ERMENİ SORUNU DOSYASI : Birleşmiş Milletler insan hakları temsilcilerinin Türkiye’yi sözde Ermeni soykırımına ilişik olarak sorgulamaları ile ilgili bir makale


Birleşmiş Milletler insan hakları temsilcilerinin Türkiye’yi sözde Ermeni soykırımına ilişik olarak sorgulamaları ile ilgili bir makale.

Makalenin az değişik şekli – değişik bir formatta – 10 gün önce Ankara’da yayınlandı (Türkçe’ye çevirisi ile beraber). Konuya ilgi duyan Turkish Forum üyelerinin bilgilerine saygı ile sunulur. The California Courier makalesini çok taze iken TF’da yayımlamakla konuya ilk kez dikkatimizi çeken sayın Dr. Kaya Alp Büyükataman’a teşekkürlerimle.

Ferruh Demirmen

DOKUMANLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

PARAPSYCHOLOGY & MYSTERY FILES : ALL THATS INTERESTING – PART 22


ALL THATS INTERESTING – 22

NOT : RESİMLERİN ALTINDAKİ YAZIYA TIKLADIĞINIZDA İLGİLİ SAYFA AÇILIR.

lonnie-johnson-shoots-super-soaker-featured.jpg

Meet The Guy Who Accidentally Invented The Super Soaker While Working For NASA

While experimenting on a jet pump project for NASA in his bathroom in 1982, Lonnie Johnson shot a stream of water across the room and thought, "This would make a great gun." The Super Soaker went on to make him some $73 million in royalties.

tonacia-tyson-marilyn-mckey-taneshia-jordan-featured.jpg

Dementia Patient Fight Club Uncovered Inside North Carolina Nursing Home

As one patient choked another, a staffer told her to "punch her in the face."

host-on-rocky-mountaineer-featured.jpg

You Can Now Explore The Canadian Rockies In A Glass-Domed Luxury Train

navajo-women-uranium-miners.jpg

The U.S. Ransacked Navajo Lands For Uranium During The Cold War. They’re Still Suffering Today

It’s estimated that at least 4 million tons of uranium were taken from Navajo Nation lands.

woolly-mammoths-roaming-the-tundra.jpg

Scientists Believe They Know What Killed The Last Woolly Mammoths 4,000 Years Ago

crosswalk-smart-cane-woman.jpg

Smart Cane Created By Blind Inventor Could Revolutionize Life For The Visually Impaired

"In these days we are talking about flying cars, but these people have been using just a plain stick."

dead-sea-turtle-and-plastic-pieces-featured.jpg

Baby Sea Turtle Smaller Than Your Hand Washes Ashore With 104 Pieces Of Plastic In Its Belly

It’s estimated that more than 1 million marine animals die from ingesting plastic each year.

nike-jesus-shoe-profile-view.jpg

Nike ‘Jesus Shoes’ Filled With Holy Water Go for $1,425 — And Sell Out In One Minute

The water that fills the shoes’ soles was taken from the River Jordan and blessed by a priest in Brooklyn.

bunch-of-fur-seal-babies.jpg

Seals Are Being Born In Droves On This Tiny Volcanic Island And Scientists Don’t Know Why

deflated-bull-corpse.jpg

Dead Cattle With Sex Organs Cut Out And Blood Drained Add Mystery To Decades Of Animal Killings

"One caller had told…that the alien ships will kinda beam the cow up and do whatever they are going to do with it."

KIBRIS SORUNU DOSYASI : Gazeteci Erdoğan Sevgin 1963 noelinde Lefkoşa’da Rum teröristler tarafından gerçekleştirilen katliamı yazdı


Gazeteci Erdoğan Sevgin 1963 noelinde Lefkoşa’da Rum teröristler tarafından gerçekleştirilen katliamı yazdı

Gazeteci Erdoğan Sevgin 1963 noelinde Lefkoşa’da Rum teröristler tarafından gerçekleştirilen katliamı yazdı.

Sevgin’in Facebook hesabından yazdığı yazı şu şekilde:

Olayı önce şöyle kısaca bir toparlayayım.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde tabib binbaşının eşi Mürüvet Hanım, Lefkoşe’de tek katlı bahçeli bir evde yaşıyor.

Rumlar, azıtmış durumda. EOKA çeteleri kan kusuyor.

Gecenin karanlığında kaleşleri basıyorlar.

Mürüvet hanım üç çocuğunu alıyor, banyoya saklanıyor. Önce bir şangırtı… Pencere kırıldı… EOKA’cı 3 Rum dalıyorlar banyoya… Peşpeşe tetiğe basıyorlar… Mürüvet Hanım’la 3 çocuğunu acımasızca tarıyorlar.

Gazeteci Ömer Sami Çoşar, kanlı Noel’i fotoğraflıyor… Gazetelere, dergilere servis ediliyor.

* * *

Hayat dergisinde çalışıyorum o yıllarda. Görsel yönetmenim.

Fotoğraf benim önüme konuluyor, sayfayı ben çizeceğim…

O kan donduran resme bakıyorum, hiç düşünmeden resmi iki tam sayfaya yayıyorum.

Şimdi resmin üzerine çalışacağım. Başlığı atacağım, yazı yerlerini ayarlayacağım.

