TARİH /// Fatih Kekevi : Hristiyan Batı’nın Atilla Nefreti


Fatih Kekevi : Hristiyan Batı’nın Atilla Nefreti

İki Atilla var.

  • Sömürgeci Roma’dan nefret eden ve Romanın nefret ettiği Atilla,
  • Sömürülen Gotların-Germenlerin, Frankların kahramanı Atilla.

V.ve XIII asırlarda Atilla Sevgisini ispatlayan destanlar;

  • Nibelungenlied Destanındaki Kahraman Şövalye Atilla
  • Dietrich Destanındaki Kahraman Baba Atilla (Ravenna Savaşındaki)
  • VIII. yy Hildebrand Destanı
  • X. yy Waltharius Destanı
  • Saint Gallen-Fransa Destanları
  • Norveç Tidrek Sagaları
  • Saksonya Destanları

Destanlar ne anlatıyor?

  • Kralların yanına sığındığı, koruyucu, lutüfkar Atilla
  • Kavimlerin koruyucusu, yiğitlerin babası Etzel (Atilla)
  • Yumuşak, iyi niyetli Atilla
  • Emrindeki krallara kararlarında serbestiyet tanıyan Atilla.

Bir masal bile, konu ile alakasız olduğu halde her zaman için “Ulu babamız Atilla…” diye başlar, sonra da oğlunu öldüren bir kralın kötülüğünü anlatır. Kuzey ve orta Avrupa kralları, Atilla’yı gelecek asırlarda hep onu anarak geçirmiş. Atilla’dan önce hiçbiri devlet kuramamış, teşkilatçılığı Hunlardan öğrenmişler. Eskiden, Romalılar bu barbarlarla aralarına bir duvar örmüş. Tıpkı İngiltere’nin kuzeyinde yaptıkları gibi.

Ravenna Savaşı Destanı’na göre, Atilla Dietrich’in isteği üzerine onu başkumandan olarak yollar. Dietrich, Atilla’nın oğullarını savaş meydanının gerisinde saklar. Fakat savaşın gidişatı sonucu Atilla’nın çocukları da savaşır ve ölür. Savaşı kazanan Dietrich Atilla’ya koşar, kendi çocuklarının öldürülmemesini diler. Atilla üzüntüsünü gömer ve Dietrich’i onurlandırır. Halbuki Germen adeti, haklı olsa bile Dietrich’in idamını gerektirir.

Kuzey kavimlerinin Hristiyanlığı kabulü olan 1200’ler sonuna kadar Atilla bir kahraman. Fakat Hristiyanlığın yayılması, yani Roma kilisenin tesiri ile artık Atilla, kuzeyde de Tanrının zalim kırbacı, kan dökücü Atilla haline geliyor. Ta ki bu destanların 1800’ler sonunda tekrar keşfedilmesine kadar.

Bu yazıyı, Fransa’da bir blogda paylaşmak isteyenler Fransızca yazmamı ve izin vermemi rica ettiler. Sonra da çok teşekkür aldım. Hem de konuya bihaber Fransızlardan bile.

Les Deux ATİLLA

Le hero des Gots, Germens, Franks and tous les peuples nordiques

Le plus grand ennemie de l’empire Romain qui exploitait tous ces peuples jusqu’a l’arrivee des Huns.

Voici l’amour de ces peuples envers Attila sous-cité (V. ve XIII siecles);

– Nibelungenlied Epopée; le hero, le Chevalier Atilla

– Dietrich Epopee; Heroique, le Pere Attila (la guerre de Ravenna)

– VIII. sc Hildebrand Epopée

– X. sc Waltharius Epopée

– Saint Gallen-France Epopées

– Norvégien Tidrek Sagas

– Saksonian Epopées

Qu’est-ce qu’ils racontent ces epopées?

