NAZİZM DOSYASI /// İlginç Bir Tarihi Detay : Osmanlı Harp Madalyası Takan Nazi Askerler


İlginç Bir Tarihi Detay : Osmanlı Harp Madalyası Takan Nazi Askerler

I. Dünya Savaşı’nda Türklerle birlikte çeşitli cephelerde savaşan Alman birliğine mensup askerlere Osmanlı Harp Madalyası verilmiş. Yıllar sonra bu askerler, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi birliğine dahil olunca bu madalyayı üniformalarında taşımaya devam etmiş. Tarihimizin bu ilginç detaylarından birini anglachelm paylaşmış.

birinci dünya savaşı’nda çanakkale’de ve sina ve filistin cephesinde bizatihi gelip türklerle yan yana, omuz omuza savaşmış olan alman asienkorps birliğine mensup askerlerine osmanlı ordusu tarafından savaşta gösterdikleri yararlılıklardan ötürü harp madalyası veriliyordu. yavuz ve midilli zırhlılarındaki denizci personel ve osmanlı hava kuvvetlerinde gelip uçan alman pilotlar da bu madalyayı almaya türk askeri gibi hak kazanmıştır.

ilginç olan, bu almanlar evlerine döndükten 21 yıl sonra ikinci dünya savaşı patlayacak ve çoğu tekrar asker olmayı seçen bu birinci dünya savaşı gazileri harp madalyalarını bu ikinci savaşta nazi üniformalarında da taşımayı seçeceklerdir. şunlar benim interneti 20 dakika tarayıp bulduğum, kimliklerini teyit edebildiğim kişiler; kim bilir, daha gün ışığına çıkmayan kimler kimler vardır:

generalfeldmarschall gerd von rundstedt (soldaki)

jakob grimminger (hitler’in şahsi sancaktarı),

rudolf höss (auschwitz kamp komutanı),

oskar von niedermayer,

vizeadmiral karl kauffmann (sms breslau/midilli güverte subayı),

generalleutnant ludwif wolff,

generalmajor erwin osswald,

ludwig schröder generalarbeitsführer,

otto hartmann,

leopold von münchow (budapeşte kuşatma komutanı),

walter von unruh,

ss obergruppenführer hans jüttner,

general ludwig keiper…

ikinci dünya savaşı alman üniformalarında mesela avusturya macaristan nişanlarına da izin var. ama avusturya nihayetinde almanya’nın o devirde ilhak ettiği kendi sınırları içinde olan bir yer. naziler avusturya ordusunu da anschluss sonrası kendi ordusuna dahil etmiş ve nişanlarını kullanmalarına da izin vermiş. bu yüzden osmanlı harp madalyasına izin olması avusturya nişanlarından bir tık ileride bir şey. zira o nazilerin direkt olarak karışmadığı selefi olan imparatorluk almanyasının geçmişteki cephelerine ait bir mevzu. aynı şekilde nazi üniformalarına alman olmasına rağmen bazı imparatorluk alman kraliyet (mesela hohenzollern) madalyaları da takılmaz. o yüzden türk madalyasına sanki özel bir iltimas varmış gibi bir durum da var.

öte yandan biz onların madalyalarını almış olsak da nedense takmayız. en tepedeki örnek olarak atatürk birinci dünya savaşında alman birinci ve ikinci sınıf demir haç nişanlarını almasına rağmen,

bunu türkiye cumhuriyeti mareşal üniformasında takmamayı seçmiştir:

geçmişi silmiş olarak anlamamak lazım zira aynı üniformada osmanlı altın imtiyaz madalyası da bulunuyor. başka bildiğimiz cumhuriyet üniformalarında da yabancı nişanlar legion d’honneurlar falan pek görülmez. ancak almanlar için bu türk harp madalyaları takma zorunlulukları olmamasına rağmen göründüğü kadarıyla severek taktıkları nişanlar. zira filistin cephemiz onların da savaşıp öldüğü, şehitliklerinin olduğu geride bir sürü evlat bıraktıkları bir yer idi.

