CIA DOSYASI : CIA SUUDİ İSTİHBARATINI EĞİTMEYİ REDDETTİ


CIA SUUDİ İSTİHBARATINI EĞİTMEYİ REDDETTİ

Suudi güvenlik makamlarının ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA ile 2011’de yaptığı anlaşma gereği her yıl belli bir oranda Suudi Arabistan İstihbarat teşkilatı yetkilisinin eğitimi gerçekleştiriliyordu. ABD’li diplomatik kaynaklardan alınan bilgilere göre, CIA ve ABD Dışişleri Bakanlığı kamuoyunda oluşan aşırı baskılar nedeniyle 2020’de Suudi yetkililer eğitimine ilişkin anlaşmanın reddedildiğini belirtti.

Diplomatik kaynaklar, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Suudi Arabistan’ın istihbarat servisini eğitme teklifini reddettiğini belirtiyor. Dışişleri Bakanlığı’nı ile CIA yetkililerini tedirgin eden ve teklife karşı çıkmalarına neden olan gelişmenin, Suudi Arabistan’ın muhalifleri zorla Suudi Arabistan’a geri getirme, Cemal Kaşıkçı ailesini gözetleme ve insan hakları savunucularını gözaltına alma gibi istismarcı uygulamalarına devam etmekte olduğuna dair çıkan haberler olduğu ifade ediliyor.

ABD’li yetkililer, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri istikrara kavuşturmak için istihbaratın hesap vermesi ve reformlar yapılması gerektiğini halen anlamamış olmasından endişe ediyor. ABD’li kaynaklar, Hazine Bakanlığı tarafından Kaşıkçı’nın öldürüldüğü operasyonu düzenleyen isim olduğu belirlenen Suud el Kahtani hakkında halen bir suçlama yapılmamış olmasından ve perde arkasında halen faaliyet göstermeye devam etmesinden de hoşnut değiller. ABD’li diplomatik kaynaklar, aynı zamanda Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’in ve Kaşıkçı’nın oğullarından birinin bu yaz Londra’da izlendiğini ve bu konuda endişelerinin devam ettiğini belirttiler.

MİLLİ EKONOMİ DOSYASI /// ORHAN BURSALI : Oyalanıyorsunuz, tehli kenin farkında mısınız ????


ORHAN BURSALI : Oyalanıyorsunuz, tehlikenin farkında mısınız ????

KAYNAK : http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1704267/oyalaniyorsunuz-tehlikenin-farkinda-misiniz.html

6 Kasım 2019 Salı

Şimdi bakın, Türkiye çökmüş, aileler zor durumda. Ciddi Maddi Yoksunluk içindeki nüfus sayısını biliyor musunuz? Nüfusun yüzde 26.5’i. Bu bİr refah ve yoksulluk ölçütüdür. Gelir dağılımı ve yaşam koşulları araştırması.. TÜİK 2018’de ölçmüş. Sayılan 9 kalemden oluşan maddeden (Çamaşır makinesi; renkli televizyon; telefon; otomobil; beklenmedik harcamalar; evden uzakta bir haftalık tatil; kira; konut kredisi; borç ödemeleri; iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek; evin ısınma ihtiyacı) en az dördünü karşılayamayan aileler Ciddi Maddi Yoksunluk içinde sayılıyor. (Ayrıntı:www.dogrulukpayi.com/bulten/maddi-yoksunluk)

Avrupa Birliği’nde bu oran ortalama yüzde 6.9.

