevini 2005 yılına kadar yürütmüştür, merkeze döndükten sonra 2006 yılında kendi isteğiyle emekli olmuştur. Arkeolog Handan Ünlü Haktanır ile evli olup iki çocuk babasıdır.

ANMA MESAJI : BALYOZ MAĞDURU DEĞERLİ KOMUTANIMIZ merhum ALB. Murat Özenalp’i Şehadetinin 5. yılında SAYGI, SEVGİ VE MİNNET İLE ANIYORUZ.


DAĞITIM

1.GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

2.KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

3.DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

4.HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

5.JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

6. EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Sayın Komutanım,

Artık zamanı gelmişti. Murat ÖZENALP Komutanımız terfi edecek ve Amiral olacaktı. Ama bazıları için o terfi etmemeliydi! Çünkü yurtseverdi, milliyetçiydi, ortaçağın karanlık ve yoz fikirlerine sahip değildi ve sapına kadar Atatürkçüydü! Deniz Kuvvetleri Komutanı bile olabilirdi. Ama tasfiye edilmeli ve yerine F Tipi Örgütün temsilcilerine imkan yaratılmalıydı. Bu nedenle operasyonel dava olan Balyoz’un içine kondu ve zindana atıldı ve maalesef şehit oldu. Albay Murat Özenalp’i aramızdan ayrılışının beşinci yılında özlem ve rahmetle anıyoruz. Ruhu şâd olsun.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

www.ozelburoistihbarat.com

ANMA MESAJI : 5 Nisan 1926 (Vefat 13.08.2014) tarihinde doğan Beşiktaş Kulübümüzün efsane başkanı merhum Süleyman amcamızı (Seba) saygı ve minnet ile anıyoruz.


5 Nisan 1926 (Vefat 13.08.2014) tarihinde doğan Beşiktaş Kulübümüzün efsane başkanı merhum Süleyman amcamızı (Seba) saygı ve minnet ile anıyoruz.

ÖZEL BÜRO GRUBU EKİBİ

ANMA MESAJI : ÖZEL BÜRO GRUBU EKİBİ olarak merhum Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan’ı Şehadetinin 18. Yılında saygı, minnet ve rahmet ile anıyoruz.


ÖZEL BÜRO GRUBU EKİBİ olarak merhum Diyarbakır Emniyet Müdürümüz yurtsever kahraman Polisimiz Ali Gaffar Okkan’ı Şehadetinin 18. Yılında saygı, minnet ve rahmet ile anıyoruz.

ANMA MESAJI : ŞEHİT SAVCIMIZ MERHUM MEHMET SELİM KİRAZ’I ŞEHADETİNİN 3. YILINDA SAYGI, MİNNET VE ÖZLEMLE ANIYORUZ.


DAĞITIM :

1. TBMM ADALET KOMİSYONU ÜYESİ KIYMETLİ VEKİLLERİ

2. SAYIN SAVCILARIMIZ, HAKİMLERİMİZ

3. ÖZEL BÜRO GRUBU

Sayın Savcım, Sayın Vekilim,

ÖZEL BÜRO GRUBU EKİBİ olarak Şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı saygı, minnet ve şükran ile anıyor, başta kederli ailesi olmak üzere TBMM Adalet Komisyonu üyeleri değerli vekillerimize, yurt çapında özverili şekilde görev yapan kıymetli Savcılarımıza, Hakimlerimize ve tüm Adalet personeline, ve tüm Türk Milletine bir kez daha metanet diliyoruz, saygılarımızı arz ediyoruz.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda 31 Mart 2015’te iki terörist tarafından şehit edilişinin 3. yılında Eyüpsultan Mezarlığı’ndaki kabri başında tören düzenlendi.

Kur’an-ı Kerim okunan ve dua edilen anma törenine, Savcı Selim Kiraz’ın ailesi ve yakınları, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan ve çalışma arkadaşları katıldı.

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : MERHUM JANDARMA GENEL KOMUTANI EŞREF BİTLİS DAVASINDA SON DURUM NEDİR ???


