MSS DOSYASI : ÇİN İSTİHBARATI – MSS’NİN FAALİYETLERİ


ÇİN İSTİHBARATI – MSS

Giriş

Dünyadaki en köklü uygarlıklardan birisi olan Çin medeniyeti, toprak hakimiyeti bakımından uzun ve homojen bir tarihe sahip olmasının yanı sıra, geçirdiği değişim ve dönüşümlerle de ön plana çıkmaktadır. Günümüzde devasa ekonomisi ve ABD ile girdiği ticaret savaşları ile anılan bu ülkenin istihbarat geleneği de elbette devlet geleneği kadar köklüdür. Herkesin tahmin edeceği üzere, yüzyıllar önce Sun Tzu tarafından yazıldığı belirtilen, fakat gerçekte yaşayıp yaşamadığı bile tartışmalı olan bu kişinin yazdığı Savaş Sanatı adlı eser, Çin’in askeri ve istihbari kültürü açısından tarihi bir dayanak noktası kabul edilmektedir.(1) Bu yazıda, hakkında bilgi edinilmesi çeşitli faktörler nedeniyle oldukça zor olan Çin İstihbaratı hakkında bilgiler verilmeye çalışılacaktır. Buradaki amaç ise, Çin’i övmek ya da kötülemek değil, Türkiye halkına tanıtmaktır.

Sun Tzu

Sun Tzu’nun İstihbarat Hakkında Görüşleri

Sun Tzu’nun Savaş Sanatı adlı kitabı, toplam 13 bölümden oluşan bir askeri strateji kitabıdır. Bir askeri harekatın çeşitli evrelerinin anlatıldığı kitabın son bölümü, istihbarat faaliyetlerine ayrılmıştır. “Casusların Kullanımı” adlı son bölümde, bugün “insan istihbaratı” olarak bilinen espiyonaj faaliyetlerinden bahsedilmekte ve bu konuda iyi bir komutan veya hükümdar olmak isteyen kişilere tavsiyeler verilmektedir. Sun Tzu’ya göre, istihbarat, iyi bir komutanın ve akıllı bir hükümdarın askeri başarı elde etmesini sağlayan ve sıradan kişilerin başaramayacağı şeyleri mümkün hale getiren çok önemli bir faaliyettir. Sun Tzu, istihbari bilginin elde edilmesi için yerel casuslardan düşman içinden devşirilen casuslara, çift taraflı kullanılan casuslardan düşmanı yanıltacak işler yapan casuslara (günümüzde sahte bayrak-false flag faaliyeti olarak bilinen) kadar birçok espiyonaj faaliyetinden yararlanılması gerektiğini salık vermektedir.(2) Bütün bunlar, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Çin askeri tarihinde ve güvenlik kültüründe var olan istihbarat geleneğini ortaya koymaktadır.

Modern Çin’in Oluşumu ve Komünist Devrim ile Ortaya Çıkan Durum

Uzun yıllar dışa kapalı bir yaşam süren Çin’in günümüzdeki halini almasına yol açan hadiseler, 19. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Bu tarihe kadar, Çin’i ayakta tuttuğu düşünülen geleneksel öğretileri sarsmamak adına kapalı bir duruş sergileyen ve Çin’i uzun yıllar yöneten Mançu (Manchu) Hanedanlığı, Batı’nın güçlü emperyal aktörlerinin dayatmalarına maruz kalması sonucu zorunlu bir dışa açılma göstermek durumunda kalmıştır. Bu zorunluluğun ilk örneği Afyon Savaşı olarak bilinen savaşta yaşanmıştır. İngiltere’de tüketilen temel gıda maddelerinin başında gelen çayın büyük bir kısmı o dönem Çin’den ithal edilmekteydi. Fakat Çin, bu ithalat için yalnızca Kanton Limanı ile sınırlı olmak kaydıyla topraklarını İngiliz erişimine açmıştı. Çay ithalatına kaynak olması için İngiliz tüccarların Çin’e afyon sokması ve afyon tüketiminin Çin genelinde yayılma eğilimi göstermesi nedeniyle, zamanla Çin hükümeti afyon ticaretini de yasakladı. Fakat bu tedbir, İngilizlerin öfkesini celbetmiş ve olay ticaret serbestisi konusuna tahvil edilerek daha da büyümüştür. 1839’da çıkan ve 3 yıl süren savaş sonucunda yenilgiye uğrayan Çin, başka limanlarını da uluslararası ticarete açmak durumunda kalmıştır.(3) Bu olay küçük gibi görünse de, daha sonra Çin’in çözülmesinde ve devrime giden yolda önemli bir tetikleyici olmuştur. Bu tarihten itibaren, 19. ve 20. yüzyılın başında yaşanan diğer hadiseler, Çin’de yaşanan hızlı çöküşün altyapısını oluşturmuştur. Nitekim Çin’e Batı’dan gelen misyonerlerin faaliyetleri, Japonya karşında alınan ağır yenilgi, Batılı emperyal güçlerin Çin topraklarında yaptığı sömürgecilik faaliyetleri ve buna karşı hızlı bir reaksiyon gösteremeyen Çin’in devlet sistemi orta vadede çöküşe ve devrime giden süreci başlatmıştır.(4)

