İSTİHBARAT DOSYASI /// VİDEO : CIA’nın Sırları – NSA’NIN HİKAYESİ (İNGİLİZCE) VE CASUSLUK FAALİYETLERİ


CIA’nın Sırları – Karşı Darbe – Soğuk Savaş Dönemi (Türkçe Belgesel)

https://www.youtube.com/watch?v=NTdzIZc1OW0&feature=youtu.be

NSA – Documentary on the Secret Intelligence Agency (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=Kx7X4EWf0q8&feature=youtu.be

Öteki Gündem – 14 Nisan 2013 – Casusluk faaliyetleri (TÜRKÇE – 4 BÖLÜM)

https://www.youtube.com/watch?v=AFW2RLMsc5s

https://www.youtube.com/watch?v=WPlG4eGOMBU

https://www.youtube.com/watch?v=hLjKtb-2nHs

https://www.youtube.com/watch?v=agXMz3EVfTw

İSTİHBARAT DOSYASI /// VİDEO : MI5’İN HİKAYESİ – JAMES BOND’LAR REEL HAYATTA NEYE BENZER ??? – MAO’NUN GİZLİ SERVİSİ : MSS (İNGİLİZCE)


GERÇEK JAMES BOND’LAR NEYE BENZİYOR, NASIL YAŞIYORLAR ??? BBC News BELGESELİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=OmFJ-R8Xq4E&feature=youtu.be

İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ MI5’İN HİKAYESİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=Tq6IAWwOyWA&feature=youtu.be

MI5’İN İÇİNE SIZAN AJAN (ESPİYONAJ BELGESELİ – GERÇEK HİKAYE – İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=BZtWA3EriLM&feature=youtu.be

MAO’NUN ÖLÜMCÜL İSTİHBARAT SERVİSİ – MSS (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=NLPIKQFCEJI&feature=youtu.be

İSTİHBARAT DOSYASI /// VİDEO : MI6 – BND – MOSSAD’IN HİKAYESİ VE 2. DÜNYA SAVAŞINDAKİ ROLLERİ – CIA/KGB KAPIŞMASI (İNGİLİZCE)


İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ (MI6)’NIN HİKAYESİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=sOWyjdKoMqQ&feature=youtu.be

2. DÜNYA SAVAŞINDA İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=LjSD99ZoBtg&feature=youtu.be

2. DÜNYA SAVAŞINDA ALMAN GİZLİ SERVİSİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=8CuTbUGgC_c&feature=youtu.be

ÖLÜMCÜL GÜÇ İSRAİL İSTİHBARATI MOSSAD BELGESELİ (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=cfrzYVny-WA&feature=youtu.be

CIA ve KGB: Berlin SAVAŞI (Soğuk Savaş Belgeseli) (İNGİLİZCE)

https://www.youtube.com/watch?v=q05rMyTzMrM&feature=youtu.be

MİLLİ TARIM DOSYASI : AZİZ NESİN HİKAYESİ GİBİ ; SUDAN’DA TARIM YAPMAK


AZİZ NESİN HİKAYESİ GİBİ; SUDAN’DA TARIM YAPMAK

Naci Kaptan / 23.08.2019

LİNK : http://nacikaptan.com/?p=72758

Tarım ve Orman bakanlığı kendi ülkesinde tarımı yok ederken Sudan’da arazi kiralayıp tarım üretimi yapacakmış!!!

28 Nisan 2014 tarihinde imzalanan ve yasal prosedürü 19 Kasım 2015 tarihinde tamamlanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İkili Tarımsal İşbirliği ve Ortaklığına İlişkin Anlaşma” yürürlüğe girdi.

Tarım Bakanlığının açıklamasına göre; “Kurulacak ortak şirket marifetiyle, Sudan’da 12.500 hektar arazide örnek çiftlik olarak tarımsal faaliyetler yapılacakmış. Bu amaçla Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden (TİGEM) 1 personel geçici görevlendirme ile Sudan’a gönderilmiş.

