MEDYA DOSYASI /// ERGÜN DİLER : Arşiv


ERGÜN DİLER : Arşiv

YAZDIM… Bıraktığımız yerden devam edelim…
Büyük olayı terk etmeyelim, peşinden gidelim…
Dünyanın en önemli gazeteleri, televizyonları Jeffrey Epstein’in intihar ettiğini yazıyor, söylüyor.
Dünyada medyayı yönetenlerin büyük bir güç olduğunu anlatmaya gerek yok.
Ancak ne CNN ne FOX ne de New York Times, Jeffrey Epstein hakkında can alıcı soruyu soruyor. Burada sorulması gereken tek bir soru var?
Jeffrey Epstein’i kim öldürdü?
Epstein, dünyanın en güçlü adamlarından biriydi. Birçok Amerikan başkanı ile çok yakındı. Ancak CLİNTON ailesiyle çok özel bir dostluğu vardı. Onun birçok kez hapse atılmasını engelleyen kişi Bill Clinton’dı.
Ancak Bill Clinton onu çok sevdiği için bunu yapmıyordu.
Çünkü Clintonlar’ın aslında çok temiz, çok dürüst olmadığını kanıtlayacak görüntülere sahip olduğu için Epstein çok güçlüydü.
Kontrol edilebilir isimleri ABD BAŞKANI yapıyorlardı yani…
Şimdi gelelim Washington’ın derinliklerinde konuşulanlara…
Önemli iki senaryo fısıltılarla dolaşımda…
Öncelikli olarak Bill ve Hillary Clinton, Jeffrey Epstein’in ölüm emrini verdi.
Çünkü konuşacağını biliyordu.
Hatta Epstein bunu açık şekilde onlara iletmişti.
Clinton ailesi onu içeriden çıkaramayacağını anladığı anda operasyon emrini verdi.
Washington’ın çok önemli noktalarında bu iddia konuşuluyor.
Jeffrey Epstein’in ölümünün Pentagon’da rahatsızlığa neden olduğunu düşünürsek, Washington’ın BEŞGEN binası bu suikastta yer almadı.
Biraz daha detaylandırmak gerekirse, Jeffrey Epstein’in kara kutusu şimdi Pentagon tarafından 50 eyalette kapı kapı aranıyor. Karakutunun kim olduğunu açıklamadan, yıllar öncesine bir yolculuk yapmak gerekiyor.
Tarih 4 Kasım 1991…
O tarihte dünyanın en güçlü adamlarından biri olan Robert Maxwell.
SSCB Başkanı Gorbaçov, ABD Başkanı Reagan, İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’a istediği anda ulaşan, istediği gün onlarla yüz yüze görüşebilen Robert Maxwell’in öldürüldüğü geceye gitmekte fayda var.
Henüz o günlerde 25 yaşında olan FELİX SATER’le ölümünden sadece 24 saat önce bir araya gelen Robert Maxwell, kendi yerine onu seçtiğini söylemişti.
Felix Sater gerçekten de özel biriydi. Defalarca altını çizdim hatırlayın…
Yıllarca MOSSAD’a çalışan Robert Maxwell, kızı Ghislaine’i Felix Sater’e emanet etti.
Ghislaine Maxwell, o andan itibaren Felix Sater’le çalışmaya başladı.
Robert Maxwell, kızının adını taşıyan Lady Ghislaine yatıyla infaz edileceği Cebelitarık’a gitti.
MOSSAD tarafından da infaz edildi.
Robert Maxwell için düzenlenen törende Ghislaine Maxwell’in yanında Felix Sater vardı.
O törenden sonra Felix Sater’in görüştüğü kişi ise gelecekte Rusya Devlet Başkanı olacak KGB ajanı Vladimir Putin’di.
Çok önemli isimleri bu listeye almak yerine Epstein’in karakutusuna gelelim.
Epstein’in son 20 yılında hep yanında olan, kimilerine göre onun sevgilisi, Ghislaine Maxwell’di. Yani Epstein’in karakutusu.
Robert Maxwell’ın kızı Ghislaine Maxwell, Epstein’le olan yakınlığını itibarsızlaştırmak için ona, "Epstein’e küçük kız bulan kadın" dediler. Aslında böyle bir durum yoktu.
FBI, Epstein’in New York’taki evine baskın yaptığında, bir gün önce o evdeki tüm dökümanları toplayan kişi Ghislaine Maxwell’di.
Ghislaine Maxwell’in Amerikan başkanlarını tarihin karanlık sayfalarına atacak bilgilerle Felix Sater’in korumasında olduğu sanılıyor.
Ancak Felix Sater’in Clinton ailesine olan kızgınlığının bu durumda yeni sonuçlar doğuracağı da açık.
Bugün dünyanın en önemli kişisi kim diye sorulsa cevap net: Ghislaine Maxwell’den başkası değil…
Kraliçe Elizabeth’in oğlu İngiltere Prens Andrew, Podesta kardeşler, Comet Ping Pong adlı pizzacının sahibi James Alefantis, pizzacı dükkanını büyüten çift olarak gösterilen ABD Başkanı Barack Obama ve eşi Michelle Obama, Ghislaine Maxwell’in nerede olduğunu en çok öğrenmek isteyenler. Tabii bu listeye Bill ve Hillary Clinton’ı da eklemek gerekiyor.
Bilinmeyen daha ne isimler de var…
Geçelim ikinci senaryoya… Bu da çok önemli…
Ghislaine Maxwell’in adını Google’a yazdığınız anda, Jeffrey Epstein ile kirli işleriyle ilgili binlerce bilgi akışı karşınıza çıkıyor.
Gerçekte olanlar ise farklı…
Ghislaine Maxwell’in de Jeffrey Epstein’i öldürmek için bazı görüşmeler yaptığı yine Washington’da konuşulan dedikodulardan biri.
Ciddi şekilde hem de…
Çünkü 200’ü Forbes listesinde olan ailelerin üyelerinin küçük çocuklarla girdiği ilişkilerin kayıtları, Jeffrey Epstein’in elinden alınması gerekiyordu.
Ghislaine Maxwell’in de bu kayıtları aldığı anda, öldürülmesinin önünü açtığı da yüksek ihtimal.
Çünkü Epstein, ölmeden birkaç gün önce NewYork Presbyterian Hospital’a kaldırıldı.
O hastanede Ghislaine Maxwell’le görüştüğü, tartıştığı iddia ediliyor.
O hastanenin gizli bağışçıları arasında PODESTA kardeşler var…
Gizli tutulsa da böyledir.
Yani önümüzde sonu yazılmamış bir senaryo var. İşin sonunda CIA ve PENTAGON nerededir?
Arşivi bulan hiç bilmediğimiz kadar önemli silahın kontrolünü ele geçirmiş demektir.
Yeryüzündeki nükleer başlıklı füzelerden hatta toplamından bile daha etkili, daha bitirici, yok edici bir silahtır bu ARŞİV!
Kim aldı, kime verdi?
Dünyanın gidişatını değiştirecek olay bu…
Önemsediğiniz her şeyi bir kenara atın…
Dünyanın çatısı alev alev…
Biri gidecek!
Ya paraya ya silaha hükmedenlerden biri büyük yara alacak…

