İRTİCA DOSYASI /// Mehmet FARAÇ : “Molla” imam ve asıl “yılan!!!”


Mehmet FARAÇ : "Molla" imam ve asıl "yılan!!!"

E-POSTA : farac65

1888 yılında Gaziantep’in Araban ilçesine bağlı Elifler mezrasında doğmuş…

Mehmet’miş adı… Köyde bazen namaz da kıldırdığı için "Molla" lakabını almış ama asıl şöhreti soyadından gelmiş…

Çünkü babası köydeki bir kavgada nam yapınca ve rakipleri arasından kolayca sıyrılınca iddiaya göre "Karayılan gibi kayıp gidiyor" demişler ona… İşte babasından kalmış o meşhur "Karayılan" unvanı…

Erzurum Doğu cephesinde Kazım Karabekir komutasında savaşa katılmış bacağından yaralanmış ve madalya almış…

Köyüne dönünce yiğitliğinden dolayı aşiretinin "oymak beyi" seçmişler onu…

Malatya ve Pazarcık civarlarında millete huzur vermeyen eşkıya Bozo’yu yakalayıp ağaca asınca şöhreti daha da artmış Karayılan’ın…

Doğu cephesi komutanı Kazım Karabekir’den bir gün telgraf gelmiş Karayılan’a… "Düşman Kilis’ten Antep’e girmek üzeredir… Düşmanı Antep’e sokmayın!. . Gözlerinden öperim" diye yazmış Karabekir…

Vatan hizmet bekliyormuş… Büyükbaş hayvanlarını satarak aşiretinden 82 gönüllü akrabasını "çete" olarak toplamış ve silahla donatarak harekete geçmiş…

Karabıyıklı köyünde pusu kurarak Maraş’a giden Fransız kuvvetlerini dağıtmış 50 kadar Fransız askerini de esir almış…

Namını Karabıyıklı cephesinde iyice duyurunca halkı direnişe hazırlamak için Antep’e gitmiş ve çevresindeki gönüllü sayısı da 150’ye ulaşmış…

"Vurun Antepli’ler namus günüdür…"

Urfa’dan Antep’e Maraş’tan Adana’ya kadar memleket emperyalizmin kıskacındayken halk perişan haldeyken ve milli bir direnişin başlatılması kaçınılmazken Molla Mehmet Karayılan’ın sorumluluğu daha da artmış…

Çete üyeleriyle birlikte Antep çevresinde cepheden cepheye koşmuş kahramanlıklar sergilemiş halka cesaret vermiş Karayılan…

Elmalı Ağcakoyunlu İkizkuyu cepheleri Mağarabaşı ve Kurbanbaba savaşlarına katılmış büyük başarılara katkı sunmuş Molla Mehmet…

Ankara’dan gelen Kılıç Ali’yle tanışmasının ardından İkizkuyu cephesinde Fransız katar kolunu dağıtmış Fransız kumandan Norman’ı yaralı halde Halep’e kaçmaya zorlamış ve bu yüzden de adını duymayan kalmamış…

Ancak 24 Mayıs 1920’de tüm Antep’in yüreğine bir ateş düşmüş…

Sarımsaktepe’de zorlu bir savaştan sonra düşman kaçmaya başlayınca sevinerek mevzi değiştirmek için ayağa kalkan Karayılan bir hain kurşuna hedef olmuş ve 19 arkadaşıyla birlikte orada şehit olmuş…

Fransızlar’a karşı direnişte Şahin Bey’le birlikte Karayılan’ı da kaybeden Antep halkının direnci düşmüş o günlerde… Ta ki Milli Mücadele’de yüzlerce şehit veren Antep yeni bir örgütlenmeyle kurtuluncaya kadar…

Ancak tıpkı Şehit Kamil ve Şahin Bey gibi Antep mücadelesinde büyük yararlılıklar gösteren Karayılan’ın ardından hemşehrileri şu ağıtı yakmış:

"Karayılan der ki gelin oturak…

Kilis yollarından kelle getirek…

Fransız adını bütün batırak…

Vurun Antepli’ler namus günüdür…"

"Gazi" kenti kahreden zehir!. .

