SOYKIRIMLAR & KATLİAMLAR DOSYASI /// SİNAN MEYDAN : DERSİMDE ZEHİRLİ GAZ KULLANİLDİ İDDİASİNA CEVAP !!!!!! SİZ KİMİ KANDIRIYORSUNUZ ????


SİNAN MEYDAN : DERSİMDE ZEHİRLİ GAZ KULLANİLDİ İDDİASİNA CEVAP !!!!!! SİZ KİMİ KANDIRIYORSUNUZ ????

16 Aralık 2019

1 Aralık 2019 Pazar gecesi Alman ARD kanalında “Unutulan Katliam: Atatürk Alevileri Nasıl Öldürdü?” adlı bir belgesel yayımlandı. Thorsten Mack ve Karaman Yavuz’un hazırladığı 6 dakikalık belgeselde şöyle denildi: “Türk arşivlerinde bulunan 1937 tarihli önemli bir belge Dersim’den sorumlu generalin zehirli gaz talebinden sonra Nazi Almanya’sına 20 ton zehirli gazın ısmarlandığını gösteriyor. Kemal Atatürk Türkiye’yi modern ulus devlet haline getirirken Hitler’le birlikte çalıştı katliam yaptı!”

Bugün Alman ARD kanalının bu çirkin iddiasına cevap vereceğim!

“DERSİM’DE ZEHİRLİ;GAZ” İDDİASININ TARİHİ

Alman ARD kanalında gündeme getirilen bu “zehirli gaz” iddiası yeni değil; Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarının 50 yıldır dile getirdikleri bayat bir iddia bu!

Bu iddiayı yıllar önce ilk olarak Nuri Dersimi “İntikam! İntikam! İntikam! (…) Kürdistan denen ana yurdun kurtuluşu için intikam!” diye haykırdığı “Kürdistan Tarihinde Dersim” adlı propaganda kitabında ortaya attı. (1) Daha sonra harekat sırasında Ankara’da olan ancak yıllar sonra anılarında harekatı görmüş gibi anlatan İhsan Sabri Çağlayangil siyaseten “CHP’yi lekelemek için” bu zehirli gaz iddiasını tekrarladı. (2) 2011-2014 arasında birçok gazete bu iddiayı dile getirdi. Alman ARD kanalından önce -son olarak- Mayıs/Haziran 2019’da Dersim Gazetesi’nde “Zehirli Gaz Belgelerini Açıklıyoruz!” başlığıyla zehirli gaz iddiası dillendirildi. Manşetten verilen belgede Türkiye’nin Almanya’dan gaz ABD’den uçak istemesi bunların alınıp Dersim’de kullanıldığı biçiminde çarpıtılarak yorumlandı. Oysaki o belgede istenen gazın alındığına ve Dersim’de kullanıldığına ilişkin hiçbir ifade yok.

Nisan 1915’te Almanlar Belçika Ypres’te zehirli gaz kullandılar. (3) I. Dünya Savaşı sırasında zehirli gazlar nedeniyle 1 milyona yakın tıbbi vaka gerçekleşti 90 bin insan öldü. (4)

17 Haziran 1925 tarihli Cenevre Protokolü’nde boğucu zehirli gazların savaşlarda kullanılması yasaklandı. (5) Türkiye bu yasak kararını 1929’da kabul etti. (6)

Ancak Cenevre Protokolü zehirli gazların kullanılmasını engelleyemedi: İspanyollar Fas’ta İspanya karşıtı sivillere hardal gazıyla saldırdı. (7) 1935’te İtalya Habeşistan’a saldırdığında zehirli gaz kullandı. Bu nedenle 1930’larda pek çok ülke zehirli gazlara karşı “aktif” ve “pasif” korunma önlemleri almaya başladı. İşte o ülkelerden biri de Türkiye’ydi.

Türkiye 1927-1939 arasında zehirli gazlara karşı şu “pasif korunma önlemlerini” aldı:

1927’de “Muharebe Gazlarından Korunma Talimatı” yayımlandı.

1928’de “Cephe Gerisinin Havaya (Gaza) Karşı Korunması Talimatnamesi” yayımlandı.

1931’de “Halk İçin Havaya (Gaza) Karşı Korunma Talimatı” yayımlandı.

Bu talimatlara göre il ilçe ve bucaklardaki askeri ve mülki amirler havaya (gaza) karşı gerekli tüm önlemleri almakla ve halkı bilgilendirmekle görevlendirildi.

1932’de Ankara Mamak’ta bir kimya laboratuvarı açıldı.

1933’te “Hava Hücumlarından Korunma Cemiyeti” kuruldu. Bu cemiyet 1934’te “Cankurtaran” adlı bir dergi çıkardı. Dergi halkı zehirli gazlara karşı uyardı.

