MOSSAD DOSYASI : İsrail medyasından Hafter iddiası !!! MOSSAD ile iş birliği yapıyor !!!


İsrail medyasından Hafter iddiası !!! MOSSAD ile iş birliği yapıyor !!!

Libya’da 42 yıllık Kaddafi yönetiminin, ABD ve Batı’nın desteklediği "Arap baharı" maskeli darbeyle indirilmesinin ardından çatışmalar, kan ve göz yaşı bir türlü dinmedi.

İsrail’de yayın yapan Maariv gazetesinin istihbarat analisti Yossi Melman’ın Twitter hesabından yaptığı "Libyalı General Halife Hafter, İsrail istihbarat servisi MOSSAD ile irtibat halinde" şeklindeki paylaşımı tartışmalara yol açtı.

Yossi Melman ve Salih Al Nami’nin açıklamalarını AA muhabirine değerlendiren uzmanlar, Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti yerine Hafter’i destekleyenlerin bölgede demokratik ve güçlü bir devlet istemediklerini kaydetti.

Yossi Melman’ın açıklamasını kendi Twitter hesabından duyuran Filistinli yazar Salih Al Nami, Hafter’in MOSSAD’ın yanı sıra Fransa, Mısır ve BAE ile de bağlantısı olduğunu söyledi.

"HAFTER ALDIĞI DIŞ DESTEĞE RAĞMEN BAŞARISIZ OLDU"

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Doğu ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü (DOAF) Müdürü Prof. Dr. Enver Arpa, Libya’da Kaddafi’nin 2011 yılında devrilmesinin ardından yaşanmakta olan iktidar mücadelesinde tarafların yeni ittifak arayışlarına hız verdiğini söyledi.

General Hafter’in Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlarca tanınan ve Türkiye tarafından meşru muhatap olarak kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümetine (UMH) karşı güç kullanarak yönetimi ele geçirmeye çalıştığını belirten Prof. Dr. Arpa, "Hafter, 2014 yılında meşru yönetime karşı darbe girişiminde bulunmuş ancak başarılı olamamıştır. 2015 yılında Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi tarafından Libya Ulusal Ordusu başkanı ilan edilen General Hafter’in 4 Nisan’da başkent Trablus’a saldırı girişiminde bulunması ülkeyi yeni bir gerilime sürüklemiştir." diye konuştu.

Prof. Dr. Arpa, Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümetine bağlı güçlerin Hafter’in Trablus yönündeki saldırılarını püskürtmesinin, lojistik merkezi ve harekat noktası olan Giryan kentini geri almasının, Hafter’e büyük bir prestij kaybettirdiğini anlattı.

Ülkede radikal güçlerle mücadele ettiğini ileri sürerek Mısır, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin desteğini arkasına alan Hafter’in bu ülkelerin açık, Fransa ve Rusya gibi ülkelerin ise örtülü desteğine rağmen bu saldırılarda başarılı olamadığını kaydeden Prof. Dr. Arpa şöyle konuştu:

"Hafter önemli bir hezimet yaşamıştır. Bu yenilgisinin etkisini azaltmak için ülkedeki meşru hükümete destek veren Türkiye’yi suçlama yoluna gitmiştir. Son aylarda yaşanan bu gelişmelerle büyük bir itibar kaybına uğrayan Hafter, toparlanmak için yeni ittifak arayışlarına girişmiş bulunmaktadır.

Her ne kadar Fransa tarafından açıkça ilan edilmese de Hafter’in Fransa’dan önemli destekler aldığı medyaya sık sık yansımaktadır. Hafter’e bağlı lojistik merkezlerinde Fransız ordusuna ait çeşitli füzelerin bulunması, bu desteği gözler önüne sermiştir. Nisan ayında planlanan darbe girişiminde Hafter birliklerine askeri danışmanlık yapmak üzere ülkeye geldikleri iddia edilen diplomatik pasaportlu 13 Fransız vatandaşının Tunus sınırında yakalanması bu desteğin başka bir delili olarak kabul edilmektedir. Bu gelişmenin ardından Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti, Fransa ile yapılmış olan tüm güvenlik işbirliği anlaşmalarını askıya aldığını açıklamıştır."

"DÜNYA BASININDA GÖRMEZDEN GELİNDİ"

Prof. Dr. Arpa, Hafter’in, Fransa ve Rusya’nın yanı sıra İsrail devletiyle de iş birliği yaptığının ortaya çıktığını vurgulayarak "İsrail Maariv gazetesi istihbarat işleri yorumcusu Yossi Melman 7 Ağustos 2019 tarihinde Twitter hesabında yaptığı paylaşımda Halife Hafter’in MOSSAD’la iş birliği yaptığını açıklamıştır. Sosyal medyada büyük yankı bulan bu açıklama BAE, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkeler dahil olmak üzere dünya basınında görmezden gelinmiştir." şeklinde konuştu.