Maraş’ı "Kahraman" Urfa’yı "Şanlı" yapan inanç nereden besleniyorsa Antep’i "Gazi" yapan güç ve cesaret de işte o ruhun ürünüdür…

İşte yan yana olan bu üç şehir kendi içinden çıkardığı yiğitlerle bölgeyi işgal eden Fransız güçlerine karşı direnmiş ve Kurtuluş Savaşı içerisinde kahramanlık gösteren hatta "kendi kendini kurtaran şehirler" olarak Milli Mücadele tarihine altın harflerle yazılmıştır…

Peki; Güneydoğu’nun kuvvacılarını ve Karayılan efsanesini niçin mi anımsattık?. . 24 Haziran Karayılan’ın şehit edilişinin 99. yıldönümüydü…

Karayılan ve Antep kahramanlarının 99 yıl önce nam saldığı o topraklarda üstelik bir ibadet merkezinde Kurtuluş Savaşı cepheleri için "yalan" diyecek kadar kin kusan hakaretler yağdıran bir zavallı oturdu memleketin gündemine…

Adını Kuvayı Milliye komutanı "Şahin Bey"den alan Şahinbey ilçesindeki İyinacar Camii’nin imamı bayram vaazında Kurtuluş Savaşı için öyle utanç verici laflar etti ki yalnızca cumhuriyete kin kusmadı en çok da aynı topraklarda yaşayan Şahin Bey’in Şehit Kamil’in ve Karayılan’ın kemiklerini sızlattı…

Dedi ki zehirini kusarak o zavallı imam; "Kurtuluş mücadelesinde bizi kandırdılar… 1. İnönü’de şöyle zafer kazandılar 2. İnönü’de şöyle zafer kazandılar… Sakarya’da şöyle zafer kazandılar… Şöyle kahramanlık yapılmış böyle kahramanlık yapılmış… Yunanlıları denize döktüler… Nerde döktüler?… Hepsi yalan keşke o gün savaşı kaybetseydik belki Osmanlı’yı daha sonra yeniden kurabilirdik…"

Antep kahramanlarının torunları o sırada ne yazık ki imama tepki göstererek camiyi terketmemişler ama cemaatten biri tarafından çekilen görüntülerin ardından hakkında soruşturma açılan imam açığa alınmış… Ne acı rastlantı ki adı "Fadıl Yılan" o imamın!!!

"İmam patavatsızlık etmiş kuvvacıların kemiklerini sızlatmış bu gibi Kurtuluş Savaşı düşmanlarının camilerde ne işi var böylelerini kim koruyor" diyebilirsiniz ama unutmayın ki Fadıl Yılan gibiler Atatürk ve cumhuriyet düşmanı "fesli"leri ziyaret eden devlet büyükleri ile Diyanet İşleri Başkanı’ndan da cesaret alıyorlar…

Antep’i düşmana teslim etmemek için can veren Molla Mehmet Karayılan’ın şehit edilişinin 99. yılında sorulması gereken sorular; "bu ihanetin yeri neden Gazi- Antep neden kahraman Şahinbey ilçesi ve neden bir cami" değil aslında…

Cumhuriyet uğruna şehit düşenlerle 100 yıl sonra halen cumhuriyete düşmanlık eden utanmazları "Molla"- imam ikileminde sorgularsanız tarihten bir tokat gibi savrulan sarsıcı soru da şu olmalıdır; asıl "YILAN" kim?. .

LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/molla-imam-ve-asil-yilan-52182yy.htm

İRTİCA DOSYASI /// AKP’Lİ BAŞKANDAN KADINLARA HAKARET : ASALAK GİBİ YETİŞTİRİP FAHİŞE GİBİ GİYİNDİRİP SOKAĞA SALDIĞINIZ EVLATLARINIZ…


AKP’Lİ BAŞKANDAN KADINLARA HAKARET : ASALAK GİBİ YETİŞTİRİP FAHİŞE GİBİ GİYİNDİRİP SOKAĞA SALDIĞINIZ EVLATLARINIZ…

AKP’nin Zonguldak merkez ilçe Karaelmas Mahalle Başkanı Hasan Kahveci sosyal medya üzerinden kadınları hedef alan bir paylaşımda bulundu.

AKP’nin merkez ilçe Karaelmas Mahalle Başkanı Hasan Kahveci sosyal medyadan kadınları hedef aldı.

"Sanki Allah ramazan ayında Zonguldak sokaklarında yiyin için diye vahyetmiş! Şu asalak gibi yetiştirip fahişe gibi giyindirip sokağa saldığınız sözde Müslüman evlatlarınız sebebiyle ebedi cehennem azabına tutulacaksınız korkumuz bu! Bu kadar günahın arasında nasıl helak olmuyoruz şaşırıyorum!” diyen Kahveci kendisine tepki gösterenlere de “Evet fahişe ve daha ötesi” diyerek hakaretlerini sürdürdü.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre Hasan Kahveci tepkiler ve şikâyetler üzerine dün hesabını askıya aldı.