SAVAŞLAR DOSYASI /// Ordunun Geri Çekilirken Düşmana Savaş Kaybettirdiği İlginç Strateji : Yanmış Toprak Taktiği


Ordunun Geri Çekilirken Düşmana Savaş Kaybettirdiği İlginç Strateji : Yanmış Toprak Taktiği

Yanmış toprak stratejisi kısa vadede ordu için parlak bir hal teşkil etmese de uzun vadede düşmanı oldukça yıpratan bir taktik. Sözlük yazarı "karanlik taraf emekcisi", taktiğin inceliklerini anlatmış.

yakıp yıkma taktiği, belli prensipler üzerinden yürütülen bir çeşit stratejik geri çekilme harekatı. bir diğer adıyla kavrulmuş toprak, yalın ifadesiyle de yakıp yıkma stratejisi.

bu stratejik davranışın temelini kavrayabilmemiz için napoleon bonaparte’nin ünlü "ordular mideleri üzerinde yürür" vecizesini idrak edebilmemiz gerekir. zira yeterli ölçüde beslenmeden, donatımdan ve destekten yoksun kalan ordular en basit haliyle dengesini kaybedecek ve savaşma kapasitesi açısından sakatlanacaktır. modern zaman öncesinde özellikle fetih/işgal orduları askerlerinin ikmal ihtiyaçlarını harekat bölgelerinden karşılama eğilimindeydiler. ordu asker sayısı açısından ne kadar büyükse bu eğilim de o derecede fazlaydı. carl von clausewitz, vom kriege‘de bu durumun üzerinde önemle durmuştur.

yanmış toprak stratejisi savunma pozisyonunda bulunan ve özellikle kendilerinden daha güçlü kuvvet unsurlarıyla karşı karşıya kalmış ordular için yer yer tercih edilmiş bir askeri manevradır.

düşmanın karşısında ilk çarpışmalarda tutunamayan ve kısa süre içinde birliklerinin dağılabileceği şüphesine kapılan liderler tarafından bazı durumlarda uygulanmıştır. yakın dönemde en iyi icra edicileri ruslar olmuştur. napoleon ve hitler’in rusya harekatlarında derin rus toprakları, yanmış toprak stratejisinin pratiğe dökülmesi için güçlü bir potansiyel barındırmıştır.

konsept özelliklerine gelecek olursak yanmış toprak stratejisi bir dolaylı tutum örneğidir.

dolaylı tutum örneklerinin genelinde var olduğu gibi düşmanla doğrudan çarpışmak yerine ilk etapta düşman kabiliyetini zayıflatma ve dengesini sarsma amacı üzerine yoğunlaşır. bu şekilde düşman istenen kıvama getirilebilecek ve kendinden güçlü olan düşman ordulara karşı bile bir kazanma şansı doğabilecektir.

klasik yaklaşım için amaç esasında yalın ve nettir. yakıp yıkma esasına dayanan geri çekilme harekatı ile

– düşmanın yabancı olduğu coğrafya içinde yayılmasını sağlayarak kuvvet unsurlarını seyreltmek,

– coğrafyanın içlerine doğru çekilen düşmanı kendi ikmal merkezlerinden uzaklaştırmak,

– geri çekilirken ve düşmanı kendine doğru çekerken aynı zamanda düşmanın ikmal amaçlı faydalanabileceği tüm yapı, tesis, ambar, depo ve hatta su kaynaklarını devre dışı bırakarak düşmanın savaşma kabiliyetini ve devamlılığını sakatlamak,

– düşmanın yeni kaynaklar bulma çabalarıyla oyalandığı zaman diliminde ise toparlanmak, güç toplamak ve yeni pozisyon alma avantajı elde etmek amaçlanmıştır.

yanmış toprak politikasının geçmiş yıllara kıyasla günümüz savaşlarında aynı etkileri yaratmayacağı aşikardır. zira ordular için gelişen teknolojinin etkisiyle ikmal yöntemleri kolaylaşmış ve gereken erzak ve donanımın ulaşımı hızlanmıştır. modern ordularda gereken ihtiyaçların savaş bölgesinden karşılanma eğilimi artık pek bulunmamaktadır. ancak yanmış toprak stratejisi geleceğin olası uzun süreli konvansiyonel savaşlarında yeni çağa entegre olmuş ve çeşitlenmiş özellikleriyle bir askeri harekat tarzı olarak yeniden ortaya çıkabilir ve gündemde kendine yer bulabilir. zira tarihte ibret alanlar için çok dersler vardır.

