SURİYE SAVAŞI DOSYASI /// KÜBRA ÜNLÜ : İdlib’de Sular Durulmuyor


KÜBRA ÜNLÜ : İdlib’de Sular Durulmuyor

31 Ağustos 2020

İdlib’te Türk üssü çevresinde patlayıcı yüklü araç infilak etti

İdlip’te Türk üssü çevresinde cuma akşamı patlayıcı yüklü araç infilak etti. Bölgedeki yerel kaynaklarda yer alan, Türk ordusu saflarında yaralılar meydana geldiği hakkında haberler patlayıcı yüklü aracın İdlip batısında Selle El-Zuhur köyünde Türk noktası çevresinde infilak ettiğini açıkladılar. Kaynaklar, İdlib batısında M4 otobanı üzerinde Selle El-Zuhur köyü okulundaki Türk noktasından yoğun ateş sesleri işitildiğine ve bunu noktayı hedef alan bomba yüklü aracın infilak etmesinin izlediğine dikkat çektiler. Ayrıca, Türk helikopterlerinin patlama nedeniyle Türk askerlerinden bazılarını tahliye etmek için Suriye hava sahasına girdiğine işaret ettiler.

Olay sonrası çok sayıda ambulans birliğe sevk edilirken şok ve şarapnel etkisiyle 7’si hafif toplamda 9 kişi yaralandığı bilgisine ulaşıldı. Yaralıların Hatay’daki devlet hastanelerine gönderildiği öğrenilirken, alanda geniş çaplı çalışma başlatıldı.

İdlib’de Türk askerleri alarma geçti

İdlib’in Cisr Şuğur ilçesinin güneyindeki Selle El-Zuhur köyünde Türk gözlem noktasına yönelik bombalı araçla saldırı girişiminin ardından İdlib’in batı kırsalındaki M4 uluslararası karayolu üzerinde bulunan Eştabrak bölgesinden Nahlaya beldesine uzanan hat boyunca Türk askerleri alarm durumunu en üst seviyeye çıkardı. Bu kapsamda zırhlı araçlardan oluşan askeri bir konvoy Türk askeri noktalarına yakın Baskenbul ve Eştebrak bölgesinden hareket ederek Selle El-Zuhur köyüne ulaştı. Askeri takviyeyle eşzamanlı olarak Türk SİHA’ları İdlib’in batı kırsalı ve Sehl el-Gab semalarında yoğun uçuşlar gerçekleştirdi.

İdlib sınırına askeri sevkiyat sürüyor

Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) Suriye sınırındaki birliklere takviye amacıyla gönderilen zırhlı araçlar Hatay’a geldi. Tırlardan indirilen askeri araçlar, İdlib sınırındaki birliklere doğru hareket etti.

Suriye muhalefetinden büyük güçlere ateşkese destek çağırısı

İdlib’de yaşanan gelişmelere paralel olarak, Suriye muhalefeti adına Anayasa Komitesi’nin Eş Başkanlığını yürüten Hadi el-Bahra, Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde bir hafta süren müzakerelerin ardından Cenevre’de gazetecilere demeç verdi. Muhalefet 10’uncu yılına girmek üzere olan iç savaşın ardından siyasi bir geçişe zemin hazırlamak için önümüzdeki aylarda ülke genelinde ateşkes yapılmasına yardımcı olmaları çağrısında bulundu.

ABD, nüfuz peşinde

BasNews’e konuşan gizli bir kaynağa göre; ABD’li bir heyet Fırat’ın doğusundaki Arap aşiret ileri gelenleri, Kürt siyasi parti ve Hristiyan güçlerinin temsilcileri ile bir toplantı gerçekleştirdi. ABD’nin inisiyatifinde gelişen toplantıda, Fırat’ın doğusunda Kürt, Arap, Hristiyan bileşenlerin yer alacağı yeni bir oluşuma gidilerek “Cizre Bölgesi” ilan etmek için anlaşmaya vardığını söyledi.

Bu plana göre, ilan edilecek yeni oluşumunda yer alan Arap aşiretlerine Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin destek vereceği kaydedildi. Kaynak, "Cezire bölgesinin (Fırat’ın doğusundaki bölgeler) her bir bileşeni, Amerikan ve Arap desteğiyle (Suudi-Emirlik-Mısır) kendi bölgesini yönetecektlerini ve bileşenler arası koordine olacağını" aktardı. Ayrıca, ABD’nin yeni oluşumun en büyük parçası olacak olan Kürtlerin, ENKS ve PYD önderliğindeki PYNK (Kürdistan Ulusal Birlik Partileri) arasındaki birlik çalışmalarına hız verilmesini istediğini kaydetti.

Rusya’dan ABD’nin Cezire bölgesini ilan etme hazırlığı karşısında yeni hamle

ABD’nin Cezire bölgesini ilan etme hazırlığı karşısında Rusya’nın geçtiğimiz günlerde ,Kamışlı Havaalanın’da HSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî ve PYD Sözcüsü Nuri Mahmud ile bir görüşme gerçekleştirdiği ve HSD’li yetkilileri Moskova’ya resmi olarak davet ettiği bildirildi. BasNews’e konuşan kaynağa göre, MSD’den bir heyet bu toplantıya katılmak zorunda kaldı, ancak her halükarda HSD, ABD’nin Cizre(Fırat’ın doğusu) bölgesine yönelik planına dahil olacak.

İdlib’de Türk kuvvetlerine yönelik saldırılar devam ederken, ABD ve Rusya’nın bölgedeki nüfuz çalışmaları dikkat çekmektedir. Bu durum karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada "Rusya’dan terör örgütü PKK/YPG iltisaklı oluşumların gündemine hizmet edecek adımlardan kaçınmasını bekliyoruz" ifadelerini kullanarak tepkisini ortaya koydu.

Kaynak: Basnews, Sputnik, Şarkul Avsat, Reuters

SURİYE SAVAŞI DOSYASI /// GÜRSEL TOKMAKOĞLU : İdlib’de Ateşkes İhlali mi ???


GÜRSEL TOKMAKOĞLU : İdlib’de Ateşkes İhlali mi ???

10 Haziran 2020

Hassasiyeti halen devam eden Suriye, İdlib’de, Rusya ve Türkiye arasında varılan Moskova Mutabakatı ve 6 Mart’ta yürülüğe giren ateşkesi ihlal eden olaylar mı ceryan ediyor? Endişe duymalı mıyız? İdlib’de istikrarsızlık tekrar mı başlıyor? Türkiye ne mesajı veriyor?

Önce yaşananları kısaca özetleyelim.

Türkiye, Rusya ve İran’ın katıldığı, 4-5 Mayıs 2017’deki Astana toplantısında, 1) İdlib’in tamamı ve komşu iller olan Lazkiye, Hama ve Halep’in bazı bölgeleri, 2) Humus ilinin kuzeyi, 3) başkent Şam’daki Doğu Guta ile 4) ülkenin güney bölgeleri olan Dera ve Kuneytra illeri olmak üzere dört adet gerginliği azaltma bölgesi ihdas edildi.

Hal böyle olduğu halde Rus hava desteği altındaki rejim ve İran destekli güçler bu sayılan bölgelerde güneyden başlayarak kuzeye, İdlib’e doğru ilerlemeye başladı. Rusya’nın buradaki bahanesi teröristlerce kendi üslerine saldırıların olduğuydu.

Rejim güçleri Eylül 2018’de İdlib’e doğru askeri yığınağını artırdı. Bunun üzerine Türkiye ve Rusya, 17 Eylül 2018’de ateşkesi güçlendirmek için Soçi’de ek mutabakata vardılar. Buna rağmen rejim güçleri Mayıs 2019’da bölgeyi tümüyle ele geçirmek için harekata başladı. Bu sayede rejim ve destekçileri, İdlib’in güneyindeki önemli ilçelerine, Hama’nın kuzey ve doğu kırsalına ve Halep’in güney ve batı kırsalında çok sayıda yerleşim yerine hedef gözetmeksizin saldırdı, sivilleri öldürdü ve onları Türkiye’ye doğru göçe zorladı.

Rus ve İran destekli Esad güçleri Türkiye sınırına doğru önlerine Suriyeli sivilleri de katarak bir süpürme harekâtı gerçekleştirmekteydi. Çatışmasızlık bölgesinde toplam bin 800’den fazla sivil öldü, sayısı yine binlerce olan yaralı var ve iki milyona yakın göçmen Türkiye sınırına hareket etti.

Türkiye 27 Şubat 2020 tarihinde, Astana ve Soçi Mutabakatları gereği bölgede ihdas edilen gözlem noktalarını takviye etmek ve Türk sınırına doğru sürülen sayısı milyona yakın sığınmacı göçünü durdurabilmek adına bölgeye asker sevk ediyorken Rus askerlerinin de gözü önünde Esad uçaklarının Türk askerini hedef alması üzerine 34 şehit verdi.

Bu elim hadiseden sonra Türkiye 1 Mart 2020’de Bahar Kalkanı Harekatı’nı başlatarak Esad güçlerinin geri püskürtülmesini kendi başına sağladı. Esad güçleri o denli kayıp verdi ki bunun neticesinde Rusya, rejimin daha fazla yara almamasını ve dahası Rusya’nın Suriye’deki askeri varlık bulundurması meşruiyetini garanti almak adına araya girdi ve Moskova Mutabakatı ile bölgede geçici bir istikrarın oluşmasına çözüm aradı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Başkanı Putin, 5 Mart 2020’de Moskova’da yeni bir mutabakata vardı, ateşkes olacaktı. Bu son ateşkes 6 Mart saat 00.01’den itibaren yürürlüğe girdi. Rejim güçlerinin zaman zaman ihlallerine rağmen, ateşkese büyük ölçüde riayet edilmekteydi.

Aradan geçen zamanda ilgili mutabakat gereği M-4 karayolunda 16 adet Türk-Rus devriyeleri icra edildi. Ateşkes ortamından faydalanan 285 bin 403 sivil evlerine geri döndü. Suriye sınırları içindeki Türk askeri bölgede istikrarı tesis etmekle meşgul. Türkiye sınırdaki bölgeye briket evler yapıyor ve sığınmacıların geri dönüşlerini sağlıyor. Birleşmiş Milletler de bu konuyu takip ediyor. Bu gelişmeler istikrarı cesaretlendirici bir tablo çizmekteydi.

Bugüne gelelim ve soralım, ateşkes ihlal mi ediliyor?

Ancak Esad güçleri yine anlaşmanın hilafına bölgede istikrarı bozacak türden bir eylem gerçekleştirdi. 8 Haziran 2020 itibarıyla, Suriye’nin İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki ateşkesi ihlal eden Rusya’nın havadan ve İran destekli terörist grupların karadan desteğiyle Esad rejim birlikleri istikrarı tekrar bozdu, 5 bin 834 sivil yerinden edildi, Rusya’nın saldırısıyla en az 3 sivil öldü, 8’den fazla sivil yaralandı. Rusya’nın İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi sınırları içindeki yoğun hava saldırıları nedeniyle, Cebel Zaviye ve Cebel Şahişbo bölgesinden, Kensafra beldesi ile Mozara Ainlaruz, Fattira, Bara ve Keferavid köylerinden Türk sınırına yakın kaplara doğru doğru göç hareketi tekrar başladı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan (İletişim Başkanlığı, 9 Haziran 2020) yapılan bir açıklama var. Bunu aynıyla aşağıda sunuyorum:

“Sivillerin korunması, mülteci akınının durdurulması ve terörle mücadele konusunda büyük kazanımlara imza atan Türkiye, İdlib’in sürekli bir güvenli bölgeye dönüşmesi konusunda kilit ülke olarak girişimlerini sürdürüyor.Türkiye için bölgede askeri gücünü artırmak ve Esed rejiminin saldırılarına yanıt vermekten başka seçenekse bulunmuyor. Bu noktada ise Suriyeyi doğudan batıya, güneyden kuzeye bağlayan M4 ve M5 Karayolları stratejik önem taşıyor. Türkiye yaptığı başarılı askeri operasyonlarda İdlib’in güneyi ve doğusundan geçen M4 ve M5 Karayolları’nın kuzeyi ve batısında kalan bölgelerde güvenliği tamamen sağlamış durumda. Türkiye’de bulunan Suriyeli mülteciler, Türkiye’nin güvenli alanı meydana getirmesiyle yeniden evlerine dönmeye başladı. Diğer yandan Rusya ile görüşerek Esed rejiminin sivil katliamlarını durduran Türkiye, yeni bir insanlık krizinin çıkmasının da önüne geçmiş oldu. Türkiye sivillerin korunması, mülteci akınının durdurulması, terörle mücadele konusunda büyük kazanımlara imza attı. Suriye iç savaşında ateşkesin sağlanması, siyasal çözümün ön plana çıkması Türkiye’nin ulusal güvenlik endişelerinin giderilmesi için İdlib’in sürekli bir güvenli bölgeye dönüşmesi konusunda Türkiye girişimlerine devam ediyor. Rusya destekli Esed rejimi, uluslararası güçlerce desteklenen terör örgütleri, Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu (Suriye Milli Ordusu) ve birçok grup bölgede varlığını sürdürmeye devam ediyor. 5 Mart’ta imzalanan Moskova Mutabakatı ile başlayan ateşkesin sona ermesi ihtimali ise her an gerçeğe dönüşebilir. Türkiye ise kendi sınırlarına sıçrayacak bir savaşın önüne geçmek, terör örgütlerinin faaliyetlerinin İdlib’e taşmasını engellemek, kazanımlarını kaybetmemek ve yeni bir insanlık krizine yol açacak her türlü girişimi durdurmak, bölgede barışın temini ve siyasal çözümler için arayışlarda kilit ülke olarak varlığını İdlib’de sürdürmeye devam ediyor.”

Cumhurbaşkanlığı bu açıklamayla durumu özetledikten sonra net olarak karşı tarafa, yani Esad’a ve Rusya’ya diyor ki, Bahar Kalkanı Harekâtı kaldığı yerden devam edebilir. Dolayısıyla Moskova Mutabakatı’na riayet edin ve ateşkesi kalıcı kılalım.

Gürsel Tokmakoğlu

SURİYE SAVAŞI DOSYASI : İdlib’te Türkiye’ye Rus dayatması ve ABD tuzağı


İdlib’te Türkiye’ye Rus dayatması ve ABD tuzağı

Yazan Cahit Armağan Dilek

06 Mart 2020

Bu satırlar yazılırken Putin-Erdoğan zirvesi henüz başlamıştı, sonucu belli değildi. Bakmayın siz liderlerin tokalaşırken gülümsediğine, Putin’in taziye dileklerine.

Putin 34 şehit verdiğimiz noktada Türk askerinin olduğunun bilinmediğini söylerken bir nevi Suriye adına konuşurken aslında saldırı anında Rus uçaklarının da havada olduğunu onların göz önünde olduğunu da ifade etmiş oluyor.

Ayrıca Türk tarafının ısrarla söylediği kasten vuruldu söylemini de herkesin önünde yalanlıyor. Suriye tarafının da ciddi kaybı var diyerek Türkiye’ye fazla ileri gittiniz uyarısı yapıyor.

Bu haliyle Türkiye 12 gözlem noktası dışında bulunmamalıydı, hata Türkiye’nin demek istiyor. Suçlama devam ediyor. İşte görüşme böyle bir sert karşı duruşla başladı.

