SAĞLIK DOSYASI /// EMRAH KAYA : Küba, COVID-19 virüsüne karşı aşıyı buldu mu ???


EMRAH KAYA : Küba, COVID-19 virüsüne karşı aşıyı buldu mu ???

28 Mart 2020

Küba, Corona/Çin virüsüne karşı aşı ya da ilaç bulmadı. Solcular belki hayal kırıklığına uğrayacak ama gerçek bu. Öncelikle Dünya Sağlık Örgütü’nün bununla ilgili bir açıklaması yok. DSÖ’ye güvenmeyenler olabilir ama kurum HIV’in anneden bebeğe geçişini Küba’nın engellediğini ilan etti. Bu açıklama kurumun yalan söylemediğini gösterir.

İkinci olarak uzun süredir Küba meydasında buna karşı bir haber yok. Küba’da gerçekleştirilen devrimin ABD’nin ambargolarına rağmen hem Kübalılara hem de insanlığa en önemli katkılarından biri sağlık konusunda yaptıklarıdır. Ama Küba medyasında ilaca ilişkin bir haber yok. Küba basınından http://ahora.cu ise kısa bir süre önce yayınlanan bir yazıda Küba’nın 23 ilaç üretebileceğini ve aşı üzerinde çalışabileceği belirtildi.

Küba’da COVID-19’u kesin tedavi eden bir ilaç yok ama virüse karşı kullanılan ve etkili olduğu dile getirilen Interferon Alfa-2B var. Virüsün yayılmasıyla Çin, 30 ilacı kullanmaya karar verir ve ilaçlardan biri de budur. İlacın geliştirilmesinde en önemli etken Amerika’daki virüs kaynaklı başka hastalıklardır. Bu ilacın COVID-19’a karşı da etkili olduğu belirtilmektedir. İlacın virüse karşı etkili olduğu söylenebilir ancak kesim tedavi yöntemi demek oldukça zordur. Çünkü tedavi uzun süreli ve geniş kitleler üzerinde denenmedi. Sadece sınırlı testler yapıldı.

Küba’nın ilaç konusundaki tecrübesi uzun yıllara dayanıyor ama bu virüse karşı değil. Virüs dünyada yayıldığı gibi Küba’da da kendisini gösterdi. Ne yazık ki şu anda Küba’da virüse yakalanan 60’a yakın kişi hasta ve bir kişi hayatını kaybetti. Akıllara gelen ilk soru neden bu insanların tedavi edilmediği ve virüsün yayılmaya devam ettiğidir. Bir kaç gündür Çin’de yaşananları örnek gösterenler olabilir lakin Çin’i az çok tanıyan biri verilere güvenilmeyeceğini bilir.

Son olarak hatırlarsanız bir süre önce Küba’nın kanseri tedavi ettiği de iddia ediliyordu. Bu da palavraydı. Çünkü Küba kanseri tedavi edememiş sadece akciğer kanseri olan hastaların ömrünü bir kaç ay daha uzatabilmişti. Umarım gerekli tedaviyi Küba geliştirir ve paralar kapitalistlere akmaz ama unutmayın ki günümüzde vahşi kapitalizmin Mekke’si Çin’dir. Sağlıkla ve doğru bilgiyle kalın.

Emrah Kaya

Kafkassam Güney Amerika Araştırmaları Masası

ÖRTÜLÜ OPERASYONLAR DOSYASI /// CIA’den KUBA’ya Firavun Faresi Operasyonu : 21 Eylül 1961


CIA’den KUBA’ya Firavun Faresi Operasyonu : 21 Eylül 1961

CIA’nin hiçbir limiti olmadan , bütün insanı ve teknolojik imkanları kullanarak Küba’dan kurtulmak için yaptığı Firavun Faresi operasyonunu anlatan belgesel.. Medya Gazetesinde...

CIA ‘nin KUBA ‘ yı Hedef aldığı Firavun Faresi Operasyonu Nedir ?

Mongoose (Firavunfaresi) Operasyonu, ABD Başkanı John Kennedy döneminde CIA tarafından örtülü olarak başlatılan operasyon. Başarısız Domuzlar Körfezi Çıkarmasından sonra 30 Kasım 1961 tarihinde Küba’daki Fidel Castro yönetimine karşı örtülü saldırılara Kennedy tarafından onay verilmiştir. Operasyona Hava Kuvvetleri Generali Edward Lasdale komuta ediyordu.

Operasyonun hayata geçirilmesi, Küba hükümetinde başarısız Domuzlar Körfezi girişiminden sonra adanın bu sefer daha kapsamlı bir şekilde ABD Ordusu tarafından işgal tehdidi altında olduğu şeklinde yorumlanacak ve Sovyetler Birliği ile savunma alanında yakınlaşma başlayacaktır.ABD’nin Türkiye topraklarında bulundurduğu Jüpiter füzelerine karşılık olarak Küba topraklarına Sovyet füzesi yerleştirme fikri, Küba’nın ciddi olarak yaşadığı işgal tehdidiyle birleşince Küba Füze Krizi patlak verecektir.edited Operasyon İçeriği :

Mongoose Operasyonu, Küba’daki Castro rejimini alaşağı etmek için propaganda, psikolojik savaş ve sabotaj eylemlerinin kullanılmasını içermekteydi. ABD Dışişleri Bakanlığına ait belgelerde de “Küba’daki komünist rejimi devirmek için” bir eylem planının yürürlülükte olduğu belirtilirken, Fidel Castro’ya karşı “bir isyanın Ekim 1962’de çıkabileceği” beklenmekteydi. ABD yönetimi yeni başa gelecek hükümetle “barış içinde yaşamak” istemekteydi.[Oper Arkaplanı

II. Dünya Savaşından sonra Nazi Almanyasının işgal etmiş olduğu ülkeleri özgürleştiren Sovyetler Birliği Kızılordusu bu ülkelerde yeniden sosyalizme düşman rejimlerin iktidara gelmemesi için sol ve sosyalist eğilimli hükümetlerin başa gelmesini sağlamıştı. Böylece ABD ve Avrupalı müttefiklerine karşı Sovyetler Birliği ve sosyalist blok ortaya çıkmıştı. Bu sosyalist blok ülkelerinden farklı olarak ve tamamen kendi iç dinamikleriyle iktidara gelen sosyalist eğilimli Küba Devrimi ve Fidel Castro yönetimi ABD’yi oldukça endişelendirmekteydi. Latin Amerika bölgesine hakim olmak isteyen ABD, Küba Devriminin diğer bölge ülkelerine yayılmadan alaşağı edilmesini istemekteydi. ABD yönetimi başarısız Domuzlar Körfezi Çıkarmasından sonra Küba yönetimini daha ciddiye almaya başlasa da Castro’yu iktidardan devirme planları bırakılmamıştır. Küba’daki iktidarı devirmek için özel bir komite oluşturulmuştu. Komünizme cephe alan ABD yönetiminde bu yeni oluşan grup John Kennedy iktidarının ayrılmaz bir parçası olacaktır.

