MEDYA DOSYASI : İBB’nin bazı yandaş vakıflara aktardığı paralarla ilgili haberlere erişim engeli


İBB’nin bazı yandaş vakıflara aktardığı paralarla ilgili haberlere erişim engeli

İBB eski yönetiminin iktidara yakın vakıf ve derneklerle yaptığı yardımlarla ilgili dikkat çeken bir gelişme yaşandı. T3 Vakfı’nın talebi üzerine bu konuda yapılan haberlere erişim, engellendi.

31 Mart’ta yerel seçimlerinde AKP’nin İstanbul’u kaybetmesinin ardından iktidara yakın vakıflara aktarılan paralar gündeme gelmiş ve büyük ses getirmişti. Yaşanan bu gelişmenin ardından Türkiye Teknoloji Takımı adlı vakıf, başvuruda bulunarak haberlerin erişimini engelledi.

İBB’nin 2018 için hazırladığı ama yayınlamadığı STK raporunu Sözcü yazarı Çiğdem Toker gündeme getirmişti. O rapor İBB Meclisi’nde de tartışma yaratmıştı. İBB’nin raporu yalanlamasına tepki gösteren CHP’li Tarık Balyalı, “İBB diyor ki; ‘Bu raporda okullara yapılan spor salonu harcamaları gibi büyük yatırımların maliyetleri bile vakıflara aktarılmış olarak gösterilmiştir.’ Rapor gerçek dışıysa ve böyle bir rapor yoksa içeriğinde spor salonları olduğunu nereden biliyorsunuz?” diye sormuştu. Raporu ‘hayali’ olarak niteleyen AKP’li üyeler ise “Okullara sıra koymayalım mı? Yurt yaptırmayalım mı?” cevabını vermişti.

İşte söz konusu haberle ilgili erişim engeli getirilen haberler; Kaynak Sözcü

MEDYA DOSYASI : AKİT TV haber müdürünün FETÖ ile ilişkisi ortaya çıktı !!! ÖNEMLİ İDDİA !!!


AKİT TV haber müdürünün FETÖ ile ilişkisi ortaya çıktı !!! ÖNEMLİ İDDİA !!!

Hükümete yakın Akit TV’deki programda Akit gazetesi Haber Müdürü Murat Alan’ın sözleri tepki çekmişti

Murat Alan, Akit TV’de yorumculuk yapan gazeteci Ali Tarakçı’ya bir konu hakkında yanıt verirken, “O hizaya gelmeyen apoletli Generalleriniz hepsi Erdoğan’ın arkasında saf tutuyor. Oynaya oynaya eşşek gibi saf tutacaklar. Bu ülkede demokrasi varsa bunu AK Parti iktidarı oturttu” demişti.

Sözcü gazetesi yazarı Aytunç Erkin ise Türk askerine “Eşşek” diyen Alan’ın FETÖ ile ilişkisini ortaya çıkardı.

Erkin yazısında, “Aynı gazeteci 2010’da, Fetullah’ın sözcüsüydü. CHP ve MHP’yle ilgili kumpas kasetlerini aklıyordu” ifadelerini kullandı.

Yazıya göre Alan, 2011’de MHP kaset kumpası hakkında FETÖ’nün “oğuzyurdu” adlı internet sitesinde “olaylarla hiçbir ilişkisi olmayan Gülen Hocaefendi”tespiti yaptı ve FETÖ’nün kampanyasını haberleştirdi.

İşte o yazının tamamı:

AKİT Haber Müdürü Alan “Generallerinizin hepsi, oynaya oynaya eşek gibi saf tutacaklar” dedi

Milli Savunma Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü “Yargıda hesap verecek” açıklaması yaptı

Aynı gazeteci 2010’da, Fetullah’ın sözcüsüydü. CHP ve MHP’yle ilgili kumpas kasetlerini aklıyordu

1 – Tarih 6 Mayıs 2010… Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bir kadın milletvekiliyle, otel odasında gizli kamera ile görüntülenmiş bu kumpasın ardında da 10 Mayıs 2010 tarihinde genel başkanlık görevinden istifa etmişti. Söz konusu ‘gizli’ görüntüler ilk Anadolu’da Vakit ismiyle yayın yapan ulusal gazetenin internetteki haber sitesi olan habervaktim.com’da yayınlandı.

