DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU, DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ÇERÇEVESİNDE AMA KANUNLARA BAĞLI YAYIN YAPAN BİR AÇIK İSTİHBARAT PLATFORMUDUR.


Değerli Yurtseverler,

Zaman zaman bizlerden sizlere hükümeti kıyasıya eleştiren bir takım yazı ve videolar gidiyor. Bu konuda daha önce açıklama yaptık ama tazelemek için tekrar edelim.

ÖZEL BÜRO GRUBU, hiçbir siyasi parti, vakıf, dernek yada resmi kurum ile bağı yada yada bağlantısı olmayan, kurumlardan bağımsız sivil inisiyatif ile tesis edilmiş YURTSEVER, MİLİTARİST ve KEMALİST bir açık istihbarat platformudur. Yayın çizgisi de bu yöndedir.

MİSYONUMUZ, BİLGİLİ TOPLUM, GÜÇLÜ TÜRKİYE’dir.

Ve 2002 yılından bu yana misyonumuza uygun olarak ülkemizi ilgilendiren tüm milli meselelerde araştırma yapıyor, aynı zamanda üyelerimiz ile beyin jimnastiği yaparak bulduğumuz çözümleri resmi kurumlarımız ile paylaşıyoruz. Bugüne kadar hiçbir partiden destek görmedik, böyle bir talebimiz de zaten olmadı. Biz milli konularda resmi kurumlarımıza destek olmak için tüm açık kaynakları tarayarak en optimum çözümleri, bilgileri kurumlarımızla beraber üyelerimize iletiyoruz. Bunu yaparken bağımsız hareket ediyoruz. Partilerüstü bir grup olduğumuz için bizleri bağlayan tek norm MİLLİ MENFAATLERİMİZDİR.

MİLLİ MENFAATLERİMİZ neyi gerektiriyorsa onu yapar onu yazar, onu çizeriz.

Herhangi bir partiye, kuruma yada gruba şirin ve sempatik görünmek için yazmıyoruz, paylaşmıyoruz. Ülkemizin asli menfaatleri gerektiğinde hangi parti, kurum yada grup olursa olsun çekinmeden yazar, çizeriz. Bizlerin tabi olduğu yegane kriter T.C. KANUN’larıdır.

T.C. Kanununa bağlı olduğumuz müddetçe neyi yazdığımız, paylaştığımız kimseyi ilgilendirmez. Ayrıca kalemimizi de kimse kiralayamaz. Milli menfaatler neyi gerektiriyorsa DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ çerçevesinde yazarız, çizeriz. Hatta bu yazılarımız iktidar partisi ile ilgili de olsa doğru olması, teyid edilebilir olması kaydıyla her iddiayı dile getiririz. Kimseden bir korkumuz, çekincemiz yok. Falanca bakanlıktan filanca bir ihale beklentisi yada sahil bölgelerinde 4 sıfırlı maaşı olan bir müdürlük gibi kıyak işler peşinde de değiliz.

Bizler gerçek yurtseverleriz ve bizi Tatlısu milliyetçileri ile karıştırmayın. Yeri geldiğinde iktidar partisinin hedefine girebiliriz, yada yabancı bir istihbarat servisini peşimize takabiliriz.

Ama ATA’mızdan aldığımız bu kutsal emaneti yere düşürmeden alnımızın akı ve kalemimizin gücü ile ve allah sağlık sıhhat verdiği müddetçe yapacağız. Yeter ki düşmanımız bile olsa bize mertçe meydan okusun, mertçe savaşalım. Geçmişteki kumpas davaları gibi haksızlığa uğramayalım.

Biz, her konuda kapsamlı, nitelikli ve kaliteli bilgiler ile merak ettiğiniz her konuya açıklık getirme amacıyla çalışıyoruz. Ama bazen yeni katılan bazı yurtsever üyelerimiz paylaştığımız iktidar karşıtı yada bazen yanlısı bir ileti yüzünden hemen bizleri “ŞUCU YADA BUCU” ilan ediyorlar. Bazı üyeler atılan iletinin içeriğine katılmadığında biz hemencecik ya “AKP YALAKASI”, ya “FETÖCÜ” yada o anki konjonktüre uygun ne varsa o olmakla itham ediyorlar. Bu sıkça katlanmak zorunda olduğumuz bir durum ne yazık ki. Halbuki biz bilgiyi sizlere en ham hali ile ve yorum katmadan veriyoruz. Eğer iletinin içinde bizim şahsi bir yorumumuz varsa amenna. O takdirde duruma açıklık getirmek maksatlı atılan ileti ile fikrimizi de beyan etmek durumunda kalmışızdır sizlerin içeriği daha iyi anlayabilmesi için. Ama % 98 iletinin içinde yorumumuz yoktur. Bu bilgiyi orijinal halde iletmemizden kaynaklanıyor. Böylece tarafsızlık ilkemizi de çiğnemeden bilgi vermiş oluyoruz. Ayrıca bizlerin de bir siyasi görüşü var ve bunu da sürekli deklare ediyoruz. Biz grup olarak KEMALİST’iz ve yayın çizgimizde bu çerçevede sürüyor.

Ama bizi sadece Kemalist’ler takip etmesin, vereceğimiz doğru bilgiler ışığında bir AK PARTİ’li, MHP’li, SAADET PARTİ’li, İYİ PARTİ’li, VATAN PARTİ’li yada hangi siyasi görüşten olursa olsun doğru bilgi edinmek isteyen herkes takip edebilsin istiyoruz. Bunu sağlamak için yayınlarımızda iktidar yanlısı kaynaklara da yer veriyoruz iktidar karşıtı yayınlara da. Doğru olduğu müddetçe ve T.C. kanunlarına da uygun olduğu sürece bu çizgimizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Bu açıklamayı yapmamız elzemdi, çünkü az evvel de söylediğimiz gibi grubumuzun yayın çizgisini henüz kavramamış yeni üyelerimiz bu tasarrufumuz yüzünden bizi kılıktan kılığa sokuyorlar. Bir gün iktidar yanlısı paylaşım yaptığımız için muhalif kesimler AKP’ci diyor, ertesi gün tam tersi bir paylaşım yaptığımızda CHP kalemşörü olmakla itham ediyorlar. Yani ne yaparsak yapalım Elbette herkesi memnun etmek mümkün değil ve bunu sağlamak için de özel bir çabamız yok. Biz doğru bilgiyi verir yorumu takipçilerimize bırakırız. Yapıcı eleştiriler geldiğinde çok seviniyor ve hemen kendimize çeki düzen veriyoruz. Üslup önemlidir ve haklıyı haksız, haksızı haklı yapar. Küfür, tehdit, iftira ve karalama olmadığı müddetçe her eleştiriye açığız.

Son olarak ve tekraren belirtelim.

ÖZEL BÜRO GRUBU DOĞRU, KALİTELİ VE DOYURUCU BİLGİ veren bir platformdur ve hiçbir parti, dernek, resmi kurum ve sivil toplum örgütü ile bir bağı bağlantısı yoktur.

Son olarak şunu ifade edelim.

ÖZEL BÜRO GRUBU’nun her bir paylaşımı kanunların bize tanıdığı DÜŞÜNCE ve İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ çerçevesinde yapılmıştır.

