TEKNİK TAKİP DOSYASI : NSA kişisel veri toplama işinden vazgeçti !


NSA kişisel veri toplama işinden vazgeçti !

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), Beyaz Saray’a bir dilekçe sundu. Dilekçeye göre ajans, telefon verilerinin toplu olarak izlenmesini durdurmak istiyor. NSA, kişisel veri toplama uygulamasının çok zor olduğunu belirtiyor.

NSA, kişisel veri toplama konusunda isteksiz! Donald Trump ne diyecek?

Kaynaklara göre NSA, artık insanların verilerini toplu olarak izlemek istemiyor. Buna neden olarak ise bunu yapmanın çok zor olduğunu gösteriyor.

Beyaz Saray ya da ABD Başkanı Donald Trump ise konuya henüz bir cevap vermiş değil. Beyaz Saray verilerin toplanıp toplanmayacağının kararını verecek olan nihai kurum olarak gösteriliyor. Programın sona erdirilip erdirilmeyeceğine Beyaz Saray içerisinde bulunan “Bölüm 215” adlı özel birim karar verecek.

Ulusal Güvenlik Ajansı‘nın söz konusu birimi kapatmak istediğine dair haberler aslında Ocak ayında bir raporda ortaya çıkmış, ancak herhangi bir şekilde doğrulanamamıştı.

Beyaz Saray azınlık lideri Kevin McCarthy’de konuya değinmiş ve Ulusal Güvenlik Ajansı’nın Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ı konu hakkında zorladığını belirtmişti. Fakat Donald Trump, bu birimin kapanmasını istemiyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin insanların telefonlarının verilerini topladığı ilk olarak Snowden tarafından 6 yıl önce ortaya çıkarılmıştı. ABD yetkilileri önce olayı yalanlamış, bir süre sonra ise kabul etmişti.

Ulusal Güvenlik Ajansı‘nın elinde milyonlarca petabayt veri olduğu tahmin ediliyor. Bu verilerin artık toplayamayacak kadar büyük ve maliyetli olması sebebiyle de NSA’ın programdan vazgeçmek istediği belirtiliyor.

Fakat Ulusal Güvenlik Ajansı, kişiye özel veri toplamaya devam edebilecek.

CIA DOSYASI : CIA Instagram hesabı açtı, kullanıcılar geçmişi hatırlattı


CIA Instagram hesabı açtı, kullanıcılar geçmişi hatırlattı

ABD’nin Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) resmi Instagram hesabını açtı. Hesap, CIA Başkanı’nın masasına ait bir fotoğrafla sosyal medyanın gündemi olurken, kullanıcılar teşkilatın kötü şöhretli geçmişini hatırlatmaktan geri durmadı.

CIA Başkanı Gina Haspel’in teşkilatın ‘halkı eğitmek’ için artık fotoğraf paylaşım platformunda da yer alacağını açıklamasından bir hafta sonra açılan resmi Instagram hesabı açıldı.

CIA’in Perşembe günü aktif olan hesabının ilk paylaşımı da, Haspel’e ait olduğu söylenen masanın fotoğrafı oldu.

PERUK, HARİTA, İLHAM VEREN SÖZ…

Masada kulaklık, ‘Dünyayı dolaşmak istiyorum’ şeklinde ilham verici bir söz, kırtasiye malzemeleri, bir dizi harita, saat ve nazar boncuğu olduğu görüldü. Sandalyede duran peruk da dikkat çekti. Teşkilat tarafından hazırlanan ‘mizansende’, Haspel’in 1985’teki ilk CIA rozeti de bir cekete tutturuldu.

Fotoğraf, “I spy with my little eye…” notuyla paylaşıldı. Söz konusu ibare, Türkiye’de sınıflarda veya evlerde oynanan ‘Nesi var?’ oyununda kullanılan ifadelere benziyor. Genelde dil becerilerini geliştirmek için oynanan oyunda önce bir nesne seçiliyor ve onun baş harfi söyleniyor. Çocuklar da bulundukları ortamda o harfle başlayan doğru nesneyi bulmaya çalışıyor.

‘FENOMENLERİN MASASINA BENZİYOR’

CIA’in Instagram hesabı sosyal medya kullanıcıları tarafından da farklı tepkilerle karşılandı.

