KOMPLO TEORİLERİ /// İngiliz uzmandan korkunç iddia : Koronavirüs değil, frekans silahı


İngiliz uzmandan korkunç iddia : Koronavirüs değil, frekans silahı

Koronavirüsün belirtilerini zatürre ile karşılaştıran İngiliz uzman, salgının ilk kez Wuhan’da ortaya çıktığını hatırlatarak korkunç bir iddia ortaya attı. "Sizce zatürre için ‘balgam’ olmayan kuru öksürük biraz tuhaf değil mi? diyen uzman 5G teknolojisinin bir frekans silahı olduğunu ima etti.

Koronavirüsün nefes alamama sıkıntısına yol açtığını hatırlatan İngiliz uzman, "Sizce zatürre için ‘balgam’ olmayan kuru öksürük biraz tuhaf değil mi? Bir de ortada başka hiçbir sebep yokken aniden yere düşüp kalma durumu var. Bu belirtilerin hepsi virüsle tamamen alakasız bir sebepten olamaz mı?" diye sordu.

Koronavirüsün yayıldığı Çin’de 5G teknolojisinin tamamen çalışır durumda olduğuna dikkat çeken İngiliz uzman, şunları söyledi:

"Zatürrede hepimizin bildiği ciğerlerin sıvı toplaması yani balgamla dolmasıdır. Koronavirüs vakalarında ise bulgulara göre insanların ciğerlerinde sıvı toplanmıyor. Ateşle başlıyor ve bunu kuru öksürük takip ediyor. Kuru öksürük ve balgamsız. Peki zatürreden nöbet geçirildiği görünmüş mü? Oysa Çin’den gelen görüntülerde nöbet geçiren insanlar görüyoruz. Belirtiler arasında ateş de var ama ateş olmadan da olabiliyor. Ateşlenmeden grip geçireni göreniniz var mı?"

‘İlk 5G teknolojisi Wuhan’da kullanıldı’
"Çin’deki internet sitelerinde 2018 yılında paylaşılan bilgiye göre Wuhan şehrinin 5G için pilot bölge olduğunu biliyoruz. Haberin duyurulduğu sitelerde ‘Pilot bölge olarak Wuhan’da geniş bir 5G ağ mühendisliği programına başlanacaktır.’ ifadesi kullanılıyor. Sonuç olarak da Çin 2019 sonbaharında 5G’yi kullanmaya başlıyor ve hastanelerin 5G kablosuz teknoloji ile donatılmasına öncelik veriliyor."

‘Çin gerçek rakamları neden saklıyor?’
"Basının topluma korku pompalamak için virüs haberleri birbiri ardına yayınlanırken Çin hiçbir zaman gerçek rakamları vermedi. Kamuoyuna söylemedikleri ve hiçbir zaman da söylemeyecekleri şey bu insanlara tam olarak ne olduğu sorusunun cevabı. Zaten bunu söyleseler insanlar 5G teknolojisinin devreye girmesi ile salgının ortaya çıkış zamanlaması arasındaki bağlantıyı görecekler."

‘Huawei’den 5G bağışı’
"Huawei, koronavirüsle savaşmak adına Wuhan Devlet Hastanesi’ne 5G tesisatı kurdu. Çin’in en büyük telekom şirketi, o meşhur hastaneye 5G donanımı bağışı yani hayırseverliği yaptı. Ayrıca Wuhan hastanesine 5G ile çalışan robotlar hediye edildi."

‘Bilim insanları uyarmıştı’
"41 ülkeden 200’ün üzerinde bilim insanı 2015’te Birleşmiş Milletler ile Dünya Sağlık Örgütü’ne 5G ile ilgili endişelerini iletmişti. 2019’a gelindiğindeyse tam 26 bin bilimadamı imza attıkları dilekçeyle moratoryum çağrısı yaparak 5G teknolojisinin insan ve çevre sağlığına zararlı olması sebebi ile kurulumun tamamen durdurulmasını talep etti."

‘5G oksijenin yapısını değiştiriyor’
"5G’nin zararlı etkileri öyle yazılıp çizilmese de bildiğimiz etkileri şunlar. 5G’nin bizatihi oksijen üzerinde değişik etkileri var. 5G yani 60 GHZ enerji oksijen moleküllerince emilebiliyor. İnsan vücudundaki oksijen emilimi ile oynadığımızda acaba bundan olumsuz etkilenecek ilk organımız hangisidir?