ABD’nin Küba’nın iç yapısına dair kimi önyargıları vardı. Buna göre Küba’daki Castro hükümetinin arası Küba halkıyla açılmıştı, Castro’nun sosyal ve ekonomik politikaları halk tarafından beğenilmiyordu. Bunun sonucu olarak da olası bir fırsat verildiğinde Castro yönetimine karşı halkın ayaklanacağı savı benimsenmişti. Buradan hareketle halkta ayaklanmaya yol açmak için propaganda faaliyetleri başlatılmış ve rejimin çözmesi için Fidel Castro’ya suikast planları hayata konulmuştur.

Operasyon Planlanması ;

ABD Genelkurmay Başkanlığı hayata geçirilen planının son amacının adaya ABD askeri müdahalesi için gereken asgari durumun ortaya çıkması olarak değerlendirmekteydi. Genelkurmay Başkanlığı operasyonun yönetiminin Savunma Bakanlığında olmasında ısrar etse de yönetim Başsavcı Robert Kennedy’deydi.

Operasyonun sorumlusu ise Savunma Bakanlığından Edward Lansdale ve CIA’den William King Harvey’deydi. Lansdale, II. Dünya Savaşından sonra Filipinler’de Japon işgalinin sona ermesinden sonra ortaya çıkan bağımsızlıkçı ve sosyalist Huk gerilla hareketine karşı faaliyetlerde danışmanlık yapmıştır. Ayrıca Vietnam’daki Ngo Dinh Diem rejimine de destek vermiştir. Lansdale’in sorumluluğunda yürüyen operasyon tüm devlet kurumlarınca desteklenecektir. Buna dair açıklamada bulunan CIA yetkilisi Samuel Halpern; CIA, ABD Ordusu, Ticaret Bakanlığı, Göçmen Bürosu, Hazine Müsteşarlığı gibi birçok kurumun dahil olduğunu ve Bobby Kennedy’nin ofisinden Ed Lansdale tarafından yürütüldüğünü söyleyecektir.

Operasyon kapsamında birbirinden farklı otuzun üzerinde plan hayata geçirilmiş; Küba hükümetinin ve ekonomisinin çökertilmesi amaçlanmıştır. Bu planlar arasında terör eylemleri, adadaki ürünlerin biyolojik ve kimyasal olarak tahrip edilmesi, Küba kıyılarının mayınlanması sayılabilir. 1962 yılında yapılan Northwoods planına göre ise ABD topraklarında yapılacak ve Küba hükümetinin suçlanacağı sahte saldırılar düzenlenecektir. Yapılan planlara Küba Devriminin lideri Castro’ya suikast planları da dahildir. Castro’nun öldürülmesi için CIA yetkilisi William Harvey Miami’deki mafyadan John Roselli ile görüşecektir.Planlanan operasyonlar kapsamında düzenlenen saldırılarda enerji hatlarına, demiryollarına, petrol rafinerilerine sabotajlar düzenlenmiş, Küba’ya gelen yabancı ticaret gemilerine saldırılmıştır.Saldırılar yoğunlaşacak ve 1962 Ekim ayında rejimi devirecek olayların başlaması öngörülmekteydi. Ancak beklenen olmadı. Aynı dönemde patlak veren Küba Füze Krizi döneminde ABD-Sovyetler Birliği görüşmeleri sürerken azalan bu saldırılar, krizin çözülmesiyle birlikte artarak devam etmiştir. CIA ajanı olan Luis Posada Carriles tarafından 1976 yılında gerçekleştirilen[8] ve içindeki 73 kişinin tamamının öldüğü 455 sayılı Barbados-Jamaika seferini yapan Cubana uçağının havada patlatılması olayı bahis konusu eylemler kapsamındadır. Aynı olaydan sorumlu olan yine CIA ajanı Orlando Bosch da Carriles gibi Domuzlar Körfezi Çıkarmasına katılan 2506. Tugay üyesidir. Mongoose Operasyonu da daha önceki Domuzlar Körfezi Çıkarması gibi başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

TURİZM DOSYASI : KÜBA’DA EVDE KONAKLAMA – CASA PARTICULAR /// VİNALES, KÜBA’DA GEZİLECEK YERLER & AT TURU VE PURO


KÜBA’DA EVDE KONAKLAMA – CASA PARTICULAR

Biz Evde Yokuz

Küba

13

Türk ya da yabancı, hangi Küba Gezi Rehberi‘ni okursanız okuyun, hepsininde Küba’da yapılacak şeyler listesinin başında Kübalıların evlerinde kalmayı göreceksiniz. Kübalıların evlerinde kalmak, konaklama çözümü olmasından öte, Küba’da yaşanabilecek en manalı deneyimlerden. Çünkü bu konaklama alternatifi Kübalıların hayatlarına daha yakından bakabilmenin ve Küba’yı anlayabilmenin en iyi yolu .

Bununla birlikte, beklentileri doğru koymak adına şunun da altını çizmek isteriz; bu ev sahiplerinin işi, sizi ağırlayıp, gezdirmek değil. Sadece evlerinin odasını kiraya veriyorlar. Ama her türlü sorunuza mutlaka yardım etmeye çalışacaklardır, o ayrı.

Bu tip ev pansiyonlarına “Casa Particular” deniyor ve ülkenin her yerinde yaygın olarak varlar. Bu yazımızda “Casa Particular” nedir, nasıl ayarlanır, ne standartta bir yer bekleyebilirsiniz gibi konuları cevaplayacağız.

Casa Particularlar Nasıllar?

Casa particularlar, yani pansiyon evler, Küba’ya karışmanın en güzel ve ekonomik yolu. Her sokakta yığınla casa particular var ama konaklayacağınız yeri önceden ayarlamanızı şiddetle tavsiye ederiz yoksa bizim gibi 1- 1,5 saat valizinizle o sıcakta kapı kapı gezip yer sorarsınız. Ayrıca tecrübeyle sabit; aşırı turist var ve güzel yerler önden tutuluyor, kalan yerler de genelde kalmak istemeyeceğiniz, gecekonudan hallice yerler olabiliyor. Özellikle talebin tavan yaptığı yılbaşı ve Paskalya zamanı kesinlikle sağlam kazığa bağlayın deriz. En çok da Havana ve Varadero’da zorlanabilirsiniz.