– Les rois qui prennent refuge aupres de son trone

– Attilla le généreux

– Atilla le protecteur des ethnies, des peuples

– Etzel (Atilla), le pere des héros,

– Etzel qui est maniable, qui a le bon humeur

– Atilla qui encourage ces roix a prendre leures propres decisions

Meme un compte ordinaire commence toujours par example comme suit: “Notre grand Pere Atilla etc.”, qui raconte une histoire n’ayant aucune relation avec Atilla, et puis raconte un roi (peut etre un roi du 10eme ou de 8eme, ou de 12eme siecle) qui était cruel envers son propre fils et qui l’avait tué étc…

La liberté offerte par Atilla a ses roix qui les controlait est toujours appreciée par ces roix dans les siecles qui pousuivaient.

Epopée de Ravenna: Selon la demande de Dietrich, Atilla envoie Dietrich comme chef d’armée. Dietrich cache bien les deux fils de Atilla parmis les rangs arrieres de l’armée. Pourtant, les deux fils attaquent l’ennemie et meurrent. La loi des Germens éxige l’exécution de Dietrich. Atilla pleure, mais récompense bien Dietrich.

Jusqu’aux années 1200, Atilla est accepté le hero des peuples nordiques. Mais Atilla devient le barbar, le fouet de dieu. C’est par l’expansion de la religion cretienne au nord. Mais ça dure jusqu’a la decouverte de ces épopées pendant le 19’eme siecle.

La culture Romaine etait basée sur les cultures mediterranéennes et du Proche Orient, et les Romains avaient deja construit un long mur pour se séparer et pour se protéger de ces peuples barbares nordiques, ou vous trouverez que des fleches brisées en tant que des valeures antiques. Meme pas un seul état éxistait au nord dans l’histoire avant l’arrivée des Huns. İl faut bien étudier la hausse de l’état Français dans le debut des années 500, et la brute formation de l’empire germaine par Charlemagne a la fin des 800s.

D’ou ces peuples ont appris la culture de former un état? C’est bien la culture des peuples équestrials.

Ce n’est ni pan-turkism, ni touranisme. On étudie l’histoire en rejettant des lunnetes des occidentaux. C’est tout!

TERÖR DOSYASI /// TUNCA BENGİN : HRİSTİYAN DÜNYASININ “IŞİD”İ Mİ ???


TUNCA BENGİN : HRİSTİYAN DÜNYASININ “IŞİD”İ Mİ ???

Yeni Zelanda’da iki camiye yönelik yapılan terör saldırısının bireysel değil organize ve planlı olduğu çok net. Dahası saldırganın internet üzerinden radikalleştiği bir durumla karşı karşıyayız. Aynen IŞİD’de olduğu gibi. Bu da Türkiye’nin ısrarla dikkat çektiği terörün din, millet, siyasi görüşte sınır tanımadığı, birbirine benzediği gerçeğini bir kez daha gösteriyor. Dolayısıyla da Yeni Zelanda’daki terör saldırısından sadece Müslümanların değil, tüm dünyanın endişe duyması gerektiği çok açık. Niyesini eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş anlatıyor:

“Bir nefret olayıyla karşı karşıyayız. Ve bu nefret olayı hem Türk düşmanlığı hem İslamofobiyle şekillenmiş bir anlayış. Örgütsel bir durum var mıdır yok mudur bilemiyoruz ama örgütsel boyutu aşan, yani düşünce kodlaması şeklinde yetişen bir insan yapısının ortaya çıkardığı gerçekten dehşet verici bir eylem çeşidi.”

Düşünce kodlaması derken?