Erdoğan’ın kabulünüz için teşekkür ederim demesi, hangi gerekçeyle olursa olsun son bir ayda 58 Türk askerinin şehit olduğu ve arkasında Rusya’nın olduğu bilinen saldırı ve krizi konuşmak için Rusların ayağına gidilmesi de Rus tarafının psikolojik üstünlüğünün kabullendiğini ve müzakerelerde onların ortaya konulacak şartların yeni mutabakata yansıyacağına işaret ediyor.

Diğer taraftan zirveye kadar ki sahadaki gelişmeler, İdlib’te sahada oluşan fiili durum, özellikle Rusya tarafından gelen ardarda gelen çok sert ve suçlayıcı açıklamalar artık Soçi sürecinin sona erdiğini, İdlib’e ilişkin Soçi mutabakatının fiilen yırtılıp atıldığına işaret ediyor.

Muhtemelen bugünden itibaren artık Moskova Mutabakatından bahsedeceğiz ama bu Rusya’nın şartlarının esas olacağı bir metin olacak..

Erdoğan her ne kadar Suriye ordusunun Türk gözlem noktalarının gerisine çekilmesini şart koşmuş olsa da son günlerde İdlib’te havada ve karada Suriye ordusunun yerini artık Rusların yerini aldığını görmesiyle görüşmenin hedefini kalıcı ateşkese ulaşmak olarak açıklayarak hedef küçülttüğünü anlıyoruz.

Son 2-3 gündür Rus yetkililer açıklamalarıyla aslında Putin’in ne diyeceğini de önceden söylemiş oldular. Özeti; bundan sonra İdlib’teki çatışma Türk-Rus çatışması olur.

Moskova Mutabakatında muhtemelen mevcut kontrol edilen hatlarda (kabaca Serakib batısından itibaren M4’ü hat olacak şekilde) bir ateşkes, Suriye ordusunun kuşatmasındaki Türk gözlem noktalarının tahliye edilmesi, terör örgütleriyle mücadelenin devam etmesi hususlarının yer alabileceğini öngörebiliriz. Ama özellikle ateşkesin uzun vadeli olması beklenmiyor.

İdlib’te artan şehitlere karşı Türkiye’nin başlattığı harekata ilişkin paylaşılan resmi bilgilerde 3 binden fazla Suriye askeri öldürüldü dense de Suriye tarafı sanki bu doğru değilmiş gibi davranıyor. Ama Türk operasyonlarından zarar gören esas aktörün İranlı Şii milisler ve Hizbullah olduğu anlaşılıyor.

Şam üzerindeki Rusya-İran nüfuz mücadelesi ve ABD’nin İsrail’in güvenliği gerekçesiyle İran ve gruplarına ait hedeflerin vurulması Rusya’nın İdlibte Türk operasyonlarına bir süreliğine neden göz yumduğu, ABD’nin de neden Türkiye’yi teşvik ve tahrik ettiğini gösteriyor. Bu haliyle İdlib’teki çatışmalar daha geniş bir coğrafyada Türk-İran çatışmasına da dönüşebilir.

Rusya ile mutabakat ararken aynı gün İstanbul’da ABD’lilerle İdlib konferansı düzenlemek de ne ola ki? Rusya’ya biz ABD ile çözüm ortaklığı yapıyoruz mu demek istiyorsunuz?

ABD’li büyükelçilerin Hatay’da simgesel de olsa sınır geçip İdlib’e ayak basması, orada El Kaide’nin psikolojik harekat birimi Beyaz Baretlilerle poz verip el sıkışması ABD’nin fiilen İdlib’e el koyduklarının işareti. Putin bunu görmedi mi sanıyorsunuz?

Bu arada Jeffrey’nin sık sık gelmesiyle eş zamanlı Türkiye’de yeni müzakere sürecinin hareketlendiğini, teröristbaşının yeniden sahneye sürüldüğünü de not edelim.

ABD’li senatörlerden sonra Almanya ve Hollanda da İdlib’te uçuşa yasak ilan edilmesini istiyorlar. Bu cephenin genişleyeceğini, şartlar olgunlaşınca da İdlib’te güvenli bölgenin hayata geçirileceğini öngörebiliriz. Suriye bunu egemenliğinin ihlali görüyor. Rusya da sıcak bakmıyor. Sonuç Türk-Rus krizi, Türk-Suriye ve İran çatışması olur.

İdlib’te artık Türkiye açıkça ABD’nin gemisinde. ABD de Esad zafer kazanmamalı, biz size mühimmat ve istihbarat veririz diyor. Uyarıyoruz ABD’nin bu tavrı Türkiye’ye taşeron muamelesidir. Çünkü ABD aynı muameleyi YPG’ye de yapıyor. Farkı var mı?

34 şehit verdiğimiz gün Türkiye’nin Yunanistan sınırlarını sığınmacıların geçişine açma kararıyla birlikte resmi rakamlarla 130 bin civarında kişinin sınıra yığılması, bunların çok az bir kısmının Yunan tarafına fiilen geçebilmesiyle sınır hattında kendi ellerimizle adeta sığınmacı bölgesi oluşturduk. Ülkemize yönelik göç ve sığınmacı akınını tetiklediğimizin, ülke içinde kontrolsüz bir insan yığınını hareketlendirdiğimizin farkında mısınız? Bu Türkiye’nin hayrına değil.

Dün itibariyle bölgeye özel harekat polisinin gönderilecek olması oradaki krizi yeni bir safhaya eviriyor. Sınır güvenliği TSK’nın işi değil mi? Hem sınıra polis göndermek hem de kendi ellerimizle sınırlarımızda yeni güvensiz bölgeler oluşturmak neyin aklı? Ne yaptığınızın farkında mısınız?

SURİYE SAVAŞI DOSYASI : Suriye Toprağı İdlib’i Suriye’ye Karşı Korumanın (!) Bedeli


Suriye Toprağı İdlib’i Suriye’ye Karşı Korumanın (!) Bedeli

Yazan Cahit Armağan Dilek

11 Şubat 2020

İdlib yeniden genel Suriye krizi içinde öne çıkan bölge. Ama oraya geçmeden Türkiye’de gözlerden kaçan ve böyle giderse sonuçları itibariyle İdlib’teki gibi Türkiye’ye vahim maliyetleri olabilecek birkaç konuyu hatırlatalım.

İdlib’te Türkiye’ye çok açıktan destek veren, yerel medya haberlerine göre, İdlib’teki Türkiye kontrolündeki silahlı gruplara askeri desteğini yeniden başlatan ABD Suriye doğusunda (Kamışlı’nın doğusundan Irak sınırına kadar hattın güneyinde Fırat nehrinin Irak sınırına geçtiği noktaya kadar olan bölge) bir Sünni bölge oluşturma hamlelerini hızlandırdı.

Bunu yaparken de, YPG’yi kullanıyor ve YPG teröristlerini bölgedeki petrol alanlarında bekçi olarak kullanıyor. Bunun karşılığında da PYD/YPG’nin Suriye kuzeyinde kendi bölgesini oluşturması için Rusya’nın inisiyatifindeki gelişmelere dahil olmaya teşvik ediyor.

Suriye kuzeyindeki PKK/YPG varlığı artık ABD ile Türkiye arasında değil Türkiye ile Rusya arasında bir soruna evrilmiş durumda. Türkiye’nin barış pınarı bölgesinin doğu ve batısındaki alanlarda PKK’nın halen bulunduğunu açıklayıp ortak devriyelere katılmaması bunun işareti.

Bunun yanında Rusya, Suriye’deki tüm sözde Kürt partilerini (PYD ve PYD haricindeki Kürt partileri (ENKS)) bir araya getirmeyi başarmış durumda.

Ayrıca bunları Rusya’nın garantörlüğünde Şam yönetimiyle de müzakereye ikna ettiler.

Yerel medyadaki haberlere bakılırsa, bazı ön mutabakatlara ulaşıldığı, iki tarafta da müzakereden umutlu bir havada olduğu görülüyor.

Bunun arkasında İdlib’te oluşan askeri-politik durumun etkisi var dersek abartmış olmayız. PKK/YPG’nin pozisyonu belli. İdlib’te Türkiye ile Suriye’nin ilan edilmemiş bir savaşa tutuşmuş olması Şam ile YPG’nin Türkiye’ye karşı işbirliğini pekiştirmiş durumda. Yine bazı yerel haber kaynaklarında, YPG’nin İdlib şehir merkezindeki çatışmalarda Suriye ordusu saflarında olacağı iddiaları var. Yine Tel Rıfat bölgesinden İdlib’in kuzey doğusundaki Türk gözlem noktalarına saldırılar da gelebilir. Afrin’deki bombalı saldırılara dün başka bir saldırının eklendiğini gözden kaçırmayalım. Yani İdlib’teki çatışmaların Afrin, Cerablus ve El Bab hattında genişleme olasılığı artıyor.

Peki İdlib’te ne oluyor?

Rusya, Türkiye’nin İdlib’te Soçi mutabakatındaki sorumluluklarını (ılımlılarla teröristleri ayırma) yerine getirmediğini ve hatta Soçi mutabakatının ruhuna aykırı olarak İdlib’e aşırı derecede asker ve silah soktuğunu söylüyor.

Rusya açıkça söylemese de, Erdoğan’ın Suriye Türk gözlem noktalarının gerisine çekilsin çıkışını kendilerine bir meydan okuma gördüğünü tavırlarından ve Rus medyasında çıkan Erdoğan yönetimi aleyhindeki haberlerden anlıyoruz.

Türkiye’nin 2 Şubat gecesinde 8 şehit verdiğimiz saldırıdan sonra 2 binden fazla askeri ve Afrin, FK bölgesi ve Fırat doğusundan 4 binden fazla ÖSO’cuyu ve ağır silahları İdlib’e soktuğu yerel medyada fotolarla yazılıp çiziliyor. Türkiye’nin bu kadar askeri gücü İdlib’e yığmasının arkasında ABD’den alınan bazı güvenceler olması büyük olasılık.

Rusya ile Ankara’da İdlib konusu görüşülüyor ama sonuç çıkacak gibi değil. Rus tarafının TSK ve desteklediği silahlı grupların Halep-Lazkiye (M4) karayolunun 5 km kuzeyine çekilmesini, M4 yolunun Rusya’nın kontrolüne bırakılmasını önerdiği gelen haberler arasında. Rusya’nın da onayıyla Suriye’nin M4’ü bırakmaya niyeti yok. Yakalamış olduğu bu askeri ilerleme gücüyle harekatı genişletmekten çekinmeyecek eğer Türk tarafı Rus önerisini kabul etmezse.

Ancak Türk tarafının Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, Suriye ordusunun Soçi mutabakatının imzalandığı (17 Eylül 2018) tarihteki pozisyonuna geri çekilmesini, M4 ve M5’in de kendisine bırakılmasını istediği bildiriliyor. Son günlerdeki aşırı askeri yığınağın da bu isteğini kabule zorlamak için olduğu anlaşılıyor.

Türkiye’nin talebinin gerçekçi olmadığı ortadayken Türkiye’nin TSK ve kontrolündeki silahlı gruplara yaptırdığı yeni konuşlanma yeni bir operasyonun başlayacağına işaret ediyordu.

Bu karşılıklı alınan pozisyon İdlib’te M4 hattı boyunca Türkiye-Suriye savaşından başka bir şeyle sonuçlanamazdı.

Nitekim bu yazı hazırlanırken İdlib’ten TSK ve beraberindeki grupların Serakib’e yönelik bir operasyon başlattığını, Suriye’nin karşı saldırı yaptığı, 5 askerimizin şehit 5 askerimizin yaralandığı haberleri geldi bile.

Bu mantıkla giderse zayiatın artması maalesef kaçınılmaz.

Yukarıda saydığımız rahatsızlıklarının yanında Rusya ile müzakere devam ederken Türkiye’nin bir harekata başlaması Rusya tarafından sert karşılık getirecektir. TSK Suriye ordusuyla savaşıyor gibi olsa da Rusların da kendini göstermeden 12 gözlem noktası haricinde sokulan birliklere yönelik Suriye saldırılarına destek vermesi kaçınılmaz.

İdlib’teki savaşta Rusya’nın yeri Suriye’nin yanıdır. ABD ise Türkiye’nin yanında, şuanda siyaseten ama çatışmalarla, ki artık bu bir savaştır, birlikte ABD askeri olarak da bölgeye gelecektir. Bu da krizi daha da derinleştirecektir.

Türkiye değerlendirme ve muhakeme yapmadan anlık ve günlük kararlar aldıkça İdlib’te maliyet artacaktır.

Öyleyse acil cevap gereken soruları soralım: İdlib’te, Suriye ordusuyla savaşmanın gerekçesi nedir? Siyasi hedefi nedir? Suriye toprağı olan İdlib’i Suriye ordusuna karşı korumanın mantığı nedir?

SURİYE SAVAŞI DOSYASI : İdlib’te Savaşırken Türk Yurtlarında Neler Oluyor ???


İdlib’te Savaşırken Türk Yurtlarında Neler Oluyor ???

Yazan Cahit Armağan Dilek

07 Şubat 2020

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’te 8 şehit, 6 yaralı verdiğimiz saldırıya ilişkin olarak "askerlerimize yapılan saldırı, Türkiye açısından Suriye’de yeni bir dönemin miladıdır" ifadesini kullandı.

Aslında sadece Türkiye için değil Suriye’deki bütün aktörler için yeni bir dönemin başlangıcı olacak. Nitekim önceki günkü yazımızda bu saldırının Suriye’de yeni bir safhanın başlangıcı olacağını ve Suriye’deki aktörleri de saflarını yeniden belirlemeye iteceğini söylemiştik.

Gelişmeler de bu yönde.

Erdoğan konuşmasında yeni dönemin başlangıcı olabilecek şekilde Suriye yönetimini açıktan uyardı ve Suriye rejiminin bu ay içinde Türk gözlem noktalarının gerisine çekilmesini beklediklerini, aksi halde Türkiye’nin bu işi bizzat yapmak zorunda kalacağını vurguladı.

Demek istediği Suriye ordusunun Soçi mutabakatının imzalandığı Eylül 2018’deki pozisyonuna çekilmesi.

Bunun gerçekçi bir talep olduğunu söylemek mümkün değil. Nitekim bu açıklamadan hemen sonra Suriye ordusu dördüncü Türk gözlem noktasını da kuşattı ve TSK’nın ilave güçler göndererek ulaşım hatlarını kontrol altına aldığı Serakib şehrini de kuşattı. Şam yönetimi adeta Erdoğan’ın söylemlerine meydan okuyordu.

Lavrov’un da açıklamalarından anlaşılıyor ki, Rusya İdlib’teki gelişmeleri sadece izliyor ve bunu yaparken de Türkiye’nin tavrının yanlış olduğunu, Soçi mutabakatının hükümlerini aşan şekilde İdlib’te konuşlanmasını artırdığını ifade ediyor. Yani Suriye ordusunun operasyonlarının sürmesine ses çıkarmıyor.

Burada dikkat çeken husus Suriye ordusu ve Şii milislerinin Soçi mutabakatıyla karar altına alınan ve tesis edilen 12 Türk gözlem noktasına yönelik saldırı yapmazken, Türkiye’nin son günlerde İdlib’e soktuğu yeni konvoylarla oluşturulan geçici kontrol noktalarına saldırmalarıdır. Yani Soçi mutabakatını Suriye değil Türkiye ihlal ediyor mesajı veriyorlar.

Ayrıca Erdoğan’ın halk kendini temsil eden birisini seçinceye kadar oradayız diyerek adeta Esad baştayken çekilmeyeceğiz mesajı veriyor ki bu hem Rus hem de Suriye tarafınca Soçi ve Astana mutabakatlarına aykırı görülüyor. Rus onaylı Suriye operasyonlarının bir nedeni de bu söylem.

