TEKNİK TAKİP DOSYASI : ‘Siyonist israilli istihbaratçılar BAE’li şirket için Tel Aviv’deki işlerinden ayrılıyor’


‘Siyonist israilli istihbaratçılar BAE’li şirket için Tel Aviv’deki işlerinden ayrılıyor’

İşgalci çetesi ordusunun teknoloji birimlerinde çalışmış personeller, bir BAE şirketi için, daha iyi ücretler karşılığında Tel Aviv’deki işlerini geri çeviriyor.

Son iki yıldır, Siyonist İsrailli bir siber istihbarat şirketi büyük bir beyin göçü verdi. The New York Times’ta yayınlanan 2017 tarihli rapora göre 8 bin 200’den fazla eski İSrail ordusu personeli, siber istihbarat odaklı bir İsrail teknoloji firması olan NSO Group Technologies’den ayrıldı.

Haber, dün Haaretz’de Amitai Ziv imzasıyla yayınlanan bir makalede yer aldı. Buna göre "gizmeli bir Arap siber firması, bünyesine katmak için siyonist İsrail Savunma Kuvvetleri teknoloji birimlerinde görev almış isimlere astronomik maaşlar teklif ediyordu. Bu isimlerse orduda edindikleri bilgi ve becerileri, İsrail ile diplomatik ilişkisi olmayan diktatörlük rejimlerine yakın Arap firması için kullanıyordu"

SORUŞTURMA DARKMATTER‘I İŞARET EDİYOR

The New Arab’ın haberine göre NSO’da yaşanan ‘toplu işten çıkmalar’ için özel bir soruşturma başlatıldı. Bu soruşturmanın BAE’deki DarkMatter sanal güvenlik şirketini işaret ettiği belirtilirken, 8 bin 200 çalışanın tamamının Kıbrıs’a gittiği bulundu.

Amitai Ziv, Dark Matter’ın Singapur’daki ofisinin siyonistler tarafından yönetildiğine ilişkin dedikodular olduğunu kaydetti. LinkedIn sayfasına göre de DarkMatter, hali hazırda 650 kişiyi istihdam etmekte.

işgalci İsrail siber istihbarat sektöründen, adını vermek istemeyerek "Y" kodunu kullanan bir isim, olaya ilişkin "İsrail Savunma Bakanlığı Savunma İhracat Kontrolleri Ajansı’nın denetimi olmadan, BAE’nin İsrail’in fikri mülkiyetini çaldığını" belirtti. Ayrıca, siber güvenlik çalışanlarının zaten çok yüksek maaşlar aldığını söyleyen Y, BAE’li şirketin daha fazlasını ödemeye hazır olduğunu aktardı: "Yılda 1 milyon dolara yakın maaşlar kazanan isimler tanıyorum."

DARK MATTER: CIA MENSUPLARIYLA ÇALIŞIYOR, BAE İSTİHBARATINA HİZMET VERİYOR

2015 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nin bir parçası olan Abu Dabi’de, Körfez’in önde gelen cep telefonu firması Axiom Telecom’u kuran ve BAE ordusunda görev alan bir generalin oğlu olan Fayon Al-Bannai tarafından kurulan bir siber güvenlik şirketi olan DarkMatter’ın Finlandiya, Kıbrıs ve Singapur’un da içinde olduğu çok sayıda ülkede ofisi bulunuyor.

Şirketin görevi "siber savunma." Fakat bu yılın başında, şirketin, BAE istihbarat teşkilatına, Batı hedefleri için hacker hizmeti verdiği, ayrıca CIA mensuplarını da bünyesinde barındırdığı haberleri gündeme geldi.

Arap aktivistleri, rejim muhaliflerini, medya mensuplarını hedef alan Dark Matter’ın

Reuters’a göre Londra, Beyrut gibi noktalarda da yayınlar yapan Katar destekli gazete Al Araby Al Jadeed, Suudi detekli The New Arab (Al Araby) ve CEO’su Abdulrahman Elshayyal ile Filistinli düşünür Azmi Bishara, Dark Matter’ın hedefleri arasında.

MOZILLA’DAN DARK MATTER’A ENGEL

Temmuz ayında, Firefox’un tarayıcı üreticisi Mozilla, DarkMatter tarafından sertifikalandırılmış web sitelerini engelledi ve şirketin saldırılar gerçekleştirdiğine dair kanıtlar olduğunu belirtti.

Bir ay sonra Ağustos’ta, Google, DarkMatter tarafından sertifikalandırılmış web sitelerini Chrome ve Android tarayıcılarından bir sebep belirtmeden engelledi.

SİYONİST YETKİLİLER NE DİYOR?

