SAĞLIK DOSYASI : İtalya’daki Birinden, Abartılı Koronavirüs Haberlerine Cevap Niteliğinde Bir Yazı


İtalya’daki Birinden, Abartılı Koronavirüs Haberlerine Cevap Niteliğinde Bir Yazı

Koronavirüs (Covid-19) salgını sırasında, basında yer alan abartılı haberlerin yarattığı dezenformasyona karşı bir yazıyı aktarıyoruz.

italya’da yaşayan birisi olarak yazıyorum. italya’da yaşanan olaylar çok acı olmakla beraber türk basınında çıkan haberler tamamen ajitasyon üzerine. yanlışları düzeltelim öncelikle sonrasında durumu elimden geldiğince anlatacağım.

1) evet sokağa çıkarken yanınıza bir belge olması gerekiyor. o belge budur.

autocertificazione denilen yani ekstra bir onay gerektirmeyen, kendiniz doldurup imzaladığınız bir belge. yani yok ekmek almaya çıktım karakola mail atıyorum gibi bir durum yok. çıktığınız an polis durduruyor gibi bir durum yok. olur da polis sokakta bulunma amacınızı sorarsa bunu gösterebilirsiniz veya yoksa da mantıklı bir açıklamanız var ise sorun çıkartmıyorlar. bu belgeyi de elinizle yazabilir, çıktı alabilir veya telefondan gösterebilirsiniz.

2) nakit para kullanılmıyor diye bir durum yok. nasıl bir abartı, nasıl bir söylenti anlamak bile mümkün değil, daha bugün gidip bankamatikten para çekip marketten nakit para ile alışveriş yaptım.

3) evet karantina var ancak asıl olay toplu olarak yapılan etkinlikleri engellemek. kimse tek başınıza sokakta evinizin yakınında yürüyorsunuz, hava alıyorsunuz diye sizi polise şikayet etmiyor veya polis gelip kolunuzdan tutup götürmüyor.

4) süpermarket, eczane, benzinlik dışında her yer kapalı denmekte… bu ayrı bir abartı. öncelikle restaurantlar eve servis yapabiliyor ve hala açıklar, bankalar açık bankamatiklere gayet nakit takviyesi yapılıyor, gazete bayileri açık halkın haber alma hakkını engellememek adına, posta servisi hala çalışıyor. bunların dışında özel sektörde eğer firmanız çalışıyorsa insanlar hala işlerine gidiyor (evden çalışma imkanı olanlar evden çalışıyor tabi). bu sebeple toplu taşıma hala çalışıyor.

4 Mart’ta çekilen bir fotoğraf.

şimdi yaşananlara gelelim

italya 1 haftadır tüm ülke olarak karantinada, bu karantinanın ülke çapına yayılmasının en büyük sebebi şu an hastalığın italya’da ki merkezi haline gelmiş olan lombardiya bölgesinin karantinaya alınacağı haberlerinin olay gerçekleşmeden yaklaşık 8 saat önce sızmasından ve halkın karantina altında kalmamak için bölgeden ayrılmasının sonucu olduğu söylenebilir. bu olaydan 1 gün sonra karantina ülke çapında uygulanmaya başlandı.

ikincisi italya yapabileceği en şeffaf şekilde sürekli halkı bilgilendirerek, her gün yerel saat ile 18:00 de basın toplantısı yaparak günlük durumu bildirerek insanları haberdar ediyor.
halk karantina uygulanmaya başlandıktan sonra istisnai insanlar dışınca tamamen kurallara uyuyor, herhangi bir zorlama baskı yok , korku panik durumu yok, dışarıda marketlerde 1 metre kuralına uyuyorlar, zorunlu olmadıkça çıkmamaya özen gösteriyorlar, devlet ceberrut bir devlet gibi çıkanı yakarım modunda değil, insanlara gerekli durumlarda tolerans gösteriliyor polis tarafından.

hastahanelerde durum evet kritik seviyeye ulaşmış durumda ölü sayıları artıyor , ancak beklenen bir durum olduğu önceden duyruldu, karantinanın etkisini ilk haftadan sonra görmeye başlayacağız denilmişti ve 2 hafta boyunca artması bekleniliyor. henüz pik yapmadığı hastalığın söylendi. şu an için ölü ve yeni vaka sayısı artmaya devam etse de dün ilk kez güzel bir haber geldi ve hastalığın yayılma hızında düşüş olduğu kaydedildi.umuyorum bir hafta sonra da hasta sayılarında ilerleme değil iyileşenler sayesinde düşüşler görmeye başlayacağız.

şimdilik italya’dan son durumlar bunlar. olay ne ciddiye alınmayacak kadar rahat, ne de özellikle türk basınında yazılan kadar kıyamet senaryosu. zor zamanlardan geçiyor ülke ama hala ayakta ve şu an için süreci iyi yönetiyorlar.

YOLSUZLUK DOSYASI : KIZILAY VE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NDAN KÖTÜ KOKULAR GELİYOR /// İŞTE 2 HABER


HABER 1 : BÜLENT KUŞOĞLU : “KIZILAY’A BAĞIŞLAR BIÇAK GİBİ KESİLDİ”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu: Kızılay bir kamu kuruluşu olarak vergi kaçakçılığına aracılık etmiş. Vergi her ülkede kaçırılıyor ama bir devlet kurumunun vergi kaçakçılığına aracılık etmesi affedilecek bir olay değil. Vatandaş şimdi kan bile bağışlamıyor.