Bize en yakın Bulgaristan. İktidarın yarattığı manzaraya bakın. Dahası:

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nda yer alan kalemlere baktığımızda ilginç bilgilere rastlıyoruz. Araştırma sonuçlarına göre, 2018 yılında en yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay 0.2 puan artarak yüzde 47.6’ya yükseldi. Bununla birlikte, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik kesimin toplam gelirden aldığı pay ise 0.2 puan azalarak yüzde 6.1’e düştü.. Eğitim durumuna göre yoksulluk oranına göz attığımızda ise okuryazar olmayanların yüzde 27.5’inin ve bir okul bitirmeyenlerin yüzde 23.6’sının yoksul olduğunu görüyoruz. Türkiye nüfusunun yüzde 58.3’ü evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayamıyor. Türkiye’de iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını karşılayamayan nüfus oranı yüzde 32.2 iken beklenmedik harcamaları karşılayamayan nüfus oranı ise yüzde 30.4. Son olarak nüfusun yüzde 70.4’ü konut alımı ve konut masrafları dışında taksit ödemeleri ya da borçları olduğunu beyan etti..”

Türkiye gelir dağılımı eşitsizliğinde Avrupa’da Sırbistan’dan sonra ikinci sırada. Bu 2017 ölçümü, iki yılda daha da arttığı söylenebilir. Nüfusun yüzde 20’si gelirin yüzde 47.4’ünü alıyor.

Ekonomi ile göstergeleri alt alta yazsam, köşe dolacak. Sık sık dile getiriyorum çeşitli kalemleri burada.

Bunları neden anımsatıyorum?

Ülkenin içinde bulunduğu sıkıntı ayyuka çıkmışken, iktidar kullanışlı elemanlarıyla tartışmayı CHP’nin üzerine yıkıyor.

İktidar elemanları da tabii ki tartışıyor. Amaç, bu CHP’den adam olmaz, CHP yönetiminden ise hiç, dedirtmek.

Kumpaslar olacak. Ortaya çıktığında, bu salvoları CHP iyi yönetebiliyor mu, sorun burada. Olayı düşünün ve soğukkanlı davranın. Ama yönetemiyor. Bir amaç da olayı parti içi tartışmalara çekişmelere çekmekse, CHP’yi kapıştırmaksa vallahi operasyon başarılı. Herkes üzerine atlamaya hazır. Atlanılan yer ise bir batak olabilir sadece..

Aferin lan T.A., görevini yerine getirdin.

Üstüne üstlük, kendini tartıştırmıyorsun, avladığın Rahmi Turan’ı aslanların kafesine attın, batan amiral gemisi ve daha bir sürüsü seni değil de onu yiyip duruyor. Sen lazımsın, çünkü iktidarın adamı olarak bir kenarda tutulmalısın.

İki yıl sonra tablo değişir

Saray, böyle iki yıl daha idare etse işi kotaracak. İşte krizden yine biz bu ülkeyi kurtarabilirdik gördünüz mü bakın, nasıl çıkıyoruz, diyecek. Stratejiyi kurdular da, CHP’nin stratejisi var mı? Salı konuşmalarıyla deşifre veya Saray patronuyla kapışma stratejisi sonuç götürmez.

Salı toplantıları önemsiz mi? Hayır.

Bu kürsüyü, çok iyi hazırlanmış ve ülkenin durumunu açıklayan büyük levha -grafiklerle kullanmalı CHP- Kılıçdaroğlu. Somut olgular.. Bu bir ekip işi, iletişimcilerin çalışması gerekir. Bırakın şu kumpas meselesini, Saray’a tek laf etmeyin veya sadece iki laf edin, zaman ve ekran kaybediyorsunuz. Her anınız çok değerli.. her şeyi belge-bilgi grafiğe dökün, ülke çapında yayın, bir aydınlatma seferberliği içine girmeli CHP’nin örgütleri.

Mesele sadece kazanılan belediyelerde başkanların üstün başarılarına da terk edilemez. Şüphesiz ki bu çok önemli. Süreç çok iyi yönetilmeli.

Ayrıca CHP ve muhalefet, bir HÜKÜMET GİBİ çalışmalı.

Eski, alışılmış muhalefet tarzları çöpe.

Yeni, alışılmamış, güveni tepe yapan, helal olsun dedirten, gençleri, kitleleri sürükleyen bir tarz lazım.

Tehlikenin farkında mısınız?

