RUSYA DOSYASI : KGB ajanı Vladimir Putin’i devlet başkanı yapan adam


KGB ajanı Vladimir Putin’i devlet başkanı yapan adam

Sovyet gizli istihbarat servisi KGB’nin eski bir ajanı olan Putin, bizzat Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin ve onun yakın çevresi tarafından seçilmiş, Rusya’yı 21’inci yüzyıla taşıma görevi kendisine biçilmişti.

Rus liderlerin iktidara giden yolu yüzyıllar boyunca hep farklılık gösterdi.

Çarlar doğuştan iktidar hakkına sahip oluyordu; Vladimir Lenin devrimle iktidara gelmişti; Sovyet Komünist Partisi’nin genel sekreterleri politbüroya parti kademelerinde tırmanarak geliyor, ülkenin başına geçme sırasını bekliyorlardı.

Ancak yirmi yıl önce Vladimir Putin‘e Kremlin’in anahtarı altın bir tepside sunuldu. Sovyet gizli istihbarat servisi KGB’nin eski bir ajanı olan Putin, bizzat Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin ve onun yakın çevresi tarafından seçilmiş, Rusya’yı 21’inci yüzyıla taşıma görevi kendisine biçilmişti.

Peki ama neden Vladimir Putin?

‘Muhteşem bir yardımcı’

Valentin Yumaşev, Vladimir Putin’in Rusya Federasyonu başkanlığına getirilmesinde kilit bir rol oynayan bir isim. Eski bir gazeteci olan Yumaşev, bugün Kremlin’in önemli yetkililerinden biri ve basına çok nadir konuşmasıyla biliniyor. Ancak BBC’yle görüşmeyi ve hikayesini anlatmayı kabul etti.

Yumaşev, Boris Yeltsin’in en güvendiği danışmanlarından biriydi. Daha sonra Yeltsin’in kızı Tatyana’yla evlenerek önce damadı, ardından da özel kalem müdürü oldu. 1997’de Putin’e Kremlin’deki ilk görevini veren kişi de oydu.

"Yeltsin’in eski özel kalemi görevden ayrılırken bana yardımcılık yapacak çok güçlü bir isim tanıdığını söyledi," diye anlatıyor Yumaşev.

"Böylece beni Vladimir Putin’le tanıştırdı ve birlikte çalışmaya başladık. Putin’in muhteşem bir iş çıkaracağını hemen anladım. Yaratıcı fikirler geliştirmekte, analizlerde ve inandığı bir görüşü savunmakta üzerine yoktu."

Peki bu adamın günün birinde devlet başkanı olabileceği hiç aklından geçmiş miydi?

"Yeltsin’in aklında birkaç aday vardı: Boris Nemtsov, Sergey Stepaşin ve Nikolay Aksenenko gibi. Yeltsin’le birlikte halefinin kim olacağı konusunda birçok görüşme yaptık. Bu görüşmelerden birinde Putin’den de söz ettik.

"Yeltsin bana Putin hakkında ne düşündüğümü sordu. Bence muhteşem bir aday olur, diye yanıtladım. Bence kesinlikle onu göz önünde bulundurmalısınız, dedim. İşleri ele alış biçimine bakınca çok daha büyük görevlere hazır olduğunun anlaşıldığını söyledim."

Ama Putin’in KGB geçmişi kendisi için bir dezavantaj mıydı?

"Putin gibi birçok KGB ajanı, kurumun itibarını kaybettiğini fark edip istifalarını sunmuşlardı. Eski bir KGB ajanı olmasının bizim için hiçbir önemi yoktu. Putin bir liberal ve bir demokrat olduğunu defalarca kanıtlamış, piyasada reformlar yapmaya devam edeceğini göstermişti."

Gizli devir teslim

Ağustos 1999’da Boris Yeltsin, Vladimir Putin’i başbakan olarak atadı. Bu, Yeltsin’in Putin’i devlet başkanlığına hazırladığının açık bir işareti olarak yorumlandı.

Yeltsin’in bir yıl daha görevde kalması bekleniyordu, ancak Aralık 1999’da sürpriz bir şekilde görevi bırakmaya karar verdi.

"Yeni yıla üç gün kala, Yeltsin Putin’i konutuna çağırdı. Görüşmede benim ve yeni özel kalem müdürü Aleksandr Voloşin’in de bulunmasını istedi. Putin’e Temmuz’a kadar görevde kalmayı düşünmediğini, 31 Aralık’ta devlet başkanlığından istifa edeceğini açıkladı.

"Bu bilgiye çok az insan haizdi: Ben, Voloşin, Putin ve Yeltsin’in kızı Tatyana. Yeltsin karısına bile bir şey söylememişti."

Valentin Yumaşev, Yeltsin’in istifa konuşmasını kaleme almakla görevlendirildi.

