FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI /// İstanbul’da ölü bulunan İngiliz ajanı Le Mesurier ile ilgili bomba iddia : CIA Suriye’de infaz edecekti !!!!


İstanbul’da ölü bulunan İngiliz ajanı Le Mesurier ile ilgili bomba iddia : CIA Suriye‘de infaz edecekti !!!!

Suriye‘de faaliyet gösteren ve küresel çapta Beyaz Baretliler olarak bilinen Suriye’deki sivil savunma ekiplerinin kurucusu eski İngiliz istihbarat subayı James Le Mesurier İstanbul’da ölü bulundu. İngiliz ajanının sır ölümünü bugünkü köşesine taşıyan Takvim yazarı Ergün Diler, "ABD, İngiltere’nin gizli kapılar ardındaki buluşmasını engellemek için Le Mesurier’u infaz etti. Aslında CIA, Le Mesurier’u önümüzdeki ay Suriye’de infaz edecekti. Suriye lideri Beşar Esad’a suikast düzenlemek isteyen MI6 ajanı olarak öldürülecekti." diye yazdı. Ergün Diler, "Hatta CIA tarafından dün Kraliçe’ye gönderilen fotoğraflarda, İstanbul Karaköy’de bir cafede Le Mesurier’un kahve içerken, arkasındaki iki Rus ajanı görülüyordu. Hem de Le Mesurier öldürülmeden birkaç gün önce." ifadelerini kullandı.

İngiliz ajanının sır ölümünü bugünkü köşesine taşıyan Takvim yazarı Ergün Diler, "İmparatorluk Nişanı sahibi İngiliz ajan James Gustaf Edward Le Mesurier, CIA‘nın takibindeydi. Ölmeden birkaç gün önce Karaköy‘de bir kafede yan masada iki Rus ajanıyla birlikte fotoğraflandı.
Hepsini o kafeye çağıran elbette CIA‘ydı. Olaydan hemen sonra o kare Kraliçe Elizabeth‘in masasına konuldu." dedi.

İşte Ergün Diler’in bugünkü yazısı;

AJANLARLA ilgili filmler, romanlar, oyunlar hep izlenir. Merak edilir çünkü. Ortalama zekanın üzerindeki insanların sahne aldığı oyunlardır SPY GAME’ler! BATI medyası da dünden itibaren KARAKÖY’deki cinayet işine girdi. JAMES GUSTAF EDWARD LE MESURIER’un öldürülmesi de bazı karanlık dehlizlerde deprem etkisi meydana getirdi. Bu konuları çok iyi bilen isimleri ve yayınları takip edince sarsıntının büyüklüğünü görmek zor olmuyor…
Öncelikle şunu paylaşmak istiyorum.
Bir JAMES BOND filmindebulacaklarımızdan çokdaha fazlasıyla karşıkarşıyayız… Öyle şeyleryazılmakta şaşarsınız… Benöğrendiklerim karşısında ilkolarak "İstanbul’da yaşıyoruzve hiçbir şey bilmiyoruz.
Bu çok kötü…" duygusuna kapıldım…
Doğal olarak insan öğrenmek ve paylaşmak istiyor… İstanbul’da yaşanan ve çok önemli bir operasyonla ortadan kaldırılan Le Mesurier DOSYASINI genişletelim…
Biraz geri gidelim…
2018 yılında İngiltere’nin Salisbury kentinde Rus eski ÇİFTE ajan Sergey Skripal ve kızı Yulya Skripal’e düzenlendiği öne sürülen sinir gazı saldırısı, sahte bayrak operasyonuydu.
Bu planın arkasında ABD vardı. MI6’daki derin yapı ile Washington ortak hareket ediyordu. Bunu anlatan çok şey yazdım. Amaç İngiltere’nin Rusya ile olan GÜÇLÜ BAĞI’nı zayıflatmaktı! Skripal operasyonu da bunun için kurgulandı.
Ardından İngiltere ile Rusya karşı karşıya geldi. Birbirlerini düşman ilan ettiler. İngiltere’de yaşayan oligarklar, milyarlarca sterlin kaybetti.
Bu para Rus devletinin parasıydı. Sonuç itibariyle operasyon etkisini göstermiş ve sonuç alınmıştı. Roman Abramovich gibi bir isim LONDRA’ya girememişti.
Kriz büyüktü! Unutmayın!
Abramovich üzerinden de en sert tepki, Putin’e verildi.
Putin de Kraliçe Elizabeth de İngiliz Lordlar Kamarası ile 10 Numara da tüm gerçekleri biliyordu ama Amerikan algısı işte böyle güçlü bir silahtı ve başarılı oluyordu.
Bu hamle, özenli bir şekilde hazırlanan ALGI ile bezenince, sonuçlar haliyle değerli oldu! CIA başardı!
MI6’in desteğiyle…
Şimdi İstanbul’a gelelim.
Kılıç Ali Paşa Camii’nin yan sokağına demir atalım…
James Gustaf Edward Le Mesurier’un sahte bayrak OLMAYAN operasyonuna…
Açık şekilde İngiliz İmparatorluğu Le Mesurier’u koruyamadı.
Le Mesurier’a 2016’da, "Suriye Sivil Savunma hizmetlerindeki gayreti ve petrolün İngiliz şirketlerince kazanılmasındaki üstün başarısından dolayı" Kraliçe’nin en prestijli ödülü olan İngiliz İmparatorluğu Nişanı (OBE) takdim edildi. Bu ne OSCAR ödülüne ne de NOBEL‘e benzer! Rakipsizdir, büyük bir onurdur!
Bu ödüle layık görünen herkes, ailesiyle birlikte Kraliçe II. Elizabeth’in güvencesi altına girer.
Bilenler bunu bilir! Şimdi ABD, İngiltere’nin gizli kapılar ardındaki buluşmasını engellemek için Le Mesurier’u infaz etti. Sanırım bilinmesi gereken de bu! Bunu da Amerikalılar söylüyor. İlgili kişilerin duyacağı şekilde!