Amaç, “Örnek çiftlikte tarla bitkilerinden pamuk, soya ve susam başta olmak üzere Sudan ekolojisinde üretilebilecek bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerinde bulunulacakmış.

TİGEM TÜRKİYE’DE NE YAPTI

TİGEM’in işletemediği için bünyesindeki 22 çiftliği özel sektöre kiraladığı ortaya çıktı.

Kendi topraklarında üretim yapamayan Tarım bakanlığı Türkiye’ye uçak uçuşu 3136 km olan Sudan’da tarım yapmak üzere arazi kiralıyor. Hikayeye göre, Başlangıçta Sudan’da 12 bin 500 hektar alanda örnek Çiftlik kurulacakmış. Ayrıca Türk özel sektörünün de bu ülkede 5 ayrı bölgede 780 bin 500 hektar alanda tarımsal yatırım yapması için çalışma başlatılmış.

SUDAN’DA ARAZİ KİRALAYAN TARIM BAKANLIĞI TÜRKİYE’DE TARIMI NE DURUMA GETİRDİ?

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Genel Başkanı Özden Güngör şöyle dedi;

“Çiftçimiz, 2017 yılında Zonguldak ilimizin toplam yüz ölçümü kadar tarım arazisini ekmekten vazgeçti. Son 15 yılda ise ekilmeyen tarım arazisi miktarı Belçika’nın toplam yüz ölçümünün (30 bin 528 kilometrekare) üzerine çıktı”

Çiftçilerimiz uygulanan politikalar sonucunda üretimden vazgeçti, ithalatımız rekor kırdı, doğa tahrip edildi, derelerimiz, kıyılarımız, ormanlarımız yağmalandı. Kamusal kaynaklarımız ülke ekonomisindeki açıkların kapatılması amacıyla gelecek kaygısı duyulmadan yapılan özelleştirmelerle elden çıkarıldı”

ÇİFTÇİLER TARIMDAN VAZGEÇİYOR

Yaşanan tarım politikaları ile çiftçilerin emeğinin karşılığını alamadığını belirten Güngör, “Çiftçimiz 2017 yılında Zonguldak ilimizin toplam yüz ölçümü kadar tarım arazisini ekmekten vazgeçti. Son 15 yılda ise ekilmeyen tarım arazisi miktarı Belçika’nın toplam yüz ölçümünün üzerine çıktı” dedi.

KENDİ ÇİFTLİKLERİNİ İŞLETEMEDİĞİ İÇİN KİRAYA VEREN TİGEM, SUDAN’DA 5 YILDIR BİR GELİŞME KAYDEDEMEMİŞ’

AKP’nin son 17 yıldır uyguladığı yanlış politikalarla Türkiye’de artık tarım ve hayvancılığın bitme noktasına geldiğini belirten Gürer, “15-20 yıl öncesine kadar Türkiye, tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeten, bu sektörde ithalattan çok ihracat yapan bir ülke idi. Ancak, AKP’nin ithale dayalı politikaları sonucu, Türkiye’de tarım ve hayvancılık bitme noktasına geldi.

Tarım Bakanlığına bağlı bir kuruluş olan TİGEM kendi çiftliklerini işletemediği için kiraya verdi. Yabancı yatırımcılar ya doğrudan ya da dolaylı olarak Türk ortaklarıyla birlikte binlerce hektar tarım arazisi satın aldı. Hal böyleyken, TİGEM Sudan’da çiftlik kurmaya gidiyor. 5 yıldır hiçbir gelişme olmaması da ilginç. Acaba görevlendirilen yönetim kurulu üyesine ve genel müdür yardımcısına ne kadar ödeme yapıldı?” dedi.

OLAY ODUR Kİ;

Karadeniz’de fındık üreticisi fiyatların düşük seyretmesinden dertli.