1933’te “Zehirli ve Boğucu Gazlar ve Hava Hücumlarından Korunma İşleri Müdürlüğü” kuruldu.

1934’te “Zehirli Gazlarla Bunları Kullanmaya Mahsus Vasıtaların Memlekete Sokulması ve Yaptırılmasını Yasaklayan Kanun” kabul edildi.

1934’te hava taarruzlarına karşı halkı bilgilendirmek ve savunma önlemleri almak için İçişleri Bakanlığı’na bağlı “Seferberlik Müdürlüğü” kuruldu.

1935’te Türk Hava Kurumu’nun (THK) 6. Kongresi’nde konuşan Başbakan İsmet İnönü “Türkiye’nin hava (gaz) tehlikesine maruz olduğunu bilmeliyiz ve söylemeliyiz” diyerek halkı THK’ya yardıma çağırdı.

1935’te “Kimya Harbinden Korunmaya Mahsus Kanun” çıkarıldı.

1935’te “Hava Taarruzlarına Karşı Korunmada Yurt Sıhhat İşleri Talimatı” hazırlandı.

1935’te Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı “Hava ve Zehirli Gaz Mücadele Şubesi” oluşturuldu.

1935’te THK “Hava (Gaz) Tehlikesini Bilenler Üyeliği” başlattı. Bu kampanyaya katılanlar THK’ya uçak alımı için yardım edecekti. Kampanyaya Atatürk ve İnönü de katıldı.

1935’te “Vilayetlerde Açılacak Zehirli Gazlardan Korunma Kursları Hakkında Talimat” çıkarıldı. 1935’ten itibaren yurdun her tarafında önce asker sivil resmi görevliler; öğretmenler öğrenciler doktorlar sonra halk için hava saldırılarından ve zehirli gazlardan korunma kursları açıldı. Kurslara katılmayanlara para cezası verilecekti. 1935’ten itibaren okullarda zehirli gaz dersleri ve konferansları verilmeye başlandı. 1935’te İstanbul’da “Hava (Gaz) Tehlikesi Mitingi” yapıldı. Anadolu’da da pek çok ilde ve ilçede hava (gaz) tehlikesi konusunda halkı bilinçlendirmek için toplantılar yapıldı konferanslar verildi. Bu toplantılardan biri de 1936’da Dördüncü Umum Müfettiş ve Tunceli Valisi Abdullah Alpdoğan tarafından Elaziz’de yapıldı. (8). Atatürk düşmanları 1936’da Elazığ’daki “bu pasif korunma toplantısını” bile “Dersim’de gaz kullanıldığının belgesi!” diye pazarlamaktan çekinmediler.

1935’ten itibaren zehirli gazlar konusunda halkı bilgilendirmek için sergi afiş ve broşürler hazırlandı. “Sıhhiye Mecmuası” “Kızılay Mecmuası” “Havacılık ve Spor” “Türk Hava Mecmuası” “Ülkü” gibi pek çok dergide zehirli gazlar konusunda yazılar çıktı. ; Örneğin 1934-1935’te Ülkü dergisinde Hikmet Rıfat “Zehirli Gazlar” adlı bir yazı dizinde tüm zehirli gazları halka tanıttı. (9) Bu konuda çok sayıda kitap çıktı. Neredeyse her hafta gazetelerde zehirli gazlar konusunda halka bilgi verildi. Ağaçlandırma çalışmaları yapıldı.

1935’te Ankara’da Kızılay Gaz Maskesi Fabrikası açıldı. Fabrikada yılda 300 bin maske üretilecekti. Burada yapılan maskelere “Türk Halk Maskesi” veya “Kızılay Maskesi” adı verildi. Gaz maskesi satışını artırmak için kampanyalar düzenlendi.

1935’ten itibaren gaz saldırılarına karşı sığınaklar yapmak için çalışmalara başlandı. Yeni yapılacak tüm binalara sığınak zorunluluğu getirildi.

1936’da “Savaş Zamanlarında Işıkların Söndürülmesi ve Karartılması Talimatnamesi” hazırlandı.

1937’de “Hava Müdafaa Genel Komutanlığı” kuruldu.

1937’de “Gaz Genel Komutanlığı” kuruldu.

1938’de “Vilayet Hava Korunma Komisyonları” kuruldu.

1938’de “Hava Taarruzlarına Karşı Korunma Kanunu” kabul edildi. (10).

Atatürk Türkiye’si II. Dünya Savaşı öncesinde zehirli gazlara karşı aldığı bu “pasif korunma” önlemleriyle kendi halkını korumak istedi. Bütün bu çalışmalar insanı “öldürmek” için değil “yaşatmak” için yapıldı.

