FSB DOSYASI : Eski Rus istihbaratçı SSCB’nin çöküşünü CIA’deki arkadaşlarından öğrenmiş


Eski Rus istihbaratçı SSCB’nin çöküşünü CIA’deki arkadaşlarından öğrenmiş

Eski Sovyet ve Rus dış istihbarat mensubu Yuriy Şevçenko, SSCB’nin yaklaşan çöküşünü Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nda (CIA) görevli arkadaşlarından öğrendiğini anlattı.

Genç istihbaratçılar ile ilgili kitabını Moskova’da tanıtan eski Sovyet ve Rus dış istihbarat mensubu Yuriy Şevçenko, etkinlikten sonra gazetecilere geçmişteki çalışmaları ile ilgili bazı bilgileri paylaştı. Şevçenko, SSCB’nin yaklaşan çöküşü ile ilgili bilgileri CIA’de görev yapan arkadaşlarından aldığını belirtti.

Eski istihbaratçı, “Ülkemizin başına geleceklerini oradan, içeriden öğreniyordum. En iyi arkadaşlarım CIA çalışanlarıydı ve onlar, ülkemizin nasıl dağıldığını, onların neler yaptığını anlatıyordu, her şey biliniyordu” diye konuştu.

Adı şimdiye kadar gizli tutuldu, nerede görev yaptığı halen açıklanmıyor

Şu ana kadar tam olarak nerede görev yaptığı resmen açıklanmayan 1939 doğumlu Yuriy Şevçenko’nun daha önce gizli tutulan adı, geçen ocakta kamuya duyuruldu. Halk, Şevçenko ile birlikte Rusya’nın çıkarlarının korunmasına ve güvenliğinin sağlanmasına büyük katkıda bulunan daha 6 istihbaratçının adını da öğrendi. Adları açıklananların arasından 4 kişinin artık hayatta olmadığı anlaşıldı.

Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) basın dairesinden yapılan açıklamaya göre Şevçenko, 1969’dan itibaren istihbarat toplama görevi ile yurt dışına gönderiliyordu. Görev süresi boyunca dış kaynaklardan bilgi topluyor ve çok gizli konularda dahi değerli olabilecek bilgilere ulaşıyordu.

2001’de Şevçenko’nun yurtdışında yürüttüğü görevine son verilmesi ve Rusya’daki merkezde çalışmalarına devam etmesi kararlaştırıldı. Çok sayıda devlet nişanı ile ödüllendirilen Şevçenko, 2017’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in talimatıyla en yüksek dereceli ‘Rusya Federasyonu Kahramanı’ ödülüne sahip oldu.

LOKAL SİLAH ENDÜSTRİSİ DOSYASI : İstihbaratçılara ve kadınlara özel Canik marka silah


İstihbaratçılara ve kadınlara özel Canik marka silah

Samsun Yurt Savunma Sanayi ve Ticaret AŞ’de bu yıl üretilen Canik marka TP9 Sub Elite modeli, istihbaratçılar başta olmak üzere kadınların tercih edebilmesi için kompakt bir tasarıma sahip – Firmanın Genel Müdürü Cahit Utku Aral: – "Bu silah, TP serisinin en küçük versiyonu. Bu silahı ister kendi güvenliğiniz için ister poligon atıcılığı için uygun yaptık. Öyle bir ebat yaptık ki hem gizli taşıma hem çantada taşıma için uygun" – "Bizim geliştirdiğimiz Sub kompakta hedef kitle olarak her gün her ortamda silah taşıyan kişileri seçtik, silahın görev versiyonlu modelinde ise gizli istihbarat teşkilatları var. İstihbarat teşkilatlarının yüksek kapasiteye ihtiyacı yokken gizli taşımaya uygun bir silaha gereksinimleri var"

Samsun Yurt Savunma Sanayi ve Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Cahit Utku Aral, bu yıl ürettikleri TP9 Sub Elite modeli için "Bu silah TP serisinin en küçük versiyonu. Bu Silahı ister kendi güvenliğiniz için isterse de poligon atıcılığı için uygun yaptık. Öyle bir ebat yaptık ki hem gizli taşıma hem çantada taşıma için uygun." dedi.

Aral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kolluk kuvvetleri için görev amaçlı silahların yanı sıra sivillerin kullandığı güvenlik ve spor amaçlı silahlar ürettiklerini söyledi.

Bu alanda ciddi yatırımları bulunduğunu ifade eden Aral, "ABD’de ödül alan Canik TP9 SFX ile Elite Combat modelleri, aslında bir spor atıcılık silahı olarak tercih ediliyor. Hem optik sınıfında hem mekanik nişangah sınıfında bir çok ödülü var." diye konuştu.