Mançu Hanedanlığı 1912 yılı başında yıkılıp da yerine Cumhuriyet kurulduğunda, Çin, merkezi bir yönetimden yoksun ve karmaşa içinde bulunmaktaydı Sun Yat Sen Başkanlığındaki Milliyetçi Halk Partisi (Kuomintang) ülkeyi idare ediyordu. 1921 yılında Çin Komünist Partisi (ÇKP) kurulduğunda, Sun Yat Sen Başkanlığındaki Milliyetçi Halk Partisi, Sovyetler Birliği ile yakın ilişkin içinde bulunuyor; mevcut konjonktürde ÇKP de bu duruma destek veriyordu. Ne var ki, Sun Yat Sen’in 1925 yılında hayatını kaybetmesi ve Çan Kay Şek’in hem Devlet Başkanlığı, hem de ordu komutanlığını üstlenmesiyle birlikte ÇKP’ye yönelik saldırılar başlamış; bu doğrultuda ÇKP’nin merkezi yönetime karşı tutumu da değişmiştir.(5) Esasen ÇKP’nin ilk istihbarat örgütünün kurulduğu tarihler de bu döneme tekabül etmektedir. 1920’li yıllarda “Özel Şube” adıyla kurulan teşkilat, daha sonra çeşitli isim ve yapı değişiklikleriyle günümüze kadar gelmiştir.(6)

Modern Çin İstihbaratının Tarihi ve Yapısı

Mao Zedong önderliğinde 1949 yılında gerçekleşen devrime kadar, ÇKP’nin istihbarat birimi önce “Özel Şube” adını almış, daha sonra da bu şube “Merkezi Toplumsal İşler Birimi” (Central Department of Social Affairs) olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır. Merkezi Toplumsal İşler Birimi’nin görevi; ÇKP yöneticilerine dünyada yaşanan büyük olaylar, gazete haberleri ve meydana gelen değişimler üzerine raporlar sunmaktı. Merkezi Toplumsal İşler Birimi’nin elde ettiği istihbarat, 1946-1949 arasında Kuomintang ile ÇKP birlikleri arasında gerçekleşen iç savaşta komünistler adına oldukça yararlı olmuştur.(7) Zaten birimin ilk Başkanı olan Kang Sheng de modern Çin istihbaratının kurucusu olarak görülmektedir. Sovyetler Birliği’nde de bulunan Kang Sheng, Çin istihbaratını KGB modeline göre örgütlediği için, “Çin’in Dzerjinski’si” (ÇEKA kurucusu “Demir Feliks” lakaplı Feliks Dzerjinski’ye referansla) olarak anılmaktadır. 1949’dan sonra istihbarat sisteminde yapılan güncelleme ile istihbarat biriminin adı “Merkezi Tahkik Şubesi” (önce Liaison Department, sonra da Central Investigation Department) olarak değiştirilmiştir.(8)

Merkezi Tahkik Şubesi, devrimden sonra ülkede gittikçe artan bir etkiye sahip olmuş ve sürekli olarak gelişmiştir. Teşkilatın ilk Başkanı olan Li Kenong, teşkilattaki görevi yanında Genelkurmay Başkan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevlerini de yürütmekte ve aynı zamanda Politbüro toplantılarına katılmaktaydı. 1950’li yıllar boyunca, teşkilat, neredeyse dünya çapındaki tüm Çin Büyükelçilik ve yurtdışı misyon temsilciliklerinde istihbarat toplama adına Tahkik ve Araştırma Departmanları adıyla yer almaktaydı. Stratejik istihbarat görevi de Merkezi Tahkik Şubesi’nin uhdesinde bulunan bir büro aracılığıyla yürütülüyordu. Bu büro, Modern Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’dür.(9) İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Çin istihbaratının başlıca iki amacı bulunmaktaydı. Bunlardan ilki, içeride devrime yönelebilecek herhangi bir tehlikeyi bertaraf etmek, ikinci olarak da ABD’nin nükleer teknolojisi ile ilgili bilgiler elde etmekti. Çin istihbaratı, bu dönemde devrimi sağlama almak ve teknolojik gelişimi sağlamak adına faaliyetler yürütmüştür.(10)

Merkezi Tahkik Şubesi, Çin içindeki politik savaşlar esnasında da etkin olarak rol almıştır. Buna en iyi örneklerden birisi, Çin’in güçlü politikacılarından Deng Xiaoping’in “Büyük Proleter Kültür Devrimi”(11) sırasında tasfiye edilmesi esnasında görülmüştür. Nitekim bazı reformist özellikleri nedeniyle Mao tarafından pasif göreve atanan Deng’in tasfiyesi, Merkezi Tahkik Şubesi tarafında yapılmıştır.(12) Merkezi Tahkik Şubesi, 1983 yılına kadar yaşamını sürdürmüş; 1983 yılında Devlet Güvenlik Bakanlığı’nın (Ministry of State Security) kurulması ile de lağvedilmiştir. Bu Bakanlığa ek olarak, bir de sivil bir istihbarat teşkilatı olarak Toplumsal Asayiş Bakanlığı (Ministry of Public Security) bulunmaktadır. Askeri istihbarat işleri Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na bağlı 3 adet büro tarafından yürütülmektedir.(13) 1983 yılında kurulan Devlet Güvenlik Bakanlığı, her istihbarat teşkilatı gibi, Çin’in ulusal çıkarlarını korumak ve hükümet istikrarını sağlamak gibi iki ana amaç doğrultusunda istihbarat faaliyetleri yürütmektedir. Bu Bakanlığın zaman zaman endüstriyel ve ekonomik istihbarat kapsamında ABD’de ve Avrupa’da çeşitli kurum ve şirketlere yönelik istihbarat faaliyetleri yürüttüğü konusunda da ABD ve Avrupa basınında zaman zaman eleştirel haber ve analizler yayınlanmaktadır.(14)