Kanunlara bağlı kaldığımız müddetçe hangi partinin yada hangi kurumun, grubun hoşuna gideceği, hangisinin gitmeyeceği umurumuzda değildir, olmayacaktır. Biz doğru bildiğimiz yolda kalemimizi kiralamadan kendi doğrumuzda kalarak projelerimize devam edeceğiz. Ancak biz de insanız ve her insanoğlu gibi hata yapabiliriz. Böyle durumlarda üyelerimizden ricamız bizlere rehber olmalarıdır. Bize yanlışımızı söylerseniz hem yayın çizgimizin kalite seviyesinin artmasına hem de yasalara bağlı kalarak faaliyetlerimize sorunsuz şekilde devam etmemize imkan tanımış olursunuz. Tabi bu söylediklerimiz AMİGO TARAFTARLAR için değil. Onlar bağlı oldukları partiye, kuruma yada gruba yönelik hiçbir eleştiriye doğru da olsa tahammül edemezler. Onları da anlıyor ve kabul ediyoruz. Bizleri herkes eleştirebilir ki zaten eleştiriyi çok sevdiğimizi daha önce deklare ettik. Ancak üslup son derece önemlidir. Bizi her konuda eleştirin. Sadece eleştirirken haklı durumda iken haksız duruma düşmemek için eleştirinizi belirli bir nezaket ve edep içerisinde yapmanızı tavsiye ederiz. Hakaretamiz ve tehdit içerikli eleştiriler sunucularımızda muhafaza edilmekte ve gerekmesi halinde Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmektedir. Sözlerime son verirken şu ana kadar grubumuza maddi-manevi destek olan tüm yurtseverlere ekibim adına kalben teşekkür ederim.

Paylaşımlarımızı ve projelerimizi lütfen takip ediniz. Aşağıda Avukat Mehmet Erbil ve Baran Doğan beyin Hukuk Bürosunun hazırladığı makaleyi de mutlaka okuyun.

Saygılarımızla,

Erkut Ersoy

İstihbarat Uzmanı

ÖZEL BÜRO GRUBU

KAYNAK : https://barandogan.av.tr/blog/bireysel-basvuru/dusunce-ve-ifade-ozgurlugu-hakki-anayasa-mahkemesi-aym-ve-aihm-kararlari.html

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Hakkı Nedir ???

Av. Mehmet Erbil1

Düşünce ve ifade özgürlüğü, TC Anayasasının 26/1 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde düzenlenmiştir. Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı, Anayasa ve sözleşmenin (AİHS) ortak koruma alanında yer almaktadır. Bu nedenle, bu hakkı ihlal eden eylem veya işlemler aleyhine bireysel başvuru yapılabilir.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti

ANAYASA MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

AİHS m.10 İfade Özgürlüğü
Herkes görüşlerini açıklama ve ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir.

DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKININ İHLALİ İLE İLGİLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI

İNTERNET SİTESİNDE YAYINLADIĞI YAZI NEDENİYLE TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKUM EDİLEN KİŞİNİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKI

ÖZET: Ankara’ ya içme suyu olarak verilen Kızılırmak suyunun, kanser vakalarına neden olacağına dair, başvurucu tarafından kaleme alınan ve üyesi olduğu Tıp Kurumu Deneğinin internet sitesinde yayınlanan yazı nedeniyle, Ankara Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Melik GÖKÇEK tarafından “kendisine hakaret edildiği ve küçük düşürüldüğünü” ileri sürmek suretiyle başvurucuya karşı açılan tazminat davasında, başvurucunun tazminata mahkum edilmiş olması ifade özgürlüğü hakkının ihlali niteliğindedir. ( Ali Rıza ÜÇER kararı. B. No: 2013/8598)

İNCİTİCİ, ŞOKE EDİCİ YA DA ENDİŞELENDİRİCİ BİLGİ VE DÜŞÜNCELER DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDADIR

ÖZET: Ulusal bir gazetede çıkan haberler nedeniyle zarar gördüğünü ileri sürmek suretiyle başvurucu tarafından açılan tazminat davasının reddedilmiş olması, ifade özgürlüğü hakkının ihlalini oluşturmaz. Zira ifade özgürlüğü; sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. ( İlhan CİHANER kararı. B.No:2013/5474)

İNTERNET SİTESİNDE HABER YAYINLAYAN GAZETECİNİN CEZALANDIRILMASI DÜŞÜNCE VE KANAAT HÜRRİYETİNİN İHLALİDİR

ÖZET: Kamuoyunu yakında ilgilendiren bir haberde, bu haberi duyan gazetecinin bir savcı gibi haberin doğruluğunu kanıtlamakla yükümlü değildir. Kişilik haklarının zedelendiğini ileri süren kişinin genel mahkemelerde dava açma yoluna gidebilir. Başvurucuya, internet gazeteciliği üzerinde; borsada işlem gören şirket yöneticileri hakkında, çok sayıda suçtan dolayı davalar açılmış olduğu yönünde haberler yayınlamış olması nedeniyle hapis cezası verilmiş olması ve verilen hapis cezası ile ilgili olarak, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmış olması, Anayasanın 26 ve 28 maddelerinde düzenlenen düşünce ve kanaat özgürlüğü hakkının ihlali niteliğindedir. ( Orhan PALA kararı. B.No:2014/2983)

DERGİNİN TUTUKLUYA VERİLMEMESİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKININ İHLALİDİR

ÖZET: Tutuklu olarak bulunan şahıslar yönünden, tutulma henüz bir tedbir niteliğinde olması nedeniyle “mahkumun ıslahı” gerekçe olarak gösterilerek “Özgür Halk” isimli derginin başvurucuya verilmemesi ifade özgürlüğü hakkının ihlali niteliğindedir. (22/3/2018 tarihli, Ertan Yürek Kararı. B. No: 2015/18932)

Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

  1. Avukat Mehmet Erbil, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde hukuk eğitimini tamamlamıştır. 1990 yılından beri İstanbul’da serbest avukatlık yapmaktadır. Çalışmalarını insan hakları ihlalleri ile ilgili olarak ulusal ve uluslararası hukuk alanında yoğunlaştırmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesine yaptığı başvurularla ulusal hukuk mevzuatında bir çok değişikliğin yapılmasına vesile olmuştur.

DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU, DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ÇERÇEVESİNDE AMA KANUNLARA BAĞLI YAYIN YAPAN BİR AÇIK İSTİHBARAT PLATFORMUDUR.


Değerli Yurtseverler,

Zaman zaman bizlerden sizlere hükümeti kıyasıya eleştiren bir takım yazı ve videolar gidiyor. Bu konuda daha önce açıklama yaptık ama tazelemek için tekrar edelim.

ÖZEL BÜRO GRUBU, hiçbir siyasi parti, vakıf, dernek yada resmi kurum ile bağı yada yada bağlantısı olmayan, kurumlardan bağımsız sivil inisiyatif ile tesis edilmiş YURTSEVER, MİLİTARİST ve KEMALİST bir açık istihbarat platformudur. Yayın çizgisi de bu yöndedir.

MİSYONUMUZ, BİLGİLİ TOPLUM, GÜÇLÜ TÜRKİYE’dir.

Ve 2002 yılından bu yana misyonumuza uygun olarak ülkemizi ilgilendiren tüm milli meselelerde araştırma yapıyor, aynı zamanda üyelerimiz ile beyin jimnastiği yaparak bulduğumuz çözümleri resmi kurumlarımız ile paylaşıyoruz. Bugüne kadar hiçbir partiden destek görmedik, böyle bir talebimiz de zaten olmadı. Biz milli konularda resmi kurumlarımıza destek olmak için tüm açık kaynakları tarayarak en optimum çözümleri, bilgileri kurumlarımızla beraber üyelerimize iletiyoruz. Bunu yaparken bağımsız hareket ediyoruz. Partilerüstü bir grup olduğumuz için bizleri bağlayan tek norm MİLLİ MENFAATLERİMİZDİR.