– Sınıfında Türkiye’de tek

Aral, bu yıl ilk kez Şubat ayında Canik marka Sub kompakt modelini üreterek piyasaya sunduklarını ifade ederek şöyle konuştu:

"Bu silah TP serisinin en küçük versiyonu. Bu silahı ister kendi güvenliğiniz için ister poligon atıcılığı için uygun yaptık. Öyle bir ebat yaptık ki hem gizli taşıma hem çantada taşıma için uygun. Genelde burada hedef kitlemiz bayanlar. Silahın ergonometresi ve yapısı, esasında büyük elli biri için çok uygun değil. Amacımız daha gizli taşıma ve daha küçük elli kişilerin kullanımı ile poligon atıcılığı. Bu silah bugün sınıfında Türkiye’de tek. Amerika’da bu yıl satışa girmiş oluyor. Umarım bir ödül de bu üründen alırız."

Silahın namlu boyutu ve şarjör kapasitesinin önemine vurgu yapan Aral, "120 milimetrelik bir namlu boyutuna haiz bir tabanca, tam boy sınıfına giriyor. Yaklaşık 100 milimetre silahlar, kompakt sınıfına giriyor. 100 milimetre altı olanlar ise Sub kompakt sınıfına giriyor." ifadelerini kullandı.

– Gizli taşımaya uygun oluşuyla istihbaratçıları hedefliyor

Aral, silahın namlu boyutu dışında taşıyabildiği atış kapasitesinin önemli olduğunu, silahta kabza ebadında şarjör kapasitesinin referans gösterildiğini belirterek, şöyle devam etti:

"15’in üzerindeki şarjör kapasitesine sahip silahlar, tam boy olarak tercih edilirken 15 ve altı olan silahlar kompakt boy, 12’nin altı silahlar ise Sub kompakt sınıfına giriyor. Bizim geliştirdiğimiz Sub kompakta hedef kitle olarak her gün her ortamda silah taşıyan kişileri seçtik ama silahın görev versiyonlu modelinde ise gizli istihbarat teşkilatları var. İstihbarat teşkilatlarının yüksek kapasiteye ihtiyacı yokken gizli taşımaya uygun bir silaha gereksinimleri var. Ama Sub kompakt sınıfı silahların, bu zamana kadar personelin büyük silahlarla yaptığı eğitimleri karşılayacak şekilde tasarlanması gerekiyor. Tetiğe ulaşım mesafesi, sürgü tutucu, nişangahı, normalde antrenman yapmış olduğu silahtan çok farklı olması durumunda bütün kas hafızasını kaybediyor. Bunu engellemek için de biz Sub kompaktımızı bir görev tabancasının görevini icra edebilecek şekilde tasarladık."

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : İranlı eski istihbaratçı cinayetinde ilginç detay


İranlı eski istihbaratçı cinayetinde ilginç detay

Şişli’de 14 Kasım günü sokak ortasında kurşunlanan İranlı eski istihbaratçı Mesut Mevlevi (32) cinayetini soruşturan polis ilginç bir bilgiye ulaştı. (Çetin Aydın/ İlker Sezer- Hürriyet)

Mesut Mevlevi öldürüldüğünde yanında olan kişi birkaç saat önce tetikçiyle peş peşe AVM’ye girmiş. Polis hem tetikçiyi hem de Mesut Mevlevi’yi ölüme götüren arkadaşını arıyor. Mesut Mevlevi 14 Kasım 2019 günü saat 21.50 sıralarında Kâğıthane tarafından gelerek Ecza Sokak’ta bir kişiyle buluştu. İkili yürürken arkalarından gelen şapkalı, gözlüklü ve koyu renk giyimli bir kişi art arda 12 el ateş etti. Mevlevi kalbinden ve sağ bacağından vuruldu. Yoldan geçen N.Ü. de seken kurşunlarla yaralandı. Saldırgan koşarak olay yerinden kaçtı. Bir süre Mevlevi’nin başında bekleyen arkadaşı da daha sonra hızlı adımlarla uzaklaştı.

AVM’YE PEŞ PEŞE GİRDİLER

Polis güvenlik kameralarını incelediğinde çok ilginç bir detay buldu. Saldırgan olaydan önce Levent’teki bir AVM’ye gitmişti. Peş peşe içeri girdiği kişi ise Mevlevi’nin yanındaki arkadaşıydı. Bu görüntüye ulaşılmasının ardından, Mevlevi’nin vurulduğu sırada yanında olan kişi ile saldırganın birlikte hareket ettiği değerlendirildi. Polis iki şüphelinin kimliklerini belirlemeye çalışıyor.