FETÖ’NÜN SERVİS ETTİĞİ KASET

Görüntüleri yayınlayan kişi 23 Haziran 2016’da FETÖ’den tutuklanan Yener Dönmez’di. Dönmez, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de aralarında bulunduğu 171 kişinin yargılandığı davada 13 Ağustos 2018 tarihinde adli kontrolle tahliye edildi. Yener Dönmez, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede Baykal kasetinin nasıl yayınlandığını şöyle anlattı: “Cevheri Güven (FETÖ’cü) isimli şahsı Star Gazetesi Haber Müdürü olması nedeniyle tanırım. Arada sırada çeşitli görevlerde karşılaştığımız da oluyordu. Cevheri Güven isimli şahıs yukarıda okunan metnin içinde geçen kayıtlarda beni zamanını tam olarak bilmediğim ve hatırlamadığım bir anda aradı. Ve bana ‘Sizinkilere bir şey gitmiş haberin var mı’ şeklinde bir şey sordu. Ben de ‘bilmiyorum’ dedim. O gece daha sonra beni birkaç kez daha aradı ve ‘Elimde önemli bir şey var’ şeklinde yine aynı şekilde bu minvalde sözler sarf etti. Ben de kendisine bu önemli şeylerin ne olduğunu sordum. Kendisi bana bu konu hakkında bir açıklama yapmak istemedi.”

HABERVAKTİM’E GELEN İHBAR

Yener Dönmez daha sonra AKİT yöneticilerinden yayınlanması konusunda ‘olur’ aldığını söyledi ve şöyle devam etti: “Ben de bunun üzerine hem gazetede haber müdürü olarak çalışan hem de habervaktim.com. yayın yönetmeni olan Fatih Akkayı’yı arayarak, ‘Elinize ulaşan önemli bir şey varmış, bunlar nedir’ diye sordum. Akkaya bana Deniz Baykal’la ilgili görüntülerin habervaktim.cominternet sitesinin ihbar hattına geldiğini söyledi. Yöneticilere, internet sitesinin ihbar hattına gelen ihbarın metacafe.com adlı video paylaşım sitesinde yayınlanan Deniz Baykal’a ait görüntülerin olduğunu söyledim.”

“EŞŞEK GİBİ SAF TUTACAKLAR”

Şimdi geliyoruz Türkiye’yi iki gündür meşgul eden ve “O hizaya gelmeyen apoletli generalleriniz hepsi Erdoğan’ın arkasında saf tutuyor. Oynaya oynaya eşek gibi saf tutacaklar” diyen AKİT’in Haber Müdürü Murat Alan’a…

Hatırlatalım… 11 Ekim 2010’da Anadolu’da Vakit ismi değiştirildi, Yeni Akit olarak yayın yapmaya başladı.

2 – Baykal, o muhabir hakkında dava açtı ve tazminat kazandı

Tarih 18 Mart 2011… Yeni Akit Gazetesi’nin manşetinde “Şok diyalog” başlığı ile Deniz Baykal ve İ.B. isimli bir kadın gazetesi arasında geçtiği iddia edilen telefon görüşmelerinin kayıtları yayınlandı.

Kayıtlar yayınlandıktan sonra Baykal, gazetenin sahipleri ve Ramazan Fatih Uğurlu ile haberleri yapan ve bugün aynı kurumda haber müdürü olarak görevlendirilen Murat Alan hakkında manevi tazminat davası açtı. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Baykal’ın siyasi figür olması nedeniyle ‘özel hayat’ olarak nitelendirilen durumları hakkında kamunun bilgilendirilmesinin doğal olduğu yönünde karar verdi.

TAZMİNAT ÖDEDİLER

Bunun üzerine Baykal temyiz başvurusu yaptı. Yargıtay, 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını bozdu.

Tarih 22 Nisan 2014… Yeniden yargılama yapan Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay kararındaki gerekçeleri kabul etti ve gazetenin yöneticileri Ramazan Fatih Uğurlu ve Murat Alan hakkında kişi başı 6 bin lira manevi tazminata hükmetti. Gazete, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. Gazete yöneticilerinin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olduğunu belirten AYM heyeti, söz konusu iddianın ‘kabul edilemez’ olduğunu açıkladı.