Diğer taraftan Erdoğan, İdlib’te asker bulundurulmasıyla ilgili olarak "bizim elimizde kapı gibi bir Adana Mutabakatı Anlaşması var ve biz bu anlaşmanın gereği olarak oradayız" dedi. Suriye ise SANA ajansında yayımlanan haberde, Erdoğan’ın doğruyu söylemediğini ve Adana mutabakatının Türkiye’ye otomatik harekat yetkisi tanımadığı karşılığını verdi.

Gerçekten de Adana mutabakatı karşılıklı koordinasyonu ve istihbarat paylaşımının yapılmasını öngörüyor ve sınır ötesinde tek taraflı harekatlara izin vermiyor.

Erdoğan yönetiminin içeride olduğu dış politikasında dini referanslara ağırlık vermesi, Türk Milleti kavramı yerine ümmet kavramını esas alması, Filistinlilerin yaşadıkları için uluslar arası toplumu ayağa kaldırmaya çalışması, Suriye’de çoğunluğu Arap olan bölgeler için Menbic Menbiclilerin, Rakka Rakkalıların, İdlib İdliblilerin, buraların sahiplerine verilmesi için mücadele ediyoruz deyip Şam yönetimiyle savaşı göze aldığını görüyoruz.

Savaşı göze almak demek, İdlib’te kısa süreli de olsa Suriye ile çatışmak demek Türkiye’nin ABD ve NATO’dan destek talep etmesi demek. ABD’den gelen açıklamalar adeta Türkiye-Suriye çatışsa da bizde bölgeye gelsek isteğini deşifre ediyor.

Hatta açıkça yol gösteriliyor. ABD’nin PKK’ya karşı istihbarat paylaşımı mekanizmasının Kasım 209’da sona erdirildiğini önceki gün duyurması da bunun bir emaresi. ABD diyor ki "eğer İdlib başta olmak üzere yeniden istihbarat paylaşımına başlarsa Türkiye’ye yönelik Suriye ordusundan gelebilecek saldırıları önleyebiliriz, ilave hava savunma sistemleri de göndeririz."

Bu iş birliğinin sonu İdlib M4 karayolu kuzeyinde güvenli bölge ilanı demek. Bu Rusya ile de işbirliğinin kopması demek olabilir. Bunun böyle olacağını aslında tam bir yıl önce 16 Şubat 2019’da bu köşede yazdık. Bir yıl sonra işte o noktadayız. ABD planı devrede, senaryosu tıkır tıkır işliyor.

Libya’da Suriye’de bu tür bir tavır sergileyen Erdoğan yönetiminin değişik ülkelerde kimlikleri, en temel insan hakları ellerinden alınan, dağıtılan, ezilen Türklerin durumunu gündeme getirmekten uzak olduğunu görüyoruz. Örneğin Suriye’de şurası Türkmenlerindir, Türkmenler topraklarını kontrol altına alıncaya kadar mücadele edeceğiz denilmediğini görüyoruz.

İşte başkanlığını yaptığım 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü 14 yıldır geleneksel hale gelmiş ve Enstitümüzün kurucusu Prof. Ümit Özdağ’ın babası stratejist Muzaffer Özdağ adına düzenlediği Türk Strateji Günü‘nde bu yıl "Türk Yurtlarında Neler Oluyor?" başlıklı bir panel düzenliyor.

Yarın yani 08 Şubat’ta Ankara’da yapılacak panelde Kırım, Doğu Türkistan, Doğu Türkmenleri (Irak) ve Batı Türkmenleri (Suriye)‘deki Türklerin durumu konuşulacak, tartışılacak.

Başkaları Atatürk, Türk, Türk Ulusu, Türk Milleti, Türk Bayrağı, Türk Ordusu demekten "kaçınsa" da bizler mazisi insanlık tarihiyle başlayan, tarih boyunca medeniyet nurları taşıyan dünyanın neresinde olursa olsun Türk Ulusunun varlığının, kimliğinin, haklarının takipçisi olmaya, korumaya ve gündemde tutmaya devam edeceğiz.

SURİYE SAVAŞI DOSYASI /// İdlib Haritası : Bahar Kalkanı Harekatı’nda Son Durum


İdlib Haritası : Bahar Kalkanı Harekatı’nda Son Durum

6 Mart 2020

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 27 Şubat’ta başlatılan İdlib’e yönelik operasyonların adını 1 Mart itibariyle “Bahar Kalkanı Harekatı” olarak duyurdu. 2015 yılında muhaliflerin kontrolü sağladığı, 17 Eylül 2018’de Rusya ile Türkiye arasında imzalanan Soçi Mutabakatı ile Türk gözlem üslerinin kurulduğu İdlib’de, Esad rejimi Ağustos 2019’dan bu yana ilerleyişini sürdürdü.

Muhaliflerin kontrolündeki Dera’da tekrar kontrol sağlanmasının ardından konuşan Beşar Esad, yeni hedeflerinin İdlib olduğunu belirtmişti. Muhaliflerin kalesi durumunda olan, Suriye’de muhaliflerin kontrolünde kalan tek bölge İdlib’e rejim güçleri ve Rusya’nın operasyonları devam ediyor.

İdlib son dakika haberleri, İdlib son durum haritası ve Bahar Kalkanı ile ilgili güncel gelişmeler bu başlık altında olacak.

Bahar Kalkanı Harekatı Son Durum [TIMELINE]

6 Mart 2020: İdlib’in şu anki ve gelecekte olabileceği düşünülen haritası:

Yeni ve ileride olabileceği düşünülen İdlib haritası

5 Mart 2020: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya lideri Putin İdlib’de ateşkes kararı aldı.

  • Gece 00.01 itibariyle ateşkes sağlanacak.
  • M-4 karayolunun kuzeyinde ve güneyinde 6 KM güvenli koridor tesis edilecek.
  • Bu koridorda Türk-Rus ortak devriyesi 15 Mart günü başlayacak.
  • Esad rejimi, Soçi sınırlarını aşarak ele geçirdiği bölgelerden geri çekilmeyecek.

Yeni anlaşmaya göre M4 otoyolunun 6 KM kuzeyi ve güneyinde oluşturulacak koridor ve son durum haritası:

Rusya-Türkiye arasındaki yeni “İdlib Mutabakatı” sonrası İdlib’de son durum haritası – Harita: Suriye Gündemi

Yeni gelişmelere göre gelecekteki İdlib haritasının aşağıdaki gibi olacağı iddia ediliyor:

Mavi alan: Soçi Mutabakatı sonrası Esad rejiminin ele geçirdiği bölgeler.

Sarı alan: Yeni anlaşmayla birlikte muhtemelen rejim ve Rusya’nın (zamanla) kontrolü ele geçireceği bölge.

Yeşil Alan: Muhaliflerin kontrolünde kalacağı düşünülen bölge

4 Mart 2020: Son 24 saatte 3, 31 günde 57 askerimiz şehadete ulaştı. Bahar Kalkanı Harekatı kapsamındada bugüne kadar 3 uçak, 8 helikopter, 3 İHA, 151 tank, 47 top/obüs, 52 ÇNRA, 8 hava savunma füze sistemi, 12 tanksavar silahı, 4 havan, 24 zırhlı araç, 27 zırhlı muharebe aracı, 34 silahlı pikap, 60 askeri araç ve 10 mühimmat deposu imha edildi, 3138 rejim askeri de etkisiz hale getirildi.

İdlib’de ilk şehidi verdiğimiz 3 Şubat tarihinden 1 Mart’a kadar rejimin ele geçirdiği yaklaşık bölge.

3 Şubat – 1 Mart tarihleri arasında rejim güçlerinin ilerleyişi. – Harita: Suriye Gündemi – Düzenleme: Stratejik Ortak

3 Mart 2020 – 12.55: Son 24 saatte 1 uçak, 1 İHA, 6 tank, 5 obüs/ÇNRA, 2 hava savunma füze sistemi, 3 zırhlı muharebe aracı, 5 silahlı pikap, 6 askeri araç ve 1 mühimmat deposu imha edildi, 327 Rejim askeri de etkisiz hale getirildi.

08.47: Bahar Kalkanı Harekatı kapsamında Türkiye’nin SİHA operasyonları sürerken, rejim güçleri Serakib ilçe merkezi ile birlikte Turunbah, Cubas, Dadik ve Kafr Battik köylerinde kontrolü tekrar sağladı. İdlib’in güneyindeki Zaviye çevresinde de saldırılarını devam ettiren rejim unsurları, 3 köyü muhaliflerden ele geçirdi.

İdlib Bahar Kalkanı Harekatı son durum haritası – 03.03.2020 – Harita: TSKMAP

2 Mart 2020: 2 savaş uçağı, 2 İHA, 8 helikopter, 135 tank, 5 hava savunma sistemi ve 2557 rejim unsuru etkisiz hale getirildi.

  • Barış Pınarı Harekatı bölgesinde farklı noktalardan sızma girişiminde bulunan 56 YPG’li terörist öldürüldü.

1 Mart 2020: Bahar Kalkanı Harekatı kapsamında 2 rejime ait SU-24 savaş uçağı düşürülürken, bir Türk SİHA’sı rejim tarafından düşürüldü. Muhalifler, İdlib’deki çatışmalarda 9 köyü Esad rejimi güçlerinden geri aldı. Bahar Kalkanı son durum haritası ise şu şekilde:

Bahar Kalkanı Harekatı’nda son durum haritası – 1 Mart 2020

  • 24 Şubat-1 Mart tarihleri arasında muhaliflerin ele geçirdiği bölge (mavi bölge)
  • 33 Türk askerinin şehit olduğu bölge (Siyah Türk bayraklı nokta)

Halep’teki Neyrab askeri havaalanı, TSK tarafından hedef alınmasının ardından kullanılamaz hale geldi.

Milli Savunma Bakanlığı, bir SİHA’mızı düşüren Hava Savunma Sistemi ile diğer iki Hava Savunma Sistemi imha edilmiş, uçaklarımıza taarruz eden Rejime ait iki adet SU-24 tipi uçak düşürülmüştür.” açıklamasında bulundu.

(12:00) Bugüne kadar 1 İHA, 8 helikopter, 103 tank, 72 top/obüs/ÇNRA, 6 hava savunma sistemi ve 2 bin 212 Rejim askeri etkisiz hale getirilmiştir.

29 Şubat 2020: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına göre İdlib’de 2100 rejim unsuru etkisiz hale getirilirken, 94 tank, 37 obüs, 28 ÇNRA, 17 zırhlı araç, silah mühimmat depoları, uçak hangarları, hava savunma sistemleri ve bir kimyasal silah üretim tesisi imha edildi.

33 Türk askerinin şehit olduğu El Barah bölgesi, Serakib çevresi, M4 ve M5 oto yollarındaki durum kapsamında güncel İdlib haritası:

33 Türk askerinin şehit olduğu El Barah köyü ve İdlib haritası – Harita: Suriye Gündemi

28 Şubat 2020: NATO, İdlib saldırısı sonrası Türkiye’nin talebi üzerine olağanüstü toplandı.

  • NATO’nun 4. maddesi: Bir müttefik toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı ya da güvenliğinin tehdit edildiğini düşündüğünde, tüm müttefiklerle danışma talebinde bulunabiliyor.

Rusya Savunma Bakanlığı: “27 Şubat’ta Suriye birliklerinin ateşi altında kalan Türk ordusu militanlarla birlikte ilerliyordu. Ankara’nın bize verdiği bilgiye göre Behun yerleşimi alanında Türk birimi yoktu ve olmamalıydı.”

Rusya’nın daha sonraki açıklaması Türk askerine yönelik hava saldırısının yapılmadığı yönünde. 33 askerin şehit olduğu, 32 askerin de yaralandığı olayda hava saldırısı ile birlikte onlarca topçu saldırısı gerçekleştiği bildirilmişti.

Rusya/Esad rejiminin Türk askerine düzenlediği hava saldırısı sonrası 33 Mehmetçik şehit oldu. Hastanede tedavi altında bulunan 32 askerimizin hayati tehlikesi olmadığı bildirildi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında İdlib konulu acil bir toplantı düzenlendi.
  • Rusya lideri Putin, İdlib’de yaşanan çatışmaları önlemek için Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Suriye toplantısı” yapılmasını önerdi.
  • ABD’li Senatör Graham, ABD Başkanı Trump’tan İdlib bölgesinde şehit olan Türk askerleriyle ve yapılan hava saldırılarıyla ilgili uçuşa yasak bölge ilan etmesini istedi.
  • Mevlüt Çavuşoğlu, NATO Genel Sekreteri ile İdlib’i görüştü.
  • Üst düzey bir Türk yetkiliye göre Türkiye bu saatten sonra Avrupa’ya ulaşmaya çalışan mültecileri ne karada ne de denizde durdurmayacak. Türk polisi, sahil güvenlik ekipleri ve sınırdaki birlikler, Suriyeli mültecilerin hareketlerine müdahale etmeyecek.
  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Büyükelçi Robert O’Brien ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

27 Şubat 2020:

Gündüz Ne Olmuştu?

Muhalifler Serakib’in ardından ilçenin çevresindeki 6 yerleşim yerinde kontrolü sağladı. Çatışmaların diğer cephesi güneyde ise rejim güçleri güney cebini kapatarak kısa sürede büyük bir ilerleme kaydetti.

İdlib son durum haritası – Harita: Suriye Gündemi

(11.45) Muhalifler, gece devam eden operasyon sonucu Serakib’de kontrolü sağladıklarını duyurdu.

Serakib ilçesi rejim güçlerinden alındı. – Harita: TSKMAP

Suriye Son Durum Haritası (Mart 2020)

(07.30) Bölgeden gelen ilk görüntülerde ÖSO bayrağının göndere çekildiği görüldü. Serakib’in alınmasıyla M5 otoyolu tamamen kesildi.

(00.03) Safes ve Duweir köylerini alan muhalifler, M-5 otoyolunu kesti. Böylece Serakib kuzeyden tamamen kuşatılmış oldu.

İdlib’in güneyinde ise rejim güçleri 13 yerleşim noktasında kontrolü sağlayarak güneyin tepe noktası Zaviye’deki dağlık alana ulaştı.

İdlib son durum haritası – Harita: TSKMAP

26 Şubat 2020: ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Suriye rejimi İdlib’te saldırılarını artırarak Zafer kazanamaz. Başkan Trump Türkiye ile işbirliği yapacağımızı belirtti.” ifadesini kullanırken, muhalifler Neyrab’ın güneyindeki Saan bölgesini rejimden geri aldı.

İdlib son durum haritaıs – 26 Şubat 2020 – Harita: TSKMAP

Rejim güçleri güneyde sürdürdüğü operasyon kapsamında bir kasaba ve 6 köyü muhaliflerden ele geçirdi. Harita üzerinde hem rejimin hem de muhaliflerin ilerlediği alanlar gösterilmiş.

25 Şubat 2020: Muhalifler, Serakib’in batısındaki stratejik öneme sahip Neyrab’da konrolü sağladıktan sonra Neyrab’ın doğusundaki Salhiye ve Marat Al Awliya beldelerini de rejimden ele geçirdi.

Öte yandan rejim güçlerinin İdlib’in güneyinde 23 Şubat’ta başlattığı “M-4 otoyolunda kontrolü sağlamak amacıyla Zaviye Dağı’na yönelik operasyonunda” toplam 19 muhaliflerinköy ve kasabayı muhaliflerin elinden alındı.