Mevlevi’nin sosyal medyada eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’la fotoğrafı bulunuyor.

Hürriyet’e konuşan, yurtdışında yaşayan İranlı gazeteci Behnam Gholipour, Mevlevi’nin İran’daki yolsuzlukları ortaya çıkarmaya çalışan bir hacker grubu kurduğunu söyledi. Mevlevi’nin geçmişte kendisiyle iletişime geçtiğini söyleyen İranlı bir gazeteci ise Mevlevi’nin ‘ekonomik mafya’ olarak tanımladığı İran Devrim Muhafızları’nın eski üst düzey yöneticisi Morteza Rezaei’ye ilişkin belge toplamak için kendisine işbirliği teklifinde bulunduğunu belirtti.

İSPANYA’DAYMIŞ İZLENİMİ

2018 yılından İran’dan kaçtığı belirtilen Mevlevi, Türkiye’de olmasına rağmen sosyal medyada İspanya’da yaşadığı yönünde izlenim veriyordu. Mevlevi’nin İran’da yürütülen askeri ve istihbarat projelerinde sorunlar yaşanması ve arkadaşlarının tutuklanmasının ardından ülkeyi terk ettiği belirtiliyor. İsmini vermek istemeyen bir İranlı gazeteci, Mevlevi’nin İran’da birbiriyle çatışan iki istihbarat kurumunun anlaşmazlıkları nedeniyle öldürülmüş olabileceğini söyledi. Mevlevi’nin “Kara Kutu” isimli telegram kanalı üzerinden İranlı yetkillere dair ifşa belgeleri ile gündeme geldiği belirtildi. Mevlevi’nin sosyal medya sayfasında ise eski İran cumhurbaşkanları Haşimi Rafsancani, Muhammed Hatemi ve Mahmud Ahmedinejad ile çekilmiş fotoğrafları yer alıyor.

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : Eski istihbaratçıya İstanbul’da suikast !!!!


Eski istihbaratçıya İstanbul’da suikast !!!!

11 Kasım’da eski İngiliz askeri istihbarat subayı James Gustaf Edward, İstanbul’da ikamet ettiği evin önünde ölü bulunmuştu. Dün akşam yine İstanbul’da İran istihbaratının eski üyesi olduğu iddia edilen Mesut Mevlevi sokak ortasında silahlı saldırıya uğradı. Güvenlik kamerası görüntüleri saldırının dehşetini gözler önüne serdi.

İran istihbaratının eski üyesi olduğu iddia edilen rejim muhalifi Mesut Mevlevi, İstanbul’un göbeği Şişli’de arkadaşıyla yürüdüğü esnada sokak ortasında silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü.

Mevlevi, 15 Kasım gecesi saat 21:45 sıralarında arkadaşıyla birlikte Şişli Esentepe Mahallesi Ecza Sokak’ta yürüdüğü sırada arkadan yaklaşan kimliği belirsiz kişinin saldırısına uğradı.

SALDIRGAN HIZLA YAKLAŞTI VE 11 EL ATEŞ ETTİ

Görgü tanıklarına göre şapkalı saldırgan tabanca ile 11 el ateş ederek Mevlevi’yi vurdu ve kayıplara karıştı. Saldırıda ağır yaralanan Mevlevi yapılan tüm müdahalelerin ardından hayatını kaybetti.

Polis ekipleri saldırı mahallinde 11 adet kovan tespit etti. Güvenlik kamerası görüntüleri saldırının dehşetini gözler önüne serdi.

Mesut Mevlevi, İstanbul’da sokakta yürürken suikast sonucu hayatını kaybetti.

MESUT MEVLEVİ KİMDİR?

İran’ın İsfahan şehrinde doğan Mesut Mevlevi, “Kara Kutu” isimli Telegram kanalı üzerinden İranlı yetkililere dair ifşa ettiği belgelerle gündeme gelmişti.

İran istihbaratının eski üyesi olduğu iddia edilen Mevlevi, bazı kaynaklara göre istihbarat teşkilatında çalışmaya devam ediyordu.

Ölümünün ardından sosyal medya hesapları kapatılan Mevlevi’nin Instagram sayfasında eski İran cumhurbaşkanları Haşimi Rafsancani, Muhammed Hatemi ve Mahmud Ahmedinejad ile çekildiği fotoğraflar yer alıyor.

Mesut Mevlevi ile İran’ın eski cumhurbaşkanlarından Haşimi Rafsancani ile birlikte.

Mevlevi’nin sosyal medya hesaplarında İran’daki muhtelif askeri tesislerde çekilmiş fotoğraflar da bulunuyor.