Alman ARD kanalının “Türkiye Dersim’de zehirli gaz kullandı!” iddiası 1937’de Türkiye’nin Almanya’dan gaz istediğini gösteren bazı arşiv belgelerine dayanıyor. (Bu belgeleri internette görebilirsiniz). ARD bu gazın “Dersim’de Alevileri katletmek için istendiğini!” söylüyor. Oysaki istenen gazların alındığını ve dahası Dersim’de kullanıldığını gösteren bir belge yok.

Peki o zaman “Neden Türkiye 1937’den itibaren yurt dışından gaz istedi?” Çünkü 1930’ların sonlarında birçok ülke hava (gaz) saldırısına karşı “pasif” ve “aktif” korunma önlemleri alıyordu. İşte Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’nın ufukta göründüğü 1937’de ve 1938’de yurt dışından “gaz istemesi” de muhtemel bir hava (gaz) saldırısına karşı bir “aktif korunma” önlemiydi.

1925 Cenevre Protokolü’ne rağmen bazı Avrupa ülkeleri zehirli gaz üretimine devam ettiler. Uzmanlar geleceğin savaşlarında zehirli gazların kullanacağını söylüyordu. (11) 1931’de “Havacılık ve Spor” dergisindeki “Zehirli Gaza Karşı Sivil Halkı Ne Şekilde Koruyabiliriz?” başlıklı bir makalede aynen şöyle deniliyordu: “Almanya Amerika İtalya Fransa İngiltere Rusya bütçelerinden gaz yapmak için milyonlarca lira ayırıyorlar. Muharebede hiçbir kuvvet bu hükümetleri gaz kullanmaktan men edemeyecektir. ” (12).

1930’larda “zehirli gaz” en tehlikeli savaş silahı olarak görülüyordu. Nitekim 1935’te İtalya Habeşistan’da zehirli gaz kullandı.

Atatürk 1 Kasım 1935 tarihli meclisi açış konuşmasında şöyle dedi: “Son uluslararası olaylar Türk milleti için kuvvetli bir hava ordusunun ne denli önemli olduğu konusunda bir kanıt olmalıdır. Çok emekle kurduğumuz canımızla korumaya ant içtiğimiz kutsal yurdun havadan saldırılara karşı güvenlik altında bulunması demek bize saldıracakların kendi yurtlarında bizim de aynı zararları yapabileceğimize güvenimiz demektir…” (13) Görüldüğü gibi Atatürk Türkiye’ye saldıracakları caydırabilmek için “kuvvetli bir hava ordusuna” sahip olmamız gerektiğini belirtiyordu. İşte bu “güçlü hava ordusunun” silahlarından biri de gazdı. Türkiye işte böyle bir ortamda II. Dünya Savaşı öncesinde “aktif korunma için” gaza sahip olmak istedi.

Türkiye Atatürk’ün de imzaladığı 07.08.1937 tarihli bir Bakanlar Kurulu kararıyla Alman şirketlerden bazı zehirli gazlar ile bunları uçaklara doldurma aygıtı satın almaya karar verdi. 18. 08. 1938 tarihinden itibaren gaz üreticisi Alman şirketlerle görüşmelere başlandı. Ancak görüşmeler sonuçsuz kaldı.

Bunun üzerine Türkiye 20.03.1938’den itibaren hem “gaz” hem de bu konuda “uzman” isteğiyle gaz üreticisi bir İngiliz şirketine başvurdu. Ancak İngiltere bu gazları ve gaz uzmanını ancak 1939 Nisan ayı sonunda gönderebileceğini bildirdi. (14) Bilindiği gibi II. Dersim Harekatı 1938’de gerçekleştirildi. O sırada Türkiye’nin elinde zehirli gaz yoktu.

Gaz Şube Müdürü Nuri Refet Bey hava birlikleri için gaz satın almak gazlı bomba yaptırmak için Almanya’ya gönderildi. Zehirli gazlardan korunmak için Almanya’dan gaz sığınak uzmanı Dr. Scossberger Türkiye’ye getirildi. Gaz konusunda bilgi almaları için Bnb. Ethem ve Tğm Şaban Emül 1.5 ay Almanya’da eğitime gönderildi. (15) Ayrıca hava hücumlarından korunma uzmanı Alman Hamsley de Türkiye’ye getirildi. (16).

Türkiye ufukta görünen II. Dünya Savaşı’na hazırlıksız yakalanmak istemiyordu. Bir taraftan “pasif korunma önlemi” olarak zehirli gazlardan korunmak diğer taraftan “aktif korunma önlemi” olarak zehirli gazlara sahip olmak istiyordu. Başka türlü “caydırıcı” olamazdı.