Casa particularlar neye benzer?

– Odaların çoğunun kendine ait banyosu oluyor.
– Kübalılar temiz insanlar. En yıpranmış evler bile tertemizdi. Temizlik konusunda içiniz rahat olsun.
– Dekorasyon genellikle 20-30 yıllık, içlerinde de minimum ve basit bir tasarım var.
– Evlerin ya da odaların sokağa bakan penceresi olmayabiliyor. Hava çok sıcak olduğu için evler olabildiğince güneşi minimumda alacak şekilde planlanmış. Çoğu evde evin ortasında bir avlu var ve her oda oraya bakıyor.
– Odaların pencerelerinin çoğunda cam yok, sadece jaluzi panjur var. Yanınızda sinek ilacı getirin.
– Çoğu odada bir buzdolabı ve klima oluyor.
– 24 saat sıcak su bulmak konusunda sıkıntı yaşamazsınız.
– Ülke genelinde evler daha çok öğrenci evi lüksünde ama çok hoş antikalarla döşeli evler, havuzlu güzel tasarımlı villalar bile var.
– Evde kahvaltı etmek isterseniz kişi başı yaklaşık 5 CUC, akşam yemeği isterseniz de kişi başı yaklaşık 10 CUC ekstra ödemeniz gerekiyor. Özellikle akşam yemeğini önceden haber vermeyi atlamayın.
– Kirlilerinizi casalarda ev sahibine yıkatabilirsiniz, belirli bir ücret isteyecektir ama uygun fiyatlarda.
– Biz bir güvenlik problemi yaşamadık ama içim rahat olsun odamı kilitleyeyim derseniz her odanın kitleyip yanınıza alabileceğiniz anahtarı oluyor. İstediğiniz saatte evden çıkmak ve dönebilmek için de evin anahtarından bir tane de size veriyorlar, öyle bir durum olursa rahatlıkla sorun.
– Bazı casalar’ın tabelalarında ya da isimlerinde “hostal” kelimesi geçiyor. Bu casalar diğerlerine göre daha güzel ve bakımlı oluyor. Çoğunlukla ev sahipleri yurtdışındaki tanıdıkları ve yolladıkları para sayesinde evi geliştirip güzelleştirmeye fırsat buluyorlar, e fiyatlar da buna göre revize oluyor.

Bunlara ek olarak yarı müstakil (Yine aile yanı fakat kendinize ait bir girişi olan), müstakil (tamimiyle sizin kullanımınızda) ve havuzlu villa alternatifleri de var kiralayabileceğiniz.

Casa Particular Nasıl Ayarlanır?

Mutlaka Gitmeden Kalacağınız Casa Particular’ı ayarlayın.

Aslında Küba’daki her sokak casa particular dolu ancak kalınabilir standartlarda olan az yer var ve güzel yerler de zaten önden doluyor. Dolayısı ile Küba’ya gitmeden kalacağınız evi bulup, rezervasyon yapmanızı şiddetle tavsiye ederiz.

Küba’da yaşayan Emre ve Ece’nin kurduğu Yeşil Timsah isimli websitesi Türkçe casa particular rezervasyon hizmeti veriyor. Sitede aile yanı konaklama, yarı müstakil, müstakil ve havuzlu villa gibi Küba’nın bir çok yerinde alternatifler var. Küba Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı çalışıyorlar. Rezervasyon yaparken belirli evler dışında ön ödeme yok. Casa girişinde ödemeyi gerçekleştiriyorsunuz. Küba’da tüm işler “yaparız, ederiz, hallederiz” şeklinde ilerlediği için herhangi bir durumda Yeşil Timsah’a ulaşabiliyor olmak hayat kurtarabilir. Casa alternatiflerini görmek için tıklayın.

Küba

VİNALES, KÜBA’DA GEZİLECEK YERLER & AT TURU VE PURO

Biz Evde Yokuz

Küba

2

Vinales, işte o dünyaca meşhur Küba purolarının geldiği yer…

Küba’da Allah’ın emri bir puro turuna çıkacaksınız ya, n’olur o at üzerinde tütün tarlalarını gezdiğiniz Vinales’te olsun. Vinales Vadisi dünyanın en iyi purolarının tütünleri yetiştiren tarlalarla dolu. Havana’ya yakın olduğu için turların uğrak duraklarından biri. Ancak turlar bir otobüs insanı aynı anada tarlada dıgıdık dıgıdık ata bindiremeyecekleri için, bu harika deneyimi yaşatmak yerine puroyu ülkenin en büyük puro fabrikasına götürüyorlar. UNESCO korumasındaki vadide, at üzerinde gezerek, tarladaki minik ambarda sarılan, kimyasal işleme uğramamış puroyu çiftçisinin elinden denemek varken, fabrikada ne işiniz var… O zaman herhangi bi puro fabrikasına gitmektan farkı yok ki… Siz siz olun, Vinales’te atlı turu kaçırmayın. Bizim Küba’da en sevdiğimiz deneyimlerdendi. Anlayacağınız bu yazıyı Vinales’i önermek için değil, özellikle Vinales’teki atlı turu önermek için yazıyoruz.

Aslında Vinales’te yürüyerek de tur yapabiliyorsunuz ama 4 saat at üzerinde popomuz sandalyeye oturamaz kıvama getirip, sonra gün batımında tarlaların ortasında bir mojito ve puro ile ödüllendiren atlı turun keyfi başka hiçbir şey de yok. Tarlaların ortasında barın ne işi var demeyin, burası Küba, rom peynir ekmek kadar bir temel ihtiyaç burada.

Dolayısı ile 3 ana konumuz var:
– At turu nasıl yapılır & faydalı bilgiler
– Puro hakkında bilmeniz gerekenler
– Vinales’te başka ne yapılır ?

Not: Havana’dan geliyorsanız yol üzerindeki ekolojik sanat köyü Las Terrezas’ta bi kahve için.

Vinales’e Kaç Gün Ayırmak Gerekir?

Vinales’e bizce 1 gün ayırmak kafi. Evet, atlı tur dışında yapılabilecek diğer şeyleri de bilginiz olsun diye listeledik ama bize sorarsanız Küba’da yapılacak o kadar çok şey varken zamanınızı burada şeylere harcamanın pek ne manası yok.