"Yazması çok zor bir konuşmaydı. Tarihe geçeceği aşikar olan bir metindi. Verilecek mesaj çok önemliydi. O nedenle o meşhur ‘Beni affedin’ cümlesini de ekledim.

"Ruslar 1990’lı yıllarda büyük acılar çekmişlerdi. Yeltsin’in bu konuya kesinlikle değinmesi gerekiyordu."

1999 yılının yılbaşı gecesi, Boris Yeltsin Kremlin’deki son ulusa sesleniş konuşmasını kaydetti.

"Odada bulunan herkes şoka girmişti. Metni kaleme alan ben hariç. İnsanlar ağlamaya başlamışlardı. Çok duygusal bir andı.

"Ama haberin dışarı sızmaması çok önemliydi. Resmi açıklamaya daha hala dört saat vardı. Dolayısıyla kimsenin odadan ayrılmasına izin verilmedi. Kapı dışarıdan kilitlendi.

"Kaydı aldım ve televizyon kanalına gittim. Yeltsin’in konuşması öğlen saatinde yayımlandı."

Vladimir Putin geçici devlet başkanı ilan edildi. Üç ay sonra da başkanlık seçimlerini kazandı.

‘Ailenin bir üyesi mi?

Valentin Yumaşev, çoğu zaman ‘Aile’nin bir üyesi’ olarak anılır: Aile ile kast edilen 1990’lı yılların sonlarında Boris Yeltsin’in kararlarını etkilediği düşünülen yakın çevresidir.

Yumaşev, bu Aile iddiasının ‘bir mit, bir uydurma’ olduğunu savunuyor.

Ancak 1990’lı yılların sonlarında, Rusya Federasyonu Başkanı Yeltsin’in sağlığı kötüleşirken, ailesi, dostları ve bazı iş adamlarından oluşan yakın çevresine giderek daha fazla itimat ettiği biliniyor.

Siyaset bilimcisi Valery Solovey, "Putin’in çevresindekilerin böylesi bir etkisi yok," diyor.

"Putin’in fikirlerini aldığı iki grup insan var: Biri Rotenberg kardeşler gibi çocukluk arkadaşları, diğeri de Sovyet KGB’sinde hizmet etmiş kişiler.

"Ama Putin bu insanların sadakatini de gözünde çok büyütmüyor. Yeltsin aile üyelerine güvenirdi. Putin’in ise güvendiği hiç kimse yok."

‘Hiçbir pişmanlığım yok: Ruslar Putin’e güveniyor’

Putin, önce devlet başkanı sonra başbakan olarak yirmi yıldır Rusya’da iktidarı elinde tutuyor. Bu süre zarfında iktidarın kendisinin etrafında dönmesini sağlayacak bir sistem inşa etti. Onun yönetiminde Rusya, giderek otoriterleşen ve demokratik hak ve özgürlüklerden uzaklaşan bir ülkeye dönüştü.

Solovey, "Yeltsin bir misyonu olduğuna inanıyordu. Putin de öyle," diyor. "Yeltsin kendisini Musa olarak görüyordu. Ülkesini komünizmin köleliğinden kurtarmak istiyordu."

"Putin’in misyonu ise geçmişi geri getirmek. ’20’inci yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi’ olarak nitelendirdiği SSCB’nin çöküşünün intikamını almak istiyor. O ve çevresindeki eski KGB ajanları, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının Batılı istihbarat servislerinin işi olduğunu düşünüyorlar."

Bugünün Vladimir Putin’i, Yumaşev’in hatırladığı liberal figürden epey uzak. Peki Putin’in eski patronu, ona Kremlin’in anahtarını sunduğu için pişmanlık duyuyor mu?

"Hiçbir pişmanlık duymuyorum," diyor Yumaşev. "Rusların Putin’e halen güvendikleri çok açık."

Ancak Yumaşev, Boris Yeltsin’in istifasının tüm Rus liderlere bir ders olması gerektiğini düşünüyor:

"Zamanı geldiğinde koltuğu bırakmak ve gençlere yer açmak, çok mühim bir ders. Yeltsin için bu çok önemliydi."

KGB (RUS ESKİ GİZLİ SERVİSİ) DOSYASI : KGB ajanı Tratov Karaköy’ü nasıl birbirine kattı ???


KGB ajanı Tratov Karaköy’ü nasıl birbirine kattı ???

70’lerin ortasında, ne hikmetse yine Karaköy’de geçen gerçek bir ajan hikayesi bu! KGB tarafından Türkiye hakkında istihbarat yapmaya zorlanan Bulgar kökenli bir ajan Tratov. Rusya’ya kaçırılacağı anda İngiliz, Amerikan ve Rus ajanları onu ele geçirmek için çatışıyor. Tratov ise istihbaratın bilinmez dünyasında sır oluyor!

