KİTAP TAVSİYESİ : Şeyhler, Müritler ve Yalancı Peygamberler /// YAZAR : HULKİ CEVİZOĞLU


hulki.jpg

Allah’tan "vahiy" aldığını iddia eden, şeyhliğini ve resullüğünü ilan eden, hatta açıkça "Ben Allah’ım" demese de, kendisinde, yalnızca Allah’a özgü "Kâinatın hâkimi" ve "Kadiri Mutlak" gibi sıfatlar vehmeden bir insanla karşı karşıya idik.

Bu kişi;

* Allah’la direkt konuşuyor,

* Allah’tan "vahiy" alıyor,

* Şahsına özgü 68 sayfalık özel bir "Vahiy Kitabı" var. Adı, "Risalet Nurları",

* Fizik bedeniyle uçuyor ve kendisini kimse görmüyor,

* Allah kendisini âlemlere, yerlere ve göklere hâkim tayin etmiş,

* Mehdilikle vazifeli kılınıyor (işaret olarak sol omuzunda nur, sağ omuzunda sancak ve belinde kılıç varmış),

* Şeyh-ül Ekber, Mehdi, Seyit, Şeyh İskender El-Ekber sıfatları var,

* Cebrail ile karşılaşıyor,

* Hz. Muhammed’e namaz kıldırıyor,

* Vakıf kuruyor, dergi çıkarıyor, TV kanalları ve radyolar kuruyor, yayın yapıyor.

İbretlik vakalar

Özelliklerini saydığımız bu kişi İskender Erol Evrenosoğlu.

Kendisiyle tarihe geçen bir program gerçekleştirmiştik.

Şimdi bu açıklamalar, din sosyolojisi bilimi ışığında ibretlik bir kitap oldu ve bu hafta sonu Ankara Kitap Fuarı’nın kapanışında okuyucu ile buluşacak.

Son günlerde, mahkemelere yansıyan kimi sapkın tarikat vakalarının psikolojik ve toplumsal temelleri anlamamıza yarayacak bir eser bu.

Ceviz Kabuğu HALK TV’de

Bu arada, Ceviz Kabuğu programımızla ilgili önemli bir haberi de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yaklaşık 3 aydır TELE1 Televizyonunda yayınlanan Ceviz Kabuğu, bu hafta sonundan itibaren HALK TV’de ekrana gelecek.

25 yıllık bir "televizyon klasiği" olan programımızın arkası açık (yani serbest süreli) olacak ve her Cumartesi sizlerle buluşacak.

Prof. Dr. Aslı Baykal’ın yönetimindeki HALK TV, yeni atılımlar yapıyor. Kendisini ve çalışma arkadaşlarını kutluyorum.

Ceviz Kabuğu’nun yayın saati -şimdilik- 23.00.

*

Konuk önerilerinize -her zaman olduğu gibi- açık olduğumuzu da belirtmek istiyorum.

Ceviz Kabuğu, 25 yıldır, "söyleyecek sözü olan" herkese açık.

GÜNÜN KAHRAMANLARI DOSYASI : GENÇ İKLİM SAVAŞÇISI BM zirvesinde inanılmaz konuşma yaptı ! /// Greta Thunberg kimdir ???


bot-greta-reuters.jpg

Greta’nın dünya liderleri karşısında yaptığı konuşma zirveyi canlı izleyenleri büyüledi. Konuşmanın kısa sürede onlarca dile çevrildiği yayın sonrasında ise konuşmanın videosu sosyal medyada büyük beğeni aldı ve paylaşım rekoruna koşuyor.

16 yaşındaki çevreci Greta’nın konuşmasındaki “Benim hayallerimi, benim çocukluğumu çaldınız. Yok oluşumuzun başındayız. Siz ise sadece paradan konuşuyorsunuz. Nasıl cüret edersiniz?” kısmı ise en çok beğenilen ve herkesi şaşırtan bölüm oldu.

GRETA THUNBERG KİMDİR?

Greta Tintin Eleonora Ernman Thunberg 3 Ocak 2003’te doğdu. Greta Ağustos 2018’de iklim değişikliği ile savaşılmaya hemen başlanması gerektiği konusunda protestolara başlayan İsveçli bir eylemci. “İklim için okul grevi” ile medyanın dikkatini çekmeye başlayan Thunberg, o zamandan beri iklim aktivistliği yapmaktadır. Medya ile yayılan protestosuna destek olarak, okullar iklim hareketi için greve Kasım 2018’de başlamış ve aynı yılın Aralık ayında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP24) ardından büyüyüp dünyaya yayılmıştır.