60 GHz’lik frekans oksijeni şu şekilde etkiliyor: Oksijen atomu O’dur. Oksijen molekülü ise O2’dir. Oksijen bu ikisinin biraraya gelmiş halidir. Oksijen molekülünü meydana getiren bu iki atom birbiriyle elktron paylaşmakta. 60 GHz oksijen moleküllerini çevreleyen bu elektronların dönmesine neden oluyor. Oksijen elektronlarının dönme frekansında meydana gelecek değişikler insan biyolojisini de etkiliyor."

‘Çin görüntülerin paylaşılmasını engelliyor’
"Koronavirüs için akut solunum yolu hastalığı deniliyor. Çin’den çıkacak hiçbir bilgi kesinlikle doğru olmasa da oranın sokaklarında aniden yere yığılıp kalan insanları görüyoruz. Tabii ki Çin hükümeti bu görüntülerin paylaşılmasını istemiyor. Bakın koronavirüs yeni bir şey değil. Koronavirüs aslında bildiğimiz grip. Sıradan dezenfektanların üzerinde bile ‘koronavirüsü öldürür’ diye yazılacak kadar yaygın ve tanınmış bir virüs. Fakat bugün Çin’in iddiasına göre insanlar hiçbir belirti görülmeden patır patır düşüp ölebiliyor."

‘Karantina gemilerinde de 5G kullanılıyordu’
"Karantina uygulanan gemiler Princess yolcu gemisi firmasının Diamond tipi gemileri. Firma bir basın açıklamasında şu açıklamaları kullanıyor: ‘Princess yolcu gemileri yepyeni ümitlerle geri dönüş taahhüdü gereği global filosuna yaptığı 450 milyon dolarlık yatırımın bir devamı niteliğinde.’ Firmanın özenerek anlattığı yeniliklerinden birisi de ağ bağlantıları. Yani bu gemilerde 5G teknolojisi kullanılıyor."

‘Peki koronavirüs yayılan diğer şehirler?’
"Vodafone; İtalya, İngiltere ve Almanya’da 5G’yi devreye soktu. İtalya’da 5 şehirde kullanıma giren 5G, 2-0-2-1- yılında tam 100 şehre ulaşacak. Vaka saptanan yerlerin hepsi de sahip oldukları 5G teknolojisinin boy boy reklamını yapan yerler."

‘Wuhan’
"Çin’deki 5G tesinin tam yeri açıklanmış değil ama Çin’in bilim dergilerinde yayınlananlara göre tesis Huazborg bölgesinde. Peki bu bölgede bildiğimiz neresi var? Wuhan."

SUÇ DOSYASI : ATATÜRK’E HAKARET ETMİŞTİ KİTABINI BASTILAR /// Yunan asıllı İngiliz Yazar Hamza Andreas Tzortzis


ATATÜRK’E HAKARET ETMİŞTİ KİTABINI BASTILAR

13.12.2019 22:24

Mustafa Kemal Atatürk’e ‘şeytan’ benzetmesi yapan ve kitabının basımı daha önce iptal edilen Yunan asıllı İngiliz Yazar Hamza Andreas Tzortzis’in Hakikatin İzinde isimli kitabı Ekin Yayınları tarafından basıldı.

YENİÇAĞ / İSTANBUL

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alan açıklamalarıyla kamuoyunda infiale neden olan Yunan asıllı İngiliz yazar Hamza Andreas Tzortzis’in kitabının basımı tepkilerin ardından iptal edilmişti.

Atatürk’e ‘şeytan’ benzetmesi yapan küstah yazar Hamza Andreas Tzortzis’in kitabının sessiz sedasız basılarak piyasaya sürüldüğü ortaya çıktı.

O dönem kitabı basacak olan TİMAŞ Yayın Grubu yaptığı yazılı açıklama ile kitabın basılmayacağını duyurmuştu.

Hakikatin İzinde isimli kitabın Ekin Yayınları tarafından basıldığı öğrenilirken geçtiğimiz günlerde Kitapyurdu başta olmak üzere birçok yerde satışa sürüldüğü öğrenildi.