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI : İngiliz Eski İstihbarat Subayının Büyükada’dan ayrılma anı


İngiliz Eski İstihbarat Subayının Büyükada’dan ayrılma anı

Karaköy’deki ofisinin önünde ölü bulunan İngiliz eski istihbarat subayı James Gustaf Edward Le Mesurier’in Büyükada’daki evinden Karaköy’e dönerken güvenlik kamerasına yansıyan son görüntüleri ortaya çıktı.

Eski İngiliz istihbarat subayı James Gustaf Edward Le Mesurier, Karaköy’deki ofisinin önünde 11 Kasım’da ölü bulundu. Le Mesurier’in yaşadığı Büyükada’daki evinden, 9 Kasım’da ayrılırken güvenlik kamerasına yansıyan görüntüleri ortaya çıktı.

Le Mesurier’in 9 Kasım cumartesi günü saat 18.07’de eşiyle birlikte evlerinden çıktığı görülüyor. James Gustaf Edward Le Mesurier ve İsveç vatandaşı eşi Emma Hedvig Christina Winber, evdeki görevlilerin kullandığı elektrikli araca biniyor. Çift, araçta bulunan biri kadın, iki görevliyle birlikte iskeleye doğru ilerliyor. Elektrikli aracı kullanan kişinin evin bahçıvanı olduğu öğrenildi. Çift daha sonra Karaköy’deki ofise geçti. Le Mesurier’in 11 Kasım’da sabaha karşı cansız bedeni bulundu.

Emma Wingber, emniyete verdiği ifadede sağlık kuruluşlarına yakın olmak amacıyla Karaköy’e döndüklerini ifade etmişti. Wingber’in, “Son dönemlerde aşırı stres nedeniyle uyku ve psikolojik ilaç kullanmaya başladı. 2-3 gün önce Adalar’da bulunan evde yine aşırı strese bağlı rahatsızlığı nedeniyle iğne ve ilaç tedavisi alarak sağlık kuruluşuna yakın olma amacıyla home ofis olarak kullandığı bu adrese geldik" ifadelerine yer verdiği öğrenilmişti.

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI /// İngiliz istihbaratıyla bağlantısı bulunan Beyaz Baretliler zor durumda : Mesurier kurucu değil


İngiliz istihbaratıyla bağlantısı bulunan Beyaz Baretliler zor durumda : Mesurier kurucu değil

Uluslararası kamuoyunun Suriye iç savaşındaki insani yardım faaliyetleriyle tanıdığı Beyaz Baretliler’in (White Helmets) kurucusu Gustaf Edward Le Mesurier’in İstanbul’daki şaibeli ölümü, örgütün yabancı istihbarat örgütleriyle ilişkisini yeniden gündeme getirdi. Bunun üzerine ‘Beyaz Baretliler’in yöneticisi Raed Al Saleh, Mesurier’in örgütün kurucusu olmadığını iddia etti. Saleh, "James, kurucumuz da eğitimcimiz de değildi. ‘Beyaz Baretliler’i destekleyen ‘Mayday’in CEO’suydu. ‘Beyaz Baretliler’in kurucusu bir kişi değil bir grup insandır. James’i kişisel olarak tanırdım ve ölümü hepimizi çok üzdü" açıklamasında bulundu.

Dünya kamuoyuna ‘yardım örgütü’ olarak tanıtılan ancak Suriye’deki ‘kimyasal silah’ provokasyonlarının ardındaki örgüt olarak bilinen Beyaz Baretliler’in (Miğferler) işlevi yeniden tartışma konusu oldu. Örgütün kurucusu İngiliz istihbaratçı Gustaf Edward Le Mesurier’in İstanbul’da ölümü, Beyaz Baretliler’in istihbarat örgütleriyle ilişkisini tekrar ortaya koymuştu. Suriye, Rusya ve İran uzun süredir, Beyaz Baretliler’in ABD ve İngiliz istihbaratının yönlendirmesiyle, Suriye’de provokasyonlar yapmak için faaliyet yürüttüğünün altını çiziyordu.