Bitmedi…

Türk Ordusu’nu bugün hedefe koyan Murat Alan, 2010’larda Fetullahçılarla birlikte ‘Ergenekon’ sürecinde yine askerin karşısındaydı ve kumspas kasetleriyle ilgili haberler yapıyordu! Dönemin polisleri ve yargı dünyasıyla arası iyi olan gazetecilerdendi…

Gazeteci Alan: Hocaefendi’nin kasetlerle hiçbir ilgisi yok

Mayıs 2011’i, MHP’de yaşanan kaset depremini hatırlayın… 12 Haziran seçimlerine giderken partide kilit görevde bulunan 10 kişinin nasıl istifa ettiğini, ‘farklıülkücülük’ adlı internet sitesi üzerinden yürütülen kampanyayı düşünün! FETÖ operasyonları tam gaz sürerken, kurulan internet siteleri üzerinden siyaset dizayn edilmişti.

25 Mayıs 2011’de Murat Alan, FETÖ’nün inter sitesi “oğuzyurdu” üzerinden çarpıcı bir habere imza atmıştı. Okuyalım: “… Seçimlere kısa bir süre kala MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin A takımının yayınlanan kasetleri ve kaset içeriğinde yer alan uygunsuz görüntülerinin yankısı sürüyor. ‘CHP-MHP-Kartel’ üçlüsü peş peşe yayınlanan kasetlerden hükümeti ve olaylarla hiçbir ilişkisi olmayan Fetullah Gülen Hocaefendi’yi hedef gösterse de ‘Oğuzyurdu’ isimli internet sitesinde yayınlanan bildiriye göre; gerçekler çok daha farklı. Bahçeli’nin kasetlerin okyanus ötesinden kurgulandığı telkinine itibar ettiği belirtiliyor.”

Alan, 2011’de “olaylarla hiçbir ilişkisi olmayan Gülen Hocaefendi” tespiti yapmış ve FETÖ’nün kampanyasını haberleştirmişti.

Hatta, ‘oğuzyurdu’ adlı FETÖ’cü sitenin yayımladığı bildiriyi de yazmıştı.

MEDYA DOSYASI : Fransız Gizli Servisinden 9 Gazeteciye Sorgu Eleştiriliyor !!!


Fransız Gizli Servisinden 9 Gazeteciye Sorgu Eleştiriliyor

Fransa’da, ülkenin iç istihbarat teşkilatı DGSI’nin son iki haftada dokuz gazeteciyi servise çağırarak, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hakkında yaptıkları haberler nedeniyle ifade verilmeye çağırması, ülkede medya kuruluşlarını ayağa kaldırdı. Olay, seçildiği 2017 yılından bu yana medyayla gergin bir ilişki yürüten Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile gazeteciler arasında yükselen tansiyonun artmasına neden oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile gazeteciler arasındaki bilek güreşi daha Macron’un göreve geldiği ilk günler başladı. Selefi François Hollande’ın "medyaya fazlaca konuştuğu için popülaritesini yitirdiğine" inanan Macron, medyayla Elysee arasına tam bir bariyer çekti. Uzun süre gazetecilere söyleşi vermedi, basın toplantısı yapmadı. Kendisini izleyecek gazetecileri seçen basın bürosunun uygulamaları da öfke topladı.

Geçtiğimiz salı günü, "Yemen savaşında Fransız silahlarının varlığı" konusunu araştıran Disclose muhabiri Michel Despratx DGSI merkezine çekilerek sorgulandı. Hemen ardından, Çarşamba günü, Le Monde gazetesi muhabiri Ariane Chemin, Macron’un koruması Alexandre Benalla skandalına adı karışan bir ordu mensubu hakkında haber yazdığı için DGSI’nin merkez binasına çağırıldı.