"Hafter’in geçmişi incelediğinde bu tür ilişkilerde bulunmuş olması yadırganmamalıdır." diyen Prof. Dr. Arpa, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Onun geçmiş yıllarda geliştirdiği bu tür ilişkilerle Libya’da yükselen bir aktöre dönüştüğü ifade edilmektedir. Kaddafi’nin 1978-1987 yılları arasında Çad’a karşı yürüttüğü savaşta esir düşen Hafter, Amerikan ordusunun yardımıyla kurtarılmış ve siyasi sığınma hakkı alarak Amerika’ya yerleşmiştir.

CIA ile iş birliği yapmakla suçlanan Hafter, Amerika’daki ikameti süresince Kaddafi’ye karşı çeşitli faaliyetlerde bulunmuştur. Hafter bu karanlık ilişkilerinden dolayı Libya halkı nezdinde şüpheli bir kişilik konumuna düşmüştür. Amerika’da CIA merkezine yakın bir bölgede ikame etmesi bu suçlamayı güçlendiren bir husus olmuştur. Hafter, 20 yıllık bir Amerika yaşantısının ardından 2011 yılında Kaddafi’ye karşı başlayan ayaklanmadan bir ay sonra Libya’ya geri dönmüş ve ülkede BM’nin çabalarıyla kurulan meşru hükümete karşı mücadele başlatmıştır.”

"ŞİMDİ İSRAİL İLE DAHA YAKIN ÇALIŞIYOR"

Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal da Maariv gazetesinin istihbarat analisti Yossi Melman’ın Twiter hesabından paylaştığı "Libyalı General Halife Hafter İsrail casusluk servisi MOSSAD ile irtibat halinde." bilgisinin sürpriz olmadığını söyledi.

Orta Doğu’da yaşanan kaosta İsrail’in doğal olarak payı olduğunu aktaran Prof. Dr. Uysal, "Batı’nın bir uzantısı olarak İsrail, bölgede güçlü bir ülke istemiyor. Batı demokrasi ile bölge halkın gücünün yönetime yansımasını istemiyor. İsrail onlar adına hareket ederken, BAE de İsrail ve Batı adına aynı politikaları uyguluyor." diye konuştu.

Darbeleri destekleyen ve iç çatışmaları körükleyenlerin arkasında Birleşik Arap Emirlikleri (BEA) ve İsrail olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uysal, şu değerlendirmede bulundu:

"BAE ve İsrail’e, yaptıkları anti-demokratik uygulamalar ve ihlaller dolayısıyla kimse hesap sormuyor. Aynı şekilde bu ülkeler tarafından desteklenen Hafter’den de yaptığı katliamlar, suikastlar ve insan hakları ihlallerinden dolayı hesap sorulmuyor. ABD ile koordineli hareket eden Hafter’in şimdi daha çok İsrail ile yakın çalıştığı ve ABD’nin geri çekildiği anlaşılıyor. Ama olayın özü itibariyle çok fark olmasa da Trump döneminde ABD’nin Libya’ya ilgisinin biraz azaldığı fark edilmektedir."

YOLSUZLUK DOSYASI /// İDDİA : BEDELLİ ASKERLİKTEN TOPLANAN 36 Mİ LYAR TL İLE LÜKS MAKAM ARAÇLARI ALINDI


İDDİA : BEDELLİ ASKERLİKTEN TOPLANAN 36 MİLYAR TL İLE LÜKS MAKAM ARAÇLARI ALINDI

13 Haziran 2019 12:55

CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi Sayıştay raporlarına göre 2014’teki bedelli askerlikten toplanan 36 milyar TL ile kamu kurumlarına lüks makam araçları alındığını söyledi

Bedelli askerlikten toplanan 3 6 milyar TL ile lüks makam araçları alındı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesiyle birlikte gündeme gelen israf düzeni TBMM’de de gündem olmayı sürdürüyor.

CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi 2014 yılında çıkarılan Bedelli Askerlik Kanunu sonrası toplanan 36 milyar TL’nin kamu kurumlarına lüks makam araçları alınmak üzere kullanıldığını söyledi.

Bedelli askerlik ile toplanan paraların akıbeti konusunda ilgili bakanlara verdiği soru önergelerine yanıt gelmediğini belirten Hamzaçebi yasaya göre bu paranın Savunma Sanayi Destekleme Fonu’na aktarılması gerektiğini ama Sayıştay denetim raporlarında bu paralarla lüks makam araçları alındığının ortaya çıktığını ifade etti.