15 Mart 2019’da, dünyanın dört bir yanındaki 112 ülkesinden tahmini 1,4 milyon öğrenci grev ve protesto çağrısına yanıt verip protestoya katıldı. 24 Mayıs 2019’da 125 ülkeden öğrenci içeren, benzer bir etkinlik düzenlendi. Temmuz 2019’da, Petrol İhracatçı Ülkeler Örgütü (OPEC) adına, genel sekreter Mohammed Barkindo, iklim aktivistleri olan Thunberg’i ve diğer gençleri fosil yakıt endüstrisi için “en büyük tehdit” olarak ilan etti.

BM ZİRVESİNE TEKNE İLE GİTTİ

New York’ta yapılacak BM İklim Zirvesine katılmak için İngiltere’den ABD’ye 15 günlük bir deniz yolculuğu yapan Greta bu hareketiyle de medyada yer bulmuştu.

GÜNÜN KAHRAMANLARI DOSYASI : TÜRK KIZI Gözde Durmuş JCI tarafından Dünyanın En Başarılı 10 Genci listesine seçildi


Stanford Üniversitesi’nde kendi laboratuvarını kurup genetik ve kanser çalışmalarıyla dünyaca ün kazanan genç bilim insanı Gözde Durmuş şimdi de JCI tarafından Dünyanın En Başarılı 10 Genci listesine seçildi.

Medikal Innovasyonlar kategorisinde dünya birincisi.

ERGENEKON DAVASI /// GAFFAR YAKINCA : 300 ALÇAK


GAFFAR YAKINCA : 300 ALÇAK

Arjantinli yazar Jorge Louis Borges’in en ilgi çekici metinlerinden biri 1960’ta yazdığı “Argumentum ornithologicum’dur”. Türkçe’ye “kuşlar kıssası” olarak çevirebileceğimiz metin Borges’in Tanrı’nın varlığına dair kurguladığı bir düşünce jimnastiğidir. Borges özetle “Gökyüzünde kısa bir süre gördüğümüz varlığını bildiğimiz ama sayamadığımız kuşların aslında kesin bir sayısı vardır. O kesin sayıyı bilen varlık Tanrı’dır” der.

Felsefi anlamda kesin bir sayıyı bilmenin bir grup “şeyi” kesin bir sayı olarak ifade etmenin getirdiği gücü görüyor musunuz? Tarih boyunca hep böyle oldu kesin sayılarla ifade etmek üç yedi ya da kırk demek varlığı sayı ile çerçeve içine almak ona adeta Tanrı katından bahşedilmiş bir güç verdi.

KESİN SAYILAR GÜÇLÜ ANLATILAR

İncil’de “mahşerin dört atlısı” var mesela. Beyaz Kızıl Siyah ve Soluk. Yedi mühür açıldıktan sonra ortaya çıkacaklar ve kıyamet başlayacak. Sığındıkları mağarada Allah tarafından 309 sene uyutulan Ashab-ı Kehf yedi kişidir. Yahya Kemal’in ilk şiirim dediği Mehlika Sultan’da aşk için yollara düşen gençler de yedi kişidir.

Türk tarihinin efsanevi kahramanı Kürşad Çin sarayını kırk arkadaşı ile basmıştı. Alevi inancında Hz. Muhammed’in Mirac’a çıkarken konuk olduğu meclis de kırk kişidir. Fransız dilini korumak için 1635 senesinde kurulan Fransız Akademisi “ölümsüzler” diye bilinen kırk kişiden oluşur.

Öyle sanıyorum ki son üç yüz yılın en önemli gelişmesi hayatımıza kamuoyu kavramının girmiş olmasıdır. Kamuoyu dediğimizde sadece halktan değil en başta devlet aygıtı olmak üzere kurumlardan da söz ederiz. Dolayısı ile onu etkilemek bize hayatın akışına müdahale etme imkanı verir. Özellikle 20. yüzyıl ile beraber çeşitli gruplar seslerini bu büyük güce duyurabilmek için bildiriler manifestolar yayınlamaya başladılar. Araştırmacı Samuel McCormick bu tür çabalara genel olarak “Güce yazılan mektuplar” diyor.