KOMPLO TEORİLERİ : 2010’da Polonya Devlet Erkanının Birçoğunun Hayatını Kaybettiği İlginç Uçak Kazası


2010’da Polonya Devlet Erkanının Birçoğunun Hayatını Kaybettiği İlginç Uçak Kazası

10 Nisan 2010’da Tupolev Tu-154 modeli uçakla Varşova’dan Smolensk’e Katyn Katliamı’nı anmak için giden Polonya cumhurbaşkanı ve diğer ülke görevlilerini taşıyan uçağın yaptığı kazaya biraz yakından bakalım.

Öncelikle kaza nasıl meydana gelmişti?

varşova‘dan rusya’nın smolensk kentine giden rus yapımı tupolev-154 tipi uçak imis , inilecek havalimanindaki yogun sis sebebiyle havalimani ulasima kapaliymis fakat pilot israrla inmek istemis ve 4. denemede , piste 1.5 kilometre kala agaclik alana takilmis ve dusmus.

oncelikle ucakta 132 kisinin bulundugu bildirilmisti, daha sonra yetkililer bu sayiyi 96 olarak duzelttiler.

70 sene evel rusya da polonyali 26bin insanin olduruldugu (basa arkadan kursun seklinde) katin katliaminin ilk kez bir toren ile anilacak olmasi sebebiyle bu gun polonya acisindan buyuk bir gundu , bu kadar devlet adami o ucaga bu sebeple binmislerdi. katilacaklari toren bugun yapildi , bu kisilerin koltuklari bos birakilip uzerlerine isimleri yazildi , garip , ic burkan bir goruntuydu.

o ucak o siste neden divert edilmeye yanasmadi , bunu arastirilmasi gerekir. pilot keyfi olarak ben kapali alan anlamam inerim ben deme hakkina sahip olamaz, yetisilecek toren sebebiyle , ucaktaki devlet adamlarinin sikistirmasi ile inise zorlanma var mi buna da bakmak gerekir ki bence durum biraz o yonde.

polonya nin basi sagolsun .

sirius black

Kazanın ilginç tarafı…

komplo teorisyeni değilim ama çok leş bir tarafı da vardır bu hadisenin. özellikle nato’da istihbarat açısından emsalsiz sıkıntılar yaratmıştır.

öncelikle kazada hayatını yitiren 96 kişi arasında 6 çok mühim isim vardır :

1- franciszek gagor (gangor) : genelkurmay başkanı
2- andrzej blasik (bvasik) : hava kuvvetleri komutanı
3- tadeusz buk : kara kuvvetleri komutanı
4- wlodzimierz potasinski (potaşiynski) : özel kuvvetler komutanı
5- andrzej karweta : deniz kuvvetleri komutanı
6- aleksander szczyglo : (şçıgvo) : milli savunma bakanı

kazanın olduğu yıl polonya nato’daki 3. yılını doldurmakta, ortak savunma plan anlaşmasına göre batı sınırını tamamen boşaltmış ve askeri tüm yığınağını tarihinde ilk kez olmak üzere doğuya çevirebilmişti. nato szczeczin’de bir baltık kuzey üssü (mcne) kurmuş, bydgoszcz’da bir ortak askeri eğitim ve haberalma merkezi açmış, ülkeye bildik anlamda yerleşmişti. hatta tadeusz buk nato bydgoszcz jtfc üssünün ilk komutanıydı.

uçak kazasının olduğunun hemen ertesinde ruslar 6 saat boyunca bir batılı yetkili olmadan "arama ve kurtarma" çalışmalarına büyük oranda askeri güçler tarafından başlamış durumdaydı. enkaz alanında bu generallerin cesetlerinin yanında yaverlerinin cesetleri, ve taşıdıkları yazılı ve elektronik evraklar da bulunuyordu. bu ilk altı saat’de kgb’nin devamı olan fsb istihbarat ajansının rahat rahat gezmesine yeter de artar bir süreydi.

istihbarat açısından değerlendirildiğinde bu bir gap‘dir. üzeri örtülü, ne olduğunu bilmediğiniz, devlet ve uluslararası sırların düşmanın eline geçip geçmediğinden emin olmadığınız çok sakat, çok iç bunaltıcı, çok baş ağrıtan ve acil önlem gerektiren bir durum. nato’da chod olarak adlandırılan bir ülkenin en yüksek rütbelisinin atomal düzeyde. (bkz: atomal top secret) bilgilere erişimi olduğu kabul edilirse polonya bir sepete ülkedeki en iyi yumurtaları koyarak düşmanının kapısında bunu devirmeyi becermiştir. ortaya çıkan kelebek etkisi ise 2010-2011 yılında nato’da inanılmazdı.