Birbiri ardına gazetecilerin iç istihbarat birimleri tarafından sorgulanması üzerine harekete geçen gazeteciler, buna karşı mücadele kararı aldı. Gazeteciler sendikası SNJ-CGT, iç istihbarat merkez binası yakınlarındaki Liberation meydanında bir protesto mitingi düzenledi. Gazetecilik örgüt ve sendikaları, avukatlar, sivil toplum kuruluşları Paris Savcısı Remy Heitz’e açık bir mektup yayınlayarak, "kamu yararı ve haber alma özgürlüğü” adına Heitz’den ‘Yemen’de kullanılan Fransız silahları’ ile ilgili gazetecileri hedef alan kovuşturmalara son verilmesini" istedi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Başkanı Christophe Deloire, "DGSI’nin bu sorguya çağırma serisi, yasal olabilir ancak, nereden gelirse gelsin bunun bir korkutmaya benzediği açıktır. Bu çabalar ilk değil, Sarkozy döneminde de bunlar yapılmaya çalışıldı" dedi.

Ülkede pek çok yolsuzluk dosyasını açıklayan Medipart haber sitesinin kurucu başkanı Edwy Plenel de, "Bu bozulma Sarkozy döneminde, şiddetli bir şekilde hissedildi. Manuel Valls hükümeti döneminde devam etti. Ama Macron döneminde, basınla iktidar arasındaki ilişkilerin bozulmasındaki hızlanmaya tanıklık ediyoruz. Macron’un yakın koruması Benalla ile illgili skandaldan bu yana iktidar sürekli basının meşruiyetini kıran açıklamalar yapıyor" diye konuştu.

Bardağı taşıran damla

Gazetecilerin ifadelerinin alınmasına gelen süreçte, Macron’la medya arasında, bardağı dolduran pek çok gerilim yaşandı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Mayıs 2017’de göreve gelir gelmez çıktığı Mali gezisinde, basın bürosu, iç politika muhabirlerini ‘yakın izleme’ anlamına gelen ‘pool’ grubundan çıkarttı. Yalnızca bir kaç diplomasi muhabirinin geziyi yakından izlemesine izin verildi.

Yine aynı dönem, Mayıs ayı sonunda Çalışma Bakanı Muriel Penicaud, çalışma reformunu önceden sızdıran Le Parisien, Mediapart ve Liberation’a "hırsızlık, gizli belgeyi çalmak ve sahtecilik" iddialarıyla dava açtı. Liberation’un başyazarı Laurent Joffrin, bakan olmadan önce gıda devi Dannone’da yönetici olan bakan Penicaud’ya, "Çalışma Bakanlığı’nı kara kutuya çevirmek isteyen Bakan, Danonne yoğurtlarıyla Cumhuriyeti birbirine karıştırıyor" diyen sert bir açıklama yaptı. Diğer gazetecilerin de bu davayı protesto etmesi üzerine hükümet bir hafta sonra Başbakan Edouard Philippe aracılığıyla geri adım attı. Ancak çalışma bakanlığı memurları sert bir soruşturmadan geçirildi.

Hemen ardından, basın bürosunun, Elysee’nin giriş holünden çıkarılması kararı geldi. Macron, Elysee’ye giren çıkan her ziyaretçinin medya tarafından görülmesini istemediği için böyle bir karar alacaklarını dile getirdi. Buna bütün medya çalışanlarından, "cumhurbaşkanlığına kilit" başlıklı uzun protesto açıklamaları gelince, proje, tepkiler üzerine şimdilik ertelendi.

İlk kez bir medya kuruluşuna polis araması

Daha sonra, 4 Temmuz 2018’de, koruma Benalla skandalıyla ilgili telefon kayıtlarını yayınlayan Medipart sitesinin binasına savcılık tarafından polis baskını kararı alınması, medya ile hükümetin arasını açtı. Medipart çalışanları, "Bugüne kadar Sarkozy hakkında yazdığımız Bettencourt skandalı döneminde bile binamıza polis araması emri gelmemişti" diyerek hükümeti protesto etti.