SORU ŞU! NEDEN LE MESURIER HEDEF OLDU?
Evet burada Rusya suçlu.
Mariya Zaharova, Cuma günü Le Mesurier için "MI6 ajanı. O çok tehlikeli biri. Kosova’da ve Bosna’da karşımıza çıkan kişi Le Mesurier" dedi. Hatta daha da ileri gidip "Beyaz miğferler en tehlikeli terör örgütlerine yardım etmekte. Bir dizi kimyasal silah bile kullandılar…" demekteydi…
Mariya Zaharova veya herhangi önemli bir Rus, bir başka İngiliz’i bile suçlasaydı o infaz edilecekti.
İsimlerin önemi yoktu yani…
Operasyonun kendisi değerliydi! Aslında CIA, Le Mesurier’u önümüzdeki ay Suriye’de infaz edecekti.
Suriye lideri Beşar Esad’a suikast düzenlemek isteyen MI6 ajanı olarak öldürülecekti. ALGI BÖYLE ŞEKİLLENECEKTİ!
O kişi de Amerikan medyasının yüklenmesiyle Le Mesurier olacaktı. Ancak Le Mesurier, CIA’deki kaynaklarından bu istihbaratı alınca Suriye seyahatini iptal etti. CIA de operasyonu durdurdu. Ancak Zaharova’nın açıklaması, Le Mesurier’un infazını başlattı.
Şimdi Rusya suçlanacak. Ki öyle olmakta!
Pentagon, Rusya’nın hedef olacağını gösterdi. Amerikan medyası, hemen harekete geçti. Rusya ve Beşar Esad’ın Le Mesurier hakkındaki "Ajan ve tehlikeli" sözlerini öne çıkardı.
Çünkü Rusya, perde arkasında İngiltere ile hem Suriye hem de Akdeniz pazarlığı yapıyordu. İngiltere, bölgeye Rusya ile girecekti.
Güney Kıbrıs, aslında İngiliz ve Rus toprağıdır.
Moskova ile Londra, Güney Kıbrıs’ta ortaktır.
Dolayısıyla Akdeniz’de de bu ortaklık görülmektedir.

RUS OLİGARKLARIN RUM KESİMİNDEKİ PARALARINI DÜŞÜNECEK OLURSAK, TATMİN EDİCİ BİR CEVAP ORTAYA ÇIKMAKTA!

Şimdi Suriye için bir ortaklık planı yapılırken, CIA‘nın operasyonunu gördük. İSTANBUL‘da!
Rusya ile İngiltere ne kadar yakın olmak isterse istesin artık bu çok kolay değil.
Çünkü İngiltere’de muhalifler, Kraliçe’nin korumasındaki Le Mesurier’un ölümünden Rus Gizli Servisi FSB’yi sorumlu tutuyor.
Hatta CIA tarafından dün Kraliçe’ye gönderilen fotoğraflarda, İstanbul Karaköy’de bir cafe’de Le Mesurier’un kahve içerken, arkasındaki iki Rus ajanı görülüyordu. Hem de Le Mesurier öldürülmeden birkaç gün önce.
O kişiler MI6 ile CIA’nın ortak kullandığı yüz tanıma programında Rus ajanı olarak görülüyor. Rus ajanları o cafe’de bir davet üzerine bulunuyordu. Bu netti!
Belki de Le Mesurier’u o cafe’ye çağıran CIA, RUS misafirleri de ağırlıyordu! Yani bir fotoğraf dizayn ediliyordu!
KRALİÇE‘ye kadar gönderilecek bir fotoğraf!

KURGU BUYDU!
Bu cinayet elbette İNTİHAR denilerek kapatılacak. Kimse çıkıp "ÖLDÜRÜLDÜ" demeyecek. Kuraldır bu!
Bundan sonrası İngiltere ile Rusya’nın atacağı adımlara bağlı. İSTANBUL merkez olmaya devam edecek…
Başka olaylar da göreceğiz…
Hem de çok önemli!

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// HALUK DURAL : Ermeni Soykırım iddiaları hukuk dışıdır


Değerli Dostlarımız,

ABD Temsilciler Meclisinin sözde Ermeni soykırımını tanıyan kararı hakkında yazdığım makalemi, bilgilerinize sunarım.

Saygılarımla,

Haluk DURAL

Millî Merkez Genel Sekreteri

DOKUMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

ERMENİ SORUNU DOSYASI /// Tutku DİLAVER : ERMENİ İDDİALARI İSTİSMARA AÇIK MIDIR ???


Tutku DİLAVER : ERMENİ İDDİALARI İSTİSMARA AÇIK MIDIR ???

Yorum No : 2019 / 67

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Suriye’de başlattığı “Barış Pınarı Harekâtı” ABD ve Rusya ile yapılan görüşmeler sonrasında neticelendi. Ancak harekâtın yarattığı ortamı değerlendirmek isteyen çıkar grupları Türkiye aleyhtarı politikalarına devam ediyor. Bunların arasında en dikkat çekeni Avrupa ülkelerinde ve Amerika’daki Ermeni lobisinin yaptığı faaliyetler oluyor.

Özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde başkanlık seçimlerinin de yaklaştığı ve Başkan Donald Trump’ın görevden azli önergesinin gündeme alınmasının tartışıldığı bir dönem, Ermeni lobisinin baskılarını artırması için uygun bir ortam oluşturuyor. Başkanlık için başlayan yarışta ABD’nin Türkiye politikası iç siyasete taşınıyor. Bilindiği üzere, Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü operasyon nedeniyle geçtiğimiz hafta ABD Türkiye’ye karşı yaptırımlar uygulayamaya başlamış ancak harekâtın bitmesiyle bu yaptırımlar kaldırılmıştı. Basında sonradan yer alan haberlere göre, Başkan Trump’ın danışmanları, Türkiye üzerinde baskıyı artırabilmek için, Türkiye’nin Ermeni soykırımını tanımakla tehdit edilmesini önerdi. Ancak yine basında yer alan haberlere göre Başkan Trump bu öneriyi kabul etmedi.[1]

Başkan Trump’ın öneriyi reddetmesi üzerine, ikili ilişkilerde gergin dönemden yararlanmak isteyen bu çıkar gruplarının bir diğer adresi ABD Kongresi oldu. ABD Kongresi ile Başkan Trump arasında Suriye politikaları ve Ukrayna’yla ilgili gelişmeler nedeniyle yaşanan çekişmeler, Türkiye konusunun da Kongre gündemine taşınmasını kolaylaştırdı. Türkiye’ye karşı Trump’ın politikalarının zayıf kaldığını savunan demokratlar, 9 Nisan’da Temsilciler Meclisi ve Senatoya sundukları Ermeni soykırımı tasarısının ivedilikle oylanması için harekete geçtiler.[2]

9 Nisan’da Temsilciler Meclisi üyesi Adam Schiff tarafından Kongreye sunulan taslaklarda, ABD’nin 1915 olaylarını soykırım olarak resmen tanıması ve böylece ABD’nin “inkârcı” politikalarla ilişkilendirilmesinin önüne geçilmesi gibi maddeler yer alıyor. Kongrenin her iki kanadına da sunulan öneriler, ABD’nin İstanbul’daki Elçisi Morgenthau’nun gönderdiği raporlar, ABD’nin 1981’deki başkanı Ronald Reagan’ın 4838 sayılı beyanatı ve Raphael Lemkin’in soykırım üzerine çalışmaları gibi referanslara dayandırılıyor.[3] Ancak bahsedilen referansların hiçbiri tasarı için tutarlı dayanakları oluşturmuyor.

Öncelikle ABD’nin İstabul’daki Elçisi Morgenthau’nun Washington’a gönderdiği raporları İstanbul dışına çıkmadan, Ermeni kökenli yardımcıları aracılığıyla yazdığı biliniyor.[4] Dolayısıyla, Morgenthau’nun raporlarına atıfta bulunarak yazılan akademik çalışmalar, siyasi açıklamalar ve karar tasarıları güvenilir olmayan kaynaklara dayandığı için ciddi olmaktan son derece uzaktır.

Diğer yandan Raphael Lemkin’in soykırım suçu hakkındaki kişisel çalışmalarına yapılan atıf da kendi içinde bir çelişki barındırmaktadır. Lemkin 1950’lerde soykırım suçu üzerinde çalışmalarını yayınlamış ve dünyanın pek çok yerinde soykırım niteliği taşıyabilecek 62 ayrı vakadan bahsetmiştir. Bunlar arasında Yunanlıların Türklere karşı yaptığı katliam gibi şu an hiçbir ülke tarafından soykırım olarak adlandırılmayan olayların yanı sıra; Amerika ve Kızılderililer arasında yaşanan mesele de soykırım olarak yer almaktadır. Dolayısıyla Kongrenin Lemkin’in notlarından yola çıkılarak hazırlanmış bir tasarıyı kabul etmesi, diğer birçok ülkenin yanı sıra kendisine yöneltilebilecek ciddi bir suçlamanın kapısını da aralamaktadır. Amerika’nın çıkarlarını korumak adına “Türkiye’ye ders vermek isteyen” Kongrenin böyle bir kararı onaylaması, Amerika tarihinin yeniden sorgulamasına yol açacaktır.

Son olarak, Reagan’ın 1981’de “Ermeni soykırımı, Kamboçya soykırımı ve Yahudi soykırımından çıkarılan derslerin asla unutulmaması gerektiği” şeklinde yaptığı konuşmanın yazarı Ermeni kökenli bir Amerikalıdır. Reagan’ın bu konuda tarafsız bir açıklama yapmadığı daha sonra kaydedilmiştir.[5] Diğer yandan Reagan’a o dönem hukuk danışmanlığı yapan Bruce Fein’in, Başkan Reagan’ın kendilerine Ermeni iddialarını araştırttığına dair açıklamalarından da bahsetmek yerinde olacaktır. Fein, Reagan’a bu konuda bir rapor hazırladıklarını ve lobiler tarafından anlatılan tarihin gerçekle bağdaşmadığını kanıtladıklarını iddia etmektedir.[6] Kaldı ki Başkan Reagan 1981 yılındaki konuşması dışında 1915 olaylarını soykırım olarak değerlendirmemiştir.

ABD Kongresine sunulan bu taslaklar, ABD’li propagandist Ermenilerin kendi çıkarlarını, vatandaşı oldukları ülkenin çıkarları önüne koyduklarını göstermektedir. Öyle anlaşılıyor ki, Ermeni lobisi gibi "tek gündemli" (single issue) ve özel çıkarlarını herşeyin önünde tutan (special interest) grupların ABD iç politikasındaki etkinlikleri sürdüğü müddetçe, ABD’nin gerçek çıkarlarının ikinci planda kalmaya devam ettiğini görmek kaçınılmaz olacaktır. Tarihi gerçekleri çarpıtan Ermeni iddialarından hareketle Türkiye üzerinden Başkan Trump’ı cezalandırmaya çalışmak, Amerika’ya hiçbir şey kazandırmayacağı gibi, stratejik bir hataya neden olacaktır. Türkiye-ABD ilişkilerine hem ciddi oranda zarar verecek hem de Türkiye’nin NATO müttefikine duyduğu güveni önemli ölçüde zayıflatacaktır.