Masanın, CIA Başkanı’ndan ziyade yeni bir iş başlatan girişimcilerin ya da Instagram fenomenlerinin masasına benzediği belirtildi.

Bir kullanıcı, “Bu masanın Gina Haspel’e ait olmasına imkan yok. Kazan dairesine benziyor” diye yazdı.

‘GELECEK SEFERE İŞKENCE VİDEOSU PAYLAŞIRSINIZ DİYE UMUYORUZ’

Fotoğrafa eleştirel yorumlar da yapıldı. Bir kullanıcı CIA’in tepki çeken işkence yöntemi ‘waterboardingi’ (su ile sorgulama) hatırlatarak, “Bir sonraki paylaşımda waterboarding ile ilgili öğretici bir video paylaşırsınız diye umuyoruz, ama çok gizli şeyler de olur” dedi.

Bazı kullanıcılar da CIA’nin 1950-1970 arasında yürüttüğü zihin kontrolü deneyleri ‘MKUltra’ projesine atıfta bulundu. CIA’in 1980’lerde Nikaragua’daki hükümete karşı savaşan kontraları finanse etmek için karıştığı uyuşturucu ticaretini hatırlatanlar da “Kokaini hatırla” gibi yorumlar yaptı. Bazıları da ödedikleri vergilerin daha iyi kullanılması gerektiğini söyledi.

14 BİN TAKİPÇİYİ GEÇTİ

Hesap açıldıktan sadece birkaç saat sonra 14 bin takipçiyi geçti. Hesabın açıklama kısmında, "Biz milletin ilk savunma hattıyız. Başkalarının başaramayacağı şeyleri başarıyor; diğerlerinin gidemediği yerlere gidiyoruz" ifadeleri kullanılıyor. CIA’in Twitter’da yaklaşık 2.6 milyon, Facebook’ta ise yaklaşık 900 bin takipçisi bulunuyor.

PSİKOLOJİ DOSYASI : Akıl Sağlığınızın Yerinde Olmadığının 7 İşareti


Akıl Sağlığınızın Yerinde Olmadığının 7 İşareti

KAYNAK :

Aslında, “normal” bir akla karşılık olarak “anormal” bir akıl kıyaslaması yapamayız. Durup bir düşünürseniz, belirli bir yer ve zamanda ‘normal’ olarak kabul edilen bir durumun, başka bir yer ve zaman da tıbbi açıdan sorunlu olarak kabul görmesi, ihtimal dahilindedir. Zihin ve insan davranışı, çok çeşitli şekillerde kendini gösterebilir ve olağan dışı bir zihin veya davranış şekli, birey ile ilgili bir problemin var olduğu anlamına gelmez.

Buna rağmen, zihinde zaman içerisinde sorunların baş gösterebileceği ve/veya zihinsel rahatsızlıklar yaşanabileceğini de hatırlamak da fayda var. Örneğin, birisi sistematik olarak hem kendine hem de başkalarına zarar veren fikirler veya davranışlar geliştirir ya da gerçek ile fanteziyi birbirinden ayırmada zorluk çekerse, yukarıda bahsettiğimiz durum meydana gelir.

“Köleliğin zincirleri yalnızca elleri bağlar: insanı özgür ya da köle yapan zihnidir.”

– Franz Grillparzer

Psikolojik problemleri olan kişilerin yaşadığı zorluk ile ilgili sıkıntı, kişinin bu sorunlarının genellikle farkında olmamasıdır. Genel olarak şu yönde ilerleyen bir ilişkidir: problemler ne kadar kötüyse, kişinin kendisi bu problemlerin o kadar az farkına varır. Bunun nedeni, mevzu bahis sorunun zihinde ortaya çıkması ve muhakeme yapması gerekenin de aynı zihin olmasıdır.

Bu nedenle, semptomlara dikkat etmeniz önemlidir. Bunlar, davranışın özellikleri, işaretleri veya karakteristikleri olarak tanımlanır. Semptomlar kesin değildir, ancak bir çeşit zihinsel zorluğun varlığına işaret edebilirler. Bu bu semptomlara dair yedi tanesini sizler ile paylaşacağız.