Hayat yazı işlerini şöyle bir anlatayım size: Patronumuz Şevket Rado’nun odasından çıkınca, Hayat yazı işlerine girersiniz. Ortada bir koridor… Koridorun iki tarafı camlı bölme.

Şevket Bey koridorda dolaşıyor. Önümdeki katliamın resmini görüyor. Yamacıma geliyor.

“Olmadı Erdoğan” diyor, “Küçült resmi. Milleti galeyana getirmeyelim.”

Emir, demiri keser. Mecburen resmi ufaltacağız. Ufaltıyoruz da. Elimiz gitmeye gitmeye…

Bir hafta sonra, Avrupa dergileri geliyor. Almanya’dan Stern, Bunte, Qick… Fransa’dan Paris Match… İtalya’dan Tempo…

Malum resim bütün Avrupa dergilerinde iki tam sayfa…

Uçuyorum havada, dünyalar benim oluyor.

Koridora bakan camekanın yanındaki masaya yayıyoruz dergileri.

Şevket Bey geçerken görsün diye.

İyi ki Şevket Bey, Hayat’ın Genel yayın müdürü, yazı işleri müdürü değildi. Olsaydı. Batırmıştı dergiyi.

Genel yayın müdürü Hikmet Feridun Es’ti. İbrahim Çamlı yazı müdürü. Mazhar Kunt, yardımcısı. Çok çok sonra Hayat’ın Kaptan köşkünde Çetin Emeç’i görürüz.

Hayat, Menderes’in uçak kazasında 500 bir sattı. Yassıada Mahkemeleri’nde de o kadar.

Bjr dönem Hayat’ta çalıştığım için öyle mutluyum ki…

KANLI NOEL NASIL OLDU ??

Kıbrıs 1963 yılının 21 Aralık günü itibariyle olağanüstü bir Rum vahşetine maruz kaldı. Silahsız Türkler kurşunlarla cezalandırıldı, tek suçları Kıbrıs’ta yaşamaktı. Kıbrıs adası bütün tarihinin en belirsiz günlerini yaşıyordu. Rumlar Hz. İsa’nın doğumunu bahane ederek sokaklara dökülmüşlerdi. 1960 yılında adada bir cumhuriyet kurulmasına rağmen Makarios bu anayasayı kabul etmedi ve kendi lehinde değiştirilmesi için Türk tarafına öneride bulundu. Fakat Türk kesimi bu öneriyi reddetti. Rumların bütün amacı Türkleri karşılık vermeye iterek katliamları meşrulaştırmaktı. (1)

· Kanlı Noelin Gelişimi

1963 Aralık ayının başlarında İsmet İnönü’nün istifası ile birlikte hükümet büyük bir çıkmaza girmişti. Bu arada Yunanistan hükümeti de el değiştirdi ve göreve Yorgo Papandreu getirildi. Yeni hükümet Zürih ve Londra Antlaşmalarını kabul etmekte zorlanıyordu. Bu 13 maddelik değişiklik talebi ve karşı koyma beraberinde 20.000 EOKA militanını adaya taşımış ve “Akritas Planı”nı devreye sokmuştu. Plana göre Lefkoşa 8 saat içinde ele geçirilecek ve Türk köyleri imha edilecekti. (2)

Rum kesimi ilk olarak saldırılarına bir kılıf hazırlamaya kalkıştı. 4 Aralık 1963 tarihinde EOKA tarafından daha önce öldürülen ve örgüt militanı olan Markos Drakos’un heykeli bombalandı ve suç Türklerin üzerine atıldı. İşte şimdi Türklere saldırmak için uygun ortam oluşmuştu. Bu durum bütün dünya kamuoyuna Türkler bizlere saldırdı diyerek bir güzel pazarlandı. (1)

Eokacılar Trodos Dağlarında

Tarihler 20 Aralığı gösterdiğinde Rum saldırıları ilk olarak Lefkoşa’nın Tahtakale semtinde kadınların üzerlerinin aranmak istenmesiyle başladı. Olay yerinde bulunan Türkler ise bu duruma karşı çıkmak isteyince Rumlar kalabalığın üzerine ateş açtı, açılan ateş sonunda Zeki Halil ve Cemaliye Emirali hayatını kaybetti. 21 Aralık tarihinde garantör olarak Türk kesiminden sorumlu olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük ve dönemin Savunma Bakanı Osman ÖREK Yunan İçişleri Bakanı Yorgacis ile konuşmaya geldiğinde Baf Kapısı Polis Karakolu adeta bir seferberlik havası içindeydi. Türk gençleri 21 Aralık’ta yapılan saldırıyı kınamak istediğinde EOKA tarafından Lefkoşa Türk Lisesi yaylım ateşine tutuldu. Aynı gün Lefkoşa’da bulunan Atatürk modeli ve Rauf Denktaş’ın bürosu saldırıya uğradı. Artık EOKA birliklerine Rum milisler de destek vermeye başlamıştı. Sokak başları tutulmuş ve Türk köylerinde insan avı başlamıştı. Işığı yanan Türk evlerine baskınlar düzenlendi ve cinayetler işlendi. Rumlar, Noel Bayramını Türk halkını öldürerek kutluyordu. (1) (2) (5)