Beyaz Baretliler’in El Kaide’nin Suriye kolu olan El Nusra ile bağlantısı olduğu biliniyor. Kendi çektiği mizansenleri “Kimyasal saldırı” diye dünyaya servis eden örgütün, Suriye’de film stüdyoları da ortaya çıkarılmıştı.

"KURUCUMUZ DEĞİL EĞİTİMCİMİZDİ"

İngiliz ajan Mesurier’in ölümü Beyaz Baretliler’in İngiliz istihbarat örgütü MI6 bağlantısını kanıtlar nitelikte olunca, örgüt savunmaya geçti, Beyaz Baretliler’in (White Helmets) yöneticisi Raed Al Saleh, DHA’ya konuştu. İstanbul’da yaşadığı evin önünde ölü bulunan eski İngiliz istihbarat subayı James Gustaf Edward Le Mesurier’in, ‘Beyaz Baretliler’in kurucusu ve CEO’su olduğu iddialarını reddeden Saleh, “James, kurucumuz da eğitimcimiz de değildi. ‘Beyaz Baretliler’i destekleyen ‘Mayday’in CEO’suydu. ‘Beyaz Baretliler’in kurucusu bir kişi değil bir grup insandır. James’i kişisel olarak tanırdım ve ölümü hepimizi çok üzdü” iddiasında bulundu.

"HERHANGİ BİR DEVLETTEN YARDIM ALMADIK / TÜRKİYE’DE EĞİTİM GÖRDÜK"

‘Beyaz Baretliler’in sivillere yardım için kurulduğunu belirten Saleh, “‘Beyaz Baretliler’, çatışma alanlarında geride kalan ve herhangi bir devlet desteği olmayan sivillere, ihtiyaç duydukları hizmeti sağlayan insani yardım organizasyonu. ‘Beyaz Baretliler’, 2012 yılında öğretmenler, itfaiyeciler, doktorlar ve bunun gibi meslek gruplarından oluşan bir grup insan tarafından sivillere yardım etmek için kuruldu. 2014 yılında birçok köyde ve şehirde hizmet veriyorduk. Ayrıca yine 2014 yılında Türkiye’de ilk eğitimimizi aldık. Aynı zamanda ‘Mayday’ gibi başka organizasyonlardan da destek almaya başladık” diye konuştu.

Raed Al Saleh

TRUMP, 6,6 MİLYON DOLAR YARDIMDA BULUNMUŞ

Saleh, “Herhangi bir devlet desteği olmadı” dedi ancak ABD Başkanı Donald Trump, 2018’in haziran ayında, Beyaz Baretliler’e yaklaşık 6,6 milyon dolarlık yardım yapması için izin vermişti. İsrail de Beyaz Baretliler’in korunmasına özel önem verdiğini duyurmuştu.

Le Mesurier’in, ‘Beyaz Baretliler’in kurucusu ve eğitimcisi olduğunu inkar eden Saleh, “‘Beyaz Baretliler’in kurucusu bir insan değil bir grup insandır. James’i tabi ki tanıyordum; çünkü partner organizasyonu yönetiyordu. James’in ‘Beyaz Baretliler’i yönlendirici bir etkisi olmadı, bizim toplantılarımıza katılmadı. ‘Mayday’ ile ‘Beyaz Baretliler’ arasındaki toplantılara katıldı. Sosyal medya hesaplarında ‘Beyaz Baretliler’ ile ilgili paylaşımlarını ise bizi destekleyen bir insan olduğu için normal karşılıyorum” dedi.

CASUS OLDUĞUNU BİLİYORMUŞ

Eskiden İngiliz istihbarat subayı olduğunu bildiği James Gustaf Edward Le Mesurier’in ölümü nedeniyle üzgün olduğunu belirten Saleh, “Kendisini kaybettiğimiz için çok üzgünüz, ailesine ve arkadaşlarına başsağlığı dileriz” diye konuştu.