Demem o ki Türkiye’nin kendi halkını gaz saldırısından koruma çabasının (aktif korunma önleminin) belgelerini “Dersim’de zehirli gaz kullanıldığının kanıtı!” diye pazarlıyorlar.

1- Nuri Dersimi Kürdistan Tarihinde Dersim İstanbul 1994 s. 306. ;

2- Turgut Özakman Cumhuriyet Türk Mucizesi İkinci Kitap s. 809-810.

3- Havacılık ve Spor 15 Nisan 1931 S. 45 s. 740.

4- Bülent Bakar Hava Taarruzlarına Karşı Türkiye’de Pasif Korunma İstanbul 2019 s.17 23 24.

5- Havacılık ve Spor S. 45 s. 741.

6- Resmi Gazete 20.01.1929.

7- Bakar s.20.

8- Cumhuriyet 28. 6 1936.

9- Ülkü 1934-1935 S.14-17.

10- Bakar s. 21-179. Sabit Çetin İkinci Dünya Savaşı’nda İstanbul ve Trakya’da Alınan Tedbirler: Pasif Korunma ve Tahliye Basılmamış Yüksek Lisans Tezi Ankara 2008 s. 12-60.

11- Türk Hava Mecmuası 15 Kanunuevvel 1928 S. 62 s. 930 931.

12- Havacılık ve Spor 1 Nisan 1931 S.44 s.724.

13- Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri Ankara 2006 s. 834-835.

14-; Cengiz Özakıncı ”İngiliz Devlet Arşivinden Gizli Belgelerle Kanıtlıyoruz: Dersim’de Zehirli Gaz Kullanılmadı” Bütün Dünya 1 Haziran 2012 s. 73-77. ;

15- Hakan Arslantürk Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Sivil Savunmanın Tarihi Gelişimi Basılmamış Doktora Tezi Ankara 2005 s. 44 Çetin s.15 Bakar s. 64.

16- Bakar s.204.

LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/sinan-meydan/dersimde-zehirli-gaz-kullanildi-iddiasina-cevap-siz-kimi-kandiriyorsunuz-5511341/

MOSSAD DOSYASI /// Tüm gizemlerin arasında yeni iddia : Mossad’a çalışıyordu


Tüm gizemlerin arasında yeni iddia : Mossad’a çalışıyordu

Tecavüz, taciz ve insan kaçakçılığı başta olmak üzere birçok suçtan yargılanan ve cezaevinde intihar ederek yaşamına son veren Jeffrey Epstein hakkında, çok çarpıcı bir idda ortaya atıldı. Hakkında pek çok iddia bulunan, Epstein’in aslında İsrail İstihbarat ve Özel Operasyonlar Enstitüsü (Mossad) için çalıştığı ileri sürüldü.

Gazeteciler Dylan Howard, Melissa Cronin ve roman yazarı James Robertson’ın araştırmaları sonucu yazılan ve yakında piyasaya sürülecek Epstein: Dead Men Tell No Tales (Epstein: Ölüler Sır Vermez) adlı kitapta, Epstein ve eski kız arkadaşı Ghislaine Maxwell’in Mossad için çalıştıkları iddia ediliyor.

Kitaba göre Epstein, Doğu Avrupa Yahudi kökenli İngiliz gazete kralı iş insanı ve Ghislaine’nin babası Robert Maxwell aracılığıyla Mossad’a katıldı.

Ölümüyle ilgili kazadan suikaste kadar uzanan iddialar bulunan Maxwell, Kasım 1991’de denizde 68 boğuldu. Kısa bir süre sonra, Maxwell’in küresel yayın imparatorluğunu kurmak için emeklilik fonlarını hortumladığı ortaya çıktı.

1977-1987 yılları arasında İsrail Askeri İstihbarat Müdürlüğü’nde üst düzey bir pozisyonda görev alan eski bir silah tüccarı Ari Ben-Menashe, Robert Maxwell’le 1980’lerde İran’a silah sevkiyatı işinde çalıştığını açıklamıştı.

İSRAİL NÜKLEER PROGRAMINI AÇIKLAMAK İSTEYEN TEKNİSYENİ O BİLDİRDİ

Cumhurbaşkanı Yitzhak Shamir’e yabancı istihbarat konusunda da tavsiyelerde de bulunan Ben-Menashe, Maxwell’in Mossad ile ilişkisinin bir başka kanıtı olarak, medya kralının İsrail yetkililerine İsrail’in nükleer programı hakkındaki bilgilerini gazeteye anlatmaya çalışan Mordehay adlı bir teknisyen hakkında bilgi uçurduğunu ileri sürdü.