80’lerin meşhur bir televizyon ibaresi vardı: "Lütfen alıcılarınızın ayarıyla oynamayın" derlerdi bazı filmlerin girişinde… İşte bu gerçek hikayeyi okurken de alıcılarımızın ayarıyla oynamamak icap ediyor. Çünkü mevzu istihbarat ve bir ajan hikayesi olduğunda karanlıkta kalan kısımlar, aydınlıkta apaçık duranlardan ziyadesiyle fazla. Hatta aydınlıkta sandıklarımız bile belki bize birilerinin ‘bilmemiz gerektiği’ni bilmemizi istedikleri kadar verdikleridir… Yani bize sebil kılınan bilgiler birilerinin çıkarınadır aynı zamanda. Zaten başarıya ulaşmış hiçbir istihbari hareket ardında net deliler bırakmıyor… Karşılıklı duran aynaların sonsuz yansımaları gibi, sonsuz ihtimaller ve sonsuz soru işaretleri kalıyor payımıza çoğundan… Hikayemize başlamadan önce, konuyu kimden öğrendiğimizi, malumatı kimden aldığımızdan bahsedelim.

Akademisyen, tarihçi-yazar İlkin Başar Özal… Kendisi Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları merkezinde uzman olarak görev yapıyor. Yine aynı üniversitede Savaş Tarihi konulu dersin hocası. Aynı zamanda TRT Belgesel kanalında yayınlanan Yakın Plan Cihan Harbi belgeselinin editörlüğünü yaptı yakın zamanda. Tarih lisans ve yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamladı. Aynı üniversitede doktora eğitimine devam ediyor. Daha önce Kısa 1. Dünya Savaşı ve Kısa 2. Dünya Savaşı adlı iki kitaba imza attı. Kısa bir süre önce ise bir nevi istihbaratın ABC’sini, dünya istihbarat tarihindeki önemli dönüm noktalarını anlattığı İstihbaratın Kısa Tarihi / Gölge Oyunu adlı bir kitaba imza attı. Yıllardır istihbarat tarihi üzerine çalışmalar, özel araştırmalar yapıyor. Bu hikayeyi biz ilk kez duyuyoruz, siz de ilk kez okuyacaksınız. Mealen naklediyoruz.

GERÇEK ADI BİLİNMİYOR

Mevzu 1970’lerin ortasında geçiyor… Kahramanın kod adı Tratov. Bulgar. Adı bilinmiyor… Yani bilen biliyor. Ailesi 2. Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan’dan kaçarak Türkiye’ye sığınıyor. İlerleyen satırlarda mevzunun İstanbul’da geçeceğini okuyacaksınız. Tratov hatırı sayılır, kendi halinde bir tüccar önceleri. Türkiye-Bulgaristan- Yunanistan arasında faaliyet gösteriyor. Önce dericilikle uğraşıyor. Bu işte bir şekilde battıktan sonra incir, üzüm alım satımı işine giriyor… Evli mi, barklı mı, çoluk çocuğu mu var mı net değil. Ama başına gelenleri yorumladıktan sonra evli olduğunu anlıyoruz. Ne mi geliyor başına? Anlatmaya devam edelim. Tratov’un Türkiye ve Balkan ülkeleri arasındaki ticari etkinliğini öğrenen Rus İstihbarat Örgütü KGB ağına düşürmek ve kendileri adına çalıştırmak üzere bir tuzak kuruyor. Bal Tuzağı adı verilen taktik, kişinin karşısına bir kadın çıkartıp, vuku bulan gönül ilişkisini fotoğraf, ses kaydı ya da video görüntüsüyle kayda geçirmek. Bu belgeleri Tratov’a şantaj olarak kullanıyorlar. Buradan anlaşılıyor ki, Tratov evli, aksi takdirde bu tuzak bir örgüt adına çalışmak zorunda bırakacak kadar ağır değil. Bu arada Tratov’un bahsedilen dönemde orta yaşlarda olduğu tahmin ediliyor.

KGB NE İSTİYOR?

Peki, KGB’nin Tratov’dan istediği ne? Öncelikle iki üç yıl, yine istihbari tabirle "Uykuda Ajan" olarak kalıyor. Yani kendisine bir görev verilene kadar beklemede duruyor. İşin en ağır kısmı da bu belki. Ne zaman, sizden ne istenecek bilmiyorsunuz! Ama hiç beklemediğiniz bir anda görevlendirileceğiniz kesin. Gel zaman git zaman Tratov’dan Batı Anadolu’daki Türk askeri üslerinden bilgi ve gözlem isteniyor KGB tarafından. Tam da bu bilgiyi aldığımızda İlkin Başar Özal’a soruyoruz. "Nasıl bir donanımı var ki Tratov’un, üslerden bilgi verebiliyor?" diye. Şöyle yanıtlıyor: "Gözlem ve bilgi toplamak için ille de bir kurumun içine girmenize gerek yok. İlgili kurumun yanındaki bir kafede çalışan bir garson bile olsanız, buraya hangi saatte kimlerin girdiği, patronun ne zaman geldiği, VIP kişilerin hangi sıklıklarla burada bulunduğu ve ne kadar kaldığı bile istihbari açıdan değerli bilgidir."