Neyrap ve Serakip çevresinde son durum – 25 Şubat 2020 – Harita: TSKMAP

Suriye Son Durum Haritası (Mart 2020)

20 Şubat 2020: Muhaliflerin, rejim güçlerinin İdlib’in güneyinde ele geçirdiği yerleşimleri geri almak için başlattıkları, Serakib ilçesinin kuzeybatısında yer alan ve 3 Şubat’ta rejimin ele geçirdiği Neyrab köyüne girdiği bildirildi.

  • Türkiye, ABD’den Patriot talep etti.
  • Rusya, “Türkiye teröristlere destek vermeyi durdurmalı” açıklaması yaparken, Rus İHA’sı Türk obüslerinin görüntülerini yayınladı.
  • 2 Türk askerinin Rus uçaklarının saldırısıyla şehit olduğu ‘doğruluğu yüksek’ teyitsiz bilgiler arasında.

İdlib, Serakib ve Neyrab – Harita: TSKMAP

  • Sultan Murat Tümeni Komutanı Fehim İsa, “İdlib’de Suriye Milli Ordusu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri ile birlikte operasyona “Bismillah” dedik.” ifadesini kullandı.
  • Reuters’a konuşan bir Türk yetkili, Neyrab’a yönelik toplu atışlarının tam kapsamlı bir operasyon başlatıldığı manasına gelmediğini söyledi.

00:52 – TSK’ya bağlı topçu birliklerinin Serakib’in kuzeyi, Lazkiye’nin kuzeydoğusu ve İdlib’in güneyi ve Halep’in kuzeybatısında yer alan rejim hedeflerini vurduğu bildirildi.

TSK ve muhaliflerin İdlib’de vurduğu noktalar – Harita: TSKMAP

19 Şubat 2020: Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib Harekatı, bir an meselesidir. Rejimin saldırganlığını sona erdirip, Soçi Muhtırası sınırlarına çekilmesi için son günlere giriyoruz. Artık son ikazlarımızı yapıyoruz.” dedi.

Independent Turkish’e göre Türkiye, NATO’ya İdlib’e yönelik bir harekat gerçekleştireceğini bildirirken, NATO’dan şehir üzerinde (muhtemel Rus uçaklarına karşı) önleme uçuşu yapmasını istedi.

Sert tartışmaların yaşandığı İdlib konulu BM toplantısında;

  • Türkiye: Gözlem noktalarından çekilme olmayacak, Soçi Mutabakatı’nı gerekirse zor kullanarak uygulayacağız.
  • Rusya: Suriye’nin toprak bütünlüğü için İdlib terörden arındırılacak.
  • ABD: NATO müttefiki Türkiye’nin yanındayız ve desteğimiz devam edecek.

Moskova’da yapılan görüşmelerde Rus heyetin Türkiye’ye teklif ettiği iddia edilen harita (yeşil).

Rusya’nın teklif ettiği İdlib haritası

18 Şubat 2020: 31 Türk gözlem ve kontrol noktasının 13’ü rejim güçlerinin kuşatması altında.

Harita: Suriye Gündemi

16 Şubat 2020: Muhalifler, Batı Halep’ten çekildi. Böylece rejim güçleri 9 yıl sonra Halep şehrinin tamamında kontrolü sağladı.

Rejim güçleri, Türk askeri gözlem noktasının da içerisinde yer aldığı toplam 180 km2’lik alanı ele geçirdi.

İdlib-Halep hattında son durum haritası – Harita: a7_mirza

Muhaliflerin Batı Halep’ten çekildiği yaklaşık bölge. – Harita: Suriye Gündemi

Halep’in batısında, Tel Rıfat’ın güneyinde muhaliflerin savunma hattının çöktüğü, Esad rejiminin Halep’in batısında yer alan Kafra Naha beldesini ele geçirdiği bildirildi.

İdlib son durum haritası – Harita: Syria Intelligence

15 Şubat 2020: İdlib’de Soçi Mutabakatı kapsamında kurulan askeri üsler ve rejim saldırıları sonrası konuşlanılan askeri noktalar.

İdlib’deki Türk askeri üsleri – Harita: @leventkemal

3 yerleşim birimi rejim tarafından kontrol altına alınırken, YPG ile rejim unsurları ortak hareket etme kararı aldıktan sonra ilk kez Şeyh Akil köyünde muhaliflere saldırdı.

Rejim güçlerinin Halep’in güneybatısında 14-15 Şubat aralığında ele geçirdiği bölgeler.

14-15 Şubat rejim ilerleyişi – Harita: @miladvisor

14 Şubat 2020: Batı Halep’te Esad rejimine ait bir helikopter düşürüldü. Rus kaynaklarına göre helikopteri düşüren füze Türk askeri tarafından ateşlendi. Böylece son 3 günde iki rejim helikopteri düşürüldü.

İdlib son durum haritası üzerinde helikopterlerin düşürüldüğü noktalar:

İdlip’de düşürülen helikopterlerin koordinatları – Harita: Suriye Gündemi

13 Şubat 2020: Türkiye’nin ÇNRA ve obüslerle destek verdiği muhalifler, Halep’in batısında rejimin savunma hattını aşamadı. Atarib yönünde ilerleyen rejim güçleri 5 yerleşim biriminde kontrolü sağladı.

İdlib son durum haritası – Harita: 13 Şubat 2020

İdlib’in kuzeydoğusu, Halep’in batısında son durum – 12 Şubat 2020)

12 Şubat 2020: Türk Silahlı Kuvvetleri, çok namlulu roketatar (ÇNRA) ve obüslerle Halep’in batısında ilerlemeye çalışan rejim unsurlarını vurdu. Türk ordusunun topçu desteği verdiği bölgede muhaliflerin karadan ilerlediği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de yaşananlara ilişkin yaptığı açıklamada öne çıkanlar:

  • Soçi mutabakatı sınırları dışında da rejimi her yerde vuracağız.
  • Artık herkes sadece saldırı alanında değil, her yerde bedel ödeyeceğini bilmeli.
  • Şubat ayına kadar rejimi gözlem noktalarımızın dışına çıkarmakta kararlıyız, bunun için havada karada ne gerekiyorsa bunu yapacağız.
  • İdlib’deki askeri gücümüzü ciddi oranda tahkim ettik. Geldiğimiz noktada artık kimsenin taşkınlığına göz yummayız.

11 Şubat 2020: Rejim güçleri, Serakib’in kuzeyinde 10’dan fazla yerleşim yerini ele geçirerek M5 otoyolunda kontrol sağlamayı amaçladığı saldırılarını sürdürüyor.

Harita: NorsForStudies

10 Şubat 2020 (15:34): Geçtiğimiz hafta İdlib’in kuzeydoğusunda yer alan Taftanaz’da yeni üs kuran Türk askerlerine yönelik Esad rejiminin topçu saldırısında 5 askerimiz şehit oldu. Bölgeye helikopterlerin sevk edildiği bildirildi.

  • Son bir haftada 13 askerimiz İdlib’de şehadete ulaştı.

(12:34) Muhalifler, TSK’nın desteğiyle İdlib’in doğusunda yer alan Serakib’e yönelik operasyon başlattı.

(00.15) Rejim güçleri M5 otoyolunda tam kontrol sağlamak amacıyla saldırılarını sürdürürken, gün içerisinde birçok yerleşim yerinde kontrolü sağladı. An itibariyle 6 Türk gözlem noktası rejim güçlerinin kuşatması altında.

İdlib’de 6 Türk gözlem noktası rejim güçlerinin kontrolü altında. – 10 Şubat 2020 – Harita: TSKMAP

8 Şubat 2020: Türk ordusu, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarında yapmadığı kadar uzun askeri konvoylar ile birlikte İdlib’e yönelik askeri sevkiyat gerçekleştiriyor.

Bölgeyi takip eden uzmanlar “TSK, terör örgütü HTŞ’ye mi yoksa rejime mi yönelik operasyon düzenleyecek?” sorusunun cevabını merak ederken, Türkiye’nin mülteci akınını engellemek ve rejimin saldırılarını durdurmak için şehirde bir hat oluşturup “tampon bölgeyi” hayata geçireceği düşünülüyor.

TSK’nın İdlib’de oluşturacağı düşünülen muhtemelen “güvenli bölge” haritası – 8 Şubat 2020

7 Şubat 2020: Soçi Mutabakatı’nın ardından rejimin ilerlediği bölgelerin haritası.

Soçi Mutabakatı sonrası Esad rejiminin İdlib’de ele geçirdiği bölgeler (7 Şubat 2020) – Harita: Suriye Gündemi

Serakib ilçesi rejim güçlerinin kontrolüne geçti. İdlib’in doğusundaki Sarmin-İdlib yolunda yeni bir Türk üssü kuruldu.

İdlib son durum haritası (7 Şubat 2020) – Harita: TSKMAP

Suriye Son Durum Haritası (Mart 2020)

6 Şubat 2020: An itibariyle Türk askerinin konuşlandığı İdlib’in doğusunda yer alan Serakib ilçesi rejim güçlerinin kuşatması altında kaldı. 2015’te muhalifler tarafından ele geçirilen İdlib kent merkezi, ilk kez (7 KM) rejim güçlerinin topçu menziline girdi.

  • Toplamda 5 Türk askeri üs rejim kuşatması altında kaldı.

Serakib kuşatma altında kaldı. – Harita: @op_shield

Türk askerinin İdlib’in kuzeydoğusunda yer alan Taftanaz hava üssüne konuşlanarak yeni bir üs kurmaya başladığı bildirildi.

Taftanaz, Serakib, İdlib – Harita: TSKMAP

5 Şubat 2020: Serakib ilçesinin batısının ardından şimdide de doğusunu kontrol altına alan rejim güçleri 19 Aralık’tan bu yana 1160 km2’lik alanı muhaliflerden ele geçirdi.

İdlib son durum haritası: 19 Aralık-5 Şubat – Harita: ISWNEWS

Serakib hedefli saldırılarda birçok yerleşim birimi rejim tarafından ele geçirildi.

Serakib’in güneydoğusunda son durum haritası – 5 Şubat 2020 – Harita: Syria Intelligence

4 Şubat 2020: İdlib’in doğusunda yer alan Serakib ilçesini kuşatmaya yönelik ilerleme kaydeden rejim güçleri, bir günde 110 km2’lik alanı muhaliflerden ele geçirdi.

Rejimin Serakib’in güneyindeki ilerlemesi – Harita: ISWNews

Halep ve Hama’daki rejim mevzilerinin Türk topçuları tarafından vurulduğu, Serakib çevresindeki Türk askerlerine yönelik rejim saldırılarının olduğu belirtildi.

Öte yandan TSK, Esad rejiminin İdlib’i bombalamak için kullandığı Jubb Ramlah hava üssünü hedef aldı.

3 Şubat 2020: Rejim güçleri, Serakib’in doğusu ve kuzeyinden saldırılarını sürdürürken m4 otoyolunu kesti. Güncel İdlib son durum haritası ise şu şekilde:

6 Mayıs-31 Ağustos 2019 ve 19 Aralık’tan 3-Şubat’a rejim güçlerinin İdlib’deki ilerleyişi. – Harita: Syriaintel

  • Rejim güçlerinin Türk askerlerine yönelik topçu ateşinde 8 askerimiz şehit oldu.
  • Gece rejim güçlerinin ilerleyişinin yaşandığı Serakib‘in güneyinden Serakib ve çevresindeki Türk askerlerine yönelik topçu atışı yapılmıştı.

İdlib’in doğusunda yer alan Serakib ilçesi ve rejim güçlerinin ilerleyişi – Harita: @miladvisor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna yolculuğu öncesi yaptığı açıklamadan öne çıkanlar:

  • Burada muhatabımız siz (Rusya) değilsiniz, tamamen rejiimdir. Önümüzü kesme gibi bir durum olmasın. Bir taraftan şehit verirken sessiz kalmamız mümkün değil.
  • İlk belirlemelere göre 30 ila 35 civarında Suriye askeri etkisiz hale getirilmiş vaziyette.
  • Saldırının cevabını misliyle verdik, vermeyi sürdüreceğiz.
  • Şu an F-16’lar bölgeyi vuruyor.
  • 46 rejim hedefine 122 fırtına, 100 havan mühimmatı ile atış yapılmıştır. Operasyon kararlılıkla devam ediyor.

Esad rejiminin İdlip‘deki Türk askerlerine yönelik saldırısına ilişkin;

Rusya: TSK, İdlib’deki eylemleri konusunda bizi bilgilendirmedi.

İran: Terör ve işgale maruz kalan herhangi Suriye toprağında operasyon gerçekleştirmek Suriye ordusunun hakkıdır.

Suriye Son Durum Haritası (Mart 2020)

2 Şubat 2020: Türk ordusu, İdlib’in doğusunda Maaret el Numan’ın kuzeyinde yer alan Serakip ilçesinde yolları kapatarak yeni bir askeri üs (kontrol noktası) oluşturdu.

Rejim güçlerinin 24 saat içerisinde ele geçirdiği bölge ve Türk askerinin Serakib’e çevresindeki 3 yola kurduğu kontrol noktaları:

Serakib ilçesinin güneyinde rejimm güçlerinin ele geçirdiği bölge. 2 Şubat 2020 – Harita: ISWNEWS

Öte yandan TSK’nın Halep’in batısı özelinde İdlib’e büyük askeri sevkiyatı devam ediyor.

  • Cumartesi günü Suriye Milli Ordusu, El Bab’ın güneybatısında bazı noktaları rejimden ele geçirdi ve ardından çekildi.
  • Muhalifler, İdlib’in doğusundan Halep’in batısına yönelik operasyon başlattı.
  • Rus uçakları, kontrol altına alınmasıyla Fırat Kalkanı Hareketı’nın sona erdiği El Bab’ı, 2017’den bu yana ilk kez vurdu.

İdlib son durum haritası (Serakip, Maaret el Numan ve El Bab’da yaşananlar) – Harita: TSKMAP / Düzenleme: Stratejik Ortak

31 Ocak 2020: Rejim güçlerinin Maaret el Numan ve M5 otoyolu üzerinde ilerleme kaydetmesinin ardından İdlib son durum haritası.

İdlib harita (31 Ocak 2020) – Harita: Mepa News

28 Ocak 2020: Rejim güçleri, İdlib’in en büyük ikinci yerleşim yeri olan, stratejik önemdeki uluslararası M-5 otoyolunun içerisinden geçtiği Maaret el Numan’ı ele geçirdi.

  • Rejim, Cuma gününden bu yana 21 yerleşim yerinde kontrol sağladı.
  • Maaret el Numan’ın rejim kontrolüne geçmesiyle birlikte şehrin güneyinde yer alan Türk gözlem noktasının da rejim kuşatması altına girmesinin yakın olduğu belirtiliyor.

Maaret el Numan rejim kontrolüne geçti.

Maaret el Numan’ın kontrol edilmesinden önce İdlib son durum haritası ve rejim güçlerinin saldırıları şu şekildeydi:

Maaret el Numan rejim kontrolüne geçmeden önceki İdlib haritası (28 Ocak 2020) – Harita Suriye Gündemi

26 Ocak 2020: Rusya’nın hava desteğiyle İdlib’e tekrar kara saldırısı başlatan rejim güçleri, Maarat el Numan şehrine ilerleyişini sürdürüyor.

  • Son 3 günde 31 bin 600 sivil daha yerinden edilerek Türkiye sınırına ve Zeytin Dalı bölgesindeki kamplara göç etti.