Arizona Üniversitesi’nde yapay zekâ üzerine doktora eğitimi alan Mesut Mevlevi, “yapay zekâ biliminin babası” unvanıyla İran Radyo ve Televizyonu’na bağlı kanallara birçok kez konuk olmuştu.

“KARA KUTU” TELEGRAM KANALI

Mesut Mevlevi, 2018 yılı mart ayında “İran halkının etkin sesi” sloganıyla faaliyete başlayan “Kara Kutu” isimli Telegram kanalıyla meşhur oldu.

Mevlevi, söz konusu kanalı“Yolsuzlukları, cinayetleri ve İslam Cumhuriyeti’nin perde arkasındaki hadiselerini ortaya çıkaran medya” diye tanıtmıştı.

Mevlevi, “Kara Kutu” isimli Telegram kanalında yaklaşık 20 ay boyunca İran yargısı, İstihbarat Bakanlığı ve Devrim Muhafızları İstihbarat Birimi’ne ilişkin belge, bilgi ve ses kayıtları paylaştı.

Polis Mevlevi’yi vuran suikastçiyi güvenlik kamerası görüntüleri üzerinden teşhis etmeye çalışıyor.

Mevlevi Telegram kanalında, İran devrim lideri Ali Hamaney’in Ofis Başkanı Muhammed Muhammedi Golpayegani’nin Laricani Kardeşler ile birlikte karıştığını iddia ettiği yolsuzluk belgelerini yayımlamıştı.

Kara Kutu’da İran İstihbarat Bakanlığı’nın casusluk karşıtı biriminin toplantı salonunun gizli çekim görüntüleri yayımlanmıştı.

Kara Kutu’nun Youtube kanalında yayınlanan belgeselde ise İran Devrim Muhafızları Ordusu’nda gerçekleştiği iddia edilen yolsuzluklara dair belgeler paylaşılmıştı.

"YENİ BELGELER İFŞA EDECEEĞİ" İDDİASI

Suikasttan iki gün önce gerçekleşen mesajlaşma kayıtlarına göre, Mesut Mevlevi İranlı yetkililere ilişkin önemli belgeleri ifşa edeceğinin haberini veriyor.

Mesut Mevlevi, şahsi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Devrim Muhafızları Ordusu’nu kastederek “Yozlaşmış mafya komutanlarının kökünü kazıyacağım, dua edin ben bu işi yapmadan onlar beni öldürmesin.” ifadelerini kullanmıştı.

Mevlevi’nin infaz edilmesi akıllara İstanbul’da öldürülen GEM TV’nin sahibi Saeed Karimian’ı getirdi.

2017 yılında İstanbul Maslak’ta İran kökenli İngiliz vatandaşı 45 yaşındaki Saeed Karimian ile Kuveytli ortağı Muhammed El Muhtari’nin içinde bulunduğu aracın önünü ciple kesen çarşaflı saldırganlar yaylım ateşi açtıktan sonra kayıplara karışmıştı.

İRAN’DA 6 YIL HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILMIŞTI

Karimian, İran’da gıyaben yargılanıp "ulusal güvenliğe aykırı eylem" ve "devlete karşı propaganda" suçlamasıyla 6 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

İngiliz haber kanalı BBC’nin internet sitesine mülakat veren Karimian’ın bir aile yakını şunları kaydetmişti: “Saeed Karimian son üç aydır rejim tarafından tehdit ediliyordu ve bunun sonucunda İstanbul’u terk etmeyi ve Londra’ya dönmeyi planlamıştı.”

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI /// TUNCA BENGİN : İngiliz istihbaratçı neden İstanbul’daydı ?


TUNCA BENGİN : İngiliz istihbaratçı neden İstanbul’daydı ?

İstanbul Beyoğlu’nda sokak ortasında cesedi bulunan eski İngiliz askeri istihbarat görevlisi James Gustaf Edward Le Mesurier’in ölümündeki sır perdesi aralanmaya çalışılıyor. Aynı gizemli durum Le Mesurier’in faaliyetleri için de geçerli. Çünkü dünya kamuoyunda Beyaz Baretliler olarak bilinen yardım derneğinin kurucusu Le Mesurier, İngilizlere göre Suriye’de sivillerin korunması yönünde hizmette bulunan gerçek bir kahraman, Ruslara göre ise Suriye’de başta ABD olmak üzere Esad karşıtı ülkelerin dezenformasyon konusunda sıklıkla kullandığı bir aparat. Yani eski falan değil terör örgütleriyle doğrudan ilişkili ve hâlâ da aktif bir İngiliz casusu. Dolayısıyla, bu da yeni soruları beraberinde getiriyor. Örneğin, istihbaratçılara göre, planlı, sessiz çalışan, sadece neticeye odaklanan ve profesyonellik bakımından en iyilerden biri olan MI6 gibi bir servis ve elemanı bu kadar acemice nasıl davrandı? Ya da Le Mesurier neden İstanbul’daydı veya MİT’in takibinde miydi gibi. Dün bu konuları geçmişte kritik görevlerde bulunan eski istihbaratçı Metin Ersöz’e sordum. Öncelikle de İstanbul’da casusların cirit attığı iddialarından başlayarak. Yanıtı şuydu:

“İstanbul’da casus çok ama bunların hedefi direkt Türkiye değil. Daha çok, çalıştıkları ülkelerden gelerek İstanbul’u dinlenme, ikmal yolu olarak kullanıyorlar. Mesela Irak, Suriye, Kafkaslar, Gürcistan, Osetya, Ukrayna’da çalışanların bağlantı noktası İstanbul’dur. Biliyorsunuz, Türkiye’deki 15 askeri üste yaklaşık 10 binin üzerinde Amerikan askeri ve bunlara bağlı askeri istihbarat birimleri var. Bunların çalışma, eğlence ve ikmal alanları da İstanbul’dur. Adam hafta sonu bile olsa kalkıp İstanbul’a gelip iki gün dinlenip kendi çalışma alanına gidebiliyor. Dolayısıyla, hem gizli buluşmalar hem elemanlanma açısından istihbaratçılar için İstanbul verimli bir yer, cennet yani…”

Le Mesurier bunlardan farklı değil mi?

“Bu adam emekli bir asker ama önceki görevi İngiliz Özel Kuvvetleri’nde çalışmış. Emekli olduktan sonra İngiltere’de kurulan özel bir şirket vasıtasıyla Suriye’de faaliyet gösteriyor. En son 2016’da kendi ekibinden 7-8 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir operasyonda da deşifre olmuş biri. Bu bir istihbaratçı için en kötü bir durumdur. Dolayısıyla da bu adam bir şeyler üretmek için daha önce çalıştığı konumlarla ilgili çok iyi bir vasat olan İstanbul’a gelmiş. Yani Suriye’deki faaliyetlere yönelik elemanlanma çalışması içinde.”

Nasıl yani?

“Bu tür adamlar kelle avcılığı yapıyor, nitelikli insanları tespit edip bunları servislere pazarlıyor. Yani ajanlık yapabilecek, saldırılarda, çatışmalarda bulunabilecek potansiyeli olan her türlü adamları tespit ederler, bir portföy oluştururlar. Ve ihtiyacı olan ülkelerin yine kendileri gibi özel şirketlerine önerirler. Çünkü bu kirli ilişkilerde ülkeler direkt devreye girmezler. Bunu ABD, İsrail ve Rusya da böyle yapıyor. O nedenle, bu adamların ülke gizli servislerinin kontrespiyonaj faaliyeti kapsamında tespit edilmeleri de çok zor. Çünkü tespit etseniz bile, adam ‘Ben özel şirkete çalışıyorum, devlete casusluk yapmıyorum’ diyor. Şimdi bu adam da öyle.”

Peki, bu sonuçta Le Mesurier İngilizlere, MI6’ya çalışan bir casus anlamına gelmez mi? Ersöz, devam ediyor:

“Geçmişte bağlantı sağlamış. Burada kesin ona çalışıyor diye bir bulgu yok. İngilizler böyle bir adamı İstanbul’da niye tutsun? Başlarına bela olabilir. Yani kendi diğer faaliyetlerine zarar verebilecek bir adamdır bu. Adamın zaten geçmişi ortaya çıkmış, peşinde Ruslar var. Dolayısıyla, bundan sonra onlar için yararlanabilecekleri bir adam değildir. Dünyadaki bütün istihbaratçılar için bu kirlenmiş bir ajandır. O nedenle, bundan uzak duruyorlardır. Belki bu adamın onlarla irtibat kurma durumu vardır ama onlar pek istemezler. Çünkü istihbarat bekleyen bir ajan için bu tip adamlar bir mayındır.”

Sakıncalı ajan anlamında mı?