Zihindeki algı ve sorunlar

Algı, dünyayı işitme, görme, dokunma, tat alma ve koklama duyularımız aracılığı ile idrak etme yeteneğidir. Yeterli zihin fonksiyonlarına sahip olan bir akıl renkleri, kokuyu ve şekilleri ve benzeri gibi durumları olduğu gibi anlar. Tabi ki de ufak bir farkla. Algılama sistemimiz, “hile” yapma konusunda uzmanlaşmış bir yapıdadır, ancak bu durum aklımızda ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmez. Böyle bir durumun olup olmadığını anlamak için, bu ‘hilelerin’ hayatımıza ne oranda yansıdığına bakmak gerekir: yani bu sorunlar ya da ‘hileler’ ne ölçüye kadar bizlere sorun yaratmaktadır?

Bazen zihnimiz, aslında gerçekte var olmayan bir şeyi algılar. Var olmayan bir şeyi görür veya duyar. Durum böyle olmasa bile, sanki çok gerçekmiş gibi yaşanır. Örneğin, bu hadiseler, yalnız başınıza, eski bir evde otururken genelde meydana gelir: bu gibi olaylarda, aklımız, kendisini etkileyen tüm uyaranların yoğunluğunu artırır. Sorun, mükerrer bir hale geldiğinde ya da duyduğumuz rahatsızlık herhangi bir anekdotun ötesine geçtiğinde tedirginlik artmaya başlar.

Düşüncelerinizi organize etmek

Hepimizin, bazen dağıtmaya meylettiği anları ya da günleri olması gayet anlaşılabilir bir durumdur. Bir konudan başka bir konuya, bir işten başka bir işe herhangi bir önem sıralaması yapmadan atlarız. Stres, bu karmaşayı daha da büyük bir kaos haline getirebilir. Genel olarak, ortaya çıkan sonuç sadece “daha fazla strestir”.

Bu durum süreklilik arz eden bir tutarsızlık haline büründüğü zaman sorun ortaya çıkmaya başlıyor. Bu tür bir tutarsızlık hali, bir düşünceden diğerine atlayarak, birbirleri arasında herhangi bir bağ olmadan, bir fikrin veya diyaloğun doğal seyrini takip etmede yaşanan sorunu işaret eder.

Düşüncelerin kısıtlanması

Düşüncelerin kısıtlanması, belirli özelliklere sahip olduğunda, sıkıntı çeken bir zihne işaret eder. Bunların en kötüsü ise sabitlemedir. Esnek olmayan veya yoğun duygular kendi içerisinde bir sorun teşkil edebilir. Fakat bunlar gerçeklikten uzaklaştırıldıkları zaman, büyük bir acı kaynağı olabilirler.

Bu acı, bireyin saçma sapan bir inanca saplanıp kalması ama bundan uzaklaşmayı becerebilmesi olarak görülebilir. Yani, kendilerine yoğun, süreklilik arz eden ve sık sık karşılaşılan sorunlara neden olmaz. Bu durumda, çekememezlikten bahsedebiliriz. Ama eğer bu sabit inanç, büyük boyutlarda acı vermeye başlarsa, başka bir düzeyde bir sorun hakkında konuşabiliriz.

Bilinç hali

Günlük yaşam meşgalesinin içerisinde, birçok şey bilincimizden kaçar gider. Bu normal bir zihin için kabul edilebilir bir durumdur. Mesela, aklımıza yapmamız gereken bir iş gelir, onu yapmak için hareketlenirken, tamamen unutup, başka bir işe yöneliriz.

Eğer bu bilinçsel kaçışlar sıklaşırsa ya da bizler için önemli olayları içeriyorsa, aklımızda bir sorun olabileceğine dair öngörüler geliştirebiliriz. Eğer bir insan yaptığı bir eylemin nedenini, ne zaman yaptığını ya da ne yaptığını daha sonrasında hatırlayamaz ise, o zaman bir sorun var demektir.

Zihin ve dikkat

Dikkat sorunları, konsantrasyon eksikliğinde veya aşırılığında görülür. Konsantrasyon eksikliği olduğu zaman, zihin deyim yerindeyse, bir o yana, bir bu yana doğru oynar. Misal, bu durumdaki bir insan, son derece basit talimatları algılayıp, takip edemez.