KÜBA PUROSU

Cohiba Küba’nın en ünlü markası. Ardından daha daha ucuz olan Romeo y Julieta ve Montecristo geliyor. Hepsi devlete ait. Küba’da zaten üretilen herşey devlete ait olduğundan çiftçinin tütünün %90’ını devlet alıyormuş. Geri kalan %10’u satamak da serbestler. Genelde puro yaptıp, turla uğrayan gelen turistlere satıyorlar. 1 tanesi için 3 CUC diyorlar ama biz 1,5 CUC’tan alabildik. Size 10’luk, 20’lik paketler öneriyorlar ama biz çok tavsiye etmeyiz hemen tüketmezseniz kuruyorlar. Etrafına sardıkları ağaç kabuklarının iyi muhafaza ettiğini söylüyorlar ama güvenmeyin . Markaların puroları kimyasal işlem gördükleri için onlar çok daha uzun süre dayanıyorlar ancak onlardan da en fazla 25 tane yurtdışına çıkartabiliyorsunuz. Markasız olanlar içinse adet sınırlması yok.

VINALES’TE AT TURU

Vinales Milli Parkı’nın içinde birkaç tane vadi var ama turlar yoğunlukla Palmarito Vadisi veya Los Aquaticos’ta yapılıyor. Tütün nerede nasıl yetişir, nasıl kurutulur, sonra nasıl puro olur, Küba’da devlet ve çiftçi arasındaki ilişki nasıl öğrenmenin bizce en keyifli yolu at üstünde tarlaları gezerek öğrenemek. Ancak kiminle turu yaptığınız çok önemli; bazı atlar o kadar kötü durumdaki hoş bir gezi, bir anda dünyanın en büyük vicdan azabına dönebilir.

– Daha önce ata binmiş olmak gerekmiyor.
– Saat başı 5 CUC şeklinde fiyatlandırılıyor ve genelde 4 saatte bitiyor.
– Bir mağaraya uğuyor, içinde bir su birikintisi var, yüzmek isterseniz mayonuz yanınızda olsun. (Yukarıdaki videodan izleyebilirsiniz)
– Kapalı ayakkabı ve pantalon şart!
– Gün doğuşu turu ve gün batımı turu olmak üzere 2 farklı zaman geçebiliyrsunuz. Gün batımı turu güneşin batışından 3 – 4 saat önce başlıyor.

At turu nereden organize edilir?

En ama kritik konu bu. Kaldığınız casa particular’ın sahiplerinden tutun, sokakta yürüyen Kübalılara birçok insan gelip yanınıza atlı tur ayarlayalım mı diye soracak. Kesinlikle tavsiye etmiyoruz, bu işi atlarına iyi baktığınından emin olduğunuz insanlarla yapmalı, hem duyarlı insanlara para kazandırmak açısından, hem de bazı atların durumu o kadar içler acısı ki bırakın üzerine binmeyi, bakmak bile insanın vicdanını acıtıyor. Bu konudaki hassasiyeti ile bilinen tur operatörü Yoan & Yarelis. Çalıştığı birkaç köylü var ve gelenleri onlara bölüştürüyor. Aynı zamanda evlerini pansiyon olarak da işletiyorlar ve çok popülerler (Konaklama bölümünde bilgilerini bulabilirsiniz). Telefonu 52 – 74 – 17 – 34

VINALES VADİSİ’NDE GEZİLECEK YERLER

Vinales merkez haritasını GoogleMaps‘te açmak için tıklayın.

1999’dan beri UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan Vinales Vadisi, içinde barındırdığı bioçeşitliliği, yer yer tepelikli yer yer mağaralı kendine has yer yüzü şekilleri, geleneksel-yerel yerleşimleri ve Küba’yı dünyada tütünün ana vatanı yapan tütün plantasyonları, at üstünde trekkingden doğa yürüyüşlerine, tırmanıştan dalışa türlü doğa aktiviteleriyle bir bütün olarak kesinlikle Küba’da yaşayabileceğiniz en güzel kırsal deneyimi vaad ediyor. Birden fazla aktiviteye katılayım derseniz Milli Park’a en az 2 gün kalmanız gerekiyor ama yukarıda da belirttiğimiz gibi bizce 1 gün ayırmak gayet yeterli.

1. VİNALES MERKEZ

Vinales merkezi aslında bir yerleşim yerinden çok vadideki tüm turları ayarlayabileceğiniz, tüm etkinliklerin başlangıç noktası küçük bir kasaba olarak düşünebilirsiniz. Bir ana meydan bir ana kilise etrafında 1875’de kurulan Vinales Köyü, topu topu 4000 kişilik nüfusuyla küçücük bir yer. Elbette burada da kolonyal mimarinin en güzel örneklerinden bazıları bulunuyor.

Casa de la Cultura – Şehrin merkezindeki kolonyal mimari örneği en eski yapılardan biri. Şu an dans derslerinin verildiği bir kültür merkezi olarak kullanılıyor. Konum için tıklayın. Gece hayatı için uğrayabilirsiniz.

Museo Municipal – 1861 – 1914 yılları arasında bağımsızlık kahramanı Adela Azcuy’un eski evi olan bina, 1982’den beri şehir müzesi olarak kullanılıyor. Gün içinde bu müzeden milli parka rehberli turlar ayrılıyor. Bir gün öncesinden buraya gelip müze içindeki ofisten ayarlamalarınızı yapabilirsiniz. Çalışma Saatleri:09.00 – 20.00 Salı – Cumartesi Pazarları 21.00 Giriş ücreti: 1 CUC Konum için tıklayın.

Balcon del Valle – Günü batırma manzaralı bir restoran. Tütün tarlalarına ve magotlara (yükseltilere) nazır 3 ahşap platform üzerine kurulu, yazılı olmayan menüsünde tavuk, balık, ıstakoz ve domuz ürünleri bulabileceğiniz bir restoran. Vinales merkezin 3 kilometre dışında. Tel: Web Sitesi: balcondelvallevinales.blogspot.in Konum için tıklayın.

2. VİNALES MİLLİ PARKI’NDAKİ AKTİVİTELER

150 kilometrekareye yayılan olağanüstü bir doğal alan olan Vinales Milli Parkı, hem Küba’da görebileceğiniz en geleneksel yerleşimlerin bulunduğu yer hem de kahve, tütün, şeker kamışı, portakal ve avokado gibi zirai ürünlerin en eski ve en geleneksel şekilde üretildikleri alan. Burada yapılacaklar arasında tırmanış, doğa yürüyüşü, vadi ve tepeler boyunca at biniciliği, doğal havuzda yüzme gibi aktiviteler var. Üstelik illa ki sportif bir kişi olmanız da gerekmiyor çünkü Küba’nın en turistik yerlerinden biri olduğundan buraya tur firmalarının farklı şehirlerden çıkışlı ve farklı rotaları takip eden herkese uygun turları var. Bu turlarla devasa Prehistoria Muralı’nı, Los Aquaticos Köyü’nü, San Miguel ve Indian Mağaralarını görüp bölgedeki diğer doğa aktivitelerini yapabilirsiniz.