Çin’in İstihbarat Operasyonları

Çin’in istihbarat faaliyetlerine ilişkin yazılan her makalede, istinasız olarak mutlaka Çin istihbaratının yurtdışında çalışan veya okuyan Çinlileri istihbarat faaliyetlerinde etkin olarak kullandığına atıf yapılmaktadır. Böylece operasyonların gizliliği bir kat daha artmakta ve casusluk faaliyetinin açığa çıkması zorlaşmaktadır. “Gayri Resmi Gizli Görevli” (Non-official cover officials– NOC) metodu olarak kavramsallaştırılan yöntem, Çin istihbaratı tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Bu yöntem, şirketlerde çalışan personeller, öğrenci ve akademisyen değişim programları ve ticari ve bilimsel heyetler vasıtasıyla kullanılmaktadır. Bununla birlikte, Çin istihbaratının uzun dönemli olarak kullandığı uyuyan hücreler de bulunmaktadır. Bunlar, genellikle Çin’den başka ülkelere göç etmiş olan Çin uyruklu kişilerdir. Bu kişiler uzun süre hiçbir faaliyette bulunmaz ve gittiği ülkeye entegre olmuş bir görüntü çizerler. Fakat daha sonra, bu kişiler, gerektiğinde istihbari operasyonlarda kullanılırlar.(15)

Bu bilgileri verdikten sonra, Çin istihbaratı hakkında Batı basınında sıklıkla yapılan ‘‘amatörlük’’ eleştirilerine ve bu eleştirilere gelen karşı argümanlara yer vermek gerekmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Çin istihbaratı, daha çok Çinli veya Çin asıllı öğrenciler, orta ve büyük ölçekli şirketler ya da akademisyenler aracılığıyla çeşitli bilgiler toplamakta ve elde edilen bu dağınık bilgileri puzzle parçaları gibi birleştirmek suretiyle bir istihbarat faaliyetinde bulunmaktadır. Çin istihbaratı için bilgi toplayan, fakat profesyonel istihbarat eğitimlerinden geçmemiş kişilerin sıklıkla açığa çıkması nedeniyle Çin istihbaratının amatörlükle suçlandığı akademik ve isrihbari çevrelerde bilinen bir hadisedir. Yine bunun yanı sıra, Çin’in istihbarat operasyonlarında ağırlıklı olarak Çin kökenli kişileri kullanması da sıklıkla bir zafiyet olarak Batılılarca dile getirilmektedir. Bu eleştirilere yönelik tutarlı bir karşı argüman, Jamestown Foundation adlı düşünce kuruluşunun Çin hakkında analizler yapan “China Brief” adlı bülteninin editörü olan Peter Mattis’ten gelmiştir. Çin siyaseti konusunda uzun yıllar araştırmalar yapan Mattis, bu “amatörlük” algısının Çin için bilgi taşıyan üçüncü kişilerin açığa çıkmasından kaynaklandığını ileri sürmektedir. Çinli şirketlerin yurtdışında yaptığı bilgi toplama faaliyetlerinin açığa çıkmasının Çin istihbaratına “amatör” yaftası yapıştırılmasına dayanak olamayacağını belirten Mattis, açığa çıkanların Çinli istihbaratçılar değil, istihbarat eğitimi almamış olan sıradan kişiler olduğunu belirtmektedir. Çin’in Çin kökenli kişileri kullanmasına da açıklık getiren Mattis, bu durumun Çin için bir tercih değil, zorunluluk olduğunu; zira Çin’in zaten uzun yıllar Tayvan gibi iç meselelerle uğraşması nedeniyle mecburen Çin kökenli kişilerden faydalandığını ve Batı’da Çin mahallelerinde yaşayan kişilerin kullanılmasının da bir kolaylık olduğunu belirtmektedir. Mattis, ayrıca, Çin’in istihbarat toplamak için yalnızca Çin kökenli kişileri kullanmadığını ve bunun örneklerinin de son dönemde açığa çıktığını belirtiyor. Yine Mattis’e göre, Çin istihbarat sisteminde personel alımı üç aşamalı bir sistem üzerinde inşa edilmiştir. Birinci katman asli olarak kadrolu istihbaratçılardan oluşurken, ikinci katman kuryelik gibi görevleri yürüten ve teşkilat tarafından tanınan sözleşmeli personellerden oluşmaktadır. Son olarak da, işbirlikçilerden oluşan (şirketler, öğrenciler, bilimadamları vs.) üçüncü katman, personel piramidini tamamlamaktadır. Mattis’e göre, Çin istihbaratının kendine özgü metotları olmakla beraber, Batı tipi istihbarat metotlarını da sıklıkla kullanmaktadır.(16)