İdlib son durum haritası – Rejim güçleri Maarat el Numan’a ilerliyor – Harita: Suriye Gündemi

Bölgeyi yakından takip eden Navvar Şaban, rejim güçlerinin M4 ve M5 karayollarında tamamen kontrol sağlayana kadar saldırılarını sürdüreceği yorumunda bulundu. Şaban’ın öne sürdüğü üç senaryo şu şekilde:

SENARYO 1: Maarat el Numan kasabası ve güneyindeki bölgelerde kontrol sağlanacak

İdlib haritası senaryo 1

SENARYO 2: M4 ve M5 otoyollarında tamamen kontrol sağlanacak. Böylece Halep’ten Lazkiye’ye tek otoyol üzerinden ulaşılabilecek.

İdlib haritası senaryo 2

SENARYO 3: M5 otoyolunun kontrolü tamamen rejim güçlerine geçecek.

İdlib haritası senaryo 3

17 Ocak 2020: Esad rejimi, Halep’in İdlib içerisinde kalan batı ve güney kırsalına kara saldırısı başlattı.

14 Ocak 2020: Esad rejimine bağlı milislerin, Halep’in batısına konuşlandığı belirtildi. 18 Eylül 2018’de imzalanan Soçi Mutabakatı sonrası İdlib’de silahtan arındırılan bölgede rejim güçleri birçok noktayı ele geçirdi. Bu noktalar içerisinde Türkiye’nin Morek ve Suman’daki gözlem noktalarının çevreleri de var.

İdlib son durum haritası: Soçi Mutabakatı sonrası rejim güçlerinin ilerleyişi – Harita: Suriye Gündemi

26 Aralık 2019: Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Rusya’dan ateşkes yapılmasını istedik açıklamasını yaparken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni bir sığınmacı dalgasına tahammülümüz olmadığını Avrupa’ya söyledik, İdlib’de sükunet sağlanmalıdır.” ifadesini kullandı. Çatışmalardan kaçarak Türkiye sınırına doğru yol alan Suriyeliler havadan böyle görüntülendi:

Video oynatıcı LİNK : https://www.stratejikortak.com/2020/03/bahar-kalkani-harita-idlib.html

25 Aralık 2019: Son yaşanan çatışmaların yoğunlaştığı bölgeler ve savaş uçaklarının bombaladığı yerleşim yerlerin gösterildiği harita üzerinden İdlib’de son durum haritası.

İdlib’de son yaşanan çatışmaların yoğunlaştığı bölgeler ve, savaş uçaklarının bombaladığı yerleşim yerlerin gösterildiği harita. – 24 Aralık 2019 – Harita: Nawaroliver

NOT: Halep’te rejim güçlerinin kontrolü sağlamasından sonra 23 Ocak 2018’de Rusya ve Türkiye arasında başlayan ve daha sonra İran’ın da katılımıyla üçlü zirveye dönen Astana Görüşmeleri İdlib özelinde gerçekleşiyordu. Bu kapsamda ateşkesi ve çatışmaları gözlemlenmek adına Türkiye, İdlib’de 13 gözlem noktası kurdu.

22 Eylül 2017’den bu yana 2019’a İdlib’de harita değişimi:

27 Eylül 2017 – 24 Aralık 2019 arasında İdlib’de harita değişimi – Harita: Suriye Gündemi

24 Aralık 2019: Rusya’nın hava desteğiyle 19 Aralık’ta İdlib’in güneydoğusuna yönelik operasyon başlatan rejim güçleri, kısa bir sürede büyük ilerleme sağladı. Sputnik’te yer alan habere göre 4 günde 25 köy rejim güçlerinin eline geçti. Muhaliflerin son saldırılarıyla 3 köy rejim güçlerinden geri alındı.

Alternatif harita: AA’ya göre 20 Aralık’tan bu yana rejim güçlerinin ele geçirdiği yerleşimlerin sayısı 40’a çıktı.

19 Aralık – 24 Aralık tarihleri arasında İdlib’de rejim güçlerinin ilerleyişi – Harita: Suriye Gündemi

23 Aralık 2019: Stratejik konumdaki Maarret el-Numan’ın yakınında yer alan Carcanaz’ın 23 Aralık’ta kontrol edilmesiyle de Surman’daki Türk askeri üssü, tıpkı Morek’te olduğu gibi kuşatma altında kaldı.

23 Aralık tarihli İdlib son durum haritası – Harita: norsforstudies

Suriye Son Durum Haritası (Mart 2020)

23 Ağustos 2019: Türk gözlem noktası çevresi tamamen rejim güçlerinin kontrolünde. Rejim güçlerinin doğrudan Türk gözlem noktasına müdahalesinin olmaması nedeniyle Türk gözlem noktasının durumu ‘kuşatma’ olarak kabul edilmese de tüm ikmal yollarının kapalı olduğu biliniyor.

İdlib’in güneyinde rejim tarafından kuşatılan Türk gözlem noktası ve bölgede son durum (23.08.2019 – Harita: TSKMap)

Rejim güçlerine bağlı bir asker ve arkada 9 nolu Türk gözlem noktası.

Esad’a bağlı güçler, Kafr Zita, Tel Fas, Latmin ve Latamne’ye girdi. Morek kasabası ve Türk üssüne metrelerce uzakta olan rejim güçlerinin, bölgeden çekilen ve Türk üssüne destek olmak amacıyla üs çevresine ‘destek güç bırakan’ muhalifler ile çatışma içerisine girebileceği belirtiliyor.

  • Rejim bu alanı da kontrol altına alırsa, 7 yılın ardından muhalifler ilk kez Hama’da (kuzeyi) kontrol sağlamamış olacak.

Morek’teki 9 nolu Türk gözlem üssünün (mavi nokta) çevresinin haritası (Harita: Levent Kemal – 23.08.2019)

22 Ağustos 2019: Rejim güçlerinin Han Şeyhun ilçesini kontrol altına almasının ardından kuşatma altında kalan Türk gözlem noktasının harita üzerindeki konumu.

  • Türk ordusunun bölgeye yeni bir gözlem noktası inşa ettiği haberleri basına yansıdı.

Harita üzerinde Morek’taki Türk gözlem noktasının konumunun düzeltilmiş hali.

20 Ağustos 2019: Han Şeyhun ilçesi tamamen rejim kontrolüne girdi. Morek’teki Türk gözlem noktası rejim güçlerinin kuşatması altında kaldı. 100 bine yakın sivilin bölgeden İdlib merkezine yönelerek göç ettiği bildirildi.

  • Rusya’nın, kendi korumasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Morek’teki üssü boşaltmasını teklif ettiği iddia edildi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türk ordusunun İdlib’teki gözlem noktalarından çekilmeyeceğini söyledi.

19 Ağustos 2019: Son gelen bilgilere göre Han Şeyhun ilçesinin kuzeyi ve Türk gözlem noktasının ikmal yolu M5 otoyolu rejim güçlerinin ateş hattı altında. Putin, Esad rejiminin İdlib’e yönelik düzenlediği operasyonları desteklediklerini duyurdu.

İdlib son durum haritası: Han Şeyhun ve M5 Otoyolu rejim güçlerinin ateş hattı altına girdi. (19 Ağustos 2019)

Han Şeyhun ve İdlib’in güneyindeki rejim ilerlemesinin yaşandığı bölgenin Suriye haritası üzerindeki konumu:

İdlib’in güneyindeki Han Şeyhun nerede?

Rejim kaynaklarına göre 7 kilometrekarelik bir alanı muhaliflerden geri alan rejim güçleri, Han Şeyhun’u kuşatırsa Morek’teki Türk gözlem üssünü de kuşatmış olacak. İdlib son durum haritası şöyle:

İdlib son durum haritası ve Han Şeyhun bölgesindeki rejim operasyonlarının konumu. (Harita: Sputnik – 19.08.2019)

İdlib’in güneyinde Han Şeyhun’u kuşatma altına almaya çalışan rejim güçleri, bölgenin en güneyinde yer alan Türk gözlem noktasına TSK’nın yaptığı takviye konvoyunun yakınını vurdu. Aradan iki saatin geçmesinin ardından TSK konvoyunun devam ettiğini gören rejim güçleri bir kez daha bölgeye hava saldırısı düzenledi.

Milli Savunma Bakanlığı, İdlib’deki rejimin saldırısına ilişkin, “Mevcut anlaşmalara ve Rusya ile aramızdaki işbirliği ve diyaloga aykırı bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz.” ifadesini kullanarak 3 sivilin öldüğü, 12 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Suriyeli kaynaklara göre rejime ait SU-22’ler tarafından vurulan Feylak el Şam’a ait pick up’ın konvoyumuz içindeki konumu.

11 Ağustos: Rejim güçleri Hama’nın kuzeyinde bulunan stratejik Han Şeyhun’u kuşatmaya altına almak için ilçenin batı ve doğusundan ilerlerken, Türk gözlem noktasının olduğu Morek de kuşatma altında kalabilir.

Suriye Son Durum Haritası (Eylül 2019)

28 Haziran 2019: Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği yetkilileri, İdlib’de Türk gözlem noktasına yapılan saldırının ardından Rus Ateşe’nin Genelkurmay Başkanlığına çağırıldığına ilişkin açıklamanın sorulması üzerine “Yorumumuz yok” açıklamasında bulundu.

İdlib Anlaşması: Merak Edilen Soruların Cevapları ve Detaylar

27 Haziran 2019: İdlib’de Türk Silahlı Kuvvetlerine ait 10 numaralı gözlem noktasına yeni bir saldırı daha gerçekleşti. Saldırıda 1 Türk askeri şehit oldu, 3 Türk askeri ise yaralandı. Saldırıya ilişkin olarak Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Rusya’nın Ankara Ateşesi’nin Genelkurmay Başkanlı’na çağırıldığı ve saldırıların en ağır şekilde cezalandırılacağının Rus Ateşe’ye iletildiği bildirildi. Saldırının ardından bölgedeki rejim mevzileri Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yoğun ateş altına alındı.

Rejim güçleri tarafından vurulan 10 nolu askeri gözlem noktası.

Rejim güçleri ilk kez Türk noktalarını vurmadı. Şubat 2018’den bu yana kayıt altın alınan saldırı sayısı 10’a ulaştı.

Esad Rejiminin İdlib’deki Türk Gözlem Noktalarına Saldırıları

– 6 Şubat 2018: Esed rejimi güçlerinin 6 nolu gözlem noktasına yönelik havanlı ve roketli saldırısında 1 asker yaşamını yitirdi, 5 asker ve bir sivil görevli yaralandı.

– 16 Nisan 2018: İran destekli Şii milisler ve Esed rejimi, El İys’te bulunan TSK gözlem noktası yakınına ağır silahla saldırı düzenledi. Gözlem noktasına yakın bölgeler isabet aldı.

– 5 Eylül 2018: Esed rejimine bağlı tanklar 9 nolu gözlem noktası yakınına atışlar gerçekleştirdi.

– 29 Nisan 2019: Esed rejimi 10 nolu gözlem noktasının yakınını vurdu. Bölgede iki sivil hayatını kaybetti.

– 4 Mayıs 2019: Esed rejimi 10 nolu gözlem noktasının yakınını vurdu. Saldırıda gözlem noktasının koruma duvarı isabet aldı.

– 12 Mayıs 2019: Esed rejimi 10 nolu gözlem noktasının yakınını tekrar vurdu. Saldırıda hasar oluşmadı.

– 31 Mayıs 2019: Esed rejimi 10 nolu gözlem noktasının yakınını hedef aldı. Saldırı sonucunda hasar meydana gelmedi.

– 8 Haziran 2019: Esed rejimi 9 nolu gözlem noktasının yakınını hedef aldı.

– 13 Haziran 2019: Hama’nın batı kırsalındaki gözlem noktasının hedef alındığı ve nokta içerisinde yangın çıktığı ifade edildi. Bu saldırıdan sonra Türkiye, gözlem noktasının bulunduğu bölgeye çok namlulu roketatar sistemi sevk etti. (Yerel kaynaklar)

– 27 Haziran 2019: Esed rejimi 10 nolu gözlem noktasını gün içinde sabah saatlerinden geceye dek en az 3 kez hedef aldı. Saldırı neticesinde 1 asker yaşamını yitirirken 3 asker de yaralandı.

19 Haziran 2019: Suriye Dışişleri Bakanı Velid el Muallim, İdlib bölgesinde silahsızlandırılmış tampon bölgenin oluşturulmasını öngören Soçi Mutabakatı’nın Türkiye tarafından uygulanmadığını ama halen yürürlükte olduğunu iddia etti.

16 Haziran 2019: Milli Savunma Bakanlığı, İdlib’de gözlem noktalarını taciz eden rejim güçlerinin ilk kez vurulduğunu duyurdu.

13 Haziran 2019: İdlib’de Türk Silahlı Kuvvetlerine ait 10 numaralı gözlem noktasına havan saldırısı gerçekleşti. Saldırıda 3 Türk askeri hafif şekilde yaralandı. Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada “As Shariah bölgesinden 3 kilometre mesafedeki Zawiyah Dağı bölgesinde yer alan 10 numaralı Gözlem Noktamıza kasıtlı olduğu değerlendirilen 35 havan atışı ile bir saldırı gerçekleştirilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

31 Mayıs 2019: Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, Soçi Mutabakatı’na istinaden İdlib’de ateşkes ortamının kurulmasının Türkiye’nin sorumluluk alanında olduğunu söyledi.

29 Mayıs 2019: Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin, Moskova’nın Suriye’nin İdlib bölgesini istikrara kavuşturmak için çaba gösterdiğini iddia ederek İdlib’in ikinci bir Rakka olmayacağının garantisini verebileceğini öne sürdü.

20 Mayıs 2019: Muhaliflerin denetimi altında bulunan İdlib’e ve Hama şehrinin kuzeyine yönelik operasyon yürüten Şam yönetimi, bu bölgelerde “tek taraflı ateşkes” ilan etti.

15 Mayıs 2019: Mayıs ayının başından bu yana Rusya ve rejim uçakları tarafından burulan İdlib’e kara harekatında bulunan rejim güçleri, 9 günde İdlib’in güneybatısındaki 114 kilometrekarelik alanda bulunan 18 köyü muhaliflerden geri aldı.

İdlib son durum haritası (15 Mayıs 2019)

10 Mayıs 2019: Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, hava saldırıları ve topçu ateşleri son 10 günde 80 sivilin hayatını kaybetmesine ve 300’ü aşkın sivilin yaralanmasına yol açtı. Saldırılarda en az 12 sağlık tesisi vuruldu.

11 Ocak 2019:Türkiye ile Rusya’nın silahsızlaştırmaya çalıştığı bölge HTŞ ve HTŞ’ye yakın örgütlerin kontrolüne girdi. 10 günde TSK destekli ılımlı muhalifler çok büyük kayıplar yaşadı.

9 Ocak 2019: Ahrar-uş Şam, HTŞ ile yaptığı anlaşma kapsamında (Türkiye ile Rusya arasındaki bir kısım ‘silahsızlaştırılacak bölge’) Hama kuzeybatısındaki Gab düzlüklerinden çekilerek bölgeyi HTŞ’ye bıraktı. Anlaşma sonucu ağır silahların HTŞ’ye bırakıldığı, militanların ise diğer bölgelere geçişlerine HTŞ tarafından izin verildiği iddia edildi. Suriye Gündemi’nin yayınladığı haritada Ahrar’ın çekildiği bölge (çizgili alan).

