KITA SAHANLIĞI DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : YUNANİSTAN VE FRANSA, TÜRK KITA SAHANLIĞI’NDA HAYDUTLUK YAPIYOR !…


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : YUNANİSTAN VE FRANSA, TÜRK KITA SAHANLIĞI’NDA HAYDUTLUK YAPIYOR !…

*Tayyip Erdoğan, 15 Ağustos 2020’de, Rize’de katıldığı toplantıda Doğu Akdeniz’deki gerilim hakkında konuştu. Erdoğan, “Kıta sahanlığımızda haydutluğa asla boyun eğmeyeceğiz. Yaptırım ve tehdit dili karşısında geri adım atmayacağız. Mavi Vatan’ı aynı kararlılıkla koruyacağız” dedi.

*Ancak, Yunanistan ve Fransa, Türk Kıta Sahanlığı’nda yani Mavi Vatan’da haydutluk yapıyor. Hem de göstere göstere.

*Doğu Akdeniz’deki gerilim, Yunanistan’ın 06 Ağustos 2020’de Mısır ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşması imzalamasıyla başladı.

*Yunanistan’ın Mısır ile MEB Sınırı Anlaşması imzalaması üzerine Türkiye, 10 Ağustos 2020’de 1024 / 20 numaralı NAVTEX yayınlayarak Türk Araştırma Gemilerinin Sismik Çalışma yapacağı sahaların coğrafi koordinatlarını bildirdi.

*Sismik Çalışma sahaları, Birleşmiş Milletler’e deklare edilen ve BM Genel Sekreterliği tarafından yayımlanan Türk Kıta Sahanlığı’nın içinde yer alıyor.

*Fransız savaş gemisi ve uçakları, Türkiye’nin NAVTEX ilan ettiği ve sismik araştırma yaptığı bölgede, Yunan savaş gemileri ile birlikte 13 Ağustos 2020’de Müşterek Deniz Tatbikatı yaptı.

*Tatbikat öncesinde duyuru yapmayan Yunanistan ve Fransa, Doğu Akdeniz’deki seyir güvenliği ile uçuş güvenliğini tehlikeye attı. 06 Ağustos 2020’de ilan edilen Sözde Yunan Kıta Sahanlığı yerine Türk Kıta Sahanlığı ve NAVTEX ilan ettiğimiz bölgede Askeri Tatbikat yapan Yunanistan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile uluslararası hukuku ihlal ederek haydutluk yaptı.

TÜRK KITA SAHANLIĞI’NDA, DİĞER DEVLETLER ASKERİ TATBİKAT VE ATIŞ YAPAMAZ !…

*Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) hükümleri, Sahildar Devletin Münhasır Ekonomik Bölge ve Kıta Sahanlığı’nda, diğer devletlerin Askeri Tatbikat ya da Manevra yapmasına, silah veya patlayıcı madde kullanmasına izin vermiyor.

*Malezya bile MEB ve Kıta Sahanlığı’nda, diğer devletlerin askeri tatbikat yapmasına izin vermezken, Yunanistan ve Fransa’nın, Türk Kıta Sahanlığı’nda askeri tatbikat yapmasına seyirci kalınması kabul edilemez.

Konu ile ilgili açıklamalarım ve belgeler eklerde gönderilmiştir.

Saygılarımla,

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

KITA SAHANLIĞI DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : YUNANİSTAN VE FRANSA, TÜRK KITA SAHANLIĞI’NDA HAYDUTLUK YAPIYOR !…


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : YUNANİSTAN VE FRANSA, TÜRK KITA SAHANLIĞI’NDA HAYDUTLUK YAPIYOR !…

*Tayyip Erdoğan, 15 Ağustos 2020’de, Rize’de katıldığı toplantıda Doğu Akdeniz’deki gerilim hakkında konuştu. Erdoğan, “Kıta sahanlığımızda haydutluğa asla boyun eğmeyeceğiz. Yaptırım ve tehdit dili karşısında geri adım atmayacağız. Mavi Vatan’ı aynı kararlılıkla koruyacağız” dedi.

*Ancak, Yunanistan ve Fransa, Türk Kıta Sahanlığı’nda yani Mavi Vatan’da haydutluk yapıyor. Hem de göstere göstere.