Amitai Ziv, Haaretz’deki haberinde bu personellerin siyonist İsrail Savunma Bakanlığından gerekli izinleri alıp almadıklarını sorguladı. Bu kapsamda Savunma Bakanlığı’nın kesin bir cevap vermeyi reddettiği belirtilirken, The Market’in konuyla ilgili sorusuna şu şekilde yanıt verildiğini aktardı:

"Savunma Bakanlığı, savunma ihracatı politikalarıyla ilgili özel durumlarla ilgili ve bu nedenle belirli lisanslar veya ihracat sicilinde listelenenler hakkında yorum yapmıyor. Fikri mülkiyetini yabancı bir işletmeye devretmek isteyen işgalci İsrail vatandaşlarınınsa bunu yasalar kapsamında gerçekleştirmesi gerekir."

KUZGUN PROJESİ

Reuters’ın raporuna göre BAE’nin başkenti Abu Dabi’den yönetilen Kuzgun Projesinde (Project Raven) görev alan isimler de ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın 2014’deki eski çalışanları ve maaşları Dark Matter tarafından ödendi.

Projenin dünya çapında duyulmasını sağlayan adım ise "Karma" olarak nitelendirilen bir casus yazılım programının yüzlerce kişinin iPhone’una girebilmiş olmasıydı. iPhone’una girilebilen isimler arasında Katar Emiri Temim bin Hamad es-Sani, Umman’ın dışişlerinden sorumlu bakanı Yusuf bin Alawi bin Abdullah ve eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de vardı.

Project Raven 2016 yılında kapatıldı ve çalışanlarına DarkMatter için çalışmaya devam etme seçeneği verildi. Reuters raporunda, şirketin BAE istihbarat servisleriyle çok yakın bağları olduğunu, aynı binada ofisleri bulunduğu belirtti.

Reuters, eski NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) çalışanlarının çoğunun DarkMatter’da kalmayı ve çalışmayı seçtiğini, ancak yaptıkları işin niteliğinin açıkça ortaya çıkması sonucunda ayrıldıklarını kaydetti.

Eski bir çalışan olan Lori Stroud, Reuters’e “Bazı günler Twitter’daki 16 yaşındaki bir çocuğu bastırmak zordu" dedi.

"HALEN ÇALIŞAN SİYONİST İSRAİLLİLER VAR"

Bugün, Reuters’in ifşa etmesine rağmen, şirket için çalışan siyonist İsraillilerin olduğu anlaşılıyor

DANIŞTAY DAVASI : MEŞHUR DANIŞTAY SUİKASTİ FETÖCÜ İSTİHBARATÇILAR TARAFINDAN (SÖZDE) ERGENEKON’A NASIL MONTE EDİLDİ ??? HATIRLAYALIM !!!


Serhan Bolluk : Danıştay katili Alparslan Aslan kimlerle bağlantılı

Alparslan Arslan Cumhuriyet gazetesine bomba attıktan sonra hem de daha olay yerinden kaçarken Şeyh Salih Kunter’i, ardından da Hamza Öztürk’ü aradı. Hamza Öztürk’ün Danıştay eyleminden 1,5 ay öncesinden itibaren çok sıklıkla görüştüğü kişi ise Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin Gülen

Alparslan Aslan Danıştay saldırısını yapmaya gitmeden hemen önceki gün kimlerle buluştu? TİB kayıtlarına göre Salih Yaşar, Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları akşam saat 17.17’de Üsküdar Toygan Hamza semtinden sinyal veriyor.

Danıştay saldırısının yapıldığı gün ise sabah saat 10.00 sularında, yani saldırıdan hemen önce Hamza Öztürk önce Kemalettin Gülen’i, ardından da Süleyman Esen’i aradı. Defalarca bu aramalar devam etti. Alparsalan Arslan’ın bu kişlerle bu kadar yoğun ilişkisine karşılık, Ergenekon sanıklarıyla hiç bir ilişkisi ve irtibatı yok.

"Adım Adım Danıştay Suikasti" adlı yazı dizimizin son bölümünde Danıştay katili Alparslan Aslan’ın kimlerle irtibatlı olduğunu ve cinayeti işlediği gün yaptığı telefon görüşmelerine tanıklık edeceğiz.

Kemalettin Gülen:

Fethullah Gülen’in yeğeni. Başörtüsü kararından dolayı Danıştay üyelerine küfreden kişi. Alparslan Arslan bu hareketinden dolayı ona büyük saygı duyduğunu mahkemede söyledi.

Şeyh Salih Kunter:

Alparslan Aslan’ın gittiği dergahın şeyhi; cinci hoca. Alparslan Aslan’a Danıştay cinayetinden hemen önce cin çıkarma ayini yaptı. Konuşmalarında “Cumhuriyet gazetesinin kafir gazete” olduğunu, “Danıştay üyelerinin Allah’a iftira ettiğini söyledi. Alparslan Aslan da Allahın askeri olduğuna inanıyor ve her gün şeyhine gidip onun ihtiyaçlarını bile karşılıyor.

Salih Yaşar:

Şeyh Sait Kunter’in sağ kolu. Cin çıkarma seansları yapıyor, muska yazıyor.

Süleyman Esen:

Alparslan Aslan’ın ifadelerinde “Bombaları ondan aldım, benim liderimdir” dediği avukat. Şeyhin müridi ve Kemalettin Gülen’in yakın arkadaşı.