Orgeneral Eşref Bitlis’in oğlundan açıklama

Ankara’da 1993 yılında uçak kazasında şehit düşen dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in cinayete kurban gittiğine ilişkin soruşturmanın dün itibarıyla zaman aşımına uğradığı belirtildi. Eşref Bitlis’in oğlu Tarık Bitlis, "Davanın hukuki yönü bitti. Ama Türk halkı ,Türk kamuoyu bu davanın takipçisi olacak" dedi.

(İLGİLİ HABER) BABAMI ABD ÖLDÜRDÜ

Eskişehir’de düzenlenen ‘Orgeneral Eşref Bitlis’i Anma’ etkinliğine katılan Tarık Bitlis, babasının ölümüne neden olan uçağın düşmesiyle ilgili soruşturmanın zaman aşımına uğradığını söyledi. Olayın aydınlatılmadığını ifade eden Tarık Bitlis basın mensuplarının kendisine yönelttiği soruları yanıtladı.

Tarık Bitlis bir gazetecinin "Bu süreçten sonra neler planlıyorsunuz, hukuki anlamda neler yapacaksınız?" sorusuna şu karşılığı verdi:

"Bugün 20’nci yılı doldu. Davanın hukuki yönü bitti. Ama Türk halkı,Türk kamuoyu bu davanın takipçisi olacaktır. Tek güvencem bu. Bundan sonra hukuki olarak başka bir şey yapmayacağım. Çünkü bugüne kadar geldiğimiz noktada 20 senedir bir takım kurumsal yapılar bu konuda suskun kaldığı sürece zaten bir şey olmayacaktır. Ben inanıyorum önümüzdeki yıllarda Türk halkı bunun hesabını soracaktır"

Tarık Bitlis, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidip gitmeyecekleri şeklindeki soruya da "Kişisel olarak burada hakkım yendiğine inanmıyorum ama vatandaş olarak bu konunun takipçisinin Türk kamuoyu ile birlikte olabileceğine inanıyorum. O yüzden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne veya bu tür yerlere gitmek gibi bir isteğim ve yorumum yok. Bu süreçler kamuoyu tarafından takip edilecek ve gerektiği şekilde de sonuçlandırılacaktır. Herhangi bir hukuksal mekanizmanın bu konuda bence hiç alakası yok" karşılığını verdi.

KAMUOYU İLE PAYLAŞMAK LAZIM

Babasının ölümünün üzeriden 20 yıl geçtiğini bu süre içerisinde olayın aydınlatılmadığını söyleyen Tarık Bitlis, mevcut sistemdeki bozuklukların bu tür olayları hep karanlıkta bıraktığını öne sürdü. Tarık Bitlis şunları söyledi:

"1993 yılındaki olaylar soruşturulurken o zamanın sorumlu mekanizmaları, sorumlu sistemleri şu anda halen devam ediyorlar. Neden? Günümüzde de baktığımız zaman aydınlatılamayan ya da kamuoyu ile paylaşılamayan bir yığın olay var. Bu anlamda değişen bir şey yok. Olay hakkındaki dosyayı tekrar açmak demek konuyu aydınlatmakla eş değer olmuyor. Sistem maalesef bunu bir yerde engelliyor. Şu yaklaşımı savunuyorum: 1-2 kuruluşun parmağı, kim nasıl, bu olayın teknik detaylarından ziyade şuna dikkati çekmek istiyorum. Mevcut sistemdeki bozukluklar bu tür olayların hep karanlıkta kalmasını sağlıyor"

EMNİYET VE MİT’TE NASIL KAYIT OLMAZ?