*Doğu Akdeniz’deki gerilim, Yunanistan’ın 06 Ağustos 2020’de Mısır ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşması imzalamasıyla başladı.

*Yunanistan’ın Mısır ile MEB Sınırı Anlaşması imzalaması üzerine Türkiye, 10 Ağustos 2020’de 1024 / 20 numaralı NAVTEX yayınlayarak Türk Araştırma Gemilerinin Sismik Çalışma yapacağı sahaların coğrafi koordinatlarını bildirdi.

*Sismik Çalışma sahaları, Birleşmiş Milletler’e deklare edilen ve BM Genel Sekreterliği tarafından yayımlanan Türk Kıta Sahanlığı’nın içinde yer alıyor.

*Fransız savaş gemisi ve uçakları, Türkiye’nin NAVTEX ilan ettiği ve sismik araştırma yaptığı bölgede, Yunan savaş gemileri ile birlikte 13 Ağustos 2020’de Müşterek Deniz Tatbikatı yaptı.

*Tatbikat öncesinde duyuru yapmayan Yunanistan ve Fransa, Doğu Akdeniz’deki seyir güvenliği ile uçuş güvenliğini tehlikeye attı. 06 Ağustos 2020’de ilan edilen Sözde Yunan Kıta Sahanlığı yerine Türk Kıta Sahanlığı ve NAVTEX ilan ettiğimiz bölgede Askeri Tatbikat yapan Yunanistan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile uluslararası hukuku ihlal ederek haydutluk yaptı.

TÜRK KITA SAHANLIĞI’NDA, DİĞER DEVLETLER ASKERİ TATBİKAT VE ATIŞ YAPAMAZ !…

*Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) hükümleri, Sahildar Devletin Münhasır Ekonomik Bölge ve Kıta Sahanlığı’nda, diğer devletlerin Askeri Tatbikat ya da Manevra yapmasına, silah veya patlayıcı madde kullanmasına izin vermiyor.

*Malezya bile MEB ve Kıta Sahanlığı’nda, diğer devletlerin askeri tatbikat yapmasına izin vermezken, Yunanistan ve Fransa’nın, Türk Kıta Sahanlığı’nda askeri tatbikat yapmasına seyirci kalınması kabul edilemez.

Konu ile ilgili açıklamalarım ve belgeler eklerde gönderilmiştir.

Saygılarımla,

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

KITA SAHANLIĞI DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : TÜRK KARASULARI, DİMİTRİ’NİN ÇİFTLİĞİ Mİ ???


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : TÜRK KARASULARI, DİMİTRİ’NİN ÇİFTLİĞİ Mİ ???

*Sn. Orhan Uğuroğlu’nun 02 Haziran 2020 Salı günü, Yeniçağ Gazetesi’nin kağıt baskısında ve internet sitesinde yayınlanan ve Ümit YALIM’ın açıklamalarına yer verdiği “Ege Denizi artık Yunan gölü oldu” başlıklı yazısına aynı gün Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan itiraz geldi.

*Yazının muhatabı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Muğla Valisi Esengül Civelek olmasına rağmen itiraz yazısının Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan gelmesi son derece ilginç.

*Sahil Güvenlik Komutanlığı’na göre Ege’de 18 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı işgal edilmemiş ve Türk Karasularına Yunan Sahil Güvenlik Botları girmiyor.

*Geçmişten günümüze örnekler vererek Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın itiraz yazısındaki iddiaların doğru ve yerinde olmadığını belgeleyelim. 15 Ocak 2016’da, Türk Karasularını 6 mil ihlal eden LS-604 Borda numaralı Yunan Sahil Güvenlik Botu, Vatanın Harim-i İsmetine girerek Aydın / Didim Tuz Burnu plaj bölgesinde karaya oturdu.

*Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos’un, Muğla Keçi Adası’na geleceği haberi bir gün öncesinden devletin bütün kurumları ile birlikte Sahil Güvenlik Komutanlığı’na da bildirilmesine rağmen Pavlopoulos hiçbir engelle karşılaşmadan 07 Mart 2017’de tenezzüh (gezinti) teknesiyle Keçi Adası’na geldi.