[1]“Trump’s Advısers Gave Hım Optıon To Recognıze Armenıan Genocıde As Tactıc To Pressure Turkey,” Newsweek, 18 Ekim 2019, https://www.newsweek.com/trump-option-armenian-genocide-pressure-turkey-1466115.

[2] “U.S. House Set To Vote On Armenian Genocide Resolution,” Asbarez, 24 Ekim 2019, https://www.azatutyun.am/a/30234744.html.

[3] H. RES. 296, USA Congress, 04 Ağustos 2019, https://www.congress.gov/bill/116th-congress/house-resolution/296/text; S. RES. 150, USA Congress, 04 Ağustos 2019, https://www.congress.gov/bill/116th-congress/senate-resolution/150/text.

[4] “24 Nisan’ı Anlamak,” 30 Nisan 2019, https://avim.org.tr/tr/Yorum/24-NISAN-I-ANLAMAK.

[5] “Soykırım’ tasarısının tam metni ve Türk Tarih Kurumu’nun cevabı,”T24, 4 Mart 2010, https://t24.com.tr/haber/soykirim-tasarisinin-tam-metni-ve-turk-tarih-kurumunun-cevabi,71800.

[6] “In the Snowden case, Bruce Fein finds the apex of a long Washington legal career,” Washington Post, 11 Ağustos 2013, https://www.washingtonpost.com/lifestyle/style/in-the-snowden-case-bruce-fein-finds-the-apex-of-a-long-washington-legal-career/2013/08/11/82ad187a-011b-11e3-9a3e-916de805f65d_story.html.

IŞİD ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖCÜ MEDYA AKTİF HABER’DEN ÖNEMLİ İDDİA /// Erdoğan kimsenin istemediği tutsak IŞİD’lıları almayı kabul etti


Erdoğan kimsenin istemediği tutsak IŞİD’lıları almayı kabul etti

KAYNAK : https://www.aktifhaber.com/gundem/erdogan-kimsenin-istemedigi-tutsak-isidlilari-almayi-kabul-etti-h138528.html?fbclid=IwAR3BLQqaXbgp1FzHSw-wiSDf6slIRv3A7s0IrL9LAHh0tv6I-T3p-BUHYa4

Erdoğan, Trump’la görüşmesinde; Türkiye’nin Suriye’ye girmesine izin verilmesi karşılığında Avrupa ülkelerinin istemediği IŞİD üyesi vatandaşlarını almayı kabul etti.


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen görüşmede, Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye girmesine izin verildi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Türkiye’nin uzun süredir planladığı operasyonu düzenleyeceğini ancak bunun içinde ABD’nin hiçbir şekilde olmayacağı açıklandı.

Pazarlık masasında Trump, TSK’nın Suriye’ye girmesine izin verirken, karşılığında aldığı taviz ise oldukça kritik. Erdoğan, dünyada kimsenin istemediği Avrupa Birliği ve Amerikan vatandaşı IŞİD üyelerini almayı kabul etti.

Açıklamada aynen şöyle dendi: “ABD, tutuklanan IŞİD’lilerin savaşçılarının çoğunluğunun geldiği Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerine vatandaşlarını geri almaları için baskı yaptı, ancak onlar bunu istemedi ve reddetti. ABD onları uzun yıllar sürebilecek bu süreçte tutmayacak, bu ABD’li vergi mükelleflerine büyük bir yük olabilir. Şimdi, IŞİD’in yenilmesinin ardından son iki yılda bölgede yakalanan IŞİD savaşçılarından Türkiye sorumlu olacak.”

MHP DOSYASI : BAHÇELİ MUHALİFLERİNDEN İLGİNÇ BİR İDDİA – DEVLET BAHÇELİ ERMENİ’DİR ! !!!


ÖZEL BÜRO NOTU : BİLDİĞİNİZ ÜZERE ÖZEL BÜRO GRUBU HER KONUDA ÇEŞİTLİ FİKİRLERİ PAYLAŞAN – Kİ BUNLARA ULUSAL, DİNCİ, MUHALİF, KEMALİST, LİBERAL FİKİR VE YAZILARI DA DAHİL – BİR GRUPTUR VE SİZLERE EN KAPSAMLI BİLGİYİ İLETMEYİ AMAÇ EDİNMİŞTİR. BU NEDENLE SADECE BELİRLİ BİR FİKİR VE DÜŞÜNCE ÇİZGİSİNDE DEĞİL EN MUHALİF YAZI VE VİDEOLARI DA BİLGİNİZE SUNMAYA ÇALIŞIYORUZ. HATTA BAZEN YENİ KATILAN BAZI ÜYELERİMİZ BİZİM BU ÖZELLİĞİMİZİ BİLMEDİKLERİ İÇİN ÇOKÇA “ŞUCU YADA BUCU” İTHAMLARI İLE DE KARŞI KARŞIYA KALIYORUZ. ÖRNEĞİN AK PARTİ TARAFTARLARINI MEMNUN EDECEK BİR YAZI PAYLAŞTIĞIMIZDA HEMEN MUHALİFLERCE AK PARTİ YANDAŞI OLUVERİYORUZ, TERSİ YAZI PAYLAŞTIĞIMIZDA DA ONUN TERSİ OLUYORUZ. YANİ BİR ŞEY OLMAK YADA OLDURULMAK BU KADAR BASİT. OKUYUCU PAYLAŞTIĞINIZ YAZIYI BEĞENMEDİĞİNDE YADA TASVİP ETMEDİĞİNDE ANINDA NE İSTERSENİZ O OLUYORSUNUZ. AMA BİZ BU DURUMA ALIŞTIK. ŞİMDİ BUNU NEDEN HATIRLATMA GEREĞİ DUYDUK, ONU AÇIKLAYALIM. BU YAZI İÇERİĞİ DE BENZER BİR DURUM YARATACAK. ÇÜNKÜ YAZI İÇERİĞİNDE MHP TARAFTARLARINI KIZDIRACAK İFADELER VAR. AMACIMIZ ONLARI KIZDIRMAK DEĞİL ELBETTE. SADECE ÖZEL BÜRO OKUYUCUSUNA FARKLI BİR BİLGİ SUNMAK İSTİYORUZ. EĞER YAZI İÇERİĞİNE KATILMIYORSANIZ LÜTFEN KÜFÜR VEYA TEHDİT İÇERİKLİ MESAJ ATMAK YERİNE KONUNUN DOĞRUSUNU PAYLAŞIN Kİ BÖYLECE OKUYUCU DOĞRU BİLGİYE ERİŞEBİLSİN. BİZ SONUÇTA NE MHP DÜŞMANIYIZ NE DE SAYIN BAHÇELİYE BİR GAREZİMİZ VAR. İNTERNETTE İLGİNÇ BİR İÇERİĞE RASTLADIK VE BUNU SADECE BİZİM DEĞİL HERKESİN OKUMA HAKKI OLDUĞUNA KARAR VEREREK SİZE DE İLETMEK İSTEDİK. HEPSİ BUDUR.

