IŞİD ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖCÜ MEDYA AKTİF HABER’DEN ÖNEMLİ İDDİA /// Erdoğan kimsenin istemediği tutsak IŞİD’lıları almayı kabul etti


Erdoğan kimsenin istemediği tutsak IŞİD’lıları almayı kabul etti

KAYNAK : https://www.aktifhaber.com/gundem/erdogan-kimsenin-istemedigi-tutsak-isidlilari-almayi-kabul-etti-h138528.html?fbclid=IwAR3BLQqaXbgp1FzHSw-wiSDf6slIRv3A7s0IrL9LAHh0tv6I-T3p-BUHYa4

Erdoğan, Trump’la görüşmesinde; Türkiye’nin Suriye’ye girmesine izin verilmesi karşılığında Avrupa ülkelerinin istemediği IŞİD üyesi vatandaşlarını almayı kabul etti.


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen görüşmede, Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye girmesine izin verildi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Türkiye’nin uzun süredir planladığı operasyonu düzenleyeceğini ancak bunun içinde ABD’nin hiçbir şekilde olmayacağı açıklandı.

Pazarlık masasında Trump, TSK’nın Suriye’ye girmesine izin verirken, karşılığında aldığı taviz ise oldukça kritik. Erdoğan, dünyada kimsenin istemediği Avrupa Birliği ve Amerikan vatandaşı IŞİD üyelerini almayı kabul etti.

Açıklamada aynen şöyle dendi: “ABD, tutuklanan IŞİD’lilerin savaşçılarının çoğunluğunun geldiği Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerine vatandaşlarını geri almaları için baskı yaptı, ancak onlar bunu istemedi ve reddetti. ABD onları uzun yıllar sürebilecek bu süreçte tutmayacak, bu ABD’li vergi mükelleflerine büyük bir yük olabilir. Şimdi, IŞİD’in yenilmesinin ardından son iki yılda bölgede yakalanan IŞİD savaşçılarından Türkiye sorumlu olacak.”

MEDYA DOSYASI : 1880’lerde, Amerika’nın önde gelen gazetelerinden New York Times’ta köşe yazarı olan John Swinton MEDYA için ne demişti ?????


"BİZ ENTELEKTÜEL HAYAT KADINLARIYIZ"

1880’lerde, Amerika’nın önde gelen gazetelerinden New York Times’ta köşe yazarı olan John Swinton, mesleğin önderleri tarafından verilen bir şölende onur konuğu. Kerli ferli konuklar “Yaşasın bağımsız basın ve Swinton” diye kadeh kaldırınca, yetmiş yaşını aşan Swinton söz alarak “Hepimiz entelektüel or.spularız” diye başlayan aşağıdaki konuşmayı yapmış. Atatürk, basını kötüye kullananlar için or.spu değil de, çok tehlikeli MANEVİ MİKROPLAR sıfatını seçmiş.

Swinton;

“Dünya tarihininde de, Amerika’da da bağımsız bir basın diye bir şey yoktur. Siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum.

Aranızda dürüst düşünceleri yazmaya cesaret eden hiç kimse yok. Bunu yaparsanız, asla yazılmayacağını önceden biliyorsunuz. Dürüst görüşlerimi bağlı olduğum gazeteden uzak tuttuğum için haftalık olarak bana para ödenir. Başkalarına da, size de benzer şeyler için benzer maaşlar ödeniyor. Dürüst görüşlerinizi yazacak kadar aptal olanlarınız, başka bir iş arayanlar olarak sokakları turlarsınız.

Dürüst görüşlerimin makalemin bir sayısında görünmesine izin verirsem, yirmi dört saat sonra işsiz kalırım (ertesi sabah kovulmuşsa da, yayın hayatına devam etmiş. A4 boyutunda tek sayfalık bir gazete çıkarmış, editör, yazar, gazete sahibi, her şey kendisi).

Gazetecilerin işi gerçeği yok etmek, oraya buraya çekmek, saptırmak, kötülük yapmak, ülkesini ve ırkını günlük ekmeği için satmaktır. Bu bağımsız basın için şerefe kadeh kaldırmanın ne kadar aptalca olduğunu siz de biliyorsunuz ben de biliyorum.