İMZALAR VE SAYILARI

Prensip olarak mektupların altına ne kadar çok imza atılırsa o kadar kuvvetli olacağı varsayılır. 4 Ekim 1914’te Almanya’nın savaşa girmesine karşı aydınların yayınladığı bildiri “93’ler manifestosu” olarak bilinir. Fransız aydınlarının Cezayir bağımsızlık savaşına destek veren açıklamasına 121 kişi imza atmıştı bu da tarihe “121’lerin manifestosu” olarak geçti. Fransa dışında pek bilinmez ama “121’lerin manifestosuna” karşı yayınlanan bir de “185’ler bildirisi” vardır. Teslimiyete karşı Fransız aydınları manifestosu” diye bilinir.

20. yüzyıl boyunca tüm dünyada küsuratlı destekçi sayıları sık sık böyle bildiriler yayınlandı. Gerçek ötesi (post-truth) samimiyetsizlik çağına girdiğimizden beri ise bu rakamlar yuvarlanıyor. 73 192 388 gibi sayıları göremiyoruz. Bunun yerine manşetleri “200 aydından bildiri” “30 aydından mektup” gibi başlıklar süslüyor. Bu yuvarlama işi bir yanı ile en eski efsanelerdekine benzer bir gücü donanma arzusuna denk geliyor. Ama asıl önemlisi çifte standarda dayalı düşünceler üzerine kurulmuş bir öfkeyi ve ‘seçilmiş’ olmanın kibrini yansıtıyor olması. İmzanın kendisi değil reklamı önemli çünkü çağdaş aydının da önemli olan kısmı aslında “reklamıdır”.

Ergenekon davasında mahkemenin son kararı ile beraber cumhuriyet tarihimizin en organize ihanet hamlesi çırılçıplak ortaya serildi. Ancak bu kumpaslar kurulurken “daha da ileri gidilsin” diye alkış tutanların marifetleri hâlâ orta yerde duruyor.

300 “aydının” Ergenekon derinleştirilsin” bildirisi de böyle bir şeydi. FETÖ savcılarından dışarıda bir tek yurtsever kalmayıncaya dek ileri gitmelerini Türk milletinin beli kırılıncaya dek yüklenmelerini rica ediyorlardı.

Bu 300 rakamı da yukarıda izah ettiğim türde bir yuvarlamadır. Şüphesiz Türkiye’de bundan çok daha fazla alçak bulunabilir. Ancak gördük ki kaç kişi olursa olsunlar rakamı neye yuvarlarsa yuvarlasınlar Türk milletinin bileğini bükemezler. Çünkü millet olmak sadece sayıca büyük olmak değil sayılardan da büyük olmak anlamına gelir.

LİNK : https://www.aydinlik.com.tr/300-alcak-gaffar-yakinca-kose-yazilari-temmuz-2019

BİYOGRAFİ DOSYASI : 2 Temmuz 1955’de yitirdiğimiz Kurtuluş Savaş ı Gazisi Kara Fatma’yı (Üstğm.Fatma Seher Erden) tanıyalım !!!!


Vatanı uğrunda neler yaptığı, yapabileceğini göstermiş olan Türk kadını Üstğm. Fatma Seher Erden , ya da namı diğer Kara Fatma’yı gençlerimize ve çocuklarımıza anlatmak her yurttaşın sorumluluğudur.

Türk halkı, kadın-erkek demeden Kurtuluş Savaşı’nda destan yazdı. Aradan geçen yıllar içinde o kahramanlar unutturuldu, unuttuk. Piyes, tiyatro, filmlerde,belgesellerde,hikaye ve romanlarda çoğuna yer bulunamadı.

ÖZEL BÜRO EKİBİ olarak 2 Temmuz 1955’de yitirdiğimiz Kurtuluş Savaşı Gazisi Kara Fatma’yı (Üstğm. Fatma Seher Erden) başardıkları önünde saygı eğiliyor ve sevgiyle anıyoruz.

Erzurum’da dünyaya gelen Fatma Seher, Balkan Harbi yıllarında asker olan eşiyle birlikte Edirne’ye yerleşti. Sarıkamış’a gönderilen eşiyle birlikte bu defa Doğu Cephesi’nde çeşitli görevler üstlendi. Eşinin şehit düşmesinden sonra savaş sahnesine çıktı.