“Açığa çıkmış adam sakıncalıdır. Bu da zaten onun psikolojisini yaşadığı için dengesi bozulmuş. Kaçınılmaz bir sona doğru kendisi gitmiş. Bu adam 2016’da zaten bitmiş. Ve tek çıkış yolu olarak İstanbul’da bu tür kelle avcılığı yapmayı düşünmüş. Ve eşinin ifadelerinden de anlaşılıyor ki bu adam bir ekip olarak burada. Kurulu bir düzen üzerine gelmiş…”

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI /// Eski istihbaratçı Cevat Öneş : İngiliz casusun ölümünde “istihbarat savaşı” ihtimali dışlanmamalı


Eski istihbaratçı Cevat Öneş : İngiliz casusun ölümünde “istihbarat savaşı” ihtimali dışlanmamalı

İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde, eski İngiliz askeri istihbarat görevlisi James Gustaf Edward Le Mesurier’in cesedi bulunmuştu. Cesedin bulunduğu yer Le Mesurier’in evinin ve vakfın ofisinin yakınlarındaydı.

İSTİHBARATÇININ EŞİ: EŞİM İNTİHAR ETMEYİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜ SÖYLEMİŞTİ

Le Mesurier’in intihar mı ettiği yoksa bir cinayete mi kurban gittiği henüz anlaşılamadı. İstihbaratçının eşi Emma Winberg, Le Musurier’in bir süredir psikolojik sıkıntıları olduğunu söylüyor. Winberg, “2-3 gün önce Adalar’daki evde aşırı strese bağlı rahatsızlığı nedeniyle iğne ve ilaç tedavisi aldı. Sağlık kuruluşuna yakın olmak için bu adrese geldik” ifadelerini kullandı.

Eşinin ölmeden önceki gece uyku ilacı kullandığını ve kendisine de verdiğini belirten Winberg, “Saat 05.30-06.00 sıralarında kapının dışarıdan polis tarafından çalınması üzerine uyandım. Eşimi görmemem üzerine 3. katta açık olan pencere camından baktığımda onu yerde yatar halde gördüm. Olaydan yaklaşık 15 gün önce bana intihar etmeyi düşündüğünü söylemişti” şeklinde konuştu.

“ARKADAŞIM TEHDİT EDİLİYORDU”

Winberg’in, “Eşim intihar etmeyi düşünüyordu” şeklindeki ifadesine karşın istihbaratçının ordudan arkadaşı Hamish de Bretton-Gordon’a göre Le Mesurier intihar etmedi. Gordon, arkadaşının kendisine Beyaz Baretliler grubuyla birlikte Suriye’de yardım faaliyetlerinde bulunması nedeniyle tehdit edildiğini söylediğini aktardı.

CESET OLAY YERİNE SONRADAN MI GETİRİLDİ?

Ayrıca Le Mesurier’in düştüğü yer ile atladığı iddia edilen yer arasında yaklaşık 5 metre mesafenin olması, cesedin öldürüldükten sonra olay yerine getirildiği şüphelerine neden oluyor.

BEYAZ BARETLİLERLE İŞBİRLİĞİ İÇERİSİNDEYDİ

48 yaşındaki Le Mesurier, Mayday Rescue Vakfı’nın kurucusuydu ve başkanlığını yürütüyordu. Vakfın en büyük faaliyet alanlarından birisi Suriye. Ordudan ayrıldıktan sonra Ortadoğu’da insani yardım faaliyetlerine başlayan Le Mesurier, kimilerince şaibeli bulunan Beyaz Baretliler grubunun da kurucuları arasında yer alıyor.

BEYAZ BARETLİLER “RIGHT LIVELIHOOD” ÖDÜLÜNÜ DE ALDI

Beyaz Baretliler Suriye’de ve Bağdat’ta insani yardım faaliyetlerinde bulunuyor. 2014 yılında kurulan Beyaz Baretliler, birçok Batı ülkesinden de destek görüyor. 2016’da Nobel’in alternatifi olarak nitelenen Right Livelihood ödülünü alan grup filmlere de konu oldu.

KARA PROPAGANDA VE EL KAİDE İDDİASI

Bununla birlikte gruba yönelik çok ciddi eleştiriler ve suçlamalar da var. İddiaların temelinde Beyaz Baretlilerin “insani yardım kılıfını kullanarak Suriye karşıtı propaganda yaptığı” iddiası yer alıyor. Ayrıca grubun El Kaide ile birlikte hareket ettiği, örgüt militanlarını bünyesinde barındırdığı iddiaları da bulunuyor.

RUS DIŞİŞLERİ SÖZCÜSÜ: LE MESURIER’İN TERÖR ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİSİ VARDI

Suriye rejimi ve Rusya’nın, Beyaz Baretliler’i bir sivil örgüt olarak görmüyor. İki ülke de yapının rejim karşıtı faaliyetler yürüttüğüne inanıyor. Le Mesurier’in Beyaz Baretlilerle ilişkisi de “İstihbaratçının ölümünde Rusya’nın parmağı var mı?” sorusunu akla getiriyor.