VE KORKU BAŞLIYOR

Bu arada Balıkesir ve NATO Hava Üssü’nün de Tratov’un gözlem alanlarından olduğu düşünülüyor. Özetle Batı sahillerimiz Tratov’un özel ilgi alanı! Bu arada Tratov’un görevi sadece üslerle sınırlı değil… Türkiye ile ilgili gözüne çarpan her bilgi kapsama alanında. Kendi alanı olan tarım, otoyollar… Tratov kısa sürede KGB için önemli bilgiler sızdıran bir ajana dönüşüyor. Öyle ki, artık kendisinin güvende olmadığını hissedecek kadar… Ve KGB’ye artık güvende olmadığını ve uzaklaşmak istediğini bildiriyor. Ve burada karşımıza yine istihbari bir tabir olan "Tahliye Operasyonu" tabiri çıkıyor. Hareket planı şu: Tratov bir motorla Karaköy sahilinden alınıp, ne hikmetse Boğaz’dan geçmekte olan bir Rus yük gemisine bindirilip kaçırılacak. Ama mevzu bir şekilde İngiliz ve Amerikan ajanlarının da kulağına gidiyor. Ve Karaköy’de Amerikan, İngiliz ve Rus ajanları arasında çatışma olmasa da, bir Tratov arbedesi yaşanıyor… Kaç kişi oldukları bilinmiyor. Yalnız şu biliniyor ki İngiliz ve Amerikan ajanları NATO müttefik ajanları olarak bu konuda birlikte hareket ediyor. Arbede polisin olay yerine yaklaşmasıyla dağılıyor ve çevredeki ajanlar izlerini kaybettiriyor. İşte Tratov’un bize aktarılan hikayesi orada sır oluyor. Kendisini alacak olan Rus gemisine mi ulaştı, müttefik ajanlar tarafından mı kaçırıldı, kendi imkanlarıyla izini mi kaybettirdi (ki bu zayıf ihtimal) gibi sorular istihbarat aleminin sisli puslu atmosferinde sırlanıyor.

İLKİN BAŞAR ÖZAL (TARİHÇİ-YAZAR) İSTİHBARATTA SONSUZ İHTİMAL VAR

"Konu hakkında pek çok olasılık ve senaryo var. Ama benim bildiğim bu kadar. Ancak fikir yürüterek, ihtimalleri ortaya koyabiliriz ki zaten pek çok ajan hikayesinde bu böyledir. Bildiğimiz büyük, ayyuka çıkan, meşhur ajan hikayelerinde bize aktarılanlar aslında bilmemizi istedikleridir… Asla tamamı, hatta gerçeği değildir. Ya da bir örgüt, bir ülke başarısıyla başkalarına korku vermek için ortaya serer bu tür hikayeleri çok sonra, yine pek çok sırrı muhafaza ederek. Tratov’un elinde çok önemli ve gizli belgeler olduğu için kendini güvende hissetmeyip Rusya’ya kaçmış da olabilir, yine sırf bu yüzden KGB’den korktuğu için kaçacağı günü müttefik ajanlara haber verip onlardan yardım istemiş de olabilir. Ya da burada Türk istihbaratı tarafından yakalanıp çift taraflı çalışmaya ikna edilmiş, dönemin imkanlarıyla estetik operasyon geçirip sırlanmış da… İstihbarat sonsuz ihtimallerin olduğunu bir dünya…"

RÖPORTAJ /// AYTUNÇ ALTINDAL : “KGB Moskova’da şube açmamı teklif etti, ben de açtım! (BÖLÜM 1 VE 2)


AYTUNÇ ALTINDAL : "KGB Moskova’da şube açmamı teklif etti, ben de açtım! (1)

29 Ağustos 2004

Türkiye’nin en ünlü komplo teorisyenlerinden biri o. KGB’nin teklifiyle Moskova’da bir kültür merkezi açtığını söyleyen Aytunç Altındal, "gizli ilişkiler" sözkonusu olduğunda başvurulan ilk "kaynak." Papa Jean Paul 1’in ölümünde vatikan parmağı olduğunu söyleyen Altındal "Tekzip gelmediğine göre, doğru" diyor. Seon bombası ise marc’la ilgili. Altındal’a göre Marx, Dan Brown’ın da "Da Vinci Şifresi"nde bahsettiği İlluminati örgütünün "İslami kanadına" mensuptu!