MİLLİ MENFAATLERİMİZ neyi gerektiriyorsa onu yapar onu yazar, onu çizeriz.

Herhangi bir partiye, kuruma yada gruba şirin ve sempatik görünmek için yazmıyoruz, paylaşmıyoruz. Ülkemizin asli menfaatleri gerektiğinde hangi parti, kurum yada grup olursa olsun çekinmeden yazar, çizeriz. Bizlerin tabi olduğu yegane kriter T.C. KANUN’larıdır.

T.C. Kanununa bağlı olduğumuz müddetçe neyi yazdığımız, paylaştığımız kimseyi ilgilendirmez. Ayrıca kalemimizi de kimse kiralayamaz. Milli menfaatler neyi gerektiriyorsa DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ çerçevesinde yazarız, çizeriz. Hatta bu yazılarımız iktidar partisi ile ilgili de olsa doğru olması, teyid edilebilir olması kaydıyla her iddiayı dile getiririz. Kimseden bir korkumuz, çekincemiz yok. Falanca bakanlıktan filanca bir ihale beklentisi yada sahil bölgelerinde 4 sıfırlı maaşı olan bir müdürlük gibi kıyak işler peşinde de değiliz.

Bizler gerçek yurtseverleriz ve bizi Tatlısu milliyetçileri ile karıştırmayın. Yeri geldiğinde iktidar partisinin hedefine girebiliriz, yada yabancı bir istihbarat servisini peşimize takabiliriz.

Ama ATA’mızdan aldığımız bu kutsal emaneti yere düşürmeden alnımızın akı ve kalemimizin gücü ile ve allah sağlık sıhhat verdiği müddetçe yapacağız. Yeter ki düşmanımız bile olsa bize mertçe meydan okusun, mertçe savaşalım. Geçmişteki kumpas davaları gibi haksızlığa uğramayalım.

Son olarak şunu ifade edelim.

ÖZEL BÜRO GRUBU’nun her bir paylaşımı kanunların bize tanıdığı DÜŞÜNCE ve İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ çerçevesinde yapılmıştır.

Kanunlara bağlı kaldığımız müddetçe hangi partinin yada hangi kurumun, grubun hoşuna gideceği, hangisinin gitmeyeceği umurumuzda değildir, olmayacaktır. Biz doğru bildiğimiz yolda kalemimizi kiralamadan kendi doğrumuzda kalarak projelerimize devam edeceğiz. Ancak biz de insanız ve her insanoğlu gibi hata yapabiliriz. Böyle durumlarda üyelerimizden ricamız bizlere rehber olmalarıdır. Bize yanlışımızı söylerseniz hem yayın çizgimizin kalite seviyesinin artmasına hem de yasalara bağlı kalarak faaliyetlerimize sorunsuz şekilde devam etmemize imkan tanımış olursunuz. Tabi bu söylediklerimiz AMİGO TARAFTARLAR için değil. Onlar bağlı oldukları partiye, kuruma yada gruba yönelik hiçbir eleştiriye doğru da olsa tahammül edemezler. Onları da anlıyor ve kabul ediyoruz. Bizleri herkes eleştirebilir ki zaten eleştiriyi çok sevdiğimizi daha önce deklare ettik. Ancak üslup son derece önemlidir. Bizi her konuda eleştirin. Sadece eleştirirken haklı durumda iken haksız duruma düşmemek için eleştirinizi belirli bir nezaket ve edep içerisinde yapmanızı tavsiye ederiz. Hakaretamiz ve tehdit içerikli eleştiriler sunucularımızda muhafaza edilmekte ve gerekmesi halinde Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmektedir. Sözlerime son verirken şu ana kadar grubumuza maddi-manevi destek olan tüm yurtseverlere ekibim adına kalben teşekkür ederim.

Paylaşımlarımızı ve projelerimizi lütfen takip ediniz. Aşağıda Avukat Mehmet Erbil ve Baran Doğan beyin Hukuk Bürosunun hazırladığı makaleyi de mutlaka okuyun.

Saygılarımızla,

Erkut Ersoy

İstihbarat Uzmanı

ÖZEL BÜRO GRUBU

KAYNAK : https://barandogan.av.tr/blog/bireysel-basvuru/dusunce-ve-ifade-ozgurlugu-hakki-anayasa-mahkemesi-aym-ve-aihm-kararlari.html

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Hakkı Nedir ???

Av. Mehmet Erbil1

Düşünce ve ifade özgürlüğü, TC Anayasasının 26/1 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde düzenlenmiştir. Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı, Anayasa ve sözleşmenin (AİHS) ortak koruma alanında yer almaktadır. Bu nedenle, bu hakkı ihlal eden eylem veya işlemler aleyhine bireysel başvuru yapılabilir.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti

ANAYASA MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

AİHS m.10 İfade Özgürlüğü
Herkes görüşlerini açıklama ve ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir.

DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKININ İHLALİ İLE İLGİLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI

İNTERNET SİTESİNDE YAYINLADIĞI YAZI NEDENİYLE TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKUM EDİLEN KİŞİNİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKI

ÖZET: Ankara’ ya içme suyu olarak verilen Kızılırmak suyunun, kanser vakalarına neden olacağına dair, başvurucu tarafından kaleme alınan ve üyesi olduğu Tıp Kurumu Deneğinin internet sitesinde yayınlanan yazı nedeniyle, Ankara Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Melik GÖKÇEK tarafından “kendisine hakaret edildiği ve küçük düşürüldüğünü” ileri sürmek suretiyle başvurucuya karşı açılan tazminat davasında, başvurucunun tazminata mahkum edilmiş olması ifade özgürlüğü hakkının ihlali niteliğindedir. ( Ali Rıza ÜÇER kararı. B. No: 2013/8598)

İNCİTİCİ, ŞOKE EDİCİ YA DA ENDİŞELENDİRİCİ BİLGİ VE DÜŞÜNCELER DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDADIR

ÖZET: Ulusal bir gazetede çıkan haberler nedeniyle zarar gördüğünü ileri sürmek suretiyle başvurucu tarafından açılan tazminat davasının reddedilmiş olması, ifade özgürlüğü hakkının ihlalini oluşturmaz. Zira ifade özgürlüğü; sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. ( İlhan CİHANER kararı. B.No:2013/5474)

İNTERNET SİTESİNDE HABER YAYINLAYAN GAZETECİNİN CEZALANDIRILMASI DÜŞÜNCE VE KANAAT HÜRRİYETİNİN İHLALİDİR

ÖZET: Kamuoyunu yakında ilgilendiren bir haberde, bu haberi duyan gazetecinin bir savcı gibi haberin doğruluğunu kanıtlamakla yükümlü değildir. Kişilik haklarının zedelendiğini ileri süren kişinin genel mahkemelerde dava açma yoluna gidebilir. Başvurucuya, internet gazeteciliği üzerinde; borsada işlem gören şirket yöneticileri hakkında, çok sayıda suçtan dolayı davalar açılmış olduğu yönünde haberler yayınlamış olması nedeniyle hapis cezası verilmiş olması ve verilen hapis cezası ile ilgili olarak, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmış olması, Anayasanın 26 ve 28 maddelerinde düzenlenen düşünce ve kanaat özgürlüğü hakkının ihlali niteliğindedir. ( Orhan PALA kararı. B.No:2014/2983)

DERGİNİN TUTUKLUYA VERİLMEMESİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKININ İHLALİDİR

ÖZET: Tutuklu olarak bulunan şahıslar yönünden, tutulma henüz bir tedbir niteliğinde olması nedeniyle “mahkumun ıslahı” gerekçe olarak gösterilerek “Özgür Halk” isimli derginin başvurucuya verilmemesi ifade özgürlüğü hakkının ihlali niteliğindedir. (22/3/2018 tarihli, Ertan Yürek Kararı. B. No: 2015/18932)

Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

  1. Avukat Mehmet Erbil, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde hukuk eğitimini tamamlamıştır. 1990 yılından beri İstanbul’da serbest avukatlık yapmaktadır. Çalışmalarını insan hakları ihlalleri ile ilgili olarak ulusal ve uluslararası hukuk alanında yoğunlaştırmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesine yaptığı başvurularla ulusal hukuk mevzuatında bir çok değişikliğin yapılmasına vesile olmuştur.