Ülkede 17 Kasım’dan bu yana süren Sarı Yelekliler eylemi sırasında, gazetecilerin hem eylemciler hem de polis tarafından baskı ve şiddet görmeleri de protestolara yol açtı. Eylemler boyunca saldırıya uğrayan ya da yaralanan 70’e yakın gazeteci, olaylar sırasında görevlerini yapamadıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Bağımsız gazeteci Gaspard Glanz’ın, 20 Nisan 2019’da, Sarı Yelekliler eylemi sırasında polise el hareketi yaptığı gerekçesiyle tutuklanması tepkileri artırdı. Gazeteci, bu hareketi bacağına atılan bir plastik mermi sonrasında öfkeyle yaptığını açıklamasına rağmen gözaltına alındı ve duruşmasına kadar hiçbir kamusal alanda görülmeme şartıyla salıverildi. Avukatların başvurusu ile şart kaldırıldı ancak gazeteci Glanz da gösterilere gelmedi.

Fransa cumhurbaşkanı, Nisan 2019’a gelindiğinde, ekonomik ve sosyal talepler kadar, Macron’un yönetme biçimine de isyan eden Sarı Yelekliler krizinin ardından tavır değiştirerek, gazetecilerle ilk kez Elysee Sarayı’nda düzenlenen basın toplantısında bir araya geldi.

MEDYA DOSYASI : FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ GAZETECİ MEHMET BOZKURT’A FENA KAFAYI TAKTI /// HEM ERGENEKON HEM FETÖ SANIĞI OLDU 1!!!


ÖZEL BÜRO NOTU : GAZETECİ MEHMET BOZKURT’UN BAŞINA GELENLERİN BENZERİ ERGENEKON’DA TUTUKLU OLARAK YARGILANAN VE MAHKEME SONUNDA 11 SENE 15 GÜN HAPİS CEZASI ALAN İSTİHBARATÇI ERKUT ERSOY’UNDA BAŞINA GELDİ. 2001 YILINDA CIA-FETÖ TARAFINDAN HASSAS TAKİBE ALINDI. TEHDİT EDİLDİ, HATTA KAÇIRILARAK 3 GÜN BOYUNCA İŞKENCE EDİLDİ, İKAMETİNİ DEĞİŞTİRMEK ZORUNDA BIRAKILDI AMA YİNE DE FETÖ VE CIA İÇİN TETİKÇİLİK YAPMAYA DİRENDİ. BU KONUDA DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN www.ozelburoistihbarat.com SİTEMİZİ ZİYARET EDİN.

SONER YALÇIN : Meslektaş kazığı

Onlar, bir avuç korkusuz genç gazeteciydi…-
FETÖ, eğer Türkiye’yi teslim alamadıysa bu cesur muhabirlerin büyük emeği oldu!
O karanlık dönemde tüm tehditlere rağmen aşkla bağlı oldukları gazetecilik mesleğine leke düşürmediler…
O yürekli muhabirlerin başında gelen bir isim, Toygun Atilla
Yaptığı özel haberlerle beni her daim şaşırttı. Bu sebeple…
Yazdığı “İfşa” adlı kitabı heyecanla okudum. Biliyordum ki, öğreneceğim neler vardı. Haklı çıktım; her sayfasındaki özel bilgilere şaştım kaldım.
Birini paylaşacağım:
Gazeteci Mehmet Bozkurt‘un başına gelenlere şaşırıp kalacaksınız!
FETÖ’nün insanlara neler yaptığına inanamayacaksınız! Şöyle:
Mehmet Bozkurt, üniversiteye giderken Aydınlık‘ta çalışmaya başladı. Yıl, 2004 idi…
Keza:
TGB’nin Kırmızı Beyaz adlı dergisinde “Fethullah sicilli Emniyet İstihbarat Daire Başkanı uyardı: TGB’ye dikkat” başlıklı haber yazdı.
Haberine konu olan kişi dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı -bugün tutuklu bulunan- Ramazan Akyürek‘ti.
Tabii ki bunun karşılığı olacaktı; Mehmet Bozkurt bir bahaneyle gözaltına alındı.
Yılmadı…
Ümraniye’de bir gecekonduda el bombalarının bulunması ile başlayan Ergenekon operasyonlarının perde arkasını yazdı. Örneğin, bombaları bulan polislerin karakolda aralarında yaptıkları konuşmanın dökümünü ele geçirip yayınladı. Polisler, Ergenekon’un düzmece olduğunu kendi aralarında konuşuyor, tutanağı nasıl yazacaklarını tartışıyorlardı…