Gaziantep’te çiftçiler, yoğun emek ve yüksek maliyet sonrası hasat edilen sarımsağın kilosunun 70 kuruşa düşmesinden yakınıyor.

Manisa’da üzüm üreticileri maliyetleri karşılamadığı gerekçesiyle Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 4 TL olarak açıkladığı kuru üzüm alım fiyatını yeterli bulmuyor.

Mersin’de domates para etmediği için maliyetlerini karşılayamayan üreticiler mağdur.

Manisa’da ise salçalık domatesin kilogram fiyatının 18- 23 kuruş aralığına kadar düşmesi üreticiyi düşündürüyor.

Şanlıurfa’dan gelen haberlere göre ise soğanın tarladaki fiyatı 30 kuruşa kadar düşünce çiftçi zor durumda kaldı.

Son 15 yıldır birçok tarım ürününde üretim ya düştü ya da kendini tekrarladı. Artan maliyetler ve Devlet desteğinin olmaması nedeniyle Yoksullaşan çiftçiler tarımdan koptu, tarlalar boş kaldı.

TÜİK’e göre,hububat üretimi bu yıl yüzde 4,8 oranında azalarak yaklaşık 34,4 milyon tona düşecek. Buğday üretimi bir önceki yıla göre yüzde 7 oranında azalarak 20 milyon ton, mısır üretimi ise yüzde 3,4 oranında azalarak 5,7 milyon ton olacak.

TARIM BAKANLIĞI HOLLANDA’DA DERS ÇALIŞMALIDIR

Türkiye’nin ortalama 23 katı küçük olan ve yaklaşık 34 bin kilometrekarelik karasal yüzölçümüne sahip Hollanda’nın büyük bir bölümünde seralarda gelişmiş teknoloji kullanılarak tarım yapılıyor. Su kullanımıysa normalden yüzde 90 oranında daha az. Modern bir tarım ülkesi olan Hollanda organik üretime de önem veriyor. Ülkede pestisit gibi zirai ilaç kullanımı neredeyse sıfıra yakın. Birçok sera ve tarlada drone ve sürücüsüz traktör kullanılıyor. Bu sayede toprağım verimlilik durumu, ürünlerin kalitesi gibi etmenler insansız olarak kontrol edilebiliyor. Hollanda’da ekili arazilerden alınan ürün rekoltesi, diğer ülkelerde alınan orandan iki kat daha fazla.

ÖZETLE ;

Ülkemizdeki durum bu iken sen git taa 3136 km mesafede üstelik de faşist bir yönetimin ve iç savaşın olduğu bir ülkede tarım arazisi kirala.. Aradan 5 sene geçmiş olmasına rağmen Sudan’da tarım ve üretim konusunda hiç bir gelişme olmamış. Kendi ülkesinde tarım ve hayvancılığı öldüren, Son 15 yılda ise ekilmeyen tarım arazisi miktarını Belçika’nın yüzölçümünden büyük hale getiren, hayvancılığı ise yok eden, sürekli olarak yurtdışından hayvan ithal eden bir ülkenin Tee Sudan’a giderek tarım ve hayvancılık yapmaya kalkması soyunması ne kadar akıl almaz bir olaydır.

Sudan’da geçen yıl Kasım ayından bu yana devam eden protesto eylemlerinin ardından, 1989’da darbeyle devlet başkanı olan Ömer el Beşir, 30 yılın ardından ordu tarafından 12.04.2019 tarihinde görevden alındı. Bay Erdoğan’ın kankası olan El Beşir’in görevden alınmasıyla ülkemizin Sudan’da var olan yatırım projelerinin akibeti bilinmiyor.

Sudan’daki protestolar ve 30 yıllık yönetimin darbeyle devrilmesi, ülkede büyük yatırımları olan Türkiye’de de dikkatle izleniyor. Sevakin Adası’nın Türkiye’ye tahsis edildiği, Türk askerinin görevlendirildiği, en az 600 milyon dolarlık Türk yatırımlarının olduğu Sudan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’nın (TİKA) en fazla yardım ettiği 5. az gelişmiş ülke konumunda.