KAYNAK : https://gercekdevletbahceli.blogspot.com/2013/08/turkculugun-basnda-bir-kripto-ermeninin.html?fbclid=IwAR3S3WmG-35rOqe55EWqxmPbP35_3hlvfJKKHmaI9cwd1xRrc5iZW9lEdtk#.XZqiE2YpBaQ

Kendi milletvekilinin Cumhurbaşkanlığına aday olmasını kuvvet/şiddet kullanarak, mecliste eşkiyalık yaptırarak engelleyen… Kendi partisindeki Müslüman milliyetçileri saf dışı edip eleyen ve Alevileri de "Aleviyim!" diyerek kandırıp oylarını alan Devlet Bahçeli’nin gerçek kimliği artık ispat edildi… O bir Ermeni ajanı…

****

Devlet bahçeli iktidar olmak için değil MHP’yi kontrol altında tutmak için var.

Sevgili Ülküdaşlarım.. Şimdi yazacaklarıma eminim inanamayacaksınız. Çünkü ben de ilk duyduğumda inanamamıştım. Adana Nüfus Müdürlüğü’nden emekli olan bir uzak akrabamı yaptığım ziyarette, Devlet BAHÇELİ ve ailesi hakkında inanılmaz şeyler söylemişti. O zaman son derece safkan bir ülkücü olan ben, bütün bunları peşinen reddetmiş ve o nüfus memuruna, -bir şey yapamazdım çünkü yaşını başını almış olgun biriydi- sert çıkıp, ülkücü harekete düşman olduğunu, bu tür uydurma şeyleri ulu orta yerde söylememesi gerektiğini ifade etmiştim. Adamın dedikleri yenilir yutulur şeyler değildi. Ancak bir süre sonra tekrar karşılaştığımızda, ileri sürdüğü iddaaların kanıtlarının artık elinde olduğunu eğer onunla beraber evlerine gidersem bana teker teker kanıtlayacağını söylemişti. Adamın iddiasına göre BAHÇELİ ailesi çok karışık bir nesebe sahipti. Ailesinden ERMENİ’den YAHUDİ’ye kadar bir çok soy karışımı olmuştu… Merakımı yenemedim ve adamla beraber evlerine gittim.

Sonra gördüklerime inanamadım. Eminim siz de inanamayacaksınız.

‘Şimdi okuyacaklarımı inanılmaz bulacaksını ama dediklerimde haklı olduğumu anlayacaksın’ dedi yaşlı nüfus memuru. Yüzüne anlamsız ifadelerle baktım. Hala bu herifin Ülkücü Harekete bir kastının olduğuna inanıyor ve attığı iftiraya karşı doyurucu açıklama yapamazsa bizzat cezasını ben kendi elimle orada verecektim.

Bir tomar silik fotokopi kağıdı çıkardı adam. Masaya geçip yanına oturmamı söyledi… Eline aldığı belgeleri sakin sakin inceleyip mırıldanarak konuştuktan sonra hepsini kendince alt alta sıraladı. Ve hazır olduğunu ifade eden bir işaret yaptı. Başlıyordu anlatmaya.

DUYDUKLARIMA İNANAMIYORUM

‘Bak evlat’ dedi, “Devlet BAHÇELİ; Salih ve Samiye oğlu 1948 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı.”

Bunda şaşıracak bir şey yoktu, genel başkanımızın doğum bilgilerini MHP’nin tüm arşivlerinde bulmak mümkündü. Tatmin olmayan gözlerle baktım adama. Devam etti:

“Anne Samiye BAHÇELİ… Ökkeş ve Melek kızı. 1341 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı. Samiye hanımın kızlık Soyadı KIRIKKANAT… Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlıymış. Annesi Melek Hanım: Melek KIRIKKANAT: Hacı Hüseyin ve Melek kızı. 1318 Osmaniye – Merkez nüfusuna kayıtlı.”

Sabrım tükeniyordu. Bu rakamlar ve yıllar hiç bir anlam ifade etmiyordu. Yani, annesinin ve anne annesinin kızlık soyadlarını bilmek marifet değildi ki?

Yaşlı adamın susacağı yoktu.

“Şimdi dedesine bakalım” dedi yaşlı adam:

“Ökkeş KIRIKKANAT: Halil-Emiş’ten olma Osmaniye Merkez kayıtlı.”