*İzmir Koyun Adası ve Aydın Eşek Adası Türk Karasularındaki Yunan Balık Çiftlikleri hiçbir engelle karşılaşmadan üretim faaliyetlerini sürdürüyor. Türk balıkçılarına göz açtırmayan İçişleri Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, Yunan balıkçıların Türk Karasularında kaçak olarak balık çiftlikleri işletmelerine göz yumuyor ve hiçbir hukuki işlem yapmıyor.

*Yunan Savunma Bakanı Yardımcısı Alkiviadis Stefanis, hiçbir engelle karşılaşmadan, 13 Mart 2020’de, İzmir Koyun Adası Türk Karasularında, 14 Mart 2020’de de Muğla Kalolimnoz Adası Türk Karasularında, Yunan bayraklı Taarruz Botuyla egemenlik ve bayrak gösterisi yaptı.

*Türk Karasuları, Dimitri’nin çiftliği mi?

Konu ile ilgili açıklamalarım ve belgeler eklerde gönderilmiştir.

Saygılarımla,

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

KITA SAHANLIĞI DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : TÜRK KARASULARI, DİMİTRİ’NİN ÇİFTLİĞİ Mİ ???


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : TÜRK KARASULARI, DİMİTRİ’NİN ÇİFTLİĞİ Mİ ???

*Sn. Orhan Uğuroğlu’nun 02 Haziran 2020 Salı günü, Yeniçağ Gazetesi’nin kağıt baskısında ve internet sitesinde yayınlanan ve Ümit YALIM’ın açıklamalarına yer verdiği “Ege Denizi artık Yunan gölü oldu” başlıklı yazısına aynı gün Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan itiraz geldi.

*Yazının muhatabı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Muğla Valisi Esengül Civelek olmasına rağmen itiraz yazısının Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan gelmesi son derece ilginç.

*Sahil Güvenlik Komutanlığı’na göre Ege’de 18 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı işgal edilmemiş ve Türk Karasularına Yunan Sahil Güvenlik Botları girmiyor.

*Geçmişten günümüze örnekler vererek Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın itiraz yazısındaki iddiaların doğru ve yerinde olmadığını belgeleyelim. 15 Ocak 2016’da, Türk Karasularını 6 mil ihlal eden LS-604 Borda numaralı Yunan Sahil Güvenlik Botu, Vatanın Harim-i İsmetine girerek Aydın / Didim Tuz Burnu plaj bölgesinde karaya oturdu.

*Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos’un, Muğla Keçi Adası’na geleceği haberi bir gün öncesinden devletin bütün kurumları ile birlikte Sahil Güvenlik Komutanlığı’na da bildirilmesine rağmen Pavlopoulos hiçbir engelle karşılaşmadan 07 Mart 2017’de tenezzüh (gezinti) teknesiyle Keçi Adası’na geldi.

*İzmir Koyun Adası ve Aydın Eşek Adası Türk Karasularındaki Yunan Balık Çiftlikleri hiçbir engelle karşılaşmadan üretim faaliyetlerini sürdürüyor. Türk balıkçılarına göz açtırmayan İçişleri Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, Yunan balıkçıların Türk Karasularında kaçak olarak balık çiftlikleri işletmelerine göz yumuyor ve hiçbir hukuki işlem yapmıyor.

*Yunan Savunma Bakanı Yardımcısı Alkiviadis Stefanis, hiçbir engelle karşılaşmadan, 13 Mart 2020’de, İzmir Koyun Adası Türk Karasularında, 14 Mart 2020’de de Muğla Kalolimnoz Adası Türk Karasularında, Yunan bayraklı Taarruz Botuyla egemenlik ve bayrak gösterisi yaptı.

*Türk Karasuları, Dimitri’nin çiftliği mi?

Konu ile ilgili açıklamalarım ve belgeler eklerde gönderilmiştir.

Saygılarımla,

Ümit YALIM

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

KITA SAHANLIĞI DOSYASI /// Orhan UĞUROĞLU : “Türk karasuları Dimitri’nin çiftliği mi ? ??”


Orhan UĞUROĞLU : "Türk karasuları Dimitri’nin çiftliği mi ???"