Libya’ya, Barzani’ye 500 milyon dolar kaptırmıştık.

El Beşir’e kaç milyon dolar verildiğini şimdilik bilmiyoruz.

LİNK : https://www.evrensel.net/haber/367850/artik-ekilmeyen-tarim-arazileri-belcika-buyuklugunde

LİNK : http://haber.sol.org.tr/turkiye/kardesim-el-besir-gitti-hayaller-bitti-sudanda-tarim-icin-kiralanan-araziler-nadasta-268955

LİNK : https://www.birgun.net/haber/tarimda-uretim-dusuyor-ciftci-tarimdan-kopuyor-235190

LİNK : https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47926030

LİNK : https://tr.euronews.com/2018/08/21/abd-den-270-kat-kucuk-hollanda-dunyanin-en-buyuk-2-tarim-ihracatcisi

ATATÜRK VE TÜRK MİLLİYETÇİLERİ DOSYASI : “YİRMİ BEŞ KURUŞ’UN HİKAYESİ !!!! TÜRK İNSANINDAKİ EŞSİZ GÜZELLİK !!!


“YİRMİ BEŞ KURUŞ’UN HİKAYESİ !!!! TÜRK İNSANINDAKİ EŞSİZ GÜZELLİK !!!

Ağlaya ağlaya okuyacağınız, tarihimizden gerçekleri anlatan bir hikaye. Okurken o anı yaşatan bir hikaye. Bu güzel hikayeyi okumadan geçmeyiniz lütfen….

Seferberliğin ilânıyla beraber, Ayvalık’taki 9. Tümen’e bağlı 23. Alay ağırlıklarıyla birlikte Soma’ya gelerek, trenle Bandırma üzerinden Tekirdağ’a sevk edildi. 23. Alay’ın Burhaniye’de bulunan bir piyade taburu, mesafenin daha kısa olacağı hesabıyla, Burhaniye–Edremit– Çanakkale yoluyla cepheye sevk edildi. Bu tabur yürüyüşe geçmeden önce, geçecekleri yollara yakın köylere, gönderdikleri çavuşlar vasıtasıyla, geçecekleri gün ve saat belirtilerek, köylülerden asker için yemek hazırlamalarını, misafir olarak geceleyecekleri yerleri hazırlamalarını istedi. Böylece yürüyüş sırasında, asker için iaşe ve ibate (yeme ve barınma) telaşından bir ölçüde kurtulmuş olunuyordu. Aynı şekilde, o yıllarda henüz bir köy olan Havran’a gelen çavuşlar, muhtardan kendilerine kaç kişilik, yemek ve yatak hazırlayabileceklerini sorunca. Muhtar;

“Burasının köy olduğuna bakmayın. Burası büyük bir köydür. Sizintaburun hepsini ağırlayabiliriz, yedirir içiririz.. Merak etmeyin deyince askerler, köyden ayrıldı. Gerçekten de belirtilen günde Havranlılar, bir tabur askeri doyuracak kadar yemek hazırlamışlar, yatacak yerlerini hazırlamışlardı. Tabur Havran yakınlarına geldiğinde, Tabur Kumandanı, Edremit’in çok yakın olduğu ve çok daha büyük olduğunu düşünerek, Havran’a sadece bir bölük asker yollamıştı. Bir taburluk hazırlanan yemek, bir bölüğe göre çok çok fazla gelmiş, artmış, hattâ ertesi güne bile kalmıştı. Bir taburluk yatacak yer hazırlayan Havran Muhtarı, gelen askerleri sadece büyük evlere taksim ederek, küçük ve fakir evlere yük olmasın diye kimseyi göndermemişti. Bölük kumandanı şöyle anlatıyor:

“Ben her zaman, seferi durumlarda en geç yatar ve en erken kalkarım. Askerleri evlere dağıttıktan sonra, sokaklarda dolaşmaya başladım. Yavaş yavaş evlerin ışıkları sönüyordu. Asker yatmaya, uyumaya başlamıştı. Aydınlatma olmadığı için sokaklar zifiri karanlıktı. En son birkaç evde ışık kalmıştı. Onlar da sönünce ben de gidip yatacaktım. Sokakta, birden, iki büklüm, bastonuna dayanarak yürüyen, ihtiyar bir kadına rastladım. Neredeyse çarpışacaktık. Aklıma çeşit çeşit şeyler geldi. Kadına:

“Nene, sen bu saatte sokakta ne arıyorsun?” diye sordum.

“Evlatlarımı arıyorum… Oğullarımı arıyorum…”

“Kim senin evlâtların?”

“Dün bana muhtar, askerler gelecek, sana da misafir etmen için dokuz evlât vereceğim, dediydi… Onlara yataklar hazırladım… Yemekler hazırladım… Gelmediler… Onları arıyorum..”

Bir tabura göre hazırlık yapan muhtar, bir bölük asker gelince, ağırlık olmasın diye, bu ihtiyar nineye, misafir etmesi için asker yollamamış. O yıllarda, kadınların hiçbir sosyal güvenceleri yoktu. Kimsesiz kadınlar, çok zor durumda kalıyorlar, çok zor geçiniyorlardı. Hiçbir gelirleri olmayan, bu yaşlı ve yoksul insanlar, bazen zeytinler silkildikten sonra gidip yerlerde kalan zeytinleri toplayarak, biraz gelir elde etmeye çalışıyorlar, buna da “başakçılık” deniyordu. Bu nene de böyle birisi olduğu için, muhtar acımış, ona kimse göndermemişti. Ama nene büyük sevinç içinde dokuz kişilik yer hazırlamış, yiyecek hazırlamıştı. “Nenenin çok üzüleceğini anladığımdan, ışıkları henüz sönmemiş bir eve gidip, daha yatmamış olan dokuz askeri neneyle birlikte yolladım… Kadıncağız nasıl sevindi bir görseniz… Ertesi gün sabah erkenden bölüğü yol üzerinde topladım, yoklamayı yaptıktan sonra, tam yürüyüş emri verecekken, iki büklüm, yaşlı bir kadın, bastonuna dayanarak elinde bir torba yanıma geldi. Galiba akşam karşılaştığım nene idi.

“Kumandan oğlum, bu torbada, evdeki bütün zeytinleri ne varsa koydum. Üstüne de biraz çökeleğim vardı onu koydum… Bunları benim asker oğullarıma yedir emi…”

Almasam, nenenin çok üzüleceğini anladığımdan, çavuşlardan birine işaret edip, elindeki torbayı aldırdım. Nene bu sefer, sevinç içinde, avucunda sımsıkı tuttuğu bir mendili açtı. İçinden tek bir yirmi beş kuruş çıktı. Bana uzattı.

“Kumandan oğlum… biliyorum, çok az. Ama bütün param bu kadar… Bunu al, benim asker oğullarıma, hiç olmazsa bir çay içir, olur mu?..”

Şaşırdım..

Biliyordum ki, nenenin başka parası yoktu… Bütün servetini getirmişti. Yirmi beş kuruşu aldım. Kaldırarak bölüğe gösterdim..

“Bölük… Bakın neneniz, size bütün servetini bağışladı.. Bunu ona helâl ettirin..!” “Yürüyüş emrini verdim.. Nene arkamızdan el sallıyordu.. Bölüğüm.. O yirmi beş kuruşu helâl ettirdi… Yarısından çok fazlası Çanakkale’de, Gazze’de şehit oldu… Bu millet böyle bir millettir… Dün öyleydi… Kim ne derse desin, bugün de öyle…