Vinales Milli Parkı’nda Tırmanış

Bu coğrafya Küba’nın Yosemite parkı çünkü bu vadiye hakim kalker taşı monoblok yükseltiler olan “mogot” denilen yeryüzü şekilleri tırmanışa oldukça elverişli. Her ne kadar Küba hükümeti tarafından bir spor dalı olarak görülüp yeterince desteklenmiyor olsa da buranın methini bir şekilde duyan tırmanış tutkunları tüm dünyadan buraya tırmanışa geliyor. Bölgedeki doğa sporları turizmine devlet arka çıkmadığı için çevrede ne bir haritalandırma ne de resmi bir arazi sinyalizasyonu var. Konu hakkında en düzgün bilgiyi Cuba Climbing adlı siteden bulabiliyorsunuz. Bölgede birçok tırmanış rotası var fakat kendi ekipmanınızı kendiniz getirmeniz gerekiyor. Zira ekipman kiralama olanakları da henüz yok.

Vinales Milli Parkı’nda Doğa Yürüyüşü

Park içindeki tüm doğa yürüyüşü organizasyonları için merkezdeki Museo Municipal’den veya merkezdeki tur firmalarından, en olmadı parkın kendi ziyaretçi merkezinden bilgi alabilir ve kayıt yaptırabiliyorsunuz. Doğa yürüşleri için ortalama kişi başı ücret 8 CUC civarında ama tekrar söylüyoruz, at turu kadar güzel değil.

VINALES ETRAFINDA GEZİLECEK YERLER

Vinales etrafında gezilecek yerleri GoogleMaps‘te görüntülemek için tıklayın.

Öncelikle şunu söyleyelim; Küba’da 2,5 haftadan uzun kalmıyorsanız, Vinales’e sadece 1 gün ayırın ve onun yarısını da atlı tur için kullanın deriz. Aşağıdaki şeylerin hiç birisi bizim Küba’da Gezilecek Yerler yazımızda önerdiğimiz programdaki yerleri feda etmeyin. Aralarında bizce en cazip olanı harika kumsalları ile Cayo Levisa ancak eğer bizim önerdiğimiz programı izliyorsanız zaten Varadero’da inanılmaz bir kumsal göreceksiniz.

1. Cayo Levisa’da Deniz Keyfi

Fotoğraf Kaynak: Rafael Medina / Flickr

1,5 – 2 saate yakın yol yapmaya razıysanız, çok güzel plajları olan bir ada. Cayo Levisa Küba’nın kuzeyinde müthiş sahillere sahip adalardan biri. Bungalow tarzı bir otel, basit bir restoran ve dalış merkezi var. Bir dalış 40 CUC. Palma Rubia’dan adaya 35 dakikalık bir yolculukla varıyorsunuz. Bot 10.00’da kalkıyor 17.00’de geri dönüyor. Kişi başı gidiş dönüş 25 CUC tutuyor. Fiyatın içinde öğle yemeği de dahil. Eğer adadaki otelde kalacaksanız tek gidiş ise 15 CUC. Adaya Vinales’ten günübirlik turlarla gelmek ise en uygun seçenek. Tur yemek ve yol dahil 29 CUC. Tam bu noktada atlamamamız gerekir ki Cayo Levisa’ya Kübalıların giriş izni yok. Ne yazık ki kendi ülkelerinde turistlerden sonra ikinci sınıf vatandaş gibiler. Küba’nın tüm cennet bahçesi güzelliklerinden mahrumlar 🙁 Konum için tıklayın.

2. Mural de la Prehistoria

Fotoğraf Kaynak: Daniel Cruz Valle / Flickr

Şehrin 4 kilometre batısında Meksikalı ünlü sanatçı ve mural ustası Diego Rivera’nın halefi olarak görülen Leovigildo González Morillo’nun tasarımı olan ve dağın 180 metre uzunluğundaki tüm bir yamacı boyunca devam eden devasa muralını görebilirsiniz. 1961 yılında yapılan “Mural de la Prehistoria” adlı eser üzerinde 18 kişi dört sene boyunca çalışmış. Devasa sümüklüböcek, dinozorlar, deniz yaratıkları ve insanların olduğu mural, adeta evrim teorisinin saykodelik bir yorumu gibi. Ne yazık ki esere çok fazla yakından bakma şansınız yok ve giriş paralı. Alanda bir restoran da var. Bir içki dahil giriş 3 CUC 09.00 – 18.00 arası açık. Konum için tıklayın.

3. San Miguel ve Indian Mağaraları

San Miguel Mağarası, San Vicente Vadisi’nde giriş kısmında bir barı olan küçük bir mağara. Gündüzleri sıradan bir bar olan mekan pazar geceleri hariç diğer günlerde geceleri 22.30’dan sonra gece klübüne dönüşüyor. Mağaranın öbür çıkışında da bir restoran var. 10 dakikalık bir tur ve bir içki dahil giriş 3-5 CUC arası bir şey. 09.00 – 17.30 arası açık. Konum için tıklayın. Vinales merkezin 5,5 kilometre kuzeyindeki Indian Mağarası da Küba’nın oldukça turistik noktalarından biri. 1920’lerde keşfedilmiş ve elektrikle aydınlatılmış mağaranın içine motorbotlarla girip gezebiliyorsunuz. Giriş 5 CUC. Saat 09.00 – 17.30 arası açık. Konum için tıklayın.

4. Los Aquaticos Köyü

Los Aquaticos, batı tıbbına ulaşımın olmadığı zamanda suyun iyileştirme gücüne inanan, 1943 yılında buradaki tepeliklere kesin olarak yerleşip bir dağ komünitesi kuran çiftçilere ve bölgeye verilen admış. O günden bugüne hala burada yaşam birkaç aile ile devam ediyor. Bu komünitenin devletten bağımsız olarak kendine ait kuralları ve bağımsız bir iç işleyişleri var. Günde 3 kez yıkanmaya ve rüzgarda kurumaya dayanan su ile ilgili pratiklere sahipler. Ayrıca oldukça misafirperverler. Komünitelerine ulaştığınızda haklarında merak edilenleri seve seve yanıtlıyorlar. Burayı özel kılan bir başka özelliği de harika gün doğumu. Vinales merkezden buraya günü doğurma turları var. Ulaşımı sadece at üstünde veya yaya olarak sağlayabiliyorsunuz çünkü arazi oldukça sulak ve patikalı olduğundan araç girmesi mümkün değil. Ayrıca herhangi bir işaret levhası da yok. Bu nedenle bireysel gelmek yerine merkezden bir tur şirketi ile anlaşmanızı tavsiye ederiz. Bkz. Yoan & Yarelis Reyes.