“Karşımıza çıkan olay bir zihinsel yapıyı düşünce yapısını kodlayan bir anlayış bir inanç yapısının ortaya çıkarabileceği yani sapkın bir inanç yapısının ortaya çıkarabileceği bir sonuç. Bu daha ziyade inanç boyutuyla gerek Müslüman olsun işte IŞİD’de, türevlerinde gördüğümüz gibi ya da Müslüman dışında Hıristiyan, Katolik bağnazlık ya da diğer inanç bağnazlıklarında gördüğümüz düşünce yapıları ancak böylesine bir sonucu ortaya koyabilir. Tehlikesi de o bakımdan çok daha fazla. Çünkü gördük kamerada intihar vakası olarak zaten ölüme giden bir yapı. Kurgulanmış bir çalışma ve bu kurgulanmış çalışma nefrete dönüşen bir anlayışla şekillendirilmiş.”

Peki bunları kim, nasıl organize eder? Ülke istihbarat servislerinin bu işte parmağı olabilir mi? Bu saldırının kesinlikle bir terör eylemi olduğunu belirten Öneş devam ediyor:

“Şahsın ciddi bir hazırlıktan geçtiğini, Katolik, Hıristiyan yapısı içerisinde bir Türk düşmanlığı ve bir İslamofobi hassasiyeti içerisinde kendi düşünce yapısının kodlandığını görüyoruz. Bu bireysel bir küçük grup yapısı mıdır yoksa bilinen bir örgütsel yapıya bağlı mıdır henüz bilemiyoruz. Şu anda istihbarat kuruluşlarıyla bağlantısı vardır, yoktur dememiz de mümkün değil ama bu tip hasta ruhlardan, yapılardan, çeşitli örgütlerin bunun içine istihbarat örgütlerini de koyabilirsiniz yararlanabileceklerini görüyoruz. Nasıl IŞİD’de, türevlerinde olduğu gibi çeşitli istihbarat örgütlerinin veya güçlerin yararlandıklarını görüyorsak, Avrupa’da da Neonazilerden, faşist yapılardan, ırkçı yapılardan istihbarat örgütlerinin yararlandığını gördük. Örnekleri var.”

Buna bir anlamda batının IŞİD’i denilebilir mi?

“Batı’nın IŞİD’i diyemeyiz ama Hristiyan dünyasında özellikle sapkın bir düşünce olarak İslam düşmanlığı şeklinde ırkçı bir yapıyı, yani sapkınlığı görüyoruz. Buna Hristiyan dünyasının IŞID’i diyebiliriz. Karşımızda medeniyetler çatışması bakımından ciddi bir sorun var. Bu da uluslararası ve ülkelerarası işbirliğiyle mücadele edilmesini zorunlu kılıyor.”

Daha buna terör eylemi demeyenler bile var?

“Maalesef. Özellikle hemen hemen birçok ülkede batı ülkeleri de tabi buna dahil oportünist yönetimler veya oportünist siyasi liderlerin yanlış mücadele veya çıkarlara dayanan mücadele şartları güvenlik risklerini artırıyor.”

Yeni olaylar olabilir yani?

“Avrupa’da gördüğümüz neo faşist yapılar, yabancı düşmanlığı göçmenlere karşı saldırılar Ortadoğu’daki sapkın IŞİD gibi yapılar, radikal İslamcı yapılar maalesef bu olayların süreklilik kazandığını gösteriyor. Bunun hiç kimseye, topluma yaramayacağı hiçbir ülke için bir yararlı sonuç ortaya çıkarmayacağı kesin. Böylesine vakalar böylesine ortamlar özellikle bu sapkın örgütlerin gerek İslamcı olsun gerek Hıristiyan, Katolik olsun veya başka mezhepler olsun ya da ırkçı, faşist yapılar olsun bunların kavgaları demokratik sistemi zaafa uğratmak bakımından da olumsuz ortamlar yaratır…

TERÖR DOSYASI /// Yeni Zelanda’daki Hristiyan teröründe istihbarat skandalı : Katliamı biliyorlardı, görmezden geldiler !


Yeni Zelanda’daki Hristiyan teröründe istihbarat skandalı : Katliamı biliyorlardı, görmezden geldiler !