Çok tartışılan bir yazar Altındal. KGB ajanlığından dinci olduğuna kadar hakkında pekçok şey söylendi. Bir kesime göre komplo teorileri uzmanı. Kimilerine göre de sayılı terör uzmanlarından biri. Ekranlardaki tartışma programlarının gözdesi. Marks’ın gizli örgüt üyesi olmasından tutun da, İhsan Sabri Çağlayangil’in Dan Brown’ın "Da Vinci Şifresi" kitabıyla gündeme getirdiği Gül ve Haç cemiyeti örgütünün üyesi olduğuna kadar pek çok akıl almaz iddiayı belgelediğini söylüyor. Peki Aytunç Altındal kim aslında?

* Aytunç Altındal 1973 yılında 7.5 yıl hapse mahkum oldu ve yurtdışına kaçtı. Bir şiir kitabı neden oldu bu mahkumiyete değil mi?
Evet. Partizan adlı kitabım. Sadece şiirlerim vardı.

* Komünizm propagandası ve orduya hakaretten mahkum oldun. Ne biçim şiirlerdi?..
O günlerde öyleydi. 10 yıl sürdü o dava. Bir gece, ertesi sabahki duruşmada tutuklanacağımı öğrendim. Aynı gece yurtdışına kaçmaya karar verdim. O akşam kız arkadaşımla buluştum. "Önce benim sana bir haberim var" dedi. "Eyvah hamilesin, bebek bekliyorsun ama ben bu akşam gidiyorum, bebek kız olacak adını Emine koy" dedim ve gittim. Emine doğduktan sonra her ikisini de Paris’e çağırdım, orada gördüm.

* O kızla evlendin mi?
Dokuz sene sonra.

* Cezan ne oldu?
O maddeler kalktı. 141-142-163 ve 312’den yargılanmıştım.

* Bunların toplamı mı 312 ediyor?
Dalga geçme. "Vatanı için savaşmayan generallerin omzundaki yıldızlar Amerikan dolarıdır" gibi bir şey yazmıştım. Orduya hakaret saydılar. "Yoldaş" kelimesi de komünizm propagandası oldu. Sulhi Dönmezer bilirkişiydi. Onun raporuyla mahkum oldum.

* Sulhi Dönmezer rahmetli oldu.
Toprağı bol olsun. Ama bu gerçeği değiştirmiyor…

Çakal Carlos’la bağlantı!
Aytunç Altındal’ın Teşvikiye’deki bürosunda bunları konuşurken kapı çalınıyor ve bir kurye, bir paket getiriyor. Paketi açarken aramızdaki diyalog şöyle gelişiyor:

* Ne bunlar? Gizli belgeler mi?
Yok canım kitap. Bak şu kitaba. Adı ne?

* "Devrimci İslam." Yazarı da Ramirez Sanchez Carlos. Yani Çakal Carlos mu?
Tabii. Bak bu adam yüzünden başıma ne geldi. "Marksist Yaklaşımla Türkiye’de Kadın" diye bir kitabım vardı. 1975 yılında İsviçre’deyim. Kitabın Almanca’sını bir Alman yayınevi basacak. Adı da "Rote Stern Verlag" yani "Kızıl Bayrak Yayınları."

* Yayınevini bulmuşsun…
Tam o hafta Stern dergisinde bir kapak. "Komünistlerin Almanya’daki gizli hücresi ortaya çıkarıldı" diye. O hücre, kitabı çıkaracağım yayıneviymiş. Perde arkasındaki sahibi de kimmiş? İşte bu meşhur Carlos.

* O zaman sen de kaçaksın, Carlos da…
Sana başka bir macera anlatayım. 1989’da İsviçre’de Mordüs Vivendi isimli bir kültür merkezi ve yayınevi kurmuştum. KGB bunun bir şubesini Moskova’da açmamı teklif etti.

* Neden KGB?
Glasnost dönemi. Dışarı açılıyorlar. Beni Rusya’nın kültür danışmanı yaptılar.

* İşin içinde yine gizli örgütler filan var mı?
Aklını oraya taktın. Modüs Vivendi’yi aynı konseptle Moskova’da kurdular. Amerika’nın ünlü 24 ressamının sergisini açacağım. Zürih havaalanında Amerikalılar’la buluştuk, Moskova’ya uçacağız. Amerikalılar yanıma hiç tanımadığım bir kadın verdiler. Sylvia Marten diye bir hanım. Daha önce Richard Gere’la berabermiş.

* Güzel bir şey olması lazım.
Hoş bir hanım. Getirdiler, tanıştım. Belli ki bir misyon taşıyor.