Hamza Öztürk:

Eski polis. Kim olduğu veya bağlantıları hiç araştırılmadı.

Osman Yıldırım:

Cumhuriyet Gazetesi’ni bombalatmaktan ve Danıştay cinayetinde suç ortaklığı yapmaktan Alparslan Aslan ile birlikte müebbet hapis aldı. Ergenekon davasında hem sanık, hem tanık, hem de gizli tanık. Çok sayıda sabıkası var. Ablasını öldürmekten ve ablasının kızını para karşılığında erkeklere pazarlamaktan hükümlü. Ergenekon savcıları ona “Osmanım” diye hitap ediyordu.

Bu kişilerin Danıştay cinayetinden önceki yaklaşık 2 aylık (1 Nisan-28 Mayıs 2006) sürede birbirleri ile toplam 145 görüşmeleri var. Ama bunların içinde sadece Süleyman Esen sanık. Ergenekon duruşmasında da ifadesi bile alınmadan salıverildi. Diğerlerinin bazıları tanık, bazıları tanık bile değil.

Mesela 11 Mayıs 2006’da Alparslan Arslan Cumhuriyet gazetesine bomba attıktan sonra hem de daha olay yerinden kaçarken Şeyh Salih Kunter’i, ardından da Hamza Öztürk’ü aradı.

Hamza Öztürk’ün Danıştay eyleminden 1,5 ay öncesinden itibaren çok sıklıkla görüştüğü kişi ise Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin Gülen.

Danıştay saldırısından önce Alparslan Aslan, Vakit gazetesinin “İşte o üyeler” manşetli sayısını da yine Kemalettin Gülen’in ofisinden aldı.

Alparslan Aslan’ın Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba attıktan sonraki (12 Mayıs 2006) telefon irtibatlarının bazıları şöyle:

Alparslan Aslan Hamza Öztürk’ü aradı.
Kemalettin Gülen Hamza Öztürk’ü aradı.
Alparslan Aslan Hamza Öztürk’ü aradı.
Hamza Öztürk Alparslan’ı aradı.
Hamza Öztürk tekrar Alparslan’ı aradı.
Süleyman Esen, Alparslan Aslan’ı aradı.
Ve bu bağlantılar sürüp gidiyor.

Alparslan aslan Danıştay saldırısını yapmaya gitmeden hemen önceki gün kimlerle buluştu? TİB kayıtlarına göre Salih Yaşar, Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları akşam saat 17.17’de Üsküdar Toygan Hamza semtinden sinyal veriyor.

Danıştay saldırısının yapıldığı gün ise sabah saat 10.00 sularında, yani saldırıdan hemen önce Hamza Öztürk önce Kemalettin Gülen’i, ardından da Süleyman Esen’i aradı. Defalarca bu aramalar devam etti.

Alparslan Arslan’ın bu kişilerle bu kadar yoğun ilişkisine karşılık, Ergenekon sanıklarıyla hiç bir ilişkisi ve irtibatı yok.

KATİL ASLAN’IN MUZAFFER TEKİN’LE BAĞLANTISI VAR MI?

Özel görevli medyanın en çok tekrar ettiği yalanlardan biri de buydu. Hem gazetelerde hem de televizyonlarda hayali bağlantılar kurdular. Sözgelimi Nagehan Alçı 13 Aralık 2012 günü CNN’de yayınlanan Dört Bir Taraf programında şöyle dedi: “Danıştay saldırısıyla Muzaffer Tekin ilişkisini reddetmeyelim. Alparslan Aslan’ın Muzaffer tekin ile 35 kez telefonla konuştuğu belgelendi.

Oysa gerçek şuydu: Muzaffer Tekin’in Mahkemedeki beyanlarına göre, Alparslan Aslan kendisiyle, Danıştay suikastinden 1,5 yıl önce, bürosunun bulunduğu iş hanındaki bir avukat arkadaşının yanına geldiğinde tesadüfen tanıştı. Toplam telefon irtibatları 90 saniye. En son Danıştay saldırısından 9 ay önce Muzaffer Tekin’e bir mesaj atmış. Tekin savunmasında

bunun kandil tebriği gibi bir nezaket mesajı olduğunu söyledi. Bütün irtibat bu kadar.

O halde Nagehan Alçı neden “35 görüşme var” yalanını söylüyor? Esas bağlantıları gizlemek için olabilir mi?

POLİS MUZAFFER TEKİN’İN ADINI NASIL BULDU?