E-POSTA : orhan

06 Haziran 2020

"Ege Denizi artık Yunan gölü oldu" başlıklı yazıma İçişleri Bakanlığı’na bağlı Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan gelen yazıyı aynen yayınladım. Hem bakanlığa, hem de komutanlığa sorular yönelttim. Bu arada bana 18 Türk adasının işgali, Yunan karasularının artması sonucunda Türk gemilerine yapılan tacizleri gönderen Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım’dan da yanıt beklediğimi vurguladım.

Bugün de Yalım’ın verdiği yanıtı aynen yanıtlıyorum:

"Sn. Orhan Uğuroğlu’nun 02 Haziran 2020 Salı günü, Yeniçağ Gazetesi’nin kağıt baskısında ve internet sitesinde yayınlanan "Ege Denizi artık Yunan gölü oldu" başlıklı yazısına aynı gün Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan itiraz geldi. Yazının muhatabı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Muğla Valisi Esengül Civelek olmasına rağmen itiraz yazısının Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan gelmesi son derece ilginç.

İtiraz yazısında özet olarak; "Ege Denizi’nde 18 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığının işgal edilmesinden ve Yunan Sahil Güvenlik Botlarının hiçbir engelle karşılaşmadan sürekli Türk Karasularına girmesi ve Türk bayraklı tekneleri taciz etmesinden" iddia olarak bahsedilmiş. Ayrıca, Sn. Uğuroğlu’nun yazısında yer alan iddiaların gerçek bilgiye, kayda ve rasyonel argümana dayanmayan tamamen mesnetsiz ve Sahil Güvenlik Komutanlığını kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya yönelik asılsız iddialar olduğu ifade edilmiş. Yani, Sahil Güvenlik Komutanlığı’na göre, Ege’de 18 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı işgal edilmemiş ve Türk Karasularına Yunan Sahil Güvenlik Botları girmiyor.

Sn. Uğuroğlu’nun yazısında, 23 Mayıs 2020’de Aydın’ın Didim ilçesinden hareket ederek Muğla’nın Fethiye ilçesine giden Türk yatına, Yunan Sahil Güvenlik Botlarından, Bodrum ve Datça açıklarında, Türk Karasularında seyir halindeyken iki kez taciz ateşi açılması olayına yer verildi. Sahil Güvenliğin itiraz yazısında ise "olayın kendilerine bildirilmesini müteakip derhal olay yerine intikal edilerek müdahale edildiği ve hukuki sürecin başlatıldığı" belirtilmiş. Ancak yazıda, Sahil Güvenlik envanterinde 7/24 faaliyette olan 96 Deniz Mili menzilli Mobil Radarlar ve 48 Deniz Mili menzilli ASELSAN Serdar Sahil Gözetleme Radarları varken, iki Yunan Sahil Güvenlik Botunun 6 millik Türk Karasularına nasıl girdiği ve neden önlenmediğine cevap verilmemiş.

Geçmişten günümüze örnekler vererek Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın itiraz yazısındaki iddiaların doğru ve yerinde olmadığını belgeleyelim. 15 Ocak 2016’da, Türk Karasularını 6 mil ihlal eden LS-604 Borda numaralı Yunan Sahil Güvenlik Botu, Vatanın Harim-i İsmetine girerek Aydın/Didim Tuz Burnu plaj bölgesinde karaya oturdu.

Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos’un, Muğla Keçi Adası’na geleceği haberi bir gün öncesinden devletin bütün kurumları ile birlikte Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bildirilmesine rağmen Pavlopoulos hiçbir engelle karşılaşmadan tenezzüh (gezinti) teknesiyle Keçi Adası’na geldi.

Yunan Cumhurbaşkanı Türk Karasularını ihlal edilirken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Sahil Güvenlik Komutanı Tuğamiral Bülent Olcay olanı biteni turist gibi seyretti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy ve Sahil Güvenlik Komutanı Tuğamiral Ahmet Kendir döneminde yaşanan ihlaller:

İzmir Koyun Adası ve Aydın Eşek Adası Türk karasularındaki Yunan balık çiftlikleri hiçbir engelle karşılaşmadan faaliyetlerini sürdürüyor. Türk balıkçılarına göz açtırmayan İçişleri Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, Yunan balıkçıların Türk karasularında kaçak olarak balık çiftlikleri işletmelerine göz yumuyor ve hiçbir hukuki işlem yapmıyor.