“Ve bu kısım tamam, acele etme evlat sakin ol ve dikkatini dağıtmadan beni dinle”

Ama benim sabrım kalmamıştı:

“Şimdi sıra babasının soy kütüğünü takip etmekte” diyerek alttaki kağıdı çekti ve okumaya başladı:

“Baba Salih BAHÇELİ: Turan ve Ayşe’den olma. 1320 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusu.

Dikkatini şimdi çekerim, dedesinin soy ismine dikkat et:

Yani babaennesinin babasının soyundan Dede Turan SOYLU: Ahmet ve Raziye’den olma 1278 Osmaniye Merkezine kayıtlı. Yani BAHÇELİ ailesinde SOYLU soyismine rastlarsak şaşırmayalım ve devam edelim.

Yeğen Ülker BAHÇELİ: Turan ve Muhterem’den olma. 1958 Osmaniye-Hasanbetli nüfusuna kayıtlı.

Ülker hanım evlenince soyismi ÇERÇİ oluyor.

Ve karışıklık başlıyor:

Lyudmyla ÇERÇİ: Mikola, Tetyana’dan olma. 1977 Osmaniye Merkez’e kayıtlı.”

İşte buna inanmam mümkün değildi. Ancak ihtiyarın elinde tuttuğu kütük fotokopisinde her şey kayıtlıydı. Devlet BAHÇELİ’nin yeğenleri ERMENİ olamazdı, bunana inanmam çok zordu… Hatta ağırıma gitmişti. Nüfus memurunun yüzüne ters ters baktım ama onun susacağı yoktu.

“İstersen Anne tarafını takip edelim biraz da:

Nezihat SOYLU: Süleyman ve Fatma’dan olma, 1941 Osmaniye Merkez kayıt.

Nezihat hanım evlenince soy ismi ne oluyor dersin:?”

Yaşlı adamın suratına “nerden bileceğim” sorusunu sorarmış gibi baktım. Cevabı hazırdı:

“BOZDUĞAN… bak Nezihat BOZDUĞAN’ın kaydı işte burada:

Nezihat BOZDUĞAN: Anne adı: Fatma, baba adı: Süleyman. Doğum tarihi: 1941… İşte Osmaniye Merkez’deki nüfus kaydı.” Sustu yaşlı adam, bir sigara yaktı. Sanki çok önemli bir şey açıklar gibi canımı yakan cümleleri kullanmaya başladı:

“Coron Catherine BOZDUĞAN kimdir dersin? Robert ve Hilda’dan olma 1969 doğumlu Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlı?…”

Cevabını bilmediğim bir soruydu. Robert, Hilda, Catherine… Bunlar ancak Kemal DERVİŞ’in soy kütüğü olabilirdi. Liderimle ne ilgisi vardı ki?

“Moda tabirle Devlet Bahçeli’nin kuzen çocukları bunlar delikanlı. Dikkatini çekerim, kuzenleri büyük ülkücü, Türkçü liderinin!”

susmak bilmiyordu adam:

“Bu Catharine hanım sonra Ufuk Beyle evlendi. Ve Cem isminde bir çocukları oldu. 2001 yılında hem de.” Altlardan bir kağıt çekti.

“İşte bak onun kaydını da buldurdum bizim emektar dostlardan. O günün doğum tutanaklarında bir BOZDUĞAN daha vardı delikanlı. Sıla BOZDUĞAN., Ama ilk adı ELVİN konulmuştu çocuğun. O da 2001 doğumlu ve Osmaniye Merkez kayıtlı.”

Nefesim tıkanmış, sesim kısılmıştı sanki. Neler saçmalıyordu bu adam. Ama ben istemiştim ve o da susmak bilmiyordu:

“Hadi anne tarafının izini sürmeye devam edelim. Biliyorsun Devlet bahçeli’nin annesinin kızlık soyadı KIRIKKANAT. İstersen Osmaniye Merkez’deki akrabalarına bir bakalım.

İşte bak Süheyla hanım Mesela. Süheyla KIRIKKANAT; İsmail ve Cemile’den olma 1949 doğumlu Süheyla Hanımdan. Süheyla Hanım sonra Hatay’a aktarmış kaydı. Reyhanlı Nüfus memurluğunu araştırırsan, Süheyla Hanım’ın gerçek soy isminin HIZAL olduğunu göreceksin. Ve bu ailenin çocuklarına koydukları isimlere bakalım:

Guse Selis HIZALl; Mehmet Fırat ve Seyhan Sönmez görünüyor ebeveyn.

Enver Jan HIZAL. Nadiye ve Fırat’ın iki yaşındaki oğulları. Yine Hatay Reyhanlı nüfusuna kayıt ettirmişler.”

Beynim kitlenmişti artık. Yaşlı adama durmasını söyledim. Bana bakıp gülümsedi, ‘İnanmıyordun ama bak görüyorsun’ dedi. Kağıtları bir tarafa bırakıp bana çay getirdi. Sonra oturup devam etti.

“Bu HIZAL ailesinde Sabiha hanım önemli bir isim. 1941 doğumlu, İslam bey ve Hava Hanımdan olma. Ne güzel isimler değil mi? tam müslüman gibi. Bak bakalım Sabiha Hanım’ın soy ismi neye dönüşüyor: Sabiha APİŞ!!!

Hadi şimdi bu Apiş’lerin peşine düşelim bakalım bizi nereye çıkaracak…

Meryem APİŞ; Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı..

Meryem Hanım’ın da soy ismi değişiyor, ŞAPSO oluyor.

MERYEM ŞAPSO: Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı..