2010 yılı bir yerde amiral james stavridis‘in saceur olduğu, siber harekatın temelinin ilk atıldığı, evrak gizliliği standardının oldukça modern bir şekilde yenilendiği bir dönemdi. nato classified/gizli evrakları aşırı güvenli bir nato bilgisayarından başka cihazda kullanılamayan, kullanıldığında kendini ve cihazı da safdışı eden flash disklerde ilk kez o yıllarda saklanıyordu. ne kadar modern de olsalar kimse bunların ruslar tarafından generallerin cesedinden alınabileceğine ihtimal vermediğinden daha ileri bir önlem geliştirilmemişti. haliyle uçak düşmesini hesaba katmayan leh genelkurmayı’da bu bilgileri uçakta kendileriyle beraber taşıyorlardı. bunlar çok büyük ihtimalle rus istihbarat ajanslarının eline geçti. nato bir uçağın düşmesiyle hangi bilgileri düşmana sızdı bilemediğinden korkunç bir krizle karşı karşıya kalmıştır. ingilizler’in bletchley park’da enigma‘yı çözmesinden bu güne kadarki en büyük istihbarat zafiyeti herhalde budur. tüm o bilgiler tüm o veriler, tüm o lokasyonlar hepsi altından bir tepside ruslara verilmiş oldu.

peki nato tam olarak ne kaptırdı ruslara? bilinmiyor. çok büyük olasılıkla 2007 yılı avrupa doğu cephesi (norveç – polonya – romanya hattı) askeri dispozisyonları, karşılaştırmalı hava kuvvetleri verileri, askeri havaalanları yerleri, yığınak ve hangar bilgileri, polonya’nın ordusuna ilişkin hasta yaralı sakat psikopat aşçı orospu kim varsa bunların analizleri. ülkedeki nato eğitim schedule’ları. baltık denizindeki nato varlığı (nükleer denizaltı ssn los angeles o ay baltık’tan çıkmıştı sanki), kısa menzilli nükleer silah dispozisyonları, bir ihtimal füze kodları, askeri şifreleme tabloları, şifreli telefon ahizesi, nato şifreleme standart bilgileri, saldırı esnasındaki mobilizasyon hatları, olası rus saldırısına karşı nato’nın 2003 tarihli savunma genel planı gibi neler neler neler neler….

hırsızlara karşı eve alarm kurduktan sonra cüzdanı hırsızların eve götürüp düşürmek gibi. al alabilirsen.

ruslar bu entryi okuyorsa da 2011 yılında nato askeri istihbaratının oldukça kapsamlı bir overhaula girdiğini savunma dispozisyonlarının çok marjinal bir şekilde değiştiğini ve ukrayna hadisesinin de vukua gelmesiyle doğu avrupa yığınağı hava sahası ve lojistiğinin de 2010’a göre tanınmaz bir hale geldiğini de söylemek lazım.

komplo teorisyenleri de uçakta rusya’nın asıl değer verdiği unsurların bu bilgilere ve elektronik cihazlara sahip askeri personel olduğunu nedense hep gözden kaçırırlar. rusya eğer o uçağı düşürmüşse karşılaşacağı uluslararası baskıya nazaran çok büyük bir edinim elde etmiştir. baş düşmanı olan organizasyonun iç işleyişi hakkında sonsuz bilgiler edinmiştir.

bir taşla 96 kuş.

BİYOGRAFİ DOSYASI : 1920’lerde İstanbul’u Gece Hayatıyla Tanıştıran Frederick Bruce Thomas’ın İlginç Hikayesi


1920’lerde İstanbul’u Gece Hayatıyla Tanıştıran Frederick Bruce Thomas’ın İlginç Hikayesi

Maksim kulübünü kimin açtığını biliyor musunuz? İşte bütün İstanbul’u caz ve gece hayatıyla tanıştıran, o dönem şehrin batılı muadillerinden geri kalmamasını sağlayan siyahi rusun, Thomas’ın ilginç hikayesi.