5. Maria La Gorda

Karayiplerin en iyi dalış noktalarından birisi olarak geçiyor. Küba’da Gezilecek Yerler yazımızdan bilgi alabilirsiniz.

TUR OPERATÖRLERİ

Bu aktiviteler için servis sağlayıcılar:
Biz bu şirketleri denemekdik ama iyi yorumları alanlar bunlar:
Knowing Vinales – Atlı tur, bisiklet kiralama, taksi ayarlamaları ve yürüyüş turları gibi hizmetler veriyor. Konum için tıklayın.
Step in the Valley – Valley of Silence ve Los Aquaticos’a giden doğa yürüyüşü, atlı tur, kaya tırmanışı turları var. Konum için tıklayın.
Horse Riding Vinales – Milli Park’ın resmi tur firmalarından biri. Turlar firmanın merkezdeki casa particuları olan Villa el Habano’dan başlıyor. Konum için tıklayın.
Yoan & Yarelis Reyes Oda kahvaltı hizmet de veren Villa Los Reyes’in Milli Park’ta biyolog olarak çalışan sahibinin düzenlediği resmi olmayan turlar var. Özellikle at üstünde Los Aquaticos’ta gündoğumu turu ve Valle de Silencio’da günübatımı turu iki popüler etkinliği.
Cubanacan – Devlete ait turizm şirketi. Otel (casa değil) bulmanızan, günübirlik turlara Cayo Levisa, Maria la Gorda gibi dalış noktalarına günübirlik turlara bir sürü hizmetleri var. Milli parkta bisiklet turu, atlı tur ve doğa yürüyüşleri turları da var.
Cayo Levisa Turu 29 CUC
Gran Caverna de Santo Tomas 20 CUC
Maria La Gorda 35 CUC
Rehberli Trekking 8 CUC

Bike Rental Point
Saat başına 1 CUC ya da 8 Saati 6 CUC olarak ücretlendiriliyor.

YEME İÇME

– Vinales domuzu ile ünlü ve burada efsane domuz pirzolası (pork chop) yapan bir restoran var. Domuz yiyorsanız, aşka geleceksiniz, domuz yemiyorsanız da her türlü eti başarılı. İsmini hatırlayamıyoruz ama Adela Azcuy ve Rafael Trejo caddelerinin kesişiminde çok sadece bir mangalcı göreceksiniz. Resimdeki gibi tahta masa sandalyeleri var. 1 porsiyon 2 kişiyi doyuracak büyüklükte. Yemek üzerine bir de churros isimli tatlıdan patlatın bizim için. Konum için tıklayın.
– Bu restoranın hemen yanında bir mangal yapan bir restoran daha var. Balık ya da deniz böceği (kerevit) yemek isteyenlere öneririz.
– Tüm Küba’da kaldığınız casalarda yemek sipariş edebiliyorsunuz.

KONAKLAMA

Salvador Cisneros buranın ana caddesi. İster collectivo ile gelin, ister otobüsle sizi muhtemelen bu cadde üzerindeki meydanda (kilisenin orada) bırakacak. Yerleşimin göbeği burası. Hemen bir alt paralelindaki Rafael Trejo sokağındaki tüm evler casa particular olarak işletiliyor. Biz burada kapı kapı gezerek yeriniz var mı diye sorarak yer bulduk.

Villa El Mojito çok popüler. Üstelik mojito yapımı dersi bile alabileceğiniz doğru bir adres. Samimi bir ortam ve sıcak kanlı sahipleri var. Ama biraz merkezden uzak. Bununla birlikte zaten ufak bir yer olduğu için uzak bile aslında uzak sayılmaz. Adres: Calle Adela Azcuy Norte, nº 43 Konum için tıklayın.

Villa Los Reyes yukarıda bahsettiğimi at tur operatörlerinin yeri. Websiteleri için tıklayın.

SOSYALİZM DOSYASI : SOSYALİST ÜLKE KÜBA DÜNYAYA DERS VERDİ /// KÜBALI DOKTORLAR SURİYE’Yİ FETHETTİ !!!


YUKARIDA ÇANTALARI İLE HAZIR BEKLEYENLER SURİYE’YE YARDIM GÖTÜREN KÜBA’LI DOKTOR VE HEMŞİRELER.

SOSYALİST BİR ÜLKE OLAN KÜBA, SURİYE’YE 2,000 DOKTOR, 1,650 HEMŞİRE, 35,000 DOZ AŞI, 2 TON İLAÇ GÖNDERİRKEN EMPERYALİST ÜLKELER İSE BİNLERCE TON BOMBA GÖNDERDİ.

TEK KELİME İLE BRAVO !!!

SAVAŞ DOSYASI : Küba’da dünya savaşı çıkabilir


Küba’da dünya savaşı çıkabilir

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın Uluslararası Bilgi Güvenliği Özel Temsilcisi A. V. Krutskih’in, Rusya’nın en önemli basın kuruluşlarından Kommersant gazetesinde yayımlanan makalesi dikkat çekti.

Aralık 2018’de Moskova, Washington’un başkanlık seçimleri kampanyası sırasında ABD’nin “elektronik altyapısına izinsiz giriş” konusundaki endişeleri dolayısıyla, 2016’daki Rus-Amerikan resmi yazışmalarının içeriğini yayınlanmasını önerdi. Amerikan tarafı bunu reddetti. Gerekçe ise, bu materyallerin çok “hassas” içeriğe sahip olmasıdır. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın Uluslararası Bilgi Güvenliği Özel Temsilcisi A. V. Krutskih’ göre, söz konusu yazışmaların ABD için Rusya’dan daha hassas olması mümkün değil. Aksine, Washington’un böyle bir yaklaşımı, kendi pozisyonundan emin olmadığını göstermektedir. Yine yazışma yayımlandığı takdirde, Rusya’nın ABD başkanlık seçimlerine siber yollarla müdahale ettiği yönündeki suçlamalarla ilgili yanlış bilgiyi yaymanın daha zor olacağı ifade ediliyor.