O kadar araştırdım bulamadım; Danıştay Suikastı’nın hemen ardından polis Muzaffer tekin adına nasıl ulaştı? “Saklan, ben sizi Pazartesi Ankara’ya götürürüm” diyen Ertaç Giray aynı zamanda Mehmet Eymür’ün de avukatıydı. Mehmet Eymür o gün Fenerbahçe Orduevi’ndeki masada Muzaffer Tekin’in yanında oturan M. Zekeriya Öztürk’ü de tanıyordu. Muzaffer Tekin’in babası vasıtasıyla yakın görüştüğü Demir bükülmez, kumarhaneler kralı Sudi Özkan’ın sağ koluydu. Bilindiği gibi Mehmet Eymür de Sudi Özkan’ın yanında danışman olarak çalışıyordu. Bir şey ima etmek için yazmıyorum; sadece kafamdaki soruya yanıt bulmaya çalışıyorum. Muzaffer Tekin’i birileri oyuna mı getirdi? Sorular bitmez…

Örneğin…

Danıştay Suikastı’nı Ergenekon davasına bağlamak için niye çok çaba harcandı? İddianamede bir zorlama olduğu ortada, Alparslan Arslan çevresiyle ilgili pek bir araştırma yapılmamışken, Ergenekon tutuklularının suikastla irtibatını kurmak için olağanüstü bir çaba göze çarpıyordu. Niye?

Terörle Mücadele Yasası’nın birinci maddesi 29 Haziran 2006 tarihinde değiştirildi. Bir fiilin terör suçu olması için birden fazla kişinin örgütlenip silah, mühimmat bulundurması yeterli değildi; cebir ve şiddet içeren eylem gerekiyordu.

Yani Ergenekon’un, terör örgütü kapsamına alınması için yakalanan kişiler, ele geçirilen silahlar yeterli değildi; şiddet içeren eylem gerekiyordu! Danıştay Suikastı Ergenekon’a bağlanınca, örgüt “terör örgütü” oluverdi.

CUMHURİYET BOMBALANDIĞINDA KİM KİMİNLE GÖRÜŞTÜ?

Alparslan Aslan bombaları Osman Yıldırım’a 4 Mayıs’ta verdiğini ifadelerinde söyledi. (İlk bomba atılmadan bir gün önce.)

Alparslan aslan 4 Mayıs gecesi defalarca ve uzun süre Osman Yıldırım ile görüştü. Ardından Osman yıldırım’ın telefonu 23.38’de Ataşehir’den sinyal verdi. Yani Ataşehir’e geldi. Tekrar görüştüler. İfadelerine göre Alparslan’ın bir arkadaşı arabasıyla Osman Yıldırım’ı Ataşehir Migros önünden aldı ve Alparslan Aslan’ın evinin önüne getirdi. Aslan bombaları dışarıda verdiğini söyledi.

Ertesi gün, yani 5 mayıs 2006’da sabah saat 09.51, 09.52, 09.58, 09.59, 10.50, 14.46’da Alparslan Aslan Osman yıldırım’a mesajlar attı. Mesajlarda “İş halloldu mu”, “Her şey tamam mı” diye sordu.

Aynı gün Osman yıldırım, Erhan Timuroğlu’nu saat 10.39, 10.42, 12.17, 12. 23, 14.05, 15.38, 15.39, 15.42, 16.24’te defalarca aradı. Bu arada da Alparslan aslan ile görüşmeye devam etti. Erhan Timuroğlu o gün Osman Yıldırım’n azmettirmesiyle Tekin Irşi isimli arkadaşına para vaat ederek Cumhuriyet gazetesini bombalattırdı.

Bu kişilerden hiçbirinin Ergenekon sanıklarıyla, ilişki ve irtibatı yok.

TİB KAYITLARINDA GÖRÜNMEYEN ADRES NERESİ?

İfadelerine göre Alparslan Arslan ve Süleyman esen sık sık Şeyh Salih Kunter’in Gültepe’deki evine gidiyorlardı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)’ndan gelen baz istasyonu raporlarında ise bir sürpriz vardı. Her gün, akşam saatlerinde Süleyman Esen ve Alparslan Aslan’ın telefonları bir yerden görüşmeler yapıyor ama o yerdeki baz istasyonunun adresi TİB raporunda görünmüyordu.

Telefonların yaklaşık olarak nerede olduğunu tespit etmek için görünmeyen yerden bir önceki görüşmelere bakıldığında 4. Levent ve Mecidiyeköy arasında olduğu anlaşılıyordu. Yani Levent veya Mecidiyeköy’den yapılan görüşmelerden sonra gelinen bir yer TİB raporlarında görülemiyordu.

Burası Şeyh Salih Kunter’in evinin de olduğu Gültepe olabilir miydi?

Ve bu adres TİB raporlarında neden görülemiyordu?

Bu sorular ısrarlı taleplere rağmen hâlâ cevaplanamadı.

ERGENEKON’DA MEDYA OPERASYONU

Ergenekon davasının başlangıcı sayılan Ümraniye operasyonundan sonra özel yetkili medya ağızbirliği emişçesine Danıştay davasının birleştirilmesi yönünde haberler yaptı.
Onlara göre Ümraniye operasyonunun ucu Danıştay’a uzanıyordu.

Bir yandan bu haberler yapılırken aynı gün Savcı Zekeriya Öz Ankara’dan Danıştay dosyasını istedi. Tarih 15 Haziran 2007’ydi ve daha ortada ne Osman Yıldırım’ın ifadesi, ne Ataşehir toplantısı iddiası vardı. Bunlar 8 ay sonra Osman yıldırım’ın ifadesinde yer alacaktı. Ama Zekeriya Öz Danıştay dosyasını 8 ay önceden istemişti bile.