Yunan Savunma Bakanı Yardımcısı Alkiviadis Stefanis, hiçbir engelle karşılaşmadan, 13 Mart 2020’de, İzmir Koyun Adası Türk Karasularında, 14 Mart 2020’de de Muğla Kalolimnoz Adası Türk Karasularında, Yunan bayraklı taarruz botuyla egemenlik ve bayrak gösterisi yaptı.

Sahil Güvenlik envanterinde 7/24 faaliyette olan 96 Deniz Mili menzilli Mobil Radarlar ve 48 Deniz Mili menzilli ASELSAN Serdar Sahil Gözetleme Radarları varken, hiç kimse ‘Yunan botlarını görmedim, duymadım ve bilmiyorum’ diyerek üç maymunu oynayamaz.

Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın Türk Karasularında kamu düzeni sağlamasını kim engelliyor?

Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın görevleri, 2692 sayılı kanunun 4. Maddesinde açık ve net bir şekilde yazılıdır. Yunanistan, işgal ettiği Türk adaları ve kayalıkları ile bu adaların karasularında korsanlık, egemenlik ve bayrak gösterisi yaparken, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı neden müdahale etmiyor? Müdahale etmeyin emri veriliyor mu, veriliyorsa kim veriyor? Böyle bir emir verilse bile emrin kanunsuz emir olduğu ve Anayasa’nın 137. Maddesine göre uygulanmayacağı, konusu suç teşkil eden emrin uygulanması halinde emri uygulayanın da sorumlu olacağı biliniyor mu?

Türk karasuları, Dimitri’nin çiftliği mi?

Kaynak Yeniçağ: "Türk karasuları Dimitri’nin çiftliği mi?" – Orhan UĞUROĞLU

KITA SAHANLIĞI DOSYASI : Deniz Kuvvetleri’nden manifesto gibi kitap


Deniz Kuvvetleri’nden manifesto gibi kitap

Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, Türkiye’nin neden Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmesi gerektiğiyle ilgili bir çalışma yaptı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından kitaplaştırılan çalışmada, Türkiye’nin ‘itiraz eden devlet konumunda bulunmayı bırakması’ istendi.

Doğu Akdeniz’i dünyanın en çekişmeli bölgelerinden biri yapan başlıca sebep, ekonomik potansiyeli. İçinde barındırdığı doğalgaz, petrol ve gaz hidratların miktarı, kıyıdaş ülkeleri rahatça üst lige taşıyacak seviyede. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi verilerine göre, halen bölgede keşfedilmeyi bekleyen 10 trilyon metreküplük doğalgaz rezervi bulunuyor.
Bölgedeki zenginlik bununla da sınırlı değil. Doğu Akdeniz’deki balık potansiyelinin de gerekli kotalar koyulduğunda ciddi bir ekonomik girdiye dönüşebileceği değerlendiriliyor. Türkiye, şuan Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB)’ni ilan etmediği için kota belirleyemiyor, kota olmayınca da karasuları dışındaki gemileri engelleyemiyor. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’e göre, bu bölgede sadece orkinos avcılığından kaybımız 400 milyon doların üzerinde.
Türkiye, her ne kadar örf ve adet hukuku gereği bölgedeki hakları korumaya çalışsa da, MEB ilanının çok çeşitli alanlarda ülkemize katkı sunacağı değerlendiriliyor.
İşte tam bu konuda, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı‘nın yaptığı bir çalışma, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından kitaplaştırıldı. “Sorular ve Cevaplar ile Münhasır Ekonomik Bölge Kavramı” ismini taşıyan kitap, Doğu Akdeniz’deki hukuki çerçeveyi çizerek, MEB ilanı ile kıyıdaş ülkelerin elde edeceği kazanımları gösteriyor. Tümamiral Yaycı’nın çalışmasından dikkat çeken bölümler şöyle:

BALIKÇILIK KOTASI
Yaycı, kitabında Suriye, Mısır ve GKRY bayraklı balıkçı teknelerinin karasularımızın hemen dışında avlandıklarına dikkat çekerek, MEB ilan etmediğimiz için caydırıcı müeyyideler uygulayamadığımızı belirtiyor. Cezayir, İspanya, Libya ve Malta’nın balıkçılık koruma bölgesi, GKRY ve Fas’ın da MEB ilanı ile bu alanda düzenlemeler yaptığını belirten Yaycı, Türk balıkçılarının Akdeniz’de yürüttüğü faaliyetlerden dolayı milyonlarca avro para cezası ödediğini hatırlatıyor. Yaycı’ya göre, MEB ilanı ya da balıkçılık koruma bölgesi belirlemeden, üçüncü ülke balıkçılarının engellenmesi mümkün değil.