"Bir örnek vereceğim. Siz düşünebiliyor musunuz 20 sene evvel olmuş bir olayın fotoğraflardan incelenebileceğini. Siz düşünebiliyor musunuz böyle bir olayda Emniyet ya da MİT’in savcılığa yazdığı yazıda o konuyla ilgili hiçbir araştırma ya da kayıt bulunmadığını. Siz düşünebiliyor musunuz? O tarihte bu tür olaylarda hep dış mihraklardan bahsedilir. Şu anda da bahsediliyor değil mi? Başımıza ne gelse dışarıda mihraklar var. Türkiye’de her halde ilk defa olmuştur. Silahlı Kuvvetlerde bir general o dış mihrakların yaptığını belgeliyor, rapor haline getiriyor ve ilgili makamlara sunuyor. Bu aşamada halen şu günde izliyoruz ki, ‘dış mihraklar’ birisi bunu ifade ediyor. Arkasından belli olmayan ve şüpheli bir şekilde öldürülüyor. Bu süreç içerisinde Türkiye’deki konuyla ilgili gerek emniyet, gerek Silahlı Kuvvetler gerek MİT bu konudaki tutum ve davranışlarına o zaman bakıp, Genelkurmay Başkanı 15 dakika veya yarım saat sonra diyor ki buzlanmadır. Arkasından bugün MİT ve Emniyet diyor ki, ‘ Biz o konuda hiç bir yazışma yapmadık.’

AYNI MİT, ‘ÇETECİ’ DİYOR

Ama aynı MİT, sistemin aynı araçları (SÖZDE) Ümraniye’nin ikinci sırasına şırak diye oturtabiliyorlar. Bugün de sorgulanmıyor. Bunu kim yaptı?, kim oturtturdu? Niye oturttu? Yani benim vurgulamak istediğim, bu davayla ilgili soruşturulacak olan en önemli şey, sistemdeki bu kurumsal yapıları yöneten insanlarla görüşmek. Bunlar biz bir şey bilmiyoruz dediği zaman bunları kamuoyuna deşifre etmek lazım. Zamanın MİT Müsteşarı bu konuyla ilgili hiçbir şey bilmiyorsa bunu kamuoyuyla paylaşmak lazım. Zamanın Genelkurmay Başkanı, Jandarma Genel Komutanın uçağına olan tacizden dolayı hiçbir işlem yapılmamışsa bunu kamuoyuyla paylaşmak lazım. Çünkü buna benzer olaylar, bugün de devam ediyor. Belki bu davanın kamuoyuyla paylaşılacak en önemli yanı da budur"

BİYOGRAFİ DOSYASI : ÜNLÜ “BABALAR OPERASYONU” MİMARI EFSANE POLİS MÜDÜRÜ (MERHUM) ATİLLA AYTEK’İ TANIYALIM !!!