Teknisyen Mordehay Vanunu, daha sonra bir ajan yardımıyla İtalya’da kaçırıldı ve İsrail’e getirildi. Burada kapalı kapılar ardında görülen bir mahkemede ihanetten 18 yıl hapse mahkum edildi.

Kitapta Arjantin’den Adolf Eichmann kaçırılması sorumlu ve ‘süper casus’ olarak anılan Mossad ajanı Rafi Eytan’ın, Mossad ile Maxwell’in bağlarını doğruladığı belirtiliyor.

Ari Ben-Menashe kitapta şöyle diyor:

‘Ghislaine Maxwell, Epstein ‘ı bizimle tanıştırdı ve onu grubumuzun bir parçası olarak kabul etmemizi istedi. Epstein Robert Maxwell’le takılmaya başlamıştı ve daha sonra Ghislaine ile birlikte Mosad’a katıldılar. Epstein’ın silah anlaşmalarına katılma emri İsrail istihbarat ajanlarından geliyordu. Çok fazla yetenekli değillerdi. Maxwell ve Epstein kendileri için bir iş buldular: Amerikan ve diğer siyasi figürlere şantaj…’

2 GÜN ÖNCE VASİYET BIRAKTI

Aralarında reşit olmayan kız çocuklarının da bulunduğu çok sayıda kişiye cinsel tacizde bulunmak ve cinsel amaçlı insan kaçakçılığı yapmakla suçlanan Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein, hakkındaki kadın ticareti suçlamalarından yargılanmayı bekliyordu.

10 Ağustos 2019 günü hücresinde ölü bulunan 66 yaşındaki eski bankerin kendini asarak intihar ettiği sonucuna varmıştı. Mahkeme tarafından yapılan araştırmalara göre, Epstein’in servetinin 577 milyon doları aştığını bildirmişti

Epstein’in ölümü sonrası, ilk olarak New York Post gazetesinde yer alan haberlere göre eski bankerin ölümünden iki gün önce imzaladığı vasiyet gereğince bu servet bir vakfa devredildi.

Gazetenin bir kopyasını yayımladığı 8 Ağustos tarihli vasiyetnameye göre Epstein’in serveti 1953 Vakfı adındaki bir vakfa gitti.

Belgede vakfa giden bu servetten tek tek kimlerin yararlanacağı belirtilmiyor.

Milyarder iş adamı Jeffrey Epstein, zengin ve güçlü insanlarla iyi ilişkileri olan bir isimdi.

ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD başkanlarından Bill Clinton ve İngiltere Kraliçesi İkinci Elizabeth’in ortanca oğlu Prens Andrew bir dönem arkadaşlık yaptığı isimler arasında.

ERMENİ SORUNU DOSYASI : ERMENİ İDDİALARINA KARŞI RESMİ SİTE – www.1915.gov.tr


ERMENİ İDDİALARINA KARŞI RESMİ SİTE – www.1915.gov.tr

Milliyet (09 Aralık 2019)

İletişim Başkanlığı “1915.gov.tr” internet sitesi oluşturarak, Ermeni soykırımı iddialarına belgelerle yanıt verdi. İngilizce yayın yapan sitede “1915 olayları”, “Resmi beyanname”, “Mahkeme kararları”, “Ermeni terörü”, “soru-cevap” gibi bölümler yer aldı.

Cumhurbaşkanlığı Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin, bazı bilgi ve belgelerin olduğu “1915.gov.tr” adlı site kurdu. İletişim Başkanlığı’nca İngilizce olarak oluşturulan sitede Ermeni soykırımı iddialarına belge ve bilgilerle yanıt veriliyor.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Bu site tarihsel bilgi ve verileri merkeze alarak, her fırsatta ülkemizin önüne konan sözde Ermeni soykırımı iftirasına uluslararası alanda cevaplar veriyor. Tarihin siyasallaştırılmaması ve gerçek tarihsel bilginin açığa çıkarılması gerektiğine ilişkin tezimize katkıda bulunmuş oluyoruz” dedi.

1915’te ne oldu?’

Sitede “1915 olayları”, “Resmi beyanname”, “Mahkeme kararları”, “Ermeni terörü”, “soru-cevap” gibi bölümler yer aldı. Soru cevap bölümünde “1915’te ne oldu?”, “Ermeni tehcirlerinden etkilenenlerin sayısı kaç?”, “Ermeni tehcirinde bütün Ermeniler öldü mü?”, “Türkiye’nin 1915 Olayları ile ilgili çözüme yönelik önerisi nedir?”, “Osmanlı arşivlerinin durumu nedir, araştırmacılara açık mı?”, “Ermenistan’daki arşivlerin yanı sıra diğer ülkelerdeki Ermeni arşivlerinin durumu ne?”, “Soykırım nedir?”, “Türkiye’nin soykırıma karşı politikası nedir?”, “1915’teki olayları Türkiye’de ‘soykırım’ olarak tanımlamak suç mudur?” sorularına da siteden yanıt verildi.