1920’lerde istanbul’un en popüler gece mekânı maksim’i işleten ve istanbulluları batı tarzı danslardan gece hayatı kavramına kadar her şeyle tanıştırdığı söylenen, istanbul’un tek siyah beyaz rusu frederick bruce thomas’ın hikâyesi…

mississippili eski bir kölenin oğlu olan frederik bruce thomas, abd’nin güney eyaletlerinden chicago ve new york’a zengin olma hayalleriyle iş aramaya gelip garsonluk ya da valelik yapan sayısız siyah gençten biriydi. bir macera duygusu ve amerika’nın yaldızlı çağının ırkçılığından kaçma arzusuyla önce londra ve paris’e sonra 1899’da ancak birkaç afro-amerikalı’nın yaşama hayalini kurduğu bir yere, rus imparatorluğu’na gitmişti. birkaç yıl içinde rus vatandaşlığına geçti, bir rusla evlendi ve fyodor fyodoroviç tomas adıyla moskova’nın en ünlü maîtred’lerinden biri oldu. çalıştığı mekân, yar, şehrin en kibar ve bütün imparatorlukta tanınan bir lokantasıydı. daha sonra yine moskova’da açtığı gece kulübü müşteri rekoru kırmış, gazetelerde çılgınca alkışlanmıştı.

thomas renk çizgisini aşmış, abd’de kalsa asla erişemeyeceği bir statü kazanmıştı. ancak siyaset ve devrim akıntıları ile baş etmek çok daha zordu. 1917 güzünden sonra, patlayan iç savaşta moskovalıların henüz saf tutmaya başladıkları sırada, thomas güneye, gönüllüler ordusunun elindeki görece güvenli bölgeye kaçtı. birçok rus tebaası gibi odesa’yı geçici bir sığınak olarak kabul etti. 1919’da güneye ilerleyen bolşeviklerden kaçan binlerce çar yanlısıyla birlikte yine ülke değiştirdi ve bu sefer kendisini istanbul’da buldu. denikin ve wrangel ordularının kalıntılarıyla şehre varan belki de tek siyah beyaz rus’tu.

thomas kısa sürede kendini toparladı. lancashire’lı meyhaneci bertha prcotor’la tanışmıştı. bertha’nın pera palas yakınındaki barı o sırada şehrin en ünlü mekânlarından biriydi. birlikte, şişli tramvay hattının sonunda yeni bir mekân açtılar. önce anglo -american villa and garden, sonra bertha’s, en sonunda stella adlarıyla bilinen bu mekân müttefik subaylarının en gözde yerlerinden biri oldu. işler o kadar iyi gitti ki thomas birkaç yıl içinde daha büyük bir yer açacak hâle geldi. 1921 güzünde pera merkezine daha yakın sıraselviler caddesi’nde yeni bir yer satın aldı. yeni dans ve yemek kulübüne moskova’daki eski mekânının adını verdi: maksim. belki de taksim meydanıyla uyaklı, zekice bir buluştu maksim adı. 1920’lerin ortasında, o sırada istanbul’da oturmakta olan willy sperco’ya göre, maksim sadece istanbullu’ların değil, gelip geçmekte olan ecnebilerin de en çok gittikleri yerdi. maksim eski rus soyluları ve bohem bozuntularıyla doluydu; herkes sigara ve içki içiyordu, sahnede siyahlardan kurulu bir jazzband vardı.

thomas istanbul’da ayakta kalmaya çalışanların en yeteneklilerinden biriydi; zamanın ihtiyaçlarına göre vites değiştirmeyi iyi biliyordu. şapka değiştirir gibi, batılı bir kulüp sahibinden bir türk harem sahibine dönüşebilirdi. bir grup amerikalı turist kulübe girerse thomas derhal başına fas geçirir, sahneye çıkacak koro kızlarına şalvar giydirirdi. böylece müşteriler biftek servis edilirken, sere serpe uzanmış köle kızlarla dolu osmanlı hareminde harika bir gece geçirirlerdi. gece sona erdiğinde, bu egzotik kulüp sahibi eğilip müşterilerin elini dostça sıkar, sonra onları good bye efendi sözleriyle kapıdan geçirirdi.