Medya da bu yönde kamuoyu oluşturmak için elinden gelini yapıyordu.

İşte 14-15 Haziran 2007 tarihli bazı yandaş gazetelerden örnekler:

Danıştay katili Alparslan Aslan’ın Veli Küçük’le bağlantısı var mı?

30 Haziran 2006- Mehmet Eymür MİT Müsteşarlığına giderek Alpaslan Aslan’ın Irak’ın Kuzeyinden getirilen 500 milyon doları Veli Küçük’e teslim ettiğini, alacağı komisyon için de bir avukat ile görüştüğünü söyledi. İddiaya göre bu paranın komisyonu da 150 milyon dolardı. Komisyonun almadığı için de gidip Danıştay cinayetini işledi. 500 milyon doların birkaç TIR konteyneri yer kaplamasından dolayı fiziki olarak taşımak mümkün değildi ama bu basit mantığı bile yürütmüyorlardı. Aynı iddialar Ecevit Kılıç tarafından da Aktüel dergisinde haber yapıldı. MİT bunları araştırdı ve doğru olmadığını gördü. Daha sonraki Ergenekon duruşmalarında sanıkların talebi doğrultusunda 03–11–2010 tarihli yazıyla Ergenekon mahkemesine bildirdi.

Bir de dolaşıma sokulan bir fotoğraf üzerinden Veli Küçük ile ilişki kurulmaya çalışıldı. Yandaş medyanın iddialarına göre Veli Küçük ile Alparslan Arslan yan yanaydı. Fotoğraftakinin Alparslan Arslan olmadığı açıkça görülmesine rağmen bu yayınlara devam ettiler. Fotoğraftaki Amerika’da yaşayan bir Azeri genciydi ve fotoğraf Dünya Azeri Kongresinde çekilmişti.

Yani ortada ne para vardı ne fotoğraf, ne de Alpaslan Aslan ile Veli Küçük arasında bir ilişki…

Başbakan ve AKP yöneticileri neler söyledi?

17 Mayıs 2006- suikasttan iki saat sonra dönemin Adalet Bakanı olan M. Ali Şahin: “Sürprizlere hazırlıklı olun, arkasında Gladyo tipi bir yapılanma var şaşıracaksınız”

19 Mayıs 2006- Başbakan, “saldırı hükümete yönelik” açıklamasını yaptı. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, “bu olayın arkası başka, Muzaffer Tekin var” açıklamasını yaptı.

21 Mayıs 2006- Başbakan Erdoğan Danıştay saldırısının arkasında Deniz Baykal’ın olduğunu belirterek, “kurşunlar iktidara sıkıldı” açıklamasını tekrarladı.

24 Mayıs 2006- ABD Savunma Bakanı Paul Wolfowitz, “Türkiye’nin modern ve geleneksel yüzüne saldırılıyor. Danıştay saldırısını kastediyorum” dedi

27 Mayıs 2006- Başbakan, “Yüzbaşı’nın serbest bırakılmış olması suçsuz olduğu anlamına gelmez” açıklamasını yaptı. Bu açık bir hedef tarifiydi.

15 Haziran 2007- “Ümraniye’ye bakın. Başka bir şey armaya gerek yok.”

7 Temmuz 2007- Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül: “Bekleyin bakın bu iş çok yukarılara gidecek” dedi.

20 Şubat 2008- Hasan Cemal, Ergun Babahan ve Mustafa Karaalioğlu ile yaptığı programda Ergenekon davası için: “Gerekirse Ergenekon için yasal düzenleme bile yaparız” dedi.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül şöyle dedi: “Bu Ümraniye olayına dikkat edin bunun arkası gelecek, bu olay çok büyüyecek…” (Can Dündar, Milliyet 2 Temmuz 2008, Ayrıca Ergenekon mahkemesindeki ifadesi)

19 Şubat 2011- Kemal Kılıçdaroğlu’nun “nerede bu örgüt gidip üye olacağım” sözüne karşılık: ”Ergenekon’u arıyorsan gidip Danıştay’ın ikinci Dairesine bak” dedi.

“POLİS SUÇ ORTAĞI”

5. 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde gerçekleştirilen 3 ayrı bombalama eylemine rağmen niçin derhal suç mahallinde sinyal veren telefonlardan abone kimlik bilgileri tespiti yöntemi ile olay mahallinde bulunanları tespit etmek amacıyla teknik istihbarat çalışması yapılmamıştır?

Suç mahallinden kaçış istikametine ilişkin MOBESE kayıtları istenirken niçin olası geliş istikametine ilişkin olarak Büyükdere Caddesi üzerindeki MOBESE kayıtları istenilmemiştir.

Olay mahalli civarında temin edilmeye çalışıldığı söylenilen işyeri kamera kayıtlarının bulunmadığına ilişkin tanzim edilen bilgi notunun dayandığı, kamera kayıtları istenilen işyerleri hangileridir? Bu iş yerlerinden hangi tarihte kamera kayıtları istenilmiştir? İlgili tutanak yahut tanzim edilen evrak nerededir?