Terörist Brenton Taggart, saldırıyı gerçekleştirmeden 17 saat önce yıllardır paylaşım yaptığı bir foruma, hem katliam yapacağını hem de canlı olarak yayınlayacağını yazdı. Ancak istihbarat birimleri bunu görmezden geldi. Saldırının ardından ise akıllarda bir çok soru işareti belirdi.

Terörist Brenton Taggart, saldırıyı gerçekleştirmeden 17 saat önce yıllardır paylaşım yaptığı bir foruma, hem katliam yapacağını hem de canlı olarak yayınlayacağını yazdı. Ancak istihbarat birimleri bunu görmezden geldi. Saldırının ardından ise akıllarda bir çok soru işareti belirdi.

İşte, Yeni Zelanda terör saldırılarının akıllara getirdiği sorular ve hatırlattıkları…

"Evet millet. Artık gevezelik yapmayı bırakıp gerçekten bir şeyler yapmanın zamanı geldi. İşgalcilere karşı bir saldırı gerçekleştireceğim ve bunu Facebook üzerinden canlı yayınlayacağım.

Yazılarım ve fikirlerimden oluşan bazı dosyaların linkini veriyorum. Siz de üzerinize düşeni yapın ve bunları mümkün olduğunca çok paylaşılmasını sağlayın.

Geri dönemezsem hoşçakalın, Valhalla’da görüşmek üzere…"

28 yaşındaki Brenton Tarrant, Perşembe akşam saat 20.28’te 8ch.net isimli foruma bu mesajı paylaştıktan 17 saat sonra Cuma namazı esnasında el Nur Camii’ne girerek soğukkanlı ve planlı bir şekilde onlarca Müslümanı şehit etti.

Yeni Zelanda’da bir tabura yetecek kadar silah edinmiş ve yıllardır yabancılara, Müslümanlara karşı nefret suçlarını kusmuş, askeri eğitimi aratmayacak derecede fiziksel şekilde kendisini geliştirmiş ve bir çok silahı, bombayı kullanmayı öğrenmiş bir adamdan bahsediyoruz.

İlk gelen bilgilere göre yalnız değildi. Beraberinde üç kişi daha vardı. Ve saldırılar iki camide gerçekleşti. Üstelik her ihtimale karşı cami çıkışında bulunan araçlar da bombayla donatıldı. Saldırı askeri ve taktik açıdan neredeyse kusursuz şekilde planlanmıştı.

Daha ilk andan itibaren Tarrant’ın akıl sağlığının yerinde olmadığı ise Batı medyasında yer almaya başladı. Bu saldırı ve beraberinde yaşananlar akıllara bazı olayları ve soruları getirdi.

ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın öve öve bitiremedikleri Five Eyes isimli istihbarat birlikteliği ne iş yapıyor. ABD, bu işbirliği sayesinde Avustralya’nın en ücra köşesinde Facebook üzerinden DEAŞ propagandası yapan birini eliyle koymuş gibi bulurken Yeni Zelanda’nın en çok kullanılan forum sitelerinde, Facebook ve Twitter’da bu saldırıyı açıkça anlatan Tarrant nasıl oldu da MI6, CIA, CSIS, ASIS ve GCSB’nin radarına takılmadı?

Saldırı tamamlanana kadar yayın yapan Tarrant’ın Facebook ve Twitter hesapları, saldırıdan hemen sonra neden kapatıldı? Tarrant’ın geçmiş paylaşımları, kim olduğu, kimlerle ilişki içinde olduğu gibi bilgiler niçin engellendi?

Taggart, arkasında bıraktığı belgelerde Anders Behring Breivik ile bir kontağı olduğunu söylüyor. Breivik’i hatırlarsınız… 2011’de Oslo’da Başbakanlık Konutu’nun ve hükümet binalarının bulunduğu bölgede bomba patlattıktan sonra Utoya Adası’nda düzenlenen gençlik kampında katliam yaparak çoğu farklı uluslardan ve çocuk yaşta olan 92 kişiyi öldürmüştü. 21 yıl hapsi cezası verilen ve cezaevinde beş yıldızlı otel şartlarında yatan bu adam her beş yılda bir tekrar mahkeme karşısına çıkıyor. “Acaba daha fazla hapsi yatması gerekiyor mu” diye… Şimdiden akıl sağlığı yerinde olmadığı anlatılan Tarrant’ı da benzer bir son mu bekliyor?