* KGB bunu bilmiyor mu?
Herkes biliyor. KGB ve CIA zaten kardeş kuruluş. Bir parantez açayım. Ağca için "KGB ajanıdır" dediler. CIA, "değildir" açıklaması yaptı. Ağca, CIA’nın üstüne kalınca bu defa KGB onları akladı. Aralarında paslaşıyorlar.

* Sana göre Ağca kimin adamıydı?
Vatikan’ın içinden bir grup tarafından kiralanmıştı.

* Yani Papa’yı Vatikan mı öldürtmek istedi?
Önceki Papa Jean Paul 1’i de Vatikan’ın öldürdüğü belli.

* Sen bunları nereden biliyorsun?
Biz biliriz. Boşver nereden bildiğimizi.

* Nerede bunun belgeleri?
Ben bunları hep yazdım. Tekzip gelmedi.

* Koskoca Vatikan, Papa’yı biz öldürmedik diye Aytunç’a tezkip mi gönderecek?
Herkese cevap veriyor, bana da verseydi. Boş ver, eğlenceli kısmına gelelim. Bu Sylvia, Moskova’daki açılış gecesinde votkaları arka arkaya içince 500 davetlinin önünde sarhoş olup striptiz yapmaya başladı. Bizim Büyükelçi Vural İnan’da orada.

* Striptiz yapan CIA ajanı. Neden yapmış?
Ben de bunu Amerikalılar’a sordum. "Onun misyonu oydu" dediler. Rezalet çıkaracakmış.

* Pek akla yakın gelmiyor.
Bunların hepsi şov. Şimdi asıl konuya gelelim. Benim iddiam şu: Dünyada toplumlar için üst tasarımları yapan bazı gruplar ve bu tasarımları uygulayan hükümetler var. Bu üst tasarımcıların, istekleri çerçevesinde hayat yönlendiriliyor.

"Newton da büyücüydü"
* Ben anladığımı söyleyeyim, mesela bazı güçlü örgütler var, Tapınak Şövalyeleri, Gül ve Haç Kardeşliği, İlluminati gibi ve bunlar yüzyıllardır yaşamlarımızı yönlediriyorlar…
Aynen öyle.

* Bunu Dan Brown da söylüyor.
Ben yıllardır söylüyorum.

* Ama o senden daha zengin oldu…
Biz Türk’üz oğlum. Bizi kolay dinlemezler. Ben Isaac Newton’un hiç bilinmeyen…

* Bir keşfini bulduğunu söylemeyeceksin herhalde.
Hayır, okült çalışmalarını yayınladım. "Meğer Newton büyücüymüş" diye Amerikalı Newton uzmanları bile şaştı kaldı.

AYTUNÇ ALTINDAL : "KGB Moskova’da şube açmamı teklif etti, ben de açtım! (2)

29 Ağustos 2004

Türkiye’nin en ünlü komplo teorisyenlerinden biri o. KGB’nin teklifiyle Moskova’da bir kültür merkezi açtığını söyleyen Aytunç Altındal, "gizli ilişkiler" sözkonusu olduğunda başvurulan ilk "kaynak." Papa Jean Paul 1’in ölümünde vatikan parmağı olduğunu söyleyen Altındal "Tekzip gelmediğine göre, doğru" diyor. Seon bombası ise marc’la ilgili. Altındal’a göre Marx, Dan Brown’ın da "Da Vinci Şifresi"nde bahsettiği İlluminati örgütünün "İslami kanadına" mensuptu!

* Senin bunları kafandan yazıp uydurmadığını nasıl anlayacağım? Newton’un el yazılarını bulmadın herhalde?
Hayır, ölümünden 10 yıl sonra 50 adet basılmasını istediği el yazmaları var. O kitaplardan birinin tıpkı basımını yaptım.

* Ve o 50 kitaptan bir tanesini bile kimse bulamamış…
Newton, Mason localarının başındaki insan. Sadece bu locaların liderlerine verilmesi için hazırlamış bunu. Biri elime geçti. Anlatmak istediğim şu: Demokrasi, insan hakları gibi kavramlar bile birer üst tasarım.

* Mesela Yeşiller de mi Gül ve Haç kardeşliğinin tasarımından doğmuş?
Hayır ama Yeşiller’in kurucusu dünyanın en büyük faşistlerinden biri. Hitler’in örnek aldığı adam. Guido von List.

* Sosyalizm de mi bir üst tasarım şimdi?
Marx’ın kendisi komünist parti üyesi değil ama bir gizli örgüte üye olmuş. Hadi bakalım yaz bunu Türkiye’de olay olsun. Sana bir de belge göstereceğim.

* Tabii göstereceksin çünkü Marx’a sormamız mümkün değil. Hangi örgütmüş bu?
"League Of The Just" Hakk Ligası, Hak Birliği diye Türkçeleştirebiliriz. Bu da İlluminati’nin İslami kanadının bir örgütü.