Sami GÖKÇE / YENİÇAĞ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu Başkentgaz’ın Kızılay üzerinden TÜGEV ve ENSAR Vakfı ortak kuruluşu olan TÜRKEN’e 8 milyon dolar tutarındaki bağışın vergi kaçırmak olduğunu söyledi. Bülent Kuşoğlu; olayın ardından Kızılay’a yapılan bağışların bıçak gibi kesildiğini belirterek "maddî bağışı bırakın kan bağışı bile çok düştü" dedi.

CHP’nin TBMM Başkanlığı’na verdiği araştırma önergesinin görüşülmesi sırasında konuşan Bülent Kuşoğlu "hukukumuza göre; her firmanın bağış yapma hakkı yetkisi vardır. Yaptığı bağış "kanunen kabul edilmeyen gider" sayılır ve vergiden düşülmez normalde böyledir. Fakat "kamuya yararlı dernek ve vakıf" statüsünde olan dernek ve vakıflara bağışta bulunulduğu zaman; kazancın yüzde 5’i tutarında indirim konusu yapılabilir. Yalnız Kızılay ve Yeşilay’a bağışta bulunulduğunda Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesine göre tamamı ile yani yüzde 100 oranında indirim konusu olabilir. Başkentgaz’ın bu bağıştan dolayı 30 milyon liranın üzerinde bir kazancı vergiden indirilmiş" dedi.

Vergi avantajının Kızılay üzerinden sağlandığını kaydeden Bülent Kuşoğlu şöyle devam etti "Avantaj sağlandıktan sonra bağışın bir başka vakfa aktarılması şartlı bağış gibi görünüyor ama kanuna aykırı hukuka aykırı ahlâka aykırı bağış olamaz şartlı bağış yapılamaz. Böyle bir durum söz konusu olmuş ve bu durum aynı zamanda muvazaa teşkil ediyor. Yani gerçek işlemi vergi indirimini perdelemişler yoksa onu göstermemeye çalışmışlar böyle bir durum söz konusu. Kızılay bir kamu kuruluşu olarak vergi kaçakçılığına aracılık etmiş. Yani devlet itibarıyla oynanmış Vergi çok kaçırılıyor her ülkede kaçırılıyor ama bir devlet kurumunun vergi kaçakçılığına aracılık etmesi böyle bir organizasyonun içerisinde bulunması affedilecek bir olay değil.

Öğrenciler bile; harçlıklarından arttırdıkları paraları Kızılay’a yardım olarak veriyorlardı şimdi kan bağışı yapılmıyor. Ayrıca BAŞKENTGAZ Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı altyapı gayrimenkul yatırım ortaklığı statüsü kazanmış bununla ilgili konunun SPK mevzuatı yönünden araştırılması lâzım. Konu bir suç teşkil ettiği için vergi dışında Ceza Kanunu yönünden araştırılması lâzım. "

Bülent Kuşoğlu: “Kızılay’a bağışlar bıçak gibi kesildi”

HABER 2 : "VELİLERDEN ALINAN PARA ENSAR’A GİDİYOR"

Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ensar Vakfı’nın protokolünü kaleme aldı. Öztürk "Genel müdürlükler tarafından verilen izinlerin yanı sıra il milli eğitim müdürlüklerinin dini vakıflarla yaptığı çok sayıda protokol bulunuyor. Bunlar da kamuoyundan gizleniyor "diye yazdı

Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk "Torunlar şirketine ait Ankara Başkentgaz şirketi tarafından Kızılay üzerinden 8 milyon dolar aktarılan Ensar Vakfı devletin hemen bütün birimlerine girmiş durumda. Bakıyorsunuz devletin okulunun içinde ana sınıfı açıyor. Bütün masraflar devlete ama velilerden alınan paralar Ensar’a gidiyor"ifadesini kullandı.

Sözcü yazarı Öztürk bugünkü köşe yazısında Ensar Vakfı’nın hemen hemen devletin bütün birimlerine girdiğini belirtti.

Vakfın devlet okullarının içine ana sınıfı açtığını velilerden alınan paraların ise Ensar’a gittiğini ileri süren Öztürk yazısında şu ifadelere yer verdi:

"Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından 2017 yılında Ensar Vakfı Birlik Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti’yle ayrı ayrı ‘Çeşitli Eğitim Seminer ve Sosyal Etkinlikler Düzenlenmesine Dair İş Birliği Protokolü’ imzalanmış. Bu protokollere karşı çıkmalara rağmen siyasi iktidar geri adım atmadı aksine iş birliğini artırdı. Karşı çıkanlardan birisi de avukat Esra Deniz Ağar Şudaşdemir’di. Üç protokolün de iptali ve yürütmelerinin durdurulması için dava açtı. Açılan bu davaları emekli Yargıtay Üyesi Ali Suat Ertosun da yakından takip etti.

Ensar Vakfı ve Birlik Vakfı’na karşı açtığı davalarda Danıştay 8. Dairesi’nin yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair verdiği kararlar itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından kabul edilerek protokollerin yürütmesi durduruldu. İlim Yayma Cemiyeti ile yapılan ‘Öğrencilere Yönelik Sosyal Kültürel Sportif Etkinlikler ile Mesleki ve Teknik Kurslar Düzenlenmesine Dair İş Birliği Protokolü’nün iptali ve yürütmesinin durdurulması için açılan davada da Danıştay 8. Dairesi ret kararı verdi. İtiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu bu kararı kaldırdı ve yürütmenin durdurulmasına hükmetti.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın dini vakıflarla yaptığı protokoller bu kadar mı? Değil. Genel müdürlükler tarafından verilen izinlerin yanı sıra il milli eğitim müdürlüklerinin dini vakıflarla yaptığı çok sayıda protokol bulunuyor. Bunlar da kamuoyundan gizleniyor. "

‘Velilerden alınan para Ensar’a gidiyor’