ÖZEL BÜRO NOTU : ATİLLA AĞABEYİMİN BENİM NEZDİMDE ÇOK MÜSTESNA BİR YERİ VAR. BEN BUGÜN YURTSEVER BİR İSTİHBARATÇI OLARAK DEVLETİME, MİLLETİME HİZMET EDİYORSAM, BANA BU FIRSATI TANIYAN KİŞİ O’DUR VE EMEĞİMİN ZAYİ OLMAMASINI DEĞERLİ AĞABEYİM SAĞLAMIŞTIR. İLGİLİ İSTİHBARİ KURUMLARLA İLK İRTİBATIMI ATİLLA AĞABEYİM YAPMIŞTIR. KARDEŞİ BİLİŞİM ŞİRKETİ SAHİBİ FATİH AYTEK İLE DE YAKINDAN TANIŞIRIM ANCAK ŞİMDİ İSTANBUL’DA ÇOK BULUNAMADIĞIM İÇİN GÖRÜŞMELERİMİZ SEKTEYE UĞRADI. İŞTE BU NEDENLE ÇOK İSTEMİŞ OLSAM DA AĞABEYİMİN 30 HAZİRAN 2016 TARİHİNDEKİ VEFATINI ÇOK GEÇ ÖĞRENDİM VE SON VAZİFEMİ YAPAMADIM. BEN ÖĞRENDİĞİM DE DEFNEDİLMİŞTİ. ATİLLA AĞABEYİ KISACA ANLATMAM GEREKİRSE ONA BAKTIĞIMDA AKLIMA YEŞİLÇAM’IN MERHAMETLİ, GÜLEÇ YÜZLÜ AMA SUÇLULARA KARŞI AMANSIZ DURUŞU İLE HULUSİ KENTMEN GELİYOR. KATEGORİZE ETMEK GEREKİRSE ATİLLA AĞABEY, HULUSİ KENTMEN TARZI BİR POLİSTİ. TÜRKİYE’DE BABA DEDİĞİMİZ MAFYA ÖRGÜT LİDERLERİNİN EN ÇOK KORKULDUĞU, HATTA DEVLETİN BİLE ÇEKİNDİĞİ, DOKUNAMADIĞI YILLARDA BİR AVUÇ ADAM KORKUSUZCA ÜNLÜ “BABALAR OPERASYONU”NU YAPTI Kİ BU BİLE ATİLLA AĞABEYİMİN NASIL BİR POLİS PROFİLİ ÇİZDİĞİNİ GÖSTERMESİ AÇISINDAN YETERLİDİR. 40 YILLIK MESLEK YAŞAMI HEP BU TÜR BAŞARILI OPERASYONLARLA GEÇTİ. O KADAR BAŞARILI OLDUKİ EMEKLİ OLDUĞUNDA SUUDİ ARABİSTAN KRALINDAN GELEN HEDİYE KARAVAN İLE TÜRKİYE’Yİ GEZDİ. HATTA RAHMETLİ NİNEME (ANNESİNE) BİLE BU KARAVAN İÇİNDE BAKTI. ONU ANLATMAYA KELİMELER YETMEZ. BUGÜN HER POLİS ATİLLA AĞABEYİMİN ÖZELLİKLERİNİN % 20’SİNİ TAŞISA BU ÜLKE DE NE MAFYA, NE TERÖR NE DE SUÇ KONUŞULUR. HATTA KULLANILMADIĞI İÇİN LUGATTAN BİLE ÇIKARILIR. TABİ BUNU SÖYLERKEN TÜM GÜVENLİK GÜÇLERİMİZİ ŞÜKRAN VE SAYGI İLE ANIYORUZ. HEPSİNE HİZMETLERİ İÇİN AYRI AYRI TEŞEKKÜR EDERİZ. BUGÜN DE ÇOK BAŞARILI POLİSİMİZ, ASKERİMİZ, İSTİHBARATÇIMIZ, KORUCUMUZ VAR. TEŞBİHTE HATA OLMAZ. AKRABAM VE ÖRNEK ALDIĞIM BİRİ OLMASI HASEBİYLE HATIRLADIKÇA DUYGULANIRIM. ABARTIMI MARUZ GÖRÜN. KABRİ NUR OLSUN. ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN. (FATİH ABİ SEN BU SATIRLARI DENK GELİPTE OKURSAN SANA DA BİR ÖZÜR BORCUM VAR. GÖRÜŞEMEDİĞİMİZ GÜNLERİ MUTLAKA TELAFİ EDECEĞİZ. )SELAMLAR. (NOT : AŞAĞIDA ÇERKEZ CENTER SİTESİNDE ATİLLA AĞABEY İLE YAPILAN BİR RÖPORTAJI İLETİYORUM) ERKUT ERSOY & İSTİHBARAT UZMANI & ÖZEL BÜRO GRUBU

ATİLLA AYTEK İLE RÖPORTAJ

KAYNAK : http://www.circassiancenter.com/cc-turkiye/info/unlu_cerkesler/Biyografi/p1-015_AtiAyt.htm

Eski Emniyet Genel Müdürü (CC) Yılların deneyimli yöneticisi Atilla Aytek evinin kapılarını Tümhaber’e açtı. Deneyimlerini tecrübelerini ve futbolun içinde yaşadığı ilginç olayları Tümhaber’e anlattı…

Tümhaber :Atilla Aytek kimdir?