“Türkiye’nin 1915 Olayları ile ilgili çözüme yönelik önerisi nedir?” sorusuna verilen yanıt şöyle: “1915 olayları ile ilgili olarak, Türk ve Ermeni halkları arasında bir hafıza tartışması var. Fakat hiç kimse de Türkiye’ye kendi hafıza kayıtlarının kabul ettirme hakkı yoktur. Türkiye, 1915 olaylarının tarihçiler tarafından değerlendirilmesi gerektiğini düşünmektedir. Ermeni kültürel mirasının tanınması ve onarılmasına katkıda bulunmaktadır. Türkiye, Türk ve Ermeni halkları arasında barışçıl bir ortak geleceğin yalnızca sağlam diyalog yoluyla inşa edilebileceğine inanmaktadır” denildi. Sitede 2015 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun 1915 olaylarına ilişkin yayınladıkları mesajlara da atıf yapıldı.

Üçüncü ülkelere mesaj

Sitede Ermeni olaylarına ilişkin, “Türkler ve Ermeniler, ortak geçmişlerinde zor dönemleri unutmadan, tarihsel dostluklarını yeniden inşa etmek için birlikte çalışmalılar. Bu çabada bütün taraflar dürüst olması gerekir. Diğer ülkeler (Üçüncü ülkeler) bu diyaloga Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini destekleyerek yardım edebilir” denildi. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında Müslüman veya Hristiyan, Türk, Kürt, Arap veya Ermeni; tüm herkesin acı çektiği ifade edilen sitede, tüm halk için “büyük felaket” dönemleri olduğu belirtildi. Balkanlar ve Kafkasya’daki arazilerinden zorla sürülme ve açlık nedeniyle de 5 milyondan fazla Müslüman’ın öldüğü kaydedildi. Sitede, “Dönemin bütünüyle anlaşılması ve kaybedilen birçok canın hatırasına uygun şekilde saygı gösterilmesi gerekiyor. 1915’te Türklerle Ermeniler arasında tam olarak ne olduğunu anlamak için 1915’ten önce olanları incelemek gerekir” ifadelerine yer verildi.

31 diplomat sitede

Sitede “Ermeni terörü” başlığında da, “1970’ler ve 1980’lerde Ermeni teröristleri 31 Türk diplomat ve yakınının öldürüldüğü belirtildi ve 31 isme de sitede fotoğrafları ile yer verildi. Sitede belgeler bölümünde de AİHM’in İsviçre-Doğu Perinçek davasındaki kararı, Prof. Dr. Justin McCarthy’nin katıldığı konferanstaki açıklamaları, Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Büyükelçi Gündüz Aktan gibi isimlerin çalışmalarına da yer verildi.

Tarihi mektup

Sitede Erdoğan’ın 2005 yılında Başbakanlığı döneminde Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan’a gönderdiği ve 1915’e ait gelişme ve olayları incelemek amacıyla ortak bir Komisyon kurulması yolundaki önerisini resmen ilettiği mektubuna da yer verildi.

KAYNAK : http://www.milliyet.com.tr/siyaset/ermeni-iddialarina-karsi-resmi-site-6096665

FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI /// İstanbul’da ölü bulunan İngiliz ajanı Le Mesurier ile ilgili bomba iddia : CIA Suriye’de infaz edecekti !!!!


İstanbul’da ölü bulunan İngiliz ajanı Le Mesurier ile ilgili bomba iddia : CIA Suriye‘de infaz edecekti !!!!

Suriye‘de faaliyet gösteren ve küresel çapta Beyaz Baretliler olarak bilinen Suriye’deki sivil savunma ekiplerinin kurucusu eski İngiliz istihbarat subayı James Le Mesurier İstanbul’da ölü bulundu. İngiliz ajanının sır ölümünü bugünkü köşesine taşıyan Takvim yazarı Ergün Diler, "ABD, İngiltere’nin gizli kapılar ardındaki buluşmasını engellemek için Le Mesurier’u infaz etti. Aslında CIA, Le Mesurier’u önümüzdeki ay Suriye’de infaz edecekti. Suriye lideri Beşar Esad’a suikast düzenlemek isteyen MI6 ajanı olarak öldürülecekti." diye yazdı. Ergün Diler, "Hatta CIA tarafından dün Kraliçe’ye gönderilen fotoğraflarda, İstanbul Karaköy’de bir cafede Le Mesurier’un kahve içerken, arkasındaki iki Rus ajanı görülüyordu. Hem de Le Mesurier öldürülmeden birkaç gün önce." ifadelerini kullandı.