Öte yandan, aşırı oranda odaklanma durumu varsa, birey, çevresine olan dikkatini de kaybeder. Yani bu durum, bir şeye odaklanmışken, kendi çevresinde olan biten ile bir bağ kuramayacağı anlamına gelir. Açıkçası, bunun zihinsel bir sorun olması için, bu semptomun çok şiddetli olması ve teşhis kriterlerinde öngörülen süre boyunca devam etmesi gerekir.

Hafıza ve hatırlama

Hafıza kaybı ya da hatırlayamama durumları, birçok nedene bağlı olabilir. Stres, yorgunluk, fazla sayıda dikkat dağıtan öge ve diğer tetikleyiciler nezdinde ortaya çıkar. İnsan hafızası bir bilgisayar gibi değildir. Örneğin, duygularımız gerçekleri veya olayları kaydettiğimiz derinlikte, büyük bir etkiye sahiptir.

Bazı kişilerin hafıza kaybı veya önemli olayların kısmen ya da tamamen unutulması olarak adlandırdıkları sağlık durumu, bireyin aklında yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunun bir göstergedir. Sıklıkla unutmak ya da bireyin başından geçen olayları hatırlayamaması bir sorun olduğuna işaret eden faktörlerdir.

Dil ve zihin

Dil, düşüncenin ana taşıdır. Akıcı bir dil, akıcı bir zihnin habercisidir. Öte yandan, zihinde bir sorun olduğunda, bu durum düzensiz ve alakasız bir dil oluşumu olarak kendini belli eder.

Dil alanında, ses tonu ve mimik gibi tamamen sözlü bir iletişim kanalına dayanamayan ifade biçimleri olduğunu da hesaba katalım. Konuşurken aşırı derece de mimik kullanan ya da hiç bir şekilde yüzünde ifade belirmeyen insanlarda da sorun olduğu söylenebilir. Hem yukarıda ifade edilen durumlarda, hem de dil sorunlarında, tıbbi açıdan bir değerlendirme yapmak adına bir profesyonelden yardım almak gerekir.

SVR (RUS DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ) : Ruslar duyurdu ! İşte dünya için en büyük tehdit


Ruslar duyurdu ! İşte dünya için en büyük tehdit

Rusya Dış İstihbarat Servisi Eski Direktörü Trubnikov, dünya için en büyük tehlikenin çevre felaketi olduğunu söyledi. Rus uzman, çevrenin yok olmasının nükleer silahın oluşturduğu bir tehlikeden daha büyük olduğunu belirtti.

Rusya Dış İstihbarat Servisi Eski Direktörü Trubnikov, insanlığın bir çevre felaketi sonucunda yok olmasının dünya için nükleer silahtan daha büyük tehdit oluşturduğunu söyledi.

Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Eski Direktörü Vyaçeslav Trubnikov, insanlığın bir çevre felaketi sonucunda yok olmasının dünya için nükleer silahtan daha büyük tehdit oluşturduğunu söyledi.

1996-2000 yıllarında SVR’de en üst makamda görev yapan Trubnikov, Sputnik’e verdiği demeçte, çevre sorunlarını dünya için en büyük tehdit olarak gördüğünü belirtti.

Trubnikov, "Bir istihbaratçı olarak, çevreyle ilgili sorunları insanlığa yönelik en büyük, en gerçekçi tehdit olarak görüyorum. Nükleer silah? Bu bir tehdit ancak insanlar bu tehdidin azaltılması için önlemler alıyor" dedi.

‘ABD’nin INF’den çekilmesi akılsızlık’

Trubnikov, ABD’nin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) çekilmesini ‘endişe verici akılsızlık’ olarak niteledi ancak gelecekte yeni anlaşmalar yapılacağını kaydetti.

"Beni daha çok kaygılandıran konu da, Hindistan ile Pakistan arasındaki ilişkiler. Pakistan’ın su tedarikinin kesilmesi, daha yıkıcı bir rol oynayabilir" diye devam eden Trubnikov, bunun, örneğin Pakistan’ın Belucistan kentine atılan birkaç nükleer bomba etkisi yapacağını vurguladı.