Hamzaçebi TBMM’ye “Şimdi yeni bedelli yasasından gelecek paralarla da lüks makam araçlarını mı yenileyecekler?” diye sordu.

Sendika. Org

LİNK : http://sendika63.org/2019/06/bedelli-askerlikten-toplanan-36-milyar-tl-ile-luks-makam-araclari-alindi-551041/

DERİN DEVLET DOSYASI : TÜRKİYE’DE GERÇEK DERİN DEVLET YOK !!!! OLDUĞUNU İDDİA EDENLER İLLEGAL OLUŞUMLAR !!!!


Modern dünyada böyle suç yok !!

09 Ağustos 2019, Cuma 00:16

Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı, Dünya’da saygı duyulan modern devletlerde yazmanın, konuşmanın örgüt propagandası olmadığına ve suç sayılmadığına dikkat çekti.

Terörle mücadelede yapılan hatalar ve devlet kurumlarında hukukun hakim kılınması konularında dile getirdiği eleştirel düşünceleriyle tanınan Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı, TV5’e konuk oldu. Türkiye’deki hukuk sistemi bağlamında gündemi değerlendiren Avcı, “Bizim evrensel hukuka uymayan bir devletimiz ve hukukumuz var. Halbuki şunu bilmeliyiz biz: Bir insan, kanunda yazılı suçları işlemeli. (Sadece kanunda yazılı suçlardan dolayı yargılanmalı). Söyleyerek, konuşarak, yazarak, çizerek insan suç işleyemez. Dünya’da, modern ülkelerde budur. Türkiye’de suç işlenir. (İşlemiş sayılır.) Konuştuğunuzda örgüt propagandası yapabilirsiniz. Hatta örgüte yardım etmiş olabilirsiniz; ama Dünya’da şu: Yazarak, konuşarak, sözle, resimle, şekille örgüt propagandası olmaz. Suç da olmaz.

Herkes yazıp söyleyebilmelidir. Kişisel hakaret yapmışsa, hukuk önünde hesabını verir. Tazminatı öder; ama devlet, kamu dâvâsı açamaz. Bugün bakıyorsunuz, geçmişte şu veya bu sebeple eleştirmiş veya cemaate yakın durmuş birçok insan, içeride. Gazeteciler içeride. Tutuklanmışlar. Ağır cezalar alıyorlar. Buradan bir şey çıkmaz; ama bu, tüm toplumu korkutur, tüm toplumu ürkütür ve geleceğe çok önemli şey biriktiriyoruz. Hâlbuki Dünya’da saygı duyulan modern devletler, özgürlüklerin en geniş olduğu, hukukun olduğu, demokrasinin çalıştığı ülkelerdir” dedi.

Derin devlet varsa devlet yoktur

Bir soru üzerine, yabancı devletlerde de bir ‘derin devlet’ olduğu iddiasının abartıldığını ileri süren Avcı, “Modern ülkelerde, Batı dünyasındaki devletler, sivil kurumlar tarafından denetlenir, yargı tarafından denetlenir. Yapılan kanunsuz hareketler, soruşturulur ve ortaya çıkarılır. Devlet arşivleri, belli süre sonra açılır. 50 sene sonra, 20 sene sonra… Hiçbir şey, gizli kalmaz. O açıdan, çok da öyle illegal örgütlenmeye müsait değildir. Batı dünyası için diyorum” dedi. Türkiye’de hukuku çiğneyen yanlış uygulamalara Türkiye’de ‘Derin Devlet’ dendiğini belirten Avcı, “Bence bu, derin devlet değil, devletin hiç olmamasıdır. Gerçek mânâda bir devlet olsa, devlet önce kendi vatandaşının kendine gelen taleplerinin doğruluğuna, yanlışına bakar, o gelen taleplerin makul ve mantıklı olanını ayıklar. Büyük bir kitleyi karşısına almaz. Önce o kitleyi ayıklamasını bilir. Marjinal gruplarla da en son çareyse, en son yöntemse mahkemeler, yargılamalar sürer. Yoksa sadece ‘alalım, içeri tıkalım’ mantığıyla bu iş olmaz. Biz, siyasî talepleri, ideolojik talepleri, sosyal taleplerin hepsini bir suç örgütü gibi görüp, mahkemelerde tutuklayarak, içeri tıkarak veya baskı tedbirleriyle, askerlerle, polislerle bunu önlemeyi düşünüyoruz. Bu, işin tabiatına aykırı… İdeolojik grupları, şiddetle, zorla bastıramazsınız” şeklinde konuştu.