Atilla Aytek :2 sene Eskişehirspor başkanlığı yaptım. 17 sene de Gençlerbirliği’nde idari asbaşkanlık, başkan vekilliği ve futbol şube sorumluluğu görevlerinde bulundum. 19 sene önce futbolun içinde bulundum. Hiç şeref tribününden maç izlemedim, hep kulübede bulundum. Hep altyapı çalışmaları içinde bulundum. Türkiye’deki çoğu teknik direktörle çalıştım. Şimdi teknik direktör olan Ümit Özat, Metin Diyadin zamanında futbolcumuzdu. Türkiye’de bir sürü futbolcu yetiştirdik, bunlardan bazıları Gökhan Gönül, Gökhan Ünal’dır.

Tümhaber :Sayın Aytek Türkiye futbolu ne zaman gelişmeye başladı?

Atilla Aytek : Futbol çok büyük bir sektör. Futbol bizde 1980’lerde gelişmeye başladı; sahalar, tesisler yapılmaya başlandı. Futbol, kitleleri peşinden sürükleyen bir spor dalı, gençlere iş sahası aynı zamanda. Avrupa’yı geriden takip ediyoruz, daha onların seviyesine gelemedik.

Tümhaber : Gençlerbirliği kulübünde yıllarca yöneticilik yaptınız, yöneticilikte altın kural nedir?

Atilla Aytek : Yöneticilikte altın kural, futbolun gizli, yazılmamış yönlerini bilmektir. Futbolun kendine göre kuralları vardır. Yöneticiler, bu kurallara uymazlarsa yöneticilik vasfı kazanamazlar. Futbol şube sorumluları kulüpte ne olmuşsa bunu dışarıya servis etmemelidir, ne konuşulmuşsa içeride kalmalıdır. Yönetim kurullarında 15 kişi varsa bunların 7-8 tanesi futbolu kurallarıyla bilmek zorundadır, profesyonelce davranmalıdır. Eğer yönetim kurullarında böyle bir anlayış yoksa o yönetim kurulları başarılı olamaz. Yönetim kurullarının çalışma tarzları UEFA kriterleriyle yeniden belirlendi. UEFA kriterlerinin değişmesinde Bosman Yasası etkili oldu. Bosman Yasası’nda transfer politikaları ve altyapı yetiştirme parası gibi kriterleri yönetimler yeniden gözden geçirmeye başladı. UEFA’nın kendine göre kriterleri vardı, Bosman Yasaları UEFA kriterlerini de geçti. Stadların büyümesi, gelişmesi, spor kulüplerinin gelişmesi, sponsorluk yasaları, futbol federasyonunun talimatları altyapı çalışmalarının takip edilmesi için yönetimde profesyonel bir anlayış olmalıdır.

Tümhaber :İlhan Cavcav’la yıllarca çalıştınız. Cavcav buluyor futbolcuyu, sonra yüksek fiyatlarla oyuncuyu satıyor, bunu nasıl yapıyor peki?

Atilla Aytek : Futbolcu bulmak, İlhan Cavcav’ın hobisi. Futbolcu seçmede Gençlerbirliği kulübünün bir altyapısı var. Bugün Avrupa’da, Anadolu’da, hemen hemen her şehirde futbolcu takip eden kişiler var. Ayrıca kulüp içinde de futbolcu takip eden kişiler var. Alınacak futbolcuları, kulüp menajeri almaya karar verse bile İlhan Cavcav kendi gözü ile görmeden adım atmıyor. İlhan Cavcav; iyi bir esnaf, iyi bir gözlemci. 36 senedir futbolun içinde. 17 senelik dilimde biz de varız. Hiç seçilmeden alınan futbolcu ismi verirsek Geremi’yi söyleyebiliriz. O zamanın parasıyla 135 bin dolar verdik, çok şanslı çıktık bu transferden. İzlemeden aldığımız tek futbolcuyu da Real Madrid’e 5 milyon dolara sattık. Güney Afrika’dan Moşe, Kona, Kuşe gibi isimleri transfer ettik. İleri orta saha olarak Sergen, ve Oğuz’un yanında Kuşe’yi de sayabiliriz, bizim için çok önemli bir futbolcuydu. O dönemde Beşiktaş’a, Fenerbahçe’ye gelen Afrikalı futbolcular da aynı jenerasyondan. Futbolcuyu beğenmiş bile olsanız bir maçta karar vermeyeceksiniz. İlk Afrika’yı biz getirdik Türkiye’ye. İlhan Cavcav’ın en büyük kabiliyeti iyi futbolcu seçmesi. Hastalandığında futbolcu seçemedi, şu an takım sallanıyor. Cavcav’la bir yere gideriz, otururuz, hadi senle mahalle maçına gidelim der. Serkan’ı da öyle bulduk. Tatile gitti Cavcav, ben bir tane oyuncu buldum dedi, 50 milyar para gönderdim, aldık getirdik Serkan’ı. Bugün de Trabzonspor’da oynuyor. Cavcav, transfere vakit harcarken de bize de kurumsallaşma, hukuki düzenlemeler, tesisleşme kaldı.