Köylerini savunan Türk mücahitler

Saldırıların odağında Lefkoşa’nın Kumsal kenti vardı. Rumlar Lefkoşa’yı ele geçirdiğinde Türk dirayeti kırılmış olacaktı. Dönemin Türk Kuvvetleri Komutanı olan Emekli Tabip Tuğgeneral Nihat İlhan’ın eşi ve çocuklarına adeta bir vahşet uygulandı. İlhan’ın eşi Mürüvet İlhan ve çocukları Murat, Hakan ve Kutsi vahşice Rumlar tarafından öldürüldü. (1) (2)

Rumlar kendi kaderlerine kendilerinin karar vermesi adına Türklerin yoğunluklu olarak bulunduğu Kumsal Kentine saldırmayı düşündüler. Çünkü adanın Rum varlığı 1133 iken adadaki Türk varlığı 5126 kişiydi. Adadaki bu dengesiz nüfus nedeniyle 19 Aralık tarihinden başlayarak Rumlar saldırılar planlamaya başladılar. Fakat Türk mücahitler yapılması planlanan bu saldırı planlarına karşılık hazırlıklara başladılar. (1) (2)

· Rum Saldırıları Başlıyor

Katliamdan kaçan kadınlar

22 Aralık 1963 günü Rum saldırısı başladı. Saldırılarda EOKA’yı Nikol Sampson komuta ediyor ve Rum birlikler sürekli takviye ediliyordu. Saldırıların başlamasının hemen ardından Yunan yönetici Makarios, Garanti Antlaşmasını tanımadığını açkılayınca Rumlar iyice saldırganlaştılar. Kent boşaltılmalı ve Türkler güvenli bölgeye çekilmeliydi. 23 Aralık tarihinde Türkiye antlaşmanın garantörü olan İngiliz ve Yunan ortaklarına Kıbrıs’a müdahale için öneride bulundu; fakat müdahale yapılmadı. Adada bulunan mücahitlerin özverili çalışmalarıyla 24 Aralık tarihinde 5.000 Türk vatandaş Lefkoşa’nın güvenli bölgelerine taksim edildiler. Rumlar Kaymaklıya saldırdığında genç yaşlı demeden öldürmeye başlamış ve ellerine geçirdikleri yaşlı veya çocuk 550 kişiyi esir almışlardı. (1) (2) (5)

25 Aralık tarihinde Türk tarafı müdahale hakkını kullanmak için harekete geçmiş ve türk savaş uçakları Kıbrıs semalarında Rumlara gözdağı vermeye başlamıştı. Makarios hemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük’ü ve Rauf Denktaş’ı anlaşmak için İngiliz Komiserliğine çağırdı. Türk hükümeti ile anlaşma masasına oturan Rumlar hem anlaşma sağlarken hem de geri planda Ayvasıl Türklerini öldürüp toplu mezarlara gömmüştüler. Ayvasıl köylülerinden 21 kişi öldürülerek çukurlara atılmış ve üzerleri kapatılmıştır. Ayvasıl toplu mezarları BM Müfettişi nezaretinde 14 Ocak 1964 tarihinde açıldı ve bütün dünyaya bildirildi.

İngiliz Komutanların da aracılığıyla “Yeşil Hat” çekildi. 26 Aralık 1963 gecesi ise Türk, Yunan ve İngiliz taraflarınca adaya müdahale kararı alındı. 23 ve 25 Aralık günleri arasında “Kanlı Noel” olarak adlandırılan safhada 200 Türk hayatını kaybederken 475 kişi de yaralıydı ve en vahimi kayıpların akıbeti bilinmiyordu. EOKA’ya liderlik yapan Nikol Sampson daha sonra “Eleftheria” gazetesine emri Yunan hükümetinden alarak uyguladığını bildirdi ve “Kanlı Noel”i zafer olarak nitelendirdi. (1) (2)

Rum saldırılarının ardından 18.667 Kıbrıslı Türk, 103 köyü boşaltmak zorunda kaldılar. Barış Gücü ve mücahitlerin nezaretinde bulundukları bölümleri boşaltan Türkler’in BM kayıtlarına göre Lefkoşa’da 39, Girne’de 7, Baf’da 49, Larnaka’da 21 ve Magusa’da 21 olmak üzere 137 köyü zarar görmüştü. 1963 tarihinde başlayarak 1964 yılında sonlanan Rum saldırılarında toplam 364 Kıbrıslı Türk hayatını kaybetti. (6)

· Kaybolmuş hayatların yürek burkan hikayeleri…

Tarihler 1 Ocak 1964 tarihlerini gösterdiğinde Sadrazamköy’de aslında Türk olan yedi kişilik bir aile Rumlara çobanlık yapıyordu. Onlar bilemezlerdi yıllardır hizmet ettikleri insanların onların canlarına kastedeceklerini. Rumlar yedi kişilik aileyi öldürüp kuyuya atmışlardı. Kan dondurucu bu vahşet aslında toprakla veya egemenlik haklarıyla örtbas edilemezdi. Baba Rahmi Hasan (59), Anne Ayşe Rahmi (42) ve ailenin çocukları olan Hasan (15), Zahide (12), Ahmet (7), Şerife (5) ve Mustafa (2) zalimce katledildiler. Yedi kişilik aile hiç bilmedikleri bir davanın ve savaşın ortasında günahsızca katledildiği ve ailenin gömüldüğü toprak parçasında yıllar sonra barıştan bahsedeceklerdi. Fakat bu aile Girne’nin Karşıyaka (Vasilya) köyünde doğmalarına rağmen hayatlarını Rumlara çobanlık yaparak sağlıyorlardı. (3)