TERÖR DOSYASI : El Zein ailesinden Mehmet Eymür’ün iddialarına yalanlama


El Zein ailesinden Mehmet Eymür’ün iddialarına yalanlama

El Zein ailesi, MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür’ün yeni kitabı Deşifre’de ortaya attığı "Terör örgütü ASALA ile mücadelede Abdullah Çatlı ve ekibi değil, Mardinli El Zein ailesi etkili oldu’ iddiasını yalanladı. Feyzi El Zein, "Keşke böyle bir şerefe nail olabilsek ama doğru değil" dedi.

Eski MİT’çi (Milli İstihbarat Teşkilatı) Mehmet Eymür, Deşifre kitabında ve yaygın basında yer alan yazılarında, 80’li yılların başlarında özellikle Türk diplomatlara karşı kanlı eylemler gerçekleştiren terör örgütü ASALA ile mücadelede bazı iddialarda bulundu. ‘Terör örgütü ASALA’yı Abdullah Çatlı ve ekibi bitirdi’ tezinin bir kurmaca ve palavra olduğunu öne süren Eymür, o dönemlerde ASALA’nın merkezinin Beyrut’ta olduğunu, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas’ın Mardinli El Zein ailesi ile birlikte terör örgütüyle mücadele ettiğini iddia etti. El Zein ailesinden ‘Mardinliler grubu’ olarak söz eden Eymür, ailenin daha sonra Almanya Berlin’e yerleştiğini, grubun liderinin ise 2008’de uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan Mahmut El Zein olduğunu öne sürdü.

"Keşke böyle bir şerefe nail olabilsek ama doğru değil"

Eymür’ün tüm bu iddialarına yanıt, Mahmut El Zein’in Mersin’de yaşayan kardeşi Feyzi El Zein (Övüçlü) ve amcasının oğlu Mehmet Ali El Zein’den geldi. 18 yıl önce Almanya’dan dönerek Mersin’e yerleşen Feyzi El Zein, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Eymür’ün iddialarını yalanladı. El Zaein Ailesi’nin Türkiye’ye Lübnan’dan geldiğini belirten El Zein, Eymür’ün aileyle hiçbir bağlantısı olmadığını, ortaya attığı iddiaların da doğru olmadığını söyledi. "Keşke böyle bir şerefe nail olabilsek" diyen El Zein, "Biz her zaman ASALA’yı lanetliyoruz. Türkiye Cumhuriyetine karşı gelen PKK, DHKP-C, ASALA, ismi ne olursa olsun herhangi bir örgüte vatansever olarak zaten karşıyız. Keşke böyle bir olayla biz şereflendirilmiş olsaydık ama doğru değil" ifadelerini kullandı.

"Amacını bilmek istiyoruz"

Eymür’ün, El Zein ailesi hakkında yazdığı bu yazıların amacını bilmek istediklerini dile getiren Feyzi El Zein, "Amacını bilmek istiyoruz. Kitap satmak mı veya başka bir örgüt tarafından ailemizi lekelemek mi ve bunun karşılığında maddi bir şey mi aldı? Bunu nasıl yazdıysa bir an önce çıkıp düzeltmesini talep ediyoruz. Bizim ailemiz çok büyük bir aile; Almanya ve Lübnan’da 15 bine yakın akrabamız var. Ailemizin ismini neden vermiş, bir menfaat karşılığında mı vermiş? Açıklamasını istiyoruz" diye konuştu.

"Abdullah Çatlı’nın yaptığını 80 milyon biliyor"

"ASALA’nın asıl faili rahmetli Abdullah Çatlı’dır, bizim aile değildir. Keşke biz de yardımcı olabilseydik" diyen El Zein, şunları söyledi:

"Abdullah Çatlı’nın yaptığını 80 milyon biliyor. Böyle yiğitlerin hakkını yemek, 4-5 kitap satacağım diye başkalarına mal etmenin bir anlamı yok. Kendisini tanımıyorum. Verdiği tarihler zaten bizim yaşımıza uygun değil. 70’li yıllarda abim 15-16 yaşındaydı ben daha yeni doğmuştum. Mahmut’un 2008 yılında 3 yıl 4 ay hapis yattığını ben bile bilmiyorum, o nereden biliyor. Bu bilgiyi kimlerden almış. Bunu çıkıp açıklamasını talep ediyorum. Devletin en önemli noktalarında görev yapmış bir adam. Göreve başladıklarında bunların ettiği bir yemin vardır. Böyle bazı şeylerin ifşa edilmesi vatan hainliğine giriyor. Velev ki var bizim ailede böyle bir şey, nasıl çıkıp bizim ailemizin ismini veriyor."