Ergenekon mu, FETÖ mü

O karanlık günlerde…
Mehmet Bozkurt, FETÖ gerçeklerini yazdıkça kendini savcı karşısında buldu.
“Terfileri
F Savcıları Belirliyor; Fethullah Hoca Askeri Şura’da” başlıklı haber mi yaptı hemen ifadeye çağrılıyordu.
Zorlu süreçti…
Mehmet Bozkurt, hayatında ilk kez Fethullah Gülen’in açtığı dava yüzünden hapis cezası aldı. Para cezasına çevrildi. 25 yaşındaydı
Odatv‘ye düzenlenen operasyonda bizzat Zekeriya Öz’ün talimatıyla şüpheliler arasına yer aldı. Telefonu dinlenmeye başlandı. Süreç sekiz polisin takibiyle devam etti. Gerekçe şuydu; Gazeteci Doğan Yurdakul‘a “geçmiş olsun” demişti!
Çok sürmedi…
19 Ağustos 2011’de sabah 05.00 sularında büyük bir gürültüyle çalan kapıyı açtığında karşısında polis ekiplerini buldu. Sonrası malum…
Silivri’de 12 Haziran 2012 günü Ergenekon Mahkemesi‘nin sanık kürsüsündeydi.
Tutuksuz yargılandı. Bir yıl sonra… 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çaptırıldı! Son karar Yargıtay’da idi. Ve…
Asıl hikâyemiz şimdi başlıyor…
Tarih: 4 Nisan 2016…
Sabah 06.00…
Mehmet Bozkurt’un kapısı yine polis tarafından çalındı.
Gerekçe şaşırtıcıydı:
Ergenekon’dan mâhkum olan Mehmet Bozkurt, bu kez FETÖ soruşturması nedeniyle gözaltına alındı!
Neler oluyordu?
Mehmet Bozkurt, Ergenekon mu, FETÖ mü?

Bylockçu Gazeteciler

Ergenekon’dan mahkum edilen Mehmet Bozkurt, bu kez FETÖ soruşturmasına maruz kaldı. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı!
Bu arada, “FETÖ-TUSKON ilişkisini” yazdığı için Niğde Cezaevi’ne kondu! Ama…
Asıl bomba 12 Temmuz 2017 günü geldi:
FETÖ’nün gizli haberleşme sistemini kullanan “Bylockçu gazeteciler” arasında ismi vardı!
Bylock kullanıcısı ve FETÖ örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle sorgulandı!
İfadesinde şunu söyledi:
“Sayın Savcım ben FETÖ’cüysem, bu ülkedeki herkes FETÖ’cü!”
Dediği doğruydu. Savcı Murat Çağlak da bunun farkındaydı. Keza: İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, darbe gecesi Boğaziçi Köprüsü’nde FETÖ mensubu askerlere karşı birlikte ölüme yürüdüğü Mehmet Bozkurt’un FETÖ elemanı olduğuna inanmıyordu.
İyi de… Kimse “Bylock” meselesini çözemiyordu. Telefon kayıtlarına göre, Mehmet Bozkurt Ağustos-Eylül 2014 tarihleri arasında Bylock kullanmıştı.
Gerçek ortaya çıktı:
Mehmet Bozkurt, o tarihlerde meslektaşı Murat Kazancı ile birlikte kitap yazmak için Güneydoğu‘ya gitmişti. Telefon hattı faturalı olduğu için Murat Kazancı kendi hattının internetini ortak kullanmalarını istemişti.
Mehmet Bozkurt bilmiyordu ki, Murat Kazancı FETÖ mensubuydu ve telefonunda Bylock vardı!
Mehmet Bozkurt’un hayatının en zor günleri böyle başladı.
Murat Kazancı halen kayıp, aranıyor…
Mehmet Bozkurt ise çok sevdiği mesleğini yapamıyor. İnkılap Yayınları‘nda editör olarak çalışıyor.
Toygun Atilla’nın “İfşa” kitabında şaşıracağınız benzer çok bilgi var…

MEDYA DOSYASI : İktidara yakın YENİ ŞAFAK gazetesinden askerlik yasasına eleştiri


İktidara yakın YENİ ŞAFAK gazetesinden askerlik yasasına eleştiri

Ramazan Bayramı’ndan önce kabul edilmesi beklenen ve askerlik sistemini tamamen değiştirecek olan yeni askerlik yasasını iktidara yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak Gazetesi iki gündür manşetten eleştiriyor.