Karşıyaka (Vasilya) köyü 1956’nın 18 Martında sarhoş Rumlar tarafından basıldı. Kadınlara saldırarak ihtiyarları tarumar ettiler. Köyün erkekleri dışarıdayken yapılan bu saldırı sonucunda 75 kişinin yaşadığı köyde 17 ağır yaralı vardı. 1963 katliamına kadar köylerinde kalan Türkler 1964 yılının başlarında daha güvenli bölgelere göç etmek sorunda kaldılar. 1964 yılında ayrıldıkları köylerine ve bütün eşya ve evlerini bıraktıkları köylerine ancak 11 sene sonra geri dönebildiler. (3)

24 Aralık günü İbrahim Nidai ve Şevket Kadır Lapta köyünden Girne’ye haber almak için yola çıkmışlardır. Fakat iki gençten ne bir haber nede kendileri dönebilmişlerdir. Her gece köye nöbet tutuluyordu; fakat iki genç geç saate kadar halen gelmeyince köyü bir endişe kapladı. Bir gün sonra bütün ümitleri tüketen o haber gelmişti. Gençler Rum çetelerin eline düşmüş ve Ayyorgi kireç ocaklarında canice yakılmışlardı. Ölümler arttıkça köyü aynı telaş sardı. Rumlar 4-5 bin kişilik gruplarla toplanmışlardı ve 350-400 Türk ne kadar dayanabilirdi? Adanın Türk halkı ve mücahitler ellerine geçen en eski silahlarla bile Rum çetelerine karşı savaştılar. (2)

Kanlı Noel’den Geriye Kalan Fotoğraf

EOKA ve Rum çeteleri birleşerek köylere saldırmaya başlamıştı. Yer Lefkoşa’nın batısında bulunan Kumsal semti… Semte gelen Rumlar İrfanbey Sokağına ulaştığında Mürüvet Hanım çocuklarına pijamalarını giydiriyordu. Fakat birden kapının önündeki Rumları fark etti ve çocuklarıyla birlikte küvetin içinde saklandı. İki evladı ile küvete sığınan sessizce ölümün ayak seslerini dinlemeye başladı. Evin sahibi olan Hasan efendi ve Feride hanım ise yine banyoya sığındılar. Ev sahibesinin kardeşi olan Nuvber ise beş aylık bebeğiyle banyoya saklandı. Zaman ilerledi ve Rum çetesi kapıyı kırarak içeri girdiler. Evde bulunan insanlara çoluk çocuk demeden otomatik mavzerle 15, storn otomatik tabanca ile 12 ve diğer mavzer silahlarla 6 el ateş ettiler. Rumlar Kumsal köyüne saldırıyorken hiçbir destek kuvvet gelmedi. Birlikler iki gün sonra köye ulaştığında 2 numaralı evdeki banyonun ışığı açıktı. Duvarlar kanlarla ve et parçaları ile kaplıydı. Bir kadın banyo küvetinde cansız üç yavrusuyla birlikte can vermişti. Hakan ve Kudsi annelerinin kucağında can vermişlerdi. Rumların gözü kan bürümüştü. Yoksa hangi ideoloji veya amaç küçücük bedenleri kendilerine hesap görürler ki. Kıbrıs Türk Alayı Binbaşısı Dr. Nihat İlhan eşi ve ufacık yavruları Rum çeteler tarafından böyle katledilmiştir. (5)

· Vural Türkmen ve katliam fotoğraflarının Türkiye’ye kaçırılması…

Türk gazeteciler Lefkoşa Havaalanına indirilmiyor ve diğer uçaklarla belge veya yazı alışverişleri yasaklanıyordu. Peki ama bütün dünyanın görmesi gereken katliam fotoğrafları dünyaya nasıl servis edilecekti? Nihayetinde bir fırsat ellerine geçecekti. Ankara’dan gelen bir tıbbi uça alana iniş izni almış ve gidişte yaralıları alacaktı. Gelen uçakla Ankara Vali muavini de gönderilecektir; fakat vali aranacaktır. Hemen bütün çalışmalar toplandı, fotoğraflar yazılarla birlikte zarflara konuldu. Fotoğraflar ve yazılar Türkiye’ye nasıl gönderilecek ti? Doktorlar ve gazeteciler bir araya gelerek bu soruna bir çare bulmaya çalıştılar. (5)

Rumlarla yapılan mücadelede ağır yaralanan 5 mücahitten 3’ü hayatını kaybetmiştir. Yaralılardan Vural Türkmen aslında Türk Mukavemet Timleri Gizli Örgütü’nün (TMT) bir üyesiydi. Türkmen Dr. Kaya Bekiroğlu, Dr. Naim Adiloğlu, Dr. Ezel Örfi, Dr. Şemsi Kazım ve Kimyager Cahit Rüstem ekibi tarafından kasıklarından boğazına kadar alçıya alındı. Belgeler ve resimler Türkmen’in göğüs ve sırt bölgesine yerleştirildi. Daha sonra Türkmen Kızılhaç görevlileri tarafından uçağa bindirilir. Etimeskut Askeri Havaalanına inen Türkmen indiğinde belgeler ve resimler Türk yetkililere teslim edildi. (5)