* Yani dolayısıyla Karl Marx da İlluminati’nin tasarımcılarından biri?
İlluminati çizgisinin getirdiği Hakk Ligası örgütünün.

* Sonunda Marx’ı da İlluminati uzantısının elemanı yaptık? İlluminati, Güller ve Haç Kardeşliği, Türkiye’ye kadar uzanıyor diyorsun…
Tabii. Mesela 1963 yılında Cemal Birik diye bir kişi Türkiye’de Gül ve Haç şövalyeliğine getirildi. Onu önerenler de Profesör Hazım Atıf Kuyucak ve eski Dışişleri Bakara İhsan Sabri Çağlayangil.

* Onlar da Gül ve Haç üyesi demek.
Evet. Ve Masonlar aslında.

Zengin mi değil mi?
* Merak ettiğim bir şey var. Sen Türkiye’den kaçıp Paris’e gittin yıllar önce. Sonra nasıl zengin oldun?
Zengin olduğumu kim söyledi?

* İsviçre’de o yayınevini, kültür merkezini kurmak az iş mi?
Ailemden kalan araziler satıldı.

* Orası tamam da sonra ne oldu? İsviçreli eşinin ailesinin bir bankası vardı değil mi?
Avrupa’nın en eski bankasıdır. Onun da yardımı oldu. Çok köklü bir ailedir. Ailenin bir kolu da ünlü Dupond’lar.

* Peki Sovyetler’le bu ilişkilerin kökeni ne?
60’lı yıllardan beri vardı.

* CIA ajanı olup olmadığın konusunda da şüpheler var mı?
Doğu Perinçek’in Aydınlık gazetesine göre KGB’nin Türkiye temsilcisiydim. Sonra Sovyet sistemi çökünce CIA ajanı olduk mecburen. Bu arada Fethullah Gülen de beni MOSSAD ajanı ilan etti.

* Peki MİT’çi dediler mi?
Yok ama bir sivil paşa dediler. Aslında ben VİS üyesiyim.

* VİS nedir?
Venezüella istihbarat servisi. Onun Türkiye’deki adamıyım. Çünkü en güzel kadınlar orada. Çad ve Somali de boşta. İstersen seni onlardan birine aldırayım.

* Kalsın. Neden korumayla geziyorsun?
Korumaları ben istemedim. Devlet verdi.

* Neden?
Necip Habletimoğlu öldürülünce Doğu Perinçek savcılığa gitmiş, sırada Aytunç Altındal var demiş. Yugoslavya’dan ve Rusya’dan böyle bilgiler almış.

Vatikan da onu izliyor!
* Senin Vatikan-Mafya bağlantıları konusunda iddiaların var.
Vatikan’ın Mafya ve Naziler’le ilişkileri ayrı bir derya. II. Dünya Savaşı sırasında Vatikan Yahudiler için kılını bile kıpırdatmadı. Çünkü 1929 yılında Mussolini ile bir anlaşma yaptılar ve Vatikan devletini kurdular. Sonra Hitler’le anlaştılar ve bütün Katolikler’e kilise vergisi koydurdular. Karşılığında da Yahudi soykırımına ses çıkarmadılar. Bugün dünyada bir milyar Katolik her yıl kiliseye vergi ödüyor. Vatikan devleti ise sadece 1011 kişi.

* Bu kadar büyük rant olunca işin içinde mafya da oluyor tabii…
Mayfa direkt işin içinde. Bunun en somut örneği İtalya’da P2 Mason Locası skandalında ortaya çıktı. Mafya ve Vatikan’ın bankaları bu paraları aklıyordu. Bank Ambrossino’nun müdürü Roberto Calvi, İngiltere’de bir köprünün altına asılmış olarak bulundu. Yarım saat önce de sekreteri bankanın bulunduğu binanın onuncu katından aşağıya atılarak öldürüldü.

* Vatikan seni de öldürmesin Aytunç.
Bir hafta önce İtalyan Republica gazetesinde benimle ilgili bir yazı vardı. "Vatikan bu adamın ne yaptığını ilgiyle izliyor" diye yazılmıştı.

‘Döndüğüm filan yok’
* Yıllar sonra dinci olduğun yolunda suçlamalar oldu. "Solcu Aytunç döndü" dediler.
Öyle dönme mönme yok. Benim 1962’den bugüne kadar söylediğim şu: Bu memleketin bir dini, gelenekleri var. "Senin problemin dine küfretmek değil, önce emekçinin haklarını ön plana çıkar" dedim diye 1965’ten bu yana kötü adam sayıldım. İslam dinine saygı gösterilirse, Türkiye’de sosyalist hareketin başarıya ulaşacağına inanıyorum.