HTŞ, İdlib güneyindeki Gab düzlüklerinde de kontrolü sağladı. (9 Ocak 2018)

7 Ocak 2019:

İdlib son durum haritası (HTŞ ve diğer grupların kontrol ettiği bölgeler) – 7 Ocak 2019

6 Ocak 2019:HTŞ, Afrin’in güneyi başta olmak üzere birçok bölgeyi Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin elinden aldı. Harita incelendiğinde Zeytin Dalı Harekatı bölgesinden İdlib’e geçişlerin tamamen HTŞ kontrolüne geçtiği gözlemleniyor. HTŞ’nin ele geçirdiği bölgeler (siyah taralı alanlar).

Zenki Hareketi ile HTŞ arasında yaşanan çatışmanın sonunda HTŞ birçok bölgede kontrol sağladı. Harita: Suriye Gündemi (6 Ocak 2019)

Bir başka haritada HTŞ’nin Batı Halep’te tamamen kontrolü sağladığı belirtiliyor. HTŞ’nin Batı Halep’te Zenki Hareketi’nden ele geçirdiği bölgelerin 7 günlük değişimi (GIF):

05 Ocak 2019:İdlib’de HTŞ ile Nurettin Zenki arasında yaşanan çatışmaların sonucu;

– HTŞ, çatışmaların dördüncü gününde Zenki hareketinin elindeki tüm bölgeleri ele geçirdi.

– Dağıldığı belirtilen Nurettin Zenki hareketinin kalan mensupları Afrin’in güneyine çekildi.

03 Ocak 2019: Astana kapsamındaki ülkeler tarafından terör örgütü ilan edilen Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ile Türkiye destekli Nureddin Zengi Hareketi arasında başlayan çatışmalarda onlarca kişi ölürken, çatışmalar Batı Halep, Sahl Gab, Güney İdlib ve Batı Hama kırsalına yayıldı. İdlib’de HTŞ’nin saldırıları karşısından en az 10 yerleşim yerini kayden Zenhi Hareketi’ne destek Ahraruş Şam önderliğindeki Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden geldi. Bu desteğin üzerine Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’nun da Ahrar ve Zengi hareketiyle aynı safta HTŞ’ye karşı savaş ilan ettiği bildirildi.

Yaşanan gelişmelerin ardından HTŞ, ‘Bizim sorunumuz Zengi hareketi ile ilgili. Ahraruş Şam daha önce olduğu gibi yine aynı hataya düşüyor. Tüm gruplara çağrımızdır; Bize saldırı olmadıkça kimseye saldırmayacağız’ minvalinde bir açıklama yayınlandı. HTŞ ve Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (NLF) birbirlerinin elinden alarak kontrol sağladığı noktalar mor ve lacivert renklerinde gösterilmiş. İdlib’de son durum haritası ise şöyle;

8 Ekim 2018: İdlib’deki HTŞ ve muhalifler, Türkiye-Rusya mutabakatı çerçevesinde ağır silahları cephe hattından çekme işlemini tamamladı. Anlaşma kapsamında 10 Ekim’e kadar tamamen ağır silahların çekilmesi gerekiyordu. Suriye Gündemi’nin yayınladığı haritaya göre ağır silahların çekildiği silahsızlaştırılan bölgenin büyük çoğunluğu rejim karşıtı güçlerin kontrolündeki topraklarda gerçekleşti.

İdlib’de silahsızlaştırılan bölge ve ‘güvenli bölge’deki silahlar (Harita: Suriye Gündemi)

– Tank, hava, topçu ve roketler anlaşma bölgesinden çekilecek ancak olası bir çatışma durumunda geri getirilebilecek.

– Kısa ve orta menzilli silahlar cephe hattında kalacak. Ayrıca 21-mm, 57mm ve ATGM’ler bölgede kalmaya devam edecek.

TSK, silahsızlaştırılmış bölgedeki gözetim noktalarına ağır silahlar dahil sevkiyatlar gerçekleştirecek ve cephe hattında devriye gezecek. Cephe hattındaki tüm siperler ve savunma hatlarındaki askeri varlık devam ettirilecek.

17 Eylül 2018: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin, Soçi’de İdlib konusunda anlaşma sağlandı, ortak bir mutabakat imzalandı. İdlib’e operasyon düzenlenmeyecek.

– İdlib’de rejim güçleri ile muhaliflerin kontrolündeki bölgede karşılıklı olarak 7.5 KM olmak üzere 15 KM’lik silahsızlaştırılmış bir alan oluşturulacak.

17 Eylül 2018’de Rusya ile Türkiye’nin İdlib anlaşması sonrası İdlib’de kurulması planlanan silahtan arındırılmış bölge sınırları ve tahmini harita. (Harita: Suriye Gündemi)

10 Ekim’e kadar oluşturulması planlanan bölge 15 Ekim’den sonra faaliyete geçecek. Oluşturulan bölgede Rus askeri polisi ve Türk askeri devriye görevini üstlenecek.

– Silahsızlaştırılan alanın iki tarafında da Türk ve Rus gözlem noktaları güçlendirilerek kalmaya devam edecek.

– Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İdlib’deki durumun normale döndürülmesi konusunda mutabakat zaptı imzaladı.

Milli Savunma bakanı Hulusi Akar ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, “İdlib Gerginliğin Azaltılması Bölgesindeki Durumun İstikrarlaşrıılmasına ilişkin Mutabakat Zaptı”nı imzaladı.

Muhalifler İdlib’de kalmaya devam edecek, HTŞ ve diğer terör örgütleri oluşturulan alandan çıkarılacak/silah bırakması sağlanacak.

– Türkiye’nin teklifiyle Halep-Lazkiye ve Halep-Hama otoyollarını 2018 sonuna kadar yeniden ulaşıma açma kararı alındı.

4 Eylül 2018: 22 gün sonra ilk kez İdlib’e hava saldırısı düzenlendi. Vurulan bölgeler Türkiye sınırına yakın bölgede olan HTŞ’ye bağlı Türkistan İslami Partisi militanlarının kontrolündeki Cisr eş Şuğur ilçesi oldu. Toplamda 20 saldırının gerçekleştiği belirtildi.

İdlib son durum haritası (4 Eylül 2018)

Operasyonun harekat yönü konusunda 3 bölge tahmininde bulunuluyor. Birinci bölge Halep’in batısı, ikinci bölge Hama’nın kuzeyi, üçüncü bölge ise Lazkiye’nin kuzeydoğusu (Türkmen Dağı bölgesi) Cisr eş Şuğur ilçesi.

Operasyon öncesi merak edilenleri ise sizler için cevapladık.

  • İdlib’in konumu
  • İdlib’in savaş öncesi ve şu anki nüfusu (idlib’in tarihi)
  • İdlib’i iç savaş boyunca kimler kontrol etti?
  • Şu an İdlib’de bulunan silahlı gruplar
  • İdlib’deki militan sayısı ve muhalif silahçıların akıbeti
  • İdlib’in önemi (Rusya ve Türkiye)
  • İdlib’deki Türk gözlem noktalarının harita üzerindeki konumları

İdlib neresi (harita)

Suriye’nin kuzey batısında yer alan Halep’e 60 KM uzaklıktaki İdlib bölgesinin merkezi de İdlib olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’nin Hatay şehrine komşu olan ve güney illerimizle benzerlik gösteren İdlib, Suriye’nin önemli tarım merkezlerinden birisidir. Tıpkı Afrin gibi şehirde zeytin üretimi yapılmaktadır. Şu anda HTŞ ve diğer muhalif gruplarının kontrolünde bulunan bölge, batısında rejim hakimiyetindeki Lazkiye’ye, doğusunda Halep’e güneyinde Hama’ya ve kuzeyinde Türk sınırına komşudur.

İdlib neresi, İdlib’in haritadaki konumu

İdlib’in savaş öncesi ve şu an nüfusu (idlib’in tarihi)

1916 yılında Osmanlı kontrolünde olan Halep’e bağlı şehir, bölgeyi kontrol eden kumandaların düşman tarafına geçmesi nedeniyle Osmanlı’nın elinden çıkma aşamasına gelmiştir. Şam’a ilerleyen İngiliz ve Fransız birlikleri bölgeyi tehdit etmiş, iki yıl sonra İdlib Osmanlı kontrolünden çıkmıştır.

Yüzölçümü 6.097 km2 şehrin Suriye İç Savaşı’ndan önce (2010) yılında nüfusu 2 milyon 100 bindi. Cisr eş Şuğur, Eriha, Harim ve Maaret el-Numan isimli 4 ilçeden oluşan şehrin sınırlarında, Türkiye ile Suriye arasındaki en büyük sınır kapısı olan Cilvegözü (Bab al-Hava) bulunmaktadır.

İdlib şehir merkezi

İdlib’in nüfusu, son iki yıldır rejim güçlerine geçen bölgelerden kaçanların sığınmasıyla iki katına çıkmış, İdlib’in 2018 yılı itibariyle tahmini nüfusunun 4 milyona yaklaştığı tahmin edilmektedir.

İdlib’i iç savaş boyunca kimler kontrol etti?

2011’de başlayan iç savaşın dördüncü yılında (2015) Ahraru’ş Şam, Nusra Cephesi, Cundu’l-Aksa, Ceyşu’s-Sunne), Feyleku’ş-Şam ve Livau’l- Hak gibi büyük grupların birleşmesiyle oluşan ‘Fetih Ordusu’ İdlib’in kontrolünü ele geçirdi. Bu tarihe kadar İdlib kırsalı muhaliflerin hakimiyetinde, merkez rejim kontrolünde bulunuyordu.

Fetih Ordusu’nun rejim kontrolündeki İdlib merkeze düzenlediği operasyon sırasındaki harita. Şehir merkezi muhaliflerin kuşatması altında. (26 Mart 2015)

Böylece Rakka’nın ardından ilk kez bir şehir merkezi muhalif grupların kontrolüne girdi. [Ekim 2017-Ocak 2018 İdlib harita arşivi]

Şu an İdlib’de bulunan silahlı gruplar

İdlib’de yer alan silahlı gruplar hakkında geniş çalışmaları bulunan Suriye Gündemi’nde yer alan bilgilerde bölgede 3 başat güç yer alıyor. Bunlar 11 ÖSO grubunun birleştiği ‘Ulusal Özgürleştirme Cephesi’, Heyet Tahriru’ş Şam ve Cephe Tahrir Suriye.

2016 yılından sonra fikir ayrılıkları yaşayan grupların başında gelen HTŞ ve Ahrar-uş Şam arasında Temmuz 2017’de çatışmalar yaşanmış ve HTŞ Türkiye sınırı başta olmak üzere çok önemli bölgelerde kontrolü sağlamıştır.

İdlib savaş haritası: Muhaliflerin ve HTŞ hakimiyetinde yer alan bölgeler (Harita: SuriyeGundemi.com)

İdlib’deki militan sayısı ve muhalif silahçıların akıbeti

Yüzde 60’ını Nusra bağlantılı Heyet Tahrir’uş Şam’ın kontrol ettiği kentte 70 bini aşkın silahlı militanın bulunduğu düşünülüyor. HTŞ dışında yer alan militanların Türkiye’nin desteğiyle kurulan ve 40 bin kişilik bir güce ulaşan (Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı bölgelerinde yer alan) Ulusal Kurtuluş Ordusu bünyesine gireceği belirtiliyor.

Konuyla ilgili 17 Mayıs 2017 tarihli Astana anlaşmasının beşinci paragrafında şunlar kaydedilmişti:

“Garantör ülkeler, ateşkes rejiminin çatışan taraflar tarafından uygulanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alacağını; güvenli bölgelerin içerisi ve dışarısında IŞİD, El Nusra ve El Kaide veya IŞİD ile ve BM Güvenlik Konseyi tarafından terör örgütü olarak kabul edilen tüm örgütlerle bağlantılı her türlü kişi, grup, oluşum, kuruluşlarla mücadeleyi sürdürmeye yönelik tüm tedbirleri alacağını; şimdiye kadar katılmamış olan silahlı grupların ateşkes rejimine katılmalarını sağlamaya yönelik çabalarına devam edeceğini taahhüt eder.”

İdlib’in önemi

İdlib, Suriye ile Türkiye arasındaki en büyük sınır kapısı olan Cilvegözü’nün bulunduğu (Bab al-Hava) bir şehir. Halep, Afrin ve Lazkiye bölgelerinin kesişiminde yer alan; Hama, Şam, Halep ve diğer bölgelerden gelen ve hükümet karşıtı silahlı güçlerin kalesi konumunda bulunan şehir, Astana görüşmeleri sonucu ilan edilen çatışmasızlık bölgelerinden sadece biri. Fakat şehri önemli kılan en önemli nokta şu anda ülkedeki muhaliflerin bulunduğu tek nokta olması.

Bölgede 70 bin silahlı militan ve 4 milyona yakın sivilin olduğu belirtiliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Türkiye için İdlib’in önemi: 3.5 milyona yakın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye, İdlib’de rejim güçleri ile muhalifler arasında çıkabilecek çatışmalar sonucu buradaki sivillerin Türkiye’ye göç etmesi sonucu yeni bir mülteci akınını beraberinde getireceği gerekçesiyle burada büyük çatışmaların yaşanmasına karşı çıkıyor.

Rusya için İdlib’in önemi: Lazkiye ve Tarsus’ta yer alan Rus askeri üslerinin güvenliğini öncelikli konu edinen Moskova yönetimi, yeni bir göç dalgasının oluşmasına da sıcak bakmıyor. Bu konuda hem Avrupalı yetkililerle hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile temas halinde olduğu bilinen Rusya Devlet Başkanı Putin, İdlib operasyonunun sınırlı olması taraftarı.

İdlib’deki Türk gözlem noktaları

Türkiye, İran ve Rusya’nın garantörlüğündeki Astana Görüşmeleri sonrası Türk ordusunun muhalifler ile Esad rejimine bağlı güçler arasındaki çatışmaları izlemek için 12 gözlem noktası oluşturdu. Bu noktalar Afrin’in güneyi, Halep’in batısı, Hama’nın kuzeyi ve Lazkiye’nin güneyinde kuruldu. Muhaliflerin kontrolündeki İdlib’i çevreleyen gözlem noktaları şöyle:

  • İdlib’deki Türk gözlem noktalarının kurulma tarihleri:– 1 nolu gözlem noktası: Dana ilçesindeki Salva köyü 13 Ekim 2017- 2 nolu gözlem noktası: Daret İzze ilçesindeki Samaan Kalesi (Takle) köyü 23 Ekim 2017- 3 nolu gözlem noktası: Daret İzze ilçesindeki Akil Dağı 19 Kasım 2017- 4 nolu gözlem noktası: Halep batı kırsalındaki Anadan (Tel Tamura) 17 Mart 2018- 5 nolu gözlem noktası: Halep’in batı kırsalındaki Raşidin bölgesi 9 Mayıs 2018- 6 nolu gözlem noktası: El Hader ilçesine bağlı Tel İys köyü 5 Şubat 2018- 7 nolu gözlem noktası: Serakib ilçesine bağlı Tel Tukan köyü 9 Şubat 2018- 8 nolu gözlem noktası: Maaret el Numan ilçesine bağlı Sırman köyü 15 Şubat 2018- 9 nolu gözlem noktası: Hama kırsalındaki Morik (Tel es Savvan) 7 Nisan 2018- 10 nolu gözlem noktası: İdlib’in güney kırsalındaki Zaviye bölgesi 14 Mayıs 2018- 11 nolu gözlem noktası: İdlib’in güneybatı kırsalında Cisr eş Şuğur ilçesine bağlı İştebrak köyü 16 Mayıs 2018- 12 nolu gözlem noktası: İdlib’in güneybatısında Zeytinlik bölgesi 3 Nisan 2018

İdlib’deli Türk gözlem noktaları

İdlib’de yer alan Türk gözlem noktaları (Türk üsleri ve Türk varlığı) – Harita: Suriye Gündemi

Kaynak: StratejikOrtak.com

Yararlanılan kaynaklar:

LİNK : http://www.aljazeera.com.tr/gorus/suriyenin-dugumu-idlib

Kapıdaki tehlike: İdlib

LİNK : https://www.yenisafak.com/bilgi/8-soruda-tsknin-idlib-harekati-2800706/harekat-kime-karsi-olacak-catisma-olacak-mi-313740
LİNK : https://www.aydinlik.com.tr/5-soru-5-yanitta-idlib-krizi-dunya-agustos-2018-1
LİNK : https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-45191811

SURİYE SAVAŞI DOSYASI : İdlib’den Radikal Grupları Tasfiye Etmek


İdlib’den Radikal Grupları Tasfiye Etmek

Yazan Ünal Atabay

27 Mart 2020

İdlib’in Kara Kedileri

İdlib’i elde bulundurmanın veya kaybetmenin;Suriye’nin geleceğine dair söz sahibi olmaya fırsat yaratan yada Suriye sahasında daha önce elde bulundurulan alanların kaybedilmesi olarak bakılmaktadır. Ayrıca Türkiye; İdlib sahasından çıkmanın bedelinin, savaşın/çatışmanın yurt içerisine aktarılmasına kadar giden bir seyir izleyebileceği endişesini taşımaktadır.