Kıbrıs katliamı Türkmen sayesinde bütün dünyaya duyuruldu. Katliam kanıtlandıktan sonra karargahta tutulan Türk askerleri harekete geçtiler. Kıbrıs müdahalesinde Türkiye artık Batılı devletlere kanıt sağlayabilirdi. 15 Ocak 1964 tarihinde yayınlanan fotoğraflara dayanarak Londra Konferansı düzenlendi. Dönemin Başbakanı olan İsmet İnönü bizzat hastaneye gelerek Vural Türkmen’i kutladı. Fakat İnönü yan tarafta yatan mücahit tarafından Kıbrıs’a müdahale için telkin edildi. (Kanınızda zerre kadar Türk kanı varsa Kıbrıs’a müdahale edersiniz). Siyah beyaz tek kare fotoğraf Türklerin meşru müdafaa hakkını bütün dünyaya kanıtlamıştı. (5)

· Kaynaklar

1) Ahmet Akyol, Kanli Noel Olayları

2) Kanlı Noel Olayları

3) Kıbrıs TKD, Kanlı Noel

4) Kanlı Noel Unutulmadı, Yeni Çağ Gazetesi

5) Barbarlık Müzesi

6) Kanlı Noel, Türk Soykırımları

ADLİ BİLİMLER DOSYASI : Olay Yeri İnceleme Ekiplerimiz Radyasyonlu Vakalara Hazırlıklı mı ???


Olay Yeri İnceleme Ekiplerimiz Radyasyonlu Vakalara Hazırlıklı mı ???

Nükleer veya radyolojik maddeler, tıp, tarım, sanayi ve endüstriyel alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra , nükleer ya da radyolojik malzemelerin terörizm ya da diğer suç işlemlerinde kullanılma riski vardır.

Bir nükleer silahın, radyasyon saçıcı aygıtın (RDD) patlaması veya bir radyasyon yayıcı aygıtın (RED) yerleştirilmesi ciddi sonuçlara yol açar.

Bu tür olaylar insan sağlığına ve çevreye zarar vererek, panik yaratır ve ekonomik ve politik istikrarı etkiler.

Her türlü suç olayı ya da kazada, olayın aydınlatılması "Olay Yeri İncelemesi" ile başlar. Kolluğumuzun sıradan olayalara müdahale eden gelişmiş bilgi ve teknolojiyle donatılmış "Olay Yeri İnceleme Ekipleri" mevcuttur.

Ancak , Radyoaktivite ile kirlenmiş bir saha da durum biraz farklıdır.

Radyolojik olay yeri yönetimi, nükleer veya diğer radyoaktif maddelerle kirlenmiş veya şüpheli olduğu bir olay yerinde yapılılmaktadır.

Burada tüm olay yeri incelemelerinde olduğu gibi, güvenli, etkili ve verimli operasyonlar yapolmalıdır.

Radyolojik bir suç mahallini yönetmek, nükleer bir güvenlik açığına cevap vermenin kilit parçasıdır.

Radyolojik suç mahallerinde kanıt toplama, coğrafi alanın veya olay yerinin modellemesi ve patlayıcı olayların dahil olup olmadığına dair kanıt arama çalışmaları, geleneksel olay yerine yaklaşımla benzer özellikler gösterebilir. Ancak radyoaktif veya nükleer malzemenin karıştığı bilinen veya şüphe edilen bir olay yerinin incelemeleri sırasında maruz kalınacak dozun belirlenmesi, inceleme personelinin radyasyondan korunması, kullanılacak kişisel koruyucu ekipmanın kullanılması, kirlenmiş ve örnek alınacak alanın belirlenmesi, olası radyoaktif örneklerin uygun şekilde alınması ve iletilmesi, alınan örneklerin doğru laboratuvarlara gönderilmesi, önem taşır.

Bu örneklerin doğru alanlardan alınmaması değerli kanıtların kaybolmasına neden olabileceği gibi , radyoaktif olarak kirlendiği bilinmeyen olay yerlerinde görevli personelin radyasyona maruziyetine neden olabilir.

Bu nedenle kirli bomba açısından yerli veya uluslararası istihbarat bilgisi elde edilmiş eylemlerde , radyolojik/nükleer saldırı içeren tehdit mektupları ile çalıntı radyolojik /nükleer kaynakların varlığında gerçekleşen olaylarda olay yeri veya bölgesinin radyoaktivite açısından değerlendirilmesi son derece önemlidir.

Bu nedenlerle olay yeri incelemelerinde ,ortam veya alandaki radyasyon ölçümlerini doğru ve güvenilir şekilde yapabilecek, olay yerinde davranma kuralları hakkında bilgili,radyasyondan kendini koruyabilecek, personelin özellikle büyük şehirlerden başlayarak eğitilmesi hususu ülkemiz için bir gerekliliktir.

Bu eğitimlerin sadece teorik olarak değil pratik olarak yapılabilmesi, radyolojik ve/veya nükleer adli bilimler açısından değerli olduğu kadar, verilerin yanlış yorumlanması , gözden kaçırılmasının önüne geçebilir.

Unutulmamalıdır ki, Radyasyon, duyu organları ile hissedilebilen bir meta değildir. Görülmez, duyulmaz, hissedilmez ve dokunarak algılanamaz.