Söz konusu yayın evinin sosyal medya hesabında kitabın duyurusu şöyle yapıldı:

Kitapyurdu.com’da kitabın tanımı şöyle yapıldı:

TEPKİ YAĞDI…

Kitabın basılmasına ve Kitapyurdu.com’un skandal ismin kitabına yer vermesine sosyal medyadan da tepki yağdı.

O tepkilerden bazıları şöyle:

LİNK : https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ataturke-hakaret-etmisti-kitabini-bastilar-260318h.htm

TARİH /// Mehmet Selim TEMEL : Osmanlı-İran İlişkilerinde Diplomatik Problem : Bir İngiliz Kızının Kaçırılması


Mehmet Selim TEMEL : Osmanlı-İran İlişkilerinde Diplomatik Problem : Bir İngiliz Kızının Kaçırılması

Bu çalışmada 1891 yılında Osmanlı Devleti sınırına yakın İran sınırları içinde Savuçbulak şehrinde ticaretle uğraşan bir İngiliz ailenin kızı Katy Greenfield’in Mirza Aziz isminde İran vatandaşı bir Kürt tarafından kaçırılıp Osmanlı şehbenderliğine sığınması ve sonrasında gelişen olaylar anlatılmaktadır. Bölgede bulunan aşiretler açısından geçişken bir yapıya sahip olan Osmanlı-İran sınırında bu tür olaylar sık yaşanmakla birlikte bu olay Osmanlı şehbenderhanesini içine alınca iki devlet de bu olaya doğrudan müdahil olmak zorunda kalmıştır. Osmanlı kaynaklarına göre kadın İran mahkemesinde bunu ikrar ederek Müslüman olmuş ve Mirza Aziz’le evlenmiştir. Fakat annesi ve bölgede bulunan İngiliz konsolos durumu kabullenmeyerek kızın mahkemeye tekrar çıkarılmasını istemiştir. Genç kız mahkemeye tekrar çıkarılmak üzere Tebriz’e götürüldüğü sırada yol üzerinde bulunan Savuçbulak Osmanlı şehbenderliğine sığınmıştır. Genç kızın Osmanlı şehbenderhanesine sığınması sonrasında İngiliz gazeteleri dolayısıyla kamuoyunun olaya yoğun ilgi göstermesi sebebiyle İngiltere hükümeti İran ve Osmanlı hükümetleri üzerinde baskı kurarak Katy’nin annesine teslim edilmesini istemiştir. Bölgede bulunan Osmanlı şehbenderlerinin mücadelesi ve Kürt aşiretlerinin genç kadını vermemek için gösterdikleri mukavemet üzerine süreç uzamış fakat en nihayetinde Katy Greenfield mahkemeye ikinci kez çıkarılıp sorgulanmıştır. Katy Greenfield, birinci mahkemedeki gibi Müslüman olduğunu ve Mirza Aziz’le evleneceğini beyan etmiştir. İngiliz konsolos ve kızın annesi gönülsüz olmalarına karşın Katy Mirza Aziz’e teslim edilmiştir.

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

SÖMÜRGECİLİK DOSYASI : İNGİLİZ KOLONİSİ BENGAL´DE KITLIKLAR


İngiltere´nin kolonilerinden birisi olan Bengal´de gerçekleşmiş 1770 ve 1943-1944 kıtlıklarında milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. 1770 kıtlığı İngilizlerin yerel halka uyguladığı ağır vergiler ve ürün yetiştirme politikasındaki değişikler nedeni ile yaşanmıştır. 1943-1944 kıtlığının yaşanmasında ise 2. Dünya savaşı şartlarında İngilizlerin ülkede uyguladığı yanlış politikalar etkilidir. Kendi çıkarlarını Bengal halkının önünde tutan İngilizler halkı açıkça açlığa mahkûm etmiştir. Bu dönemde Bengal´in Japonlarca istila edilebileceğini düşünen İngilizler ülkenin zengin tarım ürünlerinin Japonların eline geçmemesi için gayret sarf etmişlerdir. Japonları aç bırakma planları ile yerel halk açlığa mahkûm edilmiştir. Kıtlık baş gösterince de elinde imkân olmasına rağmen İngilizler halka yeterli yardımı yapmamıştır. Gerek 1770 gerekse 1943-1944 kıtlığında ülkeyi fiilen yöneten İngilizler olduğu için kıtlıklar ile İngilizler arasındaki bağın araştırılması gereklidir. Böylece Hint halkının İngiliz yönetimi altında nasıl hayat mücadelesi verdiğinin daha iyi anlaşılacağı düşünülmektedir.