Esasen İdlib’de kritik olan konulardan birisi de;radikal terör örgütlerinin varlığının yarattığı denklem ve bu denklemin;sahanın askeri dinamiğine, sahada bulunan ülkeler arasındaki siyasal denkleme olan etkisidir.Yani radikal grupların,sahada karakedi rolünü oynuyor olmalarıyla ilgilidir. Bu örgütlerin görevinin, Türkiye-Rusya ilişkilerini sahada baltalamak olduğunu da unutmayalım.

İdlib sahasındaki bu cihatçı örgütler;başta Heyet Tahrir el-Şam(HTŞ),Türkistan İslam Partisi(TİP) ve Hurras El Din (Dinin Muhafızları)gibi altlarında irili ufaklı grupları da barındıran çatı örgütlenmesine sahip,El Kaide tabanlı / çizgisinde / bağlantısında olan terörist gruplardır. Türkiye’nin bunlarla temas edebileceği hiçbir şeyi olamaz.

Bu gruplar, kendi aralarında ve kendi içlerinde; geçimsizlikleriyle, uyumsuzluklarıyla, geçişkenlikleriyle, rekabetleriyle, güvensizlikleriyle bir arada yaşayan ve insani duygularını yitiren örgütlerdir.

Son günlerde bu gruplardan, özellikle HTŞ terör örgütünün kendisini lağv veya değişime/dönüşüme uğratarak ılımlaşacağı ya da mevcut konumunu korumaya devam edeceği yönünde tartışmalar yürütülmektedir.

İdlib’de Sıkışan HTŞ’nin Zihinsel Savrulması

HTŞ başta olmak üzere buradaki radikal unsurlar; Türkiye ile Rusya arasında ABD’nin yönlendirdiği düşünülen karakedi rolünü oynarlarken, bir taraftan da alanda bir sıkışmışlık yaşıyor olmalarının yarattığı çaresizlik, sahadaki sosyolojik değişkenlik,demografik hareketlerin etkisigibi parametreler,bu örgütleri yeni arayışlara sevk etmektedir.

Bu sıkışmışlığın içerisinde; tabanda görünen kıpırdanma riski, yerel halkın yüksek itirazları, lojistik sürdürülebilirlik, konjonktürün yarattığı denklem gibi örgüt aleyhine gelişebilecek faktörlere karşı HTŞ’nin; kendisini alanda yeniden konumlandırma isteği veya sahadan kaçış/tasfiye ikilemi arasında bir süreci yaşıyor olduklarını söylemek mümkündür.

HTŞ’nin yanı sıra sahadaki diğer radikal unsurlarında önümüzdeki süreçte benzer bir tutum sergileyeceklerini, ikilemler zinciri arasında savrulacaklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak tüm bu zihinsel savrulmanın yaşanması, bu örgütlerin esas zihniyetlerinde/ideolojilerinde bir değişikliğe neden olmayacağı gibi, aksine daha keskin yapılar haline gelerek akrep misali yok edilişleri gözlemlenecektir.

HTŞ’nin Dönüşümü Terör Örgütü Vasfını Ortadan Kaldırmaz

HTŞ terör örgütü ve türevleri; sözde küresel olmadıkları, bölgesel vasıfta oldukları, cihatçı anlayışı terk ettikleri, küresel örgütlerine biat etmedikleri gibi söylemler üzerinden gerçek yüzlerini saklayarak, esas amaç ve niyetlerini kamuoyundan gizlemek suretiyle kendilerine alan yaratan vekalet örgütlerdir.

Zaman zaman El Kaide bağlantısı veya bağlantısızlığı olduğu tartışılan bu örgütler; liderlik meselesi, ideoloji, dünyevi bakış, stratejik eğilim, hedef ve amaçlardaki yöntemler gibi sığ felsefi laflarla, sözde bilimsel metodoloji içerisinde hareket eden bir grup imajı yaratmaya çalışan, aslında örgütsel derinlikleri olmayan, daha çok anti-sosyal kişilik bozuklukların hâkim olduğu, papağan ezberi ideolojik kalıplara sahip grupların bir araya gelmesinden başka bir şey değildirler.

Tüm bu gerçekliklerin ışığında; söz konusu örgütlerin kaçınılmaz kaderleri kapıda beklerken, bazı çevrelerce bunların aslında masumane birer örgüt oldukları söylemleriyle korunmaya ve kurtarılmaya gayret edildiği, hatta ABD mahreçli dil kullanılarak örgüte legal kılıf giydirilmeye çalışıldığı bir zihniyetin hafifliğini de görmekteyiz.

Aslında El Kaide bağlantısı olsun veya olmasın, önemli olan bu örgütlerin El Kaide veya benzeri türevlerin cihatçı düşüncelerini taşımaları veya formlanmış ılımlı düşüncelere sahip olmaları bunların terör örgütü vasıflarını ortadan kaldırmayacaktır.

Söz konusu terör örgütlerine yönelik son günlerdeki söylem ve yaklaşımlara bakıldığında; HTŞ başta olmak üzere radikal grupları,başlangıçta bu alana getiren iradenin kullanışlı aparatı olarak başka bir sahaya aktarılması, olası bir hareket tarzı olarak kendisini gösterebileceğidir.

Bu örgütler, Türkiye ve Rusya arasında bir şekilde sıkışıp kalmışlığı yaşamaktadırlar,işte bu noktada ABD’nin özellikle HTŞ’ye can simidi ile yaklaşması sürpriz olmayacaktır.Benzer bir uygulamayı, Türkiye’nin de alandan tasfiyesi noktasında yapabilecek kapasitesi vardır. Bu anlamda Türkiye’nin de ABD’den önce inisiyatif alması beklenebilir.

Radikal Grupları Çözmek Türkiye’ye Kalacak

İdlib sahasındaki radikal cihatçı grupların arkasında ABD’nin olduğu yönünde kamuoyunda kuvvetli bir inanç bulunmaktadır. Hatta ABD’nin isteği üzerine buradaki radikal örgütlerin finansmanlarını BAE’nin sağladığı yönünde iddialar mevcuttur. Öte yandan, son dönemde bu örgütlerin mali kaynaklarının kısıldığı yönünde tespitlerin olduğunu ve bunun da sahada lojistik ihtiyaçlarını etkileyebileceğini ifade edelim.

Bu tip örgütleri destekleyen iradelerin, genellikle kurtarma hamlelerini de maharetle yapmak isteyeceklerini unutmayalım. Kaldı ki, ABD’nin; daha önce Suriye sahasından IŞİD’i, değişik yollarla Afganistan’a aktardığı konusu/iddiası hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.

Tüm bunları düşündüğümüzde, ABD’nin yine benzer bir hamleyle HTŞ başta olmak üzere bu grupları, muhtemelen bu defa Afrika sahasına aktarma iradesi sürpriz olmayacaktır. Bu mümkün olmadığı takdirde, yukarıda vurgulandığı gibi Türkiye’nin de inisiyatif alması olasıdır.

Radikal Grupların İdlib’den Tasfiyesi İçin Seçenekler

BirinciSeçenek: Afrika Sahel Bölgesi’ne Tasfiyeleri

Sahel Bölgesi; Kuzey Afrika ülkelerinin hemengüneyinde bulunan Moritanya, Burkino Faso, Mali, Nijer ve Çad’dan oluşmaktadır. Radikal cihatçı örgütlerin cirit attığı sahalardan birisi olduğunu burada hatırlatalım.

Sahel Bölgesi, özellikle Fransa için uzun zamandır baş ağrısı bir bölge durumundadır. Ancak, Fransa bu bölgede bir taraftan terörle mücadele fırsatıyla varlığını tahkim ederken, bir taraftan da buranın bakir yer altı zenginliklerine kapı açmaktadır. Fransa aynı zamanda Libya’nın güneyindeki enerji havzasında da benzer etkinlik göstermekte ve Avrupa’nın gaz ihtiyacı için bir pencere açmanın peşindedir.

Buna mukabil Rusya; Fransa’nın Libya’da ki bu enerji havzasını Avrupa’ya yönlendirmesini istemezken, Avrupa’nın gaz ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamak ve daha da bağımlı hale getirilmesi noktasında durumunu güçlendirmek istemektedir.

Radikal grupların Sahel sahasına nakliyle birlikte; buradadönüşüme uğratılarak hem Fransa’nın oradaki diğer radikal gruplara karşı geniş yelpazede inisiyatif sahibi olmasınınyolu/mazereti açılacak, hem de Libya’da ki aktivitesindenkoparılmış olacaktır. Yani bu durumkarşılıklı olarak;Türkiye’nin, Fransa’nın, ABD’nin ve de Rusya’nın işine gelecektir.

Ayrıca, ABD’de; Fransa’nın NATO üzerinden yürütmeye çalıştığı ABD’yi yalnızlaştırma ve AB üzerindeki etkisini kırma girişiminin karşılığını, Libya ve Sahel’de vermiş olacaktır. Bu durum, Türkiye’nin Rusya ile Doğu Akdeniz’de iş birliğinin de yolunu açacaktır.

Böyle bir gelişme, Türkiye ile Rusya için Libya stratejik uzlaşma sahası olacaktır. Buradaki uzlaşma, Akdeniz’de; Türkiye-Rusya-Lübnan-Libya gaz formunun yolunu da açacaktır. Elbette böyle bir form, aynı zamanda İsrail’i dengeleyecek ve Türkiye’ye inisiyatif sağlayacaktır.

İşte yukarıda sunulan senaryo çerçevesinde; İdlib sahasından radikal grupların tasfiyesi, birçok ülkenin yolunu açarken, stratejik hamlelere fırsat sağlayacağından, senaryonun; siyasi, askeri ve ekonomik çıkarlar açısından tüm taraflara avantajlar sunması bakımından tatbik kabiliyeti yüksek görünmektedir.

İkinci Seçenek: Örgütlerin Kendilerini Tasfiye Etmesi/Dönüştürmesi

Bu seçenek, ilk bakışta; hedefe giden en kısa yol, en az maliyetli ve uygulanabilirliği pratik bir yol gibi görünse de, teröristlerin tasfiyesi/dönüştürülmesi sonrasında Türkiye’nin desteklediği ılımlı muhaliflerin arasına karışmaları gibi bir riski de beraberinde taşıyacağından, aslında en kötü senaryolardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çünkü, tüm dünya ülkeleri; Türkiye’nin radikal unsurları maskeleyerek gizlediği veya iş birliği yaptığı gibi suçlamalarda bulunabileceği, bu suçlamalarla birlikte ılımlı muhaliflerin de aynı yaklaşım ile eleştirilebileceği ve hatta bunlarında terörist unsurlar listesine dahil edilmesine yol açabileceği düşünülmektedir.

Buradaki örgütler; aynı eksende olmalarına rağmen, farklı bakış açıları nedeniyle, değişim/dönüşüm için atılacak adımlarda aynı sonuçları doğurmaları da pek mümkün görünmemektedir.

Bu senaryoyu, örgütlerin kendi inisiyatifleriyle tatbikleri mümkün ise de, tasfiye/dönüşüm sonrasında Türkiye’nin önünde sorun olarak kalmaya devam edeceğinden, Türkiye’nin dahil olmayacağı bir seçenek olabilir.

Üçüncü Seçenek: Türkiye-Rusya-Suriye Ortak Operasyonu

Bu seçeneğin gerçekleşmesi, siyasal tercihler üzerinden okunduğunda, birlikte harekât yapılması pek mümkün görünmemektedir. Eğer başarıla bilindiği takdirde, Türkiye-Rusya ilişkilerinin hızlı gelişmesine yol açabileceği gibi, ABD’nin aleyhine birçok saha enstrümanlarının da elinden alınmasını kolaylaştıracağı düşünülmektedir.

Aynı zamanda Akdeniz üzerinde; Rusya ve Türkiye’nin ağırlığının daha da hissedilir hale gelmesini de sağlayacaktır. Kaldı ki Libya meselesi üzerinde birlikte hareket etme ve az evvel yukarıda sıralanan faydaların da kazanılmasına fırsat yaratacaktır.

Bu seçenekte, Suriye’nin denkleme dahil edilmesi ihtimali zayıf olmakla birlikte, belki bunun yerine sadece Türkiye-Rusya ortaklığı şeklinde gerçekleştirilebilir. Ancak, Rusya faktörü nedeniyle, muhalif unsurlar arasından bazı grupların, Türkiye ile birlikte hareket etme rızasında sıkıntılar yaşanabilir ve radikal gruplara doğru geçişkenlikler yaratabilir. Bu durum, senaryonun tatbik kabiliyetini elbette ki zorlaştıracaktır.

Bir diğer hareket tarzı; Türkiye aradan çekilmek suretiyle, sadece Rusya-Suriye rejimi tarafından etkisiz hale getirilmesine fırsat sağlanması, Türkiye’nin de istihbarat desteği vermesi olabilir. Bu seçenek; Adana Mutabakatının ve Soçi-Moskova Mutabakatının ruhunada da uygun. Aksi takdirde bu radikal gruplar sahada bumerang etkisi için fırsat kollayacaklardır.

Dördüncü Seçenek: Türkiye Tarafından Etkisizleştirilmesi

Bu seçeneğin gerçekleştirilmesi Türkiye’nin kapasitesi dahilindedir. Böyle bir operasyon, Türkiye’nin Cenevre’de siyasi sürece giden yolda ağırlığını hissettirebilecek önemli avantaj sağlayabilir, bununla birlikte, hiçbir avantaj elde edememe ile de karşı karşıya kalınabilir.

Buradaki teröristler; Rusya başta olmak üzere, Çin dahil, ilgili ülkeleri nasıl rahatsız ediyorsa, taşın altına birlikte ellerin sokulması mümkün olabilecek iken veya olması gerekirken, niçin Türkiye tek başına böyle bir harekâta girişsin ki sorusuna cevap aranırsa,sıralanan seçeneklerden hangisinin uygulanması gerektiğibize işaret edilecektir.