Günlük yaşamda kişilerin aldıkları radyasyon dozunu ayrıca olay yerindeki radyasyonun varlığını belirleyip miktarını özel geliştirilmiş cihazlar kullanılmaktadır.

Bu maksatla geliştirilmiş olan aygıtlara genel olarak radyasyon dedektörü denilmektedir.

Dedektörler, radyasyonun içlerinde sebep olduğu iyonlaştırma ve uyarma mekanizmalarının elektrik sinyallerine çevrilmesi prensibiyle çalışırlar .

Kalibrasyonları uygun şekilde ve aralıklarla yapılan radyasyon dedektörlerinin şüpheli olaylarda kullanılabilmesi için öncelikle radyasyon dedeksiyon timlerinin oluşturulmalıdır.

Bu dedektörlerin çok yüksek maliyeti olmadığını düşündüğümüzde, hele ki ülkemizde milli olarak imal edersek,

hemen her olay yeri inceleme aracında bulundurulması personelin güvenliği açısından uygun olacaktır.

Bu demek değildir ki her Olay Yeri İnceleme Tim i , Radyoaktif olaylara müdahal etsin. Çünkü bu müdahaleler için çok ciddi özel ekipmanlar ve giysiler gerekmektedir.

Hiç olmazsa Olay Yeri İnceleme Ekibi şüpheli ortamda bu dedektörlerle radyasyon olup olmadığını belirleyip, yetkili ekiplere haber verebilecektir.

Adli Bilimciler Derneği adına

Prof.Dr.Levent Kenar – Prof.Dr.İ.Hamit Hancı

AMERİKA DOSYASI /// E. TUĞA. TÜRKER ERTÜRK : TRUMP’IN TWEETLERİ NE ANLAMA GELİYOR ???


LİNK : http://www.turkererturk.com.tr/trumpin-tweetleri̇/

Bugün (13 Ekim 2019), Suriye’nin kuzeydoğusunda başlatılan Barış Pınarı Harekâtının beşinci günü. Türk Silahlı Kuvvetleri kahramanlar gibi savaşıyor, aslanlar gibi mücadele ediyor ve Mehmetçik yine tarih yazıyor. Zaten bunun böyle olacağını biliyorduk. Ama başlarındaki siyasi iktidar için aynı şeyi söylemek mümkün değil! İktidar, kahraman askerlerimizin aksine şov ve yanlış işler peşinde ve iktidarını bunun üzerinden pekiştirme derdinde.

Siyasi Hedef yanlış seçilmiş. Bu hedef, ülkemizin çıkarları ve güvenliği ile taban tabana zıt! Bunun anlamı; asker zafer kazanacak, Türkiye yine kaybedecek. İktidar, Suriye’nin toprak bütünlüğünün peşinde değil! Bu konudaki söylemleri asıl amacını gizlemek için sözde, özde değil! Suriye’yi Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında bölüp parçalamak amacıyla emperyalizm tarafından kurulan ÖSO için “Suriye’nin Milli Ordusu’dur” denmesi bile bunun onlarca emarelerinden biridir.

Türkiye, ne yazık ki aklı ve vicdanı hür, emin, ehil, ehliyetli ve bilgili eller tarafından yönetilmiyor. Bunun sayısız örnekleri var. Bugün, bunlardan bir tanesine dikkatinizi çekmek istiyorum.

Artık Savaşların Karakteri Değişti

Erdoğan, Sırbistan’dan dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlamış ve Trump’ın sosyal medya üzerinden yayımladığı çeşitli mesajların sorulması üzerine; “ABD askeri ve güvenlik bürokrasisi başkanlarının talimatlarını yerine getirmiyor. Siyasiler ve medya Trump’ın üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyor. O da bu baskıları hafifletmek için mecburen twitter üzerinden bazı mesajlar veriyor’’ demiş.

Bu açıklamanın uzaktan veya yakından gerçeklikle ilgisi yok! Daha da kötüsü, bu açıklama gösteriyor ki; Türkiye kendisine karşı çok ağır biçimde icra edilen Beşinci Nesil Savaş’ın ve bu kapsamda yapılan Bilgi Harbi’nin farkında değil. Trump’ın tweetleri bu kapsamda olup, arkasında devlet aklı bulunan ataklardır. Düşünebiliyor musunuz; bir tweet atıyor, Türkiye’de Türk Lirası’nın değeri düşüyor ve borsa çakılıyor. Bir tweet atıyor, Çin’de karışıklık çıkıyor. Dahası da var!

Beşinci Nesil Savaş

Artık savaşların karakteri, özellikleri, yapısı ve genetik kodları değişmiştir. Günümüzün savaşlarında; çatışma ile barış, asker ile sivil, cephe ile emniyetli bölge, dost ile düşman kavramları arasındaki hatlar bulanık ve belirsizdir. Bu savaşlar tek merkezden yönetilmez, ateş ve manevra gücü asli unsur olmaktan tamamen çıkmıştır.