CASUSLAR DOSYASI /// SEYHAN LİVANELİ : İlk Türk kadın ajanımız EMİNE ADALET PEE


İlk Türk kadın ajanımız EMİNE ADALET PEE

İLGİLİ DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

ÖZEL BÜRO EKİBİ olarak şu ana kadar milli istihbarat faaliyetlerimizde görev esnasında yada sağlık sebepleriyle hayatını kaybeden tüm istihbarat personelimizi – ki başta Kuşçubaşı Eşref olmak üzere – saygı, minnet ve rahmet ile anıyoruz.

29 Şubat 1910 da İstanbul’da doğan Adalet Hanım ortaokul yıllarında sahne ile tanışır. 14 yaşındayken Almanya’ya gider ve dans etmeye burada devam eder. Sonra amcasının eşinin kardeşi ve Nazi çevresi oldukça geniş olan Hennry Pee ile evlenir.

Başarılı bir dansçı olan Adalet Hanım, Nazi subaylarının eğlenmek için uğrak yeri olan ‘Scala Revü’sünde görev alır.

Bir gece iki Nazi subayı yanına gelerek Hitler’in sağ kolu Goebbels’in kendisini görmek istediğini söylerler.

Goebbels, Pee’den Almanlar için casusluk yapmasını önerir. Hatta Amerika’ya gidip bir Türk dansözü kisvesi altında Amerikan istihbaratına sızmasını ister.

Pee, Goebbels’e bu teklifini düşüneceğini söyleyerek malikâneden ayrılır. Ama o hiçbir zaman Almanlar için çalışmaz. 1942 yılına kadar öğrendiği her şeyi anında Ankara’ya bildirir.

İLGİLİ LİNK : https://onedio.com/haber/hitler-e-gobek-atan-ilk-ajan-dansozumuz-emine-adalet-pee-734231

ÜLKEYE DÖNÜŞ

1942 yılında kocasını kaybedince ülkesine dönmeye karar verir. Bir süre yurdunda kaldıktan sonra gizli görevini sürdürebilmek için tekrar Almanya’ya döner.

Hitler’in yaverlerinden Freglayr ile olan tanışıklığı sayesinde Alman karargâhına kadar girer. Artık o, Hitler’in hayranlıkla seyrettiği bir yıldız olarak tanınacaktır. Oysa Adalet Hanım sandıkları gibi sadece sahne gösteri yapan bir kadın değil, Türk Cumhuriyeti’nin ilk ajanlardan biridir.

Adalet Emine Pee, edindiği istihbarat sonucu Türkiye’nin Viyana konsolosuna Almanların Paris’i işgal edeceklerini söyler. O zamanlar bu son derece önemli bir bilgidir zira henüz hiç kimse Almanya’nın Paris’i işgal etme ihtimaline inanmıyordur.

ÖPÜLEN YANAK

Adalet hanım oyuncusu olduğu Tahir tiyatro topluluğunun Konya’daki turnesi sırasında Mustafa Kemal ile tanışır.

Adalet Hanım anılarında, Atatürk’ün başarısı için yanağına kondurduğu öpücüğü bir hafta yıkamadığını anlatır.

Türk sineması ve tiyatrosunda izler bırakmış sahne hayatı, 70 yaşına kadar sürmüştür. Adalet Hanım yurda döndükten sonra da çeşitli filmlerde oynamıştır. Bunlar; “Yanık Kaval, Uçuruma Doğru, Deniz Kızı” dır.

Zeki Müren de sık sık Adalet Hanımı dinlemeye gider ve “Ona âşık olanlardan biriydim” der. İlk kadın ajanımız zorlu yaşamının ardından 1985 yılında Darülaceze ‘de yapayalnız bir şekilde ölür.

Bu alıntıyı okuduğumda yakın tarihimizde yaşadığımız gurur verici olaylardan birini daha yakaladığım için çok sevindim ve sizlerle paylaşmak istedim.

CASUSLAR DOSYASI /// YAHYA BOSTAN : Casus operasyonunun tam deşifresi


YAHYA BOSTAN : Casus operasyonunun tam deşifresi

Ekim ayının ikinci haftası.. Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul başkonsolosluğunda canice öldürüldüğünün ortaya çıkmasından sadece birkaç gün sonra.. Bir İngiliz vatandaşı Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği’ne gelerek Kaşıkçı ile ilgili anlatacağı bazı şeyler olduğunu ve soruşturmanın aydınlatılması için bunları paylaşmak istediğini söyler. İngiliz konuk görüşme odasına alınır. Anlattıkları Ankara’ya gizli gizlilik dereceli kripto olarak gönderilmek için bir bir not edilir.