Tarihsel olarak bakıldığında, Çin’in istihbarat servislerinin yaptığı operasyonların niteliğinin ülkedeki iç siyasetle doğrudan bağlantılı olduğu görülmektedir. Örneğin, 1920’lerden itibaren Kuomintang ile ÇKP arasında süregelen ve 1949’da Komünist Devrim ile sonuçlanan iç savaş sürecinde, ÇKP’nin istihbarat birimlerinin Kuomintang’ın içine sızma ve devrimi başarıya ulaştırma yolunda önemli başarılar sergilediği görülmektedir. Bu süreçte en çarpıcı operasyonlardan biri de, Kuomintang’a sızan üç ÇKP ajanının yürüttüğü operasyonlardır. ÇKP istihbarat biriminde (Özel Şube) görevli Hu Di, Li Kenong ve Qian Zhuangfei isimli kişiler, 1920’lerin sonunda Kuomintang’a sızmayı başardılar ve burada önemli görevler üstlendiler. Hayati bilgilere erişebilecek konumlara gelen bu görevlilerden Li ve Qian, Kuomintang’ın kriptoloji ve telsiz dinleme bölümünde görev yapmışlardır. Hu Li’nin görevi ise daha da enteresandı. Hu, Kuomintag’ın istihbarat biriminde görevlendirildi; bu görevi ise Kuomintang’a bağlı bir gazete olan Great Wall Daily’de çalışan gazeteci kimliğiyle gizlenmekteydi. Qian’ın Kuomintang istihbaratı içinde yükselmesi ve istihbarat Başkanı Xu Enzeng’in özel sekreteri olmasıyla ÇKP’nin ulaşabildiği istihbarat seviyesi dramatik şekilde arttı. Buna en çarpıcı örnek 1931 yılında yaşandı. 25 Aralık 1931 günü, Kuomintang kuvvetleri, ÇKP istihbaratı olan Özel Şube’den dört istihbaratçıyı tutukladılar. Yakalanan istihbaratçılardan biri kısa sürede çözüldü ve ÇKP’ye ilişkin bilgileri verebileceğini ve ÇKP’nin Kuomintang içinde ciddi bir sızma sağladığını açıkladı. Bu bilgi nedeniyle, sorguyu yapan Kuomintang mensupları tutuklulardan birinin işbirliği yapmayı kabul ettiğini bildiren telgrafı Kuomintang istihbarat merkezine çektiler. Elbette bu telgrafı ilk okuyan kişi Kuomintang istihbarat Başkanı’nın özel sekreteri olan ÇKP görevlisi Qiang’tı. Telgraf yayılmadan ÇKP merkezi ile irtibat kuran Qiang, durumu hemen merkeze aktardı. ÇKP, bilgi üzerine Şanghay ofisini hızlıca tahliye etti. Kuomintang kuvvetleri binaya geldiklerinde hiçbir şey bulamadılar. Bu üç istihbaratçı da Çin resmi anlatısında “devrim kahramanları” olarak anılmaktadır. Bu çarpıcı örnek, ÇKP’nin ilk istihbarat operasyonlarının nitelik ve hedefini ortaya koymaktadır.(17)

Soğuk Savaş döneminde de Çin istihbaratının açığa çıkmış bazı istihbarat operasyonları bulunmaktadır. Bunlardan birisi, Larry Wu-Tai Chin adlı CIA görevlisinin 30 yıl boyunca Çin istihbaratına bilgi sızdırdığının açığa çıkması olayıdır. Çin’in Fucou şehrinde ABD Ordusu’na bağlı bir irtibat ofisinde görevli olan Chin, para karşılığında Çin istihbaratı tarafından devşirilmiştir. 1940’lı yıllarda başlayan irtibat, Chin’in CIA’in Yabancı Yayın Bilgi Ofisi’nde çalışmaya başladığı yıllarda da devam etmiştir. Kore’de esir düşen Çinlilerin sorgu ifadelerinden CIA görevlilerin kimlik bilgilerine, hatta Başkan Richard Nixon’un Çin’e yönelik yumuşama taraftarı tutumuna kadar birçok çok gizli bilgi Larry Chin tarafından Çin istihbaratına aktarıldı.(18) 1986 yılında iki kez ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Chin, mahkeme sırasında Çinlilerden para aldığını ve çok gizli nitelikte belgeleri Çinli yetkililere ulaştırdığını itiraf etti. Chin, hakkında hüküm verildiği gün hücresinde intihar etmiş halde bulundu.(19)

Daha güncel örneklerden bir tanesi ise yine ABD’de 1990’lı yıllarda yaşanmıştır. Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’nda görevli bilimadamı When Ho Lee, laboratuvardaki çok gizli bilgi ve belgelere ulaşabilecek konumda bulunuyordu. When Ho Lee’nin casusluk yaptığına ilişkin hiçbir kanıt bulunamadı. Fakat şüpheleri doğuran şey, çok gizli W-88 nükleer savaş başlığı teknolojisinin Çin’in eline geçtiğinin fark edilmesiyle oldu. 1992 yılında Çin’in ABD’ye ait bu teknolojiyi çözdüğünün öğrenilmesi ABD’de infial yarattı. Lee’ye yönelik soruşturma ancak 1996 yılının ortalarına doğru açıldıysa da, Lee, Çin adına casusluk faaliyeti yürüttüğüne ilişkin tüm suçlamaları reddetti. Lee’nin casusluğuna ilişkin kanıtlar oldukça muallaktı. Bunlar, W-88 teknolojisine doğrudan erişim yetkisi olması, Çin’e yaptığı seyahatler ve burada bilimadamlarıyla yaptığı çeşitli görüşmeler ile Çin’de bir üst düzey yetkilinin kendisine bir başarı elde etmiş gibi sarıldığının görüntülenmesiydi. Fakat kanıt yetersizliği dolayısıyla savcılığın elektronik takip iznini vermekte direnmesi FBI’ın elini kolunu bağlamış, izin çıkıp da Lee’nin bilgisayarına girildiğinde ise herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Böylece, Lee, yalnızca çalıştığı laboratuvardan kovularak bu meseleden sıyrılmış oldu. FBI yöneticileri, Lee’nin Çin adına casusluk faaliyeti yürüttüğünden şüphe duymuyorlardı. Bununla birlikte, Çin’in espiyonaj ağına karşı çaresiz kaldıklarını da itiraf etmekten geri durmadılar.(20)

Huawei firması tartışmaların odağında

Çin’in istihbarat toplama adına çeşitli şirketleri kullandığına yönelik iddialara yer vermiştik. Buna güncel bir örnek ise Huawei şirketiyle ilgili ortaya atılan iddialardır. Geçtiğimiz aylarda 5g mobil internet teknolojisi konusunda ortaya çıkan rekabet nedeniyle Çinli teknoloji firması Huawei’ye yönelik ABD kaynaklı çeşitli suçlamalar getirilmiştir. CIA’e göre, Huawei, Batı’daki özel şirketlerden farklı olarak, Çin devlet ve güvenlik ağının ekseninde çalışmakta ve Çin istihbarat topluluğundan maddi yardım almaktadır. Huawei’nin küresel iletişim direktörü Joy Tan’ın Huawei’nin bir özel şirket olduğu ve Çin hükümetinin Huawei’nin yatırım ve iş faaliyetlerinde herhangi bir dahli olmadığına dair yaptığı açıklamasına rağmen, iddiaların ardı arkası kesilmemiştir. CIA’e göre, Huawei, Çin Ordusu ve istihbarat örgütünden mali destek alan bir şirket olarak dikkat edilmesi gereken bir yapıdır.(21)