Yeni Zelanda medyası, Yeni Zelanda Başbakanı bile yaşananları “terör saldırısı” şeklinde tanımlarken BBC ve hatta ülkemizdeki bazı haber siteleri bile olayı “Camiye saldırı” diye ifade etti. Londra’da araç lastiği patlasa “Allahuekber” sesi duyuldu diye verecek olanlar neden Yeni Zelanda olayında “terör” demekten bu kadar kaçındı?

Bir de Charlie Hebdo saldırısı vardı.

Fransızların tüm failleri canlı yayında takip edip, bulup yakalamak yerine öldürdüğü olay sonrası tüm dünya “İslami terör işte” çığlıkları atmıştı. Derginin Peygamber Efendimize hakaretler ettiği karikatürü Türkiye’de basmaya çalışanlar bile çıkmış “JeSuisCharlieHebdo” paylaşımı yapmayanlar neredeyse terörist muamelesi görmüştü. Dünya liderleri Paris’teki protesto yürüyüşüne katılmıştı. Şimdi merak ediyoruz, bakalım el Nur ve Linwood Camilerine yapılan ve buram buram Hıristiyanlık propagandası kokan bu terör saldırısı için kim ne kadar tepki verebilecek?

Tarrant’ın bir de hatırlattıkları var…

Mesela Feliks Kazimierz Potocki… 1683’teki 2. Viyana Kuşatması’nda Leh birliklerinin başındaki komutan…

Iosif Gurko… 93 Harbi’nde Ayastefanos’a kadar gelen Rusların başındaki generallerden biri…

Miloş Obiliç… 1389 1. Kosova Savaşı’nda Sultan Murat’ı arkasından hançerleyerek şehit eden Sırp…

Deus Vult… "Tanrı bunu istedi" manasına gelen Haçlı Seferleri’nde Haçlıların silahlarına yazdığı söz.

Alexandre Bissonnette… 2017’de Kanada’da camide ibadet eden altı kişiyi öldüren terörist.

Luca Traini… 2018’de İtalya’da altı Afrikalıyı öldürdü.

Bu isimler, terörist Tarrant’ın silahlarının üzerinde yazıyordu.

Batı politikalarının ve medyasının kimi zaman neden düşmanca davrandığını anlatmaya çalıştığımızda, içlerindeki Türk ve İslam düşmanlığının ne boyutta olduğunu söylediğimizde bizleri “komplocu” ilan edenler iyi okusun.

Tarrant’ın hatırlattığı başka biri daha var aslında. O da bizden olsun…

Baruch Goldstein…

Goldstein ABD kökenli bir doktordu. Filistin’de bir işgalciydi. 25 Şubat 1994’te sabah namazı sırasında El Halil şehrinde Halil İbrahim Camii’ne M-16 otomatik silahıyla girmiş ve herkesi taramaya başlamıştı. Silahı tutukluk yapana kadar 67 Müslüman şehit olmuştu. Silah tutukluk yapınca üzerine atlayanlar tarafından linç edildi. Bu olay dünya kamuoyuna akli dengesi yerinde olmayan aşırı dinci bir Yahudi tarafından gerçekleştirilen bir saldırı olarak sunuldu. Diğer tarafta ise Goldstein kahraman ilan edildi. Alçak bir katil olan bu adamın heykelleri bile dikildi. Saldırı sonrası Halil İbrahim Camii’ni kapatan İsrail, tekrar kapıları açtığında caminin bir yarısında sinagog duruyordu.