Biz, perde arkasındaki zengin erkeklerin kuklasıyız. İplerimizi çekerler, zıplarız ve dans ederiz. Yeteneklerimiz, imkanlarımız ve hayatlarımız diğer erkeklerin mülküdür. Biz entelektüel or.spularız. "

"WE ARE INTELLECTUAL PROSTITUTES"

LİNK : http://www.alamoministries.com/content/english/newsreleases/prostitutes.html

One night, probably in 1880, John Swinton, then the preeminent New York journalist, was the guest of honour at a banquet given him by the leaders of his craft. Someone who knew neither the press nor Swinton offered a toast to the independent press. Swinton outraged his colleagues by replying:

“There is no such thing, at this date of the world’s history, in America, as an independent press. You know it and I know it.

There is not one of you who dares to write your honest opinions, and if you did, you know beforehand that it would never appear in print. I am paid weekly for keeping my honest opinion out of the paper I am connected with. Others of you are paid similar salaries for similar things, and any of you who would be so foolish as to write honest opinions would be out on the streets looking for another job. If I allowed my honest opinions to appear in one issue of my paper, before twenty-four hours my occupation would be gone.

The business of the journalists is to destroy the truth, to lie outright, to pervert, to vilify, to fawn at the feet of mammon, and to sell his country and his race for his daily bread. You know it and I know it, and what folly is this toasting an independent press?

We are the tools and vassals of rich men behind the scenes. We are the jumping jacks, they pull the strings and we dance. Our talents, our possibilities and our lives are all the property of other men. We are intellectual prostitutes."

Selamlar,

Fatih KEKEVİ

MEDYA DOSYASI : Medyadaki Önyargı ve Propaganda Nasıl Saptanır ?


Medyadaki Önyargı ve Propaganda Nasıl Saptanır ?

Dr. Richard Paul and Dr. Linda Elder

Çeviren: Merih Bektas Fidan

Sevgili Okur,

Yazili basindaki önyargi ve propagandalarin arkasindaki mantik esasinda basit olup tüm dünyada aynidir. Her toplumun ve kültürün kendine özgü dünya görüsü vardir. Dünya görüsü insanlarin gördükleri seylere renk katar ve onu nasil gördüklerini belirler. Tüm dünya kültürlerinde yazili basin, hakkinda yazdiklari kültürün dünya görüsünü yansitir. Ancak dünyada olup bitenlere iliskin gerçekler, o kültürde olup bitenden çok daha karmasiktir. Yazili basinin elestirel bir okuru olabilmek için kisi, bu gerçekleri bilmeli ve ona göre okumalidir. Elestirel Düsünce dogal olani ve insan düsüncesindeki içgüdüyü tersine çeviren bir takim karmasik beceriler dizisidir.

Elestirel olmayan bir mantik, bilinçsiz bir sekilde asagidaki yazili olmayan kurallara göre gerçeklere ulasmaya çalisir:

‘Ben inaniyorsam, o dogrudur.’

‘Biz inaniyorsak, o dogrudur.’

‘Ona inanmak istiyorsak, o dogrudur.’

‘Bizim menfaat ve ilgilerimize hizmet ediyorsa, o dogrudur.’

Elestirel bir mantik ise, bilinçli olarak asagidaki gibi içten gelen dürtüleri adeta düzelten söylemlere uygun olarak gerçegi arastirir:

‘Ona inaniyorum ama o dogru olmayabilir.’

‘Ona inaniyoruz fakat hatali da olabiliriz.’

‘Ona inanmak istiyoruz, fakat arzularimiz bizi önyargili yapabilir.’

‘O, ona inanacak derecede köklesmis çikarlarimiza hizmet ediyor , fakat bu menfaatlerimizin gerçeklikle hiçbir ilgisi yoktur.’

Bir toplumdaki popüler yazili basin asagidaki söylemlere göre hareket eder:

‘Bu bizim bakis açimiza göre olandir; dolayisiyla dogrusu budur.’