İngiliz ajanının sır ölümünü bugünkü köşesine taşıyan Takvim yazarı Ergün Diler, "İmparatorluk Nişanı sahibi İngiliz ajan James Gustaf Edward Le Mesurier, CIA‘nın takibindeydi. Ölmeden birkaç gün önce Karaköy‘de bir kafede yan masada iki Rus ajanıyla birlikte fotoğraflandı.
Hepsini o kafeye çağıran elbette CIA‘ydı. Olaydan hemen sonra o kare Kraliçe Elizabeth‘in masasına konuldu." dedi.

İşte Ergün Diler’in bugünkü yazısı;

AJANLARLA ilgili filmler, romanlar, oyunlar hep izlenir. Merak edilir çünkü. Ortalama zekanın üzerindeki insanların sahne aldığı oyunlardır SPY GAME’ler! BATI medyası da dünden itibaren KARAKÖY’deki cinayet işine girdi. JAMES GUSTAF EDWARD LE MESURIER’un öldürülmesi de bazı karanlık dehlizlerde deprem etkisi meydana getirdi. Bu konuları çok iyi bilen isimleri ve yayınları takip edince sarsıntının büyüklüğünü görmek zor olmuyor…
Öncelikle şunu paylaşmak istiyorum.
Bir JAMES BOND filmindebulacaklarımızdan çokdaha fazlasıyla karşıkarşıyayız… Öyle şeyleryazılmakta şaşarsınız… Benöğrendiklerim karşısında ilkolarak "İstanbul’da yaşıyoruzve hiçbir şey bilmiyoruz.
Bu çok kötü…" duygusuna kapıldım…
Doğal olarak insan öğrenmek ve paylaşmak istiyor… İstanbul’da yaşanan ve çok önemli bir operasyonla ortadan kaldırılan Le Mesurier DOSYASINI genişletelim…
Biraz geri gidelim…
2018 yılında İngiltere’nin Salisbury kentinde Rus eski ÇİFTE ajan Sergey Skripal ve kızı Yulya Skripal’e düzenlendiği öne sürülen sinir gazı saldırısı, sahte bayrak operasyonuydu.
Bu planın arkasında ABD vardı. MI6’daki derin yapı ile Washington ortak hareket ediyordu. Bunu anlatan çok şey yazdım. Amaç İngiltere’nin Rusya ile olan GÜÇLÜ BAĞI’nı zayıflatmaktı! Skripal operasyonu da bunun için kurgulandı.
Ardından İngiltere ile Rusya karşı karşıya geldi. Birbirlerini düşman ilan ettiler. İngiltere’de yaşayan oligarklar, milyarlarca sterlin kaybetti.
Bu para Rus devletinin parasıydı. Sonuç itibariyle operasyon etkisini göstermiş ve sonuç alınmıştı. Roman Abramovich gibi bir isim LONDRA’ya girememişti.
Kriz büyüktü! Unutmayın!
Abramovich üzerinden de en sert tepki, Putin’e verildi.
Putin de Kraliçe Elizabeth de İngiliz Lordlar Kamarası ile 10 Numara da tüm gerçekleri biliyordu ama Amerikan algısı işte böyle güçlü bir silahtı ve başarılı oluyordu.
Bu hamle, özenli bir şekilde hazırlanan ALGI ile bezenince, sonuçlar haliyle değerli oldu! CIA başardı!
MI6’in desteğiyle…
Şimdi İstanbul’a gelelim.
Kılıç Ali Paşa Camii’nin yan sokağına demir atalım…
James Gustaf Edward Le Mesurier’un sahte bayrak OLMAYAN operasyonuna…
Açık şekilde İngiliz İmparatorluğu Le Mesurier’u koruyamadı.
Le Mesurier’a 2016’da, "Suriye Sivil Savunma hizmetlerindeki gayreti ve petrolün İngiliz şirketlerince kazanılmasındaki üstün başarısından dolayı" Kraliçe’nin en prestijli ödülü olan İngiliz İmparatorluğu Nişanı (OBE) takdim edildi. Bu ne OSCAR ödülüne ne de NOBEL‘e benzer! Rakipsizdir, büyük bir onurdur!
Bu ödüle layık görünen herkes, ailesiyle birlikte Kraliçe II. Elizabeth’in güvencesi altına girer.
Bilenler bunu bilir! Şimdi ABD, İngiltere’nin gizli kapılar ardındaki buluşmasını engellemek için Le Mesurier’u infaz etti. Sanırım bilinmesi gereken de bu! Bunu da Amerikalılar söylüyor. İlgili kişilerin duyacağı şekilde!