* Ama çıktığın televizyon programlarında tutucu bir insan imajı çiziyorsun. Örneğin misyonerliğe karşısın. Türk-Ermeni tartışmalarında Ermeni düşmanı gibi görünüyorsun.
Ben Ermeni düşmanı değilim. Dışnak ve Hınçak partilerinin düşmanıyım. Bu iki partinin tüzüklerinin ikinci maddesinde "Amacımıza ulaşmak için şiddet ve terör uygulayacağız" diyor. Türkiye’nin Ermeni sorunu yok. Bir Ermeni terörü sorunu var. 20 sene önce sana bir Pontus meselesi çıkacak demiştim. Hatırladın mı?

* Diyelim ki hatırladım.
Bak bugün bir Pontus meselesi var Türkiye’nin. Bunu sana 83’te anlattım. Çünkü oralarda yaşadığım zaman ben bu olayların içindeydim. Kimlerin nasıl planlar yaptıklarını gördüğün zaman aklın duruyor. Belçika’da, Bizans’ın yeniden kurulması için iki yılda bir sempozyum düzenlenir. Bizans toplantıları, 40 yıldır yapılıyor. Kimsenin haberi yok. Ben onlara katıldım.

* Sen hangi kılıkta karıştın aralarına?
Kılıksız karıştım canım.

* Ajanlık filan durumları var mıydı?
Sen istiyorsan öyle olsun.

KGB (RUS ESKİ GİZLİ SERVİSİ) DOSYASI : Putin’in KGB sicili açıklandı !!


Putin’in KGB sicili açıklandı !!

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Sovyet İstihbarat ve Gizli Servisi(KGB)’ndeki sicili kamuoyuyla paylaşıldı.

Rusya’nın Saint Petersburg şehrindeki Devlet Merkezi Tarihi ve Siyasi Belgeler Arşivleri’nin düzenlediği sergide Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in KGB sicili ziyaretçilere sunuldu.

Söz konusu ​1975 tarihli belgelerde Putin, ‘Çalışkan, disiplinli ve vicdanlı bir çalışan’ olarak nitelendiriliyor. Rus lider için belgelerde ayrıca “Ahlaki olarak istikrarlı. Çalışma arkadaşları arasında hak edilmiş bir otoriteye sahip” ifadeleri yer aldı.

SPORCU KİMLİĞİ DE ÖN PLANDA

Putin’in aynı zamanda çok iyi bir judo ve sambo sporcusu olduğu da sicil metninde yer alan diğer ilginç özellikleri arasında yer alıyor.

Rusya Devlet Başkanı, Leningrad Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1975 yılında KGB’de çalışmaya başladı. 1985-1990’lı yıllarda Doğu Almanya’da dış istihbarat görevi yaptı. Putin 1991 yılında da KGB’den ayrıldı.

‘20-21. Ulusal Tarihinin Önde Gelen Görevlileri’ isimli sergide Rusya parlamentosunun üst düzey isimleri Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov, uzaya çıkan ilk insan Yuri Gagarin, Rus yazar Maksim Gorki gibi isimlerle ilgili bilgi ve belgeler de yer alıyor.

İSTİHBARAT DOSYASI /// VİDEO : MI6 – BND – MOSSAD’IN HİKAYESİ VE 2. DÜNYA SAVAŞINDAKİ ROLLERİ – CIA/KGB KAPIŞMASI (İNGİLİZCE)


İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ (MI6)’NIN HİKAYESİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=sOWyjdKoMqQ&feature=youtu.be

2. DÜNYA SAVAŞINDA İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=LjSD99ZoBtg&feature=youtu.be

2. DÜNYA SAVAŞINDA ALMAN GİZLİ SERVİSİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=8CuTbUGgC_c&feature=youtu.be

ÖLÜMCÜL GÜÇ İSRAİL İSTİHBARATI MOSSAD BELGESELİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=cfrzYVny-WA&feature=youtu.be

CIA ve KGB: Berlin SAVAŞI (Soğuk Savaş Belgeseli) (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=q05rMyTzMrM&feature=youtu.be

İSTİHBARAT DOSYASI /// VİDEO : İSTİHBARATÇILAR NASIL YETİŞİYOR ???? – İSTİHBARAT TEKNİKLERİ VE KGB – KIZIL KABUS


İSTİHBARAT TEKNİKLERİ

https://www.youtube.com/watch?v=JF4fNNSayXw&feature=youtu.be

KGB : KIZIL KABUS

https://www.youtube.com/watch?v=CCESiZoLbUU&feature=youtu.be

Bir istihbaratçı nasıl yetişir ??? MOSSAD-CIA-KGB-MIT

https://www.youtube.com/watch?v=BEM1d43C6nw