Sonuç Olarak;

Birinci seçeneğin gerçekleşmesi halinde; bölgesel istikrara olabilecek etkileri, sahadaki ülkelerin düğümlenen ilişkilerinin açılması, söz konusu ülkelerin hedef ve amaçlarının ortak noktada-eşit şartlara kavuşması adına, İdlib sahasındaki radikal grupların Sahel bölgesinde kendiliğinden dönüşüme uğramasına fırsat sağlayacak şartların yaratılmasının önemli bir adım olacağı düşünülmektedir.

SURİYE SAVAŞI DOSYASI : İDLİB’TE NELER OLUYOR, NELER YAPILABİLİR ???


İDLİB’TE NELER OLUYOR, NELER YAPILABİLİR ???

Yazan Mehmet Zeki Bodur ,

26 Mart 2020

Tüm dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de gündemi her gün değişiyor. Bir ay hatta bir hafta önceki gündemimizi hatırlayanımız var mı? Gündem o kadar hızlı değişiyor ki takip etmek bile kolay değil.

Şu anda COVİD-19 virüsünün getirdiği salgın ile uğraşılırken, bir önceki haftanın en önemli konusu ülkemizde bulunan sığınmacı ve göçmenlerin Yunanistan sınırlarından AB’ne yönelik akımları idi. Ondan önceki gündem İdlib’te askerlerimize yapılan ve 33 askerimizin şehit edildiği menfur saldırı idi.

İdlib neden önemli?

İdlib, 2011 yılında Hama’da hükümet karşıtı protestolarla başlayan Suriye iç savaşının en önemli yerlerden birisi olarak halen yerini korumakta. İç savaşın başlangıcında ilk anda Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) kontrolüne geçen bölgenin büyük bir bölümü daha sonra hükümet tarafından geri alındı. 2015 yılında ise El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi’nin kontrolüne giren bölge, bu tarihten sonra özellikle cihatçı örgütlerin en güçlü olduğu yerler arasındaki yerini koruyor.

İdlib bölgesi hem Rusya hem de Rejim Hükümeti için çok önemli. Ekim 2019 ayında İdlib kırsalındaki El Hbeyt’te bulunan Suriye ordusu birliklerini ziyaret eden Esad tarafından, İdlib’deki operasyon, "Suriye’nin tümündeki kaos ve terörü sonlandırmanın anahtarı" olarak ifade ederek, "İdlib’deki cihatçıların yenilgiye uğratılmasıyla birlikte savaş da sona erecektir" diye konuşmuştu.[1]

İdbib’te savaşan örgütlere bakıldığında en önemli üç grup göze çarpmaktadır. Bunlardan en önemlisi İdlib’in de büyük bir kısmına hakim olan DEAŞ ve IŞID türevi olan Heyet Tahrir el Şam (HTŞ), ikincisi El Kaide bağlantılı olan örgütler olan Türkistan İslam Partisi, Hurras Ed-Din ve son olarak ta Türkiye’nin desteklediği Ulusal Kurtuluş Cephesidir. Ancak tüm bu muhalif grupların tek çatı altında birleşmesine en büyük engelin El Kaide bağlantısı yapılarından kurtulmak istememeleri veya onlarla olan bağlarını kabul etmemeleridir. Halen sahadaki bu örgütlerin birçoğu birbirleri ile hesaplaşma içinde bulunuyor. Bu örgütlerin birçoğunda selefi-cihatçı kökler bulunmakta bu nedenle birbirleri arasında uzlaşmaz görüşleri de bulunmaktadır.[2]

Bugün İdeolojik açıdan en karışık grupların arasında Ulusal Kurtuluş Cephesi sayılabilir. Bu örgüt bünyesinde Nureddin Zengi, Ahraru’ş-Şam, Feylak El Şam vb. gibi adı bile bilinmeyen birçok küçük çaplı örgütü barındırmaktaydı. Bu örgütlerinden birçoğu Körfez Ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeden askeri ve maddi destek almaktadır. Bu örgütler Türkiye’nin çabaları sonucunda Ekim 2019 ayında Türkiye tarafından desteklenen Özgür Suriye Ordusu ile birleşerek Suriye Milli Ordusu adını alarak tek bir çatı altında toplanabilmiştir. Bu ordu halen İdlib’in sınıra yakın kısımlarını kontrol altında bulundurmaktadır.

Ayrıca İdlib’in büyük bir kısmında 2019 yılından beri El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) hâkimiyeti bulunuyor. Başlangıçta El Kaidenin devamı olduğu gerekçesi ile HTŞ’yi “terör örgütü” olarak açıklayan ABD, Türkiye ile Rusya’nın Mart 2020 ‘de yaşadığı İdlib geriliminden sonra bir anda fikir değiştirerek HTŞ’nin sadece sadece Rejim Ordusu ile mücadele eden bir örgüt olduğunu, uluslararası toplum için bir tehdit oluşturmadığı da ifade etmiştir. Bu durum açıkçası HTŞ’nin uluslararası bağlantısı bulunup bulunmadığı? sorusunu akla getirmektedir.

Günümüzde halen HTŞ ve El Kaide bağlantılı örgütlerin toplamda 25-30 civarında teröristi bünyesinde bulundurduğu ifade ediliyor. ABD Bakanlığı tarafından da, bu konuda Temmuz 2019’da yapılan açıklamada, İdlib’de "20-30 bin civarında terörist" bulunduğu ifade edilmiştir. Benzer şekilde Rusya da İdlib’deki El Kaide bağlantılı teröristlerin sayısının 25 bin civarında olduğunu ifade etmektedir.

Corona virüsünün etkisi sürerken İdlib’te neler oluyor?

Şimdi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 17 Eylül 2018’de Rusya’nın Soçi kentinde İdlib’de silahlardan arındırılmış bir bölge kurulması üzerinde varılan mutabakata tekrar bakılması gerekiyor. Bu mutabakata göre 15-20 kilometre derinliğinde ve 250 kilometre uzunluğundaki silahsızlandırma şeridinin silahlı örgütlerin kontrol ettiği bölgeden geçmesi planlanıyordu. Bunun üzerine Suriye ordusu, planlamakta olduğu İdlib operasyonunu erteledi. Türk Silahlı Kuvvetleri’de, 2017’de Astana’da Rusya ile vardığı mutabakatı kapsamında 12 Ekim 2017’de İdlib gerginliği azaltma bölgesindeki ateşkes rejiminin takibi için gözlem noktaları oluşturmuştu. Bu gözlem noktalarının, amacı bilindiği üzere İdlib’de silahlı örgütlerin kontrolündeki sınır şeridinin silahlardan arındırılmasını denetlemesiydi.

Ancak 2017 Astana ve 2018 Soçi mutabakatı her iki taraf açısından da uygulanmadı. Suriye ordusu ve silahlı örgütlerin çatışması, mutabakat sonrasında başlangıçta azalmış, sonrasında ise artarak devam ederek, mutabakatın esas ruhuna karşılık gelen silahlardan arındırılmış bölge planı bir türlü hayata geçmemiştir. Mutabakatta ayrıca Suriye hükümeti için büyük önem taşıyan ve İdlib’den geçen Halep-Lazkiye (M-4) ve Halep-Hama (M-5) otoyollarının açılmasına da karar verildi ancak bu kararda İdlib’i kontrol eden örgütler tarafından uygulanmadı.

Bugün Suriye rejim unsurları tarafından bölgede operasyon yapma ana gerekçesi ise bu durum gösteriliyor. Ancak hem Astana, hem de Soçi Mutabakatlarından elde edilen sonuçlara göre rejim unsurları tarafından bu mutabakat süreçlerinin askeri hazırlık, hedef tespiti ve lojistik yığınaklanma maksadı için geçici süre ile çatışmasızlık süreci olarak kullandıkları görülmüştür. Sonuçta Suriye Rejim unsurları tarafından Astana ve Soçi mutabakatlarına aykırı olarak içinde TSK gözlem noktalarının ve M-5 otobanının da bulunduğu birçok nokta tekrar ele geçirilmiştir.

Önce Astana, sonrasında Soçi Mutabakatları sonucunda, mutabakatın işlememesi sonucunda Mart 2020 ayında Moskova Mutabakatı imzalanmıştır. Bu mutabakata göre,

– İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde tüm askeri faaliyetlerin duracağı,

– M-4 karayolunun kuzeyi ve güneyinde 6 kilometrelik bir güvenlik koridoru tesis edileceği,

– Bu otoyol üzerinde Türk – Rus ortak devriyelerinin 15 Mart 2020 tarihinde başlayacağı kararlaştırılmıştır.[3]

Günümüze bakıldığında gerek Astana, gerekse Soçi Mutabakatlarında olduğu gibi Moskova Mutabakatının da başarılı olup olamayacağı şüpheli. Şu anda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde Covid-19 virüsünün getirdiği salgın ile uğraşırken geçtiğimiz günlerde İdlib’te M-4 karayolu üzerinde devriye görevi esnasında 2 askerimiz şehit olmuştur. Bu bölge genel olarak ılımlı olarak isimlendirilen muhalif gruplar ve çeşitli cihatçı grupların kontrolü altında bulunuyor. Ancak Türkiye ile Rusya arasında son yapılan Moskova Mutabakatı nedeniyle cihatçı unsurlar tarafından kendilerinin ihanete uğradığı düşüncesi hâkimdir. Bu nedenle TSK mensuplarına dahi saldırı yapılmakta, bazı durumlarda M-4 karayolundaki ulaşımın engellenmesi için her türlü eylem yapılmakta. Bu gruplardan bazıları Türkiye’nin desteğini alıyor ancak Türkiye’nin kontrolü altında bulunmayan veya Türkiye’nin Moskova Mutabakatından rahatsız olan gruplarda mevcut. Örneğin, HTŞ örgütü İdlib’de ateşkes uygulanmasına ilişkin 5 Mart tarihli Türk-Rus Anlaşması’na karşı olduğunu açıkladı, hatta sivil protesto eylemleri üzerinden M-4 otoyolu üzerindeki Türk-Rus ortak devriyesine karşı engellemelere de başvurdu.

Bölgeden açık kaynaklardan alınan haberlere göre, Rusya ve Suriye rejiminin, yakın zamanda saldırılara yeniden başlamayı amaçladıkları ve Rusya’nın insansız hava araçları ve dronlar vasıtasıyla saldırı yapacağı hedefleri tespit etmeye başladığı, bu maksatla hedef bankası belirlemeyi sürdürmekte olduğu, sonrasında ise Rejim tarafından operasyonlara yeniden başlamak için hazırlandığını gözlemleniyor.

Açık kaynaklarda, şu anda ağır mekanizmalarla güçlendirilen Türkiye’nin iki ana hedefi olduğunu, birincisi rejimin saldırılarına karşı koymak ve radikal örgütleri, özellikle de Hurras Ad Diyn’i (Din Muhafızları) caydırmak ve ikinci hedefin sadece savunma noktaları olmakla kalmayıp, aynı zamanda bu örgütün ortadan kaldırılması da olduğu ifade ediliyor. Yine açık kaynaklarda TSK Suriye’nin kuzeybatısındaki gözlem noktalarını 50’ye çıkardığı belirtilmektedir.

Bunun nedeni olarak bu mutabakatları her zaman hazırlık ve konuşlanma olarak kullanan Şam Yönetiminin çatışmasızlık sürecini kendi lehine kullanarak ilerlemesine karşı, TSK’nın rejim güçlerinin ilerlemesini önlemek ve M-4 karayolunun açılmasını güvence altına almak için İdlib’in kuzey ve batı eksenlerine geniş bir şekilde konuşlanma çabası olduğu düşünülüyor.

M-4 Otobanı üzerinde devriye yapan TSK güçlerine, kontrolsüz örgütler tarafından yapılan saldırılar ve otobanın fiili olarak kapatılması, oturma eylemleri veya köprülerin havaya uçurulması gibi eylemler sürdüğü sürece bu bölgenin huzura kavuşması beklenemez.

Bu arada açık kaynaklardan elde edilen bilgilere göre 24 Mart 2020 tarihinde Suriye’nin başkenti Şam’a hem zamanlama hem de düzeyi itibariyle Rusya tarafından Savunma Bakanı düzeyinde bazı soru işaretlerini de beraberinde getiren sürpriz bir ziyaret gerçekleşti. RF tarafından yapılan açıklamaya göre “iş ziyareti” kapsamında ifade edilmesine rağmen, Suriye yönetimine üst düzey bir mesajın iletildiği şeklinde yorumlandı.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın görüşme sonrası yaptığı açıklamaya göre, RF Savunma Bakanı ve Şam Yönetimi, İdlib’deki ateşkes ile Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu ve Rusya-Türkiye arasında varılan uygulama mekanizmalarını ele aldı. Bu konuda yapılan değerlendirme, Rejim tarafından, Rusya-Türkiye arasındaki mutabakatların ihlal edilmesine veya tehlikeye atılmasına izin verilmemesi konusunda Rejimin uyarılmasıdır. Rusya’nın mutabakat sonrasında istikrar kazanan ortak çalışma mekanizmasının “provokasyonlarla” zarar görmesini istemiyor. Bu çerçevede Rusya, Türkiye’ye yönelik mesajları son günlerde daha ılımlı olarak görülüyor. Hatta son dönemde mutabakatın bozulması için “Türkiye’nin kontrolünde olmayan radikal çete oluşumlarının” çaba gösterdiğine işaret etmektedir.

Sonuç olarak,

İdlib bölgesi ve bu bölge üzerindeki karayolu hem rejim hem de muhalifler açısından hayati bir öneme sahip. Bu nedenle Esad tarafından da açık açık ifade edildiği şekli ile İdlib’in, özellikle M-4 karayolunun kontrolü kendileri tarafından güvence altına alınmadıkça çatışmaların durması beklenemez.

Bu nedenle varılan Moskova Mutabakatının Suriye Yönetimi tarafından çeşitli bahaneler ileri sürülerek, Rusya’nın bu konuda yapmış olduğu üst düzey telkinlere rağmen, yakın bir gelecekte akamete uğratacak hamlelerde bulunulacağı,

Başta HTŞ terör örgütü olmak üzere bölgede faaliyet gösteren tüm örgütlerin hangi devletlerle ilişkili olduğunun ortaya çıkarılmasının Suriye’deki çözüme büyük katkı sağlayacağı,

Ancak bahse konu bu hamlelerin doğrudan Suriye Rejim askerleri yerine bölgede Körfez Ülkeleri ile ilişkili olan gruplar tarafından yapılacağı,

Bölgede yapılacak askeri bir harekâtın İdlib’te sivil halkın yeni bir göç dalgasına neden olacağı,

Bu bölgenin istikrara kavuşabilmesi için, bölgedeki tüm örgütlerin Suriye Milli Ordusu altında süratle kontrol altına alınması, kontrol altına alınamayan El Kaide bağlantılı cihatçı unsurların başka bölgelere gitmesi için olanak sağlanmasının düşülmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

LİNK : [1] https://www.haberler.com/idlib-neden-onemli-suriye-ordusunun-12881571-haberi/, Erişim Tarihi:23.03.2020

LİNK : [2] https://aydinlik.com.tr/iste-idlib-deki-basibozuklar-201268-1#1, Erişim Tarihi: 24.03.2020

LİNK : [3] https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/son-dakika-idlibde-ateskes-karari-iste-rusya-ve-turkiye-tarafindan-imzalanan-mutabakat-metni-5663283/, Erişim Tarihi:25.03.2020