‘Bunlar, ilgili konuya olan bakis açimizi destekleyen gerçeklerdir; bundan dolayi, onlar en önemli gerçekliklerdir.’

‘Bu ülkeler bize yakin olan ülkelerdir; dolayisiyla övülmeyi hakediyorlar.’

‘Bu ülkeler bizimle iyi geçinmiyor; dolayisiyla onlar elestirilmeye layiktir.’

‘Bu öyküler, okuyucularimizin agiz tadina en uygun olan ilginç haber ya da onlarin en fazla etkilendikleri haberlerdir; dolayisiyla basinin en önemli öyküleridir.’

Haberleri elestirel tarzda okuyanlar bu söylemleri tersine çevirir. Bu kilavuz, bunu nasil yapacaginizi ve dolayisiyla önyarginin ve propagandanin insan düsüncesine olan etkisinin nasil azaltilabilecigini ortaya koymaya çalisacaktir.

Medya Yalanları Tesbit Etme.pdf adlı dokumanı buradan indirebilirsiniz.

MOSSAD DOSYASI : İsrail medyasından Hafter iddiası !!! MOSSAD ile iş birliği yapıyor !!!


İsrail medyasından Hafter iddiası !!! MOSSAD ile iş birliği yapıyor !!!

Libya’da 42 yıllık Kaddafi yönetiminin, ABD ve Batı’nın desteklediği "Arap baharı" maskeli darbeyle indirilmesinin ardından çatışmalar, kan ve göz yaşı bir türlü dinmedi.

İsrail’de yayın yapan Maariv gazetesinin istihbarat analisti Yossi Melman’ın Twitter hesabından yaptığı "Libyalı General Halife Hafter, İsrail istihbarat servisi MOSSAD ile irtibat halinde" şeklindeki paylaşımı tartışmalara yol açtı.

Yossi Melman ve Salih Al Nami’nin açıklamalarını AA muhabirine değerlendiren uzmanlar, Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti yerine Hafter’i destekleyenlerin bölgede demokratik ve güçlü bir devlet istemediklerini kaydetti.

Yossi Melman’ın açıklamasını kendi Twitter hesabından duyuran Filistinli yazar Salih Al Nami, Hafter’in MOSSAD’ın yanı sıra Fransa, Mısır ve BAE ile de bağlantısı olduğunu söyledi.

"HAFTER ALDIĞI DIŞ DESTEĞE RAĞMEN BAŞARISIZ OLDU"

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Doğu ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü (DOAF) Müdürü Prof. Dr. Enver Arpa, Libya’da Kaddafi’nin 2011 yılında devrilmesinin ardından yaşanmakta olan iktidar mücadelesinde tarafların yeni ittifak arayışlarına hız verdiğini söyledi.

General Hafter’in Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlarca tanınan ve Türkiye tarafından meşru muhatap olarak kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümetine (UMH) karşı güç kullanarak yönetimi ele geçirmeye çalıştığını belirten Prof. Dr. Arpa, "Hafter, 2014 yılında meşru yönetime karşı darbe girişiminde bulunmuş ancak başarılı olamamıştır. 2015 yılında Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi tarafından Libya Ulusal Ordusu başkanı ilan edilen General Hafter’in 4 Nisan’da başkent Trablus’a saldırı girişiminde bulunması ülkeyi yeni bir gerilime sürüklemiştir." diye konuştu.

Prof. Dr. Arpa, Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümetine bağlı güçlerin Hafter’in Trablus yönündeki saldırılarını püskürtmesinin, lojistik merkezi ve harekat noktası olan Giryan kentini geri almasının, Hafter’e büyük bir prestij kaybettirdiğini anlattı.

Ülkede radikal güçlerle mücadele ettiğini ileri sürerek Mısır, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin desteğini arkasına alan Hafter’in bu ülkelerin açık, Fransa ve Rusya gibi ülkelerin ise örtülü desteğine rağmen bu saldırılarda başarılı olamadığını kaydeden Prof. Dr. Arpa şöyle konuştu:

"Hafter önemli bir hezimet yaşamıştır. Bu yenilgisinin etkisini azaltmak için ülkedeki meşru hükümete destek veren Türkiye’yi suçlama yoluna gitmiştir. Son aylarda yaşanan bu gelişmelerle büyük bir itibar kaybına uğrayan Hafter, toparlanmak için yeni ittifak arayışlarına girişmiş bulunmaktadır.