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

USULSÜZLÜK DOSYASI : YERLİ VE MİLLİ DEDİLER İNGİLİZ ÇIKTI !!!


YERLİ VE MİLLİ DEDİLER İNGİLİZ ÇIKTI !!!

Yedi şehir hastanesinin hukuk bürosu ve tüm yasal haklarının Londra’da olduğu ortaya çıktı.

Skandal olay, Sayıştay raporunda gün yüzüne çıktı.

Skandal Sayıştay raporunda, Şehir hastanelerinin yabancı finansörler tarafından finanse edildiği ve Türk hukukuna bazı sebeplerden güvenmeyip, kendi aralarında oluşacak sorunların Birleşik Krallık mahkemelerince yargılanacağı ifade edildi…

Yani şehir hastanelerindeki yaşanacak herhangi bir sorun Türk Yargı sistemine değil, İngiltere’ye emanet olacak.

ANA VATANI BİRLEŞİK KRALLIK

Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 2016 yılı Ekim ayı başında geldiği Yozgat’ta, 2017’den itibaren sağlıkta dönüşüm programının ikinci fazını yürürlüğe koyacaklarını ve 3 yıl içinde de gerçekleştireceklerini belirtmişti.

Akdağ’ın sözünü ettiği ikinci faz çalışması kamu özel ortaklığı (KÖO) modeliyle yapılmakta olup, 2017 yılından itibaren açılmaya başlanan “entegre sağlık kampüsleri”nden oluşuyor.

Genellikle şehir dışında yapılan bu hastanelere de ironik biçimde “şehir hastanesi” adı verilmişti.

KÖO hastanelerinin anavatanı Birleşik Krallık olarak biliniyor.

Ülkemizde son dönemde sağlık alanının gündemine oturan şehir hastaneleri de, Birleşik Krallık’tan ithal edilen KÖO modeline göre yapılıyor.

Ülkemizde bu alana ilişkin çalışmalar Sağlık Bakanlığı ile İngiliz Hazinesi Kamu Özel Ortaklığı Tanıtım Biriminin yaptığı toplantılar sonrasında başlıyor.

BU OLAY BİZİ BATIRIR MI?

Birleşik Krallık’ta 2017 yılında hazırlanan bir raporda KÖO’nün İngiliz Sağlık Sistemini nasıl çökerttiğinden söz ediliyor.

Raporda, KÖO sözleşmelerine göre, özel şirketlerin kamusal altyapı oluşturup kamu hizmetleri verdiği; ancak ortadaki finansal riskin büyük bölümünün ilgili kamu kurumunun üzerine kaldığı belirtiliyor.

Bu modelde KÖO’lar, hükümetin projelerini gerçekleştirmek için kendisinin borçlanması halinde ortaya çıkacak maliyetin çok daha fazlasına mâl oluyor.

KÖO’da özel sektör, tüm riskin kamu tarafından üstlenilmesini sağlayacak şekilde hükümet güvenceleri istiyor.

KÖO’lar, kamu hizmetleri sunumunda kâr dürtülü piyasa mantığının yerleşmesine ve giderek şirketleşen bir kamu hizmet yönetimi katmanı oluşmasına yol açıyor.

Manchester İşletme Okulu’ndan Prof.

Jean Shaoul, Birleşik Krallık’taki KÖO’ların “maliyet açısından büyük bir finansal felaket olduğunu” belirtiyor.

SAĞLIK BAKANLIĞI KENDİ ÜLKESİNDE KİRACI

Sağlık Bakanlığı’nın kiracı olduğu bir hastane işletme modeli olan şehir hastaneleri, bedelsiz olarak şirketlere tahsis edilen Hazine arazileri üzerine şirketler tarafından kuruluyor.

Sağlık Bakanlığı şirketlere en az 25 yıl boyunca kira ödeyecektir.