11 Mayıs 2006 günü gerçekleştirilen bombalama eylemine ilişkin olarak görgü şahitlerinden niçin derhal robot resim çizilmesi için yardım istenilmeyerek, Danıştay suikastının bir gün öncesine değin tam 5 gün beklenilmiştir?

İstanbul TEM’in, Cumhuriyet gazetesine 11 Mayıs günü saat 16.20’de atılan son bombadan iki gün sonra MOBESE görüntülerini istediği yazıda, niçin dağıtım-tebliğ tarihi olarak 12.05.2006 tarihinde tebliği alındığı görünen yazının üst kapak yazısında tarih 13.05.2006 olarak görünmektedir? Veya bir başka ifadeyle kayıt istemeye ilişkin yazı niçin derhal gönderilmek yerine tam bir gün bekletilmiştir?

5 Mayıs 2006 günü Cumhuriyet gazetesinin ilk kez bombalanması eyleminin hemen ardından görgü şahitlerinin bilgisine başvurulmak yerine tam 3 gün süre ile beklenilmiştir? Niçin görgü şahitlerinin görgüsüne bilgisine derhal başvurulmamıştır?

B.05.I. EGM.4.34.00.14.10-7229 sayılı 1 klasör 250. Ve 6 klasör 250. Sayfada yer alan robot resim çizdirilmesine ilişkin yazışmada evrakın sağ üst köşesindeki tarih nedir? 15’mi, 16’mı, 17’mi? Evrak tarihindeki tahrifatın izahı nedir?

B.05.I.EGM.4.34.00.14.10-7229 sayılı başka tarihli bir evrak daha mevcut olup aynı sayılı iki ayrı tarih ve içerikteki evrakın izahı nedir?

Ankara TEM tarafından Danıştay cinayetinden hemen sonra 17.05.2006 günü saat 22.22’de İstanbul TEM’e gönderilen Alparslan Arslan’a ait araçtan elde edilen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Araç Tanıtım Kartına ilişkin niçin hiçbir işlem yapılmamıştır?

ulusalkanal.com.tr

İSTİHBARAT DOSYASI /// VİDEO : İSTİHBARATÇILAR NASIL YETİŞİYOR ???? – İSTİHBARAT TEKNİKLERİ VE KGB – KIZIL KABUS


İSTİHBARAT TEKNİKLERİ

https://www.youtube.com/watch?v=JF4fNNSayXw&feature=youtu.be

KGB : KIZIL KABUS

https://www.youtube.com/watch?v=CCESiZoLbUU&feature=youtu.be

Bir istihbaratçı nasıl yetişir ??? MOSSAD-CIA-KGB-MIT

https://www.youtube.com/watch?v=BEM1d43C6nw

KGB DOSYASI /// ERTUĞRUL ÖZKÖK : Vicdansız istihbaratçı yalanı ve bir vatandaş


ERTUĞRUL ÖZKÖK : Vicdansız istihbaratçı yalanı ve bir vatandaş

DÜN gece yarısından sonra uykusuz kalmama değdi…

Digiplus ‘Çernobil’ dizisinin beşinci ve son bölümünü yayına soktu…

Merak etmeyin, dizinin sonunu anlatmayacağım…

*

Sadece şunu söyleyeceğim…

Dizi muhteşemdi…

Sonu da muhteşem bitti…

Hayatım boyunca çok az film beni bu kadar derinden etkiledi…

*

Dizinin son bölümü, 1987 yılında Çernobil felaketinin sorumlularının yargılandığı mahkemeyi anlatıyor.

İşte bu bölümde “devletleşmiş bir ideoloji ve parti” ile “bireyselleşmiş vatandaş” arasındaki tarihi mücadeleyi seyrediyoruz.

Başka bir deyişle, popülist liderlerin şahsi yalanlarını devlet gerçeği haline getirme çabası ile bireyselleşmiş vatandaşın o “devlet gerçeklerinin”, aslında gerçek birer “devlet yalanı” olduğunu ortaya çıkarmasının savaşı…

*

Ve bunu dizinin sondan bir önceki sahnesinde, KGB başkanı ile Prof. Legasov arasındaki diyalogda görüyoruz.

Devleti ve partisinin yalanlarını korumaya ant içmiş acımasız bir istihbaratçı…

Ve karşısında vatandaşını ve gerçeği korumaya çalışma andı içmiş bir bilim insanı…

*

İşte o sahnede Sovyet devletinin acımasız KGB şefi “Sen artık bitmiş bir insansın. Sadece ölmekte olan, kendini unutmuş bir adamsın. Ama başına gelecekleri görecek kadar da yaşayacaksın” diyor…

Mahkemede gerçekleri anlatan Prof. Legasov ise şunu söylüyor:

“Adil bir dünyada yalanlarım için vurulurdum.