AKP İl Başkanı Zeki Tosun konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Söz konusu şahısla ilgili araştırmalarımız sürüyor. Partimizin üyesi ise gereği yapılacaktır” dedi.

LİNK : http://haber.sol.org.tr/turkiye/akpli-baskandan-kadinlara-asalak-gibi-yetistirip-fahise-gibi-giyindirip-sokaga-saldiginiz

İRTİCA DOSYASI : VAN’da bir gecede ‘yobaz afişler’ asıldı kaymakamlık festivali iptal etti !


VAN’da bir gecede ‘yobaz afişler’ asıldı kaymakamlık festivali iptal etti !!!!

Van’da düzenlenecek GezginfestVan festivali kaymakamlığın son dakikada aldığı kararla iptal edildi. Kentte festivalin duyurulmasından sonra başlatılan kampanya ile bir gecede karalama afişleri tüm kenti donattı. Resmi tatilde bulunan kaymakamlık ise festivali iptal etti.

Van’ın Gevaş ilçesinde 20-23 Haziran tarihleri arasında ikincisi düzenlenecek Selda Bağcan, Ceza, Hayko Cepkin, Kurtalan Ekspres, Can Bonomo, Feridun Düzağaç, Duman ve bir çok ünlü müzisyen ve grubun katılacağı gençlik festivali gerçekleşmesine günler kala bir sürpriz bir kararla kaymakamlık tarafından iptal edildi.

Festivalin organizasyonu için günler öncesinden biletler satıldı, organizasyon şirketince ödemeler yapıldı ancak Van’da bir gecede bütün sokaklara festival ile ilgili karalama afişleri asılmaya başlandı. ‘Festival Tuzağına hayır’, ‘Müslüman gençliği koruyalım’, ‘Gençlik festivali mi gençliğin felaketi mi’ şeklinde yobaz mesajlarla karalama kampanyaları başlatıldı ve kaymakamlık resmi tatil gününde bir açıklama yaparak festivalin iptal edildiğini duyurdu.

METİN KÜLÜNK’TEN KAYMAKAMA TEŞEKKÜR

İptal kararının ardından ilginç bir şekilde eski Milletvekili AKP’li Metin Külünk Sosyol medya üzerinden Gevaş kaymakamına teşekkür etti.

İRTİCA DOSYASI /// Gaziantep’te Cumhuriyet düşmanı imamdan skandal ifadeler : Keşke o gün savaşı kaybetseydik


Gaziantep’te bayram namazını kılmak için İyinacar Camiine gidenler hutbe sırasında cami imamı F.Y.’nin ifadeleri ile şok yaşadı.

Kurtuluş Savaşı’nda verilen bağımsızlık mücadelesi ile igili skandal ifadeler kullanan, Cumhuriyet düşmüno imam F.Y., “Kurtuluş mücadelesinde bizi kandırdılar. 1.İnönü’de şöyle zafer kazandılar, 2.İnönü’de şöyle zafer kazandılar. Sakarya’da şöyle zafer kazandılar. Şöyle kahramanlık yapılmış, böyle kahramanlık yapılmış. Yunanlıları denize döktüler. Nerde döktüler. Hepsi yalan, keşke o gün savaşı kaybetseydik, belki Osmanlı’yı daha sonra yeniden kurabilirdik” dedi.

AÇIĞA ALINDI

Gaziantep Valiliği, bayram namazı öncesi vaazda sarf ettiği sözler nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan İyinacar Camii imamının açığa alındığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, imam hakkında idari soruşturma açıldığı hatırlatılarak, "İlimiz Şahinbey ilçesi İyinacar Camisi’nde bayram namazında yapılan vaazla ilgili sosyal medya ve basında yer alan haberler üzerine idari soruşturma başlatılmış, ilgili görevli bu kapsamda açığa alınmıştır" denildi.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, bayram namazı vaazında Türk kurtuluş mücadelesi için "Keşke kaybetseydik" diyen imama çok sert tepki gösterdi.

Gaziantep’te bayram namazı vaazında Türk kurtuluş mücadelesinin dönüm noktaları olan tarihi Sakarya ve İnönü zaferleri için "Keşke o savaşı kaybetseydik, sonra kazanıp Osmanlı’yı yeniden kurardık" diyen imam Türkiye’nin gündemine oturdu.