1888 yılında Erzurum’da doğar. Bir ismi de Seher’dir. Soyadı olarak Erden’i alır. Erzurumlu Yusuf Ağa’nın kızı, ilk cephe mücadelesini kocası Derviş Bey’le birlikte Balkan Savaşı’nda verdi. Balkan Savaşı sırasında Edirne’de, Yanık Kışla’da düşmanla çarpıştı. Rütbesi çavuştur. Fatma Çavuş olarak anılır.
Hemen ardından I. Dünya Savaşı başladı. Fatma Çavuş ailesinden kendi gibi yürekli on kadından oluşturduğu müfrezeyle Kafkasya Cephesi’ne gitti. O sırada eşi Derviş Bey, Sarıkamış’ta şehit düşmüştür.
Buna rağmen durmadı, vatan aşkıyla cepheden cepheye koşmaya devam etti. Yanında iki oğlu ve kendisi gibi yürekli kadınlar vardı.

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN KARŞISINA NASIL ÇIKTI?
Kara Fatma’nın vatan mücadelesi, Kurtuluş Savaşı’nda da devam etti. Mücadeleye katılmak için Sivas’a gitti. Mustafa Kemal’in önünü keserek kendisine görev vermesini istedi. Kara Fatma, 1944’de yayınlanan anılarında bu görüşmeyi şöyle anlattı:
"Mustafa Kemal’in huzuruna çıkabilmek için muhtelif kıyafetlere girerek üç günlük bir mücadeleden sonra devamlı bir takibin neticesi olarak, Sivas’ta öğle yemeğine davetli bulunduğu bir yere giderken yolda yakaladım. Üzerimde çarşaf vardı ve yüzüm de peçe ile kapalıydı. Kendisiyle bir mesele hakkında görüşmek istediğimi söyleyince ilk defa sert bir lisan kullanarak ‘ne görüşeceksin’ dedi. Kalbimdeki vatan aşkı, bu sert muameleye üstün geldi. Derhal peçemi kaldırdım ve ‘İstanbul’dan buraya kadar sizinle görüşmek için geldim ve maruzatımı bir dakika için dinlemenizi ısrarla rica ediyorum’ dedim. Sonra, pek yakınımızda bulunan küçük bir lokantaya beni kabul ettiler."

Mustafa Kemal kendisine adını, silah kullanmayı, ata binmeyi bilip bilmediğini sordu.
Aldığı yanıtlardan duyduğu memnuniyeti, "Bütün kadınlar senin gibi olsa idi Kara Fatma" sözleriyle ifade etti. Fatma Seher, işte bu olaydan sonra “Kara Fatma” olarak anılmaya başlandı. Kara Fatma, Mustafa Kemal’den aldığı talimat üzerine İstanbul’a döndü.
Mustafa Kemal’den getirdiği pusulayı göstererek Topkapılı Pire Mehmed ve Laz Tahsin’le birlikte 15 kişilik bir çete kurdu. Kısa sürede bu çetedeki üyelerin sayısını arttırdı ve Üsküdarlı Albay Neşet Bey’in emrinde savaşmaya başladı.

DÜŞMANA ESİR DÜŞTÜ
Kara Fatma asıl başarısını İzmit’in işgali sırasında gösterdi. Yunan işgaline karşı 480 kişilik çetesiyle mücadele verdi. Burada gösterdiği kahramanlıkla adını tarihe yazdırdı. Hisarcık’ta, Kaynarca mıntıkası Kumandanı Naim imzasıyla Süvari Livası’na (tugay) gönderilen yazıda, “Bugünkü harekatta pek çok yararlığı görülmüş olan Fatma Seher Hanım’a teşekkür ederim” deniliyordu.
Kara Fatma, ardından 43 kadın ve 700 erkekten oluşan müfrezesiyle İnönü Savaşlarına katıldı. Bu savaşta müfrezenin pek çok kadın neferi şehit düştü, Kara Fatma ise yaralandı. Kara Fatma, beraberindeki gönüllülerle birlikte İznik’te, Kumlu’da, Alaşehir’de, Sivrihisar’daydı; düşman neredeyse oradaydı.
Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ne katılanlardan biri de oydu. Ama bu çarpışmalar sırasında esir düştü Kara Fatma. Buna rağmen, düşmanın elinden kaçmayı başardı. Hatta bu başarısından ötürü Kara Fatma’ya “üsteğmen” rütbesi verildi.