Ama gerçek için vurulmazdım…”

*

Bundan sonrası ise partileşmiş devletten ibaret olan Sovyet rejimi içinde yaşarken hiçliğe mahkûm edilmektir…

Artık kimseyle görüşmesine izin verilmeyecektir.

O nedenle son konuşmasını kendiyle yapar…

‘VİCHNAYA PAMYAT’ VEYA YALANCI DEVLET ADAMINA VE İSTİHBARATÇIYA SON SORU

PROF. Legasov iki KGB görevlisinin arasında, yalnızlık sürgününe gönderilirken kendiyle şu konuşmayı yapar:

*

“Bilim insanı olmak saf olmaktır.

Gerçeği aramaya öyle odaklanıyoruz ki, aslında onu bulmamızı çok az insanın istediğini bile fark edemiyoruz.

Ama gerçek her zaman orada…

Onu görsek de görmesek de, görmeyi tercih etsek de etmesek de orada…

Gerçek, ihtiyaçlarımızı ya da isteklerimizi önemsemez…

Hükümetlerimizi, ideolojilerimizi, dinlerimizi iplemez…

Gerçek, sürekli pusuda bekler…

Ve sonunda Çernobil’in hediyesi olarak karşımıza gelir…”

*

Legasov’un iç sesi bize bunları anlatır…

Arkasından da bugüne kadar hiçbir yalancı devlet adamının, despotun sormadığı, sormaya cesaret edemediği…

Veya sormayı akıl edemediği şu soruyu sorar:

“Bir zamanlar gerçeğin bedelinden korkardım…

Şimdiyse sadece soruyorum:

Yalanların bedeli nedir?”

*

Bu sorunun cevabı, dizinin son bölümünün adında veriliyor.

Bölümünün başlığı şu:

Vichnaya Pamyat”…

Rusça’da “Sonsuz Hafıza” anlamına geliyor…

*

Kişiler için yalanın bedelini bilmiyoruz… Ama partileşmiş otoriter devletlerin yalanlarının bedeli nedir biliyoruz…

Yalanlar, hukuksuzluk ve vicdansızlık üzerine kurulu “partileşmiş devletlerin” birincisi Hitler’le birlikte 1945’te yıkıldı…

Aynı özelliklere sahip komünist parti devletler ise bu mahkemeden 2 yıl sonra 1989’da Berlin’de yıkılan duvarın altında kaldı.

Son komünist devletin son lideri Gorbaçov 1991 yılında şunu itiraf etti:

“Sovyetler Birliği devletini asıl yıkan Çernobil kazasıydı…”

Tabii ki asıl demek istediği Çernobil devlet yalanlarıydı…

PROFESÖR LEGASOV BİR GÜN ÖNCE ASILI BULUNDU

VALERİ Alekseyeviç Legasov…

Yani dizideki Prof. Legasov, onu intiharına götüren arabada sorduğu bu sorunun cevabını ne yazık ki öğrenemedi…

O mahkemelerde kazada Sovyet teknolojisinin eksikliğini ortaya çıkardıktan bir yıl sonra, 27 Nisan 1988’de ofisinde asılı bulundu…

*

Yanı başında tabancası vardı ama nedense ormancıların kullandığı özel bir iple asılı bulundu…

51 yaşındaydı…

*

Bir gün sonra devletin resmi raporuna karşı kendi Çernobil raporunu açıklayacaktı…

Bunları bir ses kayıt cihazına okumuştu.

Ama bazı bölümleri silinmişti…

*

Prof. Legasov, Çernobil Komisyonu Başkanı olarak felaketin sonuçlarının en aza indirilmesi için çok fedakârca çalışmalar yaptı.

Sovyet devletinin, olayı küçümsemek amacıyla Pripyat şehrinin boşaltılmasına karşı çıkmasına direndi ve şehri boşalttırarak binlerce insanın hayatını kurtardı.

Onun ortaya çıkardığı gerçekler nedeniyle Çernobil santralının üzerine 2 milyon dolarlık bir koruma kalkanı inşa edildi.

Sovyetler Birliği’ndeki öteki 11 nükleer santralın teknolojisini iyileştirmek için adımlar atıldı.

*

Ölümünden 8 yıl sonra, 20 Eylül 1996’da Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Çernobil felaketi sırasında gösterdiği “cesaret ve fedakârlıklar” dolayısıyla ona “Rusya Federasyonu Kahramanlık Ödülü”nü verdi.

*

Gerçekleri söylemenin bedelini yalnızlaştırılarak, susturularak, unutturularak ödedi…

Mükâfatını ise ne yazık ki ölümünden sonra alabildi…

*

En büyük mükâfatı ise…

Partileşmiş devlet yalanlarının ortaya çıkarılması oldu.