Sağlık Bakanlığı, kiracı olmasının yanı sıra Şehir Hastanesini inşa eden şirketten hizmet satın alıyor.

Şirketler (ya da yüklenici firma/firmalar) hastane içi ve çevresinde yaptıkları tüm ticari işletmeleri işletiyor ve Sağlık Bakanlığı’ndan bedelini alıyorlar.

Tüm bu durumlar çerçevesinde çıkan son skandal ise sayıştay raporuna yansıdı.

İngiliz hissedarlar Türk Yargı sistemine güvenmeyip, tüm şehir hastanelerinin hukuki sürecini Londra’ya devretti.

Bu skandal karar sayıştay raporunda gizlendi.

Muzaffer Susamış / Özel haber

LİNK : https://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/yerli-ve-milli-dediler-ingiliz-cikti-h143262.html

EKONOMİ DOSYASI : BULUNMAZ HİNT KUMAŞI ve İNGİLİZLERİN CANİLİĞİ


BULUNMAZ HİNT KUMAŞI ve İNGİLİZLERİN CANİLİĞİ

Bu deyimin nasıl doğduğunu hiç merak ettiniz mi? Dilimizde “nadir bulunan, paha biçilmez, kıymetli” anlamında kullanılan bu deyim 18. yüzyılın ikinci yarısında Hint kumaşının bir anda piyasadan çekilmesi üzerine kalıplaşmış. Nasıl mı?

İngilizlerin Hindistan hâkimiyeti 1612’de British Eastindia Comp aracılığıyla başladı. Şirket 17. yüzyıl boyunca ülkenin önemli şehirlerinde ticarî merkezler kurdu. Demir, kömür ve diğer madenlerin işletilmesiyle birlikte çay ve pamuk üretimi açısından bölge oldukça bereketliydi.

1757’de şirket artık bir devlete dönüşmüştü. İngilizlerin düzenli ordularının karşılarında küçük Hint prenslikleri bir bir düşecekti.

KUMAŞLARI HİNTLİLER BEĞENMEDİ

Britanya 1803’te Pencap bölgesi hariç ülkenin hepsini sömürgeleştirdi. Pamuk üretimi oldukça kazançlı bir sektördü. Hindistan’ın verimli topraklarında ucuz iş gücüyle üretilen pamuklar gemilerle İngiltere’ye götürülüyor ve kumaş yapılıyordu.

Tekstil fabrikalarında üretilen bu kumaşların yine Hindistan’a pazarlanması planlanmıştı. Ancak bu girişim İngilizlerin büyük bir hayal kırıklığı yaşamasına yol açtı. Çünkü Hintliler, İngiliz kumaşını beğenmiyor ve daha pahalı olduğu halde yerli ürünleri almayı tercih ediyorlardı. Ülkede bir türlü ithal kumaş kullanımı yaygınlaşmıyordu. Peki, ne yapmalıydı?

AÇ GÖZLÜ KAPİTALİZM

Şirket yönetimi çok caydırıcı bir yönteme başvurdu. El tezgâhlarında kumaş dokumalarını engellemek için Hintli çıkrıkçıların parmaklarını kestirdi. Düğüm atmalarını engellemek amacıyla özellikle de başparmakları kesilmişti. Eli ve kolu kesilenler de vardı

Bunlar üç beş kişi de değildi. Neredeyse 100 bin kişi bu caniliğe kurban gitmişti. Neticede Hint kumaşı birden ortadan yok oldu ve pazar tamamen İngiliz ürünlerine kaldı. Açgözlü kapitalizm yine kazanmıştı.

Işık Kardeşliği __

(Gündemde Hindistan in olduğu bu günlerde İngiltere devletinin Hindistan da uyguladığı ve çok bilinmeyen vahşetini paylaşmış olduk. Ne kadar acı bir anlamı ve geçmişi varmış bulunmaz Hint kumaşınin… Hindistan ve komşu ülkeleri arasında savaş çıkarmayı hedefleyen negatiflerin temsilcisi ve şeytani düzenin yılmaz savunuculugu yapan ingiltere hakkında yeni gelişmeler duyabiliriz. Yakında bu negatif eylemlerin bedelini ödeyecekler)( metafizik mesaj)