"Eymür’ün Alman istihbaratı ile bir işbirliği içinde olduğunu düşünüyoruz"

Almanya’da yaşayan Türklere, Araplar, Müslümanlara karşı başlatılan bir kışkırtma kampanyası olduğunu da ileri süren Feyzi El Zein, "Bize karşı başlattıkları eylemler var. Bizi oradan göndermek için ellerinden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorlar" diyerek, Eymür’ün Alman istihbaratı ile bir işbirliği içinde olduğunu düşündüklerini söyledi. El Zein, "Ailemizi ve özellikle Mahmut El Zein’i sınır dışı etmek için böyle bir lekeleme kampanyasına tabi tuttular. Bence böyle olabilir veya kitabını satmak için bu iddiaları ortaya attı. Neden, bunun arkasında kim var? Şeref duyarım ama Almanya’da 15 bine yakın akrabam var ve bundan zarar görecek. ASALA’yı bilmeyen, Türkçe dahi konuşamayan insanlar var El Zein ailesinde" ifadelerini kullandı.

Mahmut El Zein’in amcasının oğlu Mehmet Ali Zein ise El Zein ailesinin Almanya’da hedef noktasında olduğunu iddia etti. Mehmet Ali El Zein, "Bizi hedef noktasına koydular. Bizi lekelemek için böyle bir adamı buldular. ‘El Zein ailesinin başına bir şey gelirse Alman devleti sorumlu değildir’ algısı için. Yoksa eski MİT’çi bu bilgileri nereden bilecek? Şimdiye kadar neredeydi" diye sordu.

YOLSUZLUK DOSYASI : TÜGVA, Ensar, makam araçları… Bütün yolsuzlukları tek tek açıkladı (İDDİA)


CHP İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, görevi devralmasının ardından çeşitli zamanlarda geçmiş dönemde büyük usulsüzlüklerin olduğunu dile getirmişti. Hürriyet, geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği basın toplantısı ile belediyenin CHP’ye geçmesinin ardından işçi çıkartıldığı iddialarını yanıtlamıştı. Daha önce de defalarca İzmit Belediyesi’nde usulsüzlük yapıldığını ve durumun takipçisi olacaklarını ifade eden Hürriyet, İzmit Belediyesi binasında yaptığı açıklamada İzmit Belediyesindeki usulsüzlükleri açıkladı. Basın açıklamasında İzmit Belediyesi Başkan Yardımcısı Dilek Yalçın’da yer aldı. İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet açıklamasında, “Bizim bazı usulsüzlükleri açıklamamızın sebebi siyasi polemik yapmak değildir. Biz, dişinden tırnağından arttırarak bin türlü zorluk çekerek vergisini ödediği insanların hakkının eşine, dostuna, akrabasına, sadece belli kişilere verilmesine karşı çıkıyoruz. Biz halkımızın hakkının israf düzenine yedirilmesine karşı çıkıyoruz” ifadelerini kullandı.

GÖREV SÜRESİNİ AŞAN PROTOKOLLER

“Uzun zamandır toplumunda hassasiyetini dikkate alarak cemaatler, vakıflar, ne oldukları belli olmayan yapılar var” diyen Hürriyet, “TÜGVA, Ensar Vakfı gibi yapılar bunlar. TÜGVA ve Ensar’la belirli protokoller yapılmış. Her mecliste her toplantıda bu dernekler ve yapılarla işbirliği yetkisi istenmektedir. Geçmiş dönemde Nevzat Bey’in döneminde de yapılan protokolle TÜGVA ile 25 yıl Ensar Vakfı ile 10 yıl protokol yapılmıştır. Bu protokolde hukuka aykırı bir durum vardır. Hiçbir başkan kendi görev süresini aşacak şekilde protokol yapamaz. Mecliste o süreyi aşacak şekilde yetkiyi veremez. Bu hukuka aykırıdır” şeklinde konuştu.