Yalan, despot liderlerin ve onların partileşmiş devletlerinin silahı haline geldiğinde, insanlığın başına en büyük felaketler geliyor…

Çernobil kahramanı işte bize bunu öğretti…

*

Valeri Alekseyeviç Legasov bugün Moskova’daki Novodevichy mezarlığında yatıyor…

Ve ben Moskova’ya ilk gidişimde onun mezarına gidip, bir demet çiçek bırakacağım…

Kazadan sonra Çernobil Santralı’na ilk giren gazetecilerden biri olarak ben de ona borçluyum…

KUTLAMA MESAJI : TERÖRLE MÜCADELEDE ÜSTÜN BAŞARI GÖSTEREN POLİSİMİZE, ASKERİMİZE, İSTİHBARATÇILARIMIZA VE KORUCULARIMIZA SAYGILARIMIZI ARZ EDERİZ.


DAĞITIM

1.GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

2.KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

3.DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

4.HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

5.JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

6. EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Sayın Komutanım, Sayın Amirim,

Ülkemiz, devletimiz çok badireler atlattı. Özellikle son 20 senedir teröre çok kurban verdik. Ama Polisimizin, Askerimizin, İstihbarat Görevlilerimizin ve Korucularımızın aktif ve fedakarâne çalışması, Devlet büyüklerinin ısrarlı ve kararlı tutumları, taviz vermeyen duruşları ve halkımızın devleti ile kenetlenerek birlik ve beraberlik içinde oluşu sayesinde terörün kökünü kazıdık, kazıyoruz. Mücadelemiz son teröriste kadar devam edecektir. Elbette bu başarı da güvenlik güçlerimizin olağanüstü görev bilinci de son derece önemli bir yer tutuyor. Hakları ödenmez.

Devletimiz, 03.05.2019 itibariyle, şu ana kadar arananlar listesinde 211 önemli terörist etkisiz hale getirildi. Teröristler kaçacak yer bulamadan imha olmaya devam ediyor.

Bu haklı başarı da önemli payları bulunan tüm güvenlik güçlerimize şükranlarımızı sunar, üstün başarılarının artarak devamını dileriz. Yüce Allah onların ayağına taş değdirmesin.

POLİSİMİZ, ASKERİMİZ VAR OLSUN !!! TÜRK’ÜN GÜCÜ DAİM OLSUN !!!

Saygılarımızla,

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

03.05.2019 İTİBARİYLE TERÖRLE MÜCADELEDE ÖLDÜRÜLEN TERÖR ÖRGÜTÜ ELEMANLARI.xls (EXCEL DOSYASI)

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ. (Tam listeyi www.ozelburoistihbarat.com sitesinde görebilirsiniz)

DGSE DOSYASI : Kongolu muhalif lidere suikast planlamakla suçlanan Fransız istihbaratçının sır ölümü


Kongolu muhalif lidere suikast planlamakla suçlanan Fransız istihbaratçının sır ölümü

Kongo Cumhuriyeti’nin muhalif isimlerinden Ferdinand Mbaou’ya suikast hazırladığı iddia edilen Fransız istihbaratçı Daniel Forestier’in öldürülmesi ülke gündemine oturdu.

Fransa’nın dış istihbarat örgütü ‘DGSE’de 14 yıldır görev alan Forestier, geçtiğimiz hafta ülkenin Haute-Savoie bölgesinde bir parkta ölü bulunmuştu. Forestier uzun yıllar Fransız askeri istihbarat birimlerinde Afrika’da birçok operasyonda yer aldı.

Soruşturmayı yürüten Thonon-les-Bains Savcılığı, cinayetin profesyonel bir ekip tarafından işlendiğini, ve bir hesaplaşma olabileceği açıkladı.

Geçtiğimiz eylül ayında, Lyon Savcılığı, Kongo Cumhuriyeti Devlet Başkanı Denis Sassou Nguesso’na muhalif olan Ferdinand Mbaou’ya suiskast planlandığı için Daniel Forestier ve bir arkadaşı hakkında soruşturma açmıştı.

Thonon Savcılığı ise soruşturmanın bu aşamasından henüz iki olay arasında bir bağlantının tespit edilmediğini ifade etti.

Fransa’ya sığınan Mbaou’ya daha önce suikast girişimde bulunulmuştu

Denis Sassou Nguesso 1979’dan 1992 yılına kadar Kongo Cumhuriyeti Devlet Başkanlığı görevindeydi ve 1997’de yaptığı askeri darbe ile tekrar ülke yönetimini ele geçirmişti. Fransa’nın desteklediği Nguesso, eski asker Ferdinand Mbaou’nun kendisine darbe yapma hazırlığında olduğunu iddia ediyor.

Kasım 2015’de, başkent Paris yakınlarındaki Bessancourt kentinde Mbaou’ya suikast girişimi olmuştu. Ancak kendisini öldürmeye çalışan kişinin izine ulaşılmamıştı. Bunun üzerine Ferdinand Mbaou, Fransız devletinden can güvenliği için polis koruması talep etti. Ancak Fransız hükümeti Mbaou’nun bu isteğini kabul etmedi.

Eski bir Fransa sömürgesi olan Kongo Cumhuriyeti 1960’ta resmen bağımsızlığını ilan etti. Ancak Fransız tarihçi ve uluslararası ilişkiler uzmanı, Fransız devletinin Kongo liderleriyle hep yakın ilişkiler içinde olduğunu savunuyor.