Konuyla ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan İYİ Parti İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ, skandal ifadelere imza atan imam hakkında şu ifadeleri kullandı:

"Türk ordusunun Yunana yenilmesini isteyecek kadar aşağılık olan bu yaratığı Atina’ya yollayalım.Gaziantep’in havasını varlığı ile kirletmesin.Diyanet İşleri Başkanı böyle adamlardan dolayı özür dilemeli diyeceğim ama o da bu pisliklerin şahını ziyaret etmişti."

GAZİANTEP VALİLİĞİ SORUŞTURMA BAŞLATTI

Gaziantep Valiliği de tepkiye yol açan olayla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada şöyle denildi:

"İlimiz Şahinbey ilçesi İyinacar Camisi’nde bayram namazında yapılan vaazla ilgili sosyal medya ve basında yer alan haberler üzerine soruşturma başlatılmıştır."

İRTİCA DOSYASI /// MUSTAFA SOLAK : Ehl-i İslam’dan Cinsel Fetvalar !!


MUSTAFA SOLAK : Ehl-i İslam’dan Cinsel Fetvalar

Ne yazık ki ülkemizde bulunan kasıtlı bilgi kirliliği ve sorgulamadan inanma arzusu insanımızı günden güne kasıp kavurmakla kalmıyor, ahlaki değerlerimizin din adı altında yozlaşmasına neden oluyor. Bu durum, eski siyasetçi ve mali müşavir olan Cazim Gürbüz’ün Berfin Yayınları’ndan çıkan “Ehl i İslam’dan Cinsel Fetvalar” adlı eserde başarılı bir şekilde eleştirilmektedir. Peki, nedir bu bahsedilen acınası durum?

“Ehl-i İslam” diye adlandırılan yobazlar gün geçmiyor ki “kadın onu yapamaz, böyle giyinemez, şurada gezemez” cümlelerini kurmasınlar. Hangi başlıklar altında kadının nasıl bir yaşam sürmesinden yana görüşlere sahipler? Kitapta ilgi çeken “İlişki Talebini Ret” isimli başlığa bir göz atalım. “Keyfi şekilde ilişki talebini reddeden eşin namazı olmaz mı?” sorusuna Ehl-i beyt haber ajansından gelen cevapta; “Kadının kocasına itaat etmesi gereken noktalar var.” ifadesinin ardından “Bunların başında da yatak ilişkisi gelmektedir” cümlesi bizi karşılıyor. Bu da yetmezmiş gibi erkeğin tıbbi bir rahatsızlığa ulaşmayacağı bir durumda, kadının erkeğin istediği herhangi saniyede onunla cinsel ilişkiye girmezse ardından kılacağı namazın erkeğin insafına bırakıldığı beyan ediliyor. Sadece bu başlık bile 21.yüzyıl Türkiye’sinde kadına verilen değeri gözler önüne sermekle kalmıyor, erkeğin inisiyatifine göre gelişen din sunuyor.

Kadınların cinsel obje olarak görüldüğü 21.yüzyıl Türkiye’sinden -güya- batının ahlaksızlığını eleştirenleri izleye durun, biz de bu sırada ahlak seviyemize yeni bir soluk katarak, kadın ile erkeği asansörde bile ayıralım! Evet ne yazık ki yanlış duymadınız… Bu rezilliği “Asansörde halvet fetvası” isimli başlık altında Cazim Gürbüz eleştirel bir yolla bizlere sunuyor: “Bir apartmanın giriş katından 8. katına kadar çıkacak olan asansör halvet ortamı oluşturur mu?” sorusuna dinin hassasiyetini öne sürerek, oldu da asansör bozulursa gibi basit bir yargıyla hem de… Fizyolojik ihtiyaçlarını dizginlemeyi ve insan olmayı başaramamış olan, Sosyal Doku Vakfı Başkanı ve fetvacı Nurettin yıldız’a göre asansör bir halvet ortamı oluşturabilmekte.

Kitaptaki baktığımızda“Ehl-i İslam” denilenlerin şu konurla yanıt “İşyerindeki erkeği emziren kadınlar tacizden kurtulur”, “Cinsel ilişki sırasında ezan okunmaya başlarsa”, “Deve sırtında cinsel ilişki”, “Ehlibeyt ve ehlisünnet ekolünde ters ilişki”, “aradığını görüyoruz:

“Tesettürlü olarak cinsel ilişki”, “Kocam porno izliyor, ne edeyim?”, “Pornaya karşı yusufaali virüsü”, “Sanal seks caiz midir?”, “Gerdek gecesi damat gelinin ayağını yıkayacak mı?”, “Besmelesiz ilişkiden doğan çocuk”, “Seks-shop’tan alınan ürünleri kullanmak”, “Banyoda cinsel ilişki mümkün, denizde ise olmaz”, “İşyerinde seviştik, günah mıdır?”, “Aşk oyununda kadına düşen görevler nelerdir?”, “Kadınların muza, kabağa, havuca dokunması yasak ve geline yasaklar”, “Kandil gecesi ilişki ve zina, damacana ile seks”, “Cübbeli’den penis duası”, “Babanın penisi oğluna takılırsa, ne olacak o zaman?”, “Vajina daraltma operasyonu caiz midir?”