Her ne kadar Fransa tarafından açıkça ilan edilmese de Hafter’in Fransa’dan önemli destekler aldığı medyaya sık sık yansımaktadır. Hafter’e bağlı lojistik merkezlerinde Fransız ordusuna ait çeşitli füzelerin bulunması, bu desteği gözler önüne sermiştir. Nisan ayında planlanan darbe girişiminde Hafter birliklerine askeri danışmanlık yapmak üzere ülkeye geldikleri iddia edilen diplomatik pasaportlu 13 Fransız vatandaşının Tunus sınırında yakalanması bu desteğin başka bir delili olarak kabul edilmektedir. Bu gelişmenin ardından Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti, Fransa ile yapılmış olan tüm güvenlik işbirliği anlaşmalarını askıya aldığını açıklamıştır."

"DÜNYA BASININDA GÖRMEZDEN GELİNDİ"

Prof. Dr. Arpa, Hafter’in, Fransa ve Rusya’nın yanı sıra İsrail devletiyle de iş birliği yaptığının ortaya çıktığını vurgulayarak "İsrail Maariv gazetesi istihbarat işleri yorumcusu Yossi Melman 7 Ağustos 2019 tarihinde Twitter hesabında yaptığı paylaşımda Halife Hafter’in MOSSAD’la iş birliği yaptığını açıklamıştır. Sosyal medyada büyük yankı bulan bu açıklama BAE, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkeler dahil olmak üzere dünya basınında görmezden gelinmiştir." şeklinde konuştu.

"Hafter’in geçmişi incelediğinde bu tür ilişkilerde bulunmuş olması yadırganmamalıdır." diyen Prof. Dr. Arpa, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Onun geçmiş yıllarda geliştirdiği bu tür ilişkilerle Libya’da yükselen bir aktöre dönüştüğü ifade edilmektedir. Kaddafi’nin 1978-1987 yılları arasında Çad’a karşı yürüttüğü savaşta esir düşen Hafter, Amerikan ordusunun yardımıyla kurtarılmış ve siyasi sığınma hakkı alarak Amerika’ya yerleşmiştir.

CIA ile iş birliği yapmakla suçlanan Hafter, Amerika’daki ikameti süresince Kaddafi’ye karşı çeşitli faaliyetlerde bulunmuştur. Hafter bu karanlık ilişkilerinden dolayı Libya halkı nezdinde şüpheli bir kişilik konumuna düşmüştür. Amerika’da CIA merkezine yakın bir bölgede ikame etmesi bu suçlamayı güçlendiren bir husus olmuştur. Hafter, 20 yıllık bir Amerika yaşantısının ardından 2011 yılında Kaddafi’ye karşı başlayan ayaklanmadan bir ay sonra Libya’ya geri dönmüş ve ülkede BM’nin çabalarıyla kurulan meşru hükümete karşı mücadele başlatmıştır.”

"ŞİMDİ İSRAİL İLE DAHA YAKIN ÇALIŞIYOR"

Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal da Maariv gazetesinin istihbarat analisti Yossi Melman’ın Twiter hesabından paylaştığı "Libyalı General Halife Hafter İsrail casusluk servisi MOSSAD ile irtibat halinde." bilgisinin sürpriz olmadığını söyledi.

Orta Doğu’da yaşanan kaosta İsrail’in doğal olarak payı olduğunu aktaran Prof. Dr. Uysal, "Batı’nın bir uzantısı olarak İsrail, bölgede güçlü bir ülke istemiyor. Batı demokrasi ile bölge halkın gücünün yönetime yansımasını istemiyor. İsrail onlar adına hareket ederken, BAE de İsrail ve Batı adına aynı politikaları uyguluyor." diye konuştu.