ÇEVRENİN KORUNMASI
Son dönemde denizlerin giderek çevre siyasetinin bir parçası olarak görüldüğünü, bu kapsamda da, denizlere yönelik menfaatleri bulunan devletler tarafından deniz çevresinin korunmasına yönelik projelerin bir çeşit sahiplenme aracı olarak kullanıldığını belirten Yaycı, çevre projelerinin politik çıkarlar doğrultusunda istismar edildiğini söylüyor. Yunanistan ve GKRY’nin de benzer girişimlerle Doğu Akdeniz’i sahiplenmeye çalıştığını belirten Yaycı, ilan ettiğimiz acil müdahale sınırlarımız dahilinde deniz çevresini ve muhafaza etme yükümlüğümüzü yerine getirmemiz gerektiğini vurguluyor.

SUNİ ADALAR
Kitapta, MEB ilanı ile elde edeğimiz haklardan birisi de şöyle özetlenmiş:
-Suni adaların, ekonomik amaçlar için kurulan tesis ve yapıların ve yine, kıyı devletinin haklarının kullanılmasına müdahale edebilecek nitelikteki tesis ve yapıların yapılması, yapılmasına izin vermek, yapılmasını düzenlemek, işletmek ve kullanmak hakkını kıyı devleti münhasıran haizdir.
-Kıyı devleti, bu suni ada, tesis ve yapılar üzerinde gümrük, maliye, sağlık, güvenlik ve göç konularının düzenlenmesi yetkisi de dahil olmak üzere, inhisari yetkilere sahiptir. Bu ada, tesis ve yapılar çevresinde, 500 metreyi aşmamak koşuluyla uygun olacak bir genişlikte, güvenlik bölgeleri kurulabilir.

BİLİMSEL ARAŞTIRMA
1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS)’ne göre MEB’de bilimsel araştırma izninin kıyı devletin iznine tabi olduğunu vurgulayan Yaycı, şu önemli bilgiyi paylaşıyor:
“Sahildar devlet MEB’de araştırmada bulunmadığı veya buranın doğal kaynaklarını işletmediği takdirde hiç kimse, sahildar devletin rızası olmadan bu çeşit faaliyetlere girişemez. Sahildar devlet, egemenliğine karşı yapılan bu tür faaliyetleri durdurmak için gerekli tedbirleri alabilir, ve egemenliğine tecavüz edenleri ulusal mevzuatına göre yargılayabilir.”

TEK TARAFLI MEB İLAN EDİLEBİLİR Mİ?
Tümamiral Yaycı, çalışmasında MEB ilanının tek taraflı yapılamayacağına ilişkin iddialara da yanıt veriyor. Tek taraflı MEB ilanına aykırı bir hükmün bulunmadığını vurgulayan Yaycı, Karadeniz’de herhangi bir sınırlandırma anlaşması yapmadan 200 millik MEB alanımızı ilan ettiğimizi belirtiyor. Doğu Akdeniz’de ise Fas, Suriye, Libya ve Lübnan’ın benzer şekilde MEB ilan ettiğine dikkat çekiyor.

TERS YÖNDEKİ ADALARIN DENİZ YETKİ ALANINA ETKİSİ
Yaycı’nın kitabında ayrıntılı incelediği konulardan birisi de ters yöndeki adaların deniz yetki alanlarına etkisi. Çünkü bu konu, Türkiye için özellikle önem taşıyor. Yunanistan, 7 kilometrekarelik Meis Adası gerekçe göstererek Doğu Akdeniz’deki 148 bin kilometrekarelik deniz yetki alanımızı çalmaya çalışıyor. Yaycı ise bu tezi Uluslararası Adalet Divanı ve Hakem Heyeti kararları ile yıkıyor. Kuzey Denizi Davası (1969), İngiltere-Fransa Davası (1977), Gine-Gine Bissau Davası (1983), Libya-Malta Davası (1984), Libya-Tunus Davası (1984), Eritre-Yemen Davası (1999), Romanya-Ukrayna Davası (2009) ve Bangladeş-Myanmar Davası (2012) gibi pek çok davayı inceleyen Yaycı, “Bu kararlar çerçevesinde, Ege’de ters tarafta bulunan Yunan adaları ile Doğu Akdeniz’de Türkiye kıyılarına yakın mesafede bulunan Meis Adası’nın karasuları dışında herhangi bir kıtasahanlığı veya MEB’e sahip olamayacağı aşikardır” diye yazıyor.