İşte gün geçtikçe gelişen ve büyüyen (!) “Yeni Türkiye” adı altında aşılanmaya çalışılan “ahlak” diye sunulan böyle ne yazıktır ki…

Daha birçok konunun yer aldığı kitap cinsellik üzerinden yürüyen bu fetvalarla erkeğin kadına üstün olduğu, kadının sadece denilen yapan bir nesneye dönüştürüldüğü bir toplumsal düzeni arzuluyor. Bu durum sadece Ehl-i İslam” denilenlerle kalmıyor. Ders kitaplarında ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvalarında Cazim Gürbüz’ün değindiği hususlar var. Çok eşlilik, boş ol sözüyle boşama, erkeğin cariye ve köleyle evlenmesi, üvey kızla üvey babanın evlenmesinin annesiyle zifaf yaşanmadıysa caiz olduğu, kadınların Hanefi değilse ayaklarını bile gösteremeyeceği, sms,-eposta ile boşama, kızların 15 yaşından önce de evlenebileceği, eşi kaybolan kişinin başkasıyla evlenebilmesi için gerekli sürenin mezhebe göre 120 yıla çıkması, cuma namazını mazeretsiz terk edenin nikahı düşmese de cezayı hak edeceği, 2 yaş içerisinde aynı kadından süt emen kız ve erkek birbirleriyle evlenemeyeceği kadını aşağılayan ifadeler var. *

Görünen o ki bulunduğumuz durum geçekten üzücü ve insanlık dışı, yalnızca aramızdan birkaçı bu konuları dile getirmekten çekinmese dahi umutsuzluğa kapılmak, susmak ve bu konuları konuşmaktan korkmak bize yakın zamanda zarar ve geride bırakabileceğimiz empoze edilmiş bir toplumdan başka bir şey kazandırmayacaktır. İnsan onuruna aykırı yargıları daha fazla görmemizi sağladığı için Cazim Gürbüz’e teşekkür ederim.

Not : Cazim Gürbüz’ün kitabını “Gayrimilli Eğitim” ve “Diyanet’in Fetvaları” kitabımla birlikte okumanızı öneririm.

Kitabı buradan satın alabilirsiniz.

İRTİCA DOSYASI : USTA YAZAR UĞUR MUMCU VE İRTİCAİ TARİHÇİ KADİR MISIROĞLU


Atatürk’ün ve Laik cumhuriyet’in DÜŞMANI Kadir Mısıroğlu ölmüş !!! *** Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu, Atatürk düşmanlığı ile tanınan Kadir Mısıroğlu’nu yıllar önce Rabıta adlı kitabında şöyle anlatmıştı…

Atatürk’ün ve Laik cumhuriyet’in DÜŞMANI din bezirganı Kadir Mısıroğlu ölmüş !!!

Herhangi bir insanın / hayvan ve hatta zarar gören bir çiçeğin dahi ölmesine ,zarar görmesine üzüntü duymak her bir vicdanlı kişinin duygusu olmalıdır . Peki Mısıroğlu’nun ölümü ardından kimler üzülmüş , kimler ise üzüntü duymamıştır ?

Kimlerin üzüldüğünü biliyoruz ;

Mesele ANAYASA MAHKEMESİ tarafından irticaya odak olmak suçundan ceza alan partinin mensupları ve yöneticileri üzülmüştür. Mesela Vahabi yanlısı , Müslüman Kardeşler yanlısı olanlar üzülmüştür .Yedi düveli yenerek Türkiye’den kışkışlayan , Osmanlı’nın tarihe karışmakta olan küllerinden yeni bir DEVLET yaratan , yarattığı devleti ,devrimlerle çağdaşlığa taşıyan Atatürk’ün ve Laik Cumhuriyet’in düşmanları üzülmüştür. Keşke Atatürk yerine Yunanlılar , İngilizler kazansaydı diyenler üzülmüştür. Saray sofralarında ağırlayanlar üzülmüştür. Mısıroğlu Türkiye’yi ve Laik Cumhuriyeti yıkmak isteyenlerin tüccar yobaz işbirlikçisi idi.