MEDYA DOSYASI : Sabah’ın ‘tarihçi’ yazarı Erhan AFYONCU TEVFİK FİKRET’TEN BAŞLAYIP AYDINLARA SALDIRDI !!!


Sabah’ın ‘tarihçi’ yazarı Erhan AFYONCU TEVFİK FİKRET’TEN BAŞLAYIP AYDINLARA SALDIRDI !!!

AKP’li Turkuvaz medyanın amiral gemisi Sabah’ın ‘tarihçi’ yazarı Erhan Afyoncu aydınlara saldıran bir yazı kaleme aldı.

Televiyonlarda ‘tarih’ programlarında boy gösteren yazar Afyoncu Tevfik Fikret’ten ‘teröristleri alkışlayan’ şair diye bahsederken; şairlerin II. Abdülhamid Adnan Menderes ve Turgut Özal’a yönelik eleştirilerine karşılık da “Halkın yöneticilere sevgisi ne kadar çoksa entellerimizin nefret ve kinleri de o kadar çoktur. ” diye yazdı.

“Türkiye’de kendilerine aydın denilen enteller kendi milletinin değerlerine sırt çeviren kendi milletine kendi devletine kendi tarihine küfreden kişilerdir” satırlarını köşesine taşıyan Afyoncu Türk aydınını vatana ihanetle suçlayarak şu satırları yazdı:

“Aydın ihanetine başka ülkelerde de rastlanmıştır ama Türkiye’deki aydın geçinen entellerimizin ihanetlerinin ve milletlerine yabancılaşmalarının dünyada eşi benzeri yoktur. İhanette sınır tanımayan aydın müsveddelerinin farkında olmadıkları durum tarihin en büyük üç imparatorluğundan biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran Türk milletinin üç-beş tane entele ve fantezilerine boyun eğmeyeceğidir. ”

Aynı zamanda Milli Savunma Üniversitesi Rektörü olarak atanan medyatik tarihçi Erhan Afyoncu’nun “Bizde teröriste ‘şanlı avcı’ diyen Tevfik Fikretler bitmez” başlıklı yazısının bir bölümü şöyle:

“Bizde teröriste ‘şanlı avcı’ diyen Tevfik Fikretler bitmez

Sultan Abdülhamid’e 1905’te suikast düzenleyip 26 kişinin ölümüne sebep olan bombacı teröristlere alkış içimizdeki bir şairden (Tevfik Fikret) gelmişti. Bu kafa yapısında olup dünyayı kurtardıklarını sanan entellerimiz Türkiye aleyhtarı bildiriler yayınlayıp günümüzde terörü ve teröristleri övmeye devam ediyorlar

Ermeniler Avrupalılar’ın kışkırtmalarıyla 19. yüzyılın sonlarına doğru bağımsız olabilmek için Taşnak ve Hınçak komiteleriyle çeşitli isyanlar çıkardılar. Dönemin hükümdarı İkinci Abdülhamid Ermeniler’e taviz vermeyip bağımsızlık yolunu tıkayınca Ermeni teröristler sultanı en büyük düşman olarak gördüler.