Çin istihbaratının ABD’nin yanı sıra Avrupa’da da çeşitli faaliyetleri olduğunu gösteren birkaç hadise oldukça çarpıcıdır. Bunlardan biri, Fransa’da yaşanmış olan ve iki emekli Fransız istihbaratçının karıştığı hayli bilindik bir senaryoyu yani Bal Tuzağı vekasını (Honeytrap) konu almaktadır. Fransız gazetesi Journal du Dimanche’ın haberine göre, 1997 yılında Pekin’deki Fransız Büyükelçiliğine atanan Fransız Dış İstihbarat Servisi (DGSE) personeli Henri M., Büyükelçilikte tercüman olarak çalışan bir Çin uyruklu kadınla ilişki yaşamaya başlıyor. Durumdan şüphelenen Büyükelçi, Henri M.’nin Fransa’ya geri çekilmesi için talepte bulunuyor ve Henri M. Fransa’ya dönüyor. Ülkeye döndükten sonra teşkilattan istifa eden Henri M., daha sonra Çin’e dönerek aşık olduğu tercüman kadınla evleniyor. Bu olayın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra, Henri M. ve diğer bir emekli Fransız istihbarat görevlisi Pierre-Marie H. hakkında, 2018 yılında, ‘‘hayati ulusal çıkarlara zarara verecek nitelikte bilgileri yabancı bir güce vermek’’ suçundan soruşturma açılıyor. Olay üzerindeki şüpheler ise tabii ki kapanmıyor. Herşeyden önce, Fransız istihbaratının neden olaya anında müdahale etmediği ve neden yaklaşık 20 yıl sonra bu iki istihbaratçı hakkında soruşturma açıldığı gizliliğini koruyor.(22)

Değerlendirme

Verilen örnekleri çoğaltmak mümkündür. ÇKP’nin kurulduğu tarihten Mao sonrası döneme kadar, Çin istihbaratı, çoğunlukla iç meselelerle ya da daha yakın coğrafya ile (Kore ve Tayvan gibi) meşgul olmuş; fakat özellikle 1990’lı yıllardan itibaren dışarıya yönelik istihbarat operasyonlarına yoğunluk vermiştir. Çin istihbaratının son yıllarda özellikle teknik, endüstriyel ve siber istihbarat üzerine yoğunlaştığına yönelik birçok uzman görüşü bulunmaktadır. Bu anlaşılabilir bir davranıştır; çünkü günümüzde artık devletlerin gücünü belirleyen en önemli şeylerden bir tanesi de sahip oldukları ve ulaşabildikleri teknoloji düzeyidir. Teknolojik donanım üretebilen ülkeler, hem savunma, hem de ekonomi alanında ileri gitmektedirler. Bu kapsamda Çin’in gerçekleştirdiği istihbarat operasyonlarının boyutları doğal olarak bilinmiyor. Fakat özel ordu, istihbarat ve silah şirketleri ile doğrudan birlikte çalıştığını saklamayan ABD güvenlik bürokrasisinin, Çin’in çeşitli vasıtalarla istihbarat topladığına yönelik eleştiriler getirmeden önce kendi durumlarını gözden geçirmeleri gerekiyor. Çin’in istihbarat faaliyetlerine ilişkin çok az şey bilindiği bir vakıa olmakla beraber, her ülke geleneksel istihbarat metotlarının yanı sıra, örtülü istihbarat faaliyetlerini yürütürken belli oranda doğrudan teşkilat ile resmi bir bağı bulunamayan kişilerden de faydalanmaktadır. Çin’in de bunu yaptığı herkesin tahmin edebileceği gibi su götürmez bir gerçektir. Sonuçta, Çin istihbaratı da diğer istihbarat teşkilatları gibi bir kurumdur.

Onur BİGAÇ

DİPNOTLAR

[1] Sun Tzu, Savaş Sanatı, Remzi Kitabevi, (çev. Pınar Erturan), 3. bs., Aralık 2017, İstanbul, ss. 5-7.

[2] a.g.e., ss. 75-77.

[3] Oral Sander, Siyasi Tarih İlkçağlardan 1918’e, İmge Kitabevi, 29. bs., Ekim 2015, Ankara, ss. 271-272.

[4] a.g.e., ss. 272-274.

[5] Oral Sander, Siyasi Tarih 1918-1994, İmge Kitabevi, 27. bs., Mart 2017, Ankara, s. 273.

[6] Konuralp Ercilasun, “Komünist İstihbarattan Bilişimci İstihbarata Çin İstihbarat Organları”, İstihbarat Örgütleri (Editör: Ümit Özdağ), Kripto Yayınları, 4. bs., Haziran 2016, Ankara, ss. 187-216.

[7] https://fas.org/irp/world/china/mss/history.htm.

[8] Ercilasun, s. 189.

[9] https://fas.org/irp/world/china/mss/history.htm.

[10] James P. Welch, “Chinese Counterintelligence: History, Tactics and Case Study”, American Military University, (Danışman: Profesör Dr. Paul Medhurst), 2011, s. 2.