İnsancıl olmasa da Üzüntü duymayanlardan birisi de benim .Bunun temel nedenini, Atatürk’ün aydınlanma devrimlerini , çağdaşlığı , akılı , bilimi , laikliği , demokrasiyi , iyi ahlak ve erdemi özümsemiş bireyler çok iyi bilir.

Yakın zamanda bir belgeselde Hindistan’da yaşayan , çok güçlü , görkemli ve yaşam alanında krallığını gücü ve zekasıyla kabul ettiren bir Bengal kaplanının yaşamını izlemiştim. Kaplan yaşam alanına yakın köylerde bir çok köylünün de ölümüne neden olmuştu . Yaşamın doğal akışı içinde kaplan yaşlandı ve bir başka genç kaplan gelerek O’nun krallığını aldı . Eski kral da yaşlanarak öldü. Ölen kaplan için tüm çevre köylülerinin katılımıyla bir devlet töreni yapıldı . Köylüleri öldürmüş olan kaplana saygı gösterildi. Çiçeklerle bezenmiş bir taht ile taşındı ve seremoniyle yakıldı .

Kaplan herşeyi vahşi doğası gereği ve yaşam alanını korumak için yapmıştı . Kendi klanına ihanet etmedi . Ama Mısıroğlu ve O’nun gibiler yaşadıkları toprağa , bayrağa , ulus kahramanlarına , gerçek tarihlerine , köklerine , kültürlerine ihanet etmişlerdir. Küresel emperyalizmin DİN TABANLI destekçisidirler.

Aşağıda Araştırmacı gazeteci değerli Uğur Mumcu’nun RABITA kitabından Mısıroğlu’nu sunuyorum .

Naci Kaptan / 06.05.2019

06 Mayıs 2019 Pazartesi

Kadir Mısıroğlu, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 86 yaşında ÖLDÜ…

Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu, Atatürk düşmanlığı ile tanınan Kadir Mısıroğlu’nu yıllar önce Rabıta adlı kitabında şöyle anlatmıştı…

Gazeteci Uğur Mumcu, 1993 yılında yayımlanan ‘Rabıta’ adlı kitabında, Mısıroğlu’nun Mustafa Kemal Atatürk aleyhine yalan ve hakaret içeren kitaplarla ne kadar büyük bir servet edindiğini ve ikâmet ettiği Suudi Arabistan’ın desteğiyle bu paranın bir kısmını Avrupa’daki İslamcı örgütlere nasıl aktardığını şöyle anlatmıştı:

Benim aklım hep Dr. Rıza Nur’un anılarında.Kim dağıtıyor bu kitabı? Ve neden bu kitap “İslâm Gençlik Teşkilâtı Berlin Sancağı” tarafından satılıyor?

Avrupa Millî Görüş Teşkilâtları Genel Sekreteri AH Yüksel’e de aynı soruyu soruyorum:

“Nerede satıldığını bilmiyorum, sizden duyuyorum, bizim teşkilât ile bir ilgileri yok” diyor.Israr ediyorum:“İslamcı Gençlik Teşkilâtı, sizlere yakın değil mi?”“Pek o kadar denetimimiz yok.. Organik bağımız da yok.”

Peki, Haldun Algan’a soruyorum: “Kim dağıtıyor bu kitabı?”Berlin Mevlânâ Camii Başkanı Mahmut Hoca anlatıyor:

“Bizim cemaat bilmez bile Rıza Nur’un kim olduğunu… Okumaz bile…”“Okumaz ama satılıyor, kim satıyor, kim basıyor?”Sonra sır çözülüyor…Kitap Suudî Arabistan’da basılıp, Avrupa’daki İslamcı örgütlere parasız dağıtılıyor..Amaç, İslamcı örgütlere gelir sağlamak.

Dört cilt 60 mark.“Kaç tane geldi?”“Almanya’ya 30 bin tane geldi.”30 bini 60 markla çarptım:1 milyon 800 bin mark..Bir mark, bugün için resmi kur üzerinden ortalama 420 lira ise yapın hesabı.756 milyon Türk Lirası.Yalnızca Dr. Rıza Nur’un kitabından Federal Almanya’deki çeşitli İslamcı örgütlere sağlanan gelîr 756 milyon lira.

Atatürk’le ilgili kitap yalnızca bu değil..Kısaca “Rabıta örgütü” diye anılan, merkezi Suudî Arabistan’da bulunan “Rabıtatül İslâm” adlı örgütün Ürdün’de bastırıp dağıttığı bir kitap daha var.Adı “Sanem Adam”Yani “Put Adam”Bu kitap da İslamcı örgütlere veriliyor.Bu kitabı da aradım, ancak bulamadım.