Tümhaber :Gençlerbirliği için projeleriniz var mı, tekrar başkan adayı olacak mısınız ?

Atilla Aytek : İlhan Cavcav gibi değerler ülkemizde zor yetişiyor. Gençlerbirliği’nde şu an Cavcav başarıyla görevini sürdürüyor. 4 senedir yönetim kadrosunda değilim. Cavcav tekrar beraber çalışalım diyor, ama ben yönetimde yer almayı düşünmüyorum artık. İnşallah bundan sonraki yönetim İlhan Cavcav’ın emeklerini, çalışmalarını perişan etmezler. Çok güzel çalışmalar yaptık Gençlerbirliği’nde. Bir futbol okulu açtık, bu okuldan çıkmış 70 bin oyuncu var şu an Türkiye’de. Gökhan Gönül, Gökhan Ünal da bu okuldan çıkan oyunculardan. Ümit Karan bize geldiği zaman 14, Ümit Özat ise 10 yaşındaydı. Bu işi yapmak için bu işi bilmek gerekir, ben bunun acemiliğini Eskişehirspor’da yaşadım. Ben futbolu bilmezdim, beni başkan yaptılar, hayatımda böyle sıkıntılı iki sene geçirmedim. Gaffar Okkan rica etti, burada olaylar var, başkan olursan olaylar yatışır dedi, kıramadım ve başkan oldum. Kulübün borçlarını kapattık, güzel işler de yaptık burada.

Tümhaber :Sayın Aytek, yıllardır futbol camiasının içindesiniz. Ülkemizde kariyerli teknik adam veya oyuncular neden başarısız oluyor?

Atilla Aytek :Amatör yöneticiler profesyonelleri yönetemezler. Bu tip yöneticiler şeref tribününe oturur, 3.maçtan sonra kendilerini teknik direktör zannederler. Aslında futbol dünyadaki en zor mesleklerden biri. Futbolcuyu maça ruh olarak, fizik olarak hazırlayacaksın 1 hafta boyunca. Maç günü malzemeci yanlış malzeme dağıtsa 1 haftalık emek boşa gitti. Masör, doktor, otobüsün şoförü, tesisi temizleyen kişilerin aynı sinerji içinde olmaları gerekir. Yönetim, teknik kadro, çalışanlar aynı mantık ve ruh içinde hareket ederse o zaman başarı gelir. Bir takımın da şampiyonluğa hazırlanabilmesi için asgari 13 sene gereklidir. Başarı çok para ile yıldız futbolcularla olacak iş değil. Sakatlıkların çoğu fizik kondisyon açısından antrenmanlarını yeterli olarak almamasından meydana gelir. Takım ve yönetim arasında köprü kurmak antrenöre bağlıdır, kurulacak sağlam köprü başarıyı getirir. Takım kötü gidince en kolay olan yöntem seçiliyor, başarısızlığın faturası hocaya kesiliyor. İstikrar çok önemli aslında, hocalara şans tanımalıyız. Onlara takımın toplanmasındaki çalışma ve faaliyetlerinde destek olmalıyız. Her başarısızlıkta teknik direktör gönderilecekse Türk futbolundan başarı beklemek mucize olur. Futbol öyle komplike bir oyun ki futbolcu tercümanlarının bile başarıda katkısı vardır. Tutulan tercümanların da futbolu bilmesine dikkat etmelisiniz. Otobüse bindiğin zaman takımın kazanıp kazanmayacağı belli olur. Futbol şube sorumlusu dışındaki yöneticiler futbolcu ile temas etmeyecek. Antrenörlerimizin kıymetini bilmek zorundayız. Profesyonel kadrolar ancak profesyonel bir yönetim anlayışıyla yönetilir.