SORU ŞU! NEDEN LE MESURIER HEDEF OLDU?
Evet burada Rusya suçlu.
Mariya Zaharova, Cuma günü Le Mesurier için "MI6 ajanı. O çok tehlikeli biri. Kosova’da ve Bosna’da karşımıza çıkan kişi Le Mesurier" dedi. Hatta daha da ileri gidip "Beyaz miğferler en tehlikeli terör örgütlerine yardım etmekte. Bir dizi kimyasal silah bile kullandılar…" demekteydi…
Mariya Zaharova veya herhangi önemli bir Rus, bir başka İngiliz’i bile suçlasaydı o infaz edilecekti.
İsimlerin önemi yoktu yani…
Operasyonun kendisi değerliydi! Aslında CIA, Le Mesurier’u önümüzdeki ay Suriye’de infaz edecekti.
Suriye lideri Beşar Esad’a suikast düzenlemek isteyen MI6 ajanı olarak öldürülecekti. ALGI BÖYLE ŞEKİLLENECEKTİ!
O kişi de Amerikan medyasının yüklenmesiyle Le Mesurier olacaktı. Ancak Le Mesurier, CIA’deki kaynaklarından bu istihbaratı alınca Suriye seyahatini iptal etti. CIA de operasyonu durdurdu. Ancak Zaharova’nın açıklaması, Le Mesurier’un infazını başlattı.
Şimdi Rusya suçlanacak. Ki öyle olmakta!
Pentagon, Rusya’nın hedef olacağını gösterdi. Amerikan medyası, hemen harekete geçti. Rusya ve Beşar Esad’ın Le Mesurier hakkındaki "Ajan ve tehlikeli" sözlerini öne çıkardı.
Çünkü Rusya, perde arkasında İngiltere ile hem Suriye hem de Akdeniz pazarlığı yapıyordu. İngiltere, bölgeye Rusya ile girecekti.
Güney Kıbrıs, aslında İngiliz ve Rus toprağıdır.
Moskova ile Londra, Güney Kıbrıs’ta ortaktır.
Dolayısıyla Akdeniz’de de bu ortaklık görülmektedir.

RUS OLİGARKLARIN RUM KESİMİNDEKİ PARALARINI DÜŞÜNECEK OLURSAK, TATMİN EDİCİ BİR CEVAP ORTAYA ÇIKMAKTA!

Şimdi Suriye için bir ortaklık planı yapılırken, CIA‘nın operasyonunu gördük. İSTANBUL‘da!
Rusya ile İngiltere ne kadar yakın olmak isterse istesin artık bu çok kolay değil.
Çünkü İngiltere’de muhalifler, Kraliçe’nin korumasındaki Le Mesurier’un ölümünden Rus Gizli Servisi FSB’yi sorumlu tutuyor.
Hatta CIA tarafından dün Kraliçe’ye gönderilen fotoğraflarda, İstanbul Karaköy’de bir cafe’de Le Mesurier’un kahve içerken, arkasındaki iki Rus ajanı görülüyordu. Hem de Le Mesurier öldürülmeden birkaç gün önce.
O kişiler MI6 ile CIA’nın ortak kullandığı yüz tanıma programında Rus ajanı olarak görülüyor. Rus ajanları o cafe’de bir davet üzerine bulunuyordu. Bu netti!
Belki de Le Mesurier’u o cafe’ye çağıran CIA, RUS misafirleri de ağırlıyordu! Yani bir fotoğraf dizayn ediliyordu!
KRALİÇE‘ye kadar gönderilecek bir fotoğraf!

KURGU BUYDU!
Bu cinayet elbette İNTİHAR denilerek kapatılacak. Kimse çıkıp "ÖLDÜRÜLDÜ" demeyecek. Kuraldır bu!
Bundan sonrası İngiltere ile Rusya’nın atacağı adımlara bağlı. İSTANBUL merkez olmaya devam edecek…
Başka olaylar da göreceğiz…
Hem de çok önemli!

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// HALUK DURAL : Ermeni Soykırım iddiaları hukuk dışıdır


Değerli Dostlarımız,

ABD Temsilciler Meclisinin sözde Ermeni soykırımını tanıyan kararı hakkında yazdığım makalemi, bilgilerinize sunarım.

Saygılarımla,

Haluk DURAL

Millî Merkez Genel Sekreteri

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.