ama bu harika günler sürüp gidemezdi. thomas işini büyütürken biraz acele davranmıştı. rusların gidişiyle hem müşterileri azaldı hem de çalıştırabileceği adamlar. rakipleri de tek tek, mekânda hem yenilip içilip hem de dans edilen, genç kadınların garsonluk yaptığı bu yepyeni ve parlak modeli taklit etmeye pek hevesliydi. grand rue’de (istiklal caddesi) yeni kulüpler açılıyordu: rose noir, turquoise, karpiç, kit-kat… maksim’in açılmasından 5 yıl sonra thomas’ın borcu dağları aştı. borç verenler, o sırada gayri-müslim işadamlarına yapıldığı gibi, ya öde, ya da iflasını ilan et dediler. 1927’de kapılarını kapattı, ertesi yaz da bronşit sebebiyle öldü. türk işadamları daha sonra mekânı maksim gazinosu adıyla yeniden açtılar, ama eğlencenin neşesi sönmüştü artık. thomas’ın new york times’da çıkan ölüm ilanında, “savaş sonrasında dünya caza dalmıştı ve o, kozmopolit istanbul’un geride kalmamasını sağladı” diye yazıldı. gazeteler ona “cazın sultanı” adını yakıştırdılar, cenazesine yirmi-otuz eski dostu geldi, ama eski müşterilerinin çoğu daha yeni, daha heyecan verici mekânlara gider olmuştu.

kaynak: charles king – midnight at the pera palace

KİTAP TAVSİYESİ : BİRBİRİNDEN ÖNEMLİ VE İLGİNÇ 26 ADET KİTABI DİKKATİNİZE SUNUYORUZ !!!!


  1. 21. Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat
  2. 21. Yüzyılda Prens
  3. Bağımlılık Paradigmaları ve Türk Milliyetçiliği
  4. Cesetler Gölgeler Yalanlar (Türkiye’deki Faili Meçhullerin ve Kayıpların Tam Listesi)
  5. Cumhuriyet En Uzun 10 Yılından Geçerken Türk Sorunu
  6. Ermeni Psikolojik Savaşı
  7. İKİNCİ TEK PARTİ DÖNEMİ
  8. İstihbarat Teorisi
  9. Kayıp Türkler
  10. Kerkük, Irak ve Ortadoğu
  11. Küçük Orta Doğu: Suriye
  12. Kürtler ve Türklük
  13. Mission Kürdistan
  14. PKK Gerçeği ve Terör Örgütünün İç Yüzü ve Çözüm Önerileri
  15. PKK İle Pazarlık
  16. PKK Terörü Neden Bitmedi, Nasıl Biter?
  17. Pusu ve Katliamların Kronolojisi
  18. Siber Uzay’da Güvenlik ve Türkiye
  19. Tarihi Siyasi ve Kültürel Yönleriyle Türklerin Dünyası ve Türkiye’nin Dış Türkler Politikası
  20. TELAFER – Bir Türkmen Kentinin ABD Ordusu ve Peşmergelere Karşı Direnişi
  21. Türk Dış Politikasında 41 Kriz 1924- 2012
  22. Türk Kimliğinin Yeni Boyutları Çokluktan Birliğe
  23. Türk Ordusu’nun Kuzey Irak Operasyonları
  24. Türk Ordusunun PKK Operasyonları 1983-2007
  25. Uluslararası İlişkilerin Ekonomi Politiği
  26. Zazalar ve Türklük

PKK İle Pazarlık

Kayıp Türkler

Mission Kürdistan

Türk Dış Politikasında 41 Kriz 1924- 2012

Uluslararası İlişkilerin Ekonomi Politiği

Bağımlılık Paradigmaları ve Türk Milliyetçiliği

Cesetler Gölgeler Yalanlar (Türkiye’deki Faili Meçhullerin ve Kayıpların Tam Listesi)

İKİNCİ TEK PARTİ DÖNEMİ

Türk Kimliğinin Yeni Boyutları Çokluktan Birliğe

Tarihi Siyasi ve Kültürel Yönleriyle Türklerin Dünyası ve Türkiye’nin Dış Türkler Politikası

Zazalar ve Türklük

Cumhuriyet En Uzun 10 Yılından Geçerken Türk Sorunu

Pusu ve Katliamların Kronolojisi

Ermeni Psikolojik Savaşı

Kürtler ve Türklük

PKK Gerçeği ve Terör Örgütünün İç Yüzü ve Çözüm Önerileri

PKK Terörü Neden Bitmedi, Nasıl Biter?

İstihbarat Teorisi

TELAFER – Bir Türkmen Kentinin ABD Ordusu ve Peşmergelere Karşı Direnişi

Siber Uzay’da Güvenlik ve Türkiye

Türk Ordusu’nun Kuzey Irak Operasyonları

Türk Ordusunun PKK Operasyonları 1983-2007

21. Yüzyılda Prens

21. Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat

Küçük Orta Doğu: Suriye

Kerkük, Irak ve Ortadoğu