İngiliz konuğun Kaşıkçı ile ilgili anlattıkları mesleki bilgiler ve arkadaşlık hikayeleridir. Ancak verdiği bir bilgi odada bulunanların dikkatini çeker. Sözkonusu olan Kaşıkçı ile Bay İngiliz’in cinayetten iki hafta önce yaptıkları bir yazışmadır.

Bir örneği Ankara’ya ulaştırılan bu maillere göre Kaşıkçı, İngiliz dostuna mealen şunları söylemektedir: Prens Selman ve ortağı Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), Türkiye, Katar ve birkaç ülkede, ülkeleri yönetilmez hale getirmek, başarabilirlerse yönetimleri devirmek için bir dizi faaliyete girişeceğini öğrendim. Bunun için yurtdışı ve yurtiçindeki bazı medya organlarını da kullanacaklar. Bu ülkelerde yeni medya organları kuracaklar. Bunun için büyük bir bütçe ayırmışlar.

İngiliz konuk bu maili gösterdikten sonra odadakilere “Acaba maillerimiz mi izleniyor? Bu yüzden mi öldürüldü” diye sorar.

***

Ekim ayında, Kaşıkçı cinayetinden yine birkaç gün sonra BAE’den bir şahıs Türkiye’ye giriş yapar. İsminin baş harfleri S.S.’dir. Filistin kökenli olan S.S. MİT Başkanlığı tarafından takibe alınır. Şahıs, Türkiye’de mukim yabancı kişi ve öğrencilerle görüşmeler yapmaktadır. Bu kişilere Fetih hareketi, Hamas ve Müslüman Kardeşler ile ilgili sorular yöneltir. Bilgi toplamaya çalışır. S.S. eski bir patlayıcı uzmanıdır. Bir görüşmesinde “Yakında göreceksin, Muhammed Dahlan Filistin’in Başkanı olacak” der. Muhammed Dahlan ismini bir kenara not edelim.

S.S.’ye yakın markaj devam eder. Geçtiğimiz ay şahsın yanına Bulgaristan’dan bir konuk gelir. Bu kişi Z.H.’dir. O da Filistin kökenlidir. Hakkında yapılan incelemede emekli bir istihbarat tümgenerali olduğu, Filistin yönetimince de arandığı bilgisi edinilir. Z.H. de patlayıcı uzmanıdır. İki şahıs bir süre daha izlenir daha sonra 15 Nisan’da operasyon için düğmeye basılır.

Yapılan aramalarda BAE’ne ait bir bankadan kendilerine gönderilen çekler ve yazışmalar bulunur. Bunun üzerine iki casus sorgularında BAE istihbaratı için çalıştıklarını kabul ederler. Amaçlarının “Türkiye karşıtı bir yapı oluşturmak, Türkiye’deki yabancı uyruklu şahıslar hakkında bilgi toplamak” olduğunu söylerler. BAE finansmanıyla Türkiye karşıtı faaliyet yürüten Dahlan’ın basın organları üzerinden yaptığı propaganda ile Türkiye’deki örtülü faaliyetleri de deşifre olur.

***

Burada Dahlan için parantez açmak gerekiyor. Dahlan, BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile yakın ilişki içerisinde. İsrail, Suud, BAE üçlüsünün, Mahmud Abbas’ın yerine Filistin Başkanı yapmak istediği isim. “Yüzyılın barış projesi” olarak soslanan Filistin’in parçalanması, Kudüs’ün İsrail’e verilmesi projesinin gönüllü uygulayıcısı olmak istiyor. Dahlan 15 Temmuz’da da FETÖ darbe girişiminin başarıya ulaşması için yoğun bir propaganda faaliyeti yürütmüştü. Türkiye’deki örtülü faaliyetlerine hız verdiği, memlekete “bomba uzmanı” casuslarını göndermesinden anlaşılıyor. Anlaşılan bölgeyi cehenneme çevirmek isteyenler 15 Temmuz’da yarım kalan işgal girişimini -belki de kaos çıkararak- tamamlamak istiyor. Çünkü Türkiye onlar için tek engel.