Konuyla ilgili olarak, Krutskih’in Rusya’nın en önemli basın kuruluşlarından Kommersant gazetesinde 27 Mart 2019’da yayımlanan makalesi dikkat çekiyor. Krutskih, ayrıca, "Acil iletişim hattı ve uzmanlar arasındaki diyalog, siyasi sebeplerden ötürü aksadığı takdirde ‘II. Küba Krizi’nin ortaya çıkma ihtimali vardır. Ancak bu sefer füzeler değil de bilgi-iletişim teknolojileri devreye girecektir" diye de belirtiyor.

OBAMA DÖNEMİNDE…

Yayımlanan makale şu şekilde:

"Amerikan toplumunda alışık olduğumuz ve adeta ritüel hâline gelen Rusya karşıtı propagandanın yanı sıra son zamanlarda son derece sağlıklı yorumlar da yapılmaya başlandı. Örneğin, kısa süre önce The Daily Beast’te yayımlanan “Bu yardım hattı, ABD ile Rusya arasında siber savaşı engelleyebilir” başlıklı makale dikkat çekmektedir. Bu meseleleri takip eden uzmanlar makalede belki de samimi açıklamalar bulamayacaktır. Ancak önemli olan başka bir şeydir: Rusya ile ABD uzmanları arasında uluslararası bilgi güvenliği alanında gayrisiyasi herhangi bir diyaloğun olmaması, münasebetleri çıkmaza sokmakla kalmamakta, aynı zamanda son derece tehlikeli ve büyük ölçekli çatışma riski de taşımaktadır.

Bu söylenenler, duygusal değerlendirme olmayıp siber güvenlikten sorumlu olan şimdiki ve eski Amerikan istihbarat veya askerî teşkilat mensuplarının, yani “yeryüzündeki” durumu iyi anlayan ve görevleri dolayısıyla da maksimum seviyede pragmatik düşünmek zorunda olan kimselerin dile getirdiği gerçek faktörlerdir.

Eğer ABD’deki uzmanlarla istihbarat ve askerî çevreler, bu değerlendirmelere gerçekten katılıyorlarsa bu olay, “duvarın diğer tarafındaki” meslektaşlarla aynı fikri paylaştığımız nadir konulardan biridir.

Bundan altı yıl önce, 2013 yılında, siber vakalar ihtimalinde Rusya ile ABD arasında doğrudan iletişim hattının kurulması konusunda anlaşmaya varmıştık. Aslında varılan anlaşma ve hat, Soğuk Savaş yıllarında da geçerli olan askerî vakalara dair geleneksel yaklaşımla benzerliğe sahipti. Bunlar, iletişimden siyasi alana kadar her seviyede başarılı bir şekilde bilgi alışverişini öngörüyordu.

Bu yıllar içerisinde birçok kez bu uygulamaya başvuruldu. Barack Obama döneminde iki ülke arasında gerek sıradan teknik seviyede gerekse de danışmanlık formatında siber sorunlar konusunda son derece canlı bir diyalog vardı. İki tarafın uzmanları bir araya gelip çıkan sorunları doğrudan görüşme imkanına sahipti. Rusya – ABD Devlet Başkanları Komisyonu çerçevesinde üst düzey özel çalışma grubu da oluşturulmuştu.

Yardım hattının çalışmalarına gelince bu alandaki en önemli örnek, sonbahar 2016’da, başkanlık seçim kampanyası sırasında, ABD tarafının onların elektronik alt yapılarına dair yasadışı sızmalarla ilgili Rusya’ya yaptıkları başvurudur. Her zaman olduğu gibi o tarihte de son derece hızlı bir şekilde cevap verdik ve teknik veri alışverişinde bulunduk. Söz konusu hattın işleyişinden sorumlu olan Millî Koordinasyon Merkezimiz daha geçtiğimiz yılın Aralık ayında Amerikan tarafının onay verdiği takdirde söz konusu yazışmaları yayımlayabileceğini açıklamıştı. Washington’a bu teklifi resmî kanallardan bu yılın başında yaptık. Ancak olumsuz cevap aldık.

Mart ayında Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın resmî temsilcisi verdiği brifinglerden biri sırasında konuyla ilgili ayrıntılı açıklamayı yapmıştı. Ben kendi adıma ise ancak şunu ekleyebilirim: Yazışmayı yayımlamayı öngören bizim teklifimiz aslında eşi benzeri olmayan bir adım, ortaklarımızın sıkça zikrettiği gerçek bir şeffaflıktır.

GÜVENSİZLİĞE İŞARET EDİLİYOR

Rusya’nın korkacağı bir şeyi olmadığı gibi saklayacağı bir şeyi de yoktur. Biz, Rusya ve ABD kamuoyunun, basının, uzmanların söz konusu yazışmayı incelemelerini ve o tarihte gerçekte nelerin yaşandığı konusunda kendilerinin bir sonuca varmalarını istiyoruz ve buna da hazırız. Ancak şimdilik biz bu bilgileri kimseyle paylaşamıyoruz. Zira Amerikan tarafı buna razı olmamaktadır. Gösterilen gerekçe ise bu materyallerin “hassas” olan materyaller olmasıdır. Ancak şu da bir gerçektir ki, bunlarda Rusya ile kıyasla ABD için daha “hassas” olan hiçbir şey yoktur. Bu yaklaşım daha çok ABD’nin kendi yaklaşımına olan güvensizliğe işaret etmektedir. Çünkü herkesin ulaşabileceği verilerin yayıldığı bir ortamda siber suçlardaki “Rusya parmağından” bahsetmek çok da kolay olmayacaktır.

Ancak saçmalıklar bununla sona ermiyor. Amerikan devlet organlarından olumsuz cevap aldıktan sonra biz yardım hattı ile ilgili durumun Moskova’dan nasıl göründüğü konusunu doğrudan ABD kamuoyuna anlatmaya karar verdik. Bunun için de Amerika’nın birkaç önde gelen basın yayın organına kaleme aldığımız makalemizi yayımlamayı teklif ettik. Biz kendilerine “doğrudan diyaloğu” vereceğimizi ve bu diyaloğu istedikleri gibi yorumlayabileceklerini bildirdik. Bizim cümlelerimizin hoşlarına gitmediği takdirde bunu belirtmelerini, aynen yazmalarını, kararı ise okuyucuların kendilerinin vereceğini ekledik.

Başlangıçta bu gazeteler, bu teklifimize büyük ilgi gösterdiler, ayrıntıları talep edip verdiğimiz verileri yayımlamaya hazır olduklarını bildirdiler. Ancak öyle anlaşılmaktadır ki, daha sonra kendilerine uyarı yapılmış ve bu yayın organları herhangi bir sebep göstermeden bunları yayımlamayı reddettiler. Korktular.