Günümüzdeki bu savaş artık; “Beşinci Nesil Savaş (Fifth Generation Warfare)” veya “Hibrit Savaş (Hybrid Warfare)” olarak adlandırılıyor. Bu savaş, ağırlıkla ateşli silahlarla yapılmıyor ve yapılmayacak da. Bu, Beşinci Nesil Savaş (Fifth Generation Warfare). Yüksek teknoloji, devlete bağlı olmayan aktörler, terörizm, vekâlet savaşçıları, binlerce kilometre uzaktan ve uzaydan sevk ve idare edilen insansız hava ve deniz araçları, bilgi harbi, psikolojik harekât, medya, din, terörizm, siber timler, toplumsal mühendislik, seçimlere müdahale, beyin yıkama, ekonomik ve ticari manipülasyonlar ve daha niceleri bu savaşın silahlarıdır.

Bilgi Harbi

Bilgi Harbi (Information Warfare); bir devletin ulusal hedeflere ulaşmasını desteklemek için, kendi bilgilerini, sistemlerini ve bilgi altyapısını yüksek teknolojinin katkısıyla etkin olarak kullanıp korurken, diğer ülkelerin bilgi sistemleri ve alt yapılarını etkisiz hale getirmek ve istismar etmek amacıyla yaptığı faaliyetlerdir.

Yazarsam Yer Yerinden Oynar!

Bilgi Harbi’nin silahlı kuvvetler tarafından uygulanan bölümüne ise Bilgi Harekâtı denir. Bilgi Harekâtı yalnız silahlı kuvvetler tarafından değil, hemen hemen tüm bakanlıklar tarafından (Ticaret, Turizm, Tarım gibi) uygulanır veya uygulanması, hatta bu konuda planlarının olması da gerekir. Bizde ise durum evlere şenlik; ne plan, ne bilgi ne de farkındalık var!

Konuyu daha kolay anlatabilmek için bir örnek vermek gerekirse; bazen bazı kişilerden “Konuşursam çok kişinin başı belaya girer’’ veya “Yazarsam yer yerinden oynar” gibi sözler duyarsınız. İşte bunlar; kişisel olarak yapılan Bilgi Harbi’dir. Ama arkası getirilemezse, yani bilgi ile doldurulamazsa; inandırıcılığını kaybeder, boş tehdit ve şantajın ötesinde bir anlam taşımaz ve başarısız olunur.

Hesabını Uzmanlar Kullanıyor

İşte devletler de bu anlamda Bilgi Harbi yaparlar. Tarihi gelişim içinde, ilk çağlardan itibaren Bilgi Harbi yapıla gelmiştir. Ama günümüzde, özellikle bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişmesi ile birlikte bu harp büyük bir çıkış yapmış ve etkinliğe ulaşmıştır. Sosyal medyanın Bilgi Harbi’nde her bakımdan büyük önemi ve etkinliği vardır.

Sonuç olarak söylemek gerekirse; Trump’ın mesajları hatta mesajlarının içeriğindeki küstahlıkları, tehditleri ve hatta densizlikleri bile, arkasında ABD’nin emperyalist devlet aklını ve bu kapsamda Bilgi Harbi’nin özelliklerini içermektedir. Muhtemelen Trump’ın twitter hesabını kendisi dışında ama kendi üslubuna haiz Bilgi Harbi uzmanları kullanmaktadır. Yani Trump’ın tweetleri Bilgi Harbi kapsamında, adeta nükleer başlıklı balistik füze değerindedir. Eğer ülkenizi yöneten siyasi kadrolarınızda bu farkındalık yoksa, bu tweetlerin isabet ve hasar oranı çok ama çok yüksek olur ülkeniz için!

Türker Ertürk

PARAPSYCHOLOGY & MYSTERY FILES : ALL THATS INTERESTING – PART 21


ALL THATS INTERESTING – 21

NOT : RESİMLERİN ALTINDAKİ YAZIYA TIKLADIĞINIZDA İLGİLİ SAYFA AÇILIR.

skinny-grizzly-in-canada.jpg

Climate Change And Salmon Farming Are Forcing Grizzly Bears To Starve

In British Columbia this summer, 5 million sockeye salmon were expected to return and spawn. Only 600,000 came.

craco-aerial-view.jpg

Inside Italy’s Abandoned Medieval Ghost Town That Sits Atop A 1,300-Foot Cliff

Archaeological evidence suggests humans have inhabited the site since at least the eighth century B.C.

mars-portrait.jpg

For The First Time, You Can Now Listen To The Sound Of A ‘Marsquake’

NASA’s InSight lander has registered more than 20 ‘marsquakes’ over the last several months.

scroll-being-scanned.jpg

Ancient Scrolls Charred By Mount Vesuvius To Be ‘Virtually Unraveled’ With A.I.

The scrolls may have belonged to Julius Caesar’s father-in-law before Vesuvius carbonized them in 79 A.D.

zeus-the-pit-bull-puppy-featured.jpg

Pit Bull Puppy Dies After Protecting Two Florida Kids From A Venomous Snake

Zeus first laid down on top of the snake to pin it to the ground and keep it from harming the boys. Then, he bit off and swallowed its head.

flying-girl-beside-conjuring-house-featured.jpg

The House From ‘The Conjuring’ Has New Owners — And They Say The Place Is Still Haunted

"We had doors opening, footsteps and knocks," said one of the new owners. "I’ve had a hard time staying there by myself."

shark-fossil-and-frilled-shark-featured.jpg

360-Million-Year-Old Fossil Reveals Eel-Like Shark Species From The Time Before Dinosaurs

buddy-with-iv-and-amputation-wounds.jpg

Mother And Daughter Arrested After Police Find Their Dog With Its Legs ‘Sawed Off’