Darbeleri destekleyen ve iç çatışmaları körükleyenlerin arkasında Birleşik Arap Emirlikleri (BEA) ve İsrail olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uysal, şu değerlendirmede bulundu:

"BAE ve İsrail’e, yaptıkları anti-demokratik uygulamalar ve ihlaller dolayısıyla kimse hesap sormuyor. Aynı şekilde bu ülkeler tarafından desteklenen Hafter’den de yaptığı katliamlar, suikastlar ve insan hakları ihlallerinden dolayı hesap sorulmuyor. ABD ile koordineli hareket eden Hafter’in şimdi daha çok İsrail ile yakın çalıştığı ve ABD’nin geri çekildiği anlaşılıyor. Ama olayın özü itibariyle çok fark olmasa da Trump döneminde ABD’nin Libya’ya ilgisinin biraz azaldığı fark edilmektedir."

MEDYA DOSYASI : MEDYANIN ÇAKMA ERGENEKON CENGAVERİ (!) Rasim Ozan Kütahyalı kaçtı 😊


ÖZEL BÜRO NOTU : HATIRLAYIN !!! ERGENEKONCULARIN FETÖ ÖRGÜTÜ MARİFETİYLE TERÖRİST OLARAK YAFTALANDIKLARI TARİHLERDE BU ZAVALLI DA FETÖCÜLERDEN NEMALANIRIM DİYEREK ERGENEKON SANIKLARI ALEYHİNE AĞZINA GELENİ SÖYLEMİŞTİ. HATTA KARISI NAGEHAN ALÇI BİLE O DÖNEM SANIKLARA VERİP VERİŞTİRİYORDU. O DÖNEM FETÖCÜ DEVLET ERKANININ OMUZ VERMESİYLE ADETA ASTIĞI ASTTIK KESTİĞİ KESTİK DURUMDAYDI. HANGİ KANALA İSTESE GİDİP ÇALIŞABİLİYOR, SÜREKLİ SAÇMALADIĞI HALDE BİLE KİMSE HESAP SORAMIYORDU. ÖZEL ŞÖFÖRÜ VE KORUMASIYLA KANALA İSTEDİĞİ SATTE GELİR İSTEDİĞİ SAATTE GİDERDİ. 30 YILLIK BASIN ÜSTADLARI BİLE ONUN ALDIĞI PARANIN ANCAK % 10’UNU ALABİLİYORDU. TABİRİ CAİZE TÜRK BASINININ LORD’UYDU DESEK ABARTI OLMAZ. ÇÜNKÜ AK PARTİ VE FETULLAH ÖRGÜTÜNÜ ARKASINA ALMIŞ, İSTEDİĞİ GİBİ AT KOŞTURUYORDU. NE ZAMAN Kİ KLASİK “ALDATILDIK SENARYOLARI” VİZYONA KOYULDU, BU DA MODAYA UYUP “ALDATTILAR BENİ ABÜÜÜ” DİYEREK YEŞİLÇAM’IN DERTLİ ÇOCUĞU KÜÇÜK EMRAHSI EDASIYLA FERYATI FİGAN EYLEDİ. TABİ YERSENİZ. BU ŞAHSIN BU YANAR DÖNER KARAKTERİ İLE DÜRÜST BASIN YAYIN ORGANLARINDA ÇALIŞMASI İMKANSIZDI. ORALARA BUNUN GİBİLERİ ÇAYCI BİLE YAPMAZLAR. ANCAK PSİKOLOJİK HARP YAPMA NİYETİYLE FAALİYET GÖSTEREN TETİKÇİ MANÜPÜLATİF BASIN YAYIN ORGANLARINDA TETİKÇİ – KALEMŞÖR ELEMAN OLARAK KULLANILIR, KULLANMA SÜRESİ BİTİNCE DE G….NE TEKMEYİ VURURLAR. BU DA ŞİMDİ O SAFHAYI YAŞIYOR. EE NE DEMİŞLER ? “AKŞAM YEDİĞİN HURMALAR GÜN GELİR G….NÜ TIRMALAR”.