Tümhaber :Bizdeki futbol mu veya futbol anlayışı mı farklı yoksa?

Atilla Aytek : Avrupa’daki futboldan 35 sene gerideyiz. Avrupa’daki futbolu yakalayabilmek için bu yönetimler; şirketleşme, kurumsallaşma, tesisleşme ve futbolda ilmi çalışma yapmadıkça başarı gelmez. Biz profesyonel düşünmüyoruz, tam o noktada hata yapıyoruz.

Tümhaber :Peki başarısız olmaları Türk futboluna zarar verir mi?

Atilla Aytek : Galatasaray ve Beşiktaş’ın durumları ortada şu an. Avrupa’da nereye gidersem gideyim bana ilk sordukları Galatasaray olur. Galatasaray’ın, Milli Takımların başarısızlığı ülke tanıtımına büyük zarar veriyor. Bunun için her türlü hazırlığı yapmamız lazım. Turizm Bakanlığı da çok güzel tanıtım çalışmaları yapıyor ama futbolun tanıtıma sağladığı katkıyı ayrı tutmak gerekir. Dünya üçüncülüğü, Avrupa üçüncülüğü, Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğu az bir başarı değildir, ülkemizin adı duyulmuştur.

Tümhaber :Schuster’in bu ülkede 60’lı yılların futbolu oynanıyor söylemi ne kadar doğru? Aslında Avrupa maceramıza bakılırsa pek de haksız sayılmaz gibi, ne dersiniz?

Atilla Aytek :Ben katılmıyorum Schuster’in görüşüne. Ülkemizde şu an yeniden yapılanma var, onun sancılarını çekiyoruz. İtalya, futbolun beşiği olmasına rağmen kulüpler karıştı, onlar da aynı sıkıntıları yaşıyor. Bizde liderlik sultasının devam etmesi, pofesyonelce hareket edilmemesi Avrupa’da geri kalmamıza neden oldu. Kulüp başkanları ekonomi, sponsorluk, reklam, kurumsallaşma konularına yoğunlaşmalıdır. Geri kalanını ise profesyonellere bırakmalıdır, zaten UEFA kriterleri de bunu gerektiriyor. Bosman Yasalarının gelmesi ile kulüpler oyunculardan para kazanmamaya başladı. Altyapıdan oyuncu yetiştirirseniz ancak öyle para kazanıyorsunuz. Örnek olarak Gökhan Gönül’ü, 1.5 milyon dolara sattık, şimdi fiyatı 15 milyon Euro. Barcelona’nın da transfer gündeminde zaten.

Tümhaber :Transfer yaparken nelere dikkat edilmeli, kariyerli olması önemli midir?

Atilla Aytek : Kariyerden ziyade önemli olan futbolcunun kabiliyetli olmasıdır. Yetenek derseniz de Beşiktaş’taki Quaresma’yı izlemekten keyif alıyorsunuz, çok yetenekli bir futbolcu. Ama takım tek bir oyuncuyla gitmez, futbol 11 kişiyle oynanan bir oyun. Eğer 11 kişi takım zihniyetini ortaya çıkaramazsa o takımın başarılı olması mümkün değildir. Transferlerde orta yaş ve genç nesil arasındaki bağlantıyı iyi kurmak lazım. Çünkü biri fiziğini, biri de tecrübesini satacaktır. Bunu yapamazsanız takımda eksik bir şeyler mutlaka olacaktır.

Tümhaber :Sizce ülkemize gelip de kariyerini aynı performansla devam ettiren teknik adam ve futbolcular kimlerdir?