Rusya, 2016 yılında Kraliçe 2. Elizabeth tarafından şövalyelik unvanına layık görülen Le Mesurier’in, eski bir MI6 (İngiliz Gizli İstihbarat Servisi-SIS) ajanı olduğunu iddia etmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Beyaz Baretlilere ilişkin yaptığı açıklamada sözü Le Mesurier’e getirmiş ve Le Mesurier’in yıllarca Balkanlar ve Ortadoğu’da görev yaptığını, Kosova’da görev yaptığı dönemde “terör örgütleriyle” bağlantısı olduğunun bildirildiğini de öne sürmüştü.

Le Mesurier’in ölümünün geçen hafta yapılan bu açıklamadan sonra gerçekleşmesi olaydaki Rusya şüphelerini artırdı.

“KESİN BİR ŞEY SÖYLEMEK İÇİN ÇOK ERKEN”

Tarafsız Haber Ajansı’nın konuyla ilgili sorularını yanıtlayan eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, eski İngiliz askeri istihbarat subayının ölümüyle ilgili birçok karanlık nokta olduğunu söyledi. Öneş, bunlar aydınlatılmadan “cinayet mi, intihar mı” sorusuna kesin bir yanıt vermenin mümkün olmadığını ifade etti.

“BEYAZ BARETLİLER SİVİL GÖRÜNÜMLÜ ÖRGÜTLER”

Ancak yine de olayda Rusya ihtimalinin araştırılması gerektiğini söyleyen Öneş, Le Mesurier’in Beyaz Baretliler’deki faaliyetlerine dikkat çekti. Örgütün siyasi amaçları olduğuna yönelik iddiaların gerçeklik payının yüksek olduğunu söyleyen Öneş, “Rusya, Beyaz Baretlilerin asıl amacının yardım faaliyetleri olmadığını, Suriye rejimi aleyhine kara propaganda yaptığını söylüyor” diye konuştu. Rusya’nın açıklamalarının ve Beyaz Baretlileri sürekli hedef göstermesinin olaydaki şüpheleri artırdığına dikkat çeken Öneş, bu yüzden Le Mesurier’in ölümünde “istihbarat savaşları” konusunun göz önünde tutulması gerektiğini vurguladı.

TEKNİK TAKİP DOSYASI : ‘Siyonist israilli istihbaratçılar BAE’li şirket için Tel Aviv’deki işlerinden ayrılıyor’


‘Siyonist israilli istihbaratçılar BAE’li şirket için Tel Aviv’deki işlerinden ayrılıyor’

İşgalci çetesi ordusunun teknoloji birimlerinde çalışmış personeller, bir BAE şirketi için, daha iyi ücretler karşılığında Tel Aviv’deki işlerini geri çeviriyor.

Son iki yıldır, Siyonist İsrailli bir siber istihbarat şirketi büyük bir beyin göçü verdi. The New York Times’ta yayınlanan 2017 tarihli rapora göre 8 bin 200’den fazla eski İSrail ordusu personeli, siber istihbarat odaklı bir İsrail teknoloji firması olan NSO Group Technologies’den ayrıldı.

Haber, dün Haaretz’de Amitai Ziv imzasıyla yayınlanan bir makalede yer aldı. Buna göre "gizmeli bir Arap siber firması, bünyesine katmak için siyonist İsrail Savunma Kuvvetleri teknoloji birimlerinde görev almış isimlere astronomik maaşlar teklif ediyordu. Bu isimlerse orduda edindikleri bilgi ve becerileri, İsrail ile diplomatik ilişkisi olmayan diktatörlük rejimlerine yakın Arap firması için kullanıyordu"

SORUŞTURMA DARKMATTER‘I İŞARET EDİYOR

The New Arab’ın haberine göre NSO’da yaşanan ‘toplu işten çıkmalar’ için özel bir soruşturma başlatıldı. Bu soruşturmanın BAE’deki DarkMatter sanal güvenlik şirketini işaret ettiği belirtilirken, 8 bin 200 çalışanın tamamının Kıbrıs’a gittiği bulundu.

Amitai Ziv, Dark Matter’ın Singapur’daki ofisinin siyonistler tarafından yönetildiğine ilişkin dedikodular olduğunu kaydetti. LinkedIn sayfasına göre de DarkMatter, hali hazırda 650 kişiyi istihdam etmekte.

işgalci İsrail siber istihbarat sektöründen, adını vermek istemeyerek "Y" kodunu kullanan bir isim, olaya ilişkin "İsrail Savunma Bakanlığı Savunma İhracat Kontrolleri Ajansı’nın denetimi olmadan, BAE’nin İsrail’in fikri mülkiyetini çaldığını" belirtti. Ayrıca, siber güvenlik çalışanlarının zaten çok yüksek maaşlar aldığını söyleyen Y, BAE’li şirketin daha fazlasını ödemeye hazır olduğunu aktardı: "Yılda 1 milyon dolara yakın maaşlar kazanan isimler tanıyorum."