MEDYANIN ÇAKMA ERGENEKON CENGAVERİ (!) Rasim Ozan Kütahyalı kaçtı 😊

HABERİ OKUMADAN ÖNCE BU VİDEOYU İZLEYİN. SONRA HABERİ OKURSUNUZ.

LİNK : https://www.youtube.com/watch?v=3w_B6EUpkn4

Melih Gökçek’İn sahibi olduğu Beyaz TVde yayınlanan bir programda Boşnaklar için söylediği ‘iğrenç’ sözler nedeniyle yargılandığı davada hakkında yakalama kararı çıkarılan Rasim Ozan Kütahyalı mahkemeye verilen adreslerinde bulunamadı. Mahkeme, yakalama emrinin infazının beklenmesi için duruşmayı erteledi.

Hakkında yakalama kararı çıkarılan Rasim Ozan Kütahyalı, adreslerinde bulunamıyor..

Hakkında yakalama kararı bulunan Rasim Ozan Kütahyalı, Boşnaklara yönelik sarf ettiği çirkin sözler nedeniyle yargılandığı davanın duruşmasına bir kez daha katılmadı. Daha önce de farklı gerekçelerle duruşmalara katılmayan Rasim Ozan Kütahyalı’yı polis de bulamadı.

MÜŞTEKİLER DURUŞMADA HAZIR BULUNDU

Bir televizyon kanalındaki spor programında sarf ettiği sözlerle Boşnaklara hakaret ederek hakkında, “Halkın bir kesimini sosyal, sınıf, din, mezhep, cinsiyet ve bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Rasim Ozan Kütahyalı’nın yargılamasına devam edildi. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde 5. celsesi yapılan duruşmaya sanık Rasim Ozan Kütahyalı katılmadı. Müşteki Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği ile Bosna Sancak Akademik Kültür ve Tarih Vakfı avukatları katıldı.

AVUKATI DA MÜVEKİLİNİN BULUNAMADIĞINI SÖYLEDİ

Mahkeme hakimi, sanık Kütahyalı’nın yakalama emrine yaptığı itirazın İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildiğini açıkladı. Müşteki avukatları sanığın yakalama emrinin infazının beklenmesine karar verilmesini talep etti. Kütahyalı’nın avukatı ise müvekkilinin bulunamadığını belirterek, soruşturma aşamasında dinlenen tanıkların yeniden dinlenmesini talep etti. Mahkeme, soruşturma aşamasında dinlenen tanıkların yeniden dinlenilmesi talebini reddetti. Sanık Rasim Ozan Kütahyalı’nın hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar verdi ve duruşmayı erteledi.

MAHKEME HAKİMİNİ CHP’Lİ DİYE REDDETMİŞTİ ANCAK…

Kütahyalı duruşmasına katılmadığı mahkemenin hakimi hakkında reddi hakim talebinde bulunmuştu. Kendisinin AKP’li bir gazeteci, mahkeme hakiminin ise CHP’li olduğunu iddia etmiş, ancak mahkeme hakimi Dursun Ali Gümüş hiçbir siyasi partinin adayı olmadığını belirterek, “Kaldı ki, 2011 milletvekili seçimlerinden Ak Parti’den Düzce milletvekili adayı olarak tarafıma teklif dahi yapılmıştır” ifadesinde bulunmuştu.

Rasim Ozan Kütahyalı hakkında Yakalama kararı

İDDİANAME

İddianamede, sanık Rasim Ozan Kütahyalı’nın 19 Kasım 2017’de Beyaz TV’de yayınlanan “Beyaz Futbol” programında, yorumcu olarak bulunurken kendisine yapılan bir şakaya karşı cevaben canlı yayında sarfettiği bir sözün Boşnak kökenli vatandaşları aşağılama niteliğinde olduğu belirtiliyor. Boşnak/ Balkan dernek ve vakıflarının şikayette bulunduğu ifade edilen iddianamede, sanık Kütahyalı’nın suçlamayı kabul etmediği ancak tüm delillere göre üzerine atılı “Halkın bir kesimini sosyal sınıf din mezhep cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçunu işlediği belirtilerek 6 aydan 1 yıla kadar hapsi isteniyor.