TBMM Milli Savunma Komisyonu’nda kabul edilen ve Meclis Genel Kurulu’nda bayramdan önce görüşülerek kabul edilmesi beklenen yeni askerlik yasası, birçok açıdan tartışmaları da beraberinde getirirken, yasaya bir muhalefet de iktidara yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak Gazetesi’nden geldi. İki gündür yasayı eleştiren gazetenin askerlik yasası ile ilgili bugünkü manşetinden yapılan eleştiride, asker sayısının 80 binin altında düşeceğini belirtilirken iktidara, “ Sınırları kim koruyacak” diye soruldu. Haberde, 450 askeri üsten 350’sinde zaafiyet oluşacağına da dikkat çekti

İşte Yenişafak Gazetesi’nin yeni askerlik yasasını eleştiren bugünkü haberi:

"Türkiye birçok cephede beka savaşı veriyor. Suriye-Irak kaynaklı tehditlere Doğu Akdeniz ve Ege havzası da eklendi. Güvenlik güçleri aynı anda pek çok bölgede terörle mücadele ederken bir yandan da muhtemel oldu-bittilere geçit vermemek için özellikle denizlerde tatbikat üstüne tatbikat yapıyor. Doğuda Ermenistan-İran-Kandil hattından güneyde Irak-Suriye-Kıbrıs güzergahına, Akdeniz’de yaklaşık 250 kilometre derinliğindeki ufuk çizgisinden batıdaki Ege adalarına ve Amerikalıların her geçen gün daha fazla yerleştiği Yunanistan-Bulgaristan-Romanya üçgenine kadar çok geniş bir coğrafyada risklere karşı etkin olabilmek, 7 gün 24 saat teyakkuz halinde bulunmayı gerektiriyor. Sözkonusu manzaraya bir de Türkiye’ye karşı ittifak kuran İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs ve bazı Körfez ülkelerini de dahil ettiğimizde oluşan tablo ancak 1. Dünya Savaşı ile kıyaslanabilecek bir dönemden geçtiğimizi gözler önüne seriyor.

KIŞLAYA BAHAR GELDİ AMA…

S-400 hava savunma sistemi alma kararından ötürü eşi görülmemiş bir baskıya maruz kalan Türkiye belki de tarihinin en kritik anlarından birini yaşarken, üstelik vekalet savaşlarının piyonu olan terör örgütlerini pek çok cephede püskürtmeye çalışırken gündeme gelen ‘yeni askerlik sistemi’, Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcudiyetini azaltarak orduyu zaafa uğratacak. Uzun süredir beklenen ve şu günlerde Meclis’te görüşülmekte olan düzenleme yasalaştığında, terhis olacak askerlerin meydana getireceği boşluğun nasıl giderileceği merak konusu. Yeni askerlik sisteminde yedek subay ve yedek astsubaylar hariç, er-erbaş için vatani görev süresi 6 aya düşüyor. Bu nedenle halihazırda kışlalarda vatani görevini yapan 200 bini aşkın Mehmetçiğin yarıdan fazlası erken terhis olacak. Toplamda görevde kalan Mehmetçik sayısı 100 binin altına düşecek. Sadece Kara Kuvvetleri’nde vatani görevdeki asker sayısı 180 binden 43 bine inecek. Asker sayısındaki bu ani düşüşün özellikle geri hizmette tıkanmaya yol açabileceği belirtiliyor.

ÇOK AZI KALMAYI KABUL EDER

Düzenlemeyle birlikte 98/2, 98/3 ve 98/4a tertipler tezkere alacak. Yalnızca 99/1 ve 99/2a tertipler askerde kalıyor. Yani yeni sistem Meclis’te yasalaştığında, TSK’da sadece acemiler ve acemiliğini yeni bitirmiş askerler olacak. Milli Savunma Bakanlığı, 6 ayını tamamlamış askerlere ayda 2 bin lira harçlık karşılığında 6 ay daha orduda kalma teklifi yapacak. Ancak tezkeresini aldıktan sonra maaşlı askerlik teklifine olumlu cevap verenlerin oranının sadece yüzde 1’de kalacağı belirtiliyor. Oluşacak devasa boşluğun operasyonlara, geri hizmete ve üs bölgelerinin güvenliğine zarar vermemesi için TSK’da er/erbaş sayısının kademeli olarak azaltılması gerektiği kaydediliyor. Alınan bilgiye göre, personel yetersizliği en çok ‘hudutları’ vuracak.