MUHSİN YAZICIOĞLU DAVASI /// FETÖ’den açığa alınan polis İsmail Kaya : ‘Amirim bu ifadeler insanı ipe götürür’


FETÖ’den açığa alınan polis İsmail Kaya : ‘Amirim bu ifadeler insanı ipe götürür’

20.9.2019

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili dönemin Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Dursun Özmen’in yargılandığı davaya devam edildi.

Kahramanmaraş 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tanık olarak dinlenen ve FETÖ’den açığa alınan polis İsmail Kaya, olay günü Muhsin Yazıcıoğlu’nun telefonundan yerlerinin tespit edildiğini belirterek, "İlyas Uçar bana olay yerinin 1.5 kilometre kadar yakınının tespit edildiğini ancak buna rağmen tam yerinin neden bulunamadığına anlam veremediğini söyledi" dedi.

Dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’ye ‘Yazıcıoğlu yaşıyor, ayağı kırık’ bilgi notunu göndererek arama çalışmalarını sekteye uğrattığı iddiasıyla görevi kötüye kullanmak suçundan yargılanan Dursun Özmen, sağlık sorunları nedeniyle dün görülen 18’inci duruşmaya katılmadı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve Yazıcıoğlu’yla birlikte hayatını kaybedenlerin ailelerinin ve yakınlarının katıldığı duruşmaya o dönem Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görev yapan ve FETÖ soruşturması nedeniyle açığa alınan polis memuru İsmail Kaya da katıldı.

“AMİRİM BU İFADELER İNSANI İPE GÖTÜRÜR, GÖNDERMEYELİM”

Kendisinin idari büroda memur olarak görev yaptığını ancak bilgi notu hazırlamak gibi bir görevi olmadığını belirten İsmail Kaya, o gün Sezgin Bozkurt’un nöbetçi olduğunu söyledi. Tüm bilgi notlarını Dursun Özmen’in, Sezgin Bozkurt’a yazdırdığını öne süren Kaya, “Ben tam olarak ne yazdığını bilmiyorum ama televizyona bakarak bir şeyler yazdırıyordu. Ben sadece gerekli yerlere iletmiştim. Bu talimatı Dursun Özmen’den aldım. Sezgin, sanık Dursun Özmen’e ‘Amirim bu ifadeler insanı ipe götürür, göndermeyelim’ şeklinde beyanda bulunmuştu. Ben de olay yerinin jandarma bölgesine ait olduğunu bizim sorumluluk alanında olmadığını belirttim ancak Dursun Özmen ‘Siz bilmiyorsunuz kardeşim’ demişti. Ben bilgi notlarını nereye göndereceğimi sordum. 81 ile bilgi notunu göndermemi istedi. Tüm bilgi notlarını bütün illere çekmiştim. Dursun Özmen bilgi notunu gönderdiğine ilişkin sürekli şahsi telefonda konuşuyordu ama kimle konuştuğunu bilmiyorum. Ben bu 81 ile bilgi notunu gönderdim ancak Kayseri iline yaklaşık 15 dakika sonra gittiği görülmüştü” diye konuştu.

“DAHA SONRA NE YAPTI BİLMİYORUM”

Olay günü Kayseri’den herhangi bir iletişime geçmediğini ifade eden Kaya, şöyle devam etti:

“Hatta Ali Kırcılı Göksun’da, emniyette o sırada devre arkadaşı ile görüşüyordu. Dursun Özmen’e Göksun Devlet Hastanesi’nde herhangi bir hazırlık olmadığını isterse devre arkadaşı ile görüştüreceğini söyledi. Bizim bu uyarılarımıza ve Ali Kırcılı’nın uyarısına rağmen bilgi notunu çekmemi istedi. Bilgi formu hazırlamadım çünkü bilgi formu şeklinde yazışma yoktur. Ben soruşturma aşamasında bilgi notunu Dursun Özmen’in talimatı ile hazırladığımı söylemiştim bu doğru değildir. O tarihte Dursun Özmen ‘Sezgin’le beni uğraştırma, Sezgin aksi biridir bilgi notunu sen hazırladığını söyle zaten ben de bu şekilde beyanda bulunacağım’ dedi. Şube Müdürü Mehmet Karatekin ise ‘Sıkıntı olabilir 81 ile bilgi notu gönderdiğini söyleme’ şeklinde beni yönlendirdi. Hatta sonrasında Mehmet Karatekin bu bilgi notlarını çektiğim hard diski aldı bu hard diski daha sonra ne yaptı bilmiyorum.”

“ALİ SÜLLÜ’NÜN OLAY GÜNÜ NEDEN ÇAĞRILMADIĞINI ŞİMDİ DAHA İYİ ANLIYORUM”

O tarihlerde FETÖ’nün sohbetlerine gittiğini ancak Sezgin Bozkurt’un gitmediğini ileri süren İsmail Kaya, “Bu arada şu an Ankara İstihbarat Şube Müdürü olan Ali Süllü o dönem büro amiriydi ancak mobinge tabi tutuluyordu. Olay günü onun çağrılması gerekirdi ancak çağrılmamıştı. Kendisi FETÖ’cü değildi, sohbetlere gelmezdi. Ben sonradan düşündüğümde onun olay günü neden çağırılmadığını şimdi daha iyi anlıyorum” dedi.

“DİĞER KİŞİLERİN CEP TELEFONLARINDAN TESPİT YAPILMIŞTI”

İfadesinde kestirme tabiri kullanan İsmail Kaya, avukatların kestirmeden kastının ne olduğunun sorulması üzerine şunları söyledi:

“Kestirme tabiri, rahmetlinin telefonundan alınan sinyalin nereden geldiğine yönelik en kısa yoludur. İlyas Uçar bana daha sonra olay yerinin 1.5 kilometre kadar yakının tespit edildiğini, buna rağmen tam yerinin neden bulunamadığına anlam veremediğini söyledi. Muhsin Yazıcıoğlu ile helikopterdeki diğer kişilerin cep telefonlarından tespit yapılmıştı.”

MAHKEME, EMNİYETTEN TELEFON SORGULAMA KAYITLARINI İSTEDİ

İsmail Kaya’nın dinlenmesinin ardından mahkeme, olayla ilgili kestirme işlemi için yapılan telefon sorgulama kayıtlarının (İDEA Sistemi) temini içim Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü ile Emniyet Genel Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına karar verip davayı 9 Nisan 2020’ye erteledi.