* * *

Entelektüel (münevver/aydın) bilgisini paylaşıp yayarak halkını aydınlatan ve hakikat peşinde koşan ülkesinin dilini edebiyatını tarihini ve toplumsal değerlerini bilen kişidir. Bizde ise maalesef çok az entelektüel çok fazla entel vardır. Bizim entel geleneğimizin iki temel ögesi vardır. Birincisi “memlekete küfretme” ikincisi ise “özellikle devleti yöneten kişilere karşı nefret saplantısı”.

Müstemleke aydınları olan entellerimiz rahmetli Durmuş Hocaoğlu ağabeyimizin de dediği gibi çok kolayca ihanet ve yabancılaşma hastalıklarına yakalanırlar. Maalesef bu hastalıklarının tedavisi de yoktur.

Türkiye’de halkın çok sevdiği devlet adamlarının entellerimizle yıldızları hiç barışmamıştır. II. Abdülhamid Adnan Menderes ve Turgut Özal birkaç örnektir. Halkın yöneticilere sevgisi ne kadar çoksa entellerimizin nefret ve kinleri de o kadar çoktur. Bunların iradeleri siyasi ihtiraslarının esiridir. Siyasi ihtiras oyunu oynayıp dururlar. Bütün gücün kendilerinde olması gerektiğine ve en doğruyu kendilerinin bildiğine inanırlar. Türkiye’de olupbitenler kendi istedikleri gibi değilse sinir krizlerine girerler. İnatla halkın benimsemediği ülke gerçekleriyle ve menfaatleriyle uyuşmayan uçukkaçık kendi düşüncelerini ön plana çıkarmaya çalışırlar. Her fırsatta saplantılı nefretlerini kusarlar. Halka ve devlet adamlarına hakaret ederler ve bunu ifade özgürlüğü diye savunurlar. Terörist seviciliklerini ise barış maskesi altında gizlemeye çalışırlar. Görünüşte siyasi iktidarın kusurlarını otoriteyi kötüye kullanmasını eleştirirler. Ancak dertleri kendi çevrelerinin çıkarlarını kollamaktır. Kin ve nefretleri hiç bitmez. Entelektüelin bilgilerini kullanarak iktidarların meşruiyet temellerini sorgulamasını devlet adamlarına ve devlete küfretmek olarak algılarlar. Milletin taleplerini devlet karşısında korumak yerine herkese ve her türlü milli değere küfrederler. Asılsız yaygaralarla dehşet ortamı yaratarak devleti ve devlet adamlarını yıpratırlar.

Türkiye’de kendilerine aydın denilen enteller kendi milletinin değerlerine sırt çeviren kendi milletine kendi devletine kendi tarihine küfreden kişilerdir. Ne kadar küfrederlerse o kadar büyük entel olduklarını sanırlar. Entel milletini tarihini devletini ve devlet adamlarını hiç beğenmez. Donkişot’un yel değirmenleriyle savaşması gibi bizim aydın müsveddelerimiz de kendi milletiyle kendi tarihiyle savaşırlar. Entellerimizin fantezileri hiç bitmez Bunların çoğu SSCB’nin çökmesiyle birlikte işsiz kalan eski komünistlerimizdir. Her fırsatta Türkiye aleyhtarı faaliyetlerde boy gösterirler. Ermeni tezlerini Türkiye’de yaymak için ellerinden geleni arkalarına koymazlar. Terörü ve teröristleri desteklerler. Türk’e zararı dokunacak ne varsa orada bit gibi biterler. Hiçbir milli idealleri ve vatan sevgileri yoktur. Türk milletine olan dinmez nefret ve kinlerinden beslenirler. Aydın ihanetine başka ülkelerde de rastlanmıştır ama Türkiye’deki aydın geçinen entellerimizin ihanetlerinin ve milletlerine yabancılaşmalarının dünyada eşi benzeri yoktur. İhanette sınır tanımayan aydın müsveddelerinin farkında olmadıkları durum tarihin en büyük üç imparatorluğundan biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran Türk milletinin üç-beş tane entele ve fantezilerine boyun eğmeyeceğidir. ”

LİNK : https://gazetemanifesto.com/2019/afyoncu-tevfik-fikretten-baslayip-aydinlara-saldirdi-284593/