Hollanda’nın Zaandam kenti Ayasofya Camii’nde karşılaştığımız “İslamcı Gençlik Cemiyeti” Başkanı Salih Yüksel, “Put Adam” kitabını okuduğunu söylüyor. Türkiye’de bir bakanın, Rabıta Örgütü’nün merkezine giderek bu kitabın dağıtımının durdurulmasını istediğini de biliyorum.Demek, Ürdün’de basılan kitap Hollanda’da ve Hollanda gibi Avrupa’nın, Türklerin yoğun olduğu kentlerinde dağıtılıyor.

Peki bu işleri yürütenler kimler? Kimler aracı oluyor? Kim alıyor, kim satıyor bu kitapları? Kadir Mısıroğlu..İslâm Federasyonu yöneticileri bu adı veriyorlar..“O getiriyor, o dağıtıyor.”

Kadir Mısıroğlu deyince bir dakika durup, eski bir dosyaya göz atmak gerekiyor.Orgeneral Türün ve Kadir Mısıroğlu. Dosya, Eskişehir Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 1973/5 karar sayılı dosyası.Sanık Kadir Mısıroğlu. Eyüp oğlu, 1933’de Saire’den Akçaabat’ta doğma, hukuk fakültesi mezunu.Mısıroğlu, 1971 yılı başlarında İstanbul’da Milli Türk Talebe Birliği konferans salonunda Atatürk aleyhine yaptığı konuşma nedeniyle kovuşturuluyor.Devir, sıkıyönetim devridir, sıkıyönetim komutanı da Faik Türün’dür.Türün’ün emrindeki savcılık, Mısıroğlu’nun şu konuşmasında suç bulmaz ve 11.10.1971 gün ve 296/56 sayı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verir:

“Dini İslama mugayir hareketlerin emrinde kullanılan Mehmetçik sizin emrinizi ifa eder. Paşa olmasına rağmen Mustafa Kemal Paşa’nın oluşunu muhakeme eder aynı Mehmetçik. Hiç merak etmeyin bundan.”Faik Türün’ün emrindeki savcılık, Mısıroğlu’nun şu sözlerinde de suç öğesi bulamamıştır:

“İnkılâp dünya tarihinde bir defa azametle yapılmıştır. O da kâinatın fahr-i ebedîsinin, bâtılı mutlak bir hâkimiyete mahkûm ederek yaptığı inkılâptır. Yani İslâm inkılâbıdır. Ondan sonra bir daha inkılâp olmamıştır ve olmayacaktır. Eğer olacaksa, vaktiyle 1400 yıl evvel Büyük Peygamberimizin yaptığı inkılâbın devamı mahiyetinde ve onu muvaffakiyetsizliğe uğratmak için aramıza girmiş bulunan bir takım bâtıl molozların kaldırılması nevinden ve yine inşallah bir defa yapılacaktır. İnkılâp bitti. Yüz numaramıza kadar değişti. Yüz numaramız Garbın yüz numarası oldu. Cumamız pazar oldu. Değişmeyen hiç bir şeyimiz kalmadı. Artık tavizi onlar verecektir. Saha inkılâpçılara değil, inkılâp aleyhtarlarına açıktır. Yolunuz açık olsun, gazanız mübarek olsun.”

Saltanatın kaldırılıp, yerine Cumhuriyetin ilânını, halifeliğin kaldırılmasını ve Latin harflerinin kabul edilmesini “dinsizlik” sayan Mısıroğlu’nun bu konuşması hakkında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Savcılığı’nın verdiği, kovuşturmaya yer olmadığı kararına Orgeneral Türün itiraz etmiyor.Ancak Millî Savunma Bakanlığı, yasal yetkisini kullanarak. 29 Eylül 1972 gün ve AD: 3773-3-72 sayı ile sıkıyönetim komutanlığı askerî savcılığından kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasını ister.Ancak, Türün bu emre uymaz.

Havada uçan kuşu komünist sayıp, Ziverbey’de işkence merkezi kuran Türün, bu Atatürk düşmanı hakkında savcılığa emir verip dâva açtırmaz.Bu bantlardan birkaçı Eskişehir Sıkıyönetim Komutanlığı görev bölgesinde ele geçince Komutan Orgeneral İrfan Özaydınlı soruşturma emri verir. Yapılan yargılama sonunda Mısıroğlu ve Mrsıroğlu’nun bantlarını çoğaltıp dinletenler mahkûm olurlar.