HAKKI ÖZNUR AÇIKLAMA YAPTI

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasında ‘Yazıcıoğlu yaşıyor, ayağı kırık’ bilgi notunu dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’ye göndererek arama çalışmalarını sekteye uğrattığı iddiasıyla Dursun Özmen’in yargılandığı davanın sonunda açıklama yapıldı. Aileler ve parti adına açıklamayı Büyük Birlik Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Hakkı Öznur yaptı.

“MAHKEMEYE ÇAĞIRIYORUM”

Hakkı Öznur, Yazıcıoğlu davasının örtbas edilmeye çalışıldığını öne sürdü. Dün görülen duruşmada İsmail Kaya’nın anlattıklarının çok önemli olduğunu ifade eden Öznur, şunları söyledi:

“Bugün mahkemede İsmail Kaya açıkça samimi bir itirafta bulundu. O dönem, baştan beri diyoruz ya sahte delil ürettiler, arama kurtarma çalışmalarını sabote ettiler. Arama kurtarma yoktu, aramama kurtarmamam vardı. Aramdılar, kurtarmadılar, Keş Dağları’nda şehit edilmesini beklediler. İşte bugün bu arama kurtarma çalışmalarının sabote edilmesinde o dönem Maraş istihbaratında görevli olan şube müdür yardımcısı Dursun Özmen’in nasıl bir uydurma, sahte bir delil ürettiğini ve o gün Maraş istihbaratta görevli polisler üzerinde nasıl kumpas kurduğunu bugün açıkça İsmail Kaya mahkemede itiraf etti. İşte bugün Maraş istihbaratı ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nda açıkça kumpas kurulmuştur. Orada çok gizli, çok alçakça kirli ve karanlık bir oyun tezgahlanmıştır. Maraş istihbaratında görevli bu Dursun Özmen denen elemanının hazırladığı bilgi notunun İstihbarat Daire Başkanlığı’nın ve diğerlerinin de bilgisi dahilinde olduğu bugün açıkça ortaya çıkmıştır. Ben o dönem Kahramanmaraş’ta, Kayseri’de, Ankara’da görev yapan asker, polis, bürokratları, namuslu, dürüst vatan evlatlarını mahkemeye çağırıyorum. Gelin İsmail Kaya gibi mahkemede konuşun. Mahkemelere gerçekleri anlatın, milletimiz sizden gerçekleri öğrenmek istiyor.”

DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU, DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ÇERÇEVESİNDE AMA KANUNLARA BAĞLI YAYIN YAPAN BİR AÇIK İSTİHBARAT PLATFORMUDUR.


Değerli Yurtseverler,

Zaman zaman bizlerden sizlere hükümeti kıyasıya eleştiren bir takım yazı ve videolar gidiyor. Bu konuda daha önce açıklama yaptık ama tazelemek için tekrar edelim.

ÖZEL BÜRO GRUBU, hiçbir siyasi parti, vakıf, dernek yada resmi kurum ile bağı yada yada bağlantısı olmayan, kurumlardan bağımsız sivil inisiyatif ile tesis edilmiş YURTSEVER, MİLİTARİST ve KEMALİST bir açık istihbarat platformudur. Yayın çizgisi de bu yöndedir.

MİSYONUMUZ, BİLGİLİ TOPLUM, GÜÇLÜ TÜRKİYE’dir.

Ve 2002 yılından bu yana misyonumuza uygun olarak ülkemizi ilgilendiren tüm milli meselelerde araştırma yapıyor, aynı zamanda üyelerimiz ile beyin jimnastiği yaparak bulduğumuz çözümleri resmi kurumlarımız ile paylaşıyoruz. Bugüne kadar hiçbir partiden destek görmedik, böyle bir talebimiz de zaten olmadı. Biz milli konularda resmi kurumlarımıza destek olmak için tüm açık kaynakları tarayarak en optimum çözümleri, bilgileri kurumlarımızla beraber üyelerimize iletiyoruz. Bunu yaparken bağımsız hareket ediyoruz. Partilerüstü bir grup olduğumuz için bizleri bağlayan tek norm MİLLİ MENFAATLERİMİZDİR.

MİLLİ MENFAATLERİMİZ neyi gerektiriyorsa onu yapar onu yazar, onu çizeriz.

Herhangi bir partiye, kuruma yada gruba şirin ve sempatik görünmek için yazmıyoruz, paylaşmıyoruz. Ülkemizin asli menfaatleri gerektiğinde hangi parti, kurum yada grup olursa olsun çekinmeden yazar, çizeriz. Bizlerin tabi olduğu yegane kriter T.C. KANUN’larıdır.

T.C. Kanununa bağlı olduğumuz müddetçe neyi yazdığımız, paylaştığımız kimseyi ilgilendirmez. Ayrıca kalemimizi de kimse kiralayamaz. Milli menfaatler neyi gerektiriyorsa DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ çerçevesinde yazarız, çizeriz. Hatta bu yazılarımız iktidar partisi ile ilgili de olsa doğru olması, teyid edilebilir olması kaydıyla her iddiayı dile getiririz. Kimsenden bir korkumuz, çekincemiz yok. Falanca bakanlıktan filanca bir ihale beklentisi yada sahil bölgelerinde 4 sıfırlı maaşı olan bir müdürlük gibi kıyak işler peşinde de değiliz.

Bizler gerçek yurtseverleriz ve bizi Tatlısu milliyetçileri ile karıştırmayın. Yeri geldiğinde iktidar partisinin hedefine girebiliriz, yada yabancı bir istihbarat servisini peşimize takabiliriz.

Ama ATA’mızdan aldığımız bu kutsal emaneti yere düşürmeden alnımızın akı ve kalemimizin gücü ile ve allah sağlık sıhhat verdiği müddetçe yapacağız. Yeter ki düşmanımız bile olsa bize mertçe meydan okusun, mertçe savaşalım. Geçmişteki kumpas davaları gibi haksızlığa uğramayalım.

Son olarak şunu ifade edelim.

ÖZEL BÜRO GRUBU’nun her bir paylaşımı kanunların bize tanıdığı DÜŞÜNCE ve İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ çerçevesinde yapılmıştır.

Kanunlara bağlı kaldığımız müddetçe hangi partinin yada hangi kurumun, grubun hoşuna gideceği, hangisinin gitmeyeceği umurumuzda değildir, olmayacaktır. Biz doğru bildiğimiz yolda kalemimizi kiralamadan kendi doğrumuzda kalarak projelerimize devam edeceğiz. Ancak biz de insanız ve her insanoğlu gibi hata yapabiliriz. Böyle durumlarda üyelerimizden ricamız bizlere rehber olmalarıdır. Bize yanlışımızı söylerseniz hem yayın çizgimizin kalite seviyesinin artmasına hem de yasalara bağlı kalarak faaliyetlerimize sorunsuz şekilde devam etmemize imkan tanımış olursunuz. Tabi bu söylediklerimiz AMİGO TARAFTARLAR için değil. Onlar bağlı oldukları partiye, kuruma yada gruba yönelik hiçbir eleştiriye doğru da olsa tahammül edemezler. Onları da anlıyor ve kabul ediyoruz. Bizleri herkes eleştirebilir ki zaten eleştiriyi çok sevdiğimizi daha önce deklare ettik. Ancak üslup son derece önemlidir. Bizi her konuda eleştirin. Sadece eleştirirken haklı durumda iken haksız duruma düşmemek için eleştirinizi belirli bir nezaket ve edep içerisinde yapmanızı tavsiye ederiz. Hakaretamiz ve tehdit içerikli eleştiriler sunucularımızda muhafaza edilmekte ve gerekmesi halinde Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilmektedir. Sözlerime son verirken şu ana kadar grubumuza maddi-manevi destek olan tüm yurtseverlere ekibim adına kalben teşekkür ederim.