ADIM ADIM DE FACTO
Tümamiral Yaycı’nın önemli tespitlerinden birisi de Doğu Akdeniz’de son dönemde geliştirilen enerji nakil ve boru hattı projeleriyle ilgili.
East-Med ve EuroAfrica Interconnector hattı gibi projelerin Yunanistan ve GKRY tezleri doğrultusunda hazırlandığına dikkat çeken Yaycı, şu ifadeleri kullanıyor:
“Hak ve menfaatlerimizin fiili durum yaratılmak suretiyle yok sayılmasına gayret edildiği ve Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne hapseden sözde Seville Haritası’nın adım adım ‘de facto’ gerçekleştirilmeye başlandığı görülmektedir.”


Yunanistan ve GKRY’nin hedefi

EN KÖTÜ SENARYO
Yaycı’ya göre Doğu Akdeniz’deki en kötü senaryo ise Yunanistan-Mısır ve Yunanistan-GKRY arasında deniz yetki alanların paylaşımına dair anlaşmaların imzalanması. Bu durumda öngördüğümüz 189 bin kilometrekarelik yetki alanımızın 41 bin kilometrekareye düşeceğini belirten Yaycı, kitabını şu sözlerle bitiriyor: “Kıyıdaş yönetim/devletler tarafından yapılan karşıklı MEB anlaşmalarına daima itiraz eden devlet konumunda bulunmak yerine, karşılıklı sınırlandırma anlaşmaları yapmaya hazır olduğumuzu beyan ederek, Doğu Akdeniz’de MEB ilan edilmesi gerekmektedir.”

LİBYA İLE ANLAŞALIM
Türkiye’nin Libya, Mısır, İsrail ve Lübnan ile, KKTC’nin de Mısır, İsrail, Lübnan ve Suriye ile karşılıklı kıyıları bulunuyor. Yaycı, hızlıca Libya ile deniz yetki alanı sınırlandırılmasına yönelik bir anlaşmasının yapılması gerektiğini vurguluyor.

LİNK : https://www.ulusal.com.tr/gundem/deniz-kuvvetleri-nden-manifesto-gibi-kitap-h232570.html

KITA SAHANLIĞI DOSYASI /// E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : 18 adanın ardından kıta sahanlığı da Yunanistan’a bırakıldı


E. KUR. ALB. ÜMİT YALIM : 18 adanın ardından kıta sahanlığı da Yunanistan’a bırakıldı

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, Ege’de terk edilen 18 Türk adasının ardından 92 bin kilometrekarelik Türk Kıta Sahanlığının da Yunanistan’a terk edildiğini açıkladı.

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, Ege’de yaşanan Yunan işgaline yaşanan yeni bir gelişmeyi gündeme getirdi.

Yunanistan’ın işgal ettiği 18 Türk adasının ardından Türk Kıta Sahanlığının da Yunanistan’a terk edildiğini belirtti.

Gazeteci Zahide Uçar’ın haberine göre Yalım’ın açıklamaları şu şekilde:

"Yunanistan, 2015 yılında Taşoz Adası Türk Karasularında İsrail ile birlikte petrol çıkarmaya başladı. Yunanistan ve İsrail, her gün 3823 varil Türk petrolünü çalıyor. Bölgede 111 Milyon varil petrol rezervi var. Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetleri bu hırsızlığın cevabını veremiyor. Yunanistan 1987 yılında aynı bölgede petrol aramak istediğinde, Özal Hükümeti donanmayı Taşoz Adası’na göndererek Yunanistan’ın petrol arama girişimini engellemişti."