DARK MATTER: CIA MENSUPLARIYLA ÇALIŞIYOR, BAE İSTİHBARATINA HİZMET VERİYOR

2015 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nin bir parçası olan Abu Dabi’de, Körfez’in önde gelen cep telefonu firması Axiom Telecom’u kuran ve BAE ordusunda görev alan bir generalin oğlu olan Fayon Al-Bannai tarafından kurulan bir siber güvenlik şirketi olan DarkMatter’ın Finlandiya, Kıbrıs ve Singapur’un da içinde olduğu çok sayıda ülkede ofisi bulunuyor.

Şirketin görevi "siber savunma." Fakat bu yılın başında, şirketin, BAE istihbarat teşkilatına, Batı hedefleri için hacker hizmeti verdiği, ayrıca CIA mensuplarını da bünyesinde barındırdığı haberleri gündeme geldi.

Arap aktivistleri, rejim muhaliflerini, medya mensuplarını hedef alan Dark Matter’ın

Reuters’a göre Londra, Beyrut gibi noktalarda da yayınlar yapan Katar destekli gazete Al Araby Al Jadeed, Suudi detekli The New Arab (Al Araby) ve CEO’su Abdulrahman Elshayyal ile Filistinli düşünür Azmi Bishara, Dark Matter’ın hedefleri arasında.

MOZILLA’DAN DARK MATTER’A ENGEL

Temmuz ayında, Firefox’un tarayıcı üreticisi Mozilla, DarkMatter tarafından sertifikalandırılmış web sitelerini engelledi ve şirketin saldırılar gerçekleştirdiğine dair kanıtlar olduğunu belirtti.

Bir ay sonra Ağustos’ta, Google, DarkMatter tarafından sertifikalandırılmış web sitelerini Chrome ve Android tarayıcılarından bir sebep belirtmeden engelledi.

SİYONİST YETKİLİLER NE DİYOR?

Amitai Ziv, Haaretz’deki haberinde bu personellerin siyonist İsrail Savunma Bakanlığından gerekli izinleri alıp almadıklarını sorguladı. Bu kapsamda Savunma Bakanlığı’nın kesin bir cevap vermeyi reddettiği belirtilirken, The Market’in konuyla ilgili sorusuna şu şekilde yanıt verildiğini aktardı:

"Savunma Bakanlığı, savunma ihracatı politikalarıyla ilgili özel durumlarla ilgili ve bu nedenle belirli lisanslar veya ihracat sicilinde listelenenler hakkında yorum yapmıyor. Fikri mülkiyetini yabancı bir işletmeye devretmek isteyen işgalci İsrail vatandaşlarınınsa bunu yasalar kapsamında gerçekleştirmesi gerekir."

KUZGUN PROJESİ

Reuters’ın raporuna göre BAE’nin başkenti Abu Dabi’den yönetilen Kuzgun Projesinde (Project Raven) görev alan isimler de ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın 2014’deki eski çalışanları ve maaşları Dark Matter tarafından ödendi.

Projenin dünya çapında duyulmasını sağlayan adım ise "Karma" olarak nitelendirilen bir casus yazılım programının yüzlerce kişinin iPhone’una girebilmiş olmasıydı. iPhone’una girilebilen isimler arasında Katar Emiri Temim bin Hamad es-Sani, Umman’ın dışişlerinden sorumlu bakanı Yusuf bin Alawi bin Abdullah ve eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de vardı.

Project Raven 2016 yılında kapatıldı ve çalışanlarına DarkMatter için çalışmaya devam etme seçeneği verildi. Reuters raporunda, şirketin BAE istihbarat servisleriyle çok yakın bağları olduğunu, aynı binada ofisleri bulunduğu belirtti.

Reuters, eski NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) çalışanlarının çoğunun DarkMatter’da kalmayı ve çalışmayı seçtiğini, ancak yaptıkları işin niteliğinin açıkça ortaya çıkması sonucunda ayrıldıklarını kaydetti.

Eski bir çalışan olan Lori Stroud, Reuters’e “Bazı günler Twitter’daki 16 yaşındaki bir çocuğu bastırmak zordu" dedi.

"HALEN ÇALIŞAN SİYONİST İSRAİLLİLER VAR"

Bugün, Reuters’in ifşa etmesine rağmen, şirket için çalışan siyonist İsraillilerin olduğu anlaşılıyor