Tüm bunlar şüphesiz işin duygusal tarafı. Biz ise daha çok işin pragmatik yönüne bakıyoruz. Söz konusu makalede adı geçen Amerikalı meslektaşlarıma (Michael Daniel, Kris Painter, Luke Dembosky) bir kez daha katılıyorum: Acil iletişim kanallarının mevcudiyeti tek başına yeterli değildir. Bu kanalların başarılı bir şekilde çalışması için bunların günlük faaliyetlerini yürüten kimseler arasında diyaloğun geliştirilmesi ve uluslararası bilgi güvenliği meselelerine dair daha geniş çaplı bir iletişim ağının kurulması gerekmektedir.

Resmî Amerikan yetkililerinden bununla ilgili sıkça “bunun için gereken güven aramızda yoktur” şeklinde cümleler duyuyoruz. Buna cevaben şunu söylemek istiyorum: “Siz sürekli bu konuda konuşmaktan çekiniyorsunuz. Bu güven nasıl oluşsun?” Biz birçok kez ikili görüşme gerçekleştirme teklifinde bulunduk, ancak her seferinde olumsuz cevap aldık. Hatta bazen öyle saçmalıklar yaşanmaktadır ki, örneğin bir yıl önce Cenevre’de görüşmeye birkaç saat kala Amerikan tarafı görüşmeleri iptal etti. Hâlbuki heyetler dahi hazır bulunuyordu. Böyle bir durum, ister istemez yüz yüze görüşmelerin bizim ortaklarımızı o kadar çok korkuttuğunu düşünmemize neden olmaktadır ki, onlar kendi kızgınlıklarını basın yoluyla yaymaktadırlar.

Hâlbuki mesele, günlük siyaset, karşılıklı “laf sokma” veya herhangi bir sübjektif faktörden ibaret değildir.

Şimdi, aynen bundan 50 yıl öncesinde olduğu gibi, siber vakasının Rusya ile ABD arasında büyük ölçekli askerî çatışmaya dönüştürme çabasının engellenmesi söz konusudur.

2. KÜBA KRİZİ

Acil iletişim hattı ve uzmanlar arasındaki diyalog, siyasi sebeplerden ötürü aksadığı takdirde “II. Küba Krizi”nin ortaya çıkma ihtimali vardır. Ancak bu sefer füzeler değil de bilgi-iletişim teknolojileri devreye girecektir. Ve gelişmeler de birkaç dakikada yaşanacak, taraflara karar almak için bile zaman bırakmayacaktır. Bu da fantastik bir filmin senaryosu değil, gerçektir. İnanmak isteriz ki, bu sadece Rusya’da değil, ABD’de de çok iyi anlaşılmaktadır. En azından Amerikalı uzmanların ileri sürdükleri görüşler, böyle düşünmemizi sağlamaktadır.

Aynı yaklaşımı (şeffaflık, demokrasi, diyalog) siber meselelerle ilgili çok taraflı platformlarda da gösteriyoruz. Bilindiği gibi bu sene BM’de uluslararası bilgi güvenliği ile ilgili diyalog temelli iki yapı oluşturulacaktır: 1) Örgütün tüm üyeleri için Çalışma Grubu; 2) Uzmanlar Grubu. İlginçtir ki, bunlardan ilki Rusya’nın, ikincisi ise teoride Amerika’nın inisiyatifi ile kurulmaktadır. Hâlbuki fiiliyatta başlangıçta her ikisi de Rusya tarafından ileri sürülmüş ve hep gündemde tutulmuştur. Bu arada Batılı ülkeler, bu projeye olumsuz yaklaşıyor ve her seferinde eleştiriyorlardı. Nasıl olursa olsun gerçek şudur ki, BM’de artık birbirlerine paralel olarak çalışacak iki grup faaliyet gösterecektir. Şimdi, söz konusu yapıların hangi prensipler temelinde çalışacakları iyi bir şekilde belirlenmelidir.

BM’de uluslararası bilgi güvenliği alanında “gladyatör savaşları” yapmak, bizim savunduğumuz bir şey değildir. Rusya aynen diğer devletler gibi söz konusu grupların çalışmalarının yapıcı, çatışmalardan uzak ve işbirliği temelinde gelişmesini istemektedir.

Doğru mantık yürüterek “yükün paylaşılması”nı teklif ediyoruz. Buna göre Çalışma Grubu, örgütün üyelerinin çoğunu ilgilendiren büyük siyasi meseleler üzerinde durmalıdır. Bu grup, örneğin bilgi alanında devletlerin sorumlu davranması, bu alanda karşılıklı güvenin sağlanması, gelişmekte olan ülkelere yardım edilmesi, bu alanda diyaloğun nasıl gelişeceğine dair kararların alınması (BM Güvenlik Konseyi veya BM Genel Kurulu’na bağlı daimi komitenin kurulması veya başka bir yapının oluşturulması) gibi meselelerle ilgilenebilir.

Hükümetlere Bağlı Uzmanlar Grubu ise öncelikli olarak daha önemsiz olmayan, ancak daha spesifik konu olan mevcut uluslararası hukuk normlarının bilgi alanındaki kullanım meselesi ile ilgilenebilir.

İki grubun “barış içerisinde” birlikte faaliyet göstermesinin ikinci önemli prensibi, çabaların uyumlu hâle getirilmesidir. Her iki platformdaki görüşme ve tartışmalar, siyasetten uzak tutulmalı ve pragmatik, iki gruptaki çalışmaların sonuçları ise birbiriyle yarışan değil de birbirini tamamlayan sonuçlar olmalıdır. Her iki grubun da sorumluluk alanlarına bakıldığında bunların çok sayıda sorunu çözmeleri gerektiği anlaşılmaktadır. Bu ise ancak tüm katılımcıların yapıcı yaklaşımları sayesinde mümkün olacaktır.

Altını çizmek isterim ki, böyle bir planla – bir nevi ortak faaliyet planı – biz Amerikalı meslektaşlarımıza daha geçtiğimiz yılın Kasım ayında başvurmuştuk. Aynen eskiden yaptığımız gibi bu konuların görüşülmesi için teklifte bulunduk. Aynen eskiden yaptıkları gibi cevap vermediler. Her iki yapının da hayata geçmesi için fazla zaman kalmadı. Ümit ediyoruz ki ortaklarımız bunun önemini anlayacak ve “imkanlar penceresinden” pencere kapanmadan istifade edeceklerdir. Biz ise böyle bir diyaloğa hazırız."

Odatv.com