[11] 16 Mayıs 1966’da başlayıp Mao’nun öldüğü 1976’ya kadar 10 senelik bir süreci kapsayan devrim. Çin’de devrim öncesi eski düzene ait kalıntıları tamamen ortadan kaldırmak, devrimi toplumsal tabanda kurumsallaştırmak adına eğitim, sanat, medya ve yönetim alanlarının kapitalizmin etkilerinde arındırılması amacıyla yapılan devrimdir. Sıklıkla ülkeyi defacto bir çatışmaya sürüklediği ve çok sayıda devlet görevlisinin tasfiye edilmesiyle ülkede ortaya çıkan travmalar nedeniyle eleştirilmektedir. Mao sonrası dönemde iktidara gelen reformistler, Mao kültünü ayrı tutmak suretiyle, Kültür Devrimi’ni eleştirmiş, devrim sırasında sorumlu bulunanlar yargılanmıştır.

[12] https://fas.org/irp/world/china/mss/history.htm.

[13] Ercilasun, s. 189.

[14] Encyclopedia of Espionage, Intelligence and Security Vol. 1, (Editörler: K. Lee Lerner & Brenda Wilmoth Lerner), 2004, s. 189.

[15] Abram N. Shulsky & Gary J. Schmitt, Human Intelligence Collection, https://www.pbs.org/wgbh/pages/frontline/shows/khadr/readings/humint.html, (12.08.2019).

[16] Ercilasun, ss. 198-200.

[17] Peter Mattis, “Shriver Case Highlights Traditional Chinese Espionage”, China Brief, Cilt: 10 Sayı: 22, 05.11.2010, https://jamestown.org/program/shriver-case-highlights-traditional-chinese-espionage/, (12.08.2019)

[18] Ercilasun, ss. 207-208.

[19] Stephen Engelberg, “Spy For China Found Suffocated In Prison, Apparently A Suicide”, The New York Times, 22,02.1986, https://www.nytimes.com/1986/02/22/us/spy-for-china-found-suffocated-in-prison-apparently-a-suicide.html, (11.08.2019).

[20] David Johnston, “The Nation; Finding Spies Is the Easy Part”, The New York Times, 23.06.1999, https://www.nytimes.com/1999/05/23/weekinreview/the-nation-finding-spies-is-the-easy-part.html, (12.08.2019).

[21] Zak Doffman, “CIA Claims It Has Proof Huawei Has Been Funded By China’s Military And Intelligence”, Forbes, 20.04.2019, https://www.forbes.com/sites/zakdoffman/2019/04/20/cia-offers-proof-huawei-has-been-funded-by-chinas-military-and-intelligence/#7711c6772084, (12.08.2019).

[22] David Chazan, “French spy facing treason charges ‘was snared by Chinese honeytrap’”, The Telegraph, 27.05.2018, https://www.telegrap

İSTİHBARAT DOSYASI /// Muhittin Taha Çalık : ‘İstihbarat’tan bir ‘Bandocu Muro’ geçti !!!!..


Muhittin Taha Çalık : ‘İstihbarat’tan bir ‘Bandocu Muro’ geçti !!!!..

11 Ağustos 2019, 00:36

Saat: 06.30 Nizamiye kürsüsü çağırışda…. “Hazır ol!..” deyişiyle bugün başka… “Rahat!..” dediği anda, ism-i yavuzluğum kudret de!.. Yine adrenalin kanımda hızla akıyor. Heyecan önemli lakin heyecana yer yok bu şehirde!.. Şehrin selameti, ülkenin güvenliği ve devletin bekası… Bu üçgende her daim zihnim açık, kalbim ve mantığım sağlıklı olması gerekiyor. Adımlıyorum… Bakıyorum ki kır, soğuk ve sert dağlar… Sanki karşımda bir silsile yığını değil de ölümlerin ve mücadelelerin yığınla hikâyesi var. Fırat bugün daha sessiz, çağlamıyor. Belki aşamadığımız Fırat’ın diyarları, bize sessizce kinini akıtıyor. Şehre dönüyor gözlerim… Kültürün şehrine, tarihin mekânlarına… Toplum sıcak, şehir de mümkün oldukça ‘’yabancı’’ kelimesini barındırtmamaya çalışıyorlar. Çünkü hepsi aynı gönlü ve aynı toprağı paylaşmayı dert edinmiş. Bir şehre aydınlık, ferahlık, refah, huzur, mutluluk ve güvenlik ne yakışır demi!.. Yakıştıkça toprak vatan olur, diyar olur. Diyar olan bir yer parçalanırsa, bölünürse millet olamayız. Ayrıştırıcıların bittiği yerde, parazitler türer, mikrop bulaşır. O vakit bir beden olan millete, zillet odakları saldırıya geçer. Tam bulunduğum eksende yaşadığım sorgu-sual, beni benden alıp götürüyor. Tam da o sıra!.. Telefonuma düşen sinyal çağrısıyla kendime geldim. Kodlanmış mesajı açtığımda, görev talimatıyla baş başaydım. Bu benim ilk görevimdi… Şifrelenmiş kelimler içeriyordu: Şehir, Fırat ve Genç… Bir gün önce saha sorumlusuyla bir parkda buluşmuş. Bugünlerde şehirde türeyen terör örgütü DSFH’nin (Devrimci Sol Fırat Hareketi) gençlik yapılanmasının toplantı yapacaklarını, şehir gerilla sorumlusunun seçileceğini ve ilk eylem planının oluşturulacağını söylemişti. Saha ekibine ve sorumlusuna ise örgütün içerisine sızdırılan ulak tarafından bilgi akışı (istihbarat) sağlandığını biliyordum. Lakin görüşme sırasında bu görevin bana verileceğini belirtmemişti. Görev kutsaldı. İlk görevdi… Göğsünden emdiğim vatana borcum vardı… Ne yapacağımı şaşırmıştım. Gezinmeye başladım. Daha, toy bir istihbarat elemanıydım…