Paylaşımlarımızı ve projelerimizi lütfen takip ediniz. Aşağıda Avukat Mehmet Erbil ve Baran Doğan beyin Hukuk Bürosunun hazırladığı makaleyi de mutlaka okuyun.

Saygılarımızla,

Erkut Ersoy

İstihbarat Uzmanı

ÖZEL BÜRO GRUBU

KAYNAK : https://barandogan.av.tr/blog/bireysel-basvuru/dusunce-ve-ifade-ozgurlugu-hakki-anayasa-mahkemesi-aym-ve-aihm-kararlari.html

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Hakkı Nedir ???

Av. Mehmet Erbil1

Düşünce ve ifade özgürlüğü, TC Anayasasının 26/1 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde düzenlenmiştir. Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı, Anayasa ve sözleşmenin (AİHS) ortak koruma alanında yer almaktadır. Bu nedenle, bu hakkı ihlal eden eylem veya işlemler aleyhine bireysel başvuru yapılabilir.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti

ANAYASA MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

AİHS m.10 İfade Özgürlüğü
Herkes görüşlerini açıklama ve ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir.

DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKININ İHLALİ İLE İLGİLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI

İNTERNET SİTESİNDE YAYINLADIĞI YAZI NEDENİYLE TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKUM EDİLEN KİŞİNİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKI

ÖZET: Ankara’ ya içme suyu olarak verilen Kızılırmak suyunun, kanser vakalarına neden olacağına dair, başvurucu tarafından kaleme alınan ve üyesi olduğu Tıp Kurumu Deneğinin internet sitesinde yayınlanan yazı nedeniyle, Ankara Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Melik GÖKÇEK tarafından “kendisine hakaret edildiği ve küçük düşürüldüğünü” ileri sürmek suretiyle başvurucuya karşı açılan tazminat davasında, başvurucunun tazminata mahkum edilmiş olması ifade özgürlüğü hakkının ihlali niteliğindedir. ( Ali Rıza ÜÇER kararı. B. No: 2013/8598)

İNCİTİCİ, ŞOKE EDİCİ YA DA ENDİŞELENDİRİCİ BİLGİ VE DÜŞÜNCELER DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDADIR

ÖZET: Ulusal bir gazetede çıkan haberler nedeniyle zarar gördüğünü ileri sürmek suretiyle başvurucu tarafından açılan tazminat davasının reddedilmiş olması, ifade özgürlüğü hakkının ihlalini oluşturmaz. Zira ifade özgürlüğü; sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. ( İlhan CİHANER kararı. B.No:2013/5474)

İNTERNET SİTESİNDE HABER YAYINLAYAN GAZETECİNİN CEZALANDIRILMASI DÜŞÜNCE VE KANAAT HÜRRİYETİNİN İHLALİDİR

ÖZET: Kamuoyunu yakında ilgilendiren bir haberde, bu haberi duyan gazetecinin bir savcı gibi haberin doğruluğunu kanıtlamakla yükümlü değildir. Kişilik haklarının zedelendiğini ileri süren kişinin genel mahkemelerde dava açma yoluna gidebilir. Başvurucuya, internet gazeteciliği üzerinde; borsada işlem gören şirket yöneticileri hakkında, çok sayıda suçtan dolayı davalar açılmış olduğu yönünde haberler yayınlamış olması nedeniyle hapis cezası verilmiş olması ve verilen hapis cezası ile ilgili olarak, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmış olması, Anayasanın 26 ve 28 maddelerinde düzenlenen düşünce ve kanaat özgürlüğü hakkının ihlali niteliğindedir. ( Orhan PALA kararı. B.No:2014/2983)

DERGİNİN TUTUKLUYA VERİLMEMESİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKININ İHLALİDİR

ÖZET: Tutuklu olarak bulunan şahıslar yönünden, tutulma henüz bir tedbir niteliğinde olması nedeniyle “mahkumun ıslahı” gerekçe olarak gösterilerek “Özgür Halk” isimli derginin başvurucuya verilmemesi ifade özgürlüğü hakkının ihlali niteliğindedir. (22/3/2018 tarihli, Ertan Yürek Kararı. B. No: 2015/18932)

Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

  1. Avukat Mehmet Erbil, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde hukuk eğitimini tamamlamıştır. 1990 yılından beri İstanbul’da serbest avukatlık yapmaktadır. Çalışmalarını insan hakları ihlalleri ile ilgili olarak ulusal ve uluslararası hukuk alanında yoğunlaştırmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesine yaptığı başvurularla ulusal hukuk mevzuatında bir çok değişikliğin yapılmasına vesile olmuştur.

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// Yrd. Doç. Dr. Mustafa Serdar Palabıyık : Ulusal ve Uluslararası Mahkemelerde 1915 Olayları ve İfade Özgürlüğü


Yrd. Doç. Dr. Mustafa Serdar Palabıyık : Ulusal ve Uluslararası Mahkemelerde 1915 Olayları ve İfade Özgürlüğü

Soykırım suçu hukuksal bir kavramdır ve gerek tarifine, gerekse faillerinin yargılanması ve cezalandırılmasına ilişkin süreçler bir uluslararası sözleşmeyle (1948 BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi), yani bir hukuki metinle belirlenmiştir. Şu ana kadar, 1915 yılında yaşanan olayları soykırım olarak tanıyan bir ulusal veya uluslararası mahkeme kararı mevcut değildir. Diğer taraftan, 1915 olaylarının soykırım olarak değerlendirilmesinin tek doğru tarihsel gerçek olarak sunulmasını ve alternatif tarih okumalarının inkârcılıkla suçlanmasını eleştiren ulusal veya uluslararası mahkeme kararları mevcuttur.

Bu kararlardan birincisi Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi (İDM) tarafından alınmıştır. 2003 yılının Ekim ayında iki Fransız vatandaşı Ermeni, Gregoire ve Suzanne Krikorian, Euro-Arménie ASBL adlı bir diaspora örgütünün de desteğiyle İDM’ye başvuruda bulunarak, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye adaylık statüsü vermesinin 1987 tarihli Avrupa Parlamentosu kararına aykırı olduğunu ifade etmişlerdir. Krikorianlar bu kararda Ermeni soykırımının açıkça tanındığını ve bunun inkârının Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine engel teşkil edeceğini ileri sürmüşlerdir. Dahası, Türkiye’ye adaylık statüsü verilmesinden rencide olduklarını ifade ederek 1 avroluk manevi ve sembolik tazminat ile mahkeme masraflarının ödenmesi talebinde bulunmuşlardır (İDM kararı, 2003, para. 1-2)

İDM ise başvuruyu inceleyerek ve sözlü bir duruşma yapmaya usul gereği gerek görmeyerek davayı düşürmüş ve 30.000 avro tutan mahkeme masraflarının Krikorianlar tarafından ödenmesine karar vermiştir. Burada asıl önemli olan İDM’nin 1987 tarihli Avrupa Parlamentosu kararının hukuki bir sonuç doğuramayacağını karar metninde yer alan şu ifadelerle açıkça belirtmesidir:

Şu kadarını ifade etmek yeterlidir ki, 1987 kararı tamamen siyasi açıklamalar içeren bir belgedir. Bu karar Parlamento tarafından herhangi bir zamanda değiştirilebilir. Bu nedenle ne kendisini yazanlar için, ne de daha güçlü bir sebeple, diğer davalı kurumlar için bağlayıcı bir hukuki sonucu olamaz.