ENSAR VAKFI’NDA KİLİTLİ BİR ODA

Çağdaş Kocaeli gazetesinden Kerim Çelik’in haberine göre, Hürriyet sözlerinin devamında, “Yine aynı şekilde TÜGVA’nın dosyalarını da inceledik. Bu vakıflar ayrıca bakanlık kararıyla vergiden de muaflardır. Ayrıca biz TÜGVA’dan bir de hizmet almışız. Ne hizmeti olduğu belli değil. Ayrıca protokole belediye tek taraflı feshetmesin sadece vakfın feshetme hakkı olsun diye de madde konulmuştur. Ancak bunların hukuki olarak hiçbir karşılığı yoktur. Belediyeye ait açılan Ensar Vakfı’nın binasına incelemeye gittiğimde bir de kilitli bir odayla karşılaştım. Başkanın odası olduğu yazıyor. Burası neden kililtli? Diye sorduğumda orası başkanın odası sadece anahtarının başkanda olduğu yanıtını aldım. Böyle bir şey olabilir mi” diye konuştu.

HERKES İHTİYACI İÇİN BİR VAKIF AÇSIN

“Sarısu Gençlik Kampı’mız koşulsuz, şartsız, bedelsiz kullandırılmış” diyen Hürriyet, “Tüm bu dernekler yine TÜGVA ve Ensar Vakfı’nın gezilerinde kullanılması için otobüslerine kadar belediyemiz tarafından karşılanmış. 400 kişilik lokma dağıtmak istiyorlar. Bu dağıtacakları lokmayı belediye ödüyor. O zaman bunu neden belediye dağıtmıyor? Düzenledikleri toplantılarda misafirlerinin yiyecekleri, içecekleri bile belediyemiz tarafından karşılanmıştır. Oh ne kebap işmiş. Herkes açsın bir vakıf belediyelerden tüm ihtiyacını karşılasın. Bir isteklerini size anlatmak istiyorum. 2 haftalık bir etkinlik için, 60 adet elma, 60 adet portakal, 60 adet sandviç ve meyve suyu, 500 adet çikolatalı gofret gibi istekleri bile olmuş ve bunların hepsi belediye tarafından karşılanmış” sözlerini kullandı.

YANDAŞ ZİHNİYETİYLE YAPILAN İŞLER

Hürriyet konuşmasının devamında, “Mesela bir Enderun Sohbeti 16 bin TL’ye yapılmış, bir tane araç kiralaması 2 bin 159 TL, bunların hepsinin resmi faturaları mevcuttur ve müfettiş arkadaşların incelemeleri sonrası kesin olarak neler yapıldığı belli olacaktır. Bu vakıfların, yorgan, battaniye, kışlık terlik, banyo terliği bile karşılanmıştır. Bunlar dışında öyle ihale sözleşmeleri yapılmış ki, metrekaresi 16 TL olan bir billboard giydirme işi sadece tek bir firmaya yaptırılmıştır. Günümüz koşullarında belki dolar düşecek, ekonomik durum iyileşecek, bu iş daha iyi fiyatlara yapılabilecek ama bunları hiç düşünmemişler. Yandaş zihniyetiyle yapılan işlerdir bunlar. Hadi işi sabit 16 TL yaptınız. Bari farklı farklı insanlara yaptırsaydınız bu işleri” dedi.

HARCAMA KALEMLERİ YETMEMİŞTİR

“Bunlara onay verirken, bunlara imza atarken, hiç mi vicdanları sızlamadı merak ediyorum” diyen Hürriyet, “Yiyecek ekmeği olmayan insanlarımız hiç akıllarına gelmedi mi? Şimdi size faturadan resmi belgeden neler alındığını okuyorum. Koşu bandı, ağırlıklar, atlama ipi, 100 tane minder, bench sehpası vs. gibi malzemelere 12 bin 864 TL belediye kasasından ödenmiş. TÜGVA yaz okulu gösterisi sunumu yapmış belediyeye ve üzerine 4 bin 157 TL hizmet karşılığı bedel ödemişiz. Onlar için ödediğimiz harcama kalemleri yetmiyormuş gibi bir de hizmet alım karşılığı ücret ödemişiz. Bu para aktarmanın hilesidir resmen. Direkt olarak para verilemeyeceği için bu tür oyunlara başvurulmuştur” şeklinde konuşmasını sürdürdü.

PROJELERDE SİBEL GÖNÜL’ÜN ŞİRKETİ

Hürriyet sözlerini, “Yine hediye amaçlı verilen saatler, dronelar mevcut. Araç kiralamaları, yemek hizmetleri gibi bir sürü faturalar mevcuttur. Bizim 2 tane binamız var. İçi ve dışı her şeyini biz yapmışız. Biri Tepeköy diğeri de Bekirdere’ dedir. Tepeköy öğrenci yurdunun proje çizim işini Sibel Gönül’ün şirketi yapmış. Toplam tutarı 33 bin TL’dir. Bizim kendi mimarlarımız ve mühendislerimiz bulunuyor. Böyle projelerin çiziminde bizim çalışan mimar ve mühendislerimiz çalışmamış sadece kontrol edici olarak kullanılmıştır. Serdar Mahallesi Düğün Salonu projelendirme işi 39 bin TL’ye Sibel Gönül’ün şirketine yaptırılmıştır. Hadi binalar yine mülkiyeti bize ait binalardır yine kullanabiliriz ancak israf edilen paralar nasıl geri gelecektir” şeklinde sürdürdü.