Tam sorularla boğuşurken bir büfenin gazete vitrinine çarptım. Kafamı kaldırdığımla, beynimin hücreleri doğmuş gibi oldu. Analitik ve pratik zekâ devredeydi. Bir an düşündüm ve dedim ki: Bir gazete, bir şehir ve iki ayaklı ajans… Bunun karşılığı ise: şehirde olan biteni her şeyi bilen, uçan kuştan haberi olan illa ki bir adam vardı. Bu adam, ya halkta karşılığı misliyle var olan, ya mahalleler arası iletişimi kuran bir yaşlı ihtiyar, ya mahalledeki orta yaşta bir gençlik abisi ya da meczup bir profil… Sızacağımız bölge büyük ihtimalle “kurtarılmış bölge” diye tabir ettiğimiz bir yerleşkeydi. Onun için here yere giren-çıkan bir adam gerekliydi. Geçenlerde çarşıdayken bir çay ocağında oturuyordum. Çay ocağının önüne bir meczup gelmişti. Çay ocağındakiler seslenerek: “Bandocu Muro gel buraya, bir çayımızı iç!..” demişlerdi. Sonradan, o adamlar arasında konuşurken duymuştum: “Muro" diye tabir ettikleri, meğerse “Murat” isimli eski bir bando asker eri… Adı Murat… Zamanında istedikleri marşı çalamadığı için bando takımından atılmış bir asker… O gün öyle bir zoruna gitmiş ki yıllardır borazan ile geziyor. Çalıyor, çalamadığı marşı hala çalmaya çalışıyor. Takıntı olmuş, meczupluğu bu yüzden… Pek de kimseyle konuşmuyor. İşte benim adamım bu!.. Çarşıda, pazarlarda ve mahallerde onu aramaya başladım. Tam umudum kırılıyordu ki karşımda belirdi. Göz göze geldik. Bana yöneldi ve dedi ki: “Vatan… Bugün sana ihtiyacı olduğu kadar, bana da ihtiyacı var.” Gülümsemeyle karışık cingöz bir bakış attı: “Söyle bakalım. Allah seni bana gönderdiğine göre… Bir görev var belli…” “Sen…” dediğim anda: “Karıştırma arkadaş, bulan da bulduran da, vakıf olduğumuz sırrın sahibi de aynı!..” Fazlasıyla ikna olunca söze girdim. Durumu kısmen de olsa anlattım.

Bana söylediği şuydu: “Senin için o hücre evini bulacağım. Birkaç yer bugünlerde çok hareketli… Fakat!.. Sizinkiler oraya girerse büyük kıyametler kopar. İçlerindeki adamlarınız da riske girer. O yüzden ben size onları getireceğim. Siz sadece bana bırakıp, biraz zaman verin. Zamandan kastım… Bu gece…” “Anlaştık” dememle… Buluşma noktasını ve operasyon bölgelerinin bir kaçını belirtmesiyle kayboldu. Merkez birime durumu “Acil” kodla belirttim. Saatler ilerlemeye başlayınca, gerekli birimlerin de haberi olmuştu. Peki, bizim “Muro, Murat” ne yapıyordu? Mahalleye girmiş, istediğini alamayınca diğer mahalleye geçmişti. Borazanı çalıyor, etrafı süzüyordu. Bir baktı ki bir evin önünde düğün-dernek, diğer sokakta ise cenaze evi görünüyor. Garip olan bir şey vardı. Mahalle, düğün-dernekte toplanmış. Taziye çadırında ve evin önünde hiç kimse yoktu. Ayrıca sokağın girişleri ve çıkışları da kapatılmış. Sokağın elektrik lambaları da yanmıyordu Sanki bir şeyler bütün kitleyi oraya toplayıp, gözlerden ırak kalmayı tasarlıyordu. İki sokağı da bir cadde kesiyordu. Muro ince ince düşündükten sonra, planı harekete geçirdi. Planı tıkır tıkır işliyordu. Sokağa gizlice sızdı. Baktı ki etrafta saklanmış eli silahlı teröristler ve korudukları muhtemel toplantı binası. Borazanı aldı, ağzına götürdü. “Bismillah” edasıyla… Türkler’in efsane “Hücum Marşı”nı çaldı. Ama ne çaldı!.

O karanlık sokak inledi. Ses, ses olalı böyle korkutucu olamamıştır. Sokaktan ve binadan kaçışanlar… Soluğu Muro’nun buluşma noktasına çevirdiler. Meğerse Muro, onları sokağın ve caddelerin diğer ucundaki iki mahallenin kesiştiği ormanlık alana sürükledi. “Özel Harekât” ve “Emniyet” hazırdı. Paketleme gerçekleşti. “Gençlik yapılanması”, kurulmadan kökü kazındı. Saat ertesi gün 12.30 bir sela sesi işittim. Kulağımı verdiğimde Bandocu Murat, Hakka yürümüştü. Gözlerim bir an doldu. Şaşkın vaziyetteydim. Nasıl olurdu!.. Dün gece, operasyondan sonra sapa sağlam çıkarılmıştı o mahalleden. Öğle namazı için vardığım caminin imamına sordum: “Hocam duydum ki Bandocu Muro vefat etmiş. Ölüm sebebi nedir acaba? Bilir misiniz?” Hoca: “Dediklerine göre boğazında ve akciğerinde çok yoğun kanama olmuş. Nefesinde zerre zerre kan kokusu.. Sanki nefesini bir bandonun haykırışına vermiş gibi…”

Sen ki Muro… Bandocu Muro… Çalamadığın marşın sebebine kavuşan Muro… Tabutluklara sığamayacağın kadar, isimsiz kahraman Muro… Teşkilatlar senin gibi nece evlatlara aç Muro… Saygımız, selamımız sana Muro… Şehide selam dur!…

TEŞKİLATI NEFERLER!.. Vesselam… .