Atilla Aytek : Yurt dışındaki kariyerli isimler nedense bizde aynı başarıyı devam ettiremiyor. Akdeniz ülkelerindeki bütün futbolcular kendilerini profesyonel zanneder ama hepsi de amatördür aslında. Bizde motivasyon çok önemlidir. Avrupalı gelir, eğlencesine gider, aynı zamanda çalışmasını da aksatmaz. Bizim Türk futbolcuları serbest bırakamazsın, onları motive etmen gerekir. Futbolcuları kampa almazsan onları gece kulüplerinden toplarsın. Cruyff İspanya’da teknik direktörlük yaptı. Cruyff, ‘’Akdeniz ülkelerinin motivasyon ihtiyacı olduğu zaman oynadığını antrenörlük yaptığımda anladım’’ dedi . Akdeniz ülkeleri ve diğer Avrupa ülkelerinin kafa yapıları çok farklıdır. Futbolcuların profesyonelce davranması için motivasyon yöntemini ve futbolun görünmez yasalarını uygulamak gerekir. Erdoğan Arıca maçtan sonra futbolcuları bırakmazdı, maçtan sonra bırakırsan yan bağları kopar derdi. Futbolcunun özel hayatını takip etmek, onlarla samimi bir iletişim kurmak ve futbolcuları maça hazırlamak başarıyı etkiler. Futbolcunun moralini yüksek tutmak zorundasınız.

Tümhaber :Türk futbolunun son durumu ve geleceği hakkında ne söylemek istersiniz?

Atilla Aytek : Futbol Federasyonunun naklen yayın gelirlerini yükseltmesinden sonra 4 büyükler ve Anadolu takımları arasındaki dengesizlik azalmaya başladı. Maç başına verilen gelirler Anadolu takımlarını daha da hırslandırdı. Bursaspor şampiyon oldu; Gaziantepspor, Kayserispor, Eskişehirspor üst sıraları zorluyor. Yayın hakları, maça başına para derken kulüpler önemli gelirler elde etmeye başladı. Küçük kulüplere giren para 20 milyon dolar civarında.

Tümhaber : Futbolcuların sosyal hayatı var mıdır?

Atilla Aytek : Futbolcuların çok para aldığını söylerler ama onların aldığı para helaldir. Özel hayat, sosyal hayat diye bir kavram yok onlarda. Ancak yılbaşında bir hafta, yazın da bir hafta tatilleri vardır. O arada ne yaparsa yaparlar.

Tümhaber : Sosyal hayatınızda nelerle ilgileniyorsunuz?

Atilla Aytek : Vatandaşla ilgilendiğim için kendime pek vakit ayıramıyorum. Vatandaşların yardım taleplerini karşılamaya çalışıyorum. Ankara Üniversitesi’nde bir yüzme havuzu buldum. Günde 1 saat bile olsa yüzüyorum. Futbolcuların düğünlerine katılıyorum. Onun dışında bir faaliyetim yok.

Tümhaber : Spor haberlerini hangi mecradan takip ediyorsunuz?

Atilla Aytek : Gazeteleri takip ediyorum. Neden derseniz gazeteler detaya iniyor Teknik analizleri, köşe yazılarını okuyorum. Şansal Büyüka, Erman Toroğlu futbol camiasının mihenk taşlarıdır. Bu isimler kolay yetişmiyor, onları kolay harcamamak gerekir.

Tümhaber : Sayın Aytek buradan Tümhaber aracılığıyla tüm sporseverlere ne söylemek istersiniz?

Atilla Aytek : Futbol sadece bir spordur. Şiddet asla girmemelidir futbola. Gençlere kötü örnek olacak hiçbir faaliyette bulunulmamalıdır. Antrenörler, spor yazarları, yöneticiler gayet sağduyulu olmalıdır; onlara çok iş düşüyor. Gençlere sporu sevdirmeliyiz.

Tümhaber :Sayın Aytek , vaktinizi aldım çok teşekkür ederim.

Kaynak: Kimkimdir.gen.tr

İLGİLİ HABER : http://www.hurriyet.com.tr/gundem/mafyanin-kabusu-kalbine-yenik-dustu-40124524