BURASI BÖYLEYSE BÜYÜKŞEHİRİ DÜŞÜNÜN

“Toplam rakamlara geldiğimiz 6 milyonu aşan rakamlar var” diyen Hürriyet, “Vakıflara ve cemaatlere aşan para 2 milyonu bulmaktadır. Toplamda da 7 milyona varan bir para vakıflara harcanmıştır. İHH ve İlim Yayma Cemiyeti için harcanan paralar çok büyük değil ancak TÜGVA ve Ensar Vakfı’na harcanan paralar çok ciddi rakamlardır. Bu 2 milyonla bir aşevi kurabilirdiniz, gerçekten büyük ve donanımlı bir kütüphane yapabilirdiniz, yoksullara yardım edebilirdiniz. Bu belediyeyi bize parayı düzenli kullanan bir belediye olarak tanıttılar. Şimdi yapılanları kendiniz görüyorsunuz. Eğer burası böyleyse bir de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni hatta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni düşünün. İstanbul’da halkımızın kim bilir kaç milyon hakkı kimlere peşkeş çekilmiştir” dedi.

MECLİS ÜYESİNE BİLE MAKAM ARACI

“İkinci konumuz makam araçlarına gelelim” diyen Hürriyet, “Bir şirketten Nevzat Bey’e BMW marka bir araç kiralanmış. Bu kiralanan araca 3 yıl 3 aylık bir sürede 862 bin 876 TL fiyat ödenmiştir. 1 milyona yakın sadece başkana kiralanmış bir harcama kalemi mevcuttur. Bütün makam araçları kiralanan şirketlere iade edildi. İlk geldiğimizde tespit ettiğimizde makam araçlarıyla birlikte 120 araç tespit ettik. Meclis üyesi Mehmet Çetin’e bile makam aracı kiralanmıştır. Elbette hizmet araçlarımız bulunmaktadır. Bazı birimlerin anlık hızlı hareket edebilmesi için elbette araç kullanılmalıdır. Benim kendime ait milletvekilliğim öncesi olan kullandığım bir aracım bulunuyor. Yakıtımı da kendim alıyorum. Telefon paramı da kendim ödüyorum” ifadelerini kullandı.

FETÖ KİTAPLARI BİLE ALINMIŞTIR

“Burada gördüğüm belediye başkan yardımcılarının hem telefonları alınmış hem de faturaları ödenmiştir” diyen Hürriyet, “Hatta bir başkan yardımcısı giderken telefonu da teslim etmedi. Teslim etmem dedi. Kendisini iyi biliyor. Bunlar çok ciddi bir ödeme kalemine sahiptir. Bu konuda biz kılı kırk yarıyoruz. 7 lüks makam aracının yıllık ücreti 10 arkadaşın yıllık maaşına denk gelmektedir. Mesela sokak kütüphaneleri var. 5 bin ila 10 bin arası FETÖ kitapları da içerisinde bulunmakla birlikte toplamda 130 bin TL civarında para harcanmıştır. Gelelim Yerel Sen konusuna. Eski yıllarda hukuksuz biz şekilde encümen kararıyla Yerel Sen’e geçme kararı alınmış ve aidat ödenmiştir. Bunun meclis kararıyla yapılması gerekiyordu. Daha önce mecliste CHP’nin çoğunluğu döneminde Yerel Sen’e boşuna aidat ödenmesi sebebiyle çıkılması oy çokluğuyla meclisten geçmiştir. Ancak bu konu sümenaltı edilmiştir. Hatta üzerine Yerel Sen ve Hizmet İş masaya oturmuştur. Bize bunun faturası 534 bin 981 TL’dir. Bu konuda hukuk komisyonumuz çalışmalarını sürdürmektedir. Çalışmalar sonrası dönemin başkanına da gerekli hukuki işlemler başlatılacaktır. İşte bunlarla neler yapılır düşünün” şeklinde konuştu.