Buddy was shot in February. Instead of taking him to the vet, his owners left him to drag his own paralyzed legs until they developed sores.

turtles-covered-in-oil.jpg

Mysterious Oil Slick Is Polluting Brazil’s Beaches And Killing Sea Turtles

The oil has appeared at more than 100 locations in the past month alone, but scientists cannot locate its origin.

excavation.jpg

Ancient Archaeological Site In Idaho Suggests Humans Made It To North America 16,000 Years Ago

HUKUK DOSYASI /// MUSTAFA SOLAK : MÜFREDAT VE FETVALARDA MEDENİ KANUN KARŞITLIĞI


MUSTAFA SOLAK : MÜFREDAT VE FETVALARDA MEDENİ KANUN KARŞITLIĞI

Medeni Kanun, millet egemenliğini, laikliği, kadın-erkek eşitliğine dayalı bir aile birliği içermesi, hâkime takdir yetkisi tanıması, dilinin basitliği gibi nedenlerle 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilir, 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girer.

Medeni Kanun’un getirdiği önemli haklar

1) Resmi nikâh zorunlu hale getirildi.

2) Tek eşli evlilik zorunlu hale getirildi.

3) Mirasta kız ve erkek çocukların eşit pay almaları sağlandı.

4) Tek taraflı olarak erkeklerin olan boşanma hakkı eşit koşullarla kadınlara da tanındı.

5) Kadınlara istedikleri işte çalışabilme hakkı tanındı.

6) Patrikhane ve konsoloslukların yargı yetkileri sona erdi.

7) Laik hukuk anlayışı toplumun her kesiminde uygulanır duruma geldi.

8) Türkiye’de hukuk birliği sağlandı.

Müfredat, ders kitapları ve Diyanet’in fetvalarında da eşitlik ve kadın hakları konusunda geriye gidildi. Ders kitaplarında ve fetvalarda Medeni Kanun’a ve bu kanunun kadın-erkek eşitliği, milli birliği sağlama amaçlarına aykırı şu ifadeler yer almaktadır:

1. Kocaya 4’e kadar çok eşli olma hakkı.

2. Anneleri ile zifafa girilmeyen üvey kızlarla evlenilebilir.

3. Boşama yetkisi kocaya verilmiştir, koca yetkisini başkasına devredebilir.

4. Boşama için kocanın mahkemeye gitmesine gerek yok, “boş ol” demesi yeterli.

5. Boşamadığı halde kasten yanlış beyanda bulunan Maliki ve Hanbeli eşini boşamış sayılıyor.

6. Zifaf gerçekleşmeden yapılan boşama geçerlidir.

7. Kadını âdetli iken boşamak geçerli.

8. Çocuk olmaması boşanma sebebi sayılıyor.

9. Mirastan kız çocuklara, erkeğin yarısı kadar pay verilir.

10. Mirasçı, farklı dinden ise mirastan pay alamaz.

11. Evlatlık ile evlat edinen arasında mirasçılık ilişkisi yoktur

12. Kadının “açmasına izin verilen avreti; yüzü, bilekleriyle birlikte elleridir”,

13. Mezheplere göre avret yeri, farklı düzenlendi.

14. Elbise, karşı cinsin dikkatini çekmemeliymiş.

15. Kadına bakmak haram.

16. Kürtaj “cinayettir” yaklaşımı var.

17. Estetik yasak.

18. Tekfir eden (dinden çıkan) erkekse Müslüman bir kadınla evlenemez.

19. Dinini ve ahlakını beğendiğiniz dünürün oğluna kızınızı vermezseniz yeryüzünde fitne ve bozgunculuk olurmuş.

20. Kadın, eşinin sevmediği kimseleri evinize sokmamalı ve hoşlanmadığı kimselerle konuşmamalı imiş.

21. Milli birlik ve emperyalizme direnmek için mücadele edilmeli

Eğitimdeki ve fetvalardaki bu ifadelere karşı son 1,5 yıldır CKD ve Türk Kadınlar Birliği dışında çaba sarf edene rastlamadım. Kadının özgürlüğü erkeğin özgürlüğüdür. Erkeği önce ana yetiştirir. Dahası ülkemiz, ABD ile enstrümanları PKK ve FETÖ ile mücadele ederken milletin arasına ayrılık sokmak yanlıştır. Kadını erkeğiyle milli birlik halinde emperyalizme direnebiliriz. Mücadele edelim.

Kadın-erkek eşitliği için şunlar yapılabilir:

a. Müfredat ve ders kitapları kadın-erkek eşitliği yönünden incelenmeli ve cinsiyet eşitliğine uygunluğunun denetimi yapılmalı.

b. Kadınlara yönelik ayrımcılık içeren ifadeler müfredat ve ders kitaplarından çıkarılmalı.

c. Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimin tüm kademelerinde zorunlu ders olarak yer almalı.

NOT: Müfredat ve ders kitaplarındaki Medeni Kanun’a karşıtlığına dair, “Gayrimilli Eğitim” ve “Diyanet’in Fetvaları” kitaplarım okunabilir. Daha da önemlisi mücadelede değerlendirelim.

Tarihçi

Mustafa Solak