Muhittin Taha Çalık, dikGAZETE.com

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> dikGAZETE.com – LİNK : https://www.dikgazete.com/istihbarattan-bir-bandocu-muro-gecti-makale,1619.html

KİTAP TAVSİYESİ : İSTİHBARAT SAVAŞLARI /// 1. DÜNYA SAVAŞINDA SURİYE VE LÜBNAN’DA CASUSLUK FAALİYETLERİ /// HÜSEYİN AZİZ AKYÜREK


Dr. Polat Safi’den İstihbarat Savaşları (90 yıllık sır)

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nde Emniyet Genel Müdürlüğü yapan Hüseyin Aziz Akyürek’e atfedilen ve istihbarat, casusluk ve propaganda hikayeleri içeren hatırat Türkçe’ye kazandırıldı.

II. Meşrutiyet dönemi ve I. Dünya Savaşı sırasında istihbaratla ilgilenen bir Osmanlı emniyetçisine atfedilen yaklaşık 90 yıllık hatırat Arapçadan Türkçeye çevrilerek okurla buluşturuldu. I. Dünya Savaşı’nın ikinci yarısında Emniyet-i Umumiye Müdürü (Emniyet Genel Müdürü) olarak görev yapan Hüseyin Aziz Akyürek’in yazdığı düşünülen hatırat, gayrinizami harp ve istihbarat alanlarında önemli çalışmalara imza atan Dr. Polat Safi tarafından tenkitli bir şekilde yayına hazırlandı. Türk istihbarat tarihiyle ilgili araştırmalarda kaynak niteliğindeki hatırat, İstihbarat Savaşları: Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye ve Lübnan’da Casusluk Faaliyetleri adıyla raflardaki yerini aldı.

EYP (YUNAN İSTİHBARAT SERVİSİ) DOSYASI : Yunan istihbaratı EYP’NİN BAŞINA ATANAN KİŞİNİN DİPLOMASI YOK İDDİASI


Yunan istihbaratı EYP’NİN BAŞINA ATANAN KİŞİNİN DİPLOMASI YOK İDDİASI

Yunanistan’da Yeni Demokrasi Partisi’nin geçen ay kurduğu hükümetin ilk atamalarından biri tartışma yarattı. Ulusal İstihbarat Kurumu’nun başına, üniversite diploması bulunmadığı belirtilen ve yolsuzluk skandallarına karışmış bir isim getirildi. Ana muhalefetteki Syriza tepkili.

nstelya

DUVAR – Yunanistan’da temmuz başlarında iktidara gelen muhafazakâr Yeni Demokrasi Partisi’nin ülkenin istihbarat kurumu ile ilgili aldığı yeni bir karar Atina’da siyasi çalkantıya yol açtı. Başbakan Kiryakos Miçotakis, Ulusal İstihbarat Teşkilatı’nın (EYP) başına, istihbarat alanıyla ilgisi bulunmayan, ası yolsuzluk iddialarına karışmış bir ismi atadı.

‘ÖZGEÇMİŞİ KASTEN PAYLAŞILMIYOR’ İDDİASI

EYP’in yeni dönemdeki başkanı, Panayiotis Kontoleon olacak. Kontoleon güvenlik sektöründen gelen bir işadamı. Yunanistan medyasına göreyse, Kontoleon’un üniversite diploması yok. İlgili haberlere göre Yunan hükümeti, EYP’in yeni başkanının öz geçmişini bilinçli bir şekilde kamuoyu ile paylaşmıyor.

Efimerida ton Sintakton gazetesine göre, üniversite diploması bulunmayan Kontoleon’un uluslararası ilişkiler, jeostrateji ve savunma gibi meselelerle de yakından uzaktan alakası yok. Kontoleon’un eğitim ve tecrübe eksikliğini gündeme taşıyan ana muhalefet partisi Syriza da, Yeni Demokrasi iktidarının bu tercihi ile ülkeyi çok zor bir süreçte savunma açısından zor durumda bıraktığını ileri sürüyor.

Kontoleon güvenlik sektörüne babasının çalıştığı Wackenhut şirketinin bünyesinde güvenlik elemanı olarak giriş yapmıştı. Atina’daki ABD Büyükelçiliği’ne hizmet veren şirkette, Kontoleon güvenlik elemanı olarak işe başladı. 1980’lerde Atina sokaklarında güvenlik kuryesi olarak para taşıyordu.

SAĞ İKTİDARLARLA YAKIN İLİŞKİLERİ VAR

Kontoleon, ilerleyen yıllarda ismini G4S olarak değiştiren şirkette değişik mevkilerde görevlendirildi ve zaman içerisinde şirketin patronu Andreas Paterakis ile yakın ilişkiler geliştirdi. Bu yakın ilişkiler kendisini 2000’li yıllarda şirketin patronluğuna taşıdı.

Sağ ve merkez iktidarlarla yakın ilişkiler kuran G4S, ilerleyen süreçte çok yüklü meblağlarla önemli sözleşmelere imza attı. Şirket Atina Olimpiyatı’nda güvenlik hizmeti sunarken, ilerleyen yıllarda da bazı önemli kamu ihaleleriyle gündeme geldi.

ŞİRKETE YOLSUZLUK CEZALARI KESİLDİ

Bu süreçte Kontoleon’un başı kamu denetim mekanizmalarıyla da derde girdi. G4S’nin üstlendiği birçok hizmet ve sözleşmede yolsuzluklar gündeme gelirken, şirket yüklü meblağlarda para cezaları ile karşı karşıya kaldı. Tüm yolsuzluk iddialarına rağmen Kontoleon’un merkez sağ ile ilişkileri gelişmeye devam etti. 2015’te G4S denetimli serbestlik mekanizmasının yönetimini üstlenirken, aynı süreçte şirketin Yunanistan’a sığınan mültecilerin barındığı kampların denetimini üstlenmesi olasılığı da gündeme taşınmıştı.