(İDM kararı, 2003, para. 19)

Bu ifadelerden, 1965 yılından itibaren çeşitli ülkelerin yasama organlarında kabul edilen ve 1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan kararların da aslında siyasi mülahazalarla hazırlandığı ve hukuki bir sonuç doğuramayacağı anlaşılabilir. Diğer bir deyişle, İDM’nin bu kararı soykırımın kolaylıkla değiştirilebilen veya kaldırılabilen siyasi kararlarla değil, ancak yetkili mahkemelerce tanınabileceğini vurgulamıştır.

1915 olaylarını soykırım olarak tanımanın “tek tarihi gerçek” olarak sunulmasını sorgulayan bir mahkeme kararı da Fransa Anayasa Mahkemesi (FAK) tarafından 2012 yılında alınmıştır. Bu kararın arkasındaki hukuki süreç, Fransa Ulusal Meclisi ve Senatosu tarafından 2001 yılında tek cümlelik bir kanunun kabulüyle başlamış; bu kanunla Fransa “resmi olarak 1915 Ermeni soykırımını” tanımıştır. Ardından Sosyalist Parti, Ermeni soykırımının inkârının tıpkı Holokost’un inkârı gibi bir yıla kadar hapis ve 45.000 avro para cezası ile cezalandırılmasını talep eden bir yasa tasarısı hazırlamıştır. Bu tasarı 2006 yılında, 577 milletvekilinden oluşan Fransa Ulusal Meclisi’nin 452 üyesinin katılmadığı bir oylamada, 106 lehte ve 19 aleyhte oyla kabul edilmiş; ancak Fransa Senatosu bu tasarıyı reddederek gündemden çıkarmıştır (Laçiner, 2008, s. 320). Benzer içerikli bir tasarı tekrar Ulusal Meclis’e sunulmuş, burada kabul edildikten sonra bu kez Senato’da da kabul edilmiştir. Ancak bu defa da Fransa’daki en yüksek yargı organı olan FAK, bu tasarıyı ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirmiş ve anayasaya aykırılığı nedeniyle geri çevirmiştir (FAK kararı, 2012, para. 4 ve madde 1). Dahası FAK, bu tasarıya temel teşkil eden 2001 tarihli kanunun da “normatif unsurdan” yoksun olduğunu ifade ederek, bu kanunun kanun olma vasfının dahi sorgulanabileceğini ortaya koymuştur (FAK kararı, 2012, para. 6). Diğer bir deyişle, Ermeni soykırımını tanıyan bu kanun da hukuki sonuçlar üretebilecek normatif nitelikten yoksun bir kanun olarak değerlendirilmiştir.

Parlamento kararlarının siyasi niteliği nedeniyle hukuki bir sonuç doğuramayacağını ortaya koyan İDM kararı ve Ermeni soykırımının inkârının ifade özgürlüğü kapsamına girmesi gerektiğini savunan FAK kararı dışında, henüz temyiz aşamasında olmakla beraber Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Perinçek Davası hakkında aldığı karar da son derece önemlidir. Özünü tıpkı FAK kararında olduğu gibi ifade özgürlüğünün oluşturduğu AİHM kararı, Ermeni soykırımının “tüm dünya tarafından kabul edilmiş bir tarihi gerçek olduğu” iddiasını açıkça sorgulaması bakımından da büyük önem arz etmektedir.

Bu kararın verildiği davaya giden hukuki süreç, Doğu Perinçek’in Ermeni soykırımının inkarının suç olarak kabul edildiği İsviçre’de düzenlediği bir dizi konferansta Ermeni soykırımını “uluslararası bir yalan” olarak nitelemesi üzerine İsviçre’deki bir Ermeni diaspora örgütü olan Switzerland-Armenia’nın 15 Temmuz 2005’te Perinçek’i mahkemeye vermesiyle başlamıştır. 9 Mart 2007’de Lozan Mahkemesi Perinçek’i mahkûm etmiş, Perinçek’in temyiz için başvurduğu Vaud Kantonu Mahkemesi’nin, sonrasında da bir üst mahkeme olan Federal Mahkeme’nin de Lozan Mahkemesi kararını onaması üzerine Perinçek bu mahkemelerin, kararlarıyla ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek AİHM’ye başvurmuştur. AİHM, 17 Aralık 2013’te İsviçre’nin Perinçek’in ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir (AİHM Basın Açıklaması, 2013, s. 1-2).

Her ne kadar İsviçre Hükümeti’nin başvurusu üzerine karar, gözden geçirilmek üzere AİHM’nin temyiz organı olarak adlandırılabilecek Büyük Daire’ye götürüldüyse de, karar metni incelendiğinde üç önemli noktanın altının çizildiği görülmektedir. Birincisi, karar, ihtilaflı ve hassas konuların, kin ve nefrete tahrik ve ırkçılık unsuru olmaksızın tartışılmasını ifade özgürlüğü, bu tartışmanın cezalandırılarak engellenmesini ise ifade özgürlüğünün açık bir ihlali olarak değerlendirmiştir. Diğer bir deyişle, 1915 olayları kesin olarak kanıtlanmış ve üzerinde uzlaşmaya varılmış bir soykırım olarak değil, “ihtilaflı ve hassas bir konu” olarak tanımlanmıştır (AİHM Basın Açıklaması, 2013, s. 1). İkincisi, karar uluslararası toplumun tamamının 1915 olaylarını soykırım olarak tanımadığını, dünya üzerindeki 190’dan fazla devletten sadece 20 kadarının Ermeni soykırımını açıkça tanıdığını belirterek bu konunun ihtilaflı ve hassas bir konu olduğunun altını bir kez daha çizmiştir (AİHM Basın Açıklaması, 2013, s. 3). Son olarak, karar Holokost ve 1915 olaylarını birbirinden tamamen ayırmaktadır. Kararda Holokost’un hukuken aksi iddia edilemez bir soykırım olarak kabul edildiği ve bu durumun yetkili bir uluslararası mahkeme (Nürnberg Mahkemeleri) kararıyla sabit olduğu belirtilmiş, 1915 olaylarının böyle bir mahkeme kararı olmaksızın hukuken soykırım olarak nitelendirilemeyeceği de dolaylı olarak vurgulanmıştır (AİHM Basın Açıklaması, 2013, s. 3).

Sonuç olarak bu üç mahkemenin aldığı kararlar, Ermeni soykırımının tek ve inkâr edilemez bir tarihsel gerçeklik olduğu iddiasını doğrudan veya dolaylı olarak eleştirmektedirler. 1915 olaylarının soykırım olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı başka bir tartışma konusudur; ancak Soykırım Sözleşmesi’ndeki hükümlerde belirtilen yetkili mahkemelerce karara bağlanmadığı sürece bir soykırım suçundan bahsetmek hukuken mümkün değildir. Zaten mahkeme kararlarının altını çizdiği husus da tarihi olayların özgürce tartışılmasına imkân verecek düzenlemeler yapılması gerektiği ve bunun engellenmesinin temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğidir.

Kaynakça

Laçiner, Sedat (2008), Ermeni Sorunu, Diaspora ve Türk Dış Politikası, Ankara

Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi Kararı, Krikorian v.d. v. Parlamento v.d., Dava no: T-346/03, 17 Aralık 2003. http://curia.europa.eu/juris/showPdf.jsf;jsessionid=9ea7d2dc30db34e25f0e6db74be187eabef9520c3498.e34KaxiLc3qMb40Rch0SaxuMbNb0?text=&docid=48869&pageIndex=0&doclang=en&mode=lst&dir=&occ=first&part=1&cid=142048(Son Erişim: 22.04.2014).