İSTİKLAL MADALYASI SAHİBİ
Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nden sonra Kara Fatma vakit kaybetmeden Bursa’ya geçti. Şehrin Yunan işgalinden kurtarılması için de müfrezesiyle birlikte çarpıştı. Kara Fatma, o günleri anlatırken son derece mütevazıydı:
"Bursa Cephesi’nde harbe girdim. Bizim vazifemiz kıtanın gerilerine akın etmek ve yollarını kesmekti. Vazifemizde başarılı oluyorduk. Yunanlılar bizim ordunun hücumuna fazla dayanamadı. Bozgun başladı. Birkaç gün içinde Yunan’ı denize döktük. Artık vazifem bitmişti. Yorgun vücudumu dinlendirmek için izin verdiler."

SAVAŞTAN SONRA KARA FATMA’NIN YAŞAMI
Tüm bu mücadelenin sonunda Kurtuluş Savaşı’nın büyük kahramanı Kara Fatma,tüm gaziler gibi İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Bu madalya, kendisi için yeterliydi. Öyle ki, savaşın ardından kendisine bağlanan üsteğmenlik maaşını kabul etmedi. “Ben para için savaşmadım. Vatanım için savaştım” diyerek maaşını Kızılay’a bağışlar.Büyük zaferden sonra ise İstanbul’a taşınıp köşesine çekildi.
* Fatma Seher Hanım:
– Askerliğe çavuşluk rütbesiyle başladı, askerlikten üsteğmen rütbesiyle emekli oldu. (Emekli maaşını Kızılay’a bağışladı)
– Eşi ve iki oğlu savaşta şehit olmuştur. Hem şehit eşidir, hem de şehit annesidir.
– Kendisiyle birlikte savaşa katılan ve bir çatışmada elini ve akli dengesi bozulan yeğeni küçük Fatma’yı ve çocuklarını sahiplenmiştir.
* 1933 yılında o zamanın tanınmış gazetecisi Mekik Sait Esen’in kendisiyle yaptığı röportaj Yedigün Dergisinde yayınlanmıştır. Yayınlanan röportaj yurtta geniş yankı uyandırmıştır. O zamanın İstanbul Belediye Başkanı Lütfi Kırdar, Fatma Seher hanıma Kasımpaşa’da bir vakıf evi tahsis etmiştir. Daha sonraki dönemlerde Fatma Seher Erden hanıma gerektiği kadar yardım edilmediği için son yıllarında sefalete düşer. Düştüğü parasal sıkıntılar nedeniyle Galata’da bir Rus manastırına sığınır. Perişan halini soranlara "Beni yaşatan İstiklâl Madalyasıdır. Açım ama şerefliyim." demektedir.
Daha sonraki Kara Fatma’nın fakirlik ve çaresizliğini gören Kars Mebusu Tezer Taşkıran ve Rize Mebusu Yusuf Ziya Akçal’ın 1954 yılında verdikleri bir önergeyle TBMM Kara Fatma için 170 liralık aylık tahsis etti. Kurtuluş savaşı kahramanı Kara Fatma, geçirdiği bir hastalıktan sonra Darülaceze’ye yatırılır. Ömrünün son yıllarını İstanbul’da, Darülaceze’de geçirir.
Erzurumlu Fatma Çavuş namıyla Balkan Savaşın’da ,Kara Fatma namıyla Kurtuluş Savaşında büyük yararlıklar göstermiş olan Fatma Seher Erden 2 temmuz 1955 yılında Darülaceze’de 67 yaşında hayata gözlerini yumar.
Devletin kendisine bağladığı maaşın tek bir kuruşuna bile dokunmadan Kızılay’a bağışlamış yüksek ruhlu Tür kadının mezarı İstanbul Kasımpaşa Kulaksız Mezarlığındadır.( 4)
Kara Fatma’nın mezarı yol yapım çalışmaları sonrasında kayboldu. Türk Kızılayı, yıllar sonra vefa göstererek İstanbul Kulaksız Mezarlığı’nda Kara Fatma için 2014 yılında anıt mezar yaptırmıştır. Beyoğlu Belediyesi de hayatının son 20 yılını geçirdiği Kasımpaşa’daki evin bulunduğu sokağının adını “Üsteğmen Kara Fatma Sokağı” olarak değiştirmiştir.


(1 ) https://www.aydinlik.com.tr/kara-fatma-nin-sonu-ozgurluk-meydani-haziran-2019
(2 ) https://www.trthaber.com/haber/yasam/kurtulus-savasinin-kadin-kahramani-kara-fatma-373046.html
(3 ) https://www.kizilay.org.tr/Haber/HaberDetay/4266
(4 ) http://www.corumhaber.net/kurtulus-savasi-kahramani-ustegmen-kara-fatma-makale,5472.html