Bak şimdi bu ŞAPSO ailesi nasıl dönüp dolaşıp bahçeli’nin anne tarafının bir kolu olan BOZDUĞAN’lar ile birleşecek. Dümdüz okuyorum dikkatle dinle:

Aysun ŞAPSO: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, Hatay-merkez

Aysun SAVAŞ: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, ama kütük değişiyor bu sefer; Balıkesir-Manyas nüfus Müdürlüğü’ne kayıtlı.

Evlilik filan değixl üstelik. İçinden çıkılmaz bir durum, çünkü Aysun hanımın ablası Hülya hanımın soy ismi evlenene kadar SAVAŞ, sonra ALTUNDAĞ oluyor.

Bak sen de gör:

Hülya SAVAŞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955 Balıkesir-Manyas.

Hülya ALTUNDAĞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955, Mardin Ömerli’ye kayıtlı.

İstersen burada kütük bilgilerini detaylandırayım. Çünkü şimdi lazım olacak. Hülya Hanım’ın cilt no’su: 2, Hane No’su: 81.

Aynı cilt ve hane numarasında bir başka isim söyliyeceğim sana, yine Mardin Ömerli’den…

Hikmet ALTUNDAĞ: Hıdır, Sabiha, 1952, Mardin Ömerli kayıtlı.

Bu Hikmet ALTUNDAĞ soy isminde küçük bir değişiklik yapıyor sonra: ALTUNDAĞ iken ALTINDAĞ oluyor. Ve bu iki soy isim sonra birleşiyor BAHÇELİ VE ALTINDAĞ’lar yani..

İşte böyle ilginç bir çember üzerinde geziniyor Devlet BAHÇELİ’nin kökeni evlat!”

Yorulmuştum ve kafam karışmıştı. Açıkçası daha dinlediklerimi tam sindirmeden yeni isimlere hazmedemezdim. İzin istedim, bana nereye gittiğimi sordu, daha anlatacakları varmış. Ertesi gün geleceğime söz verip ayrıldım. Sizi bilmem ama ben şok olmuştum, gece boyu böylesi bir mutlak davanın liderinin bu kadar karışık bir aileden gelmesini içime sindirememeye başlamıştım. Nasıl olur Devlet BAHÇELİ’NİN YEĞENLERİ DENEBİLECEK İNSANLARIN NEREDEYSE TAMAMI Ermeni ya da Hıristiyan isimleri alabiliyordu.???

ERTESİ GÜN YAŞADIĞIM ŞOK DAHA DA BÜYÜDÜ!

Yine emekli nüfus memurunun gecekondu mahallesindeki evinin kapısındaydım. Dünkü gerilimli saatlerden sonra bu sefer beni güleryüzle karşıladı. Belli ki hazırlık yapmıştı. Hemen masaya geçtik ve anlatmaya başladı:

“Bugünkülere hiç inanmayacaksın belki ama madem başladık anlatıp bitireyim. Amca kızına bakalım:

SERPİL BAHÇELİ: Salih; Saniye’den olma 1946 Osmaniye-Hasanbeyli’ye kayıtlı.

Serpil hanım’ın yeri soy ismi nedir biliyor musun: FETTAHOĞLU!

Bu FETTAHOĞLU ailesinde AKSAY VE ÇANGA soyadları önemli. Bak şimdi bu zincir bizi nereye çıkaracak:

AYŞE NEZİHE ÇANGA: Mustafa ve Fatma’dan olma, 1936 Adano-kozan nüfusuna kayıtlı. Nezihe hanım’ın esas soy ismi ÇAMURDANOĞLU. Hatta sonra OĞLU kısmın çıkartıyorlar sadece ÇAMURDAN kalıyor. Al bakalım sana bir kaç tane aynı kütüğe kayıtlı ÇAMURDAN soy isimli kişi:

DERYA ERİKE ÇAMURDANOĞLU: Mustafa Ökkeş ve Ayşe Aysel’den olma 1957 doğumlu. Adana-kozan nüfusu.

ANİTA Deniz ÇAMURDANOĞLU: Gürkaynak ve ERİKA’dan olma. 1959. yine Adana-Kozan.

AGNES MARİA MAGDELENE ÇAMURDAN: FRANCOUİS JEAN PİERRE VE MARİE LOUİSSE CHARLOTTE ADREA’dan olma, Adana-Kozan nüfusuna kayıtlı.

Selçuk Emre ÇAMURDAN: Mehmet Cihan ve AGNES MARİE MADELEİNE’den olma 1985 doğumlu Adana-Kozan nüfusuna kayıt ettirilmiş.”

Yine beynim uyuşmuştu. Türçülük, Ülkücülüğün sembol isminin aile kökenindeki isimler içimi ‘cız’ ettirmişti. Boğazıma bir yumruk tıkanmıştı sanki. Yutkunamıyordum. İhtiyar adam anladı. Gözlüklerinin üstünden bana baktı ve ‘Bunlar daha ne ki hele bir dinle’ dedi. Devam etti:

“Aynı ailenin çocuklarının isimleri. Artık gizlenmeye bile gerek duymuyorlar:

SÜREYYA ELSA MİLLER: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1986, Adana-Kozan..

RİFAT ORHAN ÇAMURDAN: Mehmet Cihan, AGNES MARİE MADELEİNE’nin çocuğu. Adana-Kozan doğumlu 1980.

SELİNA SAKİNE MİLLER: B una annesinin ismi de konmuş: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1992, Adana-Kozan.

SERPİL FETTAHOĞLU’nun ailesindeki Öznur Hanım’a dikkatlice bakarsak bizi çok daha ilginç bir noktaya götürecek.

ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Hasanbeyli.

Sonra küçük bir kayıt değişikliğini iyi farketmek lazım:

ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Düziçi!!!