450 ÜS 100’E İNEBİLİR!

Askeri uzmanlara göre en büyük sıkıntı Türkiye-Suriye sınırında yaşanabilir. İleri teknolojiye rağmen alan hakimiyetinin personel eliyle sağlandığı 911 kilometre uzunluğundaki sınır hattında bulunan yüzlerce üs bölgesinde kontrol zayıflayabilir. Sınır ötesindeki bazı üs bölgelerinin de zorunlu tasfiyesi gündeme gelebilir. İddiaya göre yeni askerlik sistemiyle birlikte oluşacak personel açığından ötürü, Suriye sınırındaki 450 üsten ancak 100 tanesi hakkıyla korunabilecek. 6 ay askerliğini bitiren gidecek ve zafiyet oluşacak. Böylelikle sınır güvenliği tam olarak sağlanamayacak. Zaten saldırı için fırsat kollayan terör örgütü DEAŞ ve PKK’nın, sınırda oluşacak güvenlik açığından yararlanma riski bulunuyor.

TASARIYI GÜNCELLEYİN

Er sayısındaki ani düşüş, Ermenistan ve İran hudut boylarında da güvenlik zafiyetine neden olacak. Bu iki ülkedeki faaliyetlerini artıran terör örgütü PKK, hudut hattında oluşacak açığı Türkiye’ye sızmak için kullanabilir. Personel eksikliğinin milli güvenlik sorununa sebep teşkil edebileceği yerlerden birisi de Kıbrıs. Doğu Akdeniz’deki enerji savaşları nedeniyle adeta cephaneliğe dönüşen adada görevli Barış Gücü Komutanlığı, personel eksikliğinden doğacak zafiyetten dolayı telafisi güç sonuçlarla karşılaşabilir. Öte yandan mühimmat sevkiyatı, cephaneliklerin emniyeti ve kışlalardaki geri hizmetlerin de erler tarafından yürütüldüğü, asker sayısındaki azalmanın maddi ve hukuki külfeti beraberinde getireceği kaydediliyor. Askeri uzmanlar, yasanın bu endişeler dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor."

Kaynak Yeniçağ: İktidara yakın gazeteden askerlik yasasına eleştiri

MEDYA DOSYASI /// CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan : “Canlarını acıtmış”


CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan : "Canlarını acıtmış"

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi, CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan’ı FETÖ üzerinden hedef aldı.

Yeni şafak’ın haberinde “CHP’nin ABD Temsilcisi Yurter Özcan, ABD’de Türk öğrencilere burs ve barınma desteği veren Türken Vakfı’nı hedef aldı. Özcan, Ensar ve Türgev’in kurduğu vakfa yapılan bağışların kaynağını ABD Hazine Bakanlığı’na sordu. CHP Temsilcisi’nin, Türkiye karşıtı senatörleri finanse eden FETÖ’nün kaynağını bırakıp, niçin FETÖ hedefindeki Türken’in peşine düştüğü merak konusu” ifadeleri yer aldı.

CHP’li Yurter Özcan, Yeni Şafak’a sosyal medya üzerinden yanıt verdi.

“Bugün Yeni Şafak beni birinci sayfadan hedef göstermiş” diyen CHP’li Özcan şöyle devam etti:

“ABD Hazine Bakanlığı’na yaptığım TÜRKEN Foundation (Ensar ve Türgev)’in bağış kaynakları ile ilgili başvuru belli ki canlarını acıtmış.

Ben 2009’da Fethullahçılar tarafından Ergenekon’da hedef gösterilirken, Yeni Şafak Hocaefendi diyerek, kendisine methiyeler düzüyordu. Keşke o haberleri de bir ortaya çıkarsalar…”

İşte o mesajlar:

Odatv.com