KARDEŞ ŞEHİRLERE 12 MİLYON TL HARCAMA

Hürriyet sözlerini, “Diğer bir konu İZTİM’dir. Yani İzmit istihdam merkezidir. Bu proje evet bizim projemizdir. Ancak bu projeye aylık 20 bin TL ödenmiştir. Aslında proje belediyenin projesidir. Oraya 3 çalışan koyarak bu işi yapabilirdi ama yapmamış. Ofise ziyaret sayısı 5 bin 276, istihdam sayısı ise 310’dur. 310 kişiyi işe yerleştireceğim diye yıllık neredeyse 270 bin TL harcanmıştır. Bu tek kişiye para kazandırmaktan başka bir şey değildir. Ben bu hizmet alımlarını gördükten sonra tüm birimlerimizden hizmet alımlarını tek tek istedim. Şöyle bir şey gördüm. Bazı il ve ilçelere kardeş şehirlere parklar yapmışız. Bu normaldir elbette kendi imkanı dahilinde kardeş şehirlere bir şeyler yapılabilir. Ancak biz 12 milyon TL’yi kendi borcumuz bu kadar çokken başka şehirlere harcamışız. Yine bu harcama kalemlerinden bir tanesi Kayseri Develi Belediyesi’ne park yaptırmışız. Ve bu parka eski Kalem Müdürü Gül Aşık’ın memleketine yapılmış ve anneannesinin ismi verilmiştir. Mesude Aşık Parkı olarak isim verilmiştir” şeklinde sürdürdü.

SEÇİME 2 GÜN KALA İŞE ALINANLAR

“Daha önce torpilli atama listelerini söylemiştim” sözlerini kullanan Hürriyet, “29 kişilik bir günde memur yapılmış kişiler vardır. Hakkı olanlara sözüm yok elbette ama giderayak belediyeye memur yapılmış kişiler vardı. Bunun üzerine sosyal medyadan yatmaya geldik canım belediyem diyen kişinin de işine son verilmiştir. Mevcut meclis üyelerimizden Aysel Demirtaş’ın yeğeni de 28 Mart’ta işe alınanlardan bir tanesidir. Yine Emine Zeybek’in gelini ve Hayrettin Ünlü’nün kardeşini seçime iki gün kala işe alındığını görüyoruz. Kişilerin işi nasıl yaptığını sorgulamıyorum şuanda. Ancak Mecliste olan kişilerin yakınlarının böyle içeri doldurulması, dışarıda iş bekleyen vatandaşların hakkının yenmesidir. Hukuk önünde bunlar memurdur. 5-6 aylık bir süreçleri var. İşini iyi yapan arkadaşlara elbette bir şey yapmayacağız ama böyle yerleştirilen kişilerin sözleşmelerini yenilemeyeceğiz” diye konuştu.

BÜTÇEYİ TASARRUF İLE 12 MİLYONA ÇEKTİK

Hürriyet sözlerinin devamında, “Başkan yardımcılarının ve müdürlerin haksız kadrolarda olduğunu gördük. Yüksek maaşlar aldığını gördük. Lisans mezunu olmamasına rağmen bazı isimler müdür yapılmış. Bu bir iddiadır, dosyaları müfettişe verdik. Müfettişten gelen cevaba göre işlem yapacağız. Ayrıca benim mazbata alma sürecimde belediye den dosya çıkartıldığı ve imha edildiği iddia edilmişti. Birebir personelin çektiği fotoğraflar var elimizde. Ancak çuvalların içindeki dosyaların ne olduğunu bilmiyoruz. Bu şaibenin de giderilmesi için gerekeni yapacağız. 97 milyon TL ilk dört ayda kullanılmış bütçenin. Eksi 32 milyonla bütçeyi aldık. Bunu da şuan itibari ile yaptığımız tasarruf ile 12 milyona çektik” dedi.

İSTANBUL’A BELEDİYE KASASINDAN HARCAMA YOK

Son olarak Hürriyet, “Bundan sonra şeffaf bir şekilde bütün ihalelerimiz yayınlanmaktadır. Halkımızın içi rahat olsun hiçbir şekilde bir vatandaşımızın bile hakkının yenmesine müsaade etmeyeceğiz. Burada İstanbul seçimleri için belediyemizin araç ayarladığı söylentileri var. Benim alnım aktır. İstanbul seçimlerine belediye kasasından tek bir araç bile ayarlamadık. Belediyemizden hiçbir araç ayarlanmadı. Evet, 3 adet araç ayarlandı ancak bunlar meclis üyelerimiz ve partililerimiz havuz oluşturarak kendi cebimizden verdik. Belediyemizden hiçbir ücret bu iş için harcanmamıştır. Ben 4 yıl milletvekilliği yaptım. Ben orada ne kanunların ne yollardan çıkarıldığını gördüm. Önerge nedir bilirim. Belediye başkanının sınırlarını görevlerini bilirim” sözlerini kullandı