Neden düziçi? Diye soracak olursan, şimdi söyleyeceğim isim bunun cevabı olacak sanırım:

Düziçi Nufus memurluundaki FETTAHOĞLU kayıtlarında Algan soy ismi kimsenin dikkatini çekmez. BAHÇELİ’NİN annesinin yakın akrabası olan bu aileden bir isim yakında yapılacak seçimlerin kaderini belirleyen bir isimdir desem şaşırırmısın…

Şaşır o zaman bak bu kim?

TUFAN ALGAN: Ahmet ve Sultan’dan olma, 1939 Osmaniye Düziçi Nüfus müdürlüğüne kayıtlı.”

Bu tam bir şoktu. Demek TUFAN ALGAN ile DEVLET BAHÇELİ akraba idi. Hem de hiç de uzak olmayan akraba!

İhtiyar durdu, gözlüğünü çıkarıp masaya koydu, elleriyle gözünü oğuşturup:

“Şimdi söyle bakalım başka hangi ülkede, birisi siyasi parti lideri, diğeri Seçim kurulu Başkanı olan iki akraba olabilir. Üstelik bunlardan biri, Yani TUFAN ALGAN, akrabası BAHÇELİ’nin rakiplerini ekarte etti. RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE NECMETTİN ERBAKAN’IN seçim yasağı almasında akrabalık bağının hiç etkisi olmadığını kim söyleyebilir. Üstelik karar bir oy fazlasıyla alınmışken ve o fazlalık oy TUFAN ALGAN’a aitken!! Bu seçim dürüst ve namusludur denilebilir mi?”

Artık kafam karman çorman olmuştu. Duyduklarıma inanamıyordum. Allah’tan bunu kimse bilmiyor diye sevindim ilk başta.b Ama bu dürüstçe bir davranış değildi. Hem ailesindeki Ermeniler, Hıristiyanları bilmeyen biz Ülkücü Gençlik bu adamın ardından nasıl hala gidebilirdik ki?

Yaşlı adam devam etmek istedi:

“Biliyorsun Devlet BAHÇELİ’nin annesi, ÖKKEŞ ALP KIRIKKANAT’IN HALASIDIR. Bunu dün sana ayrıntılarıyla anlattım. Hadi şimdi KIRAKKANAT ailesine bir göz atalım.

SANEM KIRIKKANAT: Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye merkez kayıtlı.

Sanem hanımı takip edelim:

SANEM GEÇER: : Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye Merkez kayıtlı.”

“Sus artık, tek kelime duymak istemiyorum!!”

Bağırmıştım… Yaşlı adam tedirgin oldu. Bir an için ona zarar verebileceğimi düşünmüş olacak ki, sandalyeden kalkacakmış gibi doğruldu. Öyle bir niyetim olmadığını belli ettim.

“Çok sağolasın iki gündür anlattıklarında kafamdaki sisleri dağıttın” dedim emekli memura.

Beni kapıdan uğurlarken gülümseyerek:

“Tekrar gel delikanlı. Bu sefer sana DEVLET BAHÇELİ’nin annesi ile AHMET NECDET SEZER’İN karısı arasındaki ilginç zinciri anlatırım. Ermenilerin, Yadudi halkaların bulunduğu zinciri. Kimbilir Belki SEMRA SEZER KÜRÜMOĞLU’nun Ermeni olduğunu ispatlarım sana!”Yine ne saçmalıyordu bu adam, Cumhurbaşkanı’nın karısı Ermeni miydi?

Dönüp tekrar dinleyecektim ama liderimin yıkılan kişiliğinin enkazı altında ezilmişti ruhum. Soruyorum şimdi size, Ermeni dölü bebek katili terörist başı Apo ile Benim Liderim arasında nasıl bir zincir vardı ve ben ne yapmalıyım!!!

İYİCE DÜŞÜNÜP ARAŞTIRALIM!!

saygılar

Alıntı

2009

CASUSLAR DOSYASI : İran’da bir kişiye “ABD adına casusluk’ iddiasıyla idam cezası


İran’da bir kişiye "ABD adına casusluk’ iddiasıyla idam cezası

İran Yargı Erki Sözcüsü Gulam Hüseyin İsmaili, "ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) adına askeri ve sivil kurumlarda casusluk faaliyetinde bulunma" suçlamasıyla yargılanan bir kişinin idam cezasına çarptırıldığını açıkladı.

Fars Haber Ajansı’na göre, başkent Tahran’da düzenlediği basın toplantısında İsmaili, "ABD adına casusluk faaliyetinde bulunan bir kişi idam cezasına çarptırıldı." dedi.

Hakkında idam cezası verilen kişinin ismini açıklamayan İsmaili, sanığın talebi üzerine kararın temyiz mahkemesine gönderildiği bilgisini paylaşmakla yetindi.

ABD ve İngiltere adına casusluk yapan 3 kişiye 10’ar yıl hapis

Öte yandan İran Yargı Erki Sözcüsü İsmaili ayrıca, ABD adına casusluk yapan Ali Nefriye ve Muhammed Babapur ile İngiltere adına casusluk yapan Emir Neseb isimli İranlıların her birinin 10 yıl hapse mahkum edildiğini kaydetti.

İsmaili, "CIA adına casusluk yapmakla suçlanan Ali Nefriye ve Muhammed Babapur 10’ar yıl hapis ve 55 biner dolar para cezasına çarptırıldı." diye konuştu.

İran Yargı Erki Sözcüsü, İngiltere’ye casusluk yapmakla suçlanan Emir Neseb hakkında da 10 yıl hapis kararı verildiğini belirtti.

İsmaili, temmuz ayında yaptığı açıklamada, istihbarat yetkililerinin operasyonları sonucu "ülkenin askeri, nükleer ve alt yapı tesislerinde CIA adına faaliyette bulundukları tespit edilen bir şebekenin çökertildiğini" duyurmuştu.