Mısıroğlu’nun avukatı İsmail Müftüoğlu, sonradan Adalet Bakanı olur.Cemalettin Kaplan, konuşmalarında sık sık Dr. Rıza Nur’un anılarından söz ediyor ve bu anıların “Allah tarafından kendisine gönderildiğini” söylüyor. Gönderen Allah değil, Kadir Mısıroğlu’dur.

İslamcı örgütlerin para kaynakları nedir? Bu soru aklımı kurcalıyor. Cemaatten toplanan ödentiler… Bağışlar… Kitap gelirleri…Kitap gelirlerine Suudi Arabistan’da basılan “Put Adam” ve Rıza Nur’un anılarını da katmak gerekir.

Peki başka? Şirketler…Belçika ve Hollanda’da devletçe yapılan yardımlar… Ve Rabıta Örgütünce yapılan yardımlar…‘Rabıta Örgütü’nün asıl adı “Rabıtat al-alam ol-İslâm”. Suudi Arabistan’da kurulmuş bir şeriat örgütü.. Amacı “İslâm Enternasyonalizmi”. İslamcı düşünceyi devlet sistemi olarak bütün İslâm ülkelerinde yaymak.

Belçika’nın başkenti Brüksel’de ‘İslâm Kültür Merkezi’ni finanse eden bu “Rabıta Örgütü”.Bu merkezin başkanı “Baş İmam” diye anılan Abdullah El Ehdel…Ehdel, Riyad Üniversitesi’nde “İslâm Hukuku” okuturken bu göreve atanan genç bir öğretim üyesi…Hem ‘Rabıta Örgütü’nün temsilcisi.. Hem İslâm Kültür Merkezlerinin genel müdürü…İslamcı örgütlerin ana para kaynaklarından biri “Rabıta Örgütü.”

Baş İmamı Ehdel ile Brüksel’de bu konuyu görüşüyoruz.“1985 yılında 30 milyon Belçika Frank’ı yardım yaptık.”Yani, 613 milyon 500 bin lira…Bu yardım camilere, derneklere gidiyor…Ayrıca, dinsel konularda öğretim yapanlara burslar da veriyor… O ayrı bir fasıl…İslamcı akımları, çok genel ve kaba çizgiler ile “Tahran” ve “Riyad” diye ikiye ayırırsak, para kaynaklarını da böyle bir ayrım ile açıklamak kolaylaşır.

Rıza Nur’un anılarını basıp satan ünlü Atatürk düşmanı Kadir Mısıroğlu geçen yıl Kopenhag’a gelmiş.. O da kendi adamları ile temas edip gitmiş.“Mısıroğlu nerede yaşıyor?” sorusuna değişik gruptan İslamcılar aynı yanıtı veriyorlar:

“Suudî Arabistan’da. Ancak zaman zaman Federal Almanya’ya, İngiltere’ye, İsviçre’ye gelir gider.” Londra’da “46 Goodge Street, W1” adresindeki “Cami Konseyi” bir de küçük yayın organı çıkarıyor. Adı, “An-Nida”.“An-Nida”, Londra’da “Rabıta Örgütü” eliyle finanse edilen İslamcı kuruluşların toplantı ve seminerleri ile ilgili haberler veriyor. Tabii bir de “Cuma Hutbesi” başlığı altında yazılar yer alıyor burada.

Kadir Mısıroğlu da sık sık Londra’ya gidip geliyor. Bu camiler nasıl satın alınıyor? Bu imamların aylıklarını verenler kimler? Sorular bir yerde düğümlenip kalıyor.Diyanet İşleri Başkanlığı’nın denetimindeki camilerde imamlara devlet bütçesinden aylık veriliyor?

Ya Süleymancıların, Milli Görüşçülerin, Ülkücülerin ve Tebliğcilerin camilerindeki imamların aylıklarını kim ödüyor?Sorarsanız, yanıt şöyle:

Cemaat. Söz gelişi “İslâm Cemiyetleri ve Cemaatleri Federasyonu”, Hollanda’nın Rotterdam kentinde İskender Paşa Camii imamlığı için 1944 Tokat doğumlu Abdullah Arslan’ın aylığını ödüyor.

Mısıroğlu’nun şu sıralarda, Avrupa’da yaşadığı ve Rıza Nur’un anılarını İslamcı örgütlere parasız olarak verip, bu kitaplardan bu örgütlere yaklaşık 700 milyon Türk lirası gelir sağladığı belirtiliyor.

LİNK : https://halktv.com.tr/gundem/ugur-mumcu-yillar-once-kadir-misiroglunu-bu-sozlerle-anlatmisti-392626h