AİHM Basın Açıklaması, “Criminal conviction for denial that the atrocities perpetrated against the Armenian people in 1915 and years after constituted genocide was unjustified”, 17 Aralık 2013.. https://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=1&ved=0CBsQFjAA&url=http%3A%2F%2Fhudoc.echr.coe.int%2Fwebservices%2Fcontent%2Fpdf%2F003-4613832 5581451&ei=8NbgVJO9JInxavejgegN&usg=AFQjCNGrVI2QmuCFhUm8tI8kovA-R8jkKg&sig2=BUTfCxl50pSuZLDE4HwuDw&bvm=bv.85970519,d.bGQ&cad=rjt

Fransa Anayasa Konseyi Kararı, “Law on the punishment of denials of the existence of genocides recognised by law”, No. 2012-647 DC, 29 Şubat 2012. Bkz. http://www.conseil-constitutionnel.fr/conseil-constitutionnel/english/case-law/decision/decision-no-2012-647-dc-of-28-february-2012.114637.html[:en]

Laçiner, Sedat (2008), Ermeni Sorunu, Diaspora ve Türk Dış Politikası, Ankara

Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi Kararı, Krikorian v.d. v. Parlamento v.d., Dava no: T-346/03, 17 Aralık 2003. http://curia.europa.eu/juris/showPdf.jsf;jsessionid=9ea7d2dc30db34e25f0e6db74be187eabef9520c3498.e34KaxiLc3qMb40Rch0SaxuMbNb0?text=&docid=48869&pageIndex=0&doclang=en&mode=lst&dir=&occ=first&part=1&cid=142048(Son Erişim: 22.04.2014).

AİHM Basın Açıklaması, “Criminal conviction for denial that the atrocities perpetrated against the Armenian people in 1915 and years after constituted genocide was unjustified”, 17 Aralık 2013.. https://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=1&ved=0CBsQFjAA&url=http%3A%2F%2Fhudoc.echr.coe.int%2Fwebservices%2Fcontent%2Fpdf%2F003-4613832 5581451&ei=8NbgVJO9JInxavejgegN&usg=AFQjCNGrVI2QmuCFhUm8tI8kovA-R8jkKg&sig2=BUTfCxl50pSuZLDE4HwuDw&bvm=bv.85970519,d.bGQ&cad=rjt

Fransa Anayasa Konseyi Kararı, “Law on the punishment of denials of the existence of genocides recognised by law”, No. 2012-647 DC, 29 Şubat 2012. Bkz. http://www.conseil-constitutionnel.fr/conseil-constitutionnel/english/case-law/decision/decision-no-2012-647-dc-of-28-february-2012.114637.html

SOSYAL MEDYA : BİR TÜRK MİLLETVEKİLİ BÖYLE BİR İFADE KULLANIR MI ???? RESMEN BÖLÜCÜLÜK YAPIYOR, HÜKÜMET UYUYOR !!!!



AKP’li Mehtap Toruntay, Trabzon Uzungöl’de "Kürdistan" yazılı atkılarla fotoğraf çektiren Iraklı uyruklu 9 kişiye tepki gösteren yöre halkını skandal ifadelerle hedef aldı.

Trabzon’un turistik yerlerinden Uzungöl’de Irak uyruklu 9 kişinin "Kürdistan" yazılı atkılarla fotoğraf çektirmesi gerginliğe neden olmuş, yöre halkı tarafından atkıları açanlara tepki gösterilmişti.

Konu ile ilgili AKP’li Mehtap Toruntay skandal bir twit attı. 1 Kasım 2015 seçiminde AKP’nin Ankara milletvekili adayı olan Toruntay, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, "Bir Türk olarak, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimine çağrımdır. Vatandaşlarınızı Trabzon gibi ‘cahillerin, vandalların’ yaşadığı yerlere göndermeyin, ülkenizde faaliyet yürüten Trabzonlu vandalları müteahit, tüccar, iş adamı vs.’nin faaliyetine müsade etmeyin" dedi.

AKP’li Toruntay’ın bu ifadeleri 23 Haziran’daki İstanbul seçimi öncesinde AKP çevrelerinden Ekrem İmamoğlu’na Trabzonlu olmasına nedeniyle yapılan "Yunan, Pontuslu" gibi ithamları akla getirdi.

Toruntay gelen tepkilerin ardından ise Twitter hesabını sadece takipçilerinin görebileceği şekilde korumalı hale getirdi.

İRTİCA DOSYASI /// Gaziantep’te Cumhuriyet düşmanı imamdan skandal ifadeler : Keşke o gün savaşı kaybetseydik


Gaziantep’te bayram namazını kılmak için İyinacar Camiine gidenler hutbe sırasında cami imamı F.Y.’nin ifadeleri ile şok yaşadı.

Kurtuluş Savaşı’nda verilen bağımsızlık mücadelesi ile igili skandal ifadeler kullanan, Cumhuriyet düşmüno imam F.Y., “Kurtuluş mücadelesinde bizi kandırdılar. 1.İnönü’de şöyle zafer kazandılar, 2.İnönü’de şöyle zafer kazandılar. Sakarya’da şöyle zafer kazandılar. Şöyle kahramanlık yapılmış, böyle kahramanlık yapılmış. Yunanlıları denize döktüler. Nerde döktüler. Hepsi yalan, keşke o gün savaşı kaybetseydik, belki Osmanlı’yı daha sonra yeniden kurabilirdik” dedi.

AÇIĞA ALINDI

Gaziantep Valiliği, bayram namazı öncesi vaazda sarf ettiği sözler nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan İyinacar Camii imamının açığa alındığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, imam hakkında idari soruşturma açıldığı hatırlatılarak, "İlimiz Şahinbey ilçesi İyinacar Camisi’nde bayram namazında yapılan vaazla ilgili sosyal medya ve basında yer alan haberler üzerine idari soruşturma başlatılmış, ilgili görevli bu kapsamda açığa alınmıştır" denildi.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, bayram namazı vaazında Türk kurtuluş mücadelesi için "Keşke kaybetseydik" diyen imama çok sert tepki gösterdi.

Gaziantep’te bayram namazı vaazında Türk kurtuluş mücadelesinin dönüm noktaları olan tarihi Sakarya ve İnönü zaferleri için "Keşke o savaşı kaybetseydik, sonra kazanıp Osmanlı’yı yeniden kurardık" diyen imam Türkiye’nin gündemine oturdu.

Konuyla ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan İYİ Parti İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ, skandal ifadelere imza atan imam hakkında şu ifadeleri kullandı:

"Türk ordusunun Yunana yenilmesini isteyecek kadar aşağılık olan bu yaratığı Atina’ya yollayalım.Gaziantep’in havasını varlığı ile kirletmesin.Diyanet İşleri Başkanı böyle adamlardan dolayı özür dilemeli diyeceğim ama o da bu pisliklerin şahını ziyaret etmişti."

GAZİANTEP VALİLİĞİ SORUŞTURMA BAŞLATTI

Gaziantep Valiliği de tepkiye yol açan olayla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada şöyle denildi:

"İlimiz Şahinbey ilçesi İyinacar Camisi’nde bayram namazında yapılan vaazla ilgili sosyal medya ve basında yer alan haberler üzerine soruşturma başlatılmıştır."