"KITA SAHANLIĞI DA YUNANİSTAN’A TERK EDİLDİ"

"Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Birleşmiş Milletler’e gönderdiği resmi mektupta Doğu Akdeniz’deki 9 boylamlık Kıta Sahanlığımız 5 boylam doğuya çekilerek 4 boylama indirildi. Bölgede bulunan 5 Türk Adası ile 92 bin kilometrekarelik Türk Kıta Sahanlığı Yunanistan’a terk edildi. Bu son derece vahim bir durum. Bakanlık Önümüzdeki aylarda Girit güneyi Türk Kıta Sahanlığı’nda petrol araması planlanan Amerikan Exxon Mobil ile ortağı Qatar Petroleum şirketlerinin önünü açtı."

"DÖNÜŞ YAPAN YAPAN OLMADI"

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere çok yere başvuru yaptığını yalnız dönüş alamadığını belirten Yalım, sözlerine şöyle devam etti:

"Ege Denizi’nde işgal edilen adalarımız ile ilgili olarak görsel ve yazılı basın üzerinden Milletimiz ile paylaştığım bütün bilgi ve belgeleri devlet kurumları ile paylaştım. Ancak hiçbir kurum benimle temasa geçmedi. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere işgalden sorumlu olan yetkililer yazı ve haberlerimi tekzip etmedi, edemedi."

Kaynak Yeniçağ: 18 adanın ardından kıta sahanlığı da Yunanistan’a bırakıldı

KITA SAHANLIĞI DOSYASI : 18 adanın ardından kıta sahanlığı da Yunanistan’a bırakıldı


18 ADANIN KITA SAHANLIĞI DA YUNANİSTAN’A BIRAKILDI !!!!

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, Ege’de terk edilen 18 Türk adasının ardından 92 bin kilometrekarelik Türk Kıta Sahanlığının da Yunanistan’a terk edildiğini açıkladı.

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, Ege’de yaşanan Yunan işgaline yaşanan yeni bir gelişmeyi gündeme getirdi.

Yunanistan’ın işgal ettiği 18 Türk adasının ardından Türk Kıta Sahanlığının da Yunanistan’a terk edildiğini belirtti.

Gazeteci Zahide Uçar’ın haberine göre Yalım’ın açıklamaları şu şekilde:

"Yunanistan, 2015 yılında Taşoz Adası Türk Karasularında İsrail ile birlikte petrol çıkarmaya başladı. Yunanistan ve İsrail, her gün 3823 varil Türk petrolünü çalıyor. Bölgede 111 Milyon varil petrol rezervi var. Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetleri bu hırsızlığın cevabını veremiyor. Yunanistan 1987 yılında aynı bölgede petrol aramak istediğinde, Özal Hükümeti donanmayı Taşoz Adası’na göndererek Yunanistan’ın petrol arama girişimini engellemişti."

"KITA SAHANLIĞI DA YUNANİSTAN’A TERK EDİLDİ"

"Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Birleşmiş Milletler’e gönderdiği resmi mektupta Doğu Akdeniz’deki 9 boylamlık Kıta Sahanlığımız 5 boylam doğuya çekilerek 4 boylama indirildi. Bölgede bulunan 5 Türk Adası ile 92 bin kilometrekarelik Türk Kıta Sahanlığı Yunanistan’a terk edildi. Bu son derece vahim bir durum. Bakanlık Önümüzdeki aylarda Girit güneyi Türk Kıta Sahanlığı’nda petrol araması planlanan Amerikan Exxon Mobil ile ortağı Qatar Petroleum şirketlerinin önünü açtı."

"DÖNÜŞ YAPAN YAPAN OLMADI"

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere çok yere başvuru yaptığını yalnız dönüş alamadığını belirten Yalım, sözlerine şöyle devam etti:

"Ege Denizi’nde işgal edilen adalarımız ile ilgili olarak görsel ve yazılı basın üzerinden Milletimiz ile paylaştığım bütün bilgi ve belgeleri devlet kurumları ile paylaştım. Ancak hiçbir kurum benimle temasa geçmedi. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere işgalden sorumlu olan yetkililer yazı ve haberlerimi tekzip etmedi, edemedi."

Kaynak Yeniçağ: 18 adanın ardından